- Katılım
- 11 Ara 2005
- Mesajlar
- 5,717
- Beğeni puanı
- 0
- Puanları
- 0
Osmanlı’nın zeka oyunu mangala popüler oldu. Orta Asya’da çobanlar tarafından geliştirildiği kabul edilen mangala zeka ve stratejiye dayanıyor. Oyunu tekrar gündeme taşıyan Serdar Asaf ve Serkan Aziz Ceyhan, mangalanın Osmanlı’da tavla ve satranç kadar yaygın bir oyun olduğunu söylüyor
Serdar Asaf ve Serkan Aziz Ceyhan kardeşler İstanbul’un tarihini araştırdıkları bir proje için Osmanlı kaynaklarını incelerken birçok minyatürde bir detay dikkatlerini çeker. Kahvehane, ev ve çarşıdaki kalabalığı resmeden minyatürlerde, onca insan arasında iki kişinin, üzerinde çok sayıda çukur olan bir tahtanın önüne karşılıklı oturmuş hali gözlerinden kaçmaz. Birçok minyatürde küçük bir ayrıntı olarak yer alan bu tahtanın başına oturan iki kişinin ne yaptığını merak eden Ceyhan kardeşler araştırmaya başlar. Ardından bu oyunun eski bir zeka oyunu mangala olduğunu öğrenip 1970’lerden sonra unutulan oyuna yeniden hayat verdiler.
ÇOBANLAR BULMUŞTU
Mangala Türk zeka ve strateji oyunu ile ilgili tarihi araştırmalar, oyunun Sakalar, Hunlar ve Göktürkler döneminde oynandığını göstermektedir. Günümüzde pek çok Türk halkı tarafından unutulan bu oyun, konargöçer bozkır hayatını son yüzyıllara kadar devam ettiren Kazak, Kırgız, Türkmen ve Altay gibi bazı Türk halkları arasında günümüze kadar gelmiştir.
Türkler yerleşik hayata geçip, şehirlerde yaşamaya başladıktan sonra da bu oyunu oynamaya devam etmişlerdir. Nitekim Karahanlılar, Selçuklular ve nihayet Osmanlıların da Mangala adıyla oyunu devam ettirdiğini görüyoruz. Bunu XVI. yüzyıla ait Osmanlı minyatürlerinden de izlemek mümkündür.
Serkan Asaf Ceyhan mangalanın özellikle Osmanlı’nın son dönemlerinde kahvehanelerde tavla ve satranç kadar yaygın bir oyun olduğunu söylüyor. Ceyhan oyunu nasıl farkettikleri şöyle anlatıyor: “İstanbul’un tarihiyle ilgili bir araştırma yaparken mangalayı fark ettik. 1582 Surname-i Hümayun adlı eserde mangala oynadıklarını gördük. 1554 yılında dünyanın ilk kahvesi İstanbul’da açılıyor, o kahvelerde mangala oynandığını öğrendik. Türklere ait bir zeka ve strateji oyunuyla karşı karşıydık. Oyunu 2010 Avrupa Kültür Başkenti için proje olarak sunduk ve kabul edildi ama daha sonra iptal edildi. Biz de ‘O kadar emek verdik, bari bunu şekillendirelim’ dedik. Çünkü mangala 20’nci yüzyılın başında iskambil kağıtlarının gelişiyle unutulmuştu. Günümüzde Anadolu’da 60-70 yaşındaki dedeler dışında kimse bilmiyor.”
Orta Asya’da Türk çobanları tarafından geliştirdiği kabul edilen mangalanın diğer oyunlardan farkı dağdaki çobandan 70 yaşındaki bilgine, saraydaki hanım sultandan altı yaşındaki çocuğa her yaştan ve kültürden insanın oynayabilmesi. Bir başka özelliği ise bu oyunun toprağa karşılıklı altı çukur açıldıktan sonra etraftan toplanacak küçük çakıllarla bile oynanabiliyor olması. Öz Türkçe’de oyunun adı ise dokuz kumalak... Kumalak, keçi ve koyunların tezeklerine deniliyor. Hareket ettirmek anlamına gelen mangalaya Anadolu’da farklı isimler verilmiş; kuyu ve güç oyunu ise en yaygın kullanılanları.
Mangalaya güç oyunu denmesinin sebebi ise zeka ve stratejiye dayalı bir oyun olması. Zaten Türkler oyunda kullanılan her bir taşa asker, çukurlara otağ adını vermiş.
Ceyhan kardeşlerin merakı sonucu tekrardan keşfedilen mangala günümüzde alışveriş merkezleri düzenlenen organizasyonlarda, kafelerde ve okullarda oynanıyor. Orta Asya ülkelerinde mangalanın spor olarak kabul edildiğini ve federasyonlarının olduğunu anlatan Ceyhan “Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü’yle irtibata geçtik. Mangalanın ders olarak okutulmasını ve federasyonun kurulmasını istiyoruz. Bize ulaşan kafelere, okullara ve alışveriş merkezlerine gidip oyunu öğretiyoruz” diyor.
50 BİN KİŞİ OYNUYOR
Türkiye genelinde şu an mangalayı oynayan 50 bin kişi olduğunu belirten Ceyhan şöyle devam ediyor “Yakın tarihte Marmara, İstanbul ve Ankara üniversitelerinde öğrenci kulüplerini kuruyoruz. İnsanlara ‘Mangala diye bir oyun var’ dediğimizde olumlu tepkiler veriyorlar. Eski bir Türk oyunu olduğunu duyunca şaşırıyorlar. Bu oyun keyifli vakit geçirmeniz dışında zekanızı geliştirmeye yarıyor.”
Taşları hazineye toplayan kazanıyor
Mangala tahtası karşılıklı altışar çukurdan oluşuyor. Oyuncuların kazandığı taşları koyması için iki tane de yanlara büyük çukur açılıyor. Buraya hazine deniyor. Oyun 48 taşla oynanıyor. Her çukura dört tane taş konuluyor. Taşlar hazineye toplanmaya çalışılıyor. İlk oyuncu istediği çukurdan dört adet taşı alıyor ve birini aldığı çukura bırakarak sağ tarafa doğru (saat yönünün tersine) dağıtmaya başlıyor. Başladığı çukura taş koymak, Türklerin baba ocağını terk etmeme geleneğinden geliyor. Oyuncunun elindeki son taş hazinesine denk gelirse oyuncu bir kez daha oynama hakkını elde ediyor. Oyuncunun elindeki son taş, rakip tarafın herhangi bir çukurundaki taşların sayısını çift yaparsa oyuncu, o çukurdaki tüm taşları alarak kendi hazinesine koyuyor. Çift yapma kuralı ise Türk inanç ve devlet sistemi tarihinde ikili anlayışı sembolize ediyor. Oyunculardan herhangi birinin sırasındaki taşlar bittiğinde oyun sona eriyor. Taş sayısı 25 ve daha fazla olanlar kazanıyor.
Mangala Türk zeka ve strateji oyunu ile ilgili tarihi araştırmalar:
Oyunun Sakalar, Hunlar ve Göktürkler döneminde oynandığını göstermektedir. Günümüzde pek çok Türk halkı tarafından unutulan bu oyun, konargöçer bozkır hayatını son yüzyıllara kadar devam ettiren Kazak, Kırgız, Türkmen ve Altay gibi bazı Türk halkları arasında günümüze kadar gelmiştir.
Türkler yerleşik hayata geçip, şehirlerde yaşamaya başladıktan sonra da bu oyunu oynamaya devam etmişlerdir. Nitekim Karahanlılar, Selçuklular ve nihayet Osmanlıların da Mangala adıyla oyunu devam ettirdiğini görüyoruz. Bunu XVI. yüzyıla ait Osmanlı minyatürlerinden de izlemek mümkündür.
Mankala dünya çapında bilinen ve oynanan bir oyundur. Ancak oyundaki çukur ve kullanılan taş sayısı milletlere göre değişebilmektedir. Türkiye'de ve Türk Dünyası'nda; Kale, Kuyu, Kuyu Gayası, Kuyucuk, Mankala, Mangala, Melle Kayası, Güç Oyunu, Tokuz Korgool, Dokuz Kumalak vb. adlarla bilinmekte ve halen oynanmaktadır. Bir iddiaya göre Arapçadaki hareket ettirmek kelimesinden türemiş bir isimdir. Mankala belirli bir oyunun adı değil, oyunların genel adıdır. Türkçe Min kala (bin kale) sözünden doğan Mankala adıyla tanınması, dünyanın bazı bölgelerinde Kale veya Kalah adıyla bilinmesi, Mankala'nın çok geniş bir coğrafyaya taşınan bir Türk kültür ögesi olduğunu düşündürtmektedir. Üzerinde farklı sayılarda keseler bulunan, genelde tahta bir tabla üzerinde, sayılı misket veya taşla oynanırlar.
Satrancın Batı ülkelerindeki rolünü Asya ve Afrika ülkelerinde satrançla birlikte mankala görür.
Kuralları:
Dünyada halen oynanan Mangala her iki yanda altışar oyuk ve birer de kale adı verilen sayı çukuruyla oynanır. Oyunun başında 12 oyun çukuruna üçer tane taş (ya da tohum ya da top vb.) bırakılır. İlk oyuncu kendi tarafındaki 6 çukurdan birini seçer ve içindeki taşları, saatin tersi yününde, sıradaki çukurlara birer birer bırakarak ilerler. Rakip kaleye taş bırakılmaz ve kendi kalenize bıraktığınız her taşı kazanırsınız. Son taşınızı kendi kalenize bırakırsanız bir kere daha oynarsınız. Eğer son taş kendi tarafınızdaki boş oyun çukurlarından birine gelirse bu boş çukurun karşısındaki rakip çukurdaki tüm taşları kazanırsınız ve son bıraktığınız taşla birlikte kendi kalenize geçirirsiniz. Bir taraftaki tüm çukurlar boşaldığında oyun biter ve rakip taraf kalan tüm taşlarını kazanmış sayılır. En çok taşı toplayan oyunu kazanır. Türk Mankala oyunlarında, Türklerdeki kutsal sayılar ve Türk Felsefesi belirgindir. Oyunda dokuzar çukur ile yedi veya dokuzar taş bulunur. İlk taş kendi kalesine veya çukuruna bırakılır ki bu baba ocağını temsil eder.
Tarihi:
Dokuz taş gibi etrafta ne bulunursa onlarla oynanabildiğinden dünyanın en eski oyunlarından biridir. Afrika’da yerde açtıkları çukurların içinde çakıl taşlarıyla, kum üzerine çizdikleri çemberlerde deniz kabuklarıyla ya da oydukları tahtalar içinde tohumlarla oynarlar. Türkler hayvancılık döneminde keçi, koyun veya develerin kurumuş gübresi olan korgol veya kumalak ile oynarlardı. Kazakistan ve Kırgızistan'da bugün halâ bu adlarla (Tokuz Korgool, Dokuz Kumalak) tanınmaktadır.
Memphis, Thebes ve Luxor’da tapınak çatılarındaki taşlara kazınmış mankalalar oyunun milattan 1400 sene önce Eski Mısır'da oynandığını kanıtlar. Oyunun hesap yapmak ve malları saymak için kullanılan tablalar üzerinden geliştirildiği zannedilmektedir. Sümerlerden kalan benzer tablalar Mezopotamya'da da bulunmuştur. Abdülvahap Kara'nın Kazakistan'daki tespitlerine göre oyunun Türkler'deki geçmişi 4000 yıldır.
Bugünü:
2 sıralı Mankala tahtası ekvatorun kuzeyinde, 4 sıralısı güneyinde yaygın olmak üzere pek çok çeşidi tüm Afrika’da oynanmaktadır. Oyun XIX. YY. Sömürgecilik Faaliyetleri ile taşınan köleler aracılığıyla Karayipler ve Güney Amerika’nın doğu kıyısına da yayılmıştır. Hindistan, Sri Lanka, Endonezya, Malezya ve Filipinler'de de çeşitleri vardır.
Afrika'da wari, warri, ware, walle, awari, aware, awaoley, awele, oware, owari, wouri, bao, soro, mangola, gabata, mulabalaba, ayo ve sadeqa gibi farklı isimlerle anılmaktadır. Bu isimlerin bazıları belli mankala çeşitlerinin isimleridir. En tanınmışları Nijerya’dan Ayo ve batı Afrika ile Karayipler’de oynanan Wari’dir.
Mankala çeşitlerini birbirlerinden ayıran en büyük fark sıra sayısıdır. 2, 3 ve 4 sıralı olmak üzere üçe ayrılılar. Gana’dan 2 sıralı Oware dünyada en yaygın mankala türüdür.
İkinci büyük fark oyunun tek turlu, çok turlu ya da Hint usulü oynanmasıdır. Tek turlularda, çukurlardan birindeki taşlar alınır ve sıradaki çukurlara bırakılır. Çok turlularda, son bırakılan taş dolu bir çukura bırakılırsa oyuncu bu çukurdaki taşları alarak tekrar oynar ve son taşını boş bi çukura bırakana kadar oynamaya devam eder. Hint usulünün çok turludan tek farkı son bırakılan çukur değil de takip eden çukurdan oyuna devam edilmesidir ve sıranın karşıdakine geçmesi için son taşın bırakıldığı çukurdan sonraki çukurun boş olması gerekir.
Kaynak1
Kaynak2
Serdar Asaf ve Serkan Aziz Ceyhan kardeşler İstanbul’un tarihini araştırdıkları bir proje için Osmanlı kaynaklarını incelerken birçok minyatürde bir detay dikkatlerini çeker. Kahvehane, ev ve çarşıdaki kalabalığı resmeden minyatürlerde, onca insan arasında iki kişinin, üzerinde çok sayıda çukur olan bir tahtanın önüne karşılıklı oturmuş hali gözlerinden kaçmaz. Birçok minyatürde küçük bir ayrıntı olarak yer alan bu tahtanın başına oturan iki kişinin ne yaptığını merak eden Ceyhan kardeşler araştırmaya başlar. Ardından bu oyunun eski bir zeka oyunu mangala olduğunu öğrenip 1970’lerden sonra unutulan oyuna yeniden hayat verdiler.
ÇOBANLAR BULMUŞTU
Mangala Türk zeka ve strateji oyunu ile ilgili tarihi araştırmalar, oyunun Sakalar, Hunlar ve Göktürkler döneminde oynandığını göstermektedir. Günümüzde pek çok Türk halkı tarafından unutulan bu oyun, konargöçer bozkır hayatını son yüzyıllara kadar devam ettiren Kazak, Kırgız, Türkmen ve Altay gibi bazı Türk halkları arasında günümüze kadar gelmiştir.
Türkler yerleşik hayata geçip, şehirlerde yaşamaya başladıktan sonra da bu oyunu oynamaya devam etmişlerdir. Nitekim Karahanlılar, Selçuklular ve nihayet Osmanlıların da Mangala adıyla oyunu devam ettirdiğini görüyoruz. Bunu XVI. yüzyıla ait Osmanlı minyatürlerinden de izlemek mümkündür.
Serkan Asaf Ceyhan mangalanın özellikle Osmanlı’nın son dönemlerinde kahvehanelerde tavla ve satranç kadar yaygın bir oyun olduğunu söylüyor. Ceyhan oyunu nasıl farkettikleri şöyle anlatıyor: “İstanbul’un tarihiyle ilgili bir araştırma yaparken mangalayı fark ettik. 1582 Surname-i Hümayun adlı eserde mangala oynadıklarını gördük. 1554 yılında dünyanın ilk kahvesi İstanbul’da açılıyor, o kahvelerde mangala oynandığını öğrendik. Türklere ait bir zeka ve strateji oyunuyla karşı karşıydık. Oyunu 2010 Avrupa Kültür Başkenti için proje olarak sunduk ve kabul edildi ama daha sonra iptal edildi. Biz de ‘O kadar emek verdik, bari bunu şekillendirelim’ dedik. Çünkü mangala 20’nci yüzyılın başında iskambil kağıtlarının gelişiyle unutulmuştu. Günümüzde Anadolu’da 60-70 yaşındaki dedeler dışında kimse bilmiyor.”
Orta Asya’da Türk çobanları tarafından geliştirdiği kabul edilen mangalanın diğer oyunlardan farkı dağdaki çobandan 70 yaşındaki bilgine, saraydaki hanım sultandan altı yaşındaki çocuğa her yaştan ve kültürden insanın oynayabilmesi. Bir başka özelliği ise bu oyunun toprağa karşılıklı altı çukur açıldıktan sonra etraftan toplanacak küçük çakıllarla bile oynanabiliyor olması. Öz Türkçe’de oyunun adı ise dokuz kumalak... Kumalak, keçi ve koyunların tezeklerine deniliyor. Hareket ettirmek anlamına gelen mangalaya Anadolu’da farklı isimler verilmiş; kuyu ve güç oyunu ise en yaygın kullanılanları.
Mangalaya güç oyunu denmesinin sebebi ise zeka ve stratejiye dayalı bir oyun olması. Zaten Türkler oyunda kullanılan her bir taşa asker, çukurlara otağ adını vermiş.
Ceyhan kardeşlerin merakı sonucu tekrardan keşfedilen mangala günümüzde alışveriş merkezleri düzenlenen organizasyonlarda, kafelerde ve okullarda oynanıyor. Orta Asya ülkelerinde mangalanın spor olarak kabul edildiğini ve federasyonlarının olduğunu anlatan Ceyhan “Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü’yle irtibata geçtik. Mangalanın ders olarak okutulmasını ve federasyonun kurulmasını istiyoruz. Bize ulaşan kafelere, okullara ve alışveriş merkezlerine gidip oyunu öğretiyoruz” diyor.
50 BİN KİŞİ OYNUYOR
Türkiye genelinde şu an mangalayı oynayan 50 bin kişi olduğunu belirten Ceyhan şöyle devam ediyor “Yakın tarihte Marmara, İstanbul ve Ankara üniversitelerinde öğrenci kulüplerini kuruyoruz. İnsanlara ‘Mangala diye bir oyun var’ dediğimizde olumlu tepkiler veriyorlar. Eski bir Türk oyunu olduğunu duyunca şaşırıyorlar. Bu oyun keyifli vakit geçirmeniz dışında zekanızı geliştirmeye yarıyor.”
Taşları hazineye toplayan kazanıyor
Mangala tahtası karşılıklı altışar çukurdan oluşuyor. Oyuncuların kazandığı taşları koyması için iki tane de yanlara büyük çukur açılıyor. Buraya hazine deniyor. Oyun 48 taşla oynanıyor. Her çukura dört tane taş konuluyor. Taşlar hazineye toplanmaya çalışılıyor. İlk oyuncu istediği çukurdan dört adet taşı alıyor ve birini aldığı çukura bırakarak sağ tarafa doğru (saat yönünün tersine) dağıtmaya başlıyor. Başladığı çukura taş koymak, Türklerin baba ocağını terk etmeme geleneğinden geliyor. Oyuncunun elindeki son taş hazinesine denk gelirse oyuncu bir kez daha oynama hakkını elde ediyor. Oyuncunun elindeki son taş, rakip tarafın herhangi bir çukurundaki taşların sayısını çift yaparsa oyuncu, o çukurdaki tüm taşları alarak kendi hazinesine koyuyor. Çift yapma kuralı ise Türk inanç ve devlet sistemi tarihinde ikili anlayışı sembolize ediyor. Oyunculardan herhangi birinin sırasındaki taşlar bittiğinde oyun sona eriyor. Taş sayısı 25 ve daha fazla olanlar kazanıyor.
Mangala Türk zeka ve strateji oyunu ile ilgili tarihi araştırmalar:
Oyunun Sakalar, Hunlar ve Göktürkler döneminde oynandığını göstermektedir. Günümüzde pek çok Türk halkı tarafından unutulan bu oyun, konargöçer bozkır hayatını son yüzyıllara kadar devam ettiren Kazak, Kırgız, Türkmen ve Altay gibi bazı Türk halkları arasında günümüze kadar gelmiştir.
Türkler yerleşik hayata geçip, şehirlerde yaşamaya başladıktan sonra da bu oyunu oynamaya devam etmişlerdir. Nitekim Karahanlılar, Selçuklular ve nihayet Osmanlıların da Mangala adıyla oyunu devam ettirdiğini görüyoruz. Bunu XVI. yüzyıla ait Osmanlı minyatürlerinden de izlemek mümkündür.
Mankala dünya çapında bilinen ve oynanan bir oyundur. Ancak oyundaki çukur ve kullanılan taş sayısı milletlere göre değişebilmektedir. Türkiye'de ve Türk Dünyası'nda; Kale, Kuyu, Kuyu Gayası, Kuyucuk, Mankala, Mangala, Melle Kayası, Güç Oyunu, Tokuz Korgool, Dokuz Kumalak vb. adlarla bilinmekte ve halen oynanmaktadır. Bir iddiaya göre Arapçadaki hareket ettirmek kelimesinden türemiş bir isimdir. Mankala belirli bir oyunun adı değil, oyunların genel adıdır. Türkçe Min kala (bin kale) sözünden doğan Mankala adıyla tanınması, dünyanın bazı bölgelerinde Kale veya Kalah adıyla bilinmesi, Mankala'nın çok geniş bir coğrafyaya taşınan bir Türk kültür ögesi olduğunu düşündürtmektedir. Üzerinde farklı sayılarda keseler bulunan, genelde tahta bir tabla üzerinde, sayılı misket veya taşla oynanırlar.
Satrancın Batı ülkelerindeki rolünü Asya ve Afrika ülkelerinde satrançla birlikte mankala görür.
Kuralları:
Dünyada halen oynanan Mangala her iki yanda altışar oyuk ve birer de kale adı verilen sayı çukuruyla oynanır. Oyunun başında 12 oyun çukuruna üçer tane taş (ya da tohum ya da top vb.) bırakılır. İlk oyuncu kendi tarafındaki 6 çukurdan birini seçer ve içindeki taşları, saatin tersi yününde, sıradaki çukurlara birer birer bırakarak ilerler. Rakip kaleye taş bırakılmaz ve kendi kalenize bıraktığınız her taşı kazanırsınız. Son taşınızı kendi kalenize bırakırsanız bir kere daha oynarsınız. Eğer son taş kendi tarafınızdaki boş oyun çukurlarından birine gelirse bu boş çukurun karşısındaki rakip çukurdaki tüm taşları kazanırsınız ve son bıraktığınız taşla birlikte kendi kalenize geçirirsiniz. Bir taraftaki tüm çukurlar boşaldığında oyun biter ve rakip taraf kalan tüm taşlarını kazanmış sayılır. En çok taşı toplayan oyunu kazanır. Türk Mankala oyunlarında, Türklerdeki kutsal sayılar ve Türk Felsefesi belirgindir. Oyunda dokuzar çukur ile yedi veya dokuzar taş bulunur. İlk taş kendi kalesine veya çukuruna bırakılır ki bu baba ocağını temsil eder.
Tarihi:
Dokuz taş gibi etrafta ne bulunursa onlarla oynanabildiğinden dünyanın en eski oyunlarından biridir. Afrika’da yerde açtıkları çukurların içinde çakıl taşlarıyla, kum üzerine çizdikleri çemberlerde deniz kabuklarıyla ya da oydukları tahtalar içinde tohumlarla oynarlar. Türkler hayvancılık döneminde keçi, koyun veya develerin kurumuş gübresi olan korgol veya kumalak ile oynarlardı. Kazakistan ve Kırgızistan'da bugün halâ bu adlarla (Tokuz Korgool, Dokuz Kumalak) tanınmaktadır.
Memphis, Thebes ve Luxor’da tapınak çatılarındaki taşlara kazınmış mankalalar oyunun milattan 1400 sene önce Eski Mısır'da oynandığını kanıtlar. Oyunun hesap yapmak ve malları saymak için kullanılan tablalar üzerinden geliştirildiği zannedilmektedir. Sümerlerden kalan benzer tablalar Mezopotamya'da da bulunmuştur. Abdülvahap Kara'nın Kazakistan'daki tespitlerine göre oyunun Türkler'deki geçmişi 4000 yıldır.
Bugünü:
2 sıralı Mankala tahtası ekvatorun kuzeyinde, 4 sıralısı güneyinde yaygın olmak üzere pek çok çeşidi tüm Afrika’da oynanmaktadır. Oyun XIX. YY. Sömürgecilik Faaliyetleri ile taşınan köleler aracılığıyla Karayipler ve Güney Amerika’nın doğu kıyısına da yayılmıştır. Hindistan, Sri Lanka, Endonezya, Malezya ve Filipinler'de de çeşitleri vardır.
Afrika'da wari, warri, ware, walle, awari, aware, awaoley, awele, oware, owari, wouri, bao, soro, mangola, gabata, mulabalaba, ayo ve sadeqa gibi farklı isimlerle anılmaktadır. Bu isimlerin bazıları belli mankala çeşitlerinin isimleridir. En tanınmışları Nijerya’dan Ayo ve batı Afrika ile Karayipler’de oynanan Wari’dir.
Mankala çeşitlerini birbirlerinden ayıran en büyük fark sıra sayısıdır. 2, 3 ve 4 sıralı olmak üzere üçe ayrılılar. Gana’dan 2 sıralı Oware dünyada en yaygın mankala türüdür.
İkinci büyük fark oyunun tek turlu, çok turlu ya da Hint usulü oynanmasıdır. Tek turlularda, çukurlardan birindeki taşlar alınır ve sıradaki çukurlara bırakılır. Çok turlularda, son bırakılan taş dolu bir çukura bırakılırsa oyuncu bu çukurdaki taşları alarak tekrar oynar ve son taşını boş bi çukura bırakana kadar oynamaya devam eder. Hint usulünün çok turludan tek farkı son bırakılan çukur değil de takip eden çukurdan oyuna devam edilmesidir ve sıranın karşıdakine geçmesi için son taşın bırakıldığı çukurdan sonraki çukurun boş olması gerekir.
Kaynak1
Kaynak2