- Katılım
- 17 Mar 2005
- Üye No:
- 8,281
- Mesajlar
- 5,314
- Beğeni puanı
- 0
- Puanları
- 36
- Cinsiyet:
- erkek
- Nerden:
- istanbul
Tiyatro Dafne’den Bilitis’in Şarkıları

Geçen sezon Tiyatro Dafne tarafından sahnelenmeye başlanan -konusuyla ve sahnelenişi izleyiciler tarafından ilgiyle karşılanan- “Bilitis’in Şarkıları”, bu sezon da Fransız Kültür Merkezi’nde tiyatroseverlerle buluşmaya devam edecek.
24 Kasım tarihinden itibaren Aralık ayı boyunca haftada bir gün Fransız Kültür Merkezi’nde sahnelenecek olan oyun, 22 Kasım’da ise Ankara seyircisiyle buluşacak.
Tiyatro Dafne, 1901 yılnda ilk kez Paris’de sahnelenen ve büyük bir başarıya ulaşan “Bilitis’in Şarkıları”nı Türkiye’de ilk kez tiyatro seyircisine tanıtıyor.
Oyun Antik Yunan’da, Midilli adasında yani Lesbos’da yaşamış olan ünlü kadın şair Bilitis’in aşk dolu yaşamına bir yolculuk.
Bilitis’in çocukluğu Torosların eteklerinde, Pamfilya kıyılarında geçiyor. Çocukluktan genç kızlığa geçtiği dönemde Bilitis bir çobana delicesine aşık oluyor. Bu aşk bitince sahip olduğu çocuğunu da terkederek Lesbos adasına gidiyor.
Orda döneminin en çarpıcı, cesur aşk şiirlerini yazmış olan kadın şair Safo ile tanışıyor; daha sonra ondan çok şey öğrendiğini söylediği bu güzel kadınla çok iyi dost oluyorlar.
Daha sonra yine çok güzel bir kız olan Mnasidika ile tanışıyor ve birbirlerine delicesine bir tutkuyla aşık oluyorlar ama bu aşk Bilitis’in kıskançlığı yüzünden bir gün bitiyor.
Bilitis derin bir üzüntüyle Lesbos’u yani Midilli’yi terkedip Knidos Afrodite’inin doğduğu yer olan Kıbrıs’a gidiyor ve üçüncü defa yeni bir hayata başlıyor. Çıplak güzelliğe, gülmeden, sahtekarca utanmadan bakabilen hayranlık verici bir halkmış bu. Orda kendini Afrodite’in tapınağına adayıp fahişelik yapıyor. O dönemde fahişeler, toplumdan dışlanmış, düşkün yaratıklar değildi; şehrin en iyi ailelerinin kızlarıydı. Afrodite onlara güzellik vermişti, onlar da güzelliklerini tapınağa sunarak teşekkür ediyorlardı.
Antik halkların aşka nasıl kutsal bir şey olarak baktıklarını bir kere daha hatırlamazsak, bu hayat tarzını kabul etmek güç olabilir. Bilitis, Afrodite’in en saf mümini olarak, tanrıça gençliğini uzattığı sürece tapınağa sadık kaldı. Kendi deyişiyle artık sevilmediği gün yazmayı da bıraktı.
Aralık sonuna kadar oyun tarihleri:
24 Kasım, 12, 15 ve 20 Aralık — saat 20.00
“Bilitis’in Şarkıları”
Yazan: Pierre Louys
Çeviren: İzzet Yasar
Sahneye koyan: Louise Menase
Reji asistanı: Ayça Telirmak
Dekor: Gürel Yontan
Kostüm: Zuhal Soy
Işık: Kazım Öztürk
Oyuncular: Filiz Kutlar- Erkan Sever

Geçen sezon Tiyatro Dafne tarafından sahnelenmeye başlanan -konusuyla ve sahnelenişi izleyiciler tarafından ilgiyle karşılanan- “Bilitis’in Şarkıları”, bu sezon da Fransız Kültür Merkezi’nde tiyatroseverlerle buluşmaya devam edecek.
24 Kasım tarihinden itibaren Aralık ayı boyunca haftada bir gün Fransız Kültür Merkezi’nde sahnelenecek olan oyun, 22 Kasım’da ise Ankara seyircisiyle buluşacak.
Tiyatro Dafne, 1901 yılnda ilk kez Paris’de sahnelenen ve büyük bir başarıya ulaşan “Bilitis’in Şarkıları”nı Türkiye’de ilk kez tiyatro seyircisine tanıtıyor.
Oyun Antik Yunan’da, Midilli adasında yani Lesbos’da yaşamış olan ünlü kadın şair Bilitis’in aşk dolu yaşamına bir yolculuk.
Bilitis’in çocukluğu Torosların eteklerinde, Pamfilya kıyılarında geçiyor. Çocukluktan genç kızlığa geçtiği dönemde Bilitis bir çobana delicesine aşık oluyor. Bu aşk bitince sahip olduğu çocuğunu da terkederek Lesbos adasına gidiyor.
Orda döneminin en çarpıcı, cesur aşk şiirlerini yazmış olan kadın şair Safo ile tanışıyor; daha sonra ondan çok şey öğrendiğini söylediği bu güzel kadınla çok iyi dost oluyorlar.
Daha sonra yine çok güzel bir kız olan Mnasidika ile tanışıyor ve birbirlerine delicesine bir tutkuyla aşık oluyorlar ama bu aşk Bilitis’in kıskançlığı yüzünden bir gün bitiyor.
Bilitis derin bir üzüntüyle Lesbos’u yani Midilli’yi terkedip Knidos Afrodite’inin doğduğu yer olan Kıbrıs’a gidiyor ve üçüncü defa yeni bir hayata başlıyor. Çıplak güzelliğe, gülmeden, sahtekarca utanmadan bakabilen hayranlık verici bir halkmış bu. Orda kendini Afrodite’in tapınağına adayıp fahişelik yapıyor. O dönemde fahişeler, toplumdan dışlanmış, düşkün yaratıklar değildi; şehrin en iyi ailelerinin kızlarıydı. Afrodite onlara güzellik vermişti, onlar da güzelliklerini tapınağa sunarak teşekkür ediyorlardı.
Antik halkların aşka nasıl kutsal bir şey olarak baktıklarını bir kere daha hatırlamazsak, bu hayat tarzını kabul etmek güç olabilir. Bilitis, Afrodite’in en saf mümini olarak, tanrıça gençliğini uzattığı sürece tapınağa sadık kaldı. Kendi deyişiyle artık sevilmediği gün yazmayı da bıraktı.
Aralık sonuna kadar oyun tarihleri:
24 Kasım, 12, 15 ve 20 Aralık — saat 20.00
“Bilitis’in Şarkıları”
Yazan: Pierre Louys
Çeviren: İzzet Yasar
Sahneye koyan: Louise Menase
Reji asistanı: Ayça Telirmak
Dekor: Gürel Yontan
Kostüm: Zuhal Soy
Işık: Kazım Öztürk
Oyuncular: Filiz Kutlar- Erkan Sever