Tanjevic: "Konumumuzdan çok memnunum"

  • Konbuyu başlatan Konbuyu başlatan yzx
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi

yzx

Süper Üye
Süper Üye
Katılım
21 Ocak 2007
Mesajlar
22,299
Beğeni puanı
0
Puanları
36
Cinsiyet:
erkek
Nerden:
secilmemis
2009 yılında Polonya’da düzenlenecek olan Avrupa Şampiyonası’na katılabilmek için eleme grubu maçları oynayan ve geride kalan 3 maçtan 3 galibiyet çıkartarak C Grubu’nda lider durumda bulunan A Milli Takım’ın tecrübeli antrenörü Bogdan Tanjevic, takımın şu anki durumundan ve eleme maçlarındaki performansından çok memnun olduğunu söyledi.

Tanjevic, ellerinde bir avantaj olduğunu ancak buna güvenerek hareket etmediklerini ve geride kalan son 3 maçlarını da kazanarak, finallere grup lideri olarak namağlup gitmek istediklerini ifade etti.

C Grubu’nda Ukrayna ile oynanacak olan 4. maç öncesinde biz de Bogdan Tanjevic ile bir röportaj gerçekleştirdik.

3 maçımızı da kazandık ve yolun yarısını geride bıraktık. Gelinen noktayı ve bundan sonrasını nasıl değerlendiriyorsunuz?
[Görsel erişilemez]Şu an grubumuzda çok iyi bir durumda olduğumuza inanıyorum. Bulunduğumuz pozisyona saygı göstermemiz gerekiyor. Bu saatten sonra rahatlayarak, çok iyiyiz, her şey tamam gibi düşüncelere kapılacak lüksümüz yok. 3 maçımızı da kazandık ve bundan sonra da en azından 2 maçımızı da kazanmamız gerekiyor. Kazanacağımız bir maç bile bizi finallere taşıyabilir ama biz grup lideri olarak finallere gitmek istiyoruz. Dediğim gibi, takımın şu anki pozisyonundan çok memnunum. Turnuva öncesinde böyle bir tablo bana sunulsaydı, maçları oynamadan kabul edebilirdim. Bundan sonra yapmamız gereken, takımın konsantresini devam ettirmek. Benim için belki de galibiyetlerden daha önemli olan şey takımın havası. Takım olarak herkes birbirine kilitlendi. Takım içinde büyük bir arkadaşlık havası var. Tam anlamıyla takım olduk diyebilirim. Saha içinde her bir oyuncum, bir diğerine yardım etmeye çalışıyor. Takım olmanın anlamı da bu. Bunu sahaya yansıtabiliyoruz. Tecrübeli oyuncularımız, gençlerimize yardım ediyor. Genç oyuncularımız da ağabeylerini mahcup etmemek için uğraşıyor. Maç esnasında topu paylaşıyorlar, yardımlaşıyorlar, sahada yapılamsı gereken ne varsa onu yapıyorlar. Bu anlayışımızı ve performansımızı son 3 maçımızda da devam ettirmemiz gerekiyor.

Hazırlık döneminde özellikle uzun oyuncularımızın ard arda sakatlanması kadro anlamında sıkıntı yaşattı. Buna rağmen, Oğuz, Fatih ve Kerem Gönlüm çok başarılı bir performans ortaya koydular. Bu konuda neler söylemek istersiniz?
[Görsel erişilemez]Hazırlık döneminde beklemediğimiz sakatlık yaşamamız, elbette bizi sıkıntıya soktu. Özellikle Ömer Onan’ın sakatlığı bizim için kötü oldu diyebilirim. Ömer gerçekten hem savunmada, hem de hücumda çok etkili oynayabilen bir oyuncu. Bunun yanında elbette uzun oyuncularımız Semih ve Ömer’in de sakatlanması bizleri olumsuz anlamda etkiledi. Sizin de dediğiniz gibi Fatih ve Kerem çok başarılı bir performans ortaya koyuyorlar. Kerem zaten her zaman elinden gelenin en iyisini sahaya yansıtan bir oyuncu. Fatihise bize gerçekten çok büyük destek verdi. Takıma sonradan katılmasına rağmen önemli açıklarımızı doldurdu diyebilirim. Zaten takıma geldiğinde de fiziksel anlamda hazırdı. Formu yerindeydi. Bu yüzden de takıma adapte olmakta zorlanmadı. Milli Takım’a katıldığı günden beri de çok iyi çalışıyor. Zaten o, her zaman Milli takım’ın bir oyuncusu. Fatih her zaman Milli Takım’da oynamaktan mutluluk duymuştur ve oynadığı zaman da bize elinden gelen desteği vermiştir.

Abdi İpekçi’de oynadığımız 2 maçımızı da kazandık. Salondaki atmosfer ve taraftarlarımızın takıma verdikleri destek için neler söyleyeceksiniz?
Taraftarlar için söyleyebileceğim tek şey muhteşem oldukları. Yılın bu zamanında, ramazan ayı içinde bu kadar çok taraftarı salonda görmeyi beklemiyordum. Dolu salona oynamak ve taraftarlarınızın desteğini arkanızda hissetmek takım için ateşleyici bir güç. Bundan kimsenin şüphesi yok. Fransa maçında yaklaşık 10 bin taraftarımız arkamızdaydı. Onlardan büyük bir güç aldık. Elbette salonun dolmasında, daha önceden Türkiye Basketbol Federasyonu’nun yapmış olduğu çalışmaların çok büyük katkısı var. Maç günleri, Abdi İpekçi Spor Salonu’nda yapılan organizasyonlar da çok başarılı ve hatasız geçiyor. Böyle bir seyirciye oynamak, her basketbolcu için mutluluk verici.

Avrupa’nın en geniş ve genç kadrolarından birine sahibiz. 2009 Avrupa Şampiyonası ve evimizde düzenlenecek 2010 Dünya Şampiyonası için hedefleriniz neler?
[Görsel erişilemez]Şu an yaptığımız her şey zaten bu iki şampiyona için hazırlık. Ben elimden geldiğince genç oyunculara şans vererek, onları bu iki önemli turnuvaya hazır hale getirmeye çalışıyorum. Tecrübe kazanmalarını istiyorum. Aslına bakarsanız, bu şansı kendi kulüplerinde bulamıyorlar. Milli Takım’da süre alan birçok genç oyuncu, kendi kulübünde aynı süreleri alamıyor. Bunun böyle olmaması gerekiyor. Bu anlamda önümüzdeki 2 yıllık süreçte, bunun değişmesini umuyorum. Milli Takım’da forma giyen genç oyuncular, kendi kulüp takımlarında da yeterli süreleri bulmalılar. Bu şekilde, 2009 ve 2010 yıllarındaki turnuvalarda, Milli Takım’a çok daha fazla katkıları olacaktır. Şu an Milli Takım’da forma giyen genç oyuncularım, 2010 Dünya Şampiyonası’ndaki A Milli Takım’ın iskeletini oluşturacaklar.

2008 Olimpiyat Oyunları’nda alınan sonuçlar ve oynanan basketbolu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Bence, 2008 Olimpiyatları, ABD’nin basketbol anlamında ne kadar ileride olduğunun bir konfirmasyonu oldu. ABD basketbolunun, dünyanın geri kalanı ile olan farkını çok açık şekilde gördük. ABD, olimpiyatlarda, dünyanın en iyi basketbol ülkesi olduğunu ispatladı. İspanya da yine Avrupa’daki önemli belki de en önemli basketbol ülkesi olduğunu gösterdi. Geçtiğimiz yıllarda, İspanya’da basketbolun giderek güçlendiğini ve geliştiğini gösterdiler. Özellikle İspanya’nın genç oyuncuları da yine 2010 yılında yapılacak olan Dünya Şampiyonası’nda İspanya Milli Takımı’nın iskeletini oluşturacaklarının sinyallerini verdiler. Çin’de büyük bir basketbol şöleni yaşandı. En büyük pişmanlığım orada mücadele edemememiz oldu. Orada mutlaka olmalıydık. Çok şey kaçırdığımızı söyleyebilirim. Geçtiğimiz sene Avrupa Şampiyonası’nda biraz daha iyi oynayarak, olimpiyatlara gidebilecek bir derece almalıydık.

3 seneyi aşkın bir süredir ailenizle birlikte Türkiye’desiniz. Kariyeriniz boyunca çeşitli ülkelerde ve şehirlerde yaşamış bir insan olarak İstanbul ve Türkiye için neler söylemek istersiniz?
[Görsel erişilemez]Yaklaşık 4 senedir İstanbul’da yaşıyorum. İstanbul, bence dünyadaki en güzel şehir. Artık ben de bir İstanbulluyum diyebiliyorum. Özellikle Türk insanın beni kabul etmesi ve kendilerinden biri gibi görmesi, beni çok mutlu ediyor. Burada olmaktan ve burada yaşamaktan dolayı çok mutluyum. En büyük eksikliğimin Türkçe’yi öğrenememek olduğunu düşünüyorum. Bunun iki sebebi var; birincisi sanırım benim kendi tembelliğim, ikincisi de biraz yaşlı olmam. Aslına bakarsanız, 2000’den fazla kelime biliyorum. Ama bunları bir araya getirerek konuşamıyorum. Maçlarda oyuncularımla bir şekilde anlaşabiliyorum ama konuşma anlamında büyük bir sıkıntı yaşıyorum. Bunda, Türkçe’nin çok zor bir dil olmasının da büyük etkisi var. Ama bu benim en büyük eksikliğim ve bunun da farkındayım. Umarım ileriki yıllarda daha iyi Türkçe konuşmayı başaracağım.
 
Üst Alt