Sınırlarımız Edirne'den Kars'a Kadar Değil

  • Konbuyu başlatan Konbuyu başlatan kobi
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...

kobi

Gümüş Üye
Gümüş Üye
Katılım
20 Ara 2006
Mesajlar
1,010
Beğeni puanı
0
Puanları
0
Cinsiyet:
erkek
Nerden:
secilmemis
Sınırlarımız Edirne'den Kars'a Kadar Değil



YENİ DÜNYA DERGİSİ YAYIN YÖNETMENİ MAHMUT BIYIKLI İLE ÖZEL SAYIYI VE ŞEHİRLERİ KONUŞTUK:

‘SINIRLARIMIZ EDİRNE’DEN KARS’A KADAR DEĞİL’

SÖYLEŞİ: SELÇUK KÜPÇÜK

Yenidünya dergisi’ni Şehir Özel Sayısı hazırlamaya çeken sebepler neler idi ?

‘Şehir’ merkezli bu özel sayımızla; Din ile ortak kök taşıyan "Medine"nin medeniyet demek olduğunu, Hz peygamberin Yesrib'e hicretiyle, buranın adını Medinetü'n-Nebi'ye, kısaca "şehir" anlamına gelen Medine'ye dönüşümünü hatırlatmak, Medine’yle gelen medeniyetin sırlı mirasını pak dimağlara sunmak istedik. Gün geçtikçe kaybolan medeniyet hafızamıza bir gönderme yapmak, şehirlerini yalnızca Edirne’den Kars’a sınırlandıranlara coğrafyamızın geniş sınırlarını açarak, Medeniyetimizin hakkını savunmadan çekildiğimiz şehirlere daha dün vali gönderirken bugün sefir göndermenin sızısını içimize duyuralım istedik.

Dünyanın sonunu beklemek için en iyi yer denilen Roma gibi alkol vurgunu, görünüşü sağlıklı hasta insanların yurdu Batı şehirleriyle harem-i ismetimiz masum ve temiz şehirlerimiz arasındaki uçurumu resmetmek istedik biraz da. Fetihten bu yana sürekli çoğalan alçakgönüllü ve masum aydınlığıyla İstanbul ne kadar bizimse, Mekke Medine Kudüs de o kadar bizimdir ve bizi aslımıza dönmeye davet ediyor, demek istedik.

Pascal’dan Kopernik’ten bahsederken, İbni Heysem’den, Harezmî’den, Bîrunî’den, mikrobiyolojiyi Pasteur’an once kuran Akşemseddin’den habersiz yeni kuşakların zihninde buraları nasıl kaybettiğimizin bir soru olarak belirmesini istedik,.Ve en fazla.da,.medeniyetimizin esaslı dinamiklerine dönmeden kişilikli bir millet olamayacağımızı vurgulamak istedik…

Halep’ten, Tahran’a, Saraybosna’dan, Mekke’ye, Semerkand’dan Buhara’ya Müslüman coğrafyasının ana omurgasını oluşturan bir çok şehir’i konu edinmişsiniz. Oysa verili bir zihni paradigma olarak bizlerin şehir algısı Anadolu coğrafyası ile sınırlı neredeyse. Bu konuda neler söylemek istersiniz?

Bizim yürek coğrafyamız çok geniş. Sınırlarımız Edirne’den Kars’a kadar değil.

“Yüreğimin yarısı Mekke’dir, geri kalanı da Medine’dir. Üstünde bir tül gibi Kudüs vardır” diyor Nuri Pakdil. Bu şehirler müslüman nabzının en zinde vurduğu yerler. İslâm âlemi bir binanın tuğlaları, bir bedenin azaları olduğunu unuttuğundan beri,kendisine çizilen daracık coğrafyalara sığınır oldu.

İnanç medeniyeti ancak şehirlerle kurulur. Peygamberin miracı Kudüs’ten başlamadı mı? Efendimiz ilk ezanı bir Habeşliye okuturken, Habeşistan’a elçi gönderirken bize Afrika’yı işaret etmiyor muydu? Kaldı ki bu coğrafya bize hiç de yabancı değil.

Buralar uzun asırlar Büyük Osmanlı Devletinin sınırları içindeydi. Bugün için tahayyülü bile zor olsa da bu bir gerçek. İnançlarımız bugün de aynı onlarla. Çağ bizi birlik olmaya çağırıyor; tarihî çizgide kayıp kişiliğimizi bulmaya zorluyor bizi. Bu sese kulak vermeliyiz. Çağın devleti olmak isteyen çağın sözünü dinlemek zorundadır. Biz tarihli milletiz. Tarihimize dayanarak ilerilere uzanmamız kolay. Tarihsiz milletlerin oyuncağı olmaktan kurtulmamız için ebedi hayatımızın teminatı olan hakiki coğrafyamızın şuuruna varmamız gerekiyor. Bu şehirlerle rabıtamızı kuvvetlendirmemiz gerekiyor.

Siz editör olarak modern çağda Müslümanlar’ın modern şehir ile ilişkisini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Müslümanın modern şehirle ilişkisi Allâhıyla ilişkisini yansıtıyor diye düşünüyorum. Müslüman, insanlıktan mes’ul insan demektir. Bu çarpık yapılanmanın teşekkülünden müslüman da sorumludur. Gerektiği gibi sağlam duramadığı, seher medeniyetleri kuramadığı için belki şu an modern müslümanın şehirle ilişkisi pek sağlıklı görünmüyor. Ancak düştüğümüz yerden ayağa kalkacağımıza yeni bir ruh aşısıyla bunu başaracağımıza inanıyorum. Yeter ki ‘yabancılaşma’ illetinden kendimizi kurtaralım.

Derginizde konu edindiğiniz, geleneksel imgeleriyle ilk önce algıladığımız kadim şehirler ile Müslümanların modern zamanlarda inşa ettikleri yeni şehirler arasında mimari ve sosyal işlev konularında ne gibi benzerlikler, farklılıklar görüyorsunuz?

“Ceddimiz inşa etmedi, ibadet etti” diyor ya Tanpınar, maddeye nüfûz etmesini istedikleri bir ruh ve imanları vardı eskilerin. Ayak bastıkları zemini çok kısa bir sürede Türk ve müslüman yapmasını bilmişlerdi. Duvarları, kubbeleri, çinileri düşünen ve dua eden şehirler imar etti ecdadımız. Şehirler ruhumuzun aynası aynı zamanda. Bugünkü mimari yapılanmanın da dili var ve bize yine bir şeyler söylüyor:

Ruh yorgunluğumuzu, kafa karışıklığımızı, gafletimizi, imanımızın eskisi gibi göğsümüzden taşmadığını anlatıyor. Bir büyüğümüz anlatmıştı: Süleymaniye’yi ziyaret eden bir batılı lider ziyaretten sonra helikopterle İstanbul’u gökyüzünden seyrederken şöyle diyor: ‘Süleymaniye gibi şaheseri yapan mimarın torunları nasıl olur da böyle çarpık şehirler meydana getirmişler anlayamadım’. Cemal Süreya bir şiirinde

Bütün mimarlar yüksek, mühendisler de / Bir sen kaldın alçak, ey Sinan usta” der. Ben de kadim şehirlerle modern şehirler arasındaki farkı Koca Sinan’la günümüz mimarları arasındaki ‘yüksek’likte görüyorum.

Modern çağda İslam şehirlerinin ne yazık ki birbiri ile ilişkisi kadim zamanlardaki kadar güçlü değil. Belki telekominikasyon teknolojisi, ulaşım açısından herşey daha kolay gibi ama, zihni anlamda bir kopukluk var. Siz ne söylemek istersiniz bu konuda?

Ümmet olma coşkusu çekildi müslümanın göğsünden. Teknoloji ise bir tufan. Araç olmaktan çıkmış çoktan. Amaçlaşmış. Ruhumuzu talan ediyor konforculuk. Ruhî açlığını gideremeyen insanın zihnî tembelliği arttıkça konforculuğun insan üzerindeki yıkımı da çoğalacak elbet. “İnnemel-müminune ihvetün” ilkesi unutuldu. Oysa ki Şehirler canlıdır. İnsandaki vefa, sadakat, haya duygusu aynıyla yansır onlara. İnsan, ruhuna, dolayısıyla Yaratıcısına sırtını dönünce şehirlerin de birbirine küsmesi tabii değil mi?

Fakat bunlara rağmen yine de ümit doluyum heyecan doluyum. Saraybosna’ya Üsküp’e İsfahan’a ve diğer İslam şehirlerine giden gençlerin sayısında müthiş artış var. Bu gençler zamanla o şehirlerle aramızda bir köprü kuracaklar inşallah. Bu gelip gitmeleri çoğaltmamız gerekiyor. O şehirlerde Istanbul günleri, istanbul’da o şehirlerle ilgili günler yapmalıyız. Sanal iletişime geçerek değil samimi bir iletişimle onlarla kucaklaşmalıyız. ‘Bir çentik at tarihe/ haydi uzat/ Ellerini varır bulur ellerim’ dediği gibi şairin, o ellerle bir gün ellerimiz buluşmalı…

Derginizin bu Şehir Özel Sayısı’na gir(e)meyen ama mutlak “bu şehrin yazısı da olmalıydı” dediğiniz şehirler var mı / var ise hangi şehirler?

Biz bu sayıda mutlaka olmalı dediğimiz şehirleri belirleyip yola çıktık.. Bu dosya çerçevesinde elimizde altmışa yakın şehirle ilgili yazı birikti. Fakat biz yarısını yayınlayabildik. O yüzden okuyucularımızdan bu sayıyı yayınımızın birinci bölümü olarak değerlendirmelerini istirham ediyoruz.

Bu sayıda yayınlayamadığımız şehirleri de okuyucumuzla buluşturacağız… Hangi şehirler var sorunuza gelince: Batum, Kaşgar, Bakü, Taşkent, Beyrut, Edirne, Kütahya Amasya, Prizren, Kayseri, Sivas, Grozni, Delhi,Harput, ve daha birçok medeniyet nakışlı şehir okurla kucaklaşmayı bekliyor.

Yenidünya dergisi bundan sonraki sayılarında hangi dosyaları yapmayı tasarlıyor?

Rasim Özdenören, Mustafa Armağan, Vehbi Vakkasoğlu, Süleyman Uludağ, Mehmet Emin Ay, Ali Ramazan Dinç, Dursun Gürlek gibi usta kalemlerin her ay dergimize kattıkları müthiş zenginliği iyi değerlendirerek sonraki sayılarımızda da süpriz dosyalarla okuyucunun karşısına çıkmayı planlıyoruz.

Çok çalışıyor, çok gayret ediyoruz. Dergicilikten anlıyoruz. Okurun dilinden anlıyoruz. Bu işi ibadet aşkıyla yapıyoruz. Bizim hala bir medeniyet iddiamız olduğuna yürekten inanıyoruz..

Bir tünelden geçtiğimizi biliyoruz. Lakin tünelin sonundaki ışık görünmeye başladı. Üzerimize yüklenen sorumluluk bilinciyle hazırladığımız çok özgün dosyalar var elimizde. Zamanı gelince hepsini yayına vereceğiz inşallah.
 
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Üst Alt