- Katılım
- 17 Ağu 2006
- Mesajlar
- 9,010
- Beğeni puanı
- 0
- Puanları
- 0
- Cinsiyet:
- erkek
- Nerden:
- istanbul
Günler beklemenin verdiği heyecanla gelip geçiyor ama bir türlü Bekir emminin yüreği huzura eremiyordu.Gerçi o nurani dedeyi birkaç kez daha görmüş kabusla uyanmıştı ama ...her defasında korkularına yenileri eklenmişti.Malum köy yeri,gele bir şey söylüyor giden bir şey...cehaletin gelenek olarak yaşadığı bu iklimlerde insanlar kulaktan dolma pek çoğu saçma sapan gelenekleri yerine getirmesini istiyordu ki Bekir emmi onlara gülüp geçerken annesinin bu saçmalıklara meyletmesi ,işte asıl problem ordaydı.
Yapsa istediklerini çocuk için tehlike arzedebilirdi.Yapmasa annesiyle papaz olması işten bile değil.Bir süre yaparız,olur,neden olmasınlı cümlelerle geçiştirdi de annesini,annesi kaçın kurası...oyalandığının farkında.Yapacak anadan babadan duyduklarını.Önce kimseden habersiz köyün pek de tekin olmayan yaşlı karılarını topladı eve.Sonra onlardan biri var ki Yamalı Hatçe ona kurşun döktürürken yakaladı annesini.Çocuğun çığlıkları ayyuka çıkmışken.Kadınları defetti evden ,anası küser...
Bir başka gün toprağı ocakta kaynatırken farkına vardı da engel oldu belki de çocuğun hastalanmasına...
Zöhre kadın çaresizdir,annenin densizliklerine ve çocuğu sahiplenmesine .Ancak şikayetlenebilmekte Bekir'ine.Bekir emmi her defasında sabır demekte de sabır taşı çatlamıştır aslında.
Ne olduysa çocuğun adını koymak için imamı getirdiği o gün olmuş ve dananın kuyruğu kopmuştu.
Öyle ya,çocuğun olacağını müjdeleyen o nurani yüzlü dede,adını da koymuştu,Halis olsun diye.Olur muydu hiç,ana varken çocuğa isim koymak yakışır mıydı.Israrla çocuğun adının Veli olmasını istiyordu anası.Ne de olsa Veli biricik rahmetli kocasının adıydı.
Bekir emmi yaşadığı gizemi söylüyemiyor ama annesinin isteğini geri çevirmesinin gerektiğini de biliyor,hissediyordu. Dediği zor da olsa olmuş ,çocuğun adını Halis koymuştu da Halis diyemiyor,Halüs diyordu.Annesi ise Veli...Bu ikilik annesinin ölümüne kadar da sürecekti anlaşılan.Yıllar gelip geçmiş ve rivayete göre anne süt dişlerini çıkaramadan doksanında veda etmişti yaşama.Öyle ya kim bilebilirdi ki köy yerinde kaç yaşında olduğunu.
Gerçekte de öyle değil mi,bu yanık tenli insanların kaç yaşında olduğunu bilmek kadar zor birşey varmıydı.Daha kırkında olanların ellisinde ,atmışında görünmesi doğaldı.Çünkü bu insanlar güneşin çocuklarıydı.Şehir adamları gibi gölgede değil ,günün sekiz ,on saatini güneşin altında o sadık dostlarıyla birlikte geçiriyorlardı.Bekir emmi de onlardan biriydi...
Annesinin ölümü hayli üzmüştü bekir emmiyi.Köyde bir matem havası vardı.Gerek insanlara yardımından dolayı gerekse sevgisinden...Gelen giden o kadar çok olmuştu ki,komşular olmasa belki de altından kalkamayacaktı Zöhre kadın.Artık zöhre gelinlikten kadınlığa terfi etmişti de sorumlulukları ve işi de ağırlaşmıştı Zöhrenin.Sağolsun Bekir'iher fırsatta yardımcı oluyor,yetişemediği yere yetişiyordu.Bir yandan da Halisin sorumlulukları ağır gelmeye başlamıştı,hem annelik hem Zöhre kadınlık...
Annesinin kırkını okutmuşlar yine konak dolmuş taşmış sadece köyden değil şehirden ve civar köylerden de daha önce gelemeyen hısım akraba,eş dost gelmiş ve hayli zahmetli de olsa hepsinin duasıyla aneleri bir kez daha yadedilnmişti tüm zorluğuna rağmen de gıkını çıkarmamıştı Zöhre...Yorgunluk ve huzur içinde akşam odalarına çekilmişlerdi ki ,Bekir emmi pijamalarını giyinirken,
-Zöhre bir şey diyeceğim sana,dinle hele...
-Çok yorgunum Sabah konuşsak,hem çocuk uyumuşken biraz uyuyayım ...
-Hem uyu hem de beni dinle,kulağın bende olsun...
-Hıııı,derken uyumuştu bile Zöhre de Bekir emminin haberi yok...
-Diyom ki gız,eve bir urus avradı mı getirsek,hı ne dersin...Hem iyi çocuk bakıyorlarmış hem de ucuza çalışıyorlarmış...
(-)
-Dün şehirden bir arkadaş bahsetti,kominizm yıkıldıktan sonra adamlar aç kalmış,kadınlı erkekli dünyaya yayılmışlar ne iş bulurlarsa çalışıyorlarmış...
Bekir emmi bir yandan konuşuyor,bir yandan da üzerini giyiniyordu.Giyinme işlemi de bitmiş yatağa girmişti ki eşinin mışıl mışıl uyuduğunu gördü ve güldü...
-Hay ananı beygir kovalasın,sabahtan beri biz boşa konuşuyormuşuz,dedi.Onun yatağa girmesiyle anasının kucağındaki Halis uyandı.Babasını seyretmeye ,o minicik elleriyle Bekir emminin bıyıklarıyla oynamaya başladı...
Yapsa istediklerini çocuk için tehlike arzedebilirdi.Yapmasa annesiyle papaz olması işten bile değil.Bir süre yaparız,olur,neden olmasınlı cümlelerle geçiştirdi de annesini,annesi kaçın kurası...oyalandığının farkında.Yapacak anadan babadan duyduklarını.Önce kimseden habersiz köyün pek de tekin olmayan yaşlı karılarını topladı eve.Sonra onlardan biri var ki Yamalı Hatçe ona kurşun döktürürken yakaladı annesini.Çocuğun çığlıkları ayyuka çıkmışken.Kadınları defetti evden ,anası küser...
Bir başka gün toprağı ocakta kaynatırken farkına vardı da engel oldu belki de çocuğun hastalanmasına...
Zöhre kadın çaresizdir,annenin densizliklerine ve çocuğu sahiplenmesine .Ancak şikayetlenebilmekte Bekir'ine.Bekir emmi her defasında sabır demekte de sabır taşı çatlamıştır aslında.
Ne olduysa çocuğun adını koymak için imamı getirdiği o gün olmuş ve dananın kuyruğu kopmuştu.
Öyle ya,çocuğun olacağını müjdeleyen o nurani yüzlü dede,adını da koymuştu,Halis olsun diye.Olur muydu hiç,ana varken çocuğa isim koymak yakışır mıydı.Israrla çocuğun adının Veli olmasını istiyordu anası.Ne de olsa Veli biricik rahmetli kocasının adıydı.
Bekir emmi yaşadığı gizemi söylüyemiyor ama annesinin isteğini geri çevirmesinin gerektiğini de biliyor,hissediyordu. Dediği zor da olsa olmuş ,çocuğun adını Halis koymuştu da Halis diyemiyor,Halüs diyordu.Annesi ise Veli...Bu ikilik annesinin ölümüne kadar da sürecekti anlaşılan.Yıllar gelip geçmiş ve rivayete göre anne süt dişlerini çıkaramadan doksanında veda etmişti yaşama.Öyle ya kim bilebilirdi ki köy yerinde kaç yaşında olduğunu.
Gerçekte de öyle değil mi,bu yanık tenli insanların kaç yaşında olduğunu bilmek kadar zor birşey varmıydı.Daha kırkında olanların ellisinde ,atmışında görünmesi doğaldı.Çünkü bu insanlar güneşin çocuklarıydı.Şehir adamları gibi gölgede değil ,günün sekiz ,on saatini güneşin altında o sadık dostlarıyla birlikte geçiriyorlardı.Bekir emmi de onlardan biriydi...
Annesinin ölümü hayli üzmüştü bekir emmiyi.Köyde bir matem havası vardı.Gerek insanlara yardımından dolayı gerekse sevgisinden...Gelen giden o kadar çok olmuştu ki,komşular olmasa belki de altından kalkamayacaktı Zöhre kadın.Artık zöhre gelinlikten kadınlığa terfi etmişti de sorumlulukları ve işi de ağırlaşmıştı Zöhrenin.Sağolsun Bekir'iher fırsatta yardımcı oluyor,yetişemediği yere yetişiyordu.Bir yandan da Halisin sorumlulukları ağır gelmeye başlamıştı,hem annelik hem Zöhre kadınlık...
Annesinin kırkını okutmuşlar yine konak dolmuş taşmış sadece köyden değil şehirden ve civar köylerden de daha önce gelemeyen hısım akraba,eş dost gelmiş ve hayli zahmetli de olsa hepsinin duasıyla aneleri bir kez daha yadedilnmişti tüm zorluğuna rağmen de gıkını çıkarmamıştı Zöhre...Yorgunluk ve huzur içinde akşam odalarına çekilmişlerdi ki ,Bekir emmi pijamalarını giyinirken,
-Zöhre bir şey diyeceğim sana,dinle hele...
-Çok yorgunum Sabah konuşsak,hem çocuk uyumuşken biraz uyuyayım ...
-Hem uyu hem de beni dinle,kulağın bende olsun...
-Hıııı,derken uyumuştu bile Zöhre de Bekir emminin haberi yok...
-Diyom ki gız,eve bir urus avradı mı getirsek,hı ne dersin...Hem iyi çocuk bakıyorlarmış hem de ucuza çalışıyorlarmış...
(-)
-Dün şehirden bir arkadaş bahsetti,kominizm yıkıldıktan sonra adamlar aç kalmış,kadınlı erkekli dünyaya yayılmışlar ne iş bulurlarsa çalışıyorlarmış...
Bekir emmi bir yandan konuşuyor,bir yandan da üzerini giyiniyordu.Giyinme işlemi de bitmiş yatağa girmişti ki eşinin mışıl mışıl uyuduğunu gördü ve güldü...
-Hay ananı beygir kovalasın,sabahtan beri biz boşa konuşuyormuşuz,dedi.Onun yatağa girmesiyle anasının kucağındaki Halis uyandı.Babasını seyretmeye ,o minicik elleriyle Bekir emminin bıyıklarıyla oynamaya başladı...