- Katılım
- 11 Haz 2006
- Mesajlar
- 14,951
- Beğeni puanı
- 0
- Puanları
- 0
- Cinsiyet:
- erkek
- Nerden:
- istanbul
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'a yönelik gerçekleştirilen uluslararası komployu değerlendiren Öcalan'ın avukatları Ömer Güneş ve İbrahim Bilmez, Öcalan'ın İmralı Özel Tip Cezaevi'ndeki koşullarına dikkati çekti. İmralı koşullarının komployla direk bağlantılı olduğunu vurgulayan avukatlar, müvekkillerinin yavaş yavaş ölüme götürüldüğünün altını çizdiler.
Öcalan'ın, 'Avrupa'nın 2. Dünya Savaşı'nın ardından insan eksenli bir paradigma ve Kürt sorununa uluslararası bir çözüm bulunabilir mi' düşüncesiyle Avrupa'ya çıkmayı tercih ettiğini belirten Av. Ömer Güneş, İtalya dışında Avrupa devletlerinin kendi hukuklarını çiğneyerek Öcalan'a hukuki statü tanımadıkları söyledi. Yunanistan'ın durumunun daha derin olduğunu ifade eden Güneş, 'Yunanistan'ın hem davetiyesi var, hem Öcalan'ın hiç bir iltica talebini kabul etmeden sınır dışı etmesi söz konusudur. Yunanistan bu ihlallerin dışında Öcalan aleyhine bir dava açmıştır. Bu dava ile birlikte pek çok delil ortaya çıkmıştır. Yunan devletinin sorumluluğunun ortaya çıkması bakımından yeni bir dava açmayı düşünüyoruz' dedi. Komplo içindeki devletlerin gerek iç mevzuatları, gerekse uluslararası hukuk mevzuatının ihlaline dair bir yargılamaya gitmediğini belirten Güneş, Öcalan'ın Türkiye'ye teslim edilmesinin ardından İmralı'nın insanlardan arındırılarak tek kişilik bir cezaevi konumuna getirildiğini hatırlattı. Türkiye koşullarında İmralı Cezaevi gibi ikinci bir cezaevi olmadığını kaydeden Güneş, 'İmralı sadece Guantanamo ile karşılaştırılabilir, hatta daha ağır koşulları olduğu bile kabul edilebilir' diye konuştu. Güneş, 1 Haziran 2005'te Türk Ceza Kanunu, İnfaz Kanunu'ndaki değişikliklerin yürürlüğe girmesiyle birlikte koşulların daha da ağırlaştırıldığını söyledi. Yapılan değişikliklerin Öcalan'a özgü değişiklikler olduğunu belirten ve bunların TBMM tutanaklarında dahi yer aldığını söyleyen Güneş, 'Öcalan'ın adı zikredilmeden yapılan düzenlemeler var. Bu yasalar 1 Haziran 2005 yılında yürürlüğe girdi ve hemen birkaç hafta sonra Öcalan'ın 12 avukatı, avukatlığından yasaklı hale geldi. Önemli diğer bir nokta 2004 yılında Ceza Reformu adı altında bir takım iyileştirmeler yapıldı. Öcalan lehine uygulanması gereken bu kararlar 2005 Mayıs'ında geri alındı' şeklinde konuştu. Bu yasaların bir kırılma noktası olduğunun altının çizen Güneş, 'Her konuşmadan sonra ağır bir psikolojik baskıyı da içeren hücre cezaları verilmiştir. Bu hücre cezaları verilirken haklarından mahrum edilecek şekilde uygulanmıştır' diye konuştu.
Öcalan'ın, 'Avrupa'nın 2. Dünya Savaşı'nın ardından insan eksenli bir paradigma ve Kürt sorununa uluslararası bir çözüm bulunabilir mi' düşüncesiyle Avrupa'ya çıkmayı tercih ettiğini belirten Av. Ömer Güneş, İtalya dışında Avrupa devletlerinin kendi hukuklarını çiğneyerek Öcalan'a hukuki statü tanımadıkları söyledi. Yunanistan'ın durumunun daha derin olduğunu ifade eden Güneş, 'Yunanistan'ın hem davetiyesi var, hem Öcalan'ın hiç bir iltica talebini kabul etmeden sınır dışı etmesi söz konusudur. Yunanistan bu ihlallerin dışında Öcalan aleyhine bir dava açmıştır. Bu dava ile birlikte pek çok delil ortaya çıkmıştır. Yunan devletinin sorumluluğunun ortaya çıkması bakımından yeni bir dava açmayı düşünüyoruz' dedi. Komplo içindeki devletlerin gerek iç mevzuatları, gerekse uluslararası hukuk mevzuatının ihlaline dair bir yargılamaya gitmediğini belirten Güneş, Öcalan'ın Türkiye'ye teslim edilmesinin ardından İmralı'nın insanlardan arındırılarak tek kişilik bir cezaevi konumuna getirildiğini hatırlattı. Türkiye koşullarında İmralı Cezaevi gibi ikinci bir cezaevi olmadığını kaydeden Güneş, 'İmralı sadece Guantanamo ile karşılaştırılabilir, hatta daha ağır koşulları olduğu bile kabul edilebilir' diye konuştu. Güneş, 1 Haziran 2005'te Türk Ceza Kanunu, İnfaz Kanunu'ndaki değişikliklerin yürürlüğe girmesiyle birlikte koşulların daha da ağırlaştırıldığını söyledi. Yapılan değişikliklerin Öcalan'a özgü değişiklikler olduğunu belirten ve bunların TBMM tutanaklarında dahi yer aldığını söyleyen Güneş, 'Öcalan'ın adı zikredilmeden yapılan düzenlemeler var. Bu yasalar 1 Haziran 2005 yılında yürürlüğe girdi ve hemen birkaç hafta sonra Öcalan'ın 12 avukatı, avukatlığından yasaklı hale geldi. Önemli diğer bir nokta 2004 yılında Ceza Reformu adı altında bir takım iyileştirmeler yapıldı. Öcalan lehine uygulanması gereken bu kararlar 2005 Mayıs'ında geri alındı' şeklinde konuştu. Bu yasaların bir kırılma noktası olduğunun altının çizen Güneş, 'Her konuşmadan sonra ağır bir psikolojik baskıyı da içeren hücre cezaları verilmiştir. Bu hücre cezaları verilirken haklarından mahrum edilecek şekilde uygulanmıştır' diye konuştu.