Ne Zor Şu Sizin İşiniz , Okumak !

Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...

!CArtEL!

Active Member
Uykudaki Üye
Katılım
16 Nis 2005
Mesajlar
2,941
Beğeni puanı
0
Puanları
36
Cinsiyet:
erkek
Nerden:
secilmemis
En Zoru Siz Başarıyorsunuz ! ​


Hava bugün çok soğuk , tembelliğimle yaktım yine sobamı. Özellikle ilk yaktığımda çok severim sobanın çıtırtı seslerini hep çocukluğum gelir aklıma dışarıda kar topu yapıp savaştığım arkadaşlarım gelir sonra annemin huysuzluğu içinde yanında beklediğim soba … Kuzinen içindeki meze gelir … Kestane var mı ki diye usulca girdiğim mutfak …

Bunu sizede sormuştum ya hani , gece mi hüzünlendirir insanı yoksa insan mı bekler hüzünlenmek için geceyi diye … İnanın bunun cevabını bende bilmiyorum tek bildiğim hüzünlendiğimiz işte ! Aslında düşünüyorumda derin derin hüzünlendiren yalnızlık mı diye , o da değilmiş … Hüzünlendiren zamanmış bizi , eskilerin hatılarla kapıda aralık bırakarak gittiği anılarmış … O kapıdaki aralık hep bana bir ümit vermiştir belki döner diye bazen de cesaret verir hadi koş arkalarından diye … Ama yok yok ne ümit ne umut , sadece soğuk esiyor aralıktan ! Kalkarım sonra unutacam diye kapatırım kapıyı sonsuza dek …

Sıkıcı yine bu gece , televizyonlarda da hiçbir şey yok bari çıkayım dışarıya iki adım atayım dedim şöle maviliğe gideyim gece karanlığa bürünmüş şekliyle … Mavisi yok bu gece denizin karanlık ama olsun yakamozları çok yine … Oturmuş şarkı söylerken kendi kendime bir amca yaklaştı yanıma “Evlat” dedi sonra burnundan bir hava soludu “ Alıyor musun temiz havanın kokusunu ? “ Burnumda çekerken havayı “ Tamam dedi ben aldım cevabımı sizin burnunuz tıkalı “ … Sessizce gitti yanımdan hiçbir şey söyleyemeden ben.
Yahu dedim ne garip adam hem soruyor sonrada laf kondururcasına çekip gidiyor … Sonra bi sessizlik ki bi sessizlik abartmıyorum deniz bile dalgalanmıyor o an beynime bir şimşekler çaktı amca bana hastasın mı demek istemişti ? Yani içimize çeken havanın değerini bilmeyen bir özürlü … Hemen savundum kendimi kendime karşı , yok dedim biz değiliz hasta olan hayat hastalanmış , temiz bir hava veremiyor … Kendimi kandırsamda biliyorum aslında hayatı hasta eden biz bakteriler olduğunu …

İyice titreme sardı bedenimi hava baya bozuttu , eve doğru yol alırken ufak bir çocuk yaklaştı ellerinde çiçek buketleri , “Abi” dedi al şurdan sevgiline bir çiçek … Yok dedim evladım sevgilim yok benim başımdan savmak için çocuk inatçıydı satacaktı bana o çiçeği “ Nasıl olmaz abi , saatlerdir seni izliyorum denizi göstererek işte sevgilinle orada oturuyordun” anladım çocuğun demek istediğini çıkarttım cebimde kalan son 50 lirayı aldın tüm çiçekleri koştum sonra denize doğru 1 çiçek hariç hepsini attım denize … Doğru ya sevgilimdi deniz benim kimse onun kadar dinlemezdi beni , hiç eleştirmedi arada bir öfkelenir dediklerime hırçın hırçın tükürür yüzüme ama olsun o kadar …

Son çiçeği kendime ayrıdım , koydum cebime güneş rengini hafiften belli ediyordu yine kuşlar çoktan uyanmıştı az bir zaman sonra hafiften korna sesleri yükseldi insanlarda bir telaş bir telaş herkes geç kalmış ekmeğinin peşinden koşmak için …
Ne garip yaratıklarız değil mi ? Saati icat ediyoruz zamanın değerini anlamak için sonra çalar saati icat ediyoruz zamana olan zaafımızı yenmek için ama yine de bir zaaf ediniyor o saatin üstüne çalarını durdurmak için bir düğme yapıyoruz …

Ne zor sizin işiniz ? Dinlemek gerçekten zor iştir … Konuşmayı herkes yapar , herkez yaza ama dinleyemez … Denizde şimdi sizleri görüyorum damla damla ! Kabul ettiniz mi o çiçekleri ?


Merak ediyorum aslında yorumsuz kalan kötü bir yazımı bu yoksa okuyupta bazı şeyleri anlayan denizde kaç damla olduğunu ...
​
 
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Üst Alt