MART 2006'da ÇOK OKUNAN KİTAPLAR

Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...

tatlıcadı

Active Member
Uykudaki Üye
Katılım
11 Haz 2005
Mesajlar
3,472
Beğeni puanı
0
Puanları
36
Cinsiyet:
bayan
Nerden:
secilmemis
1- Şu Çılgın Türkler


Dünyadaki en meşru, en ahlaklı, en haklı, en kutsal savaşlardan birinin, emperyalizme karşı verilmiş ve kazanılmış ilk kurtuluş savaşının, bir millileşme ihtilalinin romanı, şaşırtıcı bir yakın zaman destanı...
· Turgut Özakman'ın elli küsur yıldır süregelen çabasının ürünü.
· Milli Mücadelemizin, bir serüven romanı gibi rahat okunan ve şimdiye kadar yazılmamış ayrıntılı, çok yönlü öyküsü.
· Gurur ve ibret verici gerçeklerin, gerçek belgelere dayalı olgu ve olayların, insanı içine çeken, şaşırtan, heyecanlandıran, ağlatan, gönendiren anlatısı.
Tüm yeni nesillere eşi olmayan bir armağan.



2- Kokoloji Bil Bakalım Sen Kimsin



Dünyada Satış Rekorları Kıran Oyun Türkiye'de Amerika'da bestseller oldu.

İngiltere, Fransa, Almanya, Avustralya, Kanada, İspanya, Belçika, Hollanda'nın da aralarında olduğu 15 ülkede yayınlandı.
Japonya'da geliştirilen oyun, yayınlandığı tüm ülkelerde çılgınlık boyutlarına ulaşan bir ilgi gördü ve büyük bir hayran kitlesi yarattı.
Kokoloji şimdi Türkiye'de de ailelerin, ev partilerinin, yalnızlıkların, potansiyel ilişkilerin, seyahatlerin en eğlenceli, en faydalı oyunu olmaya aday.
Aşk, Seks, İş, Ev, Dostluk, Aile.. Kısacası her şeyle ilgili 53 oyun. Kokoloji seni bekliyor!
Bilinmeyene hazır mısın?
(Tanıtım Yazısı'ndan)



3- Baba ve ****



Kocanızın izni lazım elbette, ' diye devam etti sekreter, artık cıvıltılı olmayan sesiyle. 'Tabii eğer evliyseniz...? '
Odadakilerin meraklı bakışları üzerinde ağırlaştı. Ne var ki Zeliha'nın yüzünde ne sıkıntıdan eser vardı ne mahcubiyetten. Bu toplumsal işkenceden keyif alıyor değildi elbette ama içinden bir ses başkalarının fikirlerini ve yargılarını umursamamayı öğütlemişti ona. Ne de olsa fark etmeyecekti sonuç olarak. Son zamanlarda bazı kelimeleri kişisel sözlüğünden çıkarmaya karar vermişti, 'utanç' pekâlâ bunlardan biri olabilirdi. Bu kürtaja onay verecek bir koca yoktu ortada. Bu çocuğun bir babası yoktu.
Neyse ki kocanın olmayışı formalitelerde bir avantaja dönüştü. Görünüşe göre kimsenin yazılı iznini almasına gerek yoktu. Bürokratik düzenlemeler, evli çiftlerin bebeklerini kurtarmak için gösterdikleri özeni evlilik dışı doğan bebekler için göstermiyordu anlaşılan. Babasız bir çocuk neticede bir ****ti ve İstanbul'da bir ****, sallanan bir diş gibi her an düşmeye hazırdı.
Baba ve ****, İstanbul-San Francisco hattında gidip geliyor: Müslüman-Türk Kazancı ailesiyle Ermeni asıllı Amerikalı Çakmakçıyanların 90 yıla yayılan öyküleri iç içe. Kederli bir geçmişi tamamen unutmak mı daha doğru, geçmiş bilincini beraberinde taşımak mı? Diğer yandan bir kadınlar romanı Baba ve ****: Erkeklerin apansız ve açıklamasız ölüverdiği, geriye hep kadınların kaldığı bir sülaleden dört kuşak kadının hikâyesi. Anneannelerin, ciciannelerin, teyzelerin hafızalarıyla can bulan bu romanı severek okuyacaksınız.



4- Kavim

Kabzasında bir haç olan bıçakla öldürülmüş bir adam... Üstelik yanı başında bir Kutsal Kitap açık bırakılmış, satırlardan birinin altı adamın kanıyla çizilmiş ve kitabın kenarına bir azizin adı düşülmüş...
Kavim'de olaylar böyle başlıyor işte. Komiser Nevzat, yardımcısı Ali ve Zeynep de olayı çözmek için hemen harekete geçiyorlar. Ahmet Ümit'in beklenen yeni romanında gizemli olaylar çerçevesinde işlenen cinayetleri aydınlatmaya çalışıyor kahramanlarımız. Hıristiyanlık, Süryanîlik, Arap Alevîliği gibi dinî konuların da rol oynadığı, İstanbul'dan Mardin'e uzanan, devletin derinliklerinde kurulmuş yanlış düzene çarpıp geri tepen ilginç bir soruşturma bu. İşlenen cinayetler gizemli ve çarpıcı, ama kahramanlarımızın soruşturma sırasında karşılarına çıkan gerçekler daha da çarpıcı. Çok heyecanlı, gerilimli bir polisiyeyle karşı karşıyayız, orası kesin. Ama bu polisiye bize Türkiye'nin yakın geçmişi ve bugünüyle ilgili de çok şey söylüyor. Yani, Ahmet Ümit yine çok katmanlı ve çok sesli bir romana imza atıyor. Kavim, hem polisiye severleri hem de tüm roman severleri mutlu edeceğe benziyor.

5- Ferrari'sini Satan Bilge



'Kalabalık mahkeme salonunun tam ortasında yığılmış durumdaydı.0, büyük düşleri olan, zeki, yakışıklı, korkusuz ve ülkenin en seçkin avukatıydı. Onu on yedi yıldır tanıyordum. Julian'ın şok edici mahkeme gösterileri sürekli gazetelerin ön sayfalarında yer alıyordu. Çoğu kimsenin sadece düşleyebileceği her şeyi elde etmişti: Yıldızlara varan mesleki şöhret, milyonlarca dolarlık banka hesapları, en pahalı semtte olağanüstü bir malikane, özel bir jet, tropikal bir ada, yazlık bir ev ve çok değer verdiği varlığı -malikânesine uzanan özel yolunun ortasına park ettiği kırmızı bir Ferrari. Şimdi ise Büyük Julian kalp krizi geçirmiş, ç****iz bir bebek gibi yerde kıvranıyor ve deli gibi sarsılıyordu.
Bütün bunlar üç seneden fazla bir zaman önce yaşanmıştı. Son duyduğum Julian'ın Hindistan'a gittiği idi. Ortaklardan birine yaşamını sadeleştirmek istediğini, bazı yanıtlara ihtiyacı olduğunu ve onları bu mistik ülkede bulmayı amaçladığını söylemişti. İşini bırakmış, malikânesini, adasını ve jetini elden çıkarmıştı. Hatta Ferrari'sini bile satmıştı. Bir gün ofisimin kapısı yavaşça açıldı. Kapı ardına dayandığında otuzlu yaşlarının ortalarında, gülümseyen bir adam göründü. Uzun boylu, ince ve kaslıydı; canlılık ve enerji yayıyordu. 'İşimi elimden almaya niyetli hızlı bir avukat herhalde' diye düşündüm. Genç adam sevdiği bir öğrencisini izleyen Buda gibi gülümseyerek bana bakmayı sürdürdü. Dayanılmaz sessizlikle geçen uzun bir aradan sonra şaşırtıcı bir biçimde emredici bir ses tonuyla konuştu:
'Tüm konuklarına böyle mi davranırsın John, hele sana mahkeme salonlarının sırrını öğreten birine.' 'Julian? Bu sen misin? İnanamıyorum! Gerçekten sen misin? ' Güçlü kahkahası kuşkularımı doğruladı. Önümde duran genç adam uzun süredir kayıp şu Hintli Yogiden başkası değildi: Julian Mantle. İnanılmaz değişimi karşısında şaşkına dönmüştüm. '



6- Osmanlıyı Yeniden Keşfetmek



Osmanlı Devleti'nin kuruluşunun 700. yıl kutlamaları Türkiye'de umulmaz bir ilgi uyandırdı ve Türk toplumu yedi asırlık tarihine ilgi duymaya başladı. Bu ilgi, kuru bir hamaset çizgisini geçti, anlaşılan toplumsal düşüncenin ve yorumlamaların tekamül etmesi dolayısıyla 'Osmanlı İmparatorluğu nedir? Bu imparatorluğun kurumları nedir? Yaşam şekli nedir? Bizim için anlamı nedir? ' gibi sorulara cevap aranmaya başlandı. Ve bu meyanda, çalışmalar, hazırlıklar yapmak ve yaptıklarımızı geniş kitleye tanıtmak gibi bir ihtiyaç hasıl oldu. Şüphesiz ki elinizdeki bu kitap da bunlardan birisidir ve o iddiadadır.'
- İlber Ortaylı-
Geçmişten geleceğe tarihi gelişmelere ışık tutarken, tarihin bıraktığı izleri irdeleyen İlber Ortaylı bu sefer okuru Osmanlı'yı; padişahları, sarayları, yönetim şekli, semtleri ve abidevi eserleriyle kısacası kendine özgü kimliğiyle yeniden keşfetmeye davet ediyor...



7- Çanakkale Savaşı; Siperin Ardı Vatan



Yakın tarihin gerek yapılışı, gerek kahramanları, gerekse sonuçları bakımından en önemli olaylarından biri olan Çanakkale Savaşı; başlangıcından sonuna tüm operasyonel detaylarıyla, Türk tarafı açısından ve objektif kriterlere göre değerlendiriliyor.
Türkler hangi alanda, hangi koşullarda, nasıl savaştı? Siperlerde neler doğru, neler yanlış yapıldı? Vatanı savunanlar, dönemin en güçlü orduları karşısında hangi fedakarlıklara katlandılar ve nasıl kazandılar?
Mustafa Kemal'in muharebelerin kaderini değiştiren karar ve uygulamaları nelerdi? Türk komuta kademesinde ne tür problemler yaşandı? Düşman, hangi noktalarda neleri planladı; hangi hesaplar neden tutmadı?
Lojistik ve idari hizmetler ne ölçüde verilebildi? Sağlık hizmetlerinde hangi zorluklar yaşandı? Yaralı ve hastalar nasıl bakıldı? Türk askeri gerçekte ne kadar kayıp verdi?
Savaş alanlarındaki tüm yer isimleri, ayrıntılı krokiler, nadir fotoğraflar ve dile getirilmemiş olaylar.
Çanakkale dün neyi ifadeyi ediyordu; bugün ne anlama geliyor? 91 yıl sonra Çanakkale Savaşı'nı ne kadar biliyoruz; Çanakkale ruhunu ne kadar taşıyoruz?
Arazi uzmanı yazarlar,91 yıl önceki büyük savunmanın detaylarını anlatıyor.
Efsaneler değil yaşananlar. Menkıbeler değil dokümanlar. 'Edebiyat' değil, hakikat. Hamaset değil, bilgi. Gerçek olaylar, gerçek insanlar ve gerçek rakamlarla Çanakkale Muharebeleri...
(Tanıtım Yazısından)



8- Ladesçi



Ladesçi'nin kahramanı Cemil lades oynamayı çok sevmektedir, bu yüzden adı ladesçiye çıkar. Ancak olaylar geliştikçe anlarız ki aslında toplumda herkes herkesle ve kendisiyle lades oynamaktadır, kandırmaya çalışmaktadır. Roman boyunca Cemil'le Ayvaz'ın yanında, şaşırtıcı, bolca güldüren, güldürürken düşündüren, merakla okunan sürükleyici yaşam öykülerini izleyerek yolculuk edeceksiniz. Bu yolculukta Üstn Dökmen kendi yaşamının kerteriz defterinden parçalar sunuyor sizlere.

Eski balıkçılar hangi balığın hangi mevsimde nerede bulunduğunu gösteren kerteriz defterleri yazarlarmış. Cemil ile Ayvaz'a yol gösteren kerteriz defteri, bu kez sadece denizlerdeki kayalıkları, derinlikleri ve sığlıkları değil yaşamın sahte ve gerçek zenginlikleri anlatıyor kendince. Kitabı bitirdiğinizde yaşamın olanaklarına ilişkin değerli bir harita kalacak elinizde.



9- Rana



Yapıtlarını iki ayrı dilde kaleme alan nadir yazarlardan olan Osman Necmi Gürmen, uzun bir aradan sonra edebiyat dünyasına, Kanat Yayınları’ndan çıkan Râna kitabı ile geri döndü.
Çok sarsıcı bir dönem kitabı olan Râna, yazar Osman Necmi Gürmen’in kaleme aldığı 3. eseri.1905-1928 yılları arasındaki dönemi akıcı bir dille ve çarpıcı olaylarla aktaran Osman Necmi, 'assas ve akıllı' Râna’ya bu iki meziyetin fayda değil nasıl zarar verdiğini tüm çıplaklığıyla gözler önüne seriyor. Hep sorgulayan Râna ile, okurun da kendisini, çevresini, dönemi, kadını ve inancı sorgulamasını istiyor. Osman Necmi, okurun önce kalbine dokunuyor, kalbine yerleşiyor. Ünlü Fransız edebiyat dergisi Études’in yazdığı gibi, 'Osman Necmi Gürmen’in romanlarında hep şiirin müziği var...'
Osman Necmi, parçalanan imparatorluğun altüst olmuş tutucu dünyasında büyüyen, her şeyiyle yeniliğe gebe bir toplumun doğum sancılarında kıvranan, iki dünya arasında Râna ile, okurunu yakın tarihimize olağanüstü bir çekicilikle yolculuğa çıkartıyor.
1927’de İstanbul’da doğan Osman Necmi Gürmen, Paris-İstanbul-Bodrum üçgeninde yaşıyor. O,3 şehirli,2 dilli bir yazar.
Fransızca kaleme aldığı ilk romanı L’echarpe d’iris 1976 yılında Paris’te Gallimard tarafından basıldı,1977 yılında Hürriyet Yayınları tarafından Ebem Kuşağı adıyla yayımlandı.2003 yılında Menler Yayınları, eseri Delibozuklar Çiftliği adıyla yeniden yayımladı.
Osman Necmi’nin Türkçe olarak kaleme aldığı ikinci romanı Kılıç Uykuda Vurulur,1978’de Hürriyet Yayınlarınca basıldı,1979’da Fransızcaya çevrilip L’espadon adıyla Gallimard tarafından yayımlandı,1981’de Norveççeye çevrilerek Oslo’daki Aschehoug Yayınevi tarafından Sverdfisken adıyla basıldı.2003 yılında Menler Yayınları Kılıç Uykuda Vurulur’un yeni baskısını yaptı.
Kitapseverlere, Râna’nın yazarı Osman Necmi Gürmen ile ilgili olarak Francoise Xenakis’den bir alıntı yapalım: 'Osman Necmi Gürmen’in yazısı konuşuyor, patlıyor, dokunuyor! '



10- Gazi Paşa



Kurtuluş Savaşı'nın en hareketli günlerini Mustafa Kemal'in yaşamı içinde anlatan roman, Kuvay-ı Milliye'nin İzmir'e girişi, Trakya'nın geri alınması ile bitiriyor.
Mustafa Kemal, Latife Hanım, Fikriye Hanım, İsmet Paşa, Hoca Paşa (Fevzi Çakmak) , Mustafa Suphi, Çerkez Ethem, Kazım Karabekir... tümü çok yakından bildiğimiz isimler Attila İlhan kurgusu ile romana girip çıkıyorlar.



OKUMAK İÇİN MUTLAKA ZAMAN AYIRIN ve OKUMAK İÇİN ÇANTANIZDA BİR KİTAP BULUNSUN; KİTAPLAR "OKUNMAK" İÇİNDİR...:x

 
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Üst Alt