- Katılım
- 15 Ocak 2005
- Üye No:
- 100
- Mesajlar
- 93,460
- Beğeni puanı
- 0
- Puanları
- 36
- Cinsiyet:
- erkek
TARİHE TANIK OLMAK
Kobe Bryant'ın 81 sayı attığı Los Angeles Lakers-Toronto Raptors maçını NBATV'den canlı yorumlayan Kaan Kural o an neler hissettğini yazdı
TARİHE TANIK OLMAK
NE KOBE NE DE O SİHİRLİ MAÇA TANIK OLANLAR İÇİN HİÇBİR ŞEY AYNI OLMAYACAK. SEVEN, SEVMEYEN HERKESİN GÖZÜNDE YEPYENİ BİR DÜZEYE YÜKSELDİ KOBE. 81 SAYI ATTIĞINA İNANMAK HALEN ZOR GELİYOR. SAHİ ATTİ, DEĞİL Mİ¿
YAZI: KAAN KURAL
Haftada ortalama 10 maç izliyorum. Sezon araları vs. çıkarınca 15 yılda kaba bir hesapla 4000-5000 civarında bir rakam denk gelir. Bunu basketbol belleğimi sergileyip hava atmak veya hayatımın ne kadar monoton olduğunu itiraf ederek kendimi acındırmak için söylemiyorum. Rakam farklı olsa da bu satırları okuduğunuza göre sizin de bir elin parmaklarını geçen sayıda maç izlediğinize eminim. Hepsinin keyfi ve sıkıntısı ayrıdır. Ancak bazıları hiç iz bırakmadan yok olup giderken, bazıları daha derin izler bırakır. 1998 NBA finali 6. maçını unutabilir misiniz? Hani, şu Michael Jordan’ın Byron Russell’ı hafifçe iterek attığı son şutu. Ya da bir yıl önce final serisinin beşinci maçında Majesteleri’nin 5. maçta, mide virüsü nedeniyle 39 derece ateşle çıkıp 38 sayı attığı karşılaşmayı. Isiah Thomas’ın 1998 finallerinde burkuk ayağının üzerine basmadığı halde son çeyrekte Laker’a attığı 25 sayıyı. İzlediyseniz, unutamazsınız
1998 Olimpiyat Finali? Hani Sobanis’li, Komichius’lu, Marciullonis’li, Volkov’lu, Sovyetler Birliği’nin, Drazen Petroviç’li,, Divac’lı Yugoslavya’yı bitime 45 saniye kala 9 sayı geriden gelip yendiği maçı hatırlıyor musunuz? 1996’da Koraç Kupası’na giden yolda, yarı final ilk maçında, Ufuk Sarıca’nın Teamsystem Bologna’ya karşı atığı 8 üçlüğü?
Bu maçları hatırlamakla kalmazsınız. O an ne yaptığınız kristal berraklığında zihinlerdedir. O maç sırasında üzerinizde ne vardı? Hangi arada tuvalete gittiniz? Maçı kimlerle seyrettiniz? Ne konuştunuz? Hatta bir saniyeliğine zap yaptığınızda diğer kanallarda ne olduğunu bile hatırlarsınız. Kafanıza kazınmıştır o an. Bilinçaltına asla gitmez. Hep o anki berraklığı ile kalır. Hayatınızın en önemli anlarını, dünya tarihinin en önemli olaylarını unutabiliyor musunuz? Mesela 11 Eylül 2001’de nerede olduğunuzu, ne yaptığınızı hatırlıyor musunuz? Gerek bireysel, gerek global tarih yazılırken ne olduğunu asla unutamazsınız?
Pek fazla değil böyle günler, böyle maçlar. Bunlardan birini de geçtiğimiz ay içinde yaşadık. Kobe Bryant, 22 Ocak 2006 Pazar gecesi, Toronto Raptors önünde tam 81 sayıya imza attı. Bu maça tanık olmak çok daha özel bir deneyimle bunun bir parçası da oldum. Şans bu ya, NBATV International o geceki yayın programına bu maçı alırken, yine şans eseri yorumcu olma sırası da bendeydi. Haftada ortalama yedi maç yorumlayan biri olarak şahsen pek çok söylediğim şeyi unutuyorum. Ancak o maçın pek çok anı gibi söylediklerimin çoğu da berrak bir şekilde hafızamda.
Maçın en başında genel bir değerlendirme yaparken “Son dönemde izleyemediğimiz maçların ertesi günkü istatistiklerine baktığımızda Kobe Bryant eğer 30-35 sayıda kaldıysa ‘acaba ne oldu? Sakatlık mı yaşadı? Faul problemine mi girdi?’ diye düşünüyoruz. Onun için 30-35 artık yetersiz kalmaya başladı. O denli forma ve o denli durdurulamaz bir performans sergiliyor. 40’ı aşmayı da bize sanki bu çok normalmiş gibi kanıksattı” demiştim. Maçın ilk yarısını 26 sayıyla tamamladıktan sonra ikinci yarıda Toronto 18 sayı öne geçtikten sonra Kobe sazı tamamen eline almaya başladı. Hayır, bir insan kaç tane insanüstü basket atabilir ki üst üste? Ancak buna karşın Toronto çok rahat hücum ettiği ve skoru önde götürdüğü ve Kobe’nin oyunda olmadığı altı dakika da Lakers takım halinde sadece 2 sayı atabildiği için bir noktada diğer Lakers oyuncularının yetersiz çabasına kızarak “Kobe’nin bu olağanüstü gayreti bizlerin bile burada içini coşkuyla doldururken, sahada ona yardım edebilecek arkadaşlarına ilham vermemesi inanılmaz” demiştim. Kobe performansını aynı düzeyde sürdürürken bir mola da seyirciler tarafından ayakta alkışlandığında bu büyüleyici “Zaman zaman David Copperfield Staples Center’da gösteri yapıyor.Los Angeles’ta oturanların o günleri beklemesine gerek yok. Herhangi bir Lakers maçında da yeterince sihir var” dedim. Kobe, 3. çeyrek. Sonunda 50’yi geçtiğinde ise “Bu da kimseyi şaşırtmamıştır herhalde. Kobe bunu bile bile sıradanlaştırdı” dedim. Ancak 4. çeyrekle birlikte söz artık bitti. Övgü kalmadı. Ben de kendimi o özel andaki performansın büyüsüne kaptırdım ve kalan bölümde sahneyi tamamen Murat Murathanoğlu’na bıraktım. Çünkü yorum yapacak bir şey kalmamıştı. Maalesef fani bir yorumcu olarak benim görevim sahada olan bitene elimden geldiğince anlam katmak. Mantık sınırları içinde onu yorumlamak. Ama sahada olup bitenler mantık sınırlarını zorladığı zaman buna anlam katmaya çalışmak kifayetsiz oluyor. Sadece olan biteni anlatan spikere bıraktım. Ben de bu işi. O pek çok tarihi ana tanıklık etmiş olan Murat Murathanoğlu da her zamanki soğukkanlı ama neşeli halini bir kenara iterek tarihi anlatmanın heyecanıyla sabahın 6’sında inanılmaz bir çoşku ile bu anı izleyenlere aktardı. Ben sadece ara ara “tarihin yazıldığına tanık oluyoruz” sözünü tekrar ederek sayıları saydım ve kalan son görev bilincimle tarih yapraklarında o an geçilen sayfaları aktardım. Önce 62 olan kariyer rekorunu kırdığını, sonra 69’u geçince Michael Jordan’ın rekorunu geçtiğini, 71’i geçtiğinde ise Lakers rekorunu kırdığını belirttim. Her şey bittiğinde ve Kobe 81’i bulduğunda ise NBA tarihinin bir maçta elde edilen en yüksek ikinci skoru olduğunu tekrar edebilirim.
Maç bittiğinde Murat Murathanoğlu ve benimle birlikte yayında beraber olduğumuz tüm arkadaşlar sarhoş gibiydik.. “Ya ne yaptı Kobe ya?” gibilerinden bir şeyler geveliyorduk sadece. İstanbul’da ünlü Sibirya soğuklarının ilk gecesiydi o. Beni eve götürecek arabaya gittiğimde kar başlamıştı ve yerler beyaz bir örtüyle kaplanıyordu. Arabada benimle birlikte ntvmsnbc’den arkadaşımız Mehmet de vardı. Pazar olması nedeniyle bütün gece Avrupa futbolu puan cetvellerine gömülmüş, çok sevdiği NBA’de gecenin maçını izleyememişti. “Maç nasıldı?” diye sorduğunda sadece “Abi, Kobe 81 attı” diyebildim. Elbette merak içinde bana “Nasıl ya? Ne yaptı? İçeriden mi attı? Kaç üçlük soktu? Kim tuttu? Gibi sorular sordu. Ama böyle doğaüstü bir performansı nasıl anlatabilirsiniz ki” Sadece “Ya, 81 attı” diye yanıt verebildim bütün sorularına. Bu tam “Anlatamam görmen lazım” durumu. Şu anda NBA’de pek çok önemli yıldızın hayali, bir maçta 50 sayı barajın aşabilmek. Çok çok nadir oyuncu bunu yapailiyor. Kobe Bryant sadece 2. yarıda 55 sayı attı! Bunu nasıl anlatabilirim ki?
Kobe’nin yaptığı şeyi burada anlatmaya çalışmayacağım. Görmeniz lazım. Ancak bunun yarattığı bazı sonuçlar var ki, bunları da göz ardı edemeyiz. Çünkü artık hiçbir şey eskisi gibi değil. Tarih değişti. Ve işte bu anda o büyülü anın dünyamıza etkileri konusunda birkaç kelam edebilirim.
Öncelikle Kobe Bryant, o maçta “NBA’in şu anda en büyük skoreri kim?” sorusunu sonsuza dek yanıtladı. Başta Allen Iverson ve Tracy McGrady olmak üzere kimse kusura bakmasın ama, Kobe Bryant bu tartışmayı uzun süre açılmamak üzere o gün bitirdi.
Hemen akla gelen ikinci konu ise 0 81’den daha yüksek tek rakam olan 100’ü atan Wilt Chamberlain’la karşılaştırma yapmak. Dönemler arası karşılaştırmaları oldum olası sevmemişimdir. O anın şartları farklıdır, bu anın şartları farklıdır. O maçta atılan 100 sayıya da büyük saygım var. Ama açıkçası Kobe Bryant’ın yaptığının çok daha görkemli olduğunu düşünüyorum. Chamberlain’in o maçta 15 fazla şut kullandığını bir kenara bırakalım o anki savunmalarla, oyuncuların kuvvet ve atletik yeteneklerindeki farklılıkları düşününce bile 2006 yılında atılan 81 sayının çok ama çok daha zor olduğu aşikar. O zamanki engellerle bu zamankiler arasında büyük fark var. Kobe çok daha büyük zorlukları aştığı için yaptığı çok ama çokdaha değerli. Wilt’in döneminde üstün yetenekli oyuncular düzenli olarak 60 sayıya çıkabiliyorlardı. Şimdi kaç kişi 40’ı aşabiliyor ki? Bu zamanki oyuncuların daha yetenekli olmasından vs değil. Daha az yetenekli olduklarını iddia etmek büyük saygısızlık olur. O anın şartlarında en yetenekli olanlar onlardı. Ve Chamberlain çok özel bir oyuncuydu ama 100 sayı atarken çok daha az engel vardı önünde.
Toronto’nun Kobe’nin işini kolaylaştırmadığını falan da sanmayın. Evet, 3. çeyrekte bir ara onlar da büyülenip sadece Kobe’yi izlemeye başladılar, ama bundan çabuk sıyrılarak başta koç Sam Mithchell olmak üzere ellerinden geleni yaptılar Kobe’yi durdurabilmek için. Savunmacıları değiştirdiler. Uzunla (Charlie Villauneva) kısayla (Morris Peterson) tutmayı denediler. İkili sıkıştırma yaptılar. Alan savunması kullandılar. Hiçbiri olmayınca bu düzeyde çok çok nadir gördüğümüz “1ve kutu” savunmaya bile başvurdular. Peterson, Kobe’yi bire bir alırken diğer dört oyuncu kutu şeklinde alan savunması yaparak çıldıran Bryant’ı durdurmaya yardım etti. Ama hiçbiri fayda etmedi. Ve her şeyden önemlisi Kobe Bunu herhangi bir maçta yapmadı. Sadece rekor için oynamadı o gün. 3. çeyrekte tamamen oyuna hakim olduğu sırada Toronto 18 sayı öndeydi. Kobe o andan sonra maçı kazandı. Tek başına, giden maçı geri getirdi. Rekor için değil kazanmak için attı o sayıları. Ve kazandı da
O maçın sihri kenara… Hayatımız boyunca o ana tanık olanlar için çok özel bir anı olarak kalacak zaten o. Ama asıl sihri aslında bütün sezon boyunca sürdürüyor olması. Bizlere 40’lık maçları artık sıradan gibi göstermesi, beklenti çıtasını alabildiğine yukarı çekmesi. Sonra da gidip bu yeni olağanüstü standartı bile paramparça etmesi. Ne demek istediğimi anlatabildim mi? Sanırım, hayır. Ama demiştim ya, bu “Anlatamam görmen lazım” durumlarından biri
SAYILAR 81’İ ANLATIYOR
22 Ocak’ta Los Angeles Lakers’in Toronto Raptors’ı 122-104 yendiği maçta Kobe Bryant. 81 sayı atarak NBA tarihinde bir maçta en çok sayı atan ikinci oyuncu ünvanını aldı. Rekor ise Wilt Chamberlain tarafından 2 Mart 1962’de kırılmıştı. Bryant, Toronto maçının ikinci yarısındaki 55 sayısıyla da NBA tarihinde bi devrede en çok sayı atan ikinci oyuncu oldu. Chamberlain 100 sayı attığı maçın ikinci yarısında 59 sayı kaydetmişti.
NBA’de bir maçta en çok sayı atanlar
Oyuncu---------------------Sayı-------------Tarih--------------Rakip
Wilt Chamberlain------------100--------------2/3/1962----------NY
Kobe Bryant-----------------81--------------22/01/2006--------TOR
Wilt Chamberlain-------------78--------------8/12/1961---------LAL (3 UZATMA)
David Thompson-------------73--------------9/4/1978-----------DET
Wilt Chamberlain-------------73--------------16/11/1962---------NY
Wilt Chamberlain-------------73---------------13/01/1962-------CHI
Wilt Chamberlain-------------72--------------3/11/1962----------LAL
David Robinson--------------71--------------24/04/1994---------LAC
Elgin Baylor------------------71-------------15/11/1960----------NY
NBA tarihinde bir oyuncunun en çok sayı attığı iki maç
---------------------------Wilt Chamberlain-------------Kobe Bryant
---------------------------2 Mart 1962-----------------22 Ocak 2006
Sayı-----------------------100-------------------------81
Şut------------------------36-63-----------------------28-46
Faul Atışı-------------------28-32-----------------------18-20
2. Yarı sayıları--------------59---------------------------55
Dakika---------------------48---------------------------42
Maç sonucu----------------169-147 (G)-----------------122-104 (G)
Bir maçta yüzde olarak takımının en çok sayısını atan oyuncular
Oyuncu-----------------------------Rakip----Sayı------Takım yüzdesi
2005-06 Kobe Bryant-----------------TOR-----81-------66.4
1993-94 David Robinson---------------LAC-----71-------63.4
1962-63 Wilt Chamberlain--------------LAL-----72-------62.6
Yüzde olarak bir maçın en çok sayısını atan oyuncular
Oyuncu------------------------------Rakip---Sayı------Takım yüzdesi
2005-2006 Kobe Bryant---------------TOR-----81-------35.8
1993-94 David Robinson---------------LAC-----71-------34.0
2002-2003 Paul Pierce-----------------DEN-----45------33.3
Dakika başına en çok sayı atan oyuncular (en az 50 sayı)
Tarih--------------Oyuncu--------------------Dakika---Sayı-----Ortalama
2 Mart 1962--------Wilt Chamberlain-----------48-------100------2.08
22 Ocak 2006-------Kobe Bryant---------------42-------81-------1.93
9 Nisan 1978-------George Gervin--------------33-------63-------1.91
20 Aralık 2005-------Kobe Bryant---------------33-------62-------1.88
27 Ocak 1990-------Karl Malone----------------33-------61-------1.85
9 Nisan 1978--------David Tompson------------43-------73-------1.70
14 Ocak 2002-------Kobe Bryant---------------34-------56-------1.65
12 Şubat 2003------Kobe Bryant---------------31-------51-------1.65
SON NOKTA Dakika başına en çok sayı atma rekoru 2.08 sayı ile Chamberlain’w ait. Bryant ise ilk sekiz içinde 4 kez yer alıyor. İlginç bir not. Chamberlain kariyeri boyunca 118 ke 50 ve üzeri sayı atmasına karşın bu maçların 107’sinde oyundan hiç çıkmadığı için dakika başına sayı ortalaması klasmanında, ilk 17’de sadece bir kez yer alıyor
Kobe Bryant'ın 81 sayı attığı Los Angeles Lakers-Toronto Raptors maçını NBATV'den canlı yorumlayan Kaan Kural o an neler hissettğini yazdı
TARİHE TANIK OLMAK
NE KOBE NE DE O SİHİRLİ MAÇA TANIK OLANLAR İÇİN HİÇBİR ŞEY AYNI OLMAYACAK. SEVEN, SEVMEYEN HERKESİN GÖZÜNDE YEPYENİ BİR DÜZEYE YÜKSELDİ KOBE. 81 SAYI ATTIĞINA İNANMAK HALEN ZOR GELİYOR. SAHİ ATTİ, DEĞİL Mİ¿
YAZI: KAAN KURAL
Haftada ortalama 10 maç izliyorum. Sezon araları vs. çıkarınca 15 yılda kaba bir hesapla 4000-5000 civarında bir rakam denk gelir. Bunu basketbol belleğimi sergileyip hava atmak veya hayatımın ne kadar monoton olduğunu itiraf ederek kendimi acındırmak için söylemiyorum. Rakam farklı olsa da bu satırları okuduğunuza göre sizin de bir elin parmaklarını geçen sayıda maç izlediğinize eminim. Hepsinin keyfi ve sıkıntısı ayrıdır. Ancak bazıları hiç iz bırakmadan yok olup giderken, bazıları daha derin izler bırakır. 1998 NBA finali 6. maçını unutabilir misiniz? Hani, şu Michael Jordan’ın Byron Russell’ı hafifçe iterek attığı son şutu. Ya da bir yıl önce final serisinin beşinci maçında Majesteleri’nin 5. maçta, mide virüsü nedeniyle 39 derece ateşle çıkıp 38 sayı attığı karşılaşmayı. Isiah Thomas’ın 1998 finallerinde burkuk ayağının üzerine basmadığı halde son çeyrekte Laker’a attığı 25 sayıyı. İzlediyseniz, unutamazsınız
1998 Olimpiyat Finali? Hani Sobanis’li, Komichius’lu, Marciullonis’li, Volkov’lu, Sovyetler Birliği’nin, Drazen Petroviç’li,, Divac’lı Yugoslavya’yı bitime 45 saniye kala 9 sayı geriden gelip yendiği maçı hatırlıyor musunuz? 1996’da Koraç Kupası’na giden yolda, yarı final ilk maçında, Ufuk Sarıca’nın Teamsystem Bologna’ya karşı atığı 8 üçlüğü?
Bu maçları hatırlamakla kalmazsınız. O an ne yaptığınız kristal berraklığında zihinlerdedir. O maç sırasında üzerinizde ne vardı? Hangi arada tuvalete gittiniz? Maçı kimlerle seyrettiniz? Ne konuştunuz? Hatta bir saniyeliğine zap yaptığınızda diğer kanallarda ne olduğunu bile hatırlarsınız. Kafanıza kazınmıştır o an. Bilinçaltına asla gitmez. Hep o anki berraklığı ile kalır. Hayatınızın en önemli anlarını, dünya tarihinin en önemli olaylarını unutabiliyor musunuz? Mesela 11 Eylül 2001’de nerede olduğunuzu, ne yaptığınızı hatırlıyor musunuz? Gerek bireysel, gerek global tarih yazılırken ne olduğunu asla unutamazsınız?
Pek fazla değil böyle günler, böyle maçlar. Bunlardan birini de geçtiğimiz ay içinde yaşadık. Kobe Bryant, 22 Ocak 2006 Pazar gecesi, Toronto Raptors önünde tam 81 sayıya imza attı. Bu maça tanık olmak çok daha özel bir deneyimle bunun bir parçası da oldum. Şans bu ya, NBATV International o geceki yayın programına bu maçı alırken, yine şans eseri yorumcu olma sırası da bendeydi. Haftada ortalama yedi maç yorumlayan biri olarak şahsen pek çok söylediğim şeyi unutuyorum. Ancak o maçın pek çok anı gibi söylediklerimin çoğu da berrak bir şekilde hafızamda.
Maçın en başında genel bir değerlendirme yaparken “Son dönemde izleyemediğimiz maçların ertesi günkü istatistiklerine baktığımızda Kobe Bryant eğer 30-35 sayıda kaldıysa ‘acaba ne oldu? Sakatlık mı yaşadı? Faul problemine mi girdi?’ diye düşünüyoruz. Onun için 30-35 artık yetersiz kalmaya başladı. O denli forma ve o denli durdurulamaz bir performans sergiliyor. 40’ı aşmayı da bize sanki bu çok normalmiş gibi kanıksattı” demiştim. Maçın ilk yarısını 26 sayıyla tamamladıktan sonra ikinci yarıda Toronto 18 sayı öne geçtikten sonra Kobe sazı tamamen eline almaya başladı. Hayır, bir insan kaç tane insanüstü basket atabilir ki üst üste? Ancak buna karşın Toronto çok rahat hücum ettiği ve skoru önde götürdüğü ve Kobe’nin oyunda olmadığı altı dakika da Lakers takım halinde sadece 2 sayı atabildiği için bir noktada diğer Lakers oyuncularının yetersiz çabasına kızarak “Kobe’nin bu olağanüstü gayreti bizlerin bile burada içini coşkuyla doldururken, sahada ona yardım edebilecek arkadaşlarına ilham vermemesi inanılmaz” demiştim. Kobe performansını aynı düzeyde sürdürürken bir mola da seyirciler tarafından ayakta alkışlandığında bu büyüleyici “Zaman zaman David Copperfield Staples Center’da gösteri yapıyor.Los Angeles’ta oturanların o günleri beklemesine gerek yok. Herhangi bir Lakers maçında da yeterince sihir var” dedim. Kobe, 3. çeyrek. Sonunda 50’yi geçtiğinde ise “Bu da kimseyi şaşırtmamıştır herhalde. Kobe bunu bile bile sıradanlaştırdı” dedim. Ancak 4. çeyrekle birlikte söz artık bitti. Övgü kalmadı. Ben de kendimi o özel andaki performansın büyüsüne kaptırdım ve kalan bölümde sahneyi tamamen Murat Murathanoğlu’na bıraktım. Çünkü yorum yapacak bir şey kalmamıştı. Maalesef fani bir yorumcu olarak benim görevim sahada olan bitene elimden geldiğince anlam katmak. Mantık sınırları içinde onu yorumlamak. Ama sahada olup bitenler mantık sınırlarını zorladığı zaman buna anlam katmaya çalışmak kifayetsiz oluyor. Sadece olan biteni anlatan spikere bıraktım. Ben de bu işi. O pek çok tarihi ana tanıklık etmiş olan Murat Murathanoğlu da her zamanki soğukkanlı ama neşeli halini bir kenara iterek tarihi anlatmanın heyecanıyla sabahın 6’sında inanılmaz bir çoşku ile bu anı izleyenlere aktardı. Ben sadece ara ara “tarihin yazıldığına tanık oluyoruz” sözünü tekrar ederek sayıları saydım ve kalan son görev bilincimle tarih yapraklarında o an geçilen sayfaları aktardım. Önce 62 olan kariyer rekorunu kırdığını, sonra 69’u geçince Michael Jordan’ın rekorunu geçtiğini, 71’i geçtiğinde ise Lakers rekorunu kırdığını belirttim. Her şey bittiğinde ve Kobe 81’i bulduğunda ise NBA tarihinin bir maçta elde edilen en yüksek ikinci skoru olduğunu tekrar edebilirim.
Maç bittiğinde Murat Murathanoğlu ve benimle birlikte yayında beraber olduğumuz tüm arkadaşlar sarhoş gibiydik.. “Ya ne yaptı Kobe ya?” gibilerinden bir şeyler geveliyorduk sadece. İstanbul’da ünlü Sibirya soğuklarının ilk gecesiydi o. Beni eve götürecek arabaya gittiğimde kar başlamıştı ve yerler beyaz bir örtüyle kaplanıyordu. Arabada benimle birlikte ntvmsnbc’den arkadaşımız Mehmet de vardı. Pazar olması nedeniyle bütün gece Avrupa futbolu puan cetvellerine gömülmüş, çok sevdiği NBA’de gecenin maçını izleyememişti. “Maç nasıldı?” diye sorduğunda sadece “Abi, Kobe 81 attı” diyebildim. Elbette merak içinde bana “Nasıl ya? Ne yaptı? İçeriden mi attı? Kaç üçlük soktu? Kim tuttu? Gibi sorular sordu. Ama böyle doğaüstü bir performansı nasıl anlatabilirsiniz ki” Sadece “Ya, 81 attı” diye yanıt verebildim bütün sorularına. Bu tam “Anlatamam görmen lazım” durumu. Şu anda NBA’de pek çok önemli yıldızın hayali, bir maçta 50 sayı barajın aşabilmek. Çok çok nadir oyuncu bunu yapailiyor. Kobe Bryant sadece 2. yarıda 55 sayı attı! Bunu nasıl anlatabilirim ki?
Kobe’nin yaptığı şeyi burada anlatmaya çalışmayacağım. Görmeniz lazım. Ancak bunun yarattığı bazı sonuçlar var ki, bunları da göz ardı edemeyiz. Çünkü artık hiçbir şey eskisi gibi değil. Tarih değişti. Ve işte bu anda o büyülü anın dünyamıza etkileri konusunda birkaç kelam edebilirim.
Öncelikle Kobe Bryant, o maçta “NBA’in şu anda en büyük skoreri kim?” sorusunu sonsuza dek yanıtladı. Başta Allen Iverson ve Tracy McGrady olmak üzere kimse kusura bakmasın ama, Kobe Bryant bu tartışmayı uzun süre açılmamak üzere o gün bitirdi.
Hemen akla gelen ikinci konu ise 0 81’den daha yüksek tek rakam olan 100’ü atan Wilt Chamberlain’la karşılaştırma yapmak. Dönemler arası karşılaştırmaları oldum olası sevmemişimdir. O anın şartları farklıdır, bu anın şartları farklıdır. O maçta atılan 100 sayıya da büyük saygım var. Ama açıkçası Kobe Bryant’ın yaptığının çok daha görkemli olduğunu düşünüyorum. Chamberlain’in o maçta 15 fazla şut kullandığını bir kenara bırakalım o anki savunmalarla, oyuncuların kuvvet ve atletik yeteneklerindeki farklılıkları düşününce bile 2006 yılında atılan 81 sayının çok ama çok daha zor olduğu aşikar. O zamanki engellerle bu zamankiler arasında büyük fark var. Kobe çok daha büyük zorlukları aştığı için yaptığı çok ama çokdaha değerli. Wilt’in döneminde üstün yetenekli oyuncular düzenli olarak 60 sayıya çıkabiliyorlardı. Şimdi kaç kişi 40’ı aşabiliyor ki? Bu zamanki oyuncuların daha yetenekli olmasından vs değil. Daha az yetenekli olduklarını iddia etmek büyük saygısızlık olur. O anın şartlarında en yetenekli olanlar onlardı. Ve Chamberlain çok özel bir oyuncuydu ama 100 sayı atarken çok daha az engel vardı önünde.
Toronto’nun Kobe’nin işini kolaylaştırmadığını falan da sanmayın. Evet, 3. çeyrekte bir ara onlar da büyülenip sadece Kobe’yi izlemeye başladılar, ama bundan çabuk sıyrılarak başta koç Sam Mithchell olmak üzere ellerinden geleni yaptılar Kobe’yi durdurabilmek için. Savunmacıları değiştirdiler. Uzunla (Charlie Villauneva) kısayla (Morris Peterson) tutmayı denediler. İkili sıkıştırma yaptılar. Alan savunması kullandılar. Hiçbiri olmayınca bu düzeyde çok çok nadir gördüğümüz “1ve kutu” savunmaya bile başvurdular. Peterson, Kobe’yi bire bir alırken diğer dört oyuncu kutu şeklinde alan savunması yaparak çıldıran Bryant’ı durdurmaya yardım etti. Ama hiçbiri fayda etmedi. Ve her şeyden önemlisi Kobe Bunu herhangi bir maçta yapmadı. Sadece rekor için oynamadı o gün. 3. çeyrekte tamamen oyuna hakim olduğu sırada Toronto 18 sayı öndeydi. Kobe o andan sonra maçı kazandı. Tek başına, giden maçı geri getirdi. Rekor için değil kazanmak için attı o sayıları. Ve kazandı da
O maçın sihri kenara… Hayatımız boyunca o ana tanık olanlar için çok özel bir anı olarak kalacak zaten o. Ama asıl sihri aslında bütün sezon boyunca sürdürüyor olması. Bizlere 40’lık maçları artık sıradan gibi göstermesi, beklenti çıtasını alabildiğine yukarı çekmesi. Sonra da gidip bu yeni olağanüstü standartı bile paramparça etmesi. Ne demek istediğimi anlatabildim mi? Sanırım, hayır. Ama demiştim ya, bu “Anlatamam görmen lazım” durumlarından biri
SAYILAR 81’İ ANLATIYOR
22 Ocak’ta Los Angeles Lakers’in Toronto Raptors’ı 122-104 yendiği maçta Kobe Bryant. 81 sayı atarak NBA tarihinde bir maçta en çok sayı atan ikinci oyuncu ünvanını aldı. Rekor ise Wilt Chamberlain tarafından 2 Mart 1962’de kırılmıştı. Bryant, Toronto maçının ikinci yarısındaki 55 sayısıyla da NBA tarihinde bi devrede en çok sayı atan ikinci oyuncu oldu. Chamberlain 100 sayı attığı maçın ikinci yarısında 59 sayı kaydetmişti.
NBA’de bir maçta en çok sayı atanlar
Oyuncu---------------------Sayı-------------Tarih--------------Rakip
Wilt Chamberlain------------100--------------2/3/1962----------NY
Kobe Bryant-----------------81--------------22/01/2006--------TOR
Wilt Chamberlain-------------78--------------8/12/1961---------LAL (3 UZATMA)
David Thompson-------------73--------------9/4/1978-----------DET
Wilt Chamberlain-------------73--------------16/11/1962---------NY
Wilt Chamberlain-------------73---------------13/01/1962-------CHI
Wilt Chamberlain-------------72--------------3/11/1962----------LAL
David Robinson--------------71--------------24/04/1994---------LAC
Elgin Baylor------------------71-------------15/11/1960----------NY
NBA tarihinde bir oyuncunun en çok sayı attığı iki maç
---------------------------Wilt Chamberlain-------------Kobe Bryant
---------------------------2 Mart 1962-----------------22 Ocak 2006
Sayı-----------------------100-------------------------81
Şut------------------------36-63-----------------------28-46
Faul Atışı-------------------28-32-----------------------18-20
2. Yarı sayıları--------------59---------------------------55
Dakika---------------------48---------------------------42
Maç sonucu----------------169-147 (G)-----------------122-104 (G)
Bir maçta yüzde olarak takımının en çok sayısını atan oyuncular
Oyuncu-----------------------------Rakip----Sayı------Takım yüzdesi
2005-06 Kobe Bryant-----------------TOR-----81-------66.4
1993-94 David Robinson---------------LAC-----71-------63.4
1962-63 Wilt Chamberlain--------------LAL-----72-------62.6
Yüzde olarak bir maçın en çok sayısını atan oyuncular
Oyuncu------------------------------Rakip---Sayı------Takım yüzdesi
2005-2006 Kobe Bryant---------------TOR-----81-------35.8
1993-94 David Robinson---------------LAC-----71-------34.0
2002-2003 Paul Pierce-----------------DEN-----45------33.3
Dakika başına en çok sayı atan oyuncular (en az 50 sayı)
Tarih--------------Oyuncu--------------------Dakika---Sayı-----Ortalama
2 Mart 1962--------Wilt Chamberlain-----------48-------100------2.08
22 Ocak 2006-------Kobe Bryant---------------42-------81-------1.93
9 Nisan 1978-------George Gervin--------------33-------63-------1.91
20 Aralık 2005-------Kobe Bryant---------------33-------62-------1.88
27 Ocak 1990-------Karl Malone----------------33-------61-------1.85
9 Nisan 1978--------David Tompson------------43-------73-------1.70
14 Ocak 2002-------Kobe Bryant---------------34-------56-------1.65
12 Şubat 2003------Kobe Bryant---------------31-------51-------1.65
SON NOKTA Dakika başına en çok sayı atma rekoru 2.08 sayı ile Chamberlain’w ait. Bryant ise ilk sekiz içinde 4 kez yer alıyor. İlginç bir not. Chamberlain kariyeri boyunca 118 ke 50 ve üzeri sayı atmasına karşın bu maçların 107’sinde oyundan hiç çıkmadığı için dakika başına sayı ortalaması klasmanında, ilk 17’de sadece bir kez yer alıyor