- Katılım
- 11 Haz 2006
- Mesajlar
- 14,951
- Beğeni puanı
- 0
- Puanları
- 0
- Cinsiyet:
- erkek
- Nerden:
- istanbul
Akıl sahipleri! Kısasta sizin için hayat vardır. Umulur ki suç işlemekten sakınırsınız.” (Bakara/179)
Kısasta hayat vardır sözü gerçekten dikkate değer bir ifadedir. Zira kısas tatbik edilirse bir kişinin öldürülmesiyle pek çok kimsenin yaşaması sağlanır. Çünkü cezanın ölüm olduğunu bilen kimse, bu suçu işlemeyecektir. Arzı ve semayı yaratan Allah (c.c.) herşeye kâdirdir. Allah herşeyi en iyi bilendir. Yeryüzünde yaşayan insanların bütün ilişkilerini en güzel şekilde tertiplerken ıslahının nasıl mümkün olacağını da Kur’an-ı Mübinin de biz kullarına beyan etmiştir.
Sureyi Bakara’nın 183. ayeti keriminde: “Ey iman edenler sizin üzerinize oruç farz kılındı” derken aynı vezin ve aynı ağırlıkta kısasla ilgili Sureyi Bakara’nın 178. ayetinde ise: “Ey iman edenler! Öldürülenler hakkında size kısas farz kılındı.” diye emrediliyor. Ya biz iman edenler bunu nasıl anlıyor, hayatımıza Kur’an’ın emir ve nehiylerini ne kadar uyguluyoruz? Neticede de hayatın yaşanılmaz olduğunu görünce şikayetleniyoruz. Huzursuzluğumuzun asıl sebebi Kur’an ve sünnetin dünya ve ahiretimizin saadetine vesile olacak prensiplerinden uzak kalmamızdır.
Allah (c.c.) Kur’an-ı Kerim’de zararımıza olabilecek, huzurumuzu bozacak sıhhatimizin elimizden gitmesine vesile olacak şeyleri haram kılmıştır. Ama fert ve toplumun hatta bütün mahlukatın menfaatini içeren şeyleri de helal kılmıştır. Mesela içki, kumar, zina, faiz gibi menhiyatlar hangi toplum ve fertlere yarar sağlamıştır?
“İşte O Peygamber onlara iyiliği emreder, onları kötülükten men eder, onlara temiz temiz şeyleri helal, pis şeyleri haram kılar.” (Araf/157)
“Kim bir mü’mini kasten öldürürse cezası içinde ebediyyen kalacağı cehennemdir.” (Nisa/93) diye Allah’u Teâla adam öldürmenin ahiretteki elim azabını haber veriyor.
İslam Ceza Hukukuna göre bir müslümanı haksız yere ve bilerek öldüren kimsenin cezası kısas, yani idamdır. Bunu affetme selahiyeti yalnızca maktülün ailesine aittir. Bunlar isterlerse kısas yerine diyet talep ederler ve isterlerse her ikisini de bağışlarlar. Bu takdirde devletin tazir yoluyla daha hafif bir şekilde cezalandırma selahiyeti vardır.
Haksız yere bir kimseyi öldürmek büyük bir suçtur. Dünya ve ahiret azabı hak etme sonucunu doğurur. Yani kısas yapılmasına ve cehennemde ebedi kalmaya götüren büyük günahlardan birisidir. Allah’ın yeryüzünde yaratmış olduğu kuluna karşı girişilmiş bir tecavüzdür. İnsanların güvenliğine, toplum hayatına yönelik bir tehdittir. Günümüzde insanımıza bu ilahi şuur verilmelidir. Hatta okullarda çocuklarımıza Allah korkusu, Allah hakkı, kul hakkı, can, mal, din, akıl emniyeti, ahiretteki ve dünyadaki cezası öğretilmelidir. Masum insanların bigayri hakkın öldürülmesi herkesi üzmektedir. Bir başörtüsü ile bu kadar uğraşma yerine bu topluma Allah korkusu, cehennemin şiddetli azabı, cennetin güzel nimetleri öğretilse, merhamet duyguları aşılansa, Kur’an ve sünnet hamuru ile yoğrulsa hiç kimse bir karıncayı bile incitmeyi düşünemez.
İslam dini, insanı yaratılanların en değerlisi ve en üstünü, insan hayatının korunmasını da dinin temel amaçlarından saymıştır. Kur’an’da haksız yere bir cana kıymanın bütün insanları öldürmek gibi ağır bir suç, bir insanın hayatını kurtarmanın da bütün insanlara hayat verme gibi yüce ve değerli bir davranış olduğu ifade edilir. (Maide/32)
İslam dininde savaş halinde bile müslüman savaşçıların düşmanı öldürme hakkı çok sınırlı tutulmuş, kadın, çocuk, din adamı, yaşlı kimseler gibi savaşa bilfiil katılamayanların öldürülmesi yasaklanmış, savaş esirlerinin yaşama hakkı korunmuştur. Fiili savaş durumu veya bir cezanın infazı, meşru müdafa gibi hukuka uygunluk hallerinin bu yasak dışında kaldığı açıktır.
Bir cinayet işleyen kimsenin mağdurlarca değil, devlet eliyle objektif ve adil yargılama sonucu cezalanlandırılması icabeder. Bütün bunlar insan hayatına verilen değerin bir başka açıdan ifadesidir. (İslam ve Toplum İlmihali 2/178)
Sonuç olarak İslam Hukukuna göre kanı mahfuz kişileri, asker, polis, sivil, masum çocukları öldüren katillerin bedbaht insanların affı konusunda önce ölen kişinin velilerine sorulmalı. Evladı öldürülen anne ve baba, katile yapılacak muameleyi de seçmelidir. İslam, öldürülen kişinin velisine kısası (maktul karşılığında katilin öldürülmesi), diyeti ve affetmeyi seçenek olarak sunmuştur. Maktulün yakınları bu üç şeyden birini seçtiklerinde içlerinde adaletin gerçekleştiği hususunda bir tatmin duygusu oluşur. Aksi halde devlet suçluyu yakalayıp, güya hafifletici sebeplerle cezayı azaltır, onu da hapis olarak verir. Üstüne üstlük de iki de bir af çıkarırsa toplumdaki adalet duygusu tamir edilemeyecek şekilde zedelenir. Öldürdüğü kişi karşılığında öleceğini bilen kimse kolay kolay bu işe kalkışamaz. Ama 3-5 yıl veya 10 yıl hapis yatmakla kurtulacağını bilen kişi çok daha rahat cinayet işleyecektir. Yakınları öldürülen kişiler de adaleti yerine getirme yükümlülüğünü kendilerinde görecekler ve kan davalarının önü açılacaktır. İlahi terbiye ve sulh metodlarına uymadığımız müddet zarfında her gelecek gün bir önceki günden daha sıkıntılı olur.
Peygamberimiz (a.s.) mü’min elinden ve dilinden başkaları salim, emin olunan kişidir diye buyuruyor. Biz de inşaallah böylesi güzide bir topluluk halini alırız. Allah’ım ümmeti muhammedi Kur’an’a mahkum et. Amin.
ABDULLAH GÜZEL
KATİLİN ÖLDÜRÜLME KEYFİYETİ
Öldürmede ihsanı en fazla sağlayacak öldürme türlerinden birisi ile katilin öldürülebileceği doğrudur. Kılıçla öldürmek şart değildir. Kılıçla, asarak, ateşe atarak ve daha başka şekilde öldürmek caizdir. Öldürmede yalnızca tek şart vardır, o da, öldürürken kolaylıkla öldürmektir. Yani, suçluyu en kolay bir şekilde öldürecek bir aletin seçilmesidir. Müslim Şeddad b. Evs'den Nebi (sav)'nin şöyle söylediğini rivayet etmektedir:
"Öldürdüğünüz zaman öldürme işlemini en güzel bir şekilde gerçekleştiriniz, boğazladığınız zaman kesme işlemini en güzel bir şekilde yapınız." *
Burada istenilen husus öldürürken fazla acı çektirmeden öldürmektir. Öldürme için belli bir aletin seçilme şartı yoktur. "Kısas ancak kılıçla yapılır" * hadisine ait rivayet yollarının tümü zayıftır, hatta bu hadisin münker bir hadis olduğu bile söylenmiştir. Dolayısıyla delil olmaya elverişli değildir.
Ancak öldürme işleminin ne zaman tamamlanacağı hususunda doğru olan hükmün tenfizine hemen girişmemektir. Katilde kan hakkı bulunanların affetmelerinden ümidin tamamen kesilmesine kadar beklemek efdaldir. Çünkü onlar; öldürmek, diyet almak ve affetmek arasında muhayyerdirler. Bu nedenle bunlardan birini seçmeleri hususunda onlara yeterli sürenin verilmesi mutlaka gereklidir. Özellikle de Şari', affetmeye teşvik etmişken. Allahu Teala şöyle buyurmaktadır:
"Kim de kardeşi lehine bir şeyi affederse" *
Yani, kan hakkına sahip olan kimse, din kardeşini affeder ve kısas uygulanmasından vazgeçer, onun isteğine uymak gerekir. Kan hakkına sahip olanlar bir kişiden daha fazla sayıda olup da onlardan bir tanesi affetse bile, kısas düşer. Rasulullah (sav) şöyle buyurmaktadır:
"Her kimin bir yakını öldürülür ise o, iki hayırlı şeyden birisini yapmakta serbesttir. Ya fidye alır ya da (kısas gereği onun) öldürülmesini talep eder." *
Enes'den, dedi ki:
"Rasulullah (sav)'a götürülüp de kısas emrini verdiği hiçbir olay yoktur ki o hususta affetme talebinde bulunmuş olmasın." *
Katilde kan hakkı bulunanların önünde affetme veya diyet alma imkanı bulunduğu için; ya öldürme ile ya diyet almakla ya da affetme ile sonuçlanıncaya kadar hükmün infazını tehir etmek evladır.
Öldürme, diyet alma veya affetme seçeneklerinden birisini tercih etme hakkına öldürülenin varisleri sahiptir. Erkek veya kadın, sebep veya nesep farkı gözetilmeksizin öldürülenin tüm varisleri kan hakkına sahiptirler, dolayısıyla kısas hep birlikte onlar için yapılır, akile için yapılmaz. Çünkü kasten öldürme olayında diyetin katilin malından ödenmesi gereklidir, akilenin diyet ödemesi gerekmez. Bu nedenledir ki öldürülenin diyeti akileye değil varislerine ait bir haktır. Dolayısıyla affetmek de varislerinin hakkıdır. Varislerinden herhangi birisi affederse kısas düşer.
1. Kasden , Öldürmenin Diyeti.
Kasden öldürmede aslolan kısastır. Ancak maktulün velîleri bu haklarından vazgeçerek katili affedip diyet alabilirler. Eğer maktulün velîleri katili affeder de diyet almaya karar verirlerse diyet, katlin çeşidine göre şu şekilde verilir; Kasden öldürmenin diyeti, 30 tane üç yaşında deve, 30 tane beş yaşında deve, 40 tane gebe devedir. Eğer o memlekette deve yoksa, develerin bedeli verilir. Bu diyetin ertelenmeden katilin malından -müeccel olmayıp muaccel olarak- alınması vacibdir.
eklemek istediğim şudur ki islamda cezaların amacı cezalandırmak değil suç işleyecekler için caydırıcı olmakdır... öldürüleceğini bilen öldürmekte tereddüt eder..
---alıntıdır---
Kısasta hayat vardır sözü gerçekten dikkate değer bir ifadedir. Zira kısas tatbik edilirse bir kişinin öldürülmesiyle pek çok kimsenin yaşaması sağlanır. Çünkü cezanın ölüm olduğunu bilen kimse, bu suçu işlemeyecektir. Arzı ve semayı yaratan Allah (c.c.) herşeye kâdirdir. Allah herşeyi en iyi bilendir. Yeryüzünde yaşayan insanların bütün ilişkilerini en güzel şekilde tertiplerken ıslahının nasıl mümkün olacağını da Kur’an-ı Mübinin de biz kullarına beyan etmiştir.
Sureyi Bakara’nın 183. ayeti keriminde: “Ey iman edenler sizin üzerinize oruç farz kılındı” derken aynı vezin ve aynı ağırlıkta kısasla ilgili Sureyi Bakara’nın 178. ayetinde ise: “Ey iman edenler! Öldürülenler hakkında size kısas farz kılındı.” diye emrediliyor. Ya biz iman edenler bunu nasıl anlıyor, hayatımıza Kur’an’ın emir ve nehiylerini ne kadar uyguluyoruz? Neticede de hayatın yaşanılmaz olduğunu görünce şikayetleniyoruz. Huzursuzluğumuzun asıl sebebi Kur’an ve sünnetin dünya ve ahiretimizin saadetine vesile olacak prensiplerinden uzak kalmamızdır.
Allah (c.c.) Kur’an-ı Kerim’de zararımıza olabilecek, huzurumuzu bozacak sıhhatimizin elimizden gitmesine vesile olacak şeyleri haram kılmıştır. Ama fert ve toplumun hatta bütün mahlukatın menfaatini içeren şeyleri de helal kılmıştır. Mesela içki, kumar, zina, faiz gibi menhiyatlar hangi toplum ve fertlere yarar sağlamıştır?
“İşte O Peygamber onlara iyiliği emreder, onları kötülükten men eder, onlara temiz temiz şeyleri helal, pis şeyleri haram kılar.” (Araf/157)
“Kim bir mü’mini kasten öldürürse cezası içinde ebediyyen kalacağı cehennemdir.” (Nisa/93) diye Allah’u Teâla adam öldürmenin ahiretteki elim azabını haber veriyor.
İslam Ceza Hukukuna göre bir müslümanı haksız yere ve bilerek öldüren kimsenin cezası kısas, yani idamdır. Bunu affetme selahiyeti yalnızca maktülün ailesine aittir. Bunlar isterlerse kısas yerine diyet talep ederler ve isterlerse her ikisini de bağışlarlar. Bu takdirde devletin tazir yoluyla daha hafif bir şekilde cezalandırma selahiyeti vardır.
Haksız yere bir kimseyi öldürmek büyük bir suçtur. Dünya ve ahiret azabı hak etme sonucunu doğurur. Yani kısas yapılmasına ve cehennemde ebedi kalmaya götüren büyük günahlardan birisidir. Allah’ın yeryüzünde yaratmış olduğu kuluna karşı girişilmiş bir tecavüzdür. İnsanların güvenliğine, toplum hayatına yönelik bir tehdittir. Günümüzde insanımıza bu ilahi şuur verilmelidir. Hatta okullarda çocuklarımıza Allah korkusu, Allah hakkı, kul hakkı, can, mal, din, akıl emniyeti, ahiretteki ve dünyadaki cezası öğretilmelidir. Masum insanların bigayri hakkın öldürülmesi herkesi üzmektedir. Bir başörtüsü ile bu kadar uğraşma yerine bu topluma Allah korkusu, cehennemin şiddetli azabı, cennetin güzel nimetleri öğretilse, merhamet duyguları aşılansa, Kur’an ve sünnet hamuru ile yoğrulsa hiç kimse bir karıncayı bile incitmeyi düşünemez.
İslam dini, insanı yaratılanların en değerlisi ve en üstünü, insan hayatının korunmasını da dinin temel amaçlarından saymıştır. Kur’an’da haksız yere bir cana kıymanın bütün insanları öldürmek gibi ağır bir suç, bir insanın hayatını kurtarmanın da bütün insanlara hayat verme gibi yüce ve değerli bir davranış olduğu ifade edilir. (Maide/32)
İslam dininde savaş halinde bile müslüman savaşçıların düşmanı öldürme hakkı çok sınırlı tutulmuş, kadın, çocuk, din adamı, yaşlı kimseler gibi savaşa bilfiil katılamayanların öldürülmesi yasaklanmış, savaş esirlerinin yaşama hakkı korunmuştur. Fiili savaş durumu veya bir cezanın infazı, meşru müdafa gibi hukuka uygunluk hallerinin bu yasak dışında kaldığı açıktır.
Bir cinayet işleyen kimsenin mağdurlarca değil, devlet eliyle objektif ve adil yargılama sonucu cezalanlandırılması icabeder. Bütün bunlar insan hayatına verilen değerin bir başka açıdan ifadesidir. (İslam ve Toplum İlmihali 2/178)
Sonuç olarak İslam Hukukuna göre kanı mahfuz kişileri, asker, polis, sivil, masum çocukları öldüren katillerin bedbaht insanların affı konusunda önce ölen kişinin velilerine sorulmalı. Evladı öldürülen anne ve baba, katile yapılacak muameleyi de seçmelidir. İslam, öldürülen kişinin velisine kısası (maktul karşılığında katilin öldürülmesi), diyeti ve affetmeyi seçenek olarak sunmuştur. Maktulün yakınları bu üç şeyden birini seçtiklerinde içlerinde adaletin gerçekleştiği hususunda bir tatmin duygusu oluşur. Aksi halde devlet suçluyu yakalayıp, güya hafifletici sebeplerle cezayı azaltır, onu da hapis olarak verir. Üstüne üstlük de iki de bir af çıkarırsa toplumdaki adalet duygusu tamir edilemeyecek şekilde zedelenir. Öldürdüğü kişi karşılığında öleceğini bilen kimse kolay kolay bu işe kalkışamaz. Ama 3-5 yıl veya 10 yıl hapis yatmakla kurtulacağını bilen kişi çok daha rahat cinayet işleyecektir. Yakınları öldürülen kişiler de adaleti yerine getirme yükümlülüğünü kendilerinde görecekler ve kan davalarının önü açılacaktır. İlahi terbiye ve sulh metodlarına uymadığımız müddet zarfında her gelecek gün bir önceki günden daha sıkıntılı olur.
Peygamberimiz (a.s.) mü’min elinden ve dilinden başkaları salim, emin olunan kişidir diye buyuruyor. Biz de inşaallah böylesi güzide bir topluluk halini alırız. Allah’ım ümmeti muhammedi Kur’an’a mahkum et. Amin.
ABDULLAH GÜZEL
KATİLİN ÖLDÜRÜLME KEYFİYETİ
Öldürmede ihsanı en fazla sağlayacak öldürme türlerinden birisi ile katilin öldürülebileceği doğrudur. Kılıçla öldürmek şart değildir. Kılıçla, asarak, ateşe atarak ve daha başka şekilde öldürmek caizdir. Öldürmede yalnızca tek şart vardır, o da, öldürürken kolaylıkla öldürmektir. Yani, suçluyu en kolay bir şekilde öldürecek bir aletin seçilmesidir. Müslim Şeddad b. Evs'den Nebi (sav)'nin şöyle söylediğini rivayet etmektedir:
"Öldürdüğünüz zaman öldürme işlemini en güzel bir şekilde gerçekleştiriniz, boğazladığınız zaman kesme işlemini en güzel bir şekilde yapınız." *
Burada istenilen husus öldürürken fazla acı çektirmeden öldürmektir. Öldürme için belli bir aletin seçilme şartı yoktur. "Kısas ancak kılıçla yapılır" * hadisine ait rivayet yollarının tümü zayıftır, hatta bu hadisin münker bir hadis olduğu bile söylenmiştir. Dolayısıyla delil olmaya elverişli değildir.
Ancak öldürme işleminin ne zaman tamamlanacağı hususunda doğru olan hükmün tenfizine hemen girişmemektir. Katilde kan hakkı bulunanların affetmelerinden ümidin tamamen kesilmesine kadar beklemek efdaldir. Çünkü onlar; öldürmek, diyet almak ve affetmek arasında muhayyerdirler. Bu nedenle bunlardan birini seçmeleri hususunda onlara yeterli sürenin verilmesi mutlaka gereklidir. Özellikle de Şari', affetmeye teşvik etmişken. Allahu Teala şöyle buyurmaktadır:
"Kim de kardeşi lehine bir şeyi affederse" *
Yani, kan hakkına sahip olan kimse, din kardeşini affeder ve kısas uygulanmasından vazgeçer, onun isteğine uymak gerekir. Kan hakkına sahip olanlar bir kişiden daha fazla sayıda olup da onlardan bir tanesi affetse bile, kısas düşer. Rasulullah (sav) şöyle buyurmaktadır:
"Her kimin bir yakını öldürülür ise o, iki hayırlı şeyden birisini yapmakta serbesttir. Ya fidye alır ya da (kısas gereği onun) öldürülmesini talep eder." *
Enes'den, dedi ki:
"Rasulullah (sav)'a götürülüp de kısas emrini verdiği hiçbir olay yoktur ki o hususta affetme talebinde bulunmuş olmasın." *
Katilde kan hakkı bulunanların önünde affetme veya diyet alma imkanı bulunduğu için; ya öldürme ile ya diyet almakla ya da affetme ile sonuçlanıncaya kadar hükmün infazını tehir etmek evladır.
Öldürme, diyet alma veya affetme seçeneklerinden birisini tercih etme hakkına öldürülenin varisleri sahiptir. Erkek veya kadın, sebep veya nesep farkı gözetilmeksizin öldürülenin tüm varisleri kan hakkına sahiptirler, dolayısıyla kısas hep birlikte onlar için yapılır, akile için yapılmaz. Çünkü kasten öldürme olayında diyetin katilin malından ödenmesi gereklidir, akilenin diyet ödemesi gerekmez. Bu nedenledir ki öldürülenin diyeti akileye değil varislerine ait bir haktır. Dolayısıyla affetmek de varislerinin hakkıdır. Varislerinden herhangi birisi affederse kısas düşer.
1. Kasden , Öldürmenin Diyeti.
Kasden öldürmede aslolan kısastır. Ancak maktulün velîleri bu haklarından vazgeçerek katili affedip diyet alabilirler. Eğer maktulün velîleri katili affeder de diyet almaya karar verirlerse diyet, katlin çeşidine göre şu şekilde verilir; Kasden öldürmenin diyeti, 30 tane üç yaşında deve, 30 tane beş yaşında deve, 40 tane gebe devedir. Eğer o memlekette deve yoksa, develerin bedeli verilir. Bu diyetin ertelenmeden katilin malından -müeccel olmayıp muaccel olarak- alınması vacibdir.
eklemek istediğim şudur ki islamda cezaların amacı cezalandırmak değil suç işleyecekler için caydırıcı olmakdır... öldürüleceğini bilen öldürmekte tereddüt eder..
---alıntıdır---