- Katılım
- 9 Nis 2007
- Mesajlar
- 24,529
- Beğeni puanı
- 0
- Puanları
- 36
- Yaş
- 36
- Cinsiyet:
- bayan
- Nerden:
- samsun
Umut Zen'in, rock tarzında ilahiler okuduğu ilk albümü Sahte Dünya yakında çıkıyor.
"Gençlerin, ilahileri, 'dini şarkılar' olarak nitelendirmesi yüzünden böyle bir albüm yaptım" diyen Umut Zen'in kız arkadaşı Yunan, yengesi ise Budist bir Japon.....
İlahilerle, rock müziği bir arada düşündünüz mü hiç? Zincirli, siyah tişörtlü, küpeli rockçı gençler artık ilahiler eşliğinde kafa sallayacak! Çünkü Umut Zen'in rock tarzında okuduğu ilahilerin de yer aldığı 'Sahte Dünya' adlı albümü mayısta piyasaya çıkıyor. Zen'in albümü İngilizce ve Arapça olarak da tüm dünyada satışa sunulacak. Kaşındaki piercing'i ve küpesiyle dikkat çeken genç şarkıcı, dünyaya açılma konusunda hayli iddialı...
* İlahilerle rock müziği bir araya getirmek nereden aklınıza geldi?
Albümde rock sound'unu kullandık çünkü adrenalini çok yüksek bir müzik. Albüm bütünüyle ilahi formunda değil zaten... İki şarkı var ilahi formunda, biri 'Allahü Allah'. Diğerini de Fetullah Gülen'in 'Hüzünlü Gurbet' şiirinden şarkılaştırdık.
* Fethullah Gülen'i tanır mısınız?
Birebir tanımıyorum kendisini... Ramazan öncesinde Nihat Hatipoğlu'nun 'Dosta Doğru' adlı programına çıkmıştım. Programda okudum 'Hüzünlü Gurbet'i ve çok beğenildi. Biz de albüme koymaya karar verdik.
* İlahileri rock tarzında söyleyip bozduğunuzu düşünen ve sizi eleştirenler olabilir... Buna ne cevap verirsiniz?
Gelenekçi yapı, bizim yaptığımız değişiklikleri kabul etmez, rahatsız olabilir. İlahi rock yaptık diye tabii ki eleştiriler olacak. Geleneksel yapının her zaman korunması gerekir. Gençlerin ilahileri, 'dini şarkılar' olarak nitelendirip es geçmesinden rahatsız oluyorum. Yoksa ülke şu anda o istikamete doğru gidiyor, ben de o istikamette giden bir dolmuşa bineyim gibi bir şey düşünmedim. Bu albüm asla rant amaçlı bir çalışma değil. Tek isteğim insanların önyargıyla yaklaşmamaları.
* Türkiye'de daha önce rock tarzında ilahi söyleyen olmuş muydu?
Yapanlar oldu. Biz bu albümde usulü bozmamaya gayret ettik, sadece altyapıda rock kullandık. Ama daha önce Rock tarzında ilahi şarkılar yapmayı deneyen arkadaşlar ilahileri Batı tarzında okumuşlar. O yüzden insanlara pek sıcak gelmedi onlarınki... Zaten ben şarkı söylemiyorum, şarkı anlatmaya çalışıyorum. Türkiye'de çok az insan yapıyor bunu...
* Nasıl yani? Şarkı anlatmak ne demek?
Bir şarkıyı alırsınız, önce şiir olarak okursunuz, kendinizle özdeşleştirirsiniz. Daha sonra 'Ben bunu anlatırsam nasıl anlatırım' diye düşünürsünüz. Sözler ne anlatıyorsa, sizin ifadelerinizin de onu anlatması gerekir. Bunu Ahmet Özhan'ın üslubunda yakalayabilirsiniz. Onun sayesinde hayatımda çok önemli değişiklikler de olmuştur.
* Ahmet Özhan'la tanışıyor musunuz?
Evet... Ama çok içli dışlı bir durum yok. Onun yapmış olduğu albümler bende çok ciddi kapılar açtı, hayata bakış açımı değiştirdi. Onunla tanışıp sohbet etme imkanı da buldum.
* Yorumunuz da Ahmet Özhan'a benziyor biraz...
Zaten müzik bir taklit meselesidir. Ses böyledir zaten; duyduğunuz şeyi taklit etmek...
* Tüm dünyada Sami Yusuf fırtınası var. Siz de Türkiye'nin Sami Yusuf'u mu olacaksınız?
Sami Yusuf'unki çok akıllıca bir proje. Aslında bunun Türkiye'de çok daha önce yapılması gerekiyordu. Kendimi onunla özdeşleştirmiyorum kesinlikle, onu belirteyim...
* Sami Yusuf'un hayranları İslami kesimden... Sizinkiler de öyle mi olacak?
Benim kitle ayırt etmem söz konusu değil. Belki albümüm tamamen ilahilerden oluşsaydı 'İslami kesim benim dinleyicim olur' diyebilirdim. Ama albümde pek çok insanın etkileneceği şarkılar var. Ben zaten 'türbanlı onu dinler, bu bunu dinler' diye ayrım yapmıyorum. Bizim derdimiz, Türkiye'de şu anda böyle bir kutuplaşma varken, şarkılarla bütün insanları birleştirebilmek. Ve sonra da ülke yönetimindeki insanlara dönüp 'Siz kendi kendinize pişirin, kendi kendinize yiyin' demek...
* Albümünüzdeki parçaları İngilizce ve Arapça da okumuşsunuz. Türkiye'yle birlikte dünyaya da açılmayı planlıyorsunuz sanırım...
Evet, İngilizce ve Arapça da okudum. Klibimiz de Avrupa ve Amerika'da da gösterime girecek. Elbette dünyaya açılmayı isterim. Daha önce pek çok sanatçı dünyaya açılmayı denedi. Ama onların müziğini yaparak bu iş olmuyor. Kendi müziğimizle, kendi enstrümanlarımızla çok daha başarılı oluruz bence...
* İngilizce'yi anladım da neden Arapça? Müslüman ülkelerde daha kolay popüler olacağınızı düşündüğünüz için mi?
Araplar bence bu konuda çok yoksullar. Baktığınızda İslam'a daha yakın gibi görünüyorlar ama aslında uzaklar. O yüzden Arapça okuduk. Müslümanlık bana göre en güzel Türkiye'de yaşanıyor. Irksal bakmıyorum hadiseye, sakın yanlış anlaşılmasın. Ama rant haline getirdiğiniz din ise kaybedersiniz. Araplar çok da bu işin ciddiyetinde ve güzelliğinde değiller diye düşünüyorum.
* Peki İngilizceniz ne durumda?
İyi bir İngilizcem yok. Ama tasavvuf bir eserdir. Şarkıların çevirilerinde de çok titiz çalışıldı. Bir Türk dinlediğinde ne anlıyorsa, İngiliz de aynı şeyi anlıyor. Ben de bir Türk'ün İngilizce okuduğu anlaşılsın diye şarkıları söylerken kompleks yapmadım ve işin İngilizce aktörlüğüne girmedim.
* Eurovision'da bu yıl Türkiye'yi temsil edecek olan 'Mor ve Ötesi'nin şarkısını beğendiniz mi?
Şarkı kötü diyemem ama Eurovision için güçlü bir şarkı değil. Alın, Kırşehir yöresinden Neşet Ertaş'ı gönderin. Tek bağlamayla çıksın, kendi üslubuyla çalsın, isterse sonuncu olsun. Amaç Türkiye'nin özelliklerini göstermekse, böyle yapmak gerekir. Rock da pop da onların kendi müzikleri... Zaten en iyisini yapıyorlar. Bizim yaptıklarımız taklitten öteye geçemiyor.
* Evli misiniz? Hayır, bekarım. Yunan bir kız arkadaşım var, ismi Evgenia. Kendisi Yunanistan'da. İki yıldır birlikteyiz. Ben Yunanistan'a gidiyorum sık sık, bazen de o buraya geliyor.
* Bir gün evlenmeye karar verirseniz sevgilinizin Hıristiyan olması problem yaratır mı? Onu Müslüman olması için zorlamam söz konusu olamaz. Ama o devamlı Türkiye'ye gelip gidiyor, zaten üniversitede Türk Dili ve Edebiyatı okumuş. Evlilik konumuna gelirsek ve o bir tercihte bulunamazsa, demek ki dinimizi anlatma konusunda çok başarılı olamamışım diye ben kendimi sorgularım. Ben ona İslam'ı anlatıyorum, o da bana kendi dinini... Hatta Yunanca Kuran-ı Kerim alıp okumaya başladı.
* Peki Evgenia 'kesinlikle dinimi değiştirmeyeceğim' derse evlenmekten vazgeçer misiniz? Ben işin kimliğinde değil, eylemlerinde olmaya çalışıyorum. Birilerinin Hıristiyanlığını sorgulayacağıma, oturup kendi Müslümanlığımı sorgularım önce. Benim ağabeyimin eşi de Japon.
* O Müslüman oldu mu peki? Hayır. Kendisi Budist. New York'ta yaşıyorlar. Elbette dinimizi olabildiğince ona anlattık. Yengem, kendi diniyle İslam arasında çok fark olmadığını söyledi ve dinini değiştirmedi.
Alişan'ın geçtiğimiz Ramazan'da çıkan albümünde ezan okuması çok eleştirilmişti. Siz beğenmiş miydiniz?
Alişan'ın albümünde ilahiler ve kasideler vardı. Ama ezan, tek insan sesiyle yapılabilen, altında aranje olmaması gereken bir formdur. Alişan da zaten albümünde ezan okumuyor. Sadece Allah'ın ismini zikretmiş. En azından benim dinlediğim albümde öyle bir şey yoktu... Sonuçta bir şeyi ne amaçla yaptığınız çok önemli. Amel ve niyeti bilmediğim için hiçbir şey söyleyemem. Ama sonuçta, kalben nefesini o şarkılar üstünde üflemiş. Ben onunla ilgili yorum yaparsam, kendi kendime rant arayışı içinde olurum. Sadece şunu söyleyebilirim; bu konuda Türkiye'de yalnızca Ahmet Özhan ve Sami Savni Sözer'i ciddiye alıyorum.
Sabah
"Gençlerin, ilahileri, 'dini şarkılar' olarak nitelendirmesi yüzünden böyle bir albüm yaptım" diyen Umut Zen'in kız arkadaşı Yunan, yengesi ise Budist bir Japon.....
İlahilerle, rock müziği bir arada düşündünüz mü hiç? Zincirli, siyah tişörtlü, küpeli rockçı gençler artık ilahiler eşliğinde kafa sallayacak! Çünkü Umut Zen'in rock tarzında okuduğu ilahilerin de yer aldığı 'Sahte Dünya' adlı albümü mayısta piyasaya çıkıyor. Zen'in albümü İngilizce ve Arapça olarak da tüm dünyada satışa sunulacak. Kaşındaki piercing'i ve küpesiyle dikkat çeken genç şarkıcı, dünyaya açılma konusunda hayli iddialı...
* İlahilerle rock müziği bir araya getirmek nereden aklınıza geldi?
Albümde rock sound'unu kullandık çünkü adrenalini çok yüksek bir müzik. Albüm bütünüyle ilahi formunda değil zaten... İki şarkı var ilahi formunda, biri 'Allahü Allah'. Diğerini de Fetullah Gülen'in 'Hüzünlü Gurbet' şiirinden şarkılaştırdık.
* Fethullah Gülen'i tanır mısınız?
Birebir tanımıyorum kendisini... Ramazan öncesinde Nihat Hatipoğlu'nun 'Dosta Doğru' adlı programına çıkmıştım. Programda okudum 'Hüzünlü Gurbet'i ve çok beğenildi. Biz de albüme koymaya karar verdik.
* İlahileri rock tarzında söyleyip bozduğunuzu düşünen ve sizi eleştirenler olabilir... Buna ne cevap verirsiniz?
Gelenekçi yapı, bizim yaptığımız değişiklikleri kabul etmez, rahatsız olabilir. İlahi rock yaptık diye tabii ki eleştiriler olacak. Geleneksel yapının her zaman korunması gerekir. Gençlerin ilahileri, 'dini şarkılar' olarak nitelendirip es geçmesinden rahatsız oluyorum. Yoksa ülke şu anda o istikamete doğru gidiyor, ben de o istikamette giden bir dolmuşa bineyim gibi bir şey düşünmedim. Bu albüm asla rant amaçlı bir çalışma değil. Tek isteğim insanların önyargıyla yaklaşmamaları.
* Türkiye'de daha önce rock tarzında ilahi söyleyen olmuş muydu?
Yapanlar oldu. Biz bu albümde usulü bozmamaya gayret ettik, sadece altyapıda rock kullandık. Ama daha önce Rock tarzında ilahi şarkılar yapmayı deneyen arkadaşlar ilahileri Batı tarzında okumuşlar. O yüzden insanlara pek sıcak gelmedi onlarınki... Zaten ben şarkı söylemiyorum, şarkı anlatmaya çalışıyorum. Türkiye'de çok az insan yapıyor bunu...
* Nasıl yani? Şarkı anlatmak ne demek?
Bir şarkıyı alırsınız, önce şiir olarak okursunuz, kendinizle özdeşleştirirsiniz. Daha sonra 'Ben bunu anlatırsam nasıl anlatırım' diye düşünürsünüz. Sözler ne anlatıyorsa, sizin ifadelerinizin de onu anlatması gerekir. Bunu Ahmet Özhan'ın üslubunda yakalayabilirsiniz. Onun sayesinde hayatımda çok önemli değişiklikler de olmuştur.
* Ahmet Özhan'la tanışıyor musunuz?
Evet... Ama çok içli dışlı bir durum yok. Onun yapmış olduğu albümler bende çok ciddi kapılar açtı, hayata bakış açımı değiştirdi. Onunla tanışıp sohbet etme imkanı da buldum.
* Yorumunuz da Ahmet Özhan'a benziyor biraz...
Zaten müzik bir taklit meselesidir. Ses böyledir zaten; duyduğunuz şeyi taklit etmek...
* Tüm dünyada Sami Yusuf fırtınası var. Siz de Türkiye'nin Sami Yusuf'u mu olacaksınız?
Sami Yusuf'unki çok akıllıca bir proje. Aslında bunun Türkiye'de çok daha önce yapılması gerekiyordu. Kendimi onunla özdeşleştirmiyorum kesinlikle, onu belirteyim...
* Sami Yusuf'un hayranları İslami kesimden... Sizinkiler de öyle mi olacak?
Benim kitle ayırt etmem söz konusu değil. Belki albümüm tamamen ilahilerden oluşsaydı 'İslami kesim benim dinleyicim olur' diyebilirdim. Ama albümde pek çok insanın etkileneceği şarkılar var. Ben zaten 'türbanlı onu dinler, bu bunu dinler' diye ayrım yapmıyorum. Bizim derdimiz, Türkiye'de şu anda böyle bir kutuplaşma varken, şarkılarla bütün insanları birleştirebilmek. Ve sonra da ülke yönetimindeki insanlara dönüp 'Siz kendi kendinize pişirin, kendi kendinize yiyin' demek...
* Albümünüzdeki parçaları İngilizce ve Arapça da okumuşsunuz. Türkiye'yle birlikte dünyaya da açılmayı planlıyorsunuz sanırım...
Evet, İngilizce ve Arapça da okudum. Klibimiz de Avrupa ve Amerika'da da gösterime girecek. Elbette dünyaya açılmayı isterim. Daha önce pek çok sanatçı dünyaya açılmayı denedi. Ama onların müziğini yaparak bu iş olmuyor. Kendi müziğimizle, kendi enstrümanlarımızla çok daha başarılı oluruz bence...
* İngilizce'yi anladım da neden Arapça? Müslüman ülkelerde daha kolay popüler olacağınızı düşündüğünüz için mi?
Araplar bence bu konuda çok yoksullar. Baktığınızda İslam'a daha yakın gibi görünüyorlar ama aslında uzaklar. O yüzden Arapça okuduk. Müslümanlık bana göre en güzel Türkiye'de yaşanıyor. Irksal bakmıyorum hadiseye, sakın yanlış anlaşılmasın. Ama rant haline getirdiğiniz din ise kaybedersiniz. Araplar çok da bu işin ciddiyetinde ve güzelliğinde değiller diye düşünüyorum.
* Peki İngilizceniz ne durumda?
İyi bir İngilizcem yok. Ama tasavvuf bir eserdir. Şarkıların çevirilerinde de çok titiz çalışıldı. Bir Türk dinlediğinde ne anlıyorsa, İngiliz de aynı şeyi anlıyor. Ben de bir Türk'ün İngilizce okuduğu anlaşılsın diye şarkıları söylerken kompleks yapmadım ve işin İngilizce aktörlüğüne girmedim.
* Eurovision'da bu yıl Türkiye'yi temsil edecek olan 'Mor ve Ötesi'nin şarkısını beğendiniz mi?
Şarkı kötü diyemem ama Eurovision için güçlü bir şarkı değil. Alın, Kırşehir yöresinden Neşet Ertaş'ı gönderin. Tek bağlamayla çıksın, kendi üslubuyla çalsın, isterse sonuncu olsun. Amaç Türkiye'nin özelliklerini göstermekse, böyle yapmak gerekir. Rock da pop da onların kendi müzikleri... Zaten en iyisini yapıyorlar. Bizim yaptıklarımız taklitten öteye geçemiyor.
* Evli misiniz? Hayır, bekarım. Yunan bir kız arkadaşım var, ismi Evgenia. Kendisi Yunanistan'da. İki yıldır birlikteyiz. Ben Yunanistan'a gidiyorum sık sık, bazen de o buraya geliyor.
* Bir gün evlenmeye karar verirseniz sevgilinizin Hıristiyan olması problem yaratır mı? Onu Müslüman olması için zorlamam söz konusu olamaz. Ama o devamlı Türkiye'ye gelip gidiyor, zaten üniversitede Türk Dili ve Edebiyatı okumuş. Evlilik konumuna gelirsek ve o bir tercihte bulunamazsa, demek ki dinimizi anlatma konusunda çok başarılı olamamışım diye ben kendimi sorgularım. Ben ona İslam'ı anlatıyorum, o da bana kendi dinini... Hatta Yunanca Kuran-ı Kerim alıp okumaya başladı.
* Peki Evgenia 'kesinlikle dinimi değiştirmeyeceğim' derse evlenmekten vazgeçer misiniz? Ben işin kimliğinde değil, eylemlerinde olmaya çalışıyorum. Birilerinin Hıristiyanlığını sorgulayacağıma, oturup kendi Müslümanlığımı sorgularım önce. Benim ağabeyimin eşi de Japon.
* O Müslüman oldu mu peki? Hayır. Kendisi Budist. New York'ta yaşıyorlar. Elbette dinimizi olabildiğince ona anlattık. Yengem, kendi diniyle İslam arasında çok fark olmadığını söyledi ve dinini değiştirmedi.
Alişan'ın geçtiğimiz Ramazan'da çıkan albümünde ezan okuması çok eleştirilmişti. Siz beğenmiş miydiniz?
Alişan'ın albümünde ilahiler ve kasideler vardı. Ama ezan, tek insan sesiyle yapılabilen, altında aranje olmaması gereken bir formdur. Alişan da zaten albümünde ezan okumuyor. Sadece Allah'ın ismini zikretmiş. En azından benim dinlediğim albümde öyle bir şey yoktu... Sonuçta bir şeyi ne amaçla yaptığınız çok önemli. Amel ve niyeti bilmediğim için hiçbir şey söyleyemem. Ama sonuçta, kalben nefesini o şarkılar üstünde üflemiş. Ben onunla ilgili yorum yaparsam, kendi kendime rant arayışı içinde olurum. Sadece şunu söyleyebilirim; bu konuda Türkiye'de yalnızca Ahmet Özhan ve Sami Savni Sözer'i ciddiye alıyorum.
Sabah