İyİler İyİlere Yol Oluyor(bİr Okulun,bİr Gencİn,bİr Hayatin Hikayesi)

  • Konbuyu başlatan Konbuyu başlatan osslem
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...

osslem

Member
Uykudaki Üye
Katılım
6 May 2005
Mesajlar
493
Beğeni puanı
0
Puanları
16
Yaş
39
Cinsiyet:
bayan
Burak bora varlıklı bir ailenın oğlu.17-18 yaşlarında ,yakışıklı,çalışkan,iyi huylu ve herkes tarafından sevılen bir genç.Tek çocuk olmasına ve imkanlar içinde büyümesine rağmen ailesınden hiçbir talebi yok.tok gözlü,yaşama doygun,alçakgönüllü,yaşını üstünde olgun bir insan.dünyanın geçici bir yer olduğunun bilincinde.hatta daha da fazlayakında gidici olduğunun bilincinde.evden çıkarken nereye diye sorulduğunda 'ölmeye' diyor şaka yollu.öte alemin bu dünyadan daha güzelolduğunu vurguluyor.görünüşte ölümü özlemesi için hiçbir nedeni yok.genç,yakışıklı,varlıklı,akıllı, sevilen bir insan kendisi.ancak aiklesine 18 yıl sevgisi ile yol aldırdıktan sonra,ölümü ile onların acıyla daha da olgunlaşmalarına yol açıyor.

ÖLÜMÜ TEBESSÜMLE KARŞILAMAK
Dünyadaki son gününde burak,büyük bir yolculuğa çıkıyormuşçasına,odasını eşyalarını derleyip topluyor.Arkadaşları ile geç vakte kadar evinde ders çalışıyor.Sonra arkadaşlarını geçirmek üzere Bostancı tren ıstasyonuna gidiyor.Onları trene bindiriyor.:tam ayrılacakken ,tren birden hareket edıyor.:burak atlamak üzere hamle yaptığında,rüzgarın itişi ile kafası vagonun dışına çarpıyor.O anda ölüyor.Ve öldüğünde,yüzünde,ölüme 'hoş geldın' dercesıne tatlı birr tebessüm görülüyor.
Daha sonra öğrenildiğine göre,mevlevi olan bir yakınları burak'ın ruhu ile ilişki kuruyor.Ve onun bazı kişisel emanetlerinin yastığının altında olduğunu bildiriyor.Gerçekten yastığının altından künyesi,kolyesi gibi şahsi eşyaları çıkıyor.

MADALYONUN ÖTEKİ YÜZÜ
Hal böyleyken,olay ilginç bir biçimde başka bir boyutta gelişiyor.Kaza 29 şubat günü olanca feceati ile hürriyet gazetesınde çıkıyor.Ve milyonlarca gazetce okuru arasından,13 yaşındaki bir kız haberi okuyor.Ailenin acısını ta içinde duyuyor.Duymaklada kalmıyor,kalkıp bora ailesıne acılarını paylaştığını belirten bir teselli ve başsağlığı mektubu yazıyor.mektup aynen şöyledir:
SAYIN BORA AİLESİ;
29 şubat 1986 pazar günü hürriyet gazetesinde,oğlunuz burak bora'nın feci şekilde ölüm haberi yazıyordu.İnanın nasıl üzüldüğümü ve etkilendiğimi anlatamam.SDizi yahut oğlunuzu hiç tanımadığım,şimdye kadar adınızı bile duymadığım takdirde büyük bir üzüntü duydum.Madem aynı ülkede oturuyor,aynı dili konuşuyor,aynı eleneklere ve aynı dine bağlı yaşıyoruz, o halde birbirimize her zaman destekolmalıyız.Bende sizinle aynı acıları dıyabılıyor,kendimi sizin yerinize koyabılıyorm.
Sayın ülkü bora,ne olur bu kadar üzülmeyin.Üzülmekle ağlamakla giden geri dönmüyor.Benimde babam öldü.Aynı acıları bizde yaşadık.Bence sizin bir bakıma teselli olmanız gerek.Oğlunuzun alınyazısında öleceği yazılıysa,bu er yada geç gerçekleşecekti.Tek oğlunuz belki doduğu gün,yada 18 yaşında değilde 18 aylıkken ölebilirdi;bunu düşünün.Size ne kadar yıl evlatlık etti.Tahmın edıyorum,sizin sözünüzden çıkıp sizi üzmedi.Bu yüzden ne olur biraz olsun işin iyi taraflarını görün.Unutmayın hayat içte söyelendiği kadar güzel değil,acılar üzüntüler hep daha ağır basıyor.
13 yaşındayım ve ortaokul son sınıfa gidiyorum.Ben bütün insanların mutlu olmasını istiyorum.Kimse üzülmesin,ağlamasın,hep gülsün.Ne güzel olurdu hep gülen insanlardan oluşan bir dünya.Gülmeyi ve güldürmeyi çok sevdiğim için herhalde adım GÜLER.
Biliyormusun ülkü teyze,aynı anneme benziyorsun.Annemde öyle ağlar.Ben annem ağladığı zaman neye ağladığını bilmesem dahi ağlarım.İnanın o gazeteyı açtığımda gözlerimden yaşlar akıyor.Keşke gazetede okuduğum her habere karşı bir mektup yazabilsem.Ama gazeteciler her zaman adres yazmıyorlar.Adresinizi gazete yazmıştı oradan buldum.İnanın dertlerinize ortak olmak,eğer kabul ederseniz ve saygısız diye nitelemezseniz,sizinle dost olmak istiyorum..
SEVGİLER
GÜLER YOZGATLI
İYİLİK İYİLİĞİ DOĞURUR
Ülkü hanım bu mektupla yeni bir evlat kazanmış gibi sevinir.sSanki bora giderken güleri emanet bırakmıştır ona.Ülkü hanımın erkek kardeşi ankaraya gittiğinde güler yozgatlıyı bulur.Babasız ,3 çocuklu,geçim zorluğu içinde bir ailenin kızıdır güler.Ama okulunun en çalışkanı,çantası teşekkür ve takdirlerle dolu...Akıllı mı akıllı onurlu vede terbiyeli..Ülki hanım yaşamının en zor günlerinde kendine uzanan bu eli sevgi ile tutuyor ve GÜLERİ evladı yerine koyarak ,onun bütün tahsilini üstendiğini bildiriyor.Ayrıca burak adına bir okul yaptırmayı düşünüyor.Bu arada BURAK BORA'NIN ruhuadına işlenen iyiliklerin seviciyle coşuyor(buna eminim)Ve böylece olgunluğun anahtarı olan acı birçok iyiliğin kapısını açmış oluyor...

(tamamen alıntıdır)

(GERÇEKTEN PAYLAŞMAYA DEĞER BİR YAZI OLARAK GÖRDÜM KANKALARIM..EMİNİM HERKES İÇİNDEN BİRŞEYLER ALACAKTIR..KEŞKE PEK ÇOK ŞEY HALA BU KADAR SAF VE TEMİZOLSA DIYORUM AMA INANIYORUMDA HALA O KADAR SAF VE TEMIZ OLAN BİRŞEYLERİN VARLIĞINA) :)
 
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Üst Alt