İslam tasavvufu hakkında

54_yunus_54

New Member
Uykudaki Üye
Katılım
12 Kas 2009
Mesajlar
2,063
Beğeni puanı
0
Puanları
0
Cinsiyet:
erkek
Nerden:
secilmemis
Tasavvuf isminin kaynağının ne olduğu ve hangi mastardan türediği konusu tartışmalıdır. Bu hususta pek çok iddia öne sürülmüştür. En meşhuru Biruni'ye ait olan eski Yunancada bilim, hikmet ve düşünce anlamına gelen 'sufi' kelimesine dayandığı şeklindeki tarif de geçerli sayılamaz. Abdulkerim Kuşeyri, 'Risaletü'l-Kuşeyriyye isimli eserinde tasavvuf tabirinin nereden türediğine ait öne sürülen fakat hiçbirinin doğruluğuna emin olunmadığı dört farklı görüşü şöyle açıklar: Birincisi, hırka giymek anlamına gelen 'suf' kelimesinde türediğidir. İkincisi, sufilerin, Hz. Peygamber'in mescidinin sufasına (mescidin yanındaki oturma yerine) nispet edilerek bu adı aldığı görüşüdür. Üçüncü görüşe göre ise saflık, arınmışlık anlamına gelen 'safa' kelimesinden gelmektedir. Dördüncüsü ise, yanyana dizilmiş insanlar grubu anlamına gelen 'saf'dan türediğidir. Fakat bütün bu görüşler, gerek dil, gerekse mantık açısından doğruluğu ispatlanamamış ihtimaller olarak kalmıştır.
İsim olarak kökeninin belirsiz olduğu tasavvuf genel anlamda Tanrı, evren ve insan ilişkisini bütünlük içerisinde açıklamayı amaçlayan, insanın Tanrı'nın sıfatlarına ve fiillerine benzemeyi hedeflediği dini bir düşünce sistemidir. Tasavvuf ilmi, kalple yapılması ve sakınılması gereken şeyleri ve kalbin, ruhun temizlenmesi yollarını öğretir. Buna ahlâk ilmi de denir. Tasavvufun kendi içerisinde ehilleri tarafından çeşitli tanımları vardır. Bir sistem olmasına rağmen, tarif edilebilir bir yöntemi olmamasından dolayı aslında bir 'hâl' ilmidir. Bu bakımdan pek çok şekilde tarif edilebilir. Dinin yasaklarından kaçınıp emirlerine sıkı sıkıya uyarak nefsi kötü huylardan temizlemek, Hz. Peygamber'in sünnetine uyarak İslam ahlâkı ile süslenmek, kadere rıza, Hakka tam teslimiyet ve sürekli açık ya da gizli zikir yoluyla fani olandan, bâki olana bağlanmak demektir tasavvuf.
İslam tasavvufu, kalbi saflaştırmak, nefsi kötülüklerden temizlemek ve Allah'a daha çok yaklaşmanın ve O'nun muhabbetine vasıl olmanın yollarını İslam Peygamberi Hz.Muhammed'in söz, hareket ve ahlâkına uymak olarak özetlenen sünnetine uyarak aramakla ilgidir; İslam Peygamberinin bâtınına, yani gizli dünyasına nüfuz etme, O'na sığınma işidir. Tasavvuf bir sülûk, yani bir yola girme, tarikata bağlanma demektir. Bu da rabıta ile mümkündür. Rabıta, fenafillah (Allah'ta yok olmak) makamına ulaşmış bir mürşidi namazında ve zikrinde Allah'a ulaşmak için bir rehber bilmektir. Rabıta, kirli nefsi temiz hale getire getire makamına teslim etme yöntemidir.
Tasavvufun iki gayesi vardır, biri imanın kalbe yerleşmesi, nefsin de iman etmesi ve şüphenin ortadan kalkması. Akıl ve ispata dayalı iman bu derece güçlü olmadığından Allah, Kur'an-ı Kerim'de, "Kalplere imanın yerleşmesi ancak ve yalnız zikirle olur" (Rad, 28.) buyurmuştur.
Tasavvufu dinden ayrı bir düşünsel sistem olarak algılamanın yanlışlığını bilmek, onu anlama yolunda rehber edinilecek ilk anahtardır. Aynı şekilde dini kaideler bütünü anlamına gelen şeriatı da tasavvuftan ayırmak büyük bir hatadır. Şeriata uymayan bir tasavvufi düşüncenin mükemmelliği arama yollarından doğrusu olmadığı aşikârdır. Şeriat ve tasavvuf arasındaki ilişki ruhla beden arasındaki ilişki gibidir. Dinin esası şeriat, onun içi, özü de tasavvuftur. Mutasavvıflar şeriatı Resûlüllah'ın zahiri, tasavvufu ise bâtını olarak nitelerler. Şeriat ve tasavvuf arasındaki farkı İmam-ı Rabbani çok net bir şekilde açıklıyor: "Yalanı ağza almamak şeriattır. Kalbe almamak ise tarikat."
İmam-ı Rabbani tasavvufun dinle sarsılmaz ilgisini şu şekilde tarif etmiştir: "Tasavvuf yolunda ilerleyebilmek için, İslam dininin yasakladığı şeylerden sakınmak şarttır. Farzları yapmak, insanı bu yolda ilerletir. Tasavvuf yolunu bilen ve yolculara önderlik edebilen bir rehber (Mürşid) aramak da, İslam dininin emrettiği bir şeydir. Maide suresinin 35. ayetinde, (Ona kavuşmak için vesile arayınız) buyruldu. (Vesile, insan-ı kâmil demektir). Allahu teâlânın rızasına kavuşmak için, İslam dininin sureti de, hakikati de lazımdır. Çünkü evliyalık üstünlüklerinin hepsi, İslam dininin suretine uymakla ele geçer. Peygamberlik üstünlükleri de, İslam dininin hakikatinin meyveleridir. Her üstünlükte Allahü teâlânın emirlerine ve yasaklarına uymak lazımdır."
Tasavvuf kısaca inançta daha derine inme meselesi olarak özetlenebilir. Bu bakımdan da tasavvufu bir felsefi sistem olarak algılayıp başlangıcını İslam dininin doğuşundan sonraki tarihlerde aramak yanlış olur. Tasavvuf, İslam Peygamberinin ve ashabının yaşayışıyla başlamıştır ve kaynağı da Kur'an ve hadisler olmuştur. Dini ilimlerdeki tasnifler İslam'ın doğduğu tarihlerde mevcut olmamakla birlikte daha sonraki tarihlerde ortaya çıkmış isimlendirmelerden ibarettir. İnsanların dini daha kolay anlamalarını sağlamak için zaman geçtikçe evliya ve din büyükleri, dini ilimleri tefsir, hadis, fıkıh, kelâm ve tasavvuf gibi kollara ayırmıştır. Kendisini manevi âlemde derinlere inmeye adayan, ruhî kabiliyetlerini geliştirmeye çalışan ve Allah yoluna sülûk eden zümrenin yoluna da tasavvuf, bu yolculuğa çıkanlara da sâlik adı verilmiştir. Tasavvufun bir hâl ilmi oluşu da onun bir yaşayış şekli olmasından kaynaklanmaktadır.​
 
Üst Alt