- Katılım
- 21 Tem 2005
- Mesajlar
- 658
- Beğeni puanı
- 0
- Puanları
- 16
- Cinsiyet:
- erkek
- Nerden:
- ankara
Kendimize bir bakalım. Siz iyi bir ressam veya heykeltıraş olsaydınız, bu özelliğinizi görmek ve başkalarına da göstermek için bir taş, bir ağaç, bir hayvan, bir kadın, bir de erkek resmi veya heykeli yapınız. Bunların içinden konuşacak ve anlayacak özelliği sadece insan şeklinde olanlara veriniz.
Şimdi bunlar içinden biri sana itiraz edip “beni niye yaptın” “bana insan olmak ister misin diye niye sormadın” dese ne dersin ve ne yaparsın. Her halde en azından seni yok iken ortaya çıkardım, seni taş, ağaç, hayvan değil de en değerlisi yaptım. Teşekkür etmen gerekirken bu itiraz niye, demeyecek misin. Sonra da böyle bir itiraz karşısında onu parçalayıp çöpe atarsın. Diğer haline razı olanı ise en güzel yere asar herkese seyrettirirsin.
Orada bulunanlardan taşlar da bunu duyunca “halinden memnun değilse yer değişelim, bana insanlığı kendine taşlığı alsın dese, haklı olmazlar mı?
İşte kardeşim. Bizim akıllı ve en değerli varlık olarak durumumuz aynen böyledir. Allah her şey içinde en güzel şekli ve özellikleri bize verdiği halde biz itiraz etsek, “o zaman hayvanlardan biri gel değişelim” yahut da “seni yok etsin yerine beni geçirsin” dese ne yapacaksın.
Allah Teala böyle bir itirazda bulunanı parçalayıp çöpe yani cehenneme atsa, diğer haline razı olanı cennetine koyup en güzel nimetlerle süslese adaletin en güzeli olmaz mı.
Allah bizi kendisini tanımak ve kendisine layık olacak şekilde ibadet etmek için yarattı. Bu vazifeyi yerine getirecek alet ve cihazları da yaratmıştır. Yani bizden istenen şeyler ile bunları karşılayacak sermaye ölçülü ve dengelidir. Burada herhangi bir adaletsizlik olmadığını bütün insaf ve vicdan ehli bilir.
Fakat Allah’ın bizi yaratırken bize sorup sormaması ise, tamamen Allah’ın iradesini kısıtlamak anlamına gelir. Oysa “alimlerimizin ittifakı ile Allah - la yüs”el – dir. Yani yaptığı işlerden sorguya çekilmez. Ama kainatta yaptığı ve yarattığı herhangi bir hadisenin hikmetsiz veya adaletsiz olduğuna dair hiç kimse ağzını açamamaktadır. Çünkü, kainatta hikmetsiz ve abes olabilecek bir durum yoktur. Bütün kainatı didik didik araştıran bilim adamları bu ilahi hikmet karşısında hayrete düşmektedir.
İşte tüm kainatta rastlanılamayan hikmetsiz iş ve fiillere elbette şeriatta da rastlanmaz. Yani bizim taşıyamayacağımız işleri Allah bize yüklemez. Bütün hayvanlara, bitkilere ve cansızlara vazifeler yükleyen Allah, elbette bize de bazı vazifeler yükleyecektir. Yoksa tüm kainatta mevcut olan hikmet, insanlar yönünden abes olacaktı. Hiçbir işinde abesiyet ve çirkinlik olmayan ve bu gibi şeylerden münezzeh olan Allah, elbette insanlara da taşıyabilecekleri bir yükü yüklemesi gerekmektedir.
Şimdi bunlar içinden biri sana itiraz edip “beni niye yaptın” “bana insan olmak ister misin diye niye sormadın” dese ne dersin ve ne yaparsın. Her halde en azından seni yok iken ortaya çıkardım, seni taş, ağaç, hayvan değil de en değerlisi yaptım. Teşekkür etmen gerekirken bu itiraz niye, demeyecek misin. Sonra da böyle bir itiraz karşısında onu parçalayıp çöpe atarsın. Diğer haline razı olanı ise en güzel yere asar herkese seyrettirirsin.
Orada bulunanlardan taşlar da bunu duyunca “halinden memnun değilse yer değişelim, bana insanlığı kendine taşlığı alsın dese, haklı olmazlar mı?
İşte kardeşim. Bizim akıllı ve en değerli varlık olarak durumumuz aynen böyledir. Allah her şey içinde en güzel şekli ve özellikleri bize verdiği halde biz itiraz etsek, “o zaman hayvanlardan biri gel değişelim” yahut da “seni yok etsin yerine beni geçirsin” dese ne yapacaksın.
Allah Teala böyle bir itirazda bulunanı parçalayıp çöpe yani cehenneme atsa, diğer haline razı olanı cennetine koyup en güzel nimetlerle süslese adaletin en güzeli olmaz mı.
Allah bizi kendisini tanımak ve kendisine layık olacak şekilde ibadet etmek için yarattı. Bu vazifeyi yerine getirecek alet ve cihazları da yaratmıştır. Yani bizden istenen şeyler ile bunları karşılayacak sermaye ölçülü ve dengelidir. Burada herhangi bir adaletsizlik olmadığını bütün insaf ve vicdan ehli bilir.
Fakat Allah’ın bizi yaratırken bize sorup sormaması ise, tamamen Allah’ın iradesini kısıtlamak anlamına gelir. Oysa “alimlerimizin ittifakı ile Allah - la yüs”el – dir. Yani yaptığı işlerden sorguya çekilmez. Ama kainatta yaptığı ve yarattığı herhangi bir hadisenin hikmetsiz veya adaletsiz olduğuna dair hiç kimse ağzını açamamaktadır. Çünkü, kainatta hikmetsiz ve abes olabilecek bir durum yoktur. Bütün kainatı didik didik araştıran bilim adamları bu ilahi hikmet karşısında hayrete düşmektedir.
İşte tüm kainatta rastlanılamayan hikmetsiz iş ve fiillere elbette şeriatta da rastlanmaz. Yani bizim taşıyamayacağımız işleri Allah bize yüklemez. Bütün hayvanlara, bitkilere ve cansızlara vazifeler yükleyen Allah, elbette bize de bazı vazifeler yükleyecektir. Yoksa tüm kainatta mevcut olan hikmet, insanlar yönünden abes olacaktı. Hiçbir işinde abesiyet ve çirkinlik olmayan ve bu gibi şeylerden münezzeh olan Allah, elbette insanlara da taşıyabilecekleri bir yükü yüklemesi gerekmektedir.