- Katılım
- 17 Tem 2008
- Mesajlar
- 27,318
- Beğeni puanı
- 0
- Puanları
- 36
- Yaş
- 39
- Cinsiyet:
- erkek
- Nerden:
- bilecik
Dünyaca ünlü yıldızlar Hugh Grant ve Clive Owen Gazete Habertürk'ten Murat Ağca'ya konuştu
Hollywood’un Oscar’sız İngiliz yıldızları Clive Owen ve Hugh Grant, ‘Spor Oscar’ları’ olarak kabul edilen
Laureus Ödülleri töreninin gözde isimleri oldular. 10 yıldır spor dünyasının en önemli isimlerinin buluştuğu
ve sporun en iyilerinin seçildiği ‘Laureus Ödül Töreni’ne bu kez Abu Dabi’nin dillere destan oteli Emirates Palace ev sahipliği yaptı. Törende ödülleri takdim eden ünlüler arasında yer alan Owen ve Grant, dev organizasyonu yerinde izleyen tek Türk gazetesi Habertürk’ün sorularını yanıtladı. Geçen yıl bazı sahneleri
Kapalıçarşı’da çekilen The International (Uluslararası) filminde suç çetesinin peşindeki bir interpol ajanını
canlandıran Owen, İstanbul’un kendisinde ‘bağımlılık’ yaptığını söyledi.
Bu film için Berlin ve Milano’da da çekimler yapıldığını hatırlatan Owen, “Fakat İstanbul çok farklıydı. Mistik ve çok güzeldi. Gerçekten etkilendim, âşık oldum” dedi. Çekimler nedeniyle şehri yeterince gezme fırsatı bulamadığını söyleyen Owen, geçen yıldan beri eşi Sarah Jane Fenton ile İstanbul’a yeniden gitme planları yaptıklarını açıkladı: “Sanırım bu yaz iki kızımızı da alıp güzel bir yaz tatili için İstanbul’a geleceğiz” diyen
Owen, kentin tarihi ve güzelliğiyle daha çok film için doğal plato olması gerektiğini de vurguladı.
Bir İngiliz’le, üstelik sporla ilgili bir aktivitede tanışıp da futboldan bahsetmemek olmaz. Hele bu isim geçen yılki ‘The Boys Are Back’ filminde bir spor yazarını canlandıran ‘Liverpool’ âşığı Clive Owen ise mümkün
değil... “Liverpool” deyince hep gülümseyen suratı bir anda ekşiyor Owen’ın. “Bu yıl durumdan hiç memnun
değilim” deyip, başlıyor ‘spor yazarı’ edasıyla eleştirmeye: “Teknik direktör Benitez’e hâlâ güveniyorum
ama artık toparlanmak gerek. Bu sezon utanç verici yenilgiler aldık. Kupadan da elendik”... Tabii bu konuşmayı yaptığımızda henüz Liverpool, bir tur önce Fenerbahçe’yi eleyen Lille’e 1-0’lık sonuçla yenilmemişti. Owen’ın ne kadar bozulduğunu tahmin etmek zor değil. Dünya’nın en iyi futbolcusunun Liverpoollu Steven Gerard olduğunu söyleyen Owen, “Onun hediye ettiği forma benim için çok değerli. Gözüm gibi bakıyorum” diyerek klasik bir İngiliz, fakat sıradışı bir aktör olduğunu gösteriyor.
DEPREME ÇOK ÜZÜLDÜ
Aynı partide bu kez etrafı güzel kadınlarla çevrili Hugh Grant’e yaklaşıyoruz. Selamlaşmanın ardından
“Türkiye’den...” deyince cümleyi bitirmeden sıcak bir cevap geliyor: “Öyle mi, Türkleri çok severim. İngiltere-
’de birkaç iyi Türk arkadaşım var.” Biz sormadan Grant devam ediyor: “İstanbul’a sık sık gelirim.” “Öyle mi, pek duymuyoruz” diyecek oluyoruz, muzipçe gülümseyerek “Çoğu gizli tutuluyor” diyor. Grant’in Türkleri sevdiğine iyi bir kanıt da konuşmasının satır arasında söylediği “Elazığ’daki depremi TV’de gördüm. Gerçekten çok üzücü bir durum. Umarım yaralarınız çabuk sarılır” cümlesinde saklıydı.
Hollywood’un Oscar’sız İngiliz yıldızları Clive Owen ve Hugh Grant, ‘Spor Oscar’ları’ olarak kabul edilen
Laureus Ödülleri töreninin gözde isimleri oldular. 10 yıldır spor dünyasının en önemli isimlerinin buluştuğu
ve sporun en iyilerinin seçildiği ‘Laureus Ödül Töreni’ne bu kez Abu Dabi’nin dillere destan oteli Emirates Palace ev sahipliği yaptı. Törende ödülleri takdim eden ünlüler arasında yer alan Owen ve Grant, dev organizasyonu yerinde izleyen tek Türk gazetesi Habertürk’ün sorularını yanıtladı. Geçen yıl bazı sahneleri
Kapalıçarşı’da çekilen The International (Uluslararası) filminde suç çetesinin peşindeki bir interpol ajanını
canlandıran Owen, İstanbul’un kendisinde ‘bağımlılık’ yaptığını söyledi.
Bu film için Berlin ve Milano’da da çekimler yapıldığını hatırlatan Owen, “Fakat İstanbul çok farklıydı. Mistik ve çok güzeldi. Gerçekten etkilendim, âşık oldum” dedi. Çekimler nedeniyle şehri yeterince gezme fırsatı bulamadığını söyleyen Owen, geçen yıldan beri eşi Sarah Jane Fenton ile İstanbul’a yeniden gitme planları yaptıklarını açıkladı: “Sanırım bu yaz iki kızımızı da alıp güzel bir yaz tatili için İstanbul’a geleceğiz” diyen
Owen, kentin tarihi ve güzelliğiyle daha çok film için doğal plato olması gerektiğini de vurguladı.
Bir İngiliz’le, üstelik sporla ilgili bir aktivitede tanışıp da futboldan bahsetmemek olmaz. Hele bu isim geçen yılki ‘The Boys Are Back’ filminde bir spor yazarını canlandıran ‘Liverpool’ âşığı Clive Owen ise mümkün
değil... “Liverpool” deyince hep gülümseyen suratı bir anda ekşiyor Owen’ın. “Bu yıl durumdan hiç memnun
değilim” deyip, başlıyor ‘spor yazarı’ edasıyla eleştirmeye: “Teknik direktör Benitez’e hâlâ güveniyorum
ama artık toparlanmak gerek. Bu sezon utanç verici yenilgiler aldık. Kupadan da elendik”... Tabii bu konuşmayı yaptığımızda henüz Liverpool, bir tur önce Fenerbahçe’yi eleyen Lille’e 1-0’lık sonuçla yenilmemişti. Owen’ın ne kadar bozulduğunu tahmin etmek zor değil. Dünya’nın en iyi futbolcusunun Liverpoollu Steven Gerard olduğunu söyleyen Owen, “Onun hediye ettiği forma benim için çok değerli. Gözüm gibi bakıyorum” diyerek klasik bir İngiliz, fakat sıradışı bir aktör olduğunu gösteriyor.
DEPREME ÇOK ÜZÜLDÜ
Aynı partide bu kez etrafı güzel kadınlarla çevrili Hugh Grant’e yaklaşıyoruz. Selamlaşmanın ardından
“Türkiye’den...” deyince cümleyi bitirmeden sıcak bir cevap geliyor: “Öyle mi, Türkleri çok severim. İngiltere-
’de birkaç iyi Türk arkadaşım var.” Biz sormadan Grant devam ediyor: “İstanbul’a sık sık gelirim.” “Öyle mi, pek duymuyoruz” diyecek oluyoruz, muzipçe gülümseyerek “Çoğu gizli tutuluyor” diyor. Grant’in Türkleri sevdiğine iyi bir kanıt da konuşmasının satır arasında söylediği “Elazığ’daki depremi TV’de gördüm. Gerçekten çok üzücü bir durum. Umarım yaralarınız çabuk sarılır” cümlesinde saklıydı.