Fenerbahçe'de yerli futbolcu olmak

Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...

ΚΛJMΣЯ

New Member
Uykudaki Üye
Katılım
14 Haz 2008
Mesajlar
794
Beğeni puanı
0
Puanları
0
Cinsiyet:
erkek
Nerden:
denizli
Lig ve Avrupa'da henüz istediklerini yapamayan F.Bahçe üzerindeki yorgunluğu bir türlü atamıyor. Kulüpteki sorunlar her geçen gün sarı-lacivertli taraftarları daha çok sıkıyor. Sporx.com yazarlarından Ali Bakın son yazısında Fenerbahçe kadrosunda yer alan yerli futbolculara karşı geçmişten günümüze kadar gelen gösterilen tutumu değerlendiriyor.Ali Bakın Fenerbaçe'de yerli futbolcu olmanın zorluğunu vurguluyor.

---------------------------------------------------------

Bugünlerde Fenerbahçe taraftarları bir hayli dertli. Son birkaç yıldır Türkiye ligini domine eden, hatta yavaş yavaş Avrupa'da söz sahibi olmaya başlayan takımlarından dert yanıyorlar. Eleştiri oklarının hedefinde Luis Aragones, yani "Dede" var.

Elbette ki 70 yaşında bir teknik adamı takımın başına geçiren Aziz Yıldırım yönetimi de. Ancak Fenerbahçe camiasını yakından tanıyanlar iyi bilir. Fenerbahçe'de taraftarın gözünde başarısız olan yönetimler ilerleyen günlerde birkaç transfer hamlesiyle kendilerini affettirir. Yani taraftar yönetimi affetmeye hazırdır. Bu hep de böyle olmuştur.

Bu arada eleştiri oklarına hedef olan bir başka kesim daha var Fenerbahçe'de: Futbolcular. Ancak onların işleri çok daha zor. Çünkü çoğu Fenerbahçe taraftarı, ki bu yıllardır yıldızlara dayanan ekole sahip olmasındandır sarı-lacivertlilerin, başarısız gördüğü futbolcularını bir kalemde siler atar. Hele ki olumsuz yaftayı yesin o futbolcu, ağzıyla kuş tutsa yaranamaz sarı-lacivertli taraftarın o bahsettiğimiz büyük bölümüne.

Birkaç örnek verelim mi? Geçmişten Tuncay, Rüştü, Ümit Özat, vb. Bugünden ise Selçuk, Deniz, Uğur Boral, Yasin, Can Arat, vb.. Semih Şentürk'ü ve geçen seneki performansıyla Gökhan Gönül'ü dışarıda bırakırsak, tüm Fenerbahçeli taraftarların beğenisini kazanan hangi Türk futbolcuyu sayabilirsiniz? Hangisini?

Dikkatinizi çekmiştir burada "Türk" futbolcu vurgusunu yaptım. Yabancı futbolcuya gelince iş değişir çünkü. Yabancı futbolculara sonsuz kredi vardır Fenerbahçe tribünlerinde. Çünkü onlar birer yıldız olarak telakki edilir ve dokunulmazlıkları vardır. Yabancı futbolcular sevilir, kollanır, hatalarına tolerans gösterilir.

Edu'nun bu takım için gerekli olduğuna inananlardanım. Ama geçtiğimiz yıl Edu'nun Şampiyonlar Ligi'nde CSKA maçlarında yaptıklarını gözünüzün önüne getirin. Şimdi de Hacettepe maçında Can Arat'ın yaptıklarını… Ve sonrasında gösterilen reaksiyonları. Edu neredeyse Şampiyonlar Ligi'nden elenmeye mal olacak hataları sonrasında takımda oynamaya devam etti, ki doğrusu da buydu. Can Arat'ın ise Fenerbahçe'de geleceği düşünülmüyor bile.

Ya da bir başka örnek. Deivid'e ilk yıl gösterilen sabrı düşünün. (Ki bir daha vurgulayayım doğrusu da budur.) Hangi Türk oyuncuya aynı şans verilirdi ya da verildi. Hiçbirine… PAF takımdan A takıma yükselmiş, bu noktaya tırnaklarıyla kazıyarak gelmiş ve Türkiye'de gol krallığına oynayan Semih Şentürk bile bu anlayışa kurban gidiyordu Fenerbahçe'de. Tamer Güney yönetiminde sezonu dağılma noktasında tamamlayan Fenerbahçe'de bir dönem Semih'in de gönderilmesi gündeme gelmemiş miydi. Neyse ki Semih şanslıydı, çünkü A takımla oynadığı ilk hazırlık maçında Kepezspor'a 5 gol atmıştı. "Bu çocuk büyük golcü olacak" beklenti, Semih'i bugüne kadar Fenerbahçe'de tuttu. Ama yedek kulübesinde. Oyuna sonradan girerek attığı gollerle ligde gol krallığını kovalayan "genç" Semih, formsuzluğuyla dibe vurmuş Mateja Kezman'ı bile kesemedi takımdan. Çünkü Kezman yabancı bir yıldızdı, çünkü ona ilk 11'de oynaması için bir ton para verilmişti. Ve taraftarın büyük çoğunluğu bu duruma karşı sesini çıkarmamıştı, çünkü bu durum onların mantığında normal bir durumdu. Böylesi koşullarda yedek kulübesinde bekleyen bir başka genç yeteneğin, İlhan Parlak'ın nasıl gelişmesini beklersiniz. Bu da ayrı bir tartışma konusu.

Daha çok örnek sayabiliriz, ama yeter. Bu iki örnek bile Fenerbahçe'de genel mantığı sergilemeye yeter.Ama bir kere daha geçmişe dönelim ve Daum döneminin ilk yıllarını hatırlayalım. Yıldırım yönetimi dönemin başarılı ümit milli takımından, Fenerbahçe takımının omurgasını oluşturmayı hedeflemişti. Ama bu jenerasyon yukarıda bahsettiğim mantığa kurban gitti.

Anlaşılan Fenerbahçe bu mantıktan kurtulmadıkça daha çok inişli çıkışlı grafik sergileyecek.
 
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Üst Alt