- Katılım
- 11 Ara 2005
- Mesajlar
- 12,784
- Beğeni puanı
- 0
- Puanları
- 0
- Cinsiyet:
- erkek
- Nerden:
- zonguldak
Japonya'da devam eden Dünya Şampiyonası'nda bugün Litvanya'yı deviren 12 Dev Adam'da günün başarılı isimlerinden Ermal Kurtoğlu, FIBA'dan Simon Wilkinson'ın sorularını yanıtladı. Takımdaki herkesin yıldız olduğunu çünkü hepsinin kalplerini ortaya koyarak oynadıklarını söyleyen Kurtoğlu ilginç açıklamalarda bulundu;
Litvanya karşısında son 2:30 dakikaya 10 sayı geride girdiniz. Bu dakikadan sonra eşitliği yakalayıp maçı da kazandınız. Neler Hissettin?
Bu muhteşem bir galibiyet. Ama biz bu galibiyeti hak ettik. Hazırlıklarımızın başlangıcından beri çok sıkı çalıştık. Nerdeyse 50 gündür evlerimizden uzaktayız. Ama bunlara hepsini değdi. Buraya gelerek dünya beşinciliği için mücadele etmek bizim için çok önemli ve her şeye değer.
Dünya Şampiyonası’nı ilk 6 takım arasında bitirmeniz kesinleşti. Bunun için neler söyleyebilirsin ?
Bu sonuç Türk Basketbolu için mükemmel bir netice. Aynı zamanda basketbolun ülkemizdeki geleceği için de çok ama çok önemli. Özellikle 2010 yılında Dünya Şampiyonası’na evsahipliği yapacağımızı düşündüğünüzde bunun önemi daha da artıyor. Şu an takımda mücadele eden genç arkadaşlar 2010’a kadar yeterince deneyim kazanmış olacaklar ve kendilerine olan güvenleri tam olarak kendi evlerinde bir dahaki şampiyonayı oynayacaklar. Bu takım için de çok önemli çünkü takım olarak kendi evimizde oynadığımızda çok daha iyi oluyoruz. Kendi evimizde madalya için mücadele edeceğiz.
Bugün Ender inanılmaz bir basket atarak eşitliği sağladı, sen uzatma periyodu boyunca takımı ateşledin. Bütün bunlar için neler söyleyebilirsin ?
Bugün galibiyeti sonuna kadar hak ettik. Takımda her oyuncu takım için oynuyor. Bencil oyuncu yok. Her zaman söylüyorum. Bu takımda herhangi bir maçta 20 sayı atabilecek bir çok oyuncu var. Tabiî ki bunu her zaman yapamıyoruz. Zaten her oyuncu her maç 20 sayı atsa süper bir takım oluruz. Bizim takımda ise oyuncular yıldız. Çünkü her maç kalplerini ortaya koyarak ellerinden gelenin en iyisini yapıyorlar. Litvanya maçından sonra hiç kimse evet şu oyuncu Litvanya’yı yıktı diyemez. Herkes Türkiye Litvanya’yı yendi diyecek. Çünkü biz bir takımız ve takım oyunu oynuyoruz. Sonuçta önemli olan formalarda yazan isimler değil, formamızın önündeki bayrağımız. Biz bunun için savaşıyoruz. Bir çok maç Serkan bizi taşıdı. Kimi maçlarda Ersan ön plana çıktı. Kazandığımız sürece kimin sayı attığı önemli değil.
Takımda bir çok sakat oyuncu var. Bu sizi son maçta nasıl etkileyecek ?
Gerçekten soyunma odamızı görseniz savaş alanı gibi. Herkes sakat. Arkadaşlarım yürklerini ortaya koyarak sert mücadele ediyorlar. Böyle olunca da sakatlıklar kaçınılmaz. Kaptanımız bugün oynayamadı. Ayak bileği çok kötü. Ama buna rağmen oturduğu yerden bize elinden geldiğince destek oldu. Son maçımızda da bunun üstesinden geleceğimize inanıyorum.
Bugünkü Litvanya maçında olduğu gibi Slovenya maçında da geriden gelerek maçı kazandınız. Bunu neye bağlıyorsun ?
Bunu geriden gelerek kazanmayı bildiğimize bağlamıyorum. Sadece şunu söyleyebilirim. Pes etmiyoruz, yüreğimizi ortaya koyarak mücadele ediyoruz. Kendinize güveniniz varsa ve yenilgiyi kabul etmiyorsanız bunu başarabilirsiniz. Bu da bir takımı iyi bir takım yapan en büyük özelliktir bence.
Burada, Türk Basketbolu’nun geçtiğimiz seneden beri ne kadar değiştiğini herkes gördü. Neler söylemek istersin ?
Buradaki takıma baktığın zaman, Türk Basketbolu’nun gerçek potansiyelini görebilirsiniz. Şu bir gerçek ki en iyinin en iyisi bazı oyuncular bizimle birlikte değil. Ancak özellikle 1986-1987 jenerasyonundan örneğin Ersan gibi bir çok yetenekli ve iyi oyuncumuz var. Türk basketbolu da böyle genç yeteneklerle dolu.
Şampiyonaya altıncı tamamlamak takım için başarı olabilir ama sanırım sizin amacınız bu değil ?
Elbette. Bizim amacımız bu turnuvayı Dünya beşincisi olarak bitirmek. Biz bunun için mücadele ediyoruz. Bunu başaramasak bile, Türk Basketbolu için bir Dünya Şampiyonası’ndaki en iyi neticeyi almış olacağız. Buna rağmen beşinciliği çok ama çok istiyoruz.
Son olarak devre arasında deprem oldu. Bunu hissettin mi ?
Evet bunu duyduk. Bir sarsıntı hissettik ama deprem olabileceğini düşünmedik. Bu da bize Japon binalarının ne kadar iyi olduğunu gösterdi.
Kaynak: FIBA
Litvanya karşısında son 2:30 dakikaya 10 sayı geride girdiniz. Bu dakikadan sonra eşitliği yakalayıp maçı da kazandınız. Neler Hissettin?
Bu muhteşem bir galibiyet. Ama biz bu galibiyeti hak ettik. Hazırlıklarımızın başlangıcından beri çok sıkı çalıştık. Nerdeyse 50 gündür evlerimizden uzaktayız. Ama bunlara hepsini değdi. Buraya gelerek dünya beşinciliği için mücadele etmek bizim için çok önemli ve her şeye değer.
Dünya Şampiyonası’nı ilk 6 takım arasında bitirmeniz kesinleşti. Bunun için neler söyleyebilirsin ?
Bu sonuç Türk Basketbolu için mükemmel bir netice. Aynı zamanda basketbolun ülkemizdeki geleceği için de çok ama çok önemli. Özellikle 2010 yılında Dünya Şampiyonası’na evsahipliği yapacağımızı düşündüğünüzde bunun önemi daha da artıyor. Şu an takımda mücadele eden genç arkadaşlar 2010’a kadar yeterince deneyim kazanmış olacaklar ve kendilerine olan güvenleri tam olarak kendi evlerinde bir dahaki şampiyonayı oynayacaklar. Bu takım için de çok önemli çünkü takım olarak kendi evimizde oynadığımızda çok daha iyi oluyoruz. Kendi evimizde madalya için mücadele edeceğiz.
Bugün Ender inanılmaz bir basket atarak eşitliği sağladı, sen uzatma periyodu boyunca takımı ateşledin. Bütün bunlar için neler söyleyebilirsin ?
Bugün galibiyeti sonuna kadar hak ettik. Takımda her oyuncu takım için oynuyor. Bencil oyuncu yok. Her zaman söylüyorum. Bu takımda herhangi bir maçta 20 sayı atabilecek bir çok oyuncu var. Tabiî ki bunu her zaman yapamıyoruz. Zaten her oyuncu her maç 20 sayı atsa süper bir takım oluruz. Bizim takımda ise oyuncular yıldız. Çünkü her maç kalplerini ortaya koyarak ellerinden gelenin en iyisini yapıyorlar. Litvanya maçından sonra hiç kimse evet şu oyuncu Litvanya’yı yıktı diyemez. Herkes Türkiye Litvanya’yı yendi diyecek. Çünkü biz bir takımız ve takım oyunu oynuyoruz. Sonuçta önemli olan formalarda yazan isimler değil, formamızın önündeki bayrağımız. Biz bunun için savaşıyoruz. Bir çok maç Serkan bizi taşıdı. Kimi maçlarda Ersan ön plana çıktı. Kazandığımız sürece kimin sayı attığı önemli değil.
Takımda bir çok sakat oyuncu var. Bu sizi son maçta nasıl etkileyecek ?
Gerçekten soyunma odamızı görseniz savaş alanı gibi. Herkes sakat. Arkadaşlarım yürklerini ortaya koyarak sert mücadele ediyorlar. Böyle olunca da sakatlıklar kaçınılmaz. Kaptanımız bugün oynayamadı. Ayak bileği çok kötü. Ama buna rağmen oturduğu yerden bize elinden geldiğince destek oldu. Son maçımızda da bunun üstesinden geleceğimize inanıyorum.
Bugünkü Litvanya maçında olduğu gibi Slovenya maçında da geriden gelerek maçı kazandınız. Bunu neye bağlıyorsun ?
Bunu geriden gelerek kazanmayı bildiğimize bağlamıyorum. Sadece şunu söyleyebilirim. Pes etmiyoruz, yüreğimizi ortaya koyarak mücadele ediyoruz. Kendinize güveniniz varsa ve yenilgiyi kabul etmiyorsanız bunu başarabilirsiniz. Bu da bir takımı iyi bir takım yapan en büyük özelliktir bence.
Burada, Türk Basketbolu’nun geçtiğimiz seneden beri ne kadar değiştiğini herkes gördü. Neler söylemek istersin ?
Buradaki takıma baktığın zaman, Türk Basketbolu’nun gerçek potansiyelini görebilirsiniz. Şu bir gerçek ki en iyinin en iyisi bazı oyuncular bizimle birlikte değil. Ancak özellikle 1986-1987 jenerasyonundan örneğin Ersan gibi bir çok yetenekli ve iyi oyuncumuz var. Türk basketbolu da böyle genç yeteneklerle dolu.
Şampiyonaya altıncı tamamlamak takım için başarı olabilir ama sanırım sizin amacınız bu değil ?
Elbette. Bizim amacımız bu turnuvayı Dünya beşincisi olarak bitirmek. Biz bunun için mücadele ediyoruz. Bunu başaramasak bile, Türk Basketbolu için bir Dünya Şampiyonası’ndaki en iyi neticeyi almış olacağız. Buna rağmen beşinciliği çok ama çok istiyoruz.
Son olarak devre arasında deprem oldu. Bunu hissettin mi ?
Evet bunu duyduk. Bir sarsıntı hissettik ama deprem olabileceğini düşünmedik. Bu da bize Japon binalarının ne kadar iyi olduğunu gösterdi.
Kaynak: FIBA