- Katılım
- 8 Mar 2006
- Mesajlar
- 21,643
- Beğeni puanı
- 11
- Puanları
- 38
- Cinsiyet:
- bayan
- Nerden:
- istanbul
Bir ihanet yankılandı dağlarda
Papatya korktu, eğdi boynunu
Ürktü su içen ceylan, kustu içtiği suyu
Yusuf dedi kaldı, Yusuf / cuk / kuşu
.....................................ÖLDÜ
Ve ihanet düştü suya
Havyar zamanıydı balıkların, yazık oldu !
Hepsi can verdiler, ihanet zehri ile
Ay parçalandı suyun içinde
Yıldızlar kayboldu
Bir daha görünmediler gökyüzünde
Hasretler ekleniyordu geceye
Ve ihanet, düştü yollara
Yollar çamur oldu
Yol kenarında güller soldu
Bir güvercin konmuştu dinlenmek için
O anda ağzındaki, zeytin dalı kurudu
Sonrasında vuruldu, ihanet kurşun oldu
Kimseler okuyamadı, daldaki yazıyı
Dokuz karınca yükleniyordu, koca bir sızıyı
Ve ihanet düştü toprağa
Yağmura hasret kaldı, kurudu, çatladı
Ekine hasret, hüznü bağrında sakladı
Kan damladı, maviydi ! Ağladı
Yaş taş ! Taş yaş doldu !
Toz oldu, buhar oldu
Ve ihanet düştü mısralara
Noktalar, virgüller, şapkalar, ünlemler
İmlaya ait ne varsa kayboldu !
Bir şair haykırıyordu, prangalar dilinde !
Kılıcının ucu, kırılmış elinde !
And olsun bir daha ..................dedi !
Göz yaşları düşerken, mavi toprağa
Heyhat !
Bir ihanet düştü kale/me
Ve kale/m ............ !
Ve şair ............... !
Ve şiir............. !
Bir yerlerde
Bir karınca, sırtın da bir kelime taşıyordu !
Yükü ağırdı, yükü zordu !
Sekiz karınca daha geldi !
Her biri bir harf yüklendi !
Neydi taşıdıkları kelime ? (Bu şiirin başlığıydı) !
Güldüler, diğer canlılar, hallerine
Sizin taşımanızla ne olur ki dediler
Onlarda en azından hangi saftayız o belli olur deyip.
Yürüdüler, güneşin doğduğu yere
Küçücük sırtların da, büyük yükleri ile
Papatya korktu, eğdi boynunu
Ürktü su içen ceylan, kustu içtiği suyu
Yusuf dedi kaldı, Yusuf / cuk / kuşu
.....................................ÖLDÜ
Ve ihanet düştü suya
Havyar zamanıydı balıkların, yazık oldu !
Hepsi can verdiler, ihanet zehri ile
Ay parçalandı suyun içinde
Yıldızlar kayboldu
Bir daha görünmediler gökyüzünde
Hasretler ekleniyordu geceye
Ve ihanet, düştü yollara
Yollar çamur oldu
Yol kenarında güller soldu
Bir güvercin konmuştu dinlenmek için
O anda ağzındaki, zeytin dalı kurudu
Sonrasında vuruldu, ihanet kurşun oldu
Kimseler okuyamadı, daldaki yazıyı
Dokuz karınca yükleniyordu, koca bir sızıyı
Ve ihanet düştü toprağa
Yağmura hasret kaldı, kurudu, çatladı
Ekine hasret, hüznü bağrında sakladı
Kan damladı, maviydi ! Ağladı
Yaş taş ! Taş yaş doldu !
Toz oldu, buhar oldu
Ve ihanet düştü mısralara
Noktalar, virgüller, şapkalar, ünlemler
İmlaya ait ne varsa kayboldu !
Bir şair haykırıyordu, prangalar dilinde !
Kılıcının ucu, kırılmış elinde !
And olsun bir daha ..................dedi !
Göz yaşları düşerken, mavi toprağa
Heyhat !
Bir ihanet düştü kale/me
Ve kale/m ............ !
Ve şair ............... !
Ve şiir............. !
Bir yerlerde
Bir karınca, sırtın da bir kelime taşıyordu !
Yükü ağırdı, yükü zordu !
Sekiz karınca daha geldi !
Her biri bir harf yüklendi !
Neydi taşıdıkları kelime ? (Bu şiirin başlığıydı) !
Güldüler, diğer canlılar, hallerine
Sizin taşımanızla ne olur ki dediler
Onlarda en azından hangi saftayız o belli olur deyip.
Yürüdüler, güneşin doğduğu yere
Küçücük sırtların da, büyük yükleri ile