- Katılım
- 29 Mar 2006
- Mesajlar
- 1,998
- Beğeni puanı
- 0
- Puanları
- 0
- Cinsiyet:
- erkek
- Nerden:
- trabzon
[Görsel erişilemez]
2008'in Mayıs ayı Borussia Dortmund tarihi için bir dönüm noktasıydı. Uzun yıllardır aradığı başarıyı bulamayan, ekonomik sıkıntılarla boğuşan, hatta Bayern'den aldığı borç ile hayatta kalan Dortmund, teknik direktörlüğe Mainz ile enteresan bir kariyere imza atan Jurgen Klopp'u getirdi... Tüm futbol kariyerini Mainz'da geçiren 41'lik Klopp, böyle büyük bir takımda 1 numara olmak için genç bir yaşta sayılabilirdi. Ancak 'Akıl yaşta değil baştadır' sözüne nispet yapan genç teknik adamın, geçmişinde 8 yıllık 1. adamlık deneyimi yatıyordu.
Futbolu bırakır bırakmaz Mainz'ın başına geçen Klopp, 7 senelik görev süresinde küçük bütçeli ekibini 2005-2006 sezonunda UEFA Avrupa Ligi'ne kadar götürdü. Fakat takımını bu seviyede tutamadı, Mainz 2007'de küme düştü. İlk önce tekliflere rağmen gemisini terk etmeyen Mainz efsanesi, 2008'de Bundesliga'ya çıkamayınca takımının ve kendi geleceği için ayrılığı seçti.
Zirve İçin 2 Yıl Bekledi
Bu ayrılıktan sonra Mainz, Klopp'un koyduğu çıtayı bile geçerken; Dortmund genç teknik adamın önderliğinde sıfırdan bir yapılanmaya gitti. Aslında Klopp için ilk sezon çok parlak değildi. Alman çalıştırıcı, Bayern'i yenip Almanya Süper Kupası ile başladığı sezonda Dortmund'u ancak 6. yapabildi. Ligin en iyi 3. averajına sahip olan sarı-siyahlılar, Avrupa kupalarına gidemedi. Fakat Klopp'un yarattığı yeni takım 5 kez yenilerek ligin en az kaybeden takımı oldu!
Dortmund 2. sezonda 9 kez yenildi. 23 olan averaj da 12'ye kadar geriledi. Ancak daha fazla kazanınca 57 puanla 5. olup UEFA Avrupa Ligi'ne gitti. Acaba Klopp, Mainz'daki gibi büyük bir düşüş yaşayacak mı soruları ise hala akıllardaydı. Ama bu kez olmadı. Klopp tam aksine muhteşem bir nesil yetiştirip Bundesliga'da kırılmadık rekor bırakmadı.
Ektiği Tohumlar Kırılmadık Rekor Bırakmadı
2010-2011, modern antrenman sistemleri, doğru transferler, harıl harıl çalışan alt yapının patlama sezonu oldu. Gol yükünü Barrios'un çektiği, gencecik Nuri, Götze, Hummels, Subotic, Grosskreutz gibi isimlerin sırtladığı Borussia, tam 75 puan ve 45 averajla tam 9 sezon sonra şampiyonluğu kucakladı. Tüm bunlar yaşanırken Mainz'da da Klopp'un tohumları Andre Schürrle gibi meyveler vermeye başladı...
Gencecik Borussia Dortmund, sonraki sezonda efsaneliğe terfi etti! Bundesliga tarihinde ilk kez bir takım 81 puan toplayıp şampiyon oldu. Ayrıca Bayern'in bir sezonda kazandığı 25 maç rekoruna ortak oldu Dortmund. En erken şampiyon olan takım olarak tarihe geçti. Almanya tarihinde en üst ligdeki yenilmezlik rekorunu 28 ile ele geçirdi. Sezonun ikinci yarısında 51 puanın 45'ini alarak yine bir rekora imza attı... Kısacası Dortmund taraftarı için rüya gibi bir yıldı.
Yıldızlar Gider, Sistem Kalır
İşte yukarıdaki kronolojik sıralamanın sonunda Borussia Dortmun dün tavan yaptı. Belki bu sezon ligi kazanamadılar ama ölüm grubuyla başladıkları Şampiyonlar Ligi'nde Real Madrid'i 4-1 yenerek finale bir adım daha yaklaştılar. Devler Ligi'nde daha bileği bükülmeyen bu takım, aslında yolda Barrios, Nuri gibi yıldızlarını kaybetti. Son olarak Götze, sözleşmesindeki 37 milyon euroluk maddeyi kullanarak Bayern'e uçma kararı aldı.
Jurgen Klopp bu sürpriz transferin ardından, sinirli cümlelerinin yanı sıra muhteşem de bir açıklama yaptı. Başarılı çalıştırıcı, büyüklüğe giden yolu bu cümlelerle anlattı: Götze o maddeyi koymasak sözleşme imzalamayacaktı. O Guardiola için çalışmak istedi. Onun için boyumu kısaltamam, tiki taka oynatamam ya da İspanyolca konuşamam. Bu olaylar futbolda yaşanıyor, yaşanacak. Belki bunları yapamayız ama Borussia Dortmund'un herşeyin üstünde olduğunu anlatabiliriz... Nuri'yi de Real'e benzer şekilde kaybeden Dortmund'da ne Klopp, ne de yönetim mağdur edebiyatına girmedi. Dortmund'u her şeyin üstünde olmasını sağlamak ve bunu futbolculara anlatmanın yollarına kafa yormaya başladı; Trabzonspor'da yaşananın aksine... Hatta Götze'den gelen parayla, 18-22 yaş arası 5-6 ismin peşine düştüler bile!
[Görsel erişilemez]
40.5 Milyon Euroyla Real’i Ezdi
Bu arada dün sahaya ilk 11'de çıkan isimlerden Weidenfeller, Piszcek ve Schmelzer, Alman devinin bonservis ödemeden yaptığı transferlerdi. Götze ise 11'de alt yapıdan yetişen tek isimdi. Sayı-siyahlılar, Hummels'e 4,2, Subotic'e 4.5, Bender'e 1.5, İlkay'a 5.5, Kuba Blaszczykowski'ye 3, Lewandowski'ye 4,75 ve Reus'a 17 milyon euro ödemişti. Kenardan gelen isimlerden Grosskreutz de bedelsiz bir transfer. Kaptan Kehl 3.2, Schieber ise 5.5 milyon euro bonservisle gelmiş. Oynamayan isimlerden alt yapıdan yetişen Nuri, Real Madrid'den kiralık. 20'lik Leitner 800 bin, yedek kaleci Langerak 500 bin, altın yedek stoper Felipe Santana 2.1 milyon euro. Bu isimlerin bir çoğunun genç yaşta, bazılarının alt ligler, bazılarının ise alt yapılarda keşfedilip alındığını da hatırlatalım. Ayrıca yabancı sınırı olmayan bir ülkenin takımı olan Dortmund'un 11'inde 4, 18'inde ise sadece 6 yabancı kontenjanında oyuncu vardı...
Toplama işlemini de sizler için yaparsak, Borussia Dortmund dün Real Madrid'i rezil eden ilk 11 için 40.45 milyon euro ödemiş. Sonradan giren 3 ismin maliyeti 8,7 milyon euro. Oynamayan 4'lü ise 3.4 milyon euro. Kısacası dünkü Borussia Dortmund'u, bonservislere 52,55 milyon euro harcayarak kurabiliyordunuz. Götze'nin 37 milyon euroya satıldığını, Reus, İlkay, Hummels, Lewandowski, Subotic gibi isimlere de benzer paralar talep edildiğini hatırlatalım. Üzerine de ekleyelim, transfermarkta göre şuan Borussia Dortmund'un takım değeri 254.7 Milyon euro... Şampiyonluklardan, Şampiyonlar Ligi'den gelen paraları da Dortmund yönetimi hesaplasın artık.
5 Trabzonspor Teknik Direktörü Gördü
Şimdi bir başka örneğe geçelim, Trabzonspor. 2008-2009 sezonunun ortasında Ersun Yanal ile Sadri Şener'in buluşması sonrasında yeniden yapılanan Trabzonspor... Elbette burası Almanya değil, kazandığınız kupayı bağıra bağıra çalabiliyorlar. Ancak aynı dönemde yeniden yapılanan, en büyük yıldızlarını elde tutmakta zorlanan, sözleşmelere konulan maddelerden başı ağrıyan ve tabii ki 2010-2011 sezonunda yıllar sonra şampiyon olan iki takımı kağıt üstünde kıyaslayabiliriz sanırım...
Klopp Dortmund'da 5. sezonunu yaşarken, Trabzonspor geçici teknik adamları saymazsak o dönemde 5. teknik adamını harcamakla meşgul. Teknik adamların suçları kadar, yönetimlerin, şehrin, taraftarların ve ülkedeki pislik futbol düzeninin payı büyük bunda elbet. Ancak devam etmek gerek ve 2010-2011'de Ersun Yanal'ın kurduğu takım rötuşlarla Şenol Güneş ustanın elinde şampiyon olduktan sonra bugün orta sıralara çıktığına dua edecek durumda. Demek ki, içeride bir yerlerde de yanlış var...
23 Transfere 30 Milyon Euro
Evet, Selçuk, Egemen, Burak, Jaja, Teofilo, Engin, Ceyhun, Umut... Çeşitli, haklı ve ya haksız sebeplerle gitti. Bu oyunculardan toplam gelir ise kaba taslak 16 milyon euro civarında oldu. Ancak Trabzonspor, bu paranın kat ve kat fazlasını harcayıp bakalım kimleri kimleri aldı...
Olcan Adın 3.25 milyon, Vittek 600 bin, Volkan Şen 3.6 milyon, Sefa Akın Başıbüyük 150 bin, Cech 1 milyon, Sapara 200 bin, Adrian 5.25 milyon, Zokora 5 milyon, Henrique 3.75 milyon, Celustka 900 bin, Aykut Akgün 625 bin, Sercan Kaya 125 bin, Alim Öztürk 125 bin, Uğur Dündar 30 bin, Oğulcan 225 bin, Emerson 1,6 milyon, Janko 2.3 milyon, Emre Güral 600 bin, Sol Bamba 900 bin euro... Ayrıca yıllığı 1.1 milyon eurodan Barış Özbek, Halil Altıntop, Jebrin, Eren Albayrak gibi ücretsiz transfer edilenler, Tayfun Cora, Barış Ataş, Zeki Ayvaz, Ferhat gibi hiç oynamadan elde duranları da hatırlatalım.
Yukarıdaki yanlış saymadıysam 23 tane yeni transfer var. Giden 6 önemli oyuncunun yerine 23 transfer. Aynı pozisyonlarda oynayan bir çok isim de var. Ayrıca yabancı sınırı giderek daralan bir lig için 10 tane de yabancı oyuncu alınmış. Sadece bonservislere ödenen bedel ise 30.23 milyon euro. 30 MİLYON 230 BİN Euro... Bu sürede yukarıdaki yıldızlar hariç kasaya giren para ise 1461 Trabzon ve Eren ile Sercan'a şükürler olsun ki 3.3 milyon euro...
Tüm Birimler Efsaneler Emanet
Bir başka deyişle, 1-2 isim dışında genç olmayan onlarca transfer. Harcanan 30 milyon euro. Hemen hemen hiç birine talip olmayan bir sürü futbolcu. Ligde elde edilen büyük başarısızlık. Yabancı kadrosundaki büyük şişkinlik. 1461'in mucizeleri hariç alt yapıdan hiç oyuncu çıkartamayan bir takım. Bu süre içerisinde, hemen hemen hepsi 'Efsane ya da Efsane arkadaşlarından oluşan' izleme komitesi, genel menajeri, hatta taraftardan sorumlu yöneticisi için bile aylık onbinlerce lira harcamış bir takım..
Diğer tarafta ise, Salih Uçan'ı, Oğuzhan Özyakup'u, Okay Yokuşlu'yu, Şener Özbayraklı'yı, Pinto'yu, Batalla'yı, Amrabat'ı, Mouche'yi, Bobo'yu, Eneramo'yu, Aatif'i, Grosicki'yi, Veysel Sarı'yı, Alper Potuk'u, Aykut Demir'i, Artun'u, Muhammed Demir'i, Cenk Tosun'u, Dany'i, Ibricic'i, Uche'yi, Webo'yu, Holmen'i, Viudez'i, Isaksson'u, Barral'ı çok daha cüzzi ücretle bulup bu ülkeye getirenler ya da yetiştirenler....
Orta okul ve lise yıllarında öğretmenlerim hep 'Sistemli çalışırsan Türkiye derecesi yaparsın' dediler. Ben çalışmadım. Hiç çalışmadım. Sadece 1-2 gün, kızınca, sıkılınca, denk gelince. Benim için koyulan hiç bir hedefi tam vuramadım. Hiç küme de düşmedim, arada parladım-söndüm. Ama hiç de en iyi olmayı ve en iyi kalmayı beceremedim. Tıpkı Trabzonspor gibi..
Tanju Eren - Joganita
2008'in Mayıs ayı Borussia Dortmund tarihi için bir dönüm noktasıydı. Uzun yıllardır aradığı başarıyı bulamayan, ekonomik sıkıntılarla boğuşan, hatta Bayern'den aldığı borç ile hayatta kalan Dortmund, teknik direktörlüğe Mainz ile enteresan bir kariyere imza atan Jurgen Klopp'u getirdi... Tüm futbol kariyerini Mainz'da geçiren 41'lik Klopp, böyle büyük bir takımda 1 numara olmak için genç bir yaşta sayılabilirdi. Ancak 'Akıl yaşta değil baştadır' sözüne nispet yapan genç teknik adamın, geçmişinde 8 yıllık 1. adamlık deneyimi yatıyordu.
Futbolu bırakır bırakmaz Mainz'ın başına geçen Klopp, 7 senelik görev süresinde küçük bütçeli ekibini 2005-2006 sezonunda UEFA Avrupa Ligi'ne kadar götürdü. Fakat takımını bu seviyede tutamadı, Mainz 2007'de küme düştü. İlk önce tekliflere rağmen gemisini terk etmeyen Mainz efsanesi, 2008'de Bundesliga'ya çıkamayınca takımının ve kendi geleceği için ayrılığı seçti.
Zirve İçin 2 Yıl Bekledi
Bu ayrılıktan sonra Mainz, Klopp'un koyduğu çıtayı bile geçerken; Dortmund genç teknik adamın önderliğinde sıfırdan bir yapılanmaya gitti. Aslında Klopp için ilk sezon çok parlak değildi. Alman çalıştırıcı, Bayern'i yenip Almanya Süper Kupası ile başladığı sezonda Dortmund'u ancak 6. yapabildi. Ligin en iyi 3. averajına sahip olan sarı-siyahlılar, Avrupa kupalarına gidemedi. Fakat Klopp'un yarattığı yeni takım 5 kez yenilerek ligin en az kaybeden takımı oldu!
Dortmund 2. sezonda 9 kez yenildi. 23 olan averaj da 12'ye kadar geriledi. Ancak daha fazla kazanınca 57 puanla 5. olup UEFA Avrupa Ligi'ne gitti. Acaba Klopp, Mainz'daki gibi büyük bir düşüş yaşayacak mı soruları ise hala akıllardaydı. Ama bu kez olmadı. Klopp tam aksine muhteşem bir nesil yetiştirip Bundesliga'da kırılmadık rekor bırakmadı.
Ektiği Tohumlar Kırılmadık Rekor Bırakmadı
2010-2011, modern antrenman sistemleri, doğru transferler, harıl harıl çalışan alt yapının patlama sezonu oldu. Gol yükünü Barrios'un çektiği, gencecik Nuri, Götze, Hummels, Subotic, Grosskreutz gibi isimlerin sırtladığı Borussia, tam 75 puan ve 45 averajla tam 9 sezon sonra şampiyonluğu kucakladı. Tüm bunlar yaşanırken Mainz'da da Klopp'un tohumları Andre Schürrle gibi meyveler vermeye başladı...
Gencecik Borussia Dortmund, sonraki sezonda efsaneliğe terfi etti! Bundesliga tarihinde ilk kez bir takım 81 puan toplayıp şampiyon oldu. Ayrıca Bayern'in bir sezonda kazandığı 25 maç rekoruna ortak oldu Dortmund. En erken şampiyon olan takım olarak tarihe geçti. Almanya tarihinde en üst ligdeki yenilmezlik rekorunu 28 ile ele geçirdi. Sezonun ikinci yarısında 51 puanın 45'ini alarak yine bir rekora imza attı... Kısacası Dortmund taraftarı için rüya gibi bir yıldı.
Yıldızlar Gider, Sistem Kalır
İşte yukarıdaki kronolojik sıralamanın sonunda Borussia Dortmun dün tavan yaptı. Belki bu sezon ligi kazanamadılar ama ölüm grubuyla başladıkları Şampiyonlar Ligi'nde Real Madrid'i 4-1 yenerek finale bir adım daha yaklaştılar. Devler Ligi'nde daha bileği bükülmeyen bu takım, aslında yolda Barrios, Nuri gibi yıldızlarını kaybetti. Son olarak Götze, sözleşmesindeki 37 milyon euroluk maddeyi kullanarak Bayern'e uçma kararı aldı.
Jurgen Klopp bu sürpriz transferin ardından, sinirli cümlelerinin yanı sıra muhteşem de bir açıklama yaptı. Başarılı çalıştırıcı, büyüklüğe giden yolu bu cümlelerle anlattı: Götze o maddeyi koymasak sözleşme imzalamayacaktı. O Guardiola için çalışmak istedi. Onun için boyumu kısaltamam, tiki taka oynatamam ya da İspanyolca konuşamam. Bu olaylar futbolda yaşanıyor, yaşanacak. Belki bunları yapamayız ama Borussia Dortmund'un herşeyin üstünde olduğunu anlatabiliriz... Nuri'yi de Real'e benzer şekilde kaybeden Dortmund'da ne Klopp, ne de yönetim mağdur edebiyatına girmedi. Dortmund'u her şeyin üstünde olmasını sağlamak ve bunu futbolculara anlatmanın yollarına kafa yormaya başladı; Trabzonspor'da yaşananın aksine... Hatta Götze'den gelen parayla, 18-22 yaş arası 5-6 ismin peşine düştüler bile!
[Görsel erişilemez]
40.5 Milyon Euroyla Real’i Ezdi
Bu arada dün sahaya ilk 11'de çıkan isimlerden Weidenfeller, Piszcek ve Schmelzer, Alman devinin bonservis ödemeden yaptığı transferlerdi. Götze ise 11'de alt yapıdan yetişen tek isimdi. Sayı-siyahlılar, Hummels'e 4,2, Subotic'e 4.5, Bender'e 1.5, İlkay'a 5.5, Kuba Blaszczykowski'ye 3, Lewandowski'ye 4,75 ve Reus'a 17 milyon euro ödemişti. Kenardan gelen isimlerden Grosskreutz de bedelsiz bir transfer. Kaptan Kehl 3.2, Schieber ise 5.5 milyon euro bonservisle gelmiş. Oynamayan isimlerden alt yapıdan yetişen Nuri, Real Madrid'den kiralık. 20'lik Leitner 800 bin, yedek kaleci Langerak 500 bin, altın yedek stoper Felipe Santana 2.1 milyon euro. Bu isimlerin bir çoğunun genç yaşta, bazılarının alt ligler, bazılarının ise alt yapılarda keşfedilip alındığını da hatırlatalım. Ayrıca yabancı sınırı olmayan bir ülkenin takımı olan Dortmund'un 11'inde 4, 18'inde ise sadece 6 yabancı kontenjanında oyuncu vardı...
Toplama işlemini de sizler için yaparsak, Borussia Dortmund dün Real Madrid'i rezil eden ilk 11 için 40.45 milyon euro ödemiş. Sonradan giren 3 ismin maliyeti 8,7 milyon euro. Oynamayan 4'lü ise 3.4 milyon euro. Kısacası dünkü Borussia Dortmund'u, bonservislere 52,55 milyon euro harcayarak kurabiliyordunuz. Götze'nin 37 milyon euroya satıldığını, Reus, İlkay, Hummels, Lewandowski, Subotic gibi isimlere de benzer paralar talep edildiğini hatırlatalım. Üzerine de ekleyelim, transfermarkta göre şuan Borussia Dortmund'un takım değeri 254.7 Milyon euro... Şampiyonluklardan, Şampiyonlar Ligi'den gelen paraları da Dortmund yönetimi hesaplasın artık.
5 Trabzonspor Teknik Direktörü Gördü
Şimdi bir başka örneğe geçelim, Trabzonspor. 2008-2009 sezonunun ortasında Ersun Yanal ile Sadri Şener'in buluşması sonrasında yeniden yapılanan Trabzonspor... Elbette burası Almanya değil, kazandığınız kupayı bağıra bağıra çalabiliyorlar. Ancak aynı dönemde yeniden yapılanan, en büyük yıldızlarını elde tutmakta zorlanan, sözleşmelere konulan maddelerden başı ağrıyan ve tabii ki 2010-2011 sezonunda yıllar sonra şampiyon olan iki takımı kağıt üstünde kıyaslayabiliriz sanırım...
Klopp Dortmund'da 5. sezonunu yaşarken, Trabzonspor geçici teknik adamları saymazsak o dönemde 5. teknik adamını harcamakla meşgul. Teknik adamların suçları kadar, yönetimlerin, şehrin, taraftarların ve ülkedeki pislik futbol düzeninin payı büyük bunda elbet. Ancak devam etmek gerek ve 2010-2011'de Ersun Yanal'ın kurduğu takım rötuşlarla Şenol Güneş ustanın elinde şampiyon olduktan sonra bugün orta sıralara çıktığına dua edecek durumda. Demek ki, içeride bir yerlerde de yanlış var...
23 Transfere 30 Milyon Euro
Evet, Selçuk, Egemen, Burak, Jaja, Teofilo, Engin, Ceyhun, Umut... Çeşitli, haklı ve ya haksız sebeplerle gitti. Bu oyunculardan toplam gelir ise kaba taslak 16 milyon euro civarında oldu. Ancak Trabzonspor, bu paranın kat ve kat fazlasını harcayıp bakalım kimleri kimleri aldı...
Olcan Adın 3.25 milyon, Vittek 600 bin, Volkan Şen 3.6 milyon, Sefa Akın Başıbüyük 150 bin, Cech 1 milyon, Sapara 200 bin, Adrian 5.25 milyon, Zokora 5 milyon, Henrique 3.75 milyon, Celustka 900 bin, Aykut Akgün 625 bin, Sercan Kaya 125 bin, Alim Öztürk 125 bin, Uğur Dündar 30 bin, Oğulcan 225 bin, Emerson 1,6 milyon, Janko 2.3 milyon, Emre Güral 600 bin, Sol Bamba 900 bin euro... Ayrıca yıllığı 1.1 milyon eurodan Barış Özbek, Halil Altıntop, Jebrin, Eren Albayrak gibi ücretsiz transfer edilenler, Tayfun Cora, Barış Ataş, Zeki Ayvaz, Ferhat gibi hiç oynamadan elde duranları da hatırlatalım.
Yukarıdaki yanlış saymadıysam 23 tane yeni transfer var. Giden 6 önemli oyuncunun yerine 23 transfer. Aynı pozisyonlarda oynayan bir çok isim de var. Ayrıca yabancı sınırı giderek daralan bir lig için 10 tane de yabancı oyuncu alınmış. Sadece bonservislere ödenen bedel ise 30.23 milyon euro. 30 MİLYON 230 BİN Euro... Bu sürede yukarıdaki yıldızlar hariç kasaya giren para ise 1461 Trabzon ve Eren ile Sercan'a şükürler olsun ki 3.3 milyon euro...
Tüm Birimler Efsaneler Emanet
Bir başka deyişle, 1-2 isim dışında genç olmayan onlarca transfer. Harcanan 30 milyon euro. Hemen hemen hiç birine talip olmayan bir sürü futbolcu. Ligde elde edilen büyük başarısızlık. Yabancı kadrosundaki büyük şişkinlik. 1461'in mucizeleri hariç alt yapıdan hiç oyuncu çıkartamayan bir takım. Bu süre içerisinde, hemen hemen hepsi 'Efsane ya da Efsane arkadaşlarından oluşan' izleme komitesi, genel menajeri, hatta taraftardan sorumlu yöneticisi için bile aylık onbinlerce lira harcamış bir takım..
Diğer tarafta ise, Salih Uçan'ı, Oğuzhan Özyakup'u, Okay Yokuşlu'yu, Şener Özbayraklı'yı, Pinto'yu, Batalla'yı, Amrabat'ı, Mouche'yi, Bobo'yu, Eneramo'yu, Aatif'i, Grosicki'yi, Veysel Sarı'yı, Alper Potuk'u, Aykut Demir'i, Artun'u, Muhammed Demir'i, Cenk Tosun'u, Dany'i, Ibricic'i, Uche'yi, Webo'yu, Holmen'i, Viudez'i, Isaksson'u, Barral'ı çok daha cüzzi ücretle bulup bu ülkeye getirenler ya da yetiştirenler....
Orta okul ve lise yıllarında öğretmenlerim hep 'Sistemli çalışırsan Türkiye derecesi yaparsın' dediler. Ben çalışmadım. Hiç çalışmadım. Sadece 1-2 gün, kızınca, sıkılınca, denk gelince. Benim için koyulan hiç bir hedefi tam vuramadım. Hiç küme de düşmedim, arada parladım-söndüm. Ama hiç de en iyi olmayı ve en iyi kalmayı beceremedim. Tıpkı Trabzonspor gibi..
Tanju Eren - Joganita