T
türesin
Guest
-- Yönlendirilmiş ileti ----------
Kimden: Beytepe <
BİLGE DEDİĞİN FIRLAMA OLUR.
ODTU Felsefe Bölümü Baskani Prof. Dr. Ahmet Inam ile yapilan bir
söylesi:
— Sayın Hocam, "Hayvan" dergisine verdiginiz beyanatta: "Bilge
dedigin firlama olur." demissiniz. Bu görüsünüzde israrli misiniz?
— Gayet israrliyim, hatta bu görüsümü daha da ileri götürdüm,bilge dedigin hem firlama olur, hem de puşt olur diyorum.
Bilge, hayatin bütün hazlarinin ardindan koşar ama o hazlarin hiçbirinin dangalagi olmaz.
Serserilerle konusur, berduslarla arkadaslik
eder, bir sürü dedikodunun farkindadir, magazinleri izler ama bulasmaz.
Günde on bes dakika televizyon izler ama sonra genellikle evleri iki katli oldugundan yukari çikar, Mevlana'yi Farsçasindan okur, yatmadan önce iki bardak sarap içer.
Bilge adamda hem sokakta süren hayatı yaşayabilme yetenegi ve gücü vardir hem de o hayatin dışına çikabilme cesareti.
Yani bilge insan, hayatin
içindedir. Leman'i, Penguen'i okudugu zaman esprileri anlar, mel mel bakmaz.
Yani ben bilgeyim, bu adamlar ne biçim espri yapiyor,
çok ayip demez.
Son çikan küfürleri bilir. Yeni küfürler üretir.
Yasamdan tat almayi bilir ama bunu hiçbir zaman ayaga düsürmez.
Ayağıyla yaşadigi yaşamı, yukarı çeker.
O küfür ettigi zaman, küfür onda besmele gibi bir sey olur.
Bizde bilge, yerinden kalkmaz, aksakalli, yemek yemez, çişi gelmez biri olarak bilinir.
Oysa bilge dedigin dogal gaz kuyruguna girer, sirasini kapan olursa kavga eder, gerekirse karakolluk olur.
Bu tanima göre bilgelik, akademisyenlikle pek örtüsmüyor. Akademisyenlik kötü bir iş. Bilgelige
aykiri, otuz yildir millete not veriyorum, kusturucu bir şey, bıktım anasını satayım, hepinize sıfır diyecegim bir gün. Ya da hepinize yüz, ne fark eder.
Bilgelikle akademisyenlik arasinda bir
ilişki olabilir, o da yasi 18-20 olanlarla sürekli bir arada
olmaktan kaynaklanan bir şey. Bu avantaji kullanirsaniz, yeni kalabilirsiniz.
* * * * * *
— Biraz da aşktan konusalim mi?
— Aşkta benim teorim su; aşk doğuştan hormonlarla ilgilidir ama ayni zamanda kazanılması, edinilmesi gereken de bir seydir. Emek ister.
Hormonu iyi salgılayan aşık olduğunu sanabilir, çıldırabilir, azabilir ama aşk ayri birşey.
Bir sanat, bir güzellik yaratmaktır aşk.
Hiyarların, hamhalat heriflerin işi değildir. Diyelim
ki kızın birini görüyorum, içime bir ateş düşüyor ve aşık oluyorum. Yok, öyle yağma, böyle beleş bir sey olabilir mi? Ateş düştükten sonra ne halt yedigine bagli olarak ask olur ya da olmaz.
Ateş düştükten sonra o ateşi düşüren kişiye gidip onu söndüreyim hemen diyorsan, orada aşk yoktur..
Ama aşk düştüğünde; kendimizi,hayatı, yaşadığımız kültürü anlamaya ve dönüştürmeye çalışıyorsak, iste aşk odur. Bize insan olduğumuzu hatirlatir ve büyük bir sorumluluk yükler. Aşık olduğum zaman aklima şu gelmeli, aşığım, demek ki yapacak çok iş var.
Yani aşktan aldğımiz enerjiyle bir yere bir agaç dikebiliyorsak, bir insana yardım edebiliyorsak, farklı kitaplar okuyabiliyorsak, gereğini yerine getirdiğimiz şeydir.
Aşk eşittir sevgili degil, iki kişilik de değil çok kişiliktir aşk. Bütün dünyayı düşman belleyip Leyla'yı sevmek değildir. Leyla'da bütün insanligi sevmektir.
— Bir entelektüel olarak mutlumusunuz?
— Yalniz kaldığım zaman, genellikle gece ikiyle dört arasinda mutlu olurum. Televizyonu açarım ama seyretmem. Sesini dinlerim, duvarlara bakıp öyle düşünürüm, belki yazasım gelir bir şeyler
karalarım. Uykum gelince, bu dünya düzelmez arkadas deyip yatarim.
Bugün de kurtaramadik dünyayı ne yapalim derim. Hesabi duruş, mutlulugu öldüren şeydir. Örnegin Nietzsche, adam hayati boyunca bunu anlatti. Ama Nietzsche'yi okuyup karamsar olan adamlar var, onlara sopayla girişmek istiyorum bazen. Adam demiş ki, ben bir enerji kaynağıyım. Benim insan gibi insan olabilmem, içimdekilerin olabildigince bastırılmadan ortaya çıkabilmesidir. Oysa yaşam buna izin vermiyor, birbirimizi maskelemek zorunda kaliyoruz.
Gerçi Freud medeniyetin temelinin bu olduğunu söylemiş. Biz de içimizdeki hayvanlığı bastıracağız diye, içimizdeki insanlığı da bastırmışız.
Hala içimizdeki erotik enerjiyle ilişkimizde sakatlik var. Erotik yanımız ortaya çıktıktan sonra ayıp bir şey yaptığımızı düşünüyoruz.
Onun için vatan millet sakarya, ilim aşkı, sanki hiç eros yokmus gibi davranıyoruz, dava adamı kalıbına sığınıyoruz.
Bütün bu kalıplarım dışında felsefe; çözüm arayanların değil, soru soranların yeridir, şeytanla muhabbettir.
Ne zaman ki şeytan sizi
alt eder, o zaman insan olduğunuzu anlarsınız.
Okuyun , iyice düşünün ve önyargılarınızdan sıyrılarak yorum yapınız ... :smile::smile::smile:
Ben sadece naklettim ... Elçiye zaval olmaz ... Yorum sizin...