- Katılım
- 27 Haz 2006
- Mesajlar
- 28,888
- Beğeni puanı
- 1
- Puanları
- 36
- Yaş
- 50
- Cinsiyet:
- erkek
- Nerden:
- ankara
İslam sade, makul ve uygulanabilir bir dindir. İslam mitolojiye yer vermeyen dindir ve İslam öğretisi sade ve rahat anlaşılabilir bir özelliktedir; batıl itikat, hurafe ve akla uygun olmayan inançlardan uzaktır. Allah'ın birliğine ve Hz. Muhammed'in peygamberliğine ve kıyamet gününe inanmak, imanın temel kaideleridir.
Her insan, doğrudan doğruya Allah'ın kitabına başvurur ve onun muhtevasını anlar ve içselleştirir. İslam, insanın akıl özelliğini uyandırır ve onu zekasını kullanmaya teşvik eder. Ona, eşyaya gerçeğin ışığı ile bakmasını emreder. Kur'anı Kerim insana; "Allah'ım, benim ilmimi arttır" şeklinde dua etmesini tavsiye eder. Kur'an-ı Kerim; bilenlerle bilmeyenlerin asla bir olmayacağını (Zümer, 9) ve etraflarında olup bitenlere bakıp ibret almayanların hayvanlardan da aşağı bir derecede olacağını (Araf, 179) bildirir.
'İlim Allah'a bağlılığın ifadesidir'
Peygamberimiz Hz. Muhammed de şöyle buyurmuştur: "İlim öğrenmek için evini terk eden bir kimse, Allah yolunda yürümüş olur. İlim öğrenmek, kadın, erkek, her Müslüman için bir mecburiyettir. İlim öğren. Çünkü, Allah yolunda ilim öğrenen kimse, Allah'a karşı sevgi ve hürmet ifa etmiş olur; kim ilimden bahsederse, Allah'ı anmış, övmüş olur; kim ilmin yayılması için çalışırsa, sadaka vermiş olur ve kim ilmi diğerleri ile paylaşırsa, Allah'a bağlılığının bir ifadesidir."
İslam'ın eşsiz özelliklerinden biri de hayatı, ruh ve madde olarak, iki tane su sızdırmaz kompartımana ayırmamış olmasıdır. O, hayatı bir bütün olarak telakki eder. Kur'an, bizim "Ey Rabbimiz, bize hem dünyada hem de ahirette iyilik ver ve bizi cehennem azabından koru" (Bakara, 201) diyerek dua etmemizi ister. Yine Allah nimetleriyle yaşamayı reddeden bir kimseyi sert bir şekilde uyarmaktadır: "De ki: 'Allah'ın kulları için çıkarttığı ziyneti, temiz ve hoş rızıkları kim haram etmiş?' De ki: 'Bütün bunlar, dünya hayatında iman edenler içindir. Kıyamet gününde ise tamamen onlara mahsustur'. Böylece ayetlerimizi anlayabilenlere açıklıyoruz." (Araf, 32)
Temel haklar garanti altında
Peygamberimiz ise şöyle buyuruyor: "Oruç tut ve makul bir zamanda bırak; gece ibadeti ve duası için kalk ve uyu; çünkü vücudun senin üzerinde hakkı vardır. Gözünün senin üzerinde hakkı vardır; eşinin senin üzerinde hakkı vardır; sana ziyarete gelen kimsenin senin üzerinde hakkı vardır."
İslam'ın bir diğer eşsiz bir özelliği de toplumculuk ve ferdiyetçilik arasında bir denge kurmuş olmasıdır. O, insanın ferdi şahsiyetine inanır ve herkesi Allah'a karşı sorumlu tutar. Ferdin temel haklarını garanti altına alır ve hiç kimsenin buna müdahale etmesine izin vermez. Bu konuda Kur'an'da şöyle buyurulur: "Doğrusu insan için çalıştığından başkası yoktur." (Necm, 39) "Başınıza ne musibet geldi ise kendi ellerinizin kazancı iledir. Halbuki O, birçoğunu affetmektedir." (Şura, 30) İslam nazarında bütün insanlar eşittir. Hz. Muhammed bu konuda şöyle demektedir: "Allah'ın bütün mahlukatı, Allah'ın bir ailesini teşkil eder. Bu aileyi Allah çok sever; Allah mahlukatını en çok sevendir."
İslam'ı doğru anlayalım
İslam; sevgi, barış, hoşgörü, affetme, ilim, doğruluk, adalet gibi kavramlar üzerine gönderilmiş ve kurulmuş bir dindir. Bu kavramlar ayakta durdukça insanlık da ayakta duracaktır. Bu sebeple, her ne ki makul ve ahlaka uygundur, o İslami'dir. Din, insan mutluluğu için amaç değil bir araçtır. Yeter ki onu iyi anlayabilelim ve bir istismar aracı olmaktan çıkartalım.
Her insan, doğrudan doğruya Allah'ın kitabına başvurur ve onun muhtevasını anlar ve içselleştirir. İslam, insanın akıl özelliğini uyandırır ve onu zekasını kullanmaya teşvik eder. Ona, eşyaya gerçeğin ışığı ile bakmasını emreder. Kur'anı Kerim insana; "Allah'ım, benim ilmimi arttır" şeklinde dua etmesini tavsiye eder. Kur'an-ı Kerim; bilenlerle bilmeyenlerin asla bir olmayacağını (Zümer, 9) ve etraflarında olup bitenlere bakıp ibret almayanların hayvanlardan da aşağı bir derecede olacağını (Araf, 179) bildirir.
'İlim Allah'a bağlılığın ifadesidir'
Peygamberimiz Hz. Muhammed de şöyle buyurmuştur: "İlim öğrenmek için evini terk eden bir kimse, Allah yolunda yürümüş olur. İlim öğrenmek, kadın, erkek, her Müslüman için bir mecburiyettir. İlim öğren. Çünkü, Allah yolunda ilim öğrenen kimse, Allah'a karşı sevgi ve hürmet ifa etmiş olur; kim ilimden bahsederse, Allah'ı anmış, övmüş olur; kim ilmin yayılması için çalışırsa, sadaka vermiş olur ve kim ilmi diğerleri ile paylaşırsa, Allah'a bağlılığının bir ifadesidir."
İslam'ın eşsiz özelliklerinden biri de hayatı, ruh ve madde olarak, iki tane su sızdırmaz kompartımana ayırmamış olmasıdır. O, hayatı bir bütün olarak telakki eder. Kur'an, bizim "Ey Rabbimiz, bize hem dünyada hem de ahirette iyilik ver ve bizi cehennem azabından koru" (Bakara, 201) diyerek dua etmemizi ister. Yine Allah nimetleriyle yaşamayı reddeden bir kimseyi sert bir şekilde uyarmaktadır: "De ki: 'Allah'ın kulları için çıkarttığı ziyneti, temiz ve hoş rızıkları kim haram etmiş?' De ki: 'Bütün bunlar, dünya hayatında iman edenler içindir. Kıyamet gününde ise tamamen onlara mahsustur'. Böylece ayetlerimizi anlayabilenlere açıklıyoruz." (Araf, 32)
Temel haklar garanti altında
Peygamberimiz ise şöyle buyuruyor: "Oruç tut ve makul bir zamanda bırak; gece ibadeti ve duası için kalk ve uyu; çünkü vücudun senin üzerinde hakkı vardır. Gözünün senin üzerinde hakkı vardır; eşinin senin üzerinde hakkı vardır; sana ziyarete gelen kimsenin senin üzerinde hakkı vardır."
İslam'ın bir diğer eşsiz bir özelliği de toplumculuk ve ferdiyetçilik arasında bir denge kurmuş olmasıdır. O, insanın ferdi şahsiyetine inanır ve herkesi Allah'a karşı sorumlu tutar. Ferdin temel haklarını garanti altına alır ve hiç kimsenin buna müdahale etmesine izin vermez. Bu konuda Kur'an'da şöyle buyurulur: "Doğrusu insan için çalıştığından başkası yoktur." (Necm, 39) "Başınıza ne musibet geldi ise kendi ellerinizin kazancı iledir. Halbuki O, birçoğunu affetmektedir." (Şura, 30) İslam nazarında bütün insanlar eşittir. Hz. Muhammed bu konuda şöyle demektedir: "Allah'ın bütün mahlukatı, Allah'ın bir ailesini teşkil eder. Bu aileyi Allah çok sever; Allah mahlukatını en çok sevendir."
İslam'ı doğru anlayalım
İslam; sevgi, barış, hoşgörü, affetme, ilim, doğruluk, adalet gibi kavramlar üzerine gönderilmiş ve kurulmuş bir dindir. Bu kavramlar ayakta durdukça insanlık da ayakta duracaktır. Bu sebeple, her ne ki makul ve ahlaka uygundur, o İslami'dir. Din, insan mutluluğu için amaç değil bir araçtır. Yeter ki onu iyi anlayabilelim ve bir istismar aracı olmaktan çıkartalım.