Bakara 27. Ayetten almamiz gereken dersler.

  • Konbuyu başlatan Konbuyu başlatan halukgta
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...

halukgta

Member
Aktif üye
Katılım
21 Ocak 2010
Mesajlar
476
Beğeni puanı
1
Puanları
18
Cinsiyet:
erkek
Nerden:
balikesir
Bir kardeşimiz Çok güzel bir ayeti hatırlatmış ve bu konudaki düşüncelerimi sormuş, ona teşekkür ederim. Bende ayrı bir başlık olarak yazmamın daha isabetli olacağını düşündüm.

Bu ayeti daha iyi anlayabilmek için üç farklı meali yazdım, önce onları okuyalım daha sonrada Allah ın izniyle anlamaya çalışalım, bakalım burada Rabbim ne söylüyor

Diyanet Meali. Bakara 27: Onlar, Allah’a verdikleri sözü, pekiştirilmesinden sonra bozan, Allah’ın korunmasını emrettiği bağları (iman, akrabalık, beşerî ve ahlâkî bütün ilişkileri) koparan ve yeryüzünde bozgunculuk yapan kimselerdir. İşte onlar ziyana uğrayanların ta kendileridir.


Ali Bulaç meali. Bakara 27: Ki (bunlar) Allah'ın ahdini, onu kesin olarak onayladıktan sonra bozarlar, Allah'ın kendisiyle birleştirilmesini emrettiği şeyi keserler ve yeryüzünde bozgunculuk çıkarırlar. Kayba uğrayanlar, işte bunlardır.


Elmalı meali. Bakara 27: Onlar ki, söz verip antlaştıktan sonra Allah'a verdikleri sözü bozarlar. Allah'ın birleştirmesini emrettiği şeyi (iman ve akrabalık bağlarını) keserler ve yeryüzünde bozgunculuk yaparlar. İşte zarara uğrayanlar onlardır.


Ayete baktığımızda daha önceden Rabbim e verilen ama daha sonra tutulmayan bir sözden bahsediyor. Bunun neler olabileceğini düşünelim. Demek ki hepimiz bu Dünyada daha yaratılmadan Yaratıcımıza bir söz vermişiz, ona iman edeceğimize dair. Şöyle düşünülebilir, biz bu verdiğimiz sözü hatırlamıyoruz. İşte bu soruya da verilecek cevap vardır. Allah bu sözümüzden dolayı yaratılışımızın özünde yatan, ruhumuzun derinliklerinde bir inanç bir iman duygusu yerleştirmiştir, adeta yüce Rabbin varlığını hatırlayasın ve bilesin diye. Bu yaratılışımızda bizimle birlikte vardır. Fakat bu gizlenmiş duyguyu, daha açıkçası fıtratımızdaki bu iman duygusunu, bizler aklımızla, mantığımızla ve Rabbin gönderdiği peygamberler, kitaplar sayesinde su yüzüne çıkarmak, bizlerin kendisine bırakılmıştır, İmtihanımızın özü de burada yatmaktadır. Bu gizli duyguyu ortaya çıkarmak için uğraşmayan, nefsine yenik düşen, rabbim e verdiği sözü tutmayandır.


Ayeti anlamaya devam edelim. Allah acaba neyi insanlarla birleşmesini onlarla bir bütün olmasını istiyor da, bu bozguncular, sözünden dönenler bunu engellemeye çalışıyorlar, şimdide bunu birlikte düşünelim ve anlamaya çalışalım. Ayetin devamında ise bu buluşmayı, birleşmeyi engellerler ve yeryüzünde bozgunculuk, düzensizlik adaletsizlik yaparlar diyor. Ne olabilir insanlarla buluşmasını engelledikleri şey? Sanırım okurken anladınız elbette, Rabbin bizlere bir düzen getirmek, adaletli bir yaşamı sunmak, Dünyada barışı hüküm kılmak ve bizlere bir rehber, gönül gözü olması adına gönderdiği KUR’AN ile insanlığın arasına girip, Rabbin kulları ile buluşmasını engellemekten başka ne olabilir. Parantez içine bu kelimenin anlamını açıklamak bunların iman, akrabalık, beşerî ve ahlâkî bütün ilişkiler olduğunu yazma gereği duymuşlar ayeti meal edenler. Fakat bahsettiklerinin hepsi ve daha binlercesi KUR’ANIN HÜKÜMLERİ DEĞİLMİ ZATEN
? Demek ki sözünde durmayan bu zalimler, fıtratına aykırı hareket eden bu bozguncular, amaçlarına ulaşabilmek için insanlığın KUR’AN ile buluşmasını ellerinden geldiğince engelliyorlar. Doğrusu bu insanlar amaçlarına, o pis emellerine ulaşmadılar mı dersiniz? Hatırlayınız bunu yapmanın birçok yolu yok mu, şeytanın yardakçıları inanmış insanlara da vesvese verip onları da amaçlarına alet edip, aynı şeyi yaptırmıyorlar mı? Kur’anı herkes anlayamaz, onu veli insanlar anlar dediklerinde ve buna inandıkları zaman, kim ilk önce kur’ana müracaat eder? Yanlış yapma, yanlış anlama korkusuyla elbette kimse bakmaz. Peki, nerelere bakar? İşte Allah korusun koskoca bir bilinmeyen, dipsiz bir kuyu? Kur’anı Türkçesinden okuma günahtır dediklerinde, ne yapmış oluyoruz bu durumda? Kur’an ile insanları buluşturmaktan uzaklaştırıyoruz. Demek ki bunu kimler yapıyorsa Yüce Rabbime söz verip de, sözünden cayanlardır. İnsanlar yaptıkları yanlışların farkında değillerdir, eğer aklını çalıştırmıyorlarsa. Allah aklını çalıştırmayanlara bakın neler söylüyordu hatırlayalım.


Enfal 22; Çünkü yeryüzünde debelenenlerin Allah katında en kötüsü, akıllarını işletmeyen sağır-dilsizlerdir.



Rad Sur.19: Rabbinden sana indirilenin hak olduğunu bilen kişi, kör olan biriyle aynı mıdır? Sadece aklı ve gönlü işleyenler düşünüp ibret alır.


Muhammet 24: Peki bunlar, Kur'an'ın anlamını inceden inceye düşünmüyorlar mı? Yoksa kalpler üzerinde o kalplerin kilitleri mi var?


Demek ki Allah katında en kötü insan aklını kullanmayan insan olduğu çok açık söyleniyor. Yine Allahın kitabından aklını ve gönlünü kullananlar ibret alacağını söylüyor. Yine Yüce Rabbim kur’anı inceden inceye düşünüp anlayacaklarını, eğer anlamadıklarını söylüyorlarsa, onların kalpleri üzerinde kilitleri olacağını hatırlatıyor. Şükürler olsun Rabbim e. Elbette tüm bu ayetler kur’anın MUHKEM yani dinin anası olan ayetlerdir, bunu da hatırlatırım. Çünkü müteşabih ayetler, dine hüküm koyan dinin temeli olan ayetler olmayıp, zamanla ilim adamları tarafından bulunacak ayetlerdir.



Tüm bunları düşünürken yine Yüce Rabbin bir ayeti geldi aklıma.
Bazı insanlar her nedense kendi inançlarını, hiç sorgulamazlar. Kur’an ile karşılaştırma gereği bile duymazlar, doğru yolda olduklarını zannederler, ama karşısındaki insana erdemli olmayı öğütlerler. Kendi yanlışlarına davet ederler farkında bile olmadan. İşin ilginci bu insanların elinde apaçık kur’an olduğu halde, onu anlayarak okumadıklarından olsa gerek, beşerin sözlerine kanarak, ben kur’anı anlayamam dedikleri için, anlamadan okumanın faydasını görmediklerinden, aklımızı kullanma fırsatını da kaçırmış oluyoruz. Bakın Rabbim bu insanları nasıl uyarıyor?


Bakara 44. Siz kendinizi unutarak diğer insanlara erdemli olmayı mı öğütlüyorsunuz -hem de ilahi kelamı okuyup durduğunuz halde? Siz hiç aklınızı kullanmaz mısınız?


Yüce Rabbim sen o kadar güzel bir rehber, güneş, gönül gözü göndermişsin ki, biz beşerin kara gözlüklerini takıp gezdiğimiz için, hiç bir şeyin farkına bile varamıyoruz. Ne olur bizleri affet. Bizlerin taktığımız o kara gözlüğü çıkarmamıza yardım et ki, senin güneşinden istifade edelim. Yoksa beşerin zehriyle için için kahrolacağız, senin huzurunda da kaybedenlerden olacağız, Rabbim sen bizleri koru, yardım et bizlere ki, yaptığımız yanlışların farkında olalım.


SAYGILARIMLA Haluk GÜMÜŞTABAK

 

Yusuf_1

New Member
Uykudaki Üye
Katılım
27 Eyl 2010
Mesajlar
583
Beğeni puanı
0
Puanları
0
Cinsiyet:
erkek
Nerden:
secilmemis
Ne kadar da celiskili seyler yaziyorsun sen ya?? Hem bu Ayeti vermissin:
Rad Sur.19: Rabbinden sana indirilenin hak olduğunu bilen kişi, kör olan biriyle aynı mıdır? Sadece aklı ve gönlü işleyenler düşünüp ibret alır.


Hem de söyle yazmissin:

Kur’anı herkes anlayamaz, onu veli insanlar anlar dediklerinde ve buna inandıkları zaman

Verdigin Ayette "akli ve gönlü isleyenler anlar, ibret alir" deniyor... Sende kalkmis "Kuran´i herkes anlayamaz" diyenlere isyan ediyorsun. Ayet diyor herkesin anlayamayacagini. Daha neyin pesindesin?? Bunu dahi anlayamadigina göre, sen katiyyen Kuran´i anlayamazsin.



Kur’anı Türkçesinden okuma günahtır dediklerinde, ne yapmış oluyoruz bu durumda? Kur’an ile insanları buluşturmaktan uzaklaştırıyoruz.
Kuran´i türkcesinden okumak günahtir diye bir sey yok. Kuran arapcadir, türkcesi Kuran degil "Meal"dir. Meal´de Kuran degil, tercüme edenin Kuran´dan anladigi yorumudur. Böyle oldugu icin yazinda 3 ayri meal kullanmissin zaten.:smile:

Aslinda, insanlarin Kuran´i türkce mealinden okumasini istemek (senin gibi), onlari Kuran ile bulusmaktan uzaklastirir zira Kuran´i degil, tercüme edenlerin yorumlarini okumus olurlar.

Meal okumak yerine tefsir okunmalidir ki daha iyi anlasilabilsin. Alimlere her zaman ihtiyac vardir. Kafana göre takilamazsin.
 

m_monoteist

New Member
Aktif üye
Katılım
18 Nis 2010
Mesajlar
434
Beğeni puanı
0
Puanları
0
Cinsiyet:
erkek
Nerden:
secilmemis
........
Hatırlayınız bunu yapmanın birçok yolu yok mu, şeytanın yardakçıları inanmış insanlara da vesvese verip onları da amaçlarına alet edip, aynı şeyi yaptırmıyorlar mı? Kur’anı herkes anlayamaz, onu veli insanlar anlar dediklerinde ve buna inandıkları zaman, kim ilk önce kur’ana müracaat eder? Yanlış yapma, yanlış anlama korkusuyla elbette kimse bakmaz. Peki, nerelere bakar? İşte Allah korusun koskoca bir bilinmeyen, dipsiz bir kuyu? Kur’anı Türkçesinden okuma günahtır dediklerinde, ne yapmış oluyoruz bu durumda? Kur’an ile insanları buluşturmaktan uzaklaştırıyoruz. Demek ki bunu kimler yapıyorsa Yüce Rabbime söz verip de, sözünden cayanlardır.

.......

Sevgili kardeş,
Çok güzel bir yazı yazmışsınız. eliniz dert görmesin.
İnsanları Allahın Kitabına yönlendirmeniz kuşkusuz çok doğru bir davranış. Allahın dinini Allah'tan daha iyi kim anlatabilir ki?

Buraya kadar sorun yok. Ancak sizin anladığınız gerçeği henüz farketmemiş bazı mümin kardeşlerimiz için biraz ağır sözler söylediğinizi düşünüyorum. Hiç bir müminin kasden yanlış yapıp insanları Kurandan uzaklaştırdığını düşünemeyiz. Bunu yapan insanlar henüz sizin farkettiğinizi farkedememiş olanlardır. Emin olun bile bile hata yapmıyorlar, bilmeyerek yapıyorlar. Bazı şeyleri anlamak zaman alıyor. Sabırla anlatmaya devam etmek lazım. Ama kırmadan dökmeden! Unutulmamalıdır ki bu din ancak yumuşak sözlerle anlatılabilir. Ağır sözlerle etkili olmanın bir yolu yoktur. Kötü sözlerle din anlatmanın adı tebliğ olamaz! Emek verip yazdığımız yazılardan ödül kazanmalı değil miyiz? Öyleyse, müminlere şefkat kanatlarımızı indirmeliyiz! Uhud savaşında kendisini terkeden onca mümine bile derin şefkatini göstermişti sevgili Nebi! İşte Peygamberden alınacak ders budur!

Bizlerden istenen, müminlere karşı şefkatli, kafirlere karşı ise izzetli olmaktır! Bazı mümün kardeşlerin kafirlerle yaptığı tartışmalarda son derece hassas davrandıklarını ama sıra müminlere gelince ağız dolusu küfürler savurduğunu gözlemliyorum. Böyle bir mümin tanımını Allahın Kitabında gören var mı?

Maide 54:
Siz ey imana ermiş olanlar! Eğer imanınızı kaybederseniz, Allah, zaman içinde (sizin yerinize) Onun sevdiği ve Onu seven insanlar geçirecektir; müminlere karşı alçak gönüllü, hakikati inkar edenlere karşı onurlu; Allah yolunda üstün çaba gösteren ve kendilerini kınayabilecek kimselerin kınamasından korkmayan (insanlar): Bu, Allahın dilediğine bağışladığı lütfudur. Allah (lütfunda) sınırsızdır ve her şeyi bilendir.

sevgiler
 
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Üst Alt