- Katılım
- 17 Mar 2005
- Üye No:
- 8,281
- Mesajlar
- 5,314
- Beğeni puanı
- 0
- Puanları
- 36
- Cinsiyet:
- erkek
- Nerden:
- istanbul
‘80 kuşağı, şiirimizin kahramanlarıdır'
[Görsel erişilemez]
Osman Hakan A., 80 kuşağının en seçkin şairlerinden. 1987’de yayınladığı ilk kitabı “Göç ve Ölüm Şarkıları”ndan bu yana kendine özgü bir şiir kuran şair, geçtiğimiz günlerde, yayınlanan bütün kitaplarını tek ciltte bir araya getirdi.
Osman Hakan A.’nın “Sarı Ekin” adıyla yayınlanan toplu şiirleri, “Göç ve Ölüm Şarkıları”nın yanı sıra “Yol Şarkıları”, “Gül Odası” ve “Seyahat, Hemen” başlıklı öteki üç kitabını da içeriyor. “Sarı Ekin”, hem Osman Hakan A.’nın şiirsel rotasını izlemek hem de Türk şiirinin dalgalı bir döneminde yükselen ayrıksı sesi duymak için iyi bir yapıt. Osman Hakan A. ile şiirlerini ve Türk şiirinin son dönemi üzerine bir röportaj...
Bütün şiirlerinizi tek ciltte toplamak fikri nereden çıktı? Böyle bir toplam için henüz erken değil mi?
İlk şiir kitabım “Göç ve Ölüm Şarkıları” 1987 yılında yayınlanmıştı. Üzerinden 18 yıl geçmiş. Diğer şiir kitaplarımsa, sırasıyla 1991, 1995 ve 2001 yıllarında yayınlandı. 5’incisi henüz yolda. Birkaç şiir daha yazabilirsem, adı “Nâr” olacak. Eğer “Sarı Ekin”, şiir ve şaire saygı duyulan zamanlarda yayınlanmış olsaydı, yaşımın toplu şiirler kitabı çıkarmaya uygun olmadığı elbette düşünülebilirdi. Ne yazık ki, ‘önemli’ yayınevleri şiir kitabı basmak istemiyor artık. Eğer bir şiir kitabı, “raf ömrü” denen bir haftalık deneme süresi içinde satmıyorsa, Dağlarca bile olsanız, kitaplarınızın gideceği yer dağıtımcının deposu oluyor. Özellikle genç insanların kitaplarımı okuması gerektiğini düşünüyorum. 3 yıl önce ağır bir hastalık geçirmiştim. İnsan, ölümün kıyısından dönünce bazı düşünceleri değişiyor. Sanıyorum bu gibi nedenlerle, sevgili Metin Cengiz ve Yavuz Özdem’in şiir kitaplarımı bir arada yayınlama fikri hoşuma gitti. Aslında bir şairin toplu eserlerinin onun yaşlılığında veya ölümünden sonra basılması çok daha doğrudur.
Sarı Ekin’e alırken, üzerinde değişiklik yaptığınız şiirler oldu mu?
Aslında “Sarı Ekin”, bugüne kadar yayınlanmış olan 4 şiir kitabımın bir arada görülebileceği ‘çoklu’ bir kitap. Orta yaşa gelinceye kadar geçtiğim yolların bütünü. Şiirimi olgunlaştıran dört önemli adım. Benim yazdığım şiirin gökkubbesi, dört fil ayağının üzerine oturuyor. Bu dört fil ayağının temeliyse “Sarı Ekin”. Sarı Ekin benim çocukluğumun şiiridir, hayatımın küçük bir özeti. Bu yüzden, toplu eserlerimin yayınlandığı bir kitap olarak görmüyorum onu. Aslında “Sarı Ekin” çocukluğun adıdır. Sarıysa, çocukluğumun rengi. Çocukluğumdan, çocukken yaşadıklarımdan memnunum, asla vazgeçmem anılarımdan. Çocukluğumu yeniden yaşama imkanım olsa, tek bir anını bile daha değişik yaşamak istemezdim. Belki de bu yüzden, şiirlerimin üzerinde yaptığım tek bir ‘harf’ değişikliği bile yok. Bana göre, olmaması da gerekir. Kitaplarımın sayfa düzenleri de ilk yayınlandıkları gibi.
Son dönemde çok tartışılan “80 şiiri” konusunda ne düşünüyorsunuz? Tartışmalara ilişkin ne söylersiniz?
80 şiiri hakkında iki uzun yazı yazdım. Ayrıca, düşüncelerimi değişik şekillerde ifade etmeye de çalıştım. 80 şiiri tartışmaları, Gösteri Dergisi’nin Nisan 2005 sayısında yayımladığım, “Şiirimizde 80’ler ve Sonrası: Şiir Ölüyor mu?” başlıklı yazımın yayınlanmasının hemen ardından başladı. Osman Çakmakçı’nın karşı yazıları, 80 şiiri tartışmalarını iyice alevlendirdi. 80 şiiri tartışmalarının bir sokak kavgasına dönüştürülmeye çalışılmasıysa bence çok manalı. Bu tartışmaları edepsizce yapmaya çalışanların hedefi, geleneğe önem veren şairlerdi. Bana göre, bu şairler, Tanpınar’ın da söylediği gibi, modern Türk şiirinin “bir nevi tecrübe tadında” olduğunu görebilen şairlerdir. 80 şiiri şairleri bir şekilde, Türk şiiri ve edebiyatını ‘manipüle’ etmek için üretilen, “modern” Türk şiiri, “modern” Türk edebiyatı vb. yalanların tükendiğini ya da tükenmekte olduğunu hissetmişlerdi. Şimdi, Türkiye ve “modernizm” üzerine “yeniden” düşünmenin; Yahya Kemal’in Türkçe ve şiirimiz için neler yaptığını anlamanın tam zamanıdır.
Edebiyat dergilerinde, şiir üzerine nitelikli yazılar yazdınız. Bunları kitaplaştırma düşünceniz var mı?
Yazı yazmak bizim şairlerimizin kaderidir. Nasibidir demek daha doğru. Ayrıca ben bunun bir ‘vatandaşlık’ görevi olduğuna inanıyorum. Benden daha genç şair kardeşlerime bunu öğütlüyorum her zaman. Türk edebiyatı ve kültürü için asıl kavgayı onlar verecek. Onların yapacağı iş bizimkinden fazla ve çok daha zor. Çünkü, meseleler aydınlanmaya başladı. İyice aydınlandığında, temellendirilmeleri gerekecek. Bu aydınlanmaya ben de kendimce katkı sağlamaya çalışıyorum. Uzun zamandır yazı yazıyorum, bir hayli de birikti. Yahya Kemal şiiri üzerine bir inceleme kitabı, bir şiir eleştiri kitabı, şiir ve kültür üzerine yazdığım yazılardan oluşan iki deneme kitabı daha olmak üzere, toplam 4 düzyazı kitabı birden hazırlıyorum. İstiyorum ki, bundan sonra Türk şiiri üzerine yazılacak yazıların oturduğu fil ayaklarından biri benim yazdığım yazılar olsun. Bir aksilik olmazsa sırasıyla yayınlanacaklar. Umarım “raf ömürleri” uzun olur.
TARTIŞMALAR FAYDALI OLDU
“80 şiiri şairlerini Türkçe yazılan şiirin gerçek kahramanları olarak görüyorum ben. 80 şiiri, Cumhuriyet dönemi Türk şiirinin kendi geleneğiyle buluşmasının adıdır. Büyük bir buluşmadır aslında. 80 sonrasında, yeni Türk şiirinin ana gövdeyle buluşması tamamlanmıştır. Yahya Kemal’in şiirine eklenilmiştir geç de olsa... 80 şiiri tartışmaları bence çok faydalı oldu. Kendi kültürümüzün, içinden geldiğimiz medeniyetin farkına vardık.”
[Görsel erişilemez]
Osman Hakan A., 80 kuşağının en seçkin şairlerinden. 1987’de yayınladığı ilk kitabı “Göç ve Ölüm Şarkıları”ndan bu yana kendine özgü bir şiir kuran şair, geçtiğimiz günlerde, yayınlanan bütün kitaplarını tek ciltte bir araya getirdi.
Osman Hakan A.’nın “Sarı Ekin” adıyla yayınlanan toplu şiirleri, “Göç ve Ölüm Şarkıları”nın yanı sıra “Yol Şarkıları”, “Gül Odası” ve “Seyahat, Hemen” başlıklı öteki üç kitabını da içeriyor. “Sarı Ekin”, hem Osman Hakan A.’nın şiirsel rotasını izlemek hem de Türk şiirinin dalgalı bir döneminde yükselen ayrıksı sesi duymak için iyi bir yapıt. Osman Hakan A. ile şiirlerini ve Türk şiirinin son dönemi üzerine bir röportaj...
Bütün şiirlerinizi tek ciltte toplamak fikri nereden çıktı? Böyle bir toplam için henüz erken değil mi?
İlk şiir kitabım “Göç ve Ölüm Şarkıları” 1987 yılında yayınlanmıştı. Üzerinden 18 yıl geçmiş. Diğer şiir kitaplarımsa, sırasıyla 1991, 1995 ve 2001 yıllarında yayınlandı. 5’incisi henüz yolda. Birkaç şiir daha yazabilirsem, adı “Nâr” olacak. Eğer “Sarı Ekin”, şiir ve şaire saygı duyulan zamanlarda yayınlanmış olsaydı, yaşımın toplu şiirler kitabı çıkarmaya uygun olmadığı elbette düşünülebilirdi. Ne yazık ki, ‘önemli’ yayınevleri şiir kitabı basmak istemiyor artık. Eğer bir şiir kitabı, “raf ömrü” denen bir haftalık deneme süresi içinde satmıyorsa, Dağlarca bile olsanız, kitaplarınızın gideceği yer dağıtımcının deposu oluyor. Özellikle genç insanların kitaplarımı okuması gerektiğini düşünüyorum. 3 yıl önce ağır bir hastalık geçirmiştim. İnsan, ölümün kıyısından dönünce bazı düşünceleri değişiyor. Sanıyorum bu gibi nedenlerle, sevgili Metin Cengiz ve Yavuz Özdem’in şiir kitaplarımı bir arada yayınlama fikri hoşuma gitti. Aslında bir şairin toplu eserlerinin onun yaşlılığında veya ölümünden sonra basılması çok daha doğrudur.
Sarı Ekin’e alırken, üzerinde değişiklik yaptığınız şiirler oldu mu?
Aslında “Sarı Ekin”, bugüne kadar yayınlanmış olan 4 şiir kitabımın bir arada görülebileceği ‘çoklu’ bir kitap. Orta yaşa gelinceye kadar geçtiğim yolların bütünü. Şiirimi olgunlaştıran dört önemli adım. Benim yazdığım şiirin gökkubbesi, dört fil ayağının üzerine oturuyor. Bu dört fil ayağının temeliyse “Sarı Ekin”. Sarı Ekin benim çocukluğumun şiiridir, hayatımın küçük bir özeti. Bu yüzden, toplu eserlerimin yayınlandığı bir kitap olarak görmüyorum onu. Aslında “Sarı Ekin” çocukluğun adıdır. Sarıysa, çocukluğumun rengi. Çocukluğumdan, çocukken yaşadıklarımdan memnunum, asla vazgeçmem anılarımdan. Çocukluğumu yeniden yaşama imkanım olsa, tek bir anını bile daha değişik yaşamak istemezdim. Belki de bu yüzden, şiirlerimin üzerinde yaptığım tek bir ‘harf’ değişikliği bile yok. Bana göre, olmaması da gerekir. Kitaplarımın sayfa düzenleri de ilk yayınlandıkları gibi.
Son dönemde çok tartışılan “80 şiiri” konusunda ne düşünüyorsunuz? Tartışmalara ilişkin ne söylersiniz?
80 şiiri hakkında iki uzun yazı yazdım. Ayrıca, düşüncelerimi değişik şekillerde ifade etmeye de çalıştım. 80 şiiri tartışmaları, Gösteri Dergisi’nin Nisan 2005 sayısında yayımladığım, “Şiirimizde 80’ler ve Sonrası: Şiir Ölüyor mu?” başlıklı yazımın yayınlanmasının hemen ardından başladı. Osman Çakmakçı’nın karşı yazıları, 80 şiiri tartışmalarını iyice alevlendirdi. 80 şiiri tartışmalarının bir sokak kavgasına dönüştürülmeye çalışılmasıysa bence çok manalı. Bu tartışmaları edepsizce yapmaya çalışanların hedefi, geleneğe önem veren şairlerdi. Bana göre, bu şairler, Tanpınar’ın da söylediği gibi, modern Türk şiirinin “bir nevi tecrübe tadında” olduğunu görebilen şairlerdir. 80 şiiri şairleri bir şekilde, Türk şiiri ve edebiyatını ‘manipüle’ etmek için üretilen, “modern” Türk şiiri, “modern” Türk edebiyatı vb. yalanların tükendiğini ya da tükenmekte olduğunu hissetmişlerdi. Şimdi, Türkiye ve “modernizm” üzerine “yeniden” düşünmenin; Yahya Kemal’in Türkçe ve şiirimiz için neler yaptığını anlamanın tam zamanıdır.
Edebiyat dergilerinde, şiir üzerine nitelikli yazılar yazdınız. Bunları kitaplaştırma düşünceniz var mı?
Yazı yazmak bizim şairlerimizin kaderidir. Nasibidir demek daha doğru. Ayrıca ben bunun bir ‘vatandaşlık’ görevi olduğuna inanıyorum. Benden daha genç şair kardeşlerime bunu öğütlüyorum her zaman. Türk edebiyatı ve kültürü için asıl kavgayı onlar verecek. Onların yapacağı iş bizimkinden fazla ve çok daha zor. Çünkü, meseleler aydınlanmaya başladı. İyice aydınlandığında, temellendirilmeleri gerekecek. Bu aydınlanmaya ben de kendimce katkı sağlamaya çalışıyorum. Uzun zamandır yazı yazıyorum, bir hayli de birikti. Yahya Kemal şiiri üzerine bir inceleme kitabı, bir şiir eleştiri kitabı, şiir ve kültür üzerine yazdığım yazılardan oluşan iki deneme kitabı daha olmak üzere, toplam 4 düzyazı kitabı birden hazırlıyorum. İstiyorum ki, bundan sonra Türk şiiri üzerine yazılacak yazıların oturduğu fil ayaklarından biri benim yazdığım yazılar olsun. Bir aksilik olmazsa sırasıyla yayınlanacaklar. Umarım “raf ömürleri” uzun olur.
TARTIŞMALAR FAYDALI OLDU
“80 şiiri şairlerini Türkçe yazılan şiirin gerçek kahramanları olarak görüyorum ben. 80 şiiri, Cumhuriyet dönemi Türk şiirinin kendi geleneğiyle buluşmasının adıdır. Büyük bir buluşmadır aslında. 80 sonrasında, yeni Türk şiirinin ana gövdeyle buluşması tamamlanmıştır. Yahya Kemal’in şiirine eklenilmiştir geç de olsa... 80 şiiri tartışmaları bence çok faydalı oldu. Kendi kültürümüzün, içinden geldiğimiz medeniyetin farkına vardık.”