Türkiye'nin Şanlı Futbol Tarihi

  • Konbuyu başlatan Konbuyu başlatan Hanzala
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...

Hanzala

Diren Suriye Diren!
Platin Üye
Katılım
19 Mar 2007
Mesajlar
8,351
Beğeni puanı
0
Puanları
0
Cinsiyet:
erkek
Nerden:
istanbul
Türkiye’ye sporların girişi 19.yy’ a rastlar . O tarihe kadar , yüzyıllar boyu Türkler yeni yurtlarında orta Asya'dan gelirken birlikte getirdikleri güreş , binicilik ve okçuluk gibi sporlarla uğraşmışlardı. 19. yy’ın sonları aynı zamanda Türk’ün geleneksel sporların başında yer alan güreşte dünyaya açılış dönemi de oldu. Koca Yusuf , Adanalı Halil , Hergeleci İbrahim , Kurtdereli Mehmet , Filiz Nurullah gibi Türk pehlivanlarının Avrupa’da başlayıp Amerika’ya kadar uzanan seyahatleri “ Türk gibi kuvvetli “ sözünün Fransa’dan çıkıp dünyaya yayılmasına da neden olmuştu.
19. yy’ın sonlarında , tütün pamuk ticaretiyle uğraşan bazı İngiliz ailelerin İzmir ve İstanbul’da yerleştikleri görülmüştür. Bu kalabalık ailelerinin İzmir’e yerleşen bireyleri , Ege havalisinden topladıkları tütün ve pamukları İstanbul’a gönderdikleri , İstanbul2daki bireylerin de bu tütün ve pamukları burada ambalajlayıp İngiltere’ye yolladıkları biliniyordu. İşte Türkiye’ye başta futbol olmak üzere yelken , hokey , kürek ve tenis gibi modern sporların bu kalabalık aile fertleri tarafından sokulduğu gerçektir.
Futbol , önce İzmir’de İngiliz ailelerin oturdukları Bornova semtindeki çayırlarda oynamıştı. Sonradan Kadıköy’deki Kuşdili , Bataktarlası , Moda ve Papazın Çayırı adıyla anılan çayırlarda oynanmaya başlamıştı . Bu spor İngiliz ailelerin tarafından öylesine ilgiyle karşılanmıştı ki 1890’lı yıllarda İzmir ve İstanbul karmaları arasında Kadıköy çayırlarında İddialı maçlar oynandığı da görülmüştü. Zamanla Kadıköy’deki Rum gençleri de İngilizlerin bu maçlarına katılmışlardır. Hatta onlarında kendi aralarında takımlar kurduğu görülmüştür. Kadıköy’de oturan Müslüman Türk gençleri ise rejimin müsamahasızlığı nedeniyle saha kenarından sadece bu maçları heves ve gıpta içinde seyretmekle yetinebilmişlerdir.
Bu arada gözü pek iki Türk genci ; Mekteb-i Harbiye (Deniz Harp Okulu) öğrencisi Fuad Hüsnü (Kayacan) ile Harbiye Nezareti’nde çalışmakta olan çalışmakta olan Reşat Danyal Beyler “Bizim topraklarımızda yabancılar top oynarken biz neden oynamayalım?” diyerek etraflarında topladıkları Kadıköy ve Modalı gençlerle bir futbol takımı kurmuşlardı. Ve takımın hüviyetini zaptiyelerden gizlemek amacıyla İngilizce bir isim” Black Stocking” (Siyah Çoraplılar) adını koymuşlardı. Gençleri bu konuda yüreklendiren Moda ve çevresinin en saygın kişilerinden Dr. Rasim Paşa olmuştu. Bugün bu saygın kişinin adı evinin bulunduğu semte verilmiştir.
Ancak saraya yakın kişilerden Baba Tahir’in çıkardığı Malûmat gazetesinde “Reşat Efendi tarafından Kadıköy’de bir futbol kulübü kurulduğu” yolunda yayımlanan haber ortalığı birden karıştırmıştı. “Reşat Efendi adı günün şehzadesi olan “Mehmet Reşat” ‘ı anımsattığı için Rasim Paşa’nın tavsiyesiyle “Black Stocking” ortalık durulana kadar ortadan kaldırıldı. Tam 3 yıl sonra tamamen Müslüman gençlerden oluşan”Black Stocking” takımı 26 EKİM 1901 günü Kadıköy’deki Papazın çayırı mevkiinde (bugün Fenerbahçe Stadı’nın bulunduğu alan) Rum takımıyla ilk maçını oynamak üzere sahaya çıkmıştı. Takımda Fuad Hüsnü ve Reşat Danyal Beylerin yanı sıra Tamburacı Osman Pehlivan (güreşçi , bestekãr ve tambura sanatkãrı) , Rıza Tevfik Bölükbaşı (ünlü filozof) , Kemãni Nuri , Hafız Mehmet , Hafız Mustafa , Fahri , Emcet , Mazhar ve Şevki Beylerde bulunuyordu. Alnın karşısındaki Mahmudiye Sıbyan Mektebi’nin altındaki Hurşid Ağanın kahvesinde soyunan ilk Türk futbolcuları ilk maçlarında tecrübesizlikleri nedeniyle 5-1 yenik durumdayken , Kadıköy çevresinde ünlü hafiye ve zaptiye başı Ali Şamil baskınına uğramışlardı. Kaçabilenler kaçmışlar , kaçamayanlar yakayı ele vermişlerdi. Fuad Hüsnü Bey maçı izlemeye gelen babası Amiral Hüseyin Hüsnü Paşa’nın faytonuna atlayarak kaçmayı başarmış , Reşat Danyal Bet ise yakalanmış ve günlerce karakolda süründükten sonra “İstanbul’da bulunması tehlikeli göründüğünden “ Hariciye Nezareti’ndeki Tahran Sefarethanesi’ne nakledilmişti. Meydandan kaçmasına rağmen hüviyeti tespit edilen Fuad Hüsnü Bey jurnalde yer alan “Rumlarla aynı kıyafet içinde karşılıklı kaleler kurup top edhahtı (top atışı) suçundan yargılanmak üzere Kasımpaşa’daki Bahriye Divan-ı Harbi’ne sevk edilmişti.
Fuad Hüsnü Bey sorgusunu yapan hakime Rumlarla aynı kıyafet ve karşılıklı kaleler kurup top atışı talimi yaptıkları sözlerini izah edene kadar akla karayı seçmiş ve Deniz Kuvvetleri’nde saygın bir kişi olan babası Amiral Hüseyin Hüsnü Paşa’nın araya girmesiyle bir ihtar cezasıyla kurtulabilmişti. Ancak aldığı ihtara ve sıkı tembihlere rağmen Fuad Hüsnü Bey çok geçmeden İngilizlerin Kadıköy Futbol Takımında oynayan Bobby’nin Türk Fuad Hüsnü Bey olduğunu belirleyememişlerdi....
Şehrin Anadolu yakasında da Hüseyin Bereket ve Şamil Beyler ile Arkadaşları Ahmet Fetgeri , Mehmet Ali Fetgeri ve Nazif Bey ; Osman Paşa’nın Serencebey yokuşundaki konağının bahçesindeki müştemilatta “Beşiktaş Bereket Jimnastik Kulübü” adı altında bir kulüp kurarak jimnastik , halter ve güreş çatısı altında çalışmalara başlamışlardı. Ancak onların bu faaliyeti Beşiktaş Muhafızı Yedisekiz Hasan Paşa’nın dikkatini çekerek karakola alınmışlar ve haklarında takibata geçilmişti. Osmanlı paşalarının devreye girmesiyle olay çözülmüş ancak 2. Abdülhamit’e kulüp mektep olarak gösterildiği için kulübün adı “Beşiktaş Osmanlı Bereket Jimnastik Mektebi” olarak değiştirildi.
Aradan İki sene sonra saraya yakın kimselerin oğullarının okudukları ve Enderun’un devamı mahiyetini arz eden , Fransızca tedrisat yaptığından “Batıya açılan pencere “diye adlanan “Mekteb-i Sultani”nin 10. sınıfında , Mehmet Ata Hocanın edebiyat dersinde aralarında fısıldaşarak konuşan öğrenciler tarafından bir futbol kulübünün kurulması kararı alınmıştı. Bu gençlerin pek çoğu kentin Kadıköy yakasında oturan ailelerin çocuklarıydı. Onlar İngiliz ve Rumları kurdukları takımların oynadıkları futbol maçlarını seyrederek bu işe heveslenmişlerdi. Zaten o sıralarda futbol sadece İstanbul kentinin Anadolu yakasında var olan bir spordu. Rumeli yakasına henüz geçmemişti. Bu işe karar veren öğrencilerin başında Kamus-u Alem yazarı olarak ün yapmış Şemseddin Sami Bey’in oğlu Ali Samiyen ve arkadaşları Emin Bülend (serdaroğlu) , Asım Tevfik (sonumud) , Beki Bircan , Celal İbrahim , Reşat Şirvani ve Abidin Daver Beyler bulunmaktaydı. Kurdukları takımın Kadıköy’de Rum takımına karşı ilk maçını oynadığında henüz adı üzerinde bir karara varılamamıştı. kırmızı beyaz formalı bu takımın bu ilk maçını iki sıfır kazanırken seyircilerin kendilerinden “Galata Sarayın efendileri” diye bahsetmeleriyle adını da kazanmış oldu. Ama onlarda yakalanmışlardı. Bir gün yine Kadıköy çayırlarında oynadıkları bir maçta yakalanarak Selimiye Kışlasına götürülmüşlerdi. Takımın kalecisi olan Hintli Müslüman bir ana ile İngiliz bir babadan doğma Ahmet Robenson Bey Üzerinden İngiliz pasaportu çıktığı için serbest bırakılmış ve doğruca İngiltere Sefarethanesi’ne koşup durumu haber vererek arkadaşlarının serbest kalmasını sağlamıştır.
Aradan 3 yıl geçtikten sonra 1907 yılında bir İngiliz Maçını izledikten sonra eve dönen 3 genç arkadaş yol boyunca hep aynı konuyu konuşmuşlardı. “bizim topraklarımızda yabancılar futbol oynarken biz niye oynamalıyım.” . bu 3 arkadaşın isimleri: Ziya Songülen , Necip Okaner ve Necip bey.takım kulübünün adı daha o zaman “Fenerbahçe” olarak konuldu.kendilerine katılan Saint Joseph okulu öğrencileriyle beraber ilk futbol takımını sahaya çıkardıklarında black stocking takımının ilk oyuncuları da takıma katılmaya geldi. Bunların arasında sadece Galatasaray’da oynayan Fuad Hüsnü Bey ile Tahran’daki cezası henüz bitmemiş olan Reşat Danyal Bey yoktu...
Fenerbahçe’nin kurulduğu yıllarda Meşrutiyet ilan edildiği için daha özgürce futbol oynayabiliyorlardı. İlk Türk spor kulüpleri Beşiktaş , Galatasaray , Fenerbahçe kabul edilen cemiyetler kanunu içersinde resmen kayıtlarını yaptırdı. Bu sırada yeni kulüplerde doğmaya başladı: Vefa İdadisi öğrencileri tarafından kurulan Vefa Spor ile geleceğin en iyi spor adamlarından olacak Mehmet Burhaneddin (Burhan Felek) ile kardeşi Hüdai Beyler tarafından kurulan Anadolu Takımı yer alıyordu.
1903 yılında Kadıköy Futbolcularından Mr.James Lafontaine tarafından kurulan ve İngilizlerin Kadıköy , Moda , İngiltere Sefareti gemisi Imogıne’in tayfalarının teşkil ettikleri geminin adını taşıyan futbol takımıyla 1906 yılından itibaren ilk Türk takımı olarak katılan Galatasaray’ın ve aralarında Rumların Elips Takımının da bulunduğu İstanbul Futbol Ligi sürmekteydi. İngiliz Horace Armitge ile ilk Türk Futbolcusu Fuad Hüsnü Bey’in de katılmalarıyla güçlenen Galatasaray’ın 1909’da şampiyonluk şiltine ilk Türk takımı olarak adını yazdırması önemli bir olay teşkil etmişti.
1914 yılında Almanya’nın yanında yer alan Osmanlı’nın savaştığı ülkelere ait mallara el koyması Türk sporunda önemli bir yeniliğe yol açtı. Osmanlı Devleti İngiliz Spor kulüplerine de el koymuştu ve spor malzemelerini İstanbul’da faaliyet gösteren takımlardan Galatasaray ve Fenerbahçe’ye dağıtmıştı. Beşiktaş jimnastik faaliyetlerine devam ederken GS ve FB yelken , çim hokeyi tenis gibi faaliyetlere de başlamışlardı. Futbol için kurulan GS ve
FB gerçek spor kulübü hüviyetine bu şekilde kavuştu. Bu Türk futbolu için önemli bir adımdı ancak Çanakkale , Kafkas ve Güneydeki cephelerde şehit düşen sporcular takımlar için büyük kayıplardı.
Futbol diğer illerimizde de yayılmaktaydı. 1912 yılında İzmir’de kurulan Karşıyaka.İzmir’de o Tarihe kadar futbola Rum’lar egemendi.işgal yıllarında Türklere en büyük morali işgal devletlerinin spor takımlarıyla yapılan spor müsabakalarıydı. Bu müsabakalar arasında futbol ve boks vardı. Bizim boksörlerimiz ve futbol takımlarımızın aldığı galibiyetler milleti teselli ediyordu. Fenerbahçe işgal takımlarıyla yaptığı 50 maçtan 41’ini kazanmış , 5 tanesinde berabere kalmış ve sadece 4 mağlubiyet aldı. Bu maçlar 47 gol yiyen Fenerbahçe yediği 47 gole karşılık 193 gol atmıştır. Bu sayede Fenerbahçe halkın sevgisini kazanmıştır. Fenerbahçeli futbolcu ve boksör olan İsmet Uluğ ile “Atatürk’ün alnından öptüğü Türk casusu İngiliz Kemal” namıyla ün salan Esat Tomruk da İngiliz Boksörler karşısında elde ettikleri başarılarla halkın Fenerbahçe’ye olan sevgisini pekiştiren isimler olmuşlardır.
Mütareke yıllarında elde edilen bu galibiyetlerle halkın futbol a karşı olan ilgisinde büyük artışlar olmuştu. Büyük zaferden sonra İngiliz İşgal Kuvvetleri İstanbul’’u terk ederken işgal kuvvetleri komutanı kendi adına koyduğu kupayı Mısır ve Malta ‘dan getirtiği ünlü asker futbolculara da takviyeli Gardler Karması’nı Galatasaray’ın 2-1 yenerek kazanması ise zaferin sevinciyle çalkalanan İstanbul halkının sevinç dolu büyük heyecanına bir sevinç daha katmış oldu.

kankalar okudum gururlandım valla üç takım adınada güzel bir yazı

Kaynak: Kitaplık Dergisi

valla dör sayfa yazı klavyede tamamını yazdım siz okumaya üşenmeyin emeğede saygı verin:D
 
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Üst Alt