- Katılım
- 17 Tem 2008
- Mesajlar
- 27,318
- Beğeni puanı
- 0
- Puanları
- 36
- Yaş
- 39
- Cinsiyet:
- erkek
- Nerden:
- bilecik
İran'da 1986 yılında bir kadının taşlanarak öldürülmesiyle son bulan hikayesini anlatan ve dünyada büyük yankı uyandıran Soraya'yı Kurtarmak filmi Türkiye'de de vizyona girecek. Filmin vizyon tarihi önümüzdeki günlerde açıklanacak.
Yazar Freidoune Sahebjam; tanık olduğu gerçek bir olayı anlattığı 'Soraya'yı taşlamak' romanı ilk çıktığında büyük yankı uyandırmış ve gerek Amerika ve gerekse Avrupa'daki hemen tüm kadın kuruluşlarını harekete geçirmişti. Roman bazı ülkelerde hala yasak.
Filmin İranlı oyuncusu neler diyor: House of Sand and Fog’daki rolüyle, Oscar’a aday gösterilen İran’lı ilk oyuncu olan Aghdashloo, konunun önemini, “Cyrus Nowrasteh konuyu anlattığı zaman dondum kaldım ve ilk lafım ‘Bugüne kadar neredeydiniz, 20 yıldır sizi bekliyordum’ oldu. ‘Neden’ diye sorduğunda ise, gerçek bir Recm' in kaydını seyrettiğimi ve o zamandan beri kim, ne zaman, nasıl bu dehşete ışık tutacak diye beklediğimi söyledim.’ sözleriyle anlatıyor. Filmi yaparken inandıkları dine ve kitaba hakaret ettiğimizi düşünecek bağnaz bir kesim olabileceğinden de endişelendim açıkçası, fakat bence bu sadece dinlerle alakalı bir konu değil. Yahudiler, Katolikler, Hıristiyanlar, başka milletler, başka ülkeler, başka insanlar, başka dinler... bu vahşi cezalandırma yöntemleri yüzlerce yıldır yapılmış ve yapılmaya devam ediyor. Birilerinin bunları bir şekilde anlatıp tüm dünyanın dikkatini çekmesi gerekiyor.
Yazar Freidoune Sahebjam; tanık olduğu gerçek bir olayı anlattığı 'Soraya'yı taşlamak' romanı ilk çıktığında büyük yankı uyandırmış ve gerek Amerika ve gerekse Avrupa'daki hemen tüm kadın kuruluşlarını harekete geçirmişti. Roman bazı ülkelerde hala yasak.
Filmin İranlı oyuncusu neler diyor: House of Sand and Fog’daki rolüyle, Oscar’a aday gösterilen İran’lı ilk oyuncu olan Aghdashloo, konunun önemini, “Cyrus Nowrasteh konuyu anlattığı zaman dondum kaldım ve ilk lafım ‘Bugüne kadar neredeydiniz, 20 yıldır sizi bekliyordum’ oldu. ‘Neden’ diye sorduğunda ise, gerçek bir Recm' in kaydını seyrettiğimi ve o zamandan beri kim, ne zaman, nasıl bu dehşete ışık tutacak diye beklediğimi söyledim.’ sözleriyle anlatıyor. Filmi yaparken inandıkları dine ve kitaba hakaret ettiğimizi düşünecek bağnaz bir kesim olabileceğinden de endişelendim açıkçası, fakat bence bu sadece dinlerle alakalı bir konu değil. Yahudiler, Katolikler, Hıristiyanlar, başka milletler, başka ülkeler, başka insanlar, başka dinler... bu vahşi cezalandırma yöntemleri yüzlerce yıldır yapılmış ve yapılmaya devam ediyor. Birilerinin bunları bir şekilde anlatıp tüm dünyanın dikkatini çekmesi gerekiyor.