Rüyamda yaşıyorum İstanbul’u

Eski Üyeler

Eski Üyeler Arşivi
Yönetici
Katılım
15 Ocak 2005
Üye No:
1
Mesajlar
238,099
Beğeni puanı
2
Puanları
38
Nerden:
secilmemis
Rüyamda yaşıyorum İstanbul’u

El sallıyorum rüya eleminde, İstanbul’a
Çok uzaktan, Ankara’dan… özlem kalbimde!
Kokluyorum Eminönü’nde deniz kokusunu,
Balık tutuyor ellerim Galata Köprü’sünde,
Karaköyde’ki eski sarnıçtan, içimde çocuk korkusu
Çıkıyorum istiklal caddesine, çok duygulu.
Yürüyorum sağımda solumda çarşılar, insanlar,
Kültür zenginliği dolu, işitirken bin bir çeşit konuşmalar…
Yemek yiyorum Hacı Abdullah’ta,
Kahve içiyorum saray pastanesinde,
İlerliyorum kağnıyı andıran tıramvayda,
ve Taksim meydanındayım sonunda!

Yürüyorum Beşiktaş ve Sarıyer dolmuşlarına doğru,
Artık tek tük insan belli ki, onlarda iş peşindeler.
Gözümde Osmanlı sarayları, mesala Dolmabahçe!
Kulaklarımda ağır bir trafik gürültüsü,
Oturuyorum bir banka sahilde.
Ellerim boynumda, gözlerim kapalı,
Burnum çekiyor çekebildiğince deniz havası,
Martı, vapur ve insan sesleri
Denk, meşhur bir orkestranın konserine
Ruhum dinleniyor...

Ayaklarım Beşiktaş’a bastığında,
Vapur iskelesinin yanında,
mehter marşı çalınıyor parkta.
zaferden gelmiş sipahiler, yeniçeriler
halk küçük topun etrafında seyrediyor merakla!

Yürüyorum yıldız parkına,
Sanki yolda serin bir kış rüzgarı esiyor,
Trafik yoğun, gürültüsü ağrı başımda,
Giriyorum yeşiliğin içine…
Bir kaç aile var ve çocukları koşuyor,
İki sevgili sarmaş dolaş, sıra dışı aşk yaşıyor
Her taraf yemyeşil orman, tarihten kalan
Yüzyıllar öncesinin izleri benimle selamlaşıyor,
Tüm ruhumu başka güzellik sarıyor.

Çıkıyorum yine sahil yoluna
Sapıyorum biraz Yahya Efendi’ye
Mezarlığın içinde dualar dilimde
Sonra, iniyorum yokuşundan aşağıya
Kayar gibi, yıllar ne çabuk tükeniyor!

Nihayet Ortaköy’deyim, boğazın tam yanında,
Caminin ışıkları, karanlığı döve, döve parlamakta
Bir kaç loş bardan, kafe’den cılız müzik sesleri,
Ağrıyan ayaklarımı dinlendiriyorum kıyıya vuran dalgalarla...

Üsküdar’a geçiyorum vapurla sonra,
Aziz Mahmut Hüdai’ye misafirim artık!
Dua ediyorum yüce veliye,
İniyorum camilerin arasından.
Hareme doğru haliçte yüzüyorum adeta,
Kız kalesi karşıda, duruyorum biraz orada.
Yanan ışıkları hasret arabesk aşklara,
Yalnızlık iyice sinmiş içine, hatıralarına yanmakta
Geçiyorum yanından kimileri gibi bende!

Artık küçük bir otobüs terminali, bakınca Harem’e
Eski ihtişamı ve insan kalabalığı kalmamış…
Bir kaç şirket çalışanıyla dalıyorum sohbete
Şikayetler dillerde, reçeteler sayfalarca
Acı bir çay ikramından sonra
Vedalaşıyorum...

“Taşı toprağı altın..” dedikleri ve geldikleri Haydarpaşa’dayım!
Eskimiş, tren rayları
ve umutları...
Gecenin derinliğinde kulağımda tren sesi
Oturuyorum bankın birinde!

Orada uyuyorum...
Tarihini,
İhtişamını,
İhtiras ve emellerini...
Rüya aleminde yaşama devam ediyorum!

Safet Kuramaz
​
 
Üst Alt