- Katılım
- 19 Mar 2006
- Mesajlar
- 2,541
- Beğeni puanı
- 0
- Puanları
- 0
- Yaş
- 42
- Cinsiyet:
- erkek
- Nerden:
- istanbul
Resul-i Ekrem [sav], insanların en cömert ve en iyisi idi. Kendisinden bir şey istendiğinde hemen verirdi. Özellikle Ramazan ayında, esen rüzgar gibi, eline geçen bir şey durmaz, hemen giderdi. O [sav] her yönden cömertti: ilmini anlatmakta, malını Allah için dağıtmakta, dini apaçık ortaya koymakta, kulların hidayetine vesile olmakta, herkese bir şekilde faydalı olmakta, açları doyurmakta, cahillere nasihatta, istekleri yerine getirmekte ve insanların yükünü çekmekte… O [sav] çok cömertti, bize cömertliği O [sav] öğretti. Bir hadiste bu meseleyi bize şöyle söyledi:
“Muhakkak ki Allah cömerttir, cömertliği sever. Son derece ikram sahibidir, el açıklılığını sever.” (Tirmizi,Edeb,No:2800.) Bir başka hadisinde ise:
“Cömert, Allah’a yakın, cennete yakın, kullara yakın ve cehennemden uzaktır. Cimri ise, Allah’tan uzak, cennetten uzak, insanlardan uzak ve cehenneme yakındır. Hiç şüphesiz ki cömert olan bir cahil, Yüce Allah’a, cimri abitten daha sevimlidir.” (Tirmizi,Birr,40; Beyhaki,Şuabu’l-İman,No:10847-10848; Taberani, el-Evsat,No:2384; Suyuti, es-Sağir,No:4804.) buyurdu.
Enes (r.a) diyor ki: “Resulullah (sav), insanların en güzeli, en yiğidi ve en cömerdi idi.” (, Cihad,No:2857, Hamail, No:2908; Müslim, İman,No:2307.)
İbn Abbas (r.a), diyor ki: “Resul-i Ekrem (sav) insanların en cömerdi idi. En cömert olduğu zaman da, Cebrail (a.s) ile çokça birlikte oldukları Ramazan ayı idi. Cebrail (a.s) Ramazan’ın her gecesinde, Resul-i Ekrem (sav) ile birlikte olur, karşılıklı olarak Kur’an okurlardı. İşte bu nedenle Resul-i Ekrem (sav) hayırda, sürekli esen rüzgardan daha cömert idi.” (Buhari,, Bed’i el-Vahyi,1/30, Savm, No:1902,Bed’i el-Halki,No:3220, Menakıb, No:3554, FedailuelKur’an, No:4997; Müslim,Fedail, No:2308; Nesai,Sıyam,4/125.)
Yüce Allah, Resulünü (sav) en güzel ve en şerefli ahlak üzere yarattı. Resul-i Ekrem (sav) hadisinde bu meseleyi şöyle anlattı:
“ Ben, güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim.” (Muvatta,2/904; Cami’u el-Usul,4/4.)
Bu güzel hasletler, O (sav) daha peygamber değilken bile kendisinde vardı. Bu nedenle Hz. Hatice (r.anha), O (sav)’na ilk vahiy gelip, Resul-i Ekrem (sav)’in: “Kendimden korktum”, sözünün üzerine: “Allah’a yemin ederim ki, Allah seni mahzun etmez, üzmez. Çünkü sen akrabana bakarsın, işini yapamayan kişilerin, işlerini yüklenirsin. Fakire verir, kimsenin kazandıramayacağını kazandırırsın, misafiri ağırlarsın. Doğru yolda meydana gelen felaketlerde, sıkıntılarda, halka yardım edersin” demişti. (Buhari, Bed’i el-Vahyi,1/22,27; Müslim,İman,No:160; Tirmizi,Menakıb,No:3636.)
Bu hasletler, O (sav) peygamber olduktan sonra kat kat arttı.
Sehl b. Said’in (r.a) rivayet ettiği bir hadisi şöyledir: “Resul-i Ekrem (sav)’e bir elbise hediye edildi. O (sav) da bu elbiseyi giydi, öyle bir elbiseye gerçekten ihtiyacı vardı. Bir adam gelip, Ondan bu elbiseyi istedi. Resul-i Ekrem (sav) de elbiseyi o adama verdi. İnsanlar o adama serzenişte bulundular: “O elbiseye ihtiyacı vardı. Biliyorsun ki, O (sav), isteyeni geri çevirmez. Bunu bildiğin halde, neden istedin?” O da: “Bu elbisenin kefenim olmasını istediğim için istedim.“ dedi. Belli bir süre sonra öldü ve gerçekten de o elbise, onun kefeni oldu. ” (Buhari, cenaiz, 3/143,No:1277, Buyu’,4/318,No:2093, Libas, 10/275, No:581,Edeb, 10/456, NO:6036; Nesai, 8/204; İbn Mace,Libas,No:3555.)
O’nun (sav) cömertliği, sadece Allah rızası içindi. Malını paylaşmak için insanlara açardı. Ya fakire, ya ihtiyaç sahibine verirdi. Ya Allah için infak eder, ya da kalpleri İslam’a ısındırılmak istenen kimselere verirdi.
Kur’an, Resul-i Ekrem (sav)’in ahlakı idi. Kur’an’ın sevdiğini sever, kızdığına kızardı. Kur’an’ın teşvik ettiği şeyleri yapmakta çok gayretli idi. Onun yasakladığı şeylerden şiddetle sakınırdı. Bu nedenle, Ramazan ayında cömertliği daha da artardı. Çünkü Cebrail (a.s) ile Ramazan ayının her gecesinde beraber olurlar ve Kur’an’ı birbirlerine okurlardı. Kur’an da insanı, cömertliğe yönlendiriyordu.
Resul-i Ekrem (sav)’in, Ramazan ayında cömertliğinin artmasının birçok nedeni vardı:
a) Vaktin özelliğinden, şerefinden ve bu ayda yapılan amellerin sevabının daha kat kat fazla oluşundan dolayı. Nitekim bir hadiste:
“ Sadakanın en faziletlisi, Ramazan’da verilendir.” (Tirmizi, Kenz el-Ummal,No:16249; İthaf,4/111.) buyurmuştur.
b) Oruç tutanlara, gece ibadet edenlere ve Allah’ı zikredenlere yardımcı olmanın getirdiği sevaptır. Çünkü bu kimselere yardım eden, aynı onlar kadar sevap kazanır. Nasıl ki, savaşa giden birinin ihtiyaçlarını gideren, teçhizat hazırlayan kişi, savaşa giden kimse gibidir. Nitekim konuyla ilgili bir hadiste de şöyle buyrulmaktadır:
“ Kim oruçlu birine iftar ettirirse, ona da oruçlu kadar ecir vardır. Oruçlunun da sevabından bir şey eksilmez.” (Ahmed b. Hanbel, Müsned,4/114,116; Tirmizi,Savm,No:807, İbn Mace,Sıyam,No:1746; Taberani, 5/255,256)
c) Ramazan ayı, Yüce Allah’ın cömertliğinin arttığı aydır. Kullarına bol bol rahmet ve mağfiret eder. Birçok kulunu cehennemden azat eder. Yüce Allah, merhametli kullarına merhamet eder. Nitekim bir hadiste şöyle buyrulmuştur:
“ Yüce Allah ancak merhametli kullarına merhamet eder.” (Buhari, Cenaiz,No:1284; Müslim, Cenaiz,No:923; Taberani,2/324.) İşte, kim kullara yedirme, içirme, ihtiyaçlarını giderme vb. şekillerde merhamet ederse, aynı türden karşılığını alır.
d) Oruç ile sadakayı birleştirmek, cennete götüren faktörlerdendir. Nitekim Hz. Ali’nin (k.v) rivayet ettiği bir hadiste Resul-i Ekrem (sav):
“ Muhakkak ki Cennet’te dışından bakıldığında içerisi, içerden bakıldığında da dışarısı görülen odalar vardır.” buyurdu. Ashab: “Ey Allah’ın Resulü (sav)! Bunlar kimler içindir?” dediler. Resul-i Ekrem (sav) de:
“ Güzel, doğru söz söyleyen, yediren, oruca devam eden ve insanlar uyurken ibadetle meşgul olanlar içindir.” (Tirmizi, el-Birr ve Sıla,No:1985; Ahmed b. Hanbel,Müsned,5/343; Hakim, el-Müstedrek,1/80,321) cevabını verdi.”
Bu hasletlerin hepsi bir müminde Ramazan ayında olur. Ramazan ayında mümin oruçlu olur, gece namaz kılar, sadaka verir, kötü ve boş söz kullanmaz.
Bir gün Resul-i Ekrem (sav): “İçinizde oruçlu bir şekilde sabahlayan var mı?” diye sordu. Hz. Ebu Bekir (r.a): “Ben” dedi. Resul-i Ekrem (sav): “Bugün, içinizden cenaze işleri ile meşgul olanınız var mı?” diye sordu, Ebu Bekir (r.a): “ Ben” cevabını verdi. Resul-i Ekrem (sav): “Bugün, sadaka vereniniz var mı?” diye sordu, Ebu Bekir (r.a): “Ben” dedi. Resul-i Ekrem (sav): “Bugün, hasta ziyaretine gideniniz var mı?” diye sordu, Ebu Bekir (r.a): “Ben” dedi. Bunun üzerine Resul-i Ekrem (sav): “Bu hasletler kimde olursa, mutlaka Cennet’e girer.” buyurdu. (Müslim,Zekat,No:1028.)
e) Hem oruç tutmak, hem de sadaka vermek, günahların affına, hataların kefaretine ve Cehennem’den kurtulmaya vesile olur. Özellikle buna bir de gece namazı eklenirse çok daha güzel olur. Konuyla ilgili bir hadis şöyledir:
“ Oruç, kalkandır.” (Nesai,Savm,4/166; Buhari, Savm,No:1894; Müslim, Sıyam,1151; Muvatta,1/310; Ebu Davud, No:2363;Nesai,4/163.) Başka bir hadis:
“ Suyun ateşi söndürdüğü gibi, oruç da hataları yok eder. Gece yarısı namaza kalkmak da aynıdır. (yani hataları yok eder.)” (Tirmizi, İman,No:2619; Ahmed b. Hanbel, Müsned,5/231,237,248; İbn Mace, No:3973.)
f) Oruçta bazı noksanlıklar ve hatalar bulunabilir. Orucun günahlara kefaret olması için, orucu, onu noksanlaştırıcı şeylerden korumak gerekir. İnsanların genelinin oruçları ise noksanlarla, hatalarla doludur. İşte sadaka burada devreye girer. Çünkü sadaka, orucun noksanlarını tamamlar. Bu nedenle, Ramazan ayının sonunda fıtır sadakası vermek vacip kılınmıştır. Böylece oruçlunun boş ve kötü sözlerine, orucunda olan eksikliklere kefaret olur. Aynı şekilde, kişiye, orucu kasten bozma, ihram, yemin, zihar, Ramazan ayında cinsel ilişki vb. gibi meselelerin kefareti, ya oruç ya da sadakadır.
İmam-ı Şafii (rah) diyor ki: “Bir kişinin Resul-i Ekrem (sav)’e uyarak Ramazan ayında daha fazla cömertlik yapmasını, insanların ihtiyaçlarını gidermekte onlara daha fazla yardımcı olmasını çok güzel ve sevimli buluyorum.”
Resul-i Ekrem (sav)’den rivayet edilen söz ve hareketlerden de anlaşılıyor ki, Ramazan ayında çokça Kur’an okumak, hafızların karşılıklı Kur’an okuması müstehaptır.
İbn Abbas’ın (r.a) rivayet ettiği bir hadis şöyledir: “Resul-i Ekrem (sav) ile Cebrail (a.s) Kur’an’ı birbirlerine gece vaktinde okurlardı.” (Buhari, Bed’i el-Vahyi,1/30; Müslim, fedail,No:2308; Nesai,Sıyam,4/125;ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/288,367,373) Bu hadisten de anlaşılıyor ki, ramazan gecelerinde Kur’an’ı çokça okumak müstehaptır. Zira geceleri insanı meşgul edecek şeyler yoktur. Bu nedenle insan, dikkatini daha fazla toplayabilir. Ayrıca bu zamanda dil ile kalbin uyuşması daha iyi olur. Kalp, kendini düşünceye daha iyi verir. Nitekim Yüce Allah:
“ Şüphesiz gece kalkışı, (kalp ve uzuvlar arasında) tam bir uyuma ve sağlam bir kırata daha elverişlidir.” (Müzemmil,73/6) buyurmaktadır.
Ramazan ayının Kur’an ile ilgili ayrı bir özelliği vardır. Çünkü Kur’an bu ayda inmiştir. Bu meseleyi Yüce Allah bize şöyle bildirmiştir:
“ Ramazan ayı Kur’an’ın indirildiği aydır.” (Bakara,2/185)
Resul-i Ekrem (sav) buyurmuştur ki: “ İbrahim’e (a.s) inen sahifeler, Ramazan ayının ilk gecesinde inmiştir. Tevrat, Ramazan ayından iki Cumartesi geçtikten sonra inmiştir. İncil, Ramazan’ın on üçünde inmiştir. Kur’an da Ramazan’dan yirmi dört gün geçtikten sonra inmiştir.” (Ahmed b. Hanbel, Müsned,4/107.)
“Muhakkak ki Allah cömerttir, cömertliği sever. Son derece ikram sahibidir, el açıklılığını sever.” (Tirmizi,Edeb,No:2800.) Bir başka hadisinde ise:
“Cömert, Allah’a yakın, cennete yakın, kullara yakın ve cehennemden uzaktır. Cimri ise, Allah’tan uzak, cennetten uzak, insanlardan uzak ve cehenneme yakındır. Hiç şüphesiz ki cömert olan bir cahil, Yüce Allah’a, cimri abitten daha sevimlidir.” (Tirmizi,Birr,40; Beyhaki,Şuabu’l-İman,No:10847-10848; Taberani, el-Evsat,No:2384; Suyuti, es-Sağir,No:4804.) buyurdu.
Enes (r.a) diyor ki: “Resulullah (sav), insanların en güzeli, en yiğidi ve en cömerdi idi.” (, Cihad,No:2857, Hamail, No:2908; Müslim, İman,No:2307.)
İbn Abbas (r.a), diyor ki: “Resul-i Ekrem (sav) insanların en cömerdi idi. En cömert olduğu zaman da, Cebrail (a.s) ile çokça birlikte oldukları Ramazan ayı idi. Cebrail (a.s) Ramazan’ın her gecesinde, Resul-i Ekrem (sav) ile birlikte olur, karşılıklı olarak Kur’an okurlardı. İşte bu nedenle Resul-i Ekrem (sav) hayırda, sürekli esen rüzgardan daha cömert idi.” (Buhari,, Bed’i el-Vahyi,1/30, Savm, No:1902,Bed’i el-Halki,No:3220, Menakıb, No:3554, FedailuelKur’an, No:4997; Müslim,Fedail, No:2308; Nesai,Sıyam,4/125.)
Yüce Allah, Resulünü (sav) en güzel ve en şerefli ahlak üzere yarattı. Resul-i Ekrem (sav) hadisinde bu meseleyi şöyle anlattı:
“ Ben, güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim.” (Muvatta,2/904; Cami’u el-Usul,4/4.)
Bu güzel hasletler, O (sav) daha peygamber değilken bile kendisinde vardı. Bu nedenle Hz. Hatice (r.anha), O (sav)’na ilk vahiy gelip, Resul-i Ekrem (sav)’in: “Kendimden korktum”, sözünün üzerine: “Allah’a yemin ederim ki, Allah seni mahzun etmez, üzmez. Çünkü sen akrabana bakarsın, işini yapamayan kişilerin, işlerini yüklenirsin. Fakire verir, kimsenin kazandıramayacağını kazandırırsın, misafiri ağırlarsın. Doğru yolda meydana gelen felaketlerde, sıkıntılarda, halka yardım edersin” demişti. (Buhari, Bed’i el-Vahyi,1/22,27; Müslim,İman,No:160; Tirmizi,Menakıb,No:3636.)
Bu hasletler, O (sav) peygamber olduktan sonra kat kat arttı.
Sehl b. Said’in (r.a) rivayet ettiği bir hadisi şöyledir: “Resul-i Ekrem (sav)’e bir elbise hediye edildi. O (sav) da bu elbiseyi giydi, öyle bir elbiseye gerçekten ihtiyacı vardı. Bir adam gelip, Ondan bu elbiseyi istedi. Resul-i Ekrem (sav) de elbiseyi o adama verdi. İnsanlar o adama serzenişte bulundular: “O elbiseye ihtiyacı vardı. Biliyorsun ki, O (sav), isteyeni geri çevirmez. Bunu bildiğin halde, neden istedin?” O da: “Bu elbisenin kefenim olmasını istediğim için istedim.“ dedi. Belli bir süre sonra öldü ve gerçekten de o elbise, onun kefeni oldu. ” (Buhari, cenaiz, 3/143,No:1277, Buyu’,4/318,No:2093, Libas, 10/275, No:581,Edeb, 10/456, NO:6036; Nesai, 8/204; İbn Mace,Libas,No:3555.)
O’nun (sav) cömertliği, sadece Allah rızası içindi. Malını paylaşmak için insanlara açardı. Ya fakire, ya ihtiyaç sahibine verirdi. Ya Allah için infak eder, ya da kalpleri İslam’a ısındırılmak istenen kimselere verirdi.
Kur’an, Resul-i Ekrem (sav)’in ahlakı idi. Kur’an’ın sevdiğini sever, kızdığına kızardı. Kur’an’ın teşvik ettiği şeyleri yapmakta çok gayretli idi. Onun yasakladığı şeylerden şiddetle sakınırdı. Bu nedenle, Ramazan ayında cömertliği daha da artardı. Çünkü Cebrail (a.s) ile Ramazan ayının her gecesinde beraber olurlar ve Kur’an’ı birbirlerine okurlardı. Kur’an da insanı, cömertliğe yönlendiriyordu.
Resul-i Ekrem (sav)’in, Ramazan ayında cömertliğinin artmasının birçok nedeni vardı:
a) Vaktin özelliğinden, şerefinden ve bu ayda yapılan amellerin sevabının daha kat kat fazla oluşundan dolayı. Nitekim bir hadiste:
“ Sadakanın en faziletlisi, Ramazan’da verilendir.” (Tirmizi, Kenz el-Ummal,No:16249; İthaf,4/111.) buyurmuştur.
b) Oruç tutanlara, gece ibadet edenlere ve Allah’ı zikredenlere yardımcı olmanın getirdiği sevaptır. Çünkü bu kimselere yardım eden, aynı onlar kadar sevap kazanır. Nasıl ki, savaşa giden birinin ihtiyaçlarını gideren, teçhizat hazırlayan kişi, savaşa giden kimse gibidir. Nitekim konuyla ilgili bir hadiste de şöyle buyrulmaktadır:
“ Kim oruçlu birine iftar ettirirse, ona da oruçlu kadar ecir vardır. Oruçlunun da sevabından bir şey eksilmez.” (Ahmed b. Hanbel, Müsned,4/114,116; Tirmizi,Savm,No:807, İbn Mace,Sıyam,No:1746; Taberani, 5/255,256)
c) Ramazan ayı, Yüce Allah’ın cömertliğinin arttığı aydır. Kullarına bol bol rahmet ve mağfiret eder. Birçok kulunu cehennemden azat eder. Yüce Allah, merhametli kullarına merhamet eder. Nitekim bir hadiste şöyle buyrulmuştur:
“ Yüce Allah ancak merhametli kullarına merhamet eder.” (Buhari, Cenaiz,No:1284; Müslim, Cenaiz,No:923; Taberani,2/324.) İşte, kim kullara yedirme, içirme, ihtiyaçlarını giderme vb. şekillerde merhamet ederse, aynı türden karşılığını alır.
d) Oruç ile sadakayı birleştirmek, cennete götüren faktörlerdendir. Nitekim Hz. Ali’nin (k.v) rivayet ettiği bir hadiste Resul-i Ekrem (sav):
“ Muhakkak ki Cennet’te dışından bakıldığında içerisi, içerden bakıldığında da dışarısı görülen odalar vardır.” buyurdu. Ashab: “Ey Allah’ın Resulü (sav)! Bunlar kimler içindir?” dediler. Resul-i Ekrem (sav) de:
“ Güzel, doğru söz söyleyen, yediren, oruca devam eden ve insanlar uyurken ibadetle meşgul olanlar içindir.” (Tirmizi, el-Birr ve Sıla,No:1985; Ahmed b. Hanbel,Müsned,5/343; Hakim, el-Müstedrek,1/80,321) cevabını verdi.”
Bu hasletlerin hepsi bir müminde Ramazan ayında olur. Ramazan ayında mümin oruçlu olur, gece namaz kılar, sadaka verir, kötü ve boş söz kullanmaz.
Bir gün Resul-i Ekrem (sav): “İçinizde oruçlu bir şekilde sabahlayan var mı?” diye sordu. Hz. Ebu Bekir (r.a): “Ben” dedi. Resul-i Ekrem (sav): “Bugün, içinizden cenaze işleri ile meşgul olanınız var mı?” diye sordu, Ebu Bekir (r.a): “ Ben” cevabını verdi. Resul-i Ekrem (sav): “Bugün, sadaka vereniniz var mı?” diye sordu, Ebu Bekir (r.a): “Ben” dedi. Resul-i Ekrem (sav): “Bugün, hasta ziyaretine gideniniz var mı?” diye sordu, Ebu Bekir (r.a): “Ben” dedi. Bunun üzerine Resul-i Ekrem (sav): “Bu hasletler kimde olursa, mutlaka Cennet’e girer.” buyurdu. (Müslim,Zekat,No:1028.)
e) Hem oruç tutmak, hem de sadaka vermek, günahların affına, hataların kefaretine ve Cehennem’den kurtulmaya vesile olur. Özellikle buna bir de gece namazı eklenirse çok daha güzel olur. Konuyla ilgili bir hadis şöyledir:
“ Oruç, kalkandır.” (Nesai,Savm,4/166; Buhari, Savm,No:1894; Müslim, Sıyam,1151; Muvatta,1/310; Ebu Davud, No:2363;Nesai,4/163.) Başka bir hadis:
“ Suyun ateşi söndürdüğü gibi, oruç da hataları yok eder. Gece yarısı namaza kalkmak da aynıdır. (yani hataları yok eder.)” (Tirmizi, İman,No:2619; Ahmed b. Hanbel, Müsned,5/231,237,248; İbn Mace, No:3973.)
f) Oruçta bazı noksanlıklar ve hatalar bulunabilir. Orucun günahlara kefaret olması için, orucu, onu noksanlaştırıcı şeylerden korumak gerekir. İnsanların genelinin oruçları ise noksanlarla, hatalarla doludur. İşte sadaka burada devreye girer. Çünkü sadaka, orucun noksanlarını tamamlar. Bu nedenle, Ramazan ayının sonunda fıtır sadakası vermek vacip kılınmıştır. Böylece oruçlunun boş ve kötü sözlerine, orucunda olan eksikliklere kefaret olur. Aynı şekilde, kişiye, orucu kasten bozma, ihram, yemin, zihar, Ramazan ayında cinsel ilişki vb. gibi meselelerin kefareti, ya oruç ya da sadakadır.
İmam-ı Şafii (rah) diyor ki: “Bir kişinin Resul-i Ekrem (sav)’e uyarak Ramazan ayında daha fazla cömertlik yapmasını, insanların ihtiyaçlarını gidermekte onlara daha fazla yardımcı olmasını çok güzel ve sevimli buluyorum.”
Resul-i Ekrem (sav)’den rivayet edilen söz ve hareketlerden de anlaşılıyor ki, Ramazan ayında çokça Kur’an okumak, hafızların karşılıklı Kur’an okuması müstehaptır.
İbn Abbas’ın (r.a) rivayet ettiği bir hadis şöyledir: “Resul-i Ekrem (sav) ile Cebrail (a.s) Kur’an’ı birbirlerine gece vaktinde okurlardı.” (Buhari, Bed’i el-Vahyi,1/30; Müslim, fedail,No:2308; Nesai,Sıyam,4/125;ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/288,367,373) Bu hadisten de anlaşılıyor ki, ramazan gecelerinde Kur’an’ı çokça okumak müstehaptır. Zira geceleri insanı meşgul edecek şeyler yoktur. Bu nedenle insan, dikkatini daha fazla toplayabilir. Ayrıca bu zamanda dil ile kalbin uyuşması daha iyi olur. Kalp, kendini düşünceye daha iyi verir. Nitekim Yüce Allah:
“ Şüphesiz gece kalkışı, (kalp ve uzuvlar arasında) tam bir uyuma ve sağlam bir kırata daha elverişlidir.” (Müzemmil,73/6) buyurmaktadır.
Ramazan ayının Kur’an ile ilgili ayrı bir özelliği vardır. Çünkü Kur’an bu ayda inmiştir. Bu meseleyi Yüce Allah bize şöyle bildirmiştir:
“ Ramazan ayı Kur’an’ın indirildiği aydır.” (Bakara,2/185)
Resul-i Ekrem (sav) buyurmuştur ki: “ İbrahim’e (a.s) inen sahifeler, Ramazan ayının ilk gecesinde inmiştir. Tevrat, Ramazan ayından iki Cumartesi geçtikten sonra inmiştir. İncil, Ramazan’ın on üçünde inmiştir. Kur’an da Ramazan’dan yirmi dört gün geçtikten sonra inmiştir.” (Ahmed b. Hanbel, Müsned,4/107.)