- Katılım
- 3 Nis 2006
- Mesajlar
- 1,078
- Beğeni puanı
- 0
- Puanları
- 0
- Cinsiyet:
- bayan
- Nerden:
- ankara
Puslu kentin, ürkek sabahında aldım son yarayı ben...Koskocaydı bu şehir işte burası ankara, yalnızdı her bir sokak.Yanıyordu tüm caddeler.Çatılardaki buz, çam dikenlerindeki kar, bacalardaki duman, üstümdeki sabah ayazı yanıyordu cayır cayır.Bir yürek , bir bilek, bir yıkılmış kadın yanıyordu siyah hırkasıyla hesapsız...
Çünki sen gidiyordun, çünki akıyordun avuçlarımdan kan damlacıkları gibi.Seni götüren otobüs yanıyordu alev alev.Binlerce hatıra, kucaklar dolusu ümit ve yıllarca süren sevda yanıyordu...
Başını yasladığın o cam ağlıyordu.Son kez bu şehre bakarken gözlerin, işte öylece kala kalmış bir yürek ağlıyordu ardından.Sözcükler boğazında boğulmuştu.Çünki umutları ağlıyordu, hayalleri ağlıyordu hçkıra hıçkıra...
Uğruna çiğneyip geçtiği yarınları, senden öncesini hatırlayamadığı günlere ağlıyordu.Yastığında kalan saçların, kalemler tükettiğin mektupların ağlıyordu masumca...
Ağlıyordu ve yanıyordu dört bir yan, adına yazılan onlarca şiir, sevdana adanan yüzlece şarkı ağlıyordu hıçkıra hıçkıra.Bu şehir yanıyordu o sabah...
O sabah karanlıktı ufuktaki güneş. Kar vardı, ayaz vardı, yangın vardı.
VE SEN;
Ateşe verip giderken bu şehri, bir avuç külü kalıyordu ceplerimde.Omzumda gururun apoleti, göğsünden vurduğun bir sevdanın künyesi.VE GÖZLERİNDE;
Puslu kentin, ürkek sabahının son karesi…….