- Katılım
- 1 Ocak 2006
- Mesajlar
- 6,269
- Beğeni puanı
- 0
- Puanları
- 0
- Cinsiyet:
- erkek
- Nerden:
- diger
ÖZELLiKLE ERKEKLER OKUSUN
Dünya ve ahiret saadetini hedefleyen İslam Dini, toplumun temeli olan aileyi
sevgi ve saygıya dayanan bir kurum olarak tanımlamıştır.
Nitekim Kur'an-ı Kerim'de; 'Huzur bulmanız için size kendi cinsinizden eşler
yaratması, aranızda sevgi ve merhamet bağları oluşturması da Allah'ın
varlığının delillerindendir. Gerçekten bunda düşünen bir toplum için
alınacak dersler vardır' buyrulmaktadır.
İslam’da eşler birbirlerine karşı yükümlü ve sorumlu kılınmışlardır. Ailede
erkeğin kadına nasıl davranacağı konusunda Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.)
şöyle buyurmaktadır, 'İmanı en olgun olan mü'min, ahlakça en güzel olandır.
En hayırlınız da hanımına en güzel davranandır.'
Aile hayatı konusunda da en güzel örneği teşkil eden Peygamberimiz, hiçbir
zaman hanımlarına sert muamelede bulunmamış ve onlara karşı daima iyi
davranarak, şefkatle muamele etmiştir.
Kadınlar, Yüce Allah'ın erkeklere birer emanetidir. Dolayısıyla bu emaneti
korumak ve kollamak görevi de erkeğin boynunun borcudur. Nitekim, Sevgili
Peygamberimiz Veda Hutbesinde; 'Kadınlar size Allah'ın bir emanetidir.'
buyurmuştur.
İslamiyet, kadının toplumdaki yerini çok iyi ve sağlam bir şekilde
belirlemiştir. Kadın, insanı doğuran ve yetiştiren muhterem bir varlıktır.
Onun kalbi, sevgi île nakış nakış işlenmelidir ki, çocuklarını o sevgiyle
korusun, büyütsün ve topluma yararlı insanlar haline getirebilsin. Onun
içindir ki evlat, hayatı tanımaya, akli ve ruhi melekelerinin gelişmeye
başladığı çocukluk döneminde, sevgiye doyurulmalı, sağlıklı ve dengeli bir
ruh yapışma kavuşturulmalıdır. Bu itibarla kadın ailenin ve dolayısıyla da
toplumun temel taşıdır. Onun mükemmelliği, toplumun mükemmelliğini
hazırlayacaktır.
Dinimiz, ana-babaya geleceğin anneleri olması bakımından; kız çocuğunun
terbiyesi üzerine daha bir hassasiyetle ve sevgiyle eğilmeyi tavsiye
etmektedir. Kız çocuğunu bakıp büyütüp, güzelce terbiye edene cennet, hem de
cennette en güzel makam, Rasulullah'a (S.A.V.) komşu olma makamı va'd
edilmektedir.'
İslam'da kadın, İslam düşmanlarının iddia ettikleri gibi; kişiliği olmayan,
bu sebeple de kocaya tabi olmak zorunda kalan, kendisini yönetmekten aciz,
aklı bir şeye ermeyen bir varlık asla değildir. Bilakis, mehir isteme ve
mülk edinme hakkına sahip şahsiyetli bir varlıktır. Evlilik müessesesinde
erkeğin hayat arkadaşı olarak kabul edilmiştir, Bütün bu güvenceler
karşısında, inançlı bir kadının aldığı insani ve dini terbiye; onun çocuğunu
şefkatle emzirmesini de, evin işlerinde kocasına yardımcı olmayı da ona
telkin eder. İslamiyet, kocasına itaat eden, geçim ehli bir hanımın,
Allah'ın rızasına da nail olacağını müjdeler ve ona layık olduğu değeri
verir.
Hutbemizi Rabbimizin şu beyanı ile bitirelim: 'Onlar sizin örtüleriniz, siz
de onların örtülerisiniz. Onların sizin üzerinizde, sizin de onların
üzerinde haklarınız vardır.' buyurarak kadının erkekle karşılıklı
sorumlulukların beyan etmiştir. Gerçek huzur ve saadet hiç şüphesiz ki Allah
ve Rasulünün emir ve tavsiyelerine uymakla mümkün olacaktır .
Dünya ve ahiret saadetini hedefleyen İslam Dini, toplumun temeli olan aileyi
sevgi ve saygıya dayanan bir kurum olarak tanımlamıştır.
Nitekim Kur'an-ı Kerim'de; 'Huzur bulmanız için size kendi cinsinizden eşler
yaratması, aranızda sevgi ve merhamet bağları oluşturması da Allah'ın
varlığının delillerindendir. Gerçekten bunda düşünen bir toplum için
alınacak dersler vardır' buyrulmaktadır.
İslam’da eşler birbirlerine karşı yükümlü ve sorumlu kılınmışlardır. Ailede
erkeğin kadına nasıl davranacağı konusunda Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.)
şöyle buyurmaktadır, 'İmanı en olgun olan mü'min, ahlakça en güzel olandır.
En hayırlınız da hanımına en güzel davranandır.'
Aile hayatı konusunda da en güzel örneği teşkil eden Peygamberimiz, hiçbir
zaman hanımlarına sert muamelede bulunmamış ve onlara karşı daima iyi
davranarak, şefkatle muamele etmiştir.
Kadınlar, Yüce Allah'ın erkeklere birer emanetidir. Dolayısıyla bu emaneti
korumak ve kollamak görevi de erkeğin boynunun borcudur. Nitekim, Sevgili
Peygamberimiz Veda Hutbesinde; 'Kadınlar size Allah'ın bir emanetidir.'
buyurmuştur.
İslamiyet, kadının toplumdaki yerini çok iyi ve sağlam bir şekilde
belirlemiştir. Kadın, insanı doğuran ve yetiştiren muhterem bir varlıktır.
Onun kalbi, sevgi île nakış nakış işlenmelidir ki, çocuklarını o sevgiyle
korusun, büyütsün ve topluma yararlı insanlar haline getirebilsin. Onun
içindir ki evlat, hayatı tanımaya, akli ve ruhi melekelerinin gelişmeye
başladığı çocukluk döneminde, sevgiye doyurulmalı, sağlıklı ve dengeli bir
ruh yapışma kavuşturulmalıdır. Bu itibarla kadın ailenin ve dolayısıyla da
toplumun temel taşıdır. Onun mükemmelliği, toplumun mükemmelliğini
hazırlayacaktır.
Dinimiz, ana-babaya geleceğin anneleri olması bakımından; kız çocuğunun
terbiyesi üzerine daha bir hassasiyetle ve sevgiyle eğilmeyi tavsiye
etmektedir. Kız çocuğunu bakıp büyütüp, güzelce terbiye edene cennet, hem de
cennette en güzel makam, Rasulullah'a (S.A.V.) komşu olma makamı va'd
edilmektedir.'
İslam'da kadın, İslam düşmanlarının iddia ettikleri gibi; kişiliği olmayan,
bu sebeple de kocaya tabi olmak zorunda kalan, kendisini yönetmekten aciz,
aklı bir şeye ermeyen bir varlık asla değildir. Bilakis, mehir isteme ve
mülk edinme hakkına sahip şahsiyetli bir varlıktır. Evlilik müessesesinde
erkeğin hayat arkadaşı olarak kabul edilmiştir, Bütün bu güvenceler
karşısında, inançlı bir kadının aldığı insani ve dini terbiye; onun çocuğunu
şefkatle emzirmesini de, evin işlerinde kocasına yardımcı olmayı da ona
telkin eder. İslamiyet, kocasına itaat eden, geçim ehli bir hanımın,
Allah'ın rızasına da nail olacağını müjdeler ve ona layık olduğu değeri
verir.
Hutbemizi Rabbimizin şu beyanı ile bitirelim: 'Onlar sizin örtüleriniz, siz
de onların örtülerisiniz. Onların sizin üzerinizde, sizin de onların
üzerinde haklarınız vardır.' buyurarak kadının erkekle karşılıklı
sorumlulukların beyan etmiştir. Gerçek huzur ve saadet hiç şüphesiz ki Allah
ve Rasulünün emir ve tavsiyelerine uymakla mümkün olacaktır .