- Katılım
- 19 Mar 2006
- Mesajlar
- 2,541
- Beğeni puanı
- 0
- Puanları
- 0
- Cinsiyet:
- erkek
- Nerden:
- istanbul
Müridin yapacağı temel bir vazife de, bulunduğu yerde kendisinden edep ve terbiye alacağı bir mürşid bulamazsa, o devirde irşad için görevli kâmil bir şeyhin yanına gitmeli, ona intisap edip terbiyesinde kalmalı, şeyhi ona izin verip gönderene kadar kapısından ayrılmamalıdır.
Şunu bil ki, Kâbe’nin sahibini tanımak, Kâbe’yi ziyaretten önce gereken bir farzdır; eğer Kâbe’nin rabbini tanımak olmasaydı, onu ziyaret farz olmazdı. Dervişlik yoluna girmiş bazı gençler vardır, bir şeyhin işareti (terbiye ve nezareti) olmadan kendi başlarına hac için yola çıkarlar ve Kâbe’yi ziyarete giderler. Onların bu yolculuğu nefislerinin sevk ve heyecanı ile olmaktadır. Onlar kendilerinin sûfîlik yolunda bulunduklarını söyler, halbuki onların yolculuğu sağlam bir temele (ve güzel bir niyete) dayanmamaktır.
Şu durum bunu gösterir; böyle kimselerin yolculuğu çoğaldıkça (onların Hakk’a yakınlıkları ve güzel halleri değil) ancak kalplerinin dağınıklığı artar. Şayet onlar, nefislerinin rağbet eteği ve yöneldiği kötü şeylerden bir adım ayrılmış olsaydı, bu onlar için bin yolculuktan daha hayırlı ve kârlı olurdu.
Müride düşen bir görev de, irşadla görevli kâmil bir şahsı ziyaret ettiği zaman onun yanına hürmet ve edeple girmeli, onu gözünde büyütüp kendisine saygı ile bakmalı, eğer şeyh onu bir hizmete ehil görürse, bunu kendisi için büyük bir ikram ve nimet saymalıdır.
Şunu bil ki, Kâbe’nin sahibini tanımak, Kâbe’yi ziyaretten önce gereken bir farzdır; eğer Kâbe’nin rabbini tanımak olmasaydı, onu ziyaret farz olmazdı. Dervişlik yoluna girmiş bazı gençler vardır, bir şeyhin işareti (terbiye ve nezareti) olmadan kendi başlarına hac için yola çıkarlar ve Kâbe’yi ziyarete giderler. Onların bu yolculuğu nefislerinin sevk ve heyecanı ile olmaktadır. Onlar kendilerinin sûfîlik yolunda bulunduklarını söyler, halbuki onların yolculuğu sağlam bir temele (ve güzel bir niyete) dayanmamaktır.
Şu durum bunu gösterir; böyle kimselerin yolculuğu çoğaldıkça (onların Hakk’a yakınlıkları ve güzel halleri değil) ancak kalplerinin dağınıklığı artar. Şayet onlar, nefislerinin rağbet eteği ve yöneldiği kötü şeylerden bir adım ayrılmış olsaydı, bu onlar için bin yolculuktan daha hayırlı ve kârlı olurdu.
Müride düşen bir görev de, irşadla görevli kâmil bir şahsı ziyaret ettiği zaman onun yanına hürmet ve edeple girmeli, onu gözünde büyütüp kendisine saygı ile bakmalı, eğer şeyh onu bir hizmete ehil görürse, bunu kendisi için büyük bir ikram ve nimet saymalıdır.