- Katılım
- 16 Tem 2008
- Mesajlar
- 6,860
- Beğeni puanı
- 0
- Puanları
- 0
- Yaş
- 34
- Cinsiyet:
- erkek
- Nerden:
- izmir
Merhaba arkadaşlar..Kendi başıma böyle hikayeler yazmayı çok severim tabiikide biraz alıntı olarak yaptım yani örnekledim..Yazdığım hikayeyi paylaşmak istiyorum..Fazla uzatmadan başlıyayım..Her gün başka bir sayfayı yazacağım..Umarım hoşunuza gider..
KARAKTERLER
Fatty:Grup lideri, maceraya meraklı, akıllı, kurnaz, cesur, kılık değiştirmek konusunda yetenekli..
Goon:Çocuklarla yarış içinde olan, terfi peşinde, kasabanın sinirli, iri yarı polis memuru..
Larry:Grubun en büyüğü ve ilk lideri, Fatty'nin sağ kolu, sorumluluk sahibi..
Daısy:Larry'nin kız kardeşi, becerikli, insanlarla olan ilişkilerde başarılı..
Pıp:İyi gözlem yapmakta başarılı, dikkatli, araştırmacı ve Fatty'e hayran..
Bets:Pıp'in kız kardeşi, sevimli, cana yakın, parlak fikirleri olan grubun en küçük üyesi..
Buster:Küçük Dedektiflerin sadık dostu, akıllı, eğitimli İskoç köpeği..
BÖLÜM 1
KULÜBE YANIYOR
Tüm heyecan karanlık bir Nisan akşamında saat dokuz buşukta başladı..
Peterswood kasabası, bir yerlerde havlayan bir köpek dışında son derece sessiz ve sakindi. Kasabanın batı tarafında bir ışık aniden parlayıp söndü.
Larry, bunu gördüğünde yatağa girmek üzereydi. Sabah kolaylıkla uyuyabilmek için odasının perdelerini açık bırakmıştı.İşte bu sayede yanıp sönen o ışığı farkedebilmişti. ''Aman Allahım! Bu da ne böyle?'' dedi Laryyy. Sonra kardeşi Daisy'ye seslendi. ''Daisy Buraya gel ve bak! Kasaba etrafında garip bir ışık gördüm.''
Larry'nin seslenmesi üzerine Daisy yatak kıyafeti ile odaya girip, pencereden dışarı baktı.
''Bu yangın!'' dedi Daisy. ''Bir yerler alev alev yanıyor gibi gözüküyor. Neresi olduğunu merak ettim doğrusu.''
''En iyisi gidip bakalım,'' dedi Larry heyecan içinde. ''Hemen giyinelim. Nasılsa annem ve babam evde yoklar. Onlar gelmeden döneriz. Haydi çabuk ol!''
Larry ve Daisy hızla giyinip, merdivenlerden koşarak indiler ve karanlık bahçeden geçip yola çıktılar. Önünde geçtikleri bir evde de aynı telaşın yaşandığını fark ettiler.
''Bu Pip olmalı!'' dedi Larry ve feneri ile yolu aydınlattı. Fenerin ışığı, kendi yaşlarında bir erkek ve onunla beraber sekiz yaşlarında bir kız çocuğunun yüzünü aydınlattı. ''Selam Bets! Siz de mi geliyorsunuz?'' diye seslendi Daisy, şaşkınlık içinde. ''Bu saatte uyumuş olacağınızı düşünmüştüm. ''Larry!'' diye seslendi Pip. ''Bu yangın değil mi? Sence kimin evi yanıyor? Birileri itfaiye çağırmayı akıl etmiş midir?''
SAYFA 2
''Korkarım komşu kasabadan gelecek olan itfaiye yetişemeden ev yanıp kül olacak,'' dedi Larry. ''Haydi bir an önce gidelim. Yangın Haycock Caddesi'nde gibi...''
Çocukların hepsi yangının olduğu yere doğru koştular. Bazı kasabalılar da alevi görmüş, heyecanla yoldan aşağı koşuyorlardı. ''Bu Bay Hick'in evi!'' diye bağırdı Larry. ''Bahçesindeki kulübeyi çalışma odası olarak kullanıyordu. Aman Allahım, geriye bir şey kalmamış.''
Eski kulübenin tamamı ağaçtan inşa edilmişti. Damındaki kuru samanlar alev alev yanıyordu.
Kasabanın polisi, Goon da, oradaydı. Alevlere su atan adamlara emirler yağdırıyordu. Çocukları görünce onlara bağırmayıda ihmal etmedi.
''Toz olun buradan! Toz olun!''
''Bay Goog ne zaman görse hep böyle söylüyor,'' dedi Bets. ''Onu daha birkere, başka bir şey söylerken duymadım.''
Kovalarla su atarak bu korkunç alevleri söndürmek pek mümkün görünmüyordu. Polis memuru şöförüne seslendi.
''Thomas nerede? Arabaları temizlemek için kullandığı hortumu getirmesini söyleyin.''
Konuşan ahçı Bayan Minns idi. Normalde son derece rahat biri olan Bayan Minns çevesine korku dolu gözlerle bakıyor, bir tarafdanda elleri titreyerek, musluktan kovalara su dolduruyordu.
''Faydasız,'' dedi kasaba sakinlerinden biri. ''Yangını bu şekilde durduramayacağız. Yangın önüne geçemeyeceğiz kadar büyüdü.''
''Birileri isfaiyeyi aramış,'' dedi başka bir adam. ''Ama itfaiye buraya gelinceye kadar yangın başka yerlerede sıçrayacak.''
''Korkmayın!'' dedi polis memuru. ''Rüzgar karşı yönden esiyor. Bay Hick eve geri döndüğünde, onun için ne büyük şok olacak.''
SAYFA 3
Dört çocuk çevrelerinde dönen olayları heyecan içinde izlediler. ''Böyle küçük sevimli bir evin alevlerin içinde olması çok üzücü!'' dedi Larry. ''Keşke bize de, su taşımak gibi bir şeyler yapmamıza izin verseler.''
Larry'nin yaşında bir çocuk elinde bir kova suyu alevlerin üzerine öyle bir fırlattı ki, suyun bir kısmı Larry'nin üzerine geldi. Larry çocuğa dönüp seslendi:
''Hey sen! Suyun çoğu bana geldi. Dikkat etsene, Allah aşkına.''
''Üzgünüm dostum,'' dedi çocuk, heceleri garip bir şekilde uzatarak. Alevler bir kez daha parladı ve tüm bajçeyi aydınlattı. Larry, o zman ona su atan çocuğun, kilolu, iyi giyimli birisi olduğunu gördü.
''Bu karşıdaki eve yeni taşınan çocuk,'' diye açıkladı Pip, Larry'nin kulağına eğilerek. ''Çok sinir birisi. Her şeyi bildiğini zannediyor ve üstelik cebinde tonla para taşıyor.''
Polis memuru kova ile su taşıyan çocuğu görünce ona:
''Hey sen!'' diye bağırdı. ''Toz ol buradan! Ayağımızın altında dolaşan çocuk istemiyorum.''
''Ben çocuk değilim,'' diye öfkeyle cevap verdi çocuk. ''Yardım etmeye çalıştığımı görmüyor musunuz?''
''Sana hemen buradan toz ol dedim!''
Birden polis memurunu ayaklarına saldıran bir köpeğin havlaması duyuldu. Goon sinirden küplere binmişti. Bir taraftan köpekten kurtulmak için tekme savuruyor, bir taraftan da, ''Bu senin köpeğinmi? Çabuk onu geri çağır!'' diye bağırıyordu.
Çocuk, polis memurunun söylediklerini umursamadan tekrar su doldurmaya gitti. Köpek ise Goon'un ayak bileklerini arasında dolanmaktan gayet memnundu. ''Toz ol!'' dedi polis memuru, köpeğe bir tekme daha atarken.
KARAKTERLER
Fatty:Grup lideri, maceraya meraklı, akıllı, kurnaz, cesur, kılık değiştirmek konusunda yetenekli..
Goon:Çocuklarla yarış içinde olan, terfi peşinde, kasabanın sinirli, iri yarı polis memuru..
Larry:Grubun en büyüğü ve ilk lideri, Fatty'nin sağ kolu, sorumluluk sahibi..
Daısy:Larry'nin kız kardeşi, becerikli, insanlarla olan ilişkilerde başarılı..
Pıp:İyi gözlem yapmakta başarılı, dikkatli, araştırmacı ve Fatty'e hayran..
Bets:Pıp'in kız kardeşi, sevimli, cana yakın, parlak fikirleri olan grubun en küçük üyesi..
Buster:Küçük Dedektiflerin sadık dostu, akıllı, eğitimli İskoç köpeği..
BÖLÜM 1
KULÜBE YANIYOR
Tüm heyecan karanlık bir Nisan akşamında saat dokuz buşukta başladı..
Peterswood kasabası, bir yerlerde havlayan bir köpek dışında son derece sessiz ve sakindi. Kasabanın batı tarafında bir ışık aniden parlayıp söndü.
Larry, bunu gördüğünde yatağa girmek üzereydi. Sabah kolaylıkla uyuyabilmek için odasının perdelerini açık bırakmıştı.İşte bu sayede yanıp sönen o ışığı farkedebilmişti. ''Aman Allahım! Bu da ne böyle?'' dedi Laryyy. Sonra kardeşi Daisy'ye seslendi. ''Daisy Buraya gel ve bak! Kasaba etrafında garip bir ışık gördüm.''
Larry'nin seslenmesi üzerine Daisy yatak kıyafeti ile odaya girip, pencereden dışarı baktı.
''Bu yangın!'' dedi Daisy. ''Bir yerler alev alev yanıyor gibi gözüküyor. Neresi olduğunu merak ettim doğrusu.''
''En iyisi gidip bakalım,'' dedi Larry heyecan içinde. ''Hemen giyinelim. Nasılsa annem ve babam evde yoklar. Onlar gelmeden döneriz. Haydi çabuk ol!''
Larry ve Daisy hızla giyinip, merdivenlerden koşarak indiler ve karanlık bahçeden geçip yola çıktılar. Önünde geçtikleri bir evde de aynı telaşın yaşandığını fark ettiler.
''Bu Pip olmalı!'' dedi Larry ve feneri ile yolu aydınlattı. Fenerin ışığı, kendi yaşlarında bir erkek ve onunla beraber sekiz yaşlarında bir kız çocuğunun yüzünü aydınlattı. ''Selam Bets! Siz de mi geliyorsunuz?'' diye seslendi Daisy, şaşkınlık içinde. ''Bu saatte uyumuş olacağınızı düşünmüştüm. ''Larry!'' diye seslendi Pip. ''Bu yangın değil mi? Sence kimin evi yanıyor? Birileri itfaiye çağırmayı akıl etmiş midir?''
SAYFA 2
''Korkarım komşu kasabadan gelecek olan itfaiye yetişemeden ev yanıp kül olacak,'' dedi Larry. ''Haydi bir an önce gidelim. Yangın Haycock Caddesi'nde gibi...''
Çocukların hepsi yangının olduğu yere doğru koştular. Bazı kasabalılar da alevi görmüş, heyecanla yoldan aşağı koşuyorlardı. ''Bu Bay Hick'in evi!'' diye bağırdı Larry. ''Bahçesindeki kulübeyi çalışma odası olarak kullanıyordu. Aman Allahım, geriye bir şey kalmamış.''
Eski kulübenin tamamı ağaçtan inşa edilmişti. Damındaki kuru samanlar alev alev yanıyordu.
Kasabanın polisi, Goon da, oradaydı. Alevlere su atan adamlara emirler yağdırıyordu. Çocukları görünce onlara bağırmayıda ihmal etmedi.
''Toz olun buradan! Toz olun!''
''Bay Goog ne zaman görse hep böyle söylüyor,'' dedi Bets. ''Onu daha birkere, başka bir şey söylerken duymadım.''
Kovalarla su atarak bu korkunç alevleri söndürmek pek mümkün görünmüyordu. Polis memuru şöförüne seslendi.
''Thomas nerede? Arabaları temizlemek için kullandığı hortumu getirmesini söyleyin.''
Konuşan ahçı Bayan Minns idi. Normalde son derece rahat biri olan Bayan Minns çevesine korku dolu gözlerle bakıyor, bir tarafdanda elleri titreyerek, musluktan kovalara su dolduruyordu.
''Faydasız,'' dedi kasaba sakinlerinden biri. ''Yangını bu şekilde durduramayacağız. Yangın önüne geçemeyeceğiz kadar büyüdü.''
''Birileri isfaiyeyi aramış,'' dedi başka bir adam. ''Ama itfaiye buraya gelinceye kadar yangın başka yerlerede sıçrayacak.''
''Korkmayın!'' dedi polis memuru. ''Rüzgar karşı yönden esiyor. Bay Hick eve geri döndüğünde, onun için ne büyük şok olacak.''
SAYFA 3
Dört çocuk çevrelerinde dönen olayları heyecan içinde izlediler. ''Böyle küçük sevimli bir evin alevlerin içinde olması çok üzücü!'' dedi Larry. ''Keşke bize de, su taşımak gibi bir şeyler yapmamıza izin verseler.''
Larry'nin yaşında bir çocuk elinde bir kova suyu alevlerin üzerine öyle bir fırlattı ki, suyun bir kısmı Larry'nin üzerine geldi. Larry çocuğa dönüp seslendi:
''Hey sen! Suyun çoğu bana geldi. Dikkat etsene, Allah aşkına.''
''Üzgünüm dostum,'' dedi çocuk, heceleri garip bir şekilde uzatarak. Alevler bir kez daha parladı ve tüm bajçeyi aydınlattı. Larry, o zman ona su atan çocuğun, kilolu, iyi giyimli birisi olduğunu gördü.
''Bu karşıdaki eve yeni taşınan çocuk,'' diye açıkladı Pip, Larry'nin kulağına eğilerek. ''Çok sinir birisi. Her şeyi bildiğini zannediyor ve üstelik cebinde tonla para taşıyor.''
Polis memuru kova ile su taşıyan çocuğu görünce ona:
''Hey sen!'' diye bağırdı. ''Toz ol buradan! Ayağımızın altında dolaşan çocuk istemiyorum.''
''Ben çocuk değilim,'' diye öfkeyle cevap verdi çocuk. ''Yardım etmeye çalıştığımı görmüyor musunuz?''
''Sana hemen buradan toz ol dedim!''
Birden polis memurunu ayaklarına saldıran bir köpeğin havlaması duyuldu. Goon sinirden küplere binmişti. Bir taraftan köpekten kurtulmak için tekme savuruyor, bir taraftan da, ''Bu senin köpeğinmi? Çabuk onu geri çağır!'' diye bağırıyordu.
Çocuk, polis memurunun söylediklerini umursamadan tekrar su doldurmaya gitti. Köpek ise Goon'un ayak bileklerini arasında dolanmaktan gayet memnundu. ''Toz ol!'' dedi polis memuru, köpeğe bir tekme daha atarken.