Herkes,kulluğu Kadar Sabreder,şükreder Ve Rıza Gösterir

mehmetakifm

FeNeRbAhÇeLi
Uzman Üye
Katılım
11 Haz 2006
Mesajlar
14,951
Beğeni puanı
0
Puanları
0
Cinsiyet:
erkek
Nerden:
istanbul
İbadet yoluna girmiş olanlar her zaman daha çok sıkıntı ve daha fazla mihnet çekerler. İnsanlar, Allah'a olan yakınlıkları derecesinde daha fazla bela ve musibetlere uğrarlar.
Saad b. Ebi Vakkas anlatıyor:Resulullah(s.a.v)’e:”Ya Resulullah! En fazla belaya müptela olanlar kimlerdir? Diye sordum. Şöyle buyurdular:”Peygamberler,sonra salihler,sonra da bunlara en çok benzeyenler. Bunlar benzedikleri oranda belaya müptela olurlar. Dolayısıyla insan dininin durumuna göre belaya müptela olur. Dini sağlam birisiyse,musibeti artırılır.;dininde gevşeklik varsa,musibeti hafif tutulur. Kul yeryüzünde günahsız yürüyünceye kadar belalar gelmeye devam eder.” buyurması işte bu marifetin ve kulluktaki azameti kadar olduğunu göstermektedir.
Sabır, nefsi hevasının yani kötü arzularının peşinde koşmaktan alıkoymak ve Mevlâ’sının rızası için mücahade gereken durumlarda başa gelen imtihan ölçüsünde nefsi mücahade içinde tutmaktır. Çünkü mücahade, kulun müptela olduğu imtihan ölçüsünde olur. Kötülüklerden korunmak, nefsi devamlı taat üzerinde tutmak, tabiatından kaynaklanan ve Cenab-ı Hakk’ın huzurunda kötü edep sayılan şeylerden nefsi uzak tutmak tercih edilen bir durumdur. Bu tercihlere kıymet ölçüsünde marifet artar,marifet artarsa,sabır edilen hususlar artar,sabredilen hususların artması,şükrün mahiyetini genişletir,şükrü bol olanın başa gelen işlere rıza göstermesi de o ölçüde tam olur.
İşte onun içindir ki herkes yakini ölçüsünde sabır eder,şükreder ve rıza gösterir.
İmtihan vesilesiyle gelen işlere sabır,rıza ve teslimiyet ile hasıl olur. Müminin, başına gelen acı bir olayda dili edepli olduğu gibi, kalbi de edeple teslimiyet göstermelidir.
Sabır ehli karşılaşmış olduğu bela ve musibet karşısında,dili ile şikayetçi olmadığı gibi kalbi ile de itiraz etmeden sükunetle karşılar. Bu durum ancak salih kulların vasfıdır.
Onun içindir ki,sabredenlerin sabır ettikleri vasıflar da değişiktir.
Sabır üç çeşittir: 1- Musibete Sabır, 2- İlahi emirleri yerine getirmeye sabır, 3-Haramlardan uzak kalmaya sabır. En zoru üçüncüsüdür.
Sabır (duruma göre), farz ve fazilet olmak üzere temelde iki kısımdır. Bunlar, ilahî hükümlere göre bilinir ve belirlenir. Bir hüküm (yapılması veya yapılmaması yönüyle) farz ise, emredileni yapmak ve yasaklanan işten kaçmak için sabretmek de farzdır. Eğer bir şey teşvik ve tavsiye ediliyorsa onu yapmak için sabretmek fazilettir.
Onun içindir ki manevi terbiyenin temelini sabır oluşturur. Sabırsız kimseye doktor tedavi uygulayamaz. Verilen ilaçlar her ne kadar sıkıntı ve acı gelirse gelsin, akıbeti düşünülerek sabırla kullanılmalı,bu ilaçları kullanmaya vesile olan yüce Allah’a şükretmeli ve hale rıza gösterip tedaviye devam etmeye azmetmelidir. Bunun için, " Sabreden derviş muradına ermiş" sözü, darb-ı mesel olmuştur.
 
Üst Alt