Felekten bir ömür çalmak!

Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...

54_yunus_54

New Member
Uykudaki Üye
Katılım
12 Kas 2009
Mesajlar
2,063
Beğeni puanı
0
Puanları
0
Cinsiyet:
erkek
Nerden:
secilmemis
Felekten bir ömür çalmak


Tik, tak... Tik, tak... Tik, tak... Zaman, ölüme akan bir tren ahenginde amaçlarımıza “tik, tak” tan öte bir şey bırakmadan yitip gidiyor. Biz sonsuzluk ülkesinin prensi olma hülyasında iken ecel senfonisi son bir “Tik-tak” notasıyla kapatıveriyor hayat perdesini.
İnsan, bu zaman tünelinde ne kadar garip; adımlar bir o yana, bir bu yana ne de şaşkın. Fikirler pejmürde, eylemler palampoş.
Ne anladık tılsımından zamanın? Bu kadim fenomenden payımıza ne düştü? “Vakit, nakittir” diyenler, kefenlerinin ceblerine mi koydu tüm nakitlerini? Yoksa kuyu misali mezarlarının dibinde, ağzına kadar nakitle dolu çelik kasalarla mı veda ettiler “vakit” e?
Kimi zaman bir şarkı kadar çoşkun, kimi zaman bir ağıt gibi acıydı zaman. Ama ne coşkudan ne acıdan bir iz komadan damaklarda uçup gitmişti zaman.
Zaman, tüm müphem edasıyla künhüne varılmayan bunca soyut kavramsallığıyla en büyük hazine oldu her zamanın... Kim için? Zamanı bir mühlet ve sonsuzluğa uzanan bir binit olarak algılayanlar için...
Haydi, biraz daha debelen! Haydi, biraz daha eğlen! Zaman rüzgarı üzerine esmeye devam edecek; seni buruşuk, kırışık bir müsveddeye çevirip hayatın çöp kutusu olan mezarına yuvarlayacaktır.
Çevrene ne bakınıp duruyorsun? Derin darbe senin içinde kopmakta. Sen, her akşam ağız dolusu kusarken zamanın üzerine, o, her sabah yeni bir hayat öpücüğüyle uyandırıyor seni. Bu öpücüğü yeni bir dirilişe çevirmek çok mu zaman alıyor? Yoksa sana verilen mühletin “tik-tak” larını duymaz mı oldun?
Henüz 20 yaşında bir delikanlısın. Güçlüsün, irisin, dirisin; zamana meydan okuyorsun vesselam. Ama unutma! Zaman, seni bir mum gibi eritmeye “tik-tak” vuruşlarıyla hayat kontorlerini tüketmeye devam ediyor. Muhtemelen, 630 milyon “tik-tak” tüketmiş bulunuyorsun. Zor, ama yinede var sayalım ki 70 yıl yaşayacaksın. Demek oluyor ki birbuçuk milyar kontorün kalmış fazla zamanın kalmadı dostum. Baksana, neredeyse bir milyarını kaşla göz arasında tüketmişsin bile! Hem unutma, günde 14-400, yılda ise tam 432000 “tik-tak” harcıyorsun bu ömr-ü fanide. Bir de bakalım varsayımımız tutacak mı? Yani zaman tünelin, yetmiş yıl uzayacak mı?
İyisi mi genç arkadaş, bırakalım matematiği, çarpım tablosunu da zamanın her bir “tik-tak” ını ebedi mutluluk senfonisinde ahenkli birer notaya dönüştürmenin yoluna bakalım!
Ecelin zaman paydasından serseri lahzalar çalmaya devam mı edeceğiz? Yoksa zaman canavarları ; eğlenceyi, boşboğazlığı, vurdum duymazlığı zamanı kutsal belleyen bir bilgelikle başımızdan savacak mıyız?
Baksana değerli arkadaşım! Dört yanında zamanı tüketen oyuncaklar sunuyorlar maskeli kuru kelleler. Bu oyuncaklar seni tüketiyor zamanı değil. Bir çırpıda seni tüketmek içindir her şey.
Zaman ise o görkem dolu asaletiyle gürül gürül esmeye ve herkese meydan okumaya devam ediyor. Çünkü O, Aziz ve Rahim olan Yaradan’ın mukaddes bir ayeti ve kulları içinde sonsuzluğa uzanan bir rahmet binitidir. “Vakit, mühlettir” vesselam.

Tik, tak... Tik, tak... Tik, tak... Zaman, ölüme akan bir tren ahenginde amaçlarımıza “tik, tak” tan öte bir şey bırakmadan yitip gidiyor. Biz sonsuzluk ülkesinin prensi olma hülyasında iken ecel senfonisi son bir “Tik-tak” notasıyla kapatıveriyor hayat perdesini.
İnsan, bu zaman tünelinde ne kadar garip; adımlar bir o yana, bir bu yana ne de şaşkın. Fikirler pejmürde, eylemler palampoş.
Ne anladık tılsımından zamanın? Bu kadim fenomenden payımıza ne düştü? “Vakit, nakittir” diyenler, kefenlerinin ceblerine mi koydu tüm nakitlerini? Yoksa kuyu misali mezarlarının dibinde, ağzına kadar nakitle dolu çelik kasalarla mı veda ettiler “vakit” e?
Kimi zaman bir şarkı kadar çoşkun, kimi zaman bir ağıt gibi acıydı zaman. Ama ne coşkudan ne acıdan bir iz komadan damaklarda uçup gitmişti zaman.
Zaman, tüm müphem edasıyla künhüne varılmayan bunca soyut kavramsallığıyla en büyük hazine oldu her zamanın... Kim için? Zamanı bir mühlet ve sonsuzluğa uzanan bir binit olarak algılayanlar için...
Haydi, biraz daha debelen! Haydi, biraz daha eğlen! Zaman rüzgarı üzerine esmeye devam edecek; seni buruşuk, kırışık bir müsveddeye çevirip hayatın çöp kutusu olan mezarına yuvarlayacaktır.
Çevrene ne bakınıp duruyorsun? Derin darbe senin içinde kopmakta. Sen, her akşam ağız dolusu kusarken zamanın üzerine, o, her sabah yeni bir hayat öpücüğüyle uyandırıyor seni. Bu öpücüğü yeni bir dirilişe çevirmek çok mu zaman alıyor? Yoksa sana verilen mühletin “tik-tak” larını duymaz mı oldun?
Henüz 20 yaşında bir delikanlısın. Güçlüsün, irisin, dirisin; zamana meydan okuyorsun vesselam. Ama unutma! Zaman, seni bir mum gibi eritmeye “tik-tak” vuruşlarıyla hayat kontorlerini tüketmeye devam ediyor. Muhtemelen, 630 milyon “tik-tak” tüketmiş bulunuyorsun. Zor, ama yinede var sayalım ki 70 yıl yaşayacaksın. Demek oluyor ki birbuçuk milyar kontorün kalmış fazla zamanın kalmadı dostum. Baksana, neredeyse bir milyarını kaşla göz arasında tüketmişsin bile! Hem unutma, günde 14-400, yılda ise tam 432000 “tik-tak” harcıyorsun bu ömr-ü fanide. Bir de bakalım varsayımımız tutacak mı? Yani zaman tünelin, yetmiş yıl uzayacak mı?
İyisi mi genç arkadaş, bırakalım matematiği, çarpım tablosunu da zamanın her bir “tik-tak” ını ebedi mutluluk senfonisinde ahenkli birer notaya dönüştürmenin yoluna bakalım!
Ecelin zaman paydasından serseri lahzalar çalmaya devam mı edeceğiz? Yoksa zaman canavarları ; eğlenceyi, boşboğazlığı, vurdum duymazlığı zamanı kutsal belleyen bir bilgelikle başımızdan savacak mıyız?
Baksana değerli arkadaşım! Dört yanında zamanı tüketen oyuncaklar sunuyorlar maskeli kuru kelleler. Bu oyuncaklar seni tüketiyor zamanı değil. Bir çırpıda seni tüketmek içindir her şey.
Zaman ise o görkem dolu asaletiyle gürül gürül esmeye ve herkese meydan okumaya devam ediyor. Çünkü O, Aziz ve Rahim olan Yaradan’ın mukaddes bir ayeti ve kulları içinde sonsuzluğa uzanan bir rahmet binitidir. “Vakit, mühlettir” vesselam.
​
 
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Üst Alt