El Clasico'ya politik ve kültürel bakış

Sisli Kimlik

Hangimiz sevmedik?
Elite Üye
Katılım
31 May 2007
Mesajlar
45,663
Beğeni puanı
1
Puanları
36
Cinsiyet:
erkek
Nerden:
istanbul
Dünyadaki en büyük derbinin aslında geleneksel ve teknik anlamda derbi olmaması oldukça ilginç. Real Madrid ve FC Barcelona karşılaşması daha önce El Derbi olarak anılırken, son yıllarda El Clasico veya El Gran Clasico sıfatlarıyla tanımlanıyor. Bu takımlar, aynı şehir ve bölgeden olmamalarının yanında ayrıca farklı ülkelerden. Barcelona İspanya’nın özerk bölgesi Katalunya’dan gelirken, Real merkez İspanyollar'ı temsil ediyor.

İspanyol futbolu ve politikası, Avrupa’nın başka hiçbir ülkesinde görülmeyecek şekilde birbirinden ayrılmaz durumda. Herhalde başka hiçbir derbide politik ve kültürel farklılıklar bu kadar odak noktası olmuyordur: günlerce süren hazırlıklar, uzun bir tarihe dayanması, dökülen kanlar, her seferinde galip gelme istediğinin verdiği heyecan ve hangi tarafı desteklemenize göre direnç ve kontrol sembolü haline gelmiş bir karşılaşma.

Katalanlar'ın sembolü

Barcelona her zaman Katalunya’nın takımı olmuştur. Bu takım, Katalanların sembolüdür, yani 1940 ile 1970 yılları arasında Komutan Francisco Franco’nun diktator rejimine maruz kalmış bölgenin sembolü. Her ne kadar Katalan kulübün alt yapısı önceden kurulmaya başlamış olsa da, Katalanlar iç savaş sırasında Barcelona aracılığı ile kendilerini politik, kültürel, sosyal ve duygusal olarak ifade etmeye başladılar.

Komutan Franco 1940 ve 1950 yıllarında Atletico Madrid’e ilgi duymaya başladı ve sonraki yıllarda bu takımla ilişkilendirildi. Franco, aynı yıllarda Katalanlara baskı kurup birçok kişilik hakkını zorla almanın yanında Katalan dilini de yasakladı. O günlerde, Nou Camp Katalanlar için kendi dillerinde korkusuzca konuşup kendilerini ifade ettikleri tek yer olmuştur. Futbol kulüpleri her zaman yerel halkın sembolü olmuş ve onları temsil etmiştir, ancak Barcelona ve Katalunya’daki kişiler için Barcelona kulübünden fazlası haline gelmiştir.

Di Stefano ile tohumu atılan düşmanlık

Büyük ihtimalle Real Madrid ile Barcelona arasındaki ilk düşmanlık tohumları 1953 yılında atıldı. O tarihte Alfredo di Stefano’nun Barcelona ile anlaştığı sanılıyordu. Ancak Katalan devi bu oyuncuyla anlaşmak istemediğini bununda sözleşmede doğan anlaşmazlıklardan kaynaklandığını açıkladı. Daha sonra Madrid başkanı Santiago Bernabeu devreye girerek bu oyuncuyu takımına kattı.

Devlet'in takımı

O yıllardan sonra Real Madridli olmayan taraftarlar başkent ekibini diktatör olarak tanımladı. Madrid sürekli olarak çirkin galibiyetler almakla, hakemleri satın almakla ve İspanyol Futbol Federasyonu’nu elinde tutmakla suçlanıyordu. Real Madrid halkın takımı olarak tanımlanan Barcelona’nın aksine hep devletin takımı olarak görülmüştür.

Katalunya ise İspanya’nın üreten ve modern kesimi olarak bilinir. Madrid her zaman tutucu taraf olarak gözükürken Katalunya bölgesi yeni fikirlere açık bir yerdir. Katalunya geleneği her zaman Madrid hükümetine karşı çıkmıştır. İşte bu yüzden 20 Kasım 1975’te General Franco öldüğünde Barcelona kulübü sekreteri Jaume Rosell ve yönetici Joan Granadoes baskı rejiminin sona erdiğini düşünerek Franco’nun büstünün etrafında eğlenirken görüntülendiler.

Cruyff fethi ve Hollanda akımı

1973 yılında Johan Cruyff Barcelona’ya geldikten sonra yaptığı açıklamalarla Katalanların sevgilisi haline geldi. Cruyff asla Real Madrid’de oynamayacağını çünkü Madrid’in Franco’nun takımı olduğunu söylemişti. Bu açıklama Avrupa’nın diğer ülkelerinde yaşayan insanların Real Madrid’i nasıl gördüğünün bir göstergesiydi.

İlerleyen yıllarda Barcelona Hollanda futbol tarzını benimsedi ve göze hoş gelen futboluyla tanınmaya başlandı. Bunda Hristo Stochkov başta olmak üzere pek çok yabancı oyuncu büyük bir rol oynadı. Her ne kadar şu an nefret edilse de Figo da Barça değişiminde yer aldı.

Real Madrid de Di Stefano ile birlikte kendi değişimini yaşamaya başladı ve bu değişim Zinedine Zidane’lara Raul’lara ve Caillas’lara kadar uzandı. Madrid’in, kulüp tarihine bakıldığında Barcelona’dan çok daha başarılı olduğu göze çarpıyor. Taraftarlar Real Madrid’in kendilerini Barcelona’ya göre gururla ve saygınlıkla temsil ettiğini düşünüyor. Çünkü Real Madrid’in Avrupa kupalarında elde ettiği başarılar, Barcelona’nınkilerle kıyaslanamayacak kadar çok.

Küreselleşme farkı azaltsa yaşasın El Clasico

21. yüzyıla girdiktikten sonra ise iki kulüp arasındaki kültürel ve politik ayrılıklar futbolun globelleşmesiyle giderek azaldı. Ancak iki takım hala ezeli rakipler olarak gözüküyor ve İspanyol basını da her El Clasico öncesi eski sayfaları açmaya devam ediyor.

Politikanın futbolun laneti olduğu söylenir, ancak kültürel, tarihsel ve sosyolojik farklılarında yardımıyla dünyanın en büyük derbisi olan El Clasico’nun doğmasını sağlamıştır.

Subhankar Mondal
 
Üst Alt