- Katılım
- 2 Ağu 2005
- Mesajlar
- 2,055
- Beğeni puanı
- 0
- Puanları
- 36
- Yaş
- 41
- Cinsiyet:
- erkek
- Nerden:
- ankara
[Görsel erişilemez]
Bir dönemin hırçın yıldızı Eric Cantona, artık Nike'ın sahada centilmenliği benimseyen 'Joga Bonito' (Güzel Oyun) kampanyasının sözcüsü. Paris'te özel röportaj veren Fransızlar'ın efsane ismi, "Ben hep güzel olanı yıkmak isteyenlere karşı isyan ettim" dedi.
Futbol dünyasının günümüzdeki vebaları şiddet, tartışma ve çirkinliğe karşı, "takım ruhu", "neşe", "yetenek", "gurur" ve "yüreklilik"... İşte futbola gönül verenlerin tartışmasız benimseyeceği güzellikler. Nike'ın futbolu centilmenliğe sığmayan görüntülerden kurtarmayı hedefleyen "Jogo Bonito" (Güzel Oyun)
kampanyasına yıldızlar destek veriyor. Ve onların sözcülüğünü de bir zamanların "hırçın" futbolcusu Eric Cantona yapıyor. Cantona, Paris'te "güzel oyunu" ve fazlasını anlattı:
- Sizce bu oyun neden bu kadar popüler?
-Birincisi, topa benzeyen herhangi bir şeyle her yerde oynanabiliyor. Büyük sahada 11'e karşı 11 veya yemek odasında ya da sokakta birkaç kişiyle oynanabilir. Sosyal sınıf ayrımı da gözetilmiyor. Diğer husus medyatik oluşu. Ama kökeninde medya yokken de en çok sevilen spordu.
- Joga Bonito 'Güzel Oyun' kampanyasının amacı nedir?
- Bu bir eğitim. Yetiştiğimiz sosyal ortam, ne kadar ondan kurtulmak istesek de her zaman üzerimize yansıyor. Kimileri bununla mücadele ediyor. Oysa hangi ortamda büyümüşsek, hangi ortamda gelişmişsek o durum devam eder. Sokakta futbola başlayan oyuncu, eğitimle işin tekniğine ve disipline kavuşur, ama yetiştiği ortam o çocukta hissedilmeye devam eder. Futbol tarzı doğduğu ülkeyi yansıtır. Bu nedenledir ki, dünya kupaları hepimize son derece ilginç geliyor. Futbol hizmetine koşulan bütün bu farklı zihniyetler sahada karşı karşıya geliyor. Biz bunların tümünün futbolun güzelliği olduğuna inanıyoruz.
- Bu kampanya etik veya ahlaki kurallar getiriyor mu?
-Hayır öyle kurallar getirme gibi bir hedefimiz yok. Takım ruhu nedir? Bir yeteneğim, bir yaratıcılığım var ve bütün bunları takımımın hizmetine veriyorum. Bu koyunlaşıyorum demek değil. 80 bin seyirci önünde bir final maçı oynamak ve bunu güzel hareketler yaparak kazanmayı arzulamak. Genç bir oyuncuya 'Senin hayalin nedir' diye sorun. 'Amacım final maçının son dakikasında akrobatik bir röveşata golü atmak' diyecektir. Kimse, 'Rüyamdaki futbol, antrenörün emrine itaat etmek' demeyecektir.
Harika hareketlerde bulunan savunma oyuncuları da gördük. Örneğin Beckenbauer gibi ayağının dış tarafıyla 30 metreden çapraz pas verebilen oyuncular var. Bütün bu 11 oyuncuyu bir takıma koyduğunuzda, önceden planlanmış oyun elde etmek mümkün değil. Çünkü iyi oynayıp kaybetmek ilginç değil. Kötü oynayıp kazanmak da. Bizi rüya alemine taşıyan oyuncular, iyi oynayıp, maç kazananlar.
- Siz hırçındınız. Peki bu anlattıklarınız size uygun mu?
-Tribünde birine tekme attım. Bir kaç kez rakibe çelme taktım. Ama tümü, bir şeyler inşaa etmeye çalıştığım sırada oldu. Benim yapmaya çalıştığımı yıkmak isteyenler çıktı. Tabii sizi engellemek onların görevi. Ancak öyle anlar geliyor ki, bunu gayri meşru şekilde yapıyorlar. Bir iki derken hakemin görevini yerine getirmediğini düşünmeye başlıyorsunuz. O zaman sigortalar atıyor. Bir seyirci gelip size küfrediyor. O kişi anlamıyor ki, sen kendisine keyif vermeye çabalıyorsun. Ben hep yıkmak isteyene karşı isyan ettim.
-Türk futbolu hakkında ne düşünüyorsunuz?
- Türk futbolunu 2002'den önce karşılarında oynayarak tanıma fırsatı buldum. Galatasaray gibi takımlarla oynadığımız maçlardan hatırlıyorum, isimlerini çıkaramayacağım, ama yaratıcı birkaç oyuncu vardı. Etraflarındakiler ise daha çok savunma oyunu oynayan, çok disiplinli, antrenörün verdiği taktikten çıkmayan oyun oynuyorlardı. Güney Amerika'da Arjantinliler neyse, Avrupa'da da Türkler öyle...
- Tigana, Milli Takımı'nın başına getirilmeyişini siyahlığıyla açıkladı. Katılıyor musunuz?
-Hayır. Çünkü futbol ırkçılığa karşı. Mahallenin futbolcu olmak isteyen tüm çocukları ile oynuyorsunuz. Bunlar Arap, zenci, beyaz olabiliyor. Bence futbolcu, örnek bir ırkçılık karşıtı kişidir, farklı kültürlere hoşgörülüdür. Seyirci farklı. Dolayısıyla futbolun içinde ırkçılık olduğunu söyleyemeyiz.
21.04.2006
Kaynak : Milliyet
Bir dönemin hırçın yıldızı Eric Cantona, artık Nike'ın sahada centilmenliği benimseyen 'Joga Bonito' (Güzel Oyun) kampanyasının sözcüsü. Paris'te özel röportaj veren Fransızlar'ın efsane ismi, "Ben hep güzel olanı yıkmak isteyenlere karşı isyan ettim" dedi.
Futbol dünyasının günümüzdeki vebaları şiddet, tartışma ve çirkinliğe karşı, "takım ruhu", "neşe", "yetenek", "gurur" ve "yüreklilik"... İşte futbola gönül verenlerin tartışmasız benimseyeceği güzellikler. Nike'ın futbolu centilmenliğe sığmayan görüntülerden kurtarmayı hedefleyen "Jogo Bonito" (Güzel Oyun)
kampanyasına yıldızlar destek veriyor. Ve onların sözcülüğünü de bir zamanların "hırçın" futbolcusu Eric Cantona yapıyor. Cantona, Paris'te "güzel oyunu" ve fazlasını anlattı:
- Sizce bu oyun neden bu kadar popüler?
-Birincisi, topa benzeyen herhangi bir şeyle her yerde oynanabiliyor. Büyük sahada 11'e karşı 11 veya yemek odasında ya da sokakta birkaç kişiyle oynanabilir. Sosyal sınıf ayrımı da gözetilmiyor. Diğer husus medyatik oluşu. Ama kökeninde medya yokken de en çok sevilen spordu.
- Joga Bonito 'Güzel Oyun' kampanyasının amacı nedir?
- Bu bir eğitim. Yetiştiğimiz sosyal ortam, ne kadar ondan kurtulmak istesek de her zaman üzerimize yansıyor. Kimileri bununla mücadele ediyor. Oysa hangi ortamda büyümüşsek, hangi ortamda gelişmişsek o durum devam eder. Sokakta futbola başlayan oyuncu, eğitimle işin tekniğine ve disipline kavuşur, ama yetiştiği ortam o çocukta hissedilmeye devam eder. Futbol tarzı doğduğu ülkeyi yansıtır. Bu nedenledir ki, dünya kupaları hepimize son derece ilginç geliyor. Futbol hizmetine koşulan bütün bu farklı zihniyetler sahada karşı karşıya geliyor. Biz bunların tümünün futbolun güzelliği olduğuna inanıyoruz.
- Bu kampanya etik veya ahlaki kurallar getiriyor mu?
-Hayır öyle kurallar getirme gibi bir hedefimiz yok. Takım ruhu nedir? Bir yeteneğim, bir yaratıcılığım var ve bütün bunları takımımın hizmetine veriyorum. Bu koyunlaşıyorum demek değil. 80 bin seyirci önünde bir final maçı oynamak ve bunu güzel hareketler yaparak kazanmayı arzulamak. Genç bir oyuncuya 'Senin hayalin nedir' diye sorun. 'Amacım final maçının son dakikasında akrobatik bir röveşata golü atmak' diyecektir. Kimse, 'Rüyamdaki futbol, antrenörün emrine itaat etmek' demeyecektir.
Harika hareketlerde bulunan savunma oyuncuları da gördük. Örneğin Beckenbauer gibi ayağının dış tarafıyla 30 metreden çapraz pas verebilen oyuncular var. Bütün bu 11 oyuncuyu bir takıma koyduğunuzda, önceden planlanmış oyun elde etmek mümkün değil. Çünkü iyi oynayıp kaybetmek ilginç değil. Kötü oynayıp kazanmak da. Bizi rüya alemine taşıyan oyuncular, iyi oynayıp, maç kazananlar.
- Siz hırçındınız. Peki bu anlattıklarınız size uygun mu?
-Tribünde birine tekme attım. Bir kaç kez rakibe çelme taktım. Ama tümü, bir şeyler inşaa etmeye çalıştığım sırada oldu. Benim yapmaya çalıştığımı yıkmak isteyenler çıktı. Tabii sizi engellemek onların görevi. Ancak öyle anlar geliyor ki, bunu gayri meşru şekilde yapıyorlar. Bir iki derken hakemin görevini yerine getirmediğini düşünmeye başlıyorsunuz. O zaman sigortalar atıyor. Bir seyirci gelip size küfrediyor. O kişi anlamıyor ki, sen kendisine keyif vermeye çabalıyorsun. Ben hep yıkmak isteyene karşı isyan ettim.
-Türk futbolu hakkında ne düşünüyorsunuz?
- Türk futbolunu 2002'den önce karşılarında oynayarak tanıma fırsatı buldum. Galatasaray gibi takımlarla oynadığımız maçlardan hatırlıyorum, isimlerini çıkaramayacağım, ama yaratıcı birkaç oyuncu vardı. Etraflarındakiler ise daha çok savunma oyunu oynayan, çok disiplinli, antrenörün verdiği taktikten çıkmayan oyun oynuyorlardı. Güney Amerika'da Arjantinliler neyse, Avrupa'da da Türkler öyle...
- Tigana, Milli Takımı'nın başına getirilmeyişini siyahlığıyla açıkladı. Katılıyor musunuz?
-Hayır. Çünkü futbol ırkçılığa karşı. Mahallenin futbolcu olmak isteyen tüm çocukları ile oynuyorsunuz. Bunlar Arap, zenci, beyaz olabiliyor. Bence futbolcu, örnek bir ırkçılık karşıtı kişidir, farklı kültürlere hoşgörülüdür. Seyirci farklı. Dolayısıyla futbolun içinde ırkçılık olduğunu söyleyemeyiz.
21.04.2006
Kaynak : Milliyet