- Katılım
- 16 Ağu 2005
- Mesajlar
- 2,514
- Beğeni puanı
- 0
- Puanları
- 36
- Yaş
- 42
- Cinsiyet:
- bayan
- Nerden:
- bursa
BUGÜNLERDE HERKES GİTMEK İSTİYOR
Küçük bir sahil kasabasına, bir başka ülkeye, dağlara,uzaklara…
Hayatından memnun olan yok. kiminle konuşsam aynı şey… her şeyi bırakıp gitme isteği.
Öyle yanına almak istediği üç şey falan yok. Bir kendisi.
Bu yeter zaten. Herşeyi,herkesi bırakıp gidebilse insan.
Ama olmuyor.
Hadi kendimize razıyız diyelim, öteki de olmuyor.
Yani her şeyi yüzüstü bırakmak göze alınamıyor.
Böyle gidiyor işte.bir yanımız kalk gidelim,öbür yanımız otur diyor.
Otur diyen kazanıyor. O yan kalabalık zira. İş güç sorumluluk çoluk çocuk aile güvende olma duygusu… En kötüsü alışkanlık.
Alışkanlığın verdiği rahatlık, ağaç olup kök salıyoruz.
Evlenmeler…
Bir çocuk daha doğurmalar…
Borçlara girmeler…
İşi büyütmeler…
Bir köpek bile bizi uçmaktan alıkoyabiliyor.
Misal ben…
Kapıdaki Rex’i bırakıp gidemiyorum. Değil bu şehirden gitmek ,iki sokak öteye taşınamıyorum. Alıp götürsem gelmez ki.. Bütün sokağın köpeği olduğunun farkında.
Herkes onu, o herkesi seviyor. Hangi birimizle gitsin?
“Sırtında yumurta küfesi olmak” diye bir deyim vardır; evet, sırtımızda yumurta küfesi var hepimizin. Kendi imalatımız küfeler.
Ama eğreti de yaşanmaz ki bu dünyada. Ölüm var zira. Ölüme inat tutunmak lazım. İnadına kök salmak lazım.
Bari ufak kaçışlar yapabilsek. Var tabi yapanlar. Ama az sadece kaymak tabakası.
Hepimiz kaçabilsek… Bütçe,zaman,keyif… Denk olsa.
Gün içinde mesala…
Küçücük gitmeler yapabilsek. Ne mümkün. Sabah 09.00 , akşam 18.00.
Sonra başka mecburiyetler. Sıkışıp kaldık. Sırf yeme içme barınmanın bedeli bu kadar ağır olmamalı! Hayatta kalabilmek için bir ömür veriyoruz. Bir ömür karşılığı bir ömür yani.
Ne saçma. Bahar mıdır bizi bu hale getiren? Galiba. Ben her bahar aşık olmam ama her bahar gitmek isterim. Gittiğim olmadı hiç. Ama olsun… İstemek de( güzel…
(alıntı)pakizesude
Küçük bir sahil kasabasına, bir başka ülkeye, dağlara,uzaklara…
Hayatından memnun olan yok. kiminle konuşsam aynı şey… her şeyi bırakıp gitme isteği.
Öyle yanına almak istediği üç şey falan yok. Bir kendisi.
Bu yeter zaten. Herşeyi,herkesi bırakıp gidebilse insan.
Ama olmuyor.
Hadi kendimize razıyız diyelim, öteki de olmuyor.
Yani her şeyi yüzüstü bırakmak göze alınamıyor.
Böyle gidiyor işte.bir yanımız kalk gidelim,öbür yanımız otur diyor.
Otur diyen kazanıyor. O yan kalabalık zira. İş güç sorumluluk çoluk çocuk aile güvende olma duygusu… En kötüsü alışkanlık.
Alışkanlığın verdiği rahatlık, ağaç olup kök salıyoruz.
Evlenmeler…
Bir çocuk daha doğurmalar…
Borçlara girmeler…
İşi büyütmeler…
Bir köpek bile bizi uçmaktan alıkoyabiliyor.
Misal ben…
Kapıdaki Rex’i bırakıp gidemiyorum. Değil bu şehirden gitmek ,iki sokak öteye taşınamıyorum. Alıp götürsem gelmez ki.. Bütün sokağın köpeği olduğunun farkında.
Herkes onu, o herkesi seviyor. Hangi birimizle gitsin?
“Sırtında yumurta küfesi olmak” diye bir deyim vardır; evet, sırtımızda yumurta küfesi var hepimizin. Kendi imalatımız küfeler.
Ama eğreti de yaşanmaz ki bu dünyada. Ölüm var zira. Ölüme inat tutunmak lazım. İnadına kök salmak lazım.
Bari ufak kaçışlar yapabilsek. Var tabi yapanlar. Ama az sadece kaymak tabakası.
Hepimiz kaçabilsek… Bütçe,zaman,keyif… Denk olsa.
Gün içinde mesala…
Küçücük gitmeler yapabilsek. Ne mümkün. Sabah 09.00 , akşam 18.00.
Sonra başka mecburiyetler. Sıkışıp kaldık. Sırf yeme içme barınmanın bedeli bu kadar ağır olmamalı! Hayatta kalabilmek için bir ömür veriyoruz. Bir ömür karşılığı bir ömür yani.
Ne saçma. Bahar mıdır bizi bu hale getiren? Galiba. Ben her bahar aşık olmam ama her bahar gitmek isterim. Gittiğim olmadı hiç. Ama olsun… İstemek de( güzel…
(alıntı)pakizesude