- Katılım
- 27 Haz 2006
- Mesajlar
- 28,888
- Beğeni puanı
- 1
- Puanları
- 36
- Yaş
- 50
- Cinsiyet:
- erkek
- Nerden:
- ankara
Sabahın ilk saatlerine denk gelir, gün içinde onu görüşüm... uykunun mahmurluğunda gezinen dünyası henüz afyonunu patlatamamıştır, günaydın sözcüklerini çatallaşmış bir ses ile söyler bakışlarımızın kesiştiği ilk anda. Gülümsemeye çalışan yüzünü yalanlarcasına bakar parlaklığı kuşanamamış gözleri. Bedenini gizleyen kıyafetleri bu ilk saatlerde sakildir üstünde. Bazen kırışık ütü görmemiştir, bazen ise rahatsız edici bir şekil ya da renk uyumuna sahiptir.
Sokağın köşesinde ki bakkal dükkanı ilk durağıdır. Adımları kendisinden beklenmeyecek ölçüde eşit aralıklıdır. Vücudu, düzgün kesilmiş boyu ile eşit uzunlukta bir tahtaya monte edilmişçesine dik olarak yürür önüm sıra. Gazete ve sigarasını alırken parası avuç içinde saklıdır, satıcıyı ya da arkasında alışveriş için sıra bekleyen beni bekletmez cüzdanından para çıkartmak için. Bakkal çıkışımda aramızda oluşan mesafeyi kapatmak için koşar adım takip ederim kendisini, ortak yolumuzda. Gazetesinin ön kıvrık yüzünü evire çevire okur. Hızlı adımlarını ara sıra kesen geçtiğimiz kaldırımların yüksekliği değişen taşları engel olmaz okuma yürüyüşüne.
Otobüs durağının arkasında yer alan gevrek büfesinden aldığı tek bir börek ile girer küçük çay ocağına. Dumanı karşıdan görülen bir bardak çayı yudumlarken, iki kocaman ısırıkta bitirir elinde ki böreği. Önceden hazırlanmış olan çay parasını bırakır çay tabağının içine, gazetesini sıkıştırır sol koltuk altına ve çıkar durağa. Dakiklenmiş saatine uygun olarak gelir bir araba durağın ön tarafına, kaldırımdan inmeden arka kapıyı açar ve yanında ki kişilere aynı bozuk ses tonu ile “günaydın” der, günaydın cevapları arasında...
Her sabah yolcu ederim onu otobüs durağından, kimsin sen bakışlarımın eklendiği düşüncelerim ile... Her yolcu edişimde de “yarın sabah muhakkak konuşacağım seninle” der, ancak yine ertelerim konuşmamı...
Sıradanlığını böylesi düzgünlük içinde sunan bu adamı merak etmem için bir sebep olmasa bile her sabah kendisini izlediğimi bilmesine rağmen bir kere bile dönüp, neden beni izleyerek rahatsız ediyorsunuz demediği ve bu satırları yazmama vesile olduğu için teşekkür ediyorum kendisine sizlerin aracılığı ile.alıntı
Sokağın köşesinde ki bakkal dükkanı ilk durağıdır. Adımları kendisinden beklenmeyecek ölçüde eşit aralıklıdır. Vücudu, düzgün kesilmiş boyu ile eşit uzunlukta bir tahtaya monte edilmişçesine dik olarak yürür önüm sıra. Gazete ve sigarasını alırken parası avuç içinde saklıdır, satıcıyı ya da arkasında alışveriş için sıra bekleyen beni bekletmez cüzdanından para çıkartmak için. Bakkal çıkışımda aramızda oluşan mesafeyi kapatmak için koşar adım takip ederim kendisini, ortak yolumuzda. Gazetesinin ön kıvrık yüzünü evire çevire okur. Hızlı adımlarını ara sıra kesen geçtiğimiz kaldırımların yüksekliği değişen taşları engel olmaz okuma yürüyüşüne.
Otobüs durağının arkasında yer alan gevrek büfesinden aldığı tek bir börek ile girer küçük çay ocağına. Dumanı karşıdan görülen bir bardak çayı yudumlarken, iki kocaman ısırıkta bitirir elinde ki böreği. Önceden hazırlanmış olan çay parasını bırakır çay tabağının içine, gazetesini sıkıştırır sol koltuk altına ve çıkar durağa. Dakiklenmiş saatine uygun olarak gelir bir araba durağın ön tarafına, kaldırımdan inmeden arka kapıyı açar ve yanında ki kişilere aynı bozuk ses tonu ile “günaydın” der, günaydın cevapları arasında...
Her sabah yolcu ederim onu otobüs durağından, kimsin sen bakışlarımın eklendiği düşüncelerim ile... Her yolcu edişimde de “yarın sabah muhakkak konuşacağım seninle” der, ancak yine ertelerim konuşmamı...
Sıradanlığını böylesi düzgünlük içinde sunan bu adamı merak etmem için bir sebep olmasa bile her sabah kendisini izlediğimi bilmesine rağmen bir kere bile dönüp, neden beni izleyerek rahatsız ediyorsunuz demediği ve bu satırları yazmama vesile olduğu için teşekkür ediyorum kendisine sizlerin aracılığı ile.alıntı