kanka.net'e hoş geldiniz.!

Forumda paylaşım yapmak ve tamamen tüm özelliklerden yararlanmak için hemen kayıt olmayı unutmayınız.

Kayıt Ol!

Sedef

i_lkay

Yaklaşma deliii war
Uykudaki Üye
Katılım
21 Ocak 2005
Mesajlar
2,177
SEDEF

Sedefin oluşumu ve tedavi şekilleri tüm dünyaca halen araştırılmaktadır. Yapılan araştırmalara göre sedefe yakalanan insanlar genellikle çok hassas yapılı, her şeyi fazlasıyla ince düşünen ve kafasına takan, çok çabuk üzülebilen insanlardır. Genellikle üzüntülü, sıkıntılı bir dönemin sonunda sedef ortaya

çıkmaktadır. Lezyonlar çoğunlukla dizkapaklari, dirsekler gibi eklem yerlerinde görülür. Ayrıca vücudun tüm bölgelerinde de görülebilir. Şaçlı deride, sırt bölgesinde, karın bölgesinde, tırnaklarda, ayak altında bile oluşabilir. Nadiren yüz bölgesinde de görülmektedir. Yapilan araştırmalarda sedefin oluşumunda genetik bir etkininde olduğu anlaşılmıştır. Sedefli bir anne veya babanın doğan çocuklarında da ilerki yaşlarında sedef olma riski vardır. Ama bu kesinlikle sedefli anne veya babanın da çocukları sedef olacak demek değildir.
SEDEFE YAKALANAN BİR İNSAN NE YAPAR?

Sedefe yakalanan bir insan öncelikle doktora başvurur.Bu rahatsızlık bazen, bazı egzama türleriyle karıştırılıyorlarsa da teşhis genellikle doğrudur. Sedef teşhisi konulan hastaya doktorlar kortizon içerikli krem ve losyonlar tavsiye etmektedirler. Bunlar hasta tarafından kullanılmaya başlandığında lezyonların hızla geçtiği görülmektedir. Fakat birkaç gün sonra lezyonlar tekrar belirmektedir. Bu sedef lezyonlarının tekrar ortaya çıkması hastayı moral yönünden de çöküntüye uğratmaktadır. Çok aşırı derecede ilerlemiş vakalarda hastaya kortizon içerikli dahilen alınan ilaçlar da tavsiye edilmektedir. ilaçları içmeye başladıktan sonraki günlerde hastada sedefli bölgeler hızla iyileşmeye başlamakta fakat ilaçları bıraktıktan bir süre sonra tekrar belirmektedirler. Kortizon içerikli ilaçların uzun süreli kullanımında yan etkileri ortaya çıktığından çok fazla tavsiye edilmemektedir.

ALTERNATİF TEDAVİLER.
Sedef görüntü olarak insanda psikolojik çöküntü yaratmaktadır. Etrafında yaşayan insanların meraklı bakışları, soruları, bulaşıcı bir hastalıkmış gibi davranmaları kişiyi iyice sıkıntıya sokar. Sivas’ta, balıklı göl adında bir kaplıca tesisleri vardır. Burası zaman zaman televizyonlarda haberlere ve paralı haberlere konu olmuştur. Buradaki hiçbir özelliği olmayan balıkların, bu suya giren insanların sedefli

bölgelerini adeta ilahi bir güdüyle yiyip sözde tedavi ettiği haberlerde yansıtılmıştır. Tabi ki bu tesisler sedefli hastaların hücumuna uğramıştır. Oradaki olay şudur; orada zaten bir kaplıca havası vardır. Kaplıca suyu sedef yaralarını yumuşatmaktadır. Orada yaşayan ve sadece karnını doyurmak isteyen balıklar da bu sedef pullarını yemektedirler. Birkaç gün sonra yaralar kaybolmaya başladıkça sedef sanki geçiyormuş gibi görünmektedir. Bana başvuran birçok hasta bu kaplıcalara uğramış, bir sonuç alamamıştır. Ayrıca oradaki havuzlara birçok insanla beraber girilmektedir.
Balıklar çeşitli insanların yaralarını kanatmaktadırlar. Orada hepatit ve mantar gibi hastalıkları kapanların sayıları da küçümsenemeyecek kadar çoktur. Yani kısacası insanlar orada tedavi olduklarını sanıyor, evlerine döndükten birkaçgün sonra tekrar bu sedefle yaşamaya devam ediyorlar.

Sedef hastalığına güneş ve deniz suyu da çok iyi gelmektedir. Doğal tuzlu su birçok deri hastalığına iyi geldiği gibi, güneşle birlikte sedefe de faydalı olmaktadır.On günlük bir deniz tatilinden sonra sedefinden büyük ölçüde kurtulmuş insanlarla karşılaştığımı söyleyebilirim. Bazı poliklinik ve hastanelerde doktor kontrolünde sedef hastalarına puva(ışık) tedavisi uygulamaktadırlar. Bunun yaptığı etki de güneş ışınlarının yaptığından fazla değildir.

KREMLER, LOSYONLAR, POMADLAR, IŞIK TEDAVİLERİ,
BALIKLIGÖL, DENİZ SUYU VE GÜNEŞ IŞIĞI.

Bunların hiçbirisi sedef için tam bir çözüm olamamaktadır. Hepsi yüzeysel uygulamalardır. Haricen yapılan uygulamalar bu rahatsızlığa çare olamazlar. Sedef bir sinir sistemi hastalığıdır. Olayın köküne inmek gerekir.

SEDEF ARTIK ÇARESİZ BİR HASTALIK DEĞİL!

Bana başvuran birçok sedef hastasına tavsiye ettiğim bu tedavi şekli ile %95 oranında iyileşme görülmüştür. Yani 100 kişiden 95'i tamamen iyileşmektedir. Hem de tekrarlama olasılığı olmadan.

Bu tedavi yöntemi ile iyileşen birçok hastanın tavsiyeleri ile de yoğun bir ilgi yaşanmaktadır. Mevcut tedavilerin içerisinde en iyisi diyebiliriz.

Sedefin tedavisinde en önemli rolü bitki özleri oluşturmaktadır. Önemli rahatsızlıklarda bitkileri kaynatarak kullanmak yetersiz kalmaktadır. Bitkilerin içerisinde kaynatılarak çıkmayacak etken maddeler vardır. Bunlar çok özel laboratuvarlarda değişik bir yöntemle elde edilmektedir. Bu bitki özleri belirli ölçülerde suya damlatılarak içilmektedirler.

Basettiğimiz bitkisel terkibi oluşturan bitki ve bitki özleri, Sağlık bakanlığının 1 Ekim 1985, 5777 sayılı tamiminde belirtilen ve kullanılmasında sakınca olmayan bitkisel maddelerdendir. %100 Saf bitki özleridir hiçbir yan etkileri bulunmamaktadır.

Bitki özlerinin yanı sıra bu rahatsızlıkta dört cins bitki tavsiye etmekteyim. Bunların da gramajları ve hazırlama şekilleri çok önemlidir. Bu bitki ve bitki özlerinin hepsi sinir sistemini düzenleyici, vücuttaki artık maddelerin idrarla atılmasını sağlayan, karaciğerin çalışmasını düzenleyen etkilere sahiptirler. Ayrıca haricen kullanılan yine saf bitki özleri ile hazırlanan krem de kullanılmaktadır. Asıl tedaviyi içten kullanılan bitki ve bitki özleri yapmasına karşın, krem tedaviyi hızlandırmaktadır. Eğer saçlı deride de sedef var ise normal bir şampuana karıştıracağınız birkaç bitki özü ile saçlar yıkandığında yine tedavi hızlanacaktır.

Ortaya çıkardığım bu bitkisel sedef terkibinin patent çalışmaları şu an Fransa ve Almanya’da devam etmektedir.

PERHİZ.
Gördüğümüz kadarıyla çay, kahve, sigara, alkol, kola, ağır yağlı yiyecekler, hayvansal yağlar, acı, turşu, kırmızı etler sedefin artmasına sebep olmaktadır. Bu saydığımız yiyecekler sinir sistemini aşırı uyarıcı etkiye sahip ve karaciğeri yoran maddelerdir. Sedef bir karaciğer rahatsızlığı değildir. Fakat karaciğeri yoran yiyecekler bu rahatsızlığın artmasına sebep olmaktadır.

Herbalist Tarkan GÜVELOĞLU.




Sedef hastalığından iyileşmiş bir hastam şöyle anlatıyor;

“Uzun yıllardır bana büyük sıkıntılar veren Sedef hastalığım vardı. Bu hastalıktan kurtulmak için gitmediğim yer, çalmadığım kapı kalmamıştı. Bazı tedavilerle bazen birkaç gün geçer gibi oluyordu fakat tekrar çıkıyordu. Bu hastalık bana psikolojik olarak çok büyük rahatsızlık veriyordu. İş ve aile yaşantımı kötü etkiliyordu.

Bir arkadaşımın tavsiyesiyle Herbalist Tarkan Güveloğlu ‘na telefonla ulaştım. Kendisine derdimi anlattım. Tedavisinin 4 ay süreceğini ve fayda göreceğimi söyledi. Bahsettiği bitkiler, bitki özleri ve bitkisel kremlerden oluşan tedavisine evimde başladım. Çok umutsuz başlamıştım ama gün geçtikte sedef lezyonlarımın geçtiğini görmeye başladım.

Kendisinin dediği gibi 2 aylık dönemler halinde 4ay kullandım. 4 ayın sonunda sedef hastalığından eser kalmamıştı. Aradan o kadar zaman geçmesine rağmen tekrarlamadı. Kendisine çok çok teşekkür ediyorum. Böyle bir tedavinin varlığından tüm dünyanın haberi olmalı diye düşünüyorum.”
Ekrem Tanrıkulu-ADANA
 
Üst Alt