kanka.net'e hoş geldiniz.!

Forumda paylaşım yapmak ve tamamen tüm özelliklerden yararlanmak için hemen kayıt olmayı unutmayınız.

Kayıt Ol!
  • Sitenin kalıcılığı için... Konu açın, açık konulara yorum yapın siteye katkıda bulunun. Siteyenin hitleri düşmektedir, biraz daha düşüşte komple kapatmaktan başka çaremiz kalmıyacaktır.

Gitar Klavuzu ve Gitar Muhabbetleri ( Güncellendi!)

izit

Member
Katılım
21 Haz 2007
Mesajlar
233
paylasim için tesekkurler...

ben gitar falan çalmiyorum.. ama merakliyim...

ögrenmek için önce akustik gitarla ögrenmem daha dogru oldugunu dusunuyom...(sizin kanaatiniz ne?)

aslinda electro gitar çalmak istiyorum....

tavsiyeleriniz nelerdir...

bir de , gitar çalarken belli akorlar , tablar falan var ama, mesela: bir sarkinin notalari var elimde , bunu gitarla çalabilirmiyim...

burada, iyi bi electro gitar ortalama 400 euro ya kadar variyo...,
 

BuRaK_H

Timeo Hominis Unis Libri
Katılım
1 May 2005
Mesajlar
6,568
paylasim için tesekkurler...

ben gitar falan çalmiyorum.. ama merakliyim...

ögrenmek için önce akustik gitarla ögrenmem daha dogru oldugunu dusunuyom...(sizin kanaatiniz ne?)

aslinda electro gitar çalmak istiyorum....

tavsiyeleriniz nelerdir...

bir de , gitar çalarken belli akorlar , tablar falan var ama, mesela: bir sarkinin notalari var elimde , bunu gitarla çalabilirmiyim...

burada, iyi bi electro gitar ortalama 400 euro ya kadar variyo...,
kanka bence hangisinden istiyosan ondan çalmaya başla;)

şarkının notalarını okuyup çalman için nota eğitimi alman gerekir. bunun içinde en iyi yerler gitar kursları;)

kendim de dahil kursa gitmeden çalıp da nota bilen pek kişi bilmiyorum:D

ama öğrenmek gerek iş ciddiye binince olmazsa olmaz oluyo nota okumak:eek:kay:

son birşey; ben ibanez sa120 aldım 10watlık ibanez amfi ile birlikte 450 dolara geldi.. makul bi fiyat ;)
 
Katılım
28 Haz 2007
Mesajlar
334
Fender haklısın duman ın solo gitaristi batuhan superrr yakında bende onun gibi olcam :D benım adımda batuhan bide cok benzıoz bi gözlük taksam yanına gıtsem mıllet kardesınmı der :D
 

Sonat

New Member
Katılım
27 Şub 2006
Mesajlar
4,098
Fender haklısın duman ın solo gitaristi batuhan superrr yakında bende onun gibi olcam :D benım adımda batuhan bide cok benzıoz bi gözlük taksam yanına gıtsem mıllet kardesınmı der :D
Evet Batuhan'ın gitarı çok güzel :) Ne de olsa 68's Fender :D
 

semihd

gök börü
Katılım
16 Ağu 2005
Mesajlar
1,108
paylasim için tesekkurler...

ben gitar falan çalmiyorum.. ama merakliyim...

ögrenmek için önce akustik gitarla ögrenmem daha dogru oldugunu dusunuyom...(sizin kanaatiniz ne?)

aslinda electro gitar çalmak istiyorum....

tavsiyeleriniz nelerdir...

bir de , gitar çalarken belli akorlar , tablar falan var ama, mesela: bir sarkinin notalari var elimde , bunu gitarla çalabilirmiyim...

burada, iyi bi electro gitar ortalama 400 euro ya kadar variyo...,
bencede direk elektro al ve ondan başla sağlam bi kursa yazıl çünki elektroda birsürü teknik var :tapping,bend,pull off... vs. bunları ancak kursda öğrenirsin.gitara gelince hangi tür müzikleri çalacaksın ona göre yardımcı olalım.çünki her gitarın sesi birbirine benzemiyor.
 

BuRaK_H

Timeo Hominis Unis Libri
Katılım
1 May 2005
Mesajlar
6,568
Elektro Gitar ve Gitar Ekipmanı Seçimi

Belki ilk gitarınızı alacaksınız, belki de bir süre klasik gitar çaldınız ve artık elektro gitar çalmak istediğinize karar verdiniz. Belki de bir gruba katılacaksınız ve eski akustik gitarınız bu noktada size daha fazla yardım edemiyor. Biraz da paranız var. Evet bir elektro gitar alma vakti gelmiş artık!

Öncelikle gitarla ne yapmak istediğinizden emin olun ve iyi bir karar vermeye bakın. Ne tarz çalacaksınız? Favori gitaristlerinizin tercih ettiği modeller neler? Nasıl bir ton istiyorsunuz? Çılgın efektler, yüksek gain'ler mi yoksa temiz, sade bir caz tonu mu? Bunlar, üzerinde iyi düşünülmesi gereken noktalar.

Zaten müzikle ilgilenen birisi olduğunuzdan yola çıkarsak ilk yapılacak şey favori gitaristinizin nasıl bir gitar kullandığını incelemekle başlamaktır. Bu size neye ihtiyaç duyduğunuz konusunda büyük ipuçları verecektir. Tabii bu incelemeleri gerçekleştirirken favori gitaristinizin kullandığı anfi ve efekt aletlerinin neler olduğunu da incelemenizde büyük fayda var.

Nasıl bir ton istediğiniz ise daha ciddi bir problemi ortaya koymaktadır. Elektro gitara yeni başlayan birisi albümlerde duyduğu gitar tonlarını ister ve haklıdır. Fakat bu tonlara ulaşmak için anfinin gain'ini kökler, ekolayzırı beceremez, sonuçta elektrik süpürgesi gibi bir ton sahibi olur ve tiksinir, üzülür olmuyor diye. Elektro gitarın gücü, uygun ayarlarla her yöne çekilebilmesinden gelmektedir. Çok sert heavy metal tonlarından, insanı dans etmeye çeken disko, funk tonlarına, çekici blues caz tonlarına, asi punk tonlarına, hatta çok daha radikal deneysel tonlara kadar her türlü tonlama, uygun ekipmanlar yardımıyla sağlanabilmektedir.

Dediğim gibi bu işin anahtar noktası gerçekte ne istediğimizi bilmek ve rasyonel beklentiler içinde olmaktır. Sadece iyi bir gitar sahibi olmak iyi tonun garantisi değildir. Kullandığınız anfi, prosesör, pedallar vs. de bu konuda çok önemli belirleyicilerdir. Yani 3000 dolarlık Les Paul'ü gidip 15W Ozmondo anfiye bağlarsanız da iyi ses alamazsınız. Herşeyin bir uyum ve denge içinde olması gerekir.
 

BuRaK_H

Timeo Hominis Unis Libri
Katılım
1 May 2005
Mesajlar
6,568
Kıymetlim, Fender'im Vibrolux'um

üzisyenlerin özellikle yüzlerinde özel bir gülümseme ve iç sızlamasıyla okuyacakları bir hikaye. Yaşayanın ağzından direk anlatılıyor olması, tadını daha da arttırıyor.

İlgililerine, paylaşanlarına, okuyup içi cızlayanlara ayrıca teşekkürler ediyoruz:

Milliyet müzik yarışmasında sabahın köründe Spor Sergi'ye vardık. İçeri girdik, aletleri bir odaya koyduk hepberaberce. Hatta Aria Pro II bası ben taşımıştım içeri. Sonra bir görevli geldi ve bizim odamızın orası olmadığını söyleyip bizi başka yere yolladı. Herkes kendi sorumluluğu altındaki aletleri alıp yeni mekanımıza geçtik. Aradan bir süre geçince bası almadığımızı farkettik. Ilk odaya girip baktığımızda yerinde yeller esiyordu. Bas çalan adı X ile başlayıp Y ile biten kardeşimiz kendi enstrümanını almamıştı ve gayet serin bir şekilde bize neden almadınız bası diye fırça çekiyordu !

Güzelim bas kaybolmuştu.

Okulda konserler düzenlendi, yardım kampanyaları organize edildi. Sonra müzik kolundaki kullanılmayan eski aletlerin satılmasına karar verildi.

Bu arada dolapta ben kimsenin kullanmadığı bir anfi bulmuştum. Kimbilir kaç senelikti. Ne marka vardı ne birşey. Sadece sağ köşesinde "vibrolux" yazısı okunuyordu. Buna ben gitarı taktım, lambaları oynamıştı, anlamadan bilmeden lambaları yerine yerleştirdim. Ben sabah akşam bununla çalmaya başladım. Inanılmaz bir ton. Sesi kısamıyordum bile, hiç bir dügme çalışmıyordu ama açıp 15 dakika ısıttıktan sonra bir akor vurun, abartmıyorum sanki Pete Townshend "We wont get fooled again" çalıyor. Ben haftasonu eve götürdüm, bununla mahallenin imanını gevretiyorum.

Bana bu mutluluğu çok görenler gecikmedi tabii ! Gitarist M. K. bana o anfiyi de satmak gerektiğini söyledi. Bende ona bu aleti çok sevdiğimi, ne kadar ediyorsa o parayı vereceğimi söyledim. O da ısrarla onları uğraştırmamam gerektiğini, eski işe yaramaz anfiyle kafayı yiyceeme yeni alınacak basla ne konserler verip ne manitalar araklanacağını anlatıyor. Velhasıl o pis, eski, önündeki bezi yırtık, ara sıra lambaları oynayıp sesi giden, "b.ktan vibrolux" marka anfiyi de kattık eskilerin yanına, satışa gönderdik Tünel'e. Yanlış hatırlamıyorsam o anfiye 25.000 verdiler, süper kötü Washburn marka bir basgitarıda 400.000 gibi bi fiyata aldık.

Çok mutlu oldu bu sevgili (!) M. kardeşimiz !

Aradan seneler geçti. Ve ben yeminimi bozup tekrar gitarımı elime aldım. Paris'ten kendime Vigier marka çok sıkı bi gitar aldım. Prosesör felan derken yaşımın 30 üstü olduğunu düşünüp anfi simülatörleriyle debelenme eşekliği yapmak yerine gidip dan diye lambalı bir anfi almaya karar verdim.

Yine Paris'te olduğum birgün Pigalle'de "Ampli a Lampes" diye bir anfi mağazasına girdiiiiim. Baktım solda kafa kabin ENGL ler, hemen yanında Marshall lar sıra sıra dizilmiş. Marshalların yamacında iki tane Orange. Onların karşısında lone star'dan başlıyıp triple rectifier'a kadar her model ve tipten Mesa Boogie ler. Onların az güneyinde Hughess & Kettnerlar, Vox AC30 ve daha neler neler...Dükkan değil, rock'n roll tarih müzesi. Yani gitar çalanlar bilir, tüylerim diken diken oldu ve euro milyoneri olmadığıma hayıflandığım anlardan birini yaşadım.

Kasada duran genç adama uçakta taşıyabileceğim, ama gürül gürül ve mutlaka lambalı kafa bir anfi aradığımı söyledim. O da bana bütün dükkandakilerin son derece hassas lambalı aletler olduundan flight case olmadan bagaja verilmemesi gerektiğini, elde taşımanın da en az 30 kilo olduğundan mümkün olmadığını açıkladı.

Derken taaaa en arkada ve en üstte minik bir Fender kafa gördüm. "Peki" dedim, "şu en yukardaki Fender, bunu el bagajı olarak alamaz mıyım?"

O da bana oldukça parizyen bir arrogansla: "Ah Monsieur, celui la est le plus chere ampli de notre magasin. C'est une piece de collection ce Fender la !!" dedi. (Bayım bu mağazamızın en pahalı amplisidir. Fender'in bir koleksiyon parçasıdır !)
- "Ah bon..." diyerek yaklaşmaya başladım. (Öyle mi...?)
- Ve yanına gittiğimde ağzımdan refleks olarak şu sözcükler döküldü :
- "M. senin !......."
- Anfinin köşesinde Vibrolux yazıyordu !

Beynime binlerce iğneler battı. Fransız bayan arkadaşım benimle Istanbul'da motor tepesinde sürekli tur attığından o sözün anlamını biliyordu ve sebebini sordu. Anlattığımda geldi sırtıma vurdu unut dedi olanları...Mağazadaki ukala parigo bile üzülerek vah vah gibilerinden bana baktı...
25.000 liraya bedavaya verdiğimiz anfi artık üretilmeyen Fender Vibrolux'tü. Stevie Ray Vaughan da o anfiden kullanıyordu.
Kendimi sürekli olarak bizimkinin gerçek olmadığı yalanıyla avutuyorum ama artık yüzleşme vaktidir.
NB: Burayı M.K.'dan intikam almak için yazıyorum. Geçen hafta Deep Purple konserine gitmek üzere M'ye sms attım. Bana "hanım ve çocukla yazlıktayım" dedi!!!



alıntıdır

üzüldüm elemana ya yerinde olmak istemezdim:)
 

BuRaK_H

Timeo Hominis Unis Libri
Katılım
1 May 2005
Mesajlar
6,568
Les Paul :: Yaşayan Klasik



Slash, Jimmy Page, Peter Frampton, Duane Allman, Alvin Lee, Zakk Wylde, Randy Rhoades, Gary Moore, Joe Perry, Billy Gibbons, Paul Kossof, Peter Green...

Hepsinin bir tek ortak noktası var: Gibson Les Paul. Güçlü manyetikleri, iri gövdesi, koca klavyesiyle rock müziğine damgasını vuran seksi gitar Les Paul.





Belki bu gitarlardan birine sahip olacak kadar paranız olmadı şimdiye kadar, belki de hiç olmayacak. Belki odanızda bir akrabanızdan kalan 1957 model bir 'Black Beauty'niz var. Belki bu şişkoyu çirkin ve itici buluyorsunuz. Çünkü sizin için Rock'n Roll, Steve Vai ve Floyd Rose tremolo sisteminden ibaret. Bunlardan hangisi olursanız olun Les Paul'ün 1950'lere uzanan hikayesini ilginç bulacağınızdan eminim.




Tasarfaz

1940�lı yılların sonlarında jazz ve country gitaristi Lester William Polfus (nam-ı diğer Les Paul) daha sonraları Gibson tarafından satın alınacak olan Epiphone fabrikasında kendi elektro gitar dizaynları üzerinde çalışıyordu. Bu çalışmaların ilk sonuçlarını Gibson�a götürdü. Ancak ilgi görmedi, hatta Les Paul�ün ilk prototipleri komik bulundu. Ancak daha sonra 1950�de Gibson bu kez Les Paul�ün peşine düştü ve onunla sözleşme imzaladı. Sözleşmeye göre Les Paul, üzerinde kendi adının yazılı olduğu her bir gitarın üretiminden telif hakkı alacaktı.

Les Paul, günümüze kadar önemli değişikliğe uğramadan gelen dizaynını oluşturana kadar 40-50 civarında prototip üzerinde çalıştı. Bu çalışmalara yine onun gibi araştırmacı bir gitarist olan ve daha sonralaro Flying V ve Explorer gibi dizaynlarla gündeme gelen Ted McCarty de destek oluyordu. 1952�de �Gibson Les Paul� gitarlarının üretimi başladı. Gibson şirketinin başkanı Maurice Berlin, başlangıçta bu gitarların sadece Les Paul markasıyla piyasaya sürülmesine, üzerinde Gibson ibaresi taşımamasına karar verdi. Ancak kısa bir süre içerisinde, bu dizaynın başarıya ulaşabilme ihtimalini göz önüne alarak bu fikrinden vazgeçti.




Les Paul, gitarların 20 saniyelik doğal bir sustain�e sahip olmasını istiyordu. Les Paul�lerin diğer gitarlara göre daha ağır olması da bu yüzdendir. Gövde, maun ağacının üzerine yerleştirilmiş yarım inçlik maple bir kaplamadan meydana gelmektedir. Konstrüksüyonun kopyalanmasını zorlaştırmak için bu kaplamanın profili özellikle oval ve eğimli tasarlanmıştır.

1960�ta SG, Stratocaster, Flying V, Explorer gibi dizaynlara ilgi öylesine artmıştı ki, Gibson, Les Paul üretimini durdurdu. 1962�de ise Les Paul�ün Gibson�la olan sözleşmesi sona erdi. Tam bu sıralarda karısı Mary Ford�dan da ayrılmış olan Les bir süre gitarlardan uzak kalmayı yeğledi ve sözleşmeyi yenilemedi. 1967�de rock müzisyenlerinin 1957-1960 model vintage Les Paul�lere binlerce dolar ödediğini gören Les Paul, Maurice Berlin�le tekrar anlaşarak Gibson�a döndü ve Les Paul�ler üzerinde aktif olarak çalışmaya devam etti.




Modeller ve çeşitli özellikler

İlk Les Paul modellerinde (1954 Black Beauty ve 1956 Goldtop gibi) "Alnico V" ile "P-90" tarzı single coil manyetikler kullanıldı. 1957�den itibaren bu manyetiklerin yerini Classic Humbucker�lar aldı. Les Paul�ler birkaç �Bigsby� donanımlı modelin dışında hiçbir zaman tremolo kolu taşımadılar gövdelerinde. Şu anda üretilmekte olan modeller de dahil olmak üzere köprüde kullanılan standart ekipman �tune-o-matic / stopbar�lardır. Bütün Les Paul�lerin klavyelerinde 22 adet perde vardır (Stratocaster�lardan bir tane fazla).

Gibson günümüzde dahi çok büyük miktarlarda seri üretim yapmayan, seçkin bir firma özelliğini koruyor. Nashville, Tenessee�deki fabrikasında makineleşme minimum düzeyde ve gitarlar büyük oranda el emeği ile üretiliyorlar. Gibson�ın şu anki üretim hattında yer alan �Les Paul Kolleksiyonu�nda temel olarak beş model yer alıyor: Les Paul Custom, Les Paul Classic, Standart, Studio ve Special. Custom, Classic ve Standart�lar daha pahalı ve üst modeller, Studio en ekonomik ve düşük model, Special ise adı üzerinde �özel�. Les Paul Special�ın ayırdedici özelliği, bu seri içinde gövdesinde maple kaplama taşımayan P-100 gibi farklı humbucker�larla donatılmış tek gitar olması. Diğer modeller arasında çok büyük farklılıklar yok. Custom�ların maple kaplamaları biraz değişik (ağacın niteliği açısından). Standart�larda body/neck binding (gövde ve sapın bütün kıvrımlarını saran kenar şeridi) var, Studio�larda hiç yok. Manyetikler temelde aynı.

Yani eğer bir Les Paul almak için para biriktiriyorsanız, bir Custom için 2000 doları tamamlamayı beklemeden 800 doları yapıştırıp Studio�yu kapın.

Aramıza hoşgeldiniz. (Not: Fiyatlar Amerika fiyatları olup, ülkemizdeki fiyatlar için lütfen iki ile çarpınız!)




Şaka bir yana Les Paul modellerini karşılaştırırken dikkat etmeniz gereken başka bir nokta da modellerin saplarının özellikleri. Custom, Standart, Studio ve Special�larda �1959 Rounded LP� sapı bulunuyor. Oldukça kalın, etli ve eğimli bir sap, yarım daireye yakın bir profili var. Ibanez, Jackson gibi markaların süper ince klavyelerine alışkınsanız, bu Les Paul�lerde önemli bir süre yabancılık çekeceğiniz muhakkak.

Buna rağmen dostlar bence; işin sırrı, yani bu gitarın, bu güçlü tonun en önemli kaynağı bu şişko, dolma saptır.

Les Paul Classic ve Studio Light modellerinde ise "1960 Slimtaper LP" sapı kullanılıyor. 1959 Rounded LP ye göre 1960 Slimtaper çok daha ince ve daha az eğimli ancak yine de Jackson Dinky�nizdekinden daha dolgun. Les Paul�lerde tremolo sistemleri olmadığından tellerinize bir ileri bir geri eziyet edemeyeceksiniz ve onlar da genellikle akordlu kalacaklar.

Yani demek istediğim Les Paul�lerin basit görünümlü mandalları gitarı akordlu tutmakta yeterince başarılılar.




Özel modeller

Gibson, bu temel modellerin dışında bir de "Historic Collection" adı altında 1954-1960 arasında üretilmiş klasik modellerin (1954 Black Beauty, 1954-1957 Goldtop, 1959 Flametop gibi) neredeyse birebir eşlerini, bekletilmiş ağaçlar ve diğer orjinal parçalarıyla yeniden üretiyor. Bu gitarların fiyatları da doğal olarak Custom, Standart gibi temel modellerin iki üç katı kadar.

Gibson Les Paul familyasına en son katılanlar ise Jimmy Page ve Slash adına üretilmiş "Signature" modeller. Jimmy Page Model temelde Standart Les Paul özelliklerine sahip. En önemli özelliği ise manyetiklerin ton ve volume potlardaki switch�ler sayesinde humbucker, single coil, birbiriyle paralel, seri, in ve out of phase konumlarında kullanılabilmesi. Bu şekilde gitar üzerinde 21 tane manyetik konfigürasyonuna sahip olabiliyorsunuz. Bu sayede aynı gitardan çok değişik tonlar elde edebilmek mümkün oluyor. Jimmy Page Les Paul�ün sapı da bu efsanevi gitaristin spesifikasyonları doğrultusunda hazırlanmış. Slash Signature Model ise 1959 Flametop Les Paul Standart teması üzerine kurulmuş.




Bu gitarlın diğer özellikleri ise gövde üzerinde bir Slash Snakepit logosu olması ve klavye üzerinde sedef kakma ile çizilmiş bir kobra yılanı figürünün boylu boyunca uzanması.

Evet, artılarıyla, eksileriyle Gibson Les Paul çok önemli bir gitar. Bu yazıda, bu efsane ile ilgili bazı puslu mevzuları açıklığa kavuşturabildiysek ne mutlu bize. Ama burada bitmedi. Daha sırada SG�ler, Explorer�lar, Flying V�ler, ES 335�ler, BC Rich�ler, Warlock�lar, PRS�ler, Patrick Eggle�lar, Strat�lar, Tele�ler, Gretch�ler, Yamaha�lar, Ibanez�ler, Hammer�lar, ESP�ler var... Takibe devam edin !
 

Sonat

New Member
Katılım
27 Şub 2006
Mesajlar
4,098
Nasıl bir ton istiyorsunuz? Çılgın efektler, yüksek gain'ler mi yoksa temiz, sade bir caz tonu mu? Bunlar üzerinde iyi düşünülmesi gereken noktalar.

Çok sert heavy metal tonlarından, insanı dans etmeye çeken disko, funk tonlarına, çekici blues caz tonlarına, asi punk tonlarına
Sen burda resmen Fender i anlatmışsın :puah: Hepsi fender de var :D
 

System666

Pardus Mod
Katılım
7 Haz 2005
Mesajlar
1,295
üzisyenlerin özellikle yüzlerinde özel bir gülümseme ve iç sızlamasıyla okuyacakları bir hikaye. Yaşayanın ağzından direk anlatılıyor olması, tadını daha da arttırıyor.

İlgililerine, paylaşanlarına, okuyup içi cızlayanlara ayrıca teşekkürler ediyoruz:

Milliyet müzik yarışmasında sabahın köründe Spor Sergi'ye vardık. İçeri girdik, aletleri bir odaya koyduk hepberaberce. Hatta Aria Pro II bası ben taşımıştım içeri. Sonra bir görevli geldi ve bizim odamızın orası olmadığını söyleyip bizi başka yere yolladı. Herkes kendi sorumluluğu altındaki aletleri alıp yeni mekanımıza geçtik. Aradan bir süre geçince bası almadığımızı farkettik. Ilk odaya girip baktığımızda yerinde yeller esiyordu. Bas çalan adı X ile başlayıp Y ile biten kardeşimiz kendi enstrümanını almamıştı ve gayet serin bir şekilde bize neden almadınız bası diye fırça çekiyordu !

Güzelim bas kaybolmuştu.

Okulda konserler düzenlendi, yardım kampanyaları organize edildi. Sonra müzik kolundaki kullanılmayan eski aletlerin satılmasına karar verildi.

Bu arada dolapta ben kimsenin kullanmadığı bir anfi bulmuştum. Kimbilir kaç senelikti. Ne marka vardı ne birşey. Sadece sağ köşesinde "vibrolux" yazısı okunuyordu. Buna ben gitarı taktım, lambaları oynamıştı, anlamadan bilmeden lambaları yerine yerleştirdim. Ben sabah akşam bununla çalmaya başladım. Inanılmaz bir ton. Sesi kısamıyordum bile, hiç bir dügme çalışmıyordu ama açıp 15 dakika ısıttıktan sonra bir akor vurun, abartmıyorum sanki Pete Townshend "We wont get fooled again" çalıyor. Ben haftasonu eve götürdüm, bununla mahallenin imanını gevretiyorum.

Bana bu mutluluğu çok görenler gecikmedi tabii ! Gitarist M. K. bana o anfiyi de satmak gerektiğini söyledi. Bende ona bu aleti çok sevdiğimi, ne kadar ediyorsa o parayı vereceğimi söyledim. O da ısrarla onları uğraştırmamam gerektiğini, eski işe yaramaz anfiyle kafayı yiyceeme yeni alınacak basla ne konserler verip ne manitalar araklanacağını anlatıyor. Velhasıl o pis, eski, önündeki bezi yırtık, ara sıra lambaları oynayıp sesi giden, "b.ktan vibrolux" marka anfiyi de kattık eskilerin yanına, satışa gönderdik Tünel'e. Yanlış hatırlamıyorsam o anfiye 25.000 verdiler, süper kötü Washburn marka bir basgitarıda 400.000 gibi bi fiyata aldık.

Çok mutlu oldu bu sevgili (!) M. kardeşimiz !

Aradan seneler geçti. Ve ben yeminimi bozup tekrar gitarımı elime aldım. Paris'ten kendime Vigier marka çok sıkı bi gitar aldım. Prosesör felan derken yaşımın 30 üstü olduğunu düşünüp anfi simülatörleriyle debelenme eşekliği yapmak yerine gidip dan diye lambalı bir anfi almaya karar verdim.

Yine Paris'te olduğum birgün Pigalle'de "Ampli a Lampes" diye bir anfi mağazasına girdiiiiim. Baktım solda kafa kabin ENGL ler, hemen yanında Marshall lar sıra sıra dizilmiş. Marshalların yamacında iki tane Orange. Onların karşısında lone star'dan başlıyıp triple rectifier'a kadar her model ve tipten Mesa Boogie ler. Onların az güneyinde Hughess & Kettnerlar, Vox AC30 ve daha neler neler...Dükkan değil, rock'n roll tarih müzesi. Yani gitar çalanlar bilir, tüylerim diken diken oldu ve euro milyoneri olmadığıma hayıflandığım anlardan birini yaşadım.

Kasada duran genç adama uçakta taşıyabileceğim, ama gürül gürül ve mutlaka lambalı kafa bir anfi aradığımı söyledim. O da bana bütün dükkandakilerin son derece hassas lambalı aletler olduundan flight case olmadan bagaja verilmemesi gerektiğini, elde taşımanın da en az 30 kilo olduğundan mümkün olmadığını açıkladı.

Derken taaaa en arkada ve en üstte minik bir Fender kafa gördüm. "Peki" dedim, "şu en yukardaki Fender, bunu el bagajı olarak alamaz mıyım?"

O da bana oldukça parizyen bir arrogansla: "Ah Monsieur, celui la est le plus chere ampli de notre magasin. C'est une piece de collection ce Fender la !!" dedi. (Bayım bu mağazamızın en pahalı amplisidir. Fender'in bir koleksiyon parçasıdır !)
- "Ah bon..." diyerek yaklaşmaya başladım. (Öyle mi...?)
- Ve yanına gittiğimde ağzımdan refleks olarak şu sözcükler döküldü :
- "M. senin !......."
- Anfinin köşesinde Vibrolux yazıyordu !

Beynime binlerce iğneler battı. Fransız bayan arkadaşım benimle Istanbul'da motor tepesinde sürekli tur attığından o sözün anlamını biliyordu ve sebebini sordu. Anlattığımda geldi sırtıma vurdu unut dedi olanları...Mağazadaki ukala parigo bile üzülerek vah vah gibilerinden bana baktı...
25.000 liraya bedavaya verdiğimiz anfi artık üretilmeyen Fender Vibrolux'tü. Stevie Ray Vaughan da o anfiden kullanıyordu.
Kendimi sürekli olarak bizimkinin gerçek olmadığı yalanıyla avutuyorum ama artık yüzleşme vaktidir.
NB: Burayı M.K.'dan intikam almak için yazıyorum. Geçen hafta Deep Purple konserine gitmek üzere M'ye sms attım. Bana "hanım ve çocukla yazlıktayım" dedi!!!



alıntıdır

üzüldüm elemana ya yerinde olmak istemezdim:)

Makalenin Orjinali

http://www.garaj.org/makale/65/kiymetlim-fenderim-vibroluxum/1.htm




Yazan: GaRaJ Bekçisi'dir.


Devamı da şu şekildedir;
 

tokio hotel

New Member
Katılım
8 Eyl 2007
Mesajlar
5
yha ben de gitar alıcam da amacım elektro gitar çalmak ama etrafımdakiler normal gitardan elektro gitara geçiş yap diyorlar bi de türkiyedeki iyi bir gitar ve elektro gitar fiyatlarını bilen biri war mı warsa cevaplasın lütfen
 

Sonat

New Member
Katılım
27 Şub 2006
Mesajlar
4,098
İbanez öneririm..

Eğer bu işte ustaysan ve daha iyi bişey istiyosan Fender i de öneririm..;)
 

Halim105

New Member
Katılım
3 Eyl 2006
Mesajlar
106
Arkadaslar acayip gitar meraklısıyım.Elektro gitarı çalmayı çok istiyorum.Hele Dimmu Borgir - Progenies Of The Great Apocalypse şarkısındaki gitar tonunu çok seviyorum.Ama hiç bir şey bilmiyorum.350 dolar kadar bir bütçe falan olacak.Ayrıca grubta kurmayı düşünüyoruz arkadaslarla.Yakınlarım ilk önce klasikten başla sonra elektroya geçersin diyorlar.Ama bana sanki klasiği bir yıl çalsam,Elektroyu elime alsam bana garip gelecekmiş gibime geliyo.Ayrıca ellerim ve parmaklarım elektro gitar için çok uygun.Yardımcı olursanız sevinirim...
 

BuRaK_H

Timeo Hominis Unis Libri
Katılım
1 May 2005
Mesajlar
6,568
Arkadaslar acayip gitar meraklısıyım.Elektro gitarı çalmayı çok istiyorum.Hele Dimmu Borgir - Progenies Of The Great Apocalypse şarkısındaki gitar tonunu çok seviyorum.Ama hiç bir şey bilmiyorum.350 dolar kadar bir bütçe falan olacak.Ayrıca grubta kurmayı düşünüyoruz arkadaslarla.Yakınlarım ilk önce klasikten başla sonra elektroya geçersin diyorlar.Ama bana sanki klasiği bir yıl çalsam,Elektroyu elime alsam bana garip gelecekmiş gibime geliyo.Ayrıca ellerim ve parmaklarım elektro gitar için çok uygun.Yardımcı olursanız sevinirim...
kanka sen takma şöyle önce klasikten başla diyenleri falan.. hangisinden istiyorsan ondan başla sen;)

ayrıca 350 dolara da amfi + 2. el düzgün bi gitar bulabilirsin başlangıç için idealdir
 

Halim105

New Member
Katılım
3 Eyl 2006
Mesajlar
106
kanka sen takma şöyle önce klasikten başla diyenleri falan.. hangisinden istiyorsan ondan başla sen;)

ayrıca 350 dolara da amfi + 2. el düzgün bi gitar bulabilirsin başlangıç için idealdir

peki kankam.Gitarı aldığımda ilk önce ne yapmalıyım direk hemen kursa mı gitmeliyim yoksa biraz kendim mi öğrenmeye çalışayım:eek:kay:
 

BuRaK_H

Timeo Hominis Unis Libri
Katılım
1 May 2005
Mesajlar
6,568
peki kankam.Gitarı aldığımda ilk önce ne yapmalıyım direk hemen kursa mı gitmeliyim yoksa biraz kendim mi öğrenmeye çalışayım:eek:kay:
kursa git kanka.. kendin öğrenmeye çalışırsan bazı şeyleri yanlış öğrenirsin ve doğrusunu gösteren olmaz.. senin de o yanlışı düzeltmen çok zor alır alışırsın zamanla. en iyisi kursa gitmek;)
 

mizah

New Member
Katılım
11 Kas 2007
Mesajlar
18
arkadaşlar yani bence gitara yeni başlayanlar için ordaki gtarlar saçma çünkü kullanmayı bilmeyen arkadaşlar o gitarları berbat bi şekilde bırakırlar ben profesyonel bi biçimde gtaristtim beni öyle gtarım yok almam çünkü kıyamam çünkü sahnede bi oraya vur bi buraya vurdur yani bilmiyorum
 

PADOSUM_MERCAN

New Member
Katılım
10 May 2006
Mesajlar
549
mizah nickli arkadasımız cok guzel gitar calıyor ben sahıdıyım benım ook yakından dınleme fırsatım oldu ...... mükemmelsinn
 
Üst Alt