kanka.net'e hoş geldiniz.!

Forumda paylaşım yapmak ve tamamen tüm özelliklerden yararlanmak için hemen kayıt olmayı unutmayınız.

Kayıt Ol!
  • Sitenin kalıcılığı için... Konu açın, açık konulara yorum yapın siteye katkıda bulunun. Siteyenin hitleri düşmektedir, biraz daha düşüşte komple kapatmaktan başka çaremiz kalmıyacaktır.

arhavili

arhavili

Elite Üye
Katılım
20 Kas 2006
Mesajlar
19,101


Bu sayfa, kendi hâlimde takılacağım, yaratacağım yahut yıkacağım bir sandbox'tır. Hiç bir hakkı saklı değildir, alayı meydandadır.
 

arhavili

Elite Üye
Katılım
20 Kas 2006
Mesajlar
19,101


Tabii açılışı ferdî marş ile yapmak lâzım.


[video=youtube;P22v3mL5kZg]https://www.youtube.com/watch?v=P22v3mL5kZg[/video]​


Bestekâr Kitaro Efendi'nin bu nadide eseri ben tarafından bir kaç yıl evvelinde ferdî marş olarak kabul edilmiş olunup, yaşantının herhangi bir ânında zırt pırt olmak kaydıyla dinlenmektedir.
 

arhavili

Elite Üye
Katılım
20 Kas 2006
Mesajlar
19,101


''Planı Tanrı olmak olan bir varlıktır'' demiş Sartre, insan için. Kral olmak isteyen soytarı. Hayali ile yeteneği arasında sıkışmış bir mahlûk.

Onun şerefine çalınsın araf marşımız.


[video=youtube;bkGVBlXt5kc]https://www.youtube.com/watch?v=bkGVBlXt5kc[/video]​

 

arhavili

Elite Üye
Katılım
20 Kas 2006
Mesajlar
19,101



[video=youtube;ptnxXqbPXwA]https://www.youtube.com/watch?v=ptnxXqbPXwA[/video]​


Akrandık. Ben 25'im şimdi. O hâlâ 19'unda.
 

arhavili

Elite Üye
Katılım
20 Kas 2006
Mesajlar
19,101
His, Akıl, Milliyetçilik



Milliyetçilik çok yüzü olan bir mefkûre. Eylemdir, hislenimdir, şuurdur vs. Tabi bu yüzlerin her biri bir mihenk taşı, durak noktası. Milliyetçiliğin ilk yüzü eylem; 1789 İhtilâli ile insanlığa cemâl eyledi. Biz de insanlık tarihine paralel bir gelişme olarak milliyetçiliğin evvelâ eylem yönünü tanıdık: 10 yıllık savaş, mükerrer basımı ise Ülkücü Hareket'in 70'lerdeki yükselişi.

Fransızların dünyaya getirdiği çocuğun lâlâsı Almanlar. Alman ekolünde eyleme sahip çıkılmakla birlikte hissiyata daha bir ehemmiyet verilmektedir. Milleti oluşturan kaynak artık ortak eylemlilik değil, ortak kin ve beğenidir. Bizdeki tezahürü Milli Mücadele'nin hemen sonrası ve 90'lı yıllar. Ortak kin ve beğeni, oluşması zor fakat kuvvetli bir bağ. Almanlar bu amaç uğrunda her türlü aracı kullanmışlardır. Antik Alman paganizmindeki milliyetçi esinlenmelerin benzeri bizde de var: Bilge Kağan'ın serzenişi.

Milliyetçilerimiz bu yazıtın bir sesleniş olduğunu düşünürler ve Türk Milliyetçiliği'nin kökenlerini Bilge Kağan'da, hatta daha gerisinde ararlar. Hal bu ki yazıt her cümlesiyle bir serzeniştir. Çağının çok ilerisinde bir düşünür - yönetici olan Bilge Kağan, halkının Budun - Bütün - Millet fikrine karşı kayıtsızlığına ve taassupkâr boyculuğuna sitem etmektedir. Ve dâhi uyarmaktadır: Bu hâl üzere devam edersen öleceksin. Dediği de oldu.

Şunu da eklemek gerek ki Türklerin teşkilatçılığının sırrı birazda bu boyculuk kültüründe yatmaktadır. Bir anda ortaya çıkan ve bir anda dağılan imparatorluklar... Kısmen Selçuklu ve aslen de Osmanlı'daki merkezileşme hareketleri ve devşirme sistemi gibi düzenlemeler, boy kutsiyetinin yerine devlet kutsiyetinin geçmesine neden olmuştur. Demem o ki Türk Milliyetçiliği'ndeki muhkem devletçi duruş Osmanlı mirasıdır. Devlet-i Ebed Müddet uğruna şehzâde, kardeş vebali göze alınmıştır. İlginç olduğunu düşündüğüm bir nokta da şu: Cumhuriyet'in yeni bir devlet olduğu iddia edilir. Fakat nedense devletçi anlayış aynen devam etmiştir. Hatta Atatürk'ün son demlerinde ve sonrasında çok daha aşırılaşılmış ve İtalyan faşizmi idol bellenmiştir.


---


Milliyetçiliğin kendini gösteren son yüzü ise şuur. Maalesef ülkemiz bu yüz ile tanışabilmiş değil. Burada şu açıklamayı yapmakta fayda var: Varolmuş ve varlığını koruyan her millet, milli bilince - az veya çok - sahiptir. Benim burada tanımaya çalıştığım, milliyetçi ideolojinin beslendiği kaynaklardır. Demem o ki ülkemizdeki milliyetçilik, şuurdan yoksun bir milliyetçiliktir; eylemlilikten ve milli hisden beslenir. Aslında ülke tarihi ve ülkenin mevcut hâli göz önüne alındığında bu durum pek de anormal değil. Bir çok iç ve dış olay, milliyetçiliğin eylemliliğe ve milli his - kin- e yönelmesine neden oldu. Bir de şunu eklemek gerek: eylem ve his daha şehvani yani sorumluluktan uzak kaynaklar. Bunlara kıyasla şuur daha fazla sorumluluk talep ediyor.

Tam da burada yine Bilge Kağan'ın serzenişine geliyor konu. Geçmişi tekrarlamamalı, sorumluluktan kaçmamalı, bu hitabeye kulak vermeli ve üzerine tefekkür etmeliyiz. Nasıl ki milli varlığın devamlılığı milli bilince - yani milliyetçiliğe - bağlıysa, milliyetçiliğin varlığı da şuurlu milliyetçiliğe bağlıdır. Velhâsıl kelam milliyetçiliğimizin özünü gurur, avuntu, kin, kahramanlık sevdası gibi duygusal yahut eylemsel etmenler değil, şuur oluşturmalı.

-----

İhtimal o ki devam eder..
 

arhavili

Elite Üye
Katılım
20 Kas 2006
Mesajlar
19,101



[video=youtube;AoOfUIktYFE]https://www.youtube.com/watch?v=AoOfUIktYFE[/video]​

İçimdeki Sen'foni.
 

arhavili

Elite Üye
Katılım
20 Kas 2006
Mesajlar
19,101
His, Akıl Milliyetçilik 2



Buradan yazıya devam. Türk milliyetçiliğindeki devletçi tavrın Osmanlı mirası olduğundan ve günümüz Türk milliyetçiliğinin şuursuzluğundan bahsedip hissiyattan beslendiğini belirtmiştim. Bu düşüncelerimi açıklayabileceğim canlı kanlı bir örnekle karşılaştım:

http://forum.kanka.net/showthread.php?1046542-Hangi-Sultan-kimi-katletti-KARDEŞ-AMCA-BABA-VE-OĞUL-KATLİAMI-DÖNEMİ&p=6786567#post6786567


Evvela olaya doğru tanıyı koyalım. Bildiğim kadarıyla tarihte Osmanlı'dan başka hiç bir Türk devletinde kardeş katli benzeri bir uygulama olmadı. Ve yine bilinen bir gerçek şu ki Osmanlı haricinde tarihteki Türk devletlerinin hemen hepsi iç karışıklıkların tetiklediği parçalanmalar sonucu yıkılmıştır. Yani buradan çıkarılması gereken sonuç, Osmanlı'daki kardeş katli olayının devletin sürekliliğinin sağlanması çabası olduğudur.

Şimdi konuyu biraz daha genişletelim ve günümüze gelelim. Yukarıdaki konuya menfi cevaplar veren milliyetçi arkadaşlarımdan hiç birinin Abdullah Öcalan'ın idam edilmesine karşı çıkacaklarını sanmıyorum. Abdullah Öcalan'ın idama mahkum edilmesine sebep olan suçu neydi? Devletin bütünlüğüne karşı yıkıcı faaliyetlerde bulunmak, bu faaliyetlere liderlik etmek. Görüldüğü üzere devletimizin bütünlüğüne yönelik saldırılara verdiğimiz tepki Osmanlı'dan hiç de farklı değil. Peki Osmanlı'ya karşı bu olumsuz görüşlerin sebebi ne?

Devletin bütünlüğü meselesinde, gerçekleştirilmiş saldırılardan başka bir de gerçekleşmesi muhtemel saldırılara karşı verilen tepkileri incelemek gerekiyor. Osmanlı konunun bu yönünün çözümünde yine kardeş katlini kullanmış. Peki yakın tarihte ve günümüzdeki durum ne? Devlet, en doğal insan haklarında dahi bölücülüğe ve devletin sürekliliğine kasta dair bir potansiyel görebilmiştir. Mesela bir başörtüsü, mesela bir etnik dil tehdit olarak algılanmış ve yasaklanmıştır. Bugün Türk milliyetçileri arasında bu tür yasaklara alkış tutanlar, ya itaat et ya da terk et diyenler var. Bunun kelle avcılığından bir farkı yok. Bir insanın onuruna kast etmek, canına kast etmekten daha alçakça değil.

Demem o ki Osmanlı'yı beğenmeyen bu arkadaşlar Osmanlı'dan pek de farklı olmadıklarından bîhaber hâlde hayatlarını sürdürmekteler. Peki Osmanlı'ya karşı bu olumsuz tavırlarının sebebi ne olabilir? Bence bunda en önemli sebep Osmanlı'yı doğru şekilde tanımayışları. Bir de olayın psikolojik yönü var: Hani akademik eğitim aldıkça ana babasını hor görmeye başlayan evlatlar vardır ya...

Görüldüğü üzre günümüz Türk milliyetçiliğinin devletçi tavrı, Osmanlı'nınkinden hiç de farklı değil. Osmanlı'daki devlet-i ebed müddet ideali, Atatürk tarafından ''Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır'' söylemi ile cumhuriyete taşınmıştır. Osmanlı'da da Cumhuriyet'te de yöneticiler ve ülke insanı devletin bütünlüğünü ve devamlılığını sağlamak ve korumak ile görevlendirilmiştir. Osmanlı'da bu görevin fert tarafından kabul edilmesini sağlamak maksadıyla devlet kutsallaştırılmış, Cumhuriyette ise duygusal ve tepkisel milliyetçilik ile bu sağlanmaya çalışılmıştır. Başta ülkücülük olmak üzere ülkemizdeki tüm milliyetçi fikirlerin temelinde devletin - cumhuriyetin - yer alışı ve bir kutsiyet olarak kabul edilmesi rastlantı değil.

----

devamı var.


 

arhavili

Elite Üye
Katılım
20 Kas 2006
Mesajlar
19,101



[video=youtube;XVDdfaUnT6k]https://www.youtube.com/watch?v=XVDdfaUnT6k[/video]​


Suskunluğun ötesindeki anlatıdır o. Dile gelmez, kelimelere sığmaz.
 

arhavili

Elite Üye
Katılım
20 Kas 2006
Mesajlar
19,101



Ülkede atlı sporlar kumar malzemesi olmuş çıkmış. Üstüne bir de elin İspanyolu Endülüs atıyla İstanbul'a gelip şov yapıyor. Türk insanının yaptığı ise sağda solda şu görseli paylaşmak:



Geçmişle avuntuya sığınmak ne zamandır karakterine işledi bu milletin?
 

arhavili

Elite Üye
Katılım
20 Kas 2006
Mesajlar
19,101


[video=youtube;qA66buY-wqw]https://www.youtube.com/watch?v=qA66buY-wqw[/video]​



Gayda da Guda (Tulum) kadar güzel. Kelt halklarına saygılar, sevgiler..
 

arhavili

Elite Üye
Katılım
20 Kas 2006
Mesajlar
19,101



[video=youtube;-i_UaYFY88o]https://www.youtube.com/watch?v=-i_UaYFY88o[/video]​


Uzak zamandan ve uzak diyârdan yeni keşfim.
 

arhavili

Elite Üye
Katılım
20 Kas 2006
Mesajlar
19,101


Varoluş yetmiyor. Kuru, yavan. Varoluşu hissetmek istiyoruz. Lezzet arıyoruz. Yürümek istiyoruz. Varoluşu hissetmek demek, yaratmak demek: Her anı yaratmak, her an yaratmak. Ama ne talihsizlik! Yaratamıyoruz. Aslında biliyoruz: Talih diye bir şey yoktur. Ve yine biliyoruz: Yaratamamak değil durum, yaratmama tercihi. Çünkü her an yaratmak yani insan olmak çok büyük, çok çok büyük bir yük, sorumluluk. Taşımak istemiyoruz. Her fırsatta sorumluluktan kaçıyoruz. Yani özgürlükten, yani insan olmaktan. Hâl bu iken yine de varoluşu hissetmek istiyoruz. Bu araf yaşamında kurtarıcımız fanatizm. Siyasi, dini, ırki vs türü ne olursa olsun, fanatizm. Fanatizm: Korkak kahramanlık, sahte fedakârlık. Hiç bir yere yolculuk.


[video=youtube;c71jUDf3A78]https://www.youtube.com/watch?v=c71jUDf3A78[/video]​


 

arhavili

Elite Üye
Katılım
20 Kas 2006
Mesajlar
19,101


Demokrasi şampiyonu adamlar var. Savunur görünüyorlar. Bunu yaparken de mangalda kül bırakmıyorlar. Sonra gün geliyor, savundukları demokrasi istemedikleri bir sonucu önlerine koyuveriyor. Verdikleri tepki her zaman için tipiktir. Halkın cehaletine yahut da gafletine o da olmadı satılmışlığına veryansın ederler. Demokrasi savunumu esnasında halk cahil değildi herhalde. Seçimlere yakın bir gaflet salgını da gerçekleşmiş olabilir. Belki de halk ancak seçim dönemlerinde ederini farkediyor olabilir. Aslında hiçbiri değil. Halk hep aynı halk. Fakat bu muhteremler hep aynı değiller. Arada demokrat maskını takınıyorlar. Bazen demokrat olduklarına kendileri bile inanıyorlar.

Osmanlı barbarmış. Bu iddianın dayanaklarından biri de kardeş katli olayıymış. Hadi diğerlerine eyvallah. Da bu iddiayı bir kemalistin dillendirmesi düşündürücü. Osmanlı halkı için, Süleyman Han'ın şiirinde ifade ettiği şekilde, en muteber nesne devletti. Osmanlı'da bir devlet fetişizmi vardı. Yeni padişahın cülûsu esnasında kardeş şehzadeler devletin bekâsı için tehdit görülüp ya boğulur ya da hapsedilirlerdi. Şimdi bu durum barbarlık olarak bir kenarda dursun. Gelelim muhterem kemalistlerimize. Bu vatandaşların iki tür kaygısı mevcuttur: İrtica ve bölünme. Bu zihniyetin irtica kaygısı, insanların ibadet özgürlüklerini kısıtlama, fişleme, belli alanlardan uzaklaştırma gibi uygulamalara sebep olmuştur. Bölünme kaygısı ise gayr-ı Türklerin en doğal klütürel haklarını kullanmalarını bile tehdit olarak algılamalarına ve buna uygun refleksler geliştirmelerine yol açmıştır. Dikkati çekelim: Devletin bekâsı için insanların inançları yahut kültürleri tehdit olarak algılanıyor. İnanç katliamının - kültür katliamının velhâsıl maneviyat katliamının beden katliamından daha az aşağılık olduğunu kim iddia edebilir?

Çelişkiler önemli. Eğreti sistemler ve eğreti kişilikler bütünlüklerini çelişkileriyle korurlar. Dürüstlük onların celladı. Bu sebeptendir doğrucunun köy köy sürülmesi. Vurun kahpeye denmesi.
 

arhavili

Elite Üye
Katılım
20 Kas 2006
Mesajlar
19,101


[video=youtube;sYw13Ph--94]http://www.youtube.com/watch?v=sYw13Ph--94[/video]


Kokoro'nuza kurban!



 

arhavili

Elite Üye
Katılım
20 Kas 2006
Mesajlar
19,101


Cemil Meriç' Alıntı:
Yarı münevver, sadizmini, kendi tanrılarına secde etmeyen namuslu insanlar üzerinde tatmin etmeyi adet haline getirmiştir…
Cahildense yarı aydına acırım. Çünkü yarı aydın, kör cahildir. Realiteyi anlamak istemeyip, eğip büküp bir kulp bulmak isteyendir; bilmediğini bilmeyen. 'Keşke ölseniz!' demenin şehvetine kapılmamak lazım. İnsanı kişi yapan, dürtülerine karşı ahlaki kurallarını koyabilmesidir; sorumluluğun farkında oluşudur. Sorumluluk da dedim oldu değildir. Evvela anlamaktır. Gerçi anlama da güç bir iştir. Çaba lazım. Çaba olmadan kişi olmaz. Oldu sanılır: Yarı münevver.
 

arhavili

Elite Üye
Katılım
20 Kas 2006
Mesajlar
19,101


1. Erzurum Kitap fuarı bugün başladı. Doğu okumuyor diyenler, her haltın batıda yapıldığını da görsünler. Bürokrasi için doğu zulüm müdür, nedir?
 
Üst Alt