Alfa Lipoik Asit ve iltihaplanma

Îکє†

veni...vidi...bıdı...
Elite Üye
Alfa lipoik asidin cilt için ne kadar iyi olduğu sorusunun yanıtı, mükemmel şeklindedir. Burada nasıl olduğu ve nedenlerinin bazıları yer alıyor. Alfa lipoik asidin henüz tartıştığımız bütün etkileri sadece genelolarak vücudun içine değildir.

Aynı zamanda cilt üzerinde de etkilere sahiptir. Alfa lipoik asit, C, E vitaminieri gibi diğer antioksidanlara ve cilt hücrelerine ekstra koruma sağlayan glütasyonun daha uzun süre dayanmasına yardım eder. Alfa lipoik asit, hem yağda hem de suda çözüldüğü için cilt hücrelerinin her parçasında çalışır. DNA'ylbile korur. Fakat çok daha fazlası vardır. iltihaplanma ile başlayalım. Şimdiye kadar, yaşlanma üzerine iltihaplanmanın etkileri konusunda teorik olarak neredeyse uzman oldunuz. Cildin iltihaplanması, çizgi ve kırışıklıklara açık bir davetiyedir.

İltihaplanana konusunda çoğu antioksidan, serbest radikallere karşı koydukları kadar güce sahiptir. Sınırlı kapsamda zararı onarabilir ve önleyebilirler. Problem, hücre çok sayıda serbest radikal tarafından istila edildiğinde bu Antioksidan korumanın çabucak azalmasıdır. Alfa lipoik asit, diğer antioksidanlardan daha uzun süre güçlü kalır ve bahsedildiği gibi daha zayıf antioksidan kuzerılerinin daha etkin performansı göstermesine yardım etme yeteneğine sahiptir.

Bu süper antioksidanın serbest radikallere vurma konusundaki özel yeteneği, en azından kısmen, NFkB(Nükleer Faktör Kappa B) olarak adlandırılan belirli bir transkripsiyon faktörünün aksiyonunu önleyebilmesinden kaynaklanır. Alfa lipoik asit, NFkB'nin aktivasyonunu engelleyerek hücreleri, hücreye zarar veren ve yaşlanmayı hızlandıran cytokines adlı iltihaplanma yanlısı kimyasallardan korur. Ayrıca lipoik asit, NFkBbir kez aktive olduğunda da, iltihaplanmayı teşvik eden kimyasalların neden olduğu serbest radikalleri toplayarak daha fazla zararı önleyebilir.

ikinci bölümde, transkripsiyon faktörlerinin hücrenin çekirdeğine her türlü enzim ve kimyasalları üretmesi için sinyal ulaştıran haberciler olduğunu açıklamıştım. Transkripsiyon faktörleri tam olarak çalıştığında mükemmel iş yaparlar. Fazla hızlandıklarında yanlış mesajlar gönderebilir ve böylece iltihaplanmayı ve serbest radikal zararı tetikleyebilirler. Böylece alfa lipoik asit, NFkB'nin aktivasyonunu önlediğinde temelolarak serbest radikalleri de durdurur. Sonuç: Bir hücreye (ya da örneğin cildinizi oluşturan bir grup hücreye) yapılan zararı birkaç saniyede durdurur.

Diğer antioksidanlar, bu konuda alfa lipoik asit kadar etkili değildir. Daha önce bahsedildiği gibi AP1 olarak adlandırılan bir başka transkripsiyon faktörü, nasıl aktive edildiğine bağlı olarak cilde zarar verebilir ya da iyileştirebilir (kolejene saldırarak ya da onararak).

AP1 güneş ışığı ile aktive olduğundan güneşe maruz kalma ciltte serbest radikallerin artmasına yol açar. Güneş rşığı ile harekete geçen AP1, hücreye kolejen özümseyen ve metaloproteinases olarak adlandırılan enzimleri ürettirir. Bu tip enzim, sağlıklı kolejene saldırır ve mikro yaralanmalara neden olur, sonuç olarak da bir kırışık oluşur.

Öte yandan alfa lipoik asit gibi güçlü antioksidanlar, transkripsiyon faktörü AP1'i de aktive edebilir. Fakat alfa Jipoik asit, sağlıklı kolejene saldırmak yerine AP1'in diğer kolejen özümseyen enzimleri üretmeye başlamasına izin verir.

Bu enzimler, yalnızca zarar görmüş kolejeni özümseyerek kırışıklıkların ve yüz yaralarının elimine olması ve silinmesi etkisi yaparlar. Sonuç olarak alfa lipoik asit topikal olarak uygulandığında, yüz yaralarında olduğu kadar yüz çizgilerinde de iyileşme görürüz.
 
Üst Alt