9 sayfadan, 2.sayfa İlkİlk 1234 ... SonSon
Gösterilen Sonuçlar 16 sonuçtan 30 ile 124 arası

Konu: Alevi bir erkekle sünni bir bayan evlenebilir mi?

  1. #16
    Yeni Üye hazari's Avatar
    Üye No
    140838
    Giriş Tarihi
    Nov 2006
    Cinsiyet
    Erkek
    Nerden
    Seçilmemiş
    Mesaj
    13
    Konular
    0
    RepPuan
    4155
    Rep Power
    0
    Reputation Bilgileri

    Varsayılan

    Arkadaşlar, bazı CAHİLLER-İFTİRACI-İSLAM DÜŞMANLARI YOBAZLAR sırf kötülük olsun diye işin aslını bilmeden,Kızılbaşlar ana bacı tanımaz diye çok çirkin bir iftira atarlar...
    Şunu belirtelim ki Kızlbaş-Alevi aynıdır.ALEVİLER DE MÜSLÜMANDIR.Bu müslümanlara da böyle bir iftira atmak çok çirkin bir olaydır.Bunu da ancak ya iftiradan çıkarı olan yapacaktır ya da KÖR CAHİL yapacaktır. Hz.Peygamberimiz bile Kafirlere hakaret etmemiş ve iftira etmemiştir.Halbuki herkesin ibadet ettiği gibi Aleviler de kendilerine göre ibadet ederler ki bu ibadetin ismi CEM'dir.Cem Evi,peygamber dönemindeki mescittir.O devirde mescit peygamberin evidir.O evde Hem ibadet evi hem ilim irfan yuvası hem de halkın sorunları hallediliyordu.Zaten Cem sözcüğünün anlamı:TOPLANMAK demektir.Cem ibadetini gözünüzle görmeniz için(kulaktan duyma fikirlerle değil) uydu kanallarındaki CEM TV'de Perşembe akşamı saat 20:00'de izleyebilirsiniz.Frekansı:11757 V 2962 3/4 'dür.
    Cem'de LAİLAHE İLLALLAH ..gibi Alevi ilahiler,deyişler söylenir.Kelime-i Şahadet getiren herkes MÜSLÜMANDIR...
    Bu Cem'e,dergaha eğri giremez..Cem'e giren HAKK AŞKIYLA pişip doğru yoldan ayrılamaz.Bu Cem'e ELİNE-BELİNE-DİLİNE sahip olanlar girer.Cem'e toplanan herkes ANA-BACI KARDEŞTİR ve Cem'de devamlı dua okunur.ALAH-MUHAMMET-ALİ'den bahsedilir ki bu toplantıda kötülük bulunmasa gerek...Kadınla ibadeti yakıştıramayan gericiler,bu ibadeti kabullenemeyip çeşitli çok çirkin İFTİRALARA başvurdular.Daha sokakta, erkek önde kadın arkada yürüyen bir zihniyete kalkıp islam'daki Kadın-erkek eşitliğini,beraber ibadet edebilecekleri Aleviliği nasıl anlatabiliriz.Öncelikle Kafalardaki ÖNYARGILARI silmeli(bir bilim adamı demiştir ki:önyargıyı parçalamak,atomun çekirdeğinden parçalamaktan daha zordur..) ve Aleviliği alevilerden tanımalıyız.Yalancı-iftiracı-İslam ve insan düşmanı kişilerden öğrenmemeliyiz.Hiç ömrünüzde Cem tv'deki Cem ibadetini izlediniz mi?İzlediyseniz orada iftiralardaki çirkinlikleri gördünüz mü?HAYIR..
    Artık ALEVİLİK GÜN YÜZÜNE ÇIKMIŞTIR.İslamın aydın modern yüzüdür.
    Emevi-Abbasi İslamının geri kalmış mezheplerinin uydurdukları din-mezhepler Çürüyor.Artık aydın,özgür düşünen Sünni arkadaşlarımda sorular sorup,gerçeği araştırıyorlar...
    ALEVİLİK DER Kİ: Dağılmış bir karınca yuvası görsek,o gece yatmayız kaygımız vardır...Sararmış bir yaprak dalından düşse,gözümüz yaşarır duygumuz vardır.İster Kutup'ta bir Eskimo Genci,ister Afrika'da garip bir zenci.FARKETMEZ NE DİLİ,DİNİ,IRKI,İNANCI..İNSAN OLUŞUNA SAYGIMIZ VARDIR..ONU YARATANA SEVGİMİZ VARDIR.
    BİZ MEVLANA GİBİ HÜ DİYEREK DÖNERİZ,BİZ YUNUS EMRENİN HOCASI HACI BEKTAŞIN BEKTAŞİLERİYİZ,BİZLER HORASAN ERENLERİNİN İSLAM ANLAYIŞIYIZ.KADINA HİÇBİR ZAMAN HOR BAKMAYIZ..İNSAN-ALLAH-DOĞA TASAVVUFİ SEVGİSİNDENİZ...eğer biz bu erenlerin yolunda olmasaydık,bu ülkede kan gövdeyi götürürdü.Bizler incindik,fakat incitmedik.Tarihte hep kıyımlara,iftiralara uğradık...Bizler Sivas'taki gibi insan yakmadık.Çünkü Peygamber soyundan gelen seyyit olan dedelerimiz bizlere hep barışı,sevgiyi övütledi..Bizler GÜRUH-U NACİLERİZ...BİZLER EHLİBEYT TARAFTARLARIYIZ..
    hadis-i şerif'lerde :
    1)"Ali nehrin bir tarafına geçse ve başkaları da nehrin karşısına geçse,sizler Ali'nin tarafına geçiniz..(Hz.Muhammet)
    2)Benim ehlibeytim Nuh'un Gemisine benzer,O gemiye binenler kurtulanlardır...(Hz.Muhammet)
    3)Ey insanlar,bu Ali benden sonra dünya ve ahirette sizin velinizdir...(Hz.Muhammet)
    4)Ey Ali,bir kul Allah'a hakkıyla ibadet ettiği halde,senin ve Ehlibeytinin insanların en faziletlileri olduğunuzdan şüpheye düşerse,o kişi ateşin içinde olacaktır...(Hz.Muhammet)
    5)Ey Ali,her kim seni severse beni sevmiştir...(Hz.Muhammet)
    6)Ben kimin mevlası isem,ALİ onun mevlasıdır...(Hz.Muhammet)
    7)En doğru hüküm vereniz Ali'dir...(Hz.Muhammet)
    8)BEN İLMİN ŞEHRİYİM,ALİ DE KAPISIDIR...(Hz.Muhammet)
    (EĞER ŞEHRE GİRMEK İSTEYEN OLURSA ÖNCE KAPIDAN GEÇMELİ...

    Resulullah(Selam üzerine olsun) şöyle buyurdu:
    "Ey EhliBeyt,Allah muhakkak ki sizden her türlü pisliği gidermek ve sizi tertemiz kılmak ister...AYETİ beş kişi hakkında indi:Benim,Ali,Fatıma,Hasan ve Hüseyin'in."

  2. #17
    YalanA KarşI YanlıZ turnmeon3000's Avatar
    Üye No
    29756
    Giriş Tarihi
    Aug 2005
    Yaş
    29
    Cinsiyet
    Erkek
    Nerden
    İstanbul
    Mesaj
    1,887
    Konular
    409
    RepPuan
    1504
    Rep Power
    3331
    Reputation Bilgileri

    Varsayılan

    Alıntı Orjinal Mesaj Sahibi mecbur601 Mesajı Göster
    kanka yaş 21 evlenmediysen büyük konuşma... gönül işi bu.
    sen istesende istemesende aleviler islamın içinde.


    konu hakkındaki düşüncem ise
    ben aleviyim.
    tek şunu belirteyim.
    eğer iki eğitimli kadın-erkek evlenecek olursa din-mezhep-ırk sorun olacağına hiç ihtimal vermiyorum.
    hım yaşım 21 evet bugüne kadar 4 tane alevi kızdan ciddi şekilde hoşlandım çok istedim onlarda istedi ama alevi olduklarını öğrendikden sonra bu işe hiç başlamadan bitirdim fasıla kanka güzel sorular sormuş ona katılıyorum cevap versinler bakalım gusül olayına
    Enfal suresi 40 ayet (Eğer yüz çevirirlerse bilin ki Allah sizin dostunuzdur. O ne güzel dosttur, O ne güzel yardımcıdır!)

  3. #18
    Yeni Üye hazari's Avatar
    Üye No
    140838
    Giriş Tarihi
    Nov 2006
    Cinsiyet
    Erkek
    Nerden
    Seçilmemiş
    Mesaj
    13
    Konular
    0
    RepPuan
    4155
    Rep Power
    0
    Reputation Bilgileri

    Varsayılan

    Emevi Şeriatı düzenlerini izole etmesinler,Bölücülük yapmasınlar.Bazı sünni kardeşlerimiz bile biz ANADOLU ALEVİLERİNİ cemlerimize girip ya da diyalog kurup,bizi bizlerden öğrenip tanımayı öğrenmişler.Ne yazık Bazı dış-yabancı güçlerle işbirliği içnde olan inanç kesimi SAZIMIZA,SEMAHIMIZA,CEMİMİZE hakaret etmeye hakları yoktur.İzin vermeyiz.Yok semahın sazın İslamla ne ilgisi var gibi söylemleriyle kendi sitelerinde ALİCENGİZ OYUNU oynamasınlar.Bizim bunlara karnımız tok.Böyle bir söylemi söyleyen kardeşlerimizin daha tarih ve bilimden haberleri yok pazarda süt satmaya çalışıyorlar.Eğer gerçekten çıkar amacı gütmeden bu ALEVİLERİ öğrenmek istiyorlarsa;önce bu yola herşeyini vermiş eren-evliya-ozanların eserlerine baksınlar.Aleviliği tabiki bunlarda çözmeli.Hünkarın sözlerine baksınlar,hiç bir kötü nasihat bulabilirler mi?
    Canlar,müzik ile ibadetİ DAVUT PEYGAMBER de uygularmış tarihde.Harabi bile bu örneği bir deyişinde vurguluyor;SAZ ÇALSAK ALLAHA İBADET OLUR.ÇÜNKÜ DAVUT A.S. dan REBABIMIZ VAR....burdaki rebap;eski bir müzik aletidir.Haşa bizim SEMAHIMIZ NE OYUNCAK NE DE SALINCAK DEĞİLDİR.bunu ANLAMAN İÇİN sözcükler yemez....o ummana dalan kişi bilir.Sende HAKK AŞKI OLMADAN SEMAH EDEMEZSİN.bu yaptığın semah gösterişten ibaret olur.Mevlana'nın dönüşü Kuru dönüş değildir.HAKK-MUHAMMET-ALİ,TANRI-İNSAN-TABİAT-TÜM EVRENİ İÇİNE ALAN BİR İLAHİ DÖNÜŞTÜR.BU DÖNÜŞTE KİŞİ kendi benliğinden arınıp HAKKA teslim olma olayı vardır.Kişi ister namazda kendi özünü hakka teslim eder,kimi meryem ananın resmikarşısında,kimi sinegogta,kimi budha da,kimi ateşte,kimi eski türlerdeki gibi "gög tengri"de,kimi de ilahi bir dönüş olan semahta HAKK İLE BÜTÜN OLUR.Dikkatinizi çekerse TANRINI adı her inançta farklı farklıdır ama öz -hedef aynıdır.Sizler evliya diyince aklınıza islam evliyaları mı geliyor?peki Hıristiyan,Musevi azizleri de Hakkın dostları sayılmıyor mu?Kuranda sadece 24 peygamber biliniyor,fakat tarihte 124000 peygamber dünyaya gelmiş,bu kadar peygamberin nasıl ibadet ettiklerini bilmeden nsıl kesin konuşabilirsin.Bir başkasının ibadetinin kabul olunup olmayacağı sana mı düşmüş?sen TANRI MISIN Kİ böyle bir yargılama yapıyorun.Bu kişi ile tanrının arasındaki hesap,günah onun sevap onun ,KİME NE?
    İşte gördüğünüz gibi canlar,inanç ne olursa olsun ALLAH bizi yobaz etmesin,beynimizi bir kafesin içine koyup kör etmesin.
    Sen Allah mısın ki haşa kimin müslüman olup olmadığını karar veriyorsun.Peygamber efendimiz bile peygamber iken Allah ile kulu arasına girmemiştir ve girilmez de. Bir insan müslümanım diyorsa müslümandır.Hangi ibadetin üstün olup olmadığını sen nasıl tayin ediyorsun.İbadet insanda gizli bir sırdır.Kur'an-ı Kerim'de bile dikkat edersen "Ey iman edenler..."sözcüğü tekrar tekrar edilmektedir.sünniler,Hıristiyanlar,Museviler... gibi bölmüyor.
    kardeşim,hangi şeriat mizanından söz ediyorsun.Ehlibeyt düşmanlarının uydurduğu şerri hükümlerinden mi tarafsın.Yoksa HZ Muhammet ve seçilmiş 12 imamların kuran yasalarından mı yanasın.Sana da ben bir kısas getiriyim kardeşim.Birgün Şafi'ye oğlu sual ediyor."Baba,Ebubekir,Ömer,Osman zatları yanında Hz.ALİ'nin yeri nedir?"
    Cevap olarak Şafi:"KURAN-I KERİME göre ve onlar hakkındaki gizlenmiş HADİSLERDEN öğrendiğime göre kıyas dahi edilemez.Çünkü onlar hakkındaki faziletleri bilmiş olsaydın bu suali dahi sormazdın."Demiş.Bu bilgiyi Sünni tarihçi kaynaklarında bulabilirsin.Ama ne yazık ki Hanife ve diğer mezhep imamlarını dolaylı olarak siz EHLİBEYT ile kıyas ettiniz.Suyun alevilikte kutsal yeri vardır.Su mürşittir.CEMLERİMİZDE ibrik içinde, ceme başlamadan sembolik olarak,halka içinde bulunanlara azcık dökülür.Bunada BATINda tarikata,ibadete başlarken yunma(arınma) demektir.Yani içimizdeki nefsi,cem kapısı dışına bırakıp,cemde ana-bacı-kardaş hep bir bütün oluyoruz.Ben şimdi abdestimi fikri olarak alıp arındıktan sonra,Elime dilime belime fikrime sahip olduktan sonra Cem’e girerim.Ama senin Kalbin kötü olduktan sonra ,kadını kara çarşafa,kutuya da soksan sen yine fantezi kurup kötü düşündükten sonra bela-pislik başından eksik olmaz güzel kardeşim.Noksanlık bakış açısında…
    ERENLER CEMİNDE kadın kadınlığını,erkek erkekliğini unutur.Bu olay eşitlikten de öte bir şey.Aynı KIRKLARIN CEMİNDE BİR OLMA GİBİ.....VAHDET-İ VÜCUT OLMA.Eğer dediğin(emevi ve abbasilerin alim denilenlere çıkarttıkları) şeriatte bakarsak:"Kadınları tarla olarak görüyor" ve dahi bu işi Kuran'a kadar sokuyorlar.Çünkü kardeş,İMAM HÜSEYNİN MÜBAREK BAŞINA kasteten şimir melunlar,Kuran'a hayde hayde kastederler.Bunun bilimde-islam tarihinde örnekleri var.Örnek gösterirsek SIFFIN SAVAŞIN'da muaviye(ALLAHIN LANETİ ONUN ÜZERİNE OLSUN VE BENİ KORUSUN\kusura bakma muaviye anılınca alevilikte böyle dua edilir) HZ ALİ EFENDİMİZE yenileceğini anlar anlamaz KURAN SAYFALARINI mızrak uçlarına geçirmedi mi? VE DAHİ dur dur dahası var.Bunu da tarih kitaplarında görmüşsündür:Muaviye halifelikte lanet oğlu Yezid’i yerine seçmedi mi?Pekiiiiii bu ne demek.Hani nerde kaldı seçimle seçilen halifelik.Yanlış anlama ama gösteriyor ki islam,HZ MUHAMMET(S.A.V)'İN BIRAKTIĞI GİBİ DEĞİL.Sapla saman birbirine karışmıştır.Sayısızca Hadis türetilmiş ve sen HANGİ ŞERİATTEN bahsediyorsun?
    Daha TASAVVUF felsefesini tanımadan,Alevi cemlerini objektif olarak araştırmadan ağır bir şekilde yargılıyorlar?
    Daha DEDElerin ne olduğunu,soylarının nerden geldiklerini bilmeden nasıl böyle yargıya varıyorlar?
    NE OLURSA OLSUN Başka bir inanca hakaret etme hakkı kimseye verilmez...
    NE hoşgörü,ne demokrasi,ne de hümanistlik nerde?
    Peygamberin döneminde ibadethanelerden ayakkabı,halı mı çalınıyordu?
    veya daha geçen gün haberlerde süleymaniye mi selimiye mi camisinde bir turist bayana tecavüzü nasıl açıklayacaksın?
    Yurt dışındaki Kombassan dinci holdingin, kendisine inanan sünni gurbetçilerin alın teri paralarını,emekli paralarını yediğini nasıl açıklayacaksın?Bu kul hakkı değil mi?
    Daha geçen haberde gizli kamerayla deşifre edilen camide: imam,cemaata hem namaz kıldırıyor hem de el altından içkisini yudumluyor...Bunu nasıl açıklayacaksın?
    Hiç değilse ALEVİLER AHLAKLI,bu saydığım Hz.Muhammdin islamında yoktur.Ama dinci simsarlar yakışmayan çirkinlikleri yapıyorlar.İftiraları atanlar,attıkları iftiraları kendileri yaşıyorlar..Ayıp beeee.
    İslam herşeyden önce ahlaktır.Çünkü bir hadis-i Şerifte peygamberimiz(selam onun üzerine olsun) şöyle buyurmuştur:"Ben size,AHLAKINIZI güzelleştirmek için gönderildim"
    bu sözden,peygamberimizin asıl amacını öğrenmiş oluyoruz.
    Ahlaklı olmayanın,Bir müslüman kardeşine küfür edenin,iftira(mum söndü karalaması) edenin,Ayakkabı-halı çalanın,hırsızlık yapanın,İmam nikahı vaadiyle genç kızları kirletenin,Sivas'ta diri diri insan yakanın,muska-büyü-cincilikle insanları ırzına,malına,parasına kastedenlerin,pazarlarda Ramazan Ayında oruç tutup terazide kul hakkı yiyenlerin hesabını nasıl vereceksin?
    ALEVİLİK:ELİNE-DİLİNE-BELİNE SAHİP OLMAKTIR.Bu sözlerin baş harflerini birleştirirsek EDB(ahlak-erdemlilik) çıkar...
    canlar bazı CAHİLLER-İFTİRACI-İSLAM DÜŞMANLARI YOBAZLAR sırf kötülük olsun diye işin aslını bilmeden,Kızılbaşlar ana bacı tanımaz diye çok çirkin bir iftira atarlar...
    Şunu belirtelim ki Kızlbaş-Alevi aynıdır.ALEVİLER DE MÜSLÜMANDIR.Bu müslümanlara da böyle bir iftira atmak çok çirkin bir olaydır.Horasan erenlerine de zamanında çok iftira atmışlar..fakat onlar yılmamışlar...Bunu da ancak ya iftiradan çıkarı olan yapacaktır ya da KÖR CAHİL yapacaktır. Hz.Peygamberimiz bile Kafirlere hakaret etmemiş ve iftira etmemiştir.Halbuki herkesin ibadet ettiği gibi Aleviler de kendilerine göre ibadet ederler ki bu ibadetin ismi CEM'dir.Cem Evi,peygamber dönemindeki mescittir.O devirde mescit peygamberin evidir.O evde Hem ibadet evi hem ilim irfan yuvası hem de halkın sorunları hallediliyordu.Zaten Cem sözcüğünün anlamı:TOPLANMAK demektir.Cem ibadetini gözünüzle görmeniz için(kulaktan duyma fikirlerle değil) uydu kanallarındaki CEM TV'de Perşembe akşamı saat 20:00'de izleyebilirsiniz.Frekansı:11757 V 2962 3/4 'dür.
    Cem'de LAİLAHE İLLALLAH ..gibi Alevi ilahiler,deyişler söylenir.Kelime-i Şahadet getiren herkes MÜSLÜMANDIR...
    Bu Cem'e,dergaha eğri giremez..Cem'e giren HAKK AŞKIYLA pişip doğru yoldan ayrılamaz.Bu Cem'e ELİNE-BELİNE-DİLİNE sahip olanlar girer.Cem'e toplanan herkes ANA-BACI KARDEŞTİR ve Cem'de devamlı dua okunur.ALAH-MUHAMMET-ALİ'den bahsedilir ki bu toplantıda kötülük bulunmasa gerek...Kadınla ibadeti yakıştıramayan gericiler,bu ibadeti kabullenemeyip çeşitli çok çirkin İFTİRALARA başvurdular.Daha sokakta, erkek önde kadın arkada yürüyen bir zihniyete kalkıp islam'daki Kadın-erkek eşitliğini,beraber ibadet edebilecekleri Aleviliği nasıl anlatabiliriz.Öncelikle Kafalardaki ÖNYARGILARI silmeli(bir bilim adamı demiştir ki:önyargıyı parçalamak,atomun çekirdeğinden parçalamaktan daha zordur..) ve Aleviliği alevilerden tanımalıyız.Yalancı-iftiracı-İslam ve insan düşmanı kişilerden öğrenmemeliyiz.Hiç ömrünüzde Cem tv'deki Cem ibadetini izlediniz mi?İzlediyseniz orada iftiralardaki çirkinlikleri gördünüz mü?HAYIR..
    Artık ALEVİLİK GÜN YÜZÜNE ÇIKMIŞTIR.İslamın aydın modern yüzüdür.
    Emevi-Abbasi İslamının geri kalmış mezheplerinin uydurdukları din-mezhepler Çürüyor.Artık aydın,özgür düşünen Sünni arkadaşlarımda sorular sorup,gerçeği araştırıyorlar...
    ALEVİLİK DER Kİ: Dağılmış bir karınca yuvası görsek,o gece yatmayız kaygımız vardır...Sararmış bir yaprak dalından düşse,gözümüz yaşarır duygumuz vardır.İster Kutup'ta bir Eskimo Genci,ister Afrika'da garip bir zenci.FARKETMEZ NE DİLİ,DİNİ,IRKI,İNANCI..İNSAN OLUŞUNA SAYGIMIZ VARDIR..ONU YARATANA SEVGİMİZ VARDIR.
    BİZ MEVLANA GİBİ HÜ DİYEREK DÖNERİZ,BİZ YUNUS EMRENİN HOCASI HACI BEKTAŞIN BEKTAŞİLERİYİZ,BİZLER HORASAN ERENLERİNİN İSLAM ANLAYIŞIYIZ.KADINA HİÇBİR ZAMAN HOR BAKMAYIZ..İNSAN-ALLAH-DOĞA TASAVVUFİ SEVGİSİNDENİZ...eğer biz bu erenlerin yolunda olmasaydık,bu ülkede kan gövdeyi götürürdü.Bizler incindik,fakat incitmedik.Tarihte hep kıyımlara,iftiralara uğradık...Bizler Sivas'taki gibi insan yakmadık.Çünkü Peygamber soyundan gelen seyyit olan dedelerimiz bizlere hep barışı,sevgiyi övütledi..Bizler GÜRUH-U NACİLERİZ...BİZLER EHLİBEYT TARAFTARLARIYIZ..

    Anadolu Alevileri;tarikatta BEKTAŞİ'liğe,mezhepte ise CAFERİ'liğe bağlıdırlar.bu araştırmayı alevi ozanlarının şiirlerinde bulabilirsiniz.İbadet şekilleri cem evi(alevi cami):zaten cem sözcüğünün anlamı:TOPLANMA.Cem'in kaynağı da pegambere yapılan medine'deki ilk evidir,Namaz olarak 1.si HALKA NAMAZI(bu namaz tarikat namazıdır,cem ayininde kılınır.).2.si ise CAFERİ NAMAZI'dır(genelde evde kılarlar).3.sü BAYRAM NAMAZI(bunu da bayramlarda cem evlerinde toplanarak kılarlar).
    Aleviliği yorumlarken yapılan hata şu:Günümüz Alevilerin yaşantılarına göre yorumlamamalıyız.Aleviliği 7 ulu ozanın(alevilerin büyük ozanları:Pir sultan.kul himmet,Hatayi,Virani,Yemini,Nesimi,Fuzuli) şiirlerine bakıp,araştırmalıyız.
    Aleviliğin de (her inançta olduğu gibi)Felsefesi,Kültürü,Töresi,Gelenekleri vardır.Ama bu demek değildir ki Alevilik bir felsefe,bir kültür...
    Saz olayını anlatırken sizler ünlü bir alevi ozanı HARABİ'nin şiirinde alıntı yazayım:"Saz çalsak Allah'a ibadet olur.Davut Peygamber'den Rebabımız var"
    sözündeki tefsir şöyledir.Sazı Hakk için çalarız.Çünkü müziğinen ibadet taa..Davut peygamberden geliyor.Davut peygamber de rebab adlı müzik aletiyle
    ilahi söylermiş,sünniler de def çalarlar,hristiyanlar da kilise orgu,yahudiler de boru...bakınız her inançta,mezhepte var.İslam tüm peygamberlere imanı emrediyor..nasıl ki kurban kesme İbrahim Peygamberden gelmişse..diğer peygamberlerin nasıl ibadet ettiklerini peygamberler tarihine bakmalıyız..
    Semah olayı ise ilahi bir "ALLAH AŞKI"dır,Mevleviler de dönerler yalnız figürler değişiktir.zakir(saz çalan) evde veya cemde alevi ilahisi söyleyip,bunu duyan canlar vecd alıp Allah aşkı doruk noktaya geldiğinde semaha kalkar ve HAKK AŞKINA DÖNER.
    Hacı Bektaşi Veli:"Semahımız Hakk aşkıdır ki salıncak değildir.Eğer semahı oyun zannedenin namazı dahi kılınacak değildir" diye bir vecizesi..
    gelelim Musayiplik konusuna:Musayip,YOL KARDEŞİ demektir.Bu da peygamber sünnetidir.Çünkü islam tarihinde Hz.Muhammet(s.a.v.) GADİR HUM denilen yerde Hz.Ali'yi kendisine kardeş seçmiştir."Eti etimde,kanı kanımdan,canı canımdandır Ali,Beni seven Ali'yi,Ali'yi seven beni sevmiştir" Hadisini söylemiştir.Onun için Cem'de iki kişi birbirine kardeş seçilir.Çünkü birbirine maddi ve manevi destekleri olsun diye.bir alevi ozanı da bir sözünde"MUSAYİPSİZ LOKMA YEME"diyerek aynı kan kardeşi gibi toplumsal dayanışmayı sağlamlaştırmıştır(zengin fakire,kültürlü kültürsüze...vs yardım eder).
    Konuyu toparlarsak arkadaşlar..Ben bir Alevi genci olarak,Aleviler içinde Cem ibadetinde 12 hizmette Zakir(cemde müzik eşliğinde deyiş,duvaz imam gibi alevi ilahileri olan övüt verici,peygamberi ve ehlibeytini övücü şiirler söyleyip zikri coşturan) görevini yapmaktayım.Burada bilgilerimi hasbel kadar paylaştım.
    Arkadaşlar biz alevi gençlerine de çok görmeyin..TARİHTE yıllardır yanlış anlaşılmalar yüzünde kıyımlara uğramışız,aşağılanmalara,mum söndü gibi iftiralara maruz kalmışız ve en önemlisi Alevilik hakkındaki kitaplar yakılıp yok edilmiştir.Onun için Alevilik adını yeni yeni duyurmaya çalışıyor.Sizlere tavsiyem
    olaylara yaklaşırken tarafsız,hoşgörü ve kardeşçe yaklaşmalıyız..
    Alevilik'te HACI BEKTAŞİ HAZRETLERİ der ki:"incinsen de incitme"...

    PİR SULTAN ABDAL'ın ŞİİRİ(7 ulu ERENLERDEN birisidir):
    Gidi yezit bize demiş KIZILBAŞ(ana,bacı tanımayan anlamına gelen mum söndü İFTİRASI)
    Meğer HZ.Ali'yi sevdiğimizden dolayı dese,yüreğim yanmaz.Fakat farklı manada,hakaret anlamında Kızılbaş demiş.
    Çoğu kimse sevmedi Şah'ı
    Biz severiz Şah-ı Merdan Ali'dir

    Kırkımız da bir katara dizildik
    Allah'a Hz.Muhammed'e ümmet yazıldık
    Hakikatta şerbet olup ezildik
    Biz kevser suyu içeriz, sakicimiz Ali'dir

    Ey yezit,bizler haram yemedik
    Batın olup gördüğümüz demedik
    Söz verdik geri dönmedik
    Güdülürüz,çobanımız Ali'dir

    MUHAMMED Dinidir bizim dinimiz
    Cebrail'dir rehberimiz
    Tarikat altından geçer yolumuz
    BİZ MÜMİNİZ,mürşidimiz Ali'dir

    PİR SULTAN'ım HACI BEKTAŞI VELİ'dir pirimiz
    Evvel kurban verdik Hz.Ali'ye başımız
    On iki imam(EHLİBEYT) meydanında darımız
    Biz şehidiz serdarımız ALİ'dir....

    Biz Muhammet Ali diyenlerdeniz
    Dergaha doğru gider yollarımız
    Şol güzel Ali'yi sevenlerdeniz
    Duvaz İmam okur dillerimiz

    BİZ MÜMİNİZ,münafıktan üşendik
    Turab(toprak)olduk, topraklara döşendik
    Kemerbestler ile kuşak kuşandık
    Pir eliyle bağlandı bellerimiz

    BİZ MÜMİNİZ,kalbimizde kara yok
    Bunda yoka yok demezler,vara yok
    Nasip olmuş ayrılığa çare yok
    Meğer harla açıldı GÜLLERİMİZ...

    Biz öğüt almışız bizden ULU'dan
    İhsan Muhammet'ten,mürvet Ali'den
    Yolda musahip evlerimiz var
    Şah Şah diye öter BÜLBÜLLERİMİZ...

    KUL HİMMET'im sen de katara düzül
    Muhabbet mülkünde üzüm gibi ezil
    Severim Pirimi,Benim ne güzel
    Gözümden gitmez oldu hayelleriniz...

    Alevİ Ne Demek SÜnnİ Ne Demek
    Ta Ezelden Bİrdİr dilimiz Bİzİm
    Ehlİ diller Bunu İyİ bilirler
    Şefaat kanidir Ulumuz bizim

    Kur'an-i Kerİm birdir,lisan Bİrdİr,din birdir
    İbadet İnsanda gizli bir sırdır
    ahlaklı Olmayan Neye İnanırsa İnansın Kördür
    Esas Olan Eline-Diline-Beline sahip olamasını bilendir

    KurtuluŞ-Çanakkale savaşında Omuz Omuzayız
    Şehitlik şerbetini bile içeriz
    Vatan İçin al kanımızı saçarızz
    Ayyıldızlı BAYRAK canımız bizim...

    Lütfen sizden ricamüşmanların oyununa gelmeyin..Hepimiz sevgi-Edeb-Barışta
    birleşelim...Bir de olaya şöyle bakın,saz çalıp semah dönen insandan ne zarar gelir.Sazın atası kopuzu çalan Dede korkut,Türklüğün müzik simgesi değil midir.Dikkat ederseniz ,Alevilik hem arap milliyetçiliğine karşı hem de islamı daha iyi anlayabilmek için dualarını-ibadetini türkçe yapmıştır.Türk geleneklerine sahip çıkmıştır.Peygamber soyundan gelen seyyitleri imam seçip dede korkutunan özdeştirmişlerdir.Kimsenin ne malına,ne canına,ne toprağına göz dikmemişler.Bu topraklarda Barıştan,sevgiden,kardeşlikten yana olmuşlar.
    Hocası gibi bektaşi olan Yunus Emre'nin dediği gibi"sövene dilsiz olmak gerek"
    Hacı bektaş pirimin dediği gibi:"Sevgidir dinimiz bizim"

    İnsanların önyargısız düşünmelerini Cenab-ı Allah'tan niyaz ederim...

  4. #19
    Uzman Üye zelyot's Avatar
    Üye No
    169201
    Giriş Tarihi
    Jan 2007
    Cinsiyet
    Bayan
    Nerden
    Seçilmemiş
    Mesaj
    5,116
    Konular
    1651
    RepPuan
    3498849
    Rep Power
    3149
    Reputation BilgileriReputation BilgileriReputation BilgileriReputation BilgileriReputation BilgileriReputation BilgileriReputation BilgileriReputation BilgileriReputation BilgileriReputation BilgileriReputation BilgileriReputation BilgileriReputation BilgileriReputation Bilgileri

    Varsayılan

    Alıntı Orjinal Mesaj Sahibi KAYTAGI Mesajı Göster
    Bu gün size temiz ve hoş şeyler helâl kılındı. Kendilerine kitap verilenlerin yiyecekleri size helâl, sizin yiyecekleriniz de onlara helâldir.9 Mü’min kadınlardan iffetli olanlarla, daha önce kendilerine kitap verilenlerden olan iffetli kadınlar da, mehirlerini vermeniz kaydıyla; evlenmek, zina etmemek ve gizli dost tutmamak üzere size helâldir. Her kim de inanılması gerekenleri inkar ederse bütün işlediği boşa gider. Ahirette de o, ziyana uğrayanlardandır. (maide 5)
    aleviler hristiyan veye yahudilerden daha mı aşağı ki onlarla evlenmek yasak olsun?

    Nûr(*) Sûresinin 3 . Ayetinde
    Zina eden erkek ancak, zina eden veya Allah’a ortak koşan bir kadınla evlenir. Zina eden bir kadınla da ancak zina eden veya Allah’a ortak koşan bir erkek evlenir. Bu mü’minlere haram kılınmıştır.

    bu ayet konusunda yorum yapacak kapasitede değilim o yüzden yoruma açtım.
    karşılık sevgi ve saygı olduktan sonra hayatta olmayacak birşey yoktur...farklılıkları konuşabilmek,anlaşabilmek,hoşgörü ile yaklaşmak olayı zaten temelden çözer...toplumda alevi ve sünni evliliklerin bitmesi nedense hep farklı mezhepler olduğu için gerçekleştiği savunuluyor...oysa bilinmeyen temelde farklılıklar görünsede aslında kişinin karekteri ve kişiliğiyle alakalı bir olgudur...

    dinin,dilin,mezhebin iyisi kötü olmaz...insanın iyisi kötü vardır...

    ve kaytağıya destekleyici(ayet) açıklamalarından dolayı yürekten kutluyor ve herkesin huzurunda minnettar olduğu kişisel olarak belirtmek istiyorum...YÜREĞİNE SAĞLIK!!!

  5. #20
    Uzman Üye zelyot's Avatar
    Üye No
    169201
    Giriş Tarihi
    Jan 2007
    Cinsiyet
    Bayan
    Nerden
    Seçilmemiş
    Mesaj
    5,116
    Konular
    1651
    RepPuan
    3498849
    Rep Power
    3149
    Reputation BilgileriReputation BilgileriReputation BilgileriReputation BilgileriReputation BilgileriReputation BilgileriReputation BilgileriReputation BilgileriReputation BilgileriReputation BilgileriReputation BilgileriReputation BilgileriReputation BilgileriReputation Bilgileri

    Varsayılan

    Alıntı Orjinal Mesaj Sahibi fasıla Mesajı Göster
    aleviler guslederler mi? ilk sorum bu. alevi arkadaşlar cevap versin. avukatları değil.

    gusl farzdır. gusletmeyen cünüptür.

    gelen cevaplara göre yeni sorularım olacaktır


    tabiki cinsel ilişkiden sonra abdest alınıyor...ama her alevinin almadığını belirtmek isterim.yani farklılıklar mevcut olmakla birlikte bazı kesim sadece banyo edler...abdest almayanda var yani...

  6. #21
    Cool Üye aysin's Avatar
    Üye No
    92620
    Giriş Tarihi
    May 2006
    Cinsiyet
    Bayan
    Nerden
    Seçilmemiş
    Mesaj
    1,246
    Konular
    184
    RepPuan
    5828
    Rep Power
    3056
    Reputation BilgileriReputation Bilgileri

    Varsayılan

    Alıntı Orjinal Mesaj Sahibi fasıla Mesajı Göster
    aleviler guslederler mi? ilk sorum bu. alevi arkadaşlar cevap versin. avukatları değil.

    gusl farzdır. gusletmeyen cünüptür.

    gelen cevaplara göre yeni sorularım olacaktır
    Tabiiki gusül abdesti alıyoruz. ilmihalimizde de ayrıntıları ile mevcuttur.

    GUSÜL-BOY ABDESTİ
    Vücûdun tamamını bir güzel yıkayıp temizlemek manasına gelen gusül; Allâh’ın Kitâbında; “...cünüp iseniz temizlenin...” [Maide (5): 6] buyurması ve bu temizliğin nasıl yapılacağının da Kâinâtın efendisi Hz. Muhammed (s.a.a.) tarafından açıklanması ile emredilmiş, bir tür bedenî temizliktir.

    Gusül abdesti almanın farz olduğu yerler olduğu gibi, sünnet olduğu, iyi görüldüğü haller de vardır.

    Başta güzel Peygamberimiz (a.s) olmak üzere, O’nun hak vârisleri olan Ehl-i Beyt İmâmları da (a.s) gusül abdesti ile ilgili açık, net ve doyurucu hükümler beyan ederek, İslâm ümmetinin fertlerine bu konunun ehemmiyetini îzâh etmişlerdir.

    İslâm, akla aykırı bir din olmadığı gibi, herkesin kendi aklının sınırları içerisine hapsedebileceği kadar sığ bir din de değildir. İslâm’ın ilke ve prensipleri öncelikle Allâh’ın Kitâbı Kur’ân-ı Kerîm’den ve Kur’ân’ın yanılmaz öğreticileri olan Hz. Peygamber ile O’nun Oniki râşid halîfelerinden öğrenilir. Boy abdesti ile ilgili gerçekler de bu çerçevede anlaşılmalı, insanın dünyâ ve âhiret sâadetine bir vesîle olan bu temizlik de İslâm’ın emrettiği şekilde yerine getirilmelidir.

    Sekizinci Râşid Halîfe İmâm Ali Rızâ (a.s) boy abdesti ile ilgili bir sözünde şöyle buyuruyorlar; “İnsanın cünüp olduktan sonra gusletmesinin sebebi, bedeninde ve ruhsal durumu üzerinde oluşan kirlilik ve ağırlığın giderilmesi ve bedenen temiz, rûhen de rahat ve huzur içerisinde olunmasının sağlanmasıdır. Çünkü, cünüplükte bütün beden bu halden etkilenmektedir. Dolayısıyla, bedenin sadece cünüplüğe vesîle olan organının değil, tamâmının yıkanması gerekir. İdrar ve dışkı, meniden daha şiddetli necis oldukları halde, onları yaptıktan sonra gusletmek gerekmez. Bu, Allâh’ın, kullarına hem rahmeti ve merhametinin bir gereği, hem de bu iki halin insanda istek dışında ve çok sık olarak ortaya çıkmasından ötürüdür. Yüce Allâh kullarına zorluk ve meşakkat yüklememek için bu hallerde yalnızca abdest almalarını emretmiştir. Ki Allâh şöyle buyuruyor; “... Allâh sizin için kolaylık ister, güçlük istemez...” [Bakara (2): 185]”[24]

    Ehl-i Beyt’in seçkin İmâmlarından İmâm Ali Rızâ (a.s)’nın da beyân ettikleri gibi, cünüplük ve benzeri hallerde boy abdesti almak Allâh’ın bir emri ve insanoğlunun faydasına bir uygulamadır.

    “...Eğer cünüp iseniz, taharetleniniz...” [Maide (5): 6] âyetinde sözü edilen “taharetleniniz” ifâdesi bütün Müslüman’ların ortak görüşüne (icmâsına) göre gusüldür, boy abdestidir.[25]

    Öyle ise; Ehl-i Beyt erkânına bağlı bir Müslüman, her konuda olduğu gibi, bu konuda da; önce Kur’ân-ı Kerim’i ve Peygamber efendimizin (a.s) uygulamalarını kendine örnek almalı, Ehl-i Beyt İmâmlarının (Oniki İmâm’lar) buyruklarına boyun eğmelidir. Haktan, hakîkatten uzak düşmüş ve ne oldukları, kim oldukları, nasıl ve hangi ölçülere göre yaşadıkları belli olmayan, Kur’ân ve Ehl-i Beyt’in öğretilerinden habersiz câhil-cühelânın söz ve davranışlarına tâbî olmamalıdır.

    GUSLETMEYİ FARZ KILAN HALLER
    Farz olan gusüller yedidir:

    1 - Cenâbet guslü.

    2 - Hayız guslü.

    3 - Nifâs (lohusalık) guslü.

    4 - İstihâze guslü.

    5 - Ölüye değme guslü.[26]

    6 - Ölü guslü.

    7 - Nezîr, yemîn ve benzeri sebeplerle farz olan gusüller.

    CENÂBET GUSLÜ
    İnsan iki şekilde cünüp olur:

    Meni gelmesi ile: Bir kimseden ister uyanık, ister uykuda, ister isteyerek, isterse istemeyerek, az veya çok olsun meni gelmesi ile o kimse cünüp olur.

    İnsandan gelen sıvının meni olarak kabul edilmesi için; o sıvı bedenden fışkırarak gelmeli, şehvetle gelmeli, sıvı geldikten sonra bedende bir gevşeme hissedilmelidir.

    Hasta ve kadınlarda ise meninin fışkırması, şehvetle gelmesi ve bedenin gevşemesi gibi üç şart aranmaz. Yalnızca şehvetle gelmesi veya bedenin gevşemesi yeterlidir.

    Bir kimse uykuda iken kendisinden bir sıvı geldiğini hissetmemiş, ancak uyandığında bedeninde veya elbisesinde meni lekesini andırır bir lekenin varlığını müşahede etmiş ise, cünüp olduğuna hükmeder ve boy abdesti alması gerekir.

    Cinsî münâsebet ile: Bir kimse, sünnet yeri kadar veya daha fazlası dâhil olmak şartıyla cinsî münâsebette bulunursa meni gelmemiş bile olsa cünüp olur ve her iki tarafında boy abdesti alması farzdır.

    CÜNÜP OLAN BİR KİMSEYE YAPILMASI HARÂM OLAN ŞEYLER:
    1. Bedeninden her hangi bir yerini Kur’ân’ın yazısına (velev ki bir harfine bile olsa), Allâh’ın ismine, Peygamberlerin (a.s) ve diğer Masumların (a.s) isimlerine değdirmesi.

    2. Mescidü’l Harâm’a ve Peygamberimizin (a.s) mescidine (bir kapıdan girip diğerinden çıkılsa bile) girmesi.

    3. Diğer mescitlerde sebepsiz ve mazeretsiz olarak oturması, mescide bir şey bırakması.

    4. İçerisinde, farz olan tilâvet secdesi bulunan bir sûreyi okuması. Bu sûreler şunlardır:

    Secde Sûresi.

    Fussilet Sûresi.

    Necm Sûresi.

    Alak Sûresi.

    Cünüp olan kimsenin bu surelerden bir harf bile okuması harâmdır.

    CÜNÜP OLAN KİMSEYE MEKRÛH OLAN ŞEYLERDEN BAZILARI:

    Abdest almadan ya da, en azından mazmaza ve istinşâk yapmadan yiyip, içmek.

    Farz secdeleri olmayan sûrelerden yedi âyetten fazla okumak.

    Bedenin her hangi bir yerini Kur’ân’ın cildine veya sayfalarına, yazılarının arasına değdirmek.

    Üzerinde Kur’ân bulundurmak.

    Abdest almadan uyumak.

    Kına ve benzeri bir şeyle boyanmak.

    Uykuda cünüp olduktan sonra, gusletmeden cinsel ilişkide bulunmak.

    GUSÜL İKİ ŞEKİLDE ALINABİLİR;
    1.İrtimâsî gusül: Bir kimsenin, irtimâsî gusül niyetiyle bedeninin tamamının suyun içine gireceği bir şekilde, havuz ve benzeri bir yerde yavaş-yavaş veya bir anda suya girmesidir.

    Bu şekilde alınan irtimâsî gusülde de bedenden her hangi bir yerin kuru kalmamasına dikkat edilmelidir.

    Farz bir orucu tutma durumunda olan, ya da hac ve umre için ihrâma giren kimse irtimâsî gusül alamaz.

    2.Tertîbî Gusül: Banyo ve benzeri bir yerde bedenin kuru bir yeri kalmamak üzere, tertîp ve sıraya uygun bir şekilde yıkanılarak boy abdesti almaktır.

    TERTÎBÎ GUSLÜN FARZLARI;
    Guslün farzları üçtür;
    1-Niyet etmek.

    2-Kuru bir yer kalmayacak şekilde bütün bedeni yıkamak.

    3-Tertîbe riâyet etmek: Yani önce baş ve boyunu, sonra vücudun sağ tarafını, sonra da sol tarafını yıkamak suretiyle bütün bedeni yıkamak.

    CÜNÜB OLAN BİR KİMSE;

    Namaz kılabilmek için.

    Kabe’yi farz olan tavafı yapabilmek için.

    Ramazân orucu ve onun kaza olan orucunu tutabilmek için, mutlak surette gusül abdestini almış olmalıdır.

    GUSLÜN BAZI SÜNNETLERİ:

    1. Gusletmeden önce idrar yapmak.

    2. İdrardan sonra istibrâ yapmak.

    3.Gusüle başlamadan önce elleri yıkamak.

    4.Mazmaza yapmak (ağıza su verip çalkamak).

    5.İstinşâk (buruna su vermek).

    6.Suyu isrâf etmeden kullanmak.

    GUSÜL İLE İLGİLİ, EHL-İ BEYT İMÂMLARINDAN BİR SÖZ DEMETİ
    Aşk yolunun serveri İmâm Cafer Sâdık (a.s) buyurdular; “Bir kadın, erkekler gibi rüyâ görerek ihtilâm olursa, (yani fercinde meni-ıslaklık gelirse) gusletmesi gerekir. Şayet ıslaklık gelmezse gusletmesi gerekmez.”[27]

    Hak erenlerinin önderi İmâm Cafer Sâdık (a.s)’a soruldu; “Bir erkek cünüp olduktan sonra, idrârını yapmadan boy abdesti alır, daha sonra da kendisinden meni gelirse ne yapması gerekir?” İmâm buyurdular; “Boy abdestini yeniler.” Soruldu ki: “Kadın, boy abdesti aldıktan sonra ondan meni gelirse ne yapmalıdır?” Buyurdular; “Kadın boy abdestini yenilemez. Çünkü, kadından gelen, kendine âit olan bir sıvı değil, erkeğe âit bir sıvıdır.”[28]

    İmâm Hasan Askerî (a.s) buyurdular; “Abdest ve gusülde mazmaza ve istinşâk farz değil sünnet bir ameldir.”[29]

    Nûr güneşinin Işığı İmâm Muhammed Bâkır (a.s) buyurdu; “Abdest ve gusül, sınırlarını Allâh’ın belirlediği bir ameldir ki, Allâh onlarla kimin kendisine itaat ettiğini, kimin de kendine isyân ettiğini zâhir eder. Şunu biliniz ki, mümini hiç bir şey necis etmez. Dolayısıyla, abdest ve gusülde suyu, yağ sürer gibi dökünüz, harcayınız.” (İsraf etmeyiniz, yani bu amellerinizi sırf bedenî bir temizlikmiş gibi algılama durumuna düşmeyiniz.)[30]

    Âdâbına uygun olarak nasıl boy abdesti alırız?
    “Bismillâhirrahmânirrahîm.” diyerek, Allâh’ın adını anar, önce boy abdesti alacağımız mekan yahut vücûdumuzun her hangi bir yerinde necaset, pislik varsa onu yıkar, gideririz. Ellerimizin temizliğinden sonra, sünnet olarak ağzımıza ve burnumuza su verir, daha sonra başımızı ve boynumuzu bir güzel yıkamaya başlarız. Bu arada “Yâ Rabbi! Senin rızân için boy abdesti alarak kalben ve bedenen temizlenmeyi istiyorum.” der, niyet ederiz. Daha önce de belirttiğimiz gibi, niyetin kalb ile yapılması yeterli olmakla birlikte, dil ile de ifâde edilmesi en güzel olanıdır. Sonra, başımızın her hangi bir yerinde kuru yer kalmadığına kanaat getirdiğimizde, sırasıyla vücûdumuzun sağ tarafını, omuzlardan ayaklara kadar güzelce yıkarız. Sol tarafı da aynı şekilde yıkarız. Vücudumuzun hiç bir yerinde kuru alan kalmadığında, yıkandığımız yerden ayrılmak üzere ayaklarımızı tertemiz kılar ve böylece boy abdestimizi tamamlamış oluruz. Boy abdesti alınırken herkes Allâh’a bağlılığı ve sevgisi nisbetinde içinden geldiği şekilde (Özellikle Ehl-i Beyt’ten nakledilen duâlar olması daha uygundur.) Rabbine hamd ve duâlar edebilir.

    Kadınlar boy abdesti alırken saçları toplu bir halde ise, saçlarını açmak mecbûriyetinde değildirler. Ancak, suyun deriye ulaşması gerekir. Aksi halde boy abdesti geçersiz olur.

    HAYIZ GUSLÜ
    Hayız; Kadınların rahminden, belli bir yaşa kadar, genellikle her ay, bir kaç günlüğüne, kan gelmesidir. Bu durumda olan kadına, “hayızlı kadın” denir. Hayız olmaya; âdet görmek, aybaşı olmak, regl olmak vs. de denilir.

    Hayız kanı, çoğunlukla koyu kıvamda bir sıvı, sıcak, siyaha çalan veya koyu kırmızımsı bir renkte olur ve baskıyla-hızlı bir akıntıyla dışarı çıkar.

    Âdet görmek, bir hanım için tabîi ve normal bir durumdur. Bu hâl Allâh-u Teâlâ’nın insanlığın bir yarısını oluşturan kadınlar için Havvâ annemizden (a.s) beri takdir ettiği bir yazgı ve tekvîni bir kaderdir. Âdet gören bir kadın bu halinden dolayı, dînen ayıplanıp kınanmadığı veya pis kabul edilip dışlanmadığı gibi, Allâh’ın yaratılış fıtratına uygun yapıda bir kul olarak görülür. Ancak, gerek yüce Allâh, gerekse O’nun sevgili Elçisi Peygamberimiz (s.a.a.), kadınları bedenen ve bir kısmını da psikolojik olarak etkileyen bu geçici hallerde bir takım ibâdetleri yerine getirmekten muaf tutmuşlar ve onlara merhamet ile muâmele etmişlerdir. Bu durum, kadınların Allâh ve Resûlü (a.s) katındaki değerlerinin düşüklüğüne değil, bilakis onlara ne kadar yüksek derece ve mertebelerin verildiğinin delîlidir. Zîrâ aybaşı denilen hallerde kadınlar bir takım ibâdetlerini yapmamakla günaha girmiş olmadıkları gibi, o halleriyle Allâh’a itaat içerisinde olduklarından, kendilerine verilen sevap ve mükâfâtı eksiksiz olarak almaya devam etmektedirler.

    ÂDETİN BAŞLANGICI VE MÜDDETİ
    Bir genç kızda âdet hâli en erken 9 (dokuz) yaşında başlar. Bu yaştan önce kanama olduğu takdirde o hayız kanı kabûl edilmez. Genç kızın âdet görmesi ile birlikte “ergenlik çağı” başlamış olur. Kureyş soyundan olan kadınlar 60 (altmış) yaşına kadar, diğer kadınlar da 50 (elli) yaşlarına kadar hayız görebilirler. Bu yaştan sonra görülen kana, hayız kanı (âdet kanı) denilmez. O kanın bir hastalıktan dolayı geldiği kabûl edilir. Kadınların bir kısmı belirtilen yaşlara gelmeden de âdet kanları kesilebilir, menopoza girebilirler..

    Âdet müddetinin en azı 3 (üç) gün, en çoğu 10 (on) gündür. Üç günden az, on günden de fazla görülen kan hayız kanı kabûl edilmez.

    Hayızın ilk üç günü peş peşe olmalıdır. Meselâ; iki gün kan görülür, bir gün temiz olunur ve yine bir gün kan görülürse o kanlar hayız kanı değildir.

    Bir kadın, peş peşe üç gün hayız kanı görür sonra kan kesilirse, sonra tekrar kan görür ve kan gördüğü günlerle aradaki temiz olduğu günlerin toplamı on günden fazla olmazsa, aradaki pâk olduğu günler de hayız günlerinden sayılır.

    Bir kadın üç günden az kan görür ve pâk olur, sonra da üç gün veya daha fazla kan görürse ikinci kan hayız kanıdır, evvelki gördüğü kan hayızdan sayılmaz.

    Bir kan görülürde, hayız kanı mı, lohusalık kanı mı olduğundan şüphe edilirse, kan hayız kanı şartlarını taşıyorsa hayız kanı kabûl edilir.

    Hamile bir kadının veya çocuğuna süt veren bir kadının hayız olması mümkündür.

    HAYIZLI BİR BAYANIN YAPMASI HARÂM OLAN ŞEYLER:
    1.Abdest, gusül veya teyemmümle yerine getirilmesi gereken ibâdetler. Farz ve sünnet namazlarının kılınması, Ramazân-ı Şerîf orucunun tutulması vs. gibi.

    2.Cünüp olan bir kimsenin yapması harâm olan şeylerin tümü.

    3.Meni gelmese dâhî sünnet mahalli yada daha azının dâhil olacağı şekilde eşiyle ilişkiye girmesi. Bu fiil erkeğe de harâmdır.

    Hayız ile ilgili bazı hükümler;
    Bir kadın, hayız kanı özelliği taşıyan kan görür ve onun üç gün süreceğini kuvvetle tahmin ederse o zaman zarfındaki yapması gereken ibâdetlerini terk etmelidir. Şayet üç gün görmez ise, o takdirde yerine getiremediği ibâdetlerin kazasını yapmalıdır.

    Erkek, hayızlı olan eşiyle cimâ yaparsa (cinsel ilişkiye girerse), harâm işlenmiş olur. Buna karşılık, kefâret olarak fakirlere sadaka vermeli, hiç olmazsa Allâh’tan af ve bağışlanma dilemelidir.

    Hayızlı bir kadını boşamak geçersizdir.

    Kadın, hayızlı olduğunu veya hayızdan temizlendiğini beyân ettiğinde sözü geçerlidir, ayrıca araştırma yapılmaz, kadının sözüne itibâr edilir.

    Kadın hayız kanından kurtulduktan sonra gusül etmemiş bile olsa onunla cinsel ilişkiye girilebilir.[31] Ancak, en iyisi gusül yaptıktan sonra ilişkiye girmektir.

    Kadının hayızlı olduğu zamanlar kılmadığı günlük namazların kazâsı yapılmaz. Tutamamış olduğu farz orucun ise kazâsı gerekir.

    Yakın vakitte hayız olacağını bilen bir hanım, namaz vakti girer girmez namazını geciktirmeden kılmalıdır. Bile bile geciktirir de o arada hayız olursa kılamadığınamazı kazâ etmelidir.

    Hayızlı hanımın, namaz vaktinde kendini kandan temizlemesi, hayız bezini değiştirmesi, abdest alarak kıbleye yönelip zikir, duâ ve Peygamberle (a.s) Ehl-i Beyt’e (a.s) salavât ile meşgul olması müstehâb-iyi bir davranıştır.

    Hayız guslü nasıl alınır?
    Hayızlı bir kadının kandan temizlendikten sonra ibâdetlerini yerine getirebilmesi için gusletmesi farzdır.

    Hayız guslü, cünüplükten temizlenme guslü gibi alınır. Ancak, namaz kılınabilmesi için gusülden önce veya sonra ayrıca namaz abdesti de alınmalıdır.

    HAYIZ VE HAYIZ HÜKÜMLERİ İLE İLGİLİ EHL-İ BEYT’TEN BAZI RİVÂYETLER
    Ehl-i Beyt’in atası Hz. Muhammed buyurdular; “Kim, hayızlı hanımıyla cinsel ilişkide bulunur da cüzzam vb. bir hastalığa yakalanmış çocuğu olursa, o kişi kendinden başka kimseyi kınamasın!”[32]

    Sâdıkların imâmı İmâm Cafer Sâdık (a.s)’a soruldu; “Bir kadın hamile kalır, hamileliğinde de önceki aylarda gördüğü gibi hayız olursa namazlarını terk eder mi? İmâm (a.s) buyurdular; “Evet. Böyle bir durumda namaz kılmaz.”[33]

    İmâm Cafer Sâdık’a (a.s) soruldu; “Bir kadın Ramazan ayında oruçlu iken güneş batmadan önce adet görürse ne yapmalıdır?” Buyurdular; “Orucu bozulmuş olur ki yiyip, içebilir.”[34]

    İmâm Mûsâ Kâzım (a.s)’a soruldu; “Hayızlı bir kadın, kandan temizlendikten sonra, gusül abdesti almadan kocası ile ilişkiye girebilir mi?” İmâm (a.s) buyurdular; “Bir sakıncası yoktur. Ancak, gusül yaptıktan sonra cimâ etmek bana daha sevimli geliyor.”[35]

    NİFÂS-LOHUSALIK GUSLÜ
    Nifâs; Doğumdan sonra rahimden kan gelmesine denir. Nifas hâli kanın görülmesiyle belli olur. Eğer kadın doğumdan sonra kan görmezse lohusa sayılmaz.

    Lohusalık müddeti ve hükümleri;
    Lohusalık müddetinde alt sınır yoktur. Bir kadın hiç kan görmediği zaman lohusa kabûl edilmediği gibi, bir an, bir gün vs. de kan görebilir. Ancak lohusalık kanı 10 (on) günden fazla olamaz. Şayet on günü geçerse, gelen kanın başka sebep ve hastalıklardan geldiği (istihâze kanı olduğu) kabûl edilir. [36]

    Kadın doğumdan hemen sonra kan görmez, fakat, ilk on gün içerisinde kan görürse, kanı gördüğü andan itibâren lohusa sayılır.

    Doğumdan hemen sonra kan görülür, bir müddet temiz kalınır, sonra doğumdan itibâren ilk on gün içerisinde yine kan görürse iki kan görme zamanı ve arasındaki günler lohusalıktan sayılır.

    Doğum veya düşükte çocuğun yaratılışının tamamlanmış olması gerekmez. Rahimden gelen düşük, içerde kalsaydı “insan olurdu” denilecek durumda idiyse, bu halde de gelen kan nifâs-lohusalık kanı sayılır.

    Hayızlı bir kadına neler farz ve neler harâm ise lohusa için de aynı hükümler geçerlidir.

    Lohusalık halinden temizlenen bir kadın, hayızdan temizlenen kadın gibi, boy abdestini ve namaz abdestini alarak ibâdetlerini yerine getirmeye başlar.

    İSTİHÂZE GUSLÜ
    Hayız ve lohusalık kanı hâricinde, kadından çıkan her türlü kan istihâze kanıdır. Yani; Bulûğ çağına ermemiş bir kızın fercinden gelen kan, buluğ çağına ermiş bir bayandan üç (3) günden az, on (10) günden fazla gelen kan ve lohusa bir kadından on (10) günden sonra görülen kan istihâze kanıdır.

    İstihâze kanı genellikle sarı renkli ve soğuk olur. Kendiliğinden ve yakıcılığı olmaksızın çıkar ve koyu da olmaz. Ancak, bazen siyaha çalan koyu kırmızı renkte, sıcak, basınçlı ve yakıcı da olabilir.

    İstihâze üç kısma ayrılır:
    Az istihâze kanı: Kadının, fercinin dâhiline koyduğu pamuğa iyice işlemeyen ve pamuğun diğer tarafından görülmeyen kandır.

    Orta istihâze kanı: Ferce konulan pamuğa işleyen, öbür tarafından da görülen, ancak kanı önlemek için fercin dışına konulan mendile akmayan kandır.

    Çok istihâze kanı: Pamuktan geçerek, dışa konulan beze, mendile ve benzeri şeylere kadar işleyen-akan kandır.

    İstihâzeli kadın ile ilgili bazı hükümler;
    Az istihâze kanı gelen bir kadının, pamuğunu değiştirmesi veya yıkaması, kılacağı namaz için de abdest alması gerekir.

    Orta veya çok istihâze kanı gelen bir kadın ise, gerekli temizlikleri yaptıktan sonra kılacağı namazlar için gusletmeli ve ayrıca da abdest almalıdır.

    İstihâze kanı kesilen bir kadın da derhal temizlenir. İstihâzesi ile ilgili abdestini veya gusül ile birlikte abdestini alarak namazlarını kılmalıdır.

    Kadının fercinin içinde kalan ve dışarı akmayan istihâze kanı, abdesti ve guslü bozmaz.

    Mekke ve Medine mescitlerine girmenin, diğer mescitlerde durmanın, farz secdesi olan sûreleri okumanın istihâzeli kadın için bir sakıncası yoktur.

    İstihâzesi orta veya çok olan bir kadının, gusül etmediği müddetçe kocası ile cinsel ilişkiye girmesi helâl değildir.

    Bayanlarda hayız ve istihâze kanının dışında fercde oluşan bir takım akıntılar olur ise, bu akıntılardan bez kullanarak korunulmaya çalışılmalıdır. Mümkün ise kullanılan bez değiştirilerek temiz bir bez konulmalı abdest alınarak namaza durulmalıdır.

    Şehvet, hayal kuşunun daldan dala konması, dokunma vs. gibi sebeplerden oluşan akıntılar ise meni hükmünde değildir. Boy abdestini gerektirmediği gibi namaz abdestini de bozmaz. Ancak, öylesi durumlar vâkî olduğun da takvâ gereği yeniden abdest alınması faziletlidir.

    ÖLÜYE DEĞME GUSLÜ
    Bir insan, ölmüş bir kimsenin soğumuş veya gusül verilmemiş bedenine dokunursa -ister uykuda, ister uyanık, isteyerek veya istemeyerek dokunmuş olsun- ölüye dokunma guslü alması gerekir. Öyle ki bir kimsenin tırnağı bile, soğumuş yada gusül verilmemiş bir ölünün tırnağına veya kemiğine vs. değse yine ölüye değme guslü almalıdır.

    Çocuğun cenâzesine, hattâ, dört ayını doldurmuş ve düşük olmuş bir çocuğa dâhi dokunulduğunda Ehl-i Beyt yoluna göre ölüye dokunma guslü alınmalıdır.

    Ölüye dokunma guslünü, cünüplükten temizlenme guslü gibi yerine getirmek gerekir. Bu guslü alan kimse, namaz kılabilmek için ayrıca da abdest almalıdır.

    Bir kaç ölüye dokunulduğunda veya bir ölüye birden çok dokunulduğunda bir gusül yeterlidir.

    Ölüye değdikten sonra gusletmemiş olan bir kimsenin, mescitte durmasında, eşi ile cinsel ilişkiye girmesinde, içinde farz secde bulunan sûreleri okumasında sakınca yoktur. Ancak namaz ve benzeri ibâdetler için gusledip ayrıca da abdest almalıdır.

    ÖLÜYE VERİLEN GUSÜL
    Ölüm döşeğinde olan bir Müslüman’a karşı vazîfelerimiz olduğu gibi, ölmüş olan bir Müslüman kardeşimize karşı da yerine getirmemiz gereken bir takım görevlerimiz vardır.

    Bu görevlerimizden en başta gelenleri ise; ölüye gusül verilmesi, cenâzenin kefenlenmesi, ölü için bir nevi dua olan cenâze namazının kılınması ve ölünün defnidir. Bu vazîfeleri yerine getirmek farz-ı kifâye olup, bir kısım Müslüman’ların bunları yapması ile sorumluluk diğer Müslüman’ların üzerinden kalkar.

    Cenâzeye üç gusül verilmesi farzdır:
    1 - Sidr ile karışık suyla,

    2 - Kâfur ile karışık suyla,

    3 - Hâlis-saf su ile.

    Suya karıştırılmak için sidr, kâfur bulunmaz ya da bulunur ancak, gasbedilmiş, çalınmış vs. olursa o durumlarda yalnızca temiz su ile üç guslün verilmesi farzdır.

    Cenâze guslü, cünüplükten temizlenme guslü gibidir.

    Ölü guslü ile ilgili bazı hükümler;
    Cenâzeyi yıkayan kimse Allâh rızâsı için yıkamalıdır. Yaptırılan gusle karşılık ücret almak, talep etmek harâmdır.

    Cenâzeyi yıkayan kimsenin mümkün mertebe Müslüman olması, Oniki İmâm’ın Velâyet ve İmâmetine inanması yada en azından onlara düşman olmayan biri olması, akıllı olması, gusül meselelerini bilmesi ve buluğ çağına ermiş olması gerekir.

    Müslüman çocuğun guslü zinâdan doğmuş bile olsa farzdır. Kâfirin ve kâfir çocuğunun gusül, kefenlenme ve İslâm usullerine göre defni câiz (dine uygun) değildir. Bir çocuğa karşı bu vazîfelerin yerine getirilmesi için ana-babasının ikisininde yada en azından birisinin Müslüman olması gerekir.

    Düşük yapılmış çocuk dört aylık veya daha büyükse gusledilmelidir. Dört aylıktan küçük ise gusledilmesi farz değildir, bir beze sarılarak defnedilir.

    Kadın erkeği, erkek de kadını guslettiremez. Ancak, kadın kocasına, koca da karısına gusül verebilir.

    Cenâze yıkamak için su bulunmaz veya suyu kullanmanın sakıncası olursa cenâzeye gusül yerine teyemmüm verilmelidir

    ÖLÜM VE ÖLÜ GUSLÜ İLE İLGİLİ EHL-İ BEYT’TEN BAZI RİVÂYETLER
    İmâmlar İmâmı Resûlullâh (s.a.a.) buyurdular; “Âni ölüm, mümin için bir rahmet ve rahatlık, kâfir içinse bir üzüntü, sıkıntı ve zorluktur.”[37]

    İmâm Cafer Sâdık’a (a.s) soruldu; “Kadınlar, kaç yaşına kadar olan erkek çocuğunu yıkayabilirler?” İmâm (a.s) buyurdular; “Üç yaşına kadar yıkayabilirler.”[38]

    İmâm Muhammed Bâkır (a.s) buyurdu; “Bir mümin, mümin kardeşini öldükten sonra yıkar ve yıkarken de Allâh’tan kardeşi için af-bağışlanma dilerse, Allâh (c.c.), o ölünün küçük günahlarını bağışlar.”[39]

    İmâm Cafer Sâdık’a (a.s) soruldu; “Cünüp olarak ölen bir kimse nasıl yıkanır?”İmâm (a.s) buyurdular; “Ölü guslü olarak bir gusül verilmesi yeterlidir.”[40]


    NEZİR VE YEMÎN GİBİ SEBEBLERLE FARZ OLAN GUSÜL
    Bir kimse, kendi kendine boy abdesti almayı nezreder, ahdederse, o kimsenin verdiği sözü yerine getirerek boy abdestini alması farzdır.

    SÜNNET OLAN GUSÜLLERDEN BAZILARI
    Peygamber efendimizden (a.s) ve Ehl-i Beyt İmâmlarından (a.s) nakledilen güvenilir rivâyetlere göre bir çok sünnet gusül vardır. Bunlardan en önemlileri ve çokça tavsiye edilenleri ise şunlardır:

    1.Cuma guslü: Cuma günü sabah ezanından, öğle ezânına kadar ki zaman içerisinde yerine getirilmesi iyidir.

    2.Mübarek Ramazân-ı Şerîf ayının ilk gecesi ve yirmibirinci gecesine kadar ki tek geceler (3.5.7.vs. geceleri gibi.) ve yirmibirinci geceden sonraki bütün gecelerdeki gusül: Bu guslün yapılma zamanı ise, gecenin tamamıdır.

    3.Ramazan ve Kurban bayramı guslü: Bu guslün yapılma zamanı ise, sabah ezanından güneş batıncaya kadar ki zamandır.

    4.Ramazan bayramı gecesinin guslü: Bu guslün vakti, arefe gününün güneş batmasından, bayram gününün sabah ezânına kadar ki zamandır.

    5.Zilhicce ayının sekizinci ve dokuzuncu günlerinin guslü.

    6.Receb ayının birinci, on beşinci ve son gününün guslü.

    7.Resûlullâh’ın peygamberlik görevi ile görevlendirildiği gün olan, Receb ayının yirmiyedinci gününün guslü.

    8.İmâm Ali’nin Peygamber efendimiz (a.s) tarafından müminlere Velî olarak atandığı gün olan “Ğadîr-i Hum Bayramı” gününün guslü. (Onsekiz zilhicce)

    9.Ehl-i Beyt-i Mustafâ’nın, Hıristiyanlarla lanetleşmeye çağrıldığı gün olan (Mübâhele günü) Zilhicce ayının yirmidördüncü gününün guslü.

    10.Efendiler efendisi Hazreti Peygamberin (a.s) doğum günü olan onyedi Rebîulevvel gününün guslü.

    11.İmâm Mehdî (a.f.)’nin doğum günü olan Şaban ayının onbeşinci günü guslü.

    12.Nevruz bayramı gününün guslü, Rebîulevvel ayının dokuzuncu gününün guslü, Zilkade ayının yirmibeşinci gününün gusülleri.

    13.Yeni doğmuş bir çocuğa verilen gusül.

    14.Bedeninden bir yeri, gusül verilmiş bir ölünün bedenine değen kimsenin guslü.

    15.İdam edilmiş bir kimseyi, mecbûren ya da tesâdüfen değil de özellikle görmeye giden ve gören kimsenin guslü.

    16.Mekke ve Medîne şehirlerine, Mescidül Harâm’a, Mescid-i Nebî’ye ve bütün Ehl-i Beyt’in pâk kabirlerini, haremlerini uzaktan ya da yakından ziyâret etmek amacıyla yola çıkıldığında da gusletmek müstehâb (iyi bir davranış olarak) görülmüştür.

    Bunlardan başka daha bir çok sünnet ve müstehâb olan gusüller vardır ki, onlar ayrıntılı olarak Ehl-i Beyt yoluna bağlı âlimlerin daha geniş ve hacimli, kıymetli eserlerinde beyan edilmiştir.

    Bir kimse, sünnet ve müstehâb olarak almış olduğu bir gusül ile, namaz ve benzeri, farz olan bir ibâdeti yerine getiremez. Ayrıca abdest alması gerekir.

    Alevî; atalara uyan değil, Hakk’a uyandır.

    TEYEMMÜM“...su bulamamışsanız temiz toprakla teyemmüm ediniz. Yüzlerinize ve ellerinize ondan (topraktan) sürünüz...” [Maide (5): 6, Nisa (4): 43] âyeti gereğince, bir Müslüman’ın bazı hal ve durumlarda, toprak ile yapmış olduğu temizlik ve almış olduğu abdeste “teyemmüm abdesti ” adı verilir.

    İslâm’daki emir ve yasakların maddî ve manevî bir çok faydalarının olduğu şüphe götürmez bir gerçektir. Ancak, bunlara uymaktaki asıl gâye, Allâh’ın rızâsına ulaşmaktır. Teyemmüm olayı da bu açıdan ele alınmalı, yapılan amel temizlikten daha ziyâde, Allâh’ın emirlerine bağlı kalmış olmak şeklinde anlaşılmalıdır.

    Bir kimsenin teyemmüm edebilmesi için bir takım şartlar vardır. Şimdi bunları açıklamaya çalışalım.

    HANGİ HALLERDE TEYEMMÜM YAPILMALIDIR?
    Aşağıda sayılan yedi yer ve halde teyemmüm yapılır:

    1-Abdest veya gusüle yetecek miktarda su bulunamadığında. Bir kimse bulunduğu yer itibâriyle önce suyu arayıp bulmaya çalışmalıdır. Yerleşim alanında ise; ümidini kesinceye kadar suyu aramalıdır. Çöl, dağ ve benzeri yerlerde; bulunulan yer düz ve engebesiz ise, dört tarafa iki ok atımı mesâfede suyu aramalı, bulunulan yer engebeli, ormanlık veya meşakkatli bir alan ise dört tarafa bir ok atımı mesâfede su aramalıdır.

    Namaz vaktinin dar olması durumunda ise vakit geçirilmemeli, derhal teyemmüm edilmelidir.

    2-Su bulunur, fakat ihtiyarlık, hırsızlık, canavar korkusu ve benzeri sebeplerden dolayı suya ulaşılamadığında teyemmüm yapılır.

    3-Su kullanıldığı takdirde hasta olunacağından, hasta ise hastalığın şiddetlenip tedavinin güçleşeceği ve benzeri endişe ve korkuların bulunması halinde teyemmüm yapılır.

    4-Su kullanıldığı takdirde, susuzluktan dolayı bir insanın ya da bir hayvanın ölümüne sebep olunacaksa teyemmüm edilir.

    5-Beden ve elbisesi necis olan bir kimsenin az miktarda suyu olur ve onunla abdest veya gusül aldığı takdirde, beden ve elbisesini yıkamaya suyu kalmayacak ise, su ile beden ve elbisesini yıkar, kendisi teyemmüm eder.

    6-Kullanacak su veya su kabının harâm olması halinde teyemmüm edilir. (Meselâ; su veya kap ğasbedilmiş olsa, veya suyu kullanacağı kap altın ise vb.)

    7-Abdest veya gusül alındığında, farz olan namazın tamâmı veya bir kısmının vakti geçirilecekse teyemmüm edilmelidir.

    TEYEMMÜMNELERLE YAPILIR?
    Toprak, çakıl, taş, tuğla, testi, kireç taşı, alçı taşı, mermer taşı ve benzerleri üzerine temiz oldukları takdirde teyemmüm yapılabilir.

    Adı geçen şeylerin bulunmaması halinde elbise veya yaygı-halı-kilim üzerindeki toz ile de teyemmüm yapılabilir. Bu da mümkün olmadığı takdirde çamura teyemmüm yapılabilir.

    TEYEMMÜM NASIL YAPILIR VE FARZLARI NELERDİR?
    Teyemmümün farzları dörttür:
    1-Niyet.

    2-İki elinin içini, üzerine teyemmüm yapılması uygun olan bir şeye vurmak.

    3-İki elinin içini, alnın üst tarafından kaşların ve burnun üzerine kadar çekmek.

    4-Sol elin içini, sağ elin üzerine bileklere kadar çekmek, sonra da sağ elin içini aynı şekilde sol elin üzerine (avuç içine değil) bileklere kadar çekmek.

    Teyemmüm ile ilgili bazı hükümler;
    Mesh verirken, alnı ve ellerinin içini yukarıdan aşağıya doğru meshetmek gerekir.

    Bileklerden parmak uçlarına doğru mesh verilirken, parmak aralarına da mesh vermek gerekmez.

    Teyemmüm yapılırken bütün ameller birbiri peşi sıra yapılmalıdır. Arada teyemmüm yapılmadığına inanılacak kadar bir fasıla-zaman aralığı bırakılmamalıdır.

    Niyet edilirken, teyemmümün abdest yerine mi, gusül yerine mi ya da hangi tür bir gusül yerine yapıldığı belirtilmelidir.

    Abdesti bozan şeyler, abdest karşılığı alınan teyemmümü, guslü bozan şeyler de gusül karşılığı yapılan teyemmümü bozar.

    Teyemmüm yapmayı gerekli kılan haller ortadan kalktığı anda derhal abdest veya gerekiyorsa gusül yerine getirilmelidir.

    Âdâbına uygun olarak nasıl teyemmüm yaparız?;
    Teyemmüm yapılacağı zaman önce üzerinde teyemmüm yapılması uygun düşen bir madde buluruz. Elde yüzük ve meshe engel olacak bir şey varsa çıkarır, gideririz. Ne yerine teyemmüm edilecekse ona niyet ederiz. Meselâ; “Niyet ettim namaz abdesti yerine teyemmüm etmeye” gibi. Besmele çekerek, ellerimizi toprak ve benzeri bir şeye vururuz. Abdest yerine teyemmüm yapılacaksa;bir vuruşla ellerimizi vurduktan sonra saçın bitim yerinden itibaren alına, kaşların üzerine ve burun üzerine kadar meshederiz. Sonra da sağ elin üzerini sol elin içi ile, sol elin üzerini de sağ elin içi ile meshederiz. Boy abdesti yerine teyemmüm yapılacaksa yüz meshi için bir vuruş, ellerin meshi için de bir vuruş olmak üzere en az iki kez ellerimizi toprağa vurmamız gerekir. Bu şekilde teyemmüm almış oluruz.

    Akıl; göz, vahiy; ışık gibidir.

    Yalnız akılla yetinmeye çalışan,

    Karanlıkta yol alan kimseye benzer.



    --------------------------------------------------------------------------------

    [1] Bıhârul Envâr: c: 92 sh: 14

    [2] Yaşar Nuri Öztürk, Süleyman Ateş, İsmail Hakkı İzmirli, Abdulbâki Gölpınarlı: Kur’ân-ı Kerîm meâli, Süleyman Ateş: İslâm İlmihâli: c: 1 sh: 93, Y. Nuri Öztürk: Hz. Fâtıma: sh: 43

    [3] Furû-u Kâfî: c:3 sh: 24..., İstibsâr: c:1 sh: 57...vb.

    [4] Şafî, Malikî ve Hanbelîlere göre de abdest de niyet farzdır. Vehbe Zuhaylî İslâm fıkhı anskp: c: 1 sh: 157

    [5] Ehl-i sünnete mensup müslüman kardeşlerimizin rivâyet ettikleri ve abdestte ayağın meshedilmesi gerektiğine dair hadislerle ilgili olarak bakınız: Abdulbâki Gölpınarlı: Tarih boyunca İslâm mezhepleri ve şîilik: sh: 595...,Süleyman Ateş: İslâm ilmihâli: c: 1 sh: 93-95... vb.

    [6] Prof. Süleyman Ateş: İslâm İlmihâli: c: 1 sh: 95

    [7] Taberî: Tefsir-i Taberî: c: 6 sh: sh: 80-82, Prof. Süleyman Ateş: İslâm İlmihâli: c: 1 sh: 95, Cemal sofuoğlu-Salih Aydemir: Hadîs-i Şerîf külliyâtı: c:2 sh: 177, Buhârî: Kitâbul İlim: bab:3, Kitâbul Vudû: bab: 27, Müslim: Kitâbut tahâret: had no: 27, İbn-i Mace: had no: 458, Müsned-i Ahmed: c:6 sh: 358...vb.

    [8] Bakınız: Furû-u Kâfî, Men lâ yahduruhul fakîh, Tehzîb, İstibsâr, Bıhârul Envâr,...vb. Ayağa mesh hakkında ayrıca bakınız: Şeyh Muhammed b. Ali El-Kerâcikî (ölümü: H:449): Ayağa meshin vücûbu üzerine.

    [9] Şafii ve Hanbelilere göre de abdestte tertib farzdır. Vehbe Zuhayli: İslâm fıkhı ansklp: c:1 sh: 161

    [10] Malikî ve Hanbelîlere göre de muvâlat farzdır. A.g.e. c:1 sh: 163

    [11] Furû-u Kâfî c:3 sh: 22, Men lâ yahduruhul fakîh: c:1: sh: 34

    [12] Ali İrfan: Alevi ve namaz: sh: 66..., Şirali Bayat: Caferi fıkhında namaz ve oruç: sh: 36..., Tevfik Oytan: Bektaşiliğin içyüzü: c: 1 sh: 191, Bedri Noyan: Bektaşilik, Alevîlik nedir?: sh: 237, Haydar Kaya: Bektaşî İlmihâli: sh: 41-42,...vb.

    [13] Tehzîb: c:1 sh: 357

    [14] İstibsâr: c:1 sh:67, Tehzîb: c:1 sh: 358-359

    [15] Ehl-i Beyt öğretilerinde cenâze namazı ölü için bir duâdır. Bilindiği anlamda bir namaz gibi değerlendirilmemektedir. Dolayısıyla, bu namaz görüntülü duâda, abdest almak farz değil, sünnet ve güzel bir davranıştır.

    [16] Ehl-i Sünnet mezheplerinden biri olan Şafi mezhebine göre nâmahreme dokunmak abdesti bozar.

    [17] El-Hâc Muzaffer Ozak: İrşâd: c:1 sh:99

    [18] Furû-u Kâfî: c: 3 sh: 37, İstibsâr: c:1 sh: 84, 86, 87, 95

    [19] A.g.e. Aynı sayfalar.

    [20] A.g.e. Aynı sayfalar.

    [21] Furû-u Kâfî: c:3 sh: 36, İstibsâr: c:1 sh: 83

    [22] Furû-u Kâfî: c: 3 sh: 39

    [23] Ebû Cafer Kuleynî: Furû-u Kâfî: c:3 sh: 72

    [24] Men lâ yahduruhul fakîh: c:1 sh: 44

    [25] Tehzîb: c: 1 sh: 103

    [26] Şafi, Maliki ve Hanbelilere göre de ölüyü yıkayan kimsenin gusletmesi müstehabtır. Vehbe Zuhaylı: İslâmfıkhı anskp: c:1 sh: 292

    [27] Furû-u Kâfî: c: 3 sh: 48, Men lâ yahduruhul fakîh: c: 1 sh: 48, Tehzîb: c: 1 sh: 124, İstibsâr: c: 1 sh: 108

    [28] Furû-u Kâfî: c: 3 sh: 49, Men lâ yahduruhul fakîh: c: 1 sh: 47, Tehzîb: c: 1 sh: 143, 148, İstibsâr: c: 1 sh: 118

    [29] Tehzîb: c: 1 sh: 131, İstibsâr: c: 1 sh: 118

    [30] Furû-u Kâfî: c: 3 sh: 21, Men lâ yahduruhul fakîh: c.1 sh: 25, Tehzîb: c1 sh: 138

    [31] Hanefiler de bu görüştedirler: Vehbe Zuhayli: İslâm fıkhı ansklp: c:1 sh: 312

    [32] Men lâ yahduruhul fakîh: c: 1 sh: 52

    [33] Furû-u Kâfî: c: 3 sh: 97, Tehzîb :c:1 sh: 110, İstibsâr: c: 1 sh: 138

    [34] Tehzîb: c: 1 sh: 153, İstibsâr: c:1 sh: 145

    [35] Tehzîb: c: 1 sh: 167, İstibsâr: c:1 sh: 136

    [36] Ehl-i Beyt yolu hadis kaynaklarında lohusalık halinin on gün, onsekiz-yirmi gün, hatta kırk güne kadar olabileceğine dâir rivâyetler de mevcuttur. Anlaşılan odur ki, bölgeden bölgeye, iklimden iklime, kadından kadına farklı lohusalık hâli ortaya çıkabilmektedir. Ehl-i Beyt yoluna bağlı kadınlar bu rivâyetleri de gözönünde bulundurarak kendi hal ve hareketlerine yön verirler. Durumları uygun olanlar on günü ölçü alır, kanama devâm ederse istihâze hükümlerine göre amel ederler. Hâli, durumu uygun düşmeyenler ise diğer belirtilen süreleri ölçü alarak davranırlar. Karı-koca arasındaki yakınlıkta bu çerçevede değerlendirilmelidir. Bakınız: Furû-u Kâfî: c: 3 sh: 98, Men lâ yahduruhul fakîh: c: 1 sh: 55, Tehzîb: c: 1, sh: 174-177, İstibsâr: c: 1 sh: 152,153 vb.

    [37] Furû-u Kâfî: c: 3 sh: 112, Men lâ yahduruhul fakîh:c: 1 sh: 80, c: 4 sh: 292

    [38] Furû-u Kâfî: c: 3 sh: 160, Men lâ yahduruhul fakîh:c: 1 sh: 94

    [39] Furû-u Kâfî: c: 3 sh: 164, El-Fakîh: c: 1 sh: 85

    [40] İstibsâr: c: 1 sh: 194
    Tenden çıkagörsün hele bir kez canımız,
    Tuğlayla kapar üstümüzü, dostlarımız.
    Bir başkasının kabrini örtsün diyerek
    Bir gün de bizim, tuğla olur toprağımız.

  7. #22
    Gümüş Üye NaviGasyoN's Avatar
    Üye No
    161496
    Giriş Tarihi
    Jan 2007
    Cinsiyet
    Erkek
    Nerden
    Seçilmemiş
    Mesaj
    1,332
    Konular
    274
    RepPuan
    3981
    Rep Power
    2810
    Reputation Bilgileri
    Ünvan : Gümüs Üye

    Varsayılan

    Alıntı Orjinal Mesaj Sahibi zelyot Mesajı Göster
    tabiki cinsel ilişkiden sonra abdest alınıyor...ama her alevinin almadığını belirtmek isterim.yani farklılıklar mevcut olmakla birlikte bazı kesim sadece banyo edler...abdest almayanda var yani...
    iste bingo denilen sey bu neymis ""gusul abdesti almayanlar varmis ""
    Zaten biz bunlari söylüyor ve müslüman olmadiklarini söylüyoruz kanka yoksa her aleviyi ayni görmüyoruz inanan ve sartlari yerine getiren alevi kardesimizi tartismak bile terbiyesizlik ve aymazliktir.tesekkür ederim bilgi icin.Zelyot kankanin bilgisine samimiyetine itibar ederim.
    Düzenleyen NaviGasyoN : 26-02-07 at 16:25 Sebep: düzenleme
    Cahil insan kendi kendinin bile düşmanıdır; başkasına dost olması nasıl beklenir?” (Socrates)

  8. #23
    Cool Üye aysin's Avatar
    Üye No
    92620
    Giriş Tarihi
    May 2006
    Cinsiyet
    Bayan
    Nerden
    Seçilmemiş
    Mesaj
    1,246
    Konular
    184
    RepPuan
    5828
    Rep Power
    3056
    Reputation BilgileriReputation Bilgileri

    Varsayılan

    Alıntı Orjinal Mesaj Sahibi NaviGasyoN Mesajı Göster
    iste bingo denilen sey bu neymis ""gusul abdesti almayanlar varmis ""
    Zaten biz bunlari söylüyor ve müslüman olmadiklarini söylüyoruz kanka yoksa her aleviyi ayni görmüyoruz inanan ve sartlari yerine getiren alevi kardesimizi tartismak bile terbiyesizlik ve aymazliktir.tesekkür ederim bilgi icin.Zelyot kankanin bilgisine samimiyetine itibar ederim.

    Gusül abdesti almayanlar sünni olanlarda vardır. Almayan kişiler ne alevileri nede sünnileri bağlar. Sadece kendilerini ilgilendirir. Bizim inancımızda gusül abdesti farzdır. Almayanadır günahı. Kişilerin yaptıkları niçin aleviler üzerine yıkılmak isteniyor. Şu anda Türkiyede ne kadar müslüman var herkesin yaptığı günahlar müslümanların inancına mı yıkılması gerekir.Laf oyunları yapmayalım. Yukarıdaki yazıda belirttim inancımızda gusül abdestini okuma zahmetinde bulunabilirseniz.
    Tenden çıkagörsün hele bir kez canımız,
    Tuğlayla kapar üstümüzü, dostlarımız.
    Bir başkasının kabrini örtsün diyerek
    Bir gün de bizim, tuğla olur toprağımız.

  9. #24
    Kanki Üye akmax's Avatar
    Üye No
    154724
    Giriş Tarihi
    Dec 2006
    Cinsiyet
    Erkek
    Nerden
    Seçilmemiş
    Mesaj
    148
    Konular
    14
    RepPuan
    160
    Rep Power
    2823
    Reputation Bilgileri

    Varsayılan

    bu forumda steril navigasyon gibi neyi üdüğü belli olmayan
    kişiler yazmaya devam ettikce hiçbir konu çözüme veyada
    tartışılmaya kalkılmamalı bence
    steril adında bi yaratık resmen mum söndü olayına katılmış
    yok bakire bulmak zormuş gibi şeyler yazmış
    4-5 adet şehir ismi vererek oşehirde oturanları sanki mum söndü yapıyorlarmış gibi göstermiş hala forum yönetiminden ses seda yok.
    kınıyorum
    steril herhalde orda pezoluk görevi yapıyormuş
    kendi anasını bacısınıda mum söndü yaparken pazarlıyormuş
    ey yönetim beni banlarsında sizinde nefikirde olduğunuz çıkar meydana
    yoksa eğer bu steril gibi aşağılık yaratıkları burda tutmayın
    öylelerini gördükce insanlığımdan utanıyorum

  10. #25
    Kanka Üye tymsah's Avatar
    Üye No
    132931
    Giriş Tarihi
    Nov 2006
    Cinsiyet
    Erkek
    Nerden
    Seçilmemiş
    Mesaj
    439
    Konular
    20
    RepPuan
    629
    Rep Power
    2872
    Reputation Bilgileri

    Varsayılan

    Alıntı Orjinal Mesaj Sahibi aysin Mesajı Göster
    Gusül abdesti almayanlar sünni olanlarda vardır. Almayan kişiler ne alevileri nede sünnileri bağlar. Sadece kendilerini ilgilendirir. Bizim inancımızda gusül abdesti farzdır. Almayanadır günahı. Kişilerin yaptıkları niçin aleviler üzerine yıkılmak isteniyor. Şu anda Türkiyede ne kadar müslüman var herkesin yaptığı günahlar müslümanların inancına mı yıkılması gerekir.Laf oyunları yapmayalım. Yukarıdaki yazıda belirttim inancımızda gusül abdestini okuma zahmetinde bulunabilirseniz.
    Aysin kanka seni alevilik konusunda verdigin iyi bilgiler icin tebrik ederim hem alevi hem müslüman nasil olunur sen ispat ettin ama herkes bunu yapabilmeli her alevi dini yasamali müslüman olmaktan korkmamali.
    SiKAYET HEP ZAMANDAN VE MEKANDAN OLUR

    OYSA Ki ASIL MÜCRiM CEHALETTiR.

  11. #26
    GÖRDÜNÜZ MÜ YİĞİDi fasıla's Avatar
    Üye No
    128276
    Giriş Tarihi
    Oct 2006
    Cinsiyet
    Erkek
    Nerden
    Seçilmemiş
    Mesaj
    10,403
    Konular
    280
    RepPuan
    35312320
    Rep Power
    6435
    Reputation BilgileriReputation Bilgileri
    Reputation BilgileriReputation BilgileriReputation BilgileriReputation BilgileriReputation BilgileriReputation BilgileriReputation BilgileriReputation BilgileriReputation BilgileriReputation BilgileriReputation BilgileriReputation BilgileriReputation BilgileriReputation Bilgileri

    Varsayılan

    aysin kanka, söylediğin fıkhi konular alevi fıkhından değil ki? şafi maliki ve hanefi fıkhına göre. ben bunları sormadım ki? alevi ilmihalini sordum. alevi ilmihaline göre guslün hükmünü ve nasıl yapıldığını izah edersen sevinirim. ben çevremde sizin dediğiniz gibi gusleden göremedim.

    yanılıyor olabilirim

  12. #27
    Yeni Üye yetişş's Avatar
    Üye No
    179894
    Giriş Tarihi
    Feb 2007
    Cinsiyet
    Erkek
    Nerden
    Seçilmemiş
    Mesaj
    1
    Konular
    0
    RepPuan
    10
    Rep Power
    0
    Reputation Bilgileri

    Varsayılan

    Alıntı Orjinal Mesaj Sahibi fasıla Mesajı Göster
    aysin kanka, söylediğin fıkhi konular alevi fıkhından değil ki? şafi maliki ve hanefi fıkhına göre. ben bunları sormadım ki? alevi ilmihalini sordum. alevi ilmihaline göre guslün hükmünü ve nasıl yapıldığını izah edersen sevinirim. ben çevremde sizin dediğiniz gibi gusleden göremedim.

    yanılıyor olabilirim
    fıkıhmış ilmihalmiş ben bilmem oyle şeyler arkadaşım
    ben sadece yüce yaratanın gönderdiği kuranı bilkirim bence sende
    öyle yap yok şafii fıkhıymış yok alevi fıkhıymış
    islam tektir kuran tektir fıkha göre yorumlanması bana ters
    sonra bende çevremde karısını satan sunni veya şafii insanlar gördüm
    şimdi bunların hepsi öyledir diyemeyeceğim gibi
    sende alevilerin hepsi hakkında aynı düşünme bence

  13. #28
    Cool Üye aysin's Avatar
    Üye No
    92620
    Giriş Tarihi
    May 2006
    Cinsiyet
    Bayan
    Nerden
    Seçilmemiş
    Mesaj
    1,246
    Konular
    184
    RepPuan
    5828
    Rep Power
    3056
    Reputation BilgileriReputation Bilgileri

    Varsayılan

    Alıntı Orjinal Mesaj Sahibi fasıla Mesajı Göster
    aysin kanka, söylediğin fıkhi konular alevi fıkhından değil ki? şafi maliki ve hanefi fıkhına göre. ben bunları sormadım ki? alevi ilmihalini sordum. alevi ilmihaline göre guslün hükmünü ve nasıl yapıldığını izah edersen sevinirim. ben çevremde sizin dediğiniz gibi gusleden göremedim.

    yanılıyor olabilirim
    Kanka yazdığım yazılar alevi ilmihalinden alıntıdır. Gusül konusunda zaten mezhepler arasında fark yoktur. Alevi ilmihalini zaten alevilik nedir başlıklı konular içerisinde yazmıştım. Kitabın 12 imamlar bölümü hariç tamamını orada yazmıştım oradanda bakabilirsin. Gusulü sormuşsun: kısaca ağıza buruna su verip tüm vucutta kuru yer kalmayacak şekilde niyet ile yıkamaktır. 12 imamlar bölümünüde yazacaktım fakat konu kilitlendiği için tamamlayamadım.

    Ayrıca konu başlığında alevi sünni evlenebilirmi diye sorulmuş onada cevabım: Türkiyede zaten böyle evlilikler çok fazla kız alınmış kız verilmiş. Bunlardanda nesiller türedi hala kız alınıp alınmayacağı soruluyor. Benim akrabalarımın bir kısmıda sünnidir. Aramızda herhangi bir husumetde söz konusu değildir.
    Düzenleyen aysin : 26-02-07 at 22:39
    Tenden çıkagörsün hele bir kez canımız,
    Tuğlayla kapar üstümüzü, dostlarımız.
    Bir başkasının kabrini örtsün diyerek
    Bir gün de bizim, tuğla olur toprağımız.

  14. #29
    Cool Üye aysin's Avatar
    Üye No
    92620
    Giriş Tarihi
    May 2006
    Cinsiyet
    Bayan
    Nerden
    Seçilmemiş
    Mesaj
    1,246
    Konular
    184
    RepPuan
    5828
    Rep Power
    3056
    Reputation BilgileriReputation Bilgileri

    Varsayılan

    Alıntı Orjinal Mesaj Sahibi tymsah Mesajı Göster
    Aysin kanka seni alevilik konusunda verdigin iyi bilgiler icin tebrik ederim hem alevi hem müslüman nasil olunur sen ispat ettin ama herkes bunu yapabilmeli her alevi dini yasamali müslüman olmaktan korkmamali.
    Kanka teşekkür ederim. Nasılki her sünni inancına göre yaşamıyor veya yaşayamıyorsa. Her alevide inancına göre yaşamıyor veya yaşayamıyor olabilir. Bundan doğal ne olabilir. Mesele kimin inancına göre yaşayıp yaşayamadığı olayı değildir. Ben islamı nasıl yaşabilirim. Nasıl yaşatabilirim. Nasıl tebliğ edebilirim. Tebliğ metodlarım nasıl olmalı. Bunları tartışabilmektir.

    Peygamberimizin tebliğ metodunu örnek alarak nasıl irşadda bulunabilirim. Şayet içimişzde bunun sancısını çekemiyorsak ziyandayız. Bu gün dünden ileride değilsek ziyandayız.

    Müslümanlar kötü örnekler vererek birilerini karalayarak ilerleyemezler. Feryadü figan ederek birilerini eleştirerek bir şey elde edemezler ancak zarara uğrarlar. Her zamanda şunu söyleyeceğim. Küçük meseleler yüzünden Aramıza kimse nifak tohumları ekmesin. Benim meselem büyük meseledir. Bir kimsenin benim vasıtamla imana gelmesi sahra dolusu develerim olmasından daha hayırlıdır.

    Biz müslümanlar ancak şunu diyebilirsek Başarıya uğrarız. Kim hulusi kalb ile AllAh derse ben ayağının altından öperim.

    Saygılarımla.
    Tenden çıkagörsün hele bir kez canımız,
    Tuğlayla kapar üstümüzü, dostlarımız.
    Bir başkasının kabrini örtsün diyerek
    Bir gün de bizim, tuğla olur toprağımız.

  15. #30
    GÖRDÜNÜZ MÜ YİĞİDi fasıla's Avatar
    Üye No
    128276
    Giriş Tarihi
    Oct 2006
    Cinsiyet
    Erkek
    Nerden
    Seçilmemiş
    Mesaj
    10,403
    Konular
    280
    RepPuan
    35312320
    Rep Power
    6435
    Reputation BilgileriReputation Bilgileri
    Reputation BilgileriReputation BilgileriReputation BilgileriReputation BilgileriReputation BilgileriReputation BilgileriReputation BilgileriReputation BilgileriReputation BilgileriReputation BilgileriReputation BilgileriReputation BilgileriReputation BilgileriReputation Bilgileri

    Varsayılan

    Alıntı Orjinal Mesaj Sahibi aysin Mesajı Göster
    Kanka teşekkür ederim. Nasılki her sünni inancına göre yaşamıyor veya yaşayamıyorsa. Her alevide inancına göre yaşamıyor veya yaşayamıyor olabilir. Bundan doğal ne olabilir. Mesele kimin inancına göre yaşayıp yaşayamadığı olayı değildir. Ben islamı nasıl yaşabilirim. Nasıl yaşatabilirim. Nasıl tebliğ edebilirim. Tebliğ metodlarım nasıl olmalı. Bunları tartışabilmektir.

    Peygamberimizin tebliğ metodunu örnek alarak nasıl irşadda bulunabilirim. Şayet içimişzde bunun sancısını çekemiyorsak ziyandayız. Bu gün dünden ileride değilsek ziyandayız.

    Müslümanlar kötü örnekler vererek birilerini karalayarak ilerleyemezler. Feryadü figan ederek birilerini eleştirerek bir şey elde edemezler ancak zarara uğrarlar. Her zamanda şunu söyleyeceğim. Küçük meseleler yüzünden Aramıza kimse nifak tohumları ekmesin. Benim meselem büyük meseledir. Bir kimsenin benim vasıtamla imana gelmesi sahra dolusu develerim olmasından daha hayırlıdır.

    Biz müslümanlar ancak şunu diyebilirsek Başarıya uğrarız. Kim hulusi kalb ile AllAh derse ben ayağının altından öperim.

    Saygılarımla.

    keşke her alevi sizin gibi olsa. yaptığınız açıklamalardan dolayı teşekkür ederim. Allah razı olsun

+ Yeni Konu Aç
9 sayfadan, 2.sayfa İlkİlk 1234 ... SonSon

Konu Açıklaması

Users Browsing this Thread

Şuanda bu konuyu 1 kişi izlemekte. (0 üye ve 1 misafir)

Benzer Konular

  1. 'Kızım Alevi bir gençle evlenebilir mi?'
    By asetin_cerkess in forum Genel / Off Topic
    Cevaplar: 64
    Son Mesaj: 22-04-09, 04:59
  2. Başmüftüye göre kızlar 10 yaşında evlenebilir 15.01
    By Hairdesigner in forum Yurtdışı Haberleri
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 15-01-09, 15:12
  3. Lindsay Lohan, kız arkadaşıyla evlenebilir! 15.09
    By Y@R@M@SsS in forum Magazin Haberleri
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 15-09-08, 11:41
  4. Buket Evlenebilir/18ağustos
    By Curcuna in forum Magazin Haberleri
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 18-08-06, 11:40
  5. erkekle bayan arasındaki farklar :))))) çokkkk komikkkk
    By Meclis-i Ala in forum Komik Flash'lar
    Cevaplar: 10
    Son Mesaj: 02-06-06, 11:49

Ziyaretçiler bu sayfayı bu kelimeleri arayarak buldular:

müsayip ne demek

alevi bir erkekle sünni bir bayan evlenebilir mi

alevi kızla sünni erkek evlenebilirmimusayıp ne demeksünni kızın alevi erkekle evlenmesisunni kiz alevi erkek evlenebilirmisunni kızla alevi erkek evlenebilirmisünni bir erkek alevi bir kızla evlenebilir mialevi erkek sünni kızla evlenebilir misunnı bır kızla alevı bır erkek evlenebılrmıalevi erkekle sünni kızın evlenmesiAlevi erkek sunni kizsünni kızın alevi erkekle evlenebilir mikız sünni erkek alevisünni bir kızla alevi bir erkek evlenebilir misünni bir kızın alevi bir erkekle evlenmesialevı erkeksünni kızaleviler sünnilerle evlenirmisünlü kadin bir alevi erkekle evlene bilirmihanefi bir bayan alevi bir erkekle evlenebilir mialevi kız sünni erkek evlenebilirmialevi bir erkekle sünni bir bayan evlenebilirmisünni bir hanim alevi bi erkekle evlenebilir mialevi bir erkekle sünni bir kadın evlenebilir mialevi oglan sunni kizla evlenebilirmi

Tags for this Thread

Bookmarks

Bookmarks

Gönderme Kuralları

  • Yeni konu açılamaz!
  • You may not post replies
  • You may not post attachments
  • You may not edit your posts
  •  

Forum Kuralları