PDA

View Full Version : örtünme-başörtüsü -nur suresi 31. Ayet..



TETIKHAN
03-08-12, 11:38
dinde örtünme olmamasına rahmen ,örtünmeyi bu ayete bağlayarak ,örtünme vardır diyen arkadaşlara soruyorum , ayet ortada nerde yazıyor bize bir göstersinler...


NUR 31.Mümin kadınlara da söyle: Bakışlarını yere indirsinler. Cinsiyet organlarını/ırzlarını korusunlar. Süslerini/zinetlerini, görünen kısımlar müstesna, açmasınlar. Örtülerini/başörtülerini göğüs yırtmaçlarının üzerine vursunlar. Süslerini şu kişilerden başkasına göstermesinler: Kocaları yahut babaları yahut kocalarının babaları yahut oğulları yahut kocalarının oğulları yahut kardeşleri yahut kardeşlerinin oğulları yahut kendi kadınları yahut ellerinin altında bulunanlar yahut ihtiyaç içinde olmayan erkeklerden kendilerinin hizmetinde bulunanlar yahut kadınların mahrem yerlerini henüz anlayacal yaşa gelmemiş çocuklar. Süslerinden, gizlemiş olduklarının bilinmesi için ayaklarını yere vurmasınlar. Ey müminler, hepiniz topluca Allah’a tövbe edin ki kurtuluşa erebilesiniz.

Bu ayette açıkça süslerinizle, zenginliğinizle gösteriş yapmayın deniliyor. "Örtülerini yakalarının üstünü kapatacak şekilde koysunlar". Bu ayetten zorla ıkına sıkına "örtünme emri" çıkarmaya çalışan zihniyet, tefsir yaparken "örtü" sözcüğünü "baş örtüsü"ne, ziynet (süs) kelimesini de "ziynet yerleri"ne çevirmiştir.

birde bu ayet neden inmiş onuda bir inceleyelim, sonra ayeti daha iyi anlarız bence..




Hicretin 6'ncı yılında beni Mustalık kabilesine karşı bir sefer düzenlendi. Hz. Peygamber eşi Hz. Ayşe'yi de beraberinde götürmüştü. Seferden dönüşte, Medine'ye yakın bir yerde konaklandı. Hz. Ayşe, tabii ihtiyacını gidermek üzere birlikten uzaklaştı. Geri dönüşünde boynundaki ziynetini, gerdanlığını düşürdüğünü farketti. İhtiyacını giderdiği yere gitti. Aramaya başladı. Orada oyalandı. Geri döndüğünde kafilenin gittiğini gördü. Orada oturdu bekledi. Çünkü, o zaman kaybolanlar oturduğu yerde beklerdi. Derken, uyudu kaldı. Bir süre sonra ordunun artçısı Safvan bin Muattıl geldi. Hz. Ayşe'yi gördü, kendi devesine bindirdi. Orduya ancak sabahleyin ortalık aydınlanıca ulaşabildiler. Kötü niyetli münafıklar, "Safvan ile Ayşe geceyi birlikte geçirdiler" diye iftira ettiler.


Hz. Peygamber, üzüntüsünden günlerce dışarı çıkmadı. Hz. Ayşe hastalandı ve baba evine gitti, orada kalmaya başladı. Safvan bir şiir ile kendisini suçlayan şair Hassan'ı kılıç ile vurup, yaraladı. Hazrec ve Evs kabileleleri az kalsın savaşa giriyorlardı. Hz.Peygamber yatıştırdı. Hz. Peygamber, sahabelerin ileri gelenlerine konu hakkında görüşlerini sordu. Hepsi konunun bir iftira olduğunu söylediler. Yalnız Hz. Ali, Hz.Peygamber'e Hz. Ayşe'yi boşamasını ima eden tavsiyede bulundu.

30 gün sonra Nur Suresi indi. Nur Suresi, iddiaların bir iftira olduğunu anlatıyor. Ayrıca, ziyneti, gerdanlığı yitirme konusu da dahil olmak üzere birçok meseleyi açıklığa kavuşturuyor. 30 ve 31'inci ayetler önceki ayetlerle birlikte bir bütünlük içinde sorunlara çözüm getiriyor.
Ayet diyor ki, "Örtünüzü veya böşrütünüzü - iki anlama da gelir- göğüs değil, bu yakaların üzerine örtün", ziynetinizi kapatsın, gerdanlığı kapatsın, kimse görmesin. Ancak bu ziynetlerinizden görünenler müstesna yüzük gibi küpe gibi. Bunun dışında ziynetlerinizi göstermeyin.


Nur Suresi 30 ve 31'inci ayetlerin tesettürle ilgisi olmadığı halde, daha önceki ayetlerden ve iftira olayından bağımsız gibi ele alınıyor ve kelimelerin anlamları kaydırılarak yanlış yorum yapılıyor. "Ziynetinizi, yani gerdanlığınızı örtün" anlamı yanına 'yerleri' kelimesini ilave ettiler.
Allah'ın kitabına bir parantez içinde soktular. Sokunca da 'ziynet yeri' oldu. Böylece de 'ziynet yerini örtün' dendi. O zaman da ziynet yeri, ne oldu? Başı, bedeni oldu. Halbuki kastedilen tamamen ziynet, gerdanlık, takılar, altın ve gümüştü. Bu ayette baş kelimesi hiç yok. Örtünün ziyneti örtmesi söz konusu.

seckince
03-08-12, 17:03
Merhaba;
Efendim ayeti yazıyorsunuz, içeriği belli. Bunu da aktarıyorsunuz sonra da göre göre soruyorsunuz ki; "nerde burda örtünme" diyorsunuz. Ya Hu!! renklendiriyorum ilgili kısmı.. Kendin yazmışsın işte "örtülerini/başörtülerini" (Ayette geçen cuyubihinne örtülerini demektir.)demişsin.. Hala örtü nerde? diye neden soruyorsun ki, anlamak mümkün değil..


NUR 31.Mümin kadınlara da söyle: Bakışlarını yere indirsinler. Cinsiyet organlarını/ırzlarını korusunlar. Süslerini/zinetlerini, görünen kısımlar müstesna, açmasınlar. Örtülerini/başörtülerini göğüs yırtmaçlarının üzerine vursunlar. Süslerini şu kişilerden başkasına göstermesinler: Kocaları yahut babaları yahut kocalarının babaları yahut oğulları yahut kocalarının oğulları yahut kardeşleri yahut kardeşlerinin oğulları yahut kendi kadınları yahut ellerinin altında bulunanlar yahut ihtiyaç içinde olmayan erkeklerden kendilerinin hizmetinde bulunanlar yahut kadınların mahrem yerlerini henüz anlayacal yaşa gelmemiş çocuklar. Süslerinden, gizlemiş olduklarının bilinmesi için ayaklarını yere vurmasınlar. Ey müminler, hepiniz topluca Allah’a tövbe edin ki kurtuluşa erebilesiniz.

Bence bu ayetin " Ey müminler, hepiniz topluca Allah’a tövbe edin ki kurtuluşa erebilesiniz." kısmına iyi dikkat edelim ve gereğini yapalım derim ben..:)


tefsir yaparken "örtü" sözcüğünü "baş örtüsü"ne, (...) çevirmiştir.
Ya bırakın Allahaaşkına yaaa.. Ne yani örtü derken masa örtüsü mü anlayacaktık yani? Veya koltuk örtüsü falan mı? Olacak şey değil ya.. :nono:

TETIKHAN
03-08-12, 17:08
seçkince laf canbazlığını bırakalım bence:nono:, bu ayette nerde örtünme emir kipi var, yada nerde örtünün diye emrediyor yüce allah..birde demişsin
Ey müminler, hepiniz topluca Allah’a tövbe edin ki kurtuluşa erebilesiniz." bu kısmına dikkat edelim, tamam edelimde burda da yazmıyor böyle birşey,sadece kadınları eşya gibi görenlerin uydurduğu bir laf canbazlığı var burda başka bir şey yok..

hz aişenin olayına hiç deyinmemişsin, hayırdır ilgini çekmedi sanırım..:nono:

seckince
03-08-12, 17:11
nerde örtünme emir kipi varEfendim ilgili ayette "y a d r i b n e" diye emir kipinde sözcük var. Farketmediniz galiba!!! :)

TETIKHAN
03-08-12, 17:14
o emir kipinde başınızı örtecekmi diyor mümin kadınlar seçkince , açarmısın biraz..

seckince
03-08-12, 17:38
o emir kipinde başınızı örtecekmi diyor mümin kadınlar seçkince , açarmısın biraz..
Ne diyor efendim? başörtülerinizi göğüslerinize kadar yakalarınızın üstüne salın diyor. :)

TETIKHAN
03-08-12, 17:42
olmadı şimdi bak , örtünün demiyor, türban yada çarşafda demiyor yada tüm mümim kadınlar başını örtsünde demiyor , ayette şöyle bir kısımda var
Bakışlarını yere indirsinler

eee ozaman senin hesaba göre tüm bayanlar devamlı yere bakıp dursunlar sence mantıklımı bu hocam..

AOG.
03-08-12, 17:55
Muhamet kadınların başlarını örtükleri farz ediyor...
Bilmiyorki kuzey ülkelerde baş örtmek diye birşey yok...

Şimdi bu ayeti baz alırsak "başını örten kadından" bahs ediyor...
Peki başını örtmeyen kadın için ne diyor !?
Hiçbirşey...

Kadınlar başınızı örtün direk demiyor ki ?
Satır arasında, arap kültürüne ait örtünmeyi bunlar temel alıyor ve kadınları çağdışı giyinmeye zorluyorlar...
Ahlaksızlık bu...

TETIKHAN
03-08-12, 17:56
evet olay bu aog, başını örtmeyen kadından asla bahsetmiyor yada tüm kadınlar başını örtecek, çarşaf giyecek demiyor, tamamen uydurma şeyler ile , bunca yıldır bazı şeyler zorla dayatılımış hanımlara , çok yazık çok..

atsız
04-08-12, 04:25
olmadı şimdi bak , örtünün demiyor, türban yada çarşafda demiyor yada tüm mümim kadınlar başını örtsünde demiyor , ayette şöyle bir kısımda var

eee ozaman senin hesaba göre tüm bayanlar devamlı yere bakıp dursunlar sence mantıklımı bu hocam..

:hahah: bunu nerden nasıl çıkardın bilmiyorum ama tam anlamıyla konuyu okumuyorsun veya seçkincenin dediklerine dikkat etmiyorsun.

bianca
04-08-12, 05:50
Kuran'da başörtüsü diye bir ifade geçmez.. tamamen uydurmadır o..

Kuran'da cilbab vardır.. yani baştan aşağı vücudu örten kıyafet.. şimdi mantık yürütelim:

"Örtülerini/Başörtülerini göğüs yırtmaçlarının üzerine vursunlar." şimdi burada Allah başörtüsünü kastedse eğer, göğüs yırtmaçlarından niye bahsetsin?

zaten bu durumda başörtüsü olmaktan çıkar yine baştan aşağı giyilen cilbab kastedilmiş olur.. yani sonuç olarak bu ayette "baş" ifadesi geçmez, sadece "örtü" olarak geçer..

Kuran indirildiği zamanlarda başörtüsü diye bir giyim tarzı yoktu.. sonradan çıktı.. ha bu demek değildirki başörtüsü giyen kardeşlerimize tavır alalım.. bu şekilde anlaşılmasın.. herkes istediği kıyafeti giymekte özgürdür.. ama Kuran'da zorlama ile bile bile bunun böyle olduğunu söylemek yanlıştır..

UltraRed
04-08-12, 05:58
Seckince...

O ayetin arapçasını getir koy ve o ayette ''baş'' geçiyor mu geçmiyor mu onu de bize... Örtü geçiyor doğal olarak... Ama ''baş'' ve arından ''başörütüsü'' geçmiyor...

Sen bize Nur Suresi 31. ayette 'baş'' kelimesini göster ben sana başımı vereyim!

Bak örtü var... Çünkü o zamanda da, bu zamanda da arap toplumları hem kadın, hem erkek olsun boyunlarına örtü dolarlar... Ayet kadınlara ''o örtüyü göğüslerinizin üzerine indirin'' der... Ama asla o ayette ''baş'' ya da ''baş'' ile bağlantılı olarak ''başörtüsü'' geçmez! Ha madem ''saç'' o kadar ''mahrem'' o kadar da önemli; o zaman Allah ''saçlarınızı kapatın'' diye ayet indirmeyi bilmiyor muydu?

Saçı kapatmak sizin uydurmanız sadece... Bunu sen de çok iyi biliyorsun... İslam' da mahrem yerler arasında saç yoktur... O ''saç'' ı oraya siz sokup, şirkçilik yaptınız sırf erkek egemen sisteminizi islam adına devam ettirebilmek için...

Nerdeydik? Nur süresi, ayet 31!!

Hadi bize arapça ''baş'' kelimesini bul ve bu ''baş''ı örtü olarak devam ettir bakalım... Ha bir de ayet ya da emaresini göster ki İslam dininnde ''saç'' mahrem olsun...

Lakaluka değil ama... Harbiden gözstereceksin bize Nur/ 31' de ''baş'' kelimesinin geçtiğini ve başka her hangi bir ayette ''saç'' ın mahrem olduğunu...

Kendi uydurmalarınızı Kuran diye karşıöıza çıkarıp, şirk/üzanlık yapmayın!

Bir sürü meal var içinde örtü geçen ama ''başörtüsü'' geçmeyen... Neden ''örtü'' geçen gerçek ayetleri görmez de, sadece işinize gelen erkek egemenci ''baş'' lı mealleri görürsünüz?

Saç Kuran' ın hiç bir yerinde mahrem olarak geçmez şirkçibaşları sizi... Onu siz becerdiniz sırf kadınlar üzerinde egemenlik kurabilek ve bunun da faturasını Kuran' a çıkarmak için...

Bak mesela meale


31. İnanan kadınlara da söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar, ırzlarını korusunlar ve açığa çıkanlardan, görünenlerden başka ziynetlerini göstermesinler ve örtülerini, göğüslerini örtecek bir tarzda omuzlarından aşağıya doğru salsınlar; kocalarından, yahut babalarından, yahut kocalarının babasından, yahut oğullarından, yahut üvey oğullarından, yahut erkek kardeşlerinden, yahut erkek kardeşlerinin oğullarından, yahut kız kardeşlerinin oğullarından, yahut Müslüman kadınlardan, yahut kendi malları olan kölelerden, yahut erkeklikten kesilmiş veya kudreti olmayan erkek hizmetçilerden, yahut da henüz kadınların gizli hallerine vakıf olmayan erkek çocuklardan başka erkeklere ziynetlerini göstermesinler; gizledikleri ziynetler, bilinsin diye ayaklarını da vurmasınlar ve tövbe edin hepiniz

Daha nice mealler var ''örtü'' olan ama başörtüsü olmayan... Ki sen de biliyorsun... O arapça denen orjinalde de bize ''örtü'' değil, ''başörtüsü'' geötiğini göster, gösterebilirsen!

Gösteremezsim; arapçasında bile ''başöürtüsü'' geçmez, ama örtü geçer... Örtü... Neymiş? Örtü!

Lakaluka yeter artık... Bu memleket bu baş ve örtü yüzünden cephelere bölündü... Sayenizde... Sırf siz erkeklik egolarınızı tatmin edin diye... Kuran2 ın tek bir yaetinden bile ''saç'' geçmezken siz kalktınız ''saç''ı bile mahrem eylediniz insanlığa...

Mahrem mi? Kadın saçıyla ne yapabilir? Hiç; koca bir hiç... Ama dudaklarıyla, diliyle ve hatta gözleriyle neler yapabilir değil mi? Ama siz dile, dudağa, göze makbul, saça ise mahrem diye bakıyorsunuz... Mantık yok! Sadece Kuran' ın mantığı yoktur'' diyenlerin değirmenine su taşıyorsunuz...

Yarıca hani ''abdest alınan yerler'' mahrem değildi? Kadın abdest alınca alnına ve saçına su değdirmiyor mu? Onun saçına abdest alırken su değiyorsa, nasıl saç mahrem olacak? Siz var ya siz, siz memleketi Kuran' da olmayan bir hokkabazlık için cephelere böldünüz ha... Saçını saklayanı ''iffetli/namuslu'' kapamayanı ise ''iffetsiz/namussuz'' kıldınız; sır sizin lanet erkek egemenliğiniz için...

TETIKHAN
04-08-12, 07:55
atsız sanırım sen anlamadım buyur seçkince ne demiş..
Ne diyor efendim? başörtülerinizi göğüslerinize kadar yakalarınızın üstüne salın diyor.

ben nedemişim..
olmadı şimdi bak , örtünün demiyor, türban yada çarşafda demiyor yada tüm mümim kadınlar başını örtsünde demiyor , ayette şöyle bir kısımda var

şimdi sana soruyorum atsız yada seçkinceyede ayette nerde örtünün diyor , yada tüm mümin kadınlar başını örtecek diyor , yada kara çarşaf , tesettur diyor ,

birde şöyle bir örnek verdim..aynı ayette
Bakışlarını yere indirsinler seçkincenin hesabına göre tüm mümin kadınlar hep bakışları yerde dolaşması lazım, buda çok mantıksız birşey aynı, o ayetten örtünün emri çıkarmak gibi..

Hasan Akcay
04-08-12, 11:48
Allah ne diyorsa o. Tamam?

O'nun dedigi:
"Bakislarindan kissinlar, yagdudne min ebsârihinn."
Yere indirsinler degil, kissinlar.

Neden kissinlar?

Cünkü bunun hemen ardindan "ve cinsel organlarini saklasinlar!" geliyor, ve yahfazne furûcehunn. Cinsel organlari acikta ayetin ilk muhataplarinin. "Baskalarinin oralarina dik dik bakmasinlar!"

Akla su itiraz gelebilir:

Allah
"Bakislarindan kissinlar!" diyecegine
"Cinsel organlarini saklasinlar!"
dese ya!

Diyor zaten:

Inanan erkeklere söyle; bakislarindan kissinlar ve cinsel organlarini saklasinlar... (Nûr 30).
Inanan kadinlara söyle; bakislarindan kissinlar ve cinsel organlarini saklasinlar... (Nûr 31).

IHRAM, bilindigi üzere, Araplara ait geleneksel bir giysi. Simdilerde hacda giyiliyor. Ben de giydim. Ihramin altinda don yok. Özellikle rüku ve secde esnasinda diken üstünde hissettim kendimi.

"Ya oram görünüyorsa?!"

http://i01.i.aliimg.com/photo/v0/465036039/hajj_mat_ihram_wear_muslim_towel_pilgrimage.jpg

Nûr 31'in ilk bölümüyle Nûr 30'un konusu iste bu. Tesettür degil.

Tesettür siyasî islamcilar tarafindan uydurulmustur; yalnizca kadinlara dayatilir. Cinsel organlarin saklanip bakislarin kisilmasi ise Allah tarafindan kadin erkek bütün inananlara emrediliyor. Ateistler dahil ahlak sahibi herkes uyar bu emre.

Siz ayaktaysaniz ve
önünüzdeki bir inanir secdeye varmissa
siz
bakislarinizi yere indirdiginizde
onun cinsel organlarina dikersiniz gözlerinizi.

Allah inananlarin bunu yapmasini istemiyor;
"Bakislarindan kissinlar!" diyor.

Allah'in sözlerini carpitmayalim.

Sevgi ile,
Hasan Akcay

dark screams
04-08-12, 12:34
Kuran'da başörtüsü diye bir ifade geçmez.. tamamen uydurmadır o..

Kuran'da cilbab vardır.. yani baştan aşağı vücudu örten kıyafet.. şimdi mantık yürütelim:

"Örtülerini/Başörtülerini göğüs yırtmaçlarının üzerine vursunlar." şimdi burada Allah başörtüsünü kastedse eğer, göğüs yırtmaçlarından niye bahsetsin?

zaten bu durumda başörtüsü olmaktan çıkar yine baştan aşağı giyilen cilbab kastedilmiş olur.. yani sonuç olarak bu ayette "baş" ifadesi geçmez, sadece "örtü" olarak geçer..

Kuran indirildiği zamanlarda başörtüsü diye bir giyim tarzı yoktu.. sonradan çıktı.. ha bu demek değildirki başörtüsü giyen kardeşlerimize tavır alalım.. bu şekilde anlaşılmasın.. herkes istediği kıyafeti giymekte özgürdür.. ama Kuran'da zorlama ile bile bile bunun böyle olduğunu söylemek yanlıştır..

mantık yürütelim deme be bianca birilerinin bu kelimeye alerjisi var galiba:hahah:

TETIKHAN
04-08-12, 12:38
IHRAM, bilindigi üzere, Araplara ait geleneksel bir giysi. Simdilerde hacda giyiliyor. Ben de giydim. Ihramin altinda don yok. Özellikle rüku ve secde esnasinda diken üstünde hissettim kendimi.

BU doğrumu ,ilk defa duydum , aslı varsa bunun ozaman ayet daha net anlaşılıyor bana göre...eksik parça tamamlandı sanırım..

seckince
04-08-12, 14:01
Tesettür siyasî islamcilar tarafindan uydurulmustur; yalnizca kadinlara dayatilir.
Uydurmaymış.Yalana bak. Guya konuyu izah edecek ama bu arada Siyasi İslamcıları da diline dolayıp siyaset de yapacak. Nur 31.Ayeti ne ettiniz peki? Yuttunnuz mu? Ama gerek yok di mi yutmaya, o yana bu yana çekiştirip anlam kaydırması yaparsınız , halledersini orayı da.


Sizi gidi artniyetliler sizi, siziii!!!:nono:

m_monoteist
04-08-12, 15:50
Kuran'da başörtüsü diye bir ifade geçmez.. tamamen uydurmadır o..
Kuran'da cilbab vardır.. yani baştan aşağı vücudu örten kıyafet.. şimdi mantık yürütelim:
"Örtülerini/Başörtülerini göğüs yırtmaçlarının üzerine vursunlar." şimdi burada Allah başörtüsünü kastedse eğer, göğüs yırtmaçlarından niye bahsetsin?

Kardeşler,
Gelin bu konuda objektif bir değerlendirme yapmaya çalışalım.
Kadınların örtünme şekli ile ilgili olduğu düşünülen Nisa-31 ve Ahzab-59 ayetlerini inceleyelim.

Nur-31:
İnanan kadınlara da söyle: "Bazı bakışlarını kıssınlar, ırzlarını korusunlar.
Süslerini göstermesinler. Ancak kendiliğinden görünenler hariç. Baş örtülerini
(göğüs) yırtmaçlarının üstüne koysunlar. Süslerini kimseye göstermesinler.
Yalnız kocalarına, yahut babalarına, yahut kocalarının babalarına, yahut
oğullarına, yahut kocalarının oğullarına, yahut kardeşlerine, yahut
kardeşlerinin oğullarına, yahut kızkardeşlerinin oğullarına, yahut kadınlarına,
yahut ellerinin altında bulunan(köle)lerine, yahut kadına ihtiyacı bulunmayan
erkek tâbi'lerine, yahut henüz kadınların mahrem yerlerini anlamayan çocuklara
gösterebilir. Gizledikleri süslerin bilinmesi için ayaklarını vurmasınlar. Ey
mü'minler, topluca Allah'a tevbe edin ki felâha eresiniz.

Bu ayette, çoğunlukla başörtüsü, nadiren de örtü olarak çevrilen kelime "himar" kelimesinin çoğulu olan "humur" dur. Bu kelime "hmr" kökünden türemiş isimdir. "HMR" fiili, örttü, mayaladı, şarap içirdi gibi anlamlara geliyor.

Sözlükten bu gün baktım, Himar/Humur kelimesi; Örtü, başörtüsü, sarık vs. anlamalarında kullanılabiliyor. Peki, ayette ne anlamda kullanılıyor? Hiç tartışmasız başörtüsü anlamında kullanılıyor. O dönemin kadınlarının başörtüsü dışında örtü olarak kullandıkları bir şey yok. Üzerlerine giydikleri elbisenin adı "himar" kelimesi ile değil "libas" kelimesi ile ifade ediliyor. Ceyb-cuyub kelimesi ise "cep, yaka, gerdanlık" gibi anlamlara geliyor.

Peki, ayette ne söyleniyor: Mümin kadınlar, bazı bakışlarını yumsunlar(erkeklere cinsel dürtülerle bakmasınlar/erkekleri ayartacak bakış atmasınlar). Problemli olmayan bakışların yumulmasına ise gerek yoktur. Namuslarını korusunlar, yani zinaya yeltenmesinler. Öte yandan takılarını kimseye göstermesinler, sadece örf gereği açıkta olan takıları gizlemeğe gerek yoktur. Gizli takıları şıngırdatarak karşı tarafa hissettirmesinler. Az sayıda bazı kimselerden(ayette sayılan) ise takıları gizleme zorunluluğunuz yoktur. Gayet güzel örtünüyorsunuz ama göğüs bölgenizdeki yırtmaca da dikkat edin. O yırtmaçtan erkelerin hoşuna gidecek şeyleri göstermeyin/veya yırtmaçtan gözüken gerdanlığı gizleyin. Örtünme tarzında yaptığınız bir yanlışı düzeltmek için baş örtünüzün alt kısmıyla göğüs yırtmacını kapatın. Burada emredilenleri yaparsanız gösterişten ve erkelerin kötü bakışından uzak durusunuz.


Bazı kardeşler ayette başörtüsü değil boyun örtüsü geçiyor diyorlar. O dönemin hür Arap kadınları başörtüsü takarlardı, cariyeler ise takmazdı. Boyun örtüsü taktıklarına dair tarihi bir veriye rastlamadım. Belki şu söylenebilir. Arap kadınları başörtüsünü hiç bir saç gözükmeyecek kadar özenli bir şekilde mi örtüyorlardı. Muhtemelen özen göstereni de göstermeyeni de varmıştır. Bu gün Anadolu’da olduğu gibi.

Bazı kardeşler de, cinsel bölgenizi örtün diye yorumluyor. Bu yorum da doğru değil. Ayette "hafaza" kelimesi kullanılmış. Bu kelime Türkçedeki muhafaza etmekle aynı köke sahip, yani korumak anlamına geliyor. Özetle, cinsel bölgenizi(furuc) örtün değil, koruyun deniyor, yani yasak ilişkiden uzak tutun demek oluyor.

Ayette başörtüsü örtün denmiyor diyen kardeşlerimiz var. Haklılar, başörtüsü örtün denmiyor. Ama kol örtüsü örtün de denmiyor. Bacak örtüsü örtün de denmiyor. Hatta cinsel organlarınızı örtün de denmiyor. Bu bölgelerin örfe uygun örtülü olduğu varsayılmalıdır. Esasen Nur-31 örtünme ayeti değil örtünmede yapılan hataları gösteren bir ayettir. Ayetteki örtünmeyi şöyle özetleyebiliriz: Örfe uygun baştan aşağı gayet güzel örtünüyorsunuz ama göğüs yırtmacı hariç, onu da bir zahmet örtün.

Şimdi de ahzab-59'u inceleyelim.

Ey Peygamber! Eşlerine, kızlarına ve (öteki) bütün mümin kadınlara (toplum içine
çıktıklarında) dış kıyafetlerini üzerlerine almalarını söyle! Bu, onların (temiz
kadınlar olarak) tanınmalarını ve rahatsız edilmemelerini temin eder. Ama
(unutma ki) Allah, çok bağışlayıcıdır, rahmet kaynağıdır!

Bu ayette dış kıyafet olarak çevrilen "cilbab", çoğulu ise "celabib" olan kelimedir. Normal kıyafet üstüne alınan uzun bir örtüdür. Bu örtüyü hür kadınlar kullanırlardı, cariyeler ise kullanmazdı. Cilbab, cariye ile hür kadını ayırmada kolaylık sağlayan bir işarettir. O dönemin toplumunda bazı kötü kişiler cariyelere çok rahat laf söz atardı. Hür kadınlara ise mesafeli durulurdu. Ayetin amacı hür kadınların incitilmesinin önüne geçmektir.

sevgiler

TETIKHAN
04-08-12, 15:58
31. ayet bu olaydan sonra geldi esas bu olayı anlasak , o ayetin neden indiğini daha iyi anlarız..bir daha okuyalım derim..

Hicretin 6'ncı yılında beni Mustalık kabilesine karşı bir sefer düzenlendi. Hz. Peygamber eşi Hz. Ayşe'yi de beraberinde götürmüştü. Seferden dönüşte, Medine'ye yakın bir yerde konaklandı. Hz. Ayşe, tabii ihtiyacını gidermek üzere birlikten uzaklaştı. Geri dönüşünde boynundaki ziynetini, gerdanlığını düşürdüğünü farketti. İhtiyacını giderdiği yere gitti. Aramaya başladı. Orada oyalandı. Geri döndüğünde kafilenin gittiğini gördü. Orada oturdu bekledi. Çünkü, o zaman kaybolanlar oturduğu yerde beklerdi. Derken, uyudu kaldı. Bir süre sonra ordunun artçısı Safvan bin Muattıl geldi. Hz. Ayşe'yi gördü, kendi devesine bindirdi. Orduya ancak sabahleyin ortalık aydınlanıca ulaşabildiler. Kötü niyetli münafıklar, "Safvan ile Ayşe geceyi birlikte geçirdiler" diye iftira ettiler.


Hz. Peygamber, üzüntüsünden günlerce dışarı çıkmadı. Hz. Ayşe hastalandı ve baba evine gitti, orada kalmaya başladı. Safvan bir şiir ile kendisini suçlayan şair Hassan'ı kılıç ile vurup, yaraladı. Hazrec ve Evs kabileleleri az kalsın savaşa giriyorlardı. Hz.Peygamber yatıştırdı. Hz. Peygamber, sahabelerin ileri gelenlerine konu hakkında görüşlerini sordu. Hepsi konunun bir iftira olduğunu söylediler. Yalnız Hz. Ali, Hz.Peygamber'e Hz. Ayşe'yi boşamasını ima eden tavsiyede bulundu.

30 gün sonra Nur Suresi indi. Nur Suresi, iddiaların bir iftira olduğunu anlatıyor. Ayrıca, ziyneti, gerdanlığı yitirme konusu da dahil olmak üzere birçok meseleyi açıklığa kavuşturuyor. 30 ve 31'inci ayetler önceki ayetlerle birlikte bir bütünlük içinde sorunlara çözüm getiriyor.
Ayet diyor ki, "Örtünüzü veya böşrütünüzü - iki anlama da gelir- göğüs değil, bu yakaların üzerine örtün", ziynetinizi kapatsın, gerdanlığı kapatsın, kimse görmesin. Ancak bu ziynetlerinizden görünenler müstesna yüzük gibi küpe gibi. Bunun dışında ziynetlerinizi göstermeyin.


Nur Suresi 30 ve 31'inci ayetlerin tesettürle ilgisi olmadığı halde, daha önceki ayetlerden ve iftira olayından bağımsız gibi ele alınıyor ve kelimelerin anlamları kaydırılarak yanlış yorum yapılıyor. "Ziynetinizi, yani gerdanlığınızı örtün" anlamı yanına 'yerleri' kelimesini ilave ettiler.
Allah'ın kitabına bir parantez içinde soktular. Sokunca da 'ziynet yeri' oldu. Böylece de 'ziynet yerini örtün' dendi. O zaman da ziynet yeri, ne oldu? Başı, bedeni oldu. Halbuki kastedilen tamamen ziynet, gerdanlık, takılar, altın ve gümüştü. Bu ayette baş kelimesi hiç yok. Örtünün ziyneti örtmesi söz konusu.

birde merak ediyorum peygamberimizin eşlerinin başı örtülümüdü bunla ilgili bir ayet yada hadis varmıdır, olayı tam olarak anlamak için..

bianca
04-08-12, 17:09
mantık yürütelim deme be bianca birilerinin bu kelimeye alerjisi var galiba:hahah:

napim abi alerjisi olan doktora gitsin.. :Ddd

Hasan Akcay
04-08-12, 17:39
Uydurmaymış.Yalana bak. Guya konuyu izah edecek ama bu arada Siyasi İslamcıları da diline dolayıp siyaset de yapacak. Nur 31.Ayeti ne ettiniz peki? Yuttunnuz mu? Ama gerek yok di mi yutmaya, o yana bu yana çekiştirip anlam kaydırması yaparsınız , halledersini orayı da.

Sizi gidi artniyetliler sizi, siziii!!!:nono:

Siyaset yapmak aklimin ucundan bile gecmedi. Cünkü "siyasî Islam"dan kastim su ya da bu siyasi parti degil birilerinin bazi ayetleri carpitmak suretiyle Kur'ân'i kendi dünya görüslerine uydurmasidir. Siyasî Islam yerine Erkekler Klübü de diyebilirdim:

Tesettür erkekler klübü tarafindan uydurulmustur; yalnizca kadinlara dayatilir. Cinsel organlarin saklanip bakislarin kisilmasi ise Allah tarafindan kadin erkek bütün inananlara emrediliyor. Ateistler dahil ahlak sahibi herkes uyar o emre.

Sevgi ile,
Hasan Akcay

seckince
04-08-12, 17:42
Siyaset yapmak aklimin ucundan bile gecmedi.
Tabi tabi çevir kazı yanmasın:hahah:

TETIKHAN
04-08-12, 18:17
seçkince burda kazı çeviren sensin, ayette olmayan şeyleri varmış gibi yazmadan en güzel bir örneği, tabi senin babında tüm yapanlar..

seckince
04-08-12, 18:26
seçkince burda kazı çeviren sensin, ayette olmayan şeyleri varmış gibi yazmadan en güzel bir örneği, tabi senin babında tüm yapanlar..Efendim neden garibinize gidiyor?Nur Suresi'nde başörtüsü yoktur deniliyor. Bendeniz de buna itiraz etmiyorum ki..

Nur suresi'nde başörtüsü yoktur, çünkü o bir yazılı suredir.

Başına bakarsanız orada örtü yoktur sadece "Besmele" vardır başında Nur Suresi'nin... ;)

TETIKHAN
04-08-12, 18:31
yani itiraf ediyorsun, müslüman kadınlar yüzyıllarca kandırıldı, örtünme olmadığı halde bazı çok bilmişler tarafından örtünün denildi, güzel gelişmeler var sende seçkince...:D

seckince
04-08-12, 18:33
yani itiraf ediyorsun, müslüman kadınlar yüzyıllarca kandırıldı, örtünme olmadığı halde bazı çok bilmişler tarafından örtünün denildi, güzel gelişmeler var sende seçkince...:DBendeniz böyle bir şey demedim efendim. Sadece "Nur Suresi'nin başında örtü yoktur, besmele vardır orda" dedim. Lütfen dikkatli okuyun yazılarımı ve kullanmakta olduğum mecazlara dikkat edin. ;)

TETIKHAN
04-08-12, 18:38
bence sen ayeti düzgün okursan başında ,sonunda yada ortasında örtünün yada tesettüre girin yada kara çarşafa bürünün demiyor, ozaman neden allahın emri dışında yüzyıllardır kadınlara baskı var hala bu zamanda türkiyede bile...

UltraRed
05-08-12, 02:53
Zaten islam(!) ülkelerinde kim egemense onun ayet mütercimliği geçerlidir. Mesela Nur Suresi açık... Ama İran farklı anllamak istiyor, Agfanistan farklı anlamak istiyor, Birleşik Arap Emirlikleri farklı, Suudiler farklı, AKP farklı vs. vs. O yüzden birinde burka, birinde eşarp, birinde türban birinde başka bir şey... Mesela İran şiidir ve kadınlar başını kapatacaktır ama saçları görünse de olur... Azerbaycan' da şiidir ama kapatma zorunluluğu toktur. Taliban burkayı dayatır, AKP türbanı...

Ancak Kuran' da ne kadının saçı haramdır ne de başı... Başınızı kapatın diye bir şey geçmez. Tüm dinlerde ve hatta dinsizlerde de olduğu gibi ''örtünün'' emri vardır. O emir avret yerlerin kapatılmasından ibarettir ve saçı falan kapsamaz. Hasan Akçay arkadaşımız yazmış. Hac' da giyilen o beyaz giysin,n içinde don falan yoktur ve bu Peygamber döneminin günlük giysisidir. Erkekler de onu giyiyordu kadınlarda...

Ben Nur/31' i fars mollasıyla da konuştum, arabın imamıyla da... Hiç biri orda ''baş'' kelimesinin geçtiğini söylemedi... Başörtüsü değil ''örtü'' geçiyor sadece. Ve o örtü ile başınızı değil, göğüslerinizi kapatın deniyor... Allah ''göğsünüzü kapatın'' demesini biliyor da, ''başınızı kapatın'' demesini mi bilmiyor? Ha o molla ve imam bozması Kuran' da ''baş'' ve ''başörtüsü'' kavramları geçmemesine rağmen savundular başörtüsünü... Hem Kuran' da olmadığını kabul ediyorlar hem de kadınların başlarını kapatmasını Kuran a rağmen savunuyorlar!!

Nur/31' de ''baş'' ve başörtüsü'' kelimelerinin karşılığını bulun getirin... Bulamayacaksınız; yoktur çünkü...

Hasan Akçay'ın yazdığı gibi ''başörtüsü'' 'erkekler kulübü' nün yüz yıllardır süregelen bir uydurmasıdır.
İşte içinde baş veya başörtüsü geçmeyen meallerden bir demet

Abdülbaki Gülpınarlı:

31. İnanan kadınlara da söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar, ırzlarını korusunlar ve açığa çıkanlardan, görünenlerden başka ziynetlerini göstermesinler ve örtülerini, göğüslerini örtecek bir tarzda omuzlarından aşağıya doğru salsınlar;

Edip Yüksel:


31. İnanan kadınlara da söyle, gözlerini sakınsınlar, iffetlerini korusunlar ve açıkta olması gereken yerleri hariç, alımlı yerlerini göstermesinler. Örtülerini göğüslerinin üzerine kapasınlar. Vücutlarının alımlı yerlerini kimseye göstermesinler;

Ümit Şimşek:


31. Mü'min kadınlara söyle: Onlar da bakışlarını sakınsınlar, iffetlerini korusunlar, zorunlu olarak görünenin(4) dışında ziynetlerini göstermesinler; örtülerini, yakalarını kapatacak şekilde örtsünler.(

İşte mealler... Baş ve başörtüsü yok...

Ha daha önce de dedim... Arapçaşını getirin koyun ve tercümesini yapın ve bize orda baş ver başötrüsü geçtiğini gösterin..

Bırakın artık Allah adıyla erkek egemenliğinizi sürdürmek için Kuran' da geçmeyen şeyleri geçiyormui gibi göstermeyi...

Şayet başötrüsü sizin ısrarla belirttiğiniz gibi o kadar hayati bir konu olsaydı, Kuran' da zaten açık ''kadın saçı mahremdir ve kapatılmalıdır'' diye yazardı...

Kuran'ı hem küçümseyip, hem yok sayıyorlar utanmdan... Sırf kadınlar üzerinde egemenli sürdürebilmek için!

beni unutma
05-08-12, 04:18
NUR 31.Mümin kadınlara da söyle: Bakışlarını yere indirsinler. Cinsiyet organlarını/ırzlarını korusunlar. Süslerini/zinetlerini, görünen kısımlar müstesna, açmasınlar. Örtülerini/başörtülerini göğüs yırtmaçlarının üzerine vursunlar. Süslerini şu kişilerden başkasına göstermesinler: Kocaları yahut babaları yahut kocalarının babaları yahut oğulları yahut kocalarının oğulları yahut kardeşleri yahut kardeşlerinin oğulları yahut kendi kadınları yahut ellerinin altında bulunanlar yahut ihtiyaç içinde olmayan erkeklerden kendilerinin hizmetinde bulunanlar yahut kadınların mahrem yerlerini henüz anlayacal yaşa gelmemiş çocuklar. Süslerinden, gizlemiş olduklarının bilinmesi için ayaklarını yere vurmasınlar. Ey müminler, hepiniz topluca Allah’a tövbe edin ki kurtuluşa erebilesiniz. ...



bu ayeti bu sekilde mealleyip sizin anladiginiz gibi anladimmi soyle birsey cikiyor ortaya....

Süslerini şu kişilerden başkasına göstermesinler:Kocaları yahut babaları yahut kocalarının babaları yahut oğulları yahut kocalarının oğulları yahut kardeşleri yahut kardeşlerinin oğulları yahut kendi kadınları yahut ellerinin altında bulunanlar yahut ihtiyaç içinde olmayan erkeklerden kendilerinin hizmetinde bulunanlar yahut kadınların mahrem yerlerini henüz anlayacal yaşa gelmemiş çocuklar.


yani namahrem erkeklere,,,, cinsi olarak sizden tahrik olabilecek yada megil edebilecek namahrem erkeklere,,,,, gerdaninizi gosterebilirsiniz bir mahsur yok ama gerdanliginizi gosteremezsiniz namahremdir, boynunuzu gosterebilirsiniz bir mahsuru yok ama boynunuzdaki kolyeyi asla , namahremdir, sacinizi gosterebilirsiniz bir mahsur yok ama sacinizdaki toka olmaz ,bacaklarinizi,omuzlarinizi acabilirsiniz ki sizin mealde ayet sadece cinsel organ diyor, lakin bacaginizda yada omuzlarinizda kollarinizda bir sus taki varsa sakin ha cunku erkekler bir kadinin sacindan , gerdanindan ,bacagindan, ciplak omuzlarindan boynundan asla etkilenmezler bunlar size megil etmelerini saglamaz ama gerdanliga kolyeye, tokaya v.s ye dayanamazlar ......


ee size bravo diyorum, .... hazir el atmisken su icki icmeme, kumar oynamama , zina yapmama , ile ilgili ayetlerede bir el atsaniza belki oralardanda bir seyler cikartabilirsiniz... namaz,oruc,hac ile ilgili olanlara zaten baslamissiniz bile ........

UltraRed
05-08-12, 05:25
O ''ziynet'' ile kastedilen m-cevher falan değildir; kadının en çekici yerleridir. Ayrıca Kuran' ın türkçe meallerinin çoğunda ''ziynetler' in yani kadının cinsel bölgelerinin kimlere gösterilip, kimlere gösterilmeyeceği de çok önemli... Bizim kültürümüzde nir kadın oralarını sevdiğinden, kocasından başkasına göstermez ama 1400 sene öncesinin arap toplumlarında ahlak başka bir ahlak idi... Kimlere gösterlir diye yazıyor surenin devamında? Biz türklerin ahlakında yoktur öyle bir şey... Kadınlar ziynetlerini kocalarından başkasına göztermezler bizde...

Ne demek istedim? Maksat tartışma olsun...

defne27
05-08-12, 05:46
onlar,bunlar,şunlar hepsi yalan.ben şunu bilirim şunu söylerim...ne bir kitapta yazanla,ne bir erkek baskısıyla,ne de aile baskısıyla kadın iffetini korumaz.eger içinde varsa o zaten bası kapalı da olsa dışarda erkeklere bakar ama içinde yoksa en kısasından minisini de giyse kendi içinde yoktur bir iffetsizlik yapmak.istersen hiç dışarı cıkarma içinde varsa o zaten bulur bir yolunu arayışa girer bası acık ya da kapalı hiç farketmez insanın kalbini ancak insanın kendisi bilir.kendine saygısı olan ne yapacagını iyi bilir saygısı olmayan da istedigin tesetture sok yine kendi içinde çelişir yapamasa bile aklında dusunmesi bile yeter önemli olan bazen bir seyi yapmak degil,yapmayı istemektir.insanlar gercekten özgür oldugunu hissederse bir cogunun yapacagı sey degişecektir.yani her sey serbest olsa ve hiç kimse kimseye karısmasa acaba ne yapardın?işte eger suan bile yapacagım bir sey yok diyebiliyorsak bence o zaman kendimize dürüstüz demektir.

Hasan Akcay
05-08-12, 08:20
insanlar gercekten özgür oldugunu hissederse bir cogunun yapacagı sey degişecektir. (defne27)

Cinsel organlarin saklanmasi farzdir. Bunun disinda Allah insanlari özgür birakmis. Inanan kadinlar ister basacik olurlar ister basörtülü. Ister carsafli olurlar ister carsafsiz. Ister peceli olurlar ister pecesiz.

Kadinlari özgürlüge layik görmeyip tesettür zindanina tikan, "erkekler klübü"dür Allah degil.

Erkekler klübünün
ilahî sözleri
sürekli carpitmasinin
nedeni bu.

Örnegin, kadınların mahrem yerlerini henüz anlayacal yaşa gelmemiş çocuklar.

Inanan kadinlar
örtülü "yerler"ini, örnegin memelerini
bunlara acabilirlermis;
Allah bunu caiz kiliyormus.

Hin oglu hince ve Allah'a inat yaptiklari bir carpitma. Allah yerler demiyor. Ayetin Arapcasi: tıflillezîne lem yazharû alâ avrâtin nisâ. Türkcesi:

kadinlarin tehlikeye acik neleri varsa onlardan anlamayan cocuklar. Hani yerler?

AVRET tehlikeye acik demek. Kanit icin Ahzâb 13'e bakar misiniz. Iki yüzlüler Allah'in elcisiyle birlikte savasa gitmemek icin bahane uyduruyorlar:

evlerimiz tehlikeye acik, buyûtena avret...

Evleri "avret"mis, onlar uzaklasirsa evleri yagma edilebilirmis. "Avret"in Nûr 31'deki anlami bu. Cünkü ayetin konusu inanan kadinlarin üzerindeki albenili takilar, ziynet.

Allah onlarin teshir edilmesini yani "taki teshirciligi"ni yasakliyor, muteberricâtin bi ziynet...

Dikkat edilirse Nûr 31'de anilan TIFL baskalarinin cocuklari. Sizden olanlar Nûr 58'de gecer: ellezîne lem yeblugûl hulume minkum.

Ve dikkat.

Hulum orgazm demek. 58'de anilan sizin o kendi cocuklariniz "orgazm"a ermemistir. Allah onlarin bile sizin yatak odaniza izinsiz girmesini yasakliyor. Cünkü orda memeleriniz, apis araniz acilabilir.

Allah askina! Akliniza, iz'aniza sorun. Kendi cocuklariniz, orgazma ermemis olsalar bile, apis aranizin ve memelerinizin acik olabildigi odaya giremez, yasak. Ama baskalarinin cocuklari sizin memelerinizi görebilir, caiz.

O cocuklar, her halde zeka özürlü olduklari icin, kadinlarin tehlikeye acik neleri varsa onlardan yani degerli takilardan anlamazlar. Ama, orgazma ermis te olabilirler (Nûr 59); kadinlarin memelerine fena halde sulanirlar.

Tesettür ulemasina fuhus tellali dememin nedeni bu. Tefsirleri okuyun; öyle müstehcen icazetler veriyorlar ki utancinizdan yerin dibine giresiniz gelir.

Yalniz su var:

Inanan kadinlar "tesettür ulemasi"nin verdigi o müstehcen icazete kanmiyorlar. Allah onlardan razi olsun. Örnegin siyasetcilerin tesettürlü hanimlari kendilerinin tâbileri olan erkek korumalarina, degil memelerini, saclarinin bir telini bile acmiyorlar.

Yoksa tesettürlü Islam yalnizca özgürlüksüz degil ayni zamanda namussuz olurdu, bir tür fuhus dini.

Sevgi ile,
Hasan Akcay

seckince
05-08-12, 10:31
Tesettür erkeğin de kadının da uyması ve uygulaması gereken bir uygulamadır, sadece kadınlara yönelik bir uygulama değil..

Cinsel organlarin saklanmasi farzdir. Bunun disinda Allah insanlari özgür birakmis. Inanan kadinlar ister basacik olurlar ister basörtülü. Ister carsafli olurlar ister carsafsiz. Ister peceli olurlar ister pecesiz.

Kadinlari özgürlüge layik görmeyip tesettür zindanina tikan, "erkekler klübü"dür Allah degil.

Hasan Akçay.. Çokbilmiş çokbilmiş ahkam kesiyorsun. hayır bu kabil atışlara(!) alışıkız da bilmeyen, konulardan uzak kalanların kafası karışabilir diye yani.

Nur 31. ayet var. Bu ayeti ne ediyorsun? Yutuyor musun? Ya Hazreti peygamber döneminde bu ayetin inzal olduğu anda İslam hanımlarının hemen örünmesine ne diyeceksin? Bunu da mı yutacaksın yoksa? Aman fazla yutma zafiyetten gidersin maazallah!! :hahah:

Yok 'erkekler kulübü'ymüş de, yok "tesettürü emreden Allah değilmiş"miş de, yok "İslam kadınları ister açık saçık gezer, ister kapalı gezermiş"miş de, yok öyleymiş de yok böyleymişmiş. Kimin borazancılığını yapıyorsun? Bize yeniden staj yaptırtacaksınız be.. Çokbilmişler!!!

"tesettür zindandır" uydurma ideolojisini atıyorsun ortaya! Nasıl olsa dilin kemiği yok. Uydur uydur söyle!!

Ha tesettür ilkesi sadece kadınlar için uygulanan bi prensip olsa haklılık yönün olabilir. Ama erkekler için de bi tesettür ölçüsü var. Onu ne yapacaksın? Onu da mı yutacaksın yoksa:nono:

seni uydurukçu seni!!!:nono:
seckince:okay:

redyellow
05-08-12, 11:00
Vay vay vay....bizim yeni ŞEYHÜLİSLAM tetikhan görevde!!!

Yazıya girişi bile müthiş: DİNDE ÖRTÜNME OLMAMASINA RAĞMEN...vay vay vay!

Dinde örtünme olmadığını Hazreti Muhammet (sav) anlamamış, Hazreti Ebubekir, Hazreti Osman, Hazreti Ali, Hazreti Ömer anlamamış bizim tetik anlamış!!

Peygamber kuranı anlamamış, tetik anlamış!

Ulen helal olsun be, siz neymişsiniz be arkadaş!







Cinsel organlarin saklanmasi farzdir. Bunun disinda Allah insanlari özgür birakmis. Inanan kadinlar ister basacik olurlar ister basörtülü. Ister carsafli olurlar ister carsafsiz. Ister peceli olurlar ister pecesiz.


../..
Sevgi ile,
Hasan Akcay

Tetik şeyhülislamlığa soyunurda diğerleri durur mu, onlar da müfessir olmuşlar (müfessir ne mi??? boşverin:)) hemen onlarda coşmuşlar!

CİNSEL ORGANLARIN SAKLANMASI FARZMIŞ bunun dışında Allah özgür bırakmış insanı, ister başı açık ister kapalı olurmuş istediğini yaparmış kadın!

Vay vay vay!

peki sayın şeyhülislamım hasanım: bu CİNSEL ORGANLARI kim belirliyor? buyur bana KURANDA AYET İLE CİNSEL ORGANLAR ŞUNLAR ŞUNLAR ŞUNLARDIR gerisi değildir bölümünü göster!!!!



Bu çok bilen arkadaşlara diyanet işleri din işleri yüksek kurulunun bu konuyla ilgili iki kararını aktarıyorum.



l. Din İşleri Yüksek Kurulu’nun 3 Şubat 1993 tarihli kararı.
Sayı: B.02.1.DİB.0.10 / 212 / 11.02.1993 / 0221

Konu: Tesettür

Karar No: 6

Karar Tarihi: 03.02.1993

İslâm dininde kadının kıyafeti ile ilgili olarak zaman zaman sorulan sorular dolayısıyla konu, Kurulumuzca ele alınıp incelendi: Nûr Sûresi’nin 30. âyet-i kerimesinde:

“Resûlüm! Mümin erkeklere, gözlerini harama dikmemelerini, ırzlarını da korumalarını söyle. Çünkü bu, kendileri için daha temiz bir davranıştır. Şüphesiz Allah, onların yapmakta olduklarından haberdardır.” Buyrularak mü’min erkeklerin harama bakmamaları, namus ve iffetlerini korumaları emredildikten sonra 31. âyet-i kerimesinde kadınlarla ilgili olarak da:

“Mümin kadınlara da söyle: Gözlerini harama bakmaktan korusunlar; namus ve iffetlerini esirgesinler. Görünen kısımları müstesna olmak üzere, zinetlerini teşhir etmesinler. Baş örtülerini, yakalarının üzerine kadar örtsünler…” buyurulmakta ve âyet-i kerimenin devamında kadınların kendiliğinden görünmeyen zînet yerlerini, kimlerin yanında açabilecekleri belirtilmektedir. Şöyle ki:

“Kocaları, babaları, kocalarının babaları, kendi oğulları, kocalarının oğulları, erkek kardeşleri, erkek kardeşlerinin oğulları, kız kardeşlerinin oğulları, kendi kadınları mümin kadınlar, ellerinin altında bulunanları yani köleleri, erkeklerden, ailenin kadınına şehvet duymayan hizmetçi vb. tâbi kimseler, yahut henüz kadınların gizli kadınlık hususiyetlerinin farkında olmayan çocuklardan başkasına zinetlerini göstermesinler. Gizlemekte oldukları zinetleri anlaşılsın diye ayaklarını yere vurmasınlar. Dikkatleri üzerine çekecek tarzda yürümesinler. Ey müminler! Hep birden Allah’a tevbe ediniz ki kurtuluşa eresiniz.”

1. Harama Bakmak Ve İffeti Korumak: Görüldüğü gibi bu iki âyet-i kerimede, hem erkeklerin, hem de kadınların harama bakmamaları, edep yerlerini iyice örtülü tutup, iffet ve namuslarını zina, fuhuş ve onlara sebep olabilecek durumlardan korumaları emredilmektedir. Ebû Hureyre (R.A.)den rivayete göre Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimiz de:

“… Gözlerin zinası: Harama, namahreme bakmaktır… (Müslim, Kader: 5, No:21, 4/2047; Buhari, İsti’zan: 12, Kader: 9; Ebu Davud, Nikâh: 42; Ahmed b. Hanbel, 2/276, 317, 329, 343, 379, 431, 536; Beyheki, Es-Sünenü’1-Kübra, 7/89) buyurarak harama bakmayı, göz zinası olarak nitelemiştir. Ancak, gözün harama tesadüfen ilişmesinin kasıtlı bakmak hükmünde olmadığı da hadis-i şeriflerde belirtilmiştir. İslâm âlimleri, yukarıda metin ve mealleri yazılı âyet-i kerimelere ve konuyla ilgili hadis-i şeriflere dayanarak, erkeklerin ve kadınların, nikâhlı eşleri dışında, herhangi bir kimseye şehvetle bakmalarının haram olduğu üzerinde müttefiktirler. Tedavi, şahitlik ve evlenme maksadı gibi, zaruret veya ihtiyaç halinde bakmalara, fıkıhta belirtilen şartlar ve ölçüler dahilinde müsaade edilmiştir. Fitne tehlikesi ve şehvet korkusu olmamak kaydı ile, gerek erkeklerin ve gerekse kadınların, kendi yakınlarından ve yabancılardan kimlere ve nerelerine bakıp bakamayacaklarına dair hükümler, delilleri ile birlikte fıkıh kitaplarında mevcuttur.

2.Örtünme: Nur Sûresi’nin 31. âyet-i kerimesinde zikredilen bu emirlerden sonra kadınların örtünmesi ile ilgili olarak da, kendiliğinden görünenler müstesna zînetlerin, zînet yerlerini açmamaları ve başörtülerini yakalarının üzerine salmaları emredilmiştir. Cahiliyyet Devri’nde başını örten kadınlar, başörtülerini enselerine bağlar veya arkalarına salıverirlerdi. Allah Teâlâ, bu âyet-i kerimeyle, İslâm’dan önceki bu âdeti kesinlikle yasaklayarak mü’min kadınların, kendiliğinden görünen hariç zînetlerini, zînet yerlerini açmamaları ve başörtülerini, saçlarını, başlarını, kulaklarını, boyun, gerdan ve göğüslerini iyice örtecek şekilde yakalarının üzerine salmalarını emretmiştir. Hz. Âişe (R.anhâ): “Allah ilk muhacir kadınlara rahmet eylesin. Çünkü Yüce Allah, “Başörtülerini yakalarının üstüne salsınlar” ayetini indirdiğinde yünden ya da ipekten dokunan dış giysilerin bedeni en iyi şekilde örtenini, dış giysilerinin en kalınını ikiye bölüp onların bir parçasını kendilerine başörtüsü yaptılar.” (Ebu Davud, Libas: 32, No: 4102, 2/459; Buhari, Tefsir: 251, No: 4480, 4/1782) Yine Hazret-i Âişe radiyallâhu anhâ bir gün Ensar kadınlarından sitayişle bahsederken, buna benzer bir ifade ile, başörtüsü emrine nasıl uyduklarını şöyle anlatır: ALLAH Teâlâ, Ensar kadınlarına rahmet etsin. Çünkü, Nûr sûresindeki:

“Başörtülerini yakalarının üstünü kapayacak surette koysunlar...” âyet-i kerimesi, indiği zaman; mırtlarını yani boydan boya örten dış giysilerini yardılar, onu kendilerine baş örtüsü yaptılar. (Buhari, Tefsir: 251, No: 4480, 4/1782; Ebu Davud, Libas: 32, No: 4102, 41100, 2/459) Ümmü Seleme (R.Anha) validemiz de demiştir ki: “Cilbablarından üzerlerini sıkı örtsünler.” âyet-i kerimesi nazil olduğu zaman, Ensar kadınları üzerlerine siyah elbiseler giyerek öyle bir ağırbaşlılık ile çıkmışlardı ki, başları üstünde kargalar varmış gibi idi. (Ebu Davud, Libas: 32, No: 4101, 2/459)

3. Örtülmesi gerekli olmayan kısımlar: Örtülmesi emredilen zînetten istisna edilen ve mücmel olarak geçen “kendiliğinden görünen” ifadesi; Ashabdan Hz. Ali, İbn-i Abbas, İbn-i Ömer, Enes; Tabiîlerden Said b. Cübeyr, Atâ, Mücâhid, Dahhâk; Müctehid İmamlardan Ebû Hanîfe, Mâlik ve Evzaî’nin (radiyallâhu anhum) de dahil olduğu İslâm âlimlerinin çoğunluğu tarafından; “yüz ve bileklere kadar eller” olarak tefsir edilmiştir.

4. Örtülmesi gerekli olan kısımlar: Âyet-i kerimedeki “kendiliğinden görünen” mücmel ifadeyi az da olsa farklı tefsir eden âlimler, kadınların, istisna dışında kalan zînetlerinin ve zînet yerleri olan saç, baş, boyun, kulak, gerdan, göğüs, kol ve bacaklarının örtülmesi olarak anlamışlar ve bunlardan herhangi birini açmalarının caiz olmadığı hükmünde ittifak etmişlerdir. Kadınların, bu zînet yerlerini kimlerin yanlarında açabilecekleri ise, âyet-i kerimenin devamında bildirilmektedir. Bu âyet-i kerime nazil olunca, yukarıda rivayet edilen hadis-i şeriflerle de sabit olduğu üzere, Ensar ve Muhacir kadınları, eteklerinden bir parça keserek, onunla başlarını örtmeye acele etmeleri, Hz. Âişe (R.Anhâ)nın ablası Esma (R.Anhâ)nın ince bir elbise ile Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimizin huzuruna çıktığı zaman, Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimizin: “Ergenlik çağına gelen bir kadının elleri ve yüzü dışında kalan yerlerini göstermesinin caiz olmadığını” (Ebu Davud, Libas: 34, No: 4104, 2/460; Beyhaki es-Sünenü’l-Kübra, Salat, No: 3302, 3/81) bildirmesi, yine Hz. Âişe (R.Anhâ)dan rivayete göre Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimizin, bileklerinin dört parmak yukarısını işaret ederek: “Allah’a ve âhiret gününe iman eden bir kadına, ergenlik çağına gelince, yüzü ve şuraya kadar elleri hariç, herhangi bir yerini açması caiz değildir.” (Kurtubi El-Cami’u li Ahkami’l-Kur’an; 12/ 229) buyurması; söz konusu âyet-i kerimedeki emirlerin vücub için olduğuna, kadınların yukarıda sayılan zînet yerlerini örtmekle yükümlü olduklarına delâlet etmektedir.

Örtünmenin gayesi: Dinimizin emrettiği örtünmeden maksat, kadının zînetini ve zînet yerlerini eşi veya mahremi olmayan erkeklere göstermemesi ve yabancı erkekler tarafından görülmesine meydan vermemesidir. Bu itibarla örtünün; saçın, ten renginin veya zînetlerin görülmesine engel olacak kalınlıkta, vücut hatlarını göstermeyecek nitelikte olması gerekir. Bu konuda, yukarıda zikredilen hadis-i şerifler dışında, daha pek çok hadis-i şerif bulunmaktadır. Ahzâb Sûresi’nin 59. âyet-i kerimesinde de: “Ey Peygamber! Eşlerine, kızlarına ve mü’minlerin kadınlarına söyle: Evden çıkarlarken üstlerine vücutlarını iyice örten dış elbiselerini giysinler. Bu, onların iffetli bilinmelerini ve bundan dolayı incitilmemelerini daha iyi sağlar.” buyurulmaktadır. Bu âyet-i kerimede, Müslüman hanımların evlerinden çıkarken, üstlerine vücut hatlarını belli etmeyecek bir dış elbise almaları, ev kıyafeti ile sokağa çıkmamaları emredilmektedir. Nûr Suresi’nin 60. âyet-i kerimesinde ise, yaşlanmış kadınların, 31. âyet-i kerimede örtülmesi emredilen zînet ve zînet yerlerini örtmek kaydı ile manto, pardösü, çarşaf gibi dış elbiselerini üstlerine almadan dışarı çıkabilecekleri belirtilerek şöyle buyurulmaktadır: “Bir nikah ümidi beslemeyen, çocuktan kesilmiş yaşlı kadınların zînetlerini, yabancı erkeklere göstermeksizin, dış elbiselerini çıkarmalarında, kendilerine bir vebal yoktur. Yine de dış elbiseli olmaları, kendileri için hayırlıdır. Allah işitendir, bilendir.”

NETİCE:

1. Gerek erkeklerin ve gerekse kadınların gözlerini haramdan korumaları;

2. Kadınların, vücudun el, yüz ve ayakları dışında kalan kısımlarını, aralarında dinen evlilik caiz olan erkekler yanında, vücut hatlarını ve rengini göstermeyecek nitelikte bir elbise, örtü ile örtmeleri;

3. Başörtülerini, saçlarını, başlarını, boyun ve gerdanlarını iyice örtecek şekilde yakalarının üzerine salmaları, dinimizin, Kitap, Sünnet ve İslâm âlimlerinin ittifakı ile sabit olan kesin emridir. Müslümanların bu emirlere uymaları dinî bir vecibedir.


T.C.

BAŞBAKANLIK

DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIğI

ANKARA

Din İşleri Yüksek Kurulu Başkanlığına

Konu : İmam-Hatip Liselerinde Okuyan Kız Öğrencilerin Kıyafetleri

Karar Tarihi : 30.12.1980

Karar No. : 77

Milli Eğitim Bakanlığı’nca İmam-Hatip Liselerinde okuyan kız öğrencilerin kıyafetleri konusunda Bakanlık görüşünün bildirilme­siyle ilgili olarak Devlet Bakanı Sn. Mehmet Özgüneş’e yazılan 22.12.1980 gün ve 018323 sayılı yazı ile Devlet Bakanlığı Makamının konunun Din İşleri Yüksek Kurulunca da incelenerek Bakanlık gö­rüşünün tesbit edilmesine dair 22.12.1980 gün ve 5.05-1020 sayılı yazı­ları konunun önemi ve şumulü dikkate alınmak suretiyle 633 sayılı Diyanet İşleri Başkanlığı Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun’un 5. maddesiyle Kurulumuza verilen görev, yetki ve sorumluluklara dayanılarak dinî, hukukî ve diğer yönlerden incelendi.

Yapılan müzakereler sonunda:

1- Kur’an-ı Kerîm’de Nur Suresi’nin 31. ayet-i kerîmesinde: “Mü’min kadınlara da söyle. Gözlerini bakılması yasak olan şeyler­den çevirsinler. İffetlerini korusunlar. (El, yüz, ayak ile bu uzuvlarda bulunan yüzük, kına ve sürme gibi) kendiliğinden görünenler müs­tesna zinetlerini açmasınlar. Başörtülerini yakalarının üzerine sal­sınlar…” buyrulmuştur.

İslâmiyet’ten önce (Cahiliyye Devrinde) kadınlardan başlarını ör­tenler, örtülerini enselerine bağlarlar veya arkalarına salıverirler, bo­yun ve gerdanlarını açık bırakırlardı. Cenab-ı Hak bu ayet-i celile ile Cahiliyye Devri’nin bu adetini kesinlikle yasaklamış, müslüman ka­dınların başörtülerini, saçlarını, başlarını, kulaklarını, boyun ve ger­danlarını örtecek şekilde yakalarının üzerine salmalarını emretmiş­tir.

Kur’an-ı Kerîm’in mücmel hükümlerini açıklama yetkisi, onu tebliğ ile görevli Peygamber-i Zişan Efendimize aittir. Bu ayet-i celi­lede “kendiliğinden görünenler” ifadesiyle mücmel olarak beyan edi­len uzuvların hangileri olduğunu, muhterem eşi Ümmü’l-mü’mi­min Hz. Aişe (r. a.)’nın nakletmiş olduğu bir hadis-i şerifinde Rasûl­lah (s. a.) Efendimiz, Hz. Aişe’nin ablası Hz. Esma’ya yüz ve ellerini işaret ederek: “Ey Esma! Kadın erginlik çağına erince, şurası ve şurası dışında kalan yerlerini göstermesi caiz olmaz.” (Sünen-i Ebî Davud, 4/62 Hadis No. 4104) buyurmuş, böylece ayet-i celilede istisna edilen uzuvları bizzat açıklamıştır.

Ahzâb Suresi’nin 59. ayet-i celilesinde ise: “Ey Peygamber! Eşle­rine, kızlarına ve mümin kadınlarına, söyle: (Evden çıkarlarken) üzerlerine dış elbiselerini giysinler. Bu, onların iffetli bilinmelerini ve bundan dolayı incitilmemelerini daha iyi sağlar.” buyurmuştur.

Bu ayet-i celile ile de, müslüman hanımların evlerinden çıkar­ken üzerlerine vücut hatlarını belli etmeyecek bir dış elbise almaları, ev kıyafetiyle sokağa çıkmamaları emredilmiştir.

Yukarıda mealleri verilen ayet-i celileler ile Hz. Aişe (r.a.)’nın naklettiği hadis-i şerif ve benzeri hadis-i şeriflerden, İslam müctehid ve fakihleri, müslüman kadınların sadece namaz kılarken değil, namaz dışında da vücudun el, yüz ve ayaklar dışında kalan kısımla­rını, aralarında dinen evlilik caiz olan yabancı erkekler yanında açık bulundurmamaları gerektiği hükmünde ittifak etmişlerdir. İslâmî hükümlerin iki temel kaynağı olan Kitab ve Sünnet delilleri ya­nında, ashab ve tabiîn devirlerinden itibaren bu husus daima böyle anlaşılmış, böylece kadınların tesettürü konusunda her asırda icma‘-ı ümmet de meydana gelmiştir. Nitekim, İslâm’ın doğuşundan, gü­nümüze kadar bütün İslâm ülkelerinde her asırdaki uygulama da böylece devam edegelmiş, hiç bir İslâm alimi söz konusu hükme ay­kırı bir beyanda bulunmamıştır.

2- İnsan haklarına saygılı ve demokratik rejimle yönetilen ülke­lerde, yönetimin en önemli ilkelerinden biri de laiklik ilkesidir. La­iklik, Devletimizin de temel ilkelerinden biridir. Bu ilkenin tabii so­nucu ise, devlet yönetiminde din kurallarına uyma zorunluluğunun olmamasıdır. Bunun yanında, devletin de kişilerin dini inanç ve kanaatlerine saygılı olması, bunları baskı altına almaması, devletçe fertlere tam bir din ve vicdan hürriyeti tanınmış olması da laikliğin tabii bir sonucudur. Nitekim, Birleşmiş Milletler Teşkilatının 10 Ara­lık 1948 tarihinde kabul ettiği «İNSAN HAKLARI EVRENSEL BE­YENNAMESİ»nin 18. maddesinde:

«Her şahsın fikir, vicdan ve din hürriyetine hakkı vardır. Bu hak, din veya kanaat değiştirmek hürriyetini, dinini veya kanaatini tek başına veya topluca, açık veya özel surette öğretim, tatbikat, ibadet ve ayinlerle açıklama hürriyetini gerektirir.» hükmü yer almıştır. Bu beyenname, 6 Nisan1949 tarih ve 9119 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı­’yla Türkiye tarafından da benimsenmiş ve 27 Mayıs 1949 tarihinden itibaren yürürlüğe konmuştur.

Din ve vicdan hürriyeti, esasen, Türkiye’mizde Gülhane Hatt-ı Hümayunu’ndan, yani 1839’dan beri devlet umdelerimizin başında gelmiştir. 1924 Anayasasının 75. maddesinde bu hürriyet:

«Hiç kimse mensub olduğu felsefî ictihad, din ve mezhepten do­layı muaheze edilemez. Asayiş ve umumi muaşeret adabına ve ka­nunların hükümlerine aykırı bulunmamak üzere her türlü dinî ayinlerin yapılması serbesttir.» cümleleriyle ifade edilmiştir.

1961 Anayasasının «Temel Haklar ve Ödevler»le ilgili bölü­münde yer alan 19. maddesinde ise:

«Herkes, vicdan ve dinî inanç ve kanaat hürriyetine sahiptir.

Kamu düzenine veya genel ahlaka veya bu amaçlarla çıkarılan kanunlara aykırı olmayan ibadetler, dinî ayin ve törenler serbesttir.

Kimse, ibadette, dinî ayin ve törenlere katılmaya, dinî inanç ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz. Kimse dinî inanç ve kanaatle­rinden dolayı kınanamaz…» hükmüne yer verilmiştir.

3- Din, sırf bir inanç veya inanç sisteminden ibaret değildir. Dinin inanca ait esasları yanında; ibadet, amel ve ahlaki davranışlarla ilgili hükümleri, dini kabul eden inançlı kişilerin yaşayışlarında uymaları zorunlu emir ve yasakları da vardır. O halde din ve vicdan hürriyeti, sadece bir dinin inançla ilgili esaslarına inanmak veya inanmamak hakkı değil; dindarın mensub olduğu dinin bütün emir ve yasakla­rını hiç bir engele rastlamadan, serbestçe yerine getirebilmesi hakkı­dır. İnanç, ferdin iç alemiyle ilgili olup kendisi tarafından açıklan­madıkça başkaları tarafından kontrolü mümkün olmadığına göre devletin fertlerinin inancına karışıp karışmaması fazla bir önem ta­şımaz. Din ve vicdan hürriyeti, dinin emir ve yasaklarını hiç bir bas­kıya uğramadan yerine getirebilme hürriyeti olduğu şüphesizdir. Ni­tekim İnsan Hakları Evrensel Beyennamesini kabul eden Devleti­miz, Anayasamızın (1961 Anayasası) 19. maddesiyle din ve vicdan hürriyetini açık bir şekilde tanımış ve bu hürriyeti Anayasanın 10. maddesiyle kişiye ağlı, dokunulmaz. devredilmez, vazgeçilmez te­mel hak ve hürriyetlerinden saymıştır. O halde her Türk vatandaşı, bir anayasa hakkı olarak, mensub olduğu dinin bütün emir ve yasak­larını «kamu düzeni, genel ahlak ve bu amaçlarla çıkarılan kanun­lara aykırı olmamak şartıyla» hiç bir baskıya maruz kalmadan, ser­bestçe yerine getirebilme hürriyetine sahiptir. Din ve vicdan hürriye­tinin ve laiklik ilkesinin tabiî ve mantıkî sonucu budur.

4- Müslüman hanımların başlarını örtmeleri, vücutlarının el, yüz ve ayaklar dışında kalan kısımlarını, aralarında dinen evlenme caiz olan yabancı erkekler yanınnda açık bulundurmamaları, bazı çevrelerce sanıldığı gibi belli zümrenin sonradan ortaya çıkardığı bir adet veya işaret değil, İslâm Dini’nin bir hükmüdür. Bu husus yuka­rıda delilleriyle açıklanmıştır. Bu emirlerin bir gereği olarak kadınla­rın örtünmesi milletimizin de bir örfü haline gelmiştir. Ülkemiz­deki hanımların çoğunluğunun, yaşlı hanımların ise hemen hemen tamamının günümüzde de başlarını örtmeleri bunun en açık kanıtı­dır. Üstelik hanımların söz konusu kıyafetlerinde (yani başlarını ka­patmalarında ve dinin emrittiği şekilde örtünmelerinde), kamu dü­zenine, genel ahlaka ve kanunlara aykırı bir durum olmadığı da açıktır. Bu hususun devletin ülkesi ve milletiyle bütünlüğünün, Cumhuriyetin, milli güvenliğin, kamu düzeninin, kamu yararının, genel ahlakın ve genel sağlığın korunup korunmamasıyla da bir il­gisi yoktur. Bu itibarla müslüman hanımların dinî tesettüre uymala­rının kanunla sınırlandırılması da Anayasamızın 11. maddesi uya­rınca söz konusu olamaz. Kaldı ki, Anayasamız, 10. maddesiyle «devleti, kişinin temel hak ve hürriyetlerini fert huzuru, sosyal ada­let ve hukuk devleti ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan si­yasi, iktisadi ve sosyal bütün engelleri kaldırmak ve insanın maddi manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamakla» yü­kümlü kılmıştır.

5- Hürriyet, en basit anlamıyla, başkalarına zarar vermemek şar­tıyla kişinin dilediği şekilde hareket edebilmesi ve dilediğini yapa­bilmesi demektir. Buna göre, dinin emrettiği şekilde örtünmeyi ka­bul etmeyen bir kimseyi örtünmye zorlamak, kişi hak ve hürriyetiyle ne derece bağdaşmayan bir davranış ise, ister sırf öyle arzu ettiği için veya estetik amaçlarla olsun, örtünmek isteyen bir kimsenin örtün­mesini engellemeye kalkışmak ve bu maksatla ona baskı yapmak da, aynı şekilde kişinin temel hak ve hürriyetlerine açık bir müdahele sayılmak gerekir. Çünkü genel ahlaka aykırı bir durum olmadıkça, kişinin örtünmesi veya örtünmemesinde başkaları için bir zarar söz konusu değildir. Nitekim, hürriyetçi demokrasi ile idare edilen ve laiklik ilkesini kamil uygulayan bütün ülkelerde, kişi hak ve hürri­yetleri bu şekilde anlaşılmakta, ister dini, ister estetik, isterse başka amaçlarla olsun kişilerin giyinişlerine, kılık ve kıyafetlerine hiç bir sınırlama getirilmemekte ve bu konuda herhangi bir müdahele dü­şünülmemektedir. Hatta bu ülkelerde bir takım dinî okulların ve cemaatlerin, kendi inançlarının gereği sayarak giydikleri, toplumun genellikle benimsediği kıyafetten çok farklı olan özel kıyafetleri de hiç bir şekilde yadırganmamakta, hatta saygı görmektedir.

6- Milli Eğitim Bakanlığı yazısında kadınların örtülü kıyafetleri­nin «Atatürk ilkelerine tamamen aykırı» olduğu ifade edilmekte ise de, genel ahlaka ve kanunlara aykırı olmayan her türlü kadın kıyafe­tinin Atatürk devrim ve ilkelerine aykırılığı söz konusu değildir. Ni­tekim bizzat Atatürk «Eğer kadınlarımız Şer‘in tavsiye ve dinin em­rettiği bir kıyafetle, faziletin icabettiği tavr u hareketle içimizde bulu­nur, millatin ilim san’at, ictimaiyyat hareketlerine iştirak ederse bu hali, emin olunuz, milletin en mutaassıbı dahi men‘-i nefs edemez.» demiştir. (Prof. Dr. Afet İnan, Atatürk ve Türk Kadın Haklarının Ka­zanılması, Tarih Boyunca Kadının Hak ve Görevleri, s.104, İstanbul, 1968, Milli Eğitim Bakanlığı Yayınlarından).

Atatürk’ün müslüman Türk kadınının kıyafeti konusunda be­nimsediği bu fikirlerine aykırı bir sözüne rastlanmadığı gibi bu sözle­rinden çok sonra çıkartmış olduğu devrim kanunlarından kıyafetle ilgili olan 671, 677 ve 2596 sayılı kanunların hiç birinde kadın kıyafe­tiyle ilgili bir hükme de yer verilmemiştir. Esasen, Atatürk’ü ve ilke­lerini, -çoğu zaman yapıldığı gibi- dinimizin kadın kıyafetiyle ilgili hükümlerine karşı göstermek, memleketimiz yararları ve Atatürk ilkelerinin benimsenmesi açısından son derece sakıncalı bir tutum­dur. Müslüman Türk vatandaşı, «ya Allah’ın emri, ya Atatürk ilke­leri» şeklinde son derece vahim bir tercihle karşı karşıya bırakılma­malıdır.

Unutulmamalıdır ki, örtünmek dinin bir emridir ve Atatürk di­nimizin en son ve mükemmel din olduğunu çeşitli vesilelerle bir çok defalar ifade etmiştir.

7- Bilindiği üzere İmam-Hatip Liseleri ve Kur’an Kurslarında, Kur’an-ı Kerîm’in usulüne uygun olarak tilaveti yanında, bu okul­lardaki eğitim ve öğretimin bir gereği olarak dini hükümler de öğre­tilmekte ve bu hükümlere her müslümanın uymasının gerekli ol­duğu anlatılmaktadır. Dinimizin kadın kıyafetiyle ilgili hükmü, yu­karıda belirtilmiştir. Sözü edilen eğitim ve öğretim kurumlarında dinimizin kadınların örtünmeleriyle ilgili hükümleri de tabiatıyla öğretilecektir. Bu durumda, bir taraftan müslüman kadınların ör­tünmelerinin dinen zorunlu olduğu öğretilirken, diğer yandan müs­lüman kızların başlarını açmaya zorlanmaları, izahı kabil olmayan bir çelişki olacağı gibi, onların vicdanında da son derece olumsuz et­kiler meydana getirecektir. Şüphesiz bu durumun eğitim ve öğretim açısından da fevkalade sakıncalı ve olumsuz sonuçları olacaktır.

Diğer taraftan İmam-Hatip Liselerimizde ve özellikle Kur’an Kurslarımızda Kur’an-ı Kerîm Öğretimi, temel dersler arasında yer almaktadır. Bilindiği gibi, Kur’an-ı Kerim okumak bir ibadettir. İba­det esnasında Allah’ın emirlerine tam bir itaat halinde olmak gere­kir. Kız öğrencilerin yaptıkları bir ibadeti başı açık halde yapmaya zorlanmaları, onların vicdanına açık bir baskı teşkil eder.

8- Vatandaş vicdanına baskı daima reaksiyonla karşılaşır ve top­lumun huzursuz olmasına sebep olur. Şayet bu baskılar devletten ge­liyorsa, devlet-millet ilişkilerinin olumsuz yönde etkilenmesine se­bebiyet verir.

İmam-Hatip Liseleri ve Kur’an Kursları gibi dini öğrenim ku­rumlarında okuyan öğrencilerin ve onların velilerinin vicdanlarına yapılacak baskıların okul-veli-öğrenci, ilişkilerini olumsuz yönde et­kileyeceğinde şüphe yoktur. Çünkü sözü edilen eğitim ve öğretim kurumlarına çocuklarını gönderen veliler, çocukların öğrenimlerini dinî hükümlere uygun yapmalarını ve onların dinî emirlere riayet­kar olarak yetişmelerini istemektedirler. Kaldı ki ilk nazarda sadece okul-veli-öğrenci ilişkilerinde olumsuz gelişmelere sebep olabileceği sanılan bu gibi durumlar, genişleyerek toplum vicdanında da rahat­sızlıklara sebep olabilir.

SONUÇ

Belirtilen sebeplerle, İmam-Hatip Liseleri’nin Yönetmeliğinde, dinimizin müslüman kadınların örtünmesiyle ilgili hükümlerine aykırı, Anayasamızın tanıdığı, kişinin temel hak ve hürriyetlerini zedeleyici ve sözü edilen okulların yönetim, eğitim ve öğretim faali­yetlerini olumsuz yönde etkileyici nitelikte hükümlerin yer alması­nın uygun olmayacağı mütalaa olunmuştur.

Keyfiyetin Devlet Bakanlığı Makamına sunulmak üzere Başkan­lık Makamına arzına karar verildi.






Cinsel organlarin saklanmasi farzdir. Bunun disinda Allah insanlari özgür birakmis. Inanan kadinlar ister basacik olurlar ister basörtülü. Ister carsafli olurlar ister carsafsiz. Ister peceli olurlar ister pecesiz.


../..
Sevgi ile,
Hasan Akcay

Tetik şeyhülislamlığa soyunurda diğerleri durur mu, onlar da müfessir olmuşlar (müfessir ne mi??? boşverin:)) hemen onlarda coşmuşlar!

CİNSEL ORGANLARIN SAKLANMASI FARZMIŞ bunun dışında Allah özgür bırakmış insanı, ister başı açık ister kapalı olurmuş istediğini yaparmış kadın!

Vay vay vay!

peki sayın şeyhülislamım hasanım: bu CİNSEL ORGANLARI kim belirliyor? buyur bana KURANDA AYET İLE CİNSEL ORGANLAR ŞUNLAR ŞUNLAR ŞUNLARDIR gerisi değildir bölümünü göster!!!!

Bu çok bilen arkadaşlara diyanet işleri din işleri yüksek kurulunun bu konuyla ilgili iki kararını aktarıyorum.

l. Din İşleri Yüksek Kurulu’nun 3 Şubat 1993 tarihli kararı.
Sayı: B.02.1.DİB.0.10 / 212 / 11.02.1993 / 0221

Konu: Tesettür

Karar No: 6

Karar Tarihi: 03.02.1993

İslâm dininde kadının kıyafeti ile ilgili olarak zaman zaman sorulan sorular dolayısıyla konu, Kurulumuzca ele alınıp incelendi: Nûr Sûresi’nin 30. âyet-i kerimesinde:

“Resûlüm! Mümin erkeklere, gözlerini harama dikmemelerini, ırzlarını da korumalarını söyle. Çünkü bu, kendileri için daha temiz bir davranıştır. Şüphesiz Allah, onların yapmakta olduklarından haberdardır.” Buyrularak mü’min erkeklerin harama bakmamaları, namus ve iffetlerini korumaları emredildikten sonra 31. âyet-i kerimesinde kadınlarla ilgili olarak da:

“Mümin kadınlara da söyle: Gözlerini harama bakmaktan korusunlar; namus ve iffetlerini esirgesinler. Görünen kısımları müstesna olmak üzere, zinetlerini teşhir etmesinler. Baş örtülerini, yakalarının üzerine kadar örtsünler…” buyurulmakta ve âyet-i kerimenin devamında kadınların kendiliğinden görünmeyen zînet yerlerini, kimlerin yanında açabilecekleri belirtilmektedir. Şöyle ki:

“Kocaları, babaları, kocalarının babaları, kendi oğulları, kocalarının oğulları, erkek kardeşleri, erkek kardeşlerinin oğulları, kız kardeşlerinin oğulları, kendi kadınları mümin kadınlar, ellerinin altında bulunanları yani köleleri, erkeklerden, ailenin kadınına şehvet duymayan hizmetçi vb. tâbi kimseler, yahut henüz kadınların gizli kadınlık hususiyetlerinin farkında olmayan çocuklardan başkasına zinetlerini göstermesinler. Gizlemekte oldukları zinetleri anlaşılsın diye ayaklarını yere vurmasınlar. Dikkatleri üzerine çekecek tarzda yürümesinler. Ey müminler! Hep birden Allah’a tevbe ediniz ki kurtuluşa eresiniz.”

1. Harama Bakmak Ve İffeti Korumak: Görüldüğü gibi bu iki âyet-i kerimede, hem erkeklerin, hem de kadınların harama bakmamaları, edep yerlerini iyice örtülü tutup, iffet ve namuslarını zina, fuhuş ve onlara sebep olabilecek durumlardan korumaları emredilmektedir. Ebû Hureyre (R.A.)den rivayete göre Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimiz de:

“… Gözlerin zinası: Harama, namahreme bakmaktır… (Müslim, Kader: 5, No:21, 4/2047; Buhari, İsti’zan: 12, Kader: 9; Ebu Davud, Nikâh: 42; Ahmed b. Hanbel, 2/276, 317, 329, 343, 379, 431, 536; Beyheki, Es-Sünenü’1-Kübra, 7/89) buyurarak harama bakmayı, göz zinası olarak nitelemiştir. Ancak, gözün harama tesadüfen ilişmesinin kasıtlı bakmak hükmünde olmadığı da hadis-i şeriflerde belirtilmiştir. İslâm âlimleri, yukarıda metin ve mealleri yazılı âyet-i kerimelere ve konuyla ilgili hadis-i şeriflere dayanarak, erkeklerin ve kadınların, nikâhlı eşleri dışında, herhangi bir kimseye şehvetle bakmalarının haram olduğu üzerinde müttefiktirler. Tedavi, şahitlik ve evlenme maksadı gibi, zaruret veya ihtiyaç halinde bakmalara, fıkıhta belirtilen şartlar ve ölçüler dahilinde müsaade edilmiştir. Fitne tehlikesi ve şehvet korkusu olmamak kaydı ile, gerek erkeklerin ve gerekse kadınların, kendi yakınlarından ve yabancılardan kimlere ve nerelerine bakıp bakamayacaklarına dair hükümler, delilleri ile birlikte fıkıh kitaplarında mevcuttur.

2.Örtünme: Nur Sûresi’nin 31. âyet-i kerimesinde zikredilen bu emirlerden sonra kadınların örtünmesi ile ilgili olarak da, kendiliğinden görünenler müstesna zînetlerin, zînet yerlerini açmamaları ve başörtülerini yakalarının üzerine salmaları emredilmiştir. Cahiliyyet Devri’nde başını örten kadınlar, başörtülerini enselerine bağlar veya arkalarına salıverirlerdi. Allah Teâlâ, bu âyet-i kerimeyle, İslâm’dan önceki bu âdeti kesinlikle yasaklayarak mü’min kadınların, kendiliğinden görünen hariç zînetlerini, zînet yerlerini açmamaları ve başörtülerini, saçlarını, başlarını, kulaklarını, boyun, gerdan ve göğüslerini iyice örtecek şekilde yakalarının üzerine salmalarını emretmiştir. Hz. Âişe (R.anhâ): “Allah ilk muhacir kadınlara rahmet eylesin. Çünkü Yüce Allah, “Başörtülerini yakalarının üstüne salsınlar” ayetini indirdiğinde yünden ya da ipekten dokunan dış giysilerin bedeni en iyi şekilde örtenini, dış giysilerinin en kalınını ikiye bölüp onların bir parçasını kendilerine başörtüsü yaptılar.” (Ebu Davud, Libas: 32, No: 4102, 2/459; Buhari, Tefsir: 251, No: 4480, 4/1782) Yine Hazret-i Âişe radiyallâhu anhâ bir gün Ensar kadınlarından sitayişle bahsederken, buna benzer bir ifade ile, başörtüsü emrine nasıl uyduklarını şöyle anlatır: ALLAH Teâlâ, Ensar kadınlarına rahmet etsin. Çünkü, Nûr sûresindeki:

“Başörtülerini yakalarının üstünü kapayacak surette koysunlar...” âyet-i kerimesi, indiği zaman; mırtlarını yani boydan boya örten dış giysilerini yardılar, onu kendilerine baş örtüsü yaptılar. (Buhari, Tefsir: 251, No: 4480, 4/1782; Ebu Davud, Libas: 32, No: 4102, 41100, 2/459) Ümmü Seleme (R.Anha) validemiz de demiştir ki: “Cilbablarından üzerlerini sıkı örtsünler.” âyet-i kerimesi nazil olduğu zaman, Ensar kadınları üzerlerine siyah elbiseler giyerek öyle bir ağırbaşlılık ile çıkmışlardı ki, başları üstünde kargalar varmış gibi idi. (Ebu Davud, Libas: 32, No: 4101, 2/459)

3. Örtülmesi gerekli olmayan kısımlar: Örtülmesi emredilen zînetten istisna edilen ve mücmel olarak geçen “kendiliğinden görünen” ifadesi; Ashabdan Hz. Ali, İbn-i Abbas, İbn-i Ömer, Enes; Tabiîlerden Said b. Cübeyr, Atâ, Mücâhid, Dahhâk; Müctehid İmamlardan Ebû Hanîfe, Mâlik ve Evzaî’nin (radiyallâhu anhum) de dahil olduğu İslâm âlimlerinin çoğunluğu tarafından; “yüz ve bileklere kadar eller” olarak tefsir edilmiştir.

4. Örtülmesi gerekli olan kısımlar: Âyet-i kerimedeki “kendiliğinden görünen” mücmel ifadeyi az da olsa farklı tefsir eden âlimler, kadınların, istisna dışında kalan zînetlerinin ve zînet yerleri olan saç, baş, boyun, kulak, gerdan, göğüs, kol ve bacaklarının örtülmesi olarak anlamışlar ve bunlardan herhangi birini açmalarının caiz olmadığı hükmünde ittifak etmişlerdir. Kadınların, bu zînet yerlerini kimlerin yanlarında açabilecekleri ise, âyet-i kerimenin devamında bildirilmektedir. Bu âyet-i kerime nazil olunca, yukarıda rivayet edilen hadis-i şeriflerle de sabit olduğu üzere, Ensar ve Muhacir kadınları, eteklerinden bir parça keserek, onunla başlarını örtmeye acele etmeleri, Hz. Âişe (R.Anhâ)nın ablası Esma (R.Anhâ)nın ince bir elbise ile Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimizin huzuruna çıktığı zaman, Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimizin: “Ergenlik çağına gelen bir kadının elleri ve yüzü dışında kalan yerlerini göstermesinin caiz olmadığını” (Ebu Davud, Libas: 34, No: 4104, 2/460; Beyhaki es-Sünenü’l-Kübra, Salat, No: 3302, 3/81) bildirmesi, yine Hz. Âişe (R.Anhâ)dan rivayete göre Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimizin, bileklerinin dört parmak yukarısını işaret ederek: “Allah’a ve âhiret gününe iman eden bir kadına, ergenlik çağına gelince, yüzü ve şuraya kadar elleri hariç, herhangi bir yerini açması caiz değildir.” (Kurtubi El-Cami’u li Ahkami’l-Kur’an; 12/ 229) buyurması; söz konusu âyet-i kerimedeki emirlerin vücub için olduğuna, kadınların yukarıda sayılan zînet yerlerini örtmekle yükümlü olduklarına delâlet etmektedir.

Örtünmenin gayesi: Dinimizin emrettiği örtünmeden maksat, kadının zînetini ve zînet yerlerini eşi veya mahremi olmayan erkeklere göstermemesi ve yabancı erkekler tarafından görülmesine meydan vermemesidir. Bu itibarla örtünün; saçın, ten renginin veya zînetlerin görülmesine engel olacak kalınlıkta, vücut hatlarını göstermeyecek nitelikte olması gerekir. Bu konuda, yukarıda zikredilen hadis-i şerifler dışında, daha pek çok hadis-i şerif bulunmaktadır. Ahzâb Sûresi’nin 59. âyet-i kerimesinde de: “Ey Peygamber! Eşlerine, kızlarına ve mü’minlerin kadınlarına söyle: Evden çıkarlarken üstlerine vücutlarını iyice örten dış elbiselerini giysinler. Bu, onların iffetli bilinmelerini ve bundan dolayı incitilmemelerini daha iyi sağlar.” buyurulmaktadır. Bu âyet-i kerimede, Müslüman hanımların evlerinden çıkarken, üstlerine vücut hatlarını belli etmeyecek bir dış elbise almaları, ev kıyafeti ile sokağa çıkmamaları emredilmektedir. Nûr Suresi’nin 60. âyet-i kerimesinde ise, yaşlanmış kadınların, 31. âyet-i kerimede örtülmesi emredilen zînet ve zînet yerlerini örtmek kaydı ile manto, pardösü, çarşaf gibi dış elbiselerini üstlerine almadan dışarı çıkabilecekleri belirtilerek şöyle buyurulmaktadır: “Bir nikah ümidi beslemeyen, çocuktan kesilmiş yaşlı kadınların zînetlerini, yabancı erkeklere göstermeksizin, dış elbiselerini çıkarmalarında, kendilerine bir vebal yoktur. Yine de dış elbiseli olmaları, kendileri için hayırlıdır. Allah işitendir, bilendir.”

NETİCE:

1. Gerek erkeklerin ve gerekse kadınların gözlerini haramdan korumaları;

2. Kadınların, vücudun el, yüz ve ayakları dışında kalan kısımlarını, aralarında dinen evlilik caiz olan erkekler yanında, vücut hatlarını ve rengini göstermeyecek nitelikte bir elbise, örtü ile örtmeleri;

3. Başörtülerini, saçlarını, başlarını, boyun ve gerdanlarını iyice örtecek şekilde yakalarının üzerine salmaları, dinimizin, Kitap, Sünnet ve İslâm âlimlerinin ittifakı ile sabit olan kesin emridir. Müslümanların bu emirlere uymaları dinî bir vecibedir.

T.C.

BAŞBAKANLIK

DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIğI

ANKARA

Din İşleri Yüksek Kurulu Başkanlığına

Konu : İmam-Hatip Liselerinde Okuyan Kız Öğrencilerin Kıyafetleri

Karar Tarihi : 30.12.1980

Karar No. : 77

Milli Eğitim Bakanlığı’nca İmam-Hatip Liselerinde okuyan kız öğrencilerin kıyafetleri konusunda Bakanlık görüşünün bildirilme­siyle ilgili olarak Devlet Bakanı Sn. Mehmet Özgüneş’e yazılan 22.12.1980 gün ve 018323 sayılı yazı ile Devlet Bakanlığı Makamının konunun Din İşleri Yüksek Kurulunca da incelenerek Bakanlık gö­rüşünün tesbit edilmesine dair 22.12.1980 gün ve 5.05-1020 sayılı yazı­ları konunun önemi ve şumulü dikkate alınmak suretiyle 633 sayılı Diyanet İşleri Başkanlığı Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun’un 5. maddesiyle Kurulumuza verilen görev, yetki ve sorumluluklara dayanılarak dinî, hukukî ve diğer yönlerden incelendi.

Yapılan müzakereler sonunda:

1- Kur’an-ı Kerîm’de Nur Suresi’nin 31. ayet-i kerîmesinde: “Mü’min kadınlara da söyle. Gözlerini bakılması yasak olan şeyler­den çevirsinler. İffetlerini korusunlar. (El, yüz, ayak ile bu uzuvlarda bulunan yüzük, kına ve sürme gibi) kendiliğinden görünenler müs­tesna zinetlerini açmasınlar. Başörtülerini yakalarının üzerine sal­sınlar…” buyrulmuştur.

İslâmiyet’ten önce (Cahiliyye Devrinde) kadınlardan başlarını ör­tenler, örtülerini enselerine bağlarlar veya arkalarına salıverirler, bo­yun ve gerdanlarını açık bırakırlardı. Cenab-ı Hak bu ayet-i celile ile Cahiliyye Devri’nin bu adetini kesinlikle yasaklamış, müslüman ka­dınların başörtülerini, saçlarını, başlarını, kulaklarını, boyun ve ger­danlarını örtecek şekilde yakalarının üzerine salmalarını emretmiş­tir.

Kur’an-ı Kerîm’in mücmel hükümlerini açıklama yetkisi, onu tebliğ ile görevli Peygamber-i Zişan Efendimize aittir. Bu ayet-i celi­lede “kendiliğinden görünenler” ifadesiyle mücmel olarak beyan edi­len uzuvların hangileri olduğunu, muhterem eşi Ümmü’l-mü’mi­min Hz. Aişe (r. a.)’nın nakletmiş olduğu bir hadis-i şerifinde Rasûl­lah (s. a.) Efendimiz, Hz. Aişe’nin ablası Hz. Esma’ya yüz ve ellerini işaret ederek: “Ey Esma! Kadın erginlik çağına erince, şurası ve şurası dışında kalan yerlerini göstermesi caiz olmaz.” (Sünen-i Ebî Davud, 4/62 Hadis No. 4104) buyurmuş, böylece ayet-i celilede istisna edilen uzuvları bizzat açıklamıştır.

Ahzâb Suresi’nin 59. ayet-i celilesinde ise: “Ey Peygamber! Eşle­rine, kızlarına ve mümin kadınlarına, söyle: (Evden çıkarlarken) üzerlerine dış elbiselerini giysinler. Bu, onların iffetli bilinmelerini ve bundan dolayı incitilmemelerini daha iyi sağlar.” buyurmuştur.

Bu ayet-i celile ile de, müslüman hanımların evlerinden çıkar­ken üzerlerine vücut hatlarını belli etmeyecek bir dış elbise almaları, ev kıyafetiyle sokağa çıkmamaları emredilmiştir.

Yukarıda mealleri verilen ayet-i celileler ile Hz. Aişe (r.a.)’nın naklettiği hadis-i şerif ve benzeri hadis-i şeriflerden, İslam müctehid ve fakihleri, müslüman kadınların sadece namaz kılarken değil, namaz dışında da vücudun el, yüz ve ayaklar dışında kalan kısımla­rını, aralarında dinen evlilik caiz olan yabancı erkekler yanında açık bulundurmamaları gerektiği hükmünde ittifak etmişlerdir. İslâmî hükümlerin iki temel kaynağı olan Kitab ve Sünnet delilleri ya­nında, ashab ve tabiîn devirlerinden itibaren bu husus daima böyle anlaşılmış, böylece kadınların tesettürü konusunda her asırda icma‘-ı ümmet de meydana gelmiştir. Nitekim, İslâm’ın doğuşundan, gü­nümüze kadar bütün İslâm ülkelerinde her asırdaki uygulama da böylece devam edegelmiş, hiç bir İslâm alimi söz konusu hükme ay­kırı bir beyanda bulunmamıştır.

2- İnsan haklarına saygılı ve demokratik rejimle yönetilen ülke­lerde, yönetimin en önemli ilkelerinden biri de laiklik ilkesidir. La­iklik, Devletimizin de temel ilkelerinden biridir. Bu ilkenin tabii so­nucu ise, devlet yönetiminde din kurallarına uyma zorunluluğunun olmamasıdır. Bunun yanında, devletin de kişilerin dini inanç ve kanaatlerine saygılı olması, bunları baskı altına almaması, devletçe fertlere tam bir din ve vicdan hürriyeti tanınmış olması da laikliğin tabii bir sonucudur. Nitekim, Birleşmiş Milletler Teşkilatının 10 Ara­lık 1948 tarihinde kabul ettiği «İNSAN HAKLARI EVRENSEL BE­YENNAMESİ»nin 18. maddesinde:

«Her şahsın fikir, vicdan ve din hürriyetine hakkı vardır. Bu hak, din veya kanaat değiştirmek hürriyetini, dinini veya kanaatini tek başına veya topluca, açık veya özel surette öğretim, tatbikat, ibadet ve ayinlerle açıklama hürriyetini gerektirir.» hükmü yer almıştır. Bu beyenname, 6 Nisan1949 tarih ve 9119 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı­’yla Türkiye tarafından da benimsenmiş ve 27 Mayıs 1949 tarihinden itibaren yürürlüğe konmuştur.

Din ve vicdan hürriyeti, esasen, Türkiye’mizde Gülhane Hatt-ı Hümayunu’ndan, yani 1839’dan beri devlet umdelerimizin başında gelmiştir. 1924 Anayasasının 75. maddesinde bu hürriyet:

«Hiç kimse mensub olduğu felsefî ictihad, din ve mezhepten do­layı muaheze edilemez. Asayiş ve umumi muaşeret adabına ve ka­nunların hükümlerine aykırı bulunmamak üzere her türlü dinî ayinlerin yapılması serbesttir.» cümleleriyle ifade edilmiştir.

1961 Anayasasının «Temel Haklar ve Ödevler»le ilgili bölü­münde yer alan 19. maddesinde ise:

«Herkes, vicdan ve dinî inanç ve kanaat hürriyetine sahiptir.

Kamu düzenine veya genel ahlaka veya bu amaçlarla çıkarılan kanunlara aykırı olmayan ibadetler, dinî ayin ve törenler serbesttir.

Kimse, ibadette, dinî ayin ve törenlere katılmaya, dinî inanç ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz. Kimse dinî inanç ve kanaatle­rinden dolayı kınanamaz…» hükmüne yer verilmiştir.

3- Din, sırf bir inanç veya inanç sisteminden ibaret değildir. Dinin inanca ait esasları yanında; ibadet, amel ve ahlaki davranışlarla ilgili hükümleri, dini kabul eden inançlı kişilerin yaşayışlarında uymaları zorunlu emir ve yasakları da vardır. O halde din ve vicdan hürriyeti, sadece bir dinin inançla ilgili esaslarına inanmak veya inanmamak hakkı değil; dindarın mensub olduğu dinin bütün emir ve yasakla­rını hiç bir engele rastlamadan, serbestçe yerine getirebilmesi hakkı­dır. İnanç, ferdin iç alemiyle ilgili olup kendisi tarafından açıklan­madıkça başkaları tarafından kontrolü mümkün olmadığına göre devletin fertlerinin inancına karışıp karışmaması fazla bir önem ta­şımaz. Din ve vicdan hürriyeti, dinin emir ve yasaklarını hiç bir bas­kıya uğramadan yerine getirebilme hürriyeti olduğu şüphesizdir. Ni­tekim İnsan Hakları Evrensel Beyennamesini kabul eden Devleti­miz, Anayasamızın (1961 Anayasası) 19. maddesiyle din ve vicdan hürriyetini açık bir şekilde tanımış ve bu hürriyeti Anayasanın 10. maddesiyle kişiye ağlı, dokunulmaz. devredilmez, vazgeçilmez te­mel hak ve hürriyetlerinden saymıştır. O halde her Türk vatandaşı, bir anayasa hakkı olarak, mensub olduğu dinin bütün emir ve yasak­larını «kamu düzeni, genel ahlak ve bu amaçlarla çıkarılan kanun­lara aykırı olmamak şartıyla» hiç bir baskıya maruz kalmadan, ser­bestçe yerine getirebilme hürriyetine sahiptir. Din ve vicdan hürriye­tinin ve laiklik ilkesinin tabiî ve mantıkî sonucu budur.

4- Müslüman hanımların başlarını örtmeleri, vücutlarının el, yüz ve ayaklar dışında kalan kısımlarını, aralarında dinen evlenme caiz olan yabancı erkekler yanınnda açık bulundurmamaları, bazı çevrelerce sanıldığı gibi belli zümrenin sonradan ortaya çıkardığı bir adet veya işaret değil, İslâm Dini’nin bir hükmüdür. Bu husus yuka­rıda delilleriyle açıklanmıştır. Bu emirlerin bir gereği olarak kadınla­rın örtünmesi milletimizin de bir örfü haline gelmiştir. Ülkemiz­deki hanımların çoğunluğunun, yaşlı hanımların ise hemen hemen tamamının günümüzde de başlarını örtmeleri bunun en açık kanıtı­dır. Üstelik hanımların söz konusu kıyafetlerinde (yani başlarını ka­patmalarında ve dinin emrittiği şekilde örtünmelerinde), kamu dü­zenine, genel ahlaka ve kanunlara aykırı bir durum olmadığı da açıktır. Bu hususun devletin ülkesi ve milletiyle bütünlüğünün, Cumhuriyetin, milli güvenliğin, kamu düzeninin, kamu yararının, genel ahlakın ve genel sağlığın korunup korunmamasıyla da bir il­gisi yoktur. Bu itibarla müslüman hanımların dinî tesettüre uymala­rının kanunla sınırlandırılması da Anayasamızın 11. maddesi uya­rınca söz konusu olamaz. Kaldı ki, Anayasamız, 10. maddesiyle «devleti, kişinin temel hak ve hürriyetlerini fert huzuru, sosyal ada­let ve hukuk devleti ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan si­yasi, iktisadi ve sosyal bütün engelleri kaldırmak ve insanın maddi manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamakla» yü­kümlü kılmıştır.

5- Hürriyet, en basit anlamıyla, başkalarına zarar vermemek şar­tıyla kişinin dilediği şekilde hareket edebilmesi ve dilediğini yapa­bilmesi demektir. Buna göre, dinin emrettiği şekilde örtünmeyi ka­bul etmeyen bir kimseyi örtünmye zorlamak, kişi hak ve hürriyetiyle ne derece bağdaşmayan bir davranış ise, ister sırf öyle arzu ettiği için veya estetik amaçlarla olsun, örtünmek isteyen bir kimsenin örtün­mesini engellemeye kalkışmak ve bu maksatla ona baskı yapmak da, aynı şekilde kişinin temel hak ve hürriyetlerine açık bir müdahele sayılmak gerekir. Çünkü genel ahlaka aykırı bir durum olmadıkça, kişinin örtünmesi veya örtünmemesinde başkaları için bir zarar söz konusu değildir. Nitekim, hürriyetçi demokrasi ile idare edilen ve laiklik ilkesini kamil uygulayan bütün ülkelerde, kişi hak ve hürri­yetleri bu şekilde anlaşılmakta, ister dini, ister estetik, isterse başka amaçlarla olsun kişilerin giyinişlerine, kılık ve kıyafetlerine hiç bir sınırlama getirilmemekte ve bu konuda herhangi bir müdahele dü­şünülmemektedir. Hatta bu ülkelerde bir takım dinî okulların ve cemaatlerin, kendi inançlarının gereği sayarak giydikleri, toplumun genellikle benimsediği kıyafetten çok farklı olan özel kıyafetleri de hiç bir şekilde yadırganmamakta, hatta saygı görmektedir.

6- Milli Eğitim Bakanlığı yazısında kadınların örtülü kıyafetleri­nin «Atatürk ilkelerine tamamen aykırı» olduğu ifade edilmekte ise de, genel ahlaka ve kanunlara aykırı olmayan her türlü kadın kıyafe­tinin Atatürk devrim ve ilkelerine aykırılığı söz konusu değildir. Ni­tekim bizzat Atatürk «Eğer kadınlarımız Şer‘in tavsiye ve dinin em­rettiği bir kıyafetle, faziletin icabettiği tavr u hareketle içimizde bulu­nur, millatin ilim san’at, ictimaiyyat hareketlerine iştirak ederse bu hali, emin olunuz, milletin en mutaassıbı dahi men‘-i nefs edemez.» demiştir. (Prof. Dr. Afet İnan, Atatürk ve Türk Kadın Haklarının Ka­zanılması, Tarih Boyunca Kadının Hak ve Görevleri, s.104, İstanbul, 1968, Milli Eğitim Bakanlığı Yayınlarından).

Atatürk’ün müslüman Türk kadınının kıyafeti konusunda be­nimsediği bu fikirlerine aykırı bir sözüne rastlanmadığı gibi bu sözle­rinden çok sonra çıkartmış olduğu devrim kanunlarından kıyafetle ilgili olan 671, 677 ve 2596 sayılı kanunların hiç birinde kadın kıyafe­tiyle ilgili bir hükme de yer verilmemiştir. Esasen, Atatürk’ü ve ilke­lerini, -çoğu zaman yapıldığı gibi- dinimizin kadın kıyafetiyle ilgili hükümlerine karşı göstermek, memleketimiz yararları ve Atatürk ilkelerinin benimsenmesi açısından son derece sakıncalı bir tutum­dur. Müslüman Türk vatandaşı, «ya Allah’ın emri, ya Atatürk ilke­leri» şeklinde son derece vahim bir tercihle karşı karşıya bırakılma­malıdır.

Unutulmamalıdır ki, örtünmek dinin bir emridir ve Atatürk di­nimizin en son ve mükemmel din olduğunu çeşitli vesilelerle bir çok defalar ifade etmiştir.

7- Bilindiği üzere İmam-Hatip Liseleri ve Kur’an Kurslarında, Kur’an-ı Kerîm’in usulüne uygun olarak tilaveti yanında, bu okul­lardaki eğitim ve öğretimin bir gereği olarak dini hükümler de öğre­tilmekte ve bu hükümlere her müslümanın uymasının gerekli ol­duğu anlatılmaktadır. Dinimizin kadın kıyafetiyle ilgili hükmü, yu­karıda belirtilmiştir. Sözü edilen eğitim ve öğretim kurumlarında dinimizin kadınların örtünmeleriyle ilgili hükümleri de tabiatıyla öğretilecektir. Bu durumda, bir taraftan müslüman kadınların ör­tünmelerinin dinen zorunlu olduğu öğretilirken, diğer yandan müs­lüman kızların başlarını açmaya zorlanmaları, izahı kabil olmayan bir çelişki olacağı gibi, onların vicdanında da son derece olumsuz et­kiler meydana getirecektir. Şüphesiz bu durumun eğitim ve öğretim açısından da fevkalade sakıncalı ve olumsuz sonuçları olacaktır.

Diğer taraftan İmam-Hatip Liselerimizde ve özellikle Kur’an Kurslarımızda Kur’an-ı Kerîm Öğretimi, temel dersler arasında yer almaktadır. Bilindiği gibi, Kur’an-ı Kerim okumak bir ibadettir. İba­det esnasında Allah’ın emirlerine tam bir itaat halinde olmak gere­kir. Kız öğrencilerin yaptıkları bir ibadeti başı açık halde yapmaya zorlanmaları, onların vicdanına açık bir baskı teşkil eder.

8- Vatandaş vicdanına baskı daima reaksiyonla karşılaşır ve top­lumun huzursuz olmasına sebep olur. Şayet bu baskılar devletten ge­liyorsa, devlet-millet ilişkilerinin olumsuz yönde etkilenmesine se­bebiyet verir.

İmam-Hatip Liseleri ve Kur’an Kursları gibi dini öğrenim ku­rumlarında okuyan öğrencilerin ve onların velilerinin vicdanlarına yapılacak baskıların okul-veli-öğrenci, ilişkilerini olumsuz yönde et­kileyeceğinde şüphe yoktur. Çünkü sözü edilen eğitim ve öğretim kurumlarına çocuklarını gönderen veliler, çocukların öğrenimlerini dinî hükümlere uygun yapmalarını ve onların dinî emirlere riayet­kar olarak yetişmelerini istemektedirler. Kaldı ki ilk nazarda sadece okul-veli-öğrenci ilişkilerinde olumsuz gelişmelere sebep olabileceği sanılan bu gibi durumlar, genişleyerek toplum vicdanında da rahat­sızlıklara sebep olabilir.

SONUÇ

Belirtilen sebeplerle, İmam-Hatip Liseleri’nin Yönetmeliğinde, dinimizin müslüman kadınların örtünmesiyle ilgili hükümlerine aykırı, Anayasamızın tanıdığı, kişinin temel hak ve hürriyetlerini zedeleyici ve sözü edilen okulların yönetim, eğitim ve öğretim faali­yetlerini olumsuz yönde etkileyici nitelikte hükümlerin yer alması­nın uygun olmayacağı mütalaa olunmuştur.

Keyfiyetin Devlet Bakanlığı Makamına sunulmak üzere Başkan­lık Makamına arzına karar verildi.

Hasan Akcay
05-08-12, 12:35
Elmalili (http://www.kuranikerim.com/telmalili/nur.htm):

FÜRÛC, Fercin coguludur. Ferc, aslî mânâsında iki sey arasındaki aciklik demektir. Bu sekilde gerek erkek, gerek disi insanin bacaklari arasindaki acikliga da gercek olarak bu isim verilir ki, dilimizde apisarasi denir ve bu deyim ile avret mahallinden kinaye de edilir ki, Kur'ânda bu mânâ ile gecmis ve onun için erkege de disiye de kullanilmistir.

Benim su anda aklima gelen ayetler:

Mü’minûn 5-6
Me’âric 29-30.

Bu ayetlerde Allah’in belirttigi üzere inananlar cinsel organlarini saklayan kimselerdir; ama esleri ya da yeminleri kime sahipse onlar baska. Onlarla ilgili olarak kinanmazlar.

Bu kadar. Bunun disinda vücudumuzun acilmasi Allah tarafindan haram kilinan hic bir parcasi yok. Allah’in haram kilmadigini, Allah’in elcisi dahil (66:1), hic kimse haram kilamaz.

Cünkü
Allah'tan baska ilah yok, lâ ilahe illa allah;
Allah bir, allahu ehad.

Sevgi ile,
Hasan Akcay

defne27
05-08-12, 12:51
peki ben bir sey soracagım.kadınlar iffetini korumak için örtu örtmesi gerekiyor degil mi?peki babasının yanında falan filan acabiliyor basını.peki sapık bir babası varsa bu örnekleri cok duyuyoruz gercekten de var kızına o gözle bakan cok duyulmus olanlar varken duyulmamısları da sayamıyoruz...peki bir kadın babasına acabiliyorsa basını ee basını kapatmak da iffet korumak demekse babasının yanında nasıl koruyacak?
bunlar o kadar bos ki,insan kendi namusunu kendisi korur sen harama bakma desen de kalpten gelir bakacak yine bakar ister carsaf giydir istersen kutuya koy.içindeyse hayalinde bile yasatır.o kadar yolda yürüyorum bu erkeklerin hiçbiri yerinde getirmiyor nedense bana bakmamayı kitap emri degil mi baskasına bakmamak.yoksa basımız acık diye bakmaları farz mı oluyor anlamadım ki?cok hanım hanım olan bayanlar var ama illa kafasına bir sey örtmeyle insan iffetli olacak diye bir sey asla yoktur.bu insanın yapısıyla alakalı bir durumdur.hiç kimseyi örterek namusunu koruyamazsın.o namusunu kendi içinde teslim ettiyse ne yaparsan da faydasız

redyellow
05-08-12, 14:29
Elmalili (http://www.kuranikerim.com/telmalili/nur.htm):

FÜRÛC, Fercin coguludur. Ferc, aslî mânâsında iki sey arasındaki aciklik demektir. Bu sekilde gerek erkek, gerek disi insanin bacaklari arasindaki acikliga da gercek olarak bu isim verilir ki, dilimizde apisarasi denir ve bu deyim ile avret mahallinden kinaye de edilir ki, Kur'ânda bu mânâ ile gecmis ve onun için erkege de disiye de kullanilmistir.

Benim su anda aklima gelen ayetler:

Mü’minûn 5-6
Me’âric 29-30.

Bu ayetlerde Allah’in belirttigi üzere inananlar cinsel organlarini saklayan kimselerdir; ama esleri ya da yeminleri kime sahipse onlar baska. Onlarla ilgili olarak kinanmazlar.

Bu kadar. Bunun disinda vücudumuzun acilmasi Allah tarafindan haram kilinan hic bir parcasi yok. Allah’in haram kilmadigini, Allah’in elcisi dahil (66:1), hic kimse haram kilamaz.

Cünkü
Allah'tan baska ilah yok, lâ ilahe illa allah;
Allah bir, allahu ehad.

Sevgi ile,
Hasan Akcay


Bu durumda senin fetvana göre KADINLAR MEMELERİNİ AÇARAK GEZEBİLİRLER!!!

Öyle mi sayın şeyhülislam hasan arkadaşım???

atsız
05-08-12, 15:21
Yazılarınıza dikkat ediniz...

defne27
05-08-12, 15:33
Bu durumda senin fetvana göre KADINLAR MEMELERİNİ AÇARAK GEZEBİLİRLER!!!

Öyle mi sayın şeyhülislam hasan arkadaşım???
öyle dememiş arkadasımız.kücük çocuklar yanında açılabilir demiş buna ragmen onların yanında da ac gez dememiş.nasıl cekiyorsunuz :D

Hasan Akcay
05-08-12, 15:33
Bu durumda senin fetvana göre KADINLAR MEMELERİNİ AÇARAK GEZEBİLİRLER!!! Öyle mi sayın şeyhülislam hasan arkadaşım???

Senegal (http://www.irfi.org/articles2/articles_2451_2500/THIS IS NOT ISLAM.HTM)'de müslüman kadinlar güneste tarla isi yaparken cicili bicili bir basörtüsü giyiyorlar ama üstsüzler (In Senegal, Muslim women wear a colorful Headgear against the sun, while working in the fields, but go topless.)

Suudi Arabistan (http://travel.nationalgeographic.com/travel/countries/women-saudi-arabia-photos/)'in kentlerinde kadinlarin araba sürmesi HARAM ama vahalarda traktör sürüyorlar, baslari acik; pecelerini ise asla cikarmiyorlar.

http://images.nationalgeographic.com/wpf/media-live/photos/000/031/cache/saudiarabia-veiled-woman_3140_600x450.jpg

Iran'da müslüman kadinlar pecesiz ama carsafli.

Kisacasi
kadinlar
memelerini, yüzlerini... töre öyle gerektirdigi icin örterler;
Allah örtün dedigi icin degil.

Özgürce
peceli olabilirler ama "Pece Allah'in emri!" diyemezler;
sütyen takabilirler ama "Sütyen Allah'in emri!" diyemezler;
basörtüsü giyebilirler ama "Basörtüsü Allah'in emri!" diyemezler.
basacik olabilirler ama "Basacik olmak Allah'in emri!" diyemezler.

Ben kadin olsaydim

Suudi Arabistan'da pecesiz,
Iran'da carsafsiz

ve Türkiye'de sütyensiz

asla sokaga cikmazdim.
Ama "Sütyen Allah'in emri!" de demezdim.

Sütyen töredir; farz degil. Töreyi koyanlar insandir, Allah degil.

Sevgi ile,
Hasan Akcay

redyellow
05-08-12, 15:42
Orjinal Mesaj Sahibi Hasan Akcay



Cinsel organlarin saklanmasi farzdir. Bunun disinda Allah insanlari özgür birakmis. Inanan kadinlar ister basacik olurlar ister basörtülü. Ister carsafli olurlar ister carsafsiz. Ister peceli olurlar ister pecesiz.


../..
Sevgi ile,
Hasan Akcay









Tetik şeyhülislamlığa soyunurda diğerleri durur mu, onlar da müfessir olmuşlar (müfessir ne mi??? boşverin:)) hemen onlarda coşmuşlar!

CİNSEL ORGANLARIN SAKLANMASI FARZMIŞ bunun dışında Allah özgür bırakmış insanı, ister başı açık ister kapalı olurmuş istediğini yaparmış kadın!

Vay vay vay!

peki sayın şeyhülislamım hasanım: bu CİNSEL ORGANLARI kim belirliyor? buyur bana KURANDA AYET İLE CİNSEL ORGANLAR ŞUNLAR ŞUNLAR ŞUNLARDIR gerisi değildir bölümünü göster!!!!







Elmalili (http://www.kuranikerim.com/telmalili/nur.htm):

FÜRÛC, Fercin coguludur. Ferc, aslî mânâsında iki sey arasındaki aciklik demektir. Bu sekilde gerek erkek, gerek disi insanin bacaklari arasindaki acikliga da gercek olarak bu isim verilir ki, dilimizde apisarasi denir ve bu deyim ile avret mahallinden kinaye de edilir ki, Kur'ânda bu mânâ ile gecmis ve onun için erkege de disiye de kullanilmistir.

Benim su anda aklima gelen ayetler:

Mü’minûn 5-6
Me’âric 29-30.

Bu ayetlerde Allah’in belirttigi üzere inananlar cinsel organlarini saklayan kimselerdir; ama esleri ya da yeminleri kime sahipse onlar baska. Onlarla ilgili olarak kinanmazlar.

Bu kadar. Bunun disinda vücudumuzun acilmasi Allah tarafindan haram kilinan hic bir parcasi yok. Allah’in haram kilmadigini, Allah’in elcisi dahil (66:1), hic kimse haram kilamaz.

Cünkü
Allah'tan baska ilah yok, lâ ilahe illa allah;
Allah bir, allahu ehad.

Sevgi ile,
Hasan Akcay







öyle dememiş arkadasımız.kücük çocuklar yanında açılabilir demiş buna ragmen onların yanında da ac gez dememiş.nasıl cekiyorsunuz :D

Kırmızı bölümleri tekrar okur musunuz???

"cinsel organlarının saklanması farzdır, başka bir yere gerek yoktur" diyor ben de cinsel organ olarak neresi yazılı kuranda diyorum APIŞARASI diyor.

Bu durumda kadınların göğüsleri hasana göre saklanması, örtülmesi gerekenler arasında değil.

Tekrar okursanız bunu rahatlıkla görürsünüz.

musacim
05-08-12, 16:01
Yani arkadaşlar sorun ne ki ben anlıyamadım ? Örtünmek her dinde var yahudilikte de var hristiyanlıkta da var müslümanlıkta da var.Asıl Örtünmemek diye birşey yok, rahibede örtünüyor yahudi kadınlarıda örtünüyor,müslüman kadınıda örtünüyor dinene bağlı her kadın örtünmek zorunda bu müslümanlık dışında bile olsa neyi tartışıyoruz anlıyamadım açıkçası :)

Buyrun YAHUDİLİK te ÖRTÜNME (http://www.caferilik.com/kadinaile/ortunme/yahudilikte.htm) , Hristiyanlık dinini saymıyorum bile hepimiz biliyoruzdur.Zorumuz örtünen bacılarımız ile ise bakın Yahudilikte yani musevilikte çarşaftan bahsediliyor önce onu tartışın. Dahada saçmalamayalım lütfen :nono:

beni unutma
05-08-12, 16:14
beni unutma

bu ayeti bu sekilde mealleyip sizin anladiginiz gibi anladimmi soyle birsey cikiyor ortaya....

Süslerini şu kişilerden başkasına göstermesinler:Kocaları yahut babaları yahut kocalarının babaları yahut oğulları yahut kocalarının oğulları yahut kardeşleri yahut kardeşlerinin oğulları yahut kendi kadınları yahut ellerinin altında bulunanlar yahut ihtiyaç içinde olmayan erkeklerden kendilerinin hizmetinde bulunanlar yahut kadınların mahrem yerlerini henüz anlayacal yaşa gelmemiş çocuklar.


yani namahrem erkeklere,,,, cinsi olarak sizden tahrik olabilecek yada megil edebilecek namahrem erkeklere,,,,, gerdaninizi gosterebilirsiniz bir mahsur yok ama gerdanliginizi gosteremezsiniz namahremdir, boynunuzu gosterebilirsiniz bir mahsuru yok ama boynunuzdaki kolyeyi asla , namahremdir, sacinizi gosterebilirsiniz bir mahsur yok ama sacinizdaki toka olmaz ,bacaklarinizi,omuzlarinizi acabilirsiniz ki sizin mealde ayet sadece cinsel organ diyor, lakin bacaginizda yada omuzlarinizda kollarinizda bir sus taki varsa sakin ha cunku erkekler bir kadinin sacindan , gerdanindan ,bacagindan, ciplak omuzlarindan boynundan asla etkilenmezler bunlar size megil etmelerini saglamaz ama gerdanliga kolyeye, tokaya v.s ye dayanamazlar ......


ee size bravo diyorum, .... hazir el atmisken su icki icmeme, kumar oynamama , zina yapmama , ile ilgili ayetlerede bir el atsaniza belki oralardanda bir seyler cikartabilirsiniz... namaz,oruc,hac ile ilgili olanlara zaten baslamissiniz bile ........


O ''ziynet'' ile kastedilen m-cevher falan değildir; kadının en çekici yerleridir. ...................................

...

acilan konunun devamini okursan olayi tamamen mucevhere bagliyor ........."Ziynetinizi, yani gerdanlığınızı örtün" anlamı yanına 'yerleri' kelimesini ilave ettiler.Bu ayette baş kelimesi hiç yok. Örtünün ziyneti örtmesi söz konusu ,,,,,,diyecek kadar ......



Hicretin 6'ncı yılında beni Mustalık kabilesine karşı bir sefer düzenlendi. Hz. Peygamber eşi Hz. Ayşe'yi de beraberinde götürmüştü. Seferden dönüşte, Medine'ye yakın bir yerde konaklandı. Hz. Ayşe, tabii ihtiyacını gidermek üzere birlikten uzaklaştı. Geri dönüşünde boynundaki ziynetini, gerdanlığını düşürdüğünü farketti. İhtiyacını giderdiği yere gitti. Aramaya başladı. Orada oyalandı. Geri döndüğünde kafilenin gittiğini gördü. Orada oturdu bekledi. Çünkü, o zaman kaybolanlar oturduğu yerde beklerdi. Derken, uyudu kaldı. Bir süre sonra ordunun artçısı Safvan bin Muattıl geldi. Hz. Ayşe'yi gördü, kendi devesine bindirdi. Orduya ancak sabahleyin ortalık aydınlanıca ulaşabildiler. Kötü niyetli münafıklar, "Safvan ile Ayşe geceyi birlikte geçirdiler" diye iftira ettiler.


Hz. Peygamber, üzüntüsünden günlerce dışarı çıkmadı. Hz. Ayşe hastalandı ve baba evine gitti, orada kalmaya başladı. Safvan bir şiir ile kendisini suçlayan şair Hassan'ı kılıç ile vurup, yaraladı. Hazrec ve Evs kabileleleri az kalsın savaşa giriyorlardı. Hz.Peygamber yatıştırdı. Hz. Peygamber, sahabelerin ileri gelenlerine konu hakkında görüşlerini sordu. Hepsi konunun bir iftira olduğunu söylediler. Yalnız Hz. Ali, Hz.Peygamber'e Hz. Ayşe'yi boşamasını ima eden tavsiyede bulundu.

30 gün sonra Nur Suresi indi. Nur Suresi, iddiaların bir iftira olduğunu anlatıyor. Ayrıca, ziyneti, gerdanlığı yitirme konusu da dahil olmak üzere birçok meseleyi açıklığa kavuşturuyor. 30 ve 31'inci ayetler önceki ayetlerle birlikte bir bütünlük içinde sorunlara çözüm getiriyor.
Ayet diyor ki, "Örtünüzü veya böşrütünüzü - iki anlama da gelir- göğüs değil, bu yakaların üzerine örtün", ziynetinizi kapatsın, gerdanlığı kapatsın, kimse görmesin. Ancak bu ziynetlerinizden görünenler müstesna yüzük gibi küpe gibi. Bunun dışında ziynetlerinizi göstermeyin.


Nur Suresi 30 ve 31'inci ayetlerin tesettürle ilgisi olmadığı halde, daha önceki ayetlerden ve iftira olayından bağımsız gibi ele alınıyor ve kelimelerin anlamları kaydırılarak yanlış yorum yapılıyor. "Ziynetinizi, yani gerdanlığınızı örtün" anlamı yanına 'yerleri' kelimesini ilave ettiler.
Allah'ın kitabına bir parantez içinde soktular. Sokunca da 'ziynet yeri' oldu. Böylece de 'ziynet yerini örtün' dendi. O zaman da ziynet yeri, ne oldu? Başı, bedeni oldu. Halbuki kastedilen tamamen ziynet, gerdanlık, takılar, altın ve gümüştü. Bu ayette baş kelimesi hiç yok. Örtünün ziyneti örtmesi söz konusu.

musacim
05-08-12, 16:18
Yani arkadaşlar sorun ne ki ben anlıyamadım ? Örtünmek her dinde var yahudilikte de var hristiyanlıkta da var müslümanlıkta da var.Asıl Örtünmemek diye birşey yok, rahibede örtünüyor yahudi kadınlarıda örtünüyor,müslüman kadınıda örtünüyor dinene bağlı her kadın örtünmek zorunda bu müslümanlık dışında bile olsa neyi tartışıyoruz anlıyamadım açıkçası :)

Buyrun YAHUDİLİK te ÖRTÜNME (http://www.caferilik.com/kadinaile/ortunme/yahudilikte.htm) , Hristiyanlık dinini saymıyorum bile hepimiz biliyoruzdur.Zorumuz örtünen bacılarımız ile ise bakın Yahudilikte yani musevilikte çarşaftan bahsediliyor önce onu tartışın. Dahada saçmalamayalım lütfen :nono:

Arkadaşım siz hala tartışıyormusunuz ? buyrun bakın kendimden alıntı yaparak tekrar ediyorum

TETIKHAN
05-08-12, 17:28
hasan akçay ,seçkincenin zıt kardeşi gibisiniz önce , sondaki imzalardan da bir esinlenme var gibi..:D en son yazdığınız mesaja katılıyorum ilave yapacaksamda , mantık şudur bana göre, tanrı herşeyin yaratıcısı tanrı, uzayın galaksilerin,evrenin herşeyin sahibi, kadına başınımı ört diyecek yada emredecek , mantığım duruyor düşününce, o kadar büyük bir varlık, herşeyin sahibi kadına başını ört diyecek...bu bana göre haşa tabi çelişkidir , zaten ayetlerde de başını ört demiyor, ama bazıları öyle anlamakta ısrarlı..

defne27
05-08-12, 17:28
Kırmızı bölümleri tekrar okur musunuz???

"cinsel organlarının saklanması farzdır, başka bir yere gerek yoktur" diyor ben de cinsel organ olarak neresi yazılı kuranda diyorum APIŞARASI diyor.

Bu durumda kadınların göğüsleri hasana göre saklanması, örtülmesi gerekenler arasında değil.

Tekrar okursanız bunu rahatlıkla görürsünüz.

hasan öyle bir sey demiyor örtmesin gibi bir durumda degil.gelenklerden bahsediyor.ben de ona katılıyorum.kadınların giydigi kıyafetlere bırakın da kadınlar karar versin.eger bir toplumda bunun normal karsılanması söz konusuysa eger ona sizin tabirinizle haram gibi ya da cinsel bir obje gibi erkekler bakmayacaktır zaten;böylece de aslında derin düşündüğümüzde işin mahiyetinin birinin kapanması ya da acılması degil kişilerin tepkilerine baglı olmasıdır.ben de açıp gezmıyorum ama bu tanrı dedigi için ya da herhangi bir emirle alakalı degil.şimdi bana ailem cıplak gez dese yine gezmem zaten giyinik vaziyette bakmaya maruz kalıyorsunuz bir de öyle gezersen ne olur hatta gezemezsin 2 adım atmadan sonuc kacınılmaz olur.
bir kadını istedigin kadar kapat ona bir şey dusunecek olan carsafın altından da dusunur.acaba altan ne giymiş diyebilir mesela.hastalıklı insan yok mu görmemiş yok mu o kadar cok ki...kadını istedigin kadar giydir ört eger onun da içinde varsa yapacagını yapar kimsenin ruhu da duymaz ya da aklından hayal eder yine düşünür.esas olan toplumun egitilmiş ve doyumluluk noktasına erişmiş olmasıdır.böylece senin kız kardesine ya da sevdigin bir kadına digerlerinin bakmaması için senin de baskalarına bakmaman gerekir ne giymiş olursa olsun.bu da kişilikle alakalıdır.aslında her sey beyinde biter nasıl gördugune baglıdır.sonucta bir organ gibi de görebilirsin istemedgin zaman!!ya da istedigin zaman cinsel olarak görursun.bu insanın kendi kişiliğiyle alakalıdır.aslında normal düşündügümüzde bir doktor dogum yaptırdıgı ya da gögus ameliyatı yaptıgı kadını cinsel obje olarak görmez onun için önemli işine odaklanmaktır.aynen bunun gibi insanın kişiliği de kendisine karsılık vereni öyle görmesidir.her sokakta giden acık da giymiş olsa her kadına bakmak ya da onu baska türlü görmek insanın kendi elindedir bence.kadınalrı istenilen her kalıba soktular erkeklere de herkese bakmama diye bir emir var bunu neden erkeklerin çogunlugu uygulamıyor da illa ki kadın kapanmalı cunku acık kadın tahrik eder sözu cok samimiyetsiz bu baglamda.neden erkekler doyumsuzlugunu eleştirmiyor da suclu kadın gibi gösteriliyor hep?
peki ben sunu soracagım,bir kadın iffetini korumak için örtunuyor ise,babasının yanında acabilir deniyor;babası kızına yan gözle bakarsa peki?bu örnekler de cok fazla hatta bazısı hiç bilmediklerimiz üstü kapalı da cok fazla...baabsı ya daa bisi ya da bir yakını tarafından baska gözle bakılan kadınlar var.hem diyorsunuz ki namahrem erkege göstermesin kapatsın ne için?tahrik etmemek için...hmmm peki tekrar sormak istiyorum babası ya da kardesinin kötü gözle bakmasına maruz kalan bir kadın onların yanında örtmedigi için onları tahrık etmiş mi olacaktır?yoksa sizce bu babasının içindeki kötulukten midir?soru cok basit her aklı selim insanın buna cevabı tartışmasız olacaktır ki o babasının içinden gelen ahlaksızlıktır!bir kadına dısarda namahrem sayılan ama sacı acık diye bakmayacak cok erkek vardır.neden bakmaz peki yoksa bu kadının sacının acıklıgından mıdır?belki de o insanın efendiligindendir.sonucta namhrem olarak gösterilen birinin bir kadına kötu bakması söz konusu olamayabilirken namahrem sayılmayan babasının ya da kardesinin bir kadına kötu gözle bakması da pek ala mumkun olabilecek bir ihtimal dahilindedir.öyleyse bunun kapanmakla hiçbir alakası yoktur.bu erkeklern kalbinin ve de beyninin kadını nasıl görmek istedigine baglıdır.eger sen elalemin kadınına ne giymiş olursa olsun isterse cok acık giyinsin bakmazsan ona karsı bir haramsızlık yapmamıs olacaksın.

TETIKHAN
05-08-12, 18:16
sayın redyellow şöyle demişsin bana
vay vay....bizim yeni ŞEYHÜLİSLAM tetikhan görevde!!!

Yazıya girişi bile müthiş: DİNDE ÖRTÜNME OLMAMASINA RAĞMEN...vay vay vay!

Dinde örtünme olmadığını Hazreti Muhammet (sav) anlamamış, Hazreti Ebubekir, Hazreti Osman, Hazreti Ali, Hazreti Ömer anlamamış bizim tetik anlamış!!

Peygamber kuranı anlamamış, tetik anlamış!

Ulen helal olsun be, siz neymişsiniz be arkadaş!



senin kadar anlamasakta redyelow, en azından okuduğumuzu DOĞRU anlamak gibi bir kabiliyetimiz var ,saydığın 4 halifeyi müslümanlar kuranı doğru anlasa ,sanırım ebubekir hariç diğerlerii öldürmezlerdi dimi sayın redyellow..

demekki bazı şeyleri doğru anlamak lazım en başta, bana bir tane hadis yada kaynak gösterirmisin peygamberimizin yada diğer saydığın halifelerin hanımlarının kara çarşaf yada türbanla dolaştığına , onuda geçtim başı örtülü dolaştıklarını , birde bazı şeyleri anlaman için söylüyorum peygamberimizin ilk hanımı ne iş yapıyordu , biraz onu araştırırsan örtünmenin dinimizde olmadığını anlarsın ha tabi anlamak istiyorsan tabi..

xCeMRex
08-08-12, 01:20
sadece meale bakıp da ne kadar güzel deniyor başörtüsü yoktur diye başörtüsü değilde bahsedilen ne örtüsü ?? o zaman bunu açıklayın






قُل لِّلْمُؤْمِنِينَ يَغُضُّوا مِنْ أَبْصَارِهِمْ وَيَحْفَظُوا فُرُوجَهُمْ ذَلِكَ أَزْكَى لَهُمْ إِنَّ اللَّهَ خَبِيرٌ بِمَا يَصْنَعُونَ Nur-30


30. Mü'mİnlere söyle ki: Gözlerini sakınsınlar, mahrem yerlerini de korusunlar. Böylesi onlar için daha temizdir. Şüphe yok ki Allah yaptıkları İşlerden çok iyi haberdar olandır.

Bu buyruğa dair açıklamalarımızı yedi başlık halinde sunacağız; [239]

1- Gözleri Haramdan Sakınmak:

Yüce Allah görülmemesi gereken şeyleri setredip örtmeyi söz konusu et­tikten sonra; "mü'minlere söyle ki: gözlerini sakınsınlar" buyruğu İle görmekle ilgili hususu söz konusu etmektedir.
"Sakınsınlar" lafzı, "Gözünü sakındı sakınır" denilir. Şair de der ki:
"Gözünü sakın çünkü aen Numeyrlisin, Ne Ka'b'a ulaşırsın, ne de Kilâb'a." Antere de şöyle demiştir:
"Hanım komşum görünürse gözüme, sakınırım gözümü, Tâ ki komşumun barındığı yer onu örtünceye."
Yüce Allah gözün neden sakınılacağım ve mahrem yerlerinin neden ko­runacağını söz konusu etmemektedir. Ancak bu, âdeten bilinen bir husus­tur ve bundan kasıt da helâl olandan değil, haram olandan sakınmaktır.
Buhâri'de şöyle denilmektedir: Said b. Ebi'l-Hasen, el-Hasen'e dedi ki: Acem kadınları göğüslerini ve başlarını açıyorlar. (el-Hasen) dedi ki: Sen de gözünü ondan sakın. Yüce Allah: "Mü'mİnlere söyle ki; Gözlerini sakınsınlar, mahrem yerlerini de korusunlar* diye buyurmaktadır. Katâde de der ki: Kendilerine helâl olmayan şeylerden (sakınsınlar) demektir. "Mü'mİn ka­dınlara da deki: Gözlerini sakınsınlar, mahrem yerlerini korusunlar..."
Yani kendisine yasak kılınan şeye bakmak demek olan "hain bakış"tan sa­kınsınlar (demektir)[240]

2- Gözlerin Sakınması:

Gözlerini" buyruğundakİ kelimesi, şanı yüce Allah'ın: "zaman da sizden hiçbir kimse bunu ona yapma­mıza engel olamazdı" (el-Hakka, 69/47) buyruğunda olduğu gibi zâid (faz­la) olduğu söylenmiştir. Bunun teb'îz (kısmîlik bildirmek) için olduğu da söy­lenmiştir, çünkü kimi bakmalar mubahtır.
"Sakınmak" eksiklik diye de açıklanmıştır, "Fi­lan kişi filândan eksiltti" denilir. Buna göre eğer göz işini yapma imkânı ve­rilmeyecek olursa, ondan bir şeyler düşülmüş ve eksiltilmiş demektir. Buna göre burada bu edat "sakınma"nın sılasıdır. Ne kısmîlik (teb'îz) bildirmek için­dir, ne de fazladan gelmiştir. [241]

3- Görmek Kalbe Açılan En Büyük Kapıdır:

Görmek kalbe açılan en büyük kapıdır. Oraya ulaşan duyu yollarının en mükemmelidir. İşte bundan dolayı görme dolayısıyla düşüşler de pek çok­tur. Ondan sakındırmak gerekti görülmüştür. Bütün haramlardan ve kendi­si sebebiyle fitneye düşülmesi korkulan her husustan gözün sakınılması farzdır. Rasûlullah (sav) şöyle buyurmuştur: "Yollarda oturmaktan sakınınız," Ey Allah'ın Rasûlü! Bizim için orada oturmak kaçınılmaz bir şeydir. Biz ora­larda sohbet ederiz, dediler. Şöyle buyurdu: "Madem oturmaktan başka şeyi kabul etmiyorsunuz, o takdirde yolun hakkını veriniz." Yolun hakkı nedir, ey Allah'ın Rasûlü! dediler. Şöyle buyurdu: "Gözün haramdan sakınılması, ra­hatsızlık verici şeylerin önlenmesi, selâmın alınması, iyiliğin emredilip kö­tülüğün sakındırılması." Bu hadisi Ebu Said el-Hudrî rivayet etmiş olup, Bu-hârî ve Müslim kitaplarına kaydetmişlerdir.[242]
Rasûlullah (sav) da, Ali (r.a)a şöyle demiştir: "Bir bakışın arkasına diğe­rini salma. Birincisi senin hakkın olabilirse de, ikincisi senin hakkın değil­dir."[243]
el-Evzaî de şöyle demiştir: Bana Harun b. Riâb'ın anlattığına göre, Gaz-van ve Ebu Musa el-Eş'arî birlikte bir gazada bulunuyorlardı. Bir cariye üzerini açtı, Gazvan ona baktı. (Ebu Musa) elini kaldırıp gözüne bir tokat in­dirdi, gözünü şişirdi ve dedi ki: Sen, sana zarar verecek ve sana fayda sağ­lamayacak bir şeye bakıyorsun. Ebu Musa ile karşılaşınca halini sordu ve de­di ki: Sen gözüne zulmettin, Allah'tan mağfiret dile ve tevbe et. Çünkü ilk ba­kışı onun lehine ise de bundan sonrası onun aleyhinedir. el-Evzaî dedi ki: Gazvan gerçekten kendi nefsine hakim oldu, ölünceye kadar gülmedi. Allah ondan razı olsun.
Müslim'in, Sahih'inde Cerir b. Abdullah'tan şöyle dediği kaydedilmekte­dir: Rasûlullah (sav)a ani bakış hakkında sordum. Bana gözümü çevirmemi emretti.[244]
İşte bu "gözlerini" buyruğundaki "min" edatının teb'îz (kısmîlik bildir­me) için olduğunu söyleyenlerin görüşlerini desteklemektedir. Çünkü ilk ba­kışa kişi hakim otamayabilir, o bakımdan ilk bakış hitabın teklifi kapsamı­na girmez. Zira ilk bakışın kasti olma İhtimali yoktur. Dolayısıyla bu günah kazandırıcı olmaz. O bakımdan bu hususta da mükellefiyet söz konusu ol­maz. Bundan dolayı, bunun bir kısmının ele alınması gerekmektedir. Ancak "mahrem yerleri" için böyle buyurulmarfiıştır. Zira kişi mahrem yerine ha­kim olabilir. eş-Şa'bî kişinin kızına, annesine ya da kızkardeşine dahi uzun uzun ve devamlı bakmasını mekruh görmüştür. Elbetteki onun zamanı da bi­zim bu zamanımızdan çok daha hayırlıdır. Kişinin kendisi için muharrem kı­lınmış, mahrem birisine arzuyla ve tekrar tekrar bakması haramdır. [245]

4- Mahrem Yerlerin Korunması:

"Mahrem yerlerini de korusunlar." Yani heiâl olmayan kimsenin görme­sine karşı örtsünler, gizlesinler. "Mahrem yerlerini* zinadan "korusunlar" diye de açıklanmıştır. Bu görüşe göre şayet "gözlerini sakınsınlar" buyru­ğunda olduğu gibi burada da edatı ile birlikte kullanılmış olsaydı, yi­ne uygun düşerdi. Sahih olan, hepsinin kastedildiği ve lafzın da umumî ol­duğudur.
Behz b. Hakim b. Muaviye el-Kuşeyrî babasından, o dedesinden rivayet­le dedi ki: Ey Allah'ın Rasûlii! Biz mahrem yerlerimizden neyi bırakalım, ne­yi gösterelim. Şöyle buyurdu: "Sen mahrem yerini (avretini) zevcen ya da ca­riyen dışında herkesten korumalısın." Adam: Peki kişi kendisi gibi bir erkek- ile birlikte bulunursa? diye sorunca, şöyle buyurdu: "Eğer onun görmemesi­ni sağlayabiliyorsan, bunu sağla." Bu sefer: Peki kişi ya tek başına kalırsa diye sordum, şöyle buyurdu: "Allah kendisinden haya edilmeye insanlardan da­ha bir layıktır."[246]
Âişe (r.anhâ), Rasûtullah (sav) ile kendisinin durumunu söz konusu ede­rek şöyle demiştir: Ne ben onunkini gördüm, ne de o benimkini.[247]

5- Umumi Banyolara (Hamamlara) Girmenin Hükmü:

İlim adamları bu âyet-i kerîmeye dayanarak peştemalsız hamama girme­nin nass ile haram olduğunu belirtmişlerdir. İbn Ömer'den şöyle dediği ri­vayet edilmektedir: Bir adamın yaptığı en güzel infak, halvette kalacak şe­kilde hamama vereceği bir dirhemdir. Yine îbn Abbas'tan sahih olarak nak­ledildiğine göre o et-Cuhfe'de ihramlı olduğu halde hamama girmiştir. Bu­na göre erkeklerin peştemallı olmak şartıyla, hamama girmeleri caizdir. Ay-hali, lohusalık ya da bir hastalıkları dolayısıyla yıkanmak gibi bir zaruretten ötürü kadınlar için de hüküm böyledir. Ancak onlar için daha evla ve fazi­letli olan mümkün olduğu takdirde evlerinde yıkanmalarıdır. Ahmed b. Me-nî' şunu rivayet etmektedir: Bize el-Hasen b. Musa anlattı, bize İbn Lehîa an­lattı. Bize Zebban, Sehl b. Muaz'dan anlattı. Sehl babasından, -o Um ed-Der-dâ'dan naklen- Um ed-Derdâ'yı şöyle derken dinledi: Rasûlullah (sav) ile ha­mamdan çıktığım bir sırada karşılaştım. "Nerden geliyorsun ey Um ed-Der-da?" dedi. Um ed-Derdâ: Hamamdan, deyince, şöyle buyurdu: "Nefsim elin­de olana yemin ederim ki herhangi bir kadın elbiselerini annelerinden olma­yan birisinin evinde çıkartacak olursa, mutlaka kendisi ile aziz ve celil olan Rahman arasmdaki her türlü perdeyi parçalamış olur."[248]
Ebubekr el-Bezzâr Tavus'tan rivayetine göre İbn Ab bas (r.a) şöyle demiş­tir: Rasûlullah (sav) buyurdu ki: "Hamam adı verilen bir evden sakınınız," Ey Allah'ın-Rasûlü! Kiri temizler, dediler. "O halde avretlerinizi setrediniz" di­ye buyurdu.[249]
Ebu Muhammed Abdu'l-Hakk[250] dedi ki: Bu hadisi insanlar Tavus'tan mürsel olarak rivayet etmelerine rağmen bu hususta isnadı en sahih olan ha­distir. Ebû Davud'un bu konuda haram ve mübâhlığa dair naklettiği rivaye­te gelince, senedlerinin zayıflığı sebebiyle hiç sahih olanı yoktur. Tirmizî'nm rivayet ettiği de böyledir.
Derim ki: Bu zamanlarda hamama girmeye gelince, fazilet ve din ehli kim­selere haramdır. Çünkü insanlar çoğunlukla cahildirler ve hamamın ortası­na geldiler mi hükümlere hiç de aldırış etmezler. Peştemallannı bir kenara fırlatırlar, öyle ki yaşını başını almış bir adamın hamamın içinde ve dışında, ayakta, avreti açıkta, bacaklarını birbirine yaklaştırarak avretini kapatmaya çalışır, kimse de ona bu yaptığının yanlış olduğunu söylememektedir. Bu, er­kekler arasında böyleyken ya kadınlar arasında durum nedir? Özellikle şu Mı­sır diyarında... Çünkü onların hamamları insanların gözlerine karşı setredi-ct özelliğe sahip değildir, taharetlenme yerleri de bulunmamaktadır. Lâ hav­le velâ kuvvete İllâ billahi'l-aliyyîl azîm. [251]

6- Hamama Girmenin Şartları:

İlim adamları der ki: Eğer hamama giren setr-i avrete riayet edecek olur­sa, şu on şarta da riayet ederek hamama .girebilir:
1- Hamama ancak ya tedavi ya da ter ve sıtmanın etkilerinden temizlen­mek niyetiyle girmelidir.
2- Kimsenin olmadığı ya da insanların az bulunduğu vakitleri gözetmeli­dir.
3- Sağlam, iyi dokunmuş bir peştamal ile avretini örtmelidir.
4- Gözüne bakılması haram olmayan bir şey değmesin diye ya yere bak­malı ya da_ duvara dönmelidir.
5- Gördüğü münkeri yumuşak bir dille değiştirmeli, (mesela) tesettüre ri­ayet et! Allah seni setretsin (hatalarını örtsün), demelidir.
6- Herhangi bir kimse ona masaj yapacak olursa, göbeğinden diz kapa­ğına kadar olan avretine elinin değmesine -hanımı ya da cariyesi olması müs­tesna- fırsat vermemelidir. Baldırların bu açıdan avret olup olmadıkları hu­susunda görüş ayrılığı vardır.
7- Hamama şartlı olarak belli bir ücret ile veya insanların bu husustaki adet­lerini kabul ederek girmelidir.
8- Suyu ihtiyaç kadar kullanmalıdır.
9- Şayet tek başına hamama girme imkânı yoksa ücreti kendisi vermek üze­re, dinlerini gereği gibi koruyacak bir topluluk ile ittifak edip girmelidir.
10- Hamamda cehennemi hatırlamalıdır. Eğer bütün bunlan sağlama im­kanını bulamıyor ise avretini iyice örtmeli ve gözünü haramdan sakınmaya gayret göstermelidir.
Tirmizî Ebu Abdullah, "Nevâdiru'l-Usûl" adh eserinde Tavus'tan şu riva­yeti kaydetmektedir: Tavus, Abdullah b. Abbas (r.a)dan şöyle dediğini nak­letmektedir: Rasûlullah (sav) buyurdu ki: "Hamam adı verilen bir evden sa­kınınız." Ey Allah'ın Rasûlü! Orada kirler giderilir ve cehennem ateşini ha­tırlatır, denilince şöyle buyurdu: "Şayet mutlaka gidecekseniz, o takdirde av­retinizi setrederek oraya giriniz."[252]
Ebu Hureyre yoluyla naklettiği hadise göre de Rasûlullah (sav) şöyle bu­yurmaktadır: "Müslüman adamın girdiği hamam denilen ev ne güzel evdir[253] -Çünkü oraya girdi mi Allah'tan cenneti ister ve cehennem ateşinden ona sı­ğınır.- Adamın girdiği bir ev olan damat evi de ne kötü evdir." Çünkü bu da kişiye dünya şevkini aşılar, âhireti unutturur." Ebu Abdullah (Tirmizî el-Ha-kîm) dedi ki: Bu gaflet ehli için böyledir. Yüce Allah, bu dünyayı içindeki­lerle birlikte gaflet ehli için onlarla âhiretlerini hatırlamalarına sebeb teşkil etsin diye yaratmıştır. Yakın ehli olan kimselere gelince, zaten âhiret onla­rın daima gözlerinin önündedir. Ne bir -hamam onu tedirgin eder, ne de bir damat evi onu korkutur. Çünkü dünya, içindeki bu iki tür özelliği ile âhire-te nisbetle çok cıhz kalır. Öyle ki bütün dünya nimetleri onların gözünde pek büyük bir sofradan geriye kalan yemek kırıntılarını andırır. Onların gözlerin­de dünyanın bütün sıkıntıları, bütün dünya ehlinin çekeceği ceza türleri ara­sından öldürülmeyi ya da asılmayı haketmiş, günahkâr veya suçlu birisinin kendisi sebebiyle cezalandırıldığı bir öldürülme gibidir. [254]

7- Haramdan Sakınmanın Güzelliği:

"Böylesi" yani gözü haramdan sakınmak ve mahrem yerlerini korumak "onlar İçin daha temizdir." Dinleri bakımından daha temizdir ve dünya pis­liklerinden daha bir uzaklaştırıcıdır.
"Şüphe yok ki Allah yaptıkları işlerden çok İyi haberdar olandır." Ne yaptıklarını çok iyi bilir. Bu, bîr tehdittir. [255]



وَقُل لِّلْمُؤْمِنَاتِ يَغْضُضْنَ مِنْ أَبْصَارِهِنَّ وَيَحْفَظْنَ فُرُوجَهُنَّ وَلَا يُبْدِينَ زِينَتَهُنَّ إِلَّا مَا ظَهَرَ مِنْهَا وَلْيَضْرِبْنَ بِخُمُرِهِنَّ عَلَى جُيُوبِهِنَّ وَلَا يُبْدِينَ زِينَتَهُنَّ إِلَّا لِبُعُولَتِهِنَّ أَوْ آبَائِهِنَّ أَوْ آبَاء بُعُولَتِهِنَّ أَوْ أَبْنَائِهِنَّ أَوْ أَبْنَاء بُعُولَتِهِنَّ أَوْ إِخْوَانِهِنَّ أَوْ بَنِي إِخْوَانِهِنَّ أَوْ بَنِي أَخَوَاتِهِنَّ أَوْ نِسَائِهِنَّ أَوْ مَا مَلَكَتْ أَيْمَانُهُنَّ أَوِ التَّابِعِينَ غَيْرِ أُوْلِي الْإِرْبَةِ مِنَ الرِّجَالِ أَوِ الطِّفْلِ الَّذِينَ لَمْ يَظْهَرُوا عَلَى عَوْرَاتِ النِّسَاء وَلَا يَضْرِبْنَ بِأَرْجُلِهِنَّ لِيُعْلَمَ مَا يُخْفِينَ مِن زِينَتِهِنَّ وَتُوبُوا إِلَى اللَّهِ جَمِيعًا أَيُّهَا الْمُؤْمِنُونَ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ




NUR-31


31. Mü'min kadınlara da de ki: Gözlerini sakınsınlar, mahrem yer­lerini korusunlar, dışarıda kendiliğinden görünen kısmı hariç süslerini göstermesinler. Başörtülerini de yakalarının üzeri­ne indirsinler. Zînetlerini eşlerinden, babalarından, kocaları­nın babalarından, oğullarından, kocalarının oğullarından, kar­deşlerinden, kardeşlerinin oğullarından, kızkardeşlerinin oğul­larından, kendi kadınlarından, cariyelerinden, kadınlara mey­li olmayan erkeklerden ve kadınların avret yerlerini henüz anlamayan erkek çocuklardan başkasına sakın göstermesin­ler. Gizledikleri zînetleri bilinsin diye de ayaklarını vurmasın­lar. Ey iman edenler! Allah'a topluca tevbe edin ki, felah bula­şınız.

Bu âyet-i kerîmenin: "Mü'min kadınlara da de ki: Gözlerini sakınsınlar, mahrem yerlerini korusunlar, dışarıda kendiliğinden görünen kısmı ha­riç süslerini göstermesinler" bölümüne dair açıklamalarımızı yirmiüç baş­lık halinde sunacağız: [256]

1- Mü'min Hanımlar da Gözlerini Haramdan Sakınmalıdır:

"Mü'min kadınlara da de ki" buyruğunda şanı yüce Allah te'kid yoluy­la özellikle de hanımlara hitab etmektedir, Aslında "mü'minlere söyle ki,.." buyruğu yeterü idi. Çünkü bu buyruk umumî olup erkeğiyle, kadınıyla bü­tün mü'minleri kapsamaktadır. Kur'ân-ı Kerîm'deki bütün umumî hitablarda olduğu gibi.
Bu buyrukta; "Sakınsınlar" kelimesinde tad'ıf (aynı harfin ar­ka arkaya tekran)in çözüldüğünü görüyoruz. Halbuki (önceki âyette): "Sakınsınlar" kelimesinde çözülmemiştir. Çünkü bu âyette lâmu'l-fiil (fiifin son harfi) sakindir, önceki âyette ise hareketidir. Her ikisi de ce-vab olmak üzere cezm mahallindedir,
Ayet-i kerîmede mahrem yerlerinin korunmasından önce gözün haram­dan sakmılmasının emredilmesi, görmenin kalbin yol göstericisi oluşundan dolayıdır. Ölümden önce humma şeklindeki ateş yükselmesinin öncü olma­sı gibi. Bîr şair de bu anlamdan hareketle şöyle demektedir:
"Sen gözün, kalbin önderi olduğunu görmez misin?
İki göz ülfet sağladı mı, kalb daha da ısınır, bilmez misin?"
Haberde de şöyle denilmektedir: "Bakış İblis'in zehirli oklarından bir ok­tur. Kim gözünü sakınırsa, yüce Allah onun kalbine bir halâvet (tatlılık)[257]
Mücahid der ki: Kadın geldi mi şeytan onun başı üzerinde oturur ve ba­kan kimselere onu süsler, Geri gitti mi bu sefer onun kalçaları üzerine otu­rur ve ona bakanlara, onu süslü gösterir.
Halid b. Ebi İmran'dan, dedi ki: Arka arkaya bakışlarını sürdürme, çün­kü kul kimi zaman bir defa bakar da ondan dolayı tıpkı yemeğin bozulup da kendisinden istifade edilemeyecek hale gelmesinde olduğu gibi, kalp de bo­zulur, gider.
İşte bundan dolayı şanı yüce Allah, mü'min erkeklere ve kadınlara helâl olmayan şeylere bakmaktan gözlerini sakınmalarını emretmiştir. Ne erkeğin kadına bakması helâl olur, ne de kadının erkeğe bakması. Çünkü kadının er­keğe ilgisi, erkeğin ona ilgisi gibidir. Erkek kadına ne maksatla bakıyorsa, kadın da aynı maksatla ona bakar.
Müslim'in, Sahih'inde yer aldığına göre Ebu Hureyre şöyle demiştir: Ben Rasûlullah (sav)ı şöyle buyururken dinledim: "Şüphesiz yüce Allah, Âdemoğ-lunun zinadan payını yazıp takdir etmiştir. Kaçınılmaz olarak bunu gerçek­leştirecektir. Gözler zina eder, onların zinaları bakmaktır..."[258]
ez-Zührî de (yaşlan küçük olduğundan) ayhali olmayanlara bakma husu­sunda şöyle demektedir: Küçük dahi olsa, canın kendileri bakmaya çektiği kimselerin herhangi bir yerlerine bakmak uygun değildir.
Atâ da bir kimsenin satın almak İstemesi hali dışında Mekke'de satılan ca­riyelere bakmayı mekruh görmüştür.
Buhârî ile Müslim'deki rivayete göre Peygamber (sav), kendisine soru so­ran Has'amh kadına bakan el-Fadl'ın yüzünü başka bir tarafa çevirmiştir[259] Yine Peygamber (sav): "Gayret (kıskançlık) imandandır. Mİzâ (karşılıklı ola­rak birbirlerinden lezzet almak) İse münafıklıktandır" diye buyurmuştur.[260]
Miza, erkek ve kadınların bir araya getirilip sonra da birinin diğerinden lezzet almasını sağlayacak şekilde onları başbaşa bırakmak demektir. Bu ke­lime "mezi"den alınmadır. Bunun erkeklerin, kadınların üzerine salınması an­lamında olduğu da söylenmiştir. Bu ifade meraya bırakılan atı anlatmak üze­re; tabirinden alınmıştır. Erkek hakkında "mezi" dişi hakkında da "kazi" tabirleri kullanılır.
O halde Allah'a ve âhiret gününe iman eden herhangi bir kadının helâl olduğu veya ebedi olarak haram olduğu kimselerin dışında kalanlara zîne-tini göstermesi helâl değildir. Böyle bir kimseye zînetini gösterebilmesi ise, bu hususta erkek ondan ebediyyen ümit kestiğinden dolayı tabiatı itibariy­le ona karşt bir hareket duymayacağından emin oluşundandır. [261]

2- Kadınların da Erkeklere Bakmaktan Sakınmaları:

Tİrmizî, Um Seleme'nin azatlısı Nebhân'dan rivayet ettiğine göre Peygam­ber (sav) İbn Um Mektûm bulunduktan yere girdiğinde, Peygamber (sav) ona ve Meymune'ye; "Hicab'ın arkasına geçiniz" demiştir. Onlar: Ama o âmâdır deyince, kendisi: "Siz de mi körsünüz, siz onu görmüyor nutsunuz?" diye bu­yurmuştur.[262]
Şayet: "Bu hadis nakil ehlince sahih değildir, çünkü bu hadisi Um Sele-me'den rivayet eden onun azatlısı Nebhân, hadisi delil gösterilmeyen kim­selerdendir. Sahih olduğunu kabul etsek bile, bu Peygamber (sav)ın hicab hususunda işlerini sıkı tuttuğu gibi, hanımlarının hürmeti dolayısı ile işleri on­lara karşı sıkı tutması kabilindendir. Nitekim Ebû Dâvûd ve başka hadis imam­ları da buna böylece işaret etmişlerdir.[263] Geriye bu hususu sabit olmuş sa­hih hadisin ifade ettiği manadan başka bir delil kalmaktadır. O da Peygam­ber (sav)ın Kays'ın kızı Fatıma'ya, Um Şerik'in yanında iddet beklemesini em­rettikten sonra: "O kadının yanına ashabım gider gelir. Sen İbn Um Mektûm'un yanında iddetini bekle, çünkü o gözü görmeyen bir adamdır. Sen elbisele­rini üzerinden bırakacak olursan, o sent görmez"[264] demesidir" denilirse, ce­vabımız şu olur:
Kimi ilim adamı bu hadisi delil göstererek, kadının erkeğin bazı yerleri­ni görmesi caiz olduğu halde erkeğin kadının aynı yerlerini görmesi caiz de­ğildir. Baş, küpelerin takıldığı yer gibi. Ancak avret caiz değildir. Buna gö­re bu hadis yüce Allah'ın: "Mü'min kadınlara da de kb Gözlerini haramdan sakınsınlar" buyruğunun genel ifadesini tahsis etmekte ve bu durumda: edatı bundan önceki âyet-i kerîmede olduğu gibi teb'îz (kısmihk bil­dirmek) için zikredilmiş olmaktadır.
İbnu'I-Arabî der ki; Peygamber (sav)ın Fatıma bint Kays'a, Um Şerîk'in evinden, İbn Um Mektûm'un evine taşınmasını emretmesi, bunun onun için Um Şerik'in evinde kalmasından daha iyi ve uygun olmasından ötürü­dür. Zira Um Şerik'in yanına gidip gelenlerin çokluğu gibi özel bir durumu vardı. Dolayısıyla Fatıma'yi görecek kişiler de çoğalırdı. İbn Um Mektûm'un evinde İse kimse onu görmezdi. Faüma'nın gözünü îbn Um Mektum'dan sa­kındırması ihtimali buna göre daha yüksek ve daha uygun düştüğünden, Pey­gamber bu hususta ona müsaade etmiş olmaktadır. Doğrusunu en iyi bilen Allah'tır. [265]

3- Kadının Yabancılara Göstermesi Caiz Olmayan "Zînet’i:

Şanı yüce Allah kadınlara âyet-i kerîmenin geri kalan bölümünde istisna ettiği kimseler dışında zînetlerini kimseye göstermemelerini emretmektedir. Buna sebeb fitneye düşmekten ve düşürmekten sakınmaktır. Daha sonra gö­rülebilecek durumdaki zîneti istisna etmiştir. İlim adamları bunun miktarı hususunda farklı görüşlere sahiptir. İbn Mes'ud dedi ki: Zînetin görünen kıs­mı elbiselerdir. İbn Cübeyr yüzü de buna ekler. Yine Said b. Cübeyr, Atâ ve el-Evzaî: Yüz, eller ve elbiselerdir, demektedirler.
tbn Abbas, Katade ile el-Misver b. Mahreme derler ki: Zînetin görünen kıs­mı sürme, bilezik, kolun yarısına kadar olan kına, küpeler ve ellerde bulu­nan büyükçe yüzüklerdir. Bu ve benzerlerinin kadının yanına girenler tara­fından görülmesi mubahtır.
Taberî, Katade'den "kolun yarısı"nın manası hakkında Peygamber (sav)dan gelmiş bir hadis zikretmektedir. Âişe (r.anhâ)dan, o da Peygamber (sav)dan diye zikrettiği başka bir hadise göre de Peygamber şöyle buyurmuştur: "Al­lah'a ve âhîret gününe iman eden bir kadının, ayhali olmaya başladığı tak­dirde yüzü ve şuraya kadar elleri dışında herhangi bir yerini göstermesi he­lâl olmaz." Peygamber böyle derken kolunun yarısını da eliyle kavradı.[266]
İbn Atiyye dedi ki: Âyet-i kerîmenin lafızlan hükmü gereğince benim kuv­vetli gördüğüm şudur: Kadın zînetini göstermemekle emrolunmuştur. Zînet sayılabilen herbir şeyi saklamak için gayret göstermelidir. Görünen kısmı, ka­çınılmaz olan hareketler halindeki bir zaruret gereğince yahut üstünü, başı­nı düzeltmek ve buna benzer hallerdeki zaruret gereğince istisna edilmiştir. Buna göre "görülen kısan" kadınlar için zaruretin kaçınılmaz kıldığı yerler­dir ve affedilmiş bulunan kısım da budur.
Derim ki: Bu güzel bir görüştür. Ancak yüz ve ellerin hem adet İtibariy­le hem de namazda ve hacda ibadet esnasında görülmeleri çoğunlukla rast­lanılan bir durum olduğundan dolayı bu istisnanın yüz ve ellere raci olma­sı uygun düşmektedir. Buna da Ebû Davud'un rivayet ettiği şu hadis delil teş­kil eder: Âişe (r.anhâ)dan: Ebubekir'in kızı Esma (r.anhâ), üzerinde şeffaf el­biseler olduğu halde Rasûlullah (sav)m huzuruna girdi. Rasûlullah (sav) ondan yüzünü çevirip ona: "Ey Esma! Kadın baliğ olup ay hali olmaya baş­ladı mı onun şu kısmı müstesna görülmesi uygun olmaz" deyip yüz ve elle­rine işaret etti.[267]
Bu, ihtiyat açısından daha güçlü görülmektedir. İnsanların fesada erdik­lerini göz önünde bulundurarak kadın zînetinin görünen kısmı sayılan yüz ve ellerinden başkasını göstermemelidir. Başarıyı ihsan edecek olan kendi­sinden başka hiçbir rab bulunmayan Allah'tır.
Bizim (mezhebimize mensub) ilim adamlarımızdan İbn Huveyzimendâd der ki: Kadın güzel olup da yüz ve ellerinden ötürü fitneden korkulacak olur­sa, bunları da örtmesi gerekir. Şayet yaşlı yahut da çirkin kabul edilen biri­si ise o takdirde yüz ve ellerini açması caiz olur. [268]

4- Zînetin Kısımları:

Zînet iki kısımdır. Birisi yaratılıştan gelir, diğeri ise kesbidir. Yaratılıştan gelen zînet kadının yüzüdür. Zînetin aslını, yaratılışın güzelliğini ve hayati­yetin manasını o ifade eder. Çünkü pek çok menfaat ve ilim edinme yolla­rı yüzde toplanmıştır.
Kesbî zînet ise kadının kendi hilkatini güzelleştirmek için giriştiği çaba­lar sonucu ortaya çıkandır. Elbiseler, zînet eşyaları, sürme, kına gibi. Yüce Allah'ın; "Her mescidde zinetinizi alın" (el-A'raf, 7/3D buyruğu da bu kabil­dendir. Şair de şöyle demektedir:
"Zînetlerini takınırlar, gördüğün en güzel şekilde, Güzelliklerinden ötürü süslenmeyecek olurlarsa da onlar, süslenmeyen kadınların en hayırlılarıdır." [269]

5- Görünen ve Görünmeyen Zînet:

Zînetin kimi zahirdir (görünendir), kimisi bâtındır (görülmeyendir). Zîne­tin görünen kısmt her zaman için ister mahrem, ister yabancı olsun bütün in­sanlara mubahtır. Bu hususta ilim adamlarının görüşlerini zikretmiş bulunu­yoruz. Zînetin görünmeyen kısmının ise, şanı yüce Allah'ın bu âyet-i kerîme­de ismen zikrettiği kimseler ya da ontann yerini tutanlar dışındakilere gös­terilmesi helâl olmaz.
Bilezik hususunda görüş ayrılığı vardır. Âişe (r.anhâ) şöyle demiştir: Bi­lezik görünen süs kısmmdandır, çünkü o ellerdedir. Mücahid de dedi ki: O zînetin gizlenmesi gereken kısmına dahildir, çünkü ellerin dışındadır. O kol­lara takılır. İbnu'l-Arabî der ki: Kına ise eğer ayaklara yakılırsa, o batın (gizlenmesi gereken) zînet türündendir. [270]

6- Başörtülerini Taksınlar:

"Başörtülerini de yakalarının üzerine indirsinler" buyruğunun: "İndirsinler" lafzmdaki "lâm" harfini cumhur sakin olarak okumuş­lardır ki, bu da "emir lâm"ıdır. Ebu Amr ise İbn Abbas'ın rivayetine göre "emir lam"ının aslına uygun olarak esreli okumuştur. Çünkü "emir lanTında aslö-lan esreli olmasıdır. (Cumhûr'un kıraatinde) esrenin hazfedilmesi, ağırlığı do-layisıyladır. Sakin okunması ise, bir takım kelimelerin hafifletilmesi maksa­dıyla bazı esreli harflerinin sakin okunması kabilindendir. Bu fiil, emir olduğundan ötürü cezm mahallindedir. Şu kadar var ki, Sibeveyh'e göre maziye tabi kılmak suretiyle tek bir halde mebnidir.
Bu âyetin (nüzul) sebebi şudur: Kadınlar o dönemde başlarını örttükleri t takdirde, başörtülerini sırtlarının arka tarafına salıverirlerdi. en-Nekkaş der ki: Nabatilerin yaptıkları gibi yaparlardı. Böylelikle boyun ve göğüs kısım­ları, kulakları da örtülmeksizin açıkta kalırdı. Yüce Allah da başörtülerini ya­kalarının üzerine bükmelerini emretmektedir. Bunun şekli de kadının başör­tüsünü göğsünü örtmek maksadı ile yakasının üzerinden geçirmesidir.
Buhârî'nin rivayetine göre Âişe (r.anhâ) şöyle demiştir: Allah, ilk muha­cir hanımlara rahmet buyursun. "Başörtülerini de yakalarının üzerine İn­dirsinler" buyruğu nazil olunca, çarşaflarını yırttılar ve onlarla başlarını ört­tüler.[271]
Âişe (r.anhâ)nın huzuruna kardeşi Abdu'r-Rahman'ın kızı Hafsa -Allah hep­sinden razı olsun- boynunu ve orada bulunanları gösterecek şekilde şeffaf bir örtü giyinmiş olduğu halde girdi. Âişe (r.anhâ) bunu alıp yırttı ve: Başör­tüsü örten (alttakini göstermeyen) kalın bir şeyden olup yakanın üzerinden geçirilirse ancak (başörtüsü) olabilir.[272]

7- "el-Himar (Başörtüsü)":

"Başörtüleri" kelimesi in çoğuludur. Bu da kadının ken­disiyle başını örttüğü şey demektir. "Kadın başörtüsü­ne büründü, bürünür" tabiri ile; "O kokusu hoş olandır" ifa­deleri de buradan gelmektedir.
kelimesi, çoğulu olup, "yakalar" demektir. Bu da göm­lek ya da entarinin (baştan geçirmek için) kesildiği yer manasınadır. Kesmek anlamına gelen; den türemiştir. Meşhur kıraate göre "yakalan" an­lamındaki; kelimesinin "cim" harfi ötreli okunmuştur. Kimi Kûfeli-ler ise "ya" harfi sebebiyle esreli okumuştur. Nitekim: "Evler, yaşlılar" kelimelerini de böyle okurlar. Eski nahivciler böyle bir kıraati caiz kabul etmezler ve bu kelimelerin ilk harflerinin ötreli okunması gerektiğini söylerler. "Fels ve fulûs" gibi,
ez-Zeccâc der ki: Ötrenin yerine esre okumak (ibdâl yoluyla) caizdir. Ham-za'dan rivayet olunan hem ötre, hem de esreyi bir arada okuyuşa ise imkân yoktur. Çünkü -caiz olmayan imâ ile olması hali dışında- böyle bir telaffu­za güç yetirebilmesine imkan bulunmamaktadır.
Mukatil der ki: "Yakalarının üzerine" buyruğu, göğüslerinin üzerine de­mektir. Yani yakalarının bulunduğu yerin üzerine başörtülerini indirsinler. [273]

8- "Yaka"nın Yeri ve Mahiyeti:

Bu âyet-i kerîmede "ceyb"in (yani yakanın), elbisede göğüs mahallinde olacağına delil vardır. Selefin -Allah onlardan razı olsun- elbiselerinde de ya­kalar böyle idi. Tıpkı günümüzde Endülüs'te kadınların ve Mısır diyarında da erkeklerin, çocukların ve diğerlerinin yaptığı gibi yaparlardı, Buhârî de -yü­ce Allah'ın rahmeti üzerine olsun-: "Gömleğin ve başka giyeceklerin yaka­sının göğüs kısmında olduğuna dair'[274] diye bir başlık açmış ve sonra da Ebu Hureyre (r.a)ın rivayet ettiği şu hadisi kaydetmiş bulunmaktadır: "Rasûlullah (sav) cimri kimse ile tasaddukta bulunan kimsenin misalini üzerlerinde de­mirden iki cübbe bulunan, iki adamın misaline benzetmiştir. (Bu cübbeleri dolayısıyla) elleri mecburen göğüslerinin hizalanna ve boğazlarına kadar ulaş­mıştır..." Bu hadis tamamiyle daha önceden geçmiş bulunmaktadır. (Bk. el-İsra, 17/29-âyet, l.başhk) Bu hadiste şu ifadeler de yer almaktadır; Ebu Hu­reyre dedi ki: Ben Rasûlullah (sav)ın parmağı ile yakasına şöylece yaptığı­nı gördüm. O yakasını genişletmek ister)cen, onun da bir türlü genişlemedi­ğini bir görmüş olsaydın.[275]
İşte bu açıkça şunu göstermektedir: Peygamber (sav)ın yakası elbisesinin göğüs bölümünde idi. Zira yakası şayet omuz tarafında bulunsaydı, elleri göğ­süne ve boğazına doğru zorunlu olarak toplanmış olmazdı. Bu da (bu husus­ta) güzel bir istidlaldir. [276]

9- Kadınların Zînetlerini Görebileceklerden: Kocaları:

"Eşlerinden" anlamındaki: lafzı Arap dilinde koca ve efendi an­lamına gelen; çoğuludur. Cibril hadisinde Peygamber (sav)ın belirt­tiği: "Cariye, efendisini doğuracağı vakit"[277] buyruğunda bu lafız, "efendi" anlamındadır ve burada fütuhatın artması sebebiyle edinilecek cariyelerin çoğalacaklanna işarettir. Bunun sonuGunda cariye olan herbir an­ne, çocuğu sebebiyle hürriyetine kavuşacaktır. Sanki onu lütfedip, azad et­miş efendisiymiş gibi olacaktır. Çünkü azadlık onun sebebiyle gerçekleşmiş olmaktadır. Bu açıklamayı İbnu'l-Arabî yapmıştır.
Derim ki: Peygamber (sav)ın, Mariye (r.anhâ) hakkında söylediği: "Oğlu onu azad etmiştir"[278] sözünde hürriyeti oğluna nisbet etmesi de bu kabilden­dir. Bu hadise dair en güzel açıklama şekillerinden birisi budur. Doğrusunu en iyi bilen Allah'tır.
Bu buyruğun bizim ile ilgili olan kısmı da şudur: Koca ve efendi, kadının zînet mahallini görebileceği gibi, zînetin ötesini de görmek durumundadır. Çünkü onun bedeninin tamamı koca ya da efendiye hem lezzet almak, hem de bakmak itibariyle helâldir. Bundan dolayı yüce Allah ilk olarak "eşlerMen söz etmiştir. Zira onların muttali oldukları, zînetin daha da İleri­sidir. Nitekim yüce Allah şöyle buyurmaktadır: "Onlar ırzlarını korurlar Eş­lerine yahut sağ elleriyle sahip oldukları (cariyeleri)ne karşı müstesna. Çünkü onlar bundan dolayı kınanmazlar." (el-Mu'minûn, 23/5-6) [279]

10- Kocanın, Karısının Avret Mahalline Bakması:

İnsanlar kocanın, karısının fercîne bakmasının cevazı hususunda farklı iki görüşe sahihtirler. Bir görüşe göre caizdir, çünkü onun karısından lezzet al­ması caiz olduğuna göre bakmak öncelikle caiz olmalıdır. Caiz olmadığı da söylenmiştir. Çünkü Âişe (r.anhâ) kendisi ile Rasûlullah (sav)ın durumunu söz konusu ederken: "Ne ben onunkini gördüm, ne de o benimkini" demiş­tir.[280]
Ancak birinci görüş daha sahihtir. Buradaki ifade İse, edebe daha uygun­dur, diye açıklanmıştır. Bu açıklamayı İbnu'l-Arabî yapmaktadır.
İlim adamlarımızdan Esbağ da: Diliyle yalaması dahi caizdir, demektedir. İbn Huveyzîmendâd der ki: Koca ve efendi, vücudunun diğer bölümlerine ve fercin -içine değil de- dış kısmına bakması caizdir. Kadının da kocasının, cariyenin de efendisinin avretine bakması aynı şekilde caizdir.
Derim ki: Peygamber (sav)dan şöyle dediği rivayet edilmektedir; "Ferce bakmak körlüğe sebebtir."[281] Yani bakanın kör olmasına sebeb teşkil edebi­lir. Denildiğine göre; onlardan doğacak çocuk kör doğar, doğrusunu en iyi bilen Allah'tır. [282]

11. Kadınların Zînetlerini Görebileceklerin Arasındaki Farklılık:
Yüce Allah öncelikle kocaları söz konusu ettikten sonra ikinci olarak mah­rem olanları söz konusu edip, kendilerine süs yerlerinin gösterilmesi bakı­mından onları eşit seviyede zikretmiştir. Şu kadar var ki, insan nefsinde bulunana uygun olarak mertebeleri farklı farklıdır. Kadının, kocasının oğlu önün­de zînet mahallini göstermekte baba ve kardeşine göre, daha ihtiyatlı olma gerektiğinde şüphe yoktur. Bunların herbirisinin önünde gösterilebilecek yer­ler farklı farklıdır. Elbetteki babanın görebileceği yerlerin bazıları, kocanın oğlunun önünde açılması caiz değildir. Kadı İsmail'in naklettiğine göre Ha­san ve Hüseyin (r.anhuma) mü'minlerin annelerini görmezlerdi. İbn Abbas ise onların mü'nıînlerin annelerini görmeleri helâldir, demiştir. İsmail der ki: Zannederim Hasan ve Hüseyin bu kanaatlerine Peygamber (sav)ın hanımla­rı ile ilgili âyet-İ kerîmede kocaların oğulları söz konusu edilmediğinden uiaş-mış olmalıdırlar. Bu âyet te yüce Allah'ın: "Hanımlar için babaları, oğulla­rı, kardeşleri... hakkında günah yoktur." (el-Ahzab, 33/55) buyruğudur, en-Nûr Sûresi'nde de: "Zînetlerini eşlerinden... başkasına sakın göstermesin­ler" diye buyurmaktadır. İbn Abbas da bu âyet-i kerîmeden hareketle görüş belirtirken, Hasan ile Hüseyin diğer âyete dayanarak sözü geçen kanaate sa­hip olmuşla rdtr. [283]

12- Kocaların Oğulları:

Yüce Allah: "Kocalarının oğullarından" buyruğu ile kocaların erkek ev­latlarını kastetmektedir.
Bunun kapsamına erkek veya dişilerden olma -oğulların oğulları ve kız­ların oğulları gibi- ne kadar aşağıya inerlerse insinler, çocukların çocukları girer.
Aynı şekilde erkekler tarafından babaların babalan ve annelerin babala­rı gibi ne kadar yukarı çıkarlarsa çıksınlar, kocaların babaları ve dedeler de bu kabildendir. Bunların oğullan da ne kadar aşağıya inerlerse insinler, ay­nı hükümdedir.
Ne kadar aşağı inerlerse insinler kızların oğullan da böyledir. Oğulların çocukları ile kızların çocukları arasında hiçbir fark yoktur. Kadınların kızkar-deşleri açısından da durum böyledir. Bunlar ise öz baba ve annelerden ol­ma kardeşler ile ikisinden birisi vasıtasıyla kardeş olanlardır.
Erkek kardeşlerin ve kızkardeslerin oğullan da ne kadar aşağıya İnerler­se insinler aynı durumdadırlar. Bunların erkek ya da dişi olmaları farketmez. Kızkardeslerin oğullan ile kızkardeslerin kızlarının oğullan gibi. Bütün bun­lar kendileri ile nikâhlanmaları da haram kılınanlar hükmündedirler. Nikâh­ta haramlık, doğum sebebiyle meydana gelen akrabalıktan ötürüdür, bunlar mahrem diye adlandırılırlar. Buna dair açıklamalar daha önceden en-Nisâ Sû-"resi'nde (4/23. âyet, 1. başlık ve devamında) geçmiş bulunmaktadır.
Cumhurun kanaatine göre amca ve dayı da, kadınlara bakmalarının caiz olması bakımından sair mahremler durumundadırlar.
Âyet-i kerîmede süt emmekten söz edilmemektedir. Önceden de geçtiği üzere süt emme yoluyla akrabalık, neseb yoluyla akrabalık gibidir. eş-Şa'bî »ve İkrime'ye göre ise, amca ve dayı mahrem olanlardan değildir. îkrime şöy­le demektedir: Âyet-i kerîmede bunları söz konusu etmemesi (bu hususta) kendi oğullarına tabî olmalarından (yani amca ve dayı çocuklarının mahrem olmayışından) dolayıdır. [284]

13- "Kendi Kadınlarından":

"Kendi kadınlarından" buyruğu ile kastedilenler müslüman kadınlardır, müslüman cariyeler de bunun kapsamına- girer. Zimmet ehlinden olsun, başkalarından olsun müşrik kadınlar, kapsamın dışındadır. Mü'min bir kadı­nın, kendisinin cariyesi olması hali müstesna müşrik bir kadının önünde be­deninin herhangi bir tarafını açması helâl değildir. Cariyelerin müstesna ki­li nması İse, yüce Allah'ın: "Cariyelerinden" buyruğu dolayısıyladır.
İbn Cüreyc, Ubade b, Nusey ve Hişam el-Kâri' hristiyan kadının, müslü­man kadın ile öpüşmesini yahut avretini görmesini mekruh kabul ederlerdi. Onlar, "kendi kadınlarından" buyruğunu buna yorumluyorlardı.
Ubâde b. Nusey dedi ki; Ömer (r.a), Ubeyde b. el-Cerrah'a yazdığı mek­tubunda şunları söylemişti: "Bana ulaştığına göre zimmet ehli kadınları, müslüman kadınlarla birlikte hamamlara girmektedirler. Sen bunu yasakla ve buna engel ol. Çünkü zimmi bir kadının müslüman kadının açıkta bulunan bedeninin herhangi bir tarafını görmesi caiz değildir."[285] (Ubade) devamla de­di ki: Bunun üzerine Ebu Ubeyde kalktı, yüce Allah'a dua edip yakardıktan sonra dedi ki: Herhangi bir kadın mazeretsiz olarak sadece yüzünün beyaz­laşması maksadı ile hamama girecek olursa, yüzlerin ağaracağı o günde Al­lah onun yüzünü karartsın.
İbn Abbâs (r.a) dedi ki: Yahudi ya da hristiyan bir kadının, müslüman bir kadını görmesi -kocasına nitelendirmemesi için- helâl değildir.
Bu mesele çerçevesinde fukahânın farklı görüşleri vardır. Şayet kâfir ka­dın, müsiüman bir kadının cariyesi ise hanımefendisine bakması caiz olur. Başkası İse caiz değildir. Buna sebeb ise müslümanfarla kâfirler arasında ve­layet bağının olmaması ile sözünü ettiğimiz hususlardır. Doğrusunu en iyi bi­len Allah'tır. [286]

14- "Cariyelerinden":

"Kendi cariyelerinden" buyruğunun zahiri erkek köleleri, müslüman ve kitab ehli olan cariyeleri de kapsar, tlirn ehlinden bir kesimin görüşü de bu­dur. Âişe ve Um Seleme (r.anhuraâ)nın görüşlerinin de bu olduğu anlaşılmak­tadır. İbn Abbas der ki: Erkek kölenin, hanımefendisinin saçına bakmasın­da bir mahzur yoktur.
Eşheb der ki: Malik'e: Kadın hadım edilmiş kimsenin önünde başörtüsü­nü bırakır mı? diye sorulmuş, o da: Onun yahut da bir başkasının kölesi ol­duğu takdirde evet, ancak hürrün karşısında olmaz, demiştir. Şayet erkekli­ği yerinde olup yaşça büyük, karın tokluğuna çalıştırılan ve sahib olduğu kö­lesi ise, pek üstü başı muntazam olmayıp görünüşü de yerinde değilse, saçlarını görebilir. Yine Eşheb dedi ki: Malik dedi ki: Oğlun yahut da hanı­mın cariyesinin, adamın yanına tuvalete girmesi uygun değildir. (Çünkü) yü­ce Allah: "Yahut sahibi olduğunuz cariye(ler) ile yetinmelisiniz" (en-Nisâ, 4/3) diye buyurmaktadır.
Yine Eşheb, Malik'ten şöyle dediğini nakletmektedir: Bayağı olan bir köle hanımefendisinin saçına bakabilir. Ancak kocanın kölesi için bunu uygun görmemekteyim. Said b. el-Müseyyeb dedi ki: Şu "cariyelerinden" buyruğu sakın sizi aldatmasın. Bununla sadece cariyeler kastedilmiştir, erkek
köleler kastedilmiş değildir.
eş-Şa'bî, erkek kölenin hanımefendisinin saçına bakmasını mekruh görür­dü. Aynı zamanda bu Mücahid ile Atâ'nın da görüşüdür. Ebû Davud'un kaydettiği rivayete göre Enes (r.a)ın naklettiğine göre Rasûlullah (sav) bağış­lamış olduğu bir köleyi Fatıma'nın yanına götürüp gitti. Fatıma'nın üzerin­de de bir elbise vardı ki, onunla başını örtecek olursa, ayaklarına kadar ulaş­mazdı. Ayaklarından itibaren örtmeye başlayacak olursa, başına kadar ulaş­mazdı. Peygamber (sav) onun bundan çektiği sıkıntıyı görünce dedi ki: "Senin için bir mahzur yok, çünkü bunlardan birisi senin babandır, diğeri ise kölendir."[287]

15- Kadınlara Meyli Olmayan Erkekler:

"Kadınlara meyli olmayan erkeklerden" buyruğu kadınlara ihtiyacı kalmamış erkekler demektir. Âyet-i kerîmedeki; kelimesi, (mealde; me­yil) ihtiyaç duymak demektir.
Mesela; Şuna ihtiyaç duydum, duyarım, denilir. da ihtiyaç demektir, çoğulu; diye gelir. Yüce Allah'ın: "Ve onunla başka ihtiyaçlarımı da görürüm" (Tâ-Hâ, 20/18) buyruğunda da bu kelime kullanılmıştır. Buna dair açıklama­lar daha önceden (Tâ-Hâ, 20/17-18. âyetler 4. başlıkta) geçmiş bulunmak­tadır. Şair Tarafe de şöyle demektedir:
"Eğer kişi cahilce sözler, günah ve hayasızca sözler söyleyecek olursa, (Belki) bir gün ileri gidebilir (ama) sonra da bütün ihtiyaçları yok olur, gider (hiçbir ihtiyacını karşılayamaz.)"
İlim adamları "kadınlara meyli olmayan erkeklerden" buyruğunun an-lamt hususunda farklı görüşlere sahiptirler. Bunun kadınlara bir ihtiyacı ol­mayan ahmak kimse olduğu söylendiği gibi, ebleh diye de söylenmiştir. Bir diğer görüşe göre insanlar arkasından gidip onlarla beraber yemek yiyen ve onlarla oturup kalkan kimse demektir, Böyle bir kimse zayıf ve güçsüa kişi olup kadınlar dolayısıyla içinde herhangi bir istek duymaz, onlan arzulamaz,
Kastın, erkekliği olmayan kimse olduğu söylendiği gibi, hayaları burul­muş, erkek de olmayan dişi de olmayan kimse olduğu da söylenmiştir. Pir-i fanî ve henüz hiçbir şeyin farkında olmayan küçük çocuk olduğu da söy­lenmiştir.
Bütün bu ayrı ifadelerin hepsinin anlamı birbirine yakındır. Ortak özel­likleri, kadınların durumunu kavrayamayan ve bunlara dikkat edecek bir ya­nı bulunmayan kimse olduğudur. Rasûlullah (sav)ın yakınlarında bulunan ve hünsâ olan Hit de böyle idi. Peygamber (sav) onun Ğaylan kızı Bâdiye'riin güzelliklerini anlatırken söylediklerini işitince (hanımlarına) ondan perde ar­kasına saklanmalarını emretti. Buna dair hadisi Müslim, Ebû Dâvûd ve Muvatta'ında Malik ile başkaları Hişam b. Urve'den, o Urve'den, o da Âişe (r.an-hâ)dan yoluyla rivayet etmişlerdir.[288]
Ebu Ömer (b. Abdi'1-Berr) dedi ki: Abdu'l-Melik b. Habib, Malik'in kâtibi Habib'den rivayetle dedi ki: Malik'e dedim ki: Süfyan, Ğaylan'ın kızı hadisin­de "kendisine Hit adı verilen bir Hünsâ" ifadesini ziyade etmiştir. Halbuki se­nin kitabında Hit kaydı yoktur. Malik: Doğru söylemiştir, o böyledir, dedi. Pey­gamber (sav) onu Zü'1-Huleyfe Mescidinin sol taraflarında bir yer olan el-Hima denilen yere sürgüne göndermişti. Habib dedi ki: Yine Malik'e dedim ki: Süfyan hadiste: Oturdu mu bir bina gibidir, konuştu mu yumuşacık konuşur, demiştir.[289] Malik dedi ki: Doğru söylemiştir, o (hadis) böyledir.
Ebu Ömer (b. Abdi'1-Berr) dedi ki: Malik'in kâtibi Habib'in, Süfyan'dan ha­diste yani Hişam b. Urve'nin hadisinde söylediğini naklettiği: "Hit adı veri­len bir hünsâ" ifadesi bu hadisi Hişam'dan rivayet eden hiçbir kimse ne İbn Uyeyne, ne de başkası tarafından bilinmemektedir. Yine hadisin ifadeleri ara­sında "Hît adı verilen bir hünsa" diye kimse söyleme mistir. Bunu sadece İbn Cüreyc hadisin tamamlanmasından sonra zikretmiştir. Süfyan'dan naklen onun hadiste: "Oturdu mu bina gibi oturur, konuştu mu yumuşacık konuşur" ifadeleri de bu şekildedir. Bunu da Hişam b. Urve yoluyla gelen hadiste ne Süfyan, ne de başkaları söylemiş değildir. Bu lafız sadece el-Vâkıdî'nin riva­yetinde bulunmaktadır. Hayret edilecek şu ki, bunu Süfyan'dan nakletmek­le, o da Malik'ten onun böyle olduğunu tasdik ettiğini de nakletmektedir. Bu­na bağlı olarak bu Malik'ten gelen bir rivayet olmaktadır. Halbuki bunu Ma­lik'ten, Habib'ten başkası rivayet etmediği gibi, yine ondan başkası da bu­nu Süfyan'dan diye zikretmiş değildir. Doğrusunu en iyi bilen Allah'tır.
Mâlik'İn kâtibi olan Habib ise bütün hadis âlimlerine göre hadisi terkedi-len zayıf bir ravidir, onun hadisi yazılmaz. el-Vakidî ile el-Kelbî'nin Hünsâ Hit denilen şahsın, Um Seleme'nin baba bîr kardeşi olan annesi de Rasûlul-lah (sav)ın halası Atike olan, Abdullah b. Umeyye el-Mahzumî'ye söyledik­lerini belirttikleri sözlere de iltifat edilmez. Bu rivayete göre Hit kızkardeşi Um Seleme'nin evinde bulunan Abdullah b. Umeyye'ye, Rasûlullah (sav)ın da duymakta olduğu şu sözleri söylemiştir: Yarın Allah size Taif i fethetme­yi nasib ederse, sana Sakifli Gaylân b. Seleme'nin kızı Bâdiye'yi (Rasûlullah'tan istemeni) tavsiye ederim. O sana doğru gelince (şişmanlığından) dört lop et ile gelir, geriye döndüğünde sekiz ile gider. Papatya gibi bir ağzı vardır, otur­du mu yapı gibi oturur, konuştu mu şarkı söyler gibi konuşur. Bacaklarının arasındaki yüz üstü kapatılmış kapak gibidir. O Kays b. el-Hatim'in şu be-yitinde dediği gibidir:
"Bakan kimsenin dikkatini üzerinde toplar, kendisi ise hiç oralı olmaz,
Yüzünde sanki inceden inceye kan sızar.
Kadın çeşitleri arasında onun hilkati,
Mu'tedildir o, ne kaba sabadır, ne de son derece zayıf ve bir deri bir kemiktir.
Şanlı ve şerefli olarak uyur,
Yavaşça kalktı mı kırılır, dökülür gibidir."
Bunun üzerine Peygamber (sav) ona: "Ey Allah'ın düşmanı! Sen gerçek­ten ona inceden inceye ve dikkatlice bakmış bulunuyorsun." Sonra da onu Medine'den, el-Himâ denilen yere sürdü. el-Kelbî'nin dediğine göre Taif fet­hedilince, Abdu'r-Rahman b. Avf onunla (Bâdiye ile) evlendi ve ondan Bu-reyhe denilen oğlu dünyaya geldi. Hit, Peygamber (sav) vefat edinceye ka­dar orada sürgünde kaldı. Ebubekir halife seçilince, ona Hit'ten sözedildi, ge­ri çevirmeyi kabul etmedi. Yine Ömer halife olunca tekrar ona Hit'ten bah­sedildi, o da geri gelmesini kabul etmedi. Daha sonra Osman (r.a)a söz edil­di ve ona şöyle denildi: O artık yaşlandı, zayıfladı ve ihtiyaç içindedir. Bu­nun üzerine her cuma Medine'ye girip bir şeyler dilenmesine ve tekrar ye­rine dönmesine izin verdi. Hit, Abdullah b. Ebi Umeyye el-Mahzumî'nin azat­lısı idi. Aynı zamanda Abdullah'ın yine Tuveys adında bir kölesi de vardı.[290] Ebu Ömer dedi ki: Bu kadının adının "ya" harfi İle "Bâdiye" olduğu söylen­diği gibi, "nun" harfiyle "Bâdine" olduğu da söylenmiştir. Ancak ilim adam­larına göre doğrusu "ya" ile olduğudur, çoğunluğunun kabul ettiği görüş de budur. ez-Zübeyrî de adının "ya" ile olduğunu böylece zikretmiştir.[291]

16- "Kadınlara Meyli Olmayanlar'a Dair Bir Açıklama:

Burada "erkekler", "kadınlara meyli olmamak" ile nitelendirilmiştir. Çünkü bizzat erkekler kastedilmiş değildirler. Bundan dolayı lafız nekre gi­bi olmuştur. "(Mealde): Olmayan" kelimesi katıksız bir nekre sayılma­yacağından marife olan bir kelimenin vasfı (sıfatı) olabilir. Buna bedeldir de diyebilirsiniz. Buna dair yapılacak açıklamalar, daha önce: '...gazaba uğra­yanların...kine değil" (el-Fâtiha, 1/7) buyruğu ile ilgili yapılan açıklamala­ra benzemektedir.
Âsim vcîbn Âmir bu lafzı nasb ile okumuştur. O takdirde bu istisna olur. Zînetlerini (kadınlara) meyli olanlar müstesna, tabi' olanlara (mealde erkek­lere) gösterebilirler, demektir. Hal olması da mümkündür, yani kadınlara yak­laşmamdan acze düşmüş olup onlara tabi olan erkekler zînetlerini görebi­lirler demektir. Bu açıklamayı da Ebu Hatim yapmıştır. Zü'l-hal ise "et-tâbi-în (mealde; erkekler)"deki müzekker zamirdir. [292]

17- Çocuklar:

"Çocuklar" buyruğu çoğul anlamında cins ismidir. Buna delil ise "O kimseler ki..." ile nitelendirilmesidir. Hafsa'nın, Mushafında ise;.
"Çocuklar" şeklinde çoğul olarak gelmiştir. Ergenlik yaşına yak-laşmadıkça (küçüğe) tıfl (çocuk) denilir.
"Kadınların avret yerlerini henüz anlamayan" ifadesi, kadınlarla ilişki kuracak durumda olmayanlar, demektir. Bu da yaşlan küçük olduğundan do­layı cima' maksadıyla kadınların avretlerini açmamış kimseler anlamındadır. Kadınlarla ilişki kurabilecek yaşa ulaşmamış çocuklar diye de açıklanmıştır. Nitekim; "O şeyi bildim" anlamındadır. Yine bu ifade, o şe­yi kahrettim, ona güç yetirebildim anlamına gelir.
Cumhur "avret yerleri" kelimesindeki "vav" harfini sakin olarak okumuş­lardır. Çünkü "vav"ın üzerinde hareke ağırdır. İbn Abbas'tan "vav" harfini üs­tün okuduğu rivayet edilmiştir, "(o-birj tt): Tencere, tencereler" gibi. el-Ferrâ da, Kayslıların bu kelimeyi "vav" harfini üstün olarak okuduklarını nak­letmektedir. en-Nehhâs: Kıyas böyle söylenebilmesini gerektirir, çünkü bu bir sıfat değildir. Nitekim "Caz önce geçen) tencere, tencereler" kelimesinde de böyledir. Şu kadar var ki "Avret yerleri" kelimesi ve beherle­rinde (vav harfini) sakin okumak daha güzeldir. Zira "vav" hareke alıp da, makabli de harekeli İse o takdirde elife kalbedilir. Bu şekilde söylenecek olur­sa da anlam ortadan kalkar. [293]

18- Yüz ve Ellerin Dışında Kalan Vücudun Sair Yerlerini Çocuğa Karşı Örtmenin Hükmü:

İlim adamları küçük çocuğun karşısında yüz ve ellerin dışında kalan be­denin diğer yerlerini örtmenin hükmü hususunda farklı görüşlere sahibtir. Bu görüşlerden birine göre bu, bağlayıcı değildir, zira çocuk mükellef değildir, sahih olan görüş de budur. Diğerine göre ise lazımdır, çünkü çocuk da ba­zen arzu duyabilir. Örtünmekle emrolunmuş olan kadın da arzu duyabilir. Şayet ergenlik çağına yaklaşacak olursa, tesettüre riayetin vücubu hususun­da ergenlik yaşına basmış çocuk hükmündedir. Şehveti kaybolmuş yaşlı da onun gibidir. Yine onda da tıpkı küçük çocukta olduğu gibi, iki farklı görüş dile getirilmiştir. Sahih olan ise (avreti açmanın) haramlığının kalıcı olduğu­dur. Bu açıklamayı İbnu'l-Arabî yapmıştır. [294]

19-Avret Mahalli:

Ön ve arkanın hem erkek, hem kadın için avret olduğunu müslümanlar icmâ' ile kabul etmişlerdir. Yine kadının tamamen -yüz ve elleri müstesnâ-avret olduğunda da icmâ' etmişlerdir. Ancak yüz ve elleri hususunda farklı görüşlere sahiptirler. İlim adamlarının çoğunluğu da erkeğin avretinin göbek­ten, diz kapağına kadar olduğunu kabul etmişlerdir ve bu avretinin görülmesi caiz değildir. Bu hususa dair yeterli açıklamalar daha önceden el-A'râf Sû-resi'nde (7/26. âyet, 1. bastıkta) geçmiş bulunmaktadır. [295]

20- Kadınların Avreti ve Avretlerini Gösterebilecekleri Bazı Kimseler ile İlgili Açıklamalar:

Re'y ashabı derler ki: Kadının kölesine karşı avreti göbek île diz kapağı arasındadır.[296]
îbnu'I-Arabî der ki: Onlar sanki bu durumda hanımefendiyi erkek, köle­yi de kadın gibi değerlendirmişlerdir. Yüce Allah ise kadına bakmayı ya da ondan zevk almayı mutlak olarak haram kılmış, ondan sonra kadından zevk almayı kocalara helâl ktldığı gibi, cariyeleri de helâl kılmıştır. Daha sonra oni-ki kişiye karşı süslenmeyi istisna etmiştir, köle de bunlardandır. Böyle bir ka­naatle bizim nasıl ilgimiz olabilir? Bu yanlış bir görüştür ve doğruluktan uzak bir ictihaddtr. Bazıları yüce Allah'ın: "Cariyelerinden" buyruğunu yalnızca cariyeler hakkında te'vil etmiş, köleleri dışarda bırakmıştır. Said b. el-Musey-yeb bunlardan birisidir. Peki nasıl olur da bu açıklamalarında köleyi dışar­da bırakırlar, sonra da erkek köleleri kadınlar gibi değerlendirirler? Bu ger­çekten uzak bir ihtimaldir. İbnu'l-Arabî der ki; Şöyle de denilmiştir: İfadenin takdiri şöyledir: Yahut onların ihtiyaç sahibi olmayan köleleri ile kadınlara meyli olmayan erkekler... Bu açıklamayı da el-Mehdevî nakletmiştir. [297]

21- Ayakları Yere Vurmadan Yürümek:

"Gizledikleri zînetleri bilinsin diye de ayaklarını vurmasınlar" buyruğu şu demektir: Kadın yürüdüğü vakit ayağındaki halhalların sesleri İşitilme­sin diye ay_ağını yere vurarak yürümez. Çünkü zînetin sesini işittirmek, tıp­kı onu açıkça göstermek gibidir. Hatta daha da ileridir, oysa maksat tesettür­dür.
Taberî senedini kaydederek el-Mu'temir'den, o babasından naklen şöyle dediğini zikreder: Hadramî'nin iddiasına göre bir kadın, biri gümüşten, biri de boncuktan iki halhal edinip bunları ayak bileklerine takınmış. Erkeklerin yanından geçtiğinde, ayağını yere vurunca halhal boncuğa isabet edip ses çı­karmış. Bunun üzerine bu âyet-i kerîme inmiş.
Böyle bir 2Înetin sesinin işitilmesi onu açığa çıkarmaktan daha çok şeh­veti tahrik eder. Bu açıklamayı ez-Zeccâc yapmıştır. [298]

22- Zîneti Dolayısıyla Şımarmak:

Zîneti dolayısıyla şımanp böyle yapan kadınların bu davranışları mekruh­tur. Bunu süslenmek ve erkeklerin dikkatini çekmek için yapmak ise haram­dır ve yerilmiştir.
Erkek de kendisini beğenerek (ucb) ayağını yere vurursa bu haramdır. Çünkü ucb büyük bir günahtır. Eğer bunu süslenmek kastı İle yaparsa, bu da caiz değildir. [299]

23- Bu Âyetteki Zamirlerin Sayısı:

Mekkî -yüce Allah'ın rahmeti üzerine olsun- şöyle demiştir: Yüce Al­lah'ın Kitabında bu âyetten daha çok zamir ihtiva eden bir başka âyet-i ke­rîme yoktur. Bu âyet-i kerîmede mecrûr ve merfû' olmak üzere mü'rain ha­nımlara ait yirmi beş zamir vardır.[300]

Bu âyet-i kerîmenin: "Ey İman edenleri Allah'a topluca terbc edin ki fe­lah bulaşınız" bölümüne dair açıklamalarımızı da iki başlık halinde sunacağız.[301]

24- Tevbenin Gereği:

"Teybe edin" buyruğu bir emirdir. Tevbenin vacib ve bir farz-ı ayn oldu­ğu hususunda ümmet arasında görüş ayrılığı yoktur. Buna dair açıklamalar daha önceden en-Nisâ Sûresi (4/17-18. âyetler, 1. başlık ve devamı) ile baş­ka yerlerde geçmiş bulunmaktadır. Bunları tekrarlamanın bir anlamı yoktur.
Buyruğun anlamı: Allah'a tevbe ediniz, çünkü sizler yanılmaktan, yüce Al­lah'ın haklannı edâ etmekte kusurlu hareket etmekten uzak kalamazsınız. O bakımdan durum ne olursa olsun tevbeyi terketmemelisiniz. [302]

25- "Ey: Eyyuhâ'nın Okunması:

Cumhur: "Ey" lafzım "he" harfini üstün olarak okumuştur. İbn Âmir ise ötreli okumuştur. Bunun izahı da "he" harfini bizzat kelimenin kendisinden kabul etmesi şeklinde yapılır. Bu durumda münâdanın i'rabı da onun üze­rinde yapılmış olur. Ebu Ali ise bunun oldukça zayıf olduğunu belirtmiş ve şöyle demiştir: İsmin sonu "ey'in ikinci "ya"sıdır. O bakımdan ötrenin ismin sonunda yer alması gerekir. Şayet burada kelime ile bir arada gelmesi dola­yısıyla "he"nin ötreli olması caiz olursa, o takdirde "Allahumme" lafzında "mim" harfinin de uzunca bir ifadede, sonraki bir kelimeyle bir arada gele­ceğinden ötreli okunması da caiz olmalıdır. Sahih olan ise sudun Peygam­ber (sav)dan bir kıraat şekli sabit olduğu takdirde geriye dilde bunun doğ­ru olduğuna inanmaktan başka bir şey kalmaz. Çünkü Kur'ân-ı Kerîm deli­lin tâ kendisidir. el-Ferrâ buna şu beyiti de örnek gösterir:
"Ey başka bir şey kabul etmeksizin direten kalb,
Beyaz, güzel yüzlü ve siyaha çalan dudaklılardan ayılıp, kendine gel!"
Bazıları da: "Ey" üzerinde durak yaparlar, Bazıları da "elif" ile; diye durak yaparlar. Çünkü bunun vash halinde bu "elifin hazfedi-liş illeti hem kendisinin, hem de ondan sonra gelen "lâm"ın sakin oluşudur. Vakıf yapıldığı takdirde illet ortadan kalkar, dolayısı İle elif de eski haline dö­ner. Nitekim: "İhramda iken aylanmayı helâl saymamak şartı İle" buyru-ğundaki "Helâl saymak" kelimesi üzerinde vakıf yapılırsa, "ya" aynı şekilde geri döner.
Burada sözünü ettiğimiz kıraat farklılığı yüce Allah'ın: "Ey si­hirbaz" (ez-Zuhruf, 43/49) buyruğu ile "Ey ağır yükler altında bulunan iki fırka (insanlar ve cinler)" (er-Rahmân, 55/31) buyruklarında da aynı şekilde söz konusudur. [303]

defne27
08-08-12, 01:40
hain bakıstan sakınsınlarmıs...yahu babası kendisine asılan kız hain bakıstan nasıl saklansın?baba haram degil ya da kardes hadi kıza yan gözle baktılar?peki madem haramdan sakınmak konu peki baba ya da kardes neden serbest oluyor?onlara da aynı sekilde hadi bakarsa hadi içi kötuyse hadi ahlaksızsa diye bakılması gerekirdi.dısarda başı acık diye erkekelin hepsi butun millete bakmıyor ki.dısarda da kötu var hmm ona karsı koruyorsun ya iyi de var ama.herkes mi sapık.kardes ne olacak o da sapık olabilir? bu öyle bir durum ki herkesi sapık gibi görmekten baska bir olgu degil.insanın her sey içinde biter

TETIKHAN
08-08-12, 07:41
xcemre o kadar detayla boğma bizi sen bize şunu söyle , ayetlerde kadın başını örtecek diye bir emir yada allahın yasağı varmı, madem allahuteala kadının başörtüsünü yasaklayacaktı, o zaman doğrudan ayette kadınlar başını örtecek derdi,yada sünnet yada farz kılınırdı...

bunlar yoksa eğer ozaman başörtüsüde yoktur bence..

seckince
08-08-12, 09:20
başörtüsü de yoktur
Evet aynen. Çünkü Kur'an arapçadır, 'başörtüsü kelimesi de türkçedir. Mesela Kur'an'da serçe de yoktur, balık da yoktur, sandalye de yoktur, masa(table) de yoktur, hatta iddia ediyorum 'peygamber' de yoktur. İddia edip durdukları "namaz" bile yoktur Kur'an'da. Çünkü o da arapça değil.:)

TETIKHAN
08-08-12, 09:31
Evet aynen. Çünkü Kur'an arapçadır, 'başörtüsü kelimesi de türkçedir. Mesela Kur'an'da serçe de yoktur, balık da yoktur, sandalye de yoktur, masa(table) de yoktur, hatta iddia ediyorum 'peygamber' de yoktur. İddia edip durdukları "namaz" bile yoktur Kur'an'da. Çünkü o da arapça değil.:)

cevap veremediğin yerlerde konuyu başka yere çekmede ustasın bunu kabul ediyorum seçkince,yüce allahımız eğer kadınların başını örtmesini emretmek iste, direk hiçbir mana yükleme gereği duymadan yazardı,mesala bak şimdi..

yalan söylemeyin-Yalan sözden (yalan yere şâhitlik yapmaktan) kesinlikle kaçının!* Hac sûresi (22)
iftira etmeyin -Musa onlara: «Yazıklar olsun size, Allah'a yalan yere iftirada bulunmayın, sonra bir azap ile kökünüzü keser. Gerçekten iftira eden hüsrana uğramıştır.» dedi. Taha 66

kibirlenmeyin- 17/37- Yeryüzünde böbürlenerek yürüme. Çünkü sen yeri asla yaramazsın, boyca da dağlara asla erişemezsin.





yetim malı yemeyelim - "Yetimin malına ancak en güzel ve faydalı şekilde yaklaşın."En'âm sûresi ( 6), 152


yukarda örnek verdim ,yani allahuteala yasakları yada emirleri herkezin anlayacağı şekilde neler olduğunu kuranda belirtmiş, birde sizin tüm kadınlar örtünecek diye mana çıkardığınız ayetlere bak, aradaki farkı görmeni dilerim..

redyellow
08-08-12, 10:21
xcemre o kadar detayla boğma bizi sen bize şunu söyle , ayetlerde kadın başını örtecek diye bir emir yada allahın yasağı varmı, madem allahuteala kadının başörtüsünü yasaklayacaktı, o zaman doğrudan ayette kadınlar başını örtecek derdi,yada sünnet yada farz kılınırdı...

bunlar yoksa eğer ozaman başörtüsüde yoktur bence..

Sana bir müslüman kardeşinin tavsiyesidir, hiç bir zaman dini konuda BENCE deme... Dinin BENCEsiolmaz tetikhan, biliyorsan kaynağıyla yazacaksın bilmiyorsan BENCE demiyeceksin.

Allah muhafaza BENCE diyerek dinde olan bir şeye yok dersen veya yok olan bir şeye var dersen bu imani açıdan seni sıkıntıya sokar.

Başörtüsüyle ilgili diyanet işleri başkanlığı din işleri yüksek kurulunun iki kararı var, yukarda aktardım, eğer gerçekten niyetin öğrenmek,bilgilenmek ise onları oku lütfen.

Yok niyetin başkaysa sen bilirsin.

TETIKHAN
08-08-12, 10:40
bende en başta ayeti verdim, orada müslüman bayanlara örtünün yada türban ,kara çarşafa bürünün demiyor, ben bence diyorum bazıları dayatıyor ,kuranda yazmadığı halde topluma sence hangisi gerçek müslümanlık yada kim daha imanlı...

redyellow
08-08-12, 10:49
bende en başta ayeti verdim, orada müslüman bayanlara örtünün yada türban ,kara çarşafa bürünün demiyor, ben bence diyorum bazıları dayatıyor ,kuranda yazmadığı halde topluma sence hangisi gerçek müslümanlık yada kim daha imanlı...

Ayeti verdiğini gördüm görmesine de ben sana şunu söylüyorum: DİNİ KONULARDA KESİN FETVA VERMEK İNSANİ İMANİ AÇIDAN YANLIŞA GÖTÜRÜR.

sen MÜFESSİR misin?

Sen MUHADDİS misin?

NAHİF biliyor musun?

SARF biliyor musun?

İŞTİKAK biliyor musun?

NASİH ve MENSUH'u biliyor musun?

Senin ilmin ne?

(burdaki SENİN geneldir, şahsın değil ben de dahilim)

Her önüne gelen AYET yorumlayamaz tetikhan, ayetin başı lazım sonu lazım hangi sebeple inmiş vs.vs hepsi lazım, bunları bilmeden sadece türkçe mealini alıp pat diye fetva vermek yanlıştır.

takılmış plak gibi öğretmişler size kuranda yazmayan kuranda yazmayan...

yahu kuran ansiklopedi mi? her şeyi tek tek teferruatlı bir şekilde yazmaz kuran tetikhan, kuran genel çizgiyi kor, UYGULAMAYI HAZRETİ PEYGAMBER YAPAR, inananlar da o şekilde tatbik eder.

Bugün kuranda başörtüsü yok diyenlerden bir tek Allahın kulu çıkıp HAZRETİ MUHAMMEDİN EŞLERİNİN BAŞLARI AÇIKTI, BAŞLARINI ÖRTMEZLERDİ, SOKAKTA, ÇARŞIDA BAŞLARI AÇIK GEZERLERDİ diyebilir mi?

Diyemezler.

peki hazreti peygamber bilmiyor muydu kuranda başörtüsünün olmadığını??? Sizler hazreti peygamberden daha mı iyi anlıyorsunuz kuranı?

Aklınızı başınıza alın.

Madem müslümansınız kendinizi imani açıdan zora sokacak şeyler yazmayın.

TETIKHAN
08-08-12, 10:58
allah bana akıl vermiş, fikir vermiş, onuda geçtim kuranı kerimi yollamış, okuyalım anlayalım diye redyellow,sen belki körü körüne tamam diyorsun bende soruyorum sadece , kimsenin dinden falanda çıktığı yok, madem ilim çindeyse öğrenmek için gideceğiz bizde bunu yapıyoruz kıssadan hisse..ilk ayet nedir redyellow oku diyor oku, sen diyorsun okuma , ne gereği var ,başkaları okumuş senin okumana anlamana luzum yok...anlamışsındır umarım nedemek istediğimi..

ben fetva vermiyorum ne haddime , ama yalan yanlış fetva verenlerede sonuna kadar karşıyım..



Bugün kuranda başörtüsü yok diyenlerden bir tek Allahın kulu çıkıp HAZRETİ MUHAMMEDİN EŞLERİNİN BAŞLARI AÇIKTI, BAŞLARINI ÖRTMEZLERDİ, SOKAKTA, ÇARŞIDA BAŞLARI AÇIK GEZERLERDİ diyebilir mi?


bir tane örnek bulamazsın çünkü böyle bir şey yok, ne allahuteala nede peygamberimiz böyle bir şey diyor,sana geçende sordum cevap vermedin, peygamberimizin ilk hanımı ne işle meşguldu,

redyellow
08-08-12, 11:03
fetva vermiyorum diyorsun KURANDA BAŞÖRTÜSÜ YOK diyorsun, bu ne???

ne zaman sordun soru görmedim, görürsem cevap veririm biliyorsam bildiğimi bilmiyorsam bilmiyorum derim.

peygamberin ilk hanımı ticaretle meşguldu. ama konu başörtüsü burdan nereye varacaksın merak ediyorum.



Bugün kuranda başörtüsü yok diyenlerden bir tek Allahın kulu çıkıp HAZRETİ MUHAMMEDİN EŞLERİNİN BAŞLARI AÇIKTI, BAŞLARINI ÖRTMEZLERDİ, SOKAKTA, ÇARŞIDA BAŞLARI AÇIK GEZERLERDİ diyebilir mi?

böyle diyorum, soru çok net ama sen neler yazıyorsun:


bir tane örnek bulamazsın çünkü böyle bir şey yok, ne allahuteala nede peygamberimiz böyle bir şey diyor



BÖYLE BİR ŞEY YOK ne demek, ne yok nedir o olmayan böyle bir şey?

Hazreti pegyamberin eşlerinin başı açık mıydı değil miydi? bunu söyleyin.

TETIKHAN
08-08-12, 11:16
ben sadece kendi görüşümü beyan ediyorum , beni bağlar ,zorla yada varmış gibi gösterip sahte fetva vermiyorum..


peygamberin ilk hanımı ticaretle meşguldu. ama konu başörtüsü burdan nereye varacaksın merak ediyorum.

2012 türkiyesinde de yobazların kadına bahşettiği yaşama bak yada ,kadına verilen haklara bak, birde hz. muhammedin ilk eşinin yaptığı işe bak,acaba ilk ayetteki ayete göre hareket etse tüm müslümanlar okusa anlasa bazı şeyleri, acaba böyle olurmuydu müslüman kadınlar, bunun için örnek diye yazdım redyellow..

haşa ,yobaz gibi düşünürsek eğer o mantıkla bakarsak, hz. muhammed evlendiği zaman hz haticenin başını örtüp , ticareti bırakmasını sağlayıp evden dışarı çıkmamasını isterdi, ama böyle yapmadığına göre, sence hangi görüş haklı oluyor redyellow....


Hazreti pegyamberin eşlerinin başı açık mıydı değil miydi? bunu söyleyin.

sizin söylemeniz lazım, başlar kapancak diyen sizsiniz ama öyle bir ayet yada hadis yok, peki neye dayanarak söylüyorsunuz..

redyellow
08-08-12, 11:28
konuyu değiştirmeye çalışma konu başörtüsü bir.

ikinicisi madem deiştirmek istedin o zaman hemen dalayım: 21.yüzyılda kadınları, kızarı OKUL ÖNLERİNDEN SIRF BAŞLARI KAPALI DİYE kovalayan alçaklar kimdi?

21.YÜZYILDA KAMUDA BAŞÖRTÜSÜ OLMAZ diyerek BAŞÖRTÜLÜ KADINLARIN ÇALIŞMASINI ENGELLEYEN YOBAZLAR KİM?

Kim bu yobazlar kim bu alçaklar tetikhan???

Peygamberin eşi ne iş yapardı vs. demeden önce bunları düşün, yazdığın her şeyin karşılığı var, nasıl da laf oturttum diye çocukca şeyler yazma.

yazarsan sen zararlı çıkarsın başörtüsü düşmanı yobazlar zararlı çıkar, ordan size ekmek çıkmaz.

peygamberin eşlerinin başları açıkmıydı diyorum siz yazın diyorsun, peki kuranda başörtüsü yok diyen kim? sen!

başörtüsü yok diye haddin olmadan fetva verirken iyi soru sorulunca kötü!

Başörtüsü düşmanlığı sizi işte böyle rezil ediyor.

TETIKHAN
08-08-12, 11:51
klasik redyellow olay yada konu çaptirma , kamusal alan diye bir şey var ihtiyar, yani tüm dinler için geçerlidir neden dicen, devletin dini olmaz yada devlet her dine eşit mesafede durmak zorundadır..

birde gene verdiğin örnek yanlış, kamusal alan haricinde başörtüsü serbest, yani zorlama yada baskı yok, mahallede sokakta yada evde kimse karışıyormu asla karışmıyorsa ozaman boşuna laiklik düşmanlığı yapma burda derim..



Peygamberin eşi ne iş yapardı vs. demeden önce bunları düşün, yazdığın her şeyin karşılığı var, nasıl da laf oturttum diye çocukca şeyler yazma.

yazarsan sen zararlı çıkarsın başörtüsü düşmanı yobazlar zararlı çıkar, ordan size ekmek çıkmaz.

peygamberin eşlerinin başları açıkmıydı diyorum siz yazın diyorsun, peki kuranda başörtüsü yok diyen kim? sen!

başörtüsü yok diye haddin olmadan fetva verirken iyi soru sorulunca kötü!

Başörtüsü düşmanlığı sizi işte böyle rezil ediyor.

fetvacılar meydanda ,onlar varken benim ne haddime yahu...

yobazlığın tanımı bellidir, laik kesime yobaz demek tam sana göre bir görüş bence hiç şaşırmadım, burnunun dibindeki yobazları görmüyorsun, ama kimleri neyle itham ediyorsun redyellow..

başörtüsü düşmanlığı yok , sadece kafaları örtme çalışan zihniyete davam, oku ayetini anlamadan , kendine göre , dinimizde olmayan şeyleri ,varmış gibi gösterenlere lafım..

redyellow
08-08-12, 11:57
Güzellllll:)

KAMUSAL ALAN DİYE BİR ŞEY VAR diyor bizim fetvacı.

Kim diyen: KURANDA BAŞÖRTÜSÜ YOK diye fetva verin kişi.

Peki sana soruyorum: KURANDA KAMUSAL ALAN diye bir şey var mı ey fetvacı tetikhan????

İşinize gelince kurana bakıp YOK diye saçmalıyorsunuz işinize gelmeyince KAMUSAL ALAN diye saçmalıyorsunuz, bu ne kadar saçmalamak yahu?

Kamusal alan neyin nesi???

ALLAHIN EMRİ SÖZKONUSU OLUNCA KAMUSAL ALAN SAÇMALIĞI YERİN DİBİNE GİRER!

ALLAH HER YERDE TETİKHAN!


http://istifhane.files.wordpress.com/2010/05/ulanalanallahyallah.png

xCeMRex
08-08-12, 12:00
xcemre o kadar detayla boğma bizi sen bize şunu söyle , ayetlerde kadın başını örtecek diye bir emir yada allahın yasağı varmı, madem allahuteala kadının başörtüsünü yasaklayacaktı, o zaman doğrudan ayette kadınlar başını örtecek derdi,yada sünnet yada farz kılınırdı...

bunlar yoksa eğer ozaman başörtüsüde yoktur bence..

neden maelalleri istediğiniz yere çekmek kolay nede olsa değiilmi ????iş tefsire gelince o kadar ayrıntıyla boğma bizi o da güzel birincisi tesettür sadece kadına değil erkek için geçerlidir ....
zaten başını örtmek tarz değil farzdır
ha sen sünnetten dem vuruyorsan madem öyle kapanmakla ilgili hadis de eklerim sorun değil ama bu seferde bu hadislere uydurma demeyin de
ve benim de bir sorum var madem burada bahsediilen örtü başörtüsü değilse ne örtüsüdür omuz şalı mıdır ??? bir zahmet bunuda sizler açıklayın madem başörtüsü yoktur diye bu kadar eminsiniz ancak en doğrusunu Allah (cc) bilir ........
Nur -31 'i destekleyen hadisler ...

Başörtüsü konusunda, Allah Teâlâ'nın“Başörtülerinin bir kısmını yakalarının üstüne vur­sunlar....” (Nur 24/31) diye emri var; ama deniyor ki, ayette "başörtüleri" diye tercüme edilen ke­lime, humur kelimesidir. Bu hımar'ın çoğuludur. Bu kelime örtü anlamına da gelir. Burada başör­tüsü yasakçıları lehine bir yorum yapılamaz mı?

- Evet ayette geçen, hımar (خمار) kelimesinin kökü hamr ( خمر) dır. Bunun anlamı bir şeyi örtmektir. Hımar (خمار) da örtü anlamında kullanılmıştır. Ama bu kelime Arap örfünde kadının başını örttüğü örtüye isim olmuştur. Bunun kadının başörtüsü anlamına geldiği eski Arapça sözlüklerde yazılı­dır[2].

Bu ayet indiği zaman Araplarda hımar kelimesi kadının başörtüsü anlamındaydı. İçinde hımar kelimesi geçen çok sayıda hadis vardır ve bunlar kadının başörtüsü anlamınadır. Bunlardan üç örnek verelim:

1- Allah'ın Elçisi sallallahu aleyhi ve selleme ipekli kumaşlar getirilmişti. Ömer'e bir parça gön­derdi. Üsâme b. Zeyd'e bir parça gönderdi. Ali b. Ebî Talib'e bir parça verdi ve dedi ki; Onu ka­dınların arasında hımar (başörtüsü) olarak parçalara ayır. (Müslim, Libas 7-2068)

2- Alkame b. ebî Alkame annesinin şöyle dediğini naklediyor: Abdurrahman'ın kızı Hafsa Allah'ın Elçisi sallallahu aleyhi ve sellemenin eşi Ayşe'nin yanına girdi Hafsa'nın üzerinde ince bir hımar (başörtüsü) vardı. Ayşe onu parçaladı ve ona kalın bir hımar (başörtüsü) giydirdi. (El-Muvatta, Libas, 4, hadis no 6)

3- Hz. Ayşe Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemin şöyle dediğini bildirmiştir. "Allah adet gören bir kadının namazını başı hımarlı (başörtülü) olmadan kabul etmez." (Ebu Davud Salat 85, H. no 641)

Bugüne kadar, müslüman kadının başını örtmesinin Allah'ın emri olmadığını söyleyen bir tek mezhep çıkmamıştır. Uygulama da hep böyle olmuştur.

- Şu anda "Başörtüsünün serbest, türbanın yasak olduğu" noktasına gelinmiştir. Başörtüsü serbest dendiğine göre onlar lehinde bir yorum yapılamaz mı?

- Türban kelimesi Fransızcadır ve sarık anlamınadır[3]. Bu kelime Türkçemize de geçmiştir. Türkçe'de, sarık gibi kat kat olan, boyun kökünden alnın üstündeki tüy bitimine kadar saçları örten, kulağı, göksü ve boynu açıkta bırakan ve kadınların kullandığı bir örtü anlamındadır. Yasaklanan türban bu ise başörtüsüne bu manada özgürlük tanıyanlar Kur'an açısından Allah'ın bir yasağına karşı çıkmış olmazlar.

Ama son bir kaç yıldır bu kelime, ısrarla kadınların başörtüsü anlamında kullanılmaktadır. Bunlara göre türban, omuzları da örten başörtüsüdür. Ne gariptir ki, asırlardır müslüman Türk kadınının dışarda kullandığı başörtüsü omuzları da örter. Eğer türban bu ise neden şimdiye kadar bunu hiç bir sözlük yazmamıştır.

- Herhalde olayı Kur'an'a göre değerlendirenler pek azdır.

- Günümüzdeki müslümanlar henüz konuları Kur'an'a göre değerlendirme alışkanlığı kazanmış değillerdir. Allah Teâlâ Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyuruyor: "İnsanların çoğu ayetlerimizden gerçekten habersizdirler. (Yunus 10/92) Yukarıdaki ayetleri yazmam da Allah'ın bir ayetine karşı çıkan bir müs­lümanı, Kur'an'ın nasıl değerlendirdiğini göstermek içindir.

Desert Fox
08-08-12, 12:02
baş kapatma olayını biraz bilimsel incelemek lazım.
çöllerde insanların toz fırtınalarından korunması için başlarını örttüklerini biliyoruz mesela. arabistan da çöllerle dolu bir yarımada... islam'ın ortaya çıkışından önce de insanlar başlarını örterlermiş burada.
kutsal kitapta geçmemesine rağmen insanların bir takım uyduruk hadisler ve dezenformasyon yaparak "başörtüsü giyilmesi" gerektiğini söylemesi komik. kendi kararlarıyla başını örtenlere karışma hakkımız yok ancak başkaları da başlarını örtsün diye millete dayatma yapmayın, "hoşgörü"nüz ile çelişiyor.

TETIKHAN
08-08-12, 12:19
Güzellllll:)

KAMUSAL ALAN DİYE BİR ŞEY VAR diyor bizim fetvacı.

Kim diyen: KURANDA BAŞÖRTÜSÜ YOK diye fetva verin kişi.

Peki sana soruyorum: KURANDA KAMUSAL ALAN diye bir şey var mı ey fetvacı tetikhan????

İşinize gelince kurana bakıp YOK diye saçmalıyorsunuz işinize gelmeyince KAMUSAL ALAN diye saçmalıyorsunuz, bu ne kadar saçmalamak yahu?

Kamusal alan neyin nesi???

ALLAHIN EMRİ SÖZKONUSU OLUNCA KAMUSAL ALAN SAÇMALIĞI YERİN DİBİNE GİRER!

ALLAH HER YERDE TETİKHAN!


http://istifhane.files.wordpress.com/2010/05/ulanalanallahyallah.png


ALLAH yoktur haşa dediysem tamamda , konuyu buraya getirmenede aslında şaşmıyorum kazara size ters bir şey dedikmi ya ateist ya kafir ya allahsız, ama çok büyük günaha giriyorsunuz çok ... iftira atmak büyük günah redyellow, bile bile günaha girme kardeş uyarısı sana..

ben diyorum kuranda başörtüsü yok , sen diyorsun allah her yerdedir kamusal alan yok, lütfen biraz mantık:D

defne27
08-08-12, 12:32
aynen...bir seyi emreden direk söyler zaten bu kadar dolambaca gerek yok.resmen erkekler ordan burdan bir seyler alıp da burda bile baska insan baska yorumluyor.tanrınız bu kadar tartışma yaratmazdı direk söylerdi tabi söylemekten ziyade böyle bir sey varsa bile,kadını tamamen sarmak dısarıya karsı hiçbir seyden korumaz bu mantıkla her an biri bizi öldurebilir bence butun insanlar zırhla gezsin.bu ne ya mantık biraz mantık lazım,iffet böyle mi korunur.örttun her tarafını ya içinde var da gider bisey yaparsa?dersin ki o zaman yaa o onun ahlaksızlıgı e onun ahlaksızlıgı madem,bilemiyorsun kimsenin içini işte neden psikopat gibi aha bu baktı su bakacak diye sardırmak ihtiyacı hissediyorsun ki.kadın giyinir ya kadın makyaj yapar ya bunun nesi kötu.erkeğin sapık dusunceleri varsa kimin sucu bu?haa bir de şu var,haramdan sakınmak ya niyet yaşlı teyze de örtunecek ya o zman o da kadın,yaslı teyzenin neresinin haramı olur ya o teyze acsa basını kim ona her tarafını inceleyerek bakacak?baksa da bu da mı onun sucu erğin sapıklıgını teyze mi cekecek?mantık her seyin ustundedir ama dogru dusunursen

redyellow
08-08-12, 17:35
ALLAH yoktur haşa dediysem tamamda , konuyu buraya getirmenede aslında şaşmıyorum kazara size ters bir şey dedikmi ya ateist ya kafir ya allahsız, ama çok büyük günaha giriyorsunuz çok ... iftira atmak büyük günah redyellow, bile bile günaha girme kardeş uyarısı sana..

ben diyorum kuranda başörtüsü yok , sen diyorsun allah her yerdedir kamusal alan yok, lütfen biraz mantık:D

ne iftirası ya? hayal mi görüyorsun?

nerde iftira atmışım? yazsana. sıkışınca böyle cıvıtmak taktiğini yemezler senin.

TETIKHAN
08-08-12, 17:44
kısa ve öz ne demişsin bana
ALLAH HER YERDE TETİKHAN!


ben allah yok ne zaman dedim redyellow, bu ülke şeriat la yönetilen bir ülke olmadığına göre , laik bir ülke olduğuna göre kamusal alan diye bir şey var, sen istediğin kadar tanıma yada sayma ama var her daimde olacak, bunu artık beyinlerinize yerleştirin, türban türban diyip ,saf kızlarımızı kandırıp , sadece seçim zamanı akıllarına gelen, istese 50 kere çözme gücü varken oylar sırf oy malzemesi elinden gitmesin diye çözmeyenlere dicen ,allah her yerde, biraz allahtan korkun diye, sayın redyellow...

redyellow
08-08-12, 18:02
"Allah her yerde" demek "sen Allah yoktur dedin" anlamına mı gelir:)

Yuh artık.

Allahın bir emriyle ilglii olarak kamusal alanda olmaz diyenlere ALLAH HER YERDE KAMUSAL ALANDA DA ALLAHIN EMRİ GEÇERLİDİR diyoruz, bal gibi anlıyorsun ama sıkıştığın için olayı çarpıtmak istiyorsun.

TETIKHAN
08-08-12, 18:08
ustam sensin ihtiyar, öğrencini iyi yetiiştirmisin , aslında gurur duyman lazım sanki boynuz kulağı geçti gibi..



"Allah her yerde" demek "sen Allah yoktur dedin" anlamına mı gelir:)


ozaman ne manaya geliyor sence , ha sen durup dururken ben şöyle bir diyim rahatlayım dedin öylemi yani..allahın böyle bir emride yok ayrıca ,başörtüsü yada türban kuranda geçmediğine göre , gene bildik fetvaları vermeye başladının yahu..

birde neden ikide bir bayanların işine karışıyorsunuz bu kadar anlamıyorum yok örtünün yok kürtj vs, bırakın onları bayanlara ,bu kadar feminist olmayın derim..:d

redyellow
08-08-12, 18:51
Okumuyor ki, takıldı plak gibi yazıp duruyor:)

ne anlama geldiğini yukarda yazdım ya, gözlüğün nerede:)

TETIKHAN
08-08-12, 18:57
bırakalım bence bu işleri biz redyellow, madem örtünme hanınları ilgilendiren konu, onlar karar versin, onlar bize madem karışmıyorsa bizde bazı özel şeylerine karışmayalım, ama olmaz dimi sence illa bir yerlerden kadını yönlendirmek lazım, illa bazı en doğal haklardan mahrum etmek lazım..

gerçekleri yazınca plak oluyor diyorsun , ozaman sizinkide taş plak ihtiyar modası geçti artık, devir okuma ,yazma ,öğrenme devri yok öyle artık bu zamanda yobazlara prim..

redyellow
08-08-12, 18:58
Dini bir konuda hanımlar karar versin erkekler karar versin olmaz, gene yanlış düşünüyorsun.

Din bir kural kor, buna erkek kadın herkes uyar o dini kabul ediyorsa.

TETIKHAN
08-08-12, 19:01
ozaman sana bir kaç soru sorayım aydınlat bizi ...erkek din görevlisi olarak imamlar varken, kadın din görevlisi var mı?

Kadından imam olurmu, Bayan imam namaz kıldırabilirmi, Cemaatle namaz kılabilirmi, Kadınlar imam olabilirmi,

redyellow
08-08-12, 19:06
0 312 295 70 00 diyaneti işleri başkanlığı santrali.

0 312 295 75 86 diyanet işleri başkanlığı din işleri yüksek kurulu

Ayrıca alo fetva hattı var 190 arayabilirsin.

Yİne ayrıca aşağıdaki linkten faydalanabilirsin:

http://kurul.diyanet.gov.tr/sorusor/diyanet/default.aspx

ben haddimi bilirim senin gibi her şeye fetva vermem.

seckince
08-08-12, 19:06
Al başına belayı!!!
redyellow:hahah:

TETIKHAN
08-08-12, 19:09
örtünün derken fetva vermeyi biliyorsunuz, ama işinize gelmedimi alo diyanet ,sizden gözüm korktu sahiden redyellow vede seçkince...:nono:

redyellow
08-08-12, 19:14
örtünün derken fetva vermeyi biliyorsunuz, ama işinize gelmedimi alo diyanet ,sizden gözüm korktu sahiden redyellow vede seçkince...:nono:

örtünün diye ben demiyorum ki, din işleri yüksek kurulu demiş, hem de iki kere.

bu başlıkta aktardım.

bak linki burda:

http://forum.kanka.net/showthread.php?962106-%C3%B6rt%C3%BCnme-ba%C5%9F%C3%B6rt%C3%BCs%C3%BC-nur-suresi-31.-Ayet..&p=6285337&viewfull=1#post6285337

TÜRKİYE CUMHURİYETİ DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI DİN İŞLERİ YÜKSEK KURULU evet islamda başörtüsü vardır hanımların başlarını örtmeleri gerekir... diyor.

bana değil oraya söyle yüreğin yetiyorsa yukarda telefonlarını aktardım ara hemen:)







Al başına belayı!!!
redyellow:hahah:

Yok yav bunların hepsi bela olsa ne olur, bunlar keklik keklik:)

TETIKHAN
08-08-12, 19:21
hımm ozaman bakalım şu diyanetin fetvalarına ..önce diyanet fetva veremez hukuk kuralları geçerli bu ülkede beyler fetva kuralları değil onuda geçtk kürtaj konusunda 2 tane ayrı fetva vardı sanırım..hatırlarsınız dimi birde kürtaja onay vermişti diyanet en son vermemişti..


Yok yav bunların hepsi bela olsa ne olur, bunlar keklik keklik

seçkincenin resmini gördüm sanırım 55-60 yaşında tonton bir ihtiyar ,redyellowda sanırım daha büyük 75 olabilir:D karşınızda 35 lik bir genç var sevgili ihtiyarlar ,yaşınıza hürmeten sizi fazla zorlumuyorum bazen, sıcak kalp vs, sonra benden kaynaklanan sıkıntı olmasın diyorum içimden:D

defne27
08-08-12, 22:16
Ayeti verdiğini gördüm görmesine de ben sana şunu söylüyorum: DİNİ KONULARDA KESİN FETVA VERMEK İNSANİ İMANİ AÇIDAN YANLIŞA GÖTÜRÜR.

sen MÜFESSİR misin?

Sen MUHADDİS misin?

NAHİF biliyor musun?

SARF biliyor musun?

İŞTİKAK biliyor musun?

NASİH ve MENSUH'u biliyor musun?

Senin ilmin ne?

(burdaki SENİN geneldir, şahsın değil ben de dahilim)

Her önüne gelen AYET yorumlayamaz tetikhan, ayetin başı lazım sonu lazım hangi sebeple inmiş vs.vs hepsi lazım, bunları bilmeden sadece türkçe mealini alıp pat diye fetva vermek yanlıştır.

takılmış plak gibi öğretmişler size kuranda yazmayan kuranda yazmayan...

yahu kuran ansiklopedi mi? her şeyi tek tek teferruatlı bir şekilde yazmaz kuran tetikhan, kuran genel çizgiyi kor, UYGULAMAYI HAZRETİ PEYGAMBER YAPAR, inananlar da o şekilde tatbik eder.

Bugün kuranda başörtüsü yok diyenlerden bir tek Allahın kulu çıkıp HAZRETİ MUHAMMEDİN EŞLERİNİN BAŞLARI AÇIKTI, BAŞLARINI ÖRTMEZLERDİ, SOKAKTA, ÇARŞIDA BAŞLARI AÇIK GEZERLERDİ diyebilir mi?

Diyemezler.

peki hazreti peygamber bilmiyor muydu kuranda başörtüsünün olmadığını??? Sizler hazreti peygamberden daha mı iyi anlıyorsunuz kuranı?

Aklınızı başınıza alın.

Madem müslümansınız kendinizi imani açıdan zora sokacak şeyler yazmayın.
herhalde o dedikleriniz sizsiniz muhakkak ki kendiniz fetva vermeye siz yeterli göruyorsunuz zira bazı hocalar yok diyor bazı hocaalr var diyor ama yok diyenler daha cogunlukta...sen ona bakarsan git sümerlerin inancında oku bas ortusunu ilk orda gorulmus bir kavram...burda bile herkes bir seyler yazıp da biri baska diyor digeri baska.hocalar bile o şekilde prof.lar baska baska konusuyor.ama artık devreye ozaman mantık girer.tanrın bu kadar yorum farklılıgını bilirdi mutlaka o yuzden sana acıkca yazardı eger olmasını emretseydi.peygamberin karısı acık geziyor gezmıyor meselesi degil o gezmıyor diye herkes mi örtecek.benim soruma hiçkimse neden cevap mantıklı cevap vermıyor baba kardes haram degil ya yanlarında bas acılır diyorsunuz ya babası sapıksa ya kardesi sapıksa?bunlar hayatta var.bir insana korumak onu örtmek degildir.eger senin kimsenin karısında kızında gözun yoksa acarsa da bakmazsın zaten.her konuya var diye atlayıp yazarlar baska bir sey sorunca cevap vermez haddimi bilirm derler.dinle uyumaya devam edin keklik acaba kim biraz düşünüce anlarsınız belki ondan da ümidim yok

redyellow
08-08-12, 22:46
laik şeyhülislamlar:

vıdı vıdıya gerek yok, diyanetin telefonu orada arayın konuşun.

uzatmayın.

defne27
08-08-12, 23:05
laiklik kavramını anlamak için seyhülislam olmaya gerek yok normal insan olsan da yeter.

redyellow
08-08-12, 23:24
"laik şeyhülislam" olan sizlersiniz, hem laiksiniz hem şeyhülislamlığa soyunup fetva verip kuranda başörtüsü yok diye ahkam kesiyorsunuz, NORMAL İNSAN olun daha iyi olur.

defne27
08-08-12, 23:44
ben yok diye bir sey söylemedim.kuranda bu yok dedigim tek bir mesaj bul getir.ben dedim ki tanrı istese zaten acıkca söyler hocalara bakıyorsunuz bazısı baska bazsısı baska diyor.seyhulislam olan da kim oluyor o kadar ortada ki benm dediğim dogru diye burda acaba kim bagırıyor ayet böyle şöyle diye yorum yapan kim.

redyellow
08-08-12, 23:47
SİZLERSİNİZ... dedim iyi oku, SEN demedim. İllaki bizzat senin YOK demiş olman gerekmiyor, YOK diyene destek vermek ne demektir???



herhalde o dedikleriniz sizsiniz muhakkak ki kendiniz fetva vermeye siz yeterli göruyorsunuz zira bazı hocalar yok diyor bazı hocaalr var diyor ama yok diyenler daha cogunlukta...sen ona bakarsan git sümerlerin inancında oku bas ortusunu ilk orda gorulmus bir kavram...burda bile herkes bir seyler yazıp da biri baska diyor digeri baska.hocalar bile o şekilde prof.lar baska baska konusuyor.ama artık devreye ozaman mantık girer.tanrın bu kadar yorum farklılıgını bilirdi mutlaka o yuzden sana acıkca yazardı eger olmasını emretseydi.peygamberin karısı acık geziyor gezmıyor meselesi degil o gezmıyor diye herkes mi örtecek.benim soruma hiçkimse neden cevap mantıklı cevap vermıyor baba kardes haram degil ya yanlarında bas acılır diyorsunuz ya babası sapıksa ya kardesi sapıksa?bunlar hayatta var.bir insana korumak onu örtmek degildir.eger senin kimsenin karısında kızında gözun yoksa acarsa da bakmazsın zaten.her konuya var diye atlayıp yazarlar baska bir sey sorunca cevap vermez haddimi bilirm derler.dinle uyumaya devam edin keklik acaba kim biraz düşünüce anlarsınız belki ondan da ümidim yok

bu yazında VAR anlamına gelmiyor herhalde değilmi?

Şeyhülislam kim oluyor demişsin konuyu açan arkadaş kim? KURANDA YOK diye kestirip atan FETVA veren kim? senin kankan.

defne27
08-08-12, 23:51
kanka mı kanka nedir ya.benim soruma kimse cevap vermıyor arkadas boşver kankamı diyormus ya babasına kardesine belli baslı kişilere kadın tesetturunu acabilir diye.peki o yakını sapıksa?ne olacak o zman şimdi dersin ki o onun ahlaksızlıgı.elbette onun ahlaksızlıgı da o zman dısarda da bakan kişinin ahlaksılıgı bir kadına bakmak cunku herkes bakmıyor bakmayanlar da var.

redyellow
08-08-12, 23:53
:) "babası sapıksa"... lafa bakın... e ne yapalım; ya babası sapıksa diye bütün kadınlar açılsın saçılsın o zaman:) Hey Allahım ya:)

bu arada sen hani YOK demiyordun:)

defne27
08-08-12, 23:57
cevap verir msin engin tecrubelerinizden faydalanmak istiyiyorum...evet babası kzına göz diktiyse ya da kardesi göz diktiyse şimdi burda iffetini ortuyle mi koruyacak yoksa bu iffet denen sey böyle bir durumda karsındakine mi baglıdır?cevap cok basit tesekkurler.soruya cevap vermeyerek dahi cevabımı aldım ben mesaj alındı...sulandırmaya giriştigin için duru ortada.

Hasan Akcay
09-08-12, 04:20
Merhaba.

babası kzına göz diktiyse... Ayette "inanan kadinlarin erkek köleleri" (?) deniyor, mâ meleket eymânuhunn. Kadinlar "ziynetler"ini acmasinlar ama, illa, erkek köleleri baska. Onlara acmalari caizmis.

Mevdudi (http://www.sevdalara.net/kuranikerim/24-Nur-suresi/Nur-suresi-mevdudi-tefhimul-kuran-tefsiri.html?sayfa=3):

...bir defasinda Hz. Peygamber (s.a) kölesi Abdullah b. Müsa'de el-Fezarî ile kizi Hz. Fatima'nın evine gider. O zaman Hz. Fatima'nin üzerinde ayaklarini acikta birakan bir entari vardi, basini örtse ayaklari, ayaklarini örtse basi acikta kaliyordu.

Hz. Peygamber (s.a) kizinin utandigini görünce,
"Zarari yok, yalnizca baban ve kölen var"
buyurdular.

(Enes b. Malik'ten Ebu Davud, Ahmed, Beyhaki).

Hz Fâtima'nin nereleri aciliyormus da oralarini erkek kölesinin görmesi caiz imis? Kendi üzerinizde deneyin. Büyük bir aynanin önüne gecin. Üzerinizde yalnizca bir entari var. Basiniz acik. Entarinizle basinizi örtün. Aynaya bakin. Nereleriniz aciliyor?

Fesübhanallah,
Hasan Akcay

defne27
09-08-12, 05:42
Merhaba.

babası kzına göz diktiyse... Ayette "inanan kadinlarin erkek köleleri" (?) deniyor, mâ meleket eymânuhunn. Kadinlar "ziynetler"ini acmasinlar ama, illa, erkek köleleri baska. Onlara acmalari caizmis.

Mevdudi (http://www.sevdalara.net/kuranikerim/24-Nur-suresi/Nur-suresi-mevdudi-tefhimul-kuran-tefsiri.html?sayfa=3):

...bir defasinda Hz. Peygamber (s.a) kölesi Abdullah b. Müsa'de el-Fezarî ile kizi Hz. Fatima'nın evine gider. O zaman Hz. Fatima'nin üzerinde ayaklarini acikta birakan bir entari vardi, basini örtse ayaklari, ayaklarini örtse basi acikta kaliyordu.

Hz. Peygamber (s.a) kizinin utandigini görünce,
"Zarari yok, yalnizca baban ve kölen var"
buyurdular.

(Enes b. Malik'ten Ebu Davud, Ahmed, Beyhaki).

Hz Fâtima'nin nereleri aciliyormus da oralarini erkek kölesinin görmesi caiz imis? Kendi üzerinizde deneyin. Büyük bir aynanin önüne gecin. Üzerinizde yalnizca bir entari var. Basiniz acik. Entarinizle basinizi örtün. Aynaya bakin. Nereleriniz aciliyor?

Fesübhanallah,
Hasan Akcay

hasan tesekkurler cevabın için ama hiçbir sey anlamadım.sorum bu degildi.böyle arapça falan ayzmadan normal bir anlatabilir misin benim sordugumu

Hasan Akcay
09-08-12, 06:01
Tesettürcü tefsirleri yüzünüz kizarmadan okuyabilir misiniz? Örnegin Süleyman Ates'i?

Ahzâb 55 tefsîri: ولا (http://forum.kanka.net/ob_w.php?w=54963) ما (http://forum.kanka.net/ob_w.php?w=54964) ملكت (http://forum.kanka.net/ob_w.php?w=54965) ايمانهن (http://forum.kanka.net/ob_w.php?w=54966), ellerinin altinda bulunanlar ifadesinde de bazilari mahrem olanlarin sadece câriyeler oldugunu, bazilari da hem köle hem de câriyelerin, sâhiplerine mahrem olduklarini söylemislerdir. Dogrusu da bu son görüstür. Cünkü mâlikesi, kölenin mahremidir. Evin icinde bunlardan kacmak güctür.

Nûr 31 tefsîri: Âyette sayilan mahremler, kadinin her yerine bakabilirler.

Fesübhanallah,
Hasan Akcay

Hasan Akcay
09-08-12, 06:24
Mevdudi (http://www.sevdalara.net/kuranikerim/24-Nur-suresi/Nur-suresi-mevdudi-tefhimul-kuran-tefsiri.html?sayfa=3) (dipnot 44):

...bir defasinda Hz. Peygamber (s.a) kölesi Abdullah b. Müsa'de el-Fezarî ile kizi Hz. Fatima'nın evine gider. O zaman Hz. Fatima'nin üzerinde ayaklarini acikta birakan bir entari vardi, basini örtse ayaklari, ayaklarini örtse basi acikta kaliyordu.

Hz. Peygamber (s.a) kizinin utandigini görünce,
"Zarari yok, yalnizca baban ve kölen var"
buyurdular.

(Enes b. Malik'ten Ebu Davud, Ahmed, Beyhaki).

Hz Fâtima'nin nereleri aciliyormus da oralarini erkek kölesinin görmesi caiz imis? Kendi üzerinizde deneyin. Büyük bir aynanin önüne gecin. Üzerinizde yalnizca bir entari var. Basiniz acik. Entarinizle basinizi örtün. Aynaya bakin. Nereleriniz aciliyor?

Sayin defne27,

Tesettürü farz ilan etmek icin
Mevdudi'nin anlattigi bu hikaye
Allah'a, Allah'in elcisine ve onun kizina
igrenc bir iftiradir.

Hz Fâtima'nin "ziynetler"i
onun
üzerindeki entariyle basini örttügünde
acilan yerleri imis te,

erkek kölesi
tipki babasi (Hz Muhammed) gibi onun mahremi imis te

Hz Fâtima'nin
oralarini erkek kölesine acmasi
caizmis...

Allah'in Nûr 31'deki hükmü bu imis. Allah'in elcisi buna caiz (sakincasiz) demismis.

*

Biz müslümanlar tesettür ugruna atilan bu iftirayi yüz yillardir nasil yüzümüz kizarmadan kös dinleriz, nasil "Yok artik!" diye isyan etmeyiz anlamiyorum:

Süleyman Ates:

Ahzâb 55 tefsîri: ولا (http://forum.kanka.net/ob_w.php?w=54963) ما (http://forum.kanka.net/ob_w.php?w=54964) ملكت (http://forum.kanka.net/ob_w.php?w=54965) ايمانهن (http://forum.kanka.net/ob_w.php?w=54966), ellerinin altinda bulunanlar ifadesinde de bazilari mahrem olanlarin sadece câriyeler oldugunu, bazilari da hem köle hem de câriyelerin, sâhiplerine mahrem olduklarini söylemislerdir.

Dogrusu da bu son görüstür. Cünkü mâlikesi, kölenin mahremidir. Evin icinde bunlardan kacmak güctür.

Nûr 31 tefsîri: Âyette sayilan mahremler, kadinin her yerine bakabilirler.

defne27
09-08-12, 07:09
yani sonuc olarak babasının oldugu yerde kzı acık gezer degil mi?ben bunu soruyorum bu kadar uzun anlatmaya luzum yok kısa ve öz lütfen...

TETIKHAN
09-08-12, 07:35
böyle soruların cevabı belli olduğu için defne, arkadaşlar kaçamak cevap vermek için sayfa sayfa laf yetiştirmeye çalışırlar, çünkü onlar bizden de iyi biliyor kuranda örtünme ile ilgili kesin bir ayet olmadığını..

defne27
09-08-12, 07:37
böyle soruların cevabı belli olduğu için defne, arkadaşlar kaçamak cevap vermek için sayfa sayfa laf yetiştirmeye çalışırlar, çünkü onlar bizden de iyi biliyor kuranda örtünme ile ilgili kesin bir ayet olmadığını..
ben kesinlikten bahsetmiyorum neden kimse demek istedigimi anlayamıyor?
eger varsa babasının yanında acılsın deniyorsa babası kötu gözle bakıyorsa örtunmek de hani kendini korumak diyorlar ya ee o zman ortunmenın manası yok diyorum.

TETIKHAN
09-08-12, 07:40
onda haklısın okudum yazını daha önceki, onuda geçtim genel olarak ,kesin örtünün yada örtünmenin kuralları varmı ayetlerde yok, sadece kelimelerin manasında oynama yaparak, bayanlar başını örtmesi lazım diyen arkadaşların kendi kişisel yorumu var sayfalarda..

defne27
09-08-12, 07:54
örtsun derse yanı zmanda babasının yanında acar derse soracagım yıne ama kimse cevap vermıyor:Dcunku cok mantıklı

TETIKHAN
09-08-12, 08:26
peygamberimizin hanımlarında başörtüsü yok yada peygamber zamanında dolaşan başörtülü kadında yok, tabi çöl iklimi kumdan korunmak için giyilen hariç, dünden beri bende onu soruyorum varmı öyle bir ayet yada hadis tık yok çok bilenlerden..

seckince
09-08-12, 10:16
http://img.tebyan.net/big/1390/04/1081553712920040117142252185542245065196250.jpg
İslam'da tesettür esastır.


Nûr 31 tefsîri: Âyette sayilan mahremler, kadinin her yerine bakabilirler.Adama bak yaa.. Ayeti kafasına uygun çeviriyor: "Âyette sayilan mahremler, kadinin her yerine bakabilirler." diyor.. Öyle de bir eda ile yazıyor ki sanırsın ki evde kadın çıplak dolaşıyor; yahut "gel bakayım canım istedi şurana şurana bi bakacağım" diyor kasdedilen kişiler. Kişinin kalbi kararmış ve nifak çamuru ile örtülmüşse böyle olur. Bi de çokbilmiş çokbilmiş yazıyor "Ayette sayılan mahremler kadının her yerine bakabilir" Yuh yani yuh.. Düşmanlığın da bu kadarı. Buradaki bakmak tabiri "istemeden, rastlayarak görmek" anlamında anlaşılmalıdır. Çünkü daha ilerideki bi başka ayette(58.) bu hususa işaret buyrulmuştur.

Ama bu çokbilmiş kişi öyle bi açıklıyor ki okuduğunuzda pes yani diyorsunuz. Sanki evlerde kadınlar hep çıplak dolaşmakta, veya evde hukuksal olarak bulundurulan hizmetçi veya evlatlıklar sadece kadınların peşinde gezmekte ve -çok affedersiniz- bu büyüklerinin orasını burasını görmeye çalışmaktalar; veya o kadınlar "Ha bi gelsene şurama bi bak, şurama da bi bak, incele" diyen edebsiz kişilermişmiş gibi..

Bu işleri yazan kişiler önce edeb çerçevesini bilecek, ev hayatındaki ortamda empati yapacak sonra gelecek burda yorum yazacak.

Ayet gayet açık olmasına rağmen hala çıkıyor "Tesettür diye bir şey yok Kur'an'da, İslam'da" diye ahkam uyduruyor. Açıkça "Örtülerini göğüslerinin üzerine doğru yakalarının üzerine salsınlar" denmesine rağmen; çıkıyor yok öyle de yok böyle diye "kendi inançsızlığına" Kur'an'ı şahit tutmaya çalışıyor. Niyet yani kötü ise sakat işler. Ayette açıkça humurihinne diyor; y a d r i b n e diyor; alâ cuyubihinne diyor ama Çokbilmiş'e bakarsanız "yok öyle bir şey" diye ısrarcı. Amacı belli "Acaba bir masum kişinin kafasını karıştırabilir miyim?"

"Humurihinne" diyor işte!! "Yok efendim başörtüsü yok orda" diye de iddia ediyor. Ya Hu!! "Başörtüsü" sözcüğü Türkçedir, tabii ki de yoktur orda. Ne anlamaz kişilersiniz!!!

Selamlar.
seckince:okay:

defne27
09-08-12, 10:34
kadın cıplak dolaşmıyor da zaten bu kadar ailesinin içinden tacize ugramıs kızlar kadınlar cogunlukta.duyuyoruz her zaman bunları.yani bir yakını kadına göz koyarsa,hani örtünmek sarıp sarmalanmak namusu korumak dısardan biri bakmasın diye ya evde çıplak dolaşmıyor ama sacını acabiliyor mesela yakını varken bir sey olmaz diyor ya tanrı size göre,peki o zman namusunu koruyamamıs mı olacak yakını taciz ederse ya da ona bakarsa.bu kadından mı kaynaklanacak?bence babasının ahlaksızlıgı olur öyle degil mi?evet...peki o zaman dısardaki adam da bir kadına bakarsa o da kadının basının acık olmasının sucu mu?yoksa adamın ahlaksızlıgı mı?aynı sey degil mi adamın ahlaksızlıgı...o zman ortunmek illa ki olacak diye bir durum yok işte.

redyellow
09-08-12, 10:41
defne sorun o kadar komik o kadar acizce ki o kadar çocukca ki cevap vermeye bile gerek yok. gittikce komikleşiyorsun yazık hakkaten yazık, başörtüsü düşmanlığı yüzünden kendinizi perişan ediyorsunuz.

Yahu adam sapıksa başörtüsüyle alakası ne?

Senin bu abuk soruna cevap vermem (cevaba değmez) ama şunu söylerim:

O SAPIĞI VE TÜM SAPIKLARI, TECAVÜZCÜLERİ, IRZ DÜŞMANLARINI BİR VİNCİN UCUNA TAKACAKSIN TAKSİM MEYDANINDA SALLANDIRIP İDAM EDECEKSİN!

redyellow
09-08-12, 10:44
peygamberimizin hanımlarında başörtüsü yok yada peygamber zamanında dolaşan başörtülü kadında yok, tabi çöl iklimi kumdan korunmak için giyilen hariç, dünden beri bende onu soruyorum varmı öyle bir ayet yada hadis tık yok çok bilenlerden..

Peygamberin hanımlarının başörtüsü yoktu, başları açıktı iftiranı neye göre yazıyorsun???

Hangi kitaba, hangi tarihi bilgiye, belgeye göre yazdın bunu?

Hemen kanıt eklemelisin tetikhan.

Eklemezsen PEYGAMBERİN HANIMLARINA İFTİRA ATAN BİR MÜFTERİ olacaksın.

TETIKHAN
09-08-12, 10:53
Hala anlamadan bana cevap veriyorsun böyle bir kaynak ben bulamadım diyorum, buyur meydan senin varsa sen koy yalanla beni..iftira atmak neden redyellow allah aşkına mantıklı yorum yap, ben nedimişimde ifftira olmuş..baştan alıyorum..

Bayanlara türban takan zihniyete soruyorum ,araştırdım kurcaladım ben bulamadım, peygamberimizin hanınları yada o zamanda yaşayan münin kadınlar başörtüsü,türban yada karaçarşaf giyiyorlarmıdı bu kadar basit..

defne27
09-08-12, 10:54
alakası ne mi gunlerdir kadın namusunu iffetini haramdan sakınsın diye basını örtsun diyen kim benim ebem mi acaba?bir kere insanca sorunca lutfen aynı sekilde cevap veriniz cevap veremıyorsan da hiç verme zaten boşa komık falan diyerek konusma insanlarla ne kadar ayıp yasınıza basınıza bakın bir kere ayıp ya.seviye lutfen biraz.ya duzgun cevap yazarsın ya da hiç yazmazsın olur biter.

redyellow
09-08-12, 11:28
Hala anlamadan bana cevap veriyorsun böyle bir kaynak ben bulamadım diyorum, buyur meydan senin varsa sen koy yalanla beni..iftira atmak neden redyellow allah aşkına mantıklı yorum yap, ben nedimişimde ifftira olmuş..baştan alıyorum..

Bayanlara türban takan zihniyete soruyorum ,araştırdım kurcaladım ben bulamadım, peygamberimizin hanınları yada o zamanda yaşayan münin kadınlar başörtüsü,türban yada karaçarşaf giyiyorlarmıdı bu kadar basit..

Hop hop yok öyel üç kuruşa köfte, PEYGAMBERİN HANIMLARINDA BAŞÖRTÜ YOKTU diye yazan SENSİN!

İddia sahipi de sen oluyorsun.

Ve yeryüzünün her yerinde geçerli bir kural vardır: İDDİA SAHİBİ İDDİASINI İSPATLAMAKLA MÜKELLEFTİR!

Alında kaçan mı???

İddia ediyorsan ispatlayacaksın!

hangi kaynakta, hangi kitapda PEYGAMBERİN EŞLERİNİN BAŞÖRTÜSÜ YOKTU diye yazıyor ya yaz ya da peygamberden özür dile!

Eğer zerre utanmak, zerre vicdanın varsa tabi!




alakası ne mi gunlerdir kadın namusunu iffetini haramdan sakınsın diye basını örtsun diyen kim benim ebem mi acaba?bir kere insanca sorunca lutfen aynı sekilde cevap veriniz cevap veremıyorsan da hiç verme zaten boşa komık falan diyerek konusma insanlarla ne kadar ayıp yasınıza basınıza bakın bir kere ayıp ya.seviye lutfen biraz.ya duzgun cevap yazarsın ya da hiç yazmazsın olur biter.

saçmalıklarla uğraşamam. "saçmalıklara ancak saçma cevap verilir" o da bana yakışmaz!

TETIKHAN
09-08-12, 11:37
Hop hop yok öyel üç kuruşa köfte, PEYGAMBERİN HANIMLARINDA BAŞÖRTÜ YOKTU diye yazan SENSİN!

İddia sahipi de sen oluyorsun.

Ve yeryüzünün her yerinde geçerli bir kural vardır: İDDİA SAHİBİ İDDİASINI İSPATLAMAKLA MÜKELLEFTİR!

Alında kaçan mı???

İddia ediyorsan ispatlayacaksın!

hangi kaynakta, hangi kitapda PEYGAMBERİN EŞLERİNİN BAŞÖRTÜSÜ YOKTU diye yazıyor ya yaz ya da peygamberden özür dile!

Eğer zerre utanmak, zerre vicdanın varsa tabi!

tamam ben yoktur diyorum sende ispatla diyorsun, hiçbir kaynakta yok göremedim diyorum sende arkadan gene ithamlara başlıyorsun..

madem utanmadan bana iftira atıyorsun redyellow, ispatlamakla yükümlüsün, ispatlıyamıyorsanda böyle seyi ben haklıyım..

redyellow
09-08-12, 11:47
ben sana ne iftirası attım yahu? gene başladın eski taktiklerine, sıkışınca olmayan şeyi yazmak senin taktiğindir ama yemezler.

PEYGAMBERİN HANIMLARINDA BAŞÖRTÜ YOKTU diyen kim?

TETİKHAN!


Orjinal Mesaj Sahibi TETIKHAN
peygamberimizin hanımlarında başörtüsü yok

Bunu dedem mi yazdı?

SEN YAZDIN, ben de İSPATLA diyorum!

YOK dediğine göre bir kanıtın olmalı, bir yerde okumuş olman lazım!

Evet yazdığını ispatla!

TETIKHAN
09-08-12, 11:52
yahu yazdığımı başka yere çekme cevanın varsa ver yoksa gölge etme redyellow,
peygamberimizin hanımlarında başörtüsü yok

evet hiçbir kaynakta yok göremedim diyorum, sen bana iftira atma diyorsun , ozaman ispatlıcan , kaynağı benim gözüme sokacan vardır boş konuşma dicen..



SEN YAZDIN, ben de İSPATLA diyorum!

YOK dediğine göre bir kanıtın olmalı, bir yerde okumuş olman lazım!

Evet yazdığını ispatla!


hiçbir yazılı kaynakta yok, ispatım bu , senin varsa nerde peki... ya mantıklı cevap ver yada bu konuda başka yorum yapma redyellow ,başka konuya geç derim:D

redyellow
09-08-12, 11:56
Laf oyunu yapma tetikhan.

işte o yazılı kaynağı rica ediyorum: HANGİ YAZILI KAYNAKTA PEYGAMBERİN HANIMLARINDA BAŞÖRTÜSÜ YOK diye bir laf geçiyor.

geçmiyorsa SEN PEYGAMBERİN HANIMLARINDA BAŞÖRTÜSÜ YOK diye yazamazsın, yazmamalısın.

Sana diyanetin kararını aktardım, müslüman kadınlar başlarını örtmeliler diyor okumuyorsun, yok diyanet fetva veremez yok felan diyorsun, iyi de orda kaynaklar var, eserler var, kitaplar var vs.vs.

Bunları görme bi de tut PEYGAMBERİN HANIMLARINDA BAŞÖRTÜSÜ YOK de!

Yok tetikhan bu kafa kafa değil.

VEBALDESİN!

DİNİ AÇIDAN VEBALDESİN.

Sana bir kardeş olarak uyardım DİNİ KONULARDA fetva verme dedim vebale girersin dedim ama durmuyorsun, bırak durmayı bi de peygamberin hanımlarını sözkonusu ediyorsun.

yarın ahirette peygamberin hanımları BİLMEDEN ETMEDEN NASIL YAZDIN BİZİM HAKKIMIZDA O YAZIYI derse ne cevap vereceksin???

VEBAL VAR TETİKHAN VEBAL!

Bu yazım sondur.

İster dinle ister dinleme!

defne27
09-08-12, 12:00
sacma degil cevap veremezsin cunku.mantık işler oyuzden dinde mantık yoktur

redyellow
09-08-12, 12:03
tetikhan:

VEBAL VAR dikkat et sözlerim sanadır, başkası değil, seninle olan diyaloguma istinaden yazdım. Bilgin olsun başkaları parazit yapmasın.

TETIKHAN
09-08-12, 12:03
kuranda mezhep geçmiyor mezheplere inanıyorsun , kuranda namaz rekatları yok ama ,belli bir rekata göre kılıyorsun, kuranda kandil yada mevlut yok , ama katılıyorsun yada iştirak ediyorsun dimi redyellow..

peki bunlara neden delil istemiyorsunda, başörtüsüne istiyorsun .. onuda geçtim ben yok diyorum ortaya bir görüş koyuyorum sen benim tezimi yıkacaksan ispatlamakla yükümlüsün yoksa boş konuşmuş oluyorsun yada sadece iş olsun diye konuşuyorsun gözümde...

vebali boynuma madem allah bizi akıllı bir varlık olarak yaratmış soracam ve öğrenecem ben allah yada peygamber yoktur desem haşa haklısın öyle bir şey asla demedim yada demeciğime göre bana göre sorun yok ,dinden çıkmak değil olay mühim olan doğruyu bulmak..

redyellow
09-08-12, 12:09
başörtüsüne ben delil istemedim ki:)

SEN PEYGAMBERİN EŞLERİNDE BAŞÖRTÜSÜ YOK dedin ben de sana bunu neye göre yazıyorsun, bu nerede yazılı, hangi kitapda yazılı diyorum.

neyse uzatmaycağım dedim ya son demiştim:)

VEBAL VAR TETİKHAN!

TETIKHAN
09-08-12, 12:41
vebali boynuna redyellow :D

redyellow
09-08-12, 15:04
VEBALİ peygamberin hanımlarıyla ilgili yazarken de düşünürsen o zaman en doğrusun yaparsın.

TETIKHAN
09-08-12, 15:08
tüm kaynaklara bak kuranı kerim dahil böyle bir şey yok, ozaman itham edende yok, peygamberimizin hanımları dahil , bayanlara örtünme emride yok, kuranda allahu teala yasaklarda direk emrediyor yada söylüyor, bir kaç sayfada örneğini verdim redyellow, içki ile ilgili, yalanla ilgili yada kibirle ilgili..

ama örtünmede asla böyle bir şey sözkonusu değil, sadece laf canbazlığı yada kelime oyunu ile bayanların örtünmesini sağlanıyor yada sağlanmış bazı çevreler tarafından, sen şimdi bunada karşı çıkacan , bende diyorumki ozaman sana kuru lafla karşı çıkma ispat yada delil getir önce...

redyellow
09-08-12, 15:26
tüm kaynaklara bak kuranı kerim dahil böyle bir şey yok, ozaman itham edende yok, peygamberimizin hanımları dahil , bayanlara örtünme emride yok, kuranda allahu teala yasaklarda direk emrediyor yada söylüyor, bir kaç sayfada örneğini verdim redyellow, içki ile ilgili, yalanla ilgili yada kibirle ilgili..

ama örtünmede asla böyle bir şey sözkonusu değil, sadece laf canbazlığı yada kelime oyunu ile bayanların örtünmesini sağlanıyor yada sağlanmış bazı çevreler tarafından, sen şimdi bunada karşı çıkacan , bende diyorumki ozaman sana kuru lafla karşı çıkma ispat yada delil getir önce...

Yine kuru inat yapacaksın biliyorum ama foruma giren okuyan diğer insanların yanlışa kapılmaması için bakın tetikhan yok demiş kimse cevap verememiş dememeleri için alıntı yapıyorum:


T.C. BAŞBAKANLIK DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI

Din İşleri Yüksek Kurulu Başkanlığı

Sayı: B.02.1.DİB.0.10/212

KONU: Tesettür

KARAR NO: 6

KARAR TARİHİ: 3.2.1993

DİN İŞLERİ YÜKSEK KURULU KARARI


İslâm dininde kadının kıyafeti ile ilgili olarak zaman zaman sorulan sorular dolayısıyla konu, kurulumuzca ele alınıp incelendi: Nûr Suresi’nin 30. ayetinde, mü’min erkeklerin harama bakmamaları, namus ve iffetlerini korumaları emredildikten sonra 31. ayetinde kadınlarla ilgili olarak meâlen, “Mü’min kadınlara da söyle: Gözlerini (bakmaları haram olan şeylerden) çevirsinler, edep yerlerini korusunlar, -kendiliğinden görünen müstesna- zinetlerini açmasınlar, başörtülerini yakalarının üzerine salsınlar!” buyurulmakta ve ayetin devamında kadınların kendiliğinden görünmeyen zinet yerlerini, kimlerin yanında açabilecekleri belirtilmektedir.

1- HARAMA BAKMAK VE İFFETİ KORUMAK Görüldüğü gibi bu iki ayette hem erkeklerin hem de kadınların harama bakmamaları, edep yerlerini iyice örtülü tutup, iffet ve namuslarını zina, fuhuş ve onlara sebep olabilecek durumlardan korumaları emredilmektedir. Hz. Peygamber (s.a.v) de “...Gözlerin zinası şehvetle bakmaktır...” buyurarak harama bakmayı, göz zinası olarak nitelemiştir.(1) Ancak, gözün harama tesadüfen ilişmesinin kasıtlı bakmak hükmünde olmadığı da hadis-i şeriflerde belirtilmiştir.(2) İslâm alimleri, yukarıda mealleri yazılı ayetlere ve konuyla ilgili hadislere dayanarak, erkeklerin ve kadınların, nikahlı eşleri dışında herhangi bir kimseye şehvetle bakmalarının haram olduğu üzerinde müttefiktirler. Tedavi, şahitlik ve evlenme maksadı gibi, zaruret veya ihtiyaç halindeki bakmalara, fıkıhta belirtilen şartlar ve ölçüler dahilinde müsaade edilmiştir. Fitne tehlikesi ve şehvet korkusu olmamak kaydı ile, gerek erkeklerin ve gerekse kadınların, kendi yakınlarından ve yabancılardan kimselere ve nerelerine bakıp bakmayacaklarına dair hükümler, delilleri ile birlikte fıkıh kitaplarında mevcuttur.(3)

2- ÖRTÜNME Nûr Suresi’nin 31. ayetinde zikredilen bu emirlerden sonra kadınların örtünmesi ile ilgili olarak da, -kendiliğinden görünenler müstesna- zinetlerini, zinet yerlerini açmamaları ve başörtülerini yakalarının üzerine salmaları emredilmiştir. Cahiliye devrinde başını örten kadınlar, başörtülerini enselerine bağlar veya arkalarına salıverirlerdi. Allah Teâlâ, bu ayetle, İslâm’dan önceki bu adeti kesinlikle yasaklayarak mü’min kadınların -kendiliğinden görünen hariç- zinetlerini, zinet yerlerini açmamalarını ve başörtülerini; saçlarını, başlarını, kulaklarını, boyun, gerdan ve göğüslerini iyice örtecek şekilde yakalarının üzerine salmalarını emretmiştir. Hz. Âişe (r.a), “Allah ilk muhacir kadınlara rahmet eyleye! Yüce Allah “Mü’min kadınlar başörtülerini yakalarının üzerine salsınlar!” ayetini indirince, onlar eteklerinden bir parça keserek, onunla başlarını örttüler” der”.(4) Yine Hz. Aişe (r.a) bir gün ensar kadınlarından sitayişle bahsederken, buna benzer bir ifade ile, başörtüsü emrine nasıl uyduklarını anlatır.(5)

3- ÖRTÜLMESİ GEREKLİ OLMAYAN KISIMLAR Örtülmesi emredilen, zinetten istisna edilen ve mücmel olarak geçen “kendiliğinden görünen” ifadesi; ashabdan Hz. Ali, İbn Abbas, İbn Ömer, Enes, tabiîlerden Said b. Cübeyr, Atâ, Mücâhid, Dahhâk, Mücahid; imamlardan Ebû Hanîfe, Mâlik ve Evzaî (r.a)’nin de dahil olduğu İslâm alimlerinin çoğunluğu tarafından; “Yüz ve bileklere kadar eller” olarak tefsir edilmiştir.(6)

4- ÖRTÜLMESİ GEREKLİ OLAN KISIMLAR Ayetteki “kendiliğinden görünen” mücmel ifadeyi -az da olsa- farklı tefsir eden alimler, kadınların, istisna dışında kalan zinetlerini ve zinet yerleri olan saç, baş, boyun, kulak, gerdan, göğüs, kol ve bacakların örtülmesi olarak anlamışlar ve bunlardan herhangi birini açmalarının caiz olmadığı hükmünde ittifak etmişlerdir.(7) Kadınların, bu zinet yerlerini kimlerin yanlarında açabilecekleri ise, ayetin devamında bildirilmektedir. Bu âyet–i kerime nazil olunca, yukarıda rivayet edilen hadislerle de sabit olduğu üzere, ensar ve muhacir kadınların, eteklerinden bir parça keserek, onunla başlarını örtmeye acele etmeleri, Hz. Âişe (r.a)’nin ablası Esmâ (r.a)’nın, ince bir elbise ile Hz. Peygamber (a.s)’ın huzuruna çıktığı zaman, Hz. Peygamber’in “ergenlik çağına gelen bir kadının elleri ve yüzü dışında kalan yerlerini göstermesinin caiz olmadığını” bildirmesi, yine Hz. Peygamber’in, bileklerinin dört parmak yukarısını işaret ederek, “Allah’a ve ahiret gününe iman eden bir kadına, ergenlik çağına gelince yüzü ve şuraya kadar elleri hariç, herhangi bir yerini açması caiz değildir.” buyurması; söz konusu ayetteki emirlerin vücub için olduğuna, kadınların yukarıda sayılan zinet yerlerini örtmekle yükümlü olduklarına delalet etmektedir.

5- ÖRTÜNMENİN GAYESİ Dinimizin emrettiği örtünmeden maksat, kadının zinetini ve zinet yerlerini eşi veya mahremi olmayan erkeklere göstermemesi ve yabancı erkekler tarafından görülmesine meydan vermemesidir. Bu itibarla örtünün; saçın, ten renginin veya zinetlerin görülmesine engel olacak kalınlıkta, vücut hatlarını göstermeyecek nitelikte olması gerekir.(8) Bu konuda, yukarıda meali zikredilen hadis-i şerifler dışında, daha pek çok hadis-i şerif bulunmaktadır.(9) Ahzâb Suresi’nin 60. ayetinde de “Ey Peygamber! Eşlerine, kızlarına ve mü’minlerin kadınlarına söyle: (Evden çıkarlarken) üstlerine vücutlarını iyice örten dış elbiselerini giysinler! Bu, onların iffetli bilinmelerini ve bundan dolayı incitilmemelerini daha iyi sağlar.” buyurulmaktadır. Bu ayette Müslüman hanımların evlerinden çıkarken, üstlerine vücut hatlarını belli etmeyecek bir dış elbise almaları, ev kıyafeti ile sokağa çıkmamaları emredilmektedir. Nûr Suresi’nin 60. ayetinde ise, yaşlanmış kadınların, 31. ayette örtülmesi emredilen zinet ve zinet yerlerini örtmek kaydı ile (manto, pardesü, çarşaf gibi) dış elbiselerini üstlerine almadan dışarı çıkabilecekleri belirtilerek şöyle buyurulmaktadır: “Bir nikâh ümidi beslemeyen, çocuktan kesilmiş yaşlı kadınların, zinetlerini (yabancı erkeklere) göstermeksizin, dış elbiselerini çıkarmalarında, kendilerine bir vebal yoktur. Yine de dış elbiseli olmaları, kendileri için hayırlıdır.”

NETİCE:

1. Gerek erkeklerin ve gerekse kadınların gözlerini haramdan korumaları,

2. Kadınların, vücudun el, yüz ve ayakları dışında kalan kısımlarını, aralarında dînen evlilik caiz olan erkekler yanında, vücut hatlarını ve rengini göstermeyecek nitelikte bir elbise (örtü) ile örtmeleri,

3. Başörtülerini, saçlarını, başlarını, boyun ve gerdanlarını iyice örtecek şekilde yakalarının üzerine salmaları, dinimizin; Kitab, sünnet ve İslâm alimlerinin ittifakı ile sabit olan kesin emridir. Müslümanların bu emirlere uymaları dini bir vecîbedir.

TESETTÜRLE İLGİLİ HADİSLER

1- “Şüphe yok ki Allah, Ademoğluna zinadan payını yazdı (yani onun kendi iradesini kullanarak işleyeceği zina türünü levh-i mahfuz’da belirtti, diğer bir yoruma göre şehvet sevgisini onun fıtratına yerleştirdi). Artık Ademoğlu yazılan payına kesinlikle ulaşır. Gözlerin zinası (şehvetle) bakmak, dilin zinası (haramı) konuşmaktır. Nefis de (zinayı) temenni edip şehvetlenir ve nihayet ilgili organ bunların ortak isteklerini yerine getirmek suretiyle onları tasdik eder ve arzularını gerçekleştirmekten imtina etmekle onları tekzib eder.”(10) buyurur.

2- Ashabdan Cerir bin Abdullah el-Becelî (r.a)’den: Şöyle demiştir: “Ben Rasûlüllah (s.a.v)’e (harama) ani bakışın hükmünü sordum. O, bana, gözümü başka yöne çevirmemi emretti”.(11)

3- “Ey Ali! Harama (tesadüfen) bakışın ardından (kasıtlı) olarak tekrar bakma; çünkü, şüphesiz (tesadüfen olan) birincisi sana (muaf)tır ve (kasıtlı olan) sonuncusu sana muaf değildir”.(12)

4- Hz. Âişe (r.a) “Allah ilk muhacir kadınlara rahmet eyleye! Allah “Mü’min kadınlar başörtülerini yakalarının üzerine salsınlar!” ayetini indirince onlar eteklerinden (bir rivayette en kalın olanı) kesip onunla başlarını örttüler.” der.(13)

5- Hz. Âişe (r.a) bir gün ensar kadınlarından sitayişle bahsederken buna benzer bir ifade ile başörtüsü emrine nasıl uyduklarını anlatır.(14)

6- Hz. Âişe (r.a) şöyle demiştir: “Ebû Bekr (r.a)’ın kızı Esmâ (ki Âişe validemizin ablasıdır) ince bir elbise ile örtülü olarak Rasûlüllah (s.a.v’in) huzuruna girdi. Rasûlüllah (s.a.v) ondan yüzünü çevirdi ve kendi mübarek yüzünü ve ellerini işaret ederek; “Ey Esmâ! Kadın erginlik çağına ulaşınca vücudunun şurası ve burası dışında kalan yerlerinin görülmesi (gösterilmesi) caiz değildir.” buyurdu.(15)

7- Yine Hz. Âişe (r.a)’den: Şöyle demiştir: “Rasûlüllah (s.a.v) bileklerinin dört parmak yukarısını işaret ederek “Allah’a ve ahiret gününe inanan bir kadın ergenlik çağına varınca yüzü ve şuraya kadar elleri dışında herhangi bir yerini açması helâl değildir!” buyurdu.(16)

8- Ebû Hureyre (r.a)’den: Şöyle demiştir: “Rasûlüllah (s.a.v) “Ateş ehlinden olup, görmediğim iki sınıf insan var: (Birisi) yanlarında bulunan sığır kuyruklarına benzer kamçılarla insanları döğen (işkence yapan) bir kavimdir. (Diğeri) giyinik, çıplak birtakım kadınlardır...”(17) buyurdu.



DİPNOTLAR

1- Buhâri, (Çağrı Yay. İst. 1981), Kader, 9 (VII, 214); Müslim (Çağrı Yay. İst. 1981) Nikâh, 44 (II, 612, Hadis No: 2152, 2153); Beyhaki, VII, 89.

2- Müslim, Âdâb, 10 (II, 1699, hadis no: 2159); Tirmizi, Edeb, 28 (V, 101, Hadis No: 2777) Ebû Dâvûd, Nikâh, 44, (II, 609, 610, Hadis No: 2148, 2149); Müsned, IV, 358, 361; Dârimî (Çağrı Yay, İst. 1981) İstizân, 15 (s. 674); Rikâk, 3 (s. 694); Beyhâki (1. Baskı, Hind, 1353) VII, 90.

3- Serahsî, Mebsût, (Beyrut, 1986) X, 145-165; Nevev;ı Minhâc (Celaleddin Mahalli’ye ait şerh ile birlikte, II. Baskı, Mısır, 1934) II, 206/215; Kashanî, Beda’i’us-Sanayi’ (Mısır 1328/1910) V, 118-125; İbn Abidin, Reddu’l-Muhtâr, (Matba’a-i Amire, İst.) V, 320-329.

4- Buhârî, Tefsir, Tefsir-u Sûreti’n-Nûr, 13 (v, 13) Ebû Dâvud, Libâs 33 (IV, 357); Beyhakî, VII, 88.

5- Ebû Dâvûd, Libas, 32 (IV, 356).

6- Taberî, Câmi’u’l-Beyân, (Beyrut, 1405/1984); X, 117-121.

7-Taberi, a.g.e., Aynı yer; Fahreddin Râzi, Mefatihu’l-Gayb, (Matba’atü’l-Behiyye, Mısır) XXIII, 201, 210; Kurtubi el-Cami’ Li Ahkami’l-Kur’an, (Mısır, 1361/1942) XII, 222-238 Cassâs, Ahkûmu’l-Kur’an (Lübnan, Daru’l-Kitabi’l-Arabi) III, 315-3119; İbnu’l-Arabi, Ahkamu’l-Kur’an (Lübnan, Dâru’l-Ma’rife) III, 1365-1376; Serahsî, a.g.e., X, 145-165; Celâluddin Mahallî, Şerhu’l-minhâc, III, 206-215; Kâshâni, a.g.e, C., 118-125; İbn Abidîn, a.g.e., V, 320-329, İbn Hazma, Merâtibu’l-İcma, s. 29.

8- Serahsî, a.g.e., X, 155; İbn Abidin, a.g.e., V, 320-329.

9- Müslim, Libâs, 34 (II, 1680, Hadis No: 2128), Cennet, 13 (II, 2192, Hadis No: 2128); Müsned, II, 356.

10- Buhâri Kitabü’l-Kader, 8. Bab, Müslim aynı kitab, 5. bab, Ebû Dâvûd, Nikâh, 4. babta, Ebû Hüreyre (r.a)’den.

11- Müslim Kitabü’l-âdâb, 10 bab, Tirmizi, İsti’z’ân 61. bab, Ebû Dâvûd, Nikah Kitabı 44. bab, Ahmed 4/358, Beyhâki 7/90..., Dârimî 2/278, İsti’zân 15.

12- Tirmizi İsti’zân 61. bab, Ebû Dâvûd, Nikâh 44. bab, Ahmed 5/531-532; Dârimî, rikak 3, Beyhâki, 7/90

13- Buhari Nûr Suresinin tefsiri 13. bab, Ebû Dâvûd, Libas Kitabı 32. bab, Beyhâki 88.

14- Ebû Dâvûd, Libas Kitabı, 31. bab.

15- Ebû Dâvûd Libas kitabı, 33. bab.

16- Buhari, Kitabü’l-Kader, 8. bab, Müslim, aynı kitab 5. bab, Ebû Davud, Nikâh, 4. babta, Ebû Hüreyre, (r.a)’den.

17- Müslim, Kitabü’l-Adab, 10. bab, Tirmizi İsti’zân, 61. bab, Ebû Dâvûd, Nikah kitabı 44. bab, Ahmed 4/358, Beyhakî, 7/90..., Dârimî 2/278, İsti’zân 15.bab



İMZA İMZA İMZA

İsmail Öner Doç. Dr. İbrahim Çalışkan Mustafa Ateş

D.İşl.Kr.Bşk. D.İşl.Kr.Bşk .V. ÜYE





(RAPORLU) İMZA İMZA

Dr. Fahri Demir Prof.Dr.Şerafettin Gölcük Haydar Hatipoğlu

ÜYE ÜYE ÜYE



İMZA İMZA İMZA

Prof.Dr.Mehmet Hatipoğlu Yaşar İşcan Doç.Dr.Esat Kılıçer

ÜYE ÜYE ÜYE



İMZA İMZA İMZA

Şükrü Özbuğday Hasan Şakir Sancaktar Lütfi Şentürk

ÜYE ÜYE ÜYE



İMZA İMZA

Seyfettin Yazıcı İrfan Yücel

ÜYE ÜYE


*


Bunlar boru değil KAYNAK.Eminim ki bu kitapların çoğunluğunun isimlerini ilk kez duyuyorsundur!

Bu adamlar hayatlarını ilimle, islami ilimle geçirmişler, okumuşlar, senin gibi ezbere sallamıyorlar.

Git en az bu adamlar kadar oku, araştır sonra gel burda fetva ver!

TETIKHAN
09-08-12, 15:44
birde ben örnekler vereyim ...


1- peygamberimiz zamanında kadınlar...



Peygamber Efendimiz zamanında kadınlar da tıpkı erkekler gibi mescide gelip gidiyorlar, vakit namazlarıyla beraber Cuma ve bayram namazlarını da kılıyorlardı. Hatta özel günlerinde kadınların bayram namazına gelmeleri ve cemaatin gerisinde durarak tekbirlere iştirak etmeleri tavsiye ediliyordu. (Buhari, Îdeyn, 15)Şu hadis-i şeriflerden kadınların mescide gelmelerinde o gün herhangi bir sakınca görülmediğini anlıyoruz. “Kadınların mescitlere gitmesine engel olmayın. Fakat evleri onlar için daha hayırlıdır.” (Müslim, Salât, 134–137), “Kadınlarınız gece mescide çıkmak için izin istediklerinde onlara izin verin” (Müslim, Salât, 139), “Kadınlar cemaate katılmak istediklerinde, koku sürünmesinler.” (Müslim, Salât, 141) Görülüyor ki, mescidler kadınlar için her zaman için açıktı. Ancak, bazı şartlar da yok değildi. Kadınlar koku sürünmeden gelecekler ve böylece namazda yaşanması gereken konsantrasyonu bozmayacaklardı. Bu ve benzeri tedbirlerde, namazın huzurunu gözetme ile beraber erkekler için fitne unsuru olmama da göz önünde bulunduruluyordu. Nitekim, Peygamber Efendimiz’in vefatlarından sonra kadınların mescide gelmeleri bazı endişeler uyandırmış ve zaman zaman çeşitli uygulamalara gidilmiştir. Bu uygulamalardan biri Hazreti Ömer’e aittir. Hazreti Ömer (r.a), Ramazan ayında erkeklerden ayrı namaz kılmaları için mescidin içinde kadınlara bir yer ayırmış ve onlara Süleyman bin Ebû Hasme’yi imam tayin etmiştir. Bu tür uygulamaların sebebini Hazreti Aişe validemiz (r.anha)’in şu sözünde bulmaktayız: “Eğer Allah Resûlü, kendisinden sonra kadınların neler yaptıklarını görseydi, İsrailoğullarının kadınlarında olduğu gibi, onların mescide gelmelerini men ederdi.” (Ebû Davud, Salât 53) Burada kadınların süslenerek mescide geldikleri, giyimleriyle dikkat çektikleri ve bu halleriyle namazın ve mescidin manevi havasını olumsuz yönde etkiledikleri anlaşılmaktadır. Bu uygulama daha sonra Hazreti Osman zamanında kaldırılmış ve kadınlar erkeklerle beraber aynı imama uyarak namaz kılmışlardır.


Peygamber Efendimiz (s.a.s.), sadece Cuma günleri değil diğer günler de namazlardan sonra mescidde, inen ayetleri tebliğ ve tefsir ediyor, o ayetle ilgili olan ya da olmayan sorulara cevaplar veriyordu. İşte bu sohbetlere kadınlar da katılıyor, hatta sorular da soruyorlardı. (Buhari, İlim, 41)

Kadınların sohbetleri ve hutbeleri dinlemeleri daha sonra Hulefa-i Raşidin döneminde de devam etmiştir. Hazreti Ömer hutbe verirken bir kadının kalkıp mehirin azaltılmasıyla alakalı fikrine karşı çıkması ve bunu ayetten delil getirerek rahatlıkla ifade etmesi, bu meselede bir örnektir. Bu anlatılanlardan da anlaşılıyor ki, kadınlar asr-ı saadette -bazen çeşitli tedbirlerle beraber- mescitlerin manevî ve ilmî feyizlerinden istifade etmişler ve hep ilme açık olmuşlardır.


“Allah, beni bir muallim olarak gönderdi.” (İbn-i Mace, Mukaddime, 229) diyen ve ümmetinin içinde erkeklerle beraber kadınların eğitimiyle de ilgilenen Allah Resûlü (s.a.s.), kendisine özel sohbet talebiyle gelen kadınlara hususi bir gün ayırmış ve onlara vaazlar vermiştir.

Medine’nin kadınları gelerek şöyle demişlerdi: “Ey Allah’ın Resûlü, erkekler Sizi dinleyip Sizden istifade etme konusunda bizi geçtiler. Bize de müstakil bir gün ayırsanız!” Allah Resûlü, bunun üzerine onlara bir gün verdi. O belirli günde onlara nasihat eder ve bazı emirlerde bulunurdu. (Buhari, İlim 36)

Mescidde sohbet dinleme hakkına sahip olan bu kadınlar, erkeklerin fazla kalabalık olmaları sebebiyle izdihama maruz kalıyorlar ve bazen Efendimiz’i tam işitemiyorlardı. Ayrıca, hepsi her zaman mescide gelemiyordu. Onların bu ısrarlı isteklerine binaen, Peygamber Efendimiz (s.a.s.) ilgisiz kalamazdı ve kalmadı da. Hemen bir gün belirledi ve kadınlara has vaazlar verdi. Hatta bazı rivayetlerde Allah Resûlü’nün “Falanca hanımın evinde toplanın” diyerek kadınlara mahsus vaazını belirli bir evde yaptığı rivayet edilir. (Fethu’l Bârî, 1/236) Aynı hadis-i şerifte, Peygamberimizin kadınlara yapmış olduğu vaaz konularından biri de, konumuzla alakalı olarak, geleceğin büyük kadınları olan küçük kızların eğitimiyle alakalıdır. Allah Resûlü, onlara şöyle buyurur: Bir kadının üç kızı olur da onları güzelce terbiye ederse, bu üç kız onun için cehenneme karşı perde olur. Bir kadın sorar “iki kızı olursa!?” Peygamberimiz “iki kızı olan da aynıdır” buyurur. Burada kadınların da kızlarına tebliğde bulunmaları ve onları güzelce terbiye etmeleri gerektiğini öğreniyoruz.

redyellow
09-08-12, 16:00
eeee konuyla alakası ne bunun??? gene aynı tetikhan:)

TETIKHAN
09-08-12, 16:09
peygamber efendimiz zamanında kadın hakları vede aynı yerde yapılan ibadetler, sen şimdi gene anlamazsın ben açayım bir daha, peygamberimiz zamanında aynı yerde kadınlar ile ibadet yapılıyormuş..taki peygamberimiz vefat edinceye kadar...hani şu an sizin başını örtmeye dünyadan soyutlamaya çalıştığınız kadın, peygamberimiz zamanında erkekle aynı haklarda aynı yerde ibadet yapıyorlarmış..

işin garibi peygamberimizin yaptığını yapmıyoruz sünnetini yani ama tam tersi müslümanlıkta olmayan örtünmeyi kadınlara dayıyoruz redyellow..

redyellow
09-08-12, 16:14
:) kadınlar gene istiyorlarsa camiye geliyorlar ne alaka??? saçmalıyorsun ki ne saçmalama, bu gidişle olimpiyat saçmalama rekorunu bile kırarsın!

MÜSLÜMANLIKTA OLMAYAN ÖRTÜNMEYİ diyeceğine yukarda aktardığım kararı oku, o kitaplardan kaç tanesinin ADINI DUYDUN DAHA ÖNCE??? bak kaç tanesini okudun demiyorum adını duydun diye soruyorum, okumanın imkanı yok zaten okusaydın bu kadar saçmalamazdın.

KONU BAŞÖRTÜSÜ ve diyanetin kararı yukardı, kaynaklarıyla, delilleriyle.

Hiç boşuna başka yerlere çekmeye çalışma tetikhan yemezler:)

TETIKHAN
09-08-12, 16:21
verdiğin örneklerin hangisinde kesin hüküm var, hiç bir ayette kadının örtünmesi durumu geçmiyor ,araya bir kaç buhari,bir kaç diyanet yorumu bu gerçeği değiştirmezi, kadınla erkek peygamberimiz zamanında aynı yerde ibadet yapıyormuş, sen hala kadını örtmeye çalışıyorsun redyellow, ben sadece bu tezatlığı ortaya koymaya çalışıyorum sana..

konu ortada ,ayet ortada,senin nasıl kıvrandığında ortada redyellow..

redyellow
09-08-12, 16:22
ben ÖRNEK vermedim bir... din işleri yüksek kurulunun KARARINI verdim iki... hakkaten okudun mu kararı tetikhan?? yemin et inanıyım üç!

TETIKHAN
09-08-12, 16:27
fetva geçmiyor bu ülkede biliyorsun, hukuk vede yasa geçiyor ,fetva makamı 100 yıl önce kaldırıldı sanırım...sen belki gördün yaş itibari ile ama bize yansıtma derim ihtiyar:D

redyellow
09-08-12, 23:07
o seni hüsnü kuruntun, MÜSLÜMANLAR için fetva her zaman ve her yerde geçerlidir, yeterki fetva fetva olsun İslami olsun.

defne27
10-08-12, 00:06
tetikhan:

VEBAL VAR dikkat et sözlerim sanadır, başkası değil, seninle olan diyaloguma istinaden yazdım. Bilgin olsun başkaları parazit yapmasın.
sizden iyi parazit olmaz...bu ulkeyı parazit yaparak kadınları bu hale siz soktunuz.cahille konusma gönlunu yaralar demişler cok dogru söylemişler...her duurmda akın akın bana cevap vermek için kendini paralarken mantıklı konustugumda parazit oldum zaten soruyu kimse görek istemıyor.kabul edin mantık her seyın ustundedir.asalaklar gibi yasamak kolaydır beyindeki örumcek aglarını bi süpürmek lazım.sözum ortaya yanı

redyellow
10-08-12, 00:08
tetikhan yukardaki bilgiler, kaynaklar sana yazılmıştır, başkası rahatsız olmasın.

defne27
10-08-12, 00:11
tetikhan yukardaki bilgiler, kaynaklar sana yazılmıştır, başkası rahatsız olmasın.

senin kaynaklarına hiç ihtiyacım olamaz.akıl ve beynım var at gozlugum yok maalesef.imzamı da guzel atmısım cuk oturmus

redyellow
10-08-12, 00:16
HAHAHAAHAHAHA:)

tetikhan o kaynaklar senin içindi:)

TETIKHAN
10-08-12, 08:49
o seni hüsnü kuruntun, MÜSLÜMANLAR için fetva her zaman ve her yerde geçerlidir, yeterki fetva fetva olsun İslami olsun.

fetva makamı ortadan kalkmışsa kim verecek peki diyanetmi sence redyellow, diyanetinde öyle bir yetkisi yoksa, bu ülke laik ve demokratik bir ülkese, fetvaların hiçbir hükmü olmaz bu ülkede, sadece yasalar geçerlidir ,o yasalar içindede bayanlar örtünecek diye bir hüküm olmadığına göre , sizin için susma vaktidir..

seckince
10-08-12, 09:13
Günaydın;

fetva makamı ortadan kalkmışsa kim verecek peki diyanetmi sence redyellow, diyanetinde öyle bir yetkisi yoksa, bu ülke laik ve demokratik bir ülkese, fetvaların hiçbir hükmü olmaz bu ülkede, sadece yasalar geçerlidir ,o yasalar içindede bayanlar örtünecek diye bir hüküm olmadığına göre , sizin için susma vaktidir..
Kardeş! Fetva makamı yok mu zannediyorsun sen. Devletimiz bu hususları anayasal düzenleme ile temellendirmiştir. Her vilayette ifta makamları var. Müftülükler var. Diyanet İşleri Başkanlığı var. Din İşlerinden Sorumlu Devlet Bakanlığı var.

Şimdi gelelim diğer düşüncenize:
o yasalar içindede bayanlar örtünecek diye bir hüküm olmadığına göre , sizin için susma vaktidir.Bizim "bayanlar örtünecek" diye bir savımız yok. Bizim isteğimiz "inanma ve inandığı gibi yaşama özgürlüğü"dür. Ki bu zaten bir insan hakkıdır. Temek haktır.

Sevgili TETİKHAN!! Bakınız siz nerde duruyorsunuz biz nerede duruyoruz: Siz 'Sizin için susma vakti' diyorsunuz; biz ise "İnsanların Hakkı ve özgürlüğü engellenemez" naktasındayız. İslamın en temel vasfı budur Hakk ve özgürlüklerin te'sis edilmesi ve bunun için yapılacak mücadeledir. İslamiyet doğallık olduğu için insan yapısına en uygun bir yapılanma onda mevcuttur. Binaenaleyh özgürlükçü bir yapıdır. Diğer tüm batıl ve yalancı dinlerde baskı, zulüm, ezme, dayatma, tektiplilik vardır. yasalarıyla, uygulamalarıyla hep bu doğallığı kısıtlamaya kalkışırlar ve Allah'a baş kaldırırlar. İşte karşılarına çıkan inançlı kesimin yaptığı da budur . Hakk'ın ve Hakklılığın ikamesi ve egemenlidir. Bu mücadeleye ve çalışmalara da cihad diyoruz.

Selamlar.
seckince:okay:

TETIKHAN
10-08-12, 09:19
şimdi böyle diyorsunuz
Bizim "bayanlar örtünecek" diye bir savımız yok. Bizim isteğimiz "inanma ve inandığı gibi yaşama özgürlüğü"dür. Ki bu zaten bir insan hakkıdır. Temek haktır.


başı açık kadın gördünüzmü cehennemlik yada dinde olmaz böyle şey ,yada kürtaj konusunda mesala neden böyle düşünmedinizde kadınlara sormadan etmeden, günahtır yada cinayettir dediniz.. hani inanma ve inandığı gibi yaşama özgürlüğü seçkince..

seckince
10-08-12, 09:45
https://encrypted-tbn0.google.com/images?q=tbn:ANd9GcRzynFxvUVkV0DTy88db6m0mYSP7hyF4 LqUbDLUHbvgBoTebvA

şimdi böyle diyorsunuz

başı açık kadın gördünüzmü cehennemlik yada dinde olmaz böyle şey ,yada kürtaj konusunda mesala neden böyle düşünmedinizde kadınlara sormadan etmeden, günahtır yada cinayettir dediniz.. hani inanma ve inandığı gibi yaşama özgürlüğü seçkince..
Bakınız bizi böyle hayali ithamlara dayanarak değerlendirirseniz bu kabul edilemez. Biz "cennetlik veya cehennemlik" diyebilecek bir makamda değiliz. Kişilerin cennetlik olacağını veya olmayacağının kriterlerini ortaya koyan dinin bizzat kendisidir. Yani bizim "İlke ve itikad adamı" olduğumuzu halen anlayamamış olmanızı hayret ve üzüntüyle karşılıyorum.

İslamiyyet tam ve kâmil bir dindir. Kürtaj, evlilik, siyaset, sosyal ilişkiler vs konularında ahkâm v'az etmiştir. Bizim yani müslümanların yaptığı sadece bu ahkâma riayet etmektir.

Mesela bir savcı veya hakim kafasına göre davranmaz di mi işte her müslüman böyle olmak zorundadır. Hemen kitaba bakarız. İlkelerimize bakarız. Yani sizin diyeceğiniz "Sen, siz" değil ama "Sizin inanç prensibleriniz; sizin dininiz(ilkeleriniz)" olmalıdır.

Elhasıl bi başı açık kadın görsek hiç bir şey demeyiz biz; hemen açarız kitaba bakarız o ne diyor, ne edeceğimizi düşününce de yine bakarız kitaba o ne derse o1.

Mesela bir İslamî Örtü sahibi bir hanım kızımızı gören bir yetkili kişi(amir, yönetici vs) ne yapar;Yönetmeliği açar ve ona göre işlem yapar(yapması gerekir) di mi? İşte bizimki de böyle olmak durumundadır. Bizim değerlendirmelerimizi İslamiyyete göre değerlendirmek durumunda olmanız lazım. Bizim Yönetmeliğimiz islamiyettir. Kişiselleştirmişsek o zaman bizi bağlar diğer hallerde İslam sözkonusu olur..

Selam ve hayrlar diliyorum.
seckince:okay:

TETIKHAN
10-08-12, 09:49
Elhasıl bi başı açık kadın görsek hiç bir şey demeyiz biz; hemen açarız kitaba bakarız o ne diyor, ne edeceğimizi düşününce de yine bakarız kitaba o ne derse o1.

iyide kitabımızda örtünün diye bir ayet yok, onuda geçtik namazın rekat sayısı yok, mezhep yok ,tarikat yada cemaat yok, ee bunlar nerden çıktı peki yoksa başka bir kitap dahamı var haşa tabi,şu zamanda kuranda olmayıpta tüm müslümanların peşinden gittiği şeyler, ozaman nerde bir hata var seçkince dostum..

seckince
10-08-12, 10:15
iyide kitabımızda örtünün diye bir ayet yok, onuda geçtik namazın rekat sayısı yok, mezhep yok ,tarikat yada cemaat yok, ee bunlar nerden çıktı peki yoksa başka bir kitap dahamı var haşa tabi,şu zamanda kuranda olmayıpta tüm müslümanların peşinden gittiği şeyler, ozaman nerde bir hata var seçkince dostum..Bakınız hala "kitabımızda 'örtünün' diye bir şey yok" diyorsunuz. Efendim bu hususta defaatle konuştuk. İslam Ümmeti ve uleması 1400 yıldır yani ilk günden itibaren icmaa ile tesettür emrine riayet etmiştir. Çıkıp da "kitapta örtünme yoktur" demek büyük cür'ettir. Nur Suresi-31'i ne edeceksiniz. O ayet-i mübinde örtüden ve örtünmeden bahsediyor. İlk zamanlarda böyle bir yönelim yok idi fakat daha sonra "tesettür ayeti" inzal olduğu zaman başta Ayşe Annemiz olmak üzere tüm islam kadınları derhal örtünmüştür.

Tesettür konusunda şunu da eklemek isterim tesettür dedndiği zaman sadece başörtmek şeklinde anlaşılmamalıdır. Tesettür dendiği zaman kadın ve erkek birlikte uyacaktır. Tesettür dediğimizde olayın değer(!) yönü de vardır. Haya, ar, hicab, vakar gibi yani. Her konuda olduğu gibi bu hususta da genel çerçeveyi Allah u Teala belirlemiştir. İslam Toplumu'nda her erkek ve kadın İslamî ilkelere uymak durumundadır. Aksi düşünülemez. Gayrimüslimler için bile İslamî ilkeler geçerlidir İslam Toplumu'nda. Yani consensus olarak düşünmeliyiz.

"Kur'an'da şu yok bu yok" demenize gelirsek konu dağılacak fakat şu kadarını söyleyim; İslam Fıkhı'nda da diğer hukuk sistemlerinde olduğu gibi bir hiyerarşik kaynak manzumesi vardır. Kitab; Sünnet; İcma(genel Kabul); ictihad gibi 4 temel kaynak var. Bir husus Kur'an'da bulunmassa hazreti Peygambere bakılır. Oradan da kesin bir kanaat oluşmassa ulemanın genel kanaatine bakılır, o da yoksa bir karar verilir. Yani bir hukukçu düşünün Anayasa'ya bakıyor; yargıtay kararlarına bakıyor; halkın örf adetlerine bakıyor ve karar veriyor; di mi?

Biraz da bu şekilde düşünürsek konu anlaşılır. Namazın rekat sayısı yok. Doğrudur ama Hazreti Peygamber ne olacak, di mi efendim? Sahabenin uuygulamaları var. Ümmetin yüzyıllarca uyguladığı bir tarz var. di mi?

Toparlarsak örtünme konusu da böyledir. Aslında azcık irdelersek 'örtünme' noktasına karşı çıkan bir Allah'ın kulu yoktur. Ama bazısı az örtünmekte, bazısı çok. Müslümanlar ise ilkelerine bakmaktadır. Ona göre örtünmektedir. Bu durum bölge, örf ve adete göre de çeşitlenmektedir ki mahzur yoktur bunda.

Selam ve saygılar sunuyorum..
seckince:okay:

TETIKHAN
10-08-12, 10:26
sen şöyle diyorsun kuranda yok ama peygamberimizin uygulamalrı var diye..
Biraz da bu şekilde düşünürsek konu anlaşılır. Namazın rekat sayısı yok. Doğrudur ama Hazreti Peygamber ne olacak, di mi efendim? Sahabenin uuygulamaları var. Ümmetin yüzyıllarca uyguladığı bir tarz var. di mi?



bak peygamberimiz zamanında kadınlar ibadeti nasıl yapıyormuş..


- peygamberimiz zamanında kadınlar...


Peygamber Efendimiz zamanında kadınlar da tıpkı erkekler gibi mescide gelip gidiyorlar, vakit namazlarıyla beraber Cuma ve bayram namazlarını da kılıyorlardı. Hatta özel günlerinde kadınların bayram namazına gelmeleri ve cemaatin gerisinde durarak tekbirlere iştirak etmeleri tavsiye ediliyordu. (Buhari, Îdeyn, 15)Şu hadis-i şeriflerden kadınların mescide gelmelerinde o gün herhangi bir sakınca görülmediğini anlıyoruz. “Kadınların mescitlere gitmesine engel olmayın. Fakat evleri onlar için daha hayırlıdır.” (Müslim, Salât, 134–137), “Kadınlarınız gece mescide çıkmak için izin istediklerinde onlara izin verin” (Müslim, Salât, 139), “Kadınlar cemaate katılmak istediklerinde, koku sürünmesinler.” (Müslim, Salât, 141) Görülüyor ki, mescidler kadınlar için her zaman için açıktı. Ancak, bazı şartlar da yok değildi. Kadınlar koku sürünmeden gelecekler ve böylece namazda yaşanması gereken konsantrasyonu bozmayacaklardı. Bu ve benzeri tedbirlerde, namazın huzurunu gözetme ile beraber erkekler için fitne unsuru olmama da göz önünde bulunduruluyordu. Nitekim, Peygamber Efendimiz’in vefatlarından sonra kadınların mescide gelmeleri bazı endişeler uyandırmış ve zaman zaman çeşitli uygulamalara gidilmiştir. Bu uygulamalardan biri Hazreti Ömer’e aittir. Hazreti Ömer (r.a), Ramazan ayında erkeklerden ayrı namaz kılmaları için mescidin içinde kadınlara bir yer ayırmış ve onlara Süleyman bin Ebû Hasme’yi imam tayin etmiştir. Bu tür uygulamaların sebebini Hazreti Aişe validemiz (r.anha)’in şu sözünde bulmaktayız: “Eğer Allah Resûlü, kendisinden sonra kadınların neler yaptıklarını görseydi, İsrailoğullarının kadınlarında olduğu gibi, onların mescide gelmelerini men ederdi.” (Ebû Davud, Salât 53) Burada kadınların süslenerek mescide geldikleri, giyimleriyle dikkat çektikleri ve bu halleriyle namazın ve mescidin manevi havasını olumsuz yönde etkiledikleri anlaşılmaktadır. Bu uygulama daha sonra Hazreti Osman zamanında kaldırılmış ve kadınlar erkeklerle beraber aynı imama uyarak namaz kılmışlardır.




ben ne anlıyorum biliyormusun ama iyice artık emin oldum, peygamberimizden sonra bazı gerici bir kesim, işlerine geldiğini dinimize empoze etmişler, işlerine gelmeyini dinimizden çıkarmaya çalışmışlar..

seckince
10-08-12, 10:32
ben ne anlıyorum biliyormusun ama iyice artık emin oldum, peygamberimizden sonra bazı gerici bir kesim, işlerine geldiğini dinimize empoze etmişler, işlerine gelmeyini dinimizden çıkarmaya çalışmışlar..
Efendim "bazı gerici kesim" nitelemenizi kabul etmek mümkün değil. Gelişen toplumösal şartlar gereği o asrdaki ictihad ehli farklı kurallar koyabilir. İslamiyette ana esaslarda değil ama güncel pratiklerde değişiklikler olabilir. Bunda ne var ki? Mesela "Nüfus sayımı yapılacağı zaman dışları çıkılmasın" diye bi karar uygulanıyordu bi zamanlar. Hatırlarsınız. Daha sonra ise bu uygulama kaldırılmıştır. Neden? O zamanki şartlara göre bu uygulama öyle yapılmalı idi şimdiki şartlara göre ise böyle. Diyebilir misiniz ki "Efendim düzeni bozuyorlar" diyebilir miyiz?
Bi de böyle düşünelim isterseniz:)

TETIKHAN
10-08-12, 10:36
evet aynen öyle çok iyi bir konuya değindin , peygamberimiz zamanı ile sonrası zamanlar arasında bazı büyük uygulamalarda hata var yada başka farklı şeyler ilave olmuş bence, en basit örneği yukarda az evel verdim..

redyellow
10-08-12, 11:28
fetva makamı ortadan kalkmışsa kim verecek peki diyanetmi sence redyellow, diyanetinde öyle bir yetkisi yoksa, bu ülke laik ve demokratik bir ülkese, fetvaların hiçbir hükmü olmaz bu ülkede, sadece yasalar geçerlidir ,o yasalar içindede bayanlar örtünecek diye bir hüküm olmadığına göre , sizin için susma vaktidir..

Fetva makamı bu ülkede hiç bir zaman kalkmaz,kalkamaz, bu ülke müslümanların ülkesidir ve hep öyle kalacaktır, öyle kaldığı müddetce de bazıları her ne kadar fetva makamını kaldırdık vs. diye kına yaksada fetva verecek makamlar her zaman olacaktır.

çünkü fetvayı İSLAM ALİMLERİ verirler ve islam alimleri her zaman olacaktır taaaaaa kıyamete kadar.

Ayrıca da devletin resmi kuruluşu diyanet işleri başkanlığı da yürürlükte olan kanunlara göre din ile ilgili konularda konuşacak en yetkili mercidir bugün bunu da kafanıza sokun.

ha fetvaların hükmü olmaz diyorsun çok çocukca, insan VİCDANI diye bir şey vardır tetikhan, bazı vicdansızlar bunu bilmezler, DİN de VİCDANLARDA olan bir konudur ve RESMİ olarak yok da denilse (ki yok diyen yok, RESMİ OLARAK BAŞÖRTÜSÜ VAR DENİYOR diyaneti oku!) bile VİCDANLARDA HÜKMÜ OLMAZ O RESMİ şeyin.

Susması gerekenler hem fetva makamı yok, hem yasalar geçerli vsdeyip HEM DE KURANDA BAŞÖRTÜSÜ YOK diye hezeyanlar yazanlardır. madem yasalar geçerli ise KURANDAN SİZE NE?????

TETIKHAN
10-08-12, 11:54
Fetva makamı bu ülkede hiç bir zaman kalkmaz,kalkamaz, bu ülke müslümanların ülkesidir ve hep öyle kalacaktır, öyle kaldığı müddetce de bazıları her ne kadar fetva makamını kaldırdık vs. diye kına yaksada fetva verecek makamlar her zaman olacaktır

fetva kalktı 120 yıl önce , sana kimse söylemedi redyellow, bir sorunun varsa gidersin türk adaletine, derdini anlatırsın ,dermanda varsa bulursun..


çünkü fetvayı İSLAM ALİMLERİ verirler ve islam alimleri her zaman olacaktır taaaaaa kıyamete kadar.


evet bak bir islam alemi ne vermiş fetva..
Nekrofili konusu, Mayıs 2011’de Faslı imam Zamzami Abdül Bari’nin açıklamalarından sonra tartışma konusu olmuştu. İmam Bari, evliliğin ölümden sonra da geçerliliğini sürdürdüğünü, kocaların olduğu kadar kadınların da ölen eşleriyle seks yapma hakkına sahip olduklarını söylemişti.

hangi fetvayı kimden nasıl alacağız redyellow, kim bu yetkili kişi yoksa okyanus ötesindemi..


ha fetvaların hükmü olmaz diyorsun çok çocukca, insan VİCDANI diye bir şey vardır tetikhan, bazı vicdansızlar bunu bilmezler, DİN de VİCDANLARDA olan bir konudur ve RESMİ olarak yok da denilse (ki yok diyen yok, RESMİ OLARAK BAŞÖRTÜSÜ VAR DENİYOR diyaneti oku!) bile VİCDANLARDA HÜKMÜ OLMAZ O RESMİ şeyin.

Susması gerekenler hem fetva makamı yok, hem yasalar geçerli vsdeyip HEM DE KURANDA BAŞÖRTÜSÜ YOK diye hezeyanlar yazanlardır. madem yasalar geçerli ise KURANDAN SİZE NE?????

senin yazdığın çocuksa redyellow, bu ülke laik bir ülke ve kamusal alan var, ve bu alana dini simge girmez, şimdi böyle diyorsun ama birisi haçla falan girse ,adamı taşlarsınız 2 dakkada ..

seckince
10-08-12, 11:55
evet aynen öyle çok iyi bir konuya değindin , peygamberimiz zamanı ile sonrası zamanlar arasında bazı büyük uygulamalarda hata var yada başka farklı şeyler ilave olmuş bence, en basit örneği yukarda az evel verdim..
"Kadınların cemaatle namaz kılması" hususunu mu kasdetmektesiniz? Bu bir hata değil güncel ictihaddır. Bu da normaldir. Dine katkı veya çıkartma diye değerlendirilemez. Kaldı ki böyle bir şey de yok. Gereklşilik olduğu anda da kadınların da toplumsal(cemaatle) hareketlere katılmaları sağlanabilir zaten.

TETIKHAN
10-08-12, 11:57
Peygamber Efendimiz zamanında kadınlar da tıpkı erkekler gibi mescide gelip gidiyorlar, vakit namazlarıyla beraber Cuma ve bayram namazlarını da kılıyorlardı. Hatta özel günlerinde kadınların bayram namazına gelmeleri ve cemaatin gerisinde durarak tekbirlere iştirak etmeleri tavsiye ediliyordu. (Buhari, Îdeyn, 15)Şu hadis-i şeriflerden kadınların mescide gelmelerinde o gün herhangi bir sakınca görülmediğini anlıyoruz. “Kadınların mescitlere gitmesine engel olmayın. Fakat evleri onlar için daha hayırlıdır.” (Müslim, Salât, 134–137), “Kadınlarınız gece mescide çıkmak için izin istediklerinde onlara izin verin” (Müslim, Salât, 139), “Kadınlar cemaate katılmak istediklerinde, koku sürünmesinler.” (Müslim, Salât, 141) Görülüyor ki, mescidler kadınlar için her zaman için açıktı. Ancak, bazı şartlar da yok değildi. Kadınlar koku sürünmeden gelecekler ve böylece namazda yaşanması gereken konsantrasyonu bozmayacaklardı. Bu ve benzeri tedbirlerde, namazın huzurunu gözetme ile beraber erkekler için fitne unsuru olmama da göz önünde bulunduruluyordu. Nitekim, Peygamber Efendimiz’in vefatlarından sonra kadınların mescide gelmeleri bazı endişeler uyandırmış ve zaman zaman çeşitli uygulamalara gidilmiştir. Bu uygulamalardan biri Hazreti Ömer’e aittir. Hazreti Ömer (r.a), Ramazan ayında erkeklerden ayrı namaz kılmaları için mescidin içinde kadınlara bir yer ayırmış ve onlara Süleyman bin Ebû Hasme’yi imam tayin etmiştir. Bu tür uygulamaların sebebini Hazreti Aişe validemiz (r.anha)’in şu sözünde bulmaktayız: “Eğer Allah Resûlü, kendisinden sonra kadınların neler yaptıklarını görseydi, İsrailoğullarının kadınlarında olduğu gibi, onların mescide gelmelerini men ederdi.” (Ebû Davud, Salât 53) Burada kadınların süslenerek mescide geldikleri, giyimleriyle dikkat çektikleri ve bu halleriyle namazın ve mescidin manevi havasını olumsuz yönde etkiledikleri anlaşılmaktadır. Bu uygulama daha sonra Hazreti Osman zamanında kaldırılmış ve kadınlar erkeklerle beraber aynı imama uyarak namaz kılmışlardır.




nasıl yok işinize geldimi buhariden örnekler veriyorsunuz, biz verdikmi geçerli değil, böyle taraflı yaklaştıkça konudan direk uzaklaşıyorsunuz..:nono:

redyellow
10-08-12, 12:16
tetikhan:

fetva kalkmaz, ya sen amma inat bi çocuksun ya:)

FETVA dini bir konuda dinin kuralını söylemektir, bu niye kalksın?

Kalktı diye zil takıp oynayacaksın ama yok kalkmadı hep devam edecek.

@seckince tetikhan köprüde karşılaşan iki keçi var ya işte onlardan ikisinin toplamından daha inatdır:) boşuna uğraşma, adam hem fetva yok diyor hem kuranda başörtüsü yok diyerek fetva veriyor, buna ne anlatabilirsin ki:)

TETIKHAN
10-08-12, 12:21
fetvayı kim, hangi ,merci neye dayanarak veriyor, isim verin bizde öğrenelim belki ilerde lazım olur..

ben fetva vermiyorum kendi görüşümü söylüyorum sizin gibi başını örtceksiniz yoksa cehenneme gidersiniz diye milleti korkutmuyorum..

o tarif ettiğin şeyi bu ülkede yapan yobazlardır, laikçiler değil, daha yobazlığın tanımını bilmiyorsunuz yoksa biliyormusunuz:D

redyellow
10-08-12, 12:32
neye dayanarak mı? duvara dayanarak veriyor fetvayı:)

bu ülkede en yobaz kesim başörtüsü düşmanlarıdır.

Öyle yobazlardır ki hem dayatmadan bahsederler hem kızlara NAYIRRRRRR BAŞÖRTÜLÜ OKUYAMAZSINIZZZZ derler, hem zorbalıktan bahsederler hem BAŞÖRTÜLÜ KADINLARA ZİNHAAAAAAAR BAŞÖRTÜLÜ KAMUDA ÇALIŞAMAZSINIZZZZ diye yumurtlarlar!

Biz bunlara LAİKÇİ YOBAZLAR diyoruz.

TETIKHAN
10-08-12, 12:34
laikçi yobaz diyerek , laikil karşıtı olduğunu belli ediyorsun ihtiyar..

fetvacı arada kaynamasın soruma cevap bekliyorum hala..
FETVA dini bir konuda dinin kuralını söylemektir, bu niye kalksın?

bunu yapan kurum, diyanet zaten olamaz öyle bir yetkisi yok ee ozaman kim sizin fetvacı...

redyellow
10-08-12, 12:41
LAİKLİĞE değil LAİKÇİ YOBAZLARA karşıyız, hani siz dersiniz ya BİZ DİNE DEĞİL DİNCİYE KARŞIYIZ diye işte öyle:)

TETIKHAN
10-08-12, 12:42
dinci demeyelimde aşırı dinci diyelim redyellow:D fetvavı kim hala muallakta kaldı, yoksa fettulahmı ondanmı bir cemaati var aklıma bir tek o geliyor şuan..

seckince
10-08-12, 12:45
nasıl yok işinize geldimi buhariden örnekler veriyorsunuz, biz verdikmi geçerli değil, böyle taraflı yaklaştıkça konudan direk uzaklaşıyorsunuz..:nono:
Efendim bakınız aktardığınız yazıya dikkat edin lütfen. Oradan da anlayabilirsiniz. Mesela kadınların cemaat meselesini ileri sürüyorsunuz. Kur'an'da direkt emir olmadığını görmekteyiz. hazreti Peygamber ise "cemaate katılımı" tavsiye etmiş idi. Ama dikkat ediniz tavsiye diyor yazıda. Yani farz değil. Eğer açık bir emir olsaydı zaten Hazreti Peygamber de tersini uygulamaz. Şimdi bu husustaki uygulamaları "değişiklik işareti" diye ileri sürmek doğru olmaz. Çünkü zaten serbest bırakılmış bir uygulamadır. Kadınlar bugün için de isterse cemaate gelebilirler yani. Bir yasaklama sözkonusu değil.

Mesela şöyle bi akıl yürütelim: Kadınlar cemaate ille de katılmalı mı? Bakıyoruz Kur'an'a kesin emir yok, öyleyse ille de katılacak diye bir durum yok deriz. Ama sünnete bakıyoruz ki Hazreti peygamberin uygulamalarına bakınca burda da bir tavsiye görülüyor. Ama kesin emir değil fakat tavsiye. Öyleyse yapılacak uygulama da bu 'tavsiyenin uygulanması' miktarınca olacaktır. Yani katılmassa da zorlama olmayacak. Mecburiyet olmadığı için. Ama mesela erkekler için böyle midir? HAYIR tabiii ki de. Erkeklere mecburi(farz) olduğu için uygulayacaktır. Ama kadınlar ihtiyaridir.

Anlaşılmıştır umarım.
seckince:okay:

TETIKHAN
10-08-12, 12:55
Efendim bakınız aktardığınız yazıya dikkat edin lütfen. Oradan da anlayabilirsiniz. Mesela kadınların cemaat meselesini ileri sürüyorsunuz. Kur'an'da direkt emir olmadığını görmekteyiz. hazreti Peygamber ise "cemaate katılımı" tavsiye etmiş idi. Ama dikkat ediniz tavsiye diyor yazıda. Yani farz değil. Eğer açık bir emir olsaydı zaten Hazreti Peygamber de tersini uygulamaz. Şimdi bu husustaki uygulamaları "değişiklik işareti" diye ileri sürmek doğru olmaz. Çünkü zaten serbest bırakılmış bir uygulamadır. Kadınlar bugün için de isterse cemaate gelebilirler yani. Bir yasaklama sözkonusu değil.

bir yasaklama değil diyorsun iyide dostum bırak cemaatle namaz kılmayı,bayanların bu ülkede kendi başlarına karar vermesi bile yasak bazı kesimler tarafından..

redyellow
10-08-12, 14:21
dinci demeyelimde aşırı dinci diyelim redyellow:D fetvavı kim hala muallakta kaldı, yoksa fettulahmı ondanmı bir cemaati var aklıma bir tek o geliyor şuan..

olur siz bilirsiniz ben de bundan sonra o zaman AŞIRI LAİKÇİ YOBAZLAR diyeyim:)

Fetvayı kim muallakta felan değil muallakta olan sensin, hakkaten sen hangi ülkede yaşıyorsun tetikhan?

MOZAMBİK Mİ? yoksa vietnam mı???

Hiç televizyon vs. seyretmiyor musun?

Aç kanaltürkü emekli müftü yusuf ziya kavaklı fetva veriyor vatandaşların dini konulardaki sorularına, aç atvyi prof.nihat hatipoğlu fetva veriyor, aç kanal7 yi doç.mustafa karataş fetva veriyor vs.vs.

Ya şunu beyninize iyice sokun:

BU ÜLKE MÜSLÜMAN BİR ÜLKEDİR.

ve ÖYLE KALACAKTIR.

Taaaa kıyamete kadar.

Müslüman bir ülkede de DİNİN KURALLARI NEYSE O HER ZAMAN SÖYLENECEK, HER ZAMAN ÖĞRETİLECEKTİR.

Bazı AŞIRI LAİKÇİ ZORBALAR yok olmaz vs. deseler de bu böyle olacaktır.

TETIKHAN
10-08-12, 14:30
yani her kafadan bir ses çıkıyor diyorsun hımmm sanırım bu yüzden türkiyede ayrı, iranda ,ırakta yada suddiarabistanda ayrı dini kurallar var, peki ozaman sana soruyorum hangi ülkede gerçek islam var redyellow..

örtünme dediğiniz ayette bile örtünme geçmiyorsa buna rahmen fetva var örtünün diyorsanız , işiniz çok zor ...

redyellow
10-08-12, 15:52
yooo hiç de öyle bi şey demiyorum en öyle işine geldiği için her zamanki gibi çarpıtıyorsun. niye her kafadan bir ses çıksın, hepsi de aynı şeyi söylüyor çünkü DİNİN KURALI tekdir, arada sırada sizin gibiler çıkar dini sulandırmak ister ama başarılı olamazlar.

daldan dala atlama taktiği devam ediyor şimdi de hangi ülkede gerçek islam var diyor:)

örtünme dediğiniz ayette bile örtünme geçmiyorsa diyen adamla tartışmak beyhudedir, o kadar yazdık o kadar eser ismi verdik o kadar karar ekledik ama adam hala inadım inat diyor. Hem fetva olmaz diyen hem bizzat kendisi kuranda şu yok bu yok diye fetva vermeye kalkanla daha fazla uzatmaya gerek yok.

daha fazla uzatmanın anlamı yok dediğim gibi, seni inadınla başbaşa bırakıyorum, DİNİ KONULARDA ÇOK FAZLA UZATMAK karşımızdaki insana imani açıdan zarar verebilir düşüncesiyle nokta diyorum.

bu başlığı da abonelikten çıkartıyorum.

Hoşca kal, Allah ıslah etsin.

TETIKHAN
10-08-12, 15:57
ABONELİKTEN de çıkarsan, nereden çıkartırsan çıkar gerçekler ortada redyellow, ne demişsin
yooo hiç de öyle bi şey demiyorum en öyle işine geldiği için her zamanki gibi çarpıtıyorsun. niye her kafadan bir ses çıksın, hepsi de aynı şeyi söylüyor çünkü DİNİN KURALI tekdir, arada sırada sizin gibiler çıkar dini sulandırmak ister ama başarılı olamazlar.

herkez aynı şeyi söylese o zaman soruyorum sana maden tek gerçek kutsal kitabımız ve islam, mezhepler,cemaatlar, tarikatlar neden çıktı meydana , neden herkez ayrı bir anlam kattı kendine göre islama..

bu sorunun cevabını anlarsan dinden uzaklaşma yerine tam tersi gerçek islamı bulursun kuranıkerimde..

seckince
10-08-12, 17:49
bir yasaklama değil diyorsun iyide dostum bırak cemaatle namaz kılmayı,bayanların bu ülkede kendi başlarına karar vermesi bile yasak bazı kesimler tarafından..
Haklısınız belki ama bu durumu şuurlu müslümanlarda değil de dayatmacı despot kesimde bulabiliriz ancak. Öyle ki hanımların kıyafetlerine müdahale ahkkı buluyorlar kendilerinde. Halen geçerli olan kılık kıyafet yasağını hatırlatıyorum bu noktada. cemaat konusunda ise yukardaki mesajımda bilgilerimi paylaşmaya çalışmıştım. Yani kadının cemaate katılması ihtiyaridir. İsterse gelebilir de yani. hatta büyük Selatin Camiilerinde sabah namazında bile kadın cemaat vardır yani. Cuma namazı ise kadınlara farz değildir. İsterse gelebilir de ama farz(mecburi) değil yani. Selamlar.

seckince:okay:

TETIKHAN
10-08-12, 17:51
bunları bilipte hala kadını yasaklar silsilesine boğmaya çalışanları bence öbür tarafta büyük bir azap bekliyor kanımca, çünkü allaha ortak koşmaktır cezaları...

seckince
10-08-12, 17:59
bunları bilipte hala kadını yasaklar silsilesine boğmaya çalışanları bence öbür tarafta büyük bir azap bekliyor kanımca, çünkü allaha ortak koşmaktır cezaları...
Aynen Allah'ın kullarına zulmeden zalimlerin hasmı Allah'tır. Ama zalimlerin varlığında mazlumun da sorumluluğu vardır. Yani hanım kızlarımız da hakları için mücadele(cihad) etmelidirler. Her platformda haklşarını aramalı ve korumalılar. Allah u Teala kadına özgürlüğünü bahşetmişken hangi diktatoryan zalimin haddine ki ona zulmetmek? Hadleri bildirilmeli..

TETIKHAN
10-08-12, 18:00
en güzeli baskı kurmadan bayana bu hakkı tanımaktır, ama en çok baskıyı herkez kabul etsin gerici kesim bayanlarımıza yapmaktadır, tam aksini düşünmek saflık olur bence..

seckince
10-08-12, 18:38
en güzeli baskı kurmadan bayana bu hakkı tanımaktır, ama en çok baskıyı herkez kabul etsin gerici kesim bayanlarımıza yapmaktadır, tam aksini düşünmek saflık olur bence..
Bu hususta bi şey demek zor. İslamcı kesim şuurlu müslüman nasıl davranacağını zaten bilir.

"hak tanımak" sözü de bir baskıcılığı ifade eder.. Çünkü "inanma ve inandığı gibi yaşama hakkı" temel bir hak olup doğuştan sahip olunan bir kazanımdır. Diğer kişilerin çıkıp da "en güzeli baskı kurmadan bu hakkı tanımaktır" demek gizli bir erkek-egemen anlayışın dışavurumu olmuş olur. Doğrusu; kadın erkek toplumsal hakları ikame etmek; bu insanî haklara sahip çıkmak onları bi takım bağnaz despot diktatoryanlara çiğnetmemektir.
seckin:okay:

TETIKHAN
10-08-12, 18:39
türkiye dışındaki müslüman ülkelere bakarsak seçkince ,dediklerin bence daha iyi anlaşılır dostum..

seckince
10-08-12, 18:55
türkiye dışındaki müslüman ülkelere bakarsak seçkince ,dediklerin bence daha iyi anlaşılır dostum..Kadın. Kadın cins-i lâtif. İnsanlığın veliinimeti. Hepimizin baştacı sayılmalı. Toplumun hocasıdır, öğretmenidir, mürebbiyesidir. Düşünsenize en kudretli kişileri bi ana yetiştiriyor. En akıllı adamlara bi annenin damgası etki ediyor. Varolduğunda yüce bir değere tanıklık ediyorsunuz yokluğunda ise bir zalime, bir kaçakçıya, bir kan dökücüye kalıyor ortalık.

İşte kadındaki bu değerlilik kabul ediliyor mu yok mu sayılıyor her toplumda değişik bir görünümle karşımıza çıkıyor. çağımız maalesef kadının 2.sınıf varlık statusuna düşürülmekle temayüz eden bir çağ. İslam toplumlarında ise bu durum nisbeten hafiftir. Batıdaki amele konumuna düşürülmüş; değersiz, hatta erkekten de değersiz bir varlık görülmesi; kadın dediğinizde ekonomik verimliliğinin ön plana çıktığı bir fenomen akla gelen bir batı; belli çağına kadar güzellik ve cinsiyet tamamlayıcısı, bir orta malı olarak görülen; iştihası kabarmış güzellik sektörünün tüketicisi bi varlık. Bu çağ için akla gelecek olan nitelik bu olacaktır.

Gayriislami toplumlarda(batı veya doğu) kadın bu derekelerde iken İslam ise bu yobazlığı, bu kabalığı, bu zulmü ortadan kaldıran bir yapı arzeder. Kadını getirir toplumun baş tacı yapar. Örf adet ve geleneklerin gayriislamiliği ile egemen olduğu step toplumlarından; törelerin egemen olduğu aşiret yapısından bahsediyor değilim. Böyle toplulukların İslamî diye anılmasının yanlışlığı zaten ortadadır. Bu kabil yapılarda islam'ın hukuki yapısı değil; hakim oligarşinin geleneksel gayriislami töre, örf ve kabulleri uygulamada öncelik alır.

Ezcümle bozuk yapı arandığında adı müslüman olan ülkeler olsun diğer ecnebi topluluklar olsun farketmiyor. Orda da kadın eziliyor burda da. Biri kadını cinsel obje görüp süs metaı olarak ortaya sürüyor; diğeri de bir kapalı mekan objesi olarak. Ha o ha bu!!!

seckince:okay:

TETIKHAN
10-08-12, 19:35
edirneden sonrasıda ezilen yok gibi seçkince, avrupada bu ezilme minimum sanki, aramızdaki fark çok büyük çok...

seckince
10-08-12, 19:50
edirneden sonrasıda ezilen yok gibi seçkince, avrupada bu ezilme minimum sanki, aramızdaki fark çok büyük çok...Yok olur mu? Asıl kadın köleler orada. Sistematize ve gönüllü.

UltraRed
10-08-12, 20:25
Hala şirk koşuyorlar ha!..

İlle de ''başörtüsü'' Allah' ın emri diye millete yutturacaklar...

Bir de derler ki ''kadınlar abdest alınan yerleri dışında geri kalan yerlerini kapatmalı''!! Öyle mi?

O zaman alnına ve saçına su vuran kadın neden başını kapatacak, alnına bone takacak?
Kulaklar neden saklanacak? Abdest alırken kadınlar kulaklarını yıkamıyor mu?
Ya da dirsekler? Neden eller açık olacak da, abdest alınırken dirseklere kadar yıkanan kollar kapalı kalacak?

Siz kendi getirdiğiniz argümanları bile kandiniz mahvediyorsunuz ha!!

Kadınlar sanki abdest alırken alnını, alnına yakın bölgedeki saçlarını, kulaklarını ve kollarını yıkamıyor...

Geçiniz... Bari abdest meselesini argüman olarak kullanmayın ki, hiç olmazsa azıcık tutarlılığınız kalsın!

TETIKHAN
11-08-12, 07:37
örtünmeyle ilgili zaten bir arguman ,yok dinimizin emrettiğide öyle bir şey yok, iş kafalarda bitiyor sadece...

UltraRed
11-08-12, 09:05
örtünmeyle ilgili zaten bir arguman ,yok dinimizin emrettiğide öyle bir şey yok, iş kafalarda bitiyor sadece...

Zaten mesele de o ya Tetikhan ağam...

Ama bu zındıklar biliyorlar ki bu lafları kendileri sarf etseler millet bunlara güler; deli yerine koyar bunları...

Mesela bir koca karısına diyecek ''başını kapamanı istiyorum''... Kadın normalde suratına tokadı basar o adamın ya da gülmekten yerlere yatar... İşte Allah adıyla yapıyorlar bunları ki uydurmaları önem arz etsin...

Başka bir konuya da yazmıştım: 'Kadınların saçlarını/başlarını kapatması Tevrat ve İncil' de vardır ama Kuran' da yoktur' diye... Hımar işte! Yani hımar = örtü. O örtüyü bunlar o ayette ''baş'' yani arapça ''res'' kelimesi ya da eki bile geçmezken bile ''başörtüsü'' yaparlar...

Diyorum ya işte bunlar şirkçibaşlarıdır... Allah' a bir de ayaetler üzerinden şirk ederler kendilerini utanmadan. Allah ''göğüslerinizi örtün'' demesini bilmiş ama ''başınızı-saçınızı da örtün'' demeyi bilememiş ya; Allah' ın eksiğini (haşa) bu şirkbazlar tamamlayacak işte...

Yaptıkları tek şey kızları, eşleri ve kızkardeşleri üzerinde Allah ve İslam adıyla egemenlik kurma çabasıdır. Ve görüyorsun; gerçek tercümeye gelince kaçarlar ha... Halbu ki o meşhur ayetin bir çok meal ya da çevirisinde ''baçörtüsü'' geçmez... Hımar yani örtü geçer...

Bunlar Allah adıyla erkek egemenliğini sürdürmeye çalışan zavallılar sadece... Allah maalesef (ve haşa) bilememiş ya başınızı, saçınızı, yanaklarınızı, kulaklarınızı örtün'' demeyi... Bunlar görm
şler Allah' ın eksik ve hatasını ve kapatmaya azmetmişler ha... Şirkçibaşları bunlar... Kadınlarımızı rahibelere benzetip benliklerini ellerinden almaya çalışan zavallı erkek bozuntuları... Haram, fitne, fesat, kul hakkı, hırsızlıktan falan hiç bahsetmezler ha... Takva ise Kuran' ın esasıdır ve ayette ''takva elbisesi, elbiselerin en hayırlıdır'' diyor ha... Yani Allah' a inanmak, ona sığınmak, ona olan saygıda kusur etmemek...

Takva esas, kapanmak ise füruattır aslında...

Bakalım ayet ne diyor:


Size avret yerlerinizi örten giysi ve giyinip süsleneceğiniz elbise indirdik. Takva elbisesi ise en hayırlı olandır.


Yani diyor ki; size sakınmanız, korunmanız ve avret yerlerininizi göstermeyeceğiniz elbiseler indirdik, ama sizi koruyacak asıl şey takvadır; yani Allah' a ve onun korunmasına sığınmaktır!''

Yani takvaya kıyasla elbiseler giymek sadece füruattır! Asıl olan takvadır...

İşte bunlar nasıl müminler ki, Kuran' ın esası olan ve yüzlerce, binlerce ayette anılan takvadan tek kelime etmezler ama kapanma denince bin dereden su getirir tek bir ayet üzerinden sabahlara kadar değirmen çevirip ardından da un elerler... Şirkçilik bu işte... Kuran bunlar için Nur süresinin tek bir ayaetinden ibarettir ki sadece kapanma kapanma diye tuttururlar... Ama onu bile anlamamışlardır... Ha hımarın örtü olduğunu bilirler ama hımarıı bile örtü değil, başörtüsü diye çevirirler bunlar... Müslümanlıkları bile kendi çarpıttıkları tek bir ayetten ibaret şirkçibaşları hepsi...

defne27
11-08-12, 09:09
böyle diyen mantıklı işte...kaldım öyle zort gibi:D öyle ya insanın içinden gelir onu demeye çalışıyorum birinin başı acık diye içinden bakmak istemeyen zaten bakmaz.onu örtturkten sonra sadece örtulu oldugu için görmemiş olursun.önemli olan acık olsa da bakmamaktır.yukarıdaki yazılana sözum yok işte.gercegi buysa cok da mantıklı.inancım baska da olsa buna söyleyecek lafım kalmaz işte.

TETIKHAN
11-08-12, 09:26
Zaten mesele de o ya Tetikhan ağam...

Ama bu zındıklar biliyorlar ki bu lafları kendileri sarf etseler millet bunlara güler; deli yerine koyar bunları...

Mesela bir koca karısına diyecek ''başını kapamanı istiyorum''... Kadın normalde suratına tokadı basar o adamın ya da gülmekten yerlere yatar... İşte Allah adıyla yapıyorlar bunları ki uydurmaları önem arz etsin...

Başka bir konuya da yazmıştım: 'Kadınların saçlarını/başlarını kapatması Tevrat ve İncil' de vardır ama Kuran' da yoktur' diye... Hımar işte! Yani hımar = örtü. O örtüyü bunlar o ayette ''baş'' yani arapça ''res'' kelimesi ya da eki bile geçmezken bile ''başörtüsü'' yaparlar...

Diyorum ya işte bunlar şirkçibaşlarıdır... Allah' a bir de ayaetler üzerinden şirk ederler kendilerini utanmadan. Allah ''göğüslerinizi örtün'' demesini bilmiş ama ''başınızı-saçınızı da örtün'' demeyi bilememiş ya; Allah' ın eksiğini (haşa) bu şirkbazlar tamamlayacak işte...

Yaptıkları tek şey kızları, eşleri ve kızkardeşleri üzerinde Allah ve İslam adıyla egemenlik kurma çabasıdır. Ve görüyorsun; gerçek tercümeye gelince kaçarlar ha... Halbu ki o meşhur ayetin bir çok meal ya da çevirisinde ''baçörtüsü'' geçmez... Hımar yani örtü geçer...

Bunlar Allah adıyla erkek egemenliğini sürdürmeye çalışan zavallılar sadece... Allah maalesef (ve haşa) bilememiş ya başınızı, saçınızı, yanaklarınızı, kulaklarınızı örtün'' demeyi... Bunlar görm
şler Allah' ın eksik ve hatasını ve kapatmaya azmetmişler ha... Şirkçibaşları bunlar... Kadınlarımızı rahibelere benzetip benliklerini ellerinden almaya çalışan zavallı erkek bozuntuları... Haram, fitne, fesat, kul hakkı, hırsızlıktan falan hiç bahsetmezler ha... Takva ise Kuran' ın esasıdır ve ayette ''takva elbisesi, elbiselerin en hayırlıdır'' diyor ha... Yani Allah' a inanmak, ona sığınmak, ona olan saygıda kusur etmemek...

Takva esas, kapanmak ise füruattır aslında...

Bakalım ayet ne diyor:



Yani diyor ki; size sakınmanız, korunmanız ve avret yerlerininizi göstermeyeceğiniz elbiseler indirdik, ama sizi koruyacak asıl şey takvadır; yani Allah' a ve onun korunmasına sığınmaktır!''

Yani takvaya kıyasla elbiseler giymek sadece füruattır! Asıl olan takvadır...

İşte bunlar nasıl müminler ki, Kuran' ın esası olan ve yüzlerce, binlerce ayette anılan takvadan tek kelime etmezler ama kapanma denince bin dereden su getirir tek bir ayet üzerinden sabahlara kadar değirmen çevirip ardından da un elerler... Şirkçilik bu işte... Kuran bunlar için Nur süresinin tek bir ayaetinden ibarettir ki sadece kapanma kapanma diye tuttururlar... Ama onu bile anlamamışlardır... Ha hımarın örtü olduğunu bilirler ama hımarıı bile örtü değil, başörtüsü diye çevirirler bunlar... Müslümanlıkları bile kendi çarpıttıkları tek bir ayetten ibaret şirkçibaşları hepsi...

çok haklısın dostum, bunlar takva sahibi allah derler, uygulamada ne allah tanırlar ne kitap,okumadan anlamadan ezbere konuşurlar her zaman olduğu gibi...

yüce allah zaten bu yüzden kuranın ilk ayetini oku yaptı ,rahmen ve rahim olan allahın adıyla oku......oku ve anla, başkalarını araya katma ,kuranı kerimde zaten herşey yazıyor sen sadece oku...ama kendin oku ve gerçekleri anla..

seckince
11-08-12, 11:07
Bir de derler ki ''kadınlar abdest alınan yerleri dışında geri kalan yerlerini kapatmalı''!! Öyle mi?
Yalana bak!! Uydur uydur söyle, nasılsa dilin kemiği yok:hahah:

Ha hımarın örtü olduğunu bilirler ama hımarıı bile örtü değil, başörtüsü diye çevirirler bunlar... Müslümanlıkları bile kendi çarpıttıkları tek bir ayetten ibaret şirkçibaşları hepsi...

çok haklısın dostum, bunlar takva sahibi allah derler, uygulamada ne allah tanırlar ne kitap,okumadan anlamadan ezbere konuşurlar her zaman olduğu gibi.Ooooooh bozacının şahidi şıracı.:hahah:

TETIKHAN
11-08-12, 11:10
senin şıracı aboneliği iptal ettiyse bizim ne günahımız var seçkince, redyellow bile sonunda anladıki tartışmadan istifa etti farkındaysan..:D

sende daha fazla direnme artık, herşey ortada ve açık seçkince, yaptığın sadece kuru inat..

seckince
11-08-12, 11:37
Günaydın;

senin şıracı aboneliği iptal ettiyse bizim ne günahımız var seçkince, redyellow bile sonunda anladıki tartışmadan istifa etti farkındaysan..:D

sende daha fazla direnme artık, herşey ortada ve açık seçkince, yaptığın sadece kuru inat..
Bendeniz mülahazalarımı gayet net bir şekilde ortaya koydum efendim. İnat etmiş olsam böyle açıklamalara girmem, di mi? Ayrıca inatçı bi kişiliğe sahip olmnadığım ama detaylı delillere itibar eden bir kişi olduğum malumdur. Kuru fanatik yobazlardan değilim yani.:nono:

İddiacıların mantıksızlığı ortada; çıkıp "hımar örtü demek" diyorlar ve de çokbilmiş çokbilmiş "bunlar örtüyü başörtüsü diye alıyorlaaar" diye guya bir tesbitte bulunuyorlar. "Hani orda baş, hani orda baş örtüsü" demeye getiriyorlar. sanki orada "hımarun" denince burdaki örtü "masa örtüsü veya yatak örtüsü" olabilirmişmiş gibi. Ayette apaçık şekilde "humurihinne" geçmekte; başka ayette de "cilbab(dış-üst giysi;çarşaf) sözcüğü geçmektedir. hazreti Peygamberin zamanındaki uygulamalar da kayıtlarda belli. Ama gel gör ki bu iddiacı çevre tüm söylenenlere 28 Şubat'ın egemen savcılarının yaptığı gibi bi eda ile kulaklarını tıkamakta ve bildiklerini okumaktadırlar.

Ne diyelim Allah ıslah etsin. :)

seckince:okay:

TETIKHAN
11-08-12, 13:00
o zaman böyle bir emir olsa allahtan direk baş örtüsü yada tüm mümin kadınlar başını örtecek derdi, ama ayette öyle bir şey yok, sadece siz hala ayette başka manalar yükleme çabasındasınız ,ama allahın emirleri net ve kesindir, yalan gibi, hırsızlık yada haram gibi...

seckince
11-08-12, 15:22
o zaman böyle bir emir olsa allahtan direk baş örtüsü yada tüm mümin kadınlar başını örtecek derdi, ama ayette öyle bir şey yok, sadece siz hala ayette başka manalar yükleme çabasındasınız ,ama allahın emirleri net ve kesindir, yalan gibi, hırsızlık yada haram gibi...Ne alaka efendim. Ne başka manası. Bu ayet-i Kerime kadınların örtünme emri olarak gelmiş; kasdettiği mana Hazreti Peygamber tarafından açıklanmış, o günkü hanımlar derhal beyan üzere saçlarını ve bütün bedeblerini örtmüşlerdir. Başka mana yüklemek yok yani. Biz ne yapmışız biz de aynen Hazreti Peygamber ve Onun eşleri gibi aynen anlamışız. Başka mana yüklemek yok yani. Emir net ve kesin zorlama yorumlara girmeye çalışıp da beyhude çabalamanıza gerek yok efendim.

seckince:nono:

TETIKHAN
11-08-12, 15:44
kesin hüküm olan ayeti buraya koyarmısın seçkince kardeşim, bizde görelim...

UltraRed
11-08-12, 18:18
edit

TETIKHAN
12-08-12, 12:02
ne oldu seçkince 2 gündür ayetmi arıyorsun, daha çok ararsın dostum...

teslimolan
03-01-13, 19:19
Rahman Rahim Allah Adina.
----- 24-Nur suresi 31. ayet (Genel: 24 - İniş: 102 - Alfbetik: 76) -----

(٢٤-٣١)
24.31*************وَقُلْ لِلْمُؤْمِنَاتِ يَغْضُضْنَ مِنْ اَبْصَارِهِنَّ وَيَحْفَظْنَ فُرُوجَهُنَّ وَلَا يُبْدٖينَ زٖينَتَهُنَّ اِلَّا مَا ظَهَرَ مِنْهَا وَلْيَضْرِبْنَ بِخُمُرِهِنَّ عَلٰى جُيُوبِهِنَّ وَلَا يُبْدٖينَ زٖينَتَهُنَّ اِلَّا لِبُعُولَتِهِنَّ اَوْ اٰبَائِهِنَّ اَوْ اٰبَاءِ بُعُولَتِهِنَّ اَوْ اَبْنَائِهِنَّ اَوْ اَبْنَاءِ بُعُولَتِهِنَّ اَوْ اِخْوَانِهِنَّ اَوْ بَنٖى اِخْوَانِهِنَّ اَوْ بَنٖى اَخَوَاتِهِنَّ اَوْ نِسَائِهِنَّ اَوْ مَا مَلَكَتْ اَيْمَانُهُنَّ اَوِ التَّابِعٖينَ غَيْرِ اُولِى الْاِرْبَةِ مِنَ الرِّجَالِ اَوِ الطِّفْلِ الَّذٖينَ لَمْ يَظْهَرُوا عَلٰى عَوْرَاتِ النِّسَاءِ وَلَا يَضْرِبْنَ بِاَرْجُلِهِنَّ لِيُعْلَمَ مَا يُخْفٖينَ مِنْ زٖينَتِهِنَّ وَتُوبُوا اِلَى اللّٰهِ جَمٖيعًا اَيُّهَ الْمُؤْمِنُونَ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ

Kuranı Kerim Türkçe okunuş :
24.31 - Ve gul lilmué'minâti yağdudne min ebsârihinne ve yahfazne furûcehunne ve lâ yubdîne zînetehunne illâ mâ zahera minhâ vel yadr**** bihumurihinne alâ cuyûbihinn, ve lâ yubdîne zînetehunne illâ libuûletihinne ev âbâihinne ev âbâi buûletihinne ev ebnâihinne ev ebnâi buûletihinne ev ıhvânihinne ev benî ıhvânihinne ev benî ehavâtihinne ev nisâihinne ev mâ meleket eymânuhunne evit tâbiîne ğayri ulil irbeti miner ricâli evit tıflillezîne lem yazherû alâ avrâtin nisâé', ve lâ yadr**** bierculihinne liyuğleme mâ yuhfîne min zînetihinn, ve tûbû ilallâhi cemîan eyyuhel mué'minûne leallekum tuflihûn.

Deney meal :
24.31 - Mümin kadınlara da söyle: Bakışlarını yere indirsinler. Cinsel organlarını/ırzlarını korusunlar. Süslerini/zînetlerini, görünen kısımlar müstesna, açmasınlar. Örtülerini göğüs yırtmaçlarının üzerine vursunlar. Süslerini şu kişilerden başkasına göstermesinler: Kocaları yahut babaları yahut kocalarının babaları yahut oğulları yahut kocalarının oğulları yahut kardeşleri yahut erkek kardeşlerinin oğulları yahut kız kardeşlerinin oğulları yahut kendi kadınları yahut ellerinin altında bulunanlar yahut ihtiyaç içinde olmayan erkeklerden kendilerinin hizmetinde bulunanlar yahut kadınların kaygı duyulacak yerlerini henüz anlayacak yaşa gelmemiş çocuklar. Süslerinden, gizlemiş olduklarının bilinmesi için ayaklarını yere vurmasınlar. Ey müminler, Allah´a topluca tövbe edin ki kurtuluşa erebilesiniz!


---------------------------------------
Bu ayet neleri anlatmaktadir ?
1. Bakislarini yere indirsinler.
2. Cinselliklerini korusunlar.
3. Zinetlerini görünenler harici acmasinlar.
4. Örtülerini gögüs yirtmaclarina salsinlar.
5. Zinetlerini su kisilerden baskasina göstermesinler.
6. Zinetlerinin süslerinin belirmesi icin ayaklarini yere vurmasinlar yani belli etmesinler zinetlerini.
7. Topluca tövbe durumunda kurtulusa erebilirsiniz.


1. Bakislarini yere indirsinlerle ilgili daha önce bir calismam olmadig icin simdilik onu bos birakiyorum.
2. Cinselliklerini korusunlar. Cinselligi korumayan ne varsa terkedilecek demektir bu. Bir erkegi yanlis düsüncelere saptiran ne varsa ondan uzak olunacaktir. Zinaya acilan her türlü kapinin kapanmasi demektir bu.
3. Zinetlerini görünenler haric acmasinlar. Peki bu zinet süs nedir ? Kuran da zinet kelimesini arastirirsaniz devamli bir sekilde amel kelimesini de yaninda bulursunuz genel olarak cünkü süs ameldir. Insanin süsü yaptigidir amelidir.


Kuranı Kerim Türkçe okunuş :
16.63 - Tallâhi legad erselnâ ilâ umemim min gablike fezeyyene lehumuş şeytânu ağmâlehum fehuve veliyyuhumul yevme ve lehum azâbun elîm.

meal :
16.63 - Yemin olsun Allah´a ki, senden önceki ümmetlere de elçiler gönderdik de şeytan onlara amellerini süslü gösterdi. O, bugün de onların dostudur/ o gün de onların dostu idi. Onlar için acıklı bir azap var.
-----------------

Bir cok ziynet le süsle ilgili ayetlerde hep ameli yaninda görürsünüz.
4. Örtülerini gögüs yirtmaclarina salsinlar.
Örtü kelimesi بِخُمُرِ
Bakin bu kelimeyi baska nerde göreceksiniz hemde hic tahmin edemediginiz yerde.

----- 2 - Bakara suresi 219. ayet (Genel: 2 - İniş: 87 - Alfbetik: 11) -----

(٢-٢١٩)
2.219*************يَسْپَلُونَكَ عَنِ الْخَمْرِ وَالْمَيْسِرِ قُلْ فٖيهِمَا اِثْمٌ كَبٖيرٌ وَمَنَافِعُ لِلنَّاسِ وَاِثْمُهُمَا اَكْبَرُ مِنْ نَفْعِهِمَا وَيَسْپَلُونَكَ مَاذَا يُنْفِقُونَ قُلِ الْعَفْوَ كَذٰلِكَ يُبيِّنُ اللّٰهُ لَكُمُ الْاٰيَاتِ لَعَلَّكُمْ تَتَفَكَّرُونَ

Kuranı Kerim Türkçe okunuş :
2.219 - Yes'elûneke anil hamri vel meysir, gul fîhimâ ismun kebîruv ve menâfiu linnâs, ve ismuhumâ ekberu min nef'ıhimâ, ve yes'elûneke mâzâ yunfigûn, gulil afv, kezâlike yubeyyinullâhu lekumul âyâti leallekum tetefekkerûn.

meal :
2.219 - Sana uyuşturucuyu/şarabı ve kumarı sorarlar. De ki: „Bu ikisinde büyük bir günah vardır; insanlar için çıkarlar da vardır. Ama onların kötülüğü yararlarından çok daha büyüktür.“ Ve sana neyi infak edeceklerini de soruyorlar. De ki: „Helal kazancınızın size ve bakmakla yükümlü olduklarınıza yeterli olanından artanını verin.“ Allah, ayetleri size işte böyle açıklar ki, derin derin düşünebilesiniz.


-----------------------
Sarap neyi örter ? Basi örter beyni uyusturur beyin nerde dir ? Kafa da dir. Kuran da baska bir anlama cikan bir Kelime yok chmr icin yazdiklarimin disinda.
5. Zinetlerini su kisilerden baskasina göstermesinler.
Zinetin ne oldugunu daha önce görmüstük amel ve amellerimizi su insanlarin disinda birine göstermeyin. O yukardakiler disinda amellerimizi hic bir insana acmayacagiz.
6. Zinetlerinin süslerinin belirmesi icin ayaklarini yere vurmasinlar yani belli etmesinler zinetlerini.
Insanin süsü amelidir ve bu amelin belirmemesi icin reklam etmeyecegiz. Fakat yukardaki 5 inci bölümde belirli kisiler aniliyor onlar neden aniliyor ? Bir insan namaz kildimi, oruc tuttumu, zekat verdimi vs. kisacasi Allaha ibadet ettimi bu ev halkindan gizli kalmaz. Mesela tek basina insan olarak bir odaya girmis olsan dahil namaz kilmak icin oraya evin icinden biri bir sey almak icin girebilir ve seni namaz kilarken görebilir. Yani ev halkindan yaptigin ibadet gizlenmesi zordur fakat reklam etmedigin sürece ibadetlerini ev halkinin disindakiler senin yaptigin ibadetleri bilmezler. Ya kendin reklam edersen namaz kildigini o zaman ögrenir yada senin ailenden biri senin namaz kildigini ifsa ederse. Evin disindan biri sen namaz kilarken lap diye senin namaz kildigin yere girmez yani yabanci biri her odaya dalmaz fakat cocuklari frenlemek zor oldugundan cocuklar dalabilir evin halkina ait olmasalarda.
7. Topluca tövbe edilmesi durumunda kurtulusa erilebilir.


Bunlar Nur suresi 31 inci ayetinin anlattiklari. seytanin tuzaklarini yoketmek icin nefsin isteklerini terketmeliyiz ve Allah samimi olan her insani bu yolda basarili kilar dilerse.



Bu yazdiklarimiz bizlerin inandigidir, bildigi degil.

TETIKHAN
03-01-13, 19:44
konular birleşti

seckince
03-01-13, 21:13
http://www.haberler.com/haber-resimleri/755/ogretmenlerden-basortusu-yasagina-protesto-2-4217755_o.jpg
"Başörtüsü takanda değil; başörtüsüne takanda sorun var...."
Nur Suresi 31 ayette müslüman kadınların başörtüsü takmaları açıkça yazılıdır. Bihumurihinne sözcüğünün anlamı "başörtüleri ile" demektir. Kıvırmaya, sözcüğün orasını burasını çekiştirmeye gerek yok. Bunu 1400 senedir herkes aynen böyle anlamıştır. doğrusu da budur. Tekili ise "Hımarun" sözcüğüdür. Ayrıca evden dışarıya çıkılıyorsa da bir üstlük, bir dış giysi(cilbab) giyilmesi de tavsiye edilmiştir. Nur 31. ayet inzal olduğu zaman kadınlar derhal kafalarını kapamışlardır. Hiç kimse de onlara çıkıp da "Bi dakka kardeşim.. Siz yanlış anladınız. Sadece göğüslerinizi örtecektiniz, yanlış yaptınız. Açın başlarınızı" dememiştir.

Hatta başörtüsünü örten bir müslüman kadının başörtüsüne el uzatıp da açmaya çalışan bir yahudi yüzünden Yahudilere savaş açılmış ve hepsi de Medine'den sürülmüştür.

Kafanızdan atmayın kardeşim. Başörtüsü kirap, sünnet ve icma-i ümmet ile sabit olan bi konudur.

seckince:okay:

UltraRed
04-01-13, 06:46
Yalancı Seckince... Saptırgansın ha...

Oynaksın bir de...

Kuran' da ''başörtüsü'' diye bir şey olmadığı gibi, saçın mahrem olduğu da yazmaz...

Siz kesin Amerikan Kuran' ı na inanıyorsunuz...

Hani Türkiye' yi ABD planlarınca bölüp parça parça etmek üzere başörtüsünü toplumu bölen bir faktör olarak önümüze süren Amerika Kuranı' na...

Ve ben başörtüsüne sıcak bakmamakla, onu Kuran ile bir görmemekle birlikte hiç bunu kapanana veya kapanmayana karşı kullanıp bölücülük yapmadım...

Siz milleti Amerika' nın ''böl-yönet'' oyunlarına getirmek için resmen bir de milleti başörtüsü üzerinden bölüyorsunuz... Siz Amerika' nı yeşil bölücülerisiniz!

Ve siz sadece Amerika ve siyonizmin ''böl-yönet'' politikalarına hizmet etmekle kalmıyorsunuz!

Siz bu ülkenin hem kapanan hem de kapanmaan kadınlarını kahrediyor, azap çektiriyorsunuz... Ne kadar kadın varsa hepsini...

Sizin emperyalist ve siyonist efendileriniz bu yaptıklarınıza kıs kıs gülerken bu ülkenin kadınları sizin yüzünüzden neler çekiyor...

bianca
04-01-13, 23:23
yok o kafayı başörtüsüne taktı.. işine nasıl geliyorsa öyle yorumlayacak..

bu neye benziyor biliyor musunuz? tıpkı İsrail Filistin'i bombaladığında "vay kafirler kardeşlerimizi öldürüyor" deyipte dünyanın çeşitli yerlerinde katledilen Müslümanlardan tek kelime etmemesine benziyor..

Kuran'da başörtüsünden değil cilbabtan bahsediliyor.. farz olan başörtüsü değil vücudu baştan aşağı örten cilbabtır.. ama bunu hiçbir zaman duyamıyoruz..

Kılıç Aslan
05-01-13, 03:35
Kuranda kadına örtünmesi vucud hatları belli olmayacak şekilde giyinmesi emredilmiştir.Kuranda baş örtüsü diye bir kelime geçmiyor kadına örtünmesi emrolunuyor ve kadınlara ''CİLBAB''giymesi söyleniyor!İsteyen açsın okusun melainide baksın inanmıyorsa gitsin arabcadan tercüme ettirsin
Nur Suresi ( Elmalılı Hamdi Yazır Meali[2] )
31 - Mümin kadınlara da söyle: Gözlerini (harama bakmaktan) korusunlar; namus ve iffetlerini esirgesinler. Görünen kısımları müstesna olmak üzere, zinetlerini teşhir etmesinler. Baş örtülerini, yakalarının üzerine (kadar) örtsünler.(…)
Ahzab Suresi
59 - Ey peygamber! Hanımlarına, kızlarına ve müminlerin kadınlarına hep söyle de cilbablarından (dış elbiselerinden) üzerlerini sımsıkı örtsünler. Bu onların tanınmalarına, tanınıp da eziyet edilmemelerine en elverişli olandır. Bununla beraber Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir

TETIKHAN
05-01-13, 08:55
birde bu ayet neden inmiş onuda bir inceleyelim, sonra ayeti daha iyi anlarız bence..




Hicretin 6'ncı yılında beni Mustalık kabilesine karşı bir sefer düzenlendi. Hz. Peygamber eşi Hz. Ayşe'yi de beraberinde götürmüştü. Seferden dönüşte, Medine'ye yakın bir yerde konaklandı. Hz. Ayşe, tabii ihtiyacını gidermek üzere birlikten uzaklaştı. Geri dönüşünde boynundaki ziynetini, gerdanlığını düşürdüğünü farketti. İhtiyacını giderdiği yere gitti. Aramaya başladı. Orada oyalandı. Geri döndüğünde kafilenin gittiğini gördü. Orada oturdu bekledi. Çünkü, o zaman kaybolanlar oturduğu yerde beklerdi. Derken, uyudu kaldı. Bir süre sonra ordunun artçısı Safvan bin Muattıl geldi. Hz. Ayşe'yi gördü, kendi devesine bindirdi. Orduya ancak sabahleyin ortalık aydınlanıca ulaşabildiler. Kötü niyetli münafıklar, "Safvan ile Ayşe geceyi birlikte geçirdiler" diye iftira ettiler.


Hz. Peygamber, üzüntüsünden günlerce dışarı çıkmadı. Hz. Ayşe hastalandı ve baba evine gitti, orada kalmaya başladı. Safvan bir şiir ile kendisini suçlayan şair Hassan'ı kılıç ile vurup, yaraladı. Hazrec ve Evs kabileleleri az kalsın savaşa giriyorlardı. Hz.Peygamber yatıştırdı. Hz. Peygamber, sahabelerin ileri gelenlerine konu hakkında görüşlerini sordu. Hepsi konunun bir iftira olduğunu söylediler. Yalnız Hz. Ali, Hz.Peygamber'e Hz. Ayşe'yi boşamasını ima eden tavsiyede bulundu.

30 gün sonra Nur Suresi indi. Nur Suresi, iddiaların bir iftira olduğunu anlatıyor. Ayrıca, ziyneti, gerdanlığı yitirme konusu da dahil olmak üzere birçok meseleyi açıklığa kavuşturuyor. 30 ve 31'inci ayetler önceki ayetlerle birlikte bir bütünlük içinde sorunlara çözüm getiriyor.
Ayet diyor ki, "Örtünüzü veya böşrütünüzü - iki anlama da gelir- göğüs değil, bu yakaların üzerine örtün", ziynetinizi kapatsın, gerdanlığı kapatsın, kimse görmesin. Ancak bu ziynetlerinizden görünenler müstesna yüzük gibi küpe gibi. Bunun dışında ziynetlerinizi göstermeyin.


Nur Suresi 30 ve 31'inci ayetlerin tesettürle ilgisi olmadığı halde, daha önceki ayetlerden ve iftira olayından bağımsız gibi ele alınıyor ve kelimelerin anlamları kaydırılarak yanlış yorum yapılıyor. "Ziynetinizi, yani gerdanlığınızı örtün" anlamı yanına 'yerleri' kelimesini ilave ettiler.
Allah'ın kitabına bir parantez içinde soktular. Sokunca da 'ziynet yeri' oldu. Böylece de 'ziynet yerini örtün' dendi. O zaman da ziynet yeri, ne oldu? Başı, bedeni oldu. Halbuki kastedilen tamamen ziynet, gerdanlık, takılar, altın ve gümüştü. Bu ayette baş kelimesi hiç yok. Örtünün ziyneti örtmesi söz konusu.

seckince
05-01-13, 19:41
Yuh be..
Adam 2 ayet aktarıyor.
Aktardığı ayetlerin meallerini yazıyor.
Kendi yazdığı bu meallerden bi tanesinde(Nur/31) "Baş örtülerini, yakalarının üzerine (kadar) örtsünler.(…)" manasını da görüyor.
Biz de görüyoruz.
Ve aynı adam çıkıyor diyor ki:

Kuranda baş örtüsü diye bir kelime geçmiyor kadına örtünmesi emrolunuyorBöyle diyor abi..

Yarabbi sen aklıma mukayyed ol Yarabbiiiii!!!

Bu nasıl iş anlamak zor tabii.
seckince:okay:


Kılıç Aslan
Kuranda kadına örtünmesi vucud hatları belli olmayacak şekilde giyinmesi emredilmiştir.Kuranda baş örtüsü diye bir kelime geçmiyor kadına örtünmesi emrolunuyor ve kadınlara ''CİLBAB''giymesi söyleniyor!İsteyen açsın okusun melainide baksın inanmıyorsa gitsin arabcadan tercüme ettirsin
Nur Suresi ( Elmalılı Hamdi Yazır Meali[2] )
31 - Mümin kadınlara da söyle: Gözlerini (harama bakmaktan) korusunlar; namus ve iffetlerini esirgesinler. Görünen kısımları müstesna olmak üzere, zinetlerini teşhir etmesinler. Baş örtülerini, yakalarının üzerine (kadar) örtsünler.(…)
Ahzab Suresi
59 - Ey peygamber! Hanımlarına, kızlarına ve müminlerin kadınlarına hep söyle de cilbablarından (dış elbiselerinden) üzerlerini sımsıkı örtsünler. Bu onların tanınmalarına, tanınıp da eziyet edilmemelerine en elverişli olandır. Bununla beraber Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir

Kılıç Aslan
06-01-13, 22:00
Aç bak bakalim kuranda ne yaziyor kadina örtün deniyor baş örtüsüde örtünmenin bir parçasi benim akli hür ama kullanmasini bilmeyen arkadaşim!sadece başini örtmeyle Allahin emri yerine getirilmiş olunmuyor!BAKARSAN GÜNÜMÜZE BAŞI KAPALI AMA DARACIK KOT PANTOLONLARI İLE KENDİNİ SEGİLEYENLERİ GÖRÜRSÜN VUCUDUNU SIMSIKI SARAN CEKET VE ELBİSELER GİYEN BAŞ ÖRTÜLÜLERİ GÖRÜRSÜN!PEYGAMBERIMIZ ÖYLELERİ İÇİN GİYİNİK ÇIPLAK İFADESINI KULLANMIŞ VE DEVE HÖRGÜÇLÜLER DEMİŞTİR!Allah cilbab giyilmesini emrediyorki kadina vucud hatlari belli olmasin diye laf içinde laf ebeliği yapma aç kendin oku!

Speare
25-01-13, 21:06
kur'an'da başörtüsü var mı yok mu sonuç ne şimdi biri yok diyor biri var diyor yok diyenin aktardığı mealde başörtüsü kelimesi var ama o yoktur diyor eee şimdi sonuç ne acaba

TETIKHAN
26-01-13, 10:20
Bu ayette açıkça süslerinizle, zenginliğinizle gösteriş yapmayın deniliyor. "Örtülerini yakalarının üstünü kapatacak şekilde koysunlar". Bu ayetten zorla ıkına sıkına "örtünme emri" çıkarmaya çalışan zihniyet, tefsir yaparken "örtü" sözcüğünü "baş örtüsü"ne, ziynet (süs) kelimesini de "ziynet yerleri"ne çevirmiştir.

UltraRed
26-01-13, 22:45
Bence Kuran' da başınızı kapatın; saçlarınızı, kulaklarınızı, ensenizi, yanaklarınızın yarısını, alnınızın yarısını göstermeyin diye bir ayet yoktur; ki Kuran' ın hiç bir ayetinde saçın, ensenin, yanakların, kulakların falan cinsel tahrik yarattığı ve gizlenmesi gerektiği yazmaz. Saçmalık zaten ortada: Bir kadın mesela saçlarını kazıtsa ne olacak? Madem saç mahrem o halde bu din bezirganları saçlarını kazıtmış bir kadının başını kapamasına ne derler? Kafa derisi de mi mahrem yoksa?

Bin dereden su getirirler... Efendim neymiş; ''abdest alınan yerler dışında her yer kapanacakmış''... Bir kadın dirseklerine kadar su vurmuyor mu da kolları kapalı olacak? Mesela alnına su vurmuyor mu da alnına bone takacak? Ensesini, kulaklarını yıkamıyor mu? Ama bu din hokkabazları ''sadece kadının elleri, ayakları ve yüzü açık kalacak'' diyor. Dudaklar, ağız, dil, eller, ayaklar, ayak parmakları erotik bölge değil mi duruma göre? Saçın görevi, başı tehlikelerden, soğuktan ve güneşten korumak değil mi? Nasıl uzun kıllardan mahremiyet yaratırlar hiç anlamadım zaten... Ama dilden, dudaktan, ayaklardan her an erotizm üretebilirsiniz! Dil, dudak, yüz, eller, ayaklar açık olacak, baş kapalı!!!

Kuran' ın her emrinde bir mantık vardır. İster inanırsınız, ister inanmazsınız Kuran' a, ama inanıyorsanız onu bu ''başörtüsü'' hokkabazlıkları ile saçmasapanlaştırmaz, mantıksızlaştıramazsınız!

Göşüslerinizi örtün (mahrem yerlerinizi kapatın) denen bir ayetten saçları, enseyi, kulakları, alnı, yanakları örtmeyi üretecek kadar mantıksız olunup, aynı zamanda da kalkıp ''ben müslümanım'' diyemezsiniz!

Bu başörtüsü maskaralığı, erkek egemenliğini din üzerinden sürdürmeye kalkan biçare(!) erkeklerin sosyal gelişmemişliğini kadın zeründen kapatmasının en ucuz yoludur bence...

Ve hiç bir bayan başı açık diye daha az, hiç bir kadın da başı kapalı diye daha fazla müslüman olmaz. Başın açık ya da kapalı olması kesinlikle bir kadının müslüman olup olmamasının bir şartı değildir zaten.

Speare
26-01-13, 23:41
Bu başörtüsü maskaralığı,sizin işinizi Muhammed bozuyor çok pürüz adam şu Muhammed o olmasa herşeyi yeni bi kılıfa sokacaksınız ama o bozuyor işte işinizi "başörtüsü yok" diyorsunuz ama Muhammed bu ayet ile tak diye kadınlara bir tarz göstermiş ve hepsi de onun dediği gibi yapmışlar pürüzlük Muhammed'de işte

Ah pürüz Muhammed ah!!! Zaten siz de onun için hiç Muhammed'ten bahsetmiyorsunuz tarafına bile bakmıyorsunuz yanına bile yanaşmıyorsunuz hep o bozuyor işinizi

"saçlar enseler yok" diyorsunuz ama Muhammed de "var" diyor...

ne olacak şincik?? :D

UltraRed
27-01-13, 01:00
Neymiş o Peygamber' in önerdiği tarz? Açıkla da biz de aydınlanalım biraz ama argümanlı olsun!

Speare
27-01-13, 01:32
Örtü ayeti açıklandığı anda Muhammed kadınlara durumu tebliğ ediyor. Hepsi derhal başlarını buldukları örtülerle kapatıyor. Bulamayanlar da fazlalık elbiselerinden kesip başörtüsü şekline getiriyorlar ve örtüyorlar. Esma Hazreti Ayşe'nin kızkardeşi. Muhammed onu ablasının yanında görünce yüzünü çeviriyor ve "Ey Esma şuralarını, şuralarını ve şuralarını kapatman gerekiyor. Ayet böyle geldi" diyor. Ve de o da hemen kalkıp o dediği şekillerde örtünüyor. Yine Hazreti Ayşenin de bu hususta kadınlara pek çok uyarıları vardır. Hiç bir anlatımda "saçlar açık kalsın, siz göğüslerinizi örtün sadece" diye bir tavsiye görülmüyor. Hem o zamanki arap kadınları göğsü açık değildi ki? Sadece boyun kısımları göğüs çatalına doğru bir açıklık vardı. Burası için "göğsünüzü örtün" diye ayet neden gelsin ki? Göğsünüzü deyince boyun ne olacak mesela? bu tabir eksik bir cümle olurdu. Muhammed bu tip iddiacıların keyfini kaçırıyor. Halbuki o da çıkıp da "Ne saçı be.. Göğsünüzü kapayın yeter" deseydi baş tacı olurdu bu reformistlerin.. Ama yapmadı. Şimdi O'nun adını ağızlarına bile almıyorlar ama hep de karşılarına çıkıyor işte.

Bu tiplerin yapacağı en iyi şey reformist takılmak ve "Muhammed sadece bi elçidir. Kitabı bırakmış ve gitmiştir. Başka şeye karışmamalı. Biz biliriz işimizi" demektir. Tek çıkışları budur bu reformistlerin. Kelaynak gibi kalırlar ortada o zaman da. :)

UltraRed
27-01-13, 01:54
Bulamayanlar da fazlalık elbiselerinden kesip başörtüsü şekline getiriyorlar ve örtüyorlar.

O uyduruk hadisin tamamında kadınların eteklerinden kestikleri ve başlarını örttükleri de yazar... Yani bacakları, baldırları açıp, başlarını örtmüşler gibi komik bir durum vardır. Ki bir kadın eteğinden başını örtecek bir parça kesip başını kapatsa, poposu açıkta kalacaktır, öyle değil mi?

Ayrıca cahiliye devri Kuran' ın gelmesiyle son bulmadı, daha uzun yıllar devam etti...

Cahiliye devrinde kadınlarla erkekler Kabeyi birlikte ve çırılçıplak tavaf ederlerdi; ki Tavaf İslam' dan önce de vardı. Çıplak tavafın sebebi de o zamanın insanlarının günahları elbiselerinin içinde işlemeleri ve elbiselerini çıkarınca günahtan arındıklarına inanmalarıydı...

Epey bir karıştırmışın durumu... Bu arada Kuran2 ın kendisi varken uyduruk hadislere itibar ederek, Kuran' ı hadislerle açıklamayacaksın. Kuran ayetinde de yazıldığı üzere herkesin anlayacağı kadar basit ve örnekleri tekrarlanarak inmiştir. Kuran Allah' ın kefaleti ve koruması altındadır ancak tek bir hadis bile Allah' ın kefaleti ve koruması altında değildir. Ki çoğu zaman Kuran' da aradıklarını bulamayanlar hadislere itibar gösterirler.




Göğsünüzü deyince boyun ne olacak mesela?

Boynun bir kıymeti harbiyesi yok zaten... Araplar dün de bugünde genellikle boğazlarında/boyunlarında örtü kullanırlar ve Kuran' dan önce de kullanırlardı bunu... Güneşte başlarını kapamak, serinde boyunlarını korumak, sıcakta terlerini silmek vs. için.

Kuran herkesin anlayabileceği kadar basit olarak anlatılmış ve her konu defalarca örneklendirilmiştir. Ve o kitapta saçın mahrem olduğu ve örtülmesi gerektiğine ilişkin tek bir ima bile yoktur... Ancak kadın göğsü mahrem olduğu için, toplumun zaten İslam' dan önce de kullandığı ''boyunbağı'' (türkçesi bu) göğsün kapatılması için tavsiye edilmiştir.

Ayrıca bir kadının müslüman olup olmamasının kıstası başını kapaması da değildir. O kadar önemli olsaydı, ''müslüman kadınların saçlarını, kulaklarını, enselerini, alınlarını, kulaklarını, yüzlerinin yarısını gizlemeleri farzdır'' denir, yapmayanların ise müslüman olamayacağı vurgulanırdı Kuran' da...

Kadınların kapatılması işinize geliyor diye Kuran' a yalancı şahitlik yaptırmayın!

Speare
27-01-13, 01:58
Hahahaha Muhammed bozuyor di mi işinizi. Boynun önemi yokmuşmuş. Yani sadece göğüs çatalına bi şerit mi çekilmesi isteniyor.? Komik oluyorsunuz beyler?

Kadınlar eteklerinden kesiverdiler demek bacaklarında giydiklerinden değil. Rafta, duvarda asılı olan yedek eteklerini aldılar kesip kumaşlarından başörtüsü yaptılar. Bunu anlamamak için Muhammed'i yan göze almak gerekir.

Ne pürüz adam şu Muhammed Ya Hu!! :D

TETIKHAN
27-01-13, 14:05
Örtü ayeti açıklandığı anda Muhammed kadınlara durumu tebliğ ediyor. Hepsi derhal başlarını buldukları örtülerle kapatıyor. Bulamayanlar da fazlalık elbiselerinden kesip başörtüsü şekline getiriyorlar ve örtüyorlar. Esma Hazreti Ayşe'nin kızkardeşi. Muhammed onu ablasının yanında görünce yüzünü çeviriyor ve "Ey Esma şuralarını, şuralarını ve şuralarını kapatman gerekiyor. Ayet böyle geldi" diyor. Ve de o da hemen kalkıp o dediği şekillerde örtünüyor. Yine Hazreti Ayşenin de bu hususta kadınlara pek çok uyarıları vardır. Hiç bir anlatımda "saçlar açık kalsın, siz göğüslerinizi örtün sadece" diye bir tavsiye görülmüyor. Hem o zamanki arap kadınları göğsü açık değildi ki? Sadece boyun kısımları göğüs çatalına doğru bir açıklık vardı. Burası için "göğsünüzü örtün" diye ayet neden gelsin ki? Göğsünüzü deyince boyun ne olacak mesela? bu tabir eksik bir cümle olurdu. Muhammed bu tip iddiacıların keyfini kaçırıyor. Halbuki o da çıkıp da "Ne saçı be.. Göğsünüzü kapayın yeter" deseydi baş tacı olurdu bu reformistlerin.. Ama yapmadı. Şimdi O'nun adını ağızlarına bile almıyorlar ama hep de karşılarına çıkıyor işte.

Bu tiplerin yapacağı en iyi şey reformist takılmak ve "Muhammed sadece bi elçidir. Kitabı bırakmış ve gitmiştir. Başka şeye karışmamalı. Biz biliriz işimizi" demektir. Tek çıkışları budur bu reformistlerin. Kelaynak gibi kalırlar ortada o zaman da. :)

kuranda tam olarak nerede yazıyor gösterirmisin ?

Speare
27-01-13, 20:35
Örtü ayeti açıklandığı anda Muhammed kadınlara durumu tebliğ ediyor. Hepsi derhal başlarını buldukları örtülerle kapatıyor. Bulamayanlar da fazlalık elbiselerinden kesip başörtüsü şekline getiriyorlar ve örtüyorlar. Esma Hazreti Ayşe'nin kızkardeşi. Muhammed onu ablasının yanında görünce yüzünü çeviriyor ve "Ey Esma şuralarını, şuralarını ve şuralarını kapatman gerekiyor. Ayet böyle geldi" diyor. Ve de o da hemen kalkıp o dediği şekillerde örtünüyor. Yine Hazreti Ayşenin de bu hususta kadınlara pek çok uyarıları vardır. Hiç bir anlatımda "saçlar açık kalsın, siz göğüslerinizi örtün sadece" diye bir tavsiye görülmüyor. Hem o zamanki arap kadınları göğsü açık değildi ki? Sadece boyun kısımları göğüs çatalına doğru bir açıklık vardı. Burası için "göğsünüzü örtün" diye ayet neden gelsin ki? Göğsünüzü deyince boyun ne olacak mesela? bu tabir eksik bir cümle olurdu. Muhammed bu tip iddiacıların keyfini kaçırıyor. Halbuki o da çıkıp da "Ne saçı be.. Göğsünüzü kapayın yeter" deseydi baş tacı olurdu bu reformistlerin.. Ama yapmadı. Şimdi O'nun adını ağızlarına bile almıyorlar ama hep de karşılarına çıkıyor işte.

Bu tiplerin yapacağı en iyi şey reformist takılmak ve "Muhammed sadece bi elçidir. Kitabı bırakmış ve gitmiştir. Başka şeye karışmamalı. Biz biliriz işimizi" demektir. Tek çıkışları budur bu reformistlerin. Kelaynak gibi kalırlar ortada o zaman da
kuranda tam olarak nerede yazıyor gösterirmisin ?ALıntısını yaptığınız kısımda hadis aktarımı var.

Ama ayet olarak Nur suresi'nde geömekte. 31. Ayet'te. Orada geçen Humurihinne sözcüğünün anlamı "onların başörtüleri" demektir. Bu ayet iner inmez bunu duyan müslüman kadınlar hemen derhal başlarına ayrıca bir örtü geçirivermişlerdir. Bi de "dış giysi" var(cilbab) o ayrı. Ama kadınlar ayrıca "başörtülerinizi göğüslerinize doğru vurun(salın)" ayetini duyar duymaz hemen başlarını kapamışlardır. İşte bu durum bir çok hadis aktarımında vardır ama yukarıya aldığım olay da en bilinenidir yani.

Kur'an vahyi anlatıyor ama Muhammed'in dedikleri de vahy-i gayri metluv niteliğindedir. Yani o ne derse müslümanlar yapmak zorundadır. :)

TETIKHAN
28-01-13, 13:35
peygamberimiz zamanında müslüman hanımların başörtüsü giymesi hakkında sanırım somut bir şey yok

tam tersi müslüman hanımlar sosyal hayatta her şeyde erkekle aynı derecede bulunmuşlardır mesala peygamberimiz zamanında erkekler ve bayanlar ile ibadet edildiğini bu uygulamında hz.osman zamanında kaldırıldığını biliyormudun hani o zaman sünnet nerede bu işte dostum sence ?

Speare
28-01-13, 20:06
peygamberimiz zamanında müslüman hanımların başörtüsü giymesi hakkında sanırım somut bir şey yok Bu doğru değil. naşörtüsü ayeti açıklandığı zaman tüm kadınlar hemen derhal başlarını kapamışlardır. Hatta öyle ki Hazreti Ayşe gençliği nedeniyle nüktedan idi de, şöyle demiştir "Kadınların kafasına kargalart kondu zannettik" demiştir. Yani kadınlar hemen kafalarına alelade bir bez bile olsa bulabildikleri örtülerle örtünce karşıdan baktığında öyle bi benzetmede bulunmuş Ayşe Annemiz. Ama 'Somu bir şey' derken mesela bi fotoğraf, bi resim vs gibi bir SOMUT şey istiyorsanız o yok. Ama mütevatir ve sağlam hadisler mevcut. Zaten bu husus hiç bir zaman da problem olmadı.


tam tersi müslüman hanımlar sosyal hayatta her şeyde erkekle aynı derecede bulunmuşlardır mesala peygamberimiz zamanında erkekler ve bayanlar ile ibadet edildiğini bu uygulamında hz.osman zamanında kaldırıldığını biliyormudun hani o zaman sünnet nerede bu işte dostum sence ?konumuz farklı yalnız. Başörtüsü hususunda konuşurken aniden "müslüman hanımlar sosyal hayatta her şeyde erkekle aynı derecede bulunmuşlardır" deyiverdiniz.

Hani bayburtlu demiş ya"Bizim köye varıvaadınız mı?" diye sormuş.. Adam da "Evet vardık." demiş. Bu sefer "Helva yiyivaadınız mı?" diye sormuş bizimki.. Karşısındaki de "HAYIR" demiş. Yani "helva yediniz mi" diyor. Diğeri cevaben "Ha vaadınıııız ha vaamadınız öyleyse" diyor.

Siz de öyle yani birden başka konuya atlayarak az önceki konuya "Ha vaadııın ha vaamadııın" diyeceğim size!:)

O ibadet hususu da daha evvel vardı, evet ama Resulullah(SAV) sonraları kadınlara evlerinde kılmalarının daha güzel olacağını söyleyerek öyle tavsiye etmiş idi. Hatta cemaatin farziyyeti de kaldırılmıştı. Bu doğrultuda gelişen uygulamalardır yani. :)

TETIKHAN
28-01-13, 20:21
Bu doğru değil. naşörtüsü ayeti açıklandığı zaman tüm kadınlar hemen derhal başlarını kapamışlardır. Hatta öyle ki Hazreti Ayşe gençliği nedeniyle nüktedan idi de, şöyle demiştir "Kadınların kafasına kargalart kondu zannettik" demiştir. Yani kadınlar hemen kafalarına alelade bir bez bile olsa bulabildikleri örtülerle örtünce karşıdan baktığında öyle bi benzetmede bulunmuş Ayşe Annemiz. Ama 'Somu bir şey' derken mesela bi fotoğraf, bi resim vs gibi bir SOMUT şey istiyorsanız o yok. Ama mütevatir ve sağlam hadisler mevcut. Zaten bu husus hiç bir zaman da problem olmadı.

aynen dediğiniz gibi ortada somut elle tutulur bir durum yok,hadislerden başka ne kadar güvenilir oda tartışılır


Başörtüsü hususunda konuşurken aniden "müslüman hanımlar sosyal hayatta her şeyde erkekle aynı derecede bulunmuşlardır" deyiverdiniz.

Hani bayburtlu demiş ya"Bizim köye varıvaadınız mı?" diye sormuş.. Adam da "Evet vardık." demiş. Bu sefer "Helva yiyivaadınız mı?" diye sormuş bizimki.. Karşısındaki de "HAYIR" demiş. Yani "helva yediniz mi" diyor. Diğeri cevaben "Ha vaadınıııız ha vaamadınız öyleyse" diyor.

Siz de öyle yani birden başka konuya atlayarak az önceki konuya "Ha vaadııın ha vaamadııın" diyeceğim size!:)

O ibadet hususu da daha evvel vardı, evet ama Resulullah(SAV) sonraları kadınlara evlerinde kılmalarının daha güzel olacağını söyleyerek öyle tavsiye etmiş idi. Hatta cemaatin farziyyeti de kaldırılmıştı. Bu doğrultuda gelişen uygulamalardır yani. :)

sanırım anlamadınız yukarda siz yazmışsınız muhterem


Kur'an vahyi anlatıyor ama Muhammed'in dedikleri de vahy-i gayri metluv niteliğindedir. Yani o ne derse müslümanlar yapmak zorundadır. :)

bende cevap olarak şunu yazdım size


tam tersi müslüman hanımlar sosyal hayatta her şeyde erkekle aynı derecede bulunmuşlardır mesala peygamberimiz zamanında erkekler ve bayanlar ile ibadet edildiğini bu uygulamında hz.osman zamanında kaldırıldığını biliyormudun hani o zaman sünnet nerede bu işte dostum sence ?

yani peygamberin sünnetine uyulmadığıda pek mümkün diye, uyulsa şuan camilerde bayanlı erkekli namaz kılınırdı aslında şunu demek istiyorum bu örnekle, peygamberimiz zamanında kadına verilen haklar ,peygamberimizden sonra yavaş yavaş geri alınmaya müslüman kadınları kuranda ve islamda yeri olmayan yasak ve kurallar ile sosyal hayattan koparılmaya çalışılmıştır malesef en basit örneği başörtüsü yada kara çarşaftır

Speare
28-01-13, 20:34
yani peygamberin sünnetine uyulmadığıda pek mümkün diye, uyulsa şuan camilerde bayanlı erkekli namaz kılınırdı aslında şunu demek istiyorum bu örnekle, peygamberimiz zamanında kadına verilen haklar ,peygamberimizden sonra yavaş yavaş geri alınmaya müslüman kadınları kuranda ve islamda yeri olmayan yasak ve kurallar ile sosyal hayattan koparılmaya çalışılmıştır malesef en basit örneği başörtüsü yada kara çarşaftırKadınların kazanımları Gayriislami saltanat dönemlerinde bile pek kaybolmuş değil. Bu durum biraz da toplumların gelişimine de bağlıdır tabii. Saltanat dönemlerinde bile(Selçuklu, Osmanlı) kadının önemli bi yeri vardır. Hatta kadınların bazen bu hususta aşırı gitmesi siyasi sistemi bile etkilemiştir. Muhammed(SAV) kadınlar için farz olursa cemaate sürekli mecburi(farz) katılımın zor olacağı açısından kadınlara mecburiyeti kaldırıp mecbur tutmamıştır. Geröekten de düşünürsek kadınların 5 vakit farz namazlara katılma mecburiyetini(farziyetini) onlar için baya bi zor hayat olurdu.

Kur'an'da ve İslam'da yeri olmayan yasak ve kurallar" demekle ne kasdettiğinizi bilemiyeceğim ama İslam'da mevcut olmayan uygulamalara bid'at dendiğini biliriz hepimiz. Burada ise hiç kimse bid'atleri savunmaz zaten. Yani konuştuğumuz o değil. Hem burada İslamî hususları savunurken çıkıp da "İşte eskiden şöyle olmuş da böyle olmuş da" demenin de bi mantığı yok zaten. Ama burda "kadınlar erkeklerle ayrı kılma durumunu" kafanıza taktıysanız, bu hal bu devirlerde çıkmış bi kaç kendini bilmez modernist ve hedefsiz bazı kişiler için sözkonusu olmuştur. Yani tartışma mevzusu olacak kadar önem arzetmez. Camiilerde kadınlar erkeklerle karışık olamaz. Bu karışık hayat tarzı İslamî bir adet değildir. Ne peygamber ne de daha sonrasında böyle bir uygulamaya cevaz verilmemiştir.

Başörtüsü ve çarşaf-ı şerif ise tesettüre en uygun olan giyim tarzlarıdır. tesettür ne peki? Tesettür kadının kimliğidir.

Kılıç Aslan
28-01-13, 22:05
HALA ALLAHIN AYETLERİNİ İŞLERİNE GELDİĞİ GİBİ YORUMLAMAYA ÇALIŞAN AĞZI İLE LAF EBELİĞİ YAPTIĞINI SANIP BİR ŞEKİLDE ALTTA KALMAMAYA ÇALIŞAN CAHİLLERE DUYRULUR!!!!
ALLAH (C.C) AYETLERİ AŞAĞIDAKİ GİBİDİR İNKAR EDEN KENDİSİ BİLİR!

‘’ Mümin Kadınlara da söyle

** Bakışlarını yere indirsinler,
/Hain bakışlardan sakınıp, zerafetlerini koruyarak önlerine baksınlar
** Irzlarını/ eteklerini korusunlar
/ Namus ve iffetlerini korusunlar, bellerine sahip olsunlar
** Süslerini/zinetlerini, görünen kısımlar müstesna açmasınlar.
/Kendiliğinden görünenler dışında zinetlerini açmasınlar/Örtünme zarureti olmayan ve görünen kısımlar hariç, cezbedici yerlerini ve güzelliklerini teşhir etmesinler
** Örtülerini/başörtülerini göğüs yırtmaçlarının üzerine vursunlar. / Ve baş örtülerini yakalarının üzerine vursunlar./Baş örtülerini, gerdanlarını ve gerdanlıklarını açık bırakmayacak şekilde göğüslerinin üzerine sarkıtarak örtsünler
** Süslerini şu kişilerden başkalarına göstermesinler:
..........
Kocaları
...........
Yahut babaları,
............
Yahut kocalarının babaları
............
Yahut oğulları
............Yahut kocalarının oğulları
............
Yahut kardeşleri
............
Yahut kardeşlerinin oğulları
............
Yahut kendi kadınları
............
Yahut ellerinin altında bulunanlar
............
Yahut kadına ihtiyaç duymaz olmuş erkeklerden kendilerinin hizmetinde bulunanlar
............
Yahut kadınların mahrem yerlerini anlayacak yaşa gelmemiş çocuklar
** Süslerinden gizlemiş olduklarının bilinmesi için ayaklarını yere vurmasınlar.
/ Gizlemekte oldukları güzelliklerini, takıları anlaşılsın diye ayaklarını yere vurarak erkekleri tahrik etmesinler
Ey müminler, hepiniz topluca Allah’a tövbe edin ki kurtuluşa erebilesiniz ‘’
Ve örtünme konusundaki ikinci önemli ayet: Kur’anın33. Sırasındaki Ahzâb Suresi 59.ayetidir.
Bu ayette de farklı açıklamalar yukarıdaki uygulamadaki gibi gösterilmiştir.
‘’ Ey Peygamber !
Eşlerine,kızlarına ve müminlerin kadınlarına söyle
**
Dış giysilerini üzerlerine alsınlar. / Cilbablarıyla ( çarşaflarıyla ) üzerlerini sıkı örtsünler. / Sokağa tenlerini göstermeyen, vücut hatlarını belli etmeyen elbiselerini giyerek çıksınlar
** Tanınıp incinmem
eleri için bu çok daha uygun bir yoldur. / Bu onların tanınmalarına ve tanınıp eza edilmemelerine en elverişli olandır. / Bu tür örtünme onların, vakar ve heybetleri ile hür kadınlar olarak tanınıp, kendilerine hüemet edilmesine; sarkıntılık yapılmamasına, incitilmemelerine en uygun bir örtünmedir.
** Allah Gafûr ve Rahim’ dir. ‘’
Artık nikah arzuları kalmamış, hayızdan ve evlattan kesilen kadınların. Süslerini göstermek ortalıkta dolaşmamaları şartıyla örtülerini bırakmalarında kendileri için bir günah yoktur. Ama saakınmak için titiz davranmaları, onlar için daha hayırlıdır. Allah her şeyi işitir, her şeyi bilir. ‘’

‘HALAMI ALLAHIN AYETLERİNİ İNKAR EDECEKSİNİZ BUYRUN RAB SİZLER İÇİN NE DİYOR BAKIN KURANDA!!!
http://sphotos-a.ak.fbcdn.net/hphotos-ak-ash4/301168_570693049624339_698380889_n.jpghttp://sphotos-a.ak.fbcdn.net/hphotos-ak-ash3/75565_575462375814073_452644314_n.jpghttp://sphotos-e.ak.fbcdn.net/hphotos-ak-snc6/263610_566105940083050_1928036535_n.jpg
HAYDİ BUYRUN BAKALIM ALLAH KURANDA BİZLERE HERŞEYİ AP AÇIKBİLDİĞİNİ BİZ ANLAYALIM DİYE KOLAYLAŞTIRDIĞINDA SÖYLÜYOR! HADİ HALA METRE BOY HESABI YAPMAYA DEVAM EDİN BUYRUN!!!!
http://sphotos-f.ak.fbcdn.net/hphotos-ak-ash4/374541_567892563237721_1126104517_n.jpg
NOT:’Ne pürüz adam şu Muhammed Ya Hu!! http://forum.kanka.net/images/smileyler/kahkaha.png DİYEN VATANDAŞA !!!PEYGAMBERİMİZE DÜZGÜN HİTAP ET KAŞ YAPAYIM DERKEN GÖZ ÇIKARMA!!!GÖZLERİNİN YERİNDEN FIRLAYACAĞI GÜNÜ BEKLEMEK ZORUNDA KALMASSIN DERSİNİ ALMAK İÇİN EDEBİNLE KONUŞ ÖNCE PEYGAMBERE NASIL HİTAP EDİLİR ONU ÖGREN!İLÜMANİTİ KILIKLI AVATARINDAKİ GİBİ OLUR SONRA GÖZLERİN....!!!

Aragon
28-01-13, 22:30
Örtünün denmiyorsa cıbıldak gezinde denmiyor ayetlerde değilmi ?

Speare
29-01-13, 00:28
:’Ne pürüz adam şu Muhammed Ya Hu!! :D DİYEN VATANDAŞA !!!

Sen anlamassın o işlerden. Sen kopyala yapıştır yapmaya devam et!! İşine bak. Anlamadığın işe de burnunu sokma. Asıl sen avatarına dikkat et de ona benzemeye çalışma!!

O kadar rahatsız edici, göz tırmalayıcı yazıyorsun ki -daha doğrusu yazacak ve söyleyecek bir fikrin ve düşüncen olmadığı da zaten mesajlarından belli- bari yaptığın copy+paste'leri düzegün yap da bir fayda, bir Hayr çıksın o mesajlardan. Bana dil uzatmaya çalışacağına biraz da mesajlarını düzelt sen!! :)

UltraRed
29-01-13, 02:18
Sen anlamassın o işlerden. Sen kopyala yapıştır yapmaya devam et!! İşine bak. Anlamadığın işe de burnunu sokma. Asıl sen avatarına dikkat et de ona benzemeye çalışma!!



O kadar rahatsız edici, göz tırmalayıcı yazıyorsun ki -daha doğrusu yazacak ve söyleyecek bir fikrin ve düşüncen olmadığı da zaten mesajlarından belli- bari yaptığın copy+paste'leri düzegün yap da bir fayda, bir Hayr çıksın o mesajlardan. Bana dil uzatmaya çalışacağına biraz da mesajlarını düzelt sen!! :)

Vay vay vay...

Kendi yazıyo, kendi cevaplıyo artık yazdığını...

Buna kendin çal, kendin oyna da diyolardı...

Tebrikler.


:’Ne pürüz adam şu Muhammed Ya Hu!! :D DİYEN VATANDAŞA !!!

Speare
29-01-13, 08:15
Kendi yazıyo, kendi cevaplıyo artık yazdığını.UltraRed nickli! ANlamadan yazmısın Kardeş. Kendi kendime değil yazdığım. Dikkat et. O ifadeyi ben değil bana laf atan şahıs yazmış.

Kılıç Aslan
30-01-13, 00:11
Sen anlamassın o işlerden. Sen kopyala yapıştır yapmaya devam et!! İşine bak. Anlamadığın işe de burnunu sokma. Asıl sen avatarına dikkat et de ona benzemeye çalışma!!

O kadar rahatsız edici, göz tırmalayıcı yazıyorsun ki -daha doğrusu yazacak ve söyleyecek bir fikrin ve düşüncen olmadığı da zaten mesajlarından belli- bari yaptığın copy+paste'leri düzegün yap da bir fayda, bir Hayr çıksın o mesajlardan. Bana dil uzatmaya çalışacağına biraz da mesajlarını düzelt sen!! :)
Beyin fonksiyonları benim kafeste beslediğim kuşun yarısı etmeyen arkadaşım:dd!!!O AYETLERİ BÜYÜK BÜYÜK YAZDIMKİ KÖR GÖZÜN GÖRSÜN!!!BEN SENİ ALLAHIN AYETLERİ İLE BAŞ BAŞA BIRAKTIM-Kİ BELKİ O OKSİJEN GİTMEYEN BEYNİNE BİRAZ OKSİJEN YÜREĞİNEDE HİDAYET GELE!ALLAH AP AÇIK AYETİ İNDİRMİŞ GÖNDERMİŞ ÜZERİNDE GÖRÜŞ FİKİR BİLDİRİYOR YETMİYOR KURAN-I KENDİ AKLINA GÖRE (ki oda olup olmadığı şüpheli!) YORUM YAPMAYA ÇALIŞIYORSUN!COPY PASTE'YMİŞ ENTELLİĞİNE KEDİLER TÜKÜRE SENİN!!! SENİN KALBİN KÖRELDİYSE ZATEN YAPICAK BİŞEY YOK!MESAJIN İÇERİĞİNE BAK ALLAH NE DİYOR?ÜZERİNE HALA YORUM YAPMAYA ÇALIŞIYORSUN YAP AÇIK DELİL OLDUĞU HALDE...SENİN YAPTIĞIN KARPUZUN İÇİNE BAKMAK TADINA BAKMAK VARKEN KARPUZUN KABUĞUNU YEMEK!!!
http://t1.gstatic.com/images?q=tbn:ANd9GcTGMo51mktD0bVAZk0lNQVghIfWhngG-gIzJdUD854D2-fpI9b-oABUNU YEMEYE BAK!http://t1.gstatic.com/images?q=tbn:ANd9GcTd17Bf9fdpShFtmDKBafg3PsZWJA_Mw JNZMPcMRD1a3yC_lXQZdgBU GİBİ KABUĞUNA DEĞİL!!!
İNKAR EDİYOSAN ORASI ALLAHLA SENİN ARANDA....
http://sphotos-a.ak.fbcdn.net/hphotos-ak-ash3/75565_575462375814073_452644314_n.jpg

Speare
30-01-13, 00:24
O resimdeki inekler önüne bakıp otluyor ama sadece biri kafayı kaldırmış bakınıyor soluna doğru. Vakit geçmekte. Ama anlamaz ki inek işte :)

Kılıç Aslan
30-01-13, 00:37
O resimdekiler önüne bakıp otluyor da sen neden bu tarafa bakıyorsun ki? :)
Çünküüü sen haddini bilmiyor aklının aslında erdiği ama işine gelmeyen şeylere karışıyorsun!
Aferinnn sanaa işte böyle ol diyecek söz bulamıyorsun değilmi Rabbin indirdiğine:dd???
Öyle züğürt tesellisi yapmaya kalkarsın işte asıl önce sen bi haddini bil bilmezsen böyle bildirirler işte adama...
Zoruna gitmesin alınmada emi?Kimse Rabbin ayetlerine ortakcı değil sorsam kimbilir kaç tane kitap roman okumuşsundur böbürlenirsinde sana bi tavsiye aç bak hele Kuran'da ne diyor?Belki anlarsında kafana göre yorum yapmazsın Allahın ayetleri açık ve net ne gizi ne şifresi var aç bak tavsiye ederim....;)



http://forum.kanka.net/images/misc/quote_icon.png Orjinal Mesaj Sahibi UltraRed http://forum.kanka.net/images/buttons/viewpost-right.png (http://forum.kanka.net/showthread.php?p=6442609#post6442609)
Bence Kuran' da başınızı kapatın; saçlarınızı, kulaklarınızı, ensenizi, yanaklarınızın yarısını, alnınızın yarısını göstermeyin diye bir ayet yoktur; müslümanım'' diyemezsiniz!Ayrıca bir kadının müslüman olup olmamasının kıstası başını kapaması da değildir. O kadar önemli olsaydı, ''müslüman kadınların saçlarını, kulaklarını, enselerini, alınlarını, kulaklarını, yüzlerinin yarısını gizlemeleri farzdır'' denir, yapmayanların ise müslüman olamayacağı vurgulanırdı Kuran' da...

Kadınların kapatılması işinize geliyor diye Kuran' a yalancı şahitlik yaptırmayın!
Nasıl da İslam dinini başörtüsü ile eşitliyorsunuz!

Halbu ki bir kadının müslüman olmasının kıstası başını açması veya kapaması değildir! O sizin erkek egemenliğinizin devamı için İslam' ı alet ederek koyduğunuz saçma bir kıstastır sadece...
ASIL YALANCI VE SAÇMA OLAN SENSİN!SEN KİMSİNKİ ALLAHIN AYETLERİNİ KAFANA GÖRE UYARLARDA BİRDE HADSİZLİK EDEREK BENCE KURANDA ŞÖYLE DENMİYORDA BÖYLE DENİYOR DERSİN???YANİ DİYORSUNKİ MÜSİÜMAN KADIN OLMANIN KISTASI (ÖLÇÜSÜ) BAŞ AÇMA KAPAMA DEĞİL ÖYLEMİhttp://forum.kanka.net/images/smileyler/regular_smile.gif?HANGİ KİTABA GÖRE KONUŞUYORSUN SEN ÖTEKİ YAZDIKLARINI KAİLE ALMA GEREĞİ BİLE DUYMADIM BU SAÇMA SÖZÜN YETTİ BİLE!ÖMRÜNDE BİR KEZ KURAN OKUDUNMU SEN???SENİ BU HERİF KURTARICAK SANIYORSUN DİMİ???
http://t0.gstatic.com/images?q=tbn:ANd9GcSEBhbGEBahKqkxbxAPi_lDPF8Ku0qMY QZoAPVFJm_Mb71OS4F4BAK BAKALIM KURAN BÖYLE ADAMLARI KENDİNE LİDER SEÇENLER İÇİN NE DİYOR!
Yüzleri ateşte evirilip çevrildiği gün: Eyvah bize! Keşke Allah’a itaat etseydik, peygamber’e de itaat et­seydik! derler. Ey Rabbimiz! Biz reislerimize ve büyükle­rimize uyduk da onlar bizi yoldan saptırdılar, derler. Rabbimiz! Onları iki kat azap ve ve onları büyük bir la­netle rahmetinden kov.” (Ahzab, 33/66–68)
“İnkârcıların liderlerine: İşte bu sizinle beraber ce­henneme girecek topluluktur, denildiğinde, liderler: On­lar rahat yüzü görmesin, derler. Onlar mutlaka ateşe gireceklerdir. Liderlere uyanlar ise: Hayır, asıl siz rahat yüzü görmeyin! Onu bize siz sundunuz! Ne kötü bir yer­dir! derler. Yine onlar: Rabbimiz! Bunu bizim önümüze kim getirdiyse onun ateşteki azabını iki kat artır! derler.” (Sad, 38/59–61)“İşte bu cehennem ehlinin tartışması, şüphesiz bir gerçektir.” (Sad, 38/64)
Kâfirler ateşin içinde birbirleriyle çekişirlerken zayıf olanlar, o büyüklük taslayanlara: Biz size uymuştuk. Şimdi ateşin birazını bizden savabilir misiniz? derler. O büyüklük taslayanlar ise: Doğrusu hepimiz bunun için­deyiz. Şüphesiz Allah kulları arasında vereceği hükmü verdi, derler.” (Ğafir-Mümin, 40/47–48)

وَقُل لِّلْمُؤْمِنَاتِ يَغْضُضْنَ مِنْ أَبْصَارِهِنَّ
وَيَحْفَظْنَ فُرُوجَهُنَّ وَلَا يُبْدِينَ زِينَتَهُنَّ إِلَّا مَا ظَهَرَ مِنْهَا
وَلْيَضْرِبْنَ بِخُمُرِهِنَّ عَلَى جُيُوبِهِنَّ وَلَا يُبْدِينَ زِينَتَهُنَّ
إِلَّا لِبُعُولَتِهِنَّ أَوْ آبَائِهِنَّ أَوْ آبَاء بُعُولَتِهِنَّ أَوْ
أَبْنَائِهِنَّ أَوْ أَبْنَاء بُعُولَتِهِنَّ أَوْ إِخْوَانِهِنَّ أَوْ بَنِي
إِخْوَانِهِنَّ أَوْ بَنِي أَخَوَاتِهِنَّ أَوْ نِسَائِهِنَّ أَوْ مَا مَلَكَتْ
أَيْمَانُهُنَّ أَوِ التَّابِعِينَ غَيْرِ أُوْلِي الْإِرْبَةِ مِنَ الرِّجَالِ
أَوِ الطِّفْلِ الَّذِينَ لَمْ يَظْهَرُوا عَلَى عَوْرَاتِ النِّسَاء وَلَا
يَضْرِبْنَ بِأَرْجُلِهِنَّ لِيُعْلَمَ مَا يُخْفِينَ مِن زِينَتِهِنَّ وَتُوبُوا
إِلَى اللَّهِ جَمِيعًا أَيُّهَا الْمُؤْمِنُونَ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ









Ve kul lil mu’minâti yagdudne min ebsârihinne ve yahfazne
furûcehunne, ve lâ yubdîne zînetehunneillâ mâ zahera minhâ, vel yadr**** bi
humurihinne alâ cuyûbihinne, ve lâ yubdîne zînetehunne illâ li buûletihinne ev
âbâihinne ev âbâi buûletihinne ev ebnâihinne ev ebnâi buûletihinne ev
ıhvânihinne ev benî ıhvânihinne ev benî ehavâtihinne ev nisâihinne ev mâ meleket
eymânuhunne evit tâbiîne gayri ulîl irbeti miner ricâli evit tıflillezîne lem
yazharû alâ avrâtin nisâi, ve lâ yadr**** bi erculihinne li yu’leme mâ yuhfîne
min zînetihinn(zînetihinne), ve tûbû ilâllâhi cemîan eyyuhel mu’minûne leallekum
tuflihûn(tuflihûne).




Mü'min kadınlara da söyle: gözlerini sakınsınlar, ırzlarını muhafaza etsinler, ziynetlerini açmasınlar, zâhir olanı başka ve baş örtülerini yakalarının üzerine vursunlar, ziynetlerini açmasınlar, ancak kendi kocalarına yâhud kendi babalarına kocalarının babalarına yâhud kendi oğullarına, yâhud kendi biraderlerine, yâhud kendi biraderlerinin oğullarına, yâhud hemşirelerinin oğullarına yâhud kendi kadınlarına yâhud kendi ellerindeki memlûklerine, yâhud ihtiyacı olmıyan erkeklerden uyuntulara, yahud henüz kadınların avretlerine muttali' olmıyan çocuklara, müstesna, gizledikleri ziynetleri bilin diye ayaklarını da vurmasınlar, hepiniz Allaha tevbe edin ey mü'minler ki felâh bulabilesiniz...

Ahzab Suresi
59 - Ey peygamber! Hanımlarına, kızlarına ve müminlerin kadınlarına hep söyle de cilbablarından (dış elbiselerinden) üzerlerini sımsıkı örtsünler. Bu onların tanınmalarına, tanınıp da eziyet edilmemelerine en elverişli olandır. Bununla beraber Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir

http://sphotos-g.ak.fbcdn.net/hphotos-ak-ash4/225943_441938872522498_2106393020_n.jpghttp://sphotos-a.ak.fbcdn.net/hphotos-ak-ash3/75565_575462375814073_452644314_n.jpg

Kılıç Aslan
30-01-13, 02:10
Bence Kuran' da başınızı kapatın; saçlarınızı, kulaklarınızı, ensenizi, yanaklarınızın yarısını, alnınızın yarısını göstermeyin diye bir ayet yoktur; müslümanım'' diyemezsiniz!Ayrıca bir kadının müslüman olup olmamasının kıstası başını kapaması da değildir. O kadar önemli olsaydı, ''müslüman kadınların saçlarını, kulaklarını, enselerini, alınlarını, kulaklarını, yüzlerinin yarısını gizlemeleri farzdır'' denir, yapmayanların ise müslüman olamayacağı vurgulanırdı Kuran' da...

Kadınların kapatılması işinize geliyor diye Kuran' a yalancı şahitlik yaptırmayın!
Nasıl da İslam dinini başörtüsü ile eşitliyorsunuz!

Halbu ki bir kadının müslüman olmasının kıstası başını açması veya kapaması değildir! O sizin erkek egemenliğinizin devamı için İslam' ı alet ederek koyduğunuz saçma bir kıstastır sadece...

ASIL YALANCI VE SAÇMA OLAN SENSİN!SEN KİMSİNKİ ALLAHIN AYETLERİNİ KAFANA GÖRE UYARLARDA BİRDE HADSİZLİK EDEREK BENCE KURANDA ŞÖYLE DENMİYORDA BÖYLE DENİYOR DERSİN???YANİ DİYORSUNKİ MÜSİÜMAN KADIN OLMANIN KISTASI (ÖLÇÜSÜ) BAŞ AÇMA KAPAMA DEĞİL ÖYLEMİ:)?HANGİ KİTABA GÖRE KONUŞUYORSUN SEN ÖTEKİ YAZDIKLARINI KAİLE ALMA GEREĞİ BİLE DUYMADIM BU SAÇMA SÖZÜN YETTİ BİLE!ÖMRÜNDE BİR KEZ KURAN OKUDUNMU SEN???SENİ BU HERİF KURTARICAK SANIYORSUN DİMİ???
http://t0.gstatic.com/images?q=tbn:ANd9GcSEBhbGEBahKqkxbxAPi_lDPF8Ku0qMY QZoAPVFJm_Mb71OS4F4BAK BAKALIM KURAN BÖYLE ADAMLARI KENDİNE LİDER SEÇENLER İÇİN NE DİYOR!
Yüzleri ateşte evirilip çevrildiği gün: Eyvah bize! Keşke Allah’a itaat etseydik, peygamber’e de itaat et­seydik! derler. Ey Rabbimiz! Biz reislerimize ve büyükle­rimize uyduk da onlar bizi yoldan saptırdılar, derler. Rabbimiz! Onları iki kat azap ve ve onları büyük bir la­netle rahmetinden kov.” (Ahzab, 33/66–68)
“İnkârcıların liderlerine: İşte bu sizinle beraber ce­henneme girecek topluluktur, denildiğinde, liderler: On­lar rahat yüzü görmesin, derler. Onlar mutlaka ateşe gireceklerdir. Liderlere uyanlar ise: Hayır, asıl siz rahat yüzü görmeyin! Onu bize siz sundunuz! Ne kötü bir yer­dir! derler. Yine onlar: Rabbimiz! Bunu bizim önümüze kim getirdiyse onun ateşteki azabını iki kat artır! derler.” (Sad, 38/59–61)“İşte bu cehennem ehlinin tartışması, şüphesiz bir gerçektir.” (Sad, 38/64)
Kâfirler ateşin içinde birbirleriyle çekişirlerken zayıf olanlar, o büyüklük taslayanlara: Biz size uymuştuk. Şimdi ateşin birazını bizden savabilir misiniz? derler. O büyüklük taslayanlar ise: Doğrusu hepimiz bunun için­deyiz. Şüphesiz Allah kulları arasında vereceği hükmü verdi, derler.” (Ğafir-Mümin, 40/47–48)

وَقُل لِّلْمُؤْمِنَاتِ يَغْضُضْنَ مِنْ أَبْصَارِهِنَّ
وَيَحْفَظْنَ فُرُوجَهُنَّ وَلَا يُبْدِينَ زِينَتَهُنَّ إِلَّا مَا ظَهَرَ مِنْهَا
وَلْيَضْرِبْنَ بِخُمُرِهِنَّ عَلَى جُيُوبِهِنَّ وَلَا يُبْدِينَ زِينَتَهُنَّ
إِلَّا لِبُعُولَتِهِنَّ أَوْ آبَائِهِنَّ أَوْ آبَاء بُعُولَتِهِنَّ أَوْ
أَبْنَائِهِنَّ أَوْ أَبْنَاء بُعُولَتِهِنَّ أَوْ إِخْوَانِهِنَّ أَوْ بَنِي
إِخْوَانِهِنَّ أَوْ بَنِي أَخَوَاتِهِنَّ أَوْ نِسَائِهِنَّ أَوْ مَا مَلَكَتْ
أَيْمَانُهُنَّ أَوِ التَّابِعِينَ غَيْرِ أُوْلِي الْإِرْبَةِ مِنَ الرِّجَالِ
أَوِ الطِّفْلِ الَّذِينَ لَمْ يَظْهَرُوا عَلَى عَوْرَاتِ النِّسَاء وَلَا
يَضْرِبْنَ بِأَرْجُلِهِنَّ لِيُعْلَمَ مَا يُخْفِينَ مِن زِينَتِهِنَّ وَتُوبُوا
إِلَى اللَّهِ جَمِيعًا أَيُّهَا الْمُؤْمِنُونَ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ








Ve kul lil mu’minâti yagdudne min ebsârihinne ve yahfazne
furûcehunne, ve lâ yubdîne zînetehunneillâ mâ zahera minhâ, vel yadr**** bi
humurihinne alâ cuyûbihinne, ve lâ yubdîne zînetehunne illâ li buûletihinne ev
âbâihinne ev âbâi buûletihinne ev ebnâihinne ev ebnâi buûletihinne ev
ıhvânihinne ev benî ıhvânihinne ev benî ehavâtihinne ev nisâihinne ev mâ meleket
eymânuhunne evit tâbiîne gayri ulîl irbeti miner ricâli evit tıflillezîne lem
yazharû alâ avrâtin nisâi, ve lâ yadr**** bi erculihinne li yu’leme mâ yuhfîne
min zînetihinn(zînetihinne), ve tûbû ilâllâhi cemîan eyyuhel mu’minûne leallekum
tuflihûn(tuflihûne).




Mü'min kadınlara da söyle: gözlerini sakınsınlar, ırzlarını muhafaza etsinler, ziynetlerini açmasınlar, zâhir olanı başka ve baş örtülerini yakalarının üzerine vursunlar, ziynetlerini açmasınlar, ancak kendi kocalarına yâhud kendi babalarına kocalarının babalarına yâhud kendi oğullarına, yâhud kendi biraderlerine, yâhud kendi biraderlerinin oğullarına, yâhud hemşirelerinin oğullarına yâhud kendi kadınlarına yâhud kendi ellerindeki memlûklerine, yâhud ihtiyacı olmıyan erkeklerden uyuntulara, yahud henüz kadınların avretlerine muttali' olmıyan çocuklara, müstesna, gizledikleri ziynetleri bilin diye ayaklarını da vurmasınlar, hepiniz Allaha tevbe edin ey mü'minler ki felâh bulabilesiniz...

Ahzab Suresi
59 - Ey peygamber! Hanımlarına, kızlarına ve müminlerin kadınlarına hep söyle de cilbablarından (dış elbiselerinden) üzerlerini sımsıkı örtsünler. Bu onların tanınmalarına, tanınıp da eziyet edilmemelerine en elverişli olandır. Bununla beraber Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir

http://sphotos-g.ak.fbcdn.net/hphotos-ak-ash4/225943_441938872522498_2106393020_n.jpghttp://sphotos-a.ak.fbcdn.net/hphotos-ak-ash3/75565_575462375814073_452644314_n.jpg