PDA

View Full Version : Karışık Şiirler 2. Bölüm



Kanka Bot
03-04-05, 21:56
Arkadaşlar sizlerinde bildiğiniz üzre beğendimiz şairlerin şiirlerini paylaştığımız
''Karışık Şiirler'' Başlığımız bölümde mevcut. Fakat şiirlere daha rahat ulaşabilmeniz açısından 2. Bölümü açmayı uygun gördüm ve forumun arka sayfalarında kalan hiç okunmamış güzel şiirleri bu başlık altında birleştirmeye karar verdim. Sizler de beğendiğiniz şiirleri bu başlık altında paylaşabilirsiniz.
Böylece 1. Bölümdeki gibi güzel bir şiir arşivi oluşturmuş oluruz. :okay:

Saygılar...

burakmert77
03-04-05, 22:00
Çok güzel bir uygulama :)

Ceviz Ağacı

Başım köpük köpük bulut, içim dışım deniz,
Ben bir ceviz ağacıyım Gülhane Parkı'nda,
Budak budak, şerham şerham ihtiyar bir ceviz.
Ne sen bunun farkındasın, ne polis farkında.

Ben bir ceviz ağacıyım Gülhane Parkı'nda.
Yapraklarım suda balık gibi kıvıl kıvıl.
Yapraklarım ipek mendil gibi tiril tiril,
Koparıver, gözlerinin, gülüm, yaşını sil.
Yapraklarım ellerimdir, tam yüz bin elim var.
Yüz bin elle dokunurum sana, İstanbul'a.
Yapraklarım gözlerimdir, şaşarak bakarım.
Yüz bin gözle seyrederim seni, İstanbul'u.
Yüz bin yürek gibi çarpar, çarpar yapraklarım.

Ben bir ceviz ağacıyım Gülhane Parkı'nda.
Ne sen bunun farkındasın, ne polis farkında.

Balçik - 01.07.1957

Nazım Hikmet Ran

burakmert77
03-04-05, 22:02
Mutlak Seveceksin

Sevda gibi bir gizli EMEL ruhuna sinmiş;
Bir haz ki hayalden bile üstün ve derinmiş.
Gökten gelerek gönlüne rüzgar gibi inmiş,
Bir sır ki bu, ölsen bile asla açamazsın...

Anlatması imkansız olan öyle bir an ki,
Hülyadaki ses varlığının gayesi sanki...
Bak emrediyor: Daldığın alemden uyan ki,
Mutlak seveceksin beni, bundan kaçamazsın...


Hüseyin Nihal Atsız |

burakmert77
03-04-05, 22:05
Bütün Türk Geçliğine

I

Yer bulmasın gönlünde ne ihtiras, ne haset.
Sen bütün varlığınla yurdumuzun malısın.
Sen bir insan değilsin; ne kemiksin ne de et;
Tunçtan bir heykel gibi ebedi kalmalısın.

Iztırap çek inleme... Ses çıkarmadan aşın.
Bir damlacık aksa da bir acizdir göz yaşın;
Yarı yolda ölse de en yürekten yoldaşın,
Tek başına dileğe doğru at salmalısın.

Ezilmekten çekinme... Gerilemekten sakın!
İradenle olmalı bütün uzaklar yakın,
Dolu dizgin yaparken ülküne doğru akın,
Ateşe atılmalı, denize dalmalısın.

Ölümlerden sakınma, meyus olmaktan utan!
Bir kere düşün nedir seni dünyada tutan?
Mefkuresinden başka her varlığı unutan,
Kahramanlar gibi sen ebedi kalmalısın...

II

Sen ne elde ve dilde gezen billur bir sağrak,
Ne de sıska bir göğse takılan bir çiçeksin;
Senin de bu dünyada nasibin var savaşmak!...
Kayalarla güreşip dağlarda öleceksin.

Yoldaşlık ederekten gökte güneşle, ayla,
Aşarsın tepe, ırmak; yürürsün ova, yayla...
Hayata ne biçimde geldinse bir borayla
Daha sert bir kasırga içinde biteceksin.

KIZIL ELMA uğruna kılıç çekince kından,
Bahtiyarlık denen şey artık geçmez yakından.
Mesut olup gülmeyi sök, çıkar hatırından.
Belki öldükten sonra bir parça güleceksin.

Yüz paralık kurşunla gider 'HAYAT' dediğin;
'Tanrı yolu' uzaktır; erken kalk sıkı giyin.
Yazık, bütün ömrünce o kadar özlediğin
Güzel Kızıl Elma'na varmadan öleceksin.

III

Belki bir gün çöllerde kaybedersin eşini,
Belki bir gün ağlarsın kaçtı diye karına.
Işıksız kulübende boranın esişini
Dinleyerek çıkarsın bir ümitsiz yarına.

Gün olur ki mertliğin uğrar kahpe bir hınca;
Namert bir el arkandan seni vurur kadınca;
Bir gün sabrın tükenir... Silahını kapınca
Haykırarak çıkarsın yurdunun dağlarına...

Hayatın kamçısıyla sızar derinden kanlar,
Senin büyük derdinden başkaları ne anlar?
Vicdanını 'Paris'e, 'Moskova'ya satanlar,
Küfür diye bakarlar senin dualarına.

Hey arkadaş!... Bu yolda ben de coşkun bir selim,
Beraberiz seninle, işte elinde elim.
Seninle bu hayatın gel beraber gülelim,
Ölümüne, gamına, tipisine, karına...

IV

Atandan kalmış olan kılıcı iyi bile,
Onu bütün gücünle vuracaksın çağında.
Savaş... Bunun tadını ey Türk sen bulamazsın,
Ne sevgili yanında, ne baba ocağında...

Savaşmaktan kaçınır, kim varsa alnı kara,
Kan dökmeyi bilenler hükmeder topraklara...
Kazanmanın sırrını bilmiyorsan git, ara
'Çanakkale' ufkunda, 'Sakarya' toprağında.

Siyasette muhabbet... Hepsi yalan, palavra...
Doğru sözü 'Kül Tegin' kitabesinde ara...
Lenin'den bahsederse karşında bir maskara,
Bir tebessüm belirsin sadece dudağında.

Yatağında ölmeyi hatırından sök, çıkar!
Döşeğin kara toprak, yorganındır belki kar...
Sen gurbette kalırsan, ben ölürsem ne çıkar?
Ruhlarımız buluşur elbet 'Tanrıdağı'nda...

V

Mukadderat isterse seni yoldan çevirsin,
Sen hele bu yollarda yıpranarak aşın da,
Varsın bütün ömrünce bir an nasip olmasın,
Yorgunluğu gidermek serin bir su başında.

Bir gülüşten ne çıkar, ne çıkar ağlamaktan?
Kullar kancıklık eder, bela bulursun Hak'tan.
Gün olur ki bir yudum su ararsın bataktan,
Gün olur ki bir tutam tuz bulunmaz aşında.

Bir çığ gibi yürürsün bir lahza durmaksızın,
Bir ilahi kaynaktan geliyor çünkü hızın.
Duyguların ölmüştür... Tapınılan bir kızın,
Bir füsun bulamazsın gözlerinde, kaşında.

Istırabı kanına kat da göz kırpmadan iç!
Varsın gülsün ardından, ne çıkar, bir iki ***...
Bu varlık dünyasında yalnız senin hiç mi hiç,
Bir şeyin olmayacak hatta mezar taşında...


Hüseyin Nihal Atsız |

Kanka Bot
03-04-05, 22:14
Burakcım bi sorun çıktı ama şimdi hallettim :)

Amarcord35
03-04-05, 22:26
gercektende guzel olmus sagoll

Ferman_Hat
06-04-05, 17:49
Sen

Sen gözümde umut göğümde yıldızsın
Bahçemde açan mor menekşemsin
Sen yüreğimde bir hasret bir ayrılık
Bağrımda hançersin
Sen dilimde dolaşan hicran türküsü
Sonbahar gülüsün
Sen kalbimdesin her şeyimsin
Sen benimsin


Mustafa Küçüktepe

Ferman_Hat
06-04-05, 17:56
Sen Aglama

O, en dayanilmaz yönünle gel
Karşi-konulmaz tavirlarinla gel
Ürkek adimlarinla gel
Utangaç bakişlarinla gel
Kaçamak gülüşlerinle gel
Seni böyle hatirlayayim
Ayriliyorum senden, agliyorum bugün
Sen beni böyle hatirlama

Bu şiir yine sen olacaksin
Senden kalan son parça olacak
Gülüşlerin söylesin son misralari
Anilar birazdan göklere uçacak

Istanbul - 22.06.1998

Samet Gül

Ferman_Hat
06-04-05, 18:05
Körüz Biz

Ne varsa otu ot çiçeği çiçek yapan
Tanyerinden söken umut ışığı
Sizin olsun çekik gözlü kardeşlerim
Aydınlıklar sizin olsun körüz biz.
Bakmayın gözlerimizde yansıyan yıldızlara
Göremeyiz ateşböceklerini biz körüz
Çakıp sönen deniz fenerlerini uzak kıyılarda
Bir bulut ne zamandır üstümüzde
Yurt genişliğinde bir bulut kurşun ağırlığında
Nilüferler sularımızda açar mevsimsiz
Dolanır ayaklarımıza boğum boğum
Yapraklarında iri leş sinekleri uçuşa hazır
Göz göz oyulmuş gözlerimiz biz körüz
Göz çukurlarımızda radarlar fırıl fırıl döner
Körüz el yordamıyla yaşıyoruz bu yüzden
Yeni körler peydahlarız uyur uyanır
Ayak altında ezile dursun karınca sürüleri
Ezenlerle bir olmuş yaşıyoruz ne güzel
Çizme onlardan içindeki ayak bizden ne iyi
Körüz biz kör uçuşlara açmışız toprağımızı
Ha düştü ha düşecek çelik gagalardan
Mantar mantar açılan tohumlar sıcakta
Gözlerimizi bir pula satıp geçmişiz bir yana
Ölmesini bilenlere yüz çevirmemiz bundan
Körüz göz bebeklerimize mil çekilmiş mil
Acımasız bir namlu şakağımızda soğuk
Tetikte kendi parmağımız yabancının değil.


Rıfat Ilgaz

Ferman_Hat
06-04-05, 18:10
Altı Kurşun

İlk kurşun, uçuşan saçlarından
Yolarak ağarmış bir tutamı
Duvardan sekip yere düştü.

İkinci kurşun, omuz başından
Yırtarak adalesini neşter gibi
Canhıraş bir ses çıkardı.

Üçüncü kurşun saplanınca bileğine
Yüzünü dönerek haine
Dördüncü kurşunu
Buyur etti göğsüne.

Beşinci kurşun dağıtınca alnını
Kanlanan gözleri göremedi artık
Altıncı kurşunun
Yüreğine yol aldığını.

Dadandılar üstüne
Çığlıklar atarak, lakin
Ne olur, ne olmaz diyerek
İhtiyatı elden bırakmadan.

Ve gördüler ki
Duvara yapışmış kanlı saçın ucunda
Kırmızı bir gül uç vermiş, açıyordu
Yırtılmış adaleler ise
Kök salmıştı betona.

Ve gördüler ki
Çürütmek için, bileğindeki
Firari demir kelepçeyi
Gözpınarlarından boşanan
Umut mavisi dalgalar
Tuzlu bir deniz oluşturmakta.

Ve gördüler ki
Darmadağın alnından
Hışımla fışkıran yıldızlar
Çalarak ışıltısını, akan kanın
Yüreğinden havalanan güvercine
Güneşin doğduğu yeri göstermekte..

Kaynak: Gözleri İntihar Mavi
Yusuf Hayaloğlu

zeyta
06-04-05, 19:33
Üvercinka
.
Böylece bir kere daha boynunlayiz sayili yerlerinden
En uzun boynun bu senin dayanmaya ya da umudu kesmemeye
Lâleli'den dünyaya dogru giden bir tramvaydayiz
Birden nasil oluyor sen yüregimi elliyorsun
Ama nasil oluyor sen yüregimi eller ellemez
Sevismek bir kere daha yürürlüge giriyor
Bütün kara parçalarinda
Afrika dahil

Aydinca düsünmeyi iyi biliyorsun eksik olma
Yatakta yatmayi bildigin kadar
Sayin Tanriya kalirsa seninle yatmak günah, daha neler
Bosunaymis gibi bunca uzamasi saçlarinin
Ben böyle canli saç görmedim ömrümde
Her telinin içinde ayri bir kalp çarpiyor
Bütün kara parçalari için
Afrika dahil

Senin bir havan var beni asil saran o
Onunla daha bir degere biniyor soluk almak
Sabahlari aciktigi için hakli
Gününü kurtardi diye güzel
Birçok çiçek adlari gibi güzel
En taninmis kirmizilarla açan
Bütün kara parçalarinda
Afrika dahil

Birlikte misralar düsürüyoruz ama iyi ama kötü
Boynun diyorum boynunu benim kadar kimse degerlendiremez
Bir misra daha söylesek sanki her sey düzelecek
Iki adim daha atmiyoruz bizi tutuyorlar
Böylece bizi bir kere daha tutup kursuna diziyorlar
Zaten bizi her gün sabahtan aksama kadar kursuna diziyorlar
Bütün kara parçalarinda
Afrika dahil

Burda senin cesaretinden laf açmanin tam da sirasi
Kalanalik caddelerde hürlügün sarkisina katilirkenki
Padisah gibi cesaretti o, alimli degme kadinda yok
Aklima kadeh tutuslarin geliyor
Çiçek Pasajinda aksamüstleri
Asil yoksulluk ondan sonra basliyor
Bütün kara parçalarinda
Afrika hariç degil
.
Cemal Süreya

ownblood58
06-04-05, 21:35
Vakİt Gece Yarisi
Ben Yİne Senİ DÜŞÜnÜyorum
Elİmde Kalem KaĞit
Senİ Yaziyor Ve Senİ DÜŞÜnÜyorum
Sen Bİr Hayalsİn UlaŞilmasi GÜÇ
Tipki Yildizlar Kadar Uzak...
Aslinda Uzak DeĞİlsİn Yanimdasin,karŞimdasin Ve Daİma Kalbİmdesİn
Kafamda Bİr SÜrÜ Soru İŞaretlerİ...
Ve Ardinda Masum Bİr TebessÜm!
Hanİ Belkİ Olur,ya Olurmu Acaba??
Olacakmi Gİbİ SaÇmasapan Sorular...
Tipki GÖkyÜzÜndekİ O En Parlak Yildizi Tutmayi Ümİt Etmek Gİbİ SaÇmasapan
Olmayacak Bİr Hayal İŞte Benİmkİsİ..

Hayaller....hayaller....

GÖkyÜzÜ Yİne Karanlik BugÜn
Kahretsİn Karanliklar....karanliklar...
Tipki Benİm Gİbİ,dÜn Gİbİ Ve Her Anim Gİbİ!
Sonum Gİbİ!!!....
Ve İŞte Ardindan Cevaplar
Olmadi....olamaz....olmayacakta...
Tipki Gİden Zamani Gerİ Getİrmek Gİbİ
Ve Tipki ÖlÜmsÜzlÜk Gİbİ......

burakmert77
08-04-05, 10:06
Bu Yangın Yerinde

Yaşamak bu yangın yerinde
Her gün yeniden ölerek

Zalimin elinde tutsak
Cahile kurban olarak

Yalanla kirli havada
Güçlükle soluk alarak

Savunmak gerçeği, çoğu kez
Yalnızlığını bilerek

Korkağı, döneği, suskunu
Görüp de öfkeyle dolarak

Toplanıyor ölü arkadaşlar
Her biri bir yerden gelerek

Kiminin boynunda ilmeği
Kimi kanını silerek

Kucaklıyor beni Metin Altıok
"Aldırma" diyor gülerek

"Yaşamak görevdir bu yangın yerinde
Yaşamak, insan kalarak"


Ataol Behramoğlu |

burakmert77
08-04-05, 10:06
Çanakkale Şehidlerine

Şu Boğaz Harbi nedir? Var mı ki dünyada eşi?
En kesif orduların yükleniyor dördü beşi,

- Tepeden yol bularak geçmek için Marmara’ya
Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya,

Ne hayasızca tehaşşüd ki ufuklar kapalı!
Nerde-gösterdiği vahşetle “bu: bir Avrupalı”

Dedirir-yırtıcı, his yoksulu, sırtlan kümesi
Varsa gelmiş, açılıp mahbesi, yahut kafesi!

Eski Dünya, Yeni Dünya bütün akvam-ı beşer
Kaynıyor kum gibi, tûfan gibi, mahşer mahşer.

Yedi iklimi cihanın duruyor karşında,
Osrtralya’yla beraber bakıyorsun ; Kanada!

Çehreler başka, lisanlar, deriler rengarenk.
Sade bir hadise var ortada : Vahşetler denk.

Kimi Hindu, kimi Yamyam, kimi bilmem ne bela...
Hani tauna da zuldür bu rezil istila...

Ah o yirminci asır yok mu, o mahluk-i asil,
Ne kadar gözdesi mevcut ise hakkiyle sefil,

Kustu Mehmetçiğin aylarca durup karşısına;
Döktü karnındaki esrarı ! hayasızcasına,

Maske yırtılmasa hala bize affetti o yüz...
Medeniyet denilen kahbe, hakikat yüzsüz.

Sonra mel’undaki tahribe müvekkel esbab,
Öyle müthiş ki: Eder her biri bir mülkü harab.

Öteden saikalar parçalıyor afakı;
Beriden zelzeleler kaldırıyor a’makı;

Bomba şimşekleri beyninden inip her siperin;
Sönüyor göğsünün üstünde o aslan neferin.

Yerin altında cehennem gibi binlerce lağam,
Atılan her lağımın yaktığı: Yüzlerce adam.

Ölüm indirmede gökler, ölü püskürtme de yer
O ne müthiş tipidir: Savrulur enkaaz-ı beşer...

Kafa, göz, gövde, bacak, kol, çene, parmak, el, ayak,
Boşanır sırtlara, vadilere, sağnak sağnak.

Saçıyor zırha bürünmüş de o namerd eller,
Yıldırım yaylımı tufanlar, alevden seller.

Veriyor yangını, durmuş da açık sinelere,
Sürü halinde gezerken sayısız tayyare.

Top tüfekten daha sık, gülle yağan mermiler...
Kahraman o orduyu seyret ki, bu tehdide güler!

Ne çelik tabyalar ister, ne siner hasmından;
Alınır kal’a mı göğsündeki kat kat iman?

Hangi kuvvet onu, haşa, edecek kahrına ram?
Çünkü te’sis-i ilahi o metin istihkam.

Sarılır, indirilir mevki’-i müstahkemler,
Beşerin azmini tevkif edemez sun’-i beşer;

Bu göğüslerse Huda’nın edebi serhaddi;
“O benim sun’-i bediim, onu çiğnetme” dedi.

Asım’ın nesli... diyordum ya... nesilmiş gerçek:
İşte çiğnetmedi namusunu, çiğnetmeyecek.

Şuheda gövdesi, bir baksana, dağlar, taşlar...
O, rukü olmasa, dünyaya eğilmez başlar,

Vurulup tertemiz alnından, uzanmış yatıyor,
Bir hilal uğruna, ya Rab, ne güneşler batıyor!

Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş, asker!
Gökten ecdad inerek öpse o pak alnı değer.

Ne büyüksün ki, kanın kurtarıyor Tevhid’i...
Bedr’in aslanları ancak, bu kadar şanlı idi.

Sana dar gelmeyecek makber’i kimler kazsın?
“Gömelim gel seni tarihe” desem, sığmazsın.

Herc ü merc ettiğin edvara da yetmez o kitab...
Seni ancak ebediyetler eder istiab.

“Bu, taşındır” diyerek Ka’be’yi diksem başına;
Ruhumun vayhini duysam da geçirsem taşına;

Sonra gök kubbeyi alsam da, rida namıyle;
Kanayan lahdine çeksem bütün ecramıyle;

Mor bulutlarla açık türbene çatsam da tavan;
Yedi kandilli Süreyya’yı uzatsan oradan;

Sen bu avizenin altında, bürünmüş kanına;
Uzanırken, gece mehtabı getirsem yanına,

Türbedarın gibi ta fecre kadar bekletsem;
Gündüzün fecr ile avizeni lebriz etsem;

Tüllenen mağribi, akşamları sarsam yarana...
Yine bir şey yapabildim diyemem hatırına.

Sen ki, son ehl-i salibin kırarak savletini,
Şarkın en sevgili sultanını Salahaddin’i,

Kılıç Arslan gibi iclaline ettin hayran...
Sen ki, İslam’ı kuşatmış, boğuyorken hüsran,

O demir çemberi göğsünde kırıp parçaladın;
Sen ki, ruhunla beraber gezer ecramı adın;

Sen ki, a’sara gömülsen taşacaksın... Heyhat,
Sana gelmez bu ufuklar, seni almaz bu cihat...

Ey şehid oğlu şehid, isteme benden makber,
Sana ağuşunu açmış duruyor Peygamber.


Mehmet Akif Ersoy |

burakmert77
08-04-05, 10:07
Çocuklar

Çocuklar... Çocuklar,
Yeryüzünün sevda gülleri.
Yaşamı anlamlandıran güzeller,
Sarısı, beyazı, siyahı ve esmeriyle,
Dağda, ovada, adada, sokakta;
İster aç, ister tok,
İster oyuncaklı, ister oyuncaksız,
İster evsiz,
Ya da yurtsuz;
Hepsi... Ama hepsi,
Özgür çiçekleridir, Sevgi Bahçesinin,
Yalnız değilller,
Yalnız olmadıklarını biliyorlar,
Çünkü gülücükleri aynı, umutları aynı, sevdaları aynı...

Zeytin gözlü, boncuk gözlü,
Ne güzel gülüyorlar...
Gülücükleri;
Sevgi dolu, huzur dolu, umut dolu...
Barış, kardeşlik ve aşk dolu,
Umudun, hayallerin ve sevginin mimarları...

Çocuklar...
İpek sarısı,
Kömür siyahı,
Kıvır kıvır saçlarıyla,
Yeryüzünün küçük ama zeki insanları...
Yasaksız, yalansız ve savaşsız ,
Eğitime değil, öğrenime koşanlar,
Merak eden ve soran,
Bakır tellerin değil, fiber optik,
Abaküsün değil, sibernetiğin,
Klavyenin insanları...
Bilgi çağının tomurcukları,
Tek silahları; gülücükleri...

Adları ne olursa olsun,
Nerede oturuyor oldukları,
Renkleri, cinsiyetleri önemli değil;
Çünkü onlar aynı dili konuşur,
Gamzelerinde aynı çiçek,
Gözlerindeki ışık aynı;
Yasaksız, yalansız, savaşsız,
Sevgi dolu, aşk dolu, umut dolu...

Bütün çocuklar kardeştir,
Aynı kaderi paylaşır,
Aynı acılara ağlar,
Aynı sevinçlere güler,
Filler tepişirken ezilen onlar,
Soygun düzenlerinde aç kalan,
Savaşlarda ölen,
Hastalıklarda en çok kırılan onlar.
Belki de bundandır,
Çocuklar,
Kavgayı, savaşı sevmezler...
Hamasi nutuklar onları etkilemez,
Ama havada taklabaz bir güvercin,
Evde sırnaşık bir kedi,
Sokakta sevimli bir köpek,
Gülücük yağdırır o küçücük yüzlerine,
Sevgiyle parlatır gözlerini,
Siyahın, beyazın, sarının ve esmerin,
Çünkü bütün çocuklar kardeştir...

Kimisi sokakta,
Kimisi sırça köşkte,
Kiminin anasütünden başka lüksü olmasa bile,
Gülücükleri ortak,
Gözlerindeki ışık aynı;
Kelebekler gibi özgür,
Yunuslar gibi duyarlı,
Fırat gibi coşkulu ve yürekli...

Çocuklar!..
Ne olur hep öyle kalın...
Kendinize benzeyin,
Bize değil..

İstanbul - 2000

Necat İltaş |

burakmert77
08-04-05, 10:08
Bul Beni...

Toprağın kalp atışını duy!
Ritmine ayak uydur,
Avuçlarında coşkusunu yakala,
Öfkesini gözlerinde biriktir,
Sevgisini yüreğine işle.
Mesela Kızıltepe'de bir halay,
Bu halayda terli bir mendil ol.
Gözleri güneş,
Dudakları ateş,
Ney'in sihirli hüznünü üfle can evime.
Yıldızlara asılı bedenimde martı çığlığı.
Kelebeğin özgürlüğünde bir ilahi,
Başağın kadın yüzünde bul beni.
Kendini yıkarak var ol;
Çünkü bu gerçeğin kırılma noktasıdır...
Kırılarak gerçek bulunur yalan pazarında.
Kırıl, yan, piş ve bul beni... Bul...

Çevir gözlerini dağlara,
Dağdan vadiye süzülen rüzgarı,
Güneşin tenini,
Suyun gücünü,
Ateşin öfkesini hisset.
Uçuruver özlemlerini,
Beyaz güvercinin kanatlarına bağla sevdanı,
Yüreğinin gözyaşlarıyla sulansın,
Çatlasın gonca,
Çiçeklensin umutlar..

Her ova kendi ihanetini,
Her orman kendi uğultusunu,
Her dağ kendi destanını saklar,
Omuzundaki dumanda...

Başını yukarı kaldır, dik tut.
Yıldızlara gülümse,
Yıldızlar senin için parlayacak,
Terleyen otların kokusunda,
Göğün yerle birleştiği yerde bulacaksın beni.
İşte mutluluk bu,
Sözlerle ifade edilemez,
Zaman sana ait olur beni bulduğunda...
Şahdamarı gibi öldürücü,
Şahdamarı gibi varedici,
Kendini yıkarak var ol;
Kanımda şahlanan deniz dalgasında,
Gerçeğin kırılma noktasında, bul beni...

İstanbul - 2000

Necat İltaş |

burakmert77
08-04-05, 10:11
Bu Şehir Ağlıyordu Gözlerinde
Bu şehir ağlıyordu gözlerinde.
Bir martının bembeyaz kanatlarına tutunmuş
Deniz mavisi umutlarım.
Yürüdüğüm her karanlık sokakta
Sevmek kırıntısı yitik aşk hikayeleri.
Sinema afişlerinde sarı saçlı bir kız.
Vapurların ardında bıraktığı köpükler
örselenmiş ve mazot kokan hayalleri balıkların.
Yetim kaldırımların ıslandığı yağmur.
Kız Kulesinin feryad eden prensesi.
Çıktıkça uzayan yokuş Piere Loti.
Solgun bir cezayir menekşesi şairin sözlerinde
Bu şehir ağlıyordu gözlerinde.

Yanmak vakti gittiğinin ertesinde her gece.
Yanmak vakti gülüm ellerinden sıyrılırken sessizce.
Ve kurumuş dudaklarında bir ayrılık şarkısı
Göğsünde deniz vurgunu bir adam gizlice
Yanar..Yanar...
Yanar en karanlık caddelerinde bu şehrin her gece.

Bazen bir bulut ayı sıyırıp geçer.
Hasret yüklü bir kaç damla düşer yüreğime.
Özlemleri gagasında bir güvercin havalanır,
Gelir konar düşlerimin pembe avlusuna.
Adalar terk edilmiş,Haliç yaslı bakar.
Bu şehir böyle gözlerinde usulca ağlar,ağlar...

Tutsak şiirlerin buğusunda yaşar çiçeklerim.
Ölmek tadındadır hep böyle bekleyişlerim.
Ama düşünme sen sevdiceğim..
Sen gelmeden ben bu şehirde ölmeyeceğim.

burakmert77
08-04-05, 10:12
Portakal Ağacına Saklanan Aşk
Bu akşam kuşlar dolacak
gökyüzüne
buz tutmuş yüreğimde
kutup ışıkları
sana öylesine hasretim ki
prangalar vurulu ayaklarımla
bütün yollarda sana geliyor
seni düşünüyorum mevsimler boyu.

Geceler uzun
olmuyor bir türlü sabah
bıraktım sevdam sende kalsın
al
sar
sarmala
ister sabun kokulu sandıklarda sakla
ister koynunda
gözlerden uzak olsun yeter
nazar değer sonra.

Çatlamış sabır taşları
ayak basılmamış sokaklara
kaldırım taşı olmuş
düşünceler kol geziyo
bir o yana
bir bu yana
ve evinin önündeki
portakal ağacına astım
yüreğimi
aç perdeni bak ara sıra
dışarda rüzgar var
fırtına var
düşer kaybolur sonra

burakmert77
08-04-05, 10:13
Birde Kim Olduğunu Bilsem
Bir yudum su gibidir benim için özgürlük
Susuzluğum çöller gibi olsa da
Aşkım deniz gibidir.
Âşık olduğum ise bir mavi dalga
Uçsuz bucaksız ufukta, ansızın kaybolan.
Çok az yalnızlık çekmiş, besbelli.
Rüzgârın götürdüğü yere doğru giderken,
Terk etmek onun için ilk olmasa gerek!

Hayat kim bilir! Belki daha çok uzun.
Çocukluğumun hayalleri hiç olmayacak gibi.
Yarın, umarsız bir duygu sanki içimde.
İlacım iken bir yudum su ile sen.
Bu kadar kör olamazsın, bu kadar vefasız!
Hiç acı çekmemişin besbelli.
Ölüm bile görmemişsen, eğer.
Gözünden akan yaş, uzaktaki uğultu
Gerçek olmasa gerek.
(08.06.2004)

burakmert77
08-04-05, 10:13
Boş Ver Beni
Şu an içimde sana,
Nefret besliyorum,
Saat on ikiyi de geçti,
Ben hala titreyen ellerimi ısıtıyorum.
Kolaydı belki de “sen dostumsun” demek,
Hıh! Meğerse sen değmezmişsin bu sevgiye,
Bak minik Ayşe’nin azından çıkan laflara,
“Boş ver gitsin”,
Anlamadıysa seni o yar olmaz diyor...
Çok kızgınım inan,
Şu an içimde,
Nefret besliyorum sana,
Saat biri de geçti,
Ben hala kanayan yaralarımı sarıyorum.

İnan artık kalmadı içimde sevgin,
Sana dair ne varsa attım kafamdan,
Şu an seni anıyorum,
Sanma seni hala sevdiğimden,
Sanma uçurumdayım hala ben,
Şiir yazıyorum sadece senden öte,
Senden gizli,
Sen sadece mısralarıma meze oluyorsun,
Bir hiçsin sen artık,
Şu an içimde,
Nefret besliyorum sana,
Saat ikiyi de geçti,
Ben hala o bıraktığın sokakta duruyorum.

Aşkın kanununu sen yazmadın ki değiştiresin,
Sen sevgi nedir asla bilemezsin,
Sadece hayalimle dolaşır eğlenirsin,
Hep ama hep sevdim zanneder;
Birde utanmadan onunla bununla gezersin,
Sen artık ********sin benim için,
Şu an içimde,
Nefret besliyorum sana,
Saat üçü de geçti,
Ben hala düşüncelerle boğuşuyorum...

burakmert77
08-04-05, 10:15
Sus
Dudaklarının arasında gizlenir ölüm,
Azrail tek bir sözünün kölesi.
Sevgili konuşmaki ne olur
Ölümüm gözlerinden olsun.

zeyta
15-04-05, 15:26
Hepsi Bu
.
Degisen ben degilim
dönüsen savas
yaslanmakla islanmak ayni sey:

bir yagmurun gölgesinde ihtiyarlanmak

simdi ölüm bile yetmiyor
acilarimizi tartmaya
dostlar
alingan bir sahili pinekliyorlar
bir merhabayi biçaklar gibi artik
selamlasmalar

degisen ben degilim
dönüsen savas

artik zaman bile yetmiyor
yasadigimizi sanmaya

yine de isiklar bu kenti
güzelmis gibi gösteriyor
geceleri...

geceler...
yani
Ahmet Hasim in kafiyeleri...

seni aklima düsüren
yerçekimi degil
yalanci yildizlar
öyle uzaksin ki
üflesem soguyacaksin
sarilsam okyanus

bir aska yetecek kadar
ve animsatacak kadar
sebepsiz bir ölümü,
acilarimiz
ve kafiyelerimiz var...

iste hepsi bu kadar...
.
Yilmaz Erdogan

zeyta
16-04-05, 08:40
Hasretinden Prangalar Eskittim

Seni, anlatabilmek seni.
İyi çocuklara, kahramanlara.
Seni anlatabilmek seni,
Namussuza, halden bilmeze,
Kahpe yalana.

Ard-arda kaç zemheri,
Kurt uyur, kuş uyur, zindan uyurdu.
Dışarda gürül-gürül akan bir dünya...
Bir ben uyumadım,
Kaç leylim bahar,
Hasretinden prangalar eskittim.
Saçlarına kan gülleri takayım,
Bir o yana
Bir bu yana...

Seni bağırabilsem seni,
Dipsiz kuyulara,
Akan yıldıza,
Bir kibrit çöpüne varana,
Okyanusun en ıssız dalgasına
Düşmüş bir kibrit çöpüne.

Yitirmiş tılsımını ilk sevmelerin,
Yitirmiş öpücükleri,
Payı yok, apansız inen akşamdan,
Bir kadeh, bir cigara, dalıp gidene,
Seni anlatabilsem seni...
Yokluğun, Cehennemin öbür adıdır
Üşüyorum, kapama gözlerini...


Ahmed Arif

zeyta
30-04-05, 14:45
Zamanla tükenen hemfikir yanlarımızı,
Fark edemedik yar.
Ansızın ayrı düştük aynı uçurumdan,
Aynı zamanda, ayrı noktalara.
Birlikte "Hiç"leştik birbirimiz için,
Haksızlık olmadı ne iyi!...

Şaşkındık...
Şaşkınlığımıza gülmekten yola çıkıp,
Ağlamaklara vardığımız ve hıçkırıklarımızla yorduğumuz
O geceyi hiç unutamadım ben.
Yani tümüyle bir uçuruma feda etmedim seni yar.
Kaldın yine bende biraz
O en kocaman "Sen" yanlarınla,
Ve en çok o geceye döktüğün gözyaşlarınla.

Bilsen ne çok sorguladım kendimi "Hala mı?..." diye.
İyi niyetimden değil inan,
Unutamadığımdan unutamadım seni.
İki taraflı başkalaşmalarda,
En başkalaşan olduğum için belki de unutamadım seni.
Haklıydın, en çok bendim artık sence olmayan.
Sence ben, bence sen değildik artık yar,
"En çok"ların ne önemi var?

Biz gideli çok oldu, üzme kendini.
Gönüllerimizde sevdamızın çürümüş artıkları
Tümüyle yok olma çabası içerisindeyken,
Ve yüreklerimiz
Var oluşlarının en yorgun dönemlerinde
Usul usul demleniyor,... hayır düğümleniyorken...
Yorma kendini "çoktan bitmiş"ler için,
Üzme kendini yar.
Bir adamın kapkara gözlerine
Ne kadar yakışırsa sel gibi yaşlar,
İşte o kadar yakıştı sana aşk için ağlamaklar.

"İÇİMDEN ATAMAM" dediklerinden kurtulabilmek adına,
Yüzünü yol yol eriten,
İçimi delik deşik eden,
Yüreğimin en yaralı köşelerine düşen,
Kezzap formüllü yaşlar akıttın gözlerinden.

İlk kez o gün tümden yitirdiğimiz o en kara sevdamız,...
O en derin yaramız ve en çaresiz yanlarımız,...
Ardınca el salladığımız aşkımız için,
Gözümüz aydın yar!

Beni yaz bir kenara.
Vasati 40 çöpü tükendiğinde,
Atacağından korktuğun için
Yanık çöplerini içine doldurup biriktirdiğin,
Bir süre daha yırtık cebinde saklamaya karar verdiğin,
Avuçlarının terinden erimeye yüz tutmuş
Bir kibrit kutusu üzerine mesela.

Beni yaz bir kenara.
İlk kez adımladığın ve bir daha asla uğramayacağın
Hayal mayal bir şehrin,
İl sınırındaki şehir tabelasının nufus hanesine.
Sıradan bir taşa tebeşir kılığı giydirerek...
Silerek...
Gerçeklere yalan anlamlar yükleyerek...
Yaz beni yar.

Beni yaz bir kenara.
Hayatın tek kenarlarına,
Sevdanın en geometrik yanlarına,
Siyah kılıklı koyu gri tüm duvarlara.
Aşkın;
"İmkansızdı" başlığının yakışabileceği neresi varsa,
Oraya yaz beni yar.

Yaz işte. bir yerlere yaz beni.
Kaybetmemiş olmak adına,
Aradığında bulamayacağından emin olduğun
Hayatın en kuytu çıkmazlarına,
En derin girdaplarına,
En karanlık köşelerine yaz beni.

Yaz beni.
Beni yaz bir kenara yar.

burakmert77
30-04-05, 22:59
aklıma gelirsin

her cana gelişinde toprak
aklıma gelirsin
birşey filizlenir içimde
kalmış köklerinden
her bahar aklıma gelirsin
unutulanlar, özlem ve hasretler
sanki birilerinden geçmişi dilenirsin

her yağmur yağdığında nisan
duyumsarım kokunu, aklıma gelirsin
birşey buruklaşır içimde
çamurlu yollar, lastik çizmem
nemlenir gözlerim
bu yolun dönüşü yoktur bilirsin

sıcak yaz akşamlarında
aklıma gelirsin
bir harman kokusu geçer burnumdan
elinde bastonu dedem gelir aklıma
bir başka susuzluktur bu
avanos testisinden
buz gibi bir su içer gibisin

her yaprak dökümü
yüreğim sızlar, aklıma gelirsin
dibek taşına vurulan
tokmak sesleri çınlar kulaklarımda
çeşme başı, tüten ocaklar
bir türküdür yükselir içinden
her yaktığın sigarada
duman duman özlem çekersin

soğuk ve buza kesmiş sabahlarda
aklıma gelirsin
tezek yanan bir odanın
kireç beyazlığındaki sıcaklığını anımsarım
bir ürpertidir sarar içimi, üşürüm
donmuş avuçlarımda
ninemin saf sevgisi gibidir nefesin
lapa lapa yağar
düştüğün yerde erirsin

burakmert77
30-04-05, 23:00
gecenin son saati

takvimler yaprak dökümü
mevsim hüzün mevsimi günlerden hasret
bir günün son saatindeyiz
tren kalktı kalkacak, istasyon kıyamet

tüm gözler üzerimizdeydi sanki
herbiri kıpkırmızı, bakışlarda nefret
senmi binecektin trene yoksa benmi?
kimin elinde kimin cebindeydi son bilet

bakışlarımız hüsrandı, yüzümüzde eskimiş yıllar
ayrılığın kırılma noktası, gece ihanet
vakit geldi kalkıyor son tren, gidiyorsun!
yolun açık olsun.. ben sağ sen selamet

ağır ağır uzaklaşıyor loş umutlar
yalnızlık ateşi düştü içime, benliğim sefalet
işte gidiyorsun! kaldım gecenin son saatinde
unutma beni, unutma bebeğim!
anılarımız sana emanet...

Angcella
05-05-05, 05:45
Yine Sana Dair

Sende, ben kutba giden bir geminin sergüzeştini
Sende, ben kumarbaz macerasını keşişlerin
Sende, ben uzaklığı
Sende, ben imkansızlığı seviyorum.

Güneşli bir ormana dalar gibi dalmak gözlerine
ve kanter içinde aç ve öfkeli
ve bir avcı iştahıyla etini dişlemek senin.

Sende, ben imkansızlığı seviyorum
fakat asla UMUTSUZLUĞU değil.

Nazım Hikmet

Angcella
05-05-05, 06:20
Güneş ve ay daima doğudan yükselirler
bir gecenin bitmediğni kimse görmemiş
en güzel çocuklar en zor dünyaya gelirler
ellerinin üstünde gece ne kadar geniş
suların altı ne karanlıktır
Yarı geceden sonra bir dost gelecekmiş bakarsın!!!

Atilla İLHAN

Ferman_Hat
06-05-05, 10:20
ewt arkadaşlar devam...Şiirler asla bitmez...Herşey için teşekkürler..

terazi84
06-05-05, 12:17
çok iyi şiirler sağolun arkadaşlar.

Ferman_Hat
07-05-05, 10:06
BEKLİYOR YAŞAM


-Hep aynı şiiri söylerim
Şimdi de bir öncekinin benzeri-

Ormanda yukarı dal sürdü ağaç
Kökleri sıvama ayrık otu
Korkusunu gizler kendi kendinden
Yüzük geçmiş gibi parmaklarına
Işık içinde mineli bir yüzük
Dokunur gökyüzüne umutla

Geceyle birlikte yorgun bir rüzgar
Doğum öncesinden yalnız
Yükünü boşaltır artık sabaha
Daha yaprak dalda uyanmadan
Açmadan kuşlar kanatlarını
Eksik bir çiçektir orada bahar.
O bahar ki hiç bilmez,
Yanmıştır suda gövdesi
Yırtılmış kayaların bıçaklarıyla
Üşüyünce nasıl tüy değiştirmiş
Nasıl acıyla kıvranmış ağaç.

O tepede açmadan başını daha
Ay kuşağı dolanır karanlığına
Bir salkım kuştur ağaç
Karışır ona sesim

İlk ateş düştüğünde, o gidenlerin ilk ateşi
Sıyrılır gövdesinden
Başsız ve sonsuz bir ırmak artık
Çarpa çarpa döver kıyılarını

Yaprağa gömülmüş duyarlığımız
Çözülmemiş bir yazıt ahşap gövdesinde
Sanki bir kozalak patladı patlayacak
İncecik damarlarıyla yaşam
Yapayalnız bir sözcük
Bekliyor ağzımızda

burakmert77
07-05-05, 13:23
Hayat Tersinden Yaşanmalıydı

Ölüm, harika bir ödül,
Hayat tersine yaşanmalıydı bence,
Önce ölümü savuşturmalıydık başımızdan,
Yirmi yılımızı huzurevinde geçirip,
Çok gençleştiğimiz için atılmalıydık hayata,
Altın bir saatimiz olduktan sonra işe başlamalıydık.
Kırk yıl, çalışmalıydık ta ki;
Emekliliğin tadını çıkarabilecek denli gençleştiğimiz güne kadar..
Üniversiteye gitmeliydik sonra, liseye hazır hale gelene dek parti yapmalıydık,
İyice ufalmalıydık,oyun oynayıp
Sorumlulukları unutmalıydık.
Küçük bir kız ya da bir erkek bebek olunca annemize dönmeli,
Son dokuz ayımızı yüzerek geçirmeli,
Ve sevgi dolu bir bakışta son bulmalıydık...

Norman Glass / 02.05.2005

yakisikli82
09-05-05, 21:21
--------------------------------------------------------------------------------

Bağlanmayacaksın bir şeye, öyle körü körüne.

"O olmazsa yaşayamam." demeyeceksin.

Demeyeceksin işte.

Yaşarsın çünkü.

Öyle beylik laflar etmeye gerek yok ki.

Çok sevmeyeceksin mesela. O daha az severse kırılırsın.

Ve zaten genellikle o daha az sever seni,

Senin o'nu sevdiğinden.

Çok sevmezsen, çok acımazsın.

Çok sahiplenmeyince, çok ait de olmazsın hem.

Çalıştığın binayı, masanı, telefonunu, kartvizitini...

Hatta elini ayağını bile

çok sahiplenmeyeceksin.

Senin değillermiş gibi davranacaksın.

Hem hiçbir şeyin olmazsa, kaybetmekten de korkmazsın.

Onlarsız da yaşayabilirmişsin gibi davranacaksın.

Çok eşyan olmayacak mesela evinde.

Paldır küldür yürüyebileceksin.

İlle de bir şeyleri sahipleneceksen,

Çatıların gökyüzüyle birleştiği yerleri

sahipleneceksin.

Gökyüzünü sahipleneceksin,

Güneşi, ayı, yıldızları...

Mesela kuzey yıldızı, senin yıldızın olacak.

"O benim." diyeceksin.

Mutlaka sana ait olmasını istiyorsan bir Şeylerin...

Mesela gökkuşağı senin olacak.

İlle de bir şeye ait olacaksan, renklere ait olacaksın.

Mesela turuncuya, yada pembeye.

Ya da cennete ait olacaksın.

Çok sahiplenmeden,

Çok ait olmadan yaşayacaksın.

Hem her an avuçlarından kayıp gidecekmiş gibi,

Hem de hep senin kalacakmış gibi hayat.

İlişik yaşayacaksın. Ucundan tutarak...

Kanka Bot
11-05-05, 05:22
Yüklediler her belâyı
Çeke çeke akşam ettik.
Sıkıntıyla dişimizi
Sıka sıka akşam ettik.

Kuş saydılar “kör-budala”
Kondurdular daldan dala
Kazdıkları her kanala
Aka aka akşam ettik.

Giden zalim, gelen zorba
Cılk vaatler torba torba
Yola yoğurt, göle çorba
Döke döke akşam ettik.

Aç-susuz çıktık kırlara
Arpa çektik aygırlara
Köşe dönen fırfır’lara
Baka baka akşam ettik.

Mantar çıktı tüm elmaslar
Melez imiş saflar, haslar
Putlara ipek libaslar
Dike dike akşam ettik.

Film yaptılar dizi dizi
Aldattılar her gün bizi
Eyvah çekip kendimizi
Yaka yaka akşam ettik.





"YAZAN ELİ GÖRMEYEN, KALEM YAZDI SANIR."

Kanka Bot
11-05-05, 05:47
Seziyorum ki kaçacaksın...
Yalvaramam koşamam
Ama sesini bırak bende

Biliyorum ki kopacaksın
Tutamam saçlarından
Ama kokunu bırak bende

Anlıyorum ki ayrılacaksın
Çok yıkkınım yıkılamam
Ama rengini bırak bende

Duyumsuyorum ki yiteceksin
En büyük acım olacak
Ama izini bırak bende

Ayrımsıyorum ki unutacaksın
Acı kurşun bir okyanus
Ama tadını bırak bende

Nasıl olsa gideceksin
Hakkım yok durdurmaya
Ama kendini bırak bende

Yazan(?)

yakisikli82
11-05-05, 19:16
--------------------------------------------------------------------------------

Sen gittin gideli gülmedi yüzüm
Aylar geçti, yıllar geçti nerdesin?
içimden hiç eksilmedi bu hüzün
Kimbilir sen kiminlesin, nerdesin?
Bir damla gözyaşı geriye kalan
Unuttum desem de vallahi yalan
ismin dudağımdan düşmedi bir an
Seni sayıklar dururum nerdesin?
Hasretin içimde kapanmaz yara
Kime gönül verdin, şimdi kimdesin
Kaç yıl oldu bilmem ama bak hala
Kulağımda çınlar sesin, nerdesin?
Son bir defa görsem keşke yüzünü
Gurbet elde bulsam senin izini
Ömür boyu çekse idim nazını
Yüzümde ılık nefesin, nerdesin?
Gözümün pınarı kurudu bitti
Gözlerimin nuru sensin, nerdesin?
iki ezan arasında bir ömür bitti
Anladım ki dönülemez yerdesin
Sana gelmek benim de tek hevesim
Senden yana bir ses bana gel desin

yakisikli82
11-05-05, 19:18
Aşk uğruna neler yaptım ben,
Dikenli yolları aştım, sana kavuşmak için
Ateşlerden geçtim, seni görmek için
Kalbimi kırdırttım, seni mutlu görebilmek için
Yalanlar söyledim, seni iyi çıkartmak için
Kendimi aldattım, kalp kırmamak için!
....

Pişman da değilim bu yaptıklarım için...
ama kıymatını anlamadığın için...
Sitem ediyorum...
Neden bu yaptıklarımı görüp de,
Bir ışık, küçücük bir umut vermedin...
Çok mu gördün bana
mutlu olmamı... Sen mi istedin
benim bir çiçek gibi solmamı...??

Anlatsana, konuşsana bana bir cevap versene
Bunca zaman ben kendi kendime küçük
olsa da bir Umut büyüttüm... İçimde yetiştirdim
Sen de bana bir baksan, bana inansan
Gözlerimin içine dalsan ve görsen...

Ben ASLINDA ben değilim... Ben sen olmuşum..
İçimde bir tek sen...
Kalmamış artık eser benden....

yakisikli82
11-05-05, 19:19
--------------------------------------------------------------------------------

Atik gitme demicem, zaten iyice hazirsin bu sefer, herseyi yaninda gortur, anilarimiz, umutlarinmizi, sevgimide de al, belki lazim olur, tek kelime etmesem diyorum, ama etmeliyim sana bilmedigin bir sey den bahsetmeliyim, kendimden evet, onca zaman tanidigini sandigin benden, hicrin yanimi gordun daha cok, oysa oyle uysal 1 cocuk musumki, neydi beni zaman zaman hoyrat yapan sanirim dusunmedim, birini ayri tutsamda renklerin hepsini sevdim, mevsimleride, asLinda cok sey var sevdigim, kavgalar ve savaslar diisinda, birde niye olursa olsun vedalasma anlari, isterdimki uyumlu halimi yasasa idin daima, ama bana hep vurgun saatlerimde geldin yada sende vurdun, uzaklara bakarldim uysal cocuklugumla, icimde dogmayan derin boslugumla, denizden gelecek 1 gemi bekledim durdum , sonra yildizlara baktim yillarca ve sen sandigim bir yildiza, kadinlar erkekler, cocuklar, sehirler tanidim cogunuda sevgim aşklarimda oldu, hemde ugruna öle bilecegim aşklar, ama encok seni sevdim, ve simdi gidiyorsun, evet git içim deki MELEK sana dua edicek sanirim kahrolmuccam bu veda sahnesine, seni baban oldumu? Bu gidis, bu gidis olumden beter olamas, hangisi dogru bilmiyorum, seni ugurlayip oylece kalmakmi? Yoksa benim uyumamin bekleyip gitmen, benimde sensiz sabaha uyanmammi? Bence simdi git, hayir gitme yani gitte, once utsumu ort ben uzanayim sole, isigi kapat git hayir hayir gitme, yani gitte isigi yak git, ben karanliktan korkuyorumda, hem sensizlik hem karanlik bu karari fazla, ustumude ortme bu sefkatte fazla, isiklarin hepsi acik olsun icim burkuluyor, sen nasil gidersen git, dur burayi iyi dinle, bir kez daha soyluyorum ve son kez, seni seviyorum sen giderken ben icimden haykiricam kusursuz bir askti bu, diye kusursuz bir askti benim sana buyuttugum, sen ne yasadin bilmiyorum...

yakisikli82
11-05-05, 19:20
--------------------------------------------------------------------------------

Bir ayak sesi duymayayım kapıya koşuyorum gelen sen misin diye..
Bir siyah saç görmeyeyim yüreğim burkuluyor ağlamaklı oluyorum
Her şey bana seni hatırlatıyor
Gökyüzüne baksam gözlerinin binlercesini görürüm ..
Bir rüzgar değse yüzüme ellerini düşünmeden edemem ..
Yaktığım bütün sigaraların dumanları sana benzer
Tadı senden gelir
Yediğim yemişlerin İçtiğim içkilerin
Ve içimdeki bu dayanılmaz sıkıntı
Bu emsalsiz hüzün
Seni beklediğim içindir ...

Resmine bakamaz oldum
Uykulardan korkuyorum artık
Utanıyorum odamdaki bütün eşyalardan
Şu sedir hala gelip oturmanı bekliyor
Şu ayna karsısında güzelliğini seyretmeni
Şu kadeh dudaklarına değebilmek için duruyor masada

Ve şu saat geldiğin anda
Durabilir sevincinden
Zaman çıldırabilir
Çünkü benim dünyamda
Ölümsüzlük, seni sevmek demektir.
Bir çocuk doğmayı bekler
Bir ağır hasta ölmeyi
Bitkiler yağmur ve güneşi bekler
Yalnız bir kadın sevilmeyi
Ve düşün ki bir adam
İçinde bütün bekleyenlerin korkusu ve ümidi
Seni bekler
Asılmayı bekleyen bir idam mahkumu gibi

Sen gelinceye kadar
Pencerem kapalı duracak
Rüzgar gelmesin diye
Artık perdeleri açmayacağım
Gün ışığı girmesin diye
Sonra kahrolacağım
Bu karanlıkta, bu derin yalnızlıkta
Ve günlerce gecelerce haykıracağım
Nerdesin diye, Nerdesin?
Bir gün bu kapıdan sen gireceksin
Biliyorum
Er geç bu bekleyişin bir sonu gelecek
Yıllarca sonra
Öldüğüm gün bile gelsen
Bütün bu bekleyişimi ve olduğumu unutup
Çocuklar gibi sevineceğim
Kalkıp sarılacağım ellerine Uzun uzun ağlıyacağım.

yakisikli82
11-05-05, 19:22
--------------------------------------------------------------------------------

bana işte öyle bakışın var ya
kahverengi kahverengi akışın
kendini gözlerinle sunuşun
öpüşün var ya hani
öpüş susuşun
sevişin var ya öyle
sınırsız teslim oluşun
bakıp bakıp gözlerimde ölüşün
bilmezsin
nasıl yolunur
nasır tutmuş yüreğim
neyim varsa
bırakırım
fırtınana
talan olur
bu kentin yasemen akşamlarında
kendini bir ince sızı bırakıp
beni alır
beni alır
gidersin
kalırım
çaresiz/ıssızlığında
öyle kolları kopuk
öyle yaralı...
bana işte öyle bakışın var ya
her şeyin silindiği
gözlerinle beni öyle sarışın
gövdeme kendini giydirişin
seni soluyuşum senin içinde
yağmalanıp tükenişim derinlerinde
yitişim...
yitişim
koskoca bir kentin sana dönüştüğünde
sokakların orta yerinde sensiz
öyle kolları kopuk
öyle yaralı...
sendendir bu lacivert gecelerde
denizin masmavi dile gelmesi
yıldızların sağnak sağnak inivermesi
dilim lâ'l kesilir gözlerinde.
susar ellerim
bana kendini giydirip
sonra da böyle öksüz bırakma
nazlı yarim..
yanışım
bir tür çiçek açıştı gözlerinde
sürüklenir sürüklenir giderim
bu kadar insafsız akma...

yakisikli82
12-05-05, 18:59
varlık yokluk derdini şu kafandan sil
bırak densiz işleri de kendini bil
gerin şöyle oh derin nefes al
kaç nefes alacağın belli değil

ey kör! bu yer, bu gök, bu yıldızlar boştur boş!
bırak onu bunu da gönlünü hoş tut hoş!
şu durmadan kurulup dağılan evrende
bir nefestir alacağın, o da boştur boş!

niceleri geldi neler istediler
sonunda dünyayı bırakıp gittiler
sen; hiç gitmeyecek gibisin değil mi
o gidenler de senin gibiydiler

bu dünyaya kendi isteğimle gelmedim ben,
şaşkınlıktan başka şeyim artmadı yaşarken.
kendi isteğimle de gidiyor değilim şimdi,
niye geldik kaldık, niye gidiyoruz bilmeden...

Ömer Hayyam

metoarslan007
15-05-05, 04:20
Beni rüzgara verme
Öfkeli bir deniz gibi
Üstünden atma beni
Yazdığın gibi silme

Yumruklama parçalama
Ne yapsam kırılmaz diye
İtme koca dağlardan
Gidip gelip ağlatma

Bu bensiz yapamaz de
İçinin derinlerine sakla
Gösterme kimseye beni
Gönlünde tut bırakma

Kuşlara parçalatma
Çöllere koyup dönme
Gözden çıkarma beni
Tam her şeyimi aydınlatırken
Yeter bu kadar deyip sönme

Bir gidip bir gelip
Çocuk gibi oyalama
Korkutma yıldırma beni
Beni sakın bırakma

g_erbenzer
16-05-05, 19:36
Bir ask nasil biterse öyle bitti bu ask da
Uzun bir hastalik gibi
Araliksiz dinledigim alaturka bir fasil gibi
Gökyüzüne bakmayi, dostlara mektup yazmayi
Çiçekleri sulamayi unutmuslugum gibi
Bitti.

Bir ask nasil biterse öyle bitti bu ask da

Yürümeyi yeniden ögrenen felçli bir çocuk gibi
Sokaga çikmaliyim simdi ve çoktandir
Ihmal ettigim dostlara yeni bir adres birakmaliyim
Pencereleri açmali, kitaplari düzenlemeliyim
Belki bir yagmur yagar aksama dogru
Yarida biraktigim siirleri tamamlarim

Ask da bitti diyordu ya bir sair
Ask bitti iste tam da öyle...

metoarslan007
17-05-05, 23:32
İlk gittiğin gün vardı ya,
Hatırlamazsın ki o zamanı da,
Ama olsun hayattasın ya
Yaşıyorsun ya umutluyum hala.

İlk kez başını çevirdiğin zamanda,
And içtim sen nereye ben oraya
Umudu hiç ağlatmadım ya,
Geceleri ağlasamda.

Gezdiğimiz parkın bekçisi vardı ya
Hala bizi bekler tavşan kanı çayla
Sen o çayı içtin ya,
Umutluyum hala.

Hani kaybolmuştuk bir dağ başında,
Gece olmuştu tüm ayazıyla
Hani sarılmıştın ilk kez bana
İşte bu yüzden umutluyum hala.

Tuttuğumuz yıldızlar hala havada,
Hani demiştin ya o yıldız kaymazsa,
Ban yanındayım yanında olmasan da,
Ne olursa olsun umutluyum hala.

Gitsen de başka diyarlara,
Yıldızın kaymadı hala orda!
Ben buradayım bir başıma
Ama olsun seviyorsun ya beni hala…

Geceler beni esir aslada zindanlarda,
Bulutlar kapatsa yıldızlarımızı da,
Unutsan tavşan kanı çayın tadını da
Bir ışık var umutluyum hala!

OmeR
19-05-05, 00:11
Ağlamak bana zor gelirdi
Sensiz olduğum akşamlarda
Beni adeta boğan o duvarlar
Seni tanıdıktan, senden bir iz taşıdıktan sonra
Sevgiye açılan bir liman gibi
Beni kendilerine çektiler
Çünkü seni sadece onlara anlatabiliyordum
Ve sadece onlarla paylaşabiliyordum
Hatta onlardan kıskanıyordum
Belki de bu yüzden onları yumrukluyordum
Onlardan hıncımı çıkarıyordum
Ama artık sevgi limanından ayrıldım
Ve biliyor musun artık arkandan
Yapabildiğim tek bir şey kaldı
Ağlamak
Evet, sen bana ağlamayı öğrettin

zeyta
19-05-05, 16:05
Ulaşamadığım her uzak
Beklediğim her durak sensin
Uzaklarda kaldım senden uzak
Bırakıldım öylece bir köşeye
kimse anlamaz beni
Bu şehrin soğuk kaldırımları anlar
Kimse bilmez yalnızlığımı
Sende bilmezsin
Yine de sen düşünme
Ben ağlarım gecenin kucağında
Yüreğimi de satarım yokluğuna
Sen yeterki nusaybin deme
kanarım...
Yüreğimin son durağı.

Mavi'ye ısmarladı seni gönlüm
Bekleme hakkım olsun diye yalnızlar rıhtımında
Sen yoksun
Ben beklemekten yorgun
Ve kar etmiyor beyhude yakarışlarım.

Şimdi...
Yüreğimin bir ucunda
Kesik bir kol kadar yalnızım
Rüzgarda pervasızca savrulan bir sonbahar yaprağı gibiyim
Üşüyorum...
Durup manasızca boşluğa bakıyorum
Ümitsizce dalıp hayallere
Yüreğimi ısıtan sıcak bakışların olsa diyorum
Buğulu gözlerle bana naksan
Ben öylece hayale dalsam
Ne çare sen yoksun
Ve yaşadığım her an
Seni özlemeye itiyor beni
Ağır geliyor yokluğun
Beklediğimsin,özlediğimsin,özlemimsin...

ManiaC
20-05-05, 14:37
Birgün sevdiğimi anlayacaksın
O zaman ellerin bomboş kalacak
Beni kaybedecek ağlayacaksın
Gücüme gidiyor böyle yaşamak

Hasreti içinde hep duyacaksın
Seninde gözlerin yaşla dolacak
O zaman yalvaran sen olacaksın
Gücüme gidiyor böyle yaşamak

Beklesem saçıma aklar dolacak
Ağlasam gözümde yaş kalmayacak
Unutursam aşkıma yazık olacak
Gücüme gidiyor böyle yaşamak

terazi84
20-05-05, 15:30
arkadaşlar diğer sayfalarda kalan bir çok şiiri buraya taşıdım. konu açarken daha dikkatli olursanız sevinirim. bir şiir için konu açmanıza gerek yok(çok özel olmadı takdirde). ayrıca bir şairin şiirleri için de ayrı ayrı başlık açmayın lütfen.

*~ LiL' NaZ ~*
21-05-05, 02:35
Bana ilk ögüt verdigin günü,
Hatırlıyor musun ANNE ?
Ne kadar telaslıydın o gün
El degmemiş bir hamurdan
O gün en güzel heykeli yapmıstın sen, ANNE.

Bana ilk kızdıgın günü,
Hatırlıyor musun ANNE ?
Ne kadar üzülmüstün o gün
Yıllar sonra yad ettigimizde,
Benim yerime sen aglamıstın, ANNE.

Bana ilk yemek yapmayı ögrettiğin günü,
Hatırlıyor musun ANNE ?
Ortalıgı mahvetmiştik o gün
Senin kadar olmasa da,
O gün muhtesem bir ascı yetistirmistin, ANNE.

Sana ilk askımı anlattıgım günü,
Hatırlıyor musun ANNE ?
Ne büyük acılar içindeydim o gün
Yaramı sardıgın sözlerinle,
O gün dayanıklı ama duygulu bir kız
yetistirmistin, ANNE.

Bana ilk sarıldıgın günü,
Hatırlıyor musun ANNE ?
Ilık bir bahar sabahıydı o gün.
Ufacık, minicik de olsa
O gün sana deger bir melek dogurmustun,anne.

Bana ilk aldıgın hediyeyi,
Hatırlıyor musun ANNE ?
Cok fakirdin o gün,
Ucuz ve kücük de olsa
O gün hediyeni kocaman sevginle paketlemistin, ANNE.

Bana ilk defa "Artık yaslandım" dedigin günü,
Hatırlıyor musun ANNE ?
İcim bir tuhaf olmustu o gün.
İmkansız da olsa,
O gün seni icime sokup genclestirmek istemistim, ANNE.

Bana ilk defa ölecegini söyledigin günü,
Hatırlıyor musun ANNE ?
İnanamamıs, kabullenememistim o gün.
İlk defa taa icimden
O gün seninle beraber ölmek istemistim, ANNE.

Mezarının basına ilk geldigim günü,
Hatırlıyor musun ANNE ?
Ne kadar yalnızdım o gün
Göz yaslarım hic durmadan akmıs,
O gün sana bir demet cicek alamayacak kadar
fakirdim, ANNE.

Ya bugün ANNE, bugünü görebiliyor musun ?
Akan göz yaslarımı ilk defa silmiyorum ANNE.
İlk defa mutluluktan akıyor o yaslar.
Çektigimiz acılar, gögüsledigimiz zorluklar
Bugün her damlayı bir, bir siliyor, ANNE.

Yetistirdigin bu kızı, bu ANNEYI,
Cennetinden görebiliyor musun ANNE ?
Hic bir seye ihtiyacı yok bugün.
Senin verdiğin degerler sayesinde,
Bugün sen haric, her şeye sahip o, ANNE !

*~ LiL' NaZ ~*
21-05-05, 13:06
Hic Sevmiyorum seni !
Gözlerinin güzelligi,
Bakıslarının vuruculugundan da banane.

Ben sevmiyorum ki seni.
Kim demis,
Geceleri uyuyamıyorum diye ?
Bal gibide uyuyorum iste.
Hem sabaha karsım uyumam her sebepten olabilir,
Senden oldugunu nerden biliyorsun ?

Hic sevmiyorum seni !
Midemde ki acıda sigaradan .
Hem seni sevseydim
Kıskanmazmıydım ?
Televizyonda bir sürü adam var,
Seni onlardan sakınmazmıydım ?

Hic Sevmiyorum seni !
Dünyanın en güzel kızı olabilirsin.
Hatta Afrodit ten bile ama dedim ya,
Hic Sevmiyorum seni !

Hic sevmiyorum Seni !
İstersen bagıra bagıra söylerim ama yalnızca sana,
Cünkü ben yalnız seni sevmiyorum !

*~ LiL' NaZ ~*
21-05-05, 13:11
Ne zaman seni düsünsem yalnızlıgım aklıma gelir
Bir ürperti gibi derinden derine duyarım caresizligimi
Nedir bu gürültüler derim,top patlamaları
Nedir bu sakaklarımda zonklayan agrı
İcimden dalga dalga bosanan gözyasları ne
Bu hangi nehir ki uzayıp gider alabildigine
Nedir bu ümitsizlik dolu bu kahır dolu yaslar
Bu denizler altında kopup gelen fırtına
Bu bir caglayan gibi ugultulu yaslar
Oysa zamandır ilerleyen imkansızlıklar icinde
Baslangıcı olmayan bir sondur yaklastıgım
Bu ipince nehir nereye gidiyor bilen var mı?
Aglatan ne beni?
O doyamadıgım dakikalar mı?
Düsen aksi mi gözlerime o bal rengi gözlerin
Ki icimde calkantısıyla hıckırır denizlerin
Sorarım, bu ağlamak ne kadar nereye kadar
O zaman rüzgar durur fırtına diner ansızın
Kapanır yorgun gözlerim bir gece baslar
Ve karanlık uykularla sürer aglama saatleri
Uyanınca bir ıslak safaktır gördügüm
Bir büyük resimdir gökyüzü seyrederim
Yine özleminle yanıp tutusur gözbebeklerim
Duyarım vurgularını basımda caresizligin
Ben aglayacak adam degildim bir kadın için
Beni perisan edecek ne vardı bu kadar?
Bir de "Erkekler Aglamaz" diyorsun
Tanrılıgından utanmasa
Tanrı bile aglar ... !

*~ LiL' NaZ ~*
21-05-05, 13:15
Özledim sesini ne olur konus
Bir gül actır zamanların ötesinden
Karanlıklar icindeyim, kapkarayım bugün gel
Gök mavisinden, deniz mavisinden
Bana bir sarkı söyle
İcimde bir sey kımıldıyor
Gözlerim kan canagı, yorgunum, uykusuzum
Bir baksana ne haldeyim deli divane
Yaralıyım, caresizim umutsuzum
Bana bir sarkı söyle
Yagmur ol yag üstüme, günes ol ısıt
Dökül karanlıgıma ısıklar gibi
Al beni, en uzaklara götür
Sesin aksın icimde bir pınar gibi
Bana bir sarkı söyle
Bütün renkleri kat birbirine
Buram buram bir turuncu getir gecen yazdan
Bir tüy gibi, bir bahar dalı gibi
Hafiften, inceden, güzelden, en beyazdan
Bana bir sarkı söyle
Bazan kar nasıl hazin yagar bilirsin
Kursuni bir gökyüzünden aglamaklı
İste öyleyim, kapkarayım bu gün gel
En hüzünlü sesinle, en dokunaklı
Bana bir sarkı söyle

zeyta
23-05-05, 14:20
Hoşçakalın Dostlarım



Son bir defa bu şehre bakıyorum,
İçime derin bir sızı çöküyor,
Dostu da, Düşmanı da bırakıp gidiyorum,
Gözlerime yağmur gibi yaşlar doluyor,
Gönlümün İpek Yolundan,
Hatıra kervanları geçiyor bir anda,
Aklıma o an yaşadığım,
Unutulmaz anlarım geliyor,
Gidiyorum artık bu şehirden....

Zaman ağır ağır geçiyor,
Aslında ömrümüzdür giden,
Gökler Mavi iken,
Siyaha dönmeye yüz tuttu,
Elde bavulum üzerinde kilidi,
Bulutlar üzerime boşalıyor aniden,
Uğurlamaya gelen dostlarım gibi,
Göklerde ağlamaya başladı....

Dostlarıma benden kalanlar,
Umutlarım, Hayaller, Düşlerim
Ve hatıralarım oluyor,
Birde böyle sırılsıklam bir günde,
Kupkuru bir 'ALLAHAISMARLADIK' kalıyor.....

Galip Sinecikli

zeyta
23-05-05, 14:21
Can yoldaşım nerdesin?



Gecelerce heyecanlı çığlıklar atan
Zamana sığmıyan sohbetler katan
Boşluktaki eli sıkıca tutan
İpek ellim,tatlı dillim nerdesin?

Nerde benim canımdan can bildiğim?
Yanımdayken dertlerimi sildiğim
Bütün sırlarımı tek tek verdiğim
Dert ortağım,can yoldaşım nerdesin?

Gökte arıyorken yerde bulduğum
Rüyasını görüp hayra yorduğum
Uçan kuştan haberini sorduğum
Sevgi sözlüm,gülen yüzlüm nerdesin?

Nerde benim tatlı dilli yoldaşım?
Nerde benim dostum,nerde sırdaşım?
Nerde benim sırrı berk arkadaşım?
Ben seninle ben'im..ya sen nerdesin?

En çok sen bilirsin yanan canımı
Versem de kurtulsam bütün kanımı
Çok mu buldun minik heyecanımı?
Sitemkarım,çok özledim,nerdesin?

Ferit Teksoy

zeyta
23-05-05, 14:24
ara

Beni aramaya çıkarsa düşlerin
Hüznün ruhuna çizdiği resimlerdeyim
Gamsız bir gecenin karanlığında değil
Yüreğinde kanayan kesimlerdeyim

Aklına düşerim hani olur da
Güzelliklerin görünmeyen yüzünde ara
Sevginin menfaate döndüğü yerde
Bir gönül yarasının izinde ara

Yıkılmış umutların enkazından geç
Öksüz bir çocuğun gözünde ara
Ağıtların tüttüğü evlere uğra
Bir ananın boş kalmış dizinde ara

Beni yıldızlarda arama boşa
Yüreğini yasa boğan sızılardayım
Dertlerinle bulursun beni başbaşa
Senin gibi karayazılardayım

Sahte sevgileri tanımaz kalbim
Beni seven gönüllerin ocağında ara
Menfaatle bakmasını bilmez gözlerim
Beni gerçek dostlukların kucağında ara

Mutluluğu anlatan şarkılarda değil
Yaralı yüreklerin ağıtlarında ara
Beni menfaat ve ihanetten uzakta
Yağacak sevgi bulutlarında ara

Öyle senden çok uzaklarda değilim
Görmesini bilen gözlerin bakışındayım
Belki sana senden daha yakın bir yerde
Çarpan kalbinin her atışındayım

Aklına düşerim hani olur da
Beni sığmadığın duyguların içinde ara
O kadar da kolay bulurum sanma
Beni benim seni görebileceğim biçimde ara

zeyta
23-05-05, 14:25
BİR DUA ETSEN

Bir dua etsen bana
Ak sakallı babam gibi
Bir dua etsen bana
Ak saçlı anam gibi
Helalinden yesem içsem kana kana
Gitsem uzak diyarlara
Alaca leylek gibi
Allı Turna gibi
Sevda taşısan kör kalplere
Bülbül olsam şakışam duymayan kulaklara
Nur olsam kör gözlere

Bir dua etsen bana
Baston olsam ak sakallı dedenin eline
İbrik olsam çeşmeden su taşıyanlara
Kırlangıç olsam ağzımla su taşısam
Zalim Nemrut'un ateşine
İbrahim(AS) yanmasın diye göğsümü siper etsem
Bir dua etsen bana
Balık olsam o ateşin içinde

Bir dua etsen bana
Balık olsam yunus'ları saklasam
Bulut olsam çöllere gölge salsam
Fatih olsam dosta güven
Düşmana korku salsam

Bir dua etsen bana
Hirada yılan olsam
Uhud'da Bedr'de zülfikar
Düldül olsam saldırsam düşman üstüne

Bir dua etsen bana
Rüzgar olsam ezanları taşısam
Issız çöllerer dağ başlarına
Benle Oruç'a başlasalar
Benle iftar etseler
Namaz'a çağırsam cemaati
Sabah hayra seslesem milleti

Bir dua etsen bana
Halep'i Şam'ı dolaşsam
Mescid-i Aksa'yı
Kabe'yi
Razza-ı mutahharayı ziyaret etsem
Olmaz mı?

Dua'n kabul olmaz mı?
Ya Şehid'i olsam bu yolun
Ya Gazi'si
Yada kapısında bekleyen Kıtmir'i olsam
Olmaz mı?
Dua'n kabul olamaz mı?

zeyta
23-05-05, 14:26
BIR SEVDA MASALI

Bir Sevda Masali dedim gectim

Megerse yasadigim Askin ta kendisiymis

Ben sevdami yüregime kazdim

Ben adini ta derinlere yazdim

Yar gülüsüne

Yar tek bir sözüne

Yar seni sevdim ölesiye

Bu Sevda Masali hic bitmeyecek

Sonsuz Denizlere acilacak

Gökyüzünde Yildiz gibi parlayacak

Yüregimde Hapis olarak kalacak

Yar gülüsüne

Yar tek bir sözüne

Yar seni sevdim ölesiye

Arkadas Sevda Masali diyip gecme

Bu baska yakar kavurur insani

Hele hele karsiliksiz ise

Ama bilki karsiliksiz olmasi önemli degil

Önemli olan tek sey...

Bu kalp yürekten Seviyor

Bu yürek tek onun icin Yaniyor

Bu Sevda Masali tek bu yüzden bitmiyor Kara Gözlüm....

zeyta
23-05-05, 14:31
.
(yalnizlik sirça kösküm / cama dayanmis burnum
hava puslu, bulutlu / efkârima çeyrek var)

Sen Istanbul gibisin sevgilim..

Bazen Sultan Ahmet Camii'nin avlusunda yemlenen
gri bir güvercinin; kursaginda dil gibi
ürkek, kuskulu ve
.................... tedirgin sözlerin..

Bazen Karaköy Iskelesi'nde aksam simidi satan
hinzir bir bacaksizin; yüreginde can gibi
sicacik, taptaze ve
.................... çitir çitir hevesin..

Bazen de Pera Palas Oteli’nin aynalarinda gezinen
fettan bir gölgenin; yalazinda tül gibi
hesapsiz, çalpara ve
.................... çirilçiplak sebebin..

Kâh Eminönü’nün nemli zemini gibisin
kâh Kasimpasa’nin delikanli ayazindan
.................................................. daha keskin ve derinsin
ve sanirim Babiali’de degil de
Kumbaraci Yokusu’nda tikaniyor nefesin..

Sen Istanbul gibisin sevgilim
ya Beyoglu nostalji tramvayinin vatman amcasi kadar asina
ya da izledigi güzergâhin raylari kadar kesinsin
ya da Haydarpasa Gari'nda bekleyen yolcular kadar kentlisin.

Sen Marmara Denizi'nin dalgalarinda çirpinan yakamoz
bir balikçi kayiginin sipirdayan yarim küregi gibisin.

Kimi zaman Anadolu Hisari'nin viran duvarlari misali dökülüyorsun
kimi Kiz Kulesi'nin kizil gecelerinde bir zindani aska dönüsüyorsun
ve sen edalim;
Emirgan'in o ihtisamli seyrinde
izani zivanadan çikmis üç sirça kösk gibi
.................................................. eflaka yükseliyorsun.

Seni düsünüyorum
arasira Sirkeci Hatti'ndaki külüstür vapurlari
veya çiglik çigliga bagiran martilari
sonra Besiktas'i, Çiragan'i, Çamlica'yi..

Arasira kendimi düsünüyorum
arasira bahçeleri, laleleri, saraylari
veya Gülhane'yi, Göksu'yu, Sadabat'i
sonra Konstantiniyye Surlari'nda
mehtabi oksayan Bizansli Elena'yi..

Ve ansizin sen gözbebegim
Alkazar Sinemasi'nda içli bir Türk filminin
bestesi buruk, güftesi hazin sarkisi oluyorsun
ya da Ortaköy'de ahsap bir evin asma katinda
veranda begonyalari kadar pervasiz büyüyorsun.

Kimi zaman Yedi Tepe'nin yedisinde
kimileyin Altin Boynuz'un o meczup mavisinde
arada bir Eyüp Sultan'in münacat pesrevinde
yahut Baba Haydar Tekkesi'nin müebbetinde gizleniyorsun.

Ya sonra
bu koskoca Beldeyi Tayyibe'de
Ayasofya gibi öksüz
Mihrimah Sultan kadar zarif
Rüstempasa'nin çinileri kadar mukim
meftunca gülümsüyorsun.

Yahut sabahin saat üçünde bir köhne iskembecide
çakirkeyif bir çorba içimi kadar sade ve sakin
yahut Yerebatan Sarayi'nin dehlizleri kadar karanlik
Galata Kulesi'nin odalari kadar gizemli görünüyorsun.

Ve sen
Bogaziçi'nin hasmeti mahserinden
Piyer Loti'nin telveyi zarafetinden
ve Karacaahmet'in payidar sessizliginden
usulca süzülüyorsun.

Saki sevgilim
sarap yarenim
sen yalnizlikta Dolmabahçesaray'im
sen cama dayanmis kirik burnum
beyaz, puslu bulutum
hava saganak yagmurlum
sen efkârima çeyrek kala güzellesiyorsun.
ve sen Istanbul'un ta kendisi oluyorsun..
.
Halil Pazarli

zeyta
24-05-05, 16:33
İmKansız Biri
İmkansız birini sevdim
Gözlerinde hüzün olan,
İmkansız birini sevdim,
Ellerindeydi kalbim.
İmkansız birini sevdim,
Sanki O’da bir gün severmiş gibi.
İmkansız birini sevdim,
Benden çok uzaklarda....
İmkansız birini sevdim,
Anılarımın en özeli.
İmkansız birini sevdim,
Yanındayken kalbimin güvercin olduğu.
İmkansız birini sevdim,
Bir gün gideceğini bilerek.
İmkansız birini sevdim,
Bana cennetin kapısını gösteren.
İmkansız birini sevdim,
Hayallerimde büyüttüğüm.
İmkansız birini sevdim,
Sadece bir nefes alış süresinde.
İmkansız birini sevdim,
Kendimi unuturcasına...
İmkansız birini sevdim,
Bugün seslense döneceğim,
İmkansız birini sevdim,
Bana asla gel demeyecek,
İmkansız birini sevdim,
O’na sevdiğimi söyleyemedim...
İmkansız birini sevdim,
Hala geleceğini beklediğim.... Şiir:ESRA BAYKAL

zeyta
24-05-05, 16:33
Sessizce...

Hiç kalbin ağrıdı mı sebepsizce,
Hiç için titredi mi sıcak yaz geceleri,
Dolunaya baktığında hissettin mi hiç
Yapayalnız derin bir karanlıkta olduğunu,
Ve acı bir şekilde farkına vardın mı,
Kalabalık içinde sessizce dolaştığını…

Düşündüğün şeyi bilmeden uzaklara takılır gözlerin;
Ellerin bilmediğin elleri tutar sanki,
Tuttuğun el sana huzur verir de;
Sen o huzurla bir türlü rahatlayamazsın…

Boğazında kelimeler düğümlenir, yutkunursun;
Bakışların buğulanır, gözlerini kısarsın,
Tek damla düşmesin diye çabalarsın;
Bilirsin ilk düşen damla habercisidir; sağanakların,
Bilirsin sağanakların ardından körelir; duyguların,
Bilirsin ki içindeki yangınlar büyür sağanaklarda…

Sen bilirsin ama kalbin bilmez bunları,
Yaşadıkça yaşar sevdalar kalbinde,
Büyüdükçe büyür kalbin, her sevdayı saklar içinde,
Gün gelir sığmaz olur kalbin göğsüne,
Taşıyamaz olur bedenini, artık yorulur…
Duyguların ağır gelir; ezilirsin
Bir gün açıklanmamış duygularınla köşende,
Teslim olursun ölüme,
Sessizce…

Şiir: Harun Kilci

cmshooter
24-05-05, 18:05
Mutluluğun M sini bile hiç tatmadım

Seni hep içerimde sakladım atmadım

Bir gece resmini öpmeden yatmadım

Söküp atamam ben seni kalbimden



Sevdiceğim gül çiçeğim

Sensiz öleceğim

sevdiceğim,güldiceğim

sensiz öleceğim



Nefretin N sini bile duyamadım sana

Gitme ne olur daha doyamadım sana

İçimdeki duyguları diyemedim sana

Silip atamam ben seni kalbimden

cmshooter
24-05-05, 18:07
YAŞAYAMADIM



Yaşanılması gereken sevdayı

Yaşanmış aşkların en güzelini

Yaşanılmasını istediğim aşkı

Yaşayamadım senin sayende



Çok istedim ama bir türlü olmadı

Kurduğum hayaller gerçekleşmedi

Senin yerini kimse dolduramadı

Çok istedim ama yaşamadım



Kader desem kaderin suçu yok

Yaşanılmamasını sen istedin

Bir yudumluk sevgiyi sen

Benden neden esirgedin

terazi84
25-05-05, 11:17
şiir karışık şiirler'e taşınmıştır. bir şiir için konu açmayın arkadaşlar. paylaşımlarınızı buradan yapabilirsiniz. ancak bir şairin birden fazla şiirini ekliycekseniz konu açın lütfen.
saygılar...

metoarslan007
25-05-05, 11:41
Bari sen yapma,
gözyasim sen akma,
neler görecegiz daha,
düse kalka bu yolda,
birak gitsin tutma,
sahip cikamiyorsa sevdasina,
sevseydi gitmezdi unutma,
hadi artik kendini topla,
aglamak yakismaz sana!..

Cok mu seviyordu sanki,
sevseydi gidermiydi,
böyle terk edermiydi,
sevmemis senin gibi,
yetmemis yüregi,
o'nun sevgisi sözdeydi,
niye agliyorsun sanki,
o'na deger mi,
Sevememis iste adam gibi,
buraya kadar mis demek ki!..

Niye canim, niye acirsin,
niye yüregim, niye yanarsin,
O giderken ardina bile bakmasin
sen ugruna kan akitmayi göze alirsin,
kendine gel artik,
degermi o'na sanirsin,
bundan sonra tek damla gözyasin akmasin,
canin acimasin,
yüregin yanmasin,
varsin onsuz kalasin!..

zeyta
27-05-05, 17:01
Rüveyda
fezayı bağlayarak yorgun kanatlarına
bir güvercin uçurup kıtalar arasından
çağırdın beni
geçerek birer birer sürgün kanyonlarını
derbeder koşup geldim ışıldayan tahtına
yarım koyup bir bardak kurşun rengi çayımı
yıkarak yalnızlığa kurduğum sarayımı
yetim çığlıklarımı duyurmak üzere sana
koşup geldim; iliştir beni memnu bahtına

adını söylemek istemiyorum
her hecesi amansız bir kor dudaklarımda
her harfine yıllardır şimşeklerle yarıştım
zindanlara karıştım, ölümlerle tanıştım
adını söylemek istemiyorum
Rüveyda dediğim zaman
anla ki, senin için yürüyor kelimeler
çığlığımın atardamarlarından

hangi yıldızdır bilmem, gözlerin
kayar da üzerime Rüveyda
önce tuhaf bir deprem yayılır bedenime
sonra açılır önümde ıstırab vadileri
silik renkleriyle adımlarıma
çözülmeye yüz tutan bir mazi mühürlenir
hayalin bittiği menfeze doğru
alaca bir at koşar içimde
zamansız, mekansız nefese doğru

uslanmaz bir yürek taşıdığıma dair
yaygın bir kanaat dolaşır aynalarda
oysa Rüveyda
baştan başa ben
kevser akan, gül kokan bir kalbin filiziyim

kitaplara sürdüğüm kapkara lekelerden
bir anlatsam nasıl utandığımı
bir doğrulsam eğrildiğim yerden
ağarır tanyeri nilüferlerin
alaca bir at koşar içimde
ezer toynaklarıyla anılarımı

sular köpürmemeliydi Rüveyda
kırılmamalıydı ıslak dalları hasret selvilerinin
ben zehire alışkınım, şerbete değil
rüyalar nefret eder avare duruşumdan
kabuslar çekerek ancak derdimi yeryüzünde
sen gün boyu simsiyah bir ufukla beraber
ben her gece bir mehdi türküsüyle çilekeş
yargılamak için zeval kayıtlarını
inkilap bekliyorum

hangi umut çiçeğidir bilmem, ellerin
uzanır da gönlüme Rüveyda
derinden bir ok saplanır bağrıma
beynimi çağıran bir sese doğru
alaca bir at koşar içimde
zamansız, mekansız nefese doğru

varlığın cinayettir memleketimde işlenen
akıtır kanını asil pehlivanların
yokluğun sükunettir kuşatır evrenimi
varlığın ve yokluğun ölümüdür baharın

artık eskisi gibi bakamıyorsun
göklerinde bir belkıs otururdu Rüveyda
binlerce gökkuşağı olurdu kirpiklerin
güneş bir ane gibi dururdu başucunda
artık dokunamıyor kakülün bulutlara
karalara bürünmüş saçlarında dolunay
ben bu kadar zulme layık mıyım Rüveyda
hangi ressamı vurur bilmem, endamın
sarar da benliğimi
ben beni tanımam kaldırımlarda
kafesleri yutan kafese doğru
alaca bir at koşar içimde
zamansız, mekansız nefese doğru

kırmızı bir kurdela bağlayarak alnına
duydun mu orkideye dua eden birini
bu ısmarlama yüzler yok mu Rüveyda
bu yapmacık bebekler
gözyaşı akıtırken gülenler yok mu
beni kahrediyor geceler boyu

hangi çağın gelişidir bilmem, gülüşün
soluk bir dünyanın mezarlarına
gömerek gurbetimi
kapadı karanlığa Yesrib, kapılarını
meydan okuyuşun çağın ordularına
bilmem hangi mevsimin başlangıcıdır
doruklarından öte hevese doğru
alaca bir at koşar içimde
zamansız, mekansız nefese doğru

yasını tutuyorum kararttığım düşlerin
yıpranmış divaneler gibiyim sokaklarda
amansız bir ütopya üfleyen pencereler
lif lif yoluyor dram seyyahı bedenimi
önümde, haksızlığın hesaba çekildiği
hiç kimsenin kimseyi tanımadığı mahşer
arkamda, kare kare ömrümü belirleyen
hatırladıkça yanıp tutuştuğum resimler

söyle, nasıl aşarım pişmanlık dağlarını
yeniden bir Nil olup taşar mıyım çölllere
kim giydirir başıma tacını nihayetin
kim takar bileğime hürriyet künyesini
karada balık gibi nasıl yaşarım, söyle
Rüveyda, seziyorum; tahammülün kalmadı
ama dur, boşaltayım bütün çığlıklarımı
asırlardır köhne barınaklarda
küflenen, çürüyen çığlıklarımı

at vuruldu içim paramparça Rüveyda
gölgelerin ardına sakladım kusurumu
sen orada kayıtsızca gülümsüyor gibisin
ben burda damla damla eriyip akıyorum
yine de, çiğnetmem kimseye gururumu
istenmediğim yeri sessizce terk ederim
hatıra kalsın diye bırakır da ruhumu
mahzun bir derviş gibi boyun büker, giderim

Nurullah Genç

zeyta
28-05-05, 10:16
NEŞE ve IZDIRAPLA
Neşe ile ızdırapla,
Düşünce ile dolu iken,
Tükenmez ezalar içinde,
Ümitler, tereddütler geçirirken
Kederler içinde yoğurulurken
Mesut olan,
Ancak seven ruhtur.
Goethe

zeyta
28-05-05, 10:17
BALKON
Hatıralar annesi, sevgililer sultanı,
Ey beni şadeden yar, ey tapındığım kadın.
Ocak başında seviştiğimiz o zamanı,
O canım akşamları elbette hatırlarsın.
Hatıralar annesi, sevgililer sultanı.
O akşamlar kömür aleviyle aydınlanan!
Ya pembe buğulu akşamlar, balkonda geçen
Başım göğsünde, ne severdin beni o zaman!
Ne söyledikse çoğu ölmeyecek şeylerden!
O akşamlar, kömür aleviyle aydınlanan!

Ne güzeldir güneşler sıcak yaz akşamları!
Kainat ne derindir, kalp ne kudretle çarpar!
Üstüne eğilirken ey aşkımın pınarı,
Sanırdım ciğerimde kanının kokusu var.
Ne güzeldir güneşler sıcak yaz akşamları!

Kalınlaşan bir duvardı aramızda gece.
Seçerdim o karanlıkta göz bebeklerini
Mestolur, mahfolurdum nefesini içtikçe.
Bulmuştu ayakların ellerimde yerini.
Kalınlaşan bir duvardı aramızda gece.

Bana vergi o tatlı demleri hatırlamak;
Yeniden yaşadığım, dizlerinin dibinde
O "mestinaz" güzelliğini boştur aramak,
Sevgili vücudundan, kalbinden başka yerde,
Bana vergi o tatlı demleri hatırlamak;

O yeminler, kokular sonu gelmez öpüşler,
Dipsiz bir uçurumdan tekrar doğacak mıdır?
Nasıl yükselirse göğe taptaze güneşler.
Güneşler ki en derin denizlerde yıkanır.
O yeminler, kokular, sonu gelmez öpüşler!
Charles Baudelaire

metoarslan007
29-05-05, 02:04
UNUT YÜREĞİM!!!


Ben ne aşklar yaşadım bilemezsin
Ne başlangıçlardan vazgeçtim göremezsin
Gel desem bilirim gelemezsin
Sevdiğimi söylesem onu bile düşünemezsin.

Ayrılıklar saplanmış yüreğime
Bir gözyaşı damlası düşer önüme
Ürkek güvercinler gibi geldim yine
Sana geldim benim olasın diye.

Üşüdüm karanlık gecelerde
Sorguladım duygularımı bir bir
Seviyormuşum hala seni
Seviyormuşum bir çiçeği sevgiğim gibi.

Düşlerimi sana verdim
Uykularım yarım kaldı
Kalbim binbir parça
Kalbimde ismin yazılı.

Şimdi yüksek kaldırımlarda yürüyorum
Eve otobüsle gidip geliyorum
Bazen eve gitmeyi unutuyorum
Bir de seni unutsam...

zeyta
29-05-05, 16:48
YAĞMUR OLSAM

Sel taşkını bir akşamüstü
Bulutları bağrına basan
Ağaçlara sordum seni
Yaprak rüzgarı tutmaz dediler
Uzun uzun baktılar yalnızlığıma
Yangın yeri bir yürek
Bir de yağmur gösterdiler

Ne olur şu yağmurların
Birdenbire yağanı ben olsam
Rüzgarı düğümlesem saçlarına
Bir daha bırakmasam
Öpsem kirpiklerini
Süzülüp gözyaşlarına karışsam
Çağlayıp aksam çağlayıp aksam
Yüzündeki ırmaklarla geçsem ovaları
Dudaklarında denizlere çıksam

ADNAN YÜCEL

zeyta
29-05-05, 16:49
GÜLÜŞÜN EKLENİR KİMLİĞİME

Gün biter gülüşün kalır bende
anılar gibi sürüklenir bulutlar
Ömrümüz ayrılıklar toplamıdır
yarım kalan bir şiir belki de

Aykırı anlamlar arayıp durma
güz bitip sular köpürür de
kapanmaz gülüşünün açtığı yara
uçurum olur zaman her gece

Her gece yeni bir savaş baslar
acı ses olur, ses deli yağmur

Sığındığım her yer adınla anılır
ben girerim sokağı devriyeler basar
Bir de gülüşün eklenir kimliğime.

AHMET TELLİ

YüCCeL
29-05-05, 23:48
67.YAŞ


Benim doğduğum gün
Günler uzamaya başlar
Öyle bir öleceğim ki
Geceler uzamaya başlayacak
Ve öyle bir öleceğim ki
Günlerle gecelerden başka
Hiçkimse öldüğümü anlamayacak

Kanka Bot
30-05-05, 05:12
kanka şiirlerin kısa ve öz ama içinde bşşeyler saklı....sağol

terazi84
31-05-05, 10:16
bu kadar kısa şiirler için konu açmayın arkadaşlar. Karışık Şiirler 2. Bölüm e taşındı.

zeyta
31-05-05, 22:01
Desem Mi

Dinlerken mazimi senin sesinde
Ezim ezim ezilmişim desem mi
Yillar beni benden almiş götürmüş
Ilmek ilmek çözülmüşüm desem mi

Ahim yüklü nagmelerde ezgide
Benzeşmişiz sevgilerde sezgide
Kader katmer katmer olmuş yazgida
Baglar gibi bozulmuşum desem mi

Geçemedim şu dereyi şu arki
Seçemez olmuşum şimal'i şark'i
Hep başimda döndü felegin çarki
Damla damla süzülmüşüm desem mi

Salmadilar karli daglar kar diye
Yüregim çirpinir göksüm dar diye
Bunca ömür sari saçli yar diye
Boynum bükük büzülmüşüm desem mi

Behey gönül var git derim işine
Hayel perileri girmiş düşüne
Vefasizlar için boşu boşuna
Üzüm üzüm üzülmüşüm desem mi

Hasan Turan engeller var ahtina
Bir güzel konmadi gönül tahtina
Gülüm senin yildiz yildiz bahtina
Kalem kalem yazilmişim desem mi

HASAN TURAN

zeyta
31-05-05, 22:06
SENI SANA ANLATACAGIM


Gel otur yamacima

Seni sana anlatayim

Ben seni cok eskilerden bilirim

Piriltisini ruhunun gostermeye geldim

Ruyalarina girecegim

Aski ne kadar ozledigini anlatacagim sana

Asik olmaktan ne kadar cok korktugunu

Ozlem buyudukce nasil daha cok korktugunu

Korktukca nasil umudunu kararttigini anlatacagim sana

Gel sana mutsuzluguna dokunmani ogretecegim

Gel otur yuregimin kiyisina

Zayifligini anlatacagim sana

Haykirmak istedigin

Ama icinde sakladigin zayifliklarini anlatacagim

Sana zayifliklarini bilmenin

Seni ne kadar guclendirecegini anlatacagim

Sana senin bildiginden fazlasini anlatmayacagim

Sadece senin sozlerin

Senin yuregin

Senin bakislarin olacagim

Sana seni gosterecegim

Gel gece yastiga basini koydugunda

Kurdugun dusleri anlatacagim

Kurdugun duslerden ne kadar korktugunu da gosterecegim

Korkunun sonunun olmadigini fisildayacagim uykularina

Bunu aslinda bildigini de soyleyecegim sana

Kactikca, kactigin yerde

Daha cok kacman gereken seni bulacagini da soyleyecegim

Ne zamandir ruhuna kimsenin dokunmadigini anlatacagim

Gel sana asik olanlari elinin tersiyle ittigini

Ama asil asik olmak istedigini anlatacagim

Asik olunca nasil bir nehir gibi deli akacagini

Nasil bir ruzgar gibi esecegini anlatacagim

Sel olacagini

Cig olacagini anlatacagim

Kendini bulmak icin ask yolunda

Nasil yikintilarin ustunden yuruyecegini anlatacagim

Bunu senin nasil da bildigini

Nasil yeniden korktugunu

Bildikce nasil da yuregini gomdugunu anlatacagim

Geceler boyunca sevismelere nasil dus buyuttugunu anlatacagim

Gel otur ruhumun renklerinin yanina

Anlatacaklarimin seni nasil korkutacagini anlatayim

Bu yalanci mutluluk oyununu bozacagimdan

Sendeki o gercek sene dokunacagimdan nasil korkacagini anlatayim

Sonra sana dair her cumleden sonra

Her korku engelini gectikten sonra

Zaten senin bildigin

Bildigini sakladigin seni ne kadar sevecegini anlatayim sana

Haydi gel kacislarini sonlandir

Anlatayim seni sana ..

zeyta
31-05-05, 22:07
Mutluluklar dilerim
Duydum artik baska birini seviyormusun
Duydum artik yakinda evlenecekmisin
Sana artik kalbten mutluluklar dilerim
Birdaha geriye dönersen yaziklar olsun derim
Saten bu zamanda sevgiler bir yalan
Saten bu zamanda hayat bir roman
Gelirsen kapim acik sana
Artik bir yabancisin bana
Bütün yalvarsilarin bosuna
Mutluluklar dilerim sana

zeyta
31-05-05, 22:10
BEN SENDEN ÖNCE ÖLMEK İSTERİM

Ben
senden önce ölmek isterim.
Gidenin arkasından gelen
gideni bulacak mi zannediyorsun?
Ben zannetmiyorum bunu.
İyisi mi,
beni yaktırırsın,
odanda ocağın
üstüne korsun
içinde bir kavanozun.
Kavanoz camdan olsun,
şeffaf,
beyaz camdan olsun
ki içinde beni görebilesin
Fedakârlığımı anlıyorsun :
vazgeçtim toprak olmaktan,
vazgeçtim çiçek olmaktan
senin yanında kalabilmek için.
Ve toz oluyorum
yaşıyorum yanında senin.
Sonra, sende ölünce
kavanozuma gelirsin.
Ve orada beraber yaşarız
külümün içinde külün
ta ki bir savruk gelin
yahut vefasız bir torun
bizi ordan atana kadar...
Ama
biz
o zamana kadar
o kadar karışacağız ki birbirimize,
atıldığımız çöplükte bile
zerrelerimiz
yan yana düşecek.
Toprağa beraber dalacağız.
Ve bir gün yabani bir çiçek
bu toprak parçasından nemlenip filizlenirse
sapında muhakkak iki çiçek açacak :
biri
sen
biri de
ben.
Ben
daha olumlu düşünüyorum
Ben daha bir çocuk doğuracağım
Hayat taşıyor içimden.
Kaynıyor kanım.
Yaşayacağım, ama çok, pek çok,
ama sen de beraber.
Ama ölüm de korkutmuyor beni.
Yalnız pek sevimsiz buluyorum
bizim cenaze şeklini.
Ben ölünceye kadar da
Bu düzelir herhalde.
Hapisten çıkmak ihtimalin var mı bugünlerde?
İçimden bir şey :
belki diyor.

zeyta
31-05-05, 22:11
DİLEK

Mesut olmuş görmek isterdim hepinizi.
Her bahar gününde, dertliyi, ümitsizi.
Terfi etmiş memur, sınıf geçmiş öğrenci,
Kadını, erkeği, yaşlısı, genci,
Bir bayram sevinciyle, kol kola, sokaklarda.
Su başlarında, ağaç altlarında, parklarda,
Sevgililer, baş başa, muratlarına ermiş.
Çocuklar, el ele, bir halka oluvermiş.
Görmek isterdim camlardan, odalarda oturmuş,
Radyoyu açmış, küçük sofrayı kurmuş.
Yol, meydan, dere, tepe, dağ, bayır, kır…
Vapurlar, limanlarda, yola çıkmaya hazır.
Gazinolar, plajlar, sinemalar açık.
Her dilden bir şarkı, her dudakta bir ıslık.
Ne yoksul ahı, ne dul hıçkırığı, ne hasta iniltisi,
Mesut olmuş görmek isterdim hepinizi!...

ZİYA OSMAN SABA

zeyta
31-05-05, 22:12
GÖZLERİN

Gözlerin gözlerin gözlerin,
ister hapisaneme, ister hastaneme gel,
gözlerin gözlerin gözlerin hep güneşte,
şu Mayıs ayı sonlarında öyledir işte
Antalya tarafında ekinler seher vakti.

Gözlerin gözlerin gözlerin,
kaç defa karşımda ağladılar
çırılçıplak kaldı gözlerin
altı aylık çocuk gözleri gibi kocaman ve çırılçıplak,
fakat bir gün bile güneşsiz kalmadılar.

Gözlerin gözlerin gözlerin,
gözlerin bir mahmurlaşmayagörsün
sevinçli bahtiyar
alabildiğine akıllı ve mükemmel
dillere destan bir şeyler olur dünyaya sevdası insanın.

Gözlerin gözlerin gözlerin,
sonbaharda öyledir işte kestanelikleri Bursa'nın
ve yaz yağmurundan sonra yapraklar
ve her mevsim ve her saat İstanbul.

Gözlerin gözlerin gözlerin,
gün gelecek gülüm, gün gelecek,
kardeş insanlar birbirine
senin gözlerinle bakacaklar gülüm,
senin gözlerinle bakacaklar.

zeyta
31-05-05, 22:12
DON KİŞOT


Ölümsüz gençliğin şövalyesi,
ellisinde uydu yüreğinde çarpan aklına,
bir Temmuz sabahı fethine çıktı
güzelin, doğrunun ve haklının :
önünde mağrur, aptal devleriyle dünya,
altında mahzun, fakat kahraman Rosinant'ı.
Bilirim,
hele bir düşmeyegör hasretin hâlisine,
hele bir de tam okka dört yüz dirhemse yürek,
yolu yok, Don Kişot'um benim, yolu yok,
yeldeğirmenleriyle dövüşülecek.

Haklısın, elbette senin Dülsinya'ndır en güzel kadını yeryüzünün,
sen, elbette bezirgânların suratına haykıracaksın bunu,
alaşağı edecekler seni
bir temiz pataklayacaklar.
Fakat sen, yenilmez şövalyesi susuzluğumuzun,
sen, bir alev gibi yanmakta devam edeceksin
ağır, demir kabuğunun içinde
ve Dülsinya bir kat daha güzelleşecek...

zeyta
01-06-05, 12:52
Senfoni

Önce sesin gelir aklıma
Çaresiz kaldıkça hep seni düşünürüm
Güzel olan, dolgun başaklardaki sarışın sevinçli
Sonra cumartesi günleri gelir
Sonra gökyüzü gelir hemen kurtulurum
Bir yağmur yağsa da, beraber ıslansak.

Kırk kere söyledim bir daha söylerim
Savaşta ve barışta, karada ve denizde,
Düşkünlükte ve esenlikte
Zamanımız apayrı bize göre
Yanyana olduk mu elele
Aç kalsak ağlamayız biliyorum.

İçim güvercinleri okşamış gibi rahat
Sen yanımdayken ister istemez
Geniş meydanlarda akşam üstleri
Üstüste üç kere deniz, üç kere çınarlar.

Sen yanımdayken ister istemez
Uzak ırmakları hatırlıyorum.

Arasıra düşmüyor değil aklıma
Yabancı kadınların sıcaklığı
Ama Allah bilir ya, ne saklıyayım
Yanında ihtiyarlamak istiyorum...

Turgut Uyar

zeyta
03-06-05, 19:21
Kesik Et Kokusu
.
tenimde hiç dinmeyen bir tufanla
son duasina açti ellerini
topragi yalayan dilimin yarali ezgileri
firtinanin savurdugu kumlar
kör bulut saganagi gözlerimde
kopariyor ufkun batmis renklerini tuvalimden
hiçbir sey esirgenmez artik
sözün büyüsüne düsmüsse efkâr
ve toplasam bütün acilari
etmez bir günümün solan goncasi kadar -masum
koparmis basini dizlerimden
pasli kamasini etimde bileyen zaman
bütün sayfalarinda eksigim
mezmurlar, bablar, tekvinler
ve kadim kitaplarin ask seslerinde
tanrim!
kimden sorulur bunun hesabi
yazandan ve yaratandan
baska

ey tarih!
kirletme yüzümü
çek sapli duran hançeri gecenin gögsünden
desilsin ortasindan karanligin bagri
kuyularin dibine sal iplerini
çekip çikar bu sanciyi kanli rahminden
keskin bir sözle kopar göbek bagini
adimi adinin yanina koyma
yanlis yazilmis bir söz gibi
sil beni defterinden usulca

bana baykusun gözlerini ver
göreyim beynimin gecesinde dolanan avi
sözlerini ver
sulara yazayim içimdeki korkuyu
karanlik orman ugultusu kulaklarimda hirçin
hançeresi kopuk hayvan sesleri
biri kendini vuracak bu gece
biri elleriyle desecek rahmini
ay
kal öylece daglarin ardinda
beni dogurma
yüzünü isitma ölümün
adi bilinmesin
ormanin derinliginde yitip giden deli gölgenin

ey zaman!
kesme sözümü
çikar etimde dolastirdigin kanli kilici
kopar beni dünyadan
ömrümün boslugunda sallanan sarkaci durdur
yoruldum kulaklarimi süngüleyen tik taklarini saymaktan

tenimin suya degisinde ürperen yangin
üsütür etimde sehvanî geceyi
yarali bir atin sirtindan düstüm
geçerken dört nala sevdanin kiyisindan

erteledim asklari ömrümden
damarimda nester yemis bir sonbahar
gözlerimde bir ceylanin küskün bakislari
devrilir üstüme daglar dönüp baktikça
üzerime çevrili mavzer gibi durur karsimda
bütün sokaklar
geçtigim her kentin yarasini tasirim bedenimde
ask beni biraktigim izlerde arar

ey ask!
harlama közümü
sogumus küller altinda birak anilari
var git söyle tanrina iyice siksin yumrugunu
eksik etmesin kamçisini sirtimdan
kirbaçlandikça saha kalkan
kudurmus bir denizim ben
kiyilarina ölü sairlerin
ve isyan artigi korsanlarin vurdugu...
.
Irgat Sui

zeyta
03-06-05, 19:22
Edip Cansever - Yerçekimli Karanfil

Biliyor musun az az yaşıyorsun içimde
Oysaki seninle güzel olmak var
Örneğin rakı içiyoruz, içimize bir karanfil düşüyor
gibi
Bir ağaç işliyor tıkır tıkır yanımızda
Midemdi aklımdı şu kadarcık kalıyor.

Sen o karanfile eğilimlisin, alıp sana veriyorum işte
Sen de bir başkasına veriyorsun daha güzel
O başkası yok mu bir yanındakine veriyor
Derken karanfil elden ele.

Görüyorsun ya bir sevdayı büyütüyoruz seninle
Sana değiniyorum, sana ısınıyorum, bu o değil
Bak nasıl, beyaza keser gibisine yedi renk
Birleşiyoruz sessizce.

zeyta
03-06-05, 19:24
AKARSUYA BIRAKILAN MEKTUP

incecikti
gül dalıydı
dokunsam kırılacaktı
dokunmadım
kurudu

gitme, sonbahar oluyorum, sonrası hiç
ağaçlar bükmesinler n'olursun boyunlarını
neden akşam oluyorum tren kalkınca
kırlangıçlar birdenbire çekip gidince
mendiller sallanınca neden tıkanıyorum
öyle çok acımasız ki öyle birdenbire ki
az önceki çiçekler nasıl da diken diken
gitme, sonbahar oluyorum, sonrası hiç o sularda çimdik, bitti; köprüleri geçtik
bitti
o elmanın tadı orda, o kuş çoktan öttü, bitti
artık çocuk değiliz, susarak da bir şeyler diyebiliriz
günler devlet alacağı, yıllar bir kadehcik buzlu rakı
oyunlar oyuncaksı, oyuncaklar eski şarkı
kavaklara oklu yürek çizip duran o çakı
nerde şimdi nerde şimdi, nerde o kan sarhoşluğu
gitme, sonbahar oluyorum, sonrası hiç

Hasan Hüseyin Korkmazgil

zeyta
03-06-05, 19:27
ANKARA

Bu kadar acıtmamalıydı,
Belki de,
Yıkmamalıydı aşk bu kadar…
Belki de, yormamalıydı,
Yaşananlar,
Cismimizi yakmamalıydı…
Belki de…

Gidişlerin umudu çürüttüğü,
Ellerimizin ayasını patlattığı,
Keskin bir belayı omuzlattığı,
Durmayan diş ağrısı gibi zonklattığı,
Gelmeyişlerin yüreği öldürdüğü,
Bitişlerin müjdecisi gidişlerde,
Yaşamak zordur metropollerde…

Akan göz yaşlarımız,
Dolu tanesi,
Yağmur damlası değil…
Üst baş ıslatan hüznün riyası değil,
Bizim göz yaşlarımız,
Adamın dizlerini kırar,
Gülle gibi değer, parçalar…
Bizim kahır yaşlarımız,
Pantolon ıslatan yağmurlar değil…

Ey be Ankara!.. Nedir derdin?..
Söyle Ankara!.. Kastın nedir?..
Yaşamak ağrısı asılı her yanımda,
Sevmek, gerçekten uzun bir soluk,
Ne istersin bilmem ki Ankara?..
Dizlerim, ellerim, paramparça,
Üst baş, pantolon, lime lime,
Mintanım sırılsıklam gidişlerde,
Yüreğim salkım saçak
Gözlerime kan oturdu ey Ankara!..

Bu kadar üzmemeliydi
Belki de,
Öldürmemeliydi aşk bu kadar…
Belki de, soldurmamalıydı,
Hatıralar,
Fotoğrafları yakmamalıydı…
Belki de…

Sevmeyişlerin umudu tükettiği,
Gözlerimizin ışığını söndürdüğü,
Ağır bir yükü sırtlattığı,
Kulak ağrısı gibi yürek kanattığı,
Dönmeyişlerin küsküne döndürdüğü,
Kavuşamayışların habercisi bitişlerde,
Nefes almak zordur metropollerde…

Can çekişen yanlarımız,
Kan gölü,
Dere kenarı değil…
Boğuldum çığlıklarının süsü değil,
Bizim can çekişen yanlarımız,
Adamın yüreğine hançer gibi saplanır,
Bomba gibi düşer, yakar, kavurur…
Bizim sevgi savaşımız,
Öldüm figanlarının iniltisi değil,
Ölümün ta kendisidir…

Ey be zalim Ankara!.. Nedir inadı şartın?...
Konuş Ankara!.. Bir şeyler söyle?...
Zulmün nedir?.. Bu hoyratlığın kimedir?..
Ömrüm ayaklarının diplerinde soytarı olmuş,
Neyim kaldı bir nefesten başka
…ve neyim kaldı bir candan başka?..
Ey be Ankara!.. Ne çok şey istedin benden,
On dört yılımı bir kalemde sildim, yetmedi,
İki cana hasret ettin yetmedi,
Anam dedim, babam dedim, güldürmedin,
Bacı kardaş dedim, umdurmadın
…ve bir kız sevdim yirmi dördünde
Yemyeşil her şey gözlerinde
Viran bağlara döndürdün, şu kısacık ömrümde…

Bir tren garında
Ömrüm rayların arasında,
Gidip geliyorum akşam sabah,
Bu kadar acıtmamalıydı,
Belki de,
Yıkmamalıydı aşk bu kadar…
Belki de, yormamalıydı,
Yaşananlar,
Cismimizi yakmamalıydı…
Belki de…
ANKARA…

Murat İnce

zeyta
03-06-05, 19:30
KONUŞSAM SESSİZLİK SUSSAM AYRILIK

resmin rehindir gurbetimde
gurbetimde sesleri aşındırmış kimliksiz bir kasaba
ve senin kederini ıslatan o yağmurlar rehin

alnı özlemle dağınık bir akşam getirdim sana
sar, büyüt ellerinle, konuk et sıcaklığına
konuk et kanatları kanatılmış kuşlar getirdim sana...

ve akşam, bir kez daha
saçlarını topla ve dağıt sesini rüzgârlara
“bir of çeksen karşıki dağlar yıkılır”

çekmiyorsun!

akarsuları imrendiren yüzün de
sabahçı kahveler de biliyor
görüşmeyeli yorgunum
yıkık kentler kanadı sevinçlerimle
görüşmeyeli ya sen nasılsın
adım, adresim durur mu defterinde?
şimdi siirt'te koyun kokulu bir gecedeyim
beynimde iklimsiz papatyalar
ve kuşatılmış bir akşam duruyor penceremde

sokakların gün batınca neden boşaldığını
ve yüreğimin neden kabardığını bilmiyorum
konuşsam: sessizlik/gitsem: ayrılık

sonra kıpırtısız yasladım göğsümü boğulmuş güne
al bu çağrıları sulara göm, o uzak sulara
gurbetini rehnetme özlemimde…

YILMAZ ODABAŞI

zeyta
04-06-05, 11:37
Öndeyiş

Bedenim üşür, yüregim sizlar.
Ah kavaklar, kavaklar

Beni hoyrat bir makasla
Eski bir fotograftan oydular.

Orda kaldi yanagimin yarisi,
Kendini boşlukla tamamlar.

Omuzumda bir kesik el,
Ki durmadan kanar.

Ah kavaklar, kavaklar
Aci düştü peşime ardimdan islik çalar.


Metin Altıok

osslem
04-06-05, 13:49
bi tanede benden kankalar şimdi yazdım....

İMKANSIZ MI???

sevmek zormudur her zaman?
yollarına çıktığım sabah güneşinde
gözlerin kamaşmadan bana bakman
imkansızmıdır söyle??
bu kadar zorlamadan yaşamak birşeyleri
sessiz değil derinden ama haykırarak
kendi yüzüne baktığında bile onu hatırlayarak
imkansızmıdır söyle?
bunlar sadece bir hayalperestin sözleri olmamalı
ikimizin hisleride dolup taşmalı
bunun adının aşk değilde sen ve ben olması
imkansızmıdır söyle???

terazi84
04-06-05, 17:30
bi tanede benden kankalar şimdi yazdım....

İMKANSIZ MI???

sevmek zormudur her zaman?
yollarına çıktığım sabah güneşinde
gözlerin kamaşmadan bana bakman
imkansızmıdır söyle??
bu kadar zorlamadan yaşamak birşeyleri
sessiz değil derinden ama haykırarak
kendi yüzüne baktığında bile onu hatırlayarak
imkansızmıdır söyle?
bunlar sadece bir hayalperestin sözleri olmamalı
ikimizin hisleride dolup taşmalı
bunun adının aşk değilde sen ve ben olması
imkansızmıdır söyle???
yüreğine sağlık kanka. ama keşke "Kendi şiirlerinizi paylaşmak ister misiniz?" başlığına ekleseydin.(istersen oraya da ekle.)

zeyta
04-06-05, 17:44
SENİ GÜNLERE BÖLDÜM

Seni günlere böldüm, seni aylara
Daha yıllara, yüzyıllara böleceğim
Ve her zaman söyleyeceğim ki beni anla
Böyle eskitilmiş de olsa bu kalbi
Minesi çatlamış bir diş gibi durduracağım karşısında.

Şiirler söylenir, şiirler biter
Biz bu sevdayı neresine sakladıktı sen ona bak da
Kahverengi avuçlarına mı gözlerinin
Tam oradan mı kahverengi yağan bir aydınlığa.

Bütün günler yenileşir her bekleyişte
Ve bütün dünler, bütün geçmişler
Kapını açarsın ki bir de, hiç kimseler yok
Çaresiz, benim sana gelişim de hep böyle.

Dün akşama doğru turuncu bir bulut geçti
Sonra bütün bulutlar hep birden geçti
Anılar, anılar, belki hepsi bir kelime

EDİP CANSEVER

zeyta
04-06-05, 17:49
ZORLA

Kendiliğimden şiir yazmadım
Şiir yazdırttı kendini
Hiçbir seviyi ben bırakmadım
Seviler bıraktırttı kendini

Kaçmadığıma bakmayın siz
Döğüştümse namus deyip
Hiçbir kavgayı ben çıkarmadım
Kavgaya zorladılar beni

Bu amansız yarışa kendim girmedim
Soluk soluğa yarışta buldum kendimi
Gönüllü katılmadım hiçbirine
İstesem de istemesem de yarışa kattılar beni

Biliyorum ki yazılan artık yaşanmaz
Ben yazmak istemedim
Yaşamak istedim sevgimi
Kendileri yazdırttılar kendilerini..

AZİZ NESİN

kovboy
04-06-05, 18:19
bi tanede benden kankalar şimdi yazdım....

İMKANSIZ MI???

sevmek zormudur her zaman?
yollarına çıktığım sabah güneşinde
gözlerin kamaşmadan bana bakman
imkansızmıdır söyle??
bu kadar zorlamadan yaşamak birşeyleri
sessiz değil derinden ama haykırarak
kendi yüzüne baktığında bile onu hatırlayarak
imkansızmıdır söyle?
bunlar sadece bir hayalperestin sözleri olmamalı
ikimizin hisleride dolup taşmalı
bunun adının aşk değilde sen ve ben olması
imkansızmıdır söyle???

kanka yüreğine sağlık
şiirlerinin devamını bekleriz

zeyta
05-06-05, 19:04
Her Ask Bir Ay Tasir Alninda
.
rüzgâr, bögürtlenlerin, kekik kokularinin, deniz kestanelerinin
besteledigi türküleri kulaginiza umulmadik zamanlarda fisildiyorsa

toprak, elinize aldiginiz zaman pul pul balikçi motorunun sesini tasiyorsa
(insan kalbinize
bilin ki bir italyan maria çocuk, bir fasli hüseyin'e asik olmaya yüz tutmustur

zeytindag'da, bin yillik bir zeytin agaci yasli gövdesinde
toma'nin meyhanesinde zeytinyagi safligiyla gülümsüyorsa ellerine cunda'nin

adini cunda'nin, ali bey adasi olarak degistirilmesi dayatmasini
bir türlü içine sindiremiyorsa pullari gümüs bir papalina
bilin ki hüzün kaplar kirpiklerini akdeniz'in

bu yüzden bir emmanuella çocuk dinlerken madrigallerini
bütün güvercinleriyle birlikte havalanir kalbinde sairlerin

bu yüzden beyaz ve duman renkleriyle güvercinler
birer ikiser konar düslerine acilarin

ve uzaktan eski bir ask sarkisini fisildar kir çiçekleri maltepe'nin

'bu adami aglatirsa akdeniz aglatir
bir gül konar dudagina yalnizligin
bir de bakarsiniz aglarim'

her akdeniz, kendi iklimini, kök boyasini kalbinin
yalnizca kendi askiyla dokur

çünkü santur
çünkü dans ve büyü
çünkü küçük bir kizin topuklaridir akdeniz

ve incir ve zeytin agaçlarinin ülkesinde
deniz minarelerinin ruhunda gizlidir madrit'ten havalanan
uçuk mavi kanatli bir yaliçapkini

ve bergama'da, atmaca mahallesinde
elinde klârnet, elinde bakir, dudaklarinin kivrimi dans
bir kugu konar konar dünyanin asklarina

bu yüzden çingeneler
bu yüzden müzik
bu yüzden hüzün
bu yüzden ask
bu yüzden bergama'da dogar dolunay

ve dikilirse bir gece ansizin pan
ansizin zeus
ansizin ölüm

bilin ki her ay bir akdeniz
her ask bir ay tasir alninda.
.
Halim Yazici

Scardsdale
07-06-05, 00:42
kankalar
Murathan Mungan'ın coook sevdigim bir siiri vardir. bugun aslı kankanın bir yazısı hatırlattı bana. kitabını da kaybettim.
bana o siiri yollar misiniz?
Adı: "Ben Sende Tüm Aşklarımı Temize Cektim"

simdiden tesekkurler

zeyta
08-06-05, 07:52
kankalar
Murathan Mungan'ın coook sevdigim bir siiri vardir. bugun aslı kankanın bir yazısı hatırlattı bana. kitabını da kaybettim.
bana o siiri yollar misiniz?
Adı: "Ben Sende Tüm Aşklarımı Temize Cektim"

simdiden tesekkurler
üzgünüm aradım ama şiiri bulamadım...

zeyta
08-06-05, 07:52
Mutluluk
bir bebeğin ilk sesi,
ilk nefesi,
ağlayıp gülüşüdür mutluluk...
bir ananın sıcacık teni,
şefkati,
kucağı,
ninnisi,
süt verişidir mutluluk...
yağmurun ve tohumun toprağa,
dalın yaprağa,
arının çiçeğe,
bülbülün güle,
ırmağın denize,
sevenin sevene,
mahkumun özgürlüğe
kavuşmasıdır mutluluk...
güneşin doğuşu,batışı...
kalp atışıdır mutluluk...
kuşların ötüşü,
yuvaya dönüşü,
sevgilinin öpüşüdür mutluluk...
aşkın,
ayrılığın
yüreğe yüklediği acıdır mutluluk...
kulağa fısıldanan tatlı bir söz,
sevgi ile bakan bir çift göz
ve,
sevenin kollarında verilen
son nefestir mutluluk...

zeyta
08-06-05, 07:52
Fal

Falcı kadın! Falcı kadın!
Haydi oku geleceğimi avucumdan...
İyi şeyler söyle;
Ne zaman evleneceğim?
Kaç çocuğum olacak?
Hastalık varsa söyleme;
Korkarım.
Ölümden de hiç bahsetme.
Yalnız şunu söyle ki!
Acaba beni seviyor mu
O uzak şehirdeki?

Ümit Yaşar Oğuzcan

zeyta
08-06-05, 07:54
Geceye

koynuna mı aldın güllü yarimi
soluğunun buharına giren mi
eteğine, sürünerek varan mı
hangi uzak şehrin ışığındadır
hangi muammanın beşiğindedir
ey sırları sırlarımı kuşatan
yetim koyup ayazında üşüten
sen de mi görmedin yitirdiğimi
kendi hüsranımda bitirdiğimi

Nurullah Genç

zeyta
08-06-05, 07:55
Cemre

gözüme ilişti gözün
içimde infilak saati!
yasak baktın nikotin sıcaklığıma,
bir sigara daha yaklaşıyor bahar...
ellerin yanında değil,
gemiler kalkıyor avuçlarından
bütün limanlara bir telaş,
yaklaşıyor bahar...
deniz altında bir zindan düşü,
ayıp sarılmalar, lanetli öpücükler
bilinmez bir nemrut esrarı
arkadaş dağlar gibi korkusuz korkular...
kekikler yeşeriyor
yaklaşıyor bahar
bir deliliğin eşiğinde
amansız mekansız
sofrasız
yani aç, ilaçsız
ve
hiçbir şiirin eskitemediği
gözlerin,
gözlerimin önünde
el pençe divan...
bahar damarı çatladı toprağın
bir nefes daha yaklaşıyor bahar.!

Yılmaz Erdogan

zeyta
08-06-05, 07:55
Git

Demek şimdi gidiyorsun;
Yazdığımız son şiir öyle yarım kalacak!
Demek şimdi gidiyorsun; Kuşlarımız acıkacak, saksılarımız artık
sulanmayacak!
Demek öykümüzü bir ruj lekesi gibi yapıştırıp
aynanın sahtekâr yüzüne
-Oy benim yaralım-
Demek şimdi gidiyorsun;
Beni böyle toz gibi dağıtıp merdivenlern dibine!

Her şey tamam diyorsun, git...
Beni viran bir şehir gibi terket...
Haydi git!
Dışarısı ispiyon...Dışarısı ihanet...
Seni bir gören olmasın, dikkat et! ..

Dostlukmuş...ölüme yürümekmiş...
Üstüne titremekmiş...vefaymış! ..
Aşk dediğin, zavallı bir kapıyı duvara çarpıp
Çıkıncaya kadarmış! ..
Bana komaz deyip
Sancını bir kilo rakıya gömsen de gece yarıları,
-Oy benim yaralım-
Asıl sancı, uyandığında
Bütün odaları boş görünce koyarmış! .

Gitmek istiyorsun, git...
Bir savaşçı asla vedalaşmaz!
Durma git!
Dışarısı dinamit...dışarısı enkaz!
Şunu cbine koy, ne olur ne olmaz..

Eylül mağdurlarıydık, kimsemiz yoktu,
Yaralarımız aman vermiyordu canımıza..
Kimseye kıymamıştık oysa, masumduk..
Rahatsız ediyordu bizi bu yalancı tarih!
Yırtılan bir pankart gibi
Şehirlerin ortasına çığ düşürdüyse öfkemiz;
-Oy benim yaralım-
En az bir karıncanın yüreği kadar
Namuslu ve çalışkandı ellerimiz!

Artık bitti diyorsun, git..
Kırılsın kapı-çerçeve, kırılsın bu cam..
Sorma git!
Dışarısı panik..dışarısı izdiham!
Biliyorum, seni vuracaklar bu akşam...

Ne çok fire verdik üstüste..
Ne çok arkadaş yitirdik bu tozlu yolculukta..
Kimliği tespit edilmemiş,
Ne çok ceset vurdu zeytin güzeli akşamlarımıza!
Büyük ütopyalar ve büyük dağlar gibi
İçerden çürümüşüz meğerse...
-Oy benim yaralım-
Her gelen ölüm yazmış,
Her giden ayrılık işlemiş bu talihsiz gergefimize...

Kendini arıyorsun, git..
Aptal bir hayat kur, içinde beni barındırmayan
Kalma git..
Dışarısı barut..dışarısı gardiyan!
Yine bir tek ben olurum sana parçalanan..

Demek şimdi gidiyorsun;
Sonunda bizi de çökertiyor bu kancık zelzele!
Demek şimdi gidiyorsun;
Yıkılan bir duvar gibi; ömrüme devrile devrile..
Demek mecburi istikametlerin,
Ayrılığı gösteren o adaletsiz kavşağında
-Oy benim yaralım-maralım
Demek şimdi gidiyorsun,
Ve bana bir tek secenek kalıyor: güle güle!

Beni öldürüyorsun, git..
Kalmasın sende kahrım, kalmasın derdim
Bakma git
Kafamı yumruklayıp ardınsıra ağlarsam namerdim...

Yusuf Hayaloğlu

zeyta
08-06-05, 07:56
Terkeden


Kimdi kimdi kalan
Giden mi suçludur herzaman?
Ne zaman başlar ayrılıklar
Dostluklar biter ne zaman

Her geçen gün bir parça daha
Aldı götürdü bizden
Aynı kalmıyordu hiçbir şey
Değişiyordu herşey
kendiliğinden



Artık çözülmüştü ellerimiz
Artık bölünmüştü yüreğimiz
Birimiz söylemeliydi bunu
Ötekini incitmeden

Kimdi giden kimdi kalan
Aslında giden değil
Kalandır terkeden
Giden de
bu yüzden gitmiştir zaten

Murathan Mungan

zeyta
08-06-05, 21:56
Assk Basslamadan Güzel

Aşk başlamadan güzel,
Kalplerde heyecan
Bakışlarda korku olduğu zaman güzel...
Birbirimize sezdirmemek için çırpınış,
Başkaları görmesin diye çabalayış,
Gözlerim gözlerinin mavisine değdiği zaman...
Aşk başlamadan güzel....

Ümit Yaşar Oğuzcan

zeyta
08-06-05, 21:57
Karanlık Deniz

Şimdi seni düşünüyorum, biliyorsun
Aklıma ellerin geliyor önce
Yağmurlu birgün hatırlıyorum
Islanmış bir serçe kuşu hatırlıyorum
Durup durup ölümü hatırlıyorum
Alnıma bir ışık vuruyor karanlıkta
Sonra alabildiğine bir sessizlik başlıyor
Alabildiğine bir deniz
Alabildiğine kum
İçim ürpertilerle dolu
Karanlık denizlerin ortasında
Seni düşünüyorum

Hani denizin insanı deli eden maviliği
Nerde o güneş parıltıları nerde
Göremiyorum ama duyuyorum
Yaklaşan fırtına sen olmalısın
Bu rüzgar senin hayallerin olmalı
Senin ümitlerin
Senin arzuların olmalı
Bütün karanlıklara razıyım
Yalnız uzaklarda, çok uzaklarda
Bir gemici feneri yanmalı



Bu korkunç ağırlıkları kim koydu başıma
Bu marşandiz trenleri nereye gidiyor
Ben bir katran deniziyim artık
Dalgalarım iri kayaları döver durur
Bütün yaratıklar derinliklerimde kapkara
Ne bir seven var beni
Ne bir anlayan bulunur

İçimde çalkalanan bir dünya
Kulaklarımda karanlığın uğultusu
Ve gözbebeklerimde korkuların en büyüğü
Bir büyük dünyada yalnız kalmak korkusu
Ölürsem korkudan öleceğim

Düşen yıldızlar gibi
Batan gemiler gibi yalnızlığım
Sisli şafaklar doğar ufkumdan
Kör bıçaklar bilenir düşlerimde her gece
Kirli bir güneş kahreder dalgalarımı
Bir çamur yığını sıvanır yüzüme
Gitgide artar yalnızlığım
Sonra duyarım iliklerimde sabahın olduğunu
Bir yosun parçası kımıldanır, gerinir
Bittiği yerde başlar yalnızlığım

Pusulalar işlemiyor artık
Yıldızlar yol göstermiyor
Rüzgar bile ihanet etti bize
Bir saçların vardı deli divane olduğumuz
Bir saçların vardı
Bir saçların vardı
Alnına düşerdi akşamları
Hiç değilse yaşadığımızı bilirdik hayal meyal
Nefes aldığımızı
İnsan olduğumuzu bilirdik
Saçların bizi kurtarırdı düştüğümüz girdaplardan
Bizi bir derinlerden yeryüzüne çıkarırdı
Her telinde mevsimleri seyrettiğimiz
Varlığını en büyük mutluluk bildiğimiz
Bir saçların vardı
Bir saçların vardı deli divane olduğumuz

Şimdi bütün gün üstüme yağmur yağıyor
Bütün gece kar
Yalnızlığın tam ortasındayım artık
Yalnızlık kadar

Bilsen nasıl üşüyorum
Al şu ellerimi ısıt biraz
Ya da al götür bu soğukları
Bu yağmurları
Görmüyor musun beni öldürecekler artık
Beni öldürecekeler diyorum sana
Geçmiş gelecek bütün yıllarım
Bütün umutlarım senin olsun al
Beni bu karanlık denizlerde bırakma

Ümit Yaşar Oğuzcan

Scardsdale
09-06-05, 00:35
üzgünüm aradım ama şiiri bulamadım...


kanka cok tesekkurler

buldum ben

Scardsdale
09-06-05, 00:40
YALNIZ BİR OPERA
Öü bir yılan gibi yatıyordu aramızda yorgun, kirli ve umutsuz geçmişim
oysa bilmediğin bir şey vardı sevgilim
Ben sende bütün aşklarımı temize çektim

İmrendiğin, öfkelendiğin kızdığın ya da kıskandığın diyelim
yani yaşamışlık sandığın
Geçmişim
dile dökülmeyenin tenhalığında
kaçırılan bakışlarda
gündeliğin başıboş ayrıntılarında
zaman zaman geri tepip duruyordu. Ve elbet üzerinde durulmuyordu.
Sense kendini hala hayatımdaki herhangi biri sanıyordun, biraz daha
fazla sevdiğim, biraz daha önem verdiğim.

Başlangıçta doğruydu belki. Sıradan bir serüven, rastgele bir ilişki
gibi başlayıp, gün günden hayatıma yayılan, büyüyüp kök salan ,
benliğimi kavrayıp, varlığımı ele geçiren bir aşka bedellendin.
Ve hala bilmiyordun sevgilim
Ben sende bütün aşklarımı temize çektim
Anladığındaysa yapacak tek şey kalmıştı sana
Bütün kazananlar gibi
Terk ettin

Yaz başıydı gittiğinde. Ardından, senin için üç lirik parça
yazmaya karar vermiştim. Kimsesiz bir yazdı. Yoktun. Kimsesizdim.
Çıkılmış bir yolun ilk durağında bir mevsim bekledim durdum.
Çünkü ben aşkın bütün çağlarından geliyordum.

Sanırım lirik sözcüğü en çok yüzüne yakışıyordu yüzündeki kuşkun kedere, gür kirpiklerinin altından kısık lambalar gibi ışıyan gözlerine çerçevesine sığmayan
munis, sokulgan, hüzünlü resimlerine lirik sözcüğü en çok yüzüne yakışıyordu


Yaz başıydı gittiğinde. Sersemletici bir rüzgar gibi geçmişti
Mayıs. Seni bir şiire düşündükçe kanat gibi, tüy gibi, dokunmak gibi
uçucu ve yumuşak şeyler geliyordu aklıma. Önceki şiirlerimde hiç kullanmadığım bu sözcük usulca düşüyordu bir kağıt aklığına, belki de
ilk kez giriyordu yazdıklarıma, hayatıma.

Yaz başıydı gittiğinde. Bir aşkın ilk günleriydi daha. Aşk mıydı,
değil miydi? Bunu o günler kim bilebilirdi? "Eylül'de aynı yerde ve
aynı insan olmamı isteyen" notunu buldum kapımda. Altına saat: 16.00
diye yazmıştın, ve saat 16.04'tü onu bulduğumda.

Daha o gün anlamalıydım bu ilişkinin yazgısını
Takvim tutmazlığını
Aramızda bir düşman gibi duran
Zaman'ı
Daha o gün anlamalıydım
Benim sana erken
Senin bana geç kaldığını

zeyta
11-06-05, 08:58
var mı beni içinizde tanıyan?
yaşanmadan çözülmeyen sır benim.
kalmasa da şöhretimi duymayan,
kimliğimi tarif etmek zor benim...

bülbül benim lisanımla ötüştü.
bir gül için can evinden tutuştu.
yüreğine toroslar'dan çığ düştü.
yangınımı söndürmedi kar benim...

niceler sultandı, kraldı, şahtı.
benimle değişti talihi bahtı,
yerle bir eylerim tac ile tahtı,
akıl almaz hünerlerim var benim...

kamil iken cahil ettim alimi,
vahşi iken yahşi ettim zalimi,
yavuz iken zebun ettim selim'i,
her oyunu bozan gizli zor benim...

yeryüzünde ben ürettim veremi.
lokman hekim bulamadı çaremi.
aslı icin kül eyledim kerem'i.
ibrahim'in atıldığı kor benim...

sebep bazı leyla, bazı şirin'di.
hatrım için yüce dağlar delindi.
bilek gücüm ferhat ile bilindi.
kuvvet benim, kudret benim, fer benim...

ilahimle mevlana'yı döndürdüm.
yunus'umla öfkeleri dindirdim.
günahımla çok ocaklar söndürdüm.
mevla'danım, hayır benim, şer benim...

kimsesizim hısmım da yok, hasmım da
görünmezim cismim de yok, resmim de
dil üzmezim, tek hece var ismimde
barınağım gönül denen yer benim

benim için yaratıldı muhammed
benim için yağdırıldı o rahmet
evliyanın sözündeki muhabbet
enbiyanın yüzündeki nur benim

zeyta
11-06-05, 08:59
ELLERİN AVUCUMDA İKİ ATEŞ DAMLASI

Çiçeğinde yeni yeni kamaşan zerdalisi ömrümün,
gülüşümde çekirdeği sertleşmemiş ilk çağlam,
kızım benim, nazım benim,
gurbetelde sazım benim,
yalazlanmış can tanem,
körpe dalım bir tanem..
Sisini gözlerimin, içimdeki dumanı
seziverdin de sanki
acılandın uykunda,
sızlandın huysuzlandın..
Dudakların kurumuş, ter içindesin yavrum!
Kolsuz kanatsız kalmış
geceden beri başucundayım..
Çırpınarak anlamını arayan binlerce sözcük
kabukları koparılmış yaralar gibi
uğulduyor beynimde..
itiraf etmeliyim ki yavrum
çekip gitse de bir bir
ekmeğe, özgürlüğe, insanlık ve hayata dair
içimi dişleyen düşünceler,
senin bir gülücüğün şimdi
yaşamam için bana yeter.
Geceden beri başucundayım..
İşte, sabaha dayandı gün!
Aşsız, işsiz, kuruşsuz
bir ıssız bayırdayım.
Bebeğim, canımın kıvırcığı,
boranda fırtınada sürgün vermiş tomurcuk,
üzüm tanem, nar tanem,
acar yanım, bir tanem..
Kim kime, dum duma bir tufandayız;
günlerin ağzında kara bir gül
dikenleri tenimize dayanmış;
ürkütülmüş, sarılmış, acıyla sınanmışız..
İnim inim uykunda nasıl da yalnız
yanıyor yüzün yavrum,
yüreciğin kaşlarında tütüyor,
ellerin avcumda iki ateş damlası,
tutuşmuş rüyaların, sesin duyulmaz,
kendi kollarımızdan başka
saranımız yok bizim..
Yazım benim, güzüm benim,
yemin olmuş sözüm benim;
sana kuş bulmalıyım
sana düş bulmalıyım
gidip iş bulmalıyım..
Koynunda çırpınırken böyle çaresiz
kahrınla tanıştırdın bizi ey hayat
zehrinle tanıştırdın;
alışılmaz bildiğimiz nefrete alıştırdın!
Onurumuz:
senin için sakladığım tek servetim bu yavrum;
süt olmaz, aş olmaz, iş olmaz onurumuz..
sızım benim, gizim benim,
gurbetelde izim benim;
ateş almış taş altında kalmışız,
gün olur hesabını sorarız elbet.

Nihat Behram

burakmert77
12-06-05, 18:54
ANDIKCA

Ne zaman seni dusunsem icim urperir
Seninle gecen her saat, her gun gelir aklima
Bir aksam vakti gelir bir deniz kiyisi gelir
O essiz hatiralar butun gelir aklima

Ne yapsam unutamam yasadigimizi
Sevgindi sevgilerin en yalansizi
Simdi nerde bir gul gorsem kirmizi
Dudaklarimi uzun uzun optugun gelir aklima

Bir ciban buyurcesine ortasinda gecenin
Dolar yuregime huznu seni sevmenin
Dunyada ne benim yerim var artik ne senin
Aglarim basucunda olumun gelir aklima.

UMIT YASAR

burakmert77
12-06-05, 18:54
ASK MIYDI O?

Ask miydi o, askimsi bir sey miydi
Neydi cekip kendine, beni baglayan
Kanatan dudagimi, tenimi daglayan
Elleri ta icimde o dev miydi

Etime bir alev degmiscesine
Nasil da yakardi optugu zaman
Bir su gibi akip gitti avuclarimdan
Yorgunum simdi bin yil sevmiscesine

Hani o yalniz benim olan gul, kirmizi
Gozlerimin onunde acilan sonsuz bahce
Hani, o var olmalarimiz opustukce
O delice surdurmeler yasantimizi

Hic doymamak oysa, tene, kokuya, aska
Sarildikca guclenmek, butunlenmek
Kudurmus arzularla zamani yenmek
Ve en kuytularda bulusmak korka korka

Kimi gun utanmak otlardan, cimenlerden
Kimi gece mihlamak golgemizi duvara
Varmak icin o sevgiyle acilmis kollara
Apansiz dusmek yukseklerde bir yerden

Oydu iste alistigim, ozledigim simdi de
Sevgice bir tutku, askimsi bir yakinlik
Avunmak... Kirik dokuk anilarla artik
Kimbilir? o geceler yasanmadi belki de

UMIT YASAR

zeyta
12-06-05, 18:56
Sen Ağlama Yar

Dağlar beni koy ver gidem yar ağlamasın
Dizin vurmasın
Doymadım ömrüme nasıl ölem yar ağlasın
Gülüm solmasın
Yollar uzak ben ne edim yar ağlamasın
Yürek yanmasın

Ağlama ya sen ağlama
Gadan belan bana gelsin
sen ağlama yar
Gül kırılmasın
Gönül kırılmasın
Kar fırtına boran olsun
Gülüme yağmasın
Ben öleyim oy ben öleyim
Bu canıma kurşun değsin
Dur ben öleyim

Ağlama yar gel ağlama
Sana gelen bana gelsin
Sen ağlama yar
Gülüm darıldı
Gönlüm yoruldu
Kar fırtına boran vurdu
Gülüm kırıldı
Ben öleyim oy ben öleyim
Bu canıma kurşun değsin
Dur ben öleyim

zeyta
14-06-05, 10:21
Feryatlar Firardaydi....! (Biricik Babam Için)
.
Yasinler yarim kaldi ruhunun tesliminde
Ellerin benimleydi az önce ellerimde,

Tez geldi aci haber dönüslerim güç oldu
O kisacik varislar git gide uzuyordu,

Kapina geldigimde bir telas adimlarda
Sonra seni gördüm tüm fani bakislarda,

Göz yaslarim dizgini bosaltmisti bir kere
Feryatlar firardaydi sarilirken Anne' me,

Sonra yanina geldim uzanmis yatiyordun
Yüzünde gelincikler Cennete kosuyordun,

Hiç bir sey konusmadan alnindan öptüm önce
Hemen mi gidiyorsun böyle alel acele,

Kefenini getirdik; cebi yok cepkeni yok
Anladim bir kez daha ölümden ötesi yok,

Yikayip ellerimle sürdüm misler anberler
Kardesim geliyordu o da benden bin beter,

Ikimizde sarilip seni son kez öperken
Gelinin yola çikmis ama geç ama erken,

Omuzumda tasidim hiç aklima gelmezken
Kimler yoktu ki baba musallaya giderken,

Cemaat öyle çok ki ALLAH kabul eylesin
Herkeste ayni kelam ALLAH rahmet eylesin,

Namazini top yekün kildik huzur içinde
ALLAHIM hep çagirir kulu böyle sevince,

Mezarliklar içinde seninde yerin hazir
Son durakta bir telas topraklar sana nazir,

Ellerimle indirdim; yatirdim sere serpe
Kardesimle ben hariç duruyorlar el pençe,

Ilk küregi kim kapti topragi atmak için
Dostlarinda bir telas senin rahatin için,

Buymus demek ki dedim topraga gelip gitmek
Elden bir sey gelmiyor sadece sabir etmek,

Topraklara hasretin bitmedi kürek kürek
Masallarda sanirdim bir varmis yokmus demek,

Sonra usuldan usul çekildi tüm ayaklar
Biliyorum YARABBI seni Cennette saklar,

Dünürüne kos yetis bekliyor biliyorum
Senin menzilin tamam ben hala yürüyorum,

Günler sular misali bilsen nasil geçiyor
Annem helva yaptirdi yedin diye veriyor,

Iste böyle babacigim mekanin Cennet olsun
Yattigin topraklara nurdan isiklar dolsun,

Kefenini getirdik cebi yok cepkeni yok
Anladim bir kez daha ölümden ötesi yok.......!


.
Ali Altinli

zeyta
14-06-05, 10:22
Yaşamaya Dair - I

Yaşamak şakaya gelmez,
büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın
bir sincap gibi mesela,
yani, yaşamanın dışında ve ötesinde hiçbir şey beklemeden,
yani bütün işin gücün yaşamak olacak.

Yaşamayı ciddiye alacaksın,
yani o derecede, öylesine ki,
mesela, kolların bağlı arkadan, sırtın duvarda,
yahut kocaman gözlüklerin,
beyaz gömleğinle bir laboratuvarda
insanlar için ölebileceksin,
hem de yüzünü bile görmediğin insanlar için,
hem de hiç kimse seni buna zorlamamışken,
hem de en güzel en gerçek şeyin
yaşamak olduğunu bildiğin halde.

Yani, öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı,
yetmişinde bile, mesela, zeytin dikeceksin,
hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil,
ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için,
yaşamak yanı ağır bastığından.

1947

Nazım Hikmet Ran

zeyta
17-06-05, 16:24
Bahar Monologlari
.
I

Acemi günlerinden biriydi yazin,
yürekler tam yesillenmemisti,
damarlarimda sevdanin filizleri,
yüregimde, yalniz gecelerin üsümeleri,
ve sicak gölgesi yalnizligimin
kavuruyordu degdigi yeri..

Ölen bahardi..

II

Yalniz alinlariyla degil,
tüm vücutlariyla secde etmis yilanlar
kasimpatilarin gölgesinde, namazdaydilar.
Gözleri biraz ötelerindeki serçelerde.

Namazdayken bile yilandilar...

III

Siranin sonundaki karanfil, asikti bastaki karanfile
kavusabilmekten yana umutsuz,
uykusuz ve susuzdu.

Ilk yapragini dökecek kadar..

IV

Ve sanki kislar bir daha gelmeyecekmis gibi geri,
basi dik, gururlu ve gökyüzüne uzanmis,
ölümden uzakti, parklarin beyaz çiçekleri..

Ne kadar saftilar..
.
Orhun Basat

zeyta
17-06-05, 16:25
TEL CAMBAZININ TEL ÜSTÜNDEKİ DURUMUNU ANLATIR ŞİİRDİR


Sizin alınız al inandım
Morunuz mor inandım
Tanrınız büyük âmenna
Şiiriniz adamakıllı şiir
Dumanı da caba
Ama sizin adınız ne
Benim dengemi bozmayınız

Bütün ağaçlarla uyumuşum
Kalabalık ha olmuş ha olmamış
Sokaklarda yitirmiş cebimde bulmuşum
Ama ağaçlar şöyleymiş
Ama sokaklar böyleymiş
Ama sizin adınız ne
Benim dengemi bozmayınız

Aşkım da değişebilir gerçeklerim de
Pırıl pırıl dalgalı bir denize karşı
Yangelmişim dizboyu sulara
Hepinize iyi niyetle gülümsüyorum
Hiçbirinizle döğüşemem
Siz ne derseniz deyiniz
Benim bir gizli bildiğim var
Sizin alınız al inandım
Sizin morunuz mor inandım
Ben tam dünyaya göre
Ben tam kendime göre
Ama sizin adınız ne
Benim dengemi bozmayınız



TURGUT UYAR

zeyta
17-06-05, 16:30
Kaybolacaksin gözlerimi açtigimda
Gün dogumuyla kararacak düslerim.
Agir aksak ilerleyecek zaman
Zaman ki sana aç

Kokusacak caddeler
Ihanetlerin lesiyle
Dört ayagi titrek köprüler
Tepe taklak denizde
Deniz ki sana susuz

Takvimler dalgasinda mevsimin
Son mayisi koparacagim bu gece
Bir kivilcim daha düssün
Kizisan hazirandan

Sen denizde islak
Ben kuyuda ates
Ne kadar daha yanar ask....

Is kokusuna özlemim
Gül yapraginda küller
Küller ki hala ates
Güller ki hala kirmizi

Sehir onca kalabaliktan
Yorgun, çaresiz
Onca gürültüsünde
Her tasi dilsiz.
Çiglik çigliga bir ben miyim?

Aksak bir saatin adimlarinda
Karanlik sulardasin simdi
Tek tük kalmis deniz yildizlari
Onlar da kirik.

Boncuk boncuk tutulmus deniz tenine
Benimse her damlam sen....

Kurumadan sen
Erimeden ben
Gel...

zeyta
18-06-05, 11:02
SEVGİ DUVARI

sen miydin o yalnızlığım mıydı yoksa
kör karanlıkta açardık paslı gözlerimizi
dilimizde akşamdan kalma bir küfür
salonlar piyasalar sanat sevicileri
derdim günüm insan içine çıkarmaktı seni
yakanda bir amonyak çiçeği
yalnızlığım benim sidikli kontesim
ne kadar rezil olursak o kadar iyi

kumkapı meyhanelerine dadandık
önümüzde altınbaş altın zincir fasulye pilakisi
aramızda görevliler ekipler hızır paşalar
sabahları açıklarda bulurlardı leşimi
öyle sıcaktı ki çöpçülerin elleri
çöpçülerin elleriyle okşardın beni
yalnızlığım benim süpürge saçlım
ne kadar kötü kokarsak o kadar iyi

baktım gökte bir kırmızı bir uçak
bol çelik bol yıldız bol insan
bir gece sevgi duvarını aştık
düştüğüm yer öyle açık seçik ki
başucumda bir sen varsın bir de evren
saymıyorum ölüp ölüp dirilttiklerimi
yalnızlığım benim çoğul türkülerim
ne kadar yalansız yaşarsak o kadar iyi

Can YÜCEL

zeyta
18-06-05, 11:03
RUHUMUN OĞLU

Ey ruhumun oğlu!
Her yerde dalgalanıyorsun,
Gece fırtınalarının dalgalarını
Şafakla yatıştırıyorsun.
Fakat acı günlerin köpüğü
Bulanık ve ağır
Fırlatıyor seni yeniden
Gecelerimin diplerine...
Sen, ruhumun
Ardına kadar açık
En gizli yerlerine
Sevgiyle bekçilik ediyorsun;
Koruyorsun onu
Bütün saldırılara karşı.
Ne zaman
Bir an için gitmen gerekse
Sıkıntılar
Hızla yöneliyor içime.
Fakat sen
Karanlık eşikte
Açarak beyaz, geniş kanatlarını
Onu engelliyorsun.
Bir şafak aydınlığıyla
İyileştiriyorsun gecenin acılarını,
Karşılıyorsun beni
Sabahın dalgalarında.
Beni ağır uykumdan kaldıran
Şafağın parlaklığı değil
Senin ellerinin dokunuşudur
Yastığıma kadar ulaşan...
Varsın herkes
Senin burada olmadığını söylesin,
Desinler ki
Sen uzak bir ülkedesin;
Ah, nasıl da aptallar,
Haksızlar nasıl da!
Ruhun benimledir
Sen benimlesin;
Onlar içinse
Sadece bir gölgesin;
Onlar, bir gölgeye sahipler.
Uçup geliyor uzaktan
Çevik kanatlarında rüzgarın
Yakıcı parıltısıyla
Senin her bakışın.
Onunla ısınıyorum
Ve sevinçle donanarak
Topluyorum hasadını
Aydınlık bakışlarının.
Sen onları gecenin sessizliğinde
Yıldızlar gibi saçıyorsun,
Her yerde dalgalanıyorsun
Ey ruhumun oğlu!

Jose MARTI


Çeviren : Ataol BEHRAMOĞLU

zeyta
18-06-05, 11:04
ONARMAK ZORDUR

Şarkılar değil de
Hep kulaklar bitiyor,
Onarmak zordur.

Bir yürek üşümüş
Kapamış kapılarını,
Onarmak zordur.

Bir şey yitirilmiş
Hiç eskimeyecektir,
Onarmak zordur.
İnsanin içine düşen korku
Özgürlüğünden olmuştur,
Onarmak zordur

Ölümü düşünmek yenilmek,
Sevmek ölümü yenmektir,
Onarmak zordur

ÖZDEMİR ASAF

zeyta
18-06-05, 11:05
MART DİYE BAHAR GELDİ
Adını savurur rüzgar,
Saçlarının niyetine.
Aşka küserim sonra,ülserim azar,
Azar azar düşer şakaklarıma mart akları.

Bak ne güzel erken bahar açmış ağaçlar,
Bir soğuk vursun da görsünler günlerini!

Adını savurur rüzgar,
Deneyimli bahar niyetine.
Ülserim azar,
Azar azar düşer saçlarıma mart akları.

Ben her bahar pişman olurum.
Erken açar baharlarım,
Soğuk vurur goncalarıma,
Toprak olurum.

Martı görünce kaçacak yaz ararım.
Ve gözlerimi kapatırım erken martı sesi duyunca.
Sanki kızım dilime vurmuş sanırım,
Giderken kapattığım kapının kilidi.

Ben her bahar pişman olurum.
Güneşe kanar baharlarım.

YILMAZ ERDOĞAN

zeyta
20-06-05, 11:07
Avara / Murathan Mungan

anımsıyor musun?
bir çetemiz vardı: Vahşi Siyah Atlar
ısmarlama serserilikler yaşardık
kimselere bir şey demeden kaçıp gitmeler gibi
sokaklarda sabahlamak, parklarda yatmak
yabancıları mahalleye sokmamak gibi
Ve bir gün gideceğimiz Amerika vardı
herkesin bir Amerika'sı vardı o zamanlar
herkes gece istasyonlarında
kendi Amerika'sını arardı

kısık ışıklı arkadaş odaları
plağın bir yüzünü kaplayan uzun parçalar eşliğinde
kendi rüyalarımıza dalar, dağılırdık
okyanuslar, gemi yolculukları, kanayan ıslıklar
ve dünyanın bütün limanları
önümüzde sessizce uzardı

BİTERDİ PLAK. DİSK BOŞA DÖNERDİ.
DÜŞLERİMİZ ÇARPIP GERİ DÖNEN SULARDI ŞİMDİ
BÖYLE ZAMANLARDA İLK SÖZÜ SÖYLEMEKTEN
KAÇINIRDI HERKES
SONRA BİRİ USULCA KALKAR, HERKESE ÇAY KOYARDI
ANIMSIYOR MUSUN?

Vahşi, siyah atlardık
kentin ışıklı çöllerinde kendi izini arayan
deri ceketlerimize sığdırdığımız düşlerimiz kadar
aşık ve düşmandık
dünya acıtırdı bizi, herşey kanatır, herşey yaralardı
sevişmek çekip çıkarmazdı bizi derinliğimizden
öfkemizi dindirmezdi hiçbir şey
geceleri uyumayan çocuklardık,
otobüs garlarında uzun maceralar umar
apansız yolculuklara çıkardık
uykulu kentlere girerdik gece yarıları
ıssız ağaçlar olurdu yol kenarlarında
gökyüzünde parlak yıldızlar, her yere aynı uzaklıkta
sarhoş bindiğimiz otobüsün penceresinden
sanki bambaşka bir dünyaya bakardık
sonra saklayarak yüzümüzü birbirimizden
yumruklarımızı sıkar, sessizce ağlardık
ışığı açık kalmış pencereler, kepengi örtülü dükkanlara,
yaz bahçelerinden taşan çiçeklere,
adını bile bilmediğimiz bu kente
neye olduğunu bile bilmediğimiz bir hasretle
uzun uzun bakardık
anımsıyor musun?
ahh o gece yolculukları
bir başka kente, bir başka insan olmanın umutları
kaç yol arkadaşı kaldı şimdi geriye
gençliğin ilk acılarını birlikte keşfettiğimiz
kaç yol arkadaşı?
sürüyerek götürdüğümüz dargın beraberlikleri saymazsak
ne kalıyor elimizde?
ölenler,
terkedenler,
bir de telefonları, adresleri, kendileri değişenler

vahşi siyah atlardık; yılkıya bırakıldık
içimizden kimse gidemedi Amerika'ya
kendi Amerika'sı da olmadı hiçbirimizin
yağmur aldı
rüzgar aldı
zaman aldı
o vahşi siyah atları
herşey o eski rüyada kaldı

çarpıp geri dönen düşlerimizin üstünde
çürümüş cesetleri yüzüyor şimdi vahşi siyah atların
öldükleri sahilleri kendileri de bilmiyorlar
peki, sen anımsıyor musun?

zeyta
20-06-05, 11:08
***AşK***


o kadar nazlı ki 'gül endam'
üşüyebiliyor kuşun kanadından

ateşi çıkıyor
nabzı düşüyor
soluksuz kalıyor
biz farkına varamadan

sonradan

asla mümkün olmuyor
kaldırmak yatağından
usulca /hırpalamadan

sararıp solmadan,
ve
geç kalmadan

sarmalı / bin kerre

bin kerre / öpmeli
kaymadan önce
avucumuzdan

zeyta
20-06-05, 11:08
nereye eklersen ekle beni
kara listede olsamda yanında olmak yeter
bu davada son kurşunu elinden ateşle
senin elinden olması yeter
ömrümü hapiste geçirmeye razı olmuşum
başucumda resmin güneşim olsun
o da bana yeter
kurtuluşum kara toprak ta olsa
bir kez fatiha dökülsün dudaklarından
cenneti hakka bıraktım
tek duayla nasibime razıyım
göklerdende izlesem seni bana yeter
ne diye anarsan beni
arkamdan lanet oku beduan benimle gelsin aklına
yeterki unutma bunada razıyım
saçların beyazı görmesin
bir kezde olsa gözlerin acıyı görmesin
ben kör olsamda farketmez
bozuk para verdiğin dilenci olmaya da razıyım
belkide birine yada bişeye kızarsın
gün gelir geceleri sende yazarsın
yazıpta yırttığın sayfa olmaya da razıyım
yeterki hayatında bir yerim olsun
kendimden hep vazgeçtim
vazgeçtiklerin arasında olmaya da razıyım...

zeyta
20-06-05, 11:10
SANATÇININ ÖYKÜSÜ



Bütün kabile kızar bana
Derler, bu adam çalışmaz mı?
Bu adam hep düşünür mü?
Bir kuş ölmüş diye, üzülür mü?
Gündüz böyle diyenler
Gece olunca
AtEşler yakılınca
Denizler coşunca
Ben bir şarkı söylerim, yorgun insanlara
Bakın, bakın, martılar uçar
Bakın, bakın, yıldızlar koşar
Bakın, ne güzel bir hayat var dünyamızda
Bir hüzün çöker
Bir garip olur insanlar
Yaklaşırlar birbirlerine
şarkım sürer sabaha kadar
Melekler uçar üstünüzde
şarkım sörer sabaha kadar
Melekler uçar üstünüzde
Bu sabah uyandırmamışlar beni
Ava giden dostlar
Bu sabah uyandırmamışlar beni
Ava giden dostlar
Ne güzel, ne güzel

zeyta
21-06-05, 12:05
Cep

seni rüyalarımda buldum
ve çok beğendiğim için
oradan çıkmak istemedim
şimdi derinlikte
ve genişlikteyiz
ve bizzat
rüya
ben'im

kendi kendimi görüyorum
ve kendi içimde seyretmekteyim
bir cebim var ki
karanlıktır
oradan oyuncak güneşler
bahçeler
ve denizler çıkar
ve bıkınca onları başka bir cebime atarım

en güzel oyuncağım sen
bahçelerimin beni eğlendirmediği zaman
gel
ve beni avut


Asaf Halet Çelebi

zeyta
21-06-05, 17:42
Oyun Bitti
.
samdanda bilinçalti tutkular, yanarken..

uçuruma itilmis gözbebekleri,
dumanli ak…

mezar kaziyordu,
gramofonda bosa dönen plak…

ölümü seçmemek degildi,
yasamak…

ne kadardi, kendisinden kalan..

ikili intiharlardaki
güven duygusuydu..

aldatilan…
.
Kenan Soyalp

zeyta
21-06-05, 17:43
Aşk ve Kalb
>
> Bir kalb ki onun sevmesi, aldanması yok.
> Tutkunluğu yok, bir güzele yanması yok.
> Bin kez yazık olsun sevisiz bir yüreğe,
> Aşksız geçecek günlerin faydası yok
>
> .
>
> Ömer Hayyam
>

*~ LiL' NaZ ~*
22-06-05, 03:06
CANIM İSTANBUL

Ruhumu eritip de kalıpta dondurmuşlar;
Onu İstanbul diye toprağa kondurmuşlar.
İçimde tüten birşey; hava, renk, eda, iklim;
O benim, zaman, mekan aşıp geçmiş sevgilim.
Çiçeği altın yaldız, suyu telli pulludur;
Ay ve güneş ezelden iki İstanbulludur.
Denizle toprak, yalnız onda ermiş visale,
Ve kavuşmuş rüyalar, onda, onda misale.
İstanbul benim canım;
Vatanım da vatanım...
İstanbul,
İstanbul...
Tarihin gözleri var, surlarda delik delik;
Servi, endamlı servi, ahirete perdelik...
Bulutta şaha kalkmış Fatih`ten kalma kır at;
Pırlantadan kubbeler, belki bir milyar kırat...
Şahadet parmağıdır göğe doğru minare;
Her nakışta o mana: Öleceğiz ne çare?..
Hayattan canlı ölüm, günahtan baskın rahmet;
Beyoğlu tepinirken ağlar Karacaahmet...
O manayı bul da bul!
İlle İstanbul`da bul!
İstanbul,
İstanbul...
Boğaz gümüş bir mangal, kaynatır serinliği;
Çamlıca`da, yerdedir göklerin derinliği.
Oynak sular yalının alt katına misafir;
Yeni dünyadan mahzun, resimde eski sefir.
Her akşam camlarında yangın çıkan Üsküdar,
Perili ahşap konak, koca bir şehir kadar...
Bir ses, bilemem tanbur gibi mi, ud gibi mi?
Cumbalı odalarda inletir "Katibim"i...
Kadını keskin bıçak,
Taze kan gibi sıcak.
İstanbul,
İstanbul...
Yedi tepe üstünde zaman bir gergef işler!
Yedi renk, yedi sesten sayısız belirişler...
Eyüp öksüz, Kadıkoy süslü, Moda kurumlu,
Adada rüzgar, uçan eteklerden sorumlu.
Her şafak Hisarlarda oklar çıkar yayından
Hala çığlıklar gelir Topkapı sarayından.
Ana gibi yar olmaz, İstanbul gibi diyar;
Güleni şoyle dursun, ağlayanı bahtiyar...
Gecesi sünbül kokan
Türkçesi bülbül kokan,
İstanbul,
İstanbul…

Necip Fazıl Kısakürek

zeyta
22-06-05, 10:42
Her kavgamızın ardından
Bazen Bir su damlar tam önüme
Nerden damladıgını hic bilmediğim
Etrafıma bakarım bulamaz giderim
Her Adımda bir damla devam eder
Yagmur damlası sanırım
Oysa havada yagmur bulutu yoktur
En sonunda yanagımda ıslaklık hıssedıp
Dokunmak ıstedıgımde dururum
Cunku her kavgamız ,akan her gozyasım
Senı benden bıraz daha uzaklastıracak ...

Seviyorum dedıgın anların aklımda bebegım
Sanmaki unuturum Sanmaki baskasını severim
Yitirdigim ruhumu sana emanet ettım
Ne senı nede benı üzmemek için gidiyorum

Varsın gözyasım cesme olsun
Varsın Dudaklarım suya hasret olsun
Varsın ölüm tek yoldaşım olsun
Benı affet sevdıgım gidiyorum

zeyta
22-06-05, 19:18
guzel gunler mi gecti
yoksa biz mi cirkinlestik
adini koyamadigimiz hergun yeni bir sey var
yesilmisik bir zamanlar
kuruduk, koyu kahverengi
tozu dumana katiyor yasam

integralimi al abi
limit sifira gider
istedigini yap bana
sessizlik sonsuzda nasil olsa

babamin maasi 60ta bin lira
benimkisi 83te tam otuzbin lira
bugun artik milyoneriz
ama ekmek aslanin agzinda
turk lirasi dolar bazinda

integralimi al abi
limit sifira gider
istedigini yap bana
sessizlik sonsuzda nasil olsa

birlestirmek icin ayriliyor insanlar
eee? e si bu, politika hep boyle
o gunler kirmiziydi
simdi tumden alaca
beyazin da beyazi dersen yani!

integralimi al abi
limit sifira gider
istedigini yap bana
sessizlik sonsuzda nasil olsa

"calisan kazanir"di, oyle derdi buyukler
la fontaine'in karincalari bile saskin
havai mavi pek moda
ya da hercai menekse
ozet olarak kose donmece...

integralimi al abi
limit sifira gider
istedigini yap bana
sessizlik sonsuzda nasil olsa

zeyta
23-06-05, 11:23
SOLUK SOLUĞA

büyük aşklar yolculuklarla başlar
ve serüvenciler düşer bu yollara ancak

onlar ki dünyanın son umudu
soyları tükenen birer çılgındırlar

ama yaşarlar dünyanın dört bir yanında
ölümle alay ederler sanki

nerde beklenirse ordaydılar
bir kez bile gecikmediler ömür boyu

neydi onları ordan oraya
savurup duran şey

onları daima yalnız kılan
neydi bu yaşam denilen gürültüde

her dilden bir adları vardı onların
ama hiçbir ülkenin kimliğini taşımadılar

sarışındılar belki de esmer
yani birçok yüzün bileşkesi

ne altın arayıcısıydılar
ne de aylak bir gezgin

vurulup düşseler de her kuşatmada
serüvencidir onlar ve hiç ölmezler

ki onlar hep yalnızdır ve her nasılsa
bulurlar heder olmanın bir yolunu

onlar ki bu dünyada
kahraman olmaya mahkumdurlar

sislenen anılar kaldı bize onlardan
renkleri bozulup duran solgun anılar

nasıl yazmalı ki silinip gitmesin
bulutlar gibi çekilmesin gök boşluğuna

bileği güçlü ve gözüpek avcılar mıydı
onları kuşatıp yeryüzü cennetinden atan

yoksa kendini tüketen hüzünler miydi
vurulup düştükçe ışığını karartan

o serüvenlerin günlüğü tutulmadı
yazılmadı o insanların destan şiiri

parça parça ettirilseler bir kartala
(ki sanırım böyle oldu sonları)

fışkırır yüreklerinden
başarısız ihtilallerin yangınları

zeyta
24-06-05, 13:54
Tanımadan, görmeden önce seni,
hele sevmeden önce,
yalnızlık güzel diyordum,
alır giderim başımı diyordum,
kendim kadar yalnız dağlara,
yada iyot kokulu denizlere...

Çok kara kışlar geçti,
yazsız ne mevsimler, bu yürekten...
Hep kardelen açtı,
ne menekşe ne yediveren..

Güne bakan ve papatya ve gülen yüz ve bahar,
Bu yüreğe senle gelen...

zeyta
24-06-05, 13:55
Gidelim Buralardan


Söyleyin yarime
Baharlari beklesin
Söğüdün dalları
Bugün eğilmesin
Beni geçirmeye
Kardeşim gelmesin
Annesinin birtanesini
Kimseler üzmesin
Gidelim buralardan
Dayanamıyorum
Gidelim buralardan
Unutamıyorum
Yükleyin ne varsa
Gönlüme demlensin
Ayrılığın üstüne
Hasretim eklensin
Beni geçirmeye
Yalnızlığım gelsin
Ya dönülür ya dönülmez
Kimse üzülmesin

zeyta
24-06-05, 13:55
Eger ölürsem sevgilim sana doyamadan,
Bir mezar kazdir aglamadan.
Tabutumun rengini isterim kara,
Örnek olsun sevipte ayrilanlara.

Bir gün yolun düserse mezarliga,
Sararmis otlardan bir mezar ara.
Dökme göz yaslarini mezar tasina,
Orada bir seven yatiyor 20 yasinda.

zeyta
24-06-05, 13:55
Yorgunum yıllardır hep seni beklemekten..
Yorgunum gönlüme sabır ekmekten..
Kurtar artık beni hasret çekmekten..
Bir ömür boyunca sevdiğim ol..

Yaşamak bir başka güzel oluyor..
Senin kollarında senin yanında..
Gönlüme sımsıcak huzur doluyor.
Senin kollarında senin yanında..

zeyta
24-06-05, 13:57
önümde uzayıp giden simsiyah bir gece
arkamda harcanmış bir ömür var.
gölgesinde kalan ruhum ıssız
ben ağaçlar kadar yalnız
kalbime çarpan son yalancı
hani bizimdi yıldızlar?

bir gece yarısıydı
yazdığım kağıda hayatımı karaladım
ve bir düştü belki hiç yaşanmadı
benimsin sandım.
gelme bu gece uykularıma
bırak yansın gözlerim dokunma
avunmayı öğrettim kalbime
acılarda bir yere kadar
sensiz ben yine varım
yaşayamam sanma.

aşk bir çiğ tanesi miydi
geceleri yağan yüreklerimize
karanlıktı dünyalarımız
buharlaştı mı güneş yeniden doğunca.
senle ben bir makasın iki keskin ucu gibiydik
yaklaştıkça yok oldu aramızda ne varsa.

kalbimde hala sana ait bir yer var
varsın da bir güneş yanığı gibi yansın
gönül sevmiş neye yarar.

zeyta
24-06-05, 13:57
HEP SENİ BEKLEDİM

Yaşamın kıyısında bir tebessüm gibi sıcak
öyle mahsun öyle yalnız
ve bir çocuk gibi masum
ben yalnızca seni bekledim
****
Hayatın en kuytu köşesinde hiç konuşmadan
sadece bekledim tanığım tüm aşklar yalnızlıkla bitti
her gözde seni herbakışta bakışlarını aradım
Sarıldığım her kucak hata, tuttuğum her el soğuktu
çünkü benim aradığım bu değildi benim aradığım sendin
ben yalnızca seni bekledim..

zeyta
24-06-05, 13:58
ruyalarinda gelecegim bazen
beklenmedik bir konuk gibi uzaktan.
sokakta birakma beni
kapiyi surguleme ustumden.
usulca gidecegim. oturacagim ses cikarmadan,
gozlerimi dikecegim seni gormek icin karanlikta.
sana bakmaya doyunca
bir opucuk konduracak ve cikip gidecegim.

n. vaptsarov

zeyta
24-06-05, 13:59
DAĞ RÜZGARI

Kaderde senden ayrı düşmek te varmış
Doğrusu bunu hiç düşünmemiştim..
Seni tanımadan
Hele seni böyle deli divane sevmeden
Yalnızlık güzeldir diyordum
Al başını, kaç bu şehirden
Ufukta bir çizgi gibi gördüğün dağlara
Rüzgarın iyot kokularını taşıdığı denizlere git
Git gidebildiğin yere git diyordum
Oysa ki, senden kaçılmazmış
Yokluğuna bir gün bile dayanılmazmış.
Bilmiyordum.

Yine de dayanmağa çalışıyorum işte
Bir kır çiçeği koparıyorum gözlerine benzeyen
Geçen bulutlara sesleniyorum ellerin diye
Rüzgar güzel bir koku getirmişse
Saçlarını okşayıp gelmiştir diyerek avunuyorum
Yaşamak seninle bir başka zamanı
Bir başka zamanda seni yaşamak
Her şeyden önce sen
Elbette sen
Mutlaka sen
İster uzaklarda ol
İster yanı başımda dur
Sen ol yeter ki bu zaman içinde
Ben olmasam da olur
Seni bir yumağa sarıyorum yıllardır
Bitmiyorsun
Çaresizliğim gün gibi aşikar
Su olup çeşmelerden akan güzelliğin
İnceliğin ışık yüzüme vuran
Sen güneş kadar sıcak
Tabiat kadar gerçek
Sen bahçelerde çiçekler açtıran
Sudan, havadan, güneşten yüce varlık
Sen, o tek sevgi içimde
Sen görebildiğim tek aydınlık

Bir nefeste benim için al
Havasızlıktan öldürme beni
Bulutlara, yıldızlara benim için de bak
Susadım diyorsam
Bir yudum su içmelisin
Ben yorulduysam sen uyumalısın
Ellerim sevilmek istiyor
Saçlarım okşanmak istiyor
Dudaklarım öpülmek istiyor
Anlamalısın.

Ağaçların yeşili kalmadı
Gökyüzünün mavisi yok
Bu dağlar o dağlar değil
Rüzgarında kekik kokusu yok
Kim bu çaresiz adam
Bu kan çanağı gözler kimin
Kaç gecedir uykusu yok
Gündüzü yok
Gecesi yok
Yok
Yok
Anladım
Sensiz yaşanmaz bu dünyada
İmkanı yok.

ÜMİT YAŞAR OĞUZCAN

çağrı
24-06-05, 14:08
süpersin kanka

zeyta
25-06-05, 21:28
ISLAK RESİM

O güzel günler
hani kent bir zara, bir yelpazeye, bir kuş türküsüne
ya da deniz kıyısındaki bir tarak kabuğuna benzer
-elveda, elveda güzel kızlar
bugün tanışmıştık
bir daha görüşmeyeceğiz hiç.

O güzel Pazar günleri
hani kent bir topa, bir iskambil kâğıdına, bir okarinaya
ya da sallanıp duran bir çana benzer
-güneşli caddelerde
öpüşürdü gölgeleri gelip geçenlerin
ve birbirlerini tanımadan geçip giderdi insanlar.

O güzel akşam saatleri
hani kent bir güle, bir satranç tahtasına, bir kemana
ya da ağlayan bir kıza benzer
-domino oynamıştık
kara noktalı taşlarla, bardaki o zayıf kızlarla
dizlerine bakarak

jartiyerlerinin ipek birer taç gibi süslediği
iki kuru kafayı andıran bir deri bir kemik dizlerine
umarsız krallığında aşkın.

zeyta
25-06-05, 21:28
Gözlerim Gözlerinde

Hep böyle çocuksu mu bakar senin gözlerin?
Hep böyle içinde uzak bir işik mi yanar?
Bakişlarinda beni dinlendiren bir şey var;
Kiyisindaymiş gibi en sakin denizlerin...
Bir yelkenliyim şimdi ben senin limaninda
Firtinalardan geldim sende dinleniyorum.
Bu huzur, bu sessizlik hiç bitmesin diyorum;
En eşsiz dakikalar sürsün senin yaninda...

Hiç yumma gözlerini, işigin eksilmesin,
Gündüzüm aydinligim, ipek böcegim benim!
Güz bahçemde açilmiş o son çiçegim benim!

Yorgun kalbim seninle elem nedir bilmesin;
Ayirma gözlerimden çocuksu gözlerini,
O sakin o yalansiz, o kuytu gözlerini.


Ümit Yaşar Oğuzcan

zeyta
25-06-05, 21:28
Küçüğüm

Güneşlerin ısıtmaz beni,
Boğulurum senin denizlerinde.
Hayallerim...
Hayallerim, taş keser hayallerini...
Taşıyamam bir sevda daha,
N'olur dokunma bana küçüğüm;
Gazabım...
Gazabım, yakar ellerini...

Ben yürüyemem senin sokaklarında.
Gelme üstüme üstüme,
Nemli bir duvar gibi yıkılırım şimdi...
Taşıyamam bir sevda daha,
N'olur dokunma bana küçüğüm;
Elinde kalır kırılırım şimdi...

N'olur sus ağlama küçüğüm,
Gecenin bağrına koşar şimdi,
Yelesi tutuşmuş atlar...
Sorma ben ağlarsam ne olur diye.
Ben ağlarsam küçüğüm;
Ne siperler kalır şimdi,
Ne de dev barikatlar...

zeyta
25-06-05, 21:28
Gönül Ayrı Değilsin Sen

Gönül ayrı değilsin sen
O yarinin visalinden
Nice bir zari kılursun
Anın her dem firakından

Meğer seni sever yarin
İşidüp ah ile zarir
Anın içün inilersin
Budur anın rızasından

Hicabım kalmadı hergiz
Mahvolup senden gayri iz
Bugün mestane-veş geldim
İçüp vahdet şarabından

İçenler vahdetin hamrın
Saladır anlara gelsün
Girüp sahra-yi vahdete
İçüp dostun zülalinden

Ne gam Ütfade çün sana
İrişdi vuslat-ı mahbub
Sunuldu cür'a-i vahdet
Anın lutf u atasından

zeyta
25-06-05, 21:29
BEN VE BEN

ne dünden mutlu
ne yarından umutsuz
uçsuz bucaksız bir gökyüzü
ne ye yarar bulutsuz
keşke bulutlarım olsaydı
dökecek göz yaşlarım
yıldırımlar gibi haykırışlarım
yüreğine yenik bir devim ben
o kadar büyükki
kimse tutamıyor ellerimden
yinede yaşıyorum yaa
öyle böyle
ordan burdan
yakalıyorum hayatı
ama hep son trene yetişiyorum
son vapura
kimse olmuyor yaani ben giderken
ben ve benden başka
_________________

zeyta
25-06-05, 21:29
Bilemezsin

Bilemezsin kendi kızına üvey kalmayı sen
Tadı damağında kalmışken yanağının
Öpmek için bir kez daha
Fotoğraflara gömersin dudağını
Ama o bir kağıttan bebektir şimdi kansız
O uzaktan Denizdir babasız

Ne çok isterdim sana şiir yazmayı ve
Anlatabilmeyi seni ne kadar sevdiğimi
Ama ne ben o kadar yüce şairim ne de dilimiz o denli zengin
Tek diyebileceğim
Bir sen varsın bir de sonsuz sevgin

zeyta
25-06-05, 21:30
Pülümür'ün Yaşsız Kadını

Pülümür'ün bir dağ köyünde gördüm onu
Yaşını sordum, bir giz gibi güldü
Kimi seksen dedi köylülerden, kimi yüz
Yüzüne baktım... bir giz gibi güldü
Bir asa vardı elinde
Bir solmuş krallığın
Kadifeden harmanisi üzerinde
Bir Hititliydi o, bir Selçuklu
Bir Ermeniydi, bir Kürttü
Bir Türk...
Yaşını sordum, bir giz gibi güldü
Koluma girdi bir soylu kadınca
Tozlu köy yolunda sürükleyerek eteğini
Beni bir tek gözlü sarayına götürdü
Koy yapısı kulübesinin
Zamanı onda yitirdim ben
Yitik zamanlara onda eriştim
En soylu yoksulluğun toprak döşeli sarayında
Bir taç gibi kondu başıma Türkiyeliğim.

zeyta
27-06-05, 08:25
Bahar Sarkisi
.
Titrek bir damladir aksi sevincin
Yüzünün sararmis yapraklarinda
Ne zaman kederden tasarsa için
Sarkilar tasirsin dudaklarinda.
Islerken hülyama sesten örgüler
Bir çini vazodan dökülen güller
Gibi hülyada fecirler güler
Burusmus bir çiçek parmaklarinda.

Gözlerin kararan yollarda üzgün,
Ve bir zambak kadar beyazdi yüzün;
Süzülüp akasya dallarindan gün
Erir damla damla ayaklarinda.

Sesin perde perde genisledikçe
Solan gözlerinden yagarken gece
Sürür etegini silik ve ince
Bir gölge bahçenin uzaklarinda.

Sen böyle kederden tastigin aksam
Derim dudaginda sarki ben olsam
Gözlerinde damla, içinde gam
Eriyen renk olsam yanaklarinda
.
Ahmet Muhip Dranas

mege
04-07-05, 11:45
Ağlarsın

Kırdığın kadehte kalan ömrümden,
Ağlarsın içtiğin yılları bilsen.
Hicrinle sararıp solan ömrümden,
Ağlarsın biçtiğin dalları bilsen.

Sefiller gücünü bende sınadı,
Kimi kaçık dedi, kimi bunadı;
Berdûş eleştirdi, sarhoş kınadı,
Ağlarsın düştüğüm dilleri bilsen.

Ar ettim sakladım uğraşlarımı,
Haberdâr etmedim sırdaşlarımı.
Gizlemek isterken gözyaşlarımı,
Ağlarsın seçtiğim yolları bilsen.

Felsefe böyledir dîvânelerde,
Teselli aranır bahanelerde,
Bir kadeh mey için meyhânelerde,
Ağlarsın döktüğüm dilleri bilsen.

Ateşe su dedim göz göre göre,
Aklım zavallıydı duyguma göre,
Bahtına şükretti Mecnûn bin kere,
Ağlarsın düştüğüm çölleri bilsen.

mege
04-07-05, 11:48
Ayrılık nikahı

Seni bilmem ama ben kararliyim
Su garip sevdadan cayalim gitsin
Bu askta senden cok ben zararliyim
Bir kumar oynadik diyelim gitsin

Icimde bir his var benden pes diyor
Olmayan duadan ümit kes diyor
Madem ki bahtimiz böyle istiyor
Kaderin emrine uyalim gitsin

Seninle burcumuz tutsaydi keske
Aslanlar bir baska yengec bir baska
Yarini olmayan hayirsiz aska
Ayrilik nikahi kiyalim gitsin


Farzet ki bir rüya gördük ikimiz
Gercekte bu hissi tanimadik biz
Böyle bir masali yasamadik biz
Bir varmis bir yokmus sayalim gitsin

Marifet felegin elinden cikmis
Dünyada baska bir terzisi yokmus
Keremi Asliyi narina yakmis
Atesten gömlegi giyelim gitsin

Tiryaki gönlümde olmasin kuskun
Tek sana müptela tek sana düskün
Ardindan bir agit yakalim askin
Adini elveda koyalim gitsin

mege
04-07-05, 11:50
Bekledim

Saymadim hasretinle bu kacinci yilbasi
Bir ihtimal de olsa doner diye bekledim
Ne bir demet karanfil ne bir damla gozyasi
Bir hal hatir sormayi dener diye bekledim

Su kista kiyamette omrume dusen karda
Bir dostuma ugrayip ahvalimi sorar da
Belki de bir merhamet duyar da
Yenilmez gururunu yener diye bekledim

Bir yanda gozlerimde ebediyet uykusu
Bir yanda seni son kez gorememek korkusu
O guzel ellerinden icersem bir damla su
Butun izdiraplarim diner diye bekledim

Perdesiz pencereme safakla soktugun an
Gelipte basucumda boynunu buktugun an
Pinar dudaklarindan ismimi doktugun an
Icimdeki yanardag soner diye bekledim

Ne sikmaga gucum var versen bile elini
Ne sarmaga mecalim var o incecik belini
Alnimda hayal edip o minicik mendilini
Gul kokusu tenime diner diye bekledim

Dudaklarimda tekbir ellerim goge acik
Sen diye irkilirim ses duysam en ufacik
O mavi gozlerini bir daha son defacik
Dunya gozuyle gormek huner diye bekledim..

mege
04-07-05, 11:51
Bilsen

Kırdığın kadehte kalan ömrümden,
Ağlarsın içtiğin yılları bilsen.
Sayende sararıp solan ömrümden,
Ağlarsın biçtiğin dalları bilsen.

Bağban eyle dedin beni bağrına,
Yanılıp yakılıp uydum çağrına,
Bir demet hercai çiçek uğruna,
Ağlarsın kırdığın gülleri bilsen.

Ateşe su dedim göz göre göre,
Aklım zavallıydı duyguma göre,
Bahtına şükretti mecnun bin kere,
Ağlarsın düştüğüm çölleri bilsen.

Ar ettim sakladım uğraşlarımı,
Haberdar etmedim sırdaşlarımı,
Gizlemek isterken gözyaşlarımı,
Ağlarsın seçtiğim yolları bilsen.

Sefiller gücünü bende sınadı,
Kimi kaçık dedi, kimi bunadı.
Berduş eleştirdi ,sarhoş kınadı,
Ağlarsın düştüğüm dilleri bilsen.

Felsefe böyledir divanelerde,
Teselli aranır bahanelerde,
Bir kadeh mey için meyhanelerde,
Ağlarsın düştüğüm halleri bilsen.

dosuit
11-07-05, 20:24
Kimseler geçmedi gönül yolumdan
Ayak basılmamış orman gibiyim.
Yalnızlık şarkısı düşmez dilimden,
Koyunsuz, kavalsız çoban gibiyim.

Talihtir derdime bin dert ekleyen,
Ne soran bulunur, ne bir yoklayan.
Yıllardır her gece konuk bekleyen
Yollardan çok uzak bir han gibiyim.

Bilmem ki fakirin nedir günahı,
Kurumadı gitti derdin kaynağı.
Ömrümce gülmedim, bayram sabahı
Kasabı bekleyen kurban gibiyim.

Kırk yılda bir olsun soranım yoktur,
Tıp ilminde yazılmış dermanım yoktur,
Bir durmuş saatim kuranım yoktur,
Bir türlü geçmeyen zaman gibiyim.

Edirneli aşık Mehmedim der ki
Var mı bu hayatın ölümden farkı?
Böyle devam eder gider bu türkü
Yeminli sözlerde yalan gibiyim.

"T.R.T.nin 1971 yılında tertiplediği yarışmada I.ci başarı ödülünü kazanmıştır."

zeyta
22-07-05, 16:56
Animsamak Kuslari
.
I

çatilarin üzerinde yürürdü serçeler
kanatlarindan günisigi dökülürdü
cigerleri sökülür gibi öksürürdü
yokusa vurdukça erkenci isçiler

ekmeginin yanina günesi koyup
usulca bakkaldan çikan çocuk
bir çift kanat açardi kösede
ben dönerdim geceyarilarindan
üstüm basim çatisma içinde

sardunyalarin arasinda pencerede
sen taze bir badem gibi dururdun
beni her sabah böyle vururdun
çekip gözlerine mahmur bulutu

günaydin derken salt dudaktin
biri seni mutlaka öpüyordu
bana mi öyle geliyordu
sen mi çok ufaktin

saçlarinda miniminnacik papatya
ardinda çiçek bahçesi
ayip bir söz gibi yürürdün
gözlerimi alip götürürdün
körleme kalirdim

gidisini görüp de dönüsünü beklememek olur mu
beklerdim tahtaya gömülen çiviler gibi
bluzunun altinda kanatlanan çifte kumruyu
biraz köylü biraz burjuva
sanirim kalçalarindan almisti
o felaket huyu


II

kimdin neydin neciydin
benim fikrim yoktu
senin yasin ve korkun
kimi vakit konugu olurdun
duvar diplerinde kalles
ölümlerin kokladigi evimin

tomurcuklari patlayan bir dal gibi gülerdin
kahve içtigimiz fincana
pencereye kilime duvara
tabakta dilimlenmis elmaya
çin çin mavi saçilirdi
en olmadik yerde etegin açilirdi
aklim karisirdi

ne mümkündü görmemek hissetmemek
incecik parmaklarinda askla tüterdi
deger degmez dudaklarina
bütün sigaralar erkekti


III

sen hep oralardaydin küçük hos görüntülerinle
ben yüzümü rüzgara verirdim
saçimin her telini uzak mavilere götüren
denize dönerdim sonra
sirtinda dalgalar yürüten

terim sogurdu
bir köpek namlu ensekökümde dururdu
iskence suradaydi cezaevi burada
yürürlerdi benimle yürüsem
uzansam yatarlardi yanima
onlar benim gölgelerimdi
bir önüme düserlerdi
bir ardima


IV

kapandi üstüme geceyarilari
polisler sürüklüyordu beni
kent boydanboya susuyordu
bulvarda bir agaç
gürültüyle kusuyordu

kapandi üstüme geceyarilari
sen yoktun
okul arkadaslarimin adini
telefon numaralarini sinema kapilarini
öptügüm ilk kiz gibi
içtigim ilk sigara ilk içki
çiktigim ilk afis gecesi gibi aklimda tuttum
bir senin adini
adini unuttum


animsamak kuslari



biçak uçmalari
.
Nevzat Çelik

osslem
23-07-05, 02:46
Değişik

Başka türlü bir şey benim istediğim:
Ne ağaca benzer, ne de buluta.
Burası gibi değil gideceğim memleket
Denizi ayrı deniz,
Havası ayrı hava..

Bir başka yolculuk dalından düşmek yere
Yaşadığından uzun

Bir tatlı yolculuk dalından inmek yere
Ağacın yüksekliğince
Dalın yüksekliğince rüzgarda
ve bir yeni ömür
Vardığın çimen yeşilliğince

Nerde gördüklerim?
Nerde o beklediğim
Rengi başka
Tadı başka..

Can Yücel

osslem
23-07-05, 02:49
Dostları Olmalı İnsanın

Dostları olmalı insanın,
Aynen gemilerin limanlari gibi
Zaman zaman uğradığın
Yükünü boşalttığın
Dalgalar dininceye kadar beklediğin koynunda

Sonra açık denizlere uğurlamalı seni,
Geri döneceğin günü bekleme umuduyla
Bazen rüzgara o açmalı yelkenini
Yanağına konan bir öpücüğün coşkusuyla
Halatlarını çözmeli
Seni çok ama çok özlemeli

Dostları olmalı insanın,
Ermiş, bilge, hayatı ezbere okuyabilen
Düşünmediklerini düşündüren
Seni bir cambaz ipinde güvenle tutabilen
Gerektiginde senin için ateşi yutabilen
Yolunu ısıtan ustan olmalı,
Şekillendirmeyi öğretmeli hayatın çömleğini
Sana verebilmeli soğuk bir kış gününde
Üzerindeki tek gömleğini.


Oğuzkan Bölükbaşı

Ferman_Hat
03-08-05, 20:33
BEKLEMEK

taşıl kaygısı kaotik özlem
neydi beklediğimiz ve gelecek olan
salt acı
sonsuz yeşil sonsuz gelişkin bir orman
içinde göllerini nehirlerini çağlayanlarını
gök kuşaklarını yitirdiğimiz kara sözcük
yokluğun dayattığı doğurgan sözcük: acı
bir deniz kızının uçma tutkusu
belleğin unutuş çılgınlıklarında
bilinmeyen organizmalar dönüştürürken
bedenlerimizi duygularımızı ben'imizi
çürüyorduk... kaçış yoktu... çıkış da...

yeşil maytap patlatan sahte mesihin sözleri
yalandı acımasızdı efendilerin belirlediği
ölçtüğü biçtiği yaşattığı kendimiz
umarsız öte benler=nesneler
ağlayın
ağlayın ve kanayın
yok olduğunuz irin zamanında

Nilgün Marmara

osslem
04-08-05, 23:57
Kim görmüş o cenneti, cehennemi?
Kim gitmiş de getirmiş haberini?
Kimselerin bilmediği bir dünya
Özlenmeye, korkulmaya değer mi?

Dert içinde sevinci bul da yaşa;
Haksız düzende haklı ol da yaşa;
Sonu nasıl olsa yokluk dünyanın,
Varından, yoğundan kurtul da yaşa.

Bulut geldi; lalede bir renk bir renk
Şimdi kızıl şarap içmemiz gerek.
Şu seyrettiğin serin yeşillikler
Yarın senin toprağın

ömer hayyam

Ferman_Hat
05-08-05, 13:30
AĞLATAN MUTLULUK

Çıksam şimdi güzelliğin gökyüzüne
Dolaşsam
Görsem bütün tanrısal sevgileri
Ölümsüzlüğün sofrasına bağdaş kursam
Ve anlatsam
Anlatsam o ağlatan mutluluğu
Bilmem inanır mı bana mavilikler

Suskun bir coşkunun doruklarında
Pürköpük ve rüzgarlı
Bir nehir kahkahasıydı gözyaşı

Vivaldi böyle dinlenirmiş meğer
Mutluluk bile sensiz çekilmezmiş
Ben ki yaşamı toprak bilmiştim
Nice tohumlar ekmiştim bunca yıl
Geç anladım
Aşkın tohumu sensiz ekilmezmiş

Sessizlik açarken zulüm bahçeleri
Gözlerinde bir anda dört mevsim
Her mevsimin güzelliğinde sen
Bunca ayrık ve diken içinden
Güle çıkmak işte budur desem
Bilmem inanır mı bana çiçekler

İçimde sayısız denizlerin şahlandığı
O günü tarihlesem şimdi
Irmak ırmak çizsem zamanın yüzüne
Adına sonsuzluk desem
Ve her saniyesini o sonsuzluğun
An be an şiirleştirmek istesem
Bilmem inanır mı bana sözcükler

ADNAN YÜCEL

zeyta
07-08-05, 11:27
Hatırla Aşkım
Unutulmaz anları vardır hayatın
Islak kirpiklere takılıp kalan
Zamana meydan okuyan biz de öylesine yaşadık seninle
Öylesine sevdik
Hatırla aşkım..

Kahır dolu rüzgarlar esiyor içimde
Yıkılıp kalıyorum bu sağır akşamlarda
Beni sensizliğe nikahladılar
Yenildim duygularıma
Yenildim gururuma ağlayamadım
Şimdi sanadır bu ağlayışım
Hatırla aşkım..

Gözümde dağlar gibi büyüyor hasretin
Gelip gelip özlemin doluyor içime
Yokluğunda şair kesildi gönlüm
Artık hep hüzzamdan çalıyor şarkılarım
Sen de nasıl sever nasıl söylerdin
Hatırla aşkım..

Oysa nelere katlandı bu gönül
Ne acılarla halay çekti bu yürek
Ne ihanetlere gülüp-geçti bu gözler
Bir yokluğuna alışamadım
Bir de sensiz bu akşamlara
Unutamam demiştin giderken bana
Ben de unutamadım
Bu bizim son yeminimizdi
Hatırla aşkım..

Biliyorum şimdi saçlarını yaban eller okşuyor
Gözlerine başka gözler gülüyor
Gözlerin ki gördüğüm gözlerin en güzeliydi
Varsın adı hasret olsun artık bu sevdanın
Varsın sonu ayrılık olsun bu romanın
Bitmedi bitmeyecek bu şarkım
Nerede olursan ol
Kiminle olursan ol
Hatırla aşkım..

Hatırla
Yanındayken bile özlerdim seni
Şimdi içimde bir başka yangın
Şimdi gözlerimde en ıslak bakışın
Ölmek kaderde var biliyorum
Herşeyin sonu yakın
Ama sen de bil ki
Yağmurlarca sevdim seni
Yağmurlarca sana yandım
Hatırla derya gözlüm
Hatırla aşkım..

zeyta
07-08-05, 11:27
İpin Ucunda (kapris Çiçeğim)
İkimizde yağmur bulutu gözler
Ne yazık aşkımız ipin ucunda
Dilinizde yürek yangını sözler
Ne yazık sabrımız ipin ucunda

Ayrılık çanları çaldı çalacak
Bu aşkın saati durdu duracak
Seninle bağımız koptu kopacak
Ne yazık sabrımız ipin ucunda

Ne yapsak olmuyor olmadı işte
Seninle dünyamız uymadı işte
Ayrılık tek çare bence bu işte
Ne yazık sonumuz ipin ucunda

Dağ gibi umutlar hayaller bitti
O çılgın arzular geceler bitti
O tatlı heyecan o hasret bitti
Ne yazık sevdamız ipin ucunda

Ne sen değiş artık ne söylenip dur
Bu tatsız kavgalar bitsin ne olur
Bende bu mutsuzluk sende bu gurur
Ne yazık ayrılık ipin ucunda

İnata, kaprise, naza gerek yok
Acı bir siteme söze gerek yok
İnan ki bu sona çok geç kaldık çok
Ne yazık ömrümüz ipin ucunda

Seninle olmaktı bütün dileğim
Anlamadın beni nazlı bebeğim
Ah benim taş kalplim kapris çiçeğim
Ne yazık aşkımız ipin ucunda

Bu aşkın kalbimde kalsa da izi
Yarına götürmek yok sevgimizi
Ayrılık pusuda bekliyor bizi
Ne yazık sevdamız ipin ucunda...

zeyta
07-08-05, 11:28
Hatırlatmayın
Ey yeni aşıklar ey sevdalılar
Her gün bu sokaktan geçip durmayın
Benim de yaşanmış anılarım var
Bana o günleri hatırlatmayın

Kimbilir kiminle nerede şimdi
Belki de en uzak yerdedir şimdi
Tatlı bir masaldı yaşandı bitti
Bana o günleri hatırlatmayın

Bir zamanlar bizimdi o köşebaşı
Anılarla dolu toprağı taşı
Hala gözlerimde o son bakışı
Bana o günleri hatırlarmayın.

zeyta
07-08-05, 12:11
Şairler Ağlamaz
Farzet ki bu aşkı yaşamadık seninle
Farzet ki hiç bir geceyi paylaşmadık ikimiz
Farzet ki saçlarını bile hiç okşamadım


Hadi git, gözlerime baka baka git
Hadi git, hayatımdan çıka çıka git
Hadi git, yüreğimi yaka yaka git
Şairler ağlamaz gülüm, şairler ağlamaz


Farzet ki unutulmuş bir şairim köşe başında
Farzet ki hiç bir şiirimi sana yazmadım
Farzet ki hiç bir şarkımda adını bile anmadım


Hadi git, sevdiğimi bile bile git
Hadi git, bir kalemde sile sile git
Hadi git, hiç üzülme güle güle git
Şairler ağlamaz gülüm, şairler ağlamaz


Farzet ki bir kum tanesiyim sahilde
Farzet ki bir çakıl taşıyım yol kenarında
Farzet ki boş bir kibrit kutusuyum ellerinde


Hadi git, üzerime basa basa git
Hadi git, umutları asa asa git
Hadi git, hiç konuşma susa susa git
Şairler ağlamaz gülüm, şairler ağlamaz


Fazet ki yokum artık
Farzet ki öldüm
Farzet ki isimsiz bir mezarım dağ başında


Hadi git, saçlarında bir tel bırakmadan git
Hadi git, avucumda bir el bırakmadan git
Hadi git, baş ucumda bir gül bırakmadan git
Şairler ağlamaz gülüm, şairler ağlamaz

L33t Kr3W
12-08-05, 11:28
Benim hoşuma giden dörtlükler var onları yazmak istedim

''Dün gönlümle dertleştik,ağladık için için
Boşa geçen yıllara sevgilim senin için
Yinede pişman değil gönül sevdiği için
Boşa geçen yıllara sevgilim senin için''

İkbalk Gürpınar

''Hak şeyleri hayreyler
Zannetmeki gayreyler
Arif anı seyreyler
Mevla görelim neyler
Neylerse güzel eyler
-----------------------

Nar-i_Nur
23-08-05, 04:27
Siyah Gozlerine Beni de Gotur

Daha dokunmadan kurudu irem
çöllere bir türlü yağamıyorum
yeni bir koşunun başlangıcında
biraz deprem sonrası
biraz şehir hülyası
bir kalp yangınından geriye kalan
siyah gözlerine beni de gotur
artık bu yerlere sığamıyorum.

Pembe uçurtmalar yolladığından beri
sarardı tiryaki menekşeleri
sonbaharın tozlu kafeslerinde
sevgi turnaları yakalıyorum
turnalar gidiyor;ben kalıyorum
avareyim,asudeyim,yorgunum
bilmiyorum neden sana vurgunum
Erzurum garında banklar üstünde
uyku tutmuyor karanlıkları
yitik düşlerimi kovalıyorum
gölgeler gidiyor;ben kalıyorum.

Binbir türlü kokuyorsa yaylalar
siyah gözlerine beni de gotur
baharın koynundan koparıp sana
ipek bir mendile sardığım yüreğimle
şehzade gülleri gönderiyorum
umutlar kalıyor;ben gidiyorum.

Bütün yelkenlileri,deniz fenerlerini
kaptanları sorgulayan
yanından geçen küheylanların
korku tufanına yakalandığı
siyah gözlerine beni de gotur
güneş ülkesinden gelen yiğitler
benzeri olmayan bir dünya kursun
cellat,ayrılığın boynunu vursun.

Usul usul intizarı çürüten
bu hercai diken,bu çılgın arzu
sürüklüyor imkansız muştuların
eşiğine gönül vadilerini
bir ağaçtan düşen yapraklar gibi
düşüyorum tanyerine
ya topla yaralı kırlangıçları
ya da bu vefasız şarkıyı bitir
özgürlüğe giden tutsaklar gibi
siyah gözlerine beni de gotür.


Nurllah Genc

Sevgi Dostluk ve Ask ile...

gulcin
25-08-05, 11:54
SUSARAK
Gunes altinda soylenmedik soz yokmus..
Bu yuzden geceleri soyluyorum sevdigimi..
Ne gece ne gunduz yokmus soylenmemis soz..
Bende soylenmisleri soyluyorum yeni bicimde..
Hic bir bicim kalmamis dunyada denenmedik...
Bende susuyorum sevgimi saklayip icimde....
Duyuyorsun degilmi suskunlugumu nasil haykiriyor...
Susarak sevgisini ilan eden cok var sevgilim ...
Ama bir baska seven yok benim sustugum bicimde .....
Aziz Nesin

şule
25-08-05, 18:49
bir serüven bu
sonu daima aşk olan.
bir sevgi bu
sonu daima mutluluk olan.
bir hayat bu
sonu daima seninle olan
seni seviyorum bitanem..

irem_
25-08-05, 18:54
[/B]ELLERİMDEN TUT BIRAKMA[B]
Sığdıramıyorum mısralara
ellerim titriyor yazamıyorum
veriyorum sevgimi tut sakın bırakma
ilkbahardaki kuş cıvıltıları gibi
yaşıyorum içimde seni.
ortalık tozpembe
rıhtıma vuruyor dalgalar
uçuyorum yanına
meçhulden geliyorum
sakın izin verme ayrılığa
ellerimden tut bırakma
nehrin o sıcak akışında
ilk seni bukadar çok sevdim unutma!!
ellerimden tut sakın bırakma..

irem_
25-08-05, 20:57
garip bir duygu bu anlatamam,
kalbim duracak sanki.
sanki, sanki kopup yanına gelecek
ama gece bitmek bilmiyor, zaman geçmek..
sana ulaşamıyorum olmuyor olmuyor..

cicoss
25-08-05, 22:36
Hayat Bize

...hayat bize
mutlu olma şansı
vermedi sevgili
biz kendimizden
başka herkesin
üzüntüsünü üzüntümüz,
acısını acımız yaptık
çünkü. Dünyanın öbür
ucunda hiç tanımadığımız
bir insanın göz yaşı bile
içimizi parçaladı. Kedilere
ağladık, kuşların yasını tuttuk...
Yüreğimizin zayıflığı kimi zaman hayat
karşısında bizi zayıf yaptı. Aslında
ne güzel şeydir insanın insana yanması sevgili...
Ne güzeldir bilmediğin birinin derdine
üzülebilmek ve çare aramak. Ben bütün
hayatımda hep üzüldüm, hep yandım.
Yaşamak ne güzeldir be sevgili...Sevinerek,
severek, sevilerek, düşünerek... Ve o
vazgeçilmez sancılarını du***** hayatın...

KaTRe
19-09-05, 02:42
Sarkıtlar vardı kirpiğimde
İki ateş arasında

Kadehten mi damladı
Bu kırmızı kalemime

Tenimde ayaz akşamdan mı
Yokluğundan mı

Kızıl kıyamet kopsa
Suskun yüreğinde

Kim duyar
Kim bilir
Kim anlar

Söyle....

Duymak istediklerimi söyle
Sesinde düşlediğim sözleri söyle

Sahte gülüşlerim batar canına
Her dokunuşu diken açar yüreğinde

Harfleri kırık sevdaların
Rengine buladım kağıdı

Bir kesik var elimde
Bıçak bıçak vurduğum gecelerden


Kanayan ne
Kanatan ne
Kanan kim

Söyle!
Durma söyle
İki kelimede
Ya ömür ver
Ya ölümü ver
Yüreğime

Her suskun bakışın
Kurşun yarası

Üşüdüğün kadar üşüyorum...


Arzu Altınçiçek

agabaran
19-10-05, 06:28
AHMET ARİF


OTUZÜÇ KURŞUN

Bu dağ Mengene dağıdır
Tanyeri atanda Van'da
Bu dağ Nemrut yavrusudur
Tanyeri atanda Nemruda karşı
Bir yanın çığ tutar, Kafkas ufkudur
Bir yanın seccade Acem mülküdür
Doruklarda buzulların salkımı
Firari güvercinler su başlarında
Ve karaca sürüsü,
Keklik takımı...



Yiğitlik inkar gelinmez
Tek'e - tek doğüşte yenilmediler
Bin yıllardan bu yana, bura uşağı
Gel haberi nerden verek
Turna sürüsü değil bu
Gökte yıldız burcu değil
Otuzüç kurşunlu yürek
Otuzüç kan pınarı
Akmaz,
Göl olmuş bu dağda...


Yokuşun dibinden bir tavşan kalktı
Sırtı alacakır
Karnı sütbeyaz
Garip, ikicanlı, bir dağ tavşanı
Yüreği ağzında öyle zavallı
Tövbeye getirir insanı
Tenhaydı, tenhaydı vakitler
Kusursuz, çırılçıplak bir şafaktı



Baktı otuzüçten biri
Karnında açlığın ağır boşluğu
Saç, sakal bir karış
Yakasında bit,
Baktı kolları vurulu,
Cehennem yürekli bir yiğit,
Bir garip tavşana,
Bir gerilere.


Düştü nazlı filintası aklına,
Yastığı altında küsmüş,
Düştü, Harran ovasından getirdiği tay
Perçemi mavi boncuklu,
Alnında akıtma
Üç topuğu ak,
Eşkini hovarda, kıvrak,
Doru, seglavi kısrağı.
Nasıl uçmuşlardı Hozat önünde!



Şimdi, böyle çaresiz ve bağlı,
Böyle arkasında bir soğuk namlu
Bulunmayaydı,
Sığınabilirdi yüceltilere...
Bu dağlar, kardeş dağlar, kadrini bilir,
Evvel Allah bu eller utandırmaz adamı,
Yanan cıgaranın külünü,
Güneşlerde çatal kıvılcımlanan
Engereğin dilini,
Ilk atımda uçuran
Usta elleri...



Bu gözler, bir kere bile faka basmadı
Çığ bekleyen boğazların kıyametini
Karlı, yumuşacık hıyanetini
Uçurumların,
Önceden bilen gözleri...
Çaresiz
Vurulacaktı,
Buyruk kesindi,
Gayrı gözlerini kör sürüngenler
Yüreğini leş kuşları yesindi...

Vurulmuşum
Dağların kuytuluk bir boğazında
Vakitlerden bir sabah namazında
Yatarım
Kanlı, upuzun...



Vurulmuşum
Düşüm, gecelerden kara
Bir hayra yoranım çıkmaz
Canım alırlar ecelsiz
Sığdıramam kitaplara
Şifre buyurmuş bir paşa
Vurulmuşum hiç sorgusuz, yargısız


Kirvem, hallarımı aynı böyle yaz
Rivayet sanılır belki
Gül memeler değil
Domdom kurşunu
Paramparça ağzımdaki...



Ölüm buyruğunu uyguladılar,
Mavi dağ dumanını
ve uyur-uyanık seher yelini
Kanlara buladılar.

Sonra oracıkta tüfek çattılar
Koynumuzu usul-usul yoklayıp
Aradılar.
Didik-didik ettiler
Kirmanşah dokuması al kuşağımı
Tespihimi, tabakamı alıp gittiler
Hepsi de armağandı Acemelinden...



Kirveyiz, kardeşiz, kanla bağlıyız
Karşıyaka köyleri, obalarıyla
Kız alıp vermişiz yüzyıllar boyu,
Komşuyuz yaka yakaya
Birbirine karışır tavuklarımız
Bilmezlikten değil,
Fıkaralıktan
Pasaporta ısınmamış içimiz
Budur katlimize sebep suçumuz,
Gayrı eşkiyaya çıkar adımız
Kaçakçıya
Soyguncuya
Hayına...



Kirvem hallarımı aynı böyle yaz
Rivayet sanılır belki
Gül memeler değil
Domdom kurşunu
Paramparça ağzımdaki...


Vurun ulan,
Vurun,
Ben kolay ölmem.
Ocakta küllenmiş közüm,
Karnımda sözüm var
Haldan bilene.
Babam gözlerini verdi Urfa önünde
Üç de kardaşını
Üç nazlı selvi,
Ömrüne doymamış üç dağ parçası.
Burçlardan, tepelerden, minarelerden
Kirve, hısım, dağların çocukları
Fransız Kuşatmasına karşı koyanda



Bıyıkları yeni terlemiş daha
Benim küçük dayım Nazif
Yakışıklı,
Hafif,
İyi süvari
Vurun kardaş demiş
Namus günüdür
Ve şaha kaldırmış atını.


Kirvem hallarımı aynı böyle yaz
Rivayet sanılır belki
Gül memeler değil
Domdom kurşunu
Paramparça ağzımdaki...

agabaran
19-10-05, 06:41
Ahmet Arif'in bu güzel şiirleri bence su an tam ihtiyacımız olan duyguları yansıtıyor...Kardeşklik ve birlik olmamız için..

ANADOLU

Beşikler vermişim Nuh'a
Salıncaklar, hamaklar,
Havva Ana'n dünkü çocuk sayılır,
Anadoluyum ben,
Tanıyor musun ?



Utanırım,
Utanırım fukaralıktan,
Ele, güne karşı çıplak...
Üşür fidelerim,
Harmanım kesat.
Kardeşliğin, çalışmanın,
Beraberliğin,
Atom güllerinin katmer açtığı,
Şairlerin, bilginlerin dünyalarında,
Kalmışım bir başıma,
Bir başıma ve uzak.
Biliyor musun ?


Binlerce yıl sağılmışım,
Korkunç atlılarıyla parçalamışlar
Nazlı, seher-sabah uykularımı
Hükümdarlar, saldırganlar, haydutlar,
Haraç salmışlar üstüme.
Ne Iskender takmışım,
Ne şah ne sultan
Göçüp gitmişler, gölgesiz!
Selam etmişim dostuma
Ve dayatmışım...
Görüyor musun ?


Nasıl severim bir bilsen.
Köroğlu'yu,
Karayılanı,
Meçhul Askeri...
Sonra Pir Sultanı ve Bedrettini.
Sonra kalem yazmaz,
Bir nice sevda...
Bir bilsen,
Onlar beni nasıl severdi.
Bir bilsen, Urfa'da kurşun atanı
Minareden, barikattan,
Selvi dalından,
Ölüme nasıl gülerdi.
Bilmeni mutlak isterim,
Duyuyor musun ?

Öyle yıkma kendini,
Öyle mahzun, öyle garip...
Nerede olursan ol,
İçerde, dışarda, derste, sırada,
Yürü üstüne - üstüne,
Tükür yüzüne celladın,
Fırsatçının, fesatçının, hayının...
Dayan kitap ile
Dayan iş ile.
Tırnak ile, diş ile,
Umut ile, sevda ile, düş ile
Dayan rüsva etme beni.


Gör, nasıl yeniden yaratılırım,
Namuslu, genç ellerinle.
Kızlarım,
Oğullarım var gelecekte,
Herbiri vazgeçilmez cihan parçası.
Kaç bin yıllık hasretimin koncası,
Gözlerinden,
Gözlerinden öperim,
Bir umudum sende,
Anlıyor musun ?

balina
18-12-05, 20:07
FATİH KÜRSÜSÜNDE

Birinci zümreyi teşkil eden zavallı avam,
Bıraksalar devam edecek tatlı uykusuna devam

Bugün nasibini yerleştirince kursağına;
"Yarın" nedir? Onu bilmez, yatar dönüp sağına.

Yıkılsa arş-ı hükümet, tıkılsa kabre vatan,
Vazifesi değil; çünkü "hepsi Allah'tan!"

Ne hükmü var ki, esasen yalancı dünyanın?
Ölürse yan gelip yatacak cennetinde Mevla’nın.

Fena kuruntu değil! Ben derim, sorulsa bana:
'Kabul ederse cehennem ne mutlu, amca, sana!'

İkinci zümreyi teşkil eden cemaat ise,
Hayata kuskun olandır ki: saplanıp ye'se,

'Selametin yolu yoktur' Ne yapsalar boşuna!"
Demiş de hırkayı çekmiş bütün bütün başına.

Bu türlü bir hareket mahz-ı küfr olur, zira:
Talepte amir olurken bir ayetinde Hüda;

Buyurdu: 'Kesmeyiniz ruh-u rahmetimden ümid'
Ki müşrikin olur ancak o nefhadan nevmid."

Bu bir; ikincisi: ye’sin ne olsa esbabı,
Onun atalet-i külliyedir ki icabı,

(Osmanlının yıkılışının hemen öncesindeki 4 zümreden 3.cüsü)
..........
Bu züppeler acaba hangi cinsin efradı?
Kadın desen, geliyor arkasından erkek adı;

Hayır, kadın değil; erkek desen, nedir o kılık?
Demet demetken o saçlar ne muhtasar o bıyık?

Sadası baykuşa benzer, ihramı saksağana;
Hulasa, züppe demiştim ya, artık anlasan a!...

Fakat bu kukla herif bir büyük seciyye taşır,
Ki, haddim olmayarak, 'Aferin!' desem yaraşır.

Nedir mi? Anlatayım: öyle bir metaneti var,
Ki en savulmayacak ye’si tek birayla savar.

Sinirlerinde teessür denen fenalık yok,
Tabiatında utanmakla aşinalık yok.

Bilirsiniz, hani, insanda bir damar varmış,
Ki yüzsüz olmak için mutlaka o çatlarmış,

Nasılsa "Rabbim utandırmasın!" duası alan,
Bu arsızın o damar zaten eksik alnından!

Cebinde gördü mü üç tane çil kuruş nazlım,
Tokatlıyan’da satar mutlaka, gider de çalım.

Eğer dolandırabilmişse istenen parayı;
Görür mahalleli tâ karnavaldan maskarayı!

Beyoğlu’nun o mülevves muhît-i fâhişine
Dalar gider, takılıp bir sefilin peşine.
"Hayâ, edeb gibi sözler rüsûm-u fâsidedir;
Vatanla aile, hatta, kuyûd-u zâidedir."

Diyor da hepsine birden kuduzca saldırıyor...
"Ayıp değil mi?" demişsin... Acep kim aldırıyor!

Namaz, oruç gibi şeylerle yok alış verişi;
Mukaddesat ile eğlenmek en birinci işi.

Duyarsanız "kara kuvvet" bilin ki: imandır.
"Kitab-ı köhne" de -hâşâ- Kitâb'ı Yezdan'dır.

Üşenmeden ona Kur’an’ı anlatırsan eğer,
Şu ezberindeki esmayı muttasıl geveler:

"Kurûn-i mâziyeden kalma cansız evradı
Çekerse, doğru mu yirminci asrın evladı?"

Nedir alakası yirminci asr-ı irfanla
Bu şaklaban herifin? Anlamam ayıp değil a!

Metâ'-ı fazlı mı varmış elinde gösterecek?
Nedir meziyyeti, görsek de bâri öğrensek.

Hayır! Mehâsin-i Garb'ın birinde yok hevesi;
Rezâil, oldu mu lâkin, şiârıdır hepsi!

Bütün kebâire tiryaki bir kopuk tanırım.
-Ne oldu bilmiyorum şimdi, sağ değil sanırım-

Kumar, şenâatin akşamı, irtikap, içki...
Hulasa defter-i â'mâli öyle kapkara ki:

Yanında leyl-i cehennem, sabah-i cennettir!
"Utanmıyor musun. Ettiklerin rezalettir!"

Denirse kendine, milletlerin ekâbirini
Sayardı göstererek hepsinin kebâirini:

"Filan içerdi... Filan fuhşa munhemikti..." diye
Mulevvesâtını bir bir ricâl-i mâziye

İzâfe etmeye başlardı paye vermek için.
"Peki! Fezâili yok muydu söylediklerinin?"

Diyen çıkarsa "müverrihlik etmedim!" derdi.
Şu züppeler de, bugün aynı ruhu gösterdi.

Fransız’ın nesi var? Fuhşu, bir de ilhâdı;
Kapıştı bunları "yirminci asrın evlâdı!"

Ya Alman’ın nesi var zevki okşayan? Birası;
Unuttu ayranı, mâ’tuha döndü kahrolası!

Heriflerin, hani dünya kadar bedâyii var:
Ulûmu var, edebiyyatı var, sanayii var.

Giden birer avuç olsun getirse memlekete;
Döner muhitimiz elbet muhît-i ma’rifete.

Kucak kucak taşıyor olmadık mesâvîyi;
Beğenmesek "medeniyyet!" diyor; inandık iyi!

"Ne var, biraz da maarif getirmiş olsa..." desek,
Emin olun size "hammallık etmedim?" diyecek.

Mehmed Âkif ERSOY