PDA

View Full Version : // Faruk Gökbulut //



Serzeniş
27-08-08, 23:25
Ağlama Sakın

Ağlama sakın, ağlamanın gereği yok
Bil ki sineye saplanan hançerdir yıllar
Sevdik, sevildik amma hüzün çok
Tozlu yollarda yaralıydı kaldırımlar

Dert etme sakın, dert etmenin gereği yok
Bil ki şairler hep hüzünle yaşar
Böyle gelmiş, böyle gider,çaresi yok
Aşkın semtinde çift sürgülü kapılar

Ben sana meftun sevda emekçisi
Sen aşk semtinin gönüllü bekçisi
Karalandım, yaralandım, parelendim
Yolunda eridi ayaklarımın ökçesi


20.12.2006
Saat: 00:51
İstanbul

Faruk Gökbulut

Serzeniş
27-08-08, 23:25
Ah - u Efganım

Tıpkı ocaklar gibi yanar da dururum
Ortalıkta bir tipi ateşim dışa vururum

Ben ağlar isem çağlayanlar utansın
Dertliyim dostlar görenler divâne sansın

Söz etme yardan içime sis saçılır
Haber et bahardan gözüm gönlüm açılır

Çok zaman oldu hatıralar ölüp gitmiş
Aşk, bu candan ayrılalı sanki işim bitmiş

Aşka kemend vurulmuş, sevdadan yok eser
Halim ağyâra sorulmuş, demişki ölüden beter

Başımı taşlara vurdum yandıkça yandım
Kalbimi Allah'a açtım, bu kabustan uyandım


23 AĞUSTOS 2004
Saat: 14:15
Ş.URFA

Faruk Gökbulut

Serzeniş
27-08-08, 23:25
Ak Zambak

Yumuşacık kararırken ortalık
Sen gelirsin aklıma ak zambak
Gülüşün vuslat kadar sıcak
Adın ay gibi parlak
Melal yıldızım, aşkımın hilali
Adın ayın en sevimli hali

Gece mavisinde parlayan ışık
Duruşunla ne zarifsin ne kadar da şık
Sen ey gönlümdeki mabet!
Senle geçen her anım ibadet
Ak Zambağım! Nursun, beyazsın, safsın
İnan olsun en asil aşklara it'afsın

Eğer sen gün gibi doğarsan şafağıma
Bir ak buse olur konarım dudağına
Yatırıp gözlerini ıraklara, beklersen beni
Bil ki sevdam firar eder gönül kafesimden
Yalçın dağlarda, sarp doruklarda arar seni
İşte o zaman eresem sana, bulursam seni
Ak Zambağım kokun sarar, sevdan bürür beni

Karanlık dağlardaki ak çiçek
Yıldızlar aşkımıza şahitlik edecek
Dil şad olacak diye
Bilmem ki daha kaç bahar geçecek
Belki mevsimler bitecek, kuşlar göçecek
Ama aşkımız sonsuza dek sürecek
Sonsuza dek...

(09 OCAK 2002)
(Saat: 11:00)
(MALATYA)



pencereyi kapat

Faruk Gökbulut

Serzeniş
27-08-08, 23:25
Alev Gözlü Yar

Yüreğimde yaralı bir üveyik var
Al beni canım, kollarınla sar
Yüreğimin güneşi, alev gözlü yar
Yüreğimde yaralı bir üveyik var

Hasret ocağımda tüten duman!
Habibin tabibinden diler aman
Gel gayrı, kıl medet, dile ferman
Gidip de dönmemek var
Dönüp de görmemek var
Ey alev gözlü yar
Yüreğimde yaralı bir üveyik var

Yüreğimde yaralı bir üveyik var
Canından gözlerime kan damlar
Gözyaşı olur akarım,
Kızıl karanfiller açar.
Ey alev gözlü yar
Yüreğimde yaralı bir üveyik var

Gel gayrı aşk perisi, gel ki;
Gidip de dönmemek var
Dönüp de görmemek var
Görüp de öpememek var
Hasretin sürgün gibi uzar
Yüreğimde hasretin sızısı var
Ey alev gözlü yar
Yüreğimde hasretin sızısı var


07 ŞUBAT 2004
Saat: 06:20

Faruk Gökbulut

Serzeniş
27-08-08, 23:25
Anneciğim

Doğumunla şenlendi dünya,
Gönlündeki gülleri der anneciğim.
Sana evlat olmak ne güzel rüya.
Elini öpeyim ver anneciğim.

Annem dedim sevdim seni
Her sözümde övdüm seni
Mutluluktan uçuyordun
Dün gece rüyamda gördüm seni

Zaman yaşlandıkça,
Sen gençleşiyorsun
Gören diyor kırkbir kere maşallah
Gülmek sana pekte yakışıyor
Her gece rüyama gir anneciğim

Sen bir meleksin başında tacın
Ne zaman üzülsen ağlamaktır ilacın
Ne hüzün ne keder yakışmıyor sana
Hadi gözlerindeki yaşı sil anneciğim

Bugün doğum günün
Gülmek en çok senin hakkın
Seni çok seviyoruz bil anneciğim

21 OCAK 2003
Saat: 05:19
Ş.URFA

Faruk Gökbulut

Serzeniş
27-08-08, 23:25
Anneme

Merhamet yüreğinde anlam kazanmış
Seni görenler saraylarda sultan sanmış

Faruk Gökbulut

Serzeniş
27-08-08, 23:25
Antalya

Sen tarihe mâledilmiş bir şehir
Akdeniz'de gülsün, bil be Antalya
Mehtapla kolkola, serin bir nehir
Mavi renkli tülsün, bil be Antalya

Mavi bir atlassın, tertemiz suyun
Geceleyin şavkı düşer pak ayın
Cennetten parçadır o eşsiz kıyın
Âşıklar şehrisin, bil be Antalya

Dünya atlasında bir altın kaşık
Maziden âtiye saçıyor ışık
Sana bir biz değil, bir âlem âşık
Tarihin mührüsün, bil be Antalya

Gün geçtikçe güzelliğin artıyor
Şelaleler toprağını yırtıyor
Deli rüzgâr sabırını tartıyor
Atlasın süsüsün, bil be Antalya

Şanımsın şöhretim, senden güzel yok
Güzellikte teksin, senden özel yok
Adına yazılmış nağme, gazel çok
Şehirler şahısın, bil be Antalya


03.12.2006
Saat: 23:48
İstanbul

Faruk Gökbulut

Serzeniş
27-08-08, 23:25
Arın Deli Gönül

Arın deli gönül arın
Alın beni aşkla sarın
Bugün değil belki yarın
Ölür isem geç olmasın

Aşktan yana buldum şifa
Sende lütuf sende vefa
Seni görsem son bir defa
Ölüm bana güç olmasın


05 EYLÜL 2003
Saat: 01:55
Ş.URFA

Faruk Gökbulut

Serzeniş
27-08-08, 23:26
Arıyorum

Yuvam deyip barınacağım
Bir yer arıyorum
Dostum deyip sarılacağım
Bir yar arıyorum
Ömrümce dilimden düşmeyecek
İffet, ar arıyorum
Söyleyin Erenler!
Bunların yaşandığı bir dünya
Var mı soruyorum...?

29 MAYIS 2002
Saat: 02:20
MALATYA

Faruk Gökbulut

Serzeniş
27-08-08, 23:26
Aşk Hırsızım

Kara sevdam gönül sızım
Aşk mızrabım dertli sazım
Gel incitme bu canımı
Gönül çelen aşk hırsızım

14 Mart 2005
Ş.Urfa

Faruk Gökbulut

Serzeniş
27-08-08, 23:26
Aşk Olsun Sevdiğim

Dertli aşkın buralarda sersefil gezerken
Tespih misâli derdi üstüne dert dizerken
Gönül imbiğinden en kesif çile süzerken
Bir merhaban gelmedi ya aşk olsun sevdiğim

Tatmayan anlamazmış aşkı sanırmış masal
Bilene sor söylesin mesel üstüne mesel
Ya seher yeline ver kokunu ya kendin gel
Rayihanla gönlümde bahar olsun sevdiğim

Sevdan gönlümde kök salmış devâsa çınardı
Ne vakit benden bu kadar desen kalbim kanardı
Sen gibi hercaî kulu kim olsa kınardı
İnadı bırak gel gönüller bir olsun sevdiğim


18 MART 2002
Saat: 20:13
MALATYA

Faruk Gökbulut

Serzeniş
27-08-08, 23:26
Aşk Paratoneri

Ben bir aşk paratoneri
Çekerim yörüngeme her gireni
Belalı sevdalar ömrümü yedi
Dalgalarla boğuşan deniz feneriyim

Sevdalar ki koynumda yatan eş
Durma aşk çubuğu kalbimi deş
Ömür girift bir bilmece, keşmekeş
Cenk meydanında gezen söz eriyim

Bedenim dört yandan gelen oklara hedef
Ömür, oyası aşkla işlenen gergef
Etmem üç beş günlük dünyaya esef
Sevda değirmeninde öğütülenlerdenim

25 NİSAN 2003
Saat: 05:10
Ş.URFA

Faruk Gökbulut

Serzeniş
27-08-08, 23:26
Aşkıma-1

Cennetinde kevserin olayım
Dile bir ömür esirin olayım
Gölgesine sığındığım Tubam
Bahçende, bağında bağban olayım
Seni veren Rabbe kurban olayım

05 NİSAN 2004
Saat: 08:00
MALATYA

Faruk Gökbulut

Serzeniş
27-08-08, 23:26
Aşkıma-2

Canımın yarısı, yarımın canısı
Sen bir çiçeksin, bense kelebek
Her sabah koklasam öpsem resmini
Diner mi acep kalbimin ağrısı

Canımın yarısı, balımın arısı
Sen gonca gülsün, bense bülbülün
Doğ ruhuma, beni sensiz bırakma
Sevdamın güneşi, aşkımın şavkısın

05 NİSAN 2004
Saat: 08:40
MALATYA

Faruk Gökbulut

Serzeniş
27-08-08, 23:27
Aşkıma-3

Ben katreysem sen Kübrasın
Bak gözlerime aşkın yansın
Zirvesin, Everestsin, dağsın
Bak gözlerime ruhum ağsın

Ben katreysem sen deryasın
Ver ellerini yüreğim yansın
Kübram rengim sana boyansın
Bizi görenler uçuyor sansın


02 EKİM 2004
Saat: 12:12
AFYON

Faruk Gökbulut

Serzeniş
27-08-08, 23:27
Aşktan Ağardı Saçlarım

Selvi boylum buram buram
Kokun gelir uzaklardan
Sensiz hayat bana haram
Kurtulamam tuzaklardan

Sensiz aşkın adı ölüm
Bil ki hayat sensiz zulüm
Hayat senle güzel gülüm
Kokun gelir uzaklardan

Derdine düştüm düşeli
Aşktan ağardı saçlarım
Henüz vakit erken iken
Ben aşka baştan başlarım


15.12.2006
Saat: 00:19
İstanbul

Faruk Gökbulut

Serzeniş
27-08-08, 23:27
Atatürk

Dört yanımız sarılıydı düşmanla
Vatan toprağı yoğruluyordu kanla
Yüzyıllarca savaştık şöhretle, şanla
Bugünlere geldik ATATÜRK denen kahramanla

O verdi halkına hakkı olan hürriyeti
En büyük armağanı hür Cumhuriyeti
Bilim ve akıl oldu bize tek vasiyeti
Bugünlere geldik ATATÜRK denen kahramanla

Seninle coştu bu yüce Türk halkı
Vatan uğruna harcadı tüm malı, mülkü
Dört elden sarıldık, çalıştık canla
Bugünlere geldik ATATÜRK denen kahramanla

Hedefimiz oldu muasır medeniyet seviyesi
Hayran bıraktın kendine dost, düşman herkesi
Her 10 Kasım'da çınlar kulaklarımızda Atamın gür sesi
Bugünlere geldik ATATÜRK denen kahramanla

Üsteğmen Faruk Atasından alır ilhamı
Fener olur, ışık olur aydınlatır dört yanı
Bin canı olsa feda eder Atasına her canı
Bugünlere geldik ATATÜRK denen kahramanla


17 Aralık 2006
Saat: 20:55
İstanbul

Faruk Gökbulut

Serzeniş
27-08-08, 23:27
Atatürk İle Hasbihal

'' Doğumunun 125.Yılı Kutlu Olsun ATAM ''

Dünyanın hiçbir ordusu görmedi,
Senin gibi büyük bir komutan.
Hiçbir millet tanımadı,
Senin kadar büyük bir dehayı.
Sırtlanlar sarmıştı dört bir yandan,
Anadolu denen küçük bir karayı.
Bir el uzanmalıydı!
Sarmak için kanayan bu yarayı.
İşte o an;
Anadolu'nun ufkundan,
Sen doğdun.
Çakmak çakmak parlayan gözlerinle.
Hiçbir kuvvet, hiçbir kudret
Baş edemedi seninle.
Vatan vatan diye çarpan yüreğinle,
Koyulup yola düşmanı denizde boğdun...
Çağlayanlar kadar gür,
Şimşekler kadar keskin sözlerinle...

İşte bugün de biz;
Çizdiğin aydınlık yolda,
Dağlar gibi dimdik ayaktayız.
Ve vatan ateşiyle yanar içimiz.
Sarsa da afakı bulutlar
Bulansa da tüm umutlar
Kanımızı katıp toprağa harç ederiz,
Kalbimizi kalkan.
Adınla yaşatacağız bu ülküyü
Adınla her an...

19 Mayıs 2006
Saat: 13:45
İstanbul

Faruk Gökbul

Serzeniş
27-08-08, 23:27
Ay Parçam, Hilalim

Ay teninde en güzel şeklini aldı
Esti rüzigar, kokun yurdumu sardı
Senin teninde şehidimin kokusu vardı
Canlar feda sana Ay parçam, Hilalim

Al bayrağım, gül bayrağım kalmasada mecalim
Suç mu hep gölgende yaşamaksa hayalim?
Bilmem ki ne olur istikbalde benim halim
Doğ yurduma ne olur bekletme bizi Hilalim
Al Bayrağım, Gül Bayrağım!
Ruhumda sönmeyen güneş gibi kal bayrağım.


12 ŞUBAT 2003
Saat: 00:56
Ş.URFA

Faruk Gökbulut

Serzeniş
27-08-08, 23:27
Ayçam-1

Ayçam! Gülüm, baharım, nazım
Allah'tan tek dileğim, tek niyazım
Bir ömür seni seveceğim
Kışa dönse de yazım

Ayçam! Nar çiçeğimsin, can meleğim
Sevdan uğruna iste canım vereyim
Bir sevda ki ömre bedel
Dile yoluna güller sereyim

Ayçam! Günümde ışıksın, bahçemde bahar
Saf ve temizsin bir papatya kadar
Hasretinle yanan şu tenimi
Sarmaşık gibi kollarınla sar

Ayçam! Kır çiçeğimsin, can meleğim
Çınarlar gibi yüreğine kök salayım
Bir gece ay gibi doğ kalbime
Hazların en tatlısını senden alayım

Ayçam! Tenimde can, gözümde nursun
Hayalin gölgem gibi hep yanımda dursun
Sen sevgini çağlayan nehri
Sevdan sevdama mihrab olsun

Ayçam! Kor çiçeğimsin, can meleğim
Öl de sevdan uğruna öleyim
Hayat denen bu dikenli yolda
Saçına güller takayım, hep senle güleyim

Ayçam! Gülüm, baharım, nazım
Allah'tan tek dileğim, tek niyazım
Bir ömür seni seveceğim
Kışa dönse de yazım


10 EYLÜL 2000
Saat: 00:33
ANKARA

Faruk Gökbulut

Serzeniş
27-08-08, 23:27
Ayçam - 2

Günler aylar geçti hâlâ ağlarsın
Artık yaşlarını sil be Ayçam
O mahzun halinle yürek dağlarsın
Aşkın sembolüsün bil be Ayçam

Bilirim yaranı derindir derin
Bakarsın yüzüme ağlar gözlerin
Kalbimde hep aynıdır senin yerin
Olmasın yaşların sel be Ayçam

Aşkımın hatrına gelirim dize
Ne olur acı bu garip öksüze
Ağyar bile hayransa halimize
Bekletme bu canı gel be Ayçam


07.06.2000
Saat: 23:11
Malatya

Faruk Gökbulut

Serzeniş
27-08-08, 23:28
Aygü Banazım(*) -1

Ayrılığın adı var
Yansa da yürek hasretinden,
Vuslatın başka bir tadı var.
Çağlarım, seni düşündükçe
Coşkun akan bir ırmak kadar
Allah'ım merhamet et ne olur,
Değmesin nazar.
Muhabbet şehrinin gülüsün
Ve naifsin bir gelincik kadar

Gülüşün sevgi güneşimin şavkı olsun
Ümranlara doğan ay gibi,
Hayâlin geceme doğsun
Lalelere sümbüllere değil,
Sevdam güllere sorulsun
Ümidim azığın,
Hasretim yolunda yoldaş olsun.
Merhamet çiçeğim, ister misin?
Yüreğim sırrına sırdaş olsun.

Baharımda açan asude bir çiçeksin,
Gül kadar serin
Adın ayın en sevimli halidir
Can meleğim, bilesin
Hayatıma çekilmiş çizgi,
Ebed müddet çilesin
Aylarım yıllar ile hemhal oldu
Kır çiçeğim, bilesin.
Rayihandır eser durur
Yamaçlarımda serin serin
Irmağısın vefa yaylasının,
Ab-ı hayatısın sabır çiçeğimin
Melal yıldızı gibidir
Geceme doğuşun, sessiz gelişin
Ne zaman gün doğuşunu görsem,
Sen aklıma gelirsin

Adına nameler yazarım,
Seyrederken altın alevini fecrin
Zaman bana tutsaktır ve yollar uzun,
Bense senden ırak
Işığınla sar tenimi, uzanalım sonsuza
Zamana çelme takarak
Mihrabım olsun sevdan,
Yolcusu olayım sana olan hicrin


Dipnot: (*) Şiirin adı olan AYGÜ BANAZIM bir kısaltma olup
AYçam GÜlüm BAharım NAZIM=AYGÜ BANAZIM şeklinde kısaltılmıştır.



22 EKİM 2000
Saat: 03:45
MALATYA

Faruk Gökbulut

Serzeniş
27-08-08, 23:28
Aygü Banazım(*) -2

Ağlamak yakışmaz sana,
Gülmek gibi bir güzellik varken
Lalelere nergislere mi sorsam,
Sana olan yönümü ararken
Layık olsun isterim sevdana,
Gönül harcımı sevgi ile kararken

Aşkın ak bulut gibidir,
Dolaşır durur göklerinde yüreğimin
Hele biraz sabret nar çiçeğim,
Hele bir hazır olsun zemin
Tüllenir sabır çöllerinde aşkımız,
Değince ellerime ellerin
Akışındır içime bir çağlayan misali,
İndirince aşkın perçemin
Nar çiçeğim adını kalbime kazıdım,
İnan olsun ve yemin

Tırmanırken sabrın süllemiyle sevda doruklarına
Eşim, arkadaşım, sultanım al beni yanına sar kollarınla
Kendimden geçeyim lale dudaklım, yak beni allarınla

Diyarında dolaşırken aşk abidesi Ferhat ile Şirin'in
İkimize açılsın sadece yolları sevda şehrinin
Leblerimden dökülen kelimeler akışı gibidir Nil nehrinin
Ey benim şehla bakışlım, bülbül avazlım
Güllerin kalbine adını AY diye yazdım
İnan bana sevdiceğim inan
Maşukların aşkına merhamet okutan niyazdım

Tek bir dileğim var Tanrıdan
Ellerini ellerimden ayırmasın Yaradan
Kem gözleri kör eden ve nar eden
Ne olur merhamet et,
Aşkı kalplerde var eden
İnayetine yüz çevirenlere dünyaları dar eden
Ya Rabbi, varlığımızın sebebi Sevgi adına
Al bizi kanatlandır irem bağının yedinci katına
Ziynetimiz sana olan yürek dolusu sevgimiz
Irmaklar ki yüreğimizde seni çağlar, tertemiz
Mutlu olalım Ben-Sevdiğim ve bütün ailemiz


10 KASIM 2000
Saat: 03:45
MALATYA

Faruk Gökbulut

Serzeniş
27-08-08, 23:28
Aynalar

Aynalar, sanmayın sizdeki aksim benim;
Aşkın büyüsüne kapıldım kelepçelendim!

Umulmaz bir anda çıktınız karşıma
Zehir kattınız bal sandığım aşıma

Yüreğimde her çizgi ayrı bir imza
Benmişim kendime en büyük ceza

Ey billur güzel, dur, öyle deme
Unutma kurulur birgün yüce mahkeme

Nur topu günlerimin kanına girdin
Yedim kendimi sevdan ile, bitirdim

Biter mi, sevdana indirsem kepenk:
Gözyaşı döksem, seylaplara denk?

Gelemem zira aynalar yolumu kesti
Bekleme, geldi geçti, o bir hevesti


11 ŞUBAT 2004
Saat: 05:42
Ş.URFA

Faruk Gökbulut

Serzeniş
27-08-08, 23:28
Ayrılık Ateşi

Eğer sevdalıysa yürek
Görme zamanla cengini
Ayrılık ne fena şey
Sorma dengini
Ayrılık ki en cılız ateşi,
Yangınlardan daha yangın
Mahşer zengini...


08 EKİM 2004
Saat: 21:45
Ş.URFA

Faruk Gökbulut

Serzeniş
27-08-08, 23:28
Ayrılık Derdi

Kızgın çöllerdeki sam yeli gibi
Estin canevimi savrup ta gittin
Ölümlerden ölüm beğen der gibi
Sineme hançeri vurup ta gittin

Sevgilim sayende düştüm ellere
Kapılıp körkütük boş hayallere
O uçsuz bucaksız taşlı yollara
Beni de taş gibi atıp ta gittin

Ayrılık derdini senle tanıdım
Senden evvel candan özge can idim
Hasretinle dolan bir fincan idim
Beni de böyle kırıp ta gittin

Aylarca bekledim seni yuvamda
Hasretin bir yanda aşkın bir yanda
Muradıma erdim sandığım anda
Yüzüme kapıyı çarpıp ta gittin

07 ARALIK 2001
Saat: 13:45
MALATYA

Faruk Gökbulut

Serzeniş
27-08-08, 23:28
Ayrılık Keder Olmuş Bize

Yazgımız kader olmuş bize
Ayrılık keder olmuş bize
Aşkımız okyanuslar kadar
Her gece kadir olmuş bize

17 EKİM 2004
Ş.Urfa

Faruk Gökbulut

Serzeniş
27-08-08, 23:29
Ayrılık Ölümden Beter Demiştin

Ayrılık ölümden beter demiştin
Niçin gittin neden beni terk ettin
Aramasan gayrı yeter demiştin
Artık benim için bitmiş bir iştin

Sorgula maziyi ne göreceksin
Dertlerin üstüne dert öreceksin
Rûyanda bile af dileyeceksin
Artık benim için bitmiş bir işsin

Aşkınla yaktığın kalbimi düşün
Fayda etmeyecek geri dönüşün
Bin pişman olsan da yok benle işin
Artık benim için bitmiş bir işsin


04.04.2006
Saat: 14:10
İstanbul

Faruk Gökbulut

Serzeniş
27-08-08, 23:29
Bahar Bebeğe Sevgilerle

Evinizde şenlik var,
Yuvanıza geldi BAHAR.
Dilimdeki dualar kadar,
Sevimlisiniz ALTINTAÇlar.

Yüreğimdeki duygular,
Sanki Toroslara yağan kar.
Tertemiz ve saflar,
Sığınacak çocuk yüreği arar.

21 Ağustos 2006
Saat: 01:30
Didim

** Sevgili öğretmenimin yeni doğan kızı Bahar'a ithafen **

Faruk Gökbulut

Serzeniş
27-08-08, 23:29
Bahar Yine Gelecek

Huzur ile yaşamak varken
Bilmem ki bu yalnızlık duygusu neden
Ayrı düşmüyor birbirinden, ruh ile beden
Mutlu olunmuyor, gönüldeki hazine keşfedilmeden

Gel, insaf et, ayrı düşme kendine
Damla damla birik, doluver bendine
Zirvelere tırman, sarılıp aşkın kemendine
Karanlıklardan dön yüzünü aşkın semtine

Bırak gitsin, olacağı varsa olsun
Sen kendine iyi bak, kalbin huzurla dolsun
İsterse çimenler sararsın, yapraklar solsun
Bahar yine gelecek sen de biliyorsun


04 EYLÜL 2000
Saat: 23:45
BALIKESİR

Faruk Gökbulut

Serzeniş
27-08-08, 23:29
Bayram Neşesi

Varsa gönülde bayram neşesi
Sevgi ile dolar kalbin her köşesi
Her günümüz bayram ola seyran ola
Her gecemiz kadir gecesi


24 EKİM 2002
Saat: 01:12
Ş.URFA

Faruk Gökbulut

Serzeniş
27-08-08, 23:30
Ben Sana Vurgunum

Ben damlaysam, sen deryasın
Elini uzat ruhum yansın
Neş'em tenim sana boyansın

Sil renkleri, çünkü sen varsın
Anladım ki kayıp değil karsın
Nereye baksam sen varsın
Ağ ruhuma, canım yansın harlansın

Ver ellerini kök sal yüreğime
Uzanalım sonsuza el ele
Rast gele sevda yolcusu demiştin
Görünce beni, dokunacaksın bekle
Unutma! Sabır sarayıma sultan olacaksın
Nice saraylara sultan olanlar gibi
Uyandığında beni yanında bulacaksın
Meğer ben hayal değil, gerçekmişim


12 ŞUBAT 2003
Saat: 03:47
Ş.URFA

Faruk Gökbulut

Serzeniş
27-08-08, 23:30
Ben Anadoluyum-1

Atom gülleri dolgun açar benim diyarımda
Zulamda sakladığım yitik sevdalarım var
Ferhat'tan Kerem'den, Mecnun'dan beri yaşanan
Gün olur dağları deler,
Gün olur çöllerde yanar benim sevdam.
Sevdalar..
Kaf Dağı'nın ardında kendini saklar
Ve parlaktır Anka'nın kanadındaki tüyler kadar
Toroslar'ın tepesindeki karlar gibi apak
Sevdalar...

Sonra Pir Sultan Abdallarım vardır
Türküler dolusu bana hasret
Türküler dolusu bana yanan.
Bektaşî diyarından eser gelir kokusu
Mahsûni Şerif'imin yanık dilinde anlatırım
Bir kuru soğana muhtaç olan yiğidi
Bir de Mevlana'm var benim
Bağrını açar gel çağrısına icabet edene
Ne babayiğitler saklıdır sinemde
Adı bilineni, bilinmeyeni...
Uzak diyarlara gidip de gelmeyeni.
Yunus'un dilinde bulurum kendimi
Özü kadar saf, özü kadar arı
Anlatır bende var olan en kuytu diyarı..

Aşık Veysel bende bulmuş dostluğun ta kendisini
Sadık yarim demiş, kadrimi kıymetimi bilmiş.
Ekmeğimden suyumdan, taşımdan toprağımdan..
Her şeyden aziz tutmuş bana olan hasretini.
Sineme kök salan çınarsın demiş.
Kırşehir civarında tüter ocağım.
Neşet Ertaş sesinde buğulanırım
''Al yazmalı yarim giymiş entarisini,
Peşinde gezdirir yiğidin birisini''

Bir de badem gözlü, güleç yüzlü kadınlarım var
Bağda bahçede, tarlada çalışan.
Kiminin elleri çatlak, dudakları kurak
Kimisi taylar gibi kıvrak mı kıvrak.
Hele genç kızlarım!
Buğday tenli, saçları başak örmeli..
Yürüyüşü endamlıdır, cilveli mi cilveli..

Ben buyum işte ben buyum
Bağrında fakirler doyuran
En güzel Türkülerle nağmeleri duyuran
Pir Sultan'dan Mevlana'ya
Aşık Veysel'den Mahsûni Şerif'e
Oradan da Neşet Ertaş'a kadar uzanan
BEN ANADOLUYUM...


23 ARALIK 2002
Saat: 02:20
Ş.URFA

Faruk Gökbulut

Serzeniş
27-08-08, 23:30
Ben Bir Küçük Atatürk'üm (Çocuk Şiirleri)

Ben bir küçük Atatürk'üm
Minicik yüreğinde,
Dağlar kadar sevgisi olan.
Ben bir küçük Atatürk'üm
Gücünü tarihinden alan...

Vatan bizim şanımız
Öyle söyledi babam
Feda ona canımız
Öyle söyledi Atam

Ben bir küçük Atatürk'üm
Dürüstlük benim karakterim
Ben Türk oğlu Türküm
Vatan vatan diye akar terim

Üzerimde üniformam
Başım dik yürüyorum
Sevgili arkadaşlar
Geleceği sizlerde görüyorum

06.06.2006
Saat:02.40
İstanbul

*** Bu şiir Pembe Kucak Anaokulu'nda öğretmen olan eşimin Beş(5) yaşındaki bir öğrencisinin isteği üzerine yazılmıştır.Sene sonu etkinliklerinde okunmak üzere...***

Faruk Gökbulut

Serzeniş
27-08-08, 23:30
Beyaz Kelebek

Sen sevda şehrinin kutsal çiçeği
Hayatın kendisi ömrün gerçeği
Gönül bahçesinde beyaz kelebek
Seni sevmek ne hoş, ne büyük zevk

Sevdan saraylarıma sultan olsun
Dertler tükensin gönül huzur bulsun
Gam keder değil, bin kahır olsun
Seni sevmek var ya gerisi bomboş

Sensin gönül ağrıma deva derman
Sensin aşk çağrıma uzanan ferman
Bense sevdan ile yüreği yanan
Sevdiğim kıl medet, aman, el aman


11 NİSAN 2001
Saat: 09:19
MALATYA

Faruk Gökbulut

Serzeniş
27-08-08, 23:30
Billûr Yaş

Aşkın sokaklarında dolaştım
Gözünden akan billûr yaştım
Yüreğinde yeni bir kapı açtım
Köşkün eşiğindeyim ben

Akınca gözünden yaşlar
Yüreğimde ince bir sızı başlar
Yerine oturduğunda taşlar
Aşkın eşiğindeyim ben

01 ŞUBAT 2003
Ş.URFA

Faruk Gökbulut

Serzeniş
27-08-08, 23:30
Bir Öpüşünle...

İlkbahara döner mevsimler senle
Bak gözlerime sevgimi anla
Dudağıma konan sonsuz tatları
Bir ömür yaşarım bir öpüşünle...


24 EKİM 2002
Saat: 23:12
Ş.URFA

Faruk Gökbulut

Serzeniş
27-08-08, 23:30
Bitanem

Bir Ağustos gecesinde
Bir aralık seninleyim yine
Ey esmer saçlı, beyaz tenli meleğim!
Şu an mutluyum galiba
Niye mi?
Yağmurlar senden haber verdi bana
Hani demiştim ya...
Esner saçlı, beyaz tenli meleğim sana
Sen yaprağımda çiğdin, çayımda dem
Sen bendesin,
Ben sende hüküm sürmekteyim bitanem
Bu gece mutluyum galiba
Yağmurlar şarkı söylüyor sanki bana
Aç diyor pencereni
Aç ki haber var sana
Esmer saçlı, beyaz tenli melekten.

Hani demiştim ya...
Çayımda demdin
Yanağımda nemdin
Yaprağımda çiğ tanemdin
Bu gece yağmurlarla geldin
Az kalsın iklimime hazan vuracaktı
Güllerim hak ile yeksan olup
Lalelerim solacaktı
İyi ki geldin be sevdiceğim
İyi ki geldin...
Geldin de geceme Aşiyan beste verdin
Bilirim sen geceleri seversin
Nasıl sevilmez ki geceler
Yalnızlığımın buz tuttuğu anda
Seni içime çekişim
Ve senden bir nefestir geceler bana

Kalbinin al yalazında
Aralarken hayal perdemi
Kah ''Cemalin Yerinde'' gezerim
Kah sahil kenarında.
Alıyorum seni, ellerin ellerimde
Açılıyoruz mavi sessizliklere
Ha gözlerin, ha mavi deniz
Mutluluktan uçuyoruz biz
Gözlerinin üstünde martılar misali
Kanat çırparken kaşların
Yüreğime gül eker
Umut dolu bakışların
Ve neden sonra..
Sebil olur akar göz yaşlarım

Bu anlar yaşanmaya değer anlar
Mutluluk örgülü bakışlarım
Martıları selamlar.
Derken gökten bir yağmur damlar
Ve ben dönerim sensizliğin semtine.
Olsun be meleğim olsun
Yine de açıktır kalbimde aşkın yelkeni
Sabaha kadar seninleyim
Çarpar durur yüreğim, sabaha kadar seni.


27 AĞUSTOS 2000
Saat: 15:40
MALATYA

Faruk Gökbulut

Serzeniş
27-08-08, 23:31
Bitsin Artık Bu Hasret

Sen gittiğinden beri
Yüreğim yangın yeri
Unutma derbederi
Bitsin artık bu hasret

Dört bir yanım boran kar
Kanayan bir yaram var
Merhem olda yaram sar
Bitsin artık bu hasret

Yak sinemi kavur da
Külüm çöle savur da
Aşkım yâre duyur da
Bitsin artık bu hasret

Beş mevsim ömür sürdüm
Kah ağladım kah güldüm
Çile çekip gün gördüm
Bitsin artık bu hasret

Aşk odunla yak, kavur
Külümü yele savur
Mızrabınla durma vur
Bitsin artık bu hasret

Öyle durma karşımda
Gökyüzümde arşımda
Gezin dur da çarşımda
Bitsin artık bu hasret

04.04.2006
Saat: 15:24
İstanbul

Faruk Gökbulut

Serzeniş
27-08-08, 23:31
Bu Gece

Bin damla serpilsin yüreğine
Bin mutluluk dolsun gözlerine
Bütün hayallerin gerçek olsun
Duaların kabul olsun bu gece

Bin bülbül geliverse bağına
Çağırsa aşkın badem çağına
Dualarımız Hira Dağına
Varırsa kabul olur bu gece

Biniver aşkın Burak atına
Yüksel sevdanın çatı katına
Deryalardaki özlem yatına
Dalgalar gibi ersem bu gece

Yeşil yeşil baksan gözlerinle
Ilgıt ılgıt aksan sözlerinle
Sallasan uyutsan dizlerinle
Kar mı yağar üstüme bu gece

Hep yeşil kalsa canım yapraklar
Yağmur sonrası koksa topraklar
Açıverse bembeyaz zambaklar
Seni kokar bedenim bu gece

19 MAYIS 2003
Saat: 11:35
Ş.URFA



pencereyi

Faruk Gökbulut

Serzeniş
27-08-08, 23:31
Buğulu Ses

Vuslatın var mı busesi, neş'esi
Kavuşmak mı? Bilinmez ne berisi ne ötesi
Canözüm duy bu buğulu sesi
Vedanın alnına buse kondurmuşlar
Zamanı aşkın kapısında dondurmuşlar
Sen gelsen... Bir el versen
Zaman çözülür fikrimce
Senin gözlerin Fırat'tan coşkun
Bakışların Sırat'tan ince
Hele ki bir çift yaş süzülünce
Billur jaleler peşi sıra dizilince
Çöllerde bahar olur
Güller de nehir olur
Akar İbrahimî aşklar
Sözcükler sihir olur

Açılır aşkın kapısı
Kalbin sevdamın tapusu
O narin kalbin ki;
Senden sana firarımın yapısı
Açma sineni, dinmez tipisi
Sağda bir, solda bir iki nur var
Nurlar başına taç iki nar var
Sevdana selam durmazsam
Bil ki bende kusur var
Ben bir sana sevdalı
Ben bir sana deli
Lakin bilesin
Bende senden öte bir Var var
Kalbimde aşktan örülü bir hisar var
Her halime şahit bir sır var
İkbâlim istikbâlime şahit olsun
Bir aşk ki, tarifi yok, sığmaz zamana
Senden evvel bin yıl
Senden sonra sürecek bir asır var

Ama sakın korkma!
Aşkından hatıra,
Yüreğimden silinmez bir sır var.
Adın ummanlara denk
Bitmez hasretim
Bitmez bu cenk
Ey sevgili kâri!
Hasretim gayyanın derûnuna düştü
Ne olur sen anla...
Sen anla bâri.

13 ARALIK 2004
Saat: 02:27
ANKARA

Faruk Gökbulut

Serzeniş
27-08-08, 23:31
Burcu

Burcu burcu kokuyorsun,
Kalbime aşk dokuyorsun,
Sen ne güzel bakıyorsun,
Adı güzel aşka gazel kız.

Es bu yana kokun gelsin,
Bakışların kalbi delsin,
Bil ki dünyaya bedelsin,
Adı güzel aşka gazel kız.

Bülbül olup şakıyorsun,
Sen kalbime akıyorsun,
İçin için yakıyorsun,
Adı güzel aşka gazel kız.

Yol üstüne kül dökersin,
Çorak kalbe gül dikersin,
Sen ne tatlı şeker şeysin,
Adı güzel aşka gazel kız..


08.01.2008
Saat: 12:34
İstanbul/Küçükyalı

Faruk Gök

Serzeniş
27-08-08, 23:31
Busen, Hayalin ve Sen...

Özlemle doldu günüm gecem
Bal şerbet oldu her sözüm, her hecem
Değmeyin dostlar bu gece benim gecem
Urfa'da kar, yüreğimde kor var

Aylardan Kasım, mevsim sonbahar değil ama
Kar gibi beyaz, nar gibi sıcak odama
Az sonra bir nefes dolacak, yar kadar sıcak
Can gibi, damarımdaki kan gibi
Yaşanmamış an gibi bir şey

Ne söylesem, nasıl desem
Sana yemin olsun, sana kasem
Yüreğimdeki gülün yanağına konsa busen
Hayalin tülu eder, görünürsün ve sen...


19 ARALIK 2002
Saat: 00:30
Ş.URFA

Faruk Gökbulut

Serzeniş
27-08-08, 23:31
Buz Renkli Geceler

Gecenin is gibi simsiyah çehresi var
Karşımda ziftten örülmüş bir duvar
Gece karanlığı sokaklarda
Kendini arayan birisi var

Sessiz, Sensiz ve kimsesiz
Hıçkırıklar garip, şiirler bestesiz
Kuytu bir köşeye kıvrılmış ağlar
Yıllarını sorgulayan birisi var

Yıllar yalan, yollar yalan, güller yalan
İki damla gözyaşı yıllardan geriye kalan
Buz renkli gecelerin koynunda yüreği kalan
Yıllarına mahkum meçhul bir adam


19 HAZİRAN 1999
Saat: 23:00
BALIKESİR

Faruk Gökbulut

Serzeniş
27-08-08, 23:31
Bülbül

Ötme sen ey bülbül, ruhum kanıyor
Seni gören gözlerim, yarim sanıyor
Güllerin gözlerinde gördüm yarimi
Garibini gel diye yanına çağırıyor

Faruk Gökbulut

Serzeniş
27-08-08, 23:32
Can

Canlar can olur sana canân olunca
Ben cana can derim, aşkınla dolunca

Faruk Gökbulut

Serzeniş
27-08-08, 23:32
Can Senden Geçemiyorum

Önüm sonum senin yanın
Kahrına kandım dünyanın
Bunca hane bunca hanın
Kenarından geçiyorum

Tek senden geçemiyorum
Yâr senden geçemiyorum

Ballar balın sende buldum
Sevdim seni ve duruldum
Sevdan yaktı ben kavruldum
Kederimden içiyorum

Can senden geçemiyorum
Ben senden geçemiyorum

Hayâline hayran kuldum
Sevdan ile sarhoş oldum
Aşkın yaktı ben kavruldum
Rakı şarap içiyorum

Tek senden geçemiyorum
Yâr senden geçemiyorum
Can senden geçemiyorum
Ben senden geçemiyorum

17 ŞUBAT 2003
Saat: 11:22
Ş.URFA

Faruk Gökbulut

Serzeniş
27-08-08, 23:32
Can Sızım

Sen saklarken kendini
Gün batımı şehirler aynasında
Bense beklerim seni
Gecenin kör karanlığında
Mevlana'nın şeb-i arusunda
Yunus'un virdi gibi gece yarısında
Yokluğun var, sen yoksun
Sensizlik yalın gecelere denk
Yokluğun hasretimin kan kardeşi
Umudumsa Kaf Dağı ardında
Ölüm kapımın ücretsiz bekçisi
Gel artık ey can sızım
Geceler var ki uykusuzum
Gel artık...Gel...


21 EYLÜL 1999
Saat: 01:11
MALATYA

Faruk Gökbulut

Serzeniş
27-08-08, 23:32
Canözüm-1

Gel ay perim, gel gül yüzlüm
Gel ki sensiz ben öksüzüm
Gelmez isen gülmez yüzüm
Canözüm iki gözüm gel...

Rûyalarım hasret dolu
Açık durur aşkın yolu
Çok bekletme sensiz kulu
Canözüm iki gözüm gel...

Sanki mahkum sensiz beden
Cânım deyip özlüyorsan
Benim gibi düşlüyorsan
Canözüm iki gözüm gel...


28 Mayıs 2004
Saat: 17:17
Ankara

Faruk Gökbulut

Serzeniş
27-08-08, 23:32
Canözüm-2

Bülbüller seni öter duyar mısın
Dinlemeye doyulur mu Canözüm
Altından mı yirmidört ayar mısın
Ellemeye kıyılır mı Canözüm

Kor busenin katresiyle sarhoşum
Seni içen ayılır mı Canözüm
Bugün ben bende değilim bir hoşum
Cana böyle kıyılır mı Canözüm

Sen sevda savaşından çıkan zafer
Bense emrine amade bir nefer
Seni rüyamda gördüğüm her sefer
Aşkına nikah kıyılır mı Canözüm

Yüreğim yanardağ, nefesim volkan
Aşkımı gürz ettim, sevdamı kalkan
Karşısında beni bulur kem bakan
Kıysam günah sayılır mı Canözüm

01 HAZİRAN 2004
Saat: 16:30
Ş.URFA

Faruk Gökbulut

Serzeniş
27-08-08, 23:32
Canözüm-3

Adını duyunca canım tutuşur
İçime bir kızıl kor düşer

Sevdana yanınca közüm tutuşur
Aklıma bir güzel yar düşer

Adını anınca özüm yatışır
Kalbime bir beyaz kar düşer

Bastığın bu yerler şavkınla ışır
Bahtıma süt beyaz nur düşer

Makbulse dilekler eller açılır
Yazgıma bir vefalı kul düşer

02 EKİM 2004
Saat: 05:00
Afyon

Faruk Gökbulut

Serzeniş
27-08-08, 23:33
Cansezam

Aşkın diyarında cenke daldım
Hedef belleyip tek vurdular beni
Dört yanı dumanlı dağlara sarıldım
Cüce belleyip hor gördüler beni

Sürgün yeyip aşk ilinden yol aldım
Kalamaz uzaklarda döner sandılar
Yolum belli aşk adasına vardım
Güller aşkına kül olur sandılar

Birkaç damla gözyaşı, akar gider...
Gözlerimden sana doğru, sel diye...
Gül derip kalbimden, yârime saldım
Canım ''Cansezam'' durma gel diye



19 ŞUBAT 2005
Saat: 11:36
ŞANLIURFA

Faruk Gökbulut

Serzeniş
27-08-08, 23:33
Çatlayası Yürek

Kaç mevsim bekleyim daha kapında
Medet kıl sevdiğim, sevdiğim medet
Akan su olayım, sevda arkında
Ağlat peşin sıra, Mecnûn'a benzet

Geçiyor devranım, geçiyor çağlar
Düşüyor yapraklar, bozuldu bağlar
Ayrılık yakar da, kalbim kan ağlar
Sensizlik dilimde, acı bir lezzet

Rüzgarlar savrulsun, essin o yana
Anlatsın hâlimi görüp duyana
Çatlayası yürek nasıl dayana
Ey yar, çöz dilimi, şarkını söylet


21 MART 2006
Saat: 12:14
İSTANBUL

Faruk Gökbulut

Serzeniş
27-08-08, 23:36
Çeker Giderim

Bitir bu hasreti çağır yanına
Canımı katarım akan kanına
Ay gibi doğup da uykularına
Işıtır kalbini, sonra batarım

Alev sarar tenim değince sana
Aşk pınarından sen, iç kana kana
Ağyara sor, haber al benden yana
Bastığın yerlerde nöbet tutarım

Sakın koyma beni eller yerine
Düşürme beni dost düşman diline
Canımı can ettim aşkın yoluna
İster isen eğer çeker giderim

28.10.2006
Saat: 22:35
İstanbul

Faruk Gökbulut

Serzeniş
27-08-08, 23:36
Çığlık

Çığlık,
Sen ey sükûtun kalbine saplanan hançer
Bozma sessizliği, dur durduğun yerde
Dudaklardan dökülen o engin nağmeler
Okşar geçer yürekleri, vakitlerin en güzeli seherde

Çığlık,
Senin sesini kısacağım, yuvanı bozacağım
Adını alfabeme kara harflerle yazacağım
Mûtidir bütün aşıklar, sabrederler her derde
Sana yer yok aşıkların diyârı olan bu yerde

Çığlık,
Seni bekler loş ışıklı donuk sokaklar
O sokaklar ki derde düçar, zonklar şakaklar
Bir sevda bine bölünür ama içinde umudu saklar
Her tülû'un ardından mutlak beklenir şafaklar

Çığlık,
Sen zehir zemberek sesinle inletsen de civarı
Sana dar edeceğim akreplerle dans ettiğin mezarı
Yırtınsan, çırpınsan, zorlasan da o kadim cidarı
Dayanır buna yürek, yaklaşma sakın yakar seni nârı


25 KASIM 2000
KAYSERİ

Faruk Gökbulut

Serzeniş
27-08-08, 23:36
Çikolata Renkli Güvercin

Bir cuma akşamıydı, kulağımda volkmenim
Üşüyerek koğuşun soğuk havasında
Dünya Radyo'yu dinlemekteyim
Seyrederken karşıdan Anıt Kabri
Tatlı bir vaktinde gecenin
Dolaştı gözlerim,
Anıt Kabir üzerindeki sarı halenin
Takılıp kaldım
Sarı rengin kalbimi okşadığı yerde
Ve açılıverdi maziyi örten beyaz perde

Henüz küçük bir çocuk, yedi yaşında
Okula yeni başlamış, daha işin başında
İlk günü olacaktı,
Hiç tanımadığı görmediği insanlar arasında
Yakalaşınca okula, önünde koca bir bina
Etrafı çevrilmiş kalın bir duvarla
Duvarın ötesinde kalabalık
Ve etrafında koşuşan çocuklar
Daha önce hiç görmediği
Değişik sima ve değişik insanlar

Derken giriverdi, geçerek kapıdan içeri
Daha anlayamadan olup biteni
Bağırmaya başladı öğretmeni;
Hadi çocuklar, geçin sıraya ve bakın ileri
Duyulunca öğretmenin sesi
Koşuşmalar bitti ve sıraya geçildi

Kayıt olurken Yasin
Söylenmişti sınıfı
Ama girince içeriye hatırlayamadı
Sağda mıydı yoksa solda mı
Zaten afallamıştı
Görünce düz beton duvarları
Çünkü onun yaşadığı ev ker****tendi
Ve rengi sarı...

Bakınırken şaşkın şaşkın etrafa
Bir ses yükseldi:
Hadi Yasin gelsene sınıfa
Koştu Yasin, girdi içeri
Ve sonrasında öğretmeni...
Herkes ürkek gözlerle bakıyordu,
Sanki önceden görmedikleri,
Bu insandan korkuyordu
'' Okula hoş geldiniz çocuklar''
Diye başladı söze öğretmeni
Ürkek bakışlar arasında...
Uzayıp gitti konuşma
Bugün tanışma günüydü
Herşey güzel ve yolunda
Derken...
Vakit olmuştu öğlen

Dersler bitmişti, eve dönüyordu Yasin
Yolda giderken aklına gelmişti
Yeni satın aldığı
Çikolata renkli güvercin

Varır varmaz eve
Fırlattı elindekileri bir yere
Koşturdu hemen tandıra
Minik elleri arasına almak için
Bir kasa altındaki
Çikolata renkli güvercin
Kanatları yolunmuştu,
Uçup gimesin diye.
Kaptırmaktan korkuyordu güvercinini
Aç bir kediye
''Ama olsun'' dedi Yasin
Biraz yem saçtı yere
Bıraktı güvercinini, yemlesin diye
Derken...
Günler, haftalar, aylar geçti
Kanatlandı çikolata renkli güvercin
Rahatça uçuyor,
Girip çıkıyordu yuvaya

Bir sabah erken
Beyaz bulutlar arasında gezerken
Bir daha dönmedi yuvaya
Çikolata renkli güvercin

''Dün-yaaa Radyo'' sesiyle
Kapandı birden, maziyi örten perde
Uyandım daldığım hayalden
Herşey olduğu yerde
Ve koğuştayım ben.
Belki bir hayaldi, belki bir rüyaydı
Ama çocukluğumdan kalan tatlı bir hatıraydı


03 ARALIK 1995
ANKARA

Faruk Gökbulut

Serzeniş
27-08-08, 23:36
Çile

Aşkın ile düştüm dile
Nazar etti yarim bile
Bir bilene sor söylesin
Nedir bu çektiğim çile

Çıkamadım sağa sola
Rabbim sonum hayır ola
Bir bilene sor söylesin
Nedir bu çektiğim çile

Aşkın ile düştüm yola
Veremedim bir tek mola
Bir bilene sor söylesin
Nedir bu çektiğim çile


24 MART 2002
Saat: 15:oo
MALATYA

Faruk Gökbulut

Serzeniş
27-08-08, 23:36
Çocukların Hayâlleri

Gece çekerken karanlık perdesini gökyüzüne,
Yalnızlıklar içinde bir mum gibi eridim.
Ve bağrımda sımsıcak bir yürek..
İsteseydi yârim ona verirdim.
Cinnah Caddesi'nde bir garip ağlar
Yanar, kanar da gözleri elleriyle saklar
Bilmez ki bu halimi arkadaşlar
Halden anlayan yalnız birisi var
Beni hasret dolu yüreğiyle,
Anlarsa bir anam anlar..

Sevinçlerin ve kahkahaların terkettiği..
Unutulmuş mekanlarda kaldı gençliğim.
Ne gitar sohbetleri,
Ne de o hüzünlü şarkılardı özlediğim
Birisi olmalıydı hayatımda...
Hayatımın akışını değiştirmesini istediğim
Ama ben yalnız ama ben kimsesizdim.
Ve yoksul ve yalın ayak bir çocuk gördü gözlerim
Uzandı, saçlarını okşadı ellerim
İstedim ki gülsün..
Mahzun yurdumun mahzun çocukları
Bilsinler ki insanlar..
Dünyayı ışıtır çocukların sevinçleri
Masmavi sessizlikte uçuşan martılar misâli
Masmavi dünyaları sarsın çocukların hayâlleri


17 KASIM 1997
Saat: 03:37
ANKARA

Faruk Gökbulut

Serzeniş
27-08-08, 23:36
Dağlı Kız

Kendimi dertli sanırdım
Benden daha dertli birini tanıdım
Adı Ayça Efna...
Hale bakılırsa durum çok fena
Yüreğinde çizgi çizgi dostluk izi
Ama sorunlar çok yormuş bu kızı
Bu kadar sorun içinde,
Güzel bir söz dolaştı dilinde
Ben dağlıyım dedi..
Diyeceksin bunun da nesi güzel
Hani şair diyor ya;
Ben dağ adamıyım.
Şehirli bizden öğrendi sevmeyi.
Desen desen, nakış nakış
Sevgiden kazak örmeyi.
İşte bu yüzden sevdim ben
Dağlıyı, dağ sözünü..
Dağlı hep sevdalıdır
Sevda vardır özünde
Buram buram, kekik kekik..
Türkü türkü aşk dolaşır dilinde
İşte Ayça'da böyle bir kız.
Umut var, ışık var gözlerinde
Ama yüreği yaralı
Hem de ihanetle karalı...


14 AĞUSTOS 1999
KONYA

Faruk Gökbulut

Serzeniş
27-08-08, 23:37
Dayım Kadar...

Dağlar sinesinde hep bir sır saklar
Kim bilir bir kaya dibinde garip bir karanfil,
Ya da yalçın bir yamaçta yaban gülü açar
Kim bilir belki de bir dorukta gizlenen kardelen var
Başını çıkarmak için gün sayar

Ama mutlak birgün güneş doğar
Kaya yosun tutar
Garip karanfil belki selam çakar
Gül başını kaldırır göke bakar

İsterim ki yeşil olsun yamaçlar
Gül yeşil yamaçta daha bir dolgun açar
Sonra sevda olur enginlere kokar
Yine de gülüm kokun yürek yakar
Kim bilir belki de kollarının altında
Sırrına sırdaş bir şehit var
O sır bazen çözülür
Dolaşır diyar diyar
Ve neden sonra benim ufkuma doğar
Çözülmüş sırlar arasındaki sır
Dayım kadar...


31 OCAK 2000
Saat: 03:34
MALATYA

Dipnot: 1977 yılında benim doğumumdan 40 (kırk) gün sonra
güneydoğuda Şehit olan dayım (Ord.Bçvş.) Rıdvan KARABULUT
anısına ifhaf olunmuştur.Ve Tanrı'nın işine bakın ki
bugün ben de bir Ordudonatımcı olarak TSK'de Üsteğmen
rütbesiyle görevime devam ediyorum.Yattığın yer nur,
ruhun şad olsun Dayıcığım.Sen rahat uyu...Yeğenin bir
Şehit yeğeni olmanın şuuruyla görevinin başında...

Faruk Gökbulut

Serzeniş
27-08-08, 23:37
Deli Sevdam

Dalgalar vuruyor yüreğimin sahillerine durmadan
Yazılmıyormuş bunca şeyler bir deli sevdaya vurulmadan
Gel gayrı aşk perisi, kıl medet, sevda sarayım yıkılmadan
Muradına ersin artık gönlüm, aşk sorusu sorulmadan


13 EKİM 2004
Saat: 00:55
MALATYA

Faruk Gökbulut

Serzeniş
27-08-08, 23:37
Deli Yüreğim

Dehlizlerde yine deli yüreğim
İz bırak ki gülüm, izin süreyim
Sen gönlümün sultanı, can meleğim
Ne olur ses ver feryadıma
Dualarım kabul olsun, muradıma ereyim

Bir garip kulum gezerim dere kıyısında
Rüyasına gireyim güzel yarim uyusunda
Bir taş attım ses yok aşk kuyusunda
Heyhat! Aşk ibresi kırılmış sevda büyüsünde

Ağlıyorum derdim çok
Bikesim bilenim yok
Kalbime saplanan zehirli ok
Aşk ibresi kırıldı diyor,
Dert çok, naçarım derman yok

Yüreğimin sokaklarını dolaştım geceleyin
Bir ses diyordu ki aşkı heceleyin
Dedim ki, aşktır bu ben ne bileyim
Bana bir yol göster
Aşkı sıkı dokuyup, ince eleyeyim


22 EKİM 1998
Saat: 20:55
İSTANBUL

Faruk Gökbulut

Serzeniş
27-08-08, 23:37
Deniz Gözlüm

Seni bana tutkun, âşık sanmıştım
Nasıl da inanmış, nasıl da kanmışım
Az değil tam bir yıl, aşkınla yanmışım
Deniz gözlüm bana anlat derdini

Dillere düşmesin bu aşkın sonu
Cümle âlem kınar ayıplar seni
Unutma ettiğin onca yemini
Deniz gözlüm bana anlat derdini

Sırası mı şimdi çekip gitmenin
Çılgına çevirip deli etmenin
Gam değirmeninde aşk öğütmenin
Deniz gözlüm bana anlat derdini

Niçin gittin neden beni terk ettin
Seviyordun madem niye çark ettin
Dönülmez gerçeği sen de fark ettin
Deniz gözlüm bana anlat derdini


01.02.2007
Saat: 14:22
İstanbul

Faruk Gökbulut

Serzeniş
27-08-08, 23:37
Deryada Balık İdim

Deryada balık idim
Derde düşmmeden önce
Orada seni buldum
Yanıp pişmeden önce

Halimi sorana söyle
Gönlüme girene söyle
Bu can aşkından avare
Dövmeli şurama böyle

Hatır sordum dendi nahoş
Aşkınla eğilir bu baş
halimi aşikâr etti
Gözden süzülen bir çift yaş

Seven gönül aldanır mı
Şikâr olup avlanır mı
Bir demet gül dersem sana
Narin kalbin tavlanır mı

Sanma sevdamın haddi yok
Yoruldu can takati yok
Bir bûsen ile canlanır
Öpmezsen meşakkati çok


29.11.2006
Saat: 18:50
İstanbul

Faruk Gökbulut

Serzeniş
27-08-08, 23:37
Dilber

Unutma dilber, ağlatma
Çağlayan gibi çağlatma
Benim derdim bana yeter
Bir derdime bin dert katma
Bilirsin bu yürek senin..
Bu can ki senin esirin

30 Nisan 1998
Saat: 02:17
Ankara

Faruk Gökbulut

Serzeniş
27-08-08, 23:38
Dilrûbâ

Vuslat koyuna girmeye yarım var
Benim candan özge canım yârim var
Bu sevda işinde benim kârım var
Bozmasın keyfimi esmesin rüzgar

Sevdalı yürek sensizlikten ağlar
Bilseydi hâlimi yıkılırdı dağlar
Sensiz olunca söz küser sükût ağlar
Bu dertten bir tek nar çiçeğim anlar

İnletir dağları benim avâzım
Bitsin artık güzüm ki gelsin yazım
Gönülde dert varsa elimde sazım
Her telindesin bitmez benim sızım

Esen yelden yağan kardan sordum yâr
Dediler uzaklarda Dilrûbân var
Sensizlikten erir gün be gün ağlar
Ağlama yâr ağlatma yâr
Bir derdime bin dert katma yâr...

02.03.2006
Saat: 23:50
İstanbul

Faruk Gökbulut

Serzeniş
27-08-08, 23:38
Dostluklar Sabır İster

Dostluklar sabır ister
Kırağı çalmasın diline
Hazan vurmasın tenine
Sen mutlu ol yeter

Bahane bol, gönül dostluk ister
Mesafeler uzak olsa ne fark eder
Aşkın haddesinden geçen gönül incelir
Uğramasın semtine, ne hüzün ne de keder

30 OCAK 2003
Ş.URFA

Faruk Gökbulut

Serzeniş
27-08-08, 23:38
Dudak Lâl

Lâl oldu dudağım, yandı yanağım
Gel, kondur bûseni sönsün bu yangın
Beden yorgun amma gönül dingin
Hayâller yorgun amma hedefler engin.
Sanma ki yıkılır bu kale,
Sanma ki sarsılır.
Yükün ağır yiğidim
Çalı çırpıyı alma kâle.
Pıtırak olur batarlar,
Gün gelir çamura yatarlar.
Bunlar adamı bir günde değil,
Anında satarlar.
Sakın ha yiğidim öfkelenme!
''Anonim'' denen o büyük bilge diyor ki;
Öfkeyle tehlike arasındaki sınır,
Kıldan incedir
Sakın öfkelenme!
Hayat çizgin incelir.
Kalp yıpranır, haysiyet incinir.
Vakur ol dimdik, Toroslar gibi ayakta
Sen hiddetlenirsen, kalırlar çığın altında
Ne olmuş yani sen gümüşsen onlar altın da
Aslında sen yakutsun, onlar ya...


13 ŞUBAT 2003
Saat: 02:13
Ş.URFA

Faruk Gökbulut

Serzeniş
27-08-08, 23:38
Duymuyor musun?

Özlemim sevdaya aman vermiyor
Hastanım diyorum, duymuyor musun?
Yüreğim firara ferman vermiyor
Zordayım diyorum, duymuyor musun?

Bir ömür dinmeyen sızı mı olur
Aşık olmayanın sazı mı olur
Bitmeyen kışımın yazı mı olur
Dardayım diyorum, duymuyor musun?

Sağır sultana bile mâlum oldu
Benim gibi cahil de âlim oldu
Sevdan sırdaş değil de zâlim oldu
Kordayım diyorum, duymuyor musun?

Arayanlar bulur tozlu izimi
Urfa'dan duyulan dertli sesimi
Aşkınla verirken son nefesimi
Nardayım diyorum, duymuyor musun?

12 NİSAN 2003
Saat: 21:34
Ş.URFA

Faruk Gökbulut

Serzeniş
27-08-08, 23:38
Dünya Denen Koca Sahne

Herşey yalan herşey sahte
Dünya denen koca sahne
Bizler birer figürânız
İnanmazsan girek bahse

Tatlı dilim güler yüzüm
Mahzun kaldı dertli sazım
Seven kalpler kırılır mı
El âleme sorulur mu

Beni bana sormak gerek
Hâlim nedir bilmek gerek
Yalan söyler isem size
Kayıtlardan silmek gerek

Benim Adım dertli Faruk
Kalbim orta yerden yarık
Baban beni sormuş ele
Bundan böyle dilim buruk

06 NİSAN 2003
Saat: 02:25
Ş.URFA

Faruk Gökbulut

Serzeniş
27-08-08, 23:38
Efsane Aşk

Leyla'dan geçmiş halde, Kays'ı gördüm rüyamda
Dedi sen gibi aşık görülmüş mü bu zamanda
Ben gibi Kaysâne değil, efsâne aşk sendeki
Düçar olma çöllere, yaşa kalp denen handa


11 OCAK 2002
Saat: 07:44
MALATYA

Faruk Gökbulut

Serzeniş
27-08-08, 23:38
En Güzel Karar

İnan bana SEVDİCEĞİM inan
Bahçemde asude bir baharsın
Gezip gördüğüm en güzel diyarsın
Yüreğimin Toroslarına düşen karsın
Bir bakışınla yüreğimden içre akarsın

İnan bana SEVGİ ÇİÇEĞİM inan
Yokluğunla tarumar eder yıkarsın
Varlığınla gönül burcuma çıkarsın
Aşkından yanıp yıkıldığım narsın
İffetsin, zarafetsin, arsın

Sevdiceğim! Sevgi Çiçeğim!
Uzat kollarını bedenimi sarsın
O şehla bakışınla kanıma sızarsın
Aşkın iflas ettiği yerde kazançsın,karsın
Eşsin, arkadaşsın, yardan özge yarsın
Hayatımda verdiğim en güzel kararsın


09 EKİM 2004
Saat: 03:10
Ş.URFA

Faruk Gökbulut

Serzeniş
27-08-08, 23:39
Fermandan Öte

Can diyorum sana Can, candan öte
Bir name gönder ki fermandan öte

Faruk Gökbulut

Serzeniş
27-08-08, 23:39
Gel

Sol yanım ateşe teslim yanar da yanar
Can özüm, iki gözüm, kumrular seni sorar
Sensiz başım önde, içimde binbir düğüm
Hayalini her gece rüyalarda gördüğüm, gel


17 ŞUBAT 2003
Saat: 03:08
Ş.URFA

Faruk Gökbulut

Serzeniş
27-08-08, 23:39
Gibi

Hayâlin hâlime gülümser gibi
Gözlerin ruhumu özümser gibi
O dudaklar ki ballar misâli
Öpmeye kıyamam özletir visâli

Faruk Gökbulut

Serzeniş
27-08-08, 23:39
Gök ve Bulut

Sabırsızca bekledim;
Bak yine geldi.
Herkesi topladı etrafına
Ama herkesi...
Yüreği o kadar büyüktü ki;
GÖKBULUT denizini andırıyordu
Kimse açıkta kalmadı.
Dağ taş durmuş,
Onu dinliyordu.
O hep verdi;
Ama hiç karşılık beklemedi.
Toprak ana gibi..!
Çünkü bir gün yine
Kendisine döneceğimizi biliyordu


** Bu şiir 21 ŞUBAT 2005 günü 1984/3 tertip askerim
Mehmet SEYMEN tarafından yazılıp teskere hatırası olarak
bana hediye edilmiştir.Teskeresinin Vatana, Millete ve
Ailesine hayırlı olmasını dilerim... **

Faruk Gökbulut

Serzeniş
27-08-08, 23:39
Göksu Meyhanesi

Göksu'da buluşup meşk ederiz biz
Yürekten bakışıp aşk ederiz biz
Gönül hanemizi köşk ederiz biz
Anılar canlansın bu akşamüstü


29.12.2006
Saat: 23:40
İstanbul

Faruk Gökbulut

Serzeniş
27-08-08, 23:39
Gönül Yaralı Kuş Misali

Duvardan inince resmim
Enkaz sûreti aldı cismim
Gönül yaralı kuş misali
Yar ben sana ne ettim

Kader ağını sıkı örüyor
Halimi Yaradanım görüyor
Gönül yaralı kuş misali
Kavuşmak için çırpınıp duruyor

Sardın beni aşk ağınla
Gezdirdin sevda bağında
Gönül yaralı kuş misali
Kıvranır durur sevdacığınla

Bilirim beni çok seversin
Gel ki bu can muradına ersin
Gönül yaralı kuş misali
Son nefesini kollarında versin

10 NİSAN 2003
Saat: 04:05
Ş.URFA

Faruk Gökbulut

Serzeniş
27-08-08, 23:39
Gözümdeki Yerim

Ne yazarım, ne şair ne de çizerim
Bir şey bilir, bir şey söylerim
Bir kalbim var tülden incedir
Ne bir ite hoşt derim..
Ne de bir karıncayı incitebilirim.


26 NİSAN 1998
ANKARA

Faruk Gökbulut

Serzeniş
27-08-08, 23:40
Gözyaşı

Senin yüreğindeki merhamet adlı çınar
Damla damla gözyaşı ile sulanmış
Dalında gezinen küçük tırtıllar
Gün gelmiş kelebek olup havalanmış

Torosların tepesindeki beyaz karlar gibi
Senin yüreğinde de apak duygular varmış
Baharı besteleyen çağlayanlar gibi
Yüreğimden gözlerine yaşlar akarmış

02 MAYIS 1999
Saat: 12:38
İSTANBUL

Faruk Gökbulut

Serzeniş
27-08-08, 23:40
Gurbet Akşamları

Almıyorum dost haberi
Benden uzak et kederi
Sinem gibi dertli yeri
Bulur gurbet akşamları

Bin derdim var öldürecek
Düşman gibi saldırarak
Tek tek yüküm doldurarak
Gelir gurbet akşamları

İstemesem de geliyor
Şu yüreğimi deliyor
Yâr uzaklarda meliyor
Bilir gurbet akşamları

Güç kalmadı dertten gamdan
Vazgeçmedi intikamdan
Kanlım gibi şu yakamdan
Tutar gurbet akşamları

Gam kedere bürür beni
Diyar diyar sürür beni
Her yanımdan sarar beni
Yutar gurbet akşamları

Gözlerimde yârim tüter
Bana yârim, yârim yeter
Ayrılıktan bile beter
Beter gurbet akşamları


01.01.2007
Saat:05:18
İstanbul

Faruk Gökbulut

Serzeniş
27-08-08, 23:40
Gül Yangını

Salıp kendini gül bahçesine
Gül yangınında yanmalı
Aşkın dikenli yollarında
Kızıl renge boyanmalı

Faruk Gökbulut

Serzeniş
27-08-08, 23:40
Gülmüyor Mevsimler Sensiz

Sol yanında siyah bir inci benindir.
Beyaz gülün rengi senin tenindir.
Lâleler sümbüller güller senindir.
Gülmüyor mevsimler sensiz Canözüm.

Gözlerin ki Cezair menekşesi.
Sen varsan vardır gönlümün neşesi.
Yokluğunda kalbim uzlet köşesi.
Gülmüyor mevsimler sensiz Canözüm.

Reşat lirası da olsa aşkımız,
Dünyalara bile değse meşkimiz,
Olmaz olsun sarayımız köşkümüz
Gülmüyor mevsimler sensiz Canözüm.

Dilersen yolları dümdüz edeyim.
Dile geceleri gündüz edeyim.
Sensizken yazı baharı nideyim.
Gülmüyor mevsimler sensiz Canözüm.


11 Şubat 2006
Saat: 19:50
Ankara

Faruk Gökbulut

Serzeniş
27-08-08, 23:40
Halil'im

Halil’im Rahman’a rızamı anlattım
Ben gibi garibi duyar mı bilmem
Gönlümün sahilindeki ayak izine baktım
Ben de bir gün er soylu Halil olurum diye

15 Ocak 2005
Saat: 17.36
ANKARA (Atakulu Sevilla Bar)

*Halil-ü Rahman Diyarından Esen Ilık Nefesliden…

Faruk Gökbulut

Serzeniş
27-08-08, 23:40
Hasret

Annenin rahmindeki bebeği,
Bebeğinse yüreğindeki anneyi
Âşıkın dostluğu için geceyi
Beklediği gibi beklerim seni

Geçti saatler, karardı gece
Hasretim düştü kağıda hece hece
Hayâllerim sarmaş dolaştı seninle
Bekledim lâkin gelmedin, nafile...

Faruk Gökbulut

Serzeniş
27-08-08, 23:40
Hasret Kokan Çiçek

Sen gönlümdeki dileksin
Bahçemdeki sarı kelebek
Cennetten süzülen meleksin
Özlem ol gel, hasret kokan çiçek

01 ŞUBAT 2003
Ş.URFA

Faruk Gökbulut

Serzeniş
27-08-08, 23:41
Hasretin İzi

Aşıkın maşuka naz hakkı vardır
Sevgilim halimi sor da öyle git
Bülbülün de gülde göz hakkı vardır
Sevgilim yaremi sar da öyle git

Vurduğun hançeri bırakma geri
Birgün arar isen bu derbederi
Görürsün narınla yaktığın yeri
Hasretin izini sil de öyle git

Gör ki ne haldeyim, sor ki niceyim
Derde düçar olmuş sırlı geceyim
Çözümü sendeki bir bilmeceyim
Kalbimin sırrını çözde öyle git

03 HAZİRAN 2004
Saat. 14:35
Ş.URFA

Faruk Gökbulut

Serzeniş
27-08-08, 23:41
Hasretin Narı

Hasretin narında yanarken bana
Gurbeti dost bilip gelme bu yana
Ey yar, feryadım bu âhı duyana
Yanarsın burda , gezinip durma

11 Şubat 2006
Ankara

Faruk Gökbulut

Serzeniş
27-08-08, 23:41
Hatıralar-1 (Köyüm ve Ben)

Hatırlar mısın?
Sonbaharın kapımıza dayandığı anları
Ninemin cam kenarında anlattığı nefis masalları
Ve altın renkli yapraklarla bezenmiş yolları
Hani seninle el sallardık
Göçe başlamış turna katarlarına
Bilemezdik ki turnalar göremezdi bizi
Ne sevdalarımız vardı oysa
Katıksız, saf ve çocuksu

Hatırlar mısın?
Kış gelirdi de, dört yanı kar sarardı
Ellerimizde kırmızı eldivenlerimiz vardı
Babam bahçeye çıkar
Bize kocaman kardan adam yapardı
Ve amcamın Almanya'dan getirdiği
Sarı siyah atkılarımız vardı
Kardan adamı bitirince babam
Atkımı alır,
Kardan adamın boynuna sarardı
Kömürden kaşlar, gözler ve süpürgesi derken
Burnuna bir de havuç takardı...
Ben hep ağlardım
Yıllar öncesi bir sonbaharda
Kışa yakın bir zamandı
Yapraklar yavuklusu dalların
Dudağına kondurmuştu veda busesini
Ve ben hep ağlardım
Eldiven de olsa ellerimizde, üşürdük
Kaskatı kesilir, büzüşürdük
Ve neden sonra...
Duyardık ninemin masalsı olgun sesini
Hadi çocuklar, hava soğuk, içeri...


19 MART 1995
Saat: 00:23
ANKARA

Faruk Gökbulut

Serzeniş
27-08-08, 23:41
Hatıralar-2 (Çocukluğum ve Dedem)

Ben bir yaz akşamında,
Şafak vakti doğmuşum.
Daha hayatı tanıyamadan onüç yaşında
Bir Ağustos ayında asker olmuşum.
Küçücük yavrucakken ben
Derlermiş bu çocuk asker olacak
İnerken yamaçtan aşağı
Ayağımı yere sertçe vururmuşum
Nereden de bilmişler ki;
İşte askerim şimdi.
Yaşımda yirmi iki
Ah! Bir de dedem görseydi şu halimi
Torunum geç gitsin diye askere
Bir yaş küçük yazdırmış deftere
Nereden bilecekti ki ilahi yazgıdır bu
Hak yazmış değiştirilmez çizgidir bu
Ah dedeciğim ah!
Ne güzel günlermiş o günler
Köye dair hatırladığım
Bir sen varsın,
Bir de o eski düğünler.
Hatırlar mısın dedeciğim?
Eşeliyor diye fidelerin dibini
Tavuklara çok kızardın.
Çoğu zaman bastonunu fırlatıp
Kıçlarını kırardın.
Bir de dedeciğim,
Evimizin önünde iğde ağaçları vardı
Bahar gelince çiçeklenir
Mis gibi kokardı


11 NİSAN 1999
BALIKESİR

Faruk Gökbulut

Serzeniş
27-08-08, 23:41
Hatıralar

Aylar geçecek,
Yıllar bitecek.
Takvim yaprakları düşecek tek tek
Geçse de aradan o kadar zaman
Seveceğiz birbirimizi mahşere dek

Bir bayram sabahı çıkmıştın karşıma
Bir çift tebessüm,
Ve bir gül takmıştım saçına.
Anıp da seni, bakınca resmine;
Bin mutluluk doluverdi içime.
Serin serin esince rüzgar
Buğu buğu eridi
Gözümde hatıralar...

O güzel günler
O eski hatıralar
Kimi tatlı, kimi buruk
Bir ömür beraber olacağız
Bir ömür tek yumruk...

08.09.2006
Saat: 03:00
İstanbul

Faruk Gökbulut

Serzeniş
27-08-08, 23:41
Hilâlin Hâlini Görenler

Hilâlin hâline hayret ettiler.
Sanki gözlerine perde çektiler.
Derin baksalardı görecektiler.
Onlar bakan olmayı tercih ettiler.
Bense gören subay olmayı..
Zaten tarihte de hep,
Hilâlin hâlini görenler,
Benim gibi askerler olmamışlar mı?
Soruyorum size;
Siz de sorun kendinize.
Ve diyorum ki;
''Sen göklerimde dalgalan hilâlim
Sen dalgalandıkça artar mecâlim''

29 Ağustos 2004
ŞanlıUrfa

Faruk Gökbulut

Serzeniş
27-08-08, 23:42
Huy Ettin

İzin versen canan görsem yüzünü
Gittiğin yerlerde sürsem izini
Genç ömrümün baharını, yazını
Şenlendirdin, düğün ettin, toy ettin...

Sana ermek için dağları deldim
Uzak diyarlardan koşup da geldim
Kalbimde kederden ne varsa sildim
Beni peşine takmayı huy ettin...

28.10.2006
Saat: 23:23
İstanbul

Faruk Gökbulut

Serzeniş
27-08-08, 23:42
İbrahimce Yanmak

Sana dönmek istiyorum
Mavi gözlerinde yıkanmak
Her gece rüyanda görünmek istiyorum
Rüzgar olup saçlarında havalanmak

Sana dönmek istiyorum
Gülen gözlerine boyanmak
Sende yanıp sönmek istiyorum
Her ateşi sen sanmak

Sana dönmek istiyorum
Ve kalbimdekileri sana sunmak
Dertten arınmak istiyorum
Ve Kevser suyunda yunmak

Sana dönmek istiyorum
Dudaklarında aşka kanmak
Ben yanmak istiyorum
Hem de İbrahimce yanmak

19 Mayıs 2006
İSTANBUL

Faruk Gökbulut

Serzeniş
27-08-08, 23:42
İhanet

Varmadan menzile sen beni sattın
Bilmem ki sen aşkı kaç kere tattın
Vebalinle beni bana bırakıp,
Sevda ummanında kaç kulaç attın

26 Nisan 2006
İstanbul

Faruk Gökbulut

Serzeniş
27-08-08, 23:42
İhtiyar Gemi

Gidin ona sorun hırçın dalgaları
O, vurgun yemiş ihtiyar bir gemi
Kaç kez boğuşmuştu dalgalarla
Fırtınaların pençesinde,
Yaralanmıştı yelkeni.
O da anlamıştı sonunda
Ne kadar hırçındır dalgalar
Deniz sessiz bir uykuya dalmış
Uyandırmaya ne gerek var
Kızdırdınmı denizi..
Dalgalarla boğar,
Sinesinde eritir seni.
O zaman bil ki;
Mezarındır sahilin en kuytu yeri.


12 KASIM 1995
Saat: 23:45
ANKARA

Faruk Gökbulut

Serzeniş
27-08-08, 23:42
İlham Perisi

Sen ilham perisi!
Sen Yunus yürekli birisi!

Kalbi aşkla titreyen,
Yürekte sevdası hiç bitmeyen.

Ne vakit darda kalmışsa,
Rabbi'nden himmet bekleyen.

Sen sılada süzülen özlem yatı!
Ben virânelere dönmüş çatı katı.

Nice Hızır'lar hazır bekler,
Sanma talan olur onca emekler.

Bu can sevdana sırdaş olmuşsa,
Her daim yolun gözler, hep seni bekler.

17 Mart 2006
Saat: 19:15
İSTANBUL

Faruk Gökbulut

Serzeniş
27-08-08, 23:42
İntizar

Sensiz bu dünyadan göçüp gidersem
Durma ağla kirpiklerin ıslansın
Benden başkasına gönül verirsen
Bir zalime düş de yüreğin yansın

O zalim ki canı tenden bezdirir
Deli eder diyar diyar gezdirir
Hal bilmeze düşürüp de ezdirir
Bir zalime düş de yüreğin yansın

Sız kalbime canım yansın harlansın
Seni seven yürek düzlükte zorlansın
Şu akılsız baş uslansın arlansın
Bir zalime düş de yüreğin yansın

Çıra gibi yanda sönme mum gibi
Bilinmez gayyanın ortası dibi
Sarsın yüreğini kar ile tipi
Bir zalime düş de yüreğin yansın


20 MAYIS 2003
Saat: 11:04
Ş.URFA

Faruk Gökbulut

Serzeniş
27-08-08, 23:42
Kahır İstasyonu

Ben bir seni sevdim,
Bir de seni sevmemi.
Yıldızlı gecelerin donuk aydınlığında
Hep olmanı istedim yanıbaşımda
Ama ne fayda...
Düşlerimi serdim yollarına
Sana ışık olsun,
Seni geri getirsin diye bana
Ne sen ne de hayalin, gelmedin.
Ve ben kahır istasyonundan
Kaç kara tren uğurladım da
Yine de kahretmedim hayata
Son durağı umut olan
Sevda treni de birgün gelir diye.
Tıpkı yolcu ederken seni,
Yüreğimin yarısını emanet ettiğim,
Fırat'ın dönüşünü hayal eder gibi.
Ve zaman geçer, ben demlenirim
Türkümüzü mırıldanmaya başlarım
Usul usul, yavaş yavaş...
Fıraaat! Fıraaat!
Sevdiğimi benden aldın Fırat!
Yüreğim sende kaldı Fırat!
Yüreğim sende kaldı...

24 EKİM 2002
Saat: 02:10
Ş.URFA

Faruk Gökbulut

Serzeniş
27-08-08, 23:43
Kalbimin Kaldırımları

Besmele çektiren hilâl kaşınla
İçimi yakarsın kanlı döşünle
Aşkıma akıttığın gözyaşınla
Islansın kalbimin kaldırımları

Çıkıp geliversen gurbet ilinden
Kurtarsan bu cânı hüznün elinden
Varsın o an seni, sevda yolundan
Kıskansın kalbimin kaldırımları

Bırakma vuslatı sakın yarına
Kulak ver gönlümün ah-u zârına
Yar demesin senden başka birine
Uslansın kalbimin kaldırımları

Sevda bahçesinde kokan çiçeksin
............
.................
....................

...............
.......................
.............................
...................................

16.06.2006
Saat: 22:48
İstanbul

Faruk Gökbulut

Serzeniş
27-08-08, 23:43
Kalfasından Ustasına (Şair Cemâl Safî'ye İthafen)

Rûyada yaşattın imkansız aşkı
Sohbetlere kattın mey ile meşki
Saray oldu seninle gönül köşkü
Sevda dağıma yağan kar gibisin

Çoktur bu alemde seni tanıyan
Yaşandıkça çözülen sır gibisin
Safî Sevgi ile kalbe sığmayan
Aşk ateşiyle yanan kor gibisin

Sendeki bendine sığmaz gönüldür
Bir selamın bana bin bir ödüldür
Sözün gonca ise kalemin güldür
Sevda ırmağımın pınarısın sen

Gönülden gönüle akan nehirsin
Şifresi bilinmez sanki sihirsin
Güle şerbet, koyu sohbet birisin
Duygu diyarının kralısın sen

Son eserin 'Kıyamete Kırk Kala'
Çiçeklenip elvan elvan aç hele
Şair dilim coşar karışır sele
En güzel sözlerin Cemâlisin sen

*** Büyük Ustam Şair Cemâl Safî'ye en derin sevgilerimle ***

12.06.2006
Saat: 10:14
İstanbul

Faruk Gökbulut

Serzeniş
27-08-08, 23:43
Kapı

'' Kapı kapı bu yolun son kapısı ölümse
Her kapıda ağlayıp o kapıda gülümse ''
Necip Fazıl KISAKÜREK

Her kapıyı açacak tek anahtar ilimse
İlimden uzak kalmak, zülüm üstü zulümse
Çalış didin çabala, tembellikten uzak dur
Bu dünyada yorulsan, öte yanda gülümse
***
Koşsam abid kul olup, üzerinden suların
Açılır kanatları, kocaman kapıların
***
Bir ağızdan yakılan ağıtlar kapı kapı
Mescid ki mabedlerin anası büyük yapı
***


17 Aralık 2006
Saat: 20:18
İstanbul

Faruk Gökbulut

Serzeniş
27-08-08, 23:43
Karakaşlarına Kurban Olduğum

Karşında abide gibi dururum
Sana yan bakanı çeker vururum
Seninleyken öylesine mağrurum
Karakaşlarına kurban olduğum

Bil ki yokluğunda geçmiyor zaman
Bil ki sensiz iken hâlim pek yaman
Yüce dağlarımı kapladı duman
Karakaşlarına kurban olduğum

İz bırak ki canım izin süreyim
Geç kapım önünden yüzün göreyim
İste sevdiceğim canım vereyim
Karakaşlarına kurban olduğum

Kral olsam sözüm geçmez Sezar'a
Beni ellerinle koyma mezara
Senle güzel hayat denen manzara
Karakaşlarına kurban olduğum

Aşk gölüne dalıp çıktım karaya
Bir bûsenle merhem ol bu yaraya
Uzak durma dağlar girer araya
Karakaşlarına kurban olduğum


16 Aralık 2006
Saat: 00:57
İstanbul

Faruk Gökbulut

Serzeniş
27-08-08, 23:43
Karlar Gibi Kürü Beni

Yâra beni yâra beni
Götürün o yâra beni
Nazlı yârim ister ise
Vursun yerden yere beni

Ara beni ara beni
Güzel yârim ara beni
Diyar diyar dolaşıp da
Nazlı yârim sora beni

Sara beni sara beni
Bir tek yârim sara beni
Parmaklarım tarak bilip
Saçlarında ara beni

Koru beni koru ben
Sevdam deyip koru beni
Daldan düşen yaprak gibi
Ezdirmeyip koru beni

Kürü beni kürü beni
Karlar gibi kürü beni
İster isen tut kolumdan
Körler gibi sürü beni

21.06.2006
Saat: 23:13
İstanbul

Faruk Gökbulut

Serzeniş
27-08-08, 23:43
Kızıl Güller

Gölgenle ruhum arasında açan kızıl güller
Aşkımızı anlatan en tatlı deliller
Aşk çemberine düşünce gönüller
Dil susar ve lâl olur bülbüller

Kızıl güllerin yaprağında gizlenen esrar
Gül bakışlı yarimde aslını arar
Gül bahçesinden kalma tatlı hatıralar
Kızıl güllerin alev rengiyle içimi yakar


04 MAYIS 1999
Saat: 11:23
İSTANBUL

Faruk Gökbulut

Serzeniş
27-08-08, 23:43
Kurban Olduğum

Nedamet hissiyle yüzüme bakma
Saçının teline kurban olduğum
Sürgünüm uzatıp hasretle yakma
Sevdanın semtine seyran olduğum

Sensizlik hissiyle yüreğim yanar
Sırdaşlar bir olmuş sevdamı sınar
Resmine baktıkça yüreğim kanar
İncecik beline hayran olduğum

Hasretin gölünde yüzen kuğusun
Peşine takıp da yüzdürme beni
Sıladan kalbime tüten buğusun
Vuslatı uzatıp üzdürme beni

Sensizlik ne zor iş sorma hâlimi
Yanaştım limana yaktım gemimi
Yüklendim dertlerin cümle cemini
Bal şerbet diline kurban olduğum

Pişman etmiş seni yürekte sancı
Eller göçer olmuş bense hep hancı
Yok etmesin Allah aşka inancı
Gülbeyaz tenine kurban olduğum

07.06.2006
Saat: 15:26
İSTANBUL

Faruk Gökbulut

Serzeniş
27-08-08, 23:44
Kübram

Irmaklar seni çağlar,
Kalbimdeki müjdesin.
Cennetimdeki otağım,
Sığındığım gölgesin.

Yağmurlar seni ağlar,
Kalbimdeki dileksin.
Gökyüzünde süzülen
Eşsiz bir meleksin.

Sevda çiçeğime konan
Bembeyaz kelebeksin
Biliyorum Canözüm birgün,
Birgün gel diyeceksin

Sen ki sığmazsın zamana
Kalbin aşkımla dopdolu
Sen gibi eş gelmez cihana
Varlığında kalbim huzur dolu

11 Şubat 2006
Saat: 14:27
Ankara

Faruk Gökbulut

Serzeniş
27-08-08, 23:44
Mahşer

Ne gözümde fer, ne yüreğimde yar var
Yine başım dumanlı dağlarımda kar var
Ümit kuşum kara kafeslere kapatılmış
Heyhat! Gönül sarayımda hasar var

Ne sözümde şer, ne özümde hor var
Biliyorum hesabın sorulacağı bir yer var
Bilseydi insanoğlu bir parça balçıktan yaratılmış
Aşıkın maşuktan bihaber olduğu mahşer var


01 MAYIS 1998
Saat: 09: 19
ANKARA

Faruk Gökbulut

Serzeniş
27-08-08, 23:44
Manolya

İsmin yüreğime vurulmuş mühür
Sen hiç solmayacak gülsün Manolya
Mehtabın gögsünden akan bir nehir
Gözümde masmavi tülsün Manolya

Gün geçse de güzelliğin bitmiyor
Kelimeler kifayetsiz, yetmiyor
Hayâlin gözümden bir an gitmiyor
İçime akan bir selsin Manolya

Cennet ülkesinden uçup da geldin
Güller diyârından kaçıp da geldin
Günlerime güneş olup nur verdin
Sevgiyle açılan falsın Manolya

Masmavi gözlerin, başkadır huyun
Gece şavkı düşer üstüme ayın
Günlerin üstüne günleri sayın
Kimselere vermem seni Manolya

Sen uykularımı çaldıktan sonra
Sabahlara kadar kaldıktan sonra
Üstümden darlığı aldıktan sonra
Seni sevmemem imkânsız Manolya


16 Aralık 2006
Saat: 04:25
İstanbul

Faruk Gökbulut

Serzeniş
27-08-08, 23:44
Masal

Evvel zaman içinde kalbur saman içinde
Gizli..Beşbaşı mağmur derin sevdalar varmış
Dutlu pınar başında, şirin bir köy yerinde
Saçları belik belik ikiz kızlar oynarmış


16 Aralık 2005
Saat:22:57
İstanbul

Faruk Gökbulut

Serzeniş
27-08-08, 23:44
Mecburi İstikametin Aşk..

Senin adın Özlem
Mecburi istikametin aşk..
Sen istediğin kadar kaç
İster dünyaları gez
İstersen diyar diyar dolaş
Bu iş sulh ile olur
Acele etme, aman yavaş


11 MAYIS 2003
Saat: 23:11
Ş.URFA

Faruk Gökbulut

Serzeniş
27-08-08, 23:45
Mecnûn'un Çölde Çektiği Kahır Ol

Bakışımı terkeden umut olma
Her daim canevimde misafir ol
Mevsimler dönse de kışa sen solma
Aşk iline gönderdiğim sefir ol

İstersen sevme beni başından sav
İstersen kahret bana kapından kov
İstersen affet beni yeniden sev
Lakin kalbime dövmeli mühür ol

Su isterim pınar olup çağlarsan
Bil ki kahrolurum sen ağlar isen
Benden başkasına bel bağlar isen
Mecnûn'un çölde çektiği kahır ol

02 Mayıs 2006
İstanbul

Faruk Gökbulut

Serzeniş
27-08-08, 23:45
Meltem Misâli

M erhamet et, her dem seni arzu eden gönlüme
E smesin ılık rüzgar, dalgalanmasın esmer saçların
L eblerindir eriten beni, volkan misali can yakışların
T itretir kalbimi, usulca saran mercan bakışların
E n bilinmezlere, alıp götürsen de beni ölüme
M est eder, denizler kadar coşkun, gece karanlığı saçların

M erhamet sevgiden doğar ve yalnız Tanrı'dan dilenir amma
İ lk görüşte vurulmuşum sana lakin vazgeçilmezsin sanma
S ürmeli kirpiklerin aşk hançeri gibi saplandı canıma
A klımı başımdan aldın, alıcı bakışlarla sızdın kanıma
L alelerin yaprağındaki esrarı bakışlarında çözdüm
İ nan olsun, adını Nurdan harflerle aklıma aşk diye yazdım


26 TEMMUZ 1999
Saat: 12:30
KONYA

Faruk Gökbulut

Serzeniş
27-08-08, 23:45
Mezar

Dört yanı toprakla örülmüş duvar
Baş ucu geniş, ayak ucu dar
Kazanlar bilirler, zor iştir mezar
Bir gün kendileri dolduracaklar

Dört yandan daralmış bir oda gibi
Odanın sonu yok, görünmez dibi
Sanki bir bez bebek kutuda gibi
Dört koldan tutup da kaldıracaklar

Ölenler yeniden doğarmış meğer
Kundak olur mezar, suç azsa eğer
Cennettir suçsuza gideceği yer
Kapanır kapanmaz üstüne toprak

Baş ayak, omuz kol tam temas
Kalkıp kılabilsem bir rekat namaz
Geride kalanlar pişman, yaramaz
Yine solar renkler dökülür yaprak

Ölüler seslenir mezarlarından
Garantiniz var mı yarınınızdan
Yolcular dualar edin upuzun
Burdadır cevabı kuruntunuzun


09 Aralık 2006
Saat: 22:27
Ankara

Faruk Gökbulut

Serzeniş
27-08-08, 23:45
Mualla

Ben mukassi isem, Sen muallasın
Ahesterevlik etme Sen ceylansın
Gel...! Ateş-i aşkınla ruhum yansın
Gül...! Alemin rengi sana boyansın

Serâzât taylar gibi bana koşsan
Irmaklar ki sessiz çağlar sen coşsan
Yağmurlara kardeş, yanakta yaşsan
Nilburak olurum, gelirim sana...

13 MART 2005
Saat: 07:26
Nazilli/ AYDIN

Faruk Gökbulut

Serzeniş
27-08-08, 23:45
Nazlı Yarim

Benim köyüm dağ başında
Ovasından ırmak akar
Nazlı yarim mis kokulu
İğdelerin gölgesinde
Piknik yapar, caka satar
Entarisi tülden onun
Ruhum gölgesinde yatar


24 ARALIK 2002
Saat: 08:45
Ş.URFA

Faruk Gökbulut

Serzeniş
27-08-08, 23:45
Ne Kar Ne Zarar

Minik bir serçenin,
Kıpır kıpır yüreği gibiydin.
Masmavi gözlerinle,
Her gece rüyama gelirdin.
Demlenen çayın kokusunda,
Gül kurusunun derin uykusunda,
Hep sen vardın
Yüreğimin köşebaşında;
Başucumda.
Artık yoksun
Ne kar ne zarar
Önümde yaşanacak,
Koca bir ömür var.


24 AGUSTOS 2003
Saat: 10:40
Ş.URFA

Faruk Gökbulut

Serzeniş
27-08-08, 23:45
Neredesin?

Bütün şiirler senin için, bütün şarkılar sana
Dün gece yine hasretle sarıldım hatırana
O billur tenine, o gülen gözlerine kana kana
Bakmaya kıyamam, bakmasam dayanamam

Aşk insanı ağlatırmış, sular gibi çağlatırmış
O bakışlar, o gözler ok misali kanatırmış
Sen ki özlemimsin, hasretimin kankardeşi
Yokluğunda sevdalar sırra kadem basarmış

Akar gözyaşım her gece gören sel desin
İçimde binbir umut, canözüm bir gün gel desin
Kalbimin doğurduğu güzel, özlemim
Kokunu gönder, bir ses ver, neredesin

31 MAYIS 2004
Saat: 00:33
Ş.URFA

Faruk Gökbulut

Serzeniş
27-08-08, 23:46
Nergis Çiçeğim

Bugün duygularım karma karışık
Kader bana bir dargın bir barışık
Umudum gözünden yansıyan ışık
Sevdamın güneşi nergis çiçeğim

Şu gamlı yüreğim sevda yanığı
Ayrılık bahtımın dertli tanığı
Hüzün, keder olmuş kalbin konuğu
Sevdamın güneşi nergis çiçeğim

Ben senin sevdana yandım yanalı
Vurgun yemiş gemi gibi yüzerim
Ağaran saçlarım kızıl kınalı
Sevdamın güneşi nergis çiçeğim

Ayrılıktan yana hiç ümidim yok
Yüreğim hasret denen azığa tok
Yokluğunda yedim şok üstüne şok
Sevdamın güneşi nergis çiçeğim



10.01.2007
Saat: 19:20
İstanbul

Faruk Gökbulut

Serzeniş
27-08-08, 23:46
Nihansın Sîne İçre Ey Yâr!

Nihansın sîne içre ey yâr!
Durma kalbimi yar, bak ne var.
Senden başka bir şey bulursan eğer,
Bil ki ben, ben değilim, günahkâr..

10 Eylül 2006
Saat: 15:34
İstanbul

Faruk Gökbulut

Serzeniş
27-08-08, 23:46
Özlem Yangını

Senden aldım aşkın cümle tadını
Senden gayrısına bakamam ki ben
Sevda denizine yazdım adını
Fırtına koparıp akamam ki ben

Aşkın bahçesinde güller solunca
Yalnızlık içime bir kez dolunca
Sarı saçlarını rüzgar yolunca
Şelaleler gibi çağlayamam ben

Seni bekleyişim akla gelince
Gonca güller ellerimde solunca
Buruk kalbim hasret ile dolunca
Sabahlara kadar ağlayamam ben

Bitmiş olsa bile sır dolu aşklar
İnsan sevdiğini kalbinde saklar
Bilirim bu canı teneşir paklar
Tütmeyen ateşi dağlayamam ben

Bitmez içimdeki özlem yangını
Davul bile çalmaz dengi dengini
Yaralı yüreğim hasret zengini
Sevda kemendini bağlayamam ben

08.06.2006
Saat: 02:36
İstanbul

Faruk Gökbulut

Serzeniş
27-08-08, 23:46
Özlemim

Bağrıma gözyaşın damlıyor şimdi
Sen ağlıyorsun içimde Özlemim
Kalbimde ırmaklar çağlıyor şimdi
Sen akıyorsun içime Özlemim

Esmer gecelere doğan gözlerin
Toroslarıma yağan kar gözlerin
İçimi ısıtır baldan tatlı sözlerin
Kalbimde yerin değişmeyecek senin


**Hasret kokan çiçeğime, ÖZLEM'e dair...**

21 HAZİRAN 2004
Saat: 23:45
Ş.URFA

Faruk Gökbulut

Serzeniş
27-08-08, 23:46
Özlemimden

Farkımız yok karlı dağdan
Aşkla kapandı yollarımız
Rast gelsin sevda yolcusu
Uzakları yakın et ki
Kışa dirensin hülyalarımız


04 ŞUBAT 2003
Saat: 14:45
KAYSERİ

Faruk Gökbulut

Serzeniş
27-08-08, 23:46
Özlemle Dolu

Bir gecem geçti ki özlemle dolu
Muhabbete hasretse gönül yolu
Uzanır göklerden merhamet eli
Aşılır engeller bu yürek ile...


24 EKİM 2002
Saat: 23:00
Ş.URFA

Faruk Gökbulut

Serzeniş
27-08-08, 23:46
Pakize

Ağır ağır,yorgun yorgun kaçan adımların
Büyük bir göçü andırıyordu.
Bir bakışından bin mana çıkacaktı
Bir sözünden bin sükut kaldı Pakize
Sustu senli bekleyişin sabırsız çığlıkları
Ve sustu...
Bilinmez yöden esen, keskin poyraz gibi duygularım
Çiy bıraktı sabah,
Gecenin örtemediği saçlarımın her bir teline
Gururum...
Ve gururum nasipsiz utanan af dilekçesiydi ellerimde
Baharı kendi ellerimle teslim ettim zemheriye

Belki de Pakize
Yarına bırakılmış günlerde görseydim dönüşünü
Sürgün verip filizlenecektim sade bir çiçeğini
Toprağın bağrına düşecek,
Muştulayacaktım taze mevsimini
Senli bir hikaye olacaktım
Şenlendirecektim seni tanımayan sohbetleri
Gülüşü olacaktım Pakize,
Herbiri rengarenk, herbiri boy boy çocuklarımın...
Öyle sıradan görmeseydin
Senli bir hikaye olacaktım kulaktan kulağa
Senli bir hikaye olacaktım dilden dile...

Zaten Pakize;
Sen hep gün gibi Torosların ardına sığınıyordun
Cebimde türküler dolusu sana hasret
Avuçlarımda fırtınalar demeti
Yumruk gibi oturdun
Böğrümün tam orta yerine
Sen bir sevda bilmecesiysin Pakize
Çok bilinmeyenli denklemlerin en bilinmeziydin
Hangi vakit takvimi aralasam
Senli hiçbir şey söylemiyordu
Çünkü sen;
Beşinci mevsimin onüçüncü ayında saklıydın Pakize

Seni Şirin'den Aslı'dan, seni Leyla'dan beri tanırım
Dönecek olsan bilirim, bilirim Pakize
Her zaman derim;
Akacak kan damarda durmaz
Can bedende, yürek kafeste.
Hayat istasyonundan kaç kara tren uğurlandı
Ben, bekledim gün batımı şehirler aynasında
Zaten, hiçbir kara tren
Seni bana geri getirmedi, getirmedi Pakize

Martı kanadından gençlik uçurtmam
Kirlenen insan denizlerim
Vapurlar içinde başıboş ve serseri İstanbul
Kahve masalarında düşen okey taşları ve yirmi yaşım
Hepsi ama hepsi;
Çikolata tadında, senli bir ıslıktı dudaklarımda
Senli bir ıslıktı Pakize

Doğdum, kundağıma nazar boncuğu diye türkü asıldı
İsmim dillerde, gözlerim dünyaya ıslak bir bakıştı
Ahh! Ahh bir bilsen, bir bilsen Pakize
Çatlayası yüreğimin tellerine vurduğum mızraptı masumluğun
Boynum bükükse aynaların karşısında
Sana olan utancımdandır duyduğum burukluğum
Asırlık çınarın köklerinin topraktan ayrılışıdır
Ellerinin ellerimden ayrılması
Sana olan açlığımın ilanıdır
Gözlerimin senden başka anlam bulamaması
Çocukların zamansız ağlamasıdır,
Buz dağlarını eriten
Seni sormasıdır her yanımın
Günlerime mahşer dedirten...
Zaten sevgiden bir kazak dokuyordum
Sen her ilmekte düğüm oldun.

Doğdum..doğdum Pakize
Kundağıma nazar boncuğu diye türkü asıldı
İsmim dillerde,
Gözlerim dünyaya senli bir bakış kaldı
Senli bir bakış...
Senli bir bakış kaldı Pakize.


*Sevgili kardeşim F.M.YAĞCI yüreğine, kalemine sağlık..
Şiir gönüllü dostuma şiir tadında bir ömür dileğiyle...*

Faruk Gökbulut

Serzeniş
27-08-08, 23:47
Ruhumun Mimarı

Ruhumun mimarı, sertacımsın sen
Himmetin âlîdir, ilacımsın sen
Vefasız yıllara soruyorum ben
Bir tebessüme şimdi muhtacım ben

Uzaklardasın sen, senden haber yok
Gözüm gönlüm hasretine bil ki tok
Uzatma sürgünü dön artık yurda
Sıla buram buram bekleyenin çok

Sevgili bu yerler sensiz çok tatsız
Âşıklar şehrinin prensi kayıp da
Süvariler yorgun düşmüş ve atsız
Bitirsem günleri geri sayıp da


01.01.2007
Saat:04:46
İstanbul

Faruk Gökbulut

Serzeniş
27-08-08, 23:47
Ruhun Sesi

Sensizlik tak etti canıma
Ne olur al beni yanına
Öyle hasret kaldım ki sana
Kartal kanadında
Özgürlüğü yudumlayan
Bir tüy gibi...
Ben de senin hasretini yudumluyorum.

Kalabalıklar içinde sensizlik
Kalabalıklar içinde sessizlik
Senin olmadığın kalabalıklar bana eksik
Dardır bana senin olmadığın ovalar
Hasretin bir gölge gibi,
Peşim sıra kovalar.

17 AĞUSTOS 1996
Saat. 12:21
İZMİR

Faruk Gökbulut

Serzeniş
27-08-08, 23:47
Sabır Çiçeğim

Vefa yaylasındaki sabır çiçeğim!
Bütün bir ömrümü sana vereceğim.
Güller kadar asilsin, gelincik gibi narin.
İnan kalbimde hiç değişmeyecek yerin.
Hele biraz sabret çiçeğim, hele biraz sabret
Allah biliyor ya sabrın sonu selâmet.


24 MART 2002
Saat: 12:13
Ş.URFA

Faruk Gökbulut

Serzeniş
27-08-08, 23:47
Safî Soylu Sır

Zaman sende durmuş, kainat sessiz
Varlık yetim kalmış, duygular hissiz
NURSEL’ine kapıldık bu gece biz
Sâfî yaşlarla ağladık, yıkandık
Yürekleri Harran, HAVRANLI candık biz

16 Ocak 2005
Saat: 20.00
ANKARA

Faruk Gökbulut

Serzeniş
27-08-08, 23:47
Sâfi Varis

Gül süvarisiyim
Aşk havarisiyim
Gönül mektebinden mezun
Safî'nin varisiyim
Bize aşkı öğretenler
Aşkın haddesinden geçmiş
İmbiklerden aşk süzüp
Elif gibi incelmişim
Mecnun'dan divane
Ferhat'tan dingin
Kerem'den zengin
Yusuf misaliyim...

04 TEMMUZ 2004
Saat: 01:25
Ş.URFA

Faruk Gökbulut

Serzeniş
27-08-08, 23:47
Sâki'nin Sırrı

Doldur ey sâki aşk küpünden doldur
Zamanı geri al, onüç sıfır beşte durdur
Duyur sesini büyük ustanın, pir-i mugânın
Öğütülsün dertlerimiz yansın bu canım


15 Ocak 2005
Saat: 21:37
ANKARA


Gönlümün mimarı, büyük usta Halil SOYUER’e!
Sensizliğin sene-i devriyesinde sana hasret bir gencin
incecik sızısını kabûlünü istirham ederek sana ithaf ediyorum.

Faruk Gökbulut

Serzeniş
27-08-08, 23:47
Sana

Hicretim sana, sürgünüm sanadır
Her anım sana, her günüm sanadır


24 KASIM 2002
Saat: 02:22
Ş.URFA

Faruk Gökbulut

Serzeniş
27-08-08, 23:48
Sana Erenlere

Neyler çalınır, meyler içilir hey hey
Aşka bürünür kendinden geçilir
Ol meclisten dostlar seçilir hey hey
Sana erenlere ne hoş ne sefa

Varlığınla yaktın beni kül ettin
Her derde aşikâr metin kul ettin
Ben tümsektim sen yol ettin
Sana ermek için çekilir cefa

Seher vakti öter şeyda bülbüller
Ol zamanda seni kokar tüm güller
Sen varsan neşe dolar tüm gönüller
Sana erenlere ne haz ne vefa


11 OCAK 2002
Saat: 06:41
MALATYA

Faruk Gökbulut

Serzeniş
27-08-08, 23:48
Sana Olan Aşkım

Bir sözde saklı değil sana olan aşkım
Mecnun'dan farklı değil sana olan aşkım
Beni yanlış anlama, üzülme ne olursun
Bir sözünle yüreğimi yaktı sana olan aşkım


24 MART 2002
Saat: 02:14
MALATYA

Faruk Gökbulut

Serzeniş
27-08-08, 23:48
Sana Seni Vadediyorum

Sana seni vadediyorum
Gel beri güzeller güzeli
Sana seni vadediyorum
Gel yanıma gir koluma
Gir koluma ki;
Hayata sımsıkı bağlanayım
Öp beni, öp ki;
Yüreğimden dağlanayım
(...)

Ve tenin tenime değince
Yüreğime bir volkan düşer
Gözlerin gözlerime değince
Bedenime bir can düşer
Ki senin o güzel gözlerin
Alır götürür beni sonsuzluğa
Ve sonra...
Yüreğime tatlı bir heyecan düşer
Kanatlanırım mavi göklere
Gözlerimden billûr jaleler düşer

Sana seni vadediyorum
Gönül sarayımın sultanı
Sana seni vadediyorum
Bahtımın en güzel yanı
Bir bakışınla erir giderim
Sana feda ederim bu canı
Bir bakışın, bir duruşun, bir gülüşün
Hep canımı yakmak mıdır senin işin?
Bir gülüş ki leylak gibi
Bir bakış ki mızrak gibi
Bir duruş ki kısrak gibi
Ve senin o güzel gözlerin var ya
Sızlatır canımın bam telini
Aşıkın elindeki mızrap gibi

Sana seni vadediyorum
Çünkü sen candan özge cansın
Deniz dibindeki inci mercansın
Varsın olsun bir gülüşünle yüreğim yansın
Ama dönsün dolaşsın sevdana kansın
Çünkü sen candan özge cansın
İşte bu yüzden
Sana seni vadediyorum


22 NİSAN 2002
MALATYA

Faruk Gökbulut

Serzeniş
27-08-08, 23:48
Sarhoşuyum Ben

Bir âhıyla yandım yarin
Bir bûsesine kandım yarin
Yüreğime düşen o ak korun
Sarhoşuyum ben

Yarin kokusunu andıran yelin
Eser gelir uzaktan narin ve serin
Kamere rahmet okutan o nurun
Sarhoşuyum ben

Hayalinin fecri ile bîtabım
Hasretinden harabım türabım
Sevda çöllerindeki o serabın
Sarhoşuyum ben


18 MAYIS 2001
Saat: 12:00
MALATYA(Bnd.K.lığı)

Faruk Gökbulut

Serzeniş
27-08-08, 23:48
Sarı Papatyam

Ne kadar üzsen de kızamam sana
Senden bir tebessüm ödüldür bana
Hasretle sarıldım tek hatırana
Ne olur dön bana sarı papatyam

Firak ateşiyle yakma bu cânı
Gurbet zindanına sokma bu cânı
.........
...................


16.06.2006
Saat: 22:40
İstanbul

Faruk Gökbulut

Serzeniş
27-08-08, 23:49
Selam Olsun

Can otağına dost düştü
Gönül bağına mest düştü
Gül-i zara bülbüller üşüştü
Gülenlere selam olsun

Gönül bahçem aşk büyütür
Sabır taşım dert öğütür
Biz sevdaya saygı duyduk
Bilenlere selam olsun

27 Nisan 2004
Ş.Urfa

Faruk Gökbulut

Serzeniş
27-08-08, 23:49
Selviler Şehrine Göçesin Emi...

O nasıl şavkımak, o nasıl bakış
Her sözün kelamın, gönlümde nakış
Deler yüreğimi, o ince bakış
Selviler şehrine göçesin emi...

Ar ettim seninle aşk yaşamayı
Var ettim sensizken kalp taşımayı
Düşürme dilinden o bedduayı
Selviler şehrine göçesin emi...

Nasılsa çözülür sonsuz bilmece
Gelmesen rüyama artık her gece
Seviyorum deme, hem de delice
Selviler şehrine göçesin emi...


12 Aralık 2006
Saat:23:46
Ankara

Faruk Gökbulut

Serzeniş
27-08-08, 23:49
Sen...

Sen uzak diyarlardaki sevda şehri
Bense o şehrin kapı bekçisi
Ve yalın ayak sevda emekçisi
Çok adımlar arşınladık bu yolda
Düz ettik dağları Ferhat'a inat
Şirin bildik tüm emelleri
Eğildik öptük o narin elleri
Oysa sen...oysa sen..
Gönül sayfamdan hergün eksilen
Takvim yaprakları gibisin
Başıma taç etmek isterken
Yerlerde sürünen..

Sen gece mavimdin,
Sen ay ışığım.
Nerdesin altın saçlı dilber
Ben aşığın.
Sen nesin bilir misin?
Sen yüreğimdeki yangın
Sen gözümdeki alevsin
Sen baharımsın
Sen yazsın
Gel..gel ne olur
Gel ki ellerim teninde gezsin


21 TEMMUZ 2004
Saat: 00:25
Ş.URFA

Faruk Gökbulut

Serzeniş
27-08-08, 23:49
Senden Uzak Sana Yakın

Senden uzak sana yakın
Yok senin düşmandan farkın
Geri dönüp sevme sakın
Yok senin düşmandan farkın

Aşkın yolu uzak bize
Her tebessüm tuzak bize
Ağyar bile geldi dize
Sevmek artık yasak bize

Artık benle bitti işin
Bu semtime son gelişin
Anlamı yok bu duruşun
Git ki dinsin zemheri kışın

Senden uzak sana yakın
Sakın sevme..sevme sakın
Helâl olsun sana hakkım
Bu da benim senden farkım

07 Eylül 2006
Saat: 00:07
İstanbul

Faruk Gökbulut

Serzeniş
27-08-08, 23:49
Seni Sevdiğimi Sakın Unutma

Geçse de aradan bu kadar zaman
Seni sevdiğimi sakın unutma
Çile çek dese de aşkı yaratan
Seni sevdiğimi sakın unutma

Seninle doluysam yaban ellerde
Sevgine hasretsem kabahatim ne
Yaşar mı yaralı sevda bedende
Seni sevdiğimi sakın unutma

Ne söylersen söyle nasıl dersen de
Allah'ın aşkına kalbimi dinle
Aşkına hayransam bu garip canla
Seni sevdiğimi sakın unutma

Hayalin halime gülümser gibi
Saplandı gözlerin bir hançer gibi
Kastetsen de cana mahvol der gibi
Seni sevdiğimi sakın unutma


11 MAYIS 2001
Saat: 23:23
Malatya

Faruk Gökbulut

Serzeniş
27-08-08, 23:50
Sensizlik Çölünde Serap Oldum Ben

Halime bakıp da vazgeçer sanma
Mecnûn'a dönmüşüm seni göreli
Sermayem servetim aldırmasanda
Sensizlik çölünde serap oldum ben

Bir kadeh içip de aşka gelmişim
Cümle sırlarımı sana vermişim
Benden âzad olup sana ermişim
Yoksulluk içinde harap oldum ben

Âr ettim aşkımdan sindim köşeye
Derdimi anlattım dipsiz şişeye
Lüzum yok ne zevke ne de neşeye
Miskinlik içinde turap oldum ben


21 MART 2006
Saat: 15:50
İSTANBUL

Faruk Gökbulut

Serzeniş
27-08-08, 23:50
Sevda Fısıltısı

Sevdamı fısıldasam kulaklarına
Ilgıt ılgıt esen yel gibi
Bir buse kondursam dudaklarına
Narına yandığım gül gibi
Hasretin haremine düşmüşüm
Çok bekletme katreler mihrabı, gel!
Gel Canözüm..Güneş yüklü yazda gel
Gel Canözüm..İnce telli sazda gel
Hayalde gel, düşte gel.
Uzaklar yakın olsun, koşta gel.
(***)
Canözüm, seni gören bal desin
Yürek, gitme desin kal desin
Uzaktaki Yakınım!
Çöl Ceylanım!
Neredesin! ?

04 EKİM 2004
Saat: 10:12
AYDIN

Faruk Gökbulut

Serzeniş
27-08-08, 23:50
Sevda Gazeli

Herkese nasip olmaz güzelliğin böylesi,
Bir gülüm daha oldu yirmi dokuz yaşımda.
Hem zeki, hem neşveli, yüreğimin neşesi,
Bir gülüm daha oldu yirmi dokuz yaşımda...

Zaferle sona erdi sevda denen bu savaş,
Hiç gülmeyen kaderim gülüyor yavaş yavaş,
Gül yüzlü sevda gazelim, eşimle arkadaş,
Bir gülüm daha oldu yirmi dokuz yaşımda...

Hüzün, keder ne varsa kaldı hep dünümüzde,
Sevda gemisi bizi bekliyor önümüzde,
Selam getirdi kuşlar en tatlı günümüzde,
Bir gülüm daha oldu yirmi dokuz yaşımda...

Hazan vurmuş ömrümde bir baharın başı O,
Şu yorgun yüreğime yepyeni bir aşı O,
En son esin kaynağım mutluluk gözyaşı O,
Bir gülüm daha oldu yirmi dokuz yaşımda...

28.10.2006
Saat: 21:48
İstanbul

Faruk Gökbulut

Serzeniş
27-08-08, 23:50
Sevda Gülüme...

Ne de zormuş can çekişmek akrebin kıskacında
Ne büyük zillet unutulmak sevda yamacında
ÖZLEM'e dair ne varsa gitsin rüzgarın kanadında
Ne güzelmiş hayatı yaşamak en güzel tadında


**Cana Kasdeden Sevda Gülüne...**

17 HAZİRAN 2004
Saat: 17:24
Ş.URFA

Faruk Gökbulut

Serzeniş
27-08-08, 23:50
Sevda Sınavı

Sevda sınavından kırık not aldın
Çok çalışman gerek sınıfta kaldın
Ufkumuzda zerre kadar ışık yok
Öyle ise neden kalbimi çaldın

Günler döner yeller eser yerimde
Bunca emek verip döktüm terim de
Şu dünyada benim kadar âşık yok
Silindi gözümden nurum, ferim de

Hüner değil her mevsim aşk yaşamak
Marifet sevdalı yürek taşımak
Istırap verir de yara kaşımak
Sen aşk yaramı neden kaşırsın


16 Aralık 2006
Saat: 11:07
İstanbul

Faruk Gökbulut

Serzeniş
27-08-08, 23:50
Sevdalı Kal Ha!

Sıfır insan olmalısın!
Yani..yani bir adım sonra durmalısın
Durmalısın...
Çünkü eksilerini tamamlamış
Artılara yol alıyor olmalısın
Sonra çocuk olmalısın
Denge ve dengesizliğin kesişiminde
Çocuk olmalısın
Sevdalısın..sevdalı olmalısın
Sonra sevmelisin
Yani kalbini açmalısın
Yani etrafına umut saçmalısın
Kalbinde tüm insanlığa yer bulmalı
Kaybetmekten korkmalı
Kazanan olmalısın
Sevdalısın sevdalı...
Ve sonra yüreğine koşmalısın
Yüreğinin sokaklarını dolaşmalısın
Tüm engellerini aşmalı
Sarmaş dolaş olmalı
Kollarınla tüm güzellikleri sarmalısın
Sen...Sen sevdalısın
Sevdan kor olmalı
Yüreğinde dur olmalı
Ve hep orada kalmalı
Yüreğinin göklerinde yıldızlar olmalı
Ve o Var olana selam salmalı
Ah! Sevdam hep böyle kalmalı
Kalbim! Kalbim sen ağlama
Ne olur gözlerimi dağlama
Ve sonra dehlizlerim
Yüreğimin okyanuslarında
Kabaran dalgaları sakla
Aman ha sen bîkes olma
Hep böyle sevdalı kal ha! ! !


18 EKİM 1998
İSTANBUL

Faruk Gökbulut

Serzeniş
27-08-08, 23:51
Sevdamın Miadı Sonsuzdur Sana

Gözlerim uykuya hasrettir amma
Seninle geceler gündüzdür bana
Aşkın için dağlar aşamam sanma
Seninle tümsekler dümdüzdür bana

Sevdanın zehrini bana zerk ettin
Seviyordun madem niye çark ettin
Kalbimi dermansız derde gark ettin
Sevda pusulası yönsüzdür bana

Yeller gibi hürsün seherde esen
Güller gibi hoşsun baharda açan
Kelebekler gibi uçtukça uçan
Sevdamın miadı sonsuzdur sana

01 Haziran 2006
Saat: 02:15
İstanbul

Faruk Gökbulut

Serzeniş
27-08-08, 23:51
Sevdiceğim!

Ey be can, güzel insan
Yüreğim sen aşk ateşiyle
Yanabildiğin kadar yan
Sevdiceğim!
Senin uğruna şiirler yazmak değil
Şarkılar dizmek isterdim inan.


11 KASIM 2001
Saat: 00:11
MALATYA

Faruk Gökbulut

Serzeniş
27-08-08, 23:51
Sevdiceğime..Sevgi Çiçeğime..

Yaşamak mı dersin?
Yaşamaksa o sensin.
Ben senle var oldum.
Sen, her an..
Yüreğimin sokaklarında gezersin.
Senden başka kim varsa hayatımda,
Yokluğun taa kendisidir.
Varlık senle hayat bulur bende.

Senin elinden içtiğim her iksir
Zehir olsa da varım,
Başkalarının sunduğu gül şerbeti bile
Zehir zemberekten acı gelir bana.

Sen nasıl bir sevgilisin ki;
Bana göre en güzeli de olsa hayallerin
Uzandığında bana ellerin,
Gölge etse bunu bile ihanet sayarsın.
Bir yoksun bir varsın.
Yokluğun karabasan gibi
Gölgesi düşse üstüme korkarım
Varlığın hayallerimin en temiz yüzü
Çünkü sen yüreğimin Toroslarındaki karsın

Dünya nimetlerini birer birer unutursun da
Benim adım geçince gözlerin dolar
Tıpkı yolcu ederken seni,
Fırat'ın vagonundan bakarken geri
Dolan gözlerin gibi.
Ne de zormuş be Sevdiceğim
Yüreğini bir trene bindirip de
Öylece kala kalmak.
Serde erkeklik var ya..
Senin gözlerin dolup süzülse de yaşlar
Ben ağlayamam ya..

Şimdi uzaklarda,
Çook uzaklardasın.
Aynaya bak Sevdiceğim!
Şimdi de beni görüyorsan,
Tez gel artık!
Ben sensiz neyleyim.

Seni sevdim
Sana inandım
Sana bağlandım
Kar erir kara çamur olur amma
Senin gönlün mevsimlere direnir
Beyazı senden öğrendim;
Renkler senle anlam buldu benim dünyamda
Yokluğunda her iklimi zemheri saydım.

Tanrı dileklerimi kabul etti
Sevdim seni.
Nasılsam, öyle kabul ettiğin gibi beni
Nasılsan, öyle kabulümsün.
Canın sende kalsın;
Gözlerin yeter bana
Senin o güzel gözlerin var ya..
Yaksa da canımı o şehla bakışlar
Sevdanın pınarı yüreğime ordan akar ya..
Göster yüzünü gül çiçeğim.
İster kurusun dalım
İsterse solayım
Ne olur beni böyle kabul et
Ben senin olayım.

Gel.. Al beni Sevdiceğim!
Gece karanlığındaki,
Melal yıldızımsın,
Aşk hilalimsin.
Görüp görebileceğim
En güzel hayalimsin.
Gecikirsen şayet,
Billahi vebalimsin..

Anlatılır ki bu aşk başlayalı beri
Yalnızca ateş böcekleri bilinirmiş geceleri
Sonra akşamları..
Bir sevda türküsü söylenmeye başlamış
Taze ıslıklar dudakları ıslatırmış
Gecenin nefesi,
Yaprağın sesi,
Çekirgenin çıtırtısı,
Kavağın uğultusu..
İşte en büyük senfoni.
Hep birlikte sevda çalıp
Sevda söylerlermiş
Ve neden sonra notalardan
Birer birer ''Ay parçası'' süzülür
Ve gecenin kalbine
Sevdamız yazılırmış

Güzel günler görebilmek dileğiyle
Umut dolu yarınlara...
Sevgisiz yaşanmaz
Hep böyle sevdalı kal ha...


06 MAYIS 2001
Saat: 05:20
MALATYA

Faruk Gökbulut

Serzeniş
27-08-08, 23:51
Sevebilmek

Sevebilmek dağı, taşı, kurdu, kuşu..
Sevebilmek kıyıda kalmış ve unutulmuşu
Sevebilmek Yaradan'dan ötürü yaradılmışı
Sevebilmek gözleri yaşlı ve yolda kalmışı


12 MART 1997
ANKARA

Faruk Gökbulut

Serzeniş
27-08-08, 23:51
Sevgi Kelebeği

Hıçkırsam...Hıçkırsam...
Sesimi duyabilir misin Can Meleğim?
Ağlasam...Ağlasam...
Gözyaşlarıma dokunabilir misin?
Taa kilometrelerce uzaklardan ellerinle.
Kalp sızımı bir zarfa koysam,
Sana postalasam;
Duyabilir misin sızımın bestesini.
Gözyaşlarımı emanet edip bir buluta,
Yağdırsın istesem semtine;
Çözebilir misin gözyaşlarımın şifresini?
Tutabilir misin umudumun elini?
Anlayabilir misin kalbimin dilini?
Ve sonra...
Uçursam yüreğimdeki 'Sevgi Kelebeği'ni
Duyabilir misin sevgimin kanat sesini


18 Mart 1999
İSTANBUL

Faruk Gökbulut

Serzeniş
27-08-08, 23:52
Sevgiliye Mektup

Martılar misâli süzülmekteyim
Kalbinin masmavi gökyüzündeyim
Sıcacık koynuna beni de alsan
Bir soğuk yatakta büzülmekteyim

Senden uzaklara düştüm düşeli
Kalbim baştan sona hüzün döşeli
Yokluğunla harap etme sevdiğim
Sana giden yollar, keskin köşeli

Geceyi koynuma aldığım zaman
Rüyalarda seni bulduğum zaman
Sabah senden ayrı kaldığım zaman
Yollara dökülüp ezilmekteyim

Kalmadı bir adım atacak hâlim
Kalmadı elini tutacak hâlim
Dönmezsen geriye biter mecâlim
Yeniden yollara düzülmekteyim

29.11.2006
Saat: 23:40
İstanbul

Faruk Gökbulut

Serzeniş
27-08-08, 23:52
Sevgin İle...

Hâlin ile hallendim
Derdin ile dertlendim
Aşkı alıp yüklendim
Sevgin ile kaldım ayakta

Aşkın ile uslandım
Kokun ile mislendim
Dostum deyip yaslandım
Sevgin ile kaldım ayakta

Yüreğin kalem olsun
Güzel söz kelâm olsun
Sevenlere selâm olsun
Sevgin ile kaldım ayakta

Keder ile işim olmaz
Buğz etmem nazım olmaz
Aşığım ben sözüm olmaz
Sevgin ile kaldım ayakta


25 NİSAN 2003
Saat: 04:48
Ş.URFA

Faruk Gökbulut

Serzeniş
27-08-08, 23:52
Sevginin Nuru

Solumak istemiyorum sensizliği,
Seninle olmayı doyasıya yaşamak varken.
Yeni erişmişken bahara,
Çok alışmışken duymaya sesini,
Ölmeden ölümü tatmak için oldukça erken..

Sevginin nuru parlasın yüreğimizde
Bahçemizde açan çiçekler solmasın
Bir eş diye açtığımızda sinemizi
Bize koşan başkaları olmasın..

Faruk Gökbulut

Serzeniş
27-08-08, 23:52
Sevgiye Dair...

Sevmek ne mukaddes bir emel,
Sevmek varlığa en sağlam temel.
İnsanlığın en büyük vasfı sevgi.
Sevgi, duyguların en mukaddesi.
Var mı sevmekten daha ötesi!
Öyle bir sev ki;
Sevgin asırlık çınarlar gibi olsun
Öyle bir sev ki;
Ruhlar huzurla dolsun.


**Dünya bir daire, çekirdeği SEVGİ gerisi vesaire...**

13 MART 1997
ANKARA

Faruk Gökbulut

Serzeniş
27-08-08, 23:52
Sır Gibi

Bu aşk yaşanacak gizlice, belki bir sır gibi
Günler aylarımız geçecek, belki bir asır gibi
Serilmişiz yollara selviler nergisler misali
Dertler oturmuş yüreğimize, sanki bir nasır gibi


11 NİSAN 2003
Saat: 21:19
Ş.URFA

Faruk Gökbulut

Serzeniş
27-08-08, 23:52
Silüetim Misâli Arkadaş

Yok mu bu uykusuz gecelerin sabahı!
Bu can suskun, bu can paramparça
Elbet duyulur bu garibin de âhı

Perdenin gerisindeki ölüm değil mi?
En ölümsüz gerçek!
Var mı başka bir çıkış yolu?
Ölümden öte geçecek!
Bir gün elbet görünür yolun sonu
Herkes o kapıdan girecek.

Nerdesiniz ey dostlarım,
Nerdesiniz ey arkadaş
İşimiz sorgulamaktır hayatı
Gözlerimiz dolu olsa da yaş
Ne kadar isterdim,
Benim de bir dostum olsun
Aynadaki silüetim misali
Hep benimle arkadaş


27 NİSAN 2003
İSTANBUL

Faruk Gökbulut

Serzeniş
27-08-08, 23:52
Solma Sakın

Canımsın candan yakın, gülümsün solma sakın
Sen solarsan ölürüm, kederli olma sakın


24 MART 2002
Saat: 13:40
MALATYA

Faruk Gökbulut

Serzeniş
27-08-08, 23:53
Solundaki Ben

Özlemimi yazsam âna
Sevdam ki sığmaz zamana
Sağında bir ben gülüyor
Solunda bir BEN duruyor
Solundaki can katar cana

07 Eylül 2006
Saat:00:21
İstanbul

Faruk Gökbulut

Serzeniş
27-08-08, 23:53
Son Adres Senmişsin

Yağışlı gözlerim her an ağlarken
Her nefes zulümdür aşkın dağlarken
Hep seni düşünüp seni çağlarken
Ayrılık ölümdür can bu tendeyken

Barışsan bir daha küstürür müyüm
Eli konuşturur üzdürür müyüm
Dilbazlık ettirir azdırır mıyım
Gönlümün dizgini her an sendeyken

Bu aşkın harcını beraber kardık
Çok zorluklar aşıp hedefe vardık
Ne çileler çektik ne günler gördük
Dönemem geriye mutlu gündeyken

Yıllarca aşk için çok kapı çaldım
Çoklarına kapıldım hep aldandım
Son adres senmişsin ben sende kaldım
Vazgeçmek olur mu sen bu candayken


25 Mart 2006
Saat: 14:12
İstanbul

Faruk Gökbulut

Serzeniş
27-08-08, 23:53
Söz Veriyorum

Sadakat sembolüm, sevdan mabedim olsun
Sözünden dönen Allah'ından bulsun
Söz veriyorum demiştim ya sevda çiçeğim
İnan olsun ömrüm yettikçe dönmeyeceğim

Yaşanmadan yazılmıyor bunca şeyler
Sevmiyorsa yürek sezilmiyor ince şeyler
Sevdalar, sözler ve candan özge canlar
Bu halden ancak sevdalılar anlar

Söz veriyorum sana can meleğim söz
Düne kadar benim derdimdi bugünse senin
Belki de bizi bize bağlayacak en tatlı haz
Sevdamızın meyvesi rahme düşecek cenin


27 NİSAN 2005
İstanbul

Faruk Gökbulut

Serzeniş
27-08-08, 23:53
Su At Merih

Merih gibi çağladın
Yunus gibi ağladın
Ciğergahı dağladın
Su at serinlet bizi

12 ARALIK 2004
Saat: 20:50
KIZILAY/Mola Otel/ANKARA

** Sevgili kardeşim Suat MERİH'e ithafen yazılmıştır**

Faruk Gökbulut

Serzeniş
27-08-08, 23:53
Şairler Babası (Şair Halil SOYUER'e İthafen)

Sakî ' de işittim ilk kez sesini
Sımsıcak hissettim ılık nefesini
SÂFÎ ' den dinledim can sohbetini
Şairler babası Halil SOYUER

Nursel 'ine kalan hatıraların
Adınla yaşayan zeytinyağların
Duyunca sesini ben ağlarım
Şairler babası Halil SOYUER

Adına münhasır butik açılmış
Sana ait güzel eserler seçilmiş
Resimlerin duvarlara asılmış
Şairler babası Halil SOYUER

12 Şubat 2006
Saat: 02:40
Ankara

Faruk Gökbulut

Serzeniş
27-08-08, 23:53
Tek Heceli Giz

Gönül dibeğinde dövdüler beni
İmbiklerden süzüp özüm aldılar
Cihana yâr edip sevdiler beni
Gönül bahçesine kokum saldılar

Kokum ile nice başlar döndürdüm
Yokluğumla pek çok ocak söndürdüm
Varlığımla Kerem gibi yandırdım
Sevda kokan tek heceli gizim ben


05.04.2006
Saat: 21:25
İstanbul

Faruk Gökbulut

Serzeniş
27-08-08, 23:54
Tut Ellerimden

Aşkın hududunu aşmaya geldim
Ceyhun olup taşmaya geldim
Kanatlanıp uçmaya geldim
Ne olur tut ellerimden, bırakma beni böyle

Güller gibi bahar bahar açmaya geldim
Aşkın şarabını yudum yudum içmeye geldim
Dostlar meclisinden dost seçmeye geldim
Ne olur tut ellerimden, bırakma beni böyle

Gün geldi ayak basmamış yol oldum
Gün geldi el değmemiş el oldum
Gün geldi coşkun akan sel oldum
Ne olur tut ellerimden, bırakma beni böyle

Bir gün de olsa, aşk kapım aralasan
Bakışlarınla yüreğim de yaralasan
Sana göre değilim deyip, adım da karalasan
Ne olur tut ellerimden, bırakma beni böyle

Mecnun oldum düştüm çöllere
Kerem misâli yaban ellere
Aşkından düştüm kem dillere
Ne olur tut ellerimden, bırakma beni böyle

Aşkını ak sütümle büyüttüm
Umutlarımla ayak oldum yürüttüm
Kem nazarları bakışlarımla çürüttüm
Ne olur tut ellerimden, bırakma beni böyle

Aşkından döndüm deliye, oldum divâne
Bir şişe şarap, bir yudum kahve hepsi bahane
Seni sevmek inan, inan olsun şahane
Ne olur tut ellerimden, bırakma beni böyle

Virân oldu gönül sarayım aşkından, yıkıldı
Sevda soluklayan yüreğim, kor ateşlerde yakıldı
Azad kabul etmez, aşk ibresi sende takıldı
Anla artık aşkımı anla sevgili
Tut ellerimden ve bırakma beni


17 KASIM 1997
ANKARA

Faruk Gökbulut

Serzeniş
27-08-08, 23:54
Unutamam Seni Unutamam Ki...

Sanki bilmecesin çözülmüyorsun
Hayâl misin nesin sezilmiyorsun
Her hâle şükredip üzülmüyorsun
Unutamam seni unutamam ki

Lisanı berraktır safçadır özü
Şarkılarda güfte balcadır sözü
Her gece rûyamda gördüğüm yüzü
Unutamam seni unutamam ki

Senden geçip yüce dağlar aşmadım
Mecnûn olup kızgın çöle düşmedim
Henüz hamım közde yanıp pişmedim
Unutamam seni unutamam ki

Açtın yara muradıma ermedim
Sevdam kara güllerini dermedim
Sevdim seni gayrısını görmedim
Unutamam seni unutamam ki

Kimi zaman hasret olup yakarsın
Kimi zaman gurbet olup yıkarsın
Şu garibi firakınla yakarsın
Unutamam seni unutamam ki

Sebepsiz üzülüp çatma kaşını
Bir bak ne haldeyim kaldır başını
Akıtma ne olur kanlı yaşını
Unutamam seni unutamam ki

Gözlerini uzak tutma gözümden
Lanet etme aşka benim yüzümden
Ayırma koyduğum başı dizinden
Unutamam seni unutamam ki

Kara talihimin miadı doldu
Hayat bana ilk kez seninle güldü
En güzel gün seni gördüğüm gündü
Unutamam seni unutamam ki

13.06.2006
Saat: 13:55
İstanbul

Faruk Gökbulut

Serzeniş
27-08-08, 23:54
Urfa Seni Kokuyor

Bülbüllerin gözlerinden dinledim
Urfa'da yangın varmış dün gece
Mahşerin on atlısı şahitlik etmiş
Güya suçluymuş küheylanbaşı
Vatana ihanet etmiş
Oysa görevi hizmetmiş
Ve can...
Yemin olsun yanağımdan süzülen denize
Ben bu vatana ihanet etmedim
Ben ağladım göklerden hicran yağdı
O yağan yağmurda Sen vardın
Hicranım...
Bereketim...
Tanrı'nın mukaddes emaneti...
Benim güzel nimetim.

Hicranlı bir gece idi
Yere düşen her damlanın yüreğinde sen vardın.
İsmin dudağımda asırlık bilmece idi
Yalansa kahrolayım
Sen Urfa kokardın

Hey be can...
Güzel insan...
Sevda nedir bilir misin
Al yüreğimi, sor söylesin.
Sevda dediğin gülüm
Bir busedir dudağımda
Susayınca aşka, güller açar yanağımda
Ben benden başka
Ve ben bambaşka
Düşünce aşka
Varınca köşke
Girince meşke
Sakın! Sakın ha!
Deme keşke.

Esir al zamanı, ölüm ihtihar etsin
Hayata rest çekip ağlama!
Korkak gibi, tutsak gibi, yasak gibi.
Ben lal olmuş bülbülüm
Sen sevda bakışlı gülsün bağımda
Toprak gibi, yaprak gibi, candan özge can gibi
Gözlerin inci mercan gibi
Sen nesin bilir misin
Kah aşkı yağan kar tanesi
Kah sevda tüten rüzigarsın
Sevdiceğim, Sen Urfa kokarsın

Seni sordum gecelerce
Bu şehrin her sokağına
Söylemedi, inat ettim
Gecelerce seni uyudum
Komutanlarım şahittir
Şahittir cümle alem halime
Ölüm kapımı çaldı
Ellerinde ''Al'' emri
Yokluğun var, Sen yoktun
Yemin olsun ve inan
Geldi ölüm, ölemedim
Ağladım yüreğimde Sen
Sende divane dertlerim
Aşkından hatıra dedim
Saçlarına el süremedim
Ve yemin olsun
Dönmezsen sürmeyeceğim

Ben bir sana, bir de odama gül dedim
Ne sen geldin, ne de gülüverdin
Bilirim gelmeyeceksin,
Gülmeyeceksin...
Ve ben ne haldeyim bilmeyeceksin
Bilemeyeceksin...

10 ŞUBAT 2003
Saat: 00:15-06:15
Ş.URFA

Faruk Gökbulut

Serzeniş
27-08-08, 23:54
Üç Bahar...

Sana sevmenin sınırını sordum
Dedin ki bana üç bahar…
Gittin de dönmedin geriye
Henüz mevsim ilk bahar

Benimle bu dünya dar geldi sana
Seviyorum demek zor geldi sana
Gönlümü eylemek ar geldi sana
Bilmem ki bunda utanacak ne var

Ne olurdu sanki seni hiç görmeseydim
Kalbime ipekten aşkını örmeseydim
Seni aramasam seni sormasaydım
Yaşanmazdı bunca acı, bunca keder

Son resmini koymuşsun albüme
Özlemin hançeri saplandı kalbime
Gözyaşım damlıyor şimdi elime
Hasretin sürgünü içimi yakar

18 Mayıs 2006
Saat: 23:45
İstanbul

Faruk Gökbulut

Serzeniş
27-08-08, 23:54
Valide-i Şuara (Şair İlter YEŞİLAY'a İthafen)

'Dediler zamanla hep azalırmış sevgiler
Olsun bana seninle geçen yıllarım yeter'

İlter Yeşilaycadır şair dilden süzülen
Duyamadı kulaklar bundan özge yazılan

Azalmasın hiç sevgin yaşat sen hep kalplerde
Cihana gelmez dengin zirvedesin hep Alplerde

Sıcacık gülüşünle güneş gibi doğarsın
Nurdan yüzün görünce kalbi aşka boğarsın

Her pazar şenlik olur Cemâl Safî sofrası
Şiir olup dillenir kırık gönlün postası

Namıssızı okurken Valide-i Şuara
Urfa düşer aklıma yakarım bir sigara

'Ayağında kundura, yar gelir dura dura'
Şimdi sıra sendedir Mıkkım Tahir otura

Benim itikadımca güzel görmek sevaptır
Şu dermansız gönlüme İlter Ablam bir haptır

Sevgili Ablam İlter güzel sözün ustası
Hepimiz kalfa çırak Cemâl Safî hastası

Hiç unutmam o yeri, Numuneli Lokali
Aldım elime kalem esti gönlümün yeli

'Tanrı önce güzelliği yarattı dünyada,
Sonra da İlter YEŞİLAY'ı, insanlar güzel görsün diye...'

***Canım Ablacığım bu şiir de kardeşinden sana bir hediye ***

13.06.2006
Saat: 08:28
İstanbul

Faruk Gökbulut

Serzeniş
27-08-08, 23:54
Varlık

Varlık içinde buldum, yokluk denen olmazı
Gayeye bağlanınca, açar güller solmazı
Bu dünyada tek neşem, Varlığa erebilmek
Yokluktan sıyrılarak, varlığı görebilmek


07 Aralık 2006
Saat: 13:56
Ankara

Faruk Gökbulut

Serzeniş
27-08-08, 23:55
Vuslat Denizi -1

Oy güzel şehir oy!
Beni de hasret bıraktın ya kendine,
Astın suratımı,
Sıla ektin yüreğime.
Açık bıraktın ya umut kapımı,
Bir Ak güvercin pervaz eder,
Gelir diye semtime.
Özleminle kaybettiğim kendimi,
Getirir diye kendime.

Oy güzel şehir oy!
Beni de hasret bıraktın ya kendine.
Yüzümde palyaço gülümsemesi,
İçimde aşka dair çıkmazlar
Ve yüreğimde fırtınalar demeti
Bu kaçıncı aşktı tattığım, akşamlarında...
Kaçıncı hüzün yağmuruydu kanayan yarama.?
Kadıköy'de yürüyemeden elele ayrıldığım.
Bir gecelik duygu esnemesinde,
Yalnızlığımla kendimi sahile attığım.
Zonklayan beynimden alnıma vuran,
Aşk ateşimi azık diye yanıma kattığım...

Tadamadım mevsimlerini doya doya.
Ne baharını görebildim,
Ne de baharında görünebildim.
Zümrüt kafeslerde sakladın ya sen de kendini
Ve sen de hasret bıraktın ya beni.
Aşk olsun sana, aşk olsun sevdiğim!
Kaybettiğim kendimi, arıyorum şimdi.
Herhangi bir sokağının,
Herhangi bir ayrımında geçerken ömrüm.
Sahil kenarlarında üşüdüm, titredim.
Sensizlik depremiyle sarsıldığım o günden sonra,
Deli yüreğim durma git dedi
İnat ettim, gitmedim.
Yirmi iki yaşına girerken bir yaz akşamında
Kimsesiz sokaklarının donuk aydınlığında,
Kötü alışkanlıklar edinmedim.
Ve kimseye yalan söylemedim.
Ne sur dibindeki falcı kadına,
Ne Gülhane'de çiçek satana,
Ne de soğuk taş duvarlara.

Bir ebrûlî akşamda,
Martıların seslerine karıştı çığlığım.
Gece karanlığında uçuşan ateş böcekleri gibi,
Uçuşadursun başucumda hayallerin.
Seninle olayım sahilde,
Ve hüzünlerim silinsin.

Neden sonra anladım ki;
Oyalıyormuşum kendimi geçici heveslerde.
Ve kardelenler açıverdi yüreğimde.
Sen aşk de buna, ben çıkmaz sokak sevdiğim!
Tüm hüzünlerimi delik olan cebime koyacaktım.
Ve şiirler çalıp şairlerin bahçelerinden,
Şarkılar söyleyip, nameler dizecektim sana.
Ve bu güzel şehrin,
Altın renkli gecelerine dağıttığım yıldızlardan,
Taç yapacaktım esmer saçlarına.
Gecenin rengini sürme çekecektim hilal kaşlarına.

İkimizinde paylaştığı birisi olacaktı hayatımda.
Anlarsın ya ey güzel şehir, anlarsın ya!
Ben ve sevdiğim,
Mutlu bir dünya kuracaktık.
Hüzünlerin sevinçlere,
Gözyaşlarının kahkahalara karıştığı bu dünyada,
Onu bana, beni ona hatırlatacaktın.

Duygu sevinecekti,
Telefon edip ''can dosta''
Evleniyormuş diyecekti.
Tam da yakalamışken frekansını mutluluğun,
Taa uzaklardan bir rüzğar esti.
İstanbul bana küstü, ben de İstanbul'a.
Haydut gecelerin İstanbulcasında,
Umutlarım yola dökülürken usulca,
Ve günbatımı şehirler aynasında,
Seyrederken hayâlini
Sende kaybolup,
Şehrayinler içinde bulurum kendimi.

Kıskandın ya bizi İstanbul,
Helal olsun sana.
Şu ölümlü dünyada,
Aşkın tadına varamadan,
Kendimce bir dünya kuramadan,
Boğacaksın beni öyle mi! ?
Kimsesiz kaldırımlarında,
Soğuk gecekondularında,
Benim gibi bir bozkır çocuğunu,
Kederle yoğuracaksın öyle mi! ?

Çamlıca yamaçlarında,
Çiçeklerin nasıl filizlenip,
Nasıl olgunlaştığını;
Umutlarımın seninle,
Nasıl kucaklaştığını da bilirim ben.
Tam da çözmüşken şifresini aşkın
Korkma sevdiğim!
Ve bakma yüzüme öyle şaşkın şaşkın

Duy Sevgili!
Yazılmamış bir destanın her kelimesinde,
Akıp giderken kaderimiz iki ayrı yönde.
Mutlaka buluşacak Vuslat Denizi'nde.

Anamın dualarına benzer,
Dualar edeceğim ikimiz için.
Ve ummadığın bir anda,
Şöyle aşk tadındayken sevinçlerin,
Sen bana alışacaksın ben de sana...
Sevdiğim! ...




16 MART 1998
Saat: 24:00
ANKARA

Faruk Gökbulut

Serzeniş
27-08-08, 23:55
Yaban Gülüme...

Tek seni severim doğalı beri
Herşeyden âlâsın herşeyden özel
Sensizlik taş eder yattığım yeri
Seninleyken hayat herşeyden güzel

Sen gittin gideli güllerim soldu
Gözlerim sabahı göremez oldu
Sensizken mevsimler küstü bahara
Aşıklar vuslata eremez oldu

Kör talih kuşattı fethetti beni
Sensizlik şah oldu mat etti beni
Bülbül bile övüp methetti beni
Aşıklar halimi göremez oldu

Derman bekliyorken derde bulaştım
Aşkı arar iken çok yol dolaştım
Senden uzaklaşıp Hakk'a ulaştım
Aşıklar izimi süremez oldu

01 Mayıs 2006
İstanbul

Faruk Gökbulut

Serzeniş
27-08-08, 23:55
Yağız Bebeğe

Bir nazlı bebe dünyaya geldi, adı Yağız
Büyünce biz onu delikanlı diye çağıracağız
Masum gözler, bembeyaz yüz ve süt kokan ağız
Biz annne baba olarak, bir ömür seni koruyacağız


14.01.2007
Saat: 20:44
İstanbul

Faruk Gökbulut

Serzeniş
27-08-08, 23:55
Yağmur

Yağmur, incecik ellerin vardı senin,
Ve gözlerin Cezair menekşesi..
Bil ki güle benzer o narin tenin,
Bir gülüşün sanki bayram neşesi..

Yağmur, bak..Tâ gözlerimin içine bak.
İster şimşek olup üzerime çak,
İstersen pınar olup da kalbime ak.
Yeter ki sen, tâ gözlerimin içine bak.

Yağmur, bir gün elbet yollarına, gül seren olur.
Sana âşık olan kalp, akar akar durulur.
Darda kalan sana kavuşur, seni bulur.
Bir gün elbet sana da, gül deren bulunur.

Sensizken çoraklaşır dünya, hazan olur.
Mevsimler küser bahara, her yanda hüzün olur.
Aman gizli kalsın aşkımız, duyup sezen olur.
Sakın belli etme izini, basıp ezen olur.

Sır ol sînemin en kuytu köşesinde,
Kimseler bilmesin adını, anmasınlar seni.
Desinler ki bir güzel yaşarmış kalp ülkesinde,
Her yaprağa damlayan yağmur sanmasınlar seni.

04.02.2008
Saat: 02:50
İstanbul (Ev)

Faruk Gökbulut

Serzeniş
27-08-08, 23:55
Yalanmış Meğer

Seninle olmanın sonu gelmezmiş
Muhabbetle sevmek masalmış meğer
Sırrına erilen gözler ölmezmiş
İddealı sözlerin yalanmış meğer

Sevda sokağımdan geçmesen gayrı
Yürek sevmek ister olmuyor ayrı
Seninle değişti hayatın seyri
Sözlerin ki falan filanmış meğer

Yorgun düştü yürek sana gelmekten
Yollar çakıllıymış çatakmış meğer
Çözülmezdi yürek sana ilmekten
Her sözün her halin hileymiş meğer

Kelimeler biter söz sükût eder
Deviremez beni ne gam ne keder
Yüreğim halini Hakk'a arz eder
Sevdamın harmanı kuleymiş meğer

17 ARALIK 2004
Saat: 22:10
ANKARA

Faruk Gökbulut

Serzeniş
27-08-08, 23:55
Yâr

Bitir bu işkenceyi, dön artık yurduna yâr
Yanan şu yüreğime acı da farkıma var

Bahçeler bahçevansız, nerde bostancıbaşı
Güller yolunu gözler, bükük bırakma başı

Gel de feryad ü figân etme bu hüsrâna yâr
Sensiz geçen geceler, kalbim durmadan ağlar

Hatırla gökkuşağı altındaki cismimi
Elvan elvan çiçekler içinde bul resmimi

Sevdan ki oluk oluk akar durur içimde
Sen göklerimden yağan ışıl ışıl karsın yâr

Uzandığım her hayâl yatıştırdı gönlümü
Her bakışın yaktı da tutuşturdu gönlümü

Terkedip gitme beni bu sessiz isyâna yâr
İçimde düğüm düğüm sensizlik hüsrânı var

Dinle ki, en sevdalı şarkımı söylüyorum
Seni Boğaziçi'nde raksederken görüyorum

Nasıl da özlüyorum günler geceler geçtikçe
Bil ki boynum büküktür ebedî fermana yâr

Meğerse yanılgılar zinciriymiş umudum
Bakışların şifadır muhtacım dermana yâr

Son sözüm senet olsun, bırakma beni sensiz
Mesafeler uzarsa, yaşanmaz hayat sensiz

Gel dirilt de, aşıklar solusun nefesini
Bin yıl öteden duysunlar Faruk'un sesini


02.12.2006
Saat: 19:27
İstanbul

Faruk Gökbulut

Serzeniş
27-08-08, 23:55
Yar Olaydım

Yar olaydım, yar olaydım
Gönle düşen kor olaydım
Karanlıkta nur olaydım
Sana yangın kul olaydım

Yar olaydım, yar olaydım
Yazda yağan kar olaydım
Gönlü gören kör olaydım
Sana hayran kul olaydım

Yar olaydım, yar olaydım
Kıtlıktaki var olaydım
Kayıp değil kar olaydım
Cilven nazın kur olaydım

Sana hasret kul...
Sana yangın dil...
Sana meftun el...
Sana hayran kul olaydım.
İster yaslandığın duvar
İstersen gireceğin mezar olaydım
N'olaydı sana yar olaydım.

(14 AĞUSTOS 2002)
(Saat: 21:50)
(Ş.URFA)

Faruk Gökbulut

Serzeniş
27-08-08, 23:56
Yaralı Ceylan

Mutluluk dediğin gizemli bir an
Ağlarken güldürüp gülerken ağlatan
Hep bir yanımız vardır yarım kalan
Gözyaşı olsaydı gamdan
Avcıya kanarmıydı yaralı ceylan

*Avcıya kanamayan ceylan ÖZLEMiyle*


01 ŞUBAT 2003
KAYSERİ

Faruk Gökbulut

Serzeniş
27-08-08, 23:56
Yeniden Gül Bana...

Yerden göğe kadar haklısın aşkım
Seni kırmak üzmek bilmem ki niye
Cürmüm haddimden fazla bini aşkın
Affedip de beni çeksen sineye

Meydan mı verirdim bu küskünlüğe
Kopaydı da dilim demez olaydım
Kalbim dayanmaz ki bu üzgünlüğe
Cahillik edip halt yemez olaydım

Dilimden düştü bir kıvılcım hece
Gözyaşın süzülüp aktı gizlice
Kor oldu dört yanım sanki dün gece
Canevin tutuşup yandı hızlıca

Hoş görüp affetsen yaptıklarımı
Hatırlasan sana yazdıklarımı
Öpüp koklayıp tüm mektuplarımı
Yeniden gül bana canım sevgilim

'Sevgili Eşime...'

02 Mayıs 2006
İstanbul

Faruk Gökbulut

Serzeniş
27-08-08, 23:56
Yıkılır Dünya

Yandı yürek...Yandı yürek yâresi
Bu ne onulmaz dert nerde çaresi
Gönül güle hasret gezer yok sesin
Kırılırsan ağlarsa yıkılır dünya

11 OCAK 2004
Saat: 21:00
Ş.URFA

Faruk Gökbulut

Serzeniş
27-08-08, 23:56
Yiğit Nefere...

Vurgunum ceddimin her bir seferine
O seferde kılıç sallayan yiğit neferine
Alnından süzülen her damla alın terine
Gül kokusu yaydın vatanımın her yerine

Nice ovalara obalara otağlar kurulur
Atının nal sesini duyan cokun ırmaklar durulur
Zulmün beli ancak seninle adaletinle kırılır
Akınlar sonrası analar evlatlarına candan sarılır

Bir sual sorulur zulmettiniz mi diye
Aslanlar mahcup olur döner kediye
O yiğitler sarsılmasın üzülmesin diye
Melekler gökten iner gelir hediye

19 Mayıs 2006
İSTANBUL

Faruk Gökbulut

Serzeniş
27-08-08, 23:56
Yollar Bilinmeze Çağırır

Yollar bilinmeze çağırır, yürek sersem
Vazgeçmek için geç, sevmek için çok erken
Âna yazsam özlemimi, zamanı dersem
Dünüm için geç, yarınım için çok erken

Hiçbir engel dinlemeden delice sevsem
Boş vaat için geç, vuslat için çok erken
Kolayca karar verirdim yüzünü görsem
Dört ay için geç, bir ömür için çok erken

Urfa ilinde yaşar sevdalı iki deli fişek
Biri beni unutmak ister, diğeri sevmek
Aşk ocağında çoktan demlendi yürek
Zehirle pişen aşı bal bilen gelsin

01 ŞUBAT 2003
Saat: 01:18
Ş.URFA

Faruk Gökbulut

Serzeniş
27-08-08, 23:56
Zühre ve Zuhâl

Mazinin derinliklerinde gizli
Unutulmuş bir aşk hikayesi
Sabaha erişen güneş gibi
Doğmak için gün sayıyor şimdi

Hüznün miladı neydi, neden değişti?
Gurbet iklimimin nazlı dilberi nerede şimdi?
Ağaran tan yerine düşen çiğ tanesi gibi,
Süzülür sevgilinin gözlerinden billûr jalesi.

Vefadan yok nasibimiz, uzletteyiz şimdi biz
Baykuşlar tünemiş, yılanların beklediği virâneyiz
On asırlık çınarlar gölgesinde bekleşirken,
Aşk gömleğini sırtımıza geçirmişiz

Zamansız gelir ölüm meleği, çalan ecel çanıyla
Vedalaşır insanoğlu tene emanet canıyla
Selam ver sehere sesinin en gür tonuyla
Göreceksin sır gemisi hangi limanda demirli

Ara gönlünün göklerinde parlayan yıldızı, zühre ve zuhâli
Aynaya aksedecek ruhunun görünmez hâli
Sonunda bitkin düşer ve kalmaz mecâli
Ruhum ki özlem denizinde gezinen ihtiyar gemi

23 Nisan 2006
Saat: 15:20
İstanbul

Faruk Gökbulut

Serzeniş
27-08-08, 23:56
Zülfün...

Zülfün perde perde inende,
Gölge düşer cemâline
Nâçaram, birhoşam, sarhoşam
Deva var mı gönlümün bu hâline

Faruk Gökbulut