PDA

View Full Version : Olimpiyatın Unutulmazları



Legolas
16-08-08, 13:24
http://www.sporx.com/pekin2008/i/ozel/unutulmayanlar.jpg

Legolas
16-08-08, 13:24
http://www.sporx.com/pekin2008/i/oyuncular/beamon.jpg Uzun atlama
Bob Beamon
29 Ağustos 1946 doğumlu olan Jamaika'lı atlet Bob Beamon, 1968 yılında Mexico City'de yapılan Olimpiyat Oyunları'nda uzun atlamada altın madalya kazanarak tarihe geçmişti. Yarış öncesi zaten favoriydi ama beklenenden çok daha iyi bir derece yaparak dünya rekorunu 0.55 metre aştı ve 8.90 metre ile dünya rekoru kırdı.
Bu rekor tam 23 sene kırılamadı ancak 1991'de düzenlenen Olimpiyatlar'Da Amerikalı atlet Mike Powell, Beamon'a ait rekoru kırarak tarihe gömdü.

Legolas
16-08-08, 13:24
http://www.sporx.com/pekin2008/i/oyuncular/carl.jpg Atletizm
Carl Lewis
Frederick Carlton "Carl" Lewis (1 Temmuz 1961) 1984'ten 1996'ya kadar 9'u altın 10 olimpik madalya kazandı. Ayrıca 1983'ten 1993'e kadar dünya şampiyonalarında 8 altın madalya ve 1 bronz madalya kazanan Lewis, birçok insan tarafından tüm zamanların en iyi atleti olarak nitelendiriliyor.
Lewis, Alabama'da doğmasına rağmen New Jersey'de, Philadelphia civarında büyüdü. 13 yaşındayken uzun atlamada yarışmaya başladı. Hızlı sprintleri sayesinde koşu yarışlarında da iyi dereceler elde etti. 1980'de Amerikan Olimpik Takımı'na seçilen Carl, o yıl ABD'nin Moskova Olimpiyat Oyunları'nı boykot etmesi nedeniyle yarışamadı.
Sonraki sezonlarda, Lewis 100 metre ve uzun atlamada sezonun en iyi derecelerini elde etti. Lewis, 1983 Dünya Şampiyonası'nda 100 metre, uzun atlama ve 4 x 100 metre bayrak yarışında zaferler kazanarak ilk önemli başarılarını kazandı.
Bu onu 1984 Los Angeles Olimpiyatları'nda büyük favorilerden biri yaptı. 200 metre yarışlarına da katılarak Jesse Owens'ın 1936'da yaptığı gibi bu dört dalda da birinciliği elde etti.
1987'de Roma'daki Dünya Şampiyonası'nda 1983'teki performansını tekrarladıktan sonra, 1988 Olimpiyatları'nda 4 altın madalya daha hedefledi. Ancak her şey planladığı gibi gitmedi; 100 metre yarışını ancak Ben Johnson'ın, doping yaptığı gerekçesiyle diskalifiye edilmesiyle kazanan Lewis, 200 metrede sürpriz bir şekilde vatandaşı Joe DeLoach'a geçildi. 4 x 100 metre bayrak takımı da yanlış bir değişim sebebiyle diskalifiye edildi. Lewis yine de uzun atlama unvanını korumada hiç bir sorun yaşamadı.
1988'den sonra Lewis' in koşu yarışmalarındaki üstünlüğü azalsa da uzun atlama performansı hala harikaydı. Buna rağmen vatandaşı Mike Powell, Lewis'le müthiş düellosu sonucunda, Tokyo'daki 1991 Dünya Sampiyonası'nda, efsanevi Bob Beamon'un 1968'deki rekorunu kırdı.
Barcelona'daki 1992 Yaz Olimpiyatları'nda, bir başka düello Lewis lehine sonuçlandı ve böylece Lewis üst üste 3. olimpik uzun atlama birinciliğini kazandı. Lewis ayrıca Amerikan 4 x 100 metre takımının ilk ayak koşuculuğunu da yaptı.
İlerleyen yıllarda Lewis başka büyük unvan kazanamadı. 1996'da 36 yaşında iken uzun atlamaya güçlü bir dönüş yaptı ve üstüste 4. olimpik unvanını kazandı ve bireysel dallarda üst üste 4 kez birinci olan 3. atlet oldu. Diğer ikisi Al Oerter (disk atma 1956-1968) ve Paul Elvstrøm'du (yatçılık, 1948-1960). Eğer Lewis 4 x 100 metre takımına seçilebilseydi, onuncu olimpiyat altınını kazanarak vatandaşı Ray Ewry'yi olimpiyatlardaki en başarılı erkek sporcu olarak geride bırakabilirdi.
Carl Lewis, 1987'de grubuyla (Carl Lewis and the Electric Storm), "Break It Up" adlı bir single çıkardı.
Lewis, Atlanta Olimpiyatları'ndan sonra emekli oldu ve şimdi aktörlük yapıyor.
Kariyeri:
1983 - Dünya Şampiyonası, 3 altın (100 m, uzun atlama ve 4 x 100 metre)
1984 - Olimpiyatlar, 4 altın (100 metre, 200 metre, uzun atlama ve 4 x 100 metre)
1987 - Dünya Şampiyonası, 3 altın (100 metre, uzun atlama ve 4 x 100 metre)
1988 - Olimpiyatlar, 2 altın (100 metre, uzun atlama), 1 gümüş (200 metre)
1991 - Dünya Şampiyonası, 2 altın (100 metre ve 4 x 100 metre), 1 gümüş (uzun atlama)
1992 - Olimpiyatlar, 2 altın (uzun atlama ve 4 x 100 metre)
1993 - Dünya Şampiyonası, 1 bronz (200 metre)
1996 - Olimpiyatlar, 1 altın (uzun atlama)
Kişisel rekorları:
100 metre: 9,86 sn (1991, dünya rekoruydu)
200 metre: 19,75 sn (1983)
Uzun atlama: 8 m 87 cm (1991)
4 x 100 metre: 37,40 sn (1992, bugünkü dünya rekoru)

Legolas
16-08-08, 13:25
http://www.sporx.com/pekin2008/i/oyuncular/joynerb.jpg Atletizm
Florence Griffith Joyner
'Flo Jo' olarak da bilinen Amerikalı atlet Florence Griffith Joyner, 1988 Olimpiyat Elemeleri'nde 100 metreyi 10.49 saniyede koşarak inanılmaz bir başarıya imza attı. 21 Aralık 1959'da dünyaya gelen Joyner'ın bu derecesi bir çok erkek sporcunun derecesinden daha iyiydi. Halen 100 ve 200 metre rekorlarını elinde bulunduran 'Flo Jo' 1988 Seul Olimpiyatları'nda da bir gümüş ve bir altın madalya kazandı.

Performans arttırıcı ilaçlar kullandığı iddia edilen Joyner'ın testleri hiçbir zaman pozitif çıkmadı. 1988 yılında, uykusunda sara nöbeti geçirip hayatını kaybetti. Öldüğünde henüz 38 yaşındaydı.


http://www.sporx.com/pekin2008/i/hd_box_seperator.gif

Legolas
16-08-08, 13:25
http://www.sporx.com/pekin2008/i/oyuncular/thorpeb.jpg Yüzme
Ian Thorpe
13 Ekim 1982 tarihinde Sydney'de doğan Avustralyalı serbest stil yüzücüsü Ian Thorpe aynı zamanda 'Torpil' lakabıyla da biliniyor. Bir çok rekora imza atan Ian Thorpe, Olimpiyatlar'da elde ettiği 5 altın madalya ile, bir Avustralyalı sporcunun elde ettiği en fazla madalyaya sahip. Thorpe ayrıca 2001 yılında aynı Dünya Şampiyonası içinde 6 altın madalya birden kazanan ilk sporcu oldu. Avustralyalı yüzücü toplamda elde ettiği 11 altın madalya ile yüzücüler arasında en çok madalya kazanan 2. sporcu olarak adını tarihe kazadı.

Swimming World Magazine tarafından yapılan oylamada, 4 kez 'Yılın yüzücüsü' seçilen Ian Thorpe bu kategoride de bir ilki gerçekleştirdi. Henüz 14 yaşında ülkesi Avustralya'yı temsil eden Thorpe, atletik yetenekleriyle Avustralya'nın en başarılı ve popüler sporcularından biri oldu. Atina Olimpiyatları'ndan sonra yüzmeye bir yıl ara veren Thorpe, rahatsızlığından dolayı 2006'da da yarışamadı ve Kasım 2006'da emekliliğini açıkladı.

Legolas
16-08-08, 13:25
http://www.sporx.com/pekin2008/i/oyuncular/jesseowens.jpg Atletizm
Jesse Owens
James Cleveland "Jesse" Owens (12 Eylül 1913 - 31 Mart 1980) bir Afro-Amerikan atleti ve halk lideriydi. 4 altın madalya kazandığı ve oyunların yıldızı olduğu 1936 Berlin Yaz Olimpiyatları'na katılmasıyla üne kavuştu.
Oakville'de doğan ve Ohio'da büyüyen atlete Jesse ismi bir Cleveland'lı öğretmen tarafından verilmişti: Öğretmeni "Beni J.C (ceysi) diye çağırırlar" diyen Owens'ın aksanını anlamamıştı.
25 Mayıs 1935'te Michigan'da, 45 dakikalık bir süre içinde uzun atlama, 220 yard ve 220 yard kısa engelli rekorlarını yeniden belirleyen Jesse, 100 yard rekorunu da egale etti.
1936 Yaz Olimpiyatları'nda 4 altın madalya kazandı: 3 Ağustos 1936'da 100 metre, 4 Ağustos'ta uzun atlama, 5 Ağustos'ta 200 metre ve 4 x 100 metre bayrak takımına seçildikten sonra da 9 Ağustos'ta 4. altın madalyasını kazandı. Bu performansı 1984 Yaz Olimpiyatları'nda Carl Lewis'in de aynı dallarda altın madalyalar kazanmasıyla tekrarlanmış oldu.
Israrcı bir söylentiye göre, oyunlar sırasında stadyumda bulunan Hitler ai ırkın üstünlüğü düşüncesiyle muhteşem performanslarına rağmen Owens'ı tebrik etmemişti. Aslında Owens, otobiyografisinde (The Jesse Owens Story) Hitler'in ayağa kalkarak kendisine el salladığını belirtiyor:
"Şansölyeyi geçtiğimde ayağa kalktı ve bana el salladı, ben de el salladım. Bence yazarlar Almanya'da saatin adamını eleştirirken biraz acımasız oldu." (Jesse Owens, The Jesse Owens Story, 1970)
Aslında büyük bir ironi olan olay, dönemin Amerika Devlet Başkanı Franklin D. Roosevelt'in, Owens'ı Beyaz Saray'da görmeyi reddetmesiydi.
Oyunlardan sonra geçimini zor sağlayan Owens, yerel koşuculara 10-20 yard avans verir ve buna rağmen onları yine de geçerdi. Ayrıca yarış atlarına meydan okuyan ve onları yenen Owens, sırrının atları startta ateşlenen silahın korkuttuğu olduğunu belirtmişti.
Owens'ın bu promosyonları ona halkla ilişkiler alanında bir kariyer kazandırdı ve atlet, buna ek olarak Chicago'da uzun bir süreliğine jazz disk jokeyliği de yaptı.
1976'da Gerald Ford tarafından Başkansal Özgürlük Madalyası ve 28 Mart 1990'da da George H. W. Bush tarafından parlamento altın madalyası ile ödüllendirildi. 1984'te Berlin'de bir sokağa onun adı verildi. Bütün hayatı boyunca başarılarını okuldaki koşu öğretmeni Charles Riley'e, kendisini oyun bahçelerinden alıp parkurlara sürüklediği ve koşu takımına aldığı için bağlamıştır.
35 yıl boyunca günde bir paket sigara içen Owens, Tucson, Arizona'da 66 yaşında akciğer kanserinden öldü ve şu anda Chicago, Illinois'deki Oak Woods Mezarlığı'nda gömülü.

Legolas
16-08-08, 13:25
http://www.sporx.com/pekin2008/i/oyuncular/spitz.jpg Yüzme
Mark Spitz
Mark Andrew Spitz'in (10 Şubat 1950) babası Amerikalı, annesi Porto Rikolu idi. O, bir olimpiyatta en fazla sayıdaki madalyayı kazanma rekorunun (yedi madalya) sahibidir.
1968'de, Mark Spitz kendisinin ilk Olimpiyat Oyunları'na Mexico City'de katıldı. Takım arkadaşlarıyla birlikte, Spitz iki birincilik elde etti: 4 x 100 metre serbest stil ve 4 x 200 metre serbest stil bayrak. Spitz, ayrıca 100 metre kelebekte ikinci ve 100 metre serbest stilde üçüncü oldu. Bu başarılara rağmen, 1967 Pan Amerikan Oyunları'nda aynı başarıyı elde ettiği için 5 altın madalya isteğini açıklayan Spitz, hayal kırıklığına uğramıştı.
4 yıl sonra, Spitz Münih'te intikamını aldı. Batı Almanya'da 7 olimpik altın madalya kazanarak başka bir olimpik atlet tarafından halen egale edilememiş bir rekorun sahibi oldu. Daha da hatırda kalacak şekilde Spitz, her 7 dalda da dünya rekorları kırdı: 100 metre serbest stil, 200 metre serbest stil, 100 metre kelebek, 200 metre kelebek, 4 x 100 metre serbest stil, 4 x 200 metre serbest stil ve 4 x 100 m bayrak).
Münih Olimpiyatları'ndan sonra sadece 22 yaşında olan Spitz yüzmeden emekli oldu. Buna rağmen, Spitz, film yapımcısı Bud Greenspan'ın eleme turunu geçmesi halinde vermeyi teklif ettiği bir milyon dolar sebebiyle, 41 yaşında 1992 Barcelona Olimpiyatları'na katılabilmek için bir geri dönüşe kalkıştı; ancak bunda da başarılı olamadı.

Legolas
16-08-08, 13:25
http://www.sporx.com/pekin2008/i/oyuncular/retton.jpg Jimnastik
Mary Lou Retton
Amerikalı jimnastikçi Mary Lou Retton (24 Ocak 1968 Fairmont, Batı Virginia), Doğu Avrupa dışından katılıp da karışık dalda olimpik altın madalya kazanan tek jimnastikçidir.
Nadia Comaneci'yi televizyonda izlerken jimnastiğe merak salan Retton, 1983'te en iyi Amerikan jimnastikçisi olduysa da; sakatlığı nedeniyle o yıl yapılan Dünya Şampiyonası'na katılamadı.
Retton, 1984 Los Angeles Yaz Olimpiyatları'ndan kısa bir süre önce sakatlanmasına rağmen iyileşmesini bildi. Romanya dışında birçok Doğu Avrupa ülkesi tarafından boykot edilen oyunlarda Retton, Romen Ecaterina Szabó ile karışık dal için çok çetin bir rekabete girdi. Szabó'nun peşini bırakmayan Retton, iki müthiş egzersizle rakibini ekarte edip altın madalyayı boynuna takmasını bildi.
Retton aynı olimpiyatlarda, 4 madalya daha kazandı: takım halinde karışıkta ve kulplu beygirde gümüş, yer egzersizleri ve asimetrik barlarda bronz. Bu performansları nedeniyle Sports Illustrated dergisinin "Sportswoman of the Year" (Yılın Kadın Sporcusu) ödülüne layık görüldü.
Retton, sonraki sezon jimnastikten emekli oldu.

Legolas
16-08-08, 13:25
http://www.sporx.com/pekin2008/i/oyuncular/michaeljohnsonb.jpg Atletizm
Michael Johnson
13 Eylül 1967 Dallas, Amerika doğumlu olan atlet Michael Johnson, 2000 Yaz Olimpiyatları'nda kariyerini sonlandırmasına rağmen 200 ve 400 metre dünya rekorlarını halen elinde bulunduruyor. Olimpiyatlar'da 4 kez altın madalya kazanan Johnson, 9 kez dünya şampiyonu unvanını elde etti.

Michael Johnson, 1996 Atlanta Olimpiyat Oyunları'nda hem 200 metre hem de 400 metre yarışlarını kazanarak, aynı olimpiyat oyunlarında 200 ve 400 metre yarışlarını kazanan tarihteki tek isim oldu. Ünlü sprinter, farklı koşu stiliyle de tanınıyor.
Yarışmayı bıraktıktan sonra televizyon yorumculuğuna başlayan Johnson daha sonra Daily Telegraph'ta köşe yazarlığı da yaptı. Amerikalı atlet şuan eşi ve oğluyla birlikte Amerika'nın California eyaletinde yaşıyor.

Legolas
16-08-08, 13:26
http://www.sporx.com/pekin2008/i/oyuncular/muh.jpg Boks
Muhammed Ali
Muhammad Ali (17 Ocak 1942 Cassius Marcellus Clay Jr.) dünyanın en büyük ağırsiklet boksörlerinden biri olduğu kadar dünyadaki en ünlü bireylerden de biridir.
Clay Kentucky'de doğdu. 12 yaşındayken bisikleti çalındı ve bunu yerel bir polis olan Joe Martin'e (ve boks öğretmeni) rapor etti. Bunun üzerine Martin de Clay'e boks dersleri vermeyi önerdi. Onun liderliğinde Clay, genç dövüşçüler arasında hızla sivrildi. Akademik durumu hiç de parlak olmayan Clay, lisede altı Kentucky Gold Gloves (Kentucky Altın Eldiveni ) ödülü kazandı ve okulundan bunlar sayesinde mezun olabildi.
1960 Roma Yaz Olimpiyatları'nda, Clay bir hafif ağırsiklet boksör olarak bir altın madalya kazandı. Daha sonra profesyonel olan Clay, boks efsanesi Angelo Dundee'nin eğitimi altında stili, spektaküler sonuçları ve bitmek bilmez kendine güveniyle bir anda ünlü oldu. Rakiplerini hangi rauntlarda nakavt edeceğini belirttiği şiirler yazarak kendine "Louisville Lip" diye bir isim yaptı. Kendini öve öve bitiremeyen Clay, "Ben en büyüğüm!", "Gencim, güzelim, yenilmezim!" ve "Kelebek gibi uçar, arı gibi sokarım!" sözleriyle tüm dünyanın ilgisini çekmişti.
Cassius Clay, Louisville'de 29 Ekim 1960'da ilk profesyonel dövüşünü kazandı.
1964'te, Clay ağirsiklet şampiyonu Sonny Liston ile bir maç yapmayı başardı. Favori Liston, sekizinci rauntta omzunu sakatladığını iddia ederek köşesini terk etmeyi reddetmiş, böylece Clay dünya ağirsıklet boks şampiyonu olmuş ve tüm dünyayı şaşırtmıştı. 1965'te Liston'u rövanş maçında, ilk raundun başında, az sayıdaki insanın görebildiği "hayalet yumruğu" ile nakavt ederek yeteneklerini kanıtlamış oldu.
Bu iki maç arasındaki sürede, başka sebepler yüzünden de ününe ün kattı Clay: İslam dinini benimseyerek adını Muhammed Ali olarak değiştirdi, Vietnam'a Amerikan askeri olarak gitmeyi "Vietnamlılarla bir sorunum yok, hiçbiri bana küfretmedi" sözleriyle reddetti. Bu yüzden şampiyonluk kemeri ve boks lisansı elinden alınan Muhammed Ali, 5 yıl hapis cezasına çarptırıldı.
Ali, 1970'te lisansını yeniden çıkardıktan sonra boksa geri döndü. 1971'de Madison Square Garden'da karşılaştığı Joe Frazier'a 15. rauntta boyun eğen Ali, 1974'teki rövanş maçında ünvanını geri aldı.
30 Ekim 1974'te, sıra Frazier'i şampiyonluk dövüşünde daha ikinci rauntta deviren namağlup George Foreman'a gelmişti. Ali büyük cesaretle Foreman'ın yumruklarına karşı koymayarak ve ona zayıf eliyle vurarak onu sekizinci raunda kadar yordu. Ali bu raundun sonunda muhteşem bir sağ yumrukla onu nakavt etmeyi başardı. Bu zaferin ardından 1974 Hickok Kemeri'ne yılın en iyi profesyonel atleti olarak layık görüldü ve Sports Illustrated dergisinin "Yılın Sporcusu" ödülünü kazandı.
1975'te Ali, Frazier'i Filipinler'de bir kez daha, 14 raunt süren bir dövüşten sonra rakibinin antrenörü Eddie Futch'ın öğrencisini maçtan çekmesi üzerine yendi. Ali'nin bu dövüşü, Frazier'la yaptığı diğer dövüşlerle birlikte boks tarihindeki en büyük güç gösterileri olarak nitelendirildi, öyle ki Ring dergisi bu son maçı "1975 Yılının Dövüşü" olarak adlandırdı.
1978'te, 1976 Olimpiyat şampiyonu, yalnızca sekizinci profesyonel dövüşüne çıkan Leon Spinks'e kaybedene kadar ünvanını korudu. Spinks'i rövanşında yendi ve bir rekor olan 3. kez ağırsıklet boks şampiyonu oldu. Daha sonra 27 Haziran 1979'da emekliliğini açıkladı ve unvanını bıraktı.
Bu emeklilik kısa sürdü; 2 Ekim 1980'de WBC'nin dünya ağırsiklet ünvan versiyonu için eski antreman partneri Larry Holmes'a meydan okudu. Ağırsiklet şampiyonluğunu 4 kez kazanan ilk boksör olmayı hedefleyen Ali, 11. rauntta Dundee'nin ona devam etmesi için izin vermemesi nedeniyle teknik nakavtla kaybetti. Bu mağlubiyet halk arasında "bayrağın devri" olarak nitelendirilmişti. Holmes, Ali'yi perişan etmesine rağmen, daha sonra yaptığı bir açıklamada idolü ve eski işvereni olan Ali'ye duyduğu büyük saygıdan dolayı, çoğu zaman yumruklarını geri çektiğini belirtmişti.
Holmes'tan aldığı çok belirgin hezimetten sonra, Ali, şüphe uyandıran sağlığına rağmen bir kez daha dövüşmek istedi. 11 Aralık 1981'de geleceğin dünya şampiyonu Trevor Berbick ile fazla ilginin olmadığı ve Ali'nin alışık olduğu büyük arenalar yerine Nassau'da karşılaştı. Ali kendisinden 12 yaş genç olan 27 yaşındaki rakibine kaybetti.
Bu mağlubiyetin sonrasında Ali, 1981'de bir kariyer rekoru olan 37'si nakavttan 56 galibiyet, 5 mağlubiyetle kesin olarak emekli oldu.
Ali'nin stili bir ağırsıklet boksör için oldukça alışılmamıştı. Ellerini yüzünü korumak için yukarıda tutmak yerine yanlarda tutardı, olağanüstü refleksleri ve boyu onu rakiplerinin ölümcül yumruklarından korurdu. Ali, rakibinin kafasına diğer birçok boksörden daha çok vururdu, böylece uzun dövüşlerde rakiplerini daha da fazla yormuş olurdu.
1982'de Ali'nin rahatsızlığına Parkinson hastalığı teşhisi kondu. Buna rağmen, tüm dünyadaki milyonlarca insan için o hala bir kahraman. Öyle ki 1985'te Lübnan'da kaçırılan Amerikalılar için pazarlık yapmaya, 1996'da Atlanta'da Olimpiyat meşalesini yakmaya çağrıldı. Kendisine, aynı olimpiyatlarda, 1960'ta kazandığı ancak bir restoranda ırkı nedeniyle kendisine servis yapılmaması yüzünden Ohio nehrine attığı altın madalyasının bir benzeri verildi.

Legolas
16-08-08, 13:26
http://www.sporx.com/pekin2008/i/oyuncular/nadia.jpg Jimnastik
Nadia Comaneci
Rumen jimnastikçi Nadia Elena Comaneci (12 Kasım 1961), 5 olimpik madalya kazandı ve bir olimpik jimnastik dalında 10'luk tam skora layık görülen ilk sporcu oldu. İsmi 20. yüzyılın ve olimpiyat tarihinin en büyük sporcuları arasında yer alan Comaneci, aynı zamanda tüm zamanların en büyük jimnastikçisi olarak da gösteriliyor.
Comaneci'nin ilk büyük başarısı 1975 Avrupa Şampiyonası'nda, daha 13 yaşındayken kazandığı 4 unvan oldu. Nadia'yı daha sonra Amerika'ya giderek birçok büyük ABD'li jimnastikçisinin antrenörlüğünü yapacak olan Bela Karolyi ve karısı Martha çalıştırdı.
Comaneci, 14 yaşında iken 1976 Montreal Yaz Olimpiyatları'nın yıldızı oldu. Olimpiyatlarda tam skor elde eden (bunu ilerleyen yıllarda 6 kez daha tekrarladı) ilk jimnastikçi olmakla kalmadı ayrıca 3 altın madalya (tekler karışık, denge barı ve asimetrik barda), bir gümüş madalya (takım halinde) ve bir bronz madalya (yer egzersizleri) kazandı.
1979 Dünya Şampiyonası'nda, Romanya ile dünya takım şampiyonluğunu kazandıktan sonra bileğinden aldığı bir darbe sonucu oluşan kesik yüzünden kan zehirlenmesi geçirdi ve bir süre hastanede kaldı. 1980 Yaz Olimpiyatları'nda geri döndüğünde oldukça formdaydı: Denge barında olimpik unvanını koruyan ve yer egzersizlerinde altın madalya alan Nadia karışık dalda birinciliği Davydova'ya kaptırdı ve Romanya takımı olimpiyatları ikinci bitirdi.
Nadia bu oyunlardan kısa süre sonra emekli oldu ve kendini Romanya'nın küçük jimnastikçilerini yetiştirmeye adadı. 1989 Kasımı'nda Amerika'ya iltica etti ve burada zamanının çoğunu reklamlarda oynayarak ve modellik yaparak geçirdi. 1994'te nişanlandığı ABD'li jimnastikçi Bart Conner ile 1996 Nisanı'nda, ilticasından sonra ilk kez gittiği Romanya'da evlendi.
1999'da Nadia, Birleşmiş Milletler'de konuşması için davet edilen ilk sporcu oldu. Nadia şu anda jimnastik ve hayır işleri ile oldukçe meşgul durumda. Eşiyle beraber Bart Conner Jimnastik Akademisi'nin, The Perfect 10 Prodüksiyon Şirketi'nin ve 4 tane spor malzemeleri dükkanının sahibiler. Nadia ayrıca Uluslararası Özel Olimpiyatları Yönetici Kurulu'nun Başkan Yardımcılığı'nı, Romanya Jimnastik Federasyonu'nun onursal başkanlığını yapmakta.
2003 Aralık ayında ilk kitabı olan "Letters To A Young Gymnast" (Genç Bir Jimnastikçiye Mektuplar)'ı yazan Nadia şu sıralar Bükreş'te yetim çocuklar için Nadia Comaneci Çocuk Kliniği'ni kurmakla da meşgul.

Legolas
16-08-08, 13:26
http://www.sporx.com/pekin2008/i/oyuncular/naim.jpg Halter
Naim Süleymanoğlu
23 Ocak 1967 doğumlu Naim Süleymanoğlu'nu artık tanımayan yok. Ünlü halterci, 3 olimpiyat şampiyonluğu, 7 dünya şampiyonluğu ve 6 avrupa şampiyonluğu kazanma başarısını göstermiş ve dünya rekorlarını da 46 kez geliştirerek inanılmazı başarmıştır.
Bulgaristan göçmeni olan Naim Süleymanoğlu ilk dünya rekorunu 16 yaşında kırdı. Küçük yapısı nedeniyle kendisine "cep herkülü" lakabı takılan genç sporcu ilk fırsatını 1984'te, Bulgaristan'ın, Sovyetlerin 1984 Los Angeles Olimpiyatları boykotuna katılmasıyla kaçırdı.
Kısa süre sonra, Bulgaristan'daki komünist rejim Türk azınlığı Bulgar isimleri almaya zorladığı için, sporcu ismini Naum Shalamanov olarak değiştirmek zorunda kaldı.
1986'da Sydney'deki dünya şampiyonasına yapılan yolculukta, Suleimanov iltica etti. Türkiye'de karaya çıkan Suleimanov, ülkemizin vatandaşlığına başvurdu ve ismini bulgar Suleimanov/Shalamanov'dan türkçe Süleymanoğlu'na çevirdi.
Bunun üzerine, sporcunun 1988 Seul Olimpiyatları'nda hangi ülkeyi temsil edeceği konusunda anlaşmazlık çıktı. Bulgaristan hükümeti Süleymanoğlu'nun Türkiye adına yarışmasına izin vermek için bir milyon dolar talep etti; Türkiye de bunu vermeyi kabul etti ve sporcuyu bünyesine kattı.
150 cm boyundaki Süleymanoğlu; Türkiye'yi 1988 Yaz Olimpiyatları'nda hafif siklet şampiyonluğunu elde ederek utandırmadı. 1989'da dünya şampiyonu olduktan sonra 22 yaşında emekli oldu. Bulgaristan'da komünizmin düşmesiyle ailesi de Türkiye'ye gelebildi.
Rekabetin fazlasıyla cezbettiği Süleymanoğlu, 1991'de spora geri döndü ve 1992 Barcelona Olimpiyatları'nda ikinci olimpik altınını kazandı. Süleymanoğlu, olimpiyat oyunları arasında dünya şampiyonlukları elde etmeye ve rekorlar kırmaya devam etti.
1996 Olimpiyatları sporcumuzun son gösterisi olacaktı; üçüncü altınını kazandığı Atlanta Olimpiyatları'ndan sonra emekliliğini yeniden ilan etti.
Ancak Süleymanoğlu, 1999'da yeniden geri döndü fakat sporcu bu kez eski formunda değildi ve 2000 Sydney Oimpiyatları'nda madalya kazanma başarısını gösteremedi ve 33 yaşında son kez emekli oldu. Naim Süleymanoğlu, Time dergisinin kapağına çıktı ve vücut ağırlığının 3 katını kaldırabilen ilk halterci oldu.

Legolas
16-08-08, 13:27
http://www.sporx.com/pekin2008/i/oyuncular/dreamteam001.jpg Basketbol
Rüya Takım
"Dream Team" (Rüya Takım), 1992 Barcelona Yaz Olimpiyatları'nda altın madalyayı kazanan Amerika erkek basketbol takımının gayri-resmi ismiydi. Olimpiyatlarda profesyonellerin oynayabilmesini sağlayan yeni kural değişikliği, profesyonel basketbol dünyasının dolar milyonerlerinin yarışmasını sağladı. Rüya Takım olimpiyat elemelerinde 6-0'lık bir performans göstererek rekor kırdı.
Kadro:
Takımın kadrosu Michael Jordan ve içlerinde tarihteki en iyi basketbolcular olarak nitelendirilen birçok oyuncudan oluşuyordu.
Charles Barkley, Phoenix Suns
Larry Bird, Boston Celtics
Clyde Drexler, Portland Trail Blazers
Patrick Ewing, New York Knicks
Magic Johnson, Los Angeles Lakers
Michael Jordan, Chicago Bulls
Christian Laettner, Duke University
Karl Malone, Utah Jazz
Chris Mullin, Golden State Warriors
Scottie Pippen, Chicago Bulls
David Robinson, San Antonio Spurs
John Stockton, Utah Jazz
Bu güçlü ve ünlü kadro sebebiyle Rüya Takım maçları, genellikle karşı takımın, idolleri olan Amerikalı oyuncularla fotoğraf çektirmesiyle başlıyordu.
Ne yazık ki, bu unutulmaz kadro, içine Isiah Tomas ya da Dominique Wilkins gibi başarılarla dolu kariyerleri olan oyuncular yerine Christian Laettner gibi daha üniversiteden yani mezun olmuş bir amatörün katılmasıyla potansiyelinin üst düzeyine erişmesi engellenmiş oldu. Laettner üniversitede harika bir oyuncu olmasına rağmen profesyonel kariyerinde hayalkırıklığı yarattı ve tartışmasız Rüya Takım'ın en zayıf halkasıydı.
Tüm maçlarını büyük farklarla kazanan Rüya Takım, Hırvatistan'ı final maçında 32 sayı farkla yendi. Basketbolun en iyi oyuncularının beraber oynaması çoğu zaman takdir edilse de; rakibi küçük gören tavırları için aynı şeyi söylemek pek de mümkün değildi.
Stockton, Rüya Takım'da kendi takımındaki numarasını giyebilen tek oyuncuydu (12). Çünkü uluslararsı turnuvalarda 4 ile 15 arasında forma numaraları varken Amerikalı oyuncular hep bu limitin dışında numaralara sahiptiler: Michael Jordan'ın 23 numaralı, Scottie Pippen'ın 33 numaralı formayı giymesi gibi.
Teknik Kadro:
Baş koç: Chuck Daly, New Jersey Nets
Asistan koç: Lenny Wilkens, Cleveland Cavaliers
Asistan koç: P. J. Carlesimo, Seton Hall University (NJ)
Asistan koç: Mike Krzyzewski, Duke University (NC)
1992 Amerika Kıtası Erkekler Turnuvası (olimpiyat elemeleri) sonuçları:
ABD 136 Küba 57
ABD 105 Kanada 61
ABD 112 Panama 52
ABD 128 Arjantin 87
ABD 119 Porto Riko 81
ABD 127 Venezuela 80
1992 Amerika Kıtası Erkekler Turnuvası Sıralaması:
ABD (6-0)
Venezuela (4-3)
Brezilya (5-1)
Porto Riko (4-3)
Kanada (2-3)
Arjantin (2-3)
Küba (1-3)
Meksika (1-3)
Panama (1-3)
Uruguay (0-4)
1992 Barcelona Olimpiyatları Sonuçları:
ABD 116 Angola 48
ABD 103 Hırvatistan 70
ABD 111 Almanya 68
ABD 127 Brezilya 83
ABD 122 İspanya 81
ABD 115 Porto Riko 77
ABD 127 Litvanya 76
ABD 117 Hırvatistan 85
Sonradan gelen Amerika takımları Dream Team adıyla yola çıksa da 1996 Atlanta Olimpiyatları'ndaki takımı saymazsak, takım genelde süperstarlar yerine orta halli NBA oyuncularından oluşuyordu. Bu da öncekiler kadar güzel performanslar izlenmesini engelliyordu; öyle ki ABD takımı 2000 Sydney Olimpiyatları'nda Litvanya'ya neredeyse yeniliyordu. 2002 Dünya Şampiyonası'nda utanç verici bir altıncılıktan sonra tüm dünya artık "Rüya Takım" isminin bu takımlar için hiç de uygun olmadığı konusunda hemfikir oldu. Bu fikri destekler şekilde, ağustos ayında ülkemize de gelen Rüya Takım, bu ay içinde İtalya karşısında 95-78 lik şok bir mağlubiyet aldı ki; bu Rüya Takımlar'ın ilk hazırlık maçı yenilgisi oldu.
2004 Atina Olimpiyatları'na katılacak olan Dream Team kadrosu ise:
Allen Iverson, Philadelphia 76ers
Stephon Marbury, New York Knicks
Dwyane Wade, Miami Heat
Carlos Boozer, Utah Jazz
Carmelo Anthony, Denver Nuggets
LeBron James, Cleveland Cavaliers
Emeka Okafor, Charlotte Bobcats
Shawn Marion, Phoenix Suns
Amare Stoudemire, Phoenix Suns
Tim Duncan, San Antonio Spurs
Lamar Odom, L.A. Lakers
Richard Jefferson, New Jersey Nets