PDA

View Full Version : Uzaklar'dan Şiir Demeti...



Kanka Bot
17-11-05, 18:08
Acılar Atlasında Kaybolduk


Kollarını benden ayıran coşkun ırmaklar gibi, aktıkça büyüyeceksin sen de
Bundan böyle senin için, kutsal yüreğin için yetişecek menekşeler bahçemde
Serüvenleri bitince anlatılan, toprağa karışınca söylenen ağıtlar derledim sana
Doğum günümüzün saatleri ayrılığa kuruluymuş, tek isteğim mutlu ol, ağlama


Sözcük krallığımın tahtına çağırmıştım seni. Bilmediğin, tahmin bile etmediğin yoksul topraklarıma şölen dilemiştim seni severek. Bana evliyalar şehrini anlatacak, yangınlarımı söndüremeyen Ak denizim olacaktın. Karınca kolonilerime ana kraliçe atayacaktım seni. Bir mevsim yeliyle gelip, aynı mevsimin göçüyle esmeyecektin. Depremlerinin yerle bir ettiği bu sevda kentinde, sensizliğin kılıçlarına atmayacaktın beni. Bin bir yerinden parçalı bu bedeni toprağa koymadan gitmeyecektin.
Çoğalmıştı yaşam ve toprak, gülen denizlerimde seni sevince. Yüreğim büyüsün diye seni sevmelerin ölümsüzlüğüne prangalamıştım bu bedeni. Beni çepeçevre saran tüm duvarları yıkıp, ruhumuzdaki tüm tabuları da birlikte parçalamıştık. Sana baktıkça kocaman bir göl gibi açılıyordu gözelerim, küçük bir yağmur birikintisiyken, karışıyordum büyüyerek en derin okyanuslarına.
Yapışıp yelelerine doru bir kısrağın, gün ışığına mahmuz sürüşlerle, dörtnala bir sevdaya koştum gecelerce. Dudağımın ucundaki tüm gülücüklere şaşkın buseler sürüyor, içimin çöllerini kızıl ormanlarla gürleştiriyordun. Her gün batımında soyunup, her şafakta derin uykuların kucağına atıyorduk kendimizi. Muştulu bir bahardı beklediğimiz, demirden kelebekler besliyorduk gönül kafesimizde. Tutukluyduk oysa, sevdikçe birbirimizde içimizde canlar bileniyor, açlığımızın duvarlarını göğsümüzle yıkmaya çalışıyorduk.
İçimizdeki en büyük özlemleri doğurma adına, her sevişimizde birbirimizi, her özleyişimizde bedenlerimizi, yanaklarımızın güneş yanıklarını okşuyorduk solgun ellerimizle. Aşktan umut beklediğimiz postacıları bekliyorduk kendimizden habersiz. Düşler ülkesinin krallıklarında kuru çiçekleri yaşatmaya çalışıyor, ellerimizdeki sıcaklık da olmasa, gizli gizli yazdığımız mektupları okuyacak güç de bulamıyorduk.
Biliyorduk ki, yaşadığımız aşk ne zümrütten ışıltılar, ne de kahramanlarını yansıtmayan eşsiz bir portreyi yansıtıyordu. İsimsiz ırmakların geride bıraktığı kumullarda yürümek istiyorduk, ama bizden önce bu yolda yürümüşlerin izlerine basmadan da edemiyorduk. Molasını istemediğimiz, dinlencenin bizden her şeyi alacağı bu uzun yolculukta yürüdükçe kırılıyor, kırıldıkça da kendimizi görüyorduk aşkın sarı sularında.
Oysa ki, yalnızlık damlıyordu hüznün musluklarından. Umut yolculuğuna çıktığımız, dirençlerin kolundan yapışmayı unuttuğumuz tüm tarifsizliklerin dokunulmazlığında, sevmelerin kentlerine de alınmıyorduk artık. Dokundukça ellerime durağanlaşıyor, öfkelendikçe yüreğime, suçlanıyordum bin bir kırıklıkla. Ölümleri çağırıyorduk gizli gizli küskün gecelerde, unuttuğumuz günaydınlar adına. Sevdamız menekşe kuytularına gizlenmiş, ceset yalnızlığımızı hırçınlığımıza emziriyorduk.
Hiçbiri kendimize benzemeyen bahanesiz yalnızlığımızın çevirmesiz anlatımlarında, hayallerimiz de kopuyordu bizden. Saklandığımız bütün çizgilerde yansımamıza sövüyor, sıkıştırıldığımız karelerde kendimizi görüyorduk. Güneş denizlerin üzerine her düştüğünde yaprak yaprak uçuşarak ayrılıkların kentinde birbirimizi bulamıyorduk. Çok sözler biriktirmiştik birbirimiz için. Çok acının masum dirençlerine katlanmış, sözcük krallığımızı her şeye karşın ayakta tutmuştuk.
Siyah bir gecedeydi birbirimize vuruluşumuz. Açık unuttuğumuz pencerelerden içimize girmiş, can çekişen iki yüreğin sevdasını değiş tokuş ederek yedeğimizdeki son umudu da kullanmayı seçmiştik. Ne rüzgarın, ne de yıldızların suçu yoktu oysa. Sevinçlerimiz, mutluluklarımız dolunayı kıskandırsın diye dalmıştık birbirimizin içine. Bir masal ülkesine çağrılarak en doyumsuz sevdaları yaşadık birlikte. Şölen bitince unutulduk, ayrılığın kollarına atıldık ve anıların kentinde kendimizi bulduk. Kanasa da yüreğimiz, paralansa da bedenimiz yaşadığımız bu öyküyü unutamayız gülüm. Biliyorum ki, bu sevda denizlerinde kutlanacaktır nice nice doğum günün.

Kanka Bot
17-11-05, 18:09
Firûze…

Firûze… taşların âşiyan yüzü
Tenimle canciğer, sılama düşman
Aydınlıkta üşür dîvâne mevsim
Gelgitler kuşağı altında zaman
Firûze… taşların âşiyan yüzü.

Esrik günâhıma yeltenme sakın
Ayak izlerinden tanırım seni
Hayâlime batar tel tel kirpiğin
Sana veriyorum bendeki beni
Esrik günâhıma yeltenme sakın.

Hicrânlar kaybetti sırrını aşkın
Yokluğun dokunur, kanar bir yanım
Resimli acılar bırakmam sana!
Vuslatları getir, sen aksın kanım
Hicrânlar kaybetti sırrını aşkın.

İnsan acılarla pişer Firûze
Terimi soğutma, bana aşkı sun
Körler görmeden de sever Firûze
Topraklar çorak ve takvimler yorgun.
İnsan acılarla pişer Firûze.

Mevsimsiz hasretler getirdim sana
Yarım nefeslik bahar molası
Mürekkep kandan ve parmağım kalem
Ölümlerden öte gül boyası
Mevsimsiz hasretler getirdim sana.

Eteğinden yangın çıkar her dâim
İçimde bir Yunus, ki aşka durur
Su temizleyemez kalbin kirini
Bütün güller Yesrib yolunda kurur
Eteğinden yangın çıkar her dâim.

Yaldızlı umutlar devşiriyorum
Benim de içimde bir kandil yanar
Merkezine düştüm kör karanlığın
Çöle ne hacet, kalp yanar, dil yanar
Yaldızlı umutlar devşiriyorum.

Irmaklar denize akar Firûze
Ne ölüm ne tövbe kalmaz sabâha
ve Babilin asma bahçelerinde
Her karanlıklı yol çıkmaz sabâha
Irmaklar denize akar Firûze.

Leyâlim nurlanır tek nazarından
Bilmem hangi hayâl cemâline eş
Yüzünde Meryem’in bâkireliği
Mevlevî hislerle elimde güneş
Leyâlim nurlanır tek nazarından.

Mısralarım saklar seni şiirde
Ahenksiz şarkılar çalınır dâim
Ki bulurum seni deniz dibinde
Almak isteyince seni bir kavîm
Mısralarım saklar seni şiirde.

Aşk ki hecelere bölünmez asla
Üşüyorsan eğer gözlerime bak
Firûze; bir deniz kızının adı
Bir Pazar sabâhı geldiğim şafak
Aşk ki hecelere bölünmez asla.

Zamanın zamansız lâl şâiriyim
Korkak aşklar artık tarih Firûze
Baskınına uğra hayâllerimin
El, ele güç katar… talih Firûze
Zamanın zamansız lâl şâiriyim.

Kanka Bot
17-11-05, 18:10
Kirliydi Sevgimiz!..

Sürgün sevdalar yaşadık, ıslak ve terli gecelerde
Paramparça bir mevsimin göçüydü yaşadığımız.
Yaz bitti, mevsim kışa döndü, üşüyor sevgimiz
Soktu kirli geceler parmaklarını cebine hohlayarak…


Paramparça bir geçmiş tırmalıyor bedenimi. Sevdalarımın yağlı kementleri sıkıyor boğazımı. Aşkın tarifsiz yalnızlığını yansıtır hüzün. Kelimeler utangaç çocuklar gibi saklanacak yer ararken, duyguların yamalı yelkenleri aşamaz okyanusları. Biz cebimizdeki umudu hiç kullanmadık. Bunun içindir birbirimizi anlayamamamız, bundandır aşkta her an mevsim göçü yaşamamız.
Oysa, bir mevsim göçü daha bitti sonunda. Terli ve alev bakışlı yaz geldi ve gitti dalgalarla. Günler bıçkın delikanlılar gibi voltaya durdular kasılarak. Geceler utangaç giysilerini attılar kirli sokaklara ağlayarak. Yaz bitti, mevsim kışa döndü, soktu geceler parmaklarını cebine hohlayarak.
Yaşanılan ve yaşanılacak tüm berrak ışık yansımalarında akrebin yelkovanı delice kovaladığı bu çelişkiler yumağında sevdanın kağıttan gemileri uğrar arada bir ülkeme. Bir ten kokusunun öldüren zehri sarıp sarmalar bedenimi. Umutların pastil gibi yutulduğu hasta yataklarında enjeksiyon kokulu hasretler yer bitirir bizi. Umut yavan ekmek gibi düşmez elimizden. Zeytin karası gecelerde bir sigara içimi yalnızlıktır hüzün. Geceler inatçı kadınlar gibi çıkarmaz bazen giysilerini üzerinden. Şafağın yalnızlığı düşer karanlıklara ve gün yeni bir ıslıkla düşer çatılara.
Gözlerin tutkulu bir infialin kapısını aralar oysa. Gizemin, kimliğini sorgular. Keşke'lerin asla bitiremediği bir yalnızlık oyununda silüetin düşer bembeyaz karlara. Gece kıpır kıpırdır ve bekler güneşin bulutların ardında erimesini. Saçaktaki buzlar çözülmeden, yürekteki sırlar dökülmeden asla sevdaya dokunulmaz oysa.
Aşk korkaktır her zaman. Çeşit çeşit elbiseleri vardır ve hangisini giyeceğini karıştırır kimi. Sevda aynalarda saçını tararken aşk saklanır sırların ardına. İşte böylesi anlarda ben gözlerinin izdüşümlerini beklerken yüreğimin denizlerine, yıllar deli dalgalarıyla ezerlerdi göğsümün kayalarını. Geceler yangın ayazı, gündüzler hasret havası gibi zalimdi. Teninin kokusu can verirken suskun köklerime, ömrümün bereketli ovalarında mevsimler halaya dururdu çığlıklar atarak.
Aşk, böylesi aykırılıkların zoraki dengeleridir bir bakıma. Umut tükendiği an kadehler dolusu içerek uyuşturulur anılar. Bütün takvimlerin yaprakları küllere dönüşür bir yangın yerinde. Acıları unutmaya çalışmak, başka yüreklerde su aramak insanı çatışmaların tam orta yerinde bırakıverir. Biraz da rastlantıların çarpmasıyla seçtiğimiz sevgiler fırtınalı denizlerde alabora olmayı beklerler.
Korkuların isimsiz duraklarında bütün şarkılar kederli, bütün otobüsler sonbahar yapraklarını taşırlar inadına. Rüzgar okşarken sevdanın yanaklarını, gözlerden akan yaşlar da yürekleri ıslatır. Yarım bırakılan çay, hüzünlü bir sandalyedir kimi de bir aşktan geri kalan.
Gözlerimi kapatıyorum, seninleyim. Yürüyorum yollarda, benimlesin. Bir mısrasın söylediğim dilimde, türkümsün. Acımsın, kederimsin, gözyaşımsın. Seni severek ben oldum ben, yazgımsın, buram buram hasret, gözyaşıyla yıkanmış bir geçmiş, kaderimsin.
Kimliksizim, zamansızlığın içinde sensizim, sensizliğin yollarında kaybolmuşum. Matemlerimin üzerinden aylar geçti ve sonunda sensizliği de öğrendim işte. Cesur adımlar atarak sevgini kaybettim. Onurum oldu sensizlik, yoldaşım oldu sessizlik ve fırtına tepelerinde yankımı da kaybettim. Al emanet verdiğin sevgiyi, al ellerini, gözlerini ve sözlerini. Bana kalsın sensizlik, bana kalsın acılar ve asla atamadığım teninin o öldürücü kokusu.

Kanka Bot
17-11-05, 18:11
Çöz yüreğinin düğmelerini…


Hayat üç boyutlu bir yanılgıdır kimi,
Kimi de kağıttan gemilerin denizidir.
Gönlümüzün uçsuz bucaksız enginlerinde,
İlk öpüşün sıcaklığıdır aslında unuttuğumuz…

Sözcük dalgalarına tutkuludur yakamozlar. Işıltıların sessizlikle seviştiği anlarda bir yarasa kanadı değer geceye. Fısıltılar tedirgin saatlerin dişlilerine tutunarak sarılırlar yıldız yansımalarına. Gece, utangaç giysilerini atar omzundan aşağı ve titrek mum alevleri yenik düşerler ihtiras rüzgarlarına.
Hayatın ürpertili kuytularında, yaşam sınırsız aldanışların toplamı değilmidir?. Her ilişkide gönlümüzün uçsuz bucaksız toprağında yetişir nice çiçekler. Unuttuğumuz ilk öpüşün coşkusu, unuttuğumuz tozlu ve çamurlu sokaklarda oynadığımız oyunlardır. Sevgiliye ve unutulma(yan)lara, en çok da unutmayanlara yazarız ruhumuzun eşsiz sözcüklerini. Biraz heyecan, biraz telaş oynarız sevgi oyununu bir muhteşem sahnede.
Kimi dağılırız paramparça, bir trampet sesi yankılanır çocuk gönlümüzde. Adımlarımız ritmik, gözlerimiz korkak ve yüreğimiz telaşlıdır tozlu topraklı hayatın arşivlerinde. Kimi var olursun, kimi yok olmayı dilersin tanrıdan. Yüksek sesli bir müziğin kollarında aşk’ı yaşamak ister, hüzünlü bir senfonide de unutmak istersin yaşadıklarını.
Yumup gözlerimi sımsıkı, bir özleyişi yudumlamak istiyorum kendimi sana bıraktığımda. En çok ellerin, onlardan daha çok istediğim gözlerinin harmanında güneş dönüyor başımın üzerinde. Yüzümün terleri, yüreğimin ferleri ile sana yürüyorum. En çok arzuladığım sesi(ni) duymayı, sevmelere doyamayacağım bedenini ve çözmeye çalıştığımız kimli(ği)mizin gravürlerinde, direniyoruz birbi(ri)mize. İçimin yıpranmaları ve o yıpranmaların gel(git)lerinde bu birikmiş yıpranmalardan arınarak, gözlerimdeki buğuyla senin ülkende, senin denizlerinde ve el değmemiş karalarında olmak istiyorum.
Henüz hak edilmemiş bir sevdanın hüzün sarmalı belki de içimdeki. Yüreğimin dişlileri gıcırtılı, ellerim nasırlı ve sözcüklerim de gizemli. İnandığım, uğruna yaşadığım tek şey, ‘her aşkın bir hikayesi vardır’. Bir öykünün ayak seslerini takip etmek, o öykünün sayfalarında yer almak, sınırsız binlerce sözcüğün kanatlarına tutunmak, sana sunduğum aşk’ın coğrafyası değil midir?.
Kağıttan gemiler gibi yapıp yapıp sulara saldığım şiirlerim, hiçbir zaman özlediğim yere varmayan gemilerim, fırtınalara, dalgalara yenik düşen umutlarımın öyküsüdür anlayacağın. Sevmenin her devirde farklı oynandığı bir yaşam sahnesinde bütün ayrılıklar da birbirinin benzeri değil midir?. Coşkularımız anlık, sevinçlerimiz sahte, sevdalarımız mağrurdur biraz. Yüreğimizin kırlarında büyüyen kelebekler var oldukça ve bizler o kelebekleri özgürlüğe ulaştırdıkça, aşk üç boyutlu bir film gibi asla sonlanmayacaktır.
Bu yanılgılar deryasında, heyecan ve telaşların oynandığı sahnede, anılar, anılardaki çocukluğumuz, kollarına tutunup hayata yürüdüğümüz değerler bırakınca ellerimizi üzülürüz. Ağlayışlarımızı, yüreğimizdeki volkanları kimselere gösteremeyiz. Açtıkları kapının dışında kalır, unutmayı hiç istemediğimiz yüzlerinin gülüşleriyle avunuruz.
Hayatın parçalarını hiçbir zaman birleştiremeyiz oysa. Kırıp kırıp onarmaya çalıştıklarımız, onardıkça kırdıklarımızla aklımız karışır. Yasak bahçelere girer, yasaklı elmaları yemek isteriz. Mazinin koordinatlarında salkım saçak bir gülüş olur, düşlerimizi tırmalayan rüyalarda benliğimizi ararız. Daldığımız koridorlar uzundur, yürüdüğümüz yollar çıkmaza uzanır ve biz yaşadıklarımızı gülüşlerimizle bütünleştirmek isteriz.
Anlayacağın,’Hüzündür koluna girdiğimiz’ Kimi zoraki bir gülüş, kimi ağlayarak bir ömür sürüştür künyemize kazınan. Yüreğimizdeki sevgi, bedenimizdeki ateş ve ruhumuzdaki kaçışla aşk’ı kovalarız. Sıcacık bir merhaba umarız hayattan. Günaydınlardan gülüş umar, gecenin siyah kelepçeleriyle korkulara dolanırız. Aydınlıklardan kaçar, karanlıklarda ömür tüketiriz.
Sevdalar unutulan bir efsaneye döner bir zaman sonra. Geçmişin raflarında tozlanan med- cezir’lerden bir öpüş dileriz. Tel tel olan yüreğimiz, bahçelerimizde çürüyen güllerimiz, yüzümüzdeki kırışıklıklarımız, aynalara dargınlığımız, gidince geriye dönmeyen günlerimiz akıtır göz yaşlarımızı. Her geçen gün içimizden kayıp giden sevda yıldızını tutarız sımsıkı nasırlı ellerimizle ve artık ağlamamayı da öğreniriz.

Kanka Bot
17-11-05, 18:12
Seni Sevdikçe Birikiyorum


Eksik yaşadığımız bu renkli göğün altında biz
Yırtılan göğsümüzü her gece şiirlerle yamadık
Kırmızı olup kanadık, yeşil olup coşkuyla çağladık
Bir sevdanın veda öpüşüyle ikimiz çocukça ağladık

Bu çelişki gezegeninde ne kadar ruhumu sana taşımak istesem de ışınlarına hep uzak kalıyorum. Sözcüklerimin kristalleri sana çarpıp geri dönüyor. Düşünceler tuvalimde seni beklerken, sevdam pusatsız acılara nasıl ve neden kapıldı bilmiyorum. Nasırlı yüreğimin öksüz yollarında bir başıma ayazlardayım, üşüyorum, konuştukça girdaplara atılıyorum.
Nicedir tutkularla örülmüş bir harf gibi alfabemde taşıdığımsın sen. Susunca yeryüzünü ıssızlara çevirdiğimiz bir sahne, konuşunca kül olup dağlardan yağmurlara karıştığımız bir bahçede buluşuyoruz ikimiz. Irmakları boyuyoruz sevgi kalemimizle ve rüzgar ekiyoruz uçurtma düşlerimize. Oynak düşüncelerin sahte mavilerinde, parça parça eleklerin ve yurtsuz, güneşsiz niteliksizlerin yıldızsız ülkelerinde soluklanıyoruz biz.
Göğsümüzdeki koruklarla, kilerimizdeki elmalarla ve albümümüzdeki mutluluk pozlarıyla soğandan acıyı, kör kuyulardan sarnıcı, düşlerin bittiği ülkelerden öyküleri çıkarıyoruz biz. Kollarımızda onca medeniyetin ağırlığı, yüreğimizde milyonlarca sevgilinin ağıtı ile her gün yeniden buluyoruz ölümsüzlüğü. Bulunca birbirimizi, tutunca ellerimizi ışıkları sönüyor, sular basıyor bu kenti.
Uykulardan çalarak bedenini ve ruhunu terkime atarak kaçırırım seni yurdumun güneylerine. Belleğimizdeki mutluluklara kaşık sallarız mağrur ve mahmur. Gecenin özgür sokaklarına perdemizi kapatır, özlemden tutuşan bağrımızı meltemlere açarız. Sevinçlerimizin, sevdamızın kapaklarını burkarak kanatırız içimizdeki gül bahçelerini. Yarına dipçik süngüler çekerek, kırarız saatlerin inatçı zembereğini.
Yaşadığımız bu iklimde mevsimlerin uçarı yaprakları dökülse de birer birer dalından, bizim sevdamızın kökleri sökülmeyecek yerinden. Fırtınalara direndikçe bu iki deli yürek, sonsuzluğa pupa yelken gidecek şarkılar söyleyerek. Asil sevdamızdan nice baharlar yeşerecek, nice mevsimler göz yaşlarımızla beslenecek mutlaka.
Haberin yokken bir ateş çalarım içimi titreten dudaklarından. Öptükçe seni ben tutuşurum dudaklarının alev kümelerinden. Bardaklara doldururken gülüşlerini, dikerken su gibi süzülüşlerini hep seninle yanarım, seninle ıslanırım. Bir resimce yorgun ve çıplağım sevdanın karşısında ben, senin için yüreğimde bir gül büyütürüm. Yaslayınca yüreğini bedenime sevdalım, ben bu aşk meyhanesinde senin için içtiğim meylerin sayısını bile unuturum.
Biliyoruz ki bu sevdanın teri hep olacak alnımızda. Bu oyun delisi, bu çimen yeşili aşk sonsuza kadar solmayacak yüreğimizde. Papatya fallarından, esmer kapsülü patlayışlarımızdan kurulu sözcüklerimizi örseleyeceğiz bu bizi anlayamayan yalan şehirde. Soluğundan, kimi köpüren sözlerinden, dilindeki yağmur öpüşlerinden, gözlerindeki görkeminden tanırım seni, söyleyemediğim tüm sözlerime rağmen.
Bir gün ruhumun en nurlu tepesinde sellerle baş başa bırakırsın beni. Giderken gözlerini de alırsın can evimden. Direncim biter, sözlerim susar, uzun yollar elinden tutar. Sırtındaki acıların, gözlerindeki ağrıların, yüreğindeki yangınların çığlıklarını burada bırakıp gidersin birgün sen de. Dermansız gelişlerin, umarsız sevişlerim ve varlığına gölgelenişlerim bana kalır. Kalbimiz titrek, ellerimiz ürkek, uykularımız seyrek ve ayrı geceleri seçer. Yakarışlarımız sonsuz, ağlayışlarımız yorumsuz, anılarımız örtüsüz bir sırata dönüşür. Gitmelerimizin yaban urbalarında gülüm ayrılık en çok bu yaşlı ağacı ağlatır.
Bu sırtımdan bükülüşlerim, çağdan çağa süzülüşlerim bir tespih gibi yüreğine dizilişlerim gecemin atar damarını zorluyor şimdi. Yoksul çocuklar saklanır sarı bahçelerimde yokluğunda. Gözümde suların çağlar, kanlı akar çaylarım nedensiz. Irmaklara bölüşüm bundandır yüzünü, bundandır kekliklere kafes olmam, bundandır göğsündeki lale bahçelerine sevdalanmam.

Kanka Bot
17-11-05, 18:29
BANA GÖZLERİNİ GÖNDER


Divane bir yankı gönderdim ülkene, duyuyor musun?
Bir martı kanadına yükle de yüreğini, ülkeme gönder
Küllenmiş aşklarımız olsun ağladığımız, biçare düşlerimiz
Yüreğini getirdi martılar gülüm, şimdi gözlerini de gönder…



Bir yıldız yansıması gibi ışıltılar saçar sözlerin ülkeme. Tedirgin saatlerim biter, saklanır hüznüm ayın karanlık yerlerine. Bir anıt gibi kurulursun ömrümün en güzel köşesine. Türkü olursun dilimde ve bir yankı sesiyle dolarsın ruhumun acıdan olgunlaşmış bahçelerine.
Özlem aşılması zor bir okyanustur. Bitimsiz bir yolculuğa çıkmaktır belki de. Yaşanılacak, görülecek ve fethedilecek ne kadar yer varsa, ömrü yettiğince gidebilmektir. Sonsuzluğa atılan bir adımdır o. Korkuları siler atar insanın yüreğinden. Kıpır kıpır olursun ve geceleri daha çok seversin, gündüzlere inat. Çünkü gecelerde sessiz ayinler yapılır. Yarasalar kanat çırpmayı bırakır karanlıklarda.
Bu yüzden çok özeldir özlemek. Bir turkuaz mavisine dokunmaktır. Gökkuşağına binip sallanmaktır doyasıya. Kahkahalar sevinçlere anlam katan en güzel mimiklerdir ve bunları yaparsın özlerken. Kimseler duymasın istersin, bunun için korkarsın. Söyleyemezsin ne kadar özlediğini yüreğine bile. Kıskanç olursun, öfkeli olursun ve yalnız o mükemmel anı yaşamak istersin.
Kavuşmak, kavuşabilmeyi arzulamak bozar bu inanılmaz büyüyü. Anı yaşamak, anlardan yolculuklara çıkmak en kolayıdır. Bu labirentte kavuşmak en son paylaşılacak duygudur. Acı çekmezsen özlemin tadına varamazsın. Yüreğini sorularla darmadağın edersen yaşadığını da anlamazsın. Bitmesini dilemediğin bir aşkın ardından ağıtlara durup sırlarını paylaşırsın dostlarınla. Gözü kapalı bir sevdanın kaktüs uçlarına dokununca acır canın. Yakaladığı an insanı kör eden bu tehlikeli oyunda sevdanın gözü kapalıdır her an. Nereye çarpacağını, kime toslayacağını bilemezsin.
Oysa, rastlantılar her zaman vardır. Ağıt yakmak, gidenin ya da beklenilenin gelişine ağlamak ne kadar saçmaysa, gidişine gülmek de o kadar doğrudur. Çünkü gitmiştir ve bu bir tercihtir. 'Dur' demek ise aptallıktır. Kalmasını istemek sadece yaranın kanamasını sağlar. Yaşanılanların sonsuza dek sürmesi imkansızdır ve bu bu hayal salıncağından inmek istemez insan.
Daralınca bedenin, acıyınca yüreğin aynalara her gün yeniden bakıp, güleceksin. Saçlarının güzelliğine, dudaklarının çekiciliğine şiirler yazıp, ruhundaki eşsiz sözlerle kendini yeniden yaratacaksın. El sallayacaksın aynalara ve onun ardında, yani sırlarının ardında kalan vefasızlara. ‘Güle güle’ bile demiyeceksin.
Çünkü, hayat gerçekten de üç boyutlu bir filmdir. İki kişilik yaşanılanları çoğullaştırmak, ondan zevk almak, mutluluğu yakalamak o kadar kolay ki. Divane sarsılışları bir köşeye atabilirsen, seyyah yolculuklarda savur saçlarını rüzgarlarla. Ruhunun artçı depremleri yolculuğa çıktığın gemileri salladıkça, çevir rotanı ıssız adalara. Oralara, aşkın merkez üslerine varınca yüreğini serpip yemyeşil adalara dilindeki şarkılarla aşk’a yeniden dokunacaksın.
Suskunluğunun dayanma sınırlarını zorladıkça yüzündeki gülüşleri de unutursun. Bir gün sana dönünce uğurladığın gemiler, geride bıraktıklarına asla ağlama. Biz ki; nice yıpranmalardan mağrur sevgiler yaratıp özümüzü sözümüze, sözümüzü sazımızın mızrabına doladıkça büyüyecek, aşkın sularında özgürce yüzebileceğiz. Bundan böyle dilimdeki sevdalar sana, ruhumdaki aşklar sana ibadete duracak, yalnız senin ülkende olacak.
Ruhuna dokundum bugün ve seni uyandırdım. Ne güzel uyuyordun oysa. Ben bu okyanusları aşabilirmiyim diye sorarken kendime korkular tuttu elimden. Yürüdüm, ezinçli bir şarkı yol gösterdi yunuslarla birlikte. Denizler karanlıktı, öfkeliydi. Ellerini tutunca anladım korkularımın yersiz olduğunu, gözlerine bakınca anladım yüreğimin boşuna ağrıdığını. Sen yanımdaydın ya her şey vız geliyordu işte. Ve seni senden isterken ruhundaki müzikler susmuyordu. Denizin tam orta yerinde bir ateş yanıyordu puslu havaya inat. Balıkçılar kadeh kaldırıyorlardı aşka, sevgiye inadına. Kızıl güneş utancından saklanmıştı kabına.
Bunun için istedim gözlerini. Bunun için istedim ellerini ve yüreğini. Biz ‘Bir varmış, bir yokmuş’lara ağlamadıkça, hasretlerimizden yeni sevdalar yarattıkça, ben senin için sen, sen benim için ben oldukça bu sevgi penceresinden birbirimize el sallamayı asla bırakmayacağız.

Kanka Bot
17-11-05, 18:32
İZAHIN SÖZLÜĞÜNDEN DIŞLANAN

Dışlandın işte izahın sözlüğünden
Fikret Mualla gibi
En çok pastel ve mavi
En çok çocuklar ve balonlar
Çizilen insanlar değil en çok
İnsan şekilleri fırçanın düşündeki

Sanki kalemler eskidi güneşin elinde
Rengi soldu bir bir kelimelerin
Artık yalnız gri ve siyah duygular
Beyaz klavyeler dünya gündeminde

On parmak kullanılıyor çıkartmada
Siperde vurulan her sözde her hecede
Duygu sürümü fazlaca sömürü
Süslendi tüm sözcükler yalanlarla

Sefil bilinçlere karşı alemi gezmiş
Umudu zengin bir adam bir idam
Tımarhaneye koca bir dünya
Sen değil ve hatta ayıbımızdır tıkılan

Bu şaheserlerin beyaz tuvallerine
Senin gözünden bakmak için gecikildi
Teşkil içinde senin için bir yer açmış evet ama
Yine de göğümüze sığamıyor o yer o manzara

Asılı kalmış bizim elimize düşünce
Görüşü kendine dönük duvardan duvara
Değeri bilinememiş bir insanın
Çok pahalı ve sallanan görüntüsü baktıkça

Kendini aşmış bir mütevazılık içinde
Fakir ama tok
Cıvıltısını ve heybetini kaybetti o mana
Dondu o doğa dondu o evren
Dondu o cümbüş küskün gibi insanlara

Sanki kıymet kıymetini yalnızca kendi bildi
Evet deliler çoğaldı ama dolu değil hiçbirinin içi
Yalnızca paradan yana ya da yalakalıktan yana
Senin gibi yoklukta akıl erdirebilen çıkmıyor bu dünyaya!..

Kanka Bot
17-11-05, 18:38
GÖTÜR BENİ KORSANSIZ SULARINA

Kanadıkça yüreğimiz, tütünler basarız kanlarımıza
Yeşil denizlerin ateşten demirler akıtır şu kalemime
Yüreğinin ışığında ve aşkının kimyasında gir düşlerime,
Götür beni bakir adacıklarına, götür korsansız sularına.



Bakışlarının gizli burçlarında seni kazanmak için uğradığım bütün ülkelerde seni soruyorum geride kalan günlerime. Bir tanyeri ağartısında depremlerin yerle bir ettiği kentlerde, elleri havada kalmış tüm ceset görüntülerinde dilimdeki dua, yüreğimdeki ateş ve bedenimdeki güçle, bitimsiz bir yolculuğun tüm durak yerlerinde, acılara ve sevinçlere sarıldığım tüm ağaç altlarında seni, yalnız seni düşünüyorum.
Yüreğimdeki sürgün sözcüklerde, ülkene koşumlanan tüm çıplak atların sağrısında gözlerin akar, nehirler gibi yüreğime. Bir öfkenin eteklerinden tutup, dikersin o sevdalı gözlerini gözlerime. Bir ucunda mavi, diğerinde yeşil denizlerin aktığı gözlerin, ateşten demirler akıtır keskin kalemime. Biz ki, o bakir kavgalarda, firari bir sevginin kanayan şiirini yazdık birlikte. Ellerimiz örümcek ağlarına takıldıkça da birbirimizi sevdik. Evrendeki tüm taşların parlak yüzüne oluk oluk, irin irin sözcükler çizdik.
Çamurlar içindeki insan figürlerinde tüm bilgeler yüreklerini bir tufan alkışa verirler bu hayat sahnesinde. Şarkıların sokaklarda gezindiği gecelerde, gökte yıldızlar ışıklar toplar. İğde çiçekleri dolar çocukluğumun penceresinden içeri. Yalnızlığımın küskün duruşlarında toprağım hep yeşil, parmaklarım yediveren çiçekler gibi kıpır kıpırdır. Kör bir umudun binlerce heykelini yapıp, satranç oynarım ömrümün tüm baharlarında.
Kanadıkça ruhumuz, kanadıkça yüreğimiz tütün basarız kanlarımıza. Her türkü unutuluşu çalmasa da, severiz acılı mısraları. Gece soyunurken önümüzde bir karaca su içer çamurlu göllerimden. Yabanıl bir uykuda kireçsiz badanalı odalarımdan sızar çizgili slüetler. İçime ansızın bir yıldırım düşer ve duyarım sesini yüzyıl ötelerden. Giderken sana bıraktığım tüm şarkıları tekrar dinlersin ve yüreğindeki öfkelerin hiçbir işe yaramadığını bir kez daha anlarsın.
Her acıdan mağrurluğu, her bozgundan unutulmuşluğu ve her bakıştan bir okşanmışlığı yarattık yine de. Soluksuz ve donuk gecelerde binlerce gece ve her gece bir daha uyanmamaya yattık. Bir gelinciğin küçücük ömrünü gördükçe, bir arının vızıltısını sezip kovanına girdikçe ve bir karıncanın labirentinde yaşamı gördükçe güçlendik. Şiirin irinlerinden biz, her zaman yeni sevdalar çıkardık.
Oysa ki, ellerimin rengi hep düşkün kaldı sana. İçimizde çalan her türkünün sözcüklerinde güneş her sabah yeniden ısıttı bedenimizi. Ve biz o güneşlerde parlak bir tüfek kadar kararlı ve düşlerimizdeki kavgalar kadar inatçı, ormanlarımızdaki yontular kadar esrarlı kaldık. Her sevdanın hikayesi gibi, her aşkın yazgısı gibi ve her yaşanmamışlığın gizemince birbirimizi hep aradık.
Ayrılığın toplanmamış tüm ağlarında boşuna aramışız oysa, gidince dönmeyecek aşkları. Yüreğim seni andıkça paramparça, yüreğin beni bekledikçe yorgun adresler sokağında kalacak biliyorum. Ateşle büyüyen her madende en çok gözlerin bölüyor karamsarlığımı. Ve ben seni düşündükçe, seni özledikçe efsane ormanlarına dalıyor ve seni arıyorum. Aşkın bütün felsefelerinde bir met cezir gibi çoğullaşıyor, isimsiz bir gezegen oluyorum. Okyanus oluyorum, denizleri yutuyorum ve ırmaklara bölünüp ülkene dağılıyorum.
Sen ki, gözlerime sığmayan bir dolunay gibi neyin var, neyin yoksa içime doluyorsun. Işığın uyuduğu, bir kaplumbağanın sabırla yürüdüğü ormanlarda saklandığım yerlere yürüyorsun. Erken yaşlanmış yıllarım ve bakışlarımda örümceklenen sevdalarım, düşümdeki isimsiz ırmaklarım seni bekliyor inadına. Sevdanla karanlıklarımı dağıttım, bakışlarına dolanıp kaldım. Sırtımızdaki yorgun aşklar bohçasını serip altımıza bitmesini hiç istemediğimiz bir gecedir düşlerimizdeki şimdi. Odamızdaki bitimsiz sarılışlarda kollarımızdaki tutsaklık kelepçesini kırarak birbirimizi bulmak istiyoruz.
Parmaklarındaki yıldız kümecikleriyle yeni bir kader çiz istersen alnıma. Renkten renge dönen şu ozan göğsümü parçala ve yağmur damlalarıyla yıka sabırla. Dört yanımızdaki gökkuşağına binlerce renk kuşağı çiz sözcüklerinle. Dilinin uçurumunda, yüreğinin ışığında ve aşkının kimyasında gir düşlerime. Götür beni bakir adacıklarına, götür korsansız sularına. Aşkının defne yollarında ve yüreğinin koridorlarında ben, senin ülkende ölmek istiyorum.

Kanka Bot
17-11-05, 18:41
DİLİNİ YİTİRMİŞ HIÇKIRIKLAR


İnceliğini buldu yağmur
Kalbim naralarda off ulan off
Ağrıları ayrı ayrı telden
En ince yerinden yağıyor
Daha çok hüzzam makamı
Bulaşıyor yaşamın ruhuna
Kalabalıklardan kırılmış
Sesinde asırlık kaldırımları
Damla kokuları sarmışçasına
Çıplak ayaklarım taşıyor

İklimiyle ayrılık iliklerimde
Bu en çok susma mevsiminde
Çöl yanaklarım vahalarına
Okyanusa kavuşma düşlerinde
Nehir yataklarını kuruyor
Yoo hayır çatlamış yanlarım yalan
Islağım yeşilim bak nasıl serinim serde
Büyüyorum ağlayan güneş büyüyor
Yağmur ormanları kadar içerde

Vuslat kargalarını sevdim
Çatı katı uçurumlarımda
Her akşam ağırladım kanatlarını
Ötüşlere eş değer yalnızlık
Senfonilerim hala kulaklarında
Ağlamak serbesti var
Ağlamak serbesti bir başına
En çok gece tanık
Dilini yitirmiş hıçkırıklar
En çok akşam üstleri
Gözlerimde çığlık çığlığa

Kanka Bot
17-11-05, 18:43
Aşkın Namlusudur Gözlerin

Sana beslediğim bütün sevinçleri kızıl bir şafakta görmelisin
Acılarla örülü yıkık bir duvardan, yaşanası nice ormanlar yarattın
Suskun bir denizin renk cümbüşünde önce kendini izlemelisin
Öyle çoğul, soylusun bu yürekte, beni karanlıktan aydınlığa çıkarttın

Sensizlik duvarlarını aşayım derken, bir sessizliğin alacasına düştü bedenim. Gözlerimin hıncı, sözlerinin kılıncı düşlerimi doğrarken fildişi kadehlerden içtim aşk meyini ben. Deştikçe, karıştırıldıkça ve örselendikçe onulmaz bu yaranın korkulu bakışlarında kaldım, sözlerimin balçık üşümelerinde yarınsızlığa daldım, saplandım. Geceler paslı bıçaktı, tatlı dillerinin sofrasında, ezgisinde şerefine nice kadehler kaldırdım.
Küf bağlamış bütün safkan koşuşlarımda yelelerimi rüzgara serdim, koştukça bizi içine çeken bir ırmakta günlerce can verdim. Kendime, yüreğime kırgın bir yüz, estikçe anılarımı bana yeniden getiren bir güz, bütün kavimlerin sonsuzlukta kaldığı bir çift göz oldum. Döşeğimdeki uykular derin, sevda çadırımda gönlüm serin kaldı. Söndürdüm sensizken tüm ışıkları, kapattım aşkın tüm perdelerini, yükledim sırtıma acının heybelerini ve kimsesizliğe yürüdüm.
Yaşamdan önceki son bahardı, gölgem gibi peşimden gelen. Bir masalın yapraklarını karıştırarak, kirli topraklarda yalın ayak yalpalayarak, okuldan kaçan bir çocuğun tanımsız korkusu, içindeki infiallerin yarınsız tortusu rengimi toprağa karıştırdı her seni düşündüğümde. Çok hülyalı bakışta kanayan dileklerim, melankoli nice sevdada çok kalp çiziklerim kaldı. Gözyaşıyla yıkanan bütün mendillerde, gecenin eteklerine tutunan tüm sevgilerde, acının gramerine çizildi resmim.
Dokunmaya kıyamadığımız o sol yanımızdan, çok yıldızlar düşürdük gecelerce. Adımlarımız sürgün kentlerin haritasına ne çok götürdü bizi biliyorsun. Oyalı mendil bıraktığımız sisli istasyonların kirli banklarında, bayram coşkusuyla yaktığımız tütsü ve buhur coşkularında her şeyimizi yüreğimizden kopardık biz. Kelimelerin bizi uzaklara götürdüğü, dalgalara bıraktığı o deniz ülkelerinden nice nice dönmedik mi sevgiyle. Gözlerindeki bensiz alınganlığın tortularında, benden başka hiç kimse alamaz gönlünü, çözemez tortunu, bilemez sendeki o kutsal yontuyu.
Sevdanın renklerle örülü o gökkuşağında her anımızın, her sancımızın raks duruşlarında aydınlığıma dane dane damlalarla nice göller olmadın mı?. Sen yüreğimin nazlı leylimi, hiçbir harfin seni anlatamadığı, hiçbir sözün seni tanıtamadığı sevgilisi. Kalbimin Zümrüt imparatorluğunda cennetim oldun, cehennem öksüzlüğümün renk renk çarşılarında panayırlar kurdun. Bilirim ki, beni tutsak eden asaletinle, sözcüklere yol veren onulmaz cesaretinle bu sevda kamasını hiç çekmezsin yüreğimden.
Bilmelisin ki, yaşanmamış, tadına doyulmamış baharları çoktan aşmışım ben. Ülkenin bakir topraklarındaki gül destelerini gezmektir dileğim. Yalancı güneşlerin bedenimi ısıtmadığı, sevda gemilerimin bir türlü çalkantılı denizlerimin sığ kayalıklarına ulaşamadığı ülkelerde yaşıyorum. Hayat için, zaman için ve yaşamak için çıktığım bu sevgi güvertesinde sensizliğe dayanamam ben.
Kıyım hasretlerin pusulasız sularında al beni, götür uzaklara. Az sonra yine gün dönecek geceye, sensizlik düşecek kim bilir bilmeceye. Terinde harman, insansız denizlerinde tayfan, kutsal yüreğinde sevdan olayım. Aşkın dağlarda gezmediğini, sevginin ovalarda yetişmediğini, sevdanın gökkuşağından inmediğini biz sevişerek öğrenmedik mi?. Şaraba banıp yüreğimizi, birbirimize dikip gözlerimizi her açlıktan doyumlarla, her şölenden çocuksu kahkahalarla kalkmadık mı?.
Gönlümüzün duvarlarındaki takvimlerin bayram coşkularında sevince kadeh kaldırıp, sessizce düşen yıldız dileklerimizde balıkçıların kaderine ağlamaktır yaşamak. Rengini denizlerden alan mavi öpüşlerinle, tüm yunusları kıskandıran gülüşlerinle martılar çekmedi mi sevgi ağlarımızı derinlerden?. Sevdamıza geceler bile çekemedi tetiğini. Sana sevdam, sana susamışlığım bitmedi, bitmeyecek. Aşkın namlusudur gözlerin, bilirim ki o tetik hiçbir zaman düşmeyecek .

Kanka Bot
17-11-05, 18:48
YETEMEDİĞİN SEVGİLİ Mİ?...


Baykuş bakışlı
Yeşilimin
Beyaz kristalden elbisesi
Ayrılığınla geldi
Benden bir yol ayrımı istiyordun
İşte sevgili
Tek bir hamleyle
Hançerledim böldüm
Ağırlığınla ağrınla
Sevdana atan kalbimi

Senden bir son söz istemiyorum
Yorma ne olur
Doğmayacak çocuğa
Elini dilini belini
Hayra yor her şeyi
Zayi edilmiş bir aşk
Uyuyor yatağında
Kabus dediğin gelip geçer
Başka sabahlara sakla
Aşkımın üstüne geleni

Ey aşkın sukut
Lehçesiz ilahisi
Yalanlı dolambaçlı
Beden soyguncusu
Aklın kırık kuşu
Kanatsız elçisi
Saflığın dokusunda
Ruhun hortumcusu
Ey gönlümün
Yorgun şövalyesi
Bu kaçıncı
Havada kalmış adımın
Bu kaçıncı
Eşikte takılmışın sorgusu
Ey her şeye Yetgin sevgili
O en çok…
Yetemediğin Sevgili mi
Sevememişti seni?

Kanka Bot
17-11-05, 18:51
Hayali Yeminlerle Kirlettin Aşk Şehrimin Kabe İbadetini...

Sevişmelerin ruhumu çıkarıp yalnızca bedenimi yatağa yatırdığı yerde kaçtım sevgilim sevginden.
Kaçtım beden soyguncusu bedeninin ve de erkekliğinin bedenimi kadınlığımı sevgimi defalarca kez soyan düşüncesinden. Kaçtım geceli gündüzlü serzenişçi sevdanın her yanda karşıma çıkan ürkütücü siluetlerinden, kaçtım yüzünün zebani ecelsi, öldürücü gerçekliğinden.
Sevmeye değil sevişmeye dayanıyormuş yalan sevdan kullanılmak düşüyormuş senin elinde kalbimin terimin tenimin her zerresine. Gördüm senin memleketinde sen hep efendi ben hep köle. Ne tel olacaksın bana, ne de duvak bırak beni bırak öyleyse. Bırak vücuduma yüklediğin işkencelerinden bedenime ayak diremelerinden kurtulayım kurşuni çıkışlarınla bir celsede…
Görüyorsun istemiyor ruhum seni, istemiyor bedenim. Zorlamalarla, baskılarla hırpalama benliğimi, ezme kadınlığımın asaletini. İtiraz ediyorum diye seninle sevişmelere yeter artık şahsiyetimin ırzına da geçme bu zemheride sana kuytularımda kalan son sevdamı da saygımı da şekilsiz biçimsiz gelgitlerinle çirkinleştirme. Ruhumu ruhundan soyarak kaçtım esaretinden, beni pusuya düşüren sevdanın yalan taşlarıyla örülü zindanlarından gövdemi parçalayarak kaçtım.
Akarı kısır zamanlarda menzili koyu korkulara mecburi istikametli yönelmelerle kaçtım. Yağmaladın karanlıklarda ruhumun kutsallığını, yağmaladın göğsümde namusu aşka bağlı, saflığa dayalı şehrimin Kabe ibadetini, hayali sözcüklerle yeminlerle kirlettin kuytumda mukaddesimi. Önce sevdama dilenci olan sevgili! Ey sevgili, ey serseri, ey devinimli sevişme delisi. Sonra, sonra canileştin sen gövdemin üstünden silindirsi, kinci bakışlarla geçtin. Ruhum bu aşkın bedelini gövdesiyle çok ağır ödedi, söylesene saldırganlıklara doymayan sevgili. Bedenime talanın nedensiz öç alışların hala bitmedi mi? Bırak beni senli pişmanlıklarımla, sana inanan sevdamın sesi çıkmayan ağıtlarıyla. Derimdeki derinimdeki esmer mateminle baş başa bırak. Nefretini terk et yalnızca mazindeki sevgimi hatırlayarak. Bu fırtınalardan zayi edilmiş bir yaprak gibi aşkımıza dair yazılmış kaç satır, kaç sayfa varsa paramparça değil mi? Adımlarımız bedenlerimizi gönlümüzü sarsarak, düz yolda yalpalayarak getiriyor birbirimize, görmüyor musun? Kalmadı o aşka dokunan hissiyatımızın anlatıma soyunan su gibi akışkanlığı parmaklarımızda. Bana sorarsan hiçbir bencil sevişme ile bedenimin üstüne yürümeyen halinle hala seviyor bendeki ben seni. Sığdırdım tüm sözcüklerimi aşka seyyah düşüncelerimin beyaz kağıdı bol valizine. Sığdırdım minyatür cüssemi sıyırıp senli devasa kavgalardan, didişmelerden, gidişmelerden ülkeni terk edişlerime. Bir uçurtma gülüşüydüm ben senin göğünde, sağanaklara tutulmuş yüzünü şenliklere boğdum süzülüşümle. Anlayamadın geldiğim gibi gidişimi, çizgisi bedene akla sınır olmayan tekrar tekrar sana dönen göğsümdeki sonsuz sevgimi anlayamadın. “Bana Gözlerini Gönder” demiştin bana. İstanbul’dan Antalya’ya. Sen bir istedin ben binimi getirdim tamamımla çıka geldim varlığının vatanına. Nereden bilebilirdim cesedimle bile yetinemeyeceğimi, yetinmeyi bilmeyen hoşgörüyü aklının gönlünün lügatinden silen sana. Biz bu bir yılı birbirimize sarılarak bir asır berabermişiz gibi yaşayarak kalbimizden geçirmedik mi? Bedenimi fethedemedin sen, sadece ruhumu telef ettin. Dikecek bayrağın da yoktu zaten bu yaşa kadar sevişmelere soyunduğun erkekliğini yüceltmek için giriştiğin tüm kuşatmalarda.
Dinlenmez artık maruzatım insanlığında, direnci kırıldı varlığına tutunan kolonlarımın, düşünce uçurum ruhsuzluklarının kıyılarına kollarımın da lifleri dağıldı. Şimdi şimdi anlıyorum beni her oyununa, her zevkine alet ediş nedenini. Meğer sen beni baştan sona senin Nursel’in olarak görmemişsin. Ne nurumu bırakmışsın bana ne de selimi. Ne varsa içimde sana duyulan aşktan yana varlığımı ite ite inkar etmişsin, alacak verecek hesabımız kalmasın diye peşin peşin çıkarmışsın benden her olura her olmaza kullana kullana gençliğimi.
Çıkarcı tufanlarda harcamışsın cehaletine üstün bilgeliğimi, efsunlu güzelliğimi zavallı egonu tatmin etmek için önüne gelen tanrı misafirinin yanında aşılamışsın. “bak o benim kölem” demek için karıştırıp karıştırıp aklımın pişti kartlarını, kalbimden çalarak jokerimi kalabalık topluluklarda çıkarıp ortaya “joker bende her şey hepsiyle benim” demişsin.
Hatırla benim kadar saf olamazsın dediğimi. Beni öteki sevgiline, onu bana çarparak mutluluklarımızı zebani gölgelere yedirerek hem onu hem beni aldatmışsın. her şeyi bir diğeri ile aldatarak sevgi yalanlarıyla tekrar tekrar her şeyi kandırarak aşka sahip olmanın hazımsızlığı bu, yazık zayiden başka bir şey değil sana harcanan zaman. Kov beni şimdi, kov ülkenden, dışla ömründen dedim ya ne nurum kalmış bana ne selim tamamımı alıp tamamımı tüketmişsin. Şimdi Akdeniz Antalya dışı her şey içimde. Bu Ağustosta, bu fırtınalı boranlı yağmur izahını bulamıyor yüzümde. Hiçbir neden ocak ayında bile ki ocak ayı doğduğum aydır, böyle bu kadar acıtıcı olmamıştı gözümde. Öfkelendirdim işte kendi ininde vahşiliğini çıkardım iç yüzünün çakal, kurt, sırtlan halini. Etimi yediğin yetmedi sen şimdi leşimi de kimselere bırakmazsın değil mi? .
Helal etmiyor artık inancım sana benimle kötü niyetini gizleyerek sevda sözcükleriyle gönlümü eyleyerek tüm yaşadıklarını, yalanlarla sahip olduğun ömrümün doğurgan kısmı biliyor artık mecbur bırakıldığı günahlarının asıl sahibini. Yıkıl gidişimi tutan çıkmaz sokakların yosun yüklü siyahı küflü duvarlarından. Efendiliğinin fendimde yeri yok artık, yıkıl şahsiyetsiz benliğinin hafızamda bıraktıklarından, yıkıl tüm iyi anıların bana hatırlattıklarından. Sen o efendiliğini iyi niyeti bol dişi saflıkları ağına düşürmek için pusuya yatır, hülyalı kelimelerle kandır tecavüzlere tedariksiz şeffaflıkları. Ne zaman yeni bir sevdanın okyanusuna açılmaya niyetlensem sensin o önüme çıkan tek (kalp) gözü olmayan, o tek değnekli, o dişleri çürük korsan. “O ufku geniş beyinlerin kafatası avcısı, o insan eti yiyerek çaldığı duyguların inci tacircisi” diyorlar ne zaman yabani kavimlere seni sorsam. Hükümsüzsün kıymet bilmeyen kalbinle kalbimde. Hangi güzel şeyi ekledin her şekilde sevişine aç sevinçlerime. Bekleyemedin burçlarından dehlizlerine düşerken bile, hala havada iken parçaladın keklik kalbimin düşsel uçuşlarını, kanat çırpışlarını yoldun aklımın. Bu hüzzamdan birkaç tel saçım vardı beyaza dönen bir son dua, bir son dilek gibi bir lahza bırakmadın onun hüznünde bile beni. Sevin başın uzanıyor hala çizdiğin, kanattığın göğsümde. Hayalinin sukutu hüsranıyla geldim ben bu hale. “Seni hiçbir zaman sevmedim” diyecek kadar uzağım artık sana sayende…

Kanka Bot
17-11-05, 22:32
(-) EkSi (+) ArTıYı = GöTüRüR



Kalemimin
her göz süzüşü
her kalça sallayışı;
Ek ve tadiller dahil
tarifeler mucibi
belli oranda
harca tabidir.

Yazmak istemeden
Yazdığım her şey
Ki onlar;
Yazmak isteyip de
Yazamadıklarımdan
Defaten
mahsup edilir.

Hani, basitçe
Eksi artıyı götürür
Dersiniz ya siz...
Yanlış değil
Özenle yerleştirilmiş
Nokta ile virgül bile
Hep borçlu kaldığım
Bu hesaba ilavedir.

Şairim ya,Ne gam......
Bu borç ki,
Kelimelerin tükenip
Sus ların çıbana döndüğü yerde
Bir basit sivilcedir.
Zaten,alacaklı olup
Peşine düşmektense
Borcum olsun. Tercihimdir
Nasılsa bir gün gelir
Bir şekilde ödenir.
Hem.. nasıl derler?
Borç yiğidin kamçısı
Değil midir?

Kanka Bot
17-11-05, 22:33
unutmam imkansız

sen evlediğin gece ,beni uyuyormu sandın
ben o gece yıldızlarla sessizce ağlıyordum
bana arkadaştılar senin yokluğunda onlar
ben seni kalbimden sildinmi sandın

her şeyde sen vardın ,her yerde sen
ne geceler yanlızdı artık nede ben
bir gururdu ayrılmamıza neden
ben seni kalbimden sildimmi sandın

ne çiçek, ne mevsim ,ne aylara ben
senin sevgini kallbime yazmıştım ben
şimdi olmasanda yanımda sen
ben seni kalbimden attımmı sandın

artık yıldızlarda ağlamıyor yokluğuna
sadece ben kaldım gecenin karanlığında
sevgim sana, hala ana kucağında
ben seni kalbimden attımmı sandın

melekler sağnak sağnak yağdı üzerime
paramparça kaldın sen yine yüreğimde
bebek gibi düştüm senin ellerine
ben seni kalbimden attımmı sandın

yıldızlarada küstüm sayende
bir tek senin saçlarına parlıyorlar
kırıldı adeletin kılıcı sanki bana
ben seni kalbimden attımmı sandın

Kanka Bot
17-11-05, 22:42
otuzuncu harf

yorgun vücudumu sersem de geceye
gayrisafi hafsalam baki kalmaz kimseye
şiirden öte köy yoktur dersem de yalandır
benim zaten her yana uzuyor ellerim

batan her şilepte yitirdim bir başka yanımı
ne ömür zaman gibidir ne zaman ömür gibi geçer
unuttuğum ne çok şey var anımsadığım
kovuldum da her aşkın yurdundan
kendime bir yurttan sesler korosu kurdum

her insan biraz da annesinin yüzüdür
kırık camlarda canlanır sabah
yanıtsız bir sorudur aşkın serinliği
çalan telefonlardaki kimliği belirsizlik

yalanın defterini dürdüğümden beri
adli tıp morglarına gidiyorum
ölülerin de tırnakları uzuyor
günaha da sevaba da hevesim yoktur

düşten düştüm ben
akşamüstü düştüm
kendimi gezdirdiğim kuytularda
kunduz kudurtan dizyaralarım var
bundandır iğbirar çiçekleri gibi kanamam

gecenin ucuna astım kendimi
mevsimidir kırlangıçlara ev sahipliği yapmanın

Kanka Bot
17-11-05, 22:46
O suskun akşamın her saatinde,
Kaç gece ağladım duyan olmadı,
Yıllarca yaşadım kalbim dolmadı,
Karşıma gerçekten seven çıkmadı.



Kimisi kul etti, kimisi köle,
Mutluluk yerine verdiler çile,
Hasreti sapladım şimdi kalbime,
Karşıma gerçekten seven çıkmadı.



Sana söylediğim tüm şarkılarda,
Aşkımı haykırdım duyan olmadı,
Kendimi kaybettim hatıralarda,
Karşıma gerçekten seven çıkmadı.



Yalnız bir mevsim değil
Yalnız bir bahar değil
Her zaman her yerde bil
Ya seninle ya sensiz!
İstersen öldür beni
İstersen güldür beni
Gün gibi güneş gibi
Ya seninle ya sensiz!



Olmasa da sevenim
Ağlayanım gülenim
İlk sözüm son yeminim
Ya seninle ya sensiz!
İstersen sevme beni
İstersen bekle beni
Taş gibi toprak gibi
Ya seninle ya sensiz!



Ya hep ya hiç sevgilim
Ya seninle ya sensiz
Olamaz başka biri
Ya seninle ya sensiz!
İstersen al at beni
İstersen yarat beni
Dağ gibi deniz gibi
Ya seninle ya sensiz!



Ansızın kayboldun köşe başında
Zamansız bir deprem koptu bağrımda
Kendimi kaybettim işte o anda
İnan ki dünyayı yıkasım geldi!
Ardına bakmadan gittin o gidiş
Kalbimi koparıp atasım geldi
Bu veda gerçek mi inanamadım
Başımı taşlara vurasım geldi!



Ellerim titredi veda ederken
Yalvarıp "dur gitme" diyesim geldi
Sen gittin karardı gözümde dünya
O anda orada ölesim geldi!



Ve seni kaybetmek yok mu
Bulduktan sonra seni kaybetmek
İşte o beni yakan, yıkan, solduran
Ses versem de duyamazsın artık
Yüreğimde kan, gözlerimde kan, dudaklarımda kan



O seni özlemek yok mu
Saçlarını, ellerini, dudaklarını özlemek
Uzun uzun gözgöze gelmek seninle
Seninle bir olmak, beraber olmak, sevişmek
O seni gizlemek yok mu
Kuşlardan, çiçeklerden bile kıskanıp gizlemek
Seni saklamak içimde delice, divanece
Öylece yaşamak seni, öylece sevmek

Kanka Bot
17-11-05, 22:48
İKİ KERE AĞLADIM

Bir uzak şehirdeysen yağmurlar yağıyorsa
Buğulanmış camlara adımı yazıyorsan
Bir sigara yakıpta hayaller kuruyorsan
İtiraftır bu şiir dinle hala seviyorsan
Belki yaş görmedin sen gözlerimde
Bir mavzer patlıyordu yüreğimde
Kuş gibi çırpındı kalbin ellerimde
Ben iki kere ağladım
Varsın olsun sen beni zalim bir
Ben hala unutmadım
o yağmurda ıslandığımız sokağı
ve ayrıldığımız kaldırımı
işte o kaldırım çiğnedi benim hayatımı
hiçbir yağmur ıslatamadı yüreğimi
senin gözyaşların kadar, sakladım kendimi
gücüm yoktu seni kucaklayacak
ve bir ömür taşıyacak kadar
kaldıramadım belki bu ağır sevdağ’yı
ağlıyordun ben giderken gözyaşlarında boğuluyordun
seviyor söyleyemiyordum hayalleri yıkıp gidiyordum
bir hayat yakıyordum biliyordum
küllerim,küllerin ellerimdeydi yanıyordun
arkama bakmadan gidiyordum
mecburdum seni terk ediyordum beni anlamadın
giderken sen bir defa belki
ben iki kere ağladım,iki kere ağladım

Kanka Bot
17-11-05, 22:48
Bu gece siliyorum,
Tüm bakışlarını yüreğimden.
Gidiyorum.
Sensiz.
Uzaklara.

Biraz da sen,
yüreğinle konuş.

Geceler boyu,
Zehirli bir baykuş sesinde,
Uyumaya çalış.

Savrul gönülden gönüle yoğrul aç bedenlerde.
Duygusuz ve sahte bakışlarınla boğul.
Siliyorum dedim ya seni yüreğimden.

Artık acımıyor bak taşlaştı yüreğim.
Seni bırakıp bu gri şehirde,
Ardıma bile bakmadan,
Gidiyorum...

Yeşille mavinin karıştığı,
Sadece sevginin yarıştığı,
Bir yer biliyorum.

Gidiyorum..

Kanka Bot
19-11-05, 00:40
Adı Nikahsız Güzel

Dağ kokusu sinmiş üzerine
Ağ kokusu sinmiş üzerine
Bahtsız gözleri ceylan güzel
Sevdiğine de yar olamamış
Parmağı yüzüklü
Adı nikahsız güzel.
Saçları kıvır kıvır
Rengi çiçeklerden daha güzel
Ömrüne bedel oldu bu yasak sevdası
Kaderi acımasız
Parmağı yüzüklü
Adı nikahsız güzel.
Yar ettiler bu yaban ellere
Geleceğine bakmadan
Körpe güzelliğine doyamadan
Yar ettiler küçük yaşta
Gözü yaşlı
Parmağı yüzüklü
Adı nikahsız güzel.
Yağmur değil deniz değil
Yanağını ıslatan hep gözyaşı olacak
Elinde kalan son mirası
Toprağa götürdüğü sevdası olacak
Gözü yaşlı
Parmağı yüzüklü
Adı nikahsız güzel.

Kanka Bot
19-11-05, 00:41
Bu Şehİrde

Bu Şehİrde YaŞamak Can Pazari,
Çok Az İnsanin Harcidir!
Ufkun, Yolun, ÖmrÜn,
HerŞeyİn Elbet Bİr Sonu Vardir!
Kurt Uyur, KuŞ Uyur,
KÖŞe BaŞlarinda Bekleyenler Asla Uyumaz!
Sen Vİcdaninla ÇaliŞirken,
Vİcdansizlar Senİn EkmeĞİnİ Yemeden Rahat Duramaz!
Elbet Bu Şehİrden Herkesİn Bİr Umudu Vardir!
Bu Yollar,bu Sabahlar,bu Geceler BİtmedİkÇe,
Her BekleyİŞİn Elbet Hayirli Bİr Sonu Vardir!..

Kanka Bot
19-11-05, 00:45
Seni sevdiğimi kimseye söylemedim
Saatlerce kaldırımlarda tur attığımı
Şehrin üzerime çöktüğünü
Koca şehrin yorganımda yattığını
Seni sevdiğimi kimseye söylemedim
Sabahlar bitirmedi gecelerimi
Akşamlar getirmedi
Doğmayan güneşim sendin
Düşmeyen ateşim
Şakaklarıma yağarcasına
Güvendiğim dağlara kar yağdı

Seni sevdiğimi kimseye söylemedim
Kalabalıklara attım kendimi
Kim, nereden bilecekmiş ki?!

Seni sevdiğimi kimseye söylemedim
Gölgeye sığmadım
Gölgem sığmadı
Gün gelir söylerim sandım
Güneş doğmadı
Rüyalarıma girseydin keşke
Olmadı işte olmadı

Seni sevdiğimi kimseye söylemedim
İçin için ağladığımı görmediler
Yalnızlık yorgunuydum
Ne elimi tutan oldu
Ne halime yanan
Görmedim duymadım neler dediler
Hiç biri senin yerini tutmadılar
Senin gibi sevmediler

Seni sevdiğimi kimseye söylemedim
Mevsimlere yıllara inat
Üstümden çığ gibi geçti zaman
Çiçekler açtı, yapraklar döktü
Göçmen kuşlar havalandı yüreğimde
Bana mısın demedim

Seni sevdiğimi kimseye söylemedim
Dalıp gittim üçsüz bucaksız göklere
Sanki ufuktan gelecekmişsin gibi
Şişelere mektup koydum
Dalgalardan dilek tuttum
Bildin, bileceksin gibi

Seni sevdiğimi kimseye söylemedim
Var mıydın yok muydun bilmiyorum
Bu ne biçim tutku Allah'ım
Hani bir yürek yansa bir gemi dolusu yürek
Yürek dayanmaz, dayansa
Hani sevenleri korur
Hani bir liman olurdun

Seni sevdiğimi sana söylemedim
Kimselere söylemedim seni sevdiğimi
Şehri baştan başa dolaştım
Yüreğimi baştan başa
Dere tepe düz gittim
Kendi kendime ağladım
Ağladığımı kimseye söylemedim
Kendimden sakladım seni sevdiğimi
Rüzgara, buluta söyledim
Yokluğunda yandım
Sigara gibi
Ateş kırkbir
Yanık üç
Duman oldum
Duman oldun
Benim oldun
Dumanını ciğerime üfledim
Seni sevdim işte
Daha ne olsun
Seni sevdim
Seni sevdiğimi kimseye söylemedim

Kanka Bot
19-11-05, 00:45
Bir dilin bütün sözcüklerini kullansam.
Seni tarif edemeyeceğini biliyorum.
Ulaşılmaz oldun hep.
Dokunmak,
Hissetmek ve,
Dolu dolu yaşamak isterken seni.
Kocaman bir yanlızlıktı payımıza düşen.
Payıma düşen her şeyi erteledim,
Ama erteleyemediğim bir şey vardı,
Sana benziyordu...!
Su olsan,dokunduğumda bozuluyordun.
Bozulmayan bir şeydin.
Gidilecek bir yer olsa sonu olurdu.
Sonu olmayan bir şeydin.
Uykuda görülecek bir rüya olsa uyanırdım.
Beni rüyamdan uyandırmayacak bir şeydin.
Simsiyah saçların olsun istiyordum.
Ama baktım değil.
O gün seni gözlerinden .
Ana fatmadan...!
Üç ırmağın birleştirildiği yerinden,
Öpeyim desem,Aklıma ırmaklar gelir...!
Düşünki yılan dağından aşağıya iniyoruz ve,
Dünyada sadece iki kişilik türkü kalmış onu söylüyoruz.
Öyle bir şeysin sen...!
Seni düşünürken yoruluyorum desem.
Dünyanın en büyük yalanı olur.
Yalanım Yok..
Bu günden yarına ne kalır bilmem.
Ama sen kalırsın.
Tıpkı yatağı değişmeyen bir ırmak gibi.
Yaşadıklarımız azdı.
Zamana sığmadık,yaşamak isterken herşeyi.
Bugün şarkı söylüyorsam,O gün şarkı değil,
Şarkı gibi seni yaşamak isterim.
Halkıma benziyordun,
Bir yanım göç,bir yanım toprak kokuyordu hep.
Gezmediğim yerin kalmadı,
Bazen yasaklandın bana,
Bazen bir suç gibi boynumda taşıdım seni...
Yedi telli sazımla bile anlatamadım,
Sen bir uçurum gülüydün.
Ellerimi her uzattığımda,bin kırıkla geri döndün.
Yasaların bile tanımlayamadığı bir şeydin.
Haritalara sığmazdın,
Her ülkede bir başka gülüyordun,
Uzundun,İnceydin,,,
Dokunduğumda,nereli olduğumu seninle hatırlardım.
Bana hep kendimi hatırlatan,birşeysin sen.
Uzaksın,yakınsın,Özlenensin,ama,
Bu gün değil,Yarın gibi bir şeysin sen.
Bu gün herşeyi değiştirmek için çabalarken,
Sen değişmeyen olarak duruyorsun karşımda,
Kabul ediyorum,dünyaya bu kalsın ama,sen,
bilmem...!
Dünyada kaç iklim,kaç zulüm,kaç ölüm var,
Bir seni bunların karşısına koymak,
Nasıldır bilemezsin...
Bu gün her ölümle biraz ölürken,
Seni düşündükçe hayata dönüyorum yeniden.
Gecenin en karanlık yerindeyim,
Bir sigara ateşinin aydınlattığı kadar ışık bile olsan,
Yinede istiyorum seni.
Sadece benim seni anladığım,
Kimsenin unutmamak için defterde not düşmediği,
Ama hayatında hep bir dipnot olarak kalan,
Kendi yasaklarım gibi unutmuyorum seni.
Dağları delmiyorum,inmek istiyorum oralardan,
Herkes gibi sevmek istiyorum.
Adına aşk diyorlar,gelecek diyorlar,
Bana yetmiyor...!
Her şarkımda sana bir adım daha yaklaşmak istiyorum,
Bir başka dilden seviyorum seni,
Kırmızıdan daha uzundun.
Gelincikler gibi bir mevsim değil,
Dört iklim,köşe bucak,
Kim nederse desin geri dönecek yerim yok.
Bir kentin ortasında çığlık çığlığa bağırarak,
Tek başıma kalsamda,,,
Yinede seviyorum seni...
Bu bir suç duyurusudur,
Kendimi ihbar ediyorum...!

Kanka Bot
19-11-05, 00:46
Bu gece siliyorum,
Tüm bakışlarını yüreğimden.
Gidiyorum.
Sensiz.
Uzaklara.

Biraz da sen,
yüreğinle konuş.

Geceler boyu,
Zehirli bir baykuş sesinde,
Uyumaya çalış.

Savrul gönülden gönüle yoğrul aç bedenlerde.
Duygusuz ve sahte bakışlarınla boğul.
Siliyorum dedim ya seni yüreğimden.

Artık acımıyor bak taşlaştı yüreğim.
Seni bırakıp bu gri şehirde,
Ardıma bile bakmadan,
Gidiyorum...

Yeşille mavinin karıştığı,
Sadece sevginin yarıştığı,
Bir yer biliyorum.

Gidiyorum..


yüreğine sağlık kanka

Kanka Bot
19-11-05, 00:46
Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:
Yaşadın mı, yoğunluğuna yaşayacaksın bir şeyi
Sevgilin bitkin kalmalı öpülmekten
Sen bitkin düşmelisin koklamaktan bir çiçeği

İnsan saatlerce bakabilir gökyüzüne
Denize saatlerce bakabilir, bir kuşa, bir çocuğa
Yaşamak yeryüzünde, onunla karışmaktır
Kopmaz kökler salmaktır oraya

Kucakladın mı sımsıkı kucaklayacaksın arkadaşını
Kavgaya tüm kaslarınla, gövdenle, tutkunla gireceksin
Ve uzandın mı bir kez sımsıcak kumlara
Bir kum tanesi gibi, bir yaprak gibi, bir taş gibi dinleneceksin

İnsan bütün güzel müzikleri dinlemeli alabildiğine
Hem de tüm benliği seslerle, ezgilerle dolarcasına
İnsan balıklama dalmalı içine hayatın
Bir kayadan zümrüt bir denize dalarcasına

Uzak ülkeler çekmeli seni, tanımadığın insanlar
Bütün kitapları okumak, bütün hayatları tanımak arzusuyla yanmalısın
Değişmemelisin hiçbir seyle bir bardak su içmenin mutluluğunu
Fakat ne kadar sevinç varsa yaşamak özlemiyle dolmalısın

Ve kederi de yaşamalısın, namusluca, bütün benliğinle
Çünkü acılar da, sevinçler gibi olgunlaştırır insanı
Kanın karışmalı hayatın büyük dolaşımına
Dolaşmalı damarlarında hayatın sonsuz taze kanı

Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:
Yaşadın mı büyük yaşayacaksın, ırmaklara, göğe, bütün evrene karışırcasına
Çünkü ömür dediğimiz şey, hayata sunulmuş bir armağandır
Ve hayat, sunulmuş bir armağandır insana.

Kanka Bot
19-11-05, 00:47
Ilkokula basladigimiz gunu hatirladinmi?
Ayni sirayi kapmistik, kosarcasina
Nasilda sevmistik birbirimizi
Dost olmustuk taparcasina
Tanimadan, bilmeden kimligimizi.

Hangimiz simit alsak, bolerdik orta yerden
Yarisi senin, yarisi benimdi
Hastalansan, birgun okula gelmesen ya
Yarisi paketlenir, yarisi bogazima dugumlenirdi.
Herseyi boler, paylasirdik
Artik simidin iki yarisi olmustuk
Simidin iki yarisi...

Hatirladinmi ?

Cebimizden bozukluklari doker masanin uzerine sayardik
Farketmezdi sende fazla bende eksik
Oldumu iki bilet parasi, haydi sinemaya
Film de kafamiza gore degildi ya "gonul yarasi"
Olsun, biz yine giderdik
Maksat, birliktelik.

Hatirladinmi? Resim ogretmenimiz "mum boya" istemisti,
Kuru boyalar zaten harcligimizi bitirmisti
Bir kutu alip da bolusmustuk renkleri, ne farkederdi
Birlikte boyamayacakmiydik resimleri?
Sende saklarmisin hala , atmamisim kuculmusleri
Bende siyahi, sende sarisi, kalemler...
Kalemler bile simidin iki yarisi.

Hayallerimizi de paylasirdik, hatirladin mi?
Ben de evlenecektim ilerde sen de
Benim kizim, senin oglun olacakti
Coktan takilmisti isimleride
Kardesce dostca sevmeyi ogreneceklerdi, kenetlenmeyi
Daha dahasi bir simidi ortadan ikiye bolmeyi...
Kimbilir severlerdi askla birbirlerini, belki de evlenirlerdi
Ne guzel hayallerdi, benim kizim, senin oglunun karisi
Hayaller... Hayaller bile simidin iki yarisi.


Ne kadar oldu gorusmedik bilmiyorum. Kayboldun birden.
O gunden beri simidin yarisi elimde, yarisi bogazimda dugum.
Ben serefli bir gorev aldim orduda
Kizim buyumekte, ismide kararlastirdigimiz gibi
Ya sen? Hep seni merak edip durdum, evlendinmi?
Oglun varmi?
Ta ki... Kanimi donduran o gune kadar, o harekat gunune
Savas alanindaydik, senin elinde silah, benim elimde silah
Savasmak zorundaydik, bire bir birakmisti kader
Olmek , oldurmek degildi beni kahreden
bir can borcumuz vardi , ha bugun, ha yarin odenecekti zaten
Ne dusundugunu bilmemek ve ogrenememekti beni olduren
Kipirdamadan duruyordun, bir heykelden farksiz,
Bir olumden sessizdin
Davranmaman saskinlikmi, yoksa sevginin bedelimiydi?
Bir bilemilsem...
"Davran" diyordum, seni oldurmem icin yuce bir sebebim var
Olmek icinde; "Vatan Millet sagolsun"
Yinede istiyordum, kendime ait bir sebebim olsun


Tum savaslar sevgiyi kurtarmak icindir,
Ve su anda oldurmek istedigim de
Bir simidin bedeli, sevgiyle odenirmis
Bir sevginin bedeli, olup olup dirilmekle.
"Beni seviyorsan davran! Seni bu sekilde olduremem"
Sesim daglara carpip yankilaniyordu
Oldursemde olmustum, oldurmesem de
Ne vatanima ihanet edebilirdim , ne de sevgime
Belliki sen de keskin nisanciydin, bende
Yoksa gonderirler miydi bizi birbirimize?


Ayni anda karsilikli iki kursun ve iki beden
Dusen beyaz karlarin ustune
Sizan kanimiz degildi;
Hani lisenin kosesinde gittigimiz "kafe" vardi ya,
Ictigimiz tavsan kani caylarin demiydi.
Cebimizden cikan uc-bes kurusu gordunmu?
Sende eksik, bende fazla ne farkeder?
Tam iki bilet parasiydi
Bu filmde kafamiza gore degildi ya, "Gonul yarasi"
Olsun maksat birliktelik. Haydi sinamaya!
Hasretten acik kalan gozlerimizden son hayallerimizi gordum
Benim kizim, senin oglunun karisiydi
Beyaz karlardan bedenlerimize yansiyan isigi gordum
Gunesin sarisiydi...
Duyuyormusun simdi arkamizdan yalan yanlis zanlar.
"Ayni anda ikisi ha?"Yanlis yargilayanlar
Al eline kalemi, yazalim tasimizi
Bende siyahi sende sarisi, soylesin taslar
Soylesin yazgimizi...
Kimdi bizi bize boylesine dusman eden?
Suphesiz ki yasarlar bir simidi ikiye bolmeden.
Yarisi sende yazsin, yarisi bende, bizi kim anlar?
Ancak zamanlar, bir simidi ikiye bolen zamanlar
Zamanlar, zamanlar bile simidin iki yarisi...
Simidin iki yarisi...

Kanka Bot
19-11-05, 00:48
Ne zaman karsidan bir gemi geçse
Kalbim durur, ölür gibi olurum.
Ayrilip gidisin gelir aklima
Mendiller sallanir ben kahrolurum

Ne zaman bir siir okunsa aklimdasin
Ne zaman bir telefon çalsa karsimdasin
Sen tanrimin en güzel armagani
Sen hayatimin en gerçek yalani
Sen bütün huylarimi ezbere bilen
Sen gözyaslarimi en iyi silen
Sen dünyanin en güzel kadini..

Ne zaman baksam resimlere
Bir genç kiz, bir delikanli görmek isterim
Varsin bir sahilde
Varsin bir ormanda
varsin bir odada çekilmis olsun
Fark etmez
Bakarim bakarim
Dudaklarimdasin!

Ne zaman baksam gazetelere
Ask dolu bir siir okumak isterim
Varsin Ümit'ten olsun
Varsin Nazim'dan
Fark etmez
Okurum okurum
Ellerimdesin! ...

Ne verdin sen bana hasretten baska
Yaninda çektigim gurbetten baska
Kim olsa yanardi böyle bir aska
Gölgeni dünyama yasaklasaydim
Keske bu sevgiyi hep saklasaydim
Kalbimi elimle biçaklasaydim
Inan böyle aci çekmeyecektim

ne varsa aradigim bil ki sende bulmusum
senden öncesi yoktu seninle var olmusum
sende bütün ümitler,sende bütün özlemler
beni bende arama artik ben sen olmusum

Ne sen degis artik ne söylenip dur
Bu tatsiz kavgalar bitsin ne olur
Bende bu mutsuzluk sende bu gurur
Inata, kaprise, naza gerek yok
Aci bir siteme söze gerek yok
Inan ki bu sona çok geç kaldik çok

Ne olurdu saadetlerin en büyügü
Iste ellerimde al, diyebilseydim
Anlardin ve hiç gitmezdin, degil mi
Bir gün oldugun gibi kal diyebilseydim.

Ne olur bu gece uykumu bölme
Var git düslerimden, var git bu aksam
Tam unuttum derken aklima düsme
Var git hayalimden, var git bu aksam

Ne olur bu gece uykumu bölme
Var git düslerimden, var git bu aksam
Tam unuttum derken aklima düsme
Var git hayalimden, var git bu aksam

Ne köleyim ne de bir kul
Vicdan bir borç, hayat okul
Alin sizin olsun akil
Ben bu köyün delisiyim

Ne güzel ellerin var incecik
Ne güzel saçlarin var sapsari
Anlasana o yalansiz gözleri
Düsündükçe bastanbasa özlem kesiliyorum

Ne gezer ki sende vefa
Ask nerede sen nerede
Merhametsiz gecelerde
Yalnizligi ne bilirsin

Kanka Bot
19-11-05, 00:49
Ne büyük bir asktin anlatamadim
Kimler gelip geçti unutamadim
Ugrunda mevsimler yillar harcadim
Yine de ben senden vazgeçemedim.

Ne bir anlayisli el,ne bir dost bakis
Biraz ümit,biraz hayal sonra aldanis
En güvendigimiz tepelere kar yagmis
Deniz o deniz degil,daglar o daglar degil...

Nasil unutulur böyle sevgiler
Neler yasamistik bir düsün neler
Her kösede durur senden gölgeler
Var git gözlerimden, var git bu aksam
Aldigim her nefes seni fisildar
Gelir ta kalbimden vurur sarkilar
Sana mi sözlenmis bütün aksamlar
Var git anilardan, var git bu aksam

Nasil unutulur böyle sevgiler
Neler yasamistik bir düsün neler
Her kösede durur senden gölgeler
Inanmiyorsan gözlerime bak..

Mutlu musun oralarda
Olamadik bir arada
Sen gideli buralarda
Boynu bükük bas biraktin

Mazimde yillarin cam kiriklari
Içimde hasretin hiçkiriklari
Sevmedim sevmedim ayriliklari

Madem ki içinde o ates söndü
Bir daha yakmadan gidebilirsin
Aklimda kalmasin bu son bakislar
Yillardir verdigin kederi görme
Üstüme yiktigin kaderi görme
Ömrümden çaldigin günleri görme
Beni de görmeden gidebilirsin

Kül de uçar gider ates sönünce
Senden ne kalir ki bu ask bitince
sen de vur sen de yak gitmeden önce
Ah benim yanginim, kursun buketim...

Kucagimda bir yigin
Meyvasi ayriligin,
Ben yine gelecegim
Benim küçük melegim.

Konusmak konusmak gözlerle fisiltilarla
Duymak büyülü sicakligini beyaz ellerin
Her geçen dakika var oldugunu anlamak için
Yasamak arzu dolu dudaklarda, sarkilarla

Kimisi kul etti, kimisi köle,
Mutluluk yerine verdiler çile,
Hasreti sapladim simdi kalbime,
Karsima gerçekten seven çikmadi.

Kimbilir ne kadar güzelsin bugün
Benden uzaklarda dogum gününde
Hatirla ne kadar mutluyduk canim
Seninle geçen yil dogum gününde

Kimbilir kiminle kesildi pasta
Bir dilim düsmez mi bu eski dosta
Sen sevinç içinde ben ise yasta
Senden uzaklarda dogum gününde

Kanka Bot
19-11-05, 00:50
Değişir rüzgarın yönü
Solar ansızın yapraklar;
Şaşırır yolunu denizde gemi
Boşuna bir liman arar;
Gülüşü bir yabancının
Çalmıştır senden sevdiğini;
İçinde biriken zehir
Sadece kendini öldürecektir;
Ölümdür yaşanan tek başına
Aşk iki kişiliktir.

Bir anı bile kalmamıştır
Geceler boyu sevişmelerden;
Binlerce yıl uzaklardadır
Binlerce kez dokunduğun ten;
Yazabileceğin şiirler
Çoktan yazılıp bitmiştir;
Ölümdür yaşanan tek başına,
Aşk iki kişiliktir.

Avutamaz olur artık
Seni bildiğin şarkılar;
Boşanır keder zincirlerinden
Sular tersin tersin akar;
Bir hançer gibi çeksen de sevgini
Onu ancak öldürmeye yarar:
Uçarı kuşu sevdanın
Alıp başını gitmiştir;
Ölümdür yaşanan tek başına,
Aşk iki kişiliktir.

Yitik bir ezgisin sadece,
Tüketilmiş ve düşmüş, gözden.
Düşlerinde bir çocuk hıçkırır
Gece camlara sürtünürken;
Çünkü hiç bir kelebek
Tek başına yaşayamaz sevdasını,
Severken hiçbir böcek
Hiç bir kuş yalnız değildir;
Ölümdür yaşanan tek başına,
Aşk iki kişiliktir.
__________________

Kanka Bot
19-11-05, 00:51
Kim derdi sonu bu öyle bir askin
Belki kurumustur çoktan gözyasin
Kutlu olsun sana bu yeni yasin
Bana da sensizlik dogum gününde

Kirilan kalbim var dinmez bir kini
Ömrümce sürecek aska yemini..
Kavusmak imkansiz artik sevgilim
Dönüsü olmayan yola karistin..

Kendini bos yere teselli edip
Sevdadir nasilsa geçici deyip
Yasli gözlerini gizlice silip
Bakip da yüzüme gülecek misin?

Kendime bile geçmiyor artik sözüm
iste bir kürek mahkumu
Iste bir yürek mahkumu
Kapinda yine
Bitmedi bu kara sevda
Bitmiyor be kahve gözlüm!..

Kendilerini hep "çok" bizi hep "yok" saydilar.
Ve sonra kuyruklu bir yildiz gibi kaydilar, kayboldular..

Kazimak ulu agaç gövdelerine adimizi
Yazmak her seyi bir bir kumlarin üstüne
O her iskenceye mahkum olmuslugumuz
O çok sevmek, daha çok sevmek günden güne.

karsiliksiz sevginin
vefasiz sevgilinin
bombos kalan bir elin
acisini bana sor..

Kalbimde arama eski yerini
Sen gözümden akan sele karistin
Istesem de artik sevemem seni
Hasret rüzgarina yele karistin..

Kalbim saril diyor aklimsa birak
Gönlüm hep seninle ellerim uzak
Sen yolun basinda ben de son durak

Kahir dolu rüzgarlar esiyor içimde
Yikilip kaliyorum bu sagir aksamlarda
Beni sensizlige nikahladilar
Yenildim duygularima
Yenildim gururuma aglayamadim
Simdi sanadir bu aglayisim

Kaç kere yasadim ben bu romani
Ne zaman sevdimse ayrilik vardi
Hep kendim kuruttum gözyaslarimi
Ne zaman sevdimse yalnizlik vardi

Kaç gece terk ettim kaç sabah kostum
Seninle doluydum sensiz bombostum
Geç olsa da aski sende bulmustum
Kaderimi bastan çizemez miydin
Bu kördügümü sen çözemez miydin
Daha önceleri gelemez miydin
Ah benim hazanim eylül bakislim..

Iste resimlerine bakip avunuyorum
Hayallerim yetiyor bana ne güzel
Zaten ölesiye hasretim aydinliklara
Ve bitimsiz bir özleyis bendeki
Kanatlanabilirim, uçabilirim belki
Bana gel deme!

Kanka Bot
19-11-05, 00:52
Iste böyle bir sevda benimkisi
Bu zamanda, bu devirde
Haklisin adam olacagim yok benim
En güzeli artik son vermek bu hayata
En korkunç uçurumlardan birakmak kendimi
Ya da en yüksek tepelerden
En uçsuz bucaksiz denizlere birakmak bedenimi
Ama içimde sen varsin
Ya sana bir sey olursa?

Isyan edip agladigin mevsimlerde
Askimla silebildinse gözyaslarini
Sevemedinse benden baskasini
O bensiz gülüsler avutamadiysa seni
Dindiremediyse hasretini yillar
Ve bir türlü unutamadinsa beni
Bekle geliyorum...

Istesem ben bu ömrü, bu talihi istemem
Böyle durup durup senden ayrilmak varsa
Orada bir mezar kazilir benim için
Ayriligin nerede baslarsa.

Istemem söyleme bir tek kelime
Sen de eller gibi adimi unut
Degmesin artik hiç elin elime
Sar yeni askini benim yerime
Sen de eller gibi adimi unut...

Istemem sevgili yüzüme gülme
Eger ki sonunda aglatacaksan
Istemem sevgilim ümitler verme
Sonunda dünyami karartacaksan

Iste ayrilik bu; hiç beklemedigimiz...
O ikiz kardesi ölümün.
Anliyorum bir daha görüsemeyecegiz
Sakin aglama ve bir sey söyleme bana
Insan ayrilirken bile büyük olmali.

Inan ki! Kirilmis bir ayna gibi
Paramparça, kirik dökük askimiz
Çaresizligin, ümitsizligin türküsü
Türkülerin en içlisi, en hüzünlüsü
Büyük askimiz

Inan ki sensiz canim mutluluga düsmanim,
Söyleyemedim sana
Affet beni pismanim
Elini elime alip öylece bir an kalip,
Sana son kez sarilip
Ölmeye hazirlandim.

Ikimizde yagmur bulutu gözler
Ne yazik askimiz ipin ucunda
Dilinizde yürek yangini sözler
Ne yazik sabrimiz ipin ucunda

Ikimiz sevmistik delicesine
Ayirdilar bizi ölürcesine
Ölmeden topraga gömercesine
Bir gönül sayfasi daha kapandi

Içimde bir ümit var onun için burdayim,
Belki gelirsin diye senin için burdayim
Vakit çok geç olsa da gönlüm mahzun kalsa da,
Yine ayni masada senin için burdayim

Içimde alevdin, rüzgarsiz söndün
Bir yangin olupta yakamadin ki
Gözümde yastin sen, düstün döküldün
Kalbime yol bulup akamadin ki..

Islanirsa eger gözün
Yüregime çöker hüzün
Ne olursun gülsün yüzün
Sen gözümde tüten duman
Sen vardigim en son liman
Sen Tanri'mdan bir armagan
Sini unutmam ceren gözlüm

Kanka Bot
19-11-05, 00:53
Hatirla, bir adam diyordun hatirla,
Ömür boyu sevsin beni ömür boyu,
Iste o deli, iste o çilgin, iste o adam benim.
Çünkü ben,
Çünkü ben aski ölümsüz bilenlerdenim.

Hasretin yerini müjdeler alsin
Birakta mutluluk kapimi çalsin
Bütün acilarim dünlerde kalsin
Unuttur maziyi unuttur gülüm

Hasretin bir yangin avuçlarimda
Ayrilip gittigin o günden beri
Ararim gölgeni bos duvarlarda
Ayrilip gittigin o günden beri

Hasret daglari sardi
Sen farkinda degilsin
Son umut sende kalsin
Sen farkinda degilsin

Hani bazi günler küsmüyor musun
Içimden dünyayi yikmak geliyor
Duvarlar misali susmuyor musun
Içimden dünyayi yakmak geliyor

Hangi masaya otursam
Senin sevdigin içkiyi koyuyorlar önüme
Vazomda hep senin sevdigin çiçekler
Ve dudaklarimda hep senin sevdigin sarkilar
Senin dogumgünlerini kutluyorum senden habersiz
Ve her sabah dualar ediyorum mutlulugun için
Ne yapsam, ne etsem, nereye gitsem
Ecel gibi pesimdesin..

Hangi mahkum çekmis böyle iskence
Asmali mi dersin bu kalbi sence
Ne gündüzüm gündüz ne gecem gece
Sensizlik kanima girdi girecek

Halâ tahta masalara yaziyorsam adini,
Ask kitaplarinda ariyorsam tarifini askin,
Kahir mektuplarinda yeniden buluyorsam seni,
Islak mendillere siliyorsam gözyaslarimi,
Eyvahlar çekiyorsam her biten askin ardindan,
Bana sor yalnizligi..

Haklisin, aramizda daglar, denizler var,
Haklisin, aramizda uçurumlar.
Senin sevdalarin, üç günlük masal,
Benim sevdalarim, Allah'ina kadar.

Güvendigin yüreklere karlar yagmissa
Buz tutmussa o simsicak bakislar
Sen yanginlar içinde üsüyorsan
Ve bir zavalliliksa artik o çok sevmek
Ölmek güzeldir...

Günlerim atese gebe
Gecelerim sancili
Varamadik sabaha
Ben bir yumak dügüm dügüm
Sen karmakarisik bir kördügüm
Kendini çözmeden daha
Beni anlayamazsin...

Günler sensiz geçmiyor mu
Iste beni çildirtan bu
Yüzün bensiz gülmüyor mu
Iste beni aglatan bu!

Günes dogmayi unutabilir
Sabah olmayi
Yagmur yagmayi
Çiçekler açmayi unutabilir
Kuslar uçmayi
Baharlar gelmeyi
Ama ben seni asla...

Kanka Bot
19-11-05, 00:55
Her sey sagir içimde ne siir ne musiki
Dünyadan bezginligim dünyalar kadar eski
Öylesine çözülmüs, öyle dagilmisim ki
Bu ne bitmez ayrilik bu ne özlem diyorum

Her sarki bir sevdadan dökülür misra misra
Her sarki yasanmis bir masali resmeder Düsün çamlar arasini, mehtapli geceleri, masmavi denizleri
Düsün simdi yollara serpilen ümitleri
Hadi bir sarki da sen
Söylesene! ..

Her seven sonunda düsüyor derde
Bu ask kitabinin yazani nerde
Bir asik inandi.. çok sevdi diye
Terketmek kanun mu ask kitabinda?

Her masal gibi bitti bugün
O kisacik mutlulugumuz
Belki yalandi
Belki yalan gibi bir sey
Seninle mesut olusumuz

Her köse basinda seni gözledim
Geceler koynunda umut gizledim
Hep seni bekledim seni özledim
Senden uzaklarda ah neler çektim
Sensizken seninle bir de söz kestim
Bilmedin sevdalim bilmedin gitti

Her gün yeni bir yanginda hayatim
Acilardan acilara sürgünüm
Sende baslar sende biter isyanim
Yalnizliktan yalnizliga sürgünüm

Her gün ona kosmak daglardan tepelerden
Her yerde, her zaman onsuz edememek
O en tatli hayal, en büyük gerçek
Anlarsin tasan o, günlerden gecelerden

Her gece islanmamali yanaklarim
Sarkilarda bulmamaliyim kaderimi
Göz göz olmamali yüregim
Seni beklerken!

Her düsünce aska teget geçiyor
Tanigi çizgiler var oldugumuzun
Bir ask çizgisi var her seyden önce
Bütün yollar asktan geçiyor, görüyor musun?

Hep böyle çocuksu mu bakar senin gözlerin?
Hep böyle içinde uzak bir isik mi yanar?
Bakislarinda beni dinlendiren bir sey var;
Kiyisindaymis gibi en sakin denizlerin...

Hep ayni hikaye hep ayni masal
Al yani basimdan gölgeni de al
Hadi daha çabuk daha acele
Git baska kollara git güle güle
Sen de unutursun adimi bile
Biz ne vefasizlar görmüs adamiz..

Hayatimda ne tat ne tuz
Sensiz odam buz kesti buz
Gecelerim hep uykusuz
Sol yanimi bos biraktin

Hayallerim pusu kurup aklimi tuzaga düsürse de
Bu hatira seni yasatip beni hergün bitirse de
Çok sikilabilirsin canin gitmek istese de
Bir kere daha kal yanimda son bir kere daha.
__________________

Kanka Bot
19-11-05, 00:57
Gel! En tenha saatlerde çik sokaklara
Yalniz ol! Beni bekle! Dertleselim seninle
Bitmeli bu hüzün, bitmeli bu keder
Mutluluk varken! ...
Bak! Gökyüzü mavi, yapraklar yesil
Bu mevsim bir daha gelecek degil
Ayrilik mi?
Yakismaz bize..

Gel seninle sevgilim mutluluga gidelim
Su üç günlük dünyada sevelim sevilelim
Dikenler bir gül olur atesler bir kül olur
Daglar bile yol olur gelmesini bilene

geçmisi bir düsün yalniz kalirsan
maziyi hatirla zaman bulursan
neyleyim sevgilim pisman olursan
yeniden baslamak zor bundan sonra

Ey benim gönlümün nazli çiçegi
Barisin ellere, küsün bana mi?
Sana kim ögretti böyle sevmeyi
Bayramin ellere, yasin bana mi?


Ey benim dogmayan sabah yildizim
Geceler mi uzak sen mi uzaksin?
Ne zaman bitecek bu yalnizligim
Umutlar mi uzak sen mi uzaksin?

Eski bir gemiye yükler gibi ayrildim duygularimdan
Vedalasmak çok zor inan ümit vaad eden yarinlarimdan
Herseye sünger çektim bir seni çikartamadim aklimdan
Bir kere daha bak gözlerime son bir kere daha.

En kalabalik yerlerde büyüyorsa kimsesizligin
Binlerce kahkahaya karisiyorsa gözyaslarin
Son çiviyi çakiyorsan yorgun sabrina
Daha kirpiklerinde can veriyorsa hayallerin
Ve dilinin ucundaysa en çilgin küfürler
Yalnizlik güzeldir...

En iyi dostumdur yabancim degil
Bu yalnizlik benim ikiz kardesim
En aci gerçegim yalancim degil
Bu ayrilik benim ikiz kardesim...

En güzel yerinde bitti askimiz
Bir gönül sayfasi daha kapandi
Ansizin terketti umutlar bizi
Bir gönül sayfasi daha kapandi.

En agir isçi benim;
Gün yirmi dört saat, seni düsünüyorum.

Elma sekeri mi sandin aski,
Ne siirin siir, ne sarkin sarki.
Hele bir kirilsin, hele bir kirilsin felegin çarki,
Iste ben o zaman görürüm seni.

Ellerim titredi veda ederken
Yalvarip "dur gitme" diyesim geldi
Sen gittin karardi gözümde dünya
O anda orada ölesim geldi!

Elbette kus olup gelmek isterdim
Ben de yanagindan öpmek isterdim
Seni bir kez daha görmek isterdim
Alkislar içinde dogum gününde

Kanka Bot
19-11-05, 00:58
Dört bir yanim tas bir duvar
Ne merhamet ne vefa var
Üstelik de sen yoksun yar
Vursalar da akmaz kanim
Hasret dolu her bir yanim
Bu sensizlik yok mu canim
Iste beni öldüren bu!

Dönüsü olmayan yolda mi kaldin?
Daglarin ardinda çölde mi kaldin?
Yoksa yabanci bir kolda mi kaldin?
Ben ayni yerdeyim senden ne haber?
Agladigin günde mendilin oldum
Karanlik gecende kandilin oldum
Asigin esirin, sevgilin oldum
Ben ayni sevdali senden ne haber?

Dönebilmek o dönüsü olmayan yollardan
Sürekli bir aldanis bir daha bir daha
Hiç bitmeyecek gecelerden bir sabaha
Çikabilmek ve sevmek durmadan usanmadan

Döktügüm yaslara aldirmadiniz
Giden gençligime acimadiniz
Düstügüm yerlerden kaldirmadiniz
Beni iyi tanir bu kaldirimlar
Bu kuytu köseler bu tas sokaklar
Sizlerden bir ömür alacagim var

Denize dökülen bir irmak gibi
Öyle ak içime öylesine dol
Yarina açilan bir yaprak gibi
Unuttur mazimi gelecegim ol

demek o beni sevmiyor
demek o beni anlamiyor
bana içkimi verin
bana kadehimi verin
bir daha ölmek istiyorum

Demek ben suçluyum bir tek sen hakli
Ben zalim bir düsman sense zavalli
En güzeli alip beni asmali
Beni affetmedin affetmiyceksin

Degisen ben miyim öyle
Ben miyim eski sevdalara mendil sallayan
Su eller
Su gözler
Su kalp benim mi yoksa
Ya su gülen adam ben miyim? ..
Demek ki unutmusum

Dayanmak zor yalnizligina aksamlarin
Unutmak mümkün degil seni bir sarki gibi
Agir agir ilerleyen bu zaman içinde
Her an bir sarhosluktur sensizligin verdigi

Daha dün diyorsan geçen yillara
Gözlerinde anilar hala yesilse
Ve hala islaksa kirpiklerin
Birakip bütün mutluluklari
Birakip bütün güzellikleri bir yana
Bekledinse yollarimi
Bekle geliyorum...

Daglarda yol olsam seni beklerim
Ömrümü verseler sana eklerim
Seninle gül açti tüm dileklerim
Ne böyle sevildim ne böyle sevdim
Askin böylesini senden ögrendim
Adina yazili gönül senedim
Çünkü ben bu AŞKI sana borçluyum

Kanka Bot
19-11-05, 01:00
Çirkin olan,fena olan ne varsa unut
Gözlerimin söyledigi sarkiyi dinle
Ellerimizde sevgi içimizde umut
Bütün iyilikleri paylasalim seninle

Çatlamis sabir tasim
Bir alev her gözyasim
Ah benim dertli basim
Bir o döner bir de ben
Bu askin tek gerçegi
Asla yok gelecegi
Yüregim kan çiçegi
Bir o kanar bir de ben.

Bütün yollar asktan geçiyor, görüyor musun?
Bir ask çizgisi var her seyden öte
O çizgiden baska bütün çizgiler
Aski tüketmede

Bütün sevgililer, dostlar gitti
Bir sen kaldin kadinim beni terketmeyen
Batan gemilerin kaptanlari gibi
Denizlerin ortasinda ölümü bekleyen.

Bütün kadehlerimi hep sana adiyorum
Hep senin için bu bir bir bosalan siseler
Umutsuzlugum, sarhoslugum senin eserin
Senin yüzünden bu delicesine içmeler

Bulutsuz bir gökyüzüdür güzelligin
Yildizlarin en parlak oldugu zamansin
Denizlerim senin kiyilarinda sakin
Birak ellerini avuçlarimda kalsin

Bulut gibi gözlerin
Ha yagdi ha yagacak
Kursun gibi sözlerin
Ha vurdu ha vuracak
Öyle gelme üstüme
Daglar çökmüs içime
Baksana su kalbime
Ha durdu ha duracak

Bugün bütün iyi kalpliligim üzerimde
Cümle düsmanlarimi affettim
Yedigim meyvalardan
Kokladigim çiçeklerden af diliyorum

Bu sehrin bütün sokaklarina sinmis yalnizligim
Sensizligin köse basindayim
Avuçlarimda kirik dökük pismanliklar
Avuntusuz çikmazlara dogru yürüyorum
Bütün umutsuzluguma inat
Yine seni ariyorum...

Bu sehirde son gecem
Beni son kez sarsaydin
Gitmezdim bir meçhule
Yanimda sen olsaydin!

Bu son bulusmamiz
Bu son görüsmemiz
Kimbilir bir daha karsilasmayiz
Belkide bir daha görüsemeyiz
Ayrilmaliyiz ayrilmaliyiz..

Bu nasil ayrilik, bu nasil veda
Gözleri kal diyor dudaklari git
Bakisin anahtar gözlerin kilit
Ellerin aç diyor dudaklarin git

Bu gece dokunsalar aglayacagim
Bu gece bagrima tas basacagim
Bu gece sen konus ben susacagim
Bu gece gidiyorsun çildiracagim

Kanka Bot
19-11-05, 01:01
Değişen ben değilim dönüşen savaş
Yaşlanmakla ıslanmak aynı sey:
Bir yağmurun gölgesinde ihtiyarlamak
Şimdi ölüm bile yetmiyor acılarımızı tartmaya
Dostlar alıngan bir sahili pinekliyorlar
Bir merhaba'yı bıçaklar gibi artık selamlaşmalar
Değişen ben değilim dönüşen savaş
Artık zaman bile yetmiyor yaşadığımızı sanmaya
Yine de ışıklar bu kenti güzelmiş gibi gösteriyor geceleri...
Geceler...
Yani Ahmet Haşim'in kafiyeleri....
Seni aklıma düşüren yerçekimi değil yalancı yıldızlar
Öyle uzaksın ki üflesem soğuyacaksın
Sarılsam okyanus bir aşka yetecek kadar ve anımsatacak kadar
Sebepsiz bir ölümü, acılarımız ve kafiyelerimiz var...
İşte hepsi bu kadar
Hadi güne hazırlan
Yaşadıklarımızı unutmaya çalış
Aşk bize güvenip verdiği büyüsünü
Sırlarını cesaretini bilgeliğini
Ve o ilkel o yaban ağrısını geri alacak
Bunlar olurken içimiz bir an çok üşüyecek
Sonra geçecek
Hadi oyalanma birazdan yarın olacak
Aşkta yarın yoktur sevgili
Sakın Sorma nerdeydim Kaç Zamandır
Dur Sorma
Özledim Seni Yağmuru
Dinle Damla Damla Yüreğimde Sessizce Sarıl Boynuma..
Özlemin yanardı gecelerde
Çok Uzak Soğuk Şehirlerde Şarkılar SoylerDim Aşkımıza
AşıĞıM Sana Aşığım HaLa...!!!
Varlığımı korumak için bütün gün kendimle uğraşıyorum.
Çünkü varlığımı korumazsam dağılıp paramparça olacağımı sanıyorum.
Korkuyla ve sımsıkı kapanıyorum kendime.
Kendime sımsıkı kapansam da yine her gün bitiminde hep aynı eksikliği hep
aynı yetinmezliği yaşıyorum.
Hayatın bütün bu şekillenişi.Vitrinler,eşyalar,konuşmalar,yolla r,fi kirler
alışkanlıklar,beklentiler...
Bütün bu sistem her şey ama her şey beni kendime kapatıyor
Yoksa dağılıp parçalanmaktan korktum kapandığım kendi benliğimde değilde
kilitli bir kapının önünde mi bekliyorum ben
Burda bir gömüt yok çünkü kimse ölmemiş
Ölmüş ölmesine de
Ne bilmiş öldüğünü ne öldüğü bilinmiş
Burda bir insan yok çünkü kimse doğmamış
Doğmuş doğmasına da
Ne bilmiş doğduğunu ne doğduğu bilinmiş
Burda hiç yaşamadım ben
Çünkü ne doğdum ne de öldüm
Yaşadım yaşamasına da
Ne bildim yaşadığımı ne yaşadığım bilindi

Kanka Bot
19-11-05, 01:04
Gözümde duman duman
Hayalindir son kalan
Yenmezdi beni zaman
Akmazdi gözyaslarim
Çatilmazdi kaslarim
Olmazdi yanlislarim
Yanimda sne olsaydin!

Gözümde daglar gibi büyüyor hasretin
Gelip gelip özlemin doluyor içime
Yoklugunda sair kesildi gönlüm

Gözlerin bir kilit vurdu gönlüme
Senden baskasini hiç sevemem
Ne engeller koydu kader önüme
Yine de ben senden vazgeçemem

Gözleri namuslu namuslu parlar insanlarin
Gökyüzü inadina mavi
Yasamak inadina güzel
Bu sehirde sen varsan...

Gönüle vurulmaz asla bir kilit
Seveni öldürür kirilan ümit
Sevgilim yanima yaklasmadan git
Eger ki sonunda ayrilacaksan

Gönül kapisindan hemen uçma dur!
Selamsiz vedasiz böyle kaçma dur!
Bilinmez yerlere yelken açma dur!
Seninle mutluluk limanimiz var! ...

Gönül defterini karistirdin mi?
Kalbini hasrete alistirdin mi?
Ayriligi bize yakistirdin mi?
Nasilsin sevgilim, nasilsin bugün?

Gönlümde ask saati bak durdu
Seven kalbim beklemekten yoruldu
Yillar var ki ne aradi ne sordu
Simdi beni soruyormus bana ne...

Gittigin yerlerden dönmedin geri
Yollara rest çektim isyanlardayim
Kirildi sonunda sabrimin teli
Yillara rest çektim isyanlardayim

Gitmek istiyorsan gidebilirsin
Biz ne ayriliklar görmüs adamiz
Çekinme sen de vur sirtimdan beni
Biz ne ihanetler görmüs adamiz..

Gidersem bir daha dönmeyecegim
Kalirsam kalbime yenilmeyecegim
Çözemedim seni çildiracagim
Gözlerin kal diyor dudaklarin git

Giderken ne büyük sözler etmistin
Ben hiç unutmadim senden ne haber?
Ölsem de bu sevda bitmez demistin
Ben ayni asigim senden ne haber?

Gezdigim her yerde hatiran dolu
Bilmem ki ben nasil unutacagim
Ne yazik bu askin yok baska yolu
Yarin bu sehirden ayrilacagim

Kanka Bot
19-11-05, 01:05
Ekmegin tadi yok mavi gökyüzü kayip
Belki hiç umursamadin beni yanlis taniyip
Mesafeleri çigneyip de gururunu arkana alip
Bir kere daha konus benimle

Ecelim zamansiz gelirse bir gün
Ona bu sarkimi dinletiverin
Bu en son dilegim, en son sözümdür
Benden baskasina gitmis olsa da
O güzel askimiz bitmis olsa da
Üstünden mevsimler geçmis olsa da
Ona sevdigimi söyleyiverin

Dünyalar bir yanda askim bir yanda
Zaman kisaliyor senin yaninda
Geç kaldim gidelim dedigin anda
Içimden saati kirmak geliyor

Dünyada benzersiz bir keder gibi
Alnima yazilmis bir kader gibi
Daglarda uykusuz bir asker gibi
Gittigin yollarda baslar nöbetim

Dün kopan bir yaprakti,düsen bir kuru daldi
Bugünden güzel degil bulacagin yarinda
Aç ellerini bir bak yanan avuçlarinda
Dün gitmis yarin yok bize bir bugün kaldi

Dün gece uzun uzun
Seni andim agladim.
Sonu yok yolumuzun
Ona yandim agladim.

Duymak nedir bilir misin?
Duymak, ama anlatamamak
Tam dilinin ucuna gelmisken söyleyememek
'Seviyorum' diyememek
Yani ölümü yasamak nedir bilir misin?

Duymadin gönlümün haykirisini
Kirdin su gönlümün sabir tasini
Görmekten usandim çatik kasini
Gülüsün ellere, nazin bana mi?

Duydum da inanmadim
Aska gülüp geçmissin
Benimkisi ask degil
Bir oyundu demissin
Zafer senin zaferin
Eser senin eserin
Sevin ey zalim sevin
Bak bir erkek agliyor..

Duydugun her yerde beni hatirla
Bu benim siirim bu benim sarkim
Dinle ki kanatsin o tas kalbini
Bu benim siirim bu benim sarkim

Duvardan insin mi resimlerimiz
Yabanci olsun mu isimlerimiz
Ya o deli dolu gecelerimiz
Anilar kal diyor dudaklarin git

Dumansiz bir yangin baslar
Amansiz bir deprem kopar
Yikilir kalirsin bir dag olsan da
Hele bir sevdigin terketsin de gör
Bu koca dünyayi yakasin gelir
Eski resimleri yirtasin gelir
Bütün aynalari kirasin gelir
Sirtina bir hançer vurulsun da gör

Dudaklarimda yasayamadigim
Çocuklugumun, gençligimin siiri
Dört yanim hüsran
Dört yanim yalan
Dört yanim hüzün
Dört yanim isyan!

Kanka Bot
19-11-05, 01:06
Dört bir yanim tas bir duvar
Ne merhamet ne vefa var
Üstelik de sen yoksun yar
Vursalar da akmaz kanim
Hasret dolu her bir yanim
Bu sensizlik yok mu canim
Iste beni öldüren bu!

Dönüsü olmayan yolda mi kaldin?
Daglarin ardinda çölde mi kaldin?
Yoksa yabanci bir kolda mi kaldin?
Ben ayni yerdeyim senden ne haber?
Agladigin günde mendilin oldum
Karanlik gecende kandilin oldum
Asigin esirin, sevgilin oldum
Ben ayni sevdali senden ne haber?

Dönebilmek o dönüsü olmayan yollardan
Sürekli bir aldanis bir daha bir daha
Hiç bitmeyecek gecelerden bir sabaha
Çikabilmek ve sevmek durmadan usanmadan

Döktügüm yaslara aldirmadiniz
Giden gençligime acimadiniz
Düstügüm yerlerden kaldirmadiniz
Beni iyi tanir bu kaldirimlar
Bu kuytu köseler bu tas sokaklar
Sizlerden bir ömür alacagim var

Denize dökülen bir irmak gibi
Öyle ak içime öylesine dol
Yarina açilan bir yaprak gibi
Unuttur mazimi gelecegim ol

demek o beni sevmiyor
demek o beni anlamiyor
bana içkimi verin
bana kadehimi verin
bir daha ölmek istiyorum

Demek ben suçluyum bir tek sen hakli
Ben zalim bir düsman sense zavalli
En güzeli alip beni asmali
Beni affetmedin affetmiyceksin

Degisen ben miyim öyle
Ben miyim eski sevdalara mendil sallayan
Su eller
Su gözler
Su kalp benim mi yoksa
Ya su gülen adam ben miyim? ..
Demek ki unutmusum

Dayanmak zor yalnizligina aksamlarin
Unutmak mümkün degil seni bir sarki gibi
Agir agir ilerleyen bu zaman içinde
Her an bir sarhosluktur sensizligin verdigi

Daha dün diyorsan geçen yillara
Gözlerinde anilar hala yesilse
Ve hala islaksa kirpiklerin
Birakip bütün mutluluklari
Birakip bütün güzellikleri bir yana
Bekledinse yollarimi
Bekle geliyorum...

Daglarda yol olsam seni beklerim
Ömrümü verseler sana eklerim
Seninle gül açti tüm dileklerim
Ne böyle sevildim ne böyle sevdim
Askin böylesini senden ögrendim
Adina yazili gönül senedim
Çünkü ben bu aski sana borçluyum

Dag gibi umutlar hayaller bitti
O çilgin arzular geceler bitti
O tatli heyecan o hasret bitti
Ne yazik sevdamiz ne çabuk bitti

Çok yalvardim gitme diye ben ona
Yillar sonra dönüyormus bana ne
Seviyordum gülüp geçti askima
Simdi beni seviyormus bana ne..

Kanka Bot
19-11-05, 01:10
Bir şebnem sabahında buldum seni
Islak caddelerinde en güzel kokusu aşkın
Benden bana yakın yıldızlar
Gözlerimle kokladım sevda şiirini
Eyyüp’deki camide gördüm kendimi....
İstanbul!
Ahh! İstanbul!
Yâr İstanbul!
Ben sana aşık oldum...

Dudaklar anlatamaz senin gül cemâlini
Gül gönlünü yazarken ağlar, kırılır kalem
Bir şehir değildir bu, ayrı bir dünya sanki
İnsanı ki evrenin en mücella çehresi
Ey adına şarkılar söylenen, bırakma beni....
İstanbul!
Ahh! İstanbul
Yâr İstanbul!
Ben sana aşık oldum...

Kız Kulesine doğru doğan güneş izlemek
Lâcivert’i aşmış gece İstanbul Köprüsü’nde
Çamlıca Tepesi’nde güneşin batışı var...
Aşıklar sarılmışlar, birlikte ağlıyorlar...
Bense yanlız değilim, İstanbul gibi yâr var...
İstanbul!
Ahh İstanbul!
Yâr İstanbul!
Ben sana aşık oldum.
Marmara kıyısında balıklar dans ediyor
Mavi değil gökyüzü, bilinmez bir renk almış
İstanbul Boğazı’na dudağım veda diyor
Kalbim el sallamıyor; gitmiyor ki kalıyor
Benim sevdalı şehrim, senin olmam imkânsız...

Kanka Bot
19-11-05, 01:22
Gel! En tenha saatlerde çik sokaklara
Yalniz ol! Beni bekle! Dertleselim seninle
Bitmeli bu hüzün, bitmeli bu keder
Mutluluk varken! ...
Bak! Gökyüzü mavi, yapraklar yesil
Bu mevsim bir daha gelecek degil
Ayrilik mi?
Yakismaz bize..

Gel seninle sevgilim mutluluga gidelim
Su üç günlük dünyada sevelim sevilelim
Dikenler bir gül olur atesler bir kül olur
Daglar bile yol olur gelmesini bilene

geçmisi bir düsün yalniz kalirsan
maziyi hatirla zaman bulursan
neyleyim sevgilim pisman olursan
yeniden baslamak zor bundan sonra

Ey benim gönlümün nazli çiçegi
Barisin ellere, küsün bana mi?
Sana kim ögretti böyle sevmeyi
Bayramin ellere, yasin bana mi?

Ey benim dogmayan sabah yildizim
Geceler mi uzak sen mi uzaksin?
Ne zaman bitecek bu yalnizligim
Umutlar mi uzak sen mi uzaksin?

Eski bir gemiye yükler gibi ayrildim duygularimdan
Vedalasmak çok zor inan ümit vaad eden yarinlarimdan
Herseye sünger çektim bir seni çikartamadim aklimdan
Bir kere daha bak gözlerime son bir kere daha.

En kalabalik yerlerde büyüyorsa kimsesizligin
Binlerce kahkahaya karisiyorsa gözyaslarin
Son çiviyi çakiyorsan yorgun sabrina
Daha kirpiklerinde can veriyorsa hayallerin
Ve dilinin ucundaysa en çilgin küfürler
Yalnizlik güzeldir...

En iyi dostumdur yabancim degil
Bu yalnizlik benim ikiz kardesim
En aci gerçegim yalancim degil
Bu ayrilik benim ikiz kardesim...

En güzel yerinde bitti askimiz
Bir gönül sayfasi daha kapandi
Ansizin terketti umutlar bizi
Bir gönül sayfasi daha kapandi.

En agir isçi benim;
Gün yirmi dört saat, seni düsünüyorum.

Elma sekeri mi sandin aski,
Ne siirin siir, ne sarkin sarki.
Hele bir kirilsin, hele bir kirilsin felegin çarki,
Iste ben o zaman görürüm seni.

Ellerim titredi veda ederken
Yalvarip "dur gitme" diyesim geldi
Sen gittin karardi gözümde dünya
O anda orada ölesim geldi!

Elbette kus olup gelmek isterdim
Ben de yanagindan öpmek isterdim
Seni bir kez daha görmek isterdim
Alkislar içinde dogum gününde

Kanka Bot
19-11-05, 01:24
Çirkin olan,fena olan ne varsa unut
Gözlerimin söyledigi sarkiyi dinle
Ellerimizde sevgi içimizde umut
Bütün iyilikleri paylasalim seninle

Çatlamis sabir tasim
Bir alev her gözyasim
Ah benim dertli basim
Bir o döner bir de ben
Bu askin tek gerçegi
Asla yok gelecegi
Yüregim kan çiçegi
Bir o kanar bir de ben.

Bütün yollar asktan geçiyor, görüyor musun?
Bir ask çizgisi var her seyden öte
O çizgiden baska bütün çizgiler
Aski tüketmede

Bütün sevgililer, dostlar gitti
Bir sen kaldin kadinim beni terketmeyen
Batan gemilerin kaptanlari gibi
Denizlerin ortasinda ölümü bekleyen.

Bütün kadehlerimi hep sana adiyorum
Hep senin için bu bir bir bosalan siseler
Umutsuzlugum, sarhoslugum senin eserin
Senin yüzünden bu delicesine içmeler

Bulutsuz bir gökyüzüdür güzelligin
Yildizlarin en parlak oldugu zamansin
Denizlerim senin kiyilarinda sakin
Birak ellerini avuçlarimda kalsin

Bulut gibi gözlerin
Ha yagdi ha yagacak
Kursun gibi sözlerin
Ha vurdu ha vuracak
Öyle gelme üstüme
Daglar çökmüs içime
Baksana su kalbime
Ha durdu ha duracak

Bugün bütün iyi kalpliligim üzerimde
Cümle düsmanlarimi affettim
Yedigim meyvalardan
Kokladigim çiçeklerden af diliyorum

Bu sehrin bütün sokaklarina sinmis yalnizligim
Sensizligin köse basindayim
Avuçlarimda kirik dökük pismanliklar
Avuntusuz çikmazlara dogru yürüyorum
Bütün umutsuzluguma inat
Yine seni ariyorum...

Bu sehirde son gecem
Beni son kez sarsaydin
Gitmezdim bir meçhule
Yanimda sen olsaydin!

Bu son bulusmamiz
Bu son görüsmemiz
Kimbilir bir daha karsilasmayiz
Belkide bir daha görüsemeyiz
Ayrilmaliyiz ayrilmaliyiz..

Bu nasil ayrilik, bu nasil veda
Gözleri kal diyor dudaklari git
Bakisin anahtar gözlerin kilit
Ellerin aç diyor dudaklarin git

Bu gece dokunsalar aglayacagim
Bu gece bagrima tas basacagim
Bu gece sen konus ben susacagim
Bu gece gidiyorsun çildiracagim

Kanka Bot
19-11-05, 01:32
Bu engeller bana göre degil oysa
Ben bu daglari asarim
Geçerim bu denizleri, korkma
Iste düstüm yollara
Dur, bekle beni, geliyorum

Bu böyle sürüp gitmeyecek biliyorum
Bir sabah bir dilencinin avuçlarina birakacagim kendimi
Kim ne derse desin!
Tahammülüm kalmadi artik
Biktim seni sensiz yasamaktan
Nasilsa dönecegin yok senin
Çildiracagim bu gidisle
Allah kahretsin! ..

Bu benim ilk aldanisim degil,
Bu benim son yikilisim degil,
Birak bu sahte gözyaslarini,
Birak bu masum bakislarini.
Üzülme, benim için üzülme,
Üzülme bu son için üzülme,
Ben, ben, ben yeterim kendime..

Böyle uzak uzak bakma gözlerime ne olur
O küskün bakislarini saplama yüregime
Bir sen kaldin düslerimin zirvesinde
Bir sen kaldin umutlarimin ötesinde
Bir sen...

Böyle sürüp gitmemeli bu sevda
Seni sensiz yasamamaliyim günler boyu
Avunmamaliyim hayalinle saatlerce
Sana böyle yakinken!

bitmesin isterdim umutlarimiz
bitmesin isterdim duygularimiz...
ne çikar sel olsa umutlarimiz
yeniden baslamak zor bundan sonra...

Bitimsiz bir sevdadir yasamak
Sevmekse en güzeli mutluluklarin
Sense içimde en tanrisal gerçeksin
Iste yüregim bildigince çarpiyor sen, sen diye
Sende gözlerim, sende ellerim, sende sen olan varligim
Düsünsene! ..

Birbiri ardina geliyorsa mutsuzluklar
Keskin bir biçak gibi saplaniyorsa acilar
Kösebaslarini tutmussa umutsuzluklar
Ve uçurumlarda yankilaniyorsa askin son çigliklari
Ayrilik güzeldir...

Bir yerlere varmadan, nasil böyle
Hiç durmadan akip gidiyor günler
Yasam diye verdigin bu mu söyle
O mu sirtima sapladigin hançer

Bir tek o sahitti son aksaminda
Yeniden yanarim her yanisinda
Ben gibi kimsesiz köse basinda
Bir sokak lambasi bir ben uykusuz
Nöbetteyim sokaklarda
Gözlerim hep safaklarda
Sense benden uzaklarda
Bir gece bekçisi bir ben uykusuz.

Bir sevda ugrunda bir ömür yandi
Bilmedin sevdalim bilmedin gitti
Senden son hatira gözyasi kaldi
Silmedin sevdalim silmedin gitti

Bir pinarsin içilen ama hiç kanilmayan
Seveni yaniltmayan, sevince yanilmayan
Özlenen sen, özleyen sen, özleten sen
Varken doyulmayansin, yokken dayanilmayan

Bir mavi geceydi o
Bütün gecelerden güzel
Bir mavi geceydi o
Benim için ömre bedel
Ve sonra...
Bir gidisin vardi ki
Mutluluguma inat
Bir gidisin vardi ki
Kirildi içimde kol kanat

Kanka Bot
19-11-05, 01:32
Bir mavi gecede baslamisti sevdamiz
Ve maviye çalmisti bütün umutlarim o gece
Unutturmustun bana karanligin siyah oldugunu
Ve gözlerinde farkettim ilk kez
Bütün gecelerin mavi oldugunu

Bir isyan faslidir simdi bu suskunlugum
Hovardaca harcanan mevsimlere
Bu kaçislara - bu gelgitlere
Ömrümüze kesilmis biletlere
Isyanimdir bu gülüsüm

Bir haber alamadim gittin gideli
Mutlu mu, mutsuz mu, nasilsin bugün?
Hayli zaman oldu görüsmeyeli
Nasilsin birtanem, nasilsin bugün?

Bir gün anlarsin hayal kurmayi;
Beklemeyi, ümit etmeyi.
Lanet edersin yasadigina...
Maziden ne kalmissa yirtar atarsin..
Seni sevdigimi iste o gün anlarsin.

Bir ecel olsa da ayriligimiz
Bir ömür sürse de pismanligimiz
Koca bir mazi var yasadigimiz
Geçmise her zaman saygi duymali..

Bir degirmen tasi gibi ezip gittin umutlarimi
Simdi yüregim mutsuzlugun hedef tahtasi
Sokaklara sigmiyor bu dev yalnizligim
Bu cumartesiler;
Çiglik çigliga siirlerim seni istiyor bana inat
Gel gör ki;
Son kursunu yemis bu sevdaya
Yetmiyor son pismanliklar

Bir daha dünyaya gelsem
Yine seni severdim
Beni üzesin diye
Beni deli divane edesin diye

Bir cennettir bu dünya sevmesini bilene
Gerçek olur her rüya görmesini bilene

Bir bulsan yakarsin külümü bile
Dikene satarsin gülümü bile
Yasarken arattin ölümü bile
Karsima ne diye bir de sen çiktin..

Bir anda yokusa çevirme düzü
Darginlik bir askin tadi ve tuzu
Hatirla Tanriya verdigin sözü
Ayrilmak yok diye yeminimiz var...

Bilmiyorsun tutkumu
O kaybetmek korkumu
Bölüyorsun uykumu
Gözlerim ufka dalar
Içimde volkan yanar
Senin için ölen var
Sen farkinda degilsin

Bilmem ki beni hiç anar misin?
Unuttun mu yoksa, hatirlar misin?
Söyle; eskisinden bahtiyar misin?
Seninle doluyken aldigim nefes
Bitirdi bu aski sendeki heves
'Çekinme, sor' diyor içimden bir ses
Nasilsin sevgilim, nasilsin bugün?

Biliyorum simdi saçlarini yaban eller oksuyor
Gözlerine baska gözler gülüyor
Gözlerin ki gördügüm gözlerin en güzeliydi
Varsin adi hasret olsun artik bu sevdanin
Varsin sonu ayrilik olsun bu romanin
Bitmedi bitmeyecek bu sarkim
Nerede olursan ol
Kiminle olursan ol

Kanka Bot
19-11-05, 01:34
Birakma beni sevdigim
Gidisine dayanamam
Hasret gözyaslarimla
Kendimi avutamam

Birak ellerimi
Üç satir yazacagim
Üç satirda sen! ...
Birak gözlerimi
Dört yana bakacagim
Dört yanda sen! ...
Birak yüregimi
Bin kere sevecegim
Bin kerede sen!

beyaz güller açti bahçelerde , sevdigin..
ya o karanfil , baygin kokulu çiçek.
gel yalnizlik bahçeme beyazlar giyin,
anladimki bu ömür sensiz geçmeyecek.

Bensiz ne haldesin simdi kimbilir
Sen yoksun bu hayat nasil çekilir
Gözümde canlanir anilar bir bir
Resmini bin defa öperim yetmez

Benimle kal zaman bitinceye kadar
Benim ol yüzyillar ve çaglar boyunca
Bir ömürdür seninle geçen dakikalar
Ölümden güçlüyüm sen yanimda olunca

Benim için bir mum yaktin mi bilmem
Camlardan yollara baktin mi bilmem
Ah burada olsa dedin mi bilmem
Yoksa unuttun mu dogum gününde

Benim bu sevdada ne isim vardi
Kalbimi eline vermeyecektim
Yansam da ölsem de askinla senin
Seni seviyorum demeyecektim
Yoluna ömrümü sermeyecektim

Beni unutamazsin bilirim, beni unutamazsin
Denizin durgunlugu, gözlerimi
Coskunlugu, saçlarimi hatirlatir
Kulaklarini tirmalar sesim, hayatindan silemezsin
Beni unutamazsin bilirim.

Beni ta kalbimden vurdu gidisin,
Bütün umutlarim agir yarali.
Aklimdan çikmiyor veda edisin,
Büyün duygularim agir yarali.

Beni kör kuyularda merdivensiz biraktin,
Denizler ortasinda bak yelkensiz biraktin,
Öylesine yiktin ki bütün inançlarimi;
Beni bensiz biraktin; beni sensiz biraktin.

Beni çagirdigini bir defa duyabilsem
Avuçlarimda ates, yorgun gözlerimde nem
Asarak denizleri bir gün kapina gelsem
Basimi duvarlara vurup ölsem diyorum

Beni bir dag basinda böyle yapayalniz kodular,
rüzgarlara, kuslara, bulutlara yakin,
senin etinden, tirnagindan ayri,
senin kokundan uzak.

Benden son arzumu sorsaydin eger
Seni son bir defa görmek isterdim
Ayrilip gittigin o günden beri
Nerdesin nasilsin bilmek isterdim
Bir beyaz karanfil vermek isterdim

Kanka Bot
19-11-05, 01:35
ben sana mecburum bilemezsin
adını mıh gibi aklımda tutuyorum
büyüdükçe büyüyor gözlerin
ben sana mecburum bilemezsin
içimi seninle ısıtıyorum

ağaçlar sonbahara hazırlanıyor
bu şehir o eski istanbul mudur
karanlıkta bulutlar parçalanıyor
sokak lambaları birden yanıyor
kaldırımlarda yağmur kokusu

ben sana mecburum yoksun
sevmek kimi zaman rezilce korkuludur
insan bir akşamüstü ansızın yorulur
tutsak ustura ağzında yaşamaktan
kimi zaman ellerini kırar tutkusu
birkaç hayat çıkarır yaşamasından
hangi kapıyı çalsa kimi zaman
arkasında yalnızlığın hınzır uğultusu

fatih'te yoksul bir gramofon çalıyor
eski zamanlardan bir cuma çalıyor
durup köşe başında deliksiz dinlesem
sana kullanılmamış bir gök getirsem
haftalar ellerimde ufalanıyor
ne yapsam ne tutsam nereye gitsem
ben sana mecburum sen yoksun

belki haziranda mavi benekli çocuksun
ah beni bilmiyor kimseler bilmiyor
bir şilep sızıyor ıssız gözlerinden
belki yeşilköy'de uçağa biniyorsun
bütün ıslanmışsın tüylerin ürperiyor
belki körsün kırılmışsın telaş içindesin
kötü rüzgâr saçlarını götürüyor

ne vakit bir yaşamak düşünsem
bu kurtlar sofrasında belki zor
ayıpsız fakat ellerimizi kirletmeden
ne vakit bir yaşamak düşünsem
sus deyip adınla başlıyorum
içimsıra kımıldıyor gizli denizlerin
hayır başka türlü olmayacak
ben sana mecburum bilemezsin

Kanka Bot
19-11-05, 01:36
Ayrilik ne biliyormusun?
Ne araya yollarin girmesi,
ne kapanan kapilar,
ne yildiz kaymasi gecede,
ne ceplerde tren tarifesi,
ne de turna katari gökte.



Insanin içini dökmekten vazgeçmesi ayrilik!

Ipi kopmus boncuklar gibi yollara döktügü gözlerini,
birer damla düs kirikligi olarak toplamasi içine.
Ardinda dünyalar isiyan camlar dururken,
duvarlara dalip dalip gitmesi.
Türküsünü söylecek kimsesi kalmamak ayrilik.
Saçina rüzgar, sesine isik düsürememek kimsenin.
Çiçekçilerden uzaga düsmesi insanin yolunun.
Günesin bir ceza gibi dogmasi dünyaya.
Iki adimdan biri insanin, sevincin kundakçisi,
hüznün armasi ayrilik.

O küçük ölüm!

Usta dokunuslarla bizi büyük ölüme hazirlayan.

Ayrilik, o köpüklü öpüslerin ardindan gidip agzini yikadiginda baslamisti.
Ben bulutlari gösterirken,
“bulmacanin bes harfli yemek sorusuna” yanit aramanla halkalanmis,
“Askin sarabinin agzini açtim, yar yüzünden içti murt bende kaldi”
türküsü tenimde dügümlenirken, odadan çikisinla yolunu tutmus,
Daglarda öldürülen çocuklarin fotograflarini bir kenara itip,
“bu etegin üstüne bu bluz yakisti mi?”
diye sordugunda varacagi yere varmisti çoktan.

Simdi anliyormusun gidisinin neden ayrilik olmadigini,
bir yapragin düsmesi kadar ancak, acisi ve agirligi oldugunu.
Bir toplama isleminin sonucunu yazmak gibi bir deger tasidigini.
Bosluga bir bosluk katmadigini, kar yagdirmadigini yaz ortasinda....

Ne mi yapacagim bundan sonra?

Ayak izlerimi silmek için sana gelen bütün yollari tersinden yürüyecegim önce.
Siir yazmayacagim bir süre,
Fotograflarini günese koyacagim, bir an önce sararsinlar diye.
Hediyelik esya satan dükkanlarin önünden geçmeyecegim.
Senin için biriktirdigim yagmur suyunu, bir gül agacinin dibine dökecegim.
Falci kadinlara inanmayacagim artik.
Trafik polislerine adres sormayacagim,
Gelecege isik düsüren bir gülüsle gülmeyecegim kimseye....

Ne yapacagimi saniyorsun ki?

Tenin tenime bu kadar sinmisken,
ömrüm azala azala önümden akarken,
gittigin gerçek bu kadar herkese benzerken..
Senin korkularini, benim inceligimi doldurup yüregime,
biraktigin boslugu yonta yonta binlerce heykelini yapacagim.

Kanka Bot
19-11-05, 01:37
Bir Adın Kalmalı
Bir adın kalmalı geriye
Bütün kırılmış şeylerin nihayetinde
Aynaların ardında sır
Yalnızlığın peşinde kuvvet
Evet nihayet bir adın kalmalı geriye
Birde o kahreden gurbet
Sen say ki ben hiç ağlamadım
Hiç ateşe tutmadım yüreğimi
Geceleri koynuma almadım ihaneti
Hele nihavend hele buse hiç geçmedi aklımdan
Ve hiç gitmedi bir topak kan gibi adın
İçimin nehirlerinden
Evet yangın
Evet salaş yalvarmanın korkusunda talan
Evet kaybetmenin o zehirli buğusu
Evet isyan
evet kahrolmuş sayfaların arasında adın
Sokaklar dolusu bir adamın yalnızlığı
Bu sevda biraz nadan
Biraz da hıçkırık tadı
Pencere önü menekşelerinde her akşam
Dağlar sonra oynadı yerinden
Ve hallaçlar attı pamuğu fütursuzca
Sen say ki yerin dibine geçti geçmeyesi sevdam
Ve ben seni sevdiğim zaman bu şehre yağmurlar yağdı
Yani ben seni sevdiğim zaman
Ayrılık kurşun kadar ağır gülüşün kadar felaketiydi yaşamanın
Yine de
Bir adın kalmalı geriye
Bütün kırılmış şeylerin nihayetinde
Aynaların ardında sır
Yalnızlığın peşinde kuvvet
Evet nihayet, bir adın kalmalı geriye
bir de o kahreden gurbet
beni affet
kaybetmek için erken
sevmek için çok geç

Kanka Bot
19-11-05, 01:39
Yıllar gelip geçti zaman değişti
Bir sen değişmedin şu yüreğimde
Dağlara kar düştü duman değişti
Bir sen değişmedin sevdiğim bende

Ovalar nehirler düzler değişti
Baharlar rüzgarlar güzler değişti
İnsanlar nesiller yüzler değişti
Bir sen değişmedin şu yüreğimde

Sen hala içimde incecik sancı
Biricik sevdiğim başımın tacı
Sevenler eskidi herkes yabancı
Bir sen eskimedin şu yüreğimde

Mevsimler takvimler yıllar eskidi
Resimler kavimler kullar eskidi
Gelenler gidenler yollar eskidi
Bir sen eskimedin sevdiğim bende

Şaşsada yollarım kesilsede hız
Gözlerin gönlümde sönmeyen yıldız
Hala yavuklumsun o nazenin kız
Bir sen değişmedin şu yüreğimde

Kurallar töreler bazlar değişti
Sevdalar sevgiler hazlar değişti
Kadınlar gelinler kızlar değişti
Bir sen değişmedin şu yeryüzünde

Eserken başımda kavak yelleri
Bağlanmıştı gönlüm öyle serseri
Sen hala sevecen nazlı cilveli
Hiç mi değişmedin sevdiğim bende

Bakışlar işmarlar gözler değişti
Şarkılar duygular sözler değişti
Saçlara ak düştü yüzler değişti
Bir sen değişmedin sevdiğim bende

Şehirler sokaklar evler değişti
Bahçeler tarlalar köyler değişti
Ağalar köleler beyler değişti
Bir sen değişmedin şu yeryüzünde

Yıllar ne çabuk geçti
Avurtlarım çöktü şeklim değişti
Doldu vadem ölüm çağım erışti
Bir sen değişmedin durursun öyle

Kanka Bot
19-11-05, 01:40
Sen aslı ol, bende kerem
Sen tabip ol, bende verem
Sen avcı ol, bende ceren
Al kurbanın eyle Gülüm...

Gülüm gülüm akça gülüm
akça gülüm pakça gülüm

Ko narına yansın gönül
Aşk meyine kansın gönül
Uyurken uyansın gönül
Keman cümbüş neyle Gülüm

Gülüm gülüm hakça gülüm
duygu duygu aşkça gülüm

Gözün üstü kaş olayım
Kirpiğinde yaş olayım
Gidersen yoldaş olayım
Koma burda böyle Gülüm...

Gülüm gülüm akça gülüm
gonca gonca aşkça gülüm

Gönül açan güle benzer
Gül dalinda yele benzer
Aşk sazında tele benzer
Kabul etmez hiyle Gülüm

Gülüm gülüm akça gülüm
akça gülüm pakça gülüm

Nedir bunca işve nazın
Yazmış bir kez yazın yazın
Yaprak düşse bitmez hazın
Kime sevdan söyle Gülüm

Gülüm gülüm akça gülüm
duygu duygu aşkça gülüm

Kanka Bot
19-11-05, 01:41
Önüm tipi boran, yollar toz duman
Kalmadı dermanım sen sebep oldun
Kahpe felek vermez ömrüme aman
Yazıldı fermanım sen sebep oldun

Başladı ömrümde gazele döküm
Kırıldı dallarım söküldü köküm
Yıkıldı berhanem devrildi yüküm
Gitmiyor kervanım sen sebep oldun

Gülerler halime algınım deyü
Divane gezerim dalgınım deyü
Bilmezler ben niye dargınım deyü
Güzellim sultanım sen sebep oldun

Ne kanadım oldu, ne havalandım
Sürüdüm zinciri hayli dolandım
Deli çaylar gibi aktım bulandım
İfet-i devranım sen sebep oldun

Yağdığın başıma kar diyemeden
Üşüdü yüreğim sar diyemeden
Ömür gelip geçti yar diyemeden
Tükendi kararım sen sebep oldun

Yılların elinden ömrüm perişan
Sevdanın elinden gönlüm perişan
Bu günüm perişan dünüm perişan
Ey canı cananım sen sebep oldun

Ben bir Can Ozanım yeldim dumandım
Çileyi cefadan bezdim usandım
Ateşi - aşk ile gark olup yandım
Ey şah-ı merdanım sen sebep oldun

Kanka Bot
19-11-05, 01:41
Zaman kadehinden aşk iksirini
İçti gönlüm eyvah eyvah diyerek
Sürüyüp ardından gam zincirini
Geçti ömrüm eyvah eyvah diyerek

Yıllarca dolaşıp bir aşk peşine
Düşemedim bu cihanda eşime
Sümbül kucağına gül ateşine
Yandı gönlüm eyvah eyvah diyerek

Şu figan bülbülün yaslı sesi mi
Yaralı kalbimin inlemesi mi
Yakama sarılan aşk perisi mi
Deşti gönlüm eyvah eyvah diyerek

Üzerime yağan kar diyemeden
Üşüdü yüreğim sar diyemeden
Benimde sevenim var diyemeden
Göçtü ömrüm eyvah eyvah diyerek

Ne yazlara doydum ne baharına
Ne koklayıp doydum gülü zarına
Bir umut kalmadı deyip yarına
Küstü gönlüm eyvah eyvah diyerek

Hayatta nihayet bulunca demim
Çile deryasında kayboldu gemim
Olmadı dünyada candan sevenim
Geçti günüm eyvah eyvah diyerek

Can Ozanım hasret ile del oldu
Gözlerimin yaşı bahri sel oldu
Bazen tipi boran, bazen yel oldu
Biçti ömrüm eyvah eyvah diyerek

Kanka Bot
19-11-05, 01:42
Hasretlik ölümdür acısı derin
Göz göz oldu yaralarım nerdesin
Kaldı mı sinende bana bir yerin
Göz göz oldu yaralarım nerdesin

Süsenim sümbülüm reyhandı sesin
Kekliğim cerenim ceylandı sesin
Dermansız derdime dermandı sesin
Göz göz oldu yaralarım nerdesin

Döküldü yaprağım karda yağmurda
Beklerim çiçeğim açmaz baharda
Gönlum sende kaldı gözüm yollarda
Göz göz oldu yaralarım nerdesin

Kah zülfünün tellerinde yiterdim
Kah hüsnünün cemalinde biterdim
Allahım bu sevda bitmesin derdim
Göz göz oldu yaralarım nerdesin

Bülbül zar eylesin güller uyansın
Derdine Can Ozan yansında yansın
Ah zavallı kalbim nasıl dayansın
Göz göz oldu yaralarım nerdesin

Kanka Bot
19-11-05, 01:43
Harman eyle beni esen yellere
Savrulup gideyim elden ellere
İster boyun eğem günde yüz kere
Kurbanım de hiç acıma kes beni

Sen bir pınar isen bende göl olam
Sen bir yağmur isen akan sel olam
Yolunun üstünde açan gül olam
Zülfünün teline alıp as beni

Sarıl şefkat ile sarıl haz ilen
Usandırma türlü türlü naz ilen
Keman ile cümbüş ile saz ilen
Türkü türkü sevdalara yaz beni

Bir derdin var ise anlatki bilem
Kapında kul olam, uğrunda ölem
Acınla ağlayam neşenle gülem
Hasret ile al sinene bas beni

Yüce dağbaşında kar olacaksan
Gönül bağlarıma har olacaksan
Gidip yadellere yar olacaksan
Sıra sıra kurşunlara diz beni

Kanka Bot
19-11-05, 01:44
GECEYARISI AYRILIK FOTOGRAFI

Dolunaydı,sessiz ve soguk bir sonbahar akşamıydı

Benim yüzümde fark ettirmeden akan bir gözyaşı

Sende ise hep o donuk bakış

Beklide bu anı Siyah beyaz bir ayrılık resminden calmıştık

Parkın lambaları geceye yaktıgımız son mumlardı

Yaprakları savuran rüzgarsa aramızdaki tek konuşandı

Senin ve benim bildigimiz tek şeyse bu durumda ne söylenecegimizi bilmememizdi

Şehir lambalarını birbir söndürmekteydi

Saat geceyarısını geceli epey olmuştu.

Bizimse yapabildigimiz tek şeyse gözlerimizi birbirimizden ayıramamaktı

Sanki bir saniye başka yöne baksak bilmedigimiz bir sihir bozulacaktı

İlk sendin bana dokunan,ilk sendin yüregime sızan

Üzüntümü sorma bunu kelimeler bile anlamaz

Dün geceki gibi,hep yaptıgın gibi başın omzumda ellerim sacına dokunmakta

Ama bu sefer yitirilecek bir şeylerin korkusu var belliki

Camdan bir vazoyu tutar gibi ürkek ellerimiz

Keşke şu halde bir heykel olsaydık parkın ortasında

Böylelikle kadere ve geceye hükmüm gecerdi

Boş lanetler okumazdım böyle

Böyle isyankar olamazdım belki kadere

İşte son kez sarıldık o gece

Son kez değdi dudaklarım dudaklarına

Ve parkın iki ayrı kapısından cıkıp geceye karıştık

Tıpkı iki yabancı gibi parkta karşılaşıp ayrıldık

Tıpkı iki yabancı gibi…

Karakalem cizilmiş ayrılık resmindeki iki yabancı gibi…

Kanka Bot
19-11-05, 01:44
Sensizligin Tanımı

Özledim diyemiyorum cünkü sözler özlemimi anlatmakta boş oluyor

Sen benim gönlümde; bilinmezliklerin yaban kızı

Bense kendi evinde bile bir garip yabancı

Senden sonrası senden önceki gibi degil artık

Her şey bir bir faklılaşmakta

Ben bile yılların getidigi alışkınlıklarımı unutur oldum

Ben bile sensizken seni yaşar oldum

Bir boşluga prangaladın bedenimi

Bir sevdaya emanet şimdi gözlerim.

Sahibini bekleyen kediler gibi seni bekler oldum

Her gün bir umutla dogup geceleri kahırla uyudum

Sensiz yatagımda üşür ,sensiz gecelerde kaybolur oldum

Bir süredir uyku tutmaz ,gece bitmez oldu

Gün dogumunu caddelerde karşıladım

Sokak lambalarıyla dost, kaldırım taşlarıyla kardeş oldum

Gözyaşlarımı yagmurlara ,yanlızlıgımı allaha sor istersen

Ben senle umutla nefes alırken

Ben yaşadıklarımızı karanlık gecelerle paylaşırken

Odamın soguk duvarları böyle sen kokarken

Sense yaşadıgımdan habersiz topraklarda

Bir güz başlangıcında

Dualar seninle olsun kalbimin sahipsiz kızı

Sende Hep bıraktıgım gibi hep sevdigim gibi kal

Tatlı rüyalar…

Kanka Bot
19-11-05, 01:45
Özlenen diyar gibi
Sımsıcak bahar gibi
Ana gibi yar gibi
Yüreğinle sev beni

Tıpkı nehircesine
Çoşup delicesine
Susup şiircesine
Dillerinle sev beni

Yıldızlar kuşlar gibi
Dallar ağaçlar gibi
Bir gülü okşar gibi
Ellerinle sev beni

Hani bir güz olurya
Gece gündüz olurya
Çocuk öksüz olurya
Şefkatinle sev beni

Baharda yaprak gibi
Çiçekteki ak gibi
Ekili toprak gibi
Güneşinle sev beni

Yeşiller allar gibi
Beklenen yollar gibi
Açılan kollar gibi
Hasretinle sev beni

Biten yazlarla değil
İşve nazlarla değil
Geçen hazlarla değil
Yüreğinle sev beni

Kanka Bot
19-11-05, 01:46
El ele gezdiğim ıssız sokaklar
Bir içli sevdanın sırrını saklar
Uzanır ellerin usulca okşar
Sevgimi incinen nazlı yerinde

Duvarda incecik nakışın kalmış
Sularda hülyalı bakışın kalmış
Sevda bir çiçekmiş gönül bağında
Koparıp göğsüme takışın kalmış

Geçip gitti günler hicranla gamla
Bazen nehir gibi, bazen bir damla
Kahrolmakda varmış, bir gün acınla
Ömrümün karanlık gecelerinde

Baktığın her dalda bir izin kalmış
Her köşe başında bir gizin kalmış
Süsenin sünbülün nergizin kalmış
Gönlümün har düşmüş bahçelerinde

Has bahçede karanfilsin destesin
Gül kokardı buram buram nefesin
Şimdi hangi diyar, acep nerdesin
Arar mısın DELİ’yi düşlerinde

Kanka Bot
19-11-05, 01:47
Gül açarken gül bağında
Gülüşünden öpsem seni
Güzel sevdalar çağında
Gül düşünden öpsem seni

Usul usul ince ince
Yapraklara kar inince
Efil efil yel esince
İbrişinden öpsem seni

Allı dağlar morarırken
Gökte yıldız kararırken
Gül benizler sararırken
Gözyaşından öpsem seni

Gönlünü sevda sarınca
Üstünde gün ağarınca
Gülücükler dağıtınca
Gözlerinden öpsem seni

Mor dağları aşa aşa
Ay doğunca baştan başa
Gül dökünce dağa taşa
Dudağından öpsem seni

Gül açınca gonca gonca
Çıkınca dallar boyunca
Gönül hasrete doyunca
Yüreğinden öpsem seni

Bülbül olsan güle gelsen
Turna olsan göle gelsen
Leyla olsan çöle gelsen
Hasretinden öpsem seni

Kanka Bot
20-11-05, 22:50
Bir gece ansızın gelebilirim,
Sorma bana Neden? diye,
Bakma gözlerimin içine,
Oradaki beni görmeni istemiyorum.
İstemiyorum çünkü oradaki ben,
Ardına bile bakmadan, terkedip gittiğin ben.
Gözlerimdeki yaşlara aldırmadan,
Bir tokat gibi yerle bir ettiğin ben.
Çocukluğumla baş başa bırakıp,
Karanlık sokaklarda yapayalnızca,
Elimde mektupların alevi,
Beynimde yaşanmış anıların son demi,
İçimde bir kor ateş,
O ateş içinde ben ,
Terk edip giden sen......
Karanlıktan korkardım bilirsin,
En çok da sensizlikten korkardım,
Bak şimdi karanlıklar içinde Sensiz kaldım.
Sakın bakma gözlerimin içine.
Hala seni seven ve hala sana aşık,
Birini görmeni istemiyorum,
Ben sadece elinde kalan,
Bana ait bir şeyi almaya geldim.
Sende kalan yüreğimi...
Ve o yürek içinde hapsolan beni.....

Kanka Bot
20-11-05, 22:51
Seni gördüm,
toy bir çocuktu yüreğim
henüz yağmur yağmamış buluttum...
Hiç kimseyi senin kadar sevmedim...
Tutsaktım,
Yok pahasına bir gemiye satıldım
sonra gözlerimi sattım,
Hiç kimseyi senin kadar sevmedim...

Yalnızlığıma
nice zaman
silah çektim, süngü tuttum...
Dağların zirvesinde destan,
çöllerin ortasında ağıttım...
Hiç kimseyi senin kadar sevmedim...

Yakacak diye gözlerin, kalbimi
ellerinin nârına
kendim attım.
Senden duydum en güzelini sözlerin
en tatlı yudumları
senden yuttum
Hiç kimseyi senin kadar sevmedim...

Sevdan için
her gül mevsiminde
arzu arzu,
umut umuttum....
Gördüğüm her renkte rengini gördüm
Duyduğum her seste adına
türküler tuttum...
Hiç kimseyi senin kadar sevmedim....

Akrep düştü gecelerime
Gelirsin tutkusuyla
yıldızlarını göğün
birer birer uyuttum...
Adından başka
isimleri
kelimeleri
harfleri
Adından başka
Bütün bildiklerimi unuttum...
Hiç kimseyi senin kadar sevmedim...

Ben,
hiç kimseyi
senin kadar sevmedim...

Kanka Bot
20-11-05, 22:52
Bugün; bütün ağaçlar yüreğimdeydi.
Bütün çiçekler gözlerimde.
Güneş, ışıklarını dudaklarıma kondurmuştu.
Neydi kanımı kaynatan bu güzelliğin adı?
Mutluluk muydu?

Bugün,
Ne varsa hüzünden yana
denize fırlattım az önce.
Sanki beklermiş gibi hepsini,
hop hop hoplatıverdi dalgalarında.
En güzel maviliğiyle oynaşıp durdu.
"Bak" dedi "fırlattığın hüzünlerine...
İşte; onların bendeki hükmü sadece bu!"

Sonra, şakalaşırcasına
bir kaç tuzlu damlasını
sıçratıverdi yüzüme.
Gülümsedim mahcup mahcup,
onun bu neşesine...
Duruldu.
Bir deniz yıldızı bıraktı avuçlarıma.
Yoksa mutluluk bu muydu?

Herkes kalabalıkken,
içimdeki yalnızlığı
alıp, gidiverdi sihirbaz martılar!
Bir de arkasından o bildik
şen kahkahalı bağırışmalar!
Hiç bu kadar güzelini görmemiştim.
Beyazmış meğerse
beni, onlarla bütünleştiren mucize!
Kanat çırpa çırpa,
yüreğimdeki isyanları uçurdular...
Yaşamaktan aldığım tad; işte buydu!
Yoksa mutluluk bu muydu?

"Sen mutluluğun resmini
çizebilir misin Abidin?"
Evet... Adım İNSAN...
Ya, tabii ki, çizerim!

Az önce;
ağaç oldum,
çiçek oldum,
güneş oldum,
deniz oldum,
martı oldum,
ölümsüzleştim...

Meğerse, hep
yanıbaşımdaymış
bu güzel resim!
Ben çizdim. Adı umudum'du!
Yoksa tüm umutlarım
beni hiç terketmeyen
mutluluğum muydu?
* * *
Mutluluk,
hepimize sadece
kendi çizdiğimiz resimler
ve uzaklıklar kadar
yakındır!

Kanka Bot
20-11-05, 22:53
Hani gözlerini kaçırır bakamazsın,
Konuşmak ister
Tıkanır kalırsın ya.
Son çare der kaleme sarılırsın
Kelimelere…
İşte öyle bir hal içersindeyim bu günlerde.

Biliyordum içimdeki sıkıntıyı.
İsyanın verdiği ezikliği,
Parça parça hissediyordum yüreğimde.
Biliyordum kalbimin neden neşesiz olduğunu
Ve bedenimin küskünlüğünü.

Yine çaresizlik ve ümitsizlik zincirleri,
Gönlümün kapılarına vurulmuş.
Bir boş bekleyiş,
Eşiğimde demleniyor.
Hani kar taneleri unuttu ya saçlarımın rengini,
Ben de unuttum,
Mutluluğun en güzel ismini.

Bu kadar bitmişlik neden diye
Sorarsa sonbahar yaprakları.
Gelişin gitmiyor ki baharımın üzerinden
Diye cevap veririm.
Yine ümitsizce, yine kırılgan
Ve yine aldanmışcasına…

Bir ışık olmalı,
Aralamamı bekleyen kapılarını.
Bir fırtına olmalı,
Ben dokununca sakinleşen.

Gidemiyorum,
Gidecek yerim de yok zaten.
Beni misafir eden mutsuzluk
Açmıyor kapılarını güneşime.
Rotamı belirleyip çıkmış olsam da yola,
O esen deli rüzgar,
Yüreği taşlaşmış gibi yolumu kesiyor,
Haince…

Beni anlamasan da,
Dinlemeye çalış ne olur…
Hemen kapama kapılarını,
Yorgun yüreğime.
Belki gün gelir ben de saçmaya başlarım,
Etrafa neşe tohumlarını.

Kanka Bot
20-11-05, 22:55
Hayat geçiyordu ellerimin arasından.
Odamın bir köşesinde,
Yalnızlığımla başbaşaydım.
Yaşanmamış öykülerim vardı.
Sahipsiz gecelerin,
Yorgunuydum ben.

İçimde gizli kalmış sevinçleri,
Açığa çıkmamış heyecanları,
Hayata geçiremediğim
Mutluluk formüllerini taşıyordum.
Mavi bile,
Çoktan terkedip gitmişti beni.

Oysa ben,
Sevdiğim her kadının gözünde,
Maviyi arardım.
Gözünün rengi ne olursa olsun,
Eğer aşk varsa pınarlarında,
Ben görürdüm o mavi pırıltıyı.

Aşkın rengi maviydi çünkü.
Ve bana tek kelimeyle,
Aşkı anlat deseler,
“Mavi” derdim.

Bir somun ekmekse umut,
Ben onu çoktan yiyip bitirmiştim.
Yerdeki kırıntıları,
Topluyordum artık.
Yerimden bile kalkasım gelmiyor.
Ne sevgi sözleri, ne filmler,
Ne kitaplar, ne de şarkılar,
Hiç biri umurumda değil.

Hani yemeyerek yaşamanın yolunu bilsem,
Yemek de yemeyeceğim.
Gittiği her davetten,
Ayrı bir keyif alan,
Uzun sofra sohbetlerinin tutkunu olan ben,
Birkaç lokma atıp ağzıma,
Midemin canavarlığını dindirmekten başka,
Bir şey yapamıyorum.

Şarkı dinlemeyi de çoktan bıraktım.
Uzun sessizliklerin,
Adamı oldum ben.
Kendimle bile konuşmaya korkuyorum.

Oysa hiç böyle olmazdım ben.
Yaşama böylesine yılgın,
Böylesine soğuk,
Böylesine uzaktan bakmazdım.

En soğuk kışta bile,
Kimsenin görmediği güneşler ısıtırdı beni.
Karda çiçekler açtırırdım.
Çünkü sen vardın.
Sen aşktın, sen maviydin,
Yüreğimdeki ateştin sen.
Sen gülüşlerimin adı,
Umutlarımın kaynağı, hayatımın anlamıydın.

Sensizliği yaşarken bu günlerde,
Sensizliği öğreniyorum.
Yüreğimdeki ateş söndü,
Yerinde bir buz dağı var artık.
Maviyse bana çok uzak…

Kanka Bot
20-11-05, 22:56
Dalga ile kıyının askını bılırmısın
Önce sizden baslayip sonsuza giden
Dalga hep aska kavusma ozlemiyle atılır kıyıya
Dalga seven
kıyı sevilendir
Dokunur parmaklarının ucuyla sevdigine dalga
ve döner hep geriye
Bilir kavuşamayacağını ama hep koşar kıyıya
Her bir dokunuşunda aşkına verir bedenini hesapsizca
işte bende seni boyle severim yar

ya bilirmisin dağ basinda açan uçurum çiçeklerini
bilirler görünmeyeceklerini.....
sevilmeyeceklerini......
koklanmayacaklarını.......
okşanmayacaklarını.......
ama inatla acarlar askla.. sevgiyle.. ozlemle..
hep beklerler gelmeyecek sevgilinin onu kucaklamasını
iste bende seni boyle beklerim yar

ya ipek bocegini bilirmisin
onun kozasinin icinde ördüğü o iplige olan askini
bilir o ördügü ipliğin kendisinin ölümü olacağını
ama aşkına feda eder kendini
öyle verir kendini yarenine korkusuzca
iste bende kendimi böyle veririm sana yar

ya ağac ile meyvesinin aşkını bilirmisin
meyvesini vermelidir ağac yeniden doğmak icin
oyle zorludurki ayrilmalari
verir meyvesini agac
meyve tohum olur.
tohum kök olur.
ve yeniden doğar agac kendi meyvesinden
işte bende boyle yar
yok olmayi göze aldım tekrar sende doğmak icin

Kanka Bot
20-11-05, 22:57
Ask miydi o, askimsi bir sey miydi
Neydi cekip kendine, beni baglayan
Kanatan dudagimi, tenimi daglayan
Elleri ta icimde o dev miydi

Etime bir alev degmiscesine
Nasil da yakardi optugu zaman
Bir su gibi akip gitti avuclarimdan
Yorgunum simdi bin yil sevmiscesine

Hani o yalniz benim olan gul, kirmizi
Gozlerimin onunde acilan sonsuz bahce
Hani, o var olmalarimiz opustukce
O delice surdurmeler yasantimizi

Hic doymamak oysa, tene, kokuya, aska
Sarildikca guclenmek, butunlenmek
Kudurmus arzularla zamani yenmek
Ve en kuytularda bulusmak korka korka

Kanka Bot
20-11-05, 22:58
Bir tek şeyi unutma!
Seni sevdim ben.
Kalbim şimdi bir sokak çocuğu
Kelebekleri göç etti gönlümün
Issızlaştı hayat sanki
Sanki, sabahı eksik şiirlerimin.
Sanki, gecesi hep kanayan bir yara
Ve sanki, artık hep kanayacak...
Ağlanacak bir aşkın kıyısına vurduysa gözlerim
Çare yok, ağlayacak.
Bir tek şeyi unutma!
Seni sevdim ben.
Kapıları kendime ben açamadım
Ya da yanlış saatlerde bekledim gelmeni
Düşünüyorum da sen gideli ne çok yalnızım..
Sarmaşık aşkın sarısında kaldım, sarılamadım.
Savunamadım seni kimselere
Anlatamadım seni kimselere
Kimsesiz kaldım,
En çok da sensiz...
Bir tek şeyi unutma!
Seni sevdim ben..
Sana uyumak,
Sana uyanmaktı hayat.
Sıratını geçtim yaşarken korkmadan
Korkumu geçtim cesaretle, ihanetle
Berduş bir yalan masumiyeti öptüm bile bile
Tek sen gitme diye
Sonbahar oldum yaprak yaprak
Ağaç oldum köklerimi unutarak
Tesellisiz bir geceye fırlatıldım
Kalbimi dar kafese kapatarak
İçimdeki bir kanarya
Hiç susmadan ağlayacak
Bir tek şeyi unutma!
Seni sevdim ben.
Yakamozlarında yıkadım sevdamı çırılçıplak
Seni sevdiğimi bağırdım mehtabına
Beyazında akladım bulutunun
Mavi mavi sevdim seni içim kan ağlayarak
Bir tek şeyi unutma!
Seni sevdim ben.
Anlattıkça kış vuruyor satırlarıma
Anlattıkça üşüyor, anlattıkça ısınıyor yüreğim.
Bugün sardunyalarım da açmadı
Belki de küskün renklere
Ellerimde günah gibi yaşayamadıklarım
Sensiz soluyorum anlayacağın
Mavi mavi ölüyorum
Duyuyor musun, orada mısın,
Var mısın, yok musun?
Bir tek şeyi unutma!
Seni sevdim ben.
Yanarak, yıkılarak
Aklıma her geldiğinde ağlayarak

Kanka Bot
20-11-05, 22:59
2.eldi bundan önce sevdalarım,
sönüktü, coşkusuz,
siyah-beyaz...
zorlamaydı, aldanmaydı.
korkumdandı belki,
şimdilerde değerini anladığım parlak yalnızlığımdan.
kullanılmış, eskitilmiş umutlarım oldu hep,
senden önce sevdalarımda.
bütünümle ait olamadığım,
yıldızlarıyla gecelerimi aydınlatamadığım
ve tadında deniz kokusu alamadığım...
dizi dizi izler bıraktım ardımda,
onlarca, yazlarca, hayatlarca...
sahte diyarların sahte oğlanlarıyla
sahte mutluluklar biriktirdim sana dek
görünmez aşklar yaşadım
karanlıktı geceler
gülmeyen gözler baktılar, anlamadılar beni.
anlayamadılar ki!
ben de anlatmak istemedim
çileği nasıl sevdiğimi,
müziği nasıl dinlediğimi,
ya da evde hangi tişörtü giydiğimi...
anlamasınlar istedim,
saat sana vurana dek.
bilmesinler,
bilmesin kimse beni...
ışıltımla gözleri kamaşsın,
ben gidince karanlıkta kalsınlar istedim...

Kanka Bot
20-11-05, 23:00
ZAMANI UNUTMAK İSTİYORUM

Seni ben sevgiye susamışken...
Buldum aniden....
Hani balık denizdedir de
Anlamaz denizin büyüklüğünü ve tuzunu.

Ah be birtanem....
Ben seninlede sensizde yanıyorum...
Yanımdayken aşkından....
Yokken hasretinden.

Isıtamaz hiçbirşey beni....
Sevgiyle bakan gözlerin kadar....
Susuzluğumu gideremez benim hiçbirşey..
Senin teninin kokusu kadar koklamasamda.

Kar yağıyor dışarda.....
Yerlere yağıyor sanma .....
Sana yanan gönlüme düşüyor taneler...
Üşümüyorum ki inan aşkından.....
Yanıyor, yanıyorum.
Hiçbirşey ama hiçbirşey...
Teselli etmiyor beni....
Sevgiyle seslenen.....
Sesin kadar.

Allahım ben delirdimmi dedim
Çoğu kez kendi kendime....
İnan bu yaşta bu sevgi.....

Yaşadığımıza göre ben.....
Umutsuz sevdamıza....
İçimden mısralar dökerken.

Seni bekliyorum......
Her zaman ki gibi.....
Sesini duymak.......
O öpemediğim dudaklarından...
Seslenmeni adımı....
Aynı hislerle seviyorum demeni....
Sarılmanı ve.....
Zamanı unutmayı bekliyorum.

Kanka Bot
20-11-05, 23:00
Evinden kitaplarından uzakta mısın
Aradabir telefon et kendine
Kendine mektuplar yaz yanıt beklemeden
Kartlar gönder kendine her gittiğin uzaklardan
Sevgilim diye başlayıp öperim diye biten
Senin senden başka kimin var ki arasın

İnince trenden yada uçaktan yalnızlığın
Sevinçle karşıla yalnızlığını garlarda havaalanlarında
Ayrılışlarda da sarılıp öpüş yalnızlığınla
Uğurla kendikendini dönüşsüz yolculuklara
Bekle kendini uzak yolculuklardan dönersin diye
Senin senden başka kimin var ki beklesin

İçki masasında bir başına mısın
Kendinleysen yetmelisin kendine
Çoğaltıp yalnızlığını konuş biçok kendinle
Kaldır içki bardağını kendi şerefine
Ağlaşarak gülüşerek tartışarak kendinle
Senin senden başka kimin var ki bulasın

Düşmanların saldırılarından yuvarlandıkça yerlere
Tutup kendi saçlarından kaldır kendini
Seni sana bildirecek kimsen yok başka kendinden
Ölünce senin bile haberin olmayacak öldüğünden
Haber ver kendine ki öldüğünü bilesin
Kimin var ki senin sana öldüğünü söylesin

Kendikendinin hem konuğu hem evsahibisin
Zamanın varken ağırla kendini sarılıp öperek
Biliyorsun nasıl olsa yakın o gelecek
Kimileri yaa öyle mii ne zaman vahvah diyecek
Daha şimdiden sev kendini sev kendini sev
Kimin var ki seni senden başka sevecek

Kanka Bot
20-11-05, 23:02
Kendime söz verdim
Biliyorsun
Kaybetmeyeceğim yüreğimi
Hani
Sevdalara tuz basan o şiir var ya
İşte öyle...
Tuz basacağım yaralarıma
Sen dönene dek.
Sen dönene dek
Dostlarımın rüyalarına
Gülüp geçeceğim
Sabah hayırlarına yoracağım
Çok kereler.
Kendi rüyalarımı ise
Kendime saklayacağım
Sen dönene dek.
Yitmesine izin vermeyeceğim
Güçlülüğümün
Korkularıma tuz basacağım bu kere.
Hele akşamın kör alacasında
Yapayalnızken
Büyüyen korkularımın.
Sen gelene dek
Şarkılarım olacak yüreğimde
Oynak, kıvrak
Şen şakrak değil belki
Hüzünlü, ağırbaşlı
Kim bilir...
Ama güzel şarkılar olacak
Besbelli.
Sen dönene dek
Kuşların kanatlarına
Takılacak gönlüm.
Seyredecek dünyayı mavilerden
Senden haberler bekleyerek
Kuş misali
Titreyerek
Sen gelene dek,
Kötü düşünmeyeceğim
Kara bulutlar
Olmayacak beynimde.
Söz verdim bir kere, beyaza kesecek
Yüreğim.
Sen dönene dek
Şiirler yazacağım aşka dair
Yağmurlar olacak içinde
Rüzgarlar olacak.
Ve güneş doğunca
Yeniden
Gökkuşağı çıkacak diye
Bekleyeceğim.
Sen dönene dek
Alışveriş yapacağım
Çay içeceğim çok kez.
Müzik dinleyeceğim
Yemek yiyeceğim.
Uyuyup,uyanacağım
İş de yapacağım elbet.
İşe de gideceğim.
Geceler olacak
Sabahlar olacak
Fırtınalar olacak.
Korkular,
Ümitsizlikle savaşacak.
Parasız kalacağım.
Çaresiz kalacağım.
Zorda kalacağım
Anlayacağın.
Kızma sakın...
Bazen ağlayacağım.
Çok değil be birtanem.
Sen dönene dek.

Kanka Bot
20-11-05, 23:02
Bir akşamüstü bir rüzgâr yapıştı belime, içtik beraber.
Sarhoşluk daha çok acıtır dedi, gözleri yaşararak.
Önce inanmadım.
Sonra kudurdu, kudurdu.
Başım döndü, bağırdım...

"Sen, giderken gülüm izlerini silmeyi unuttun.
Sen, giderken bitanem, bende bıraktıklarını almayı unuttun.
Sen, giderken aşkım, sen hâlâ bendeydin.

Çalan bir müzik parçasının sözlerinde unuttun kendini.
Bir ağustos akşamında unuttun beni ve seni.
Süzülen damlaların sıcaklığında,
Sensiz bir gecenin sabahındaki hıçkırıklarda unuttun seni.
Terasda içilen bir bardak çayda
ya da bir bardak birada unuttun.

Bir mangal ateşinin sonrasında, yanmış közlerde unuttun.
Beyoğlu'nun o güzel sokaklarında,
O ıssız kalabalıkda unuttun kendini.
Söylenen yalanlarda, 'iyi ki varsın'larda unuttun seni ve beni.
Geceleri baktığımız o yıldızlarda unuttun bizi.

Bir daha birlikde çıkamayacağımız Yeniköydeki
çay bahcesinde, Papatya'da unuttun bizi.
Adını bir türlü koyamadığın
gelecekdeki güzel günlerimizde unuttun.
Beraber yakılan sigaralarda unuttun bizi.
Sen giderken bitanem,
SENİ BENDE UNUTTUN !!!."

Kanka Bot
20-11-05, 23:04
Özledim seni...
Ayrılık yüreğimi karıncalandırıyor nicedir...
Beynimi uyuşturuyor özlemin...
Çok sık birlikte olmasak bile
benimle olduğunu bilmenin
bunca zaman içimi nasıl ısıttığını
yeni yeni anlıyorum.
Yokluğun,
Hatırladıkça yüreğime saplanan bir sızı olmaktan çıkıp
mütemadiyen bir boşluğa
Sabahları seni okşayarak başlamaları
akşamları her işi bir kenara koyup
seninle başbaşa konuşmaları özlüyorum;
oynaşmalarımızı,
yürüyüşlerimizi,
sevimli haşarılığını,
çocuksu küskünlüğünü...
Nasılda serttin başkalarına karşı beni savunurken;
ve ne kadar yumuşak,
bir çift kısık gözle kendini,
ellerimin okşayışına bırakırken.
Gitmeni asla istemediğim halde,
buna mecbur olduğunu görmek
ve sana bunları söylemeden
""git artık""demek.
""BENİ ne kadar çabuk unutursan,o kadar çabuk kavuşacaksın mutluluğa""
demek sana ne de zor..
Seni görmemek ve belki yıllar sonra karşılaştığımızda
bana bir yabancı gibi bakmanı istemek senden...
Yeni bir sevdayı yasakladığım kalbime söz geçirmek...

Kanka Bot
20-11-05, 23:06
Kelimeler eksik, kelimeler yarali.
Kelimeler ciliz.
Tasimiyor, anlatmiyor, tanimlamiyor bu duyguyu.
Ben de...
Çok baska bir sey. Sevginin ortasinda, derin acilar hisseder mi insan?
Aydinlik gülümsemelerin içine, hüznü yerlestirir mi durup dururken?
Gözlerine bugu,diline sitem, yüregine burukluk, çöreklenir kalir mi
asirlarca?
Gelmeyecegini bildigi mektup için, posta kutusunu hep ayni heyecanla
açar
mi?
Dedim ya, baska bir sey bu.
Ne kadar yalnizsam, o kadar seninleyim su günlerde.
Belki de en basta, tutup seni en derinlere koydum diye oldu bunlar.
Kimseler ulasmasin diye, kimselerin bilmedigi, bulamayacagi yollara
götürdüm
seni.
En derinlerde tuttum.
Bana sakladim.
Derine, hep daha derine...
Seni yapayalniz, bir tek bana biraktim.
Paylasamadim Yanlis yaptim.
Sana ulasan yollari kaybettim diye bütün bu saskinliklar.
Kendimi oradan oraya vurmam.
Sagimda, solumda, ne zaman dikildigini bilmedigim duvarlara çarpmam,
hiç
görmedigim çukurlarla bogusmam.
Denizlerin, gürültüyle gelip vurdugu dehlizlerin, acili duvarlari
gibiyim.
Duvarlarim yosunlu, duvarlarim kaygan, duvarlarimdan hiç tükenmeyen
sular
siziyor.
Tutunamiyorum.
Renklerim, gün içinde degisiyor.
Soluyorum, soguyorum.
Günes ulasmiyor içerilerime.
Küfleniyorum, yaslaniyorum.
Yalnizliklar pesimde.
Dokundugum her islak duvardan, pis kokulu bir yalnizlik bulasiyor
üstüme.
Yapis yapis, vicik vicik bir yalnizlik bu.
Biliyorum, bütün bunlar, hep benim suçum.
Seni sakladigim yere ulasamaz oldum.
Yollar, gitgide uzadi ve karisti.
Ümidimi isitacak, parlatacak, kimildatacak bir seylere ihtiyacim var.
Ah onun ne oldugunu biliyorum.
Sonu sana geliyor her cümlenin.
Her seyin basinda, içinde ve sonundasin.
Bu degismiyor.
öyle içimsin ki.
Birden aklima geldi, tuttum sana bir mektup yazdim dün.
çok mutluydum...
Gün içinde neler yaptigimi, nelere kizip, nelerle mutlu oldugumu, tek
tek
anlattim.
Mevsimlerin ve insanlarin nasil karisik ve beklenmedik olduklarini
yazdim.
"Yine zamansiz yagmurlar" dedim, "Daha önce, hiç bu kadar zayif degildi
günes
isinlari" dedim, "Gerçekten buradaki sarkilari hiç ögrenmeyecek,
bilmeyecek,
söylemeyecek misin?"
dedim.
Çok uzun bir mektup oldu..
Basindan sonuna kadar okudum da.
Neler yazmisim diye merakimdan.
Sonra çekmecemden bir zarf çikarip, Adini yazdim.
Büyük harflerle, yalnizca adini.
Adresini bilsem gönderir miydim, bilmiyorum.
Mektup cebimde.
Cebim yüregime yakin.
Yüregim sende.
Sen yüregime yakin.
Öyleyse mektup sende.
Bu kadar içimdesin iste.

Kanka Bot
20-11-05, 23:07
Düşlerin en güzelinde çıktın karşıma ey Çocuk!..
Ve seni sevmem, sana olan ilgim belki ağlayışındandı..
Gözlerinden süzülen bir kaç damla yaş ile, anlattın bana..
Anlattıkların suskunluktan ibaretti..
Ve dinlediğim ömrümün en uzun hikayesiydi
Ağlama diyemedim, ey Çocuk..
Ağlamayı unutanların yerine sen ağla..
Ve sevmeyi unutanların yerine sen hatırla..

Suskunluk anından sonra...

Hikayelerin dökülürken gözlerinden,
Ellerin korkusuzca uzandı düşlerime...
Belki seni bundan sevdim..
Bakışlarında hiç korku olmayışı çekti böylesine beni..
Söylediklerinde hep birşeyler vardı,
Gizemden öte bir arayıştı sanki..

Baktım kaldım öylece yüzüne..
Dedim ki; ''Ağlama ey Çocuk!.. Öyle mahzunca bakma...''

Düşlerin en güzelinde çıktın karşıma sen çocuk..
''Bırak üzülmeyi! Bir tek sen misin sevilmeyi unutan?''
Yine ağladın ey çocuk..
Çok mu dokundum yüreğine yoksa?
Gözlerine çok mu baktım, çok mu anladım seni..?
Çok mu ağladım senin gibi..?

Çaresiz misin ey çocuk?...
Sarkıt gibi yerinde donma, ne ileri ne geri gidebiliyorsun ey Çocuk..!

Yine geldin düşlerime, en güzel yerinde hemde.
Ağlamayı sen nereden öğrendin ey çocuk?
Gözlerinden akan yaşlar hiç değmezdi yanaklarına
Avuç açsam ellerime düşerdin..
Ve ben sana düşerdim.. zaman zaman..

Seni görünce ne istediğimi öğrendim ey çocuk..
Sen bana benim kendimde unuttuğum yanlarımı hatırlattın,
Ben ise seni unutmaktan korkuyordum..
Ağlamakların bana çok benziyor ey çocuk!..

En umulmaz anda senfoni gibi girdin dünyama..
Ve çengisi sendin..
Çalgısı sendin..
Düğünüm sendin..
Cenazem sendin..
Sen ağlamaklı halimdin benim..

Düşlerimin en güzelinde çıktın sen karşıma ey çocuk!..
''Bırak üzülmeyi'' dedim. ''Yalnız sen misin bir düşün, sevilmeyi unutan...?''
Buruk bir tadı vardı yalnızlığımın,
sen hep kalabalıklar içinde kim?
Ben hep yalnızlıklar içinde kim?
Kimliklerimiz belli değildi ey Çocuk!..


Yaşantımın en zor zamanında çıktın karşıma ey Çocuk!..
Yürüdüğüm papatya bahçesinde gördüğüm sarı bir güldün sen..
Gözünden dökülen yaş.. Seherde güle düşen bir çiğ'di..
''Elim kolum bağlı, nereye kadar dedin..''

Söyle şimdi ey çocuk!
''Sadece sen misin zincirleri orasında burasında?''
''Her tutsağın bir kaçışı, bir tahliyesi..
Her gecenin de bir sabahı vardı''

Benim gözlerine bakışım bitmedi..
Suskunluğun duvara çarptı ve kalbime indin..
Ve SEN..
Benim en yalnız halimdin...

Kanka Bot
20-11-05, 23:08
Yarın hiçbirşe bugünkü gibi olmayacak bunu biliorum
içimden sen geciceksin Sen gidiceksin bi yerlere
ama biliorum sevda biticek birgün bi yerlerde
insanlar hep acı cekicek
Ama yinede biliorum sen uzaklarda da olsan
benim yanımda hep yanıbaşımda taa suramda
yüreciğimde olacaksın
Sen içimde bitmeyen bir alev bir kor aklımda kalacaksın
Sen olmasan bitmez Bu sevda..

aşkı seninle öğrendim bu oyunu hiç düşünemedim
verdiğin yeminler sözler kalbimin derinlerinde yüzer
Sensizlik beni adeta keser biçer
Gezdiğimiz yerler gözlerimin önünden gelir gecer
Elimi tuttugun günler seni seviyorum diyen diller
hani nerdeler beni bırakip gittin
Hayallerimle beni tek başıma koydun
Degermiydi bunca güsel gecen günlere
ettigimiz aşk yeminlerine
Simdi baskalarının ellerine dokunursun bilemem
ama seni benim gibi sevecek Gercek birini asla göreme
Hayatın sönecek kalbin kan aglayacak
gözlerinden yas akacak
adımı anacaksın bırakma beni bi tanem
affet beni sevgilim senden baskasını sevemem
Ellerin ellerimden ayrılamaz unutmadım o yeminimizi
Affet beni bi tanem bu sözleri sölemek için artık çok gec
Sen bu sözleri dinlerken ben bu dünyadan yok olup gidicem
öbür tarafta senin hayalinle oturup seni bekleyecem
Melek gibi yüzünü o güsel kaşlarını özledim bitanem
nolur bana dön..
Sevipte terkedilmek budur işte
Kader arkadasim söyletmez Başla içindekileri anlatmaya dostum
Söyletmez;
Beni tanımayıp arkamdan konuşanlar
Beni sana seni bana yanlış anlatanlar
Bizi bu duruma sokar burnumda ise senin kokun kokar
Sana olan duygularım kaçınılmaz bir halde çıkar 77ye inmez 7ye
özlerim seni hergece her parçam seni söylüyor
İçimdeki duygular senden hiçbişey gizlemiyor
Nereye gidersem gideyim ruhun benimle
Yoklugun ise benimle alay gecmekte
Bu hüzün bana acı vermekte sendin beni sevmeyen
bendim ugrunda can veren
Aşkım ölüyorum sana seni taktım kafama
rakı elimde kalem sözlerimde oldu paramparca
sevmeyecegim sevdim bir defa ölmeyecegim sen öldürdün bin defa
birtanem özlüyorum seni nasıl kıydın bu kalbe bu cana
yıkılmak yok dedin çaktı şimşek gibi indi bu acı
elimi sallasam ellisi dedin beni bırakmaz terketmez sandım
sen benimle oynadın zamanımı harcadın
Sendin benim tek umudum
gökteki yagan yagmur gözlerimden akan yaşlarin sahidi
Ne olursa olsun sevgilim birtek SEN VARSIN BENİM İÇİN...

Kanka Bot
20-11-05, 23:13
Yikilir kalirim bu sagir aksamlarda
Önümde dag gibi bir yalnizlik
Içimde yillanmis yorgunluklar
Unutulmus eski bir adrese çikar yollarim
Çayimin ilk yudumunda o
Sigaramin son nefesinde o
Anlarsa beni.. bir tek o anlar.

yeter.. gel artik yeter..
karanfiller açti gel
kis bahçesinde , güller
beyaz güller açti gel

Yere serdim onurumu,
Hiçe saydim gururumu.
Kucakladim umudumu,
Kostum sana inanmadin.
Yasak koydum su gönlüme,
Ne geçti ki ah elime.
Baglanmak mi ne kelime,
Öldüm sana inanmadin.

Yasamak bir baska güzel oluyor
Senin kollarinda, senin yaninda
Gönlüme simsicak huzur doluyor
Senin kollarinda, senin yaninda

Yarim kalmis siirlerim gibisin
Yasanmamis çocuklugumsun anilarimda
Öylesine eksigim sensiz
Öylesine sahipsiz
Iste bütün umutlara havlu attim gidiyorum
Içinde geç kalmisligin çaresizligi
Çocuklar gibi agliyorum
Ve gel gör ki her damla gözyasimda
Sen..

Yarali yüregim her an pusuda
Safakla dönersin hani olur ya
Simdi bütün sehir derin uykuda
Bir su yarali gözler bir ben uykusuz

Yanindayken bile özlerdim seni
Simdi içimde bir baska yangin
Simdi gözlerimde en islak bakisin
Ölmek kaderde var biliyorum
Herseyin sonu yakin

yalniz sen varsin beyaz gülüm,
evde bahçede ve sokakta,
bir eylül aksami gördügüm ,
o beyaz hayalsin uzakta..

Yalniz bir mevsim degil
Yalniz bir bahar degil
Her zaman her yerde bil
Ya seninle ya sensiz!
Istersen öldür beni
Istersen güldür beni
Gün gibi günes gibi
Ya seninle ya sensiz!

Yalan yanlis
Kirik dökük yasadik biz bu aski
Erken emekli olduk biz bu sevdadan
Biliyorsun
Hep direkten döndü umutlarimiz
Hep kendi kalemize attik gollerimizi
Ne acemi bahçivanmisiz meger ikimiz
Açmadan soldurduk güllerimizi

Kanka Bot
20-11-05, 23:16
Yagmurlar yagmaya görsün
Meyhanelerde cümbüs
Sen orada kimleri görürsün
Ben gibi sevdaya tutulmus

Yagmurlar yagdirmistik en kurak mevsimlerde
Boy boy umutlar yesertmistik içimizde
O ne özlemlerdi gizledigimiz
Ey sevgili nerdesin?

Yagmur istiyorsan gözyasima bak
Yangin istiyorsan yüregime bak
Ne olursun beni benimle birak
Var git gözlerimden, var git bu aksam

Yagmur istiyorsan gözyasima bak
Yangin istiyorsan yüregime bak
Ne olursun beni benimle birak ..

Ya hep ya hiç sevgilim
Ya seninle ya sensiz
Olamaz baska biri
Ya seninle ya sensiz!
Istersen al at beni
Istersen yarat beni
Dag gibi deniz gibi
Ya seninle ya sensiz!

Verdigin bütün acilara dayaniyorsam;
Seni özledigim içindir.
Beklemenin korkunç zehri öldürmüyorsa beni;
Seni özledigim içindir.
Yasiyorsam; içimde umut varsa,
Yine seni özledigim içindir.

Ve seni kaybetmek yok mu
Bulduktan sonra seni kaybetmek
Iste o beni yakan, yikan, solduran
Ses versem de duyamazsin artik
Yüregimde kan, gözlerimde kan, dudaklarimda kan

Ve bir gün gelip, beni anlayacaksin.
Oysa; vakit çoktan geçmis olacak
Ama sen yine de sözlerime aldirma.
Gözlerin zamansiz islanmasin.
Çünkü, artik çocuk degilsin
Günesin nereden dogdugunu bilirsin
Ve seni nasil sevdigimi bilirsin
Ama gitmek istiyorsan, yine de sen bilirsin.

Ve bir gün dur diyecegim geçip giden zamana
Son kursunu sikacagim sensizlige
Öbek öbek mutluluklar tasiyacagim dag eteklerinden
Sana gökten yildizlari koparacagim bir bir
Sana bitmez tükenmez sevdalar getirecegim
Beklesene!..

Vazgeçtim bütün saltanatindan,
Sevdalarindan köhne dünyanin
Ne dostta vefa
Ne askta huzur
Her gün bir yikim
Kalbimden vurur!

Varsin da bir dag gibi büyüsün hasretin içimde,
Varsin da her gece
Bir kemanin tellerinde ezilsin kalbim,
Varsin da bir daha degmesin ellerim ellerine,
Asla pisman degilim.

Varligin dudaklarimda bir bal tadi
Yoklugun en korkuncu ölümlerin
Senden baska dindiren olmadi
Acisini içimde kanayan yerin

Üstüme yikilir bu koca sehir
Kalbim paramparça bir tas olurum
Ne zaman karsidan bir gemi geçse
Gözümde kurumus yaslar bulurum

Kanka Bot
20-11-05, 23:18
uykusuz gecelerin
sabahini bana sor
yarim kalan askimin
eyvahini bana sor
bana sor yalnizligi
ayriligi bana sor
mutlulugu bilirsin
mutsuzlugu bana sor.

Unutulmaz anlari vardir hayatin
Islak kirpiklere takilip kalan
Zamana meydan okuyan
Biz de öylesine yasadik seninle
Öylesine sevdik

Unuttun mu diye sorma
Unutamam ceren gözlüm
Sitem edip gönül kirma
Dayanamam ceren gözlüm

Unutmak ne varsa kötülükten yana
Inmek sevilen gözlerin derinligine
Öyle mutlu, öyle sarhos, alabildigine
Bin yil içmek o sulardan kana kana

Unut benden kalan ne varsa
Unutmak tesellidir yalnizligin
Günesi bir kadeh sarap gibi içip
Delicesine sarhos olmak
En güzel tarafi imkansizligin

Umutlarimin mavisini alip gittin
Denizlerimin mavisini çalip gittin
Masmavi dünyama
Simsiyah bir çivi çakip gittin...
Gittin
Ve sen de her yalan gibi
Bittin..

Uçurdun yellere ümitlerimi
Düsürdün dillere çektiklerimi
Soldurdun içimde hayallerimi
Baharin ellere, kisin bana mi?

Terkeden sen oldun niye yanayim
Kanayan kalbini niye sarayim
Sevgilim deyipte nasil anayim
Sen bana dost bile olamadin ki

Tanridir can veren kul ona borçlu
Ben de bu sevdayi sana borçluyum
Bu boynumun borcu bu gönül borcu
Ben bu mutlulugu sana borçluyum

Su anda hiç bir sey mümkün degil.
Su anda her seyden ayri, her seyden uzak
ve her seyden mahrumum ben.
Su anda sadece yalnizlik ve kahir.

Simdi öyle büyük ki beraberligimiz
Nabzin benim bileklerimde vurmakta
Artik bütün kaygilarin ötesindeyiz
Benimle en güzelsin aynalardan uzakta

Simdi en açik renginde gözlerin
Simdi benimlesin tüm kaygilardan uzak
Anlatilmaz bir sey var aramizda hazin
Siir gibi bir sey seninle yasamak

Simdi ellerini görüyorum boslukta çaresiz
Gözlerini görüyorum en aci hüzünlerle dolu
Oysa
Ne kadar yalvarsan da
Ne kadar aglasan da
Artik evet diyemem
Insanlar kendi çizer kaderlerini......

Kanka Bot
20-11-05, 23:19
Simdi bu pismanlik bimem ki niçin
Kaybeden sen oldun yan için için
Unutmaz demissin sen benim için
Aldandin sevgilim unuttum iste
Sevgisiz yanar mi sevda ocagi
Belliydi bu askin yok olacagi
Söndürdüm içimde o yanardagi
Yarali gönlümü avuttum iste..

Simdi bir kir kahvesinde olsaydik seninle
Yine ayni masada yine ayni kösede
Yeniden düsler kursaydik seninle
Daglar gibi sira sira
Ve yeniden yaratsaydik kendi dünyamizi
Ve de birlikte söyleseydik ikimizde kendi sarkilarimizi
Meydan okuyup ayriliklara
Hem de teslim olmadan
Yillara, yollara, yalanlara..

Simdi bir düsün
Kim itti bizi bu kör olasi ayriliga?
Kim itti bizi bu pismanliklar denizine?
Kim yakti bizi kim?
Hem de sirtimizdan vura vura
Görüyorsun degil mi görüyorsun
Bir ikimiz sigamadik bu koca dünyaya..

Sarkisiz ve sensiz kaldigim nice aksamlar
Gözlerin geçer aklimdan özlemler içinde
Gözlerin bir çigan müzigi güzelliginde
Kirpiklerinde keman, bebeklerinde gitar...

Sevsen gidemezdin sevsen birakamaz
Sevsen çildirirdin seven ne yapmaz
Git bu ateste beni kül etmez yakmaz
Biz ne cehennemler görmüs adamiz

Sevmeyi bilemedin
Sevilmeye hakkin yok
Gün sayip beklemedin
Özlenmeye hakkin yok!
Sevdamla cosmadin ki
Dag deniz asmadin ki
Umutla kosmadin ki
Kavusmaya hakkin yok!

Severken ne kadar büyükse insan
Ayrilirken yine büyük olmali
Ne kadar insafsiz olsa da zaman
Sevenler her zaman bir dost kalmali..

Sevdimse; verdigin yürekle sevdim
Sen açtin bu ufku karsimda sonsuz
Yürüdüm bir yolun sonuna geldim
Yikik, üzgün ve paramparça onsuz

Sensiz diken oldu basimda yastik
Mutlulugu hangi dolaba astik
Odamda ne varsa yüzleri asik
Bu nasil bir duygu bilemiyorum
Kimseye ayrildik diyemiyorum
Adini kim sorsa eziliyorum
Ayrilip gittigin o günden beri

Sensiz bombos koca sehir
Günüm zindan gecem zehir
Kimi görsem akil verir
Nazarinda yokum gibi
Dagilmisim bir kum gibi
Günden güne bir mum gibi
Eriyorum anla bunu..

Seninle zamanlarin en ölmezini yasamistik
En büyük çemberini çizmistik mutlulugun
En genis açilarina aski tasimistik beraberce
Hatirlar misin?

Seninle olmakti bütün dilegim
Anlamadin beni nazli bebegim
Ah benim tas kalplim kapris çiçegim
Bu askin kalbimde kalsa da izi
Yarina götürmek yok sevgimizi
Ayrilik pusuda bekliyor bizi
Ne yazik sevdamiz ipin ucunda...

seninle kopardik bütün baglari..
her sey bitti artik bil bundan sonra...
kirildi gönlümün umut dallari....
kendine birini bul bundan sonra...

Kanka Bot
20-11-05, 23:20
Seninde gözlerin islanir bir gün
Hele bir ümidin kirilsin da gör
Ne yasama arzun ne askin kalir
Kurdugun hayaller yikilsin da gör

Senin gözlerin yasli
Benim yüregim yasli
Bu askta bir umut kalmadi yazik
Seni bir baskasi bekliyor artik
Yazik..Ayrilmaliyiz..

Seni yazdim hayatima
Gönlümün her sayfasina
Inan senden baskasina
Sarilamam dayanamam

Seni görmedigim günler
Karanliktayim, katran gecelerdeyim
Cehennem misali bir yerdeyim
Bir demir nasil paslanir, bir elma nasil çürürse
Iste öyleyim...

Seni düsündükçe baska kollarda
Kadehim kirildi avuçlarimda
Sana dur demeyen gururumu da
Ayaklar altina aldim iste yine ben

seni ariyorum kalabalik caddelerde,
tanimadigim insanlar geçiyor, sen yoksun..
perisan hayallerimin basladigi yerde,
sana sesleniyorum, duyuyor musun?

Seni alip uzaklara giden otobüs
Benim üzerimden geçer hisimla
Devrilir, bakakalirim ardindan
Bir sel gibi akan gözyasimda...

Sendin son duragi umutlarimin
Seninle güzeldi bu yer bu dünya
Gönüllü mahkumdum kirpiklerine
Paslanmaz kilitler vurdun gönlüme
Bitti o heyecan, bitti o rüya
Yine basbasayim kendi gölgemle
Ne desem bos artik-SENDE GITTIN YA!

Senden uzakta seni yasadim
Maziye yeniden daldim bu gece
Aci bir pismanlik sardi içimi
Içmeden bir baska oldum bu gece

Sen yokken pismandim yasadigima
Sevgi dolu bir kalp tasidigima
Sonunda kavustum aradigima
Içimde askini yasatiyorum
Yepyeni umutlar yaratiyorum
Dünyanin derdini unutuyorum
Senin kollarinda senin yaninda

Sen yemegimin tuzu
Yüregimin buzu
Anasinin en güzel kizi
Sen kalbimde en tatli sizi
Sen bütün varligimin en sevimli hirsizi
Sen sevdikçe sevilesi
Övdükçe övülesi
Öptükçe öpülesi askim...

Sen ufkuma dogan günes
Sen gönlüme düsen ates
Burcum bile burcuna es
Bahtimdaki ugurumsun
Gönlümdeki gururumsun
Sen yarinim..umudumsun.

Sen misin 'ben miyim' kimmis yalanci
Nasil yasariz biz bize yabanci
Böyle bir ayrilik ne kadar aci
Yollarin mi uzak sen mi uzaksin?

Kanka Bot
20-11-05, 23:20
Sen kavgamin tek galibi,
Sen gönlümün tek sahibi.
Sana uysal çocuk gibi,
Teslim oldum inanmadin.
Inanmadin ne yapayim,
Sensizlikmis senden payim.
Sevdim seni inanmadin.

Sen hayatimin en vazgeçilmez aski
Sen ugrunda en çildirdigim esmer
Sen yolunda savaslar verdigim sevdam
Sen ugrunda ölümlere gidip geldigim
Sen bekledigim
Sen özledigim
Sen gizledigim...

Sen de git birak git beni düsünme
Kader de, hayat de bosver üzülme
Alistim hasretin her türlüsüne
Ne zaman sevdimse ayrilik vardi
Alistim kaderin her cilvesine
Ne zaman sevdimse yalnizlik vardi

Sen bensiz ben sensiz az mi agladik
Az mi kaçtik gölgesinden ayriligin?
Tanriya kaç geceler avuç açtik
Hatirlar misin?

Sen benim gökyüzümdün, denizim, topragimdin,
Simdi bir hatira olamazsin belirsiz, uzak
Biliyorsun bazi seyler vardir elimizde olmayan
Iste öyle imkansiz birsey seni unutmak.

Sen beni yokluguyla delirten
varligiyla yolumu yolundan çeviren
Sevdasiyla beni bir dag gibi deviren kadin
Bundan böyle senden sorulsun günahlarim
Sende bütün sorularim
Sende bütün cevaplarim
Adam olmussam senden
Katil olursam senden
Ben çoktan vazgeçtim kendimden
Ama senden
Asla kadinim
ASLA! ...

Sen bastigin yerde çiçeklerin büyüdügü
Her zaman en güzel, her yerde essiz
Sen yaprak, sen köpük, sen kus tüyü
Sen sevgi nehirlerimin aktigi büyük deniz

Sana söyledigim tüm sarkilarda,
Askimi haykirdim duyan olmadi,
Kendimi kaybettim hatiralarda,
Karsima gerçekten seven çikmadi.

Sana kandim bunca zaman
Senden eyvah senden aman
Alev alev duman duman
Tutusmayi ne bilirsin

Sana bir rüzgar getirecegim
Daglardan, tepelerden
Gitme, sana zamani getirecegim
Zamanin bittigi yerden

Saatler sabahi çaliyor yine
Bir gece lambasi bir ben uykusuz
Kulagim hep senin ayak sesinde
Bir su kaldirimlar bir ben uykusuz

Özleme bir diyecegim yok.
O kömür kirintilari arasinda parlayan bir cam parçasi.
O nefes alisi sevgimizin, kavusmalarimizin anlami.
O tek güzel yönü bekleyislerimizin.

Özledim sesini ne olur konus
Bir gül açtir zamanlarin ötesinden
Karanliklar içindeyim, kapkarayim bugün gel
Gök mavisinden, deniz mavisinden
Bana bir sarki söyle

Kanka Bot
20-11-05, 23:21
Ömrümün en güzel senelerini
Alipta gittiniz bu sehir ve sen
Gönlümün en masum ümitlerini
Çalipta gittiniz bu sehir ve sen

Ölme diyorsan; gitme kal öyleyse
Saril simsiki, tenim ol, beni birakma
Hadi gel, tut ellerimi, benimle yan
Benimle meydan oku her çaresizlige

Oysa nelere katlandi bu gönül
Ne acilarla halay çekti bu yürek
Ne ihanetlere gülüp-geçti bu gözler
Bir yokluguna alisamadim
Bir de sensiz bu aksamlara
Unutamam demistin giderken bana
Ben de unutamadim

Olmasa da sevenim
Aglayanim gülenim
Ilk sözüm son yeminim
Ya seninle ya sensiz!
Istersen sevme beni
Istersen bekle beni
Tas gibi toprak gibi
Ya seninle ya sensiz!

O suskun aksamin her saatinde,
Kaç gece agladim duyan olmadi,
Yillarca yasadim kalbim dolmadi,
Karsima gerçekten seven çikmadi.

O senli yillara bir çizgi çekip
Gönül defterini kapattim iste
Hasretle yanmaya degmezsin deyip
Gözümde yaslari kuruttum iste

O seni özlemek yok mu
Saçlarini, ellerini, dudaklarini özlemek
Uzun uzun gözgöze gelmek seninle
Seninle bir olmak, beraber olmak, sevismek
O seni gizlemek yok mu
Kuslardan, çiçeklerden bile kiskanip gizlemek
Seni saklamak içimde delice, divanece
Öylece yasamak seni, öylece sevmek

O seni düsünmek yok mu
Geceler dolusu seni düsünmek
Sarilmak karanliklara sen diye
Sen diye kucaklamak yorgani oksamak, öpmek
O seni beklemek yok mu
Her gün sabahlara dek uykusuz beklemek
Ahh, ayak sesleri, kapi gicirtilari bilemezsin
Bir defa yasamaktir o, bin defa ölmek

Nice nice acilari aklina getir
Bunca yoksullugu aklina getir
Gözyaslarini aklina getir
"GITME KAL" var yok dinlemez bir çocuk istegidir
Gitme aklina getir

Neyleyim ben dökse bile yasini
Ben unuttum çoktan onun askini
Vursun artik o taslara basini
Çok pismanmis yaniyormus bana ne..

Nereden bilecektin seni sevdigimi
Hiç fisildamadim ki kulaklarina askimi
Senin için
Günlerce gecelerce agladim
Nereden bilecektin
Hiç silmedim ki yaninda gözyaslarimi..

Neden bitti..niye küstük
Diken oldu yatak yastik
Sen gideli yüzü asik
Iki çatik kas biraktin
Günüm kara gecem kara
Mahkum ettin dört duvara
Kavusmadan ilkbahara
Dört mevsimi kis biraktin..

Ne zaman seni düsünsem yasamak güzel
Bir bahar bahçesi olur güz bahçeleri
En karanliklarda bile uzanir bir el
Kendiliginden açar sabaha perdeleri

Kanka Bot
20-11-05, 23:23
Aşk istasyonlarını pas geçen
Sevda treninin son durağı
Ayrılık mı olmalıydı ?
Ey gözlerinde gökyüzünü
Yüreğinde yerleri
Taşıyan sevgili!::::
Sen ki gecelerin koynundan
Yıldızların kanadından
Gündüzlerin uykusundan
Düştün yüreğime
Öyle kolayca
Umarsızca.
Ha deyince gideceğini
Aşkımı içine gömeceğini
Sanmıyorum sevgili
Tüm gidişlerimi sana çevirdiğim
Tüm yollarıma seni işaretlediğim
Yolun sonu
Ayrılık mı olmalıydı
Mehtapsız gecenin koynunda
Yakamozlara sarmaladığımız aşkımız
Yıldızlara göz kırparken
Aşkla dudaklarımızdan düşen şarkımız
Gecenin kulağını çınlatırken
Kışların ayazından ve karından
Bahara eriştiğimiz bir anda
Ayrılık mı olmalıydı
Ey sevgili çık çölün kumundan
Ferhat dağları delmiş
Ağaçlar meyvesini vermiş
Kuşların ağzında sevda şarkıları
Deniz rengi gözlerine gökler girmiş
Yüreğin kıpır kıpır olduğu bir günde
Yosun tutmuş taşları bağrına basıp
Ayrılık mı olmalıydı

Kanka Bot
20-11-05, 23:25
Evet birtanem
Anlatmak çok güç duygularımı sana şimdi
Çok güç biliyorum
Bir zamanlar korkusunu tebessümlere gizlediğimiz
Düşü yüreğimizi titreten
Bu ayrılık anını yaşamak
Çok güç biliyorum
Dudaklardan dökülecek birkaç sözcük
Yarınlar için sunacağımız birkaç dileyişle
Sonsuza saldığımız
Ve bir ömür boyu bizim sandığımız
Aşkımızı noktalamak
Biraz sonra
Son kez birbirine bakacak gözlerimiz
Bakışlarımız son nakşını işleyecek sevgimize
Ellerimizin sıcaklığı son kez birbirine kavuşacak
Son kez birbirinin nemini tadacak dudaklarımız
Buruk iki yüreğin
Son yakın çarpışı olacak bu
Ve sırtı dönük adımlayacağız bu yolu
Ayrı yarınlara doğru

Kanka Bot
20-11-05, 23:26
Kavuşmak özgürlükse
Özgürdük ikimiz de
Elleri çığlık çığlık
Yanyana iki dünya

İkimiz iki dağdan
İki hırçın su gibi
Akıp gelmiştik
Buluşmuştuk bir kavşakta
Unutmuştuk ayrılığı
Yok saymıştık özlemeyi
Şarkımıza dalmıştık
Mutluluk mavi çocuk
Oynardı bahçemizde

Acı çekmek özgürlükse
Özgürüz ikimiz de
O yuvasız çalıkuşu
Bense kafeste kanarya

O dolaşmış daldan dala
Savurmuş yüreğini
Ben bölmüşüm yüreğimi
Başkaldıran dizelere

Aramakmış oysa sevmek
Özlemekmiş oysa sevmek
Bulup bulup yitirmekmiş
Düşsel bir oyuncağı

Yalanmış hepsi yalan
Yalanmış hepsi yalan
Sevmek diye birşey vardı
Sevmek diye birşey yokmuş

Acı çektim günlerce
Acı çektim susarak
Şu kısacık konutlukta
Deprem kargaşasında

Yaşadım birkaç bin yıl
Acılara tutunarak
Acı çekmek özgürlükse
Özgürüz ikimiz de

Acılardan arta kalan
İşte bu bakışlarmış
Kuğu diye gözlerimde
Gün batımı bulutlarmış

Yalanmış hepsi yalan
Yalanmış hepsi yalan
Savrulup gitmek varmış
Ayrı yörüngelerde

Kanka Bot
20-11-05, 23:28
Üç günlük dünyada gam keder boşa;
Sevmek varken güzel ayrılmak niye?
Allah için sev ki, göz düşmez yaşa
Sevmek varken güzel ayrılmak niye?

Kıskanmam sanırdım kıskandım seni,
Uğruna bir kurban adadım canı,
Sıcaklığın sardı bütün bedeni
Sevmek varken güzel ayrılmak niye?

Seninle yükselir ruhum semaya,
Ulaşmak mümkündür göklerde aya,
Bir görünüp kaçma gerçek bir rüyâ
Sevmek varken güzel ayrılmak niye?

Hakk için sevenler sever yürekten,
Bal dökerler kalpten, gözden, dudaktan,
Birleşir ruhumuz olsa uzaktan
Sevmek varken güzel ayrılmak niye?

Bu geceler yıldız üstüne yıldız,
Yağdırırken insan kalıyor yalnız,
Bu deli, yanar, yaşamaz sensiz
Sevmek varken güzel ayrılmak niye?

Kanka Bot
20-11-05, 23:31
Açılmış sarmaşık gülleri kokularıyla baygın
En görkemli saatinde yıldız alacasının
Gizli bir yılan gibi yuvarlanmış içimde kader
Uzak bir telefonda ağlayan yağmurlu genç kadın
Rüzgar uzak karanlıklara sürmüş yıldızları
Mor kıvılcımlar geçiyor dağınık yalnızlığımdan
Onu çok arıyorum onu çok arıyorum
Heryerimde vücudumun ağır yanık sızıları
Bir yerlere yıldırım düşüyorum
Ayrılığımızı hisettiğim an demirler eriyor hırsımdan
Ay ışığına batmış karabiber ağaçları gümüş tozu
Gecenin ırmağında yüzüyor zambaklar yaseminler unutulmuş
Tedirgin gülümser
Çünkü ayrılık da sevdaya dahil çünkü ayrılanlar hala sevgili
Hiç bir anı tek başına yaşayamazlar
Her an ötekisiyle birlikte herşey onunla ilgili
Telaşlı karanlıkta yumuşak yarasalar
Gittikçe genişliyen yakılmış ot kokusu
Yıldızlar inanılmıyacak bir irilikte
Yansımalar tutmuş bütün sahili
Çünkü ayrılmanın da vahşi bir tadı var
Öyle vahşi bir tad ki dayanılır gibi değil
Çünkü ayrılıklar da sevdaya dahil
Çünkü ayrılanlar hala sevgili
Yanlızlık hızla alçalan bulutlar karanlık bir ağırlık
Hava ağır toprak ağır yaprak ağır
Su tozları yağıyor üstümüze
Özgürlüğümüz yoksa yalnızlığımız mıdır
Eflatuna çalar puslu lacivert bir sis kuşattı ormanı
Karanlık çöktü denize
Yanlızlık çakmak taşı gibi sert elmas gibi keskin
Ne yanına dönsen bir yerin kesilir fena kan kaybedersin
Kapını bir çalan olmadı mı hele elini bir tutan
Bilekleri bembeyaz kuğu boynu parmakları uzun ve ince
Sımsıcak bakışları suç ortağı kaçamak gülüşleri gizlice
Yalnızların en büyük sorunu tek başına özgürlük ne işe yarayacak
Bir türlü çözemedikleri bu ölü bir gezegenin soğuk tenhalığına
Benzemesin diye özgürlük mutlaka paylaşılacak suç ortağı bir sevgiliyle
Sanmıştık ki ikimiz yeryüzünde ancak birbirimiz için varız
İkimiz sanmıştık ki tek kişilik bir yalnızlığa bile rahatça sığarız
Hiç yanılmamışız her an düşüp düşüp kristal bir bardak gibi
Tuz parça kırılsak da hala içimizde o yanardağ ağzı
Hala kıpkızıl gülümseyen sanki ateşten bir tebessüm zehir zemberek AŞKIMIZ

Kanka Bot
20-11-05, 23:32
"Sevmek" dedim, "Yoluna ölmek" dedi.
"Yol" dedim, "Alıp başını gitmek" dedi.
"Gitmek" dedim. Bir "Ahh" çekip, "Dostlardan ayrılmak" dedi.
"Dost" dedim. Durdu. Bana baktı. "Dost" diye mırıldandı.
"Yüreğime nasıl koysam bilemediğim" dedi.
"Yürek" dedim. "Dünyaları içine sığdıramadığım" dedi.
"Dünya" dedim. "Hayatın bir yüzü" dedi.
"Yüz" dedim. "Ardında ne gizli bilemediğim" dedi.
"Giz" dedim. "Hep çözmeye çalıştığım" dedi.
"Çalışmak" dedim. "Bitmeyecek öykü" dedi.
"Öykü" dedim. "Binlercesini içimde gizliyorum" dedi.
"Gizlemek" dedim. "İşte, her şeyin bitimi" dedi.
"Şey" dedim. "Sevda" dedi.
"Sevda" dedim. "Peşinden koştuğum" dedi.
"Koşmak" dedim. "Hayat, bir maraton" dedi.
"Hayat" dedim. "Öyle kısa ki!" dedi.
"Niçin kısa?" diye sordum. "Yaşanacak çok şey var, zaman yok" dedi.
"Yaşanması gereken ne var? " diye sordum. "Aşk" dedi.
"Kaç kere?" diye sordum. "Bin kere" dedi, "Milyon kere"
"Neden bir kere değil?" diye sordum. "Tüm aşkların toplam?, en yüce ve tek aşk" dedi.
"Önce ona varsan olmaz mı?" diye sordum. "Keşke olsa" dedi, "Ama önce yoğrulmak gerek"
"Acı çekmek mi?" diye sordum. "Evet, aşk acısında yok olmak" dedi.
"Yok olunca!" dedim. "İşte gerçek aşkta o zaman yaşamaya başlarsın" dedi.
"Gerçek aşk!" dedim. "Büyük O!" dedi.
Durdum. Durdum. Ve sustum!
"Neden sustun?" diye sordu. "Yüreğim titredi sanki" dedim.
"Neden?" diye sordu. "Bilmiyorum" dedim. "Büyük O!"
"Evet" dedi, "Büyük O!" "Nerede?" diye sordum. "Her yerde" dedi.
"Nasıl?" diye sordum. "Yüreğini aç" dedi.
"Yüreğimi açmak!" dedim. "Bir tebessümle bak her şeye" dedi.
"Tebessüm" dedim. "Her kapının anahtarı" dedi.
"Kapı" dedim. "Girmeden bilemezsin" dedi.
"Ya korku!" dedim. "Bilinmeyenden korkar insan" dedi.
"Ben bilmiyorum" dedim. "Neyi?" diye sordu.
"Ben''i" dedim. "Sen kimsin?" diye sordu.
"Ben kimim?" diye sordum. "Sevgiyle beslenensin" dedi.
"Kimin sevgisiyle?" diye sordum.
"Büyük O''nun" dedi.

Kanka Bot
20-11-05, 23:34
Hislerim vardı geleceğe dair
Hep korktuğum, kaçtığım geçmişime...
Hiç bu kadar sevmemiştim uzun zamandır kimseyi
Ve hiç bu kadar cesur değildim yürekten,
Kimse için savaşmamıştım bu kadar
Ve kimse için göz yaşı akıtmamıştım gönülden...

Oysa şimdi
Bilinmez bir yere ve belirsizliğe gidiyorum,
Ardımda seni
Sevgisinden bile emin olamadığım seni bırakarak...

Düşüncelerim yağmurlu, esaretten yorgun
Ve
Her zaman dertleştiğim dalgalar daha hırçın vuruyorlar sahile...
Öfkeli yüreğim
Heyecandan kabarıyor giderek,
Sonra sırdaşım dalgalar durgunlaşıyor,
Bakıyorum
Ve
Gözlerim dalıyor uçsuz bucaksız denize;
Bir cevap arıyorum
biz neydik?
veya
ne yaşadık diye...

Sorularım vardı senin söylediklerine dair
Ve belki de farketmeden yaptıklarına...
Kızgınlığım vardı bu kayıtsızlığına,
Cesaretsizliğine,
Boşvermişliğine...

Cevapsız kalıyordu yüreğimde hepsi
Ama tek bir şeyin yanıtı vardı kalbimde
Vazgeçemediğim sen
Ve
Sana dair olan anlamsız sevgi...

Seni bilinmezliğe zorlayamazdım,
Seni yok edemezdim isteklerimle...
Ben giderken uzaklara ve bilinmezliğe
Şimdi seni geçmişimde bırakıyorum.
Kızgınlığını,
kırgınlığını
ve
sevgini bile bilemeden
Seni kıskanarak,
Seni özleyerek,
Seni hep isteyerek....

Ama bildiğim tek bir şey var :
Kalbim uzaklarda atacak
Senin olduğun yerde
Ve belki de senden habersiz...

Kanka Bot
20-11-05, 23:37
Bu akşam kuşlar dolacak
gökyüzüne
buz tutmuş yüreğimde
kutup ışıkları
sana öylesine hasretim ki
prangalar vurulu ayaklarımla
bütün yollarda sana geliyor
seni düşünüyorum mevsimler boyu.

Geceler uzun
olmuyor bir türlü sabah
bıraktım sevdam sende kalsın
al
sar
sarmala
ister sabun kokulu sandıklarda sakla
ister koynunda
gözlerden uzak olsun yeter
nazar değer sonra.

Çatlamış sabır taşları
ayak basılmamış sokaklara
kaldırım taşı olmuş
düşünceler kol geziyo
bir o yana
bir bu yana
ve evinin önündeki
portakal ağacına astım
yüreğimi
aç perdeni bak ara sıra
dışarda rüzgar var
fırtına var
düşer kaybolur sonra.

Kanka Bot
20-11-05, 23:39
Gözlere Sürgün
Bir sürgün arefesinin çaresizliğinde bu gece,
Dizginlemek istiyorum boğazıma tıkanan her bir saniyeyi.
Kırmızıya bürünmüş o güzelim sesi,
O içten geleceği karanlık almış.
Tek çıkış yolu var: Şiir okumak, durmaksızın!
Dindirmek beyindeki fırtınayı.
Mavi deniz gri maske çekmiş yüzüne,
Martılara yalvarmak da varmış bu gece...

Annem el-pençe dua içinde,
Sonra memleketim yani hasretim; -İsyan Abidesi!
Tüm mavilerini yırtıp atmış şafakta,
Bir tek hüznü kalmış gözyaşları eşliğinde,
Ve benim çaresizliğim sinmiş gözlerine
Yıpranıp gidiyoruz işte,
Cellat zemherisi kıvamında bu gece...

Bir de sen, sen varsın yalnızlığımda şimdi
Habersiz olup bitenden aşk aleminde
Karanlığımdan eser yok düş kurduğun mevsimde
Ben gitmişim, hiç umrunda bile değil
Değil olmasına değil ya
Benim korkum; korkarım düşlerini de korkutacak

Ne aval aval bakıyorsun be!
Sürgüne gidiyorum işte sürgüne-gözlerine.
Bu bir aşkname değil yalnış anlama;
-Ölüm fermanı!
Zira gözler değil mi asıl ecel?
Gözler değil mi işlediği cinayetin masumu?
Ve ben senin derin gözlerinde
Bir ömrün çaresizliğindeyim bu gece...

Kanka Bot
20-11-05, 23:41
Gitgide alışıyorum sana....
Hiçbir alışkanlık bu kadar güzel olamaz...
Ellerin ellerimden uzaksa nasıl güçsüzüm bilemezsin...
Yanımda olduğun zamanlar;
sigara dumanı gibi ciğerlerime doluyor,
alkol gibi damarlarıma yayılıyorsun...
Durmadan başım dönüyor verdiğin hazdan...
Alışkanlıklar daima korkutur beni...
Düşün ki ben yaşamaya bile alışkın değilim...
Kendimi kendime alıştıramadım yıllardır...
Fakat şimdi sana alışıyorum...
Alıştıkça özlemim artıyor, daha yoğunlaşıyor.
Yalnız içimde garip bir korku var.
Sana alışmaktan değil seni kendime alıştırmaktan korkuyorum...
Bir gün sana şimdi verdiklerimden daha güzelini
daha değerlisini verememekten korkuyorum...
Bir gün ansızın ölmekten ve seni, bana olan alışkanlığınla
yapayalnız bırakmaktan korkuyorum...


Oysaki her zaman ve günün her saatinde
yanında olmalıyım senin... Bana alışmış olmaktan
pişmanlık duyacağın bir dakikan bile olmamalı...
Bütün zamanlarını zamanlarımla karıştırıp
emsalsiz bir zaman bileşiminde yaşatmalıyım seni...
Uykularda bile aynı rüyayı görmeliyiz.
Her şeyin ve her zevkin yarısı senin olmalı, yarısı benim...
"Bana alış" demeyeceğim... Nasıl olsa alışacaksın bir gün...
Şimdi çirkinliğimde güzellikler bulan gözlerin,
o zaman en güzeli görecek bende! Alışkanlığınla,
sevginle yepyeni bir "ben" yaratacaksın benden!


İlk defa sevilmenin ürpertileri içindeyim inan. Sevgimle
mukayese edebileceğim tek şeyi beni sevmende buldum...
Ömrümde kimse bana sevmenin gerekliliğini öğretmedi.
Kimseden sevgisini istemedim, verdiler almadım.
Bencildim bir zamanlar, sevmek benim hakkım diyordum.
Oysaki şimdi bir zamanlar hiç sevmemiş olduğumu
kendi kendime biraz da utanarak itiraf ediyorum.


Asıl büyük sevgiyi seni sevmekte buldum ve sevgim
senin sevginle değerleniyor, ayrı bir anlam kazanıyor...
Sevgin olmasaydı değersiz bir cam parçasıydım.
Sevginle bir aynayım şimdi. Bana bakanlar baştanbaşa
seni görecekler içimde...
Bir zincirin iki halkasıyız seninle anlıyor musun?
Aynı kadehte karışmış iki içkiyiz.
İki kelimeyiz seninle birbirini tamamlayan.
Her yerde iki olduğumuz için
bir bütün haline geliyoruz durmadan...


Alışkanlığım devamlı sana çekiyor beni...
Durup durup dudaklarını öpmek geliyor içimden...
Saçlarını okşamak geliyor, ellerini tutmak geliyor...
Kokunun tenime sindiğini hissediyorum geceleri...
Teninin dudaklarımda eridiğini hissediyorum...
Boynunun en güzel yerini benden başkası bilemez artık...


Seni kimse benim kadar benimle bir bütün olduğuna inandıramaz....
Gitgide bu alışkanlığın içinde kaybolduğumu hissediyorum...
Beni yaşadığım zamanın dışına çıkarıyorsun.
Bir gün tarih öncesinde yaşıyoruz , bir gün bulutların üstünde...
Uzun süren bir baygınlık sonrasının
o anlatılmaz baş dönmesi içindeyim...
Bütün merdivenler birbirine eklendiği zaman
seninle vardığım yüksekliğe erişemez...


Açılmış bütün kuyuların derinliği
içimde seni bulduğum yer kadar derin değil...
Alışkanlık kozasını ören bir ipekböceği gibi gitgide tamamlıyor bizi.
Emsalsiz bir oluşun içinde yuvarlanıyoruz.
Korkunç bir yangın başladı yüreklerimizde.
Özlem, kıskançlık, arzu ne varsa içimizde hepsi birdenbire tutuştu.
Alev almayan bir yerimiz kalmadı.
Alevlerimiz muhteşem bir kızıllığın içinde yıldızlara kadar uzanıyor.
Hiç bir su, bu ateşi söndüremez artık.
Nehirle, denizler boşalsa üstümüze hiç sönmeyeceğimizi biliyorum.
Bu yangın biz birer kor haline gelinceye kadar sürecek.
Önce bakışlarımız alıştı birbirine, sonra parmak uçlarımız...
Bu oluş tamamlandığı anda yeryüzünde
bizden güçlüsü olmayacak!
En mutlu olduğumuz yerde en güçlü de olacağız seninle...
Bu bir sonun değil bir varoluşun başlangıcıdır.
Geçmişteki tüm alışkanlıkların bana alışmanı önleyemez artık...

Kanka Bot
20-11-05, 23:43
Bunca zaman bana anlatmaya çalıştığını, kendimi bulduğumda anladım.
Herkesin mutlu olmak için başka bir yolu varmış,
Kendi yolumu çizdiğimde anladım.

Bir tek yaşanarak öğrenilirmiş hayat, okuyarak, dinleyerek değil,
Bildiklerini bana neden anlatmadığını anladım.

Yüreğinde aşk olmadan geçen her gün kayıpmış,
Aşk peşinden neden yalınayak koştuğunu anladım.

Sevmek ile sevilmenin yolu önce kendini sevmekten geçermiş,
Neden kendine aşık olduğunu anladım.

Acı doruğa ulaştığında gözyaşı gelmezmiş gözlerden,
Neden hiç ağlamadığını anladım.

Ağlayanı güldürebilmek, ağlayanla ağlamaktan daha değerliymiş,
Gözyaşımı kahkahaya çevirdiğinde anladım.

Ve sevilenle ağlayamıyor, kaçıyorsan ondan, çaresizliktenmiş,
Senin acın için odamda tek başıma hıçkırıklarla ağladığımda anladım.

Bir insanı herhangi biri kırabilir, ama bir tek çok sevdiği acıtabilirmiş,
Çok acıttığında anladım.

Fakat, hak edermiş sevilen onun için dökülen her bir damla gözyaşına,
Gözyaşlarıyla birlikte sevinçler terk ettiğin de anladım.

Ìyi niyet tokmakmış sevilenin başına bazen,
Başımda şişlikler oluşunca anladım.

Yalan söylememek değil, gerçeği gizlememekmiş marifet,
Yüreğini elime koyduğunda anladım.

Tek başına ayakta durabilecek kadar güçlüysen, yanında tutanlar varmış,
Neden hiç yalnız kalmadığını anladım.

Ve Sana ihtiyacım var, gel diyebilmekmiş güçlü olmak,
Sana git dediğimde anladım.

Biri sana git dediğinde, kalmak istiyorum diyebilmekmiş sevmek,
Git dediklerinde gittiğimde anladım.

Dostun seni bir kez terk edermiş, bin kez değil,
Aslında hep yanımda olduğunu anladım.

Ve bir kez terk etti mi seni, affetmek çok zormuş,
Ben de affedemediğin şeyin ne olduğunu anladım.

Sana sevgim şımarık bir çocukmuş her düştüğünde zırıl zırıl ağlayan,
Büyüyüp bana sımsıkı sarıldığında anladım.

Özür dilemek değil, affet beni diye haykırmak istemekmiş, pişman olmak,
Gerçekten pişman olduğumda anladım.

Affedemem, çok geç demek kaltak bir gururdan başka bir şey değilmiş,
hala sevgi varsa içinde eğer,
Tutsak kalbimin kapılarını kırıp, içine baktığımda anladım.

Ve gurur, kaybedenlerin,acizlerin maskesiymiş,
sevgi dolu yüreklerin gururu olmazmış, yüreğimde sevgi bulduğumda anladım.

Ölürcesine isteyen, beklemez, sadece umut edermiş bir gün affedilmeyi,
Beni affetmeni ölürcesine istediğimde anladım.

Sevgi emekmiş
Emek ise vazgeçmeyecek kadar, ama özgür bırakacak kadar sevmekmiş.

Daha bir çok şey anladım. Ama en önemlisi
Daha yolun çooook başında olduğumu anladım.

Kanka Bot
20-11-05, 23:45
Menekşe rengi bir çiçekti sevdiğim Kız

‘’Ölüm asude bahar ülkesidir bir rinde
gönlü her yerde buhurdan gibi yıllarca tüter
ve serin serviler altında kalan kabrinde
her seher bir gül açar, her gece bülbül öter’’
Beyatlı

Menekşe rengi bir çiçekti sevdiğim kız
anadolu yaylalarında karanfil kokan
yanaklarında güneşin gül öpücükleri
dudaklarında hayatın nazlı gülücükleri
pınarlara her akşam aşk masalları anlatan

erguvan rengi bir çiçekti sevdiğim kız
Munzur’un eteklerinde nergiz kokan
bakışı ayışığı yüklü bir ceylandı
sevda ve gül işlerdi yüreklere
ipek saçlarında çayır çiçekleri
esmer alnında duygu gelincikleri
her gece yıldızları alıp koynuna yatan

bende sevmiştim ah deli gönlüm bende
hasret rengi bir çiçekti sevdiğim kız
gözlerinde dağların ilkyaz gülücükleri
dilinde sevdanın içli sözcükleri
saçlarında her bahar seher yelleri eserdi
yaşamak bir şarkıya benzerdi dudaklarında
dünyanın bütün dillerini konuşan

bende sevmiştim ah ömrüm bende
kar rengi bir çiçekti sevdiğim kız
nefesinde dağgüllerinin kokuları
kalbinde sevdanın gizli korkuları
üşüyen yüreklere beyaz çiçekler sunardı her gece
türkü türkü seher yeliydi yüzü
şiir şiir ay güzeli
doğanın bütün renklerine yakışan

bende sevmiştim ah dostlarım bende
hayat rengi bir çiçekti sevdiğim kız
hala özlem kokuyor bir köşesinde anadolunun
hala sevda kokuyor uzaklarda sesizlikler içinde
kimselerin uğramadığı bir yerde
yıldızlara bakıp üşüyor her gece

şimdi güller gülümsemiyor artık, uzak dağbaşlarında
cerenler inmiyor sulara
derin uykuya dalmış gözlerinde sevdiğimin
nergizler uyanmıyor sabahlara
sarmıyor yaşamı maviler
sonsuz bir hüzün gibi devrildi düştü gecelere
bir hüzünki ne yazgılara sığar ne yıldızlara

ya ben nasıl ağlamam dostlarım ya ben nasıl

Kanka Bot
20-11-05, 23:46
Sevda bu;
Bazen bir kelebektir kırlarda
Bazen bir çuha çiçeğidir uçurum kenarında
Sevda bu;
Bazen insana yaşam veren ab-ı hayat
Bazen de bir altın tasta sunulan zehir
Kimi zaman bir gökkuşağıdır sevda,
Koştukça uzaklaşır sizden.
Ama sonunda ulaşamamak da olsa
Koşmak bile zevk verir insana.
Sevda bu;
Bazen sevgi sağnağının,
yüreğinizin en ücra köşesine kadar süzülmesi,
Bazen de sevda;
Çöl güneşi gibi yakıp kavurur sinenizi.
Bazen...
Tüy gibi...
aheste aheste gelir yerleşiverir gönlünüze
bazen de;
altın kaplı bir hançer gibi saplanır
bağrınızın en şifa kabul etmez yerine.
Sevda bu,
Gözlerin en derinininde yedirir zehirli aşı
dağlara çıkarır,
ovalarda,sahralarda dolaştırır aşığı.
Sevda bu;
Sevdalıya her gün şeb-i yeldayı yaşatır
Her gördüğü şeyde ona yarini hatırlatır.
Sevdalı bu;
Daimi bir hasretle geçer hayatı
Sevdalı bu;
Sürgünle eş değerdedir onun sevdası.
Gözlerinden yağmur gibi boşanır o'nun sevgisi
Sel bassa da dünyadaki bütün çölleri
Yine de vazgeçmez sevdalı
Bıkmaz özlemekten,sürgünün nihayetini...

Kanka Bot
20-11-05, 23:46
Bir mavi denizdeyiz şimdi seninle
ak bir martı gibi umut ve sevinç yüklü gemimiz
mutluluk rüzgarları vuruyor yelkenlerimize
pupa yelken yol alıyoruz sabaha
güneşli günlere çıkıyoruz, mavi gecelere

güzelliklerin el değmemiş ormanlarında
düşlenmemiş renklerin çılgınlığı düşüyor bakışlarımıza
kulaklarımıza binlerce kuş sesi dökülüyor
şiir cıvıltıları üşüşüyor saçlarımıza
sevgi çelenkleri örüyor zaman içimizdeki ışıltılardan

baharlarla beslenerek,
bin çiçek büyüyor sevgilerin özlem bahçelerinden
küskün çocuklardan bir çocuk gülümsüyor yıldızlara
seviyoruz bütün insanları, bütün hataları affediyoruz
şarkılar bizim oluyor, şiirler bizim, yarınlar bizim
su gibi yudum yudum, hava gibi nefes nefes
mutluluğu tadıyoruz tüm pınarlardan
sevgimizi koyup tüm sevdaların üstüne
yelin suyla öpüştüğü kıyılara atıyoruz acılarımızı

kaldırıp duvağını gökyüzünün
öpüyoruz tüm beyaz bulutları alnından birer birer
dudaklarımız gül oluyor, gözlerimiz yıldız, bakışlarımız ay
uçuk bir mavide tutsak kalıyor hayallerimiz
sokaklar dolusu mutluluk
çiçekler dolusu sevgi ekiyoruz güzelliğin doruklarına
martılar uçuruyoruz samanyoluna mavi düşler boyu

bir Adem ile Hava faslındayız şimdi seninle
mavi bir rüya görüyoruz, yeni bir bahar yeşeriyor tenlerimizde
yeni bir masalı yaşıyoruz şarkıların tılsımında
güneşi, mehtabı, yıldızları içiyoruz tüm pınarlardan

dudakların kalplere sığındığı bir adada
şimdi binbir arzuyla köpürüp kabarıyor dalgalar
şiir’in yedirenk çakılları vuruyor kıyılarımıza
bütün ihanetlerden arı, bütün çirkinliklerden uzak
yıldızları yol yapıp umutlarımıza
mavilere tırmanıyoruz ince alımlı ayaklarıyla aşkın

Kanka Bot
20-11-05, 23:47
Bütün kitapları yakmalı
Sevda üstüne ne söylemişlerse yalandır
Kitaplara göre insan
Karanlıkta yüzüne bin mumluk lamba tutulmuş
Gözleri, yüreği kamaşmış insandır
Aptaldır, hastadır, kahramandır
Bütün kitapları yakmalı
Sevda üstüne ne söylemişlerse yalandır.
İçinde bir tek suret yaşayan yüreğe yürek mi derler
Bir tek yaprak veren dalın boynun burarlar
Bir tek meyve veren dalı keserler
İnsan dediğin bir buğday tarlası gibi olmalı
Esti mi rüzgar bir değil milyonlar için esmeli
Bir tek meyve veren dalı kesmeli
İnsan dediğin derya misali
Üstünde milyonlarca dalga
İçinde kıyametler kopmalı
İnsan dediğin derya misali
Uçsuz bucaksız olmalı.

Gel çıkalım sevgilim gel
Gel kurtulalım birler hanesinden
Çekelim gidelim bir uçtan bir uca
Açalım yüreğimizin kapılarını sonuna kadar
Sevelim sevelim sevelim

Kanka Bot
20-11-05, 23:48
sevda bir donanımdır; kuşe kağıda afişlerde
sevda bir duruştur; yaşama kavgası içinde
sevda bir haykırıştır; uçurumun kenarında
sevda bir dilektir; gözle kirpik arasında
sevda bir tılsımdır; ilk sevmelerin içinde
sevda bir şiirdir; Ahmed Arif'in Çukurova gençliğinde
sevda bir ibadettir; kandil gecelerinin mübarek saatlerinde
sevda bir varoluştur; yaşamın bittiği yerde
sevda bir devrimdir; gençlik marşlarının içinde
sevda bir yolculuktur; yaşlı gözler eşliğinde
sevda bir bekleyiştir; annelerin tomurcuk yüreklerinde
sevda bir namludur; puşt pusuları arasında
sevda bir kahırdır; ölümü beklediğin anda
sevda bir inançtır; yaşama sarıldığın anda
sevda bir sağduyudur; ölüm ile yaşam arasında
sevda bir anıdır; ilk oğlun doğduğunda
sevda bir yaşamdır; tutulduğun bir dalın olduğunda
sevda bir yıldırımdır; en sevdiğinin cenaze töreninde
sevda kavuşmaktır; sana gülümseyen gülbenizli sevgilinin,
seni beklediği yerde
ve sevda bir dünyadır; sana elveda diyen sevgilinin,
yanaklarını okşadığın yerde...

Kanka Bot
20-11-05, 23:50
Hani çağlayandın sevgi dağında

Sular mı kurudu, buza mı kestin

Birlikte akardık hayat yolunda

Ayırdın yolları bana mı küstün?

Sabahı birlikte sabah ederdik

Gel denilen yere birlikte geldik

Hüzün beraberdi, birlikte güldük

Güzeller güzeli bana mı küstün?

Doğruyu yanlışta arama derdin

Bazen hüzünlenir, bazen gülerdin

Sen istesen dağı bile delerdin

Söyle ey sevgili bana mı küstün?

Söylemezsem eğer sözüm yanacak

Dillerim yanacak, özüm yanacak

Senden başka dal bulamaz konacak

Güllere mi yoksa bana mı küstün?

Hep yalan eyleyen ne varsa senden

Anıları silip, süpürüp giden

Bu günü ayırıp koparan dünden

Zamana mı yoksa bana mı küstün?

Kanka Bot
20-11-05, 23:51
BU SANA ....
Ben seni severken
Sen yanımda yoktun ki!
Ben seni özlerken
Sen bilmiyordun ki!
Ben seni sensiz sevdim...
Sen yokken bakışların vardı
Beynime kazınmış
Nereye baksam oradaydılar,
Ben seni sensiz sevdim..
Göremesem de, rüyamdaydın,
Sevmesen de, kalbimin derinliklerindeydin
Ve kimse seni oradan çıkaramayacak.
Sen bile!
Ben seni sensiz sevdim...
Sen olmasan da, hayalin vardı,
Sen olmasan da, şarkılar vardı;
Seni hatırlatan...
Sen olmasan da, her dakika aklımdaydın.
Ben seni sensiz sevdim...
Sen olmasan da,yıldızlar vardı,
Sen olmasan da,bulutlar vardı,
Sen olmasan da,günbatımları vardı,
Sen olmasan da,denizler vardı...
Ben seni sensiz sevdim...
Aslında sen hep vardın,
Aynı şehirde,aynı sokakta,
“Ben sevdanın oturduğu sokakta oturuyorum”ama;
Ben seni sensiz sevdim...
Ne olurdu sende beni sevseydin?
Ne olurdu bu kadar gözyaşı dökmeseydim?
Ama inanıyorum ki sen uyandıracaksın beni,
Hani kıyamet koptuğunda...
Ben seni sensiz sevdim...
Neden sevdim bilmiyorum ama çok sevdim!!!

Kanka Bot
20-11-05, 23:52
Sen nadide bir çiceksin,
Koparılmaya, koklanmaya,
Dokunulmaya kıyılmayan.
Sen benimle bütünleşen,
Tüm yüreğimle, Hissettiğim sevgimsin.
O sevgi ki; hayallere, rüyalara, sürükleyen.
Ayaklarımı yerden kesen, Tek Varlığımsın.
Sen damarlarımda dolaşan kanımsın,
Özlem duyduğumda,
Hissettiğim sıcaklığ
Sen seni bende yaşatan hasretimsin,
Kalbimin köşesinde yer edindiğin.
O yer ki; varlığınla dolan, Sevginle coşan,
Mutluluğu hergün yansıtan.
Sen gökyüzündeki yıldızlar gibi uzaksın,
Ellerimle tutamadığım, Dokunamadığım ateşimsin.
O ateş ki; bütün bedenimi, ruhumu,
Benliğimi saran.
İçimde fırtınalar estiren,
O esintiyle seni bana, Beni de sana yakınlaştıran.
Sen hergün görmek istediğimsin,
Ellerini tutamadığımm, Sevgine doyamadığım,
Seni sen olduğun için sevdiğim.
Kısaca; sen benim gündüz güneşim,
Gecemin ışığı, herşeyim, BİRTANEMSİN!!!

Kanka Bot
20-11-05, 23:54
Bu duvarlar yetmiyor bizi ayırmaya bilesin...
Bu parmaklıklar, bu demir kapılar, bu hava, inan...
Bazen bir yumrukta yıkacak kadar güçlü,
Bazen bir serçe kadar güçsüzsem, bir nedeni vardır...
Hangi zorluğu yenmemiş insanoğlu.
Hele taşıyorsa içinde bu insanca sevgiyi.
Güzel günler zorlu duraklardan geçer sevdiğim.
Damla damla birikiyor insan.
Damla damla sevgili...
Bir gün akıp gideceğiz hayata...
Duvarlar yıkılacak, açılacak bütün kapılar bilesin.
Benim yüreğim sensin şimdi, seni vurur durur...
Ve yine damla damla çoğalıyorsun içimde.

Kanka Bot
25-11-05, 00:16
Sen benim şiirimsin.Şiirlerimdeki söz.
Kelimelerin arasında akan bir nehirsin sen,mısra mısra yükselen şehir.
Ve satır aralarını aşan maksadımsın.
Aşkta anafikir,muhteva,öz...
Hasretle bakarken , kaybettiğim iki göz.



Sen benim şiirimsin.Şi,irlerdeki ahenk.
İki kaşın bir yay çizer arzımın merkezine doğru.
Ve dudakların bir sahili andırır ıslakken.
Saçlarında dans eder rüzgar gizli gizli.
Bir ben anlarım yüzünde allaşan utangaçlığı,ve bir ben anlatmalıyım seni
destanlara denk...

Sen benim şiirimsin. şiirlerimdeki sır.
Saklamaya utanmadığım, saklamaya çalışmadığım,saklayamadığım.
Bir ince nükte bırakıp varlığına dair saklandığımsın.
Ve her gizlediğimde bir gizli tebessüm buluşumsun.
Sen bildiğim herşey, bilmediklerimde kayboluşumsun.

Sen benim şiirimsin. şiirlerimdeki tat.
okudukça okuyasım gelensin. Ve ezberime aldığımsın ilk satırından başlayarak...
Sen, her mısrasında yeni bir şey öğrendiğim, ve sonunu getiremediğim tek şiirsin.
şiirlerimde varamadığım tek sonsun.

Sen benim şiirimsin.Şiirimdeki ukte.
Tespit edilmemiş tek kıta sensin gönül dünyamda.
Vadedilmiş topraklarında sen varsın şiirlerin.
Uzağında kaldığım tek menzil, gören gözümde mil...
gördüğüm ilk anı hatırlamıyorum ama, yazıldığından beri herşeyden yüksektesin.

Sen benim şiirimsin. Şiirimdeki hüzün.
Ytokluğun en deli ağıtları taşır dilime.
Varlığın başka bela...
Sessizliğine esir düşer dillerim. Kıskançlığını umar güzelliklerim.
Gözyaşın kanıma benzer mısra mısra.
Ağladıkça öldürürsün beni. Ve perişanlıktır sonu yazdıklarımın.
Görünürde yoksa yüzün...

Sen benim şiirimsin. Şiirlerimdeki ışık.
Yokluğundur şairlere eziyet.
aşıklara karanlık.
İzbe yerlere gizlerim sensizliği, karşıma çıkmasın diye,
Uzağıunda yönlerimi şaşırırım. Ne yana dönsem sensizlik.
Ne yana dönsem zifiri...
Şiirimde herşey kararır sen gelene kadar. Sen gelirsin biter hükmü herşeyin.
Sancılarım her satırda, yoksan bende...

Sen benim şiirimsin. Şiirimdeki korku.
Sensiz yaşamak, korkuların en büyüyüdür.
Ölümden bir sonrası sensizliktir, bir öncesi hasretin...
Tahammül edilmez sensizliğe şiirlerde,kan sızar kalemin ucundan,kağıtlar kızıla bulanır.
Yokluğunun kılığına girer çekilmezlik,dayanamam.
Bırak gönül yaralarım kanasın.
Sen şiirlerimde yokluğundan yanasın.

Sen benim şiirimsin.
Şiirimdeki herşey.
Sen, benim şiirimsin.
Her kim tarafından okunuyorsan okun...
Sen benim şiirimsin....


"Sen" varsın.
"O" var.
"Ötesi" yok...

Kanka Bot
25-11-05, 00:17
Göz yaşlarımın anlamı var mıydı senin için
Hadi susma konuş yeter sustuğun
Anlat bana bir şeyleri anlamsız da olsa
Anlat bana sevgilini hazin de olsa

Neyi bekliyorsun sıra bana mı geldi
Sen çok konuştun artık söz bende mi
Söyleyecek söz var mı sana uygun
Yetiş jandarma polis kalbimde var soygun

Bir akşam üstü buluşmak isterdim daima
Daima batan güneşi seyretmek bir sahil kenarında
Şarkı söyleyen martıları dinlemek isterdim
Her martıya ayrı ayrı klip çekerdim

Bir simidi paylaşırdık akşam üstleri
Sevmiyorum dediğin o günden beri
Sahile vurmak istedim kayalara çarpan kayık gibi
Kayık gibi parçalandım ama sen tarafından

Sevdalıydım sevdalı deli gibi sevdalı
Bu sevdalar hep böyleymiş hep belalı
Bir kulübem olsa yeterdi istemem yalı
Bir ağaç sevdasının olabildim sadece kırık dalı

Bakmaya utanırcasına severdim çok mu bilemem
Benim elimden bu gelir daha fazla sevemem
Bu gece yine sahile vurmak istiyorum kendimi
İşte benim en kötü huyum unutamıyorum sevdimi

Sırlarla gizli yüreğimi martı sesleri bastırırdı
Ne kadar hüzünlü söylerdi martı şarkıyı
Bir türlü dengeleyemedi gönül tartıyı
Gözlerim kapalı hissederdim baktığını

Hep hayalimdeydin dünyamda yoktun
Kalbime saplanan zehirli oktun
Bir gün bir sahilde ben de olmayacağım
Sen sevmesen de beni ben asla solmayacağım

Sana da hak veriyorum şirinsin güzelsin
Herkese normaldin belki ama bana özeldin
Ve her defasında yine beni üzerdin
Seninde başkasını sevdiğini içten içe sezerdim

Sen de çok seviyordun onu gece düşünüyordun
Ben seni özlerken sen onu özlüyordun
Belki beni seversin diye imkansızı gözlüyordum
Her defasında sönen ateşi közlüyordum

Hep merak ettim bu aşkların sırrını sonunda çözdüm galiba
Sen seversin insanı deli gibi seversin karşılık beklersin amma
Amma oda başkasını sever deli gibi oda onu sevmez
Ve sende seni seveni sevmezsin uyarsın kuralına aşkın
Elbet tersine döndürür bir sevdalı sonu olur aşk çarkının...!

Kanka Bot
25-11-05, 00:17
Yine akşam, yine gurbet, yine başımda efkar
Ve yine içimde şarkılı sesin.
Gözlerimde çizgi çizgi duraklar
Duraklarda hayal- meyal senmisin?

Senmisin yanyana gezemediğim?
İnce sitemini sezemediğim
Sırrını bir türlü çözemediğim
İçimdeki çetin sual senmisin?

Bu nasıl yürekten söylenmiş makam?
Dinlediğim bütün türkülerde gam
Laleli-Aksaray arasında her akşam
Dinlediğim tatlı masal senmisin?

Ne derse aldırma şimdi artık el
Gel bir akşam yine türkülerle gel! ..
İstanbul seninle çok daha güzel
İstanbul'dan güzel hayal senmisin?

Biliyorum seni türküler yaktı,
Türkülü gözlerin ıslak ıslaktı.
Şimdi beni sokak sokak her akşam vakti
Dolaştıran 'Dişi kartal' senmisin?

Yine akşam, yine gurbet, yine başımda efkar
Ve yine içimde şarkılı sesin.
Gözlerimde çizgi çizgi duraklar
Duraklarda hayal meyal senmisin?

Kanka Bot
25-11-05, 00:18
Uykuların kaçar geceleri
Bir türlü sabah olmayı bilmez
Dikilir gözlerin tavanda bir noktaya
Deli eden bir uğultudur başlar kulaklarında
Ne çarşaf halden anlar, ne yastık
Girmez pencerelerden beklediğin aydınlık
Kapanır yatağına çaresizliğine ağlarsın
Onun unutamadığın hayali
Sigaradan derin bir nefes çekmişçesine dolar içine
Sevmek neymiş birgün anlarsın

Birgün anlarsın aslında herşeyin boş olduğunu
Şerefin, faziletin, iyiliğin, güzelliğin
Gün gelir de sesini bir kerecik duymak için
Vurursun başını soğuk taş duvarlara
Büyür gitgide incinmişliğin, kırılmışlığın
Duyarsın ta derinden acısını çaresiz kalmışlığın
Sevmek neymiş birgün anlarsın

Birgün anlarsın ne işe yaradığını ellerinin
Niçin yaratıldığını
Bu iğrenç dünyaya neden geldiğini
Uzun uzun seyredersin de aynalarda güzelliğini
Boşuna geçip giden yıllarına yanarsın
Dolar gözlerin için burkulur
Sevmek neymiş birgün anlarsın

Birgün anlarsın sevilen dudakların
Sevilen gözlerin erişilmezliğini
O hiç beklenmeyen saat geldi mi
Düşer saçların önüne ama bembeyaz
Uzanır gökyüzüne ellerin
Ama çaresiz, ama yorgun, ama bitkin
Bir zaman geçmiş günlerin uykusuna dalarsın
Sonra dizilir birbiri ardınca gerçekler acı
Sevmek neymiş birgün anlarsın

Birgün anlarsın hayal kurmayı
Beklemeyi
Ümit etmeyi
Bir kirli gömlek gibi çıkarıp atasın gelir
Bütün vücudunu saran o korkunç geceyi
Lanet edersin yaşadığına
Maziden ne kalmışsa yırtar atarsın
Zaman bir çiçek gibi büyür kabrimde kendiliğinden
Bir gün seni sevdiğimi anlarsın

Kanka Bot
25-11-05, 00:19
Söylenemeyen
Ben, sana ne söyleyebildim ki bunca zamandır? ..

Yağmur bırakmadan geçen bulutlar gibiydi zihnimdeki düşünceler;
dilime düşmeyen, sözcüklere dönüşmeyen! ..
Ben, sana ne söyleyebildim ki bunca zamandır? ..

Her zaman fazla oldu söyleyemediklerim, söyleyebildiklerimden! ..
Her zaman; bir bilinmez lisandaki çözülmez şiirleri koklayıp, hissettirmeye çalıştım sana...
Her zaman biraz daha zaman kolladım seslenmek için sana, ve her zaman hayıflandım;
Ben, sana ne söyleyebildim ki bunca zamandır? ..

Kendi karanlığında; güneşe görünmek için karar veren bir tohum gibiydim...
Zordu çıkmak gömüldüğüm çamurdan;
Ama güzeldi!..

Sen güzeldin ve ben, güzelleşiyordum seni düşündüğümde!..
Kendi karanlığında; güneşe görünmeye karar verip yeşillerini giyen bir tohum gibiydim...

Boyutları değişiyordu hayatımın...
Yani, değiştiren sendin boyutlarını hayatımın; büyüyordum, gelişiyordum, genişliyordum...
Söyleyebildiklerimden çoktu her zaman, söyleyemediklerim; bu yüzden kelimelerimin arası açılıyordu!..

Sığdıramadığım her duygu; iki kelimemin arasındaki boşlukta gizli...
O yüzden, yazdıkça parmaklarım,,, ve işte yine o yüzden söyledikçe dilim topallıyor!..
Toparlayamıyorum zihnimi...
Seni özlüyor, ve terliyorum özledikçe;
Seni koklamak için...
İçimdesin!

Kanka Bot
25-11-05, 00:20
Canım
Canım can cekişiyor, can´ım yine candasın
Her ne tarafa dönsem, tutulduğum yandasın
Bir sarhoş hasretliğe tutsak edildi gönül
Ruhumda yüreğimde, damarımda kandasın

Ben ki zamana karşı bir savaş vermekteyim
Bütün hüsranları hep kendimde görmekteyim
Her gece gözlerime ben seni sürmekteyim
Sen kendime döndüğüm, o doğduğum andasın

Şairler ilham alır anlatsam ahvalimi
Hekim koyar teşhisi, anlamadan halimi
Bir onulmaz boşluğa uzatırım elimi
Sen bana hem uzakta hem de en yakındasın..

Kanka Bot
25-11-05, 00:22
Ben seninle ağlamak istiyorum
Öyle arkandan yana yakıla değil
Hüzünle, kahırla değil
Ben seninle ağlamak istiyorum
Öyle sensizliğe yanıp sabahlara kadar değil
Ben seninle ağlamak istiyorum
Omzunda ki değmeli yanaklarımdan
Birkaç tuzlu damla omuzlarına
Tadını hiç bilmediğim dudaklarını öperken
Ağlamak istiyorum ki hiç bilmediğim tadı
Değsin gözyaşlarımın, dudaklarına
Ve bir an gözlerini aç ki ben kaybolayım
Doğada olmayan mavilikteki gözlerinde
Ben seninle ağlamak istiyorum
Öyle bir ağla ki benle okyanusunda kaybolayım
Öyle sensizliğe, hayata değil
Benimle olduğun için
Bir gece sabaha kadar
Seninle ağlamak istiyorum
Öyle yanında falan değil
Gözlerinin okyanusuna bakarak
İçinde son kulacımı atana kadar
Ben seninle ağlamak istiyorum
Ama sen ayçiçeği gibisin
Gündüz güneş açınca oh..
Hep yanımdasın gündüzleri
Ama boynum bükülür her gece
Söz verdiğin saatte gidersin çünkü

Kanka Bot
25-11-05, 00:25
Gönlümü kapattım senden başkasına
Asla ihanet etmeyeceğim senin aşkına

Hapsetseler beni karanlık zindanlara
Kapatsalar kapımı güneşli sabahlara



Köretseler gözümü bir daha göremesem seni

Kırsalar her yerimi yürütmeseler beni



Zincirlere vursalar herkese taşlatsalar

En büyük ateşlere atıp beni yaksalar



Senden uzaklara götürüp bıraksalar

Seninle aramıza büyük setler kursalar


En şiddetli işkenceyi acımadan yapsalar
En büyük silahlara beni hedef koysalar


Bu aşkı zor buldum kolay kolay bırakmam
İşte ben buyum başka türlü yapamam



Senin adını yazdım kalbimin en güzel yerine

Kimsenin gücü yetmez onu oradan silmeye

Kanka Bot
25-11-05, 00:27
Merhaba anne,
Yine ben geldim.
Merak etme okuldan çıktım da geldim.
Anneler de babalar gibi merak eder mi bilmiyorum ama
Ali, "Okula gitmezsem annem çok kızar, merak eder."
demişti de onun için söylüyorum.
Geçen hafta öğretmen, sağ elimde sarımsak, sol elimde
soğan dedirte dedirte öğretti sağımı solumu.
Ben biliyorum artık anne, sağım neresi, solum neresi
Ağrıyan yanımın neresi olduğunu.
Şimdi iyi biliyorum anne.
Hani geçen geldiğimde:
Şuram acıyor işte, şuram demiştim de
Bir türlü söyleyememiştim ya acıyan yanımı anne
Bak şimdi söylüyorum. Şuram işte,
Sol yanım çok acıyor anne.
Hem de her gün acıyor anne her gün.

Dün sabah annesi Ayşe'nin saçlarını örmüştü.
Elinden tutup okula getirdi.
Yakası da danteldi.
Zil çalınca öptü, hadi yavrum sınıfa dedi.
Ben de ağladım,
Ağladım hiç de utanmadım.
Öğretmen ne oldu dedi?
Düştüm, dizim çok acıyor dedim.
Yalan söyledim anne.
Dizim acımıyordu ama sol yanım çok acıyordu anne.

Bugün ben de saçım örülsün istedim.
Babam ördü ama onunki gibi olmadı.
Dantel yaka istedim.
Babam; "Ben bilmem ki kızım." dedi.
Bari okula sen götür dedim.
"Kızım, iş..." dedi.
Ben de bana ne dedim, ağladım.
"Kızım, ekmek" dedi babam.
Sustum ama okula giderken yine ağladım anne.
Ha, bi de sol yanım yine çok acıdı anne.

Herkesin çorapları bembeyaz,
benimkiler gri gibi.
Zeynep, "Annem, beyazlara renkli çamaşır
katmadan yıkıyormuş" dedi.
Babam hepsini birlikte yıkıyor.
Babam çamaşır yıkamasını bilmiyor mu anne?
Uffff, babam, her gün domates
peynir koyuyor beslenmeme.
Üzülmesin diye söylemiyorum ama
Arkadaşlarım her gün kurabiye,
börek, pasta getiriyor.
Biliyorum babam pasta yapmasını
bilmez anne.

Hava kararıyor, ben gideyim anne.
Babam bilmiyor kaçıp kaçıp sana geldiğimi.
Duyarsa kızmaz ama çok üzülür biliyorum.
Kim bozuyor toprağını,
Çiçeklerini kim koparıyor?
İzin verme anne,
Ne olur toprağına el sürdürme!
Eve gidince aklıma geliyor bi de
bunun için ağlıyorum anne.
Bak, kavanoz yanımda,
toprağından bir avuç daha alayım.
Biliyor musun anne?
Her gelişimde aldığım topraklarını
Şu kavanozda biriktirdim.
Üzerine de resmini yapıştırıp
başucuma koydum.

Her sabah onu öpüyor kokluyorum.
Kimseye söyleme ama anne
Bazen de konuşuyorum onunla.
Ne yapayım seni çok özlüyorum
anne.
Ha unutmadan,
Öğretmen yarın anneyi anlatan
bir yazı yazacaksınız dedi.
Ben babama yazdıracağım.
Öğretmen anlarsa çok kızar ama
bana ne kızarsa kızsın.
Ben seni hiç görmedim ki neyi,
nasıl anlatacağım anne.

Senin adın geçince sol yanım
acıyor anne.
Hiç bir şey yutamıyorum.
Bazen de dayanamayıp ağlıyorum.
Kağıda da böyle yazamam ya anne.
Ben gidiyorum anne,
Toprağını öpeyim, sen de rüyama gel beni öp.
Mutlaka gel anne,
Sen rüyama gelmeyince
Sol yanımın acısıyla uyanıyorum anne.
Sol yanım acıyor anne.
İşte tam şurası,
Sol yanım çok acıyor anne.
Seni çok özledim anne, çooook...

Kanka Bot
25-11-05, 00:28
Seni seviyordum ve senin haberin yoktu.

Saçlarını izliyordum uzaktan, kulağının arkasına
düşüşü ve burnun herkesten başkaydı işte.
Güldüğün zaman yukarıya bakardın. Yukarı kalkan
başın ve gülen gözlerin vardı, ne güzeldiler...

Sen bilmiyordun, ben seni seviyordum.

Kalbime sığmıyordu aklımdan geçenler. Duvarlara,
vitrin camlarına kaldırımlara çarpıyordu. Geri dönüyordu
çoğalarak. Senin sesini duyduğum masalarda erteliyordum
herşeyi, her şeyi erteleyişim oluyordun. Kalp ağrısı
oluyordun, birlikte soluduğumuz sokak isimleri oluyordun.
Mevsimler değişiyor ve büyüyorduk. Dönemeçler geçiyor,
köprüler göze alıyor ve bazen tekin olmayan suların
üzerinden atlıyorduk. Cesurduk... Ufuk çizgisi maviydi,
gün batımı hep turuncu ve kırmızıydı bütün karanfiller.

Ben seni seviyordum, bilmiyordun.

Sevinçlerim oluyordun arasıra, sen hiç bilmiyordun.
Sonra herhangi biri oldun. Bütün sevinçlerim bittikten
sonra yağmurlar yağdı serin haziran akşamları...
Sonra bir gün uzaktan gördüm seni. Saçların
bana inat, başın her şeye meydan okuyarak.
İşte yine aynı... Kalbimi acıttın. Her zamanki gibi.
Değiştik sanıyordum.

Ve sen yine bilmiyordun

Kanka Bot
25-11-05, 00:29
YAŞAM NEDİR ?

Gökyüzünde dünyayı yaşarken sonsuz özgürlüğümle birlikte,
yaşamı arıyordum ne olduğunu bilemeden... Bir su damlasıydım, güneşin ışıklarında renklerle oynayan, karanlıklarda
yıldızlarla konuşan... Mutluydum rüzgarla birlikte
maviliğe savrulurken, mutluydum kuşlarla kanat çırparken,
mutluydum gökkuşağı olup renkleri saçarken...

Takılmışken bir bulutun peşine, görürdüm yaşayanları
yeryüzünde... Hepsi zamanla koşar gibi, hep bir şeylerin
peşinde... Bazen bir kuşun kanadına karışır,
uçardım onunla, rüzgâra karşı çığlıklarla birlikte.

Yaşamı sorardım kuşlara, nedir diye? Özgürlük derlerdi bana... Göklerde özgürce kanat çırpabilmek, rüzgâra baş kaldırmak. Ama
yağmur yağdığında özgürlükleri elinden alınır, ağırlaşan kanatları
daha fazla çırpınamazdı damlalar karşısında... Sığınırken bir kaya
kovuğuna, özgürlüklerini teslim ederlerdi yağmura, sessizce...

Karıştım bir gün yağmur damlalarının arasına, gücü hissedebilmek için...Toprağa karışmak istedim, çoğalmak istedim, azgın bir nehir olup akmak istedim, deniz olmak istedim, yaşamı bulmak istedim, yaşam olmak istedim... Terk ettim gökyüzünü güneşe veda edemeden... Altımda gittikçe büyüyen yeryüzü beni kendine doğru hızla çekerken daha da büyüdüm, çoğaldım. Koşmaya başladım bir an önce toprağa kavuşabilmek için. Yaşamı hissedebilmek için... Yaşam olabilmek için...

Toprağa ilk dokunuş, ilk sarılış... Sıcaktı toprak, gökyüzünün
olamadığı kadar... Beni sarmaladı şefkatle, beni içine aldı sevgiyle...
Sevdim onu... Seviyorum dedim yaşamayı seninle birlikte...Toprağın
derinliklerinde, karanlık sıcaklıklarda güveni hissettim... Zaman
geçtikçe büyüdüm, çoğaldım... Yerimde duramaz hale geldim...

Güneşi özledim... Yıldızlara merhaba demek istedim.... Terk ettim
toprağı. Sıcaklığını, şefkatini. Bir sabah çiçekler açarken gökyüzünü
gördüm yeniden... Öylesine mavi, öylesine sınırsız, öylesine özgür...

Aktım, gittikçe büyüyerek... Beni sarmalayan toprağa dokunarak
aktım... Nereye gittiğimi bilemeden... Sadece yaşamı ögrenebilmek
için aktım... Benimle çiçekler açtı ağaçlarda, topraktan otlar fışkırdı
delicesine... Ben onlara yaşamı sunarken, cevap veremediler bana
yaşam nedir diye sorduğumda... Büyümek istedim... Daha hızlı
akmak, denize kavuşmak istedim... Aktım gökyüzünün görünmediği
ıssız ormanların arasından, yıllardır kımıldamaktan korkan taşları
peşimde sürükleyerek, başkaldırırcasına ... Başakların rüzgârla dans
ettiği ovalara geldiğimde duruldum... Onları seyredebilmek için
yavaşladım... Sordum uçuşan kelebeklere yaşamı... Rüzgarla dans
mı diye?.. Cevap vermediler bana... Denizi aradım uzaklarda,
görebilmek için köpürdüm, taştım ona bir önce dokunabilmek için.

Sonra bir sabah, daha güneş ışıklarını serpmeye başlamamışken
dünyaya, uzaklarda maviliği gördüm... Gördüm orada canlılığı,
başkaldırmışlığı, hasreti... Kavuşmak istedim bir an önce, sarılmak
istedim... Koynuna girmek istedim bir sevgili gibi... Sevişmek
istedim onunla... Yaşamı istedim ondan... Dokunduğumda denize,
balıklar kaçtı benden, suyum karıştı denize... Bir oldum onunla...

Ufacık bir damlaydım, bulut oldum, toprak oldum, deniz oldum,
okyanus oldum. Kapladım dünyayı canlılığımla. Dalgalarla oynarken derinliklere karıştım... Derinliğin sessizliğinde güzellikleri
buldum... Yaşam gizlenmiş güzellikler midir diye sordum denize?
Cevap alamadım... İnsan olmak istedim... Yaşamın ne olduğunu
öğrenirim diye...Döl oldum genç bir erkeğin ateşli vücudunda...
Yıldızlı bir gecede can oldum bir dişiyle... Büyümeye başladım
içinde olduğum insana fark ettirmeden... Büyüdüm, büyüdüm...

Aynı toprak gibi sıcak ve karanlık bu yer bana güven verdi, huzur
verdi... Zaman geçtikçe, yerime sığamaz hale geldim... Güneşe
sarılmak istedim... Yıldızları görmek, denizle konuşmak istedim...
Yaşamı insanlara sormak istedim... Işıkla tekrar kavuştuğumda
özgürlüğümü hissettim yeniden... Küçük bir su damlasıyken
gezdiğim gökyüzünü yeniden görebilmek mutluluk verdi...

Büyüdüm zamanla... Diğer insanlarla birlikte, zamanla birlikte...
Sordum insanlara yaşam nedir diye?.. Cevap veremediler...
Bir gün aşık oldum birisine, neden diye sormadan kendime...
Bir kuş gibi özgürce, bir nehir gibi delicesine akarak,
bir deniz gibi sınırsızca sevdim birisini...
O zaman anladım ki; YAŞAM SEVGİDİR...
SADECE SEVGİ.

Kanka Bot
25-11-05, 00:30
Adını Sen Koy..

Bülbül olup bir Gül'e,kaptırdım yüreğimi;
Gül'ü başka gül sanıp ellere sorma beni..
Senin için kül ettim dilimi dudağımı,
Sözlerim boş sayıp yok yere kırma beni..

Razıyım dikenine kalbimi delsen bile,
Razıyım herşeyine aklımı alsan bile..
Günlerdir yandığımı görüpte bile bile,
Aşkımı inkar edip ateşe verme beni..

Gözlerin her bakışta bana 'Beni sev! ' diyor,
Yüreğin evet derken sözlerin reddediyor;
Unutma gonca gül'üm zaman akıp gidiyor,
Daha vakit var deyip yollara vurma beni..

Karanlıiğa mahkumken ışığım oldun benim,
Gözlerimden süzülüp ruhuma doldun Gül'üm,
Şimdi tüm hücrelerim sen diye inim inim,
İnlerken hayır deyip çarmıha germe beni..

Dile güller dökeyim gezdiğin sokaklara,
Sen dile haykırayım sevdiğimi göklere,
Kara sevdam düşürde ömrümce yataklara,
Aşkından çıldırırsam o halde görme beni..

Ayet ayet duamın ödülüsün sen Gül'üm,
Ruhumun tek emeli umudusun ay yüzlüm;
Seni mucizem bilip seviyorken bal gözlüm,
Aşkımı heves sanıp çöllere sürme beni..

Kanka Bot
25-11-05, 00:31
Ne dil yeter seni anlatmaya,
Ne göz kıyar sana bakmaya,
Ne ellerim dayanır sana dokunmaya,
Ne kollarım uzanır seni sarmaya
Hiç ömür yeter mi?
Bir sen daha bulmaya bitanesi...

Bir nasihat: Kendine dikkat et.
Bir rica: Sakın değisme!
Bir Dilek : Beni unutma.
Bir Yalan : Seni hiç sevmiyorum.
Bir Gercek : Seni çok özlüyorum.

Gecenin karanlığında, güneşin ışığında,
Suyun damlasında, selin coşkusunda
Kimi yanımdasın kimi rüyamda
Ama hep aklımdasın sakın unutma......

Biliyorum bugün kulakların bir başka çınlayacak, anlayacaksın seni yine nasıl andığımı, özlediğimi. Ellerin titreyecek, gözlerin yollarda kalacak, sende hissedeceksin yüreğimde neler hissettiğimi!

Bırakma beni sevdiğim gidişine dayanamam,
Hasret gözyaşlarımla kendimi avutamam…
Dönerim dersin ama kadere inanamam,
Bıraktığın anılarınla, ben sensiz yasayamam


Bakışlar vardır insani ömür boyu ağlatan.
Yollar vardır aşılması güç olan.
Kalpler vardır acılarla parçalanan.
Ve insanlar vardır hiç unutulmayan.
Sanma beni sevipte bırakanlardan.
Benim sevgim mezara kadar olandan

Bu mesajı silersen benden hoşlanıyorsun,
Silmezsen beni istiyorsun,
Cevap verirsen beni seviyorsun,
Vermezsen bensiz yapamıyorsun,
Hadi bakalım ne yapacaksın?

Senin kanadın olmak isterdim
Ben olmadan uçma diye
Senin baharın olmak isterdim
Ben olmadan açma diye

Benim için seni görmek suya benzer
Seninle yasamak ise nefes almaya
Susuz üç gün yaşarım ama nefes almadan asla

Sana ne demeliyim bilmiyorum,
Güneşim desem güneş batıyor,
Hayatım desem hayat kısa,
Gülüm desem oda soluyor,
Sana canım demeliyim.
Çünkü bu can seninle yaşıyor..

Sen bir pınarsın içilen ama kanılmayan, Seveni yanıltmayan, sevince yanılmayan, varlıgına doyulmayan, yokluğuna dayanılmayan..

Canımdaki her nefes nefesine eklensin, içimdeki her nefes hayalinle demlensin, bırak bu gönlüm varlığınla renklensin, sen benim gönlümde yaşadıkça özelsin!


Sen güllere özenme güller sana özensin.
Üzme tatli canini sen güllerdende güzelsin.
Sevgi kadar özgür Özgürlük kadar özelsin.
Bir gülsen dünyalara bedelsin.

Bir umut vardır hiç tükenmeyecek,
bir hasret vardır çekilmeyecek, birde ölüm vardır,
bir gün elbet gelecek ama sana olan sevgim ne ölecek ne de bitecek

Sevgilerin en güzeli seni sevmek
Özlemlerin en güzeli seni özlemek
Ve hayatin tadı sabah kalktığında senin var olduğunu bilmek

Kanka Bot
25-11-05, 00:32
Liselim
LISELIM(1.MEKTUP)
Aklıma sen geldin birden bire
Bırakıp gittiğimden beri ne yaptın LISELIM?
Hala bana lanet mi yağdırıyorsun
Yoksa sıcak özlemim mi yakıyor içini?
Beni hala unutamıyor musun LISELIM?
Sırana ismimi kazıdın mı
Bakıp bakıp askımızı anıyor musun?
Gözlerin dolu dolu oluyor mu?
Ne olduğunu soran arkadaşlarına
Toz kaçtı deyisini hatırlıyor musun LISELIM?
Senden sonra birçok kızla çıktım
Hepside çok güzeldi
Zevkli kişiyimdir bilirsin LISELIM...

LISELIM(2.MEKTUP)

Dün arkadaşlarla seni konuştuk
Sigaraya başlamışsın Hemde çok sigara içiyormuşsun
Birazda kendine acı LISELIM.
Gez, çık, dolaş.
Ha. Derslerine çalış.
Unut beni unut tatlı küçüğüm
Korkuyorum LISELIM sana âşık olmaktan
Birine delice bağlanmaktan korkuyorum
Senin aşkın içimdeki korları desti
Kıvılcımlar ateşe dönüştü
Korktuğum başıma geldi
Bende SENI SEVIYORUM
Hemde çok LISELIM...

LISELIM(3.MEKTUP)

Hayır LISELIM hayır
Nasıl yaparsın bunu bana
Nasıl bir kalemle silip atabilirsin askımızı
Biliyor musun seni delice sevdiğimi
Geceleri hep seni düşündüğümü
Anlıyor musun aşkımı LISELIM
Sıradan ismimi kazıdın ama,
Benim kalbimden askımı nasıl kazıyacaksın
Bundan sonra adini hiç anmayacağım,
Seni hiç aramayacağım,
Ama unutma seni hep seveceğim
Elveda benim tatlı küçüğüm,
Elveda,Elveda LISELIM!!!

LISELI KIZDAN CEVAP

Eğer bir gün bir genç kız görürsen
Beni hatırla
Kızın elinde kitapları gözünde yaşları varsa
Beni hatırla
Kız kitapları acıdan sıkarsa
Genç çaresizlikten küfür savurursa UNUTMA
Daha açmadan solan askımızı hatırla
Sevgilim beni sen
Bir başkasıyla gördüğün an
SABREDEBILECEKMISIN?
Artik o benim değil başkasının
DIYEBILECEKMISIN?
Sana düğün davetiyemi gönderdiğimde
GELECEKMISIN?
Bir gün:
Çocukların beni yolda gördüklerinde
Teyze senin resmin babamın odasında asili
dediklerinde gözyaşlarını
TUTABILECEKMISIN?
Sevgilim:
Canımdan çok sevdiğim
ZALIM sevdiğim
Sana benim gibi yanan oldu mu?
Acıyorum SEVGILIM senin haline Sana benim gibi candan SEVGILIM diyen oldu mu?
Canim sevgilim.!

Kanka Bot
30-11-05, 11:00
Sensizlikte Üşüyorum
Sensiz şehrimde fırtınalar kopuyor sanki.
Ölümün hırçın dalgaları kıyısız ömrümde
Her vuruşta bir parçamı alıyor
Üşüyorum işte ..
Gözlerim, gözlerini arıyor gökyüzünde...
Ama gökyüzü kapalı göstermiyor bana yüzünü bile..

Şehre yağmur yağıyordu
Bereket dağıtan yağmurlar bile acımasızdı sensizlikte ...
Her damlasında saçlarıma kor ateşler düsüyordu
Tüm şehri dolaşıyorum cıplak ayaklarımla
Önümde seni bulma umutlarım...
Arkamda beni kovalayan zifiri yalnızlık..

Saatler geçmek bilmiyor
Gözlerim bir an saate dalsa
Yelkovan cellatlığa,
Akrep ise karanlığa bürünüyordu.
Umutlarıma akbabalar üşüşürken
Dikenler batıyor sensiz yüreğime
Hançerler med-cezir gibi giriyor içime
Sensizlikte üşüyorum

Ayaklarım yoruluyordu
Çukurları dolduran su birikintilerine çarpa çarpa
Soluk almam zorlaşıyor her adımımda
Arsız dikenler yetişiyor yüreğimin toprağında
Ayazlar kapı eşiğinde beni beklerken
Sensizlikte üşüyorum...

Kanka Bot
30-11-05, 11:01
SORMASINLAR
Mecnun’a Leyla sorulduğunda
Ferhat’a Şirin sorulduğunda
Bülbül’e gül sorulduğunda
Bana seni sormasınlar

Kıyamet günü geldiğinde
Hesaplar sorulduğunda
Terazin dengede olduğunda
Bana seni sormasınlar

Kanka Bot
30-11-05, 11:02
(-) EkSi (+) ArTıYı = GöTüRüR



Kalemimin
her göz süzüşü
her kalça sallayışı;
Ek ve tadiller dahil
tarifeler mucibi
belli oranda
harca tabidir.

Yazmak istemeden
Yazdığım her şey
Ki onlar;
Yazmak isteyip de
Yazamadıklarımdan
Defaten
mahsup edilir.

Hani, basitçe
Eksi artıyı götürür
Dersiniz ya siz...
Yanlış değil
Özenle yerleştirilmiş
Nokta ile virgül bile
Hep borçlu kaldığım
Bu hesaba ilavedir.

Şairim ya,Ne gam......
Bu borç ki,
Kelimelerin tükenip
Sus ların çıbana döndüğü yerde
Bir basit sivilcedir.
Zaten,alacaklı olup
Peşine düşmektense
Borcum olsun. Tercihimdir
Nasılsa bir gün gelir
Bir şekilde ödenir.
Hem.. nasıl derler?
Borç yiğidin kamçısı
Değil midir?

Kanka Bot
30-11-05, 11:04
Bir yıldız yağmuru ıslatır beni.
Düşerken damlalar o gül yüzüne...
Her damla gözyaşı sorarken seni,
Yıldızlar döşerim ayak izine.

Kuruyan dallara gözyaşı yürür...
Yapraklar titreşir yol verir dağlar.
Yıldız kümeleri yere dökülür,
Şehrayine döner karanlık yollar.

Artık ne gam keder ne acı ne dert...
Umutla yeşeren her mevsim bahar.
Ve gün gün ruhlarda büyüyen hasret,
Solgun yürekleri sonsuza boyar

Kanka Bot
30-11-05, 11:05
Acı Çekmeyi Sevdik


Bu son ayrılışımız olacak
Ellerimiz bir daha elveda
Diyerek ayrılmayacak
Canımız bir daha bu denli yanmayacak
Sözlerimiz anlamını yitirmeyecek
Gözlerimiz bir daha yalan söylemeyecek
Bir başka kalplerde
Yaşayacağız sevgimizi,
Bir daha asla birlikte
Olamayız Unutma bu son ayrılışımız
Biz hiçbir şeyin değerini bilmedik
Doğru dürüst sevmeyi bile beceremedik
Bir rüyaydı geldi geçti sadece...
Yaşamadığımızı farz et
Gerçek şu ki gönlüm
Şimdiden sana hasret.
Biz bitti dedik ama bitmedi
Ya kalplerimiz acaba onlar silebildi mi kalbinden sevgimizi?

Kanka Bot
30-11-05, 11:05
Acı Olur Ayrılık,Söz Olur

Söz olur sevgili uzaklaş aşktan,
Nederler sonra,ele güne karşı...
Söz olur sevgili kaç aşktan,
Ne kurtuluşu olur sonra,cümle alem...
Söz olur sevgili kapılma kalbine,
Dinleme onu!
Ne olur sonra,beraber olsak...
Ne olur aşkı yaşasak...
Çalıncada kapımızı ayrılık,
Ne olur sevgili,
Zor olur...

Kanka Bot
30-11-05, 11:06
Acılara İnat


Tüm acılara inat
Güneşe köprü kurdum
Islak gözbebeklerini yüreğimde kurutmak için
Yıldızlara merdiven uzattım
Karanlık gecende gözlerinde umut olmak için
Yel değirmeni oldum sisli sabahlarda
Acılarını yüreğimde öğütüp gülüşlerini görmek için.

Söz verdik yarınımıza, yenilmemeliydik katmerleşmiş acılarımıza
Kalbimizde gözyaşı ve keder olmuş müptela
Nasırlanmış yarınlarımız sanki ezayla cefa
İstemem onca sırtımda yük varken neşeyle sefa
Bin derdime bir gülüşün yeter oysa.

Hadi aç gözlerini hasta yatağında
Söz vermiştin bana ve hatırlasana
Ben toprak sen ise sevda tohumu
Yarınlarımıza ektik ölümsüz sevdayı ve umudu
Pes etmeyecektin sinsi acılarımıza
Zincirleri kırıp
Güneşli sabahlarda elele koşacaktık yarınlarımıza
Senle ben çok şey istemedik oysa
Geçmişteki acılarımızı kalbimizde unutmak
Gözyaşlarına inat delice sevdayı yaşamak.

Ağlama sen sevdiceğim;
Ben yaşadığın ve yaşayacağın tüm acıları
Kıl çuvallarına yükleyip geceden sabaha
Sırtımda taşıyıp
Güneşli sabahlarda avuçlarımda umutlar bıraktım yatağına
Tüm acılara inat
Yaşayacağımız güzel yarınlarımız varken
Beni sevdanın yetimliğini yaşatma
Hadi; aç gözlerini
Tut ellerimi delice sarıl bana...
Gözyaşlarına inat
Küçük mutluluklarında sev beni.

Kanka Bot
30-11-05, 11:07
Acının Olduğu Her Yerde
Çimenin yeşilinde
Göğün mavisinde arama beni
İlik meltemlerde bekleme kokumu
Uçan kuşa, gülen insanlarada sorma beni

Nerde ki bir gül kurumuş
Nerde ki yapraklar sararmiş
En ücra
En karanlik köşelerde bir firtina kasıp kasıp kavuruyor
Nerde kanadi kirik
Bir bacağı topal bir kuş yatıyor

Nerde bir insan ki gözlerinde ölüm parlıyor
İşte oralarda ara beni
İşte oralarda sor
Ben ki kurak topraklar gibi çatlak
Ben ki susuz nehirler gibi ölgün
Ve sarilamayan bir yara gibiyim
Ben acinin oldugu her yerdeyim

Kanka Bot
30-11-05, 11:39
Acıya Alışılmaz
Hangi çığlık bir çığ gibi yarıyorsa
gecenin gerilmiş karnını bu saatte
acı tükenip bitmiştir orada artık
çırılçıplaktır tarihin bu sayfası

Fiziğin armağan ettiği bu teller
keçeleştirirken cinsel organımı
haykırıyorum insan olduğumu
ve çatlatıyor alnımın en gergin teli

Kanka Bot
30-11-05, 12:12
Acıyla Erir,Yüzüne Aşık Çocuk
Acıyla Erir,Yüzüne Aşık Çocuk

Ne zaman yüzüne baksam
yalnızlığın o mutlu gerilimi
O öksüz göl hızla derinleşir
biliyorum,acılarım hiç bitmeyecek,bu öyle bir
yeşil
Ne zaman gözlerinin içine baksam,biliyorum
ikimizi de aşar,o kapının ardındaki masal
bense yüreğimin bu hallerinden korkar,kalırım
bir hız trenine bindirilmiş küçük bir çocuk gibi
geçip giden yüzlerine bakar kalırım
Ömrün kısalığı çarpar camlara
ateş hızla yayılır içerilere
Akşam olur,evler dolar boşalır
acıyla erir,yüzüne aşık çocuk
Ne zaman gözlerinin içine baksam,bliyorum
İkimizi de aşar,o kapının ardındaki masal

Kanka Bot
30-11-05, 13:08
Adam Olmak
çevrende herkes şaşırsa bunu da senden bilse
sen aklı başında kalabilirsen eğer
herkes senden kuşku duyarken hem kuşkuya
yer bırakır
hem kendine güvenebilirsen eğer
bekleyebilirsen usanmadan
yalanla karşılık vermezsen yalana
kendini evliya sanmadan
kin tutmayabilirsen kin tutana

düşlere kapılmadan düş kurabilir
yolunu saptırmadan düşünebilirsen eğer
ne kazandım diye sevinir,ne yıkıldım diye yerinir
ikisine de vermeyebilirsen eğer
söylediğin gerçeği büken düzenbaz
kandırabilir diye safları dert edinmezsen
ömür verdiğin işler bozulsada yılmaz
koyulabilirsen işe yeniden

döküp ortaya varını yoğunu
bir yazı turada yitirsen bile
yitirdiklerini dolamaksızın dile
baştan tutabilirsen yolunu
yüreğine sinirine dayan diyecek
direncinden başka şeyinkalmasa da herkesin
bırakıp gittiği noktaya
sen dayanabilirsen tek

herkesle düşüp kalkar erdemli kalabilirsen
unutmayabilirsen halkı krallarla gezerken
dostta düşman da incitmezse seni
ne küçümser ne de büyültürsen çevreni
her saatin her dakikasına
emeğini katarsan hakçasına
her şeyiyle dünya önüne serilir.
üstelik oğlum adam oldun demektir.

Kanka Bot
30-11-05, 13:15
Adı Bende Gizli Sevgilim


Gözlerine bakıp unuttuğum dünyaları,
Benden bi-haber sevgilim...
Nasılsa gökyüzü,maviyse yani..
Sen de kaybetme doğallığını,
Nasılsa sevgi,büyükse gayet..
Sende tertemiz tut,kirletme kalbi..
Sende bir beni sev,
Başka gözlerden bi-haber sevgilim..
Nasılsa benim sevgim,büyükse yahut...

Kanka Bot
30-11-05, 13:23
Umarsız yolların düş sakinleri
Çınar altı konaklar her bahar vakti
Sönmüş yıldızları fırsat bilip
Dertleşirler meltem rüzgarları gibi
İçimde kilometrelerce üzgün düşler
Hasat zamanını hasretle bekler
Belki de canımdaki acı bu
Söz ister her akşam kalbim seni ister
Boşluğunu dolduramaz hiçbir saadet
Yıldıramaz beni kederlerim azıcık sabret
Ağlamak mı dersin yoksa gülmek mi
Göçüp gittiğimde kalbinde hep beni yad et
Kapımda soğuk ayaz akşamlar
Odamda sonbahar kokusu var
Yitirilmiş sessiz sedasız anlık duygular
Çalıyor bedenimden gel ruhumu sar
Ey gelmişine yandığım uçsuz bucaklar
Kim silebilir kaderimi şaşarım
Alt etmişim hayatımı dolar taşarım
Hani dilinin ucuna gelir takılır ya
Hani gözlerin bakmaya kıyamaz ya
İşte öyle bir adam yaşar sol yanımda
Kum saati gibi tükenen ömrümü
Sil baştan alıp geriye saramıyorum ki
ADI YOK bu şiirin anlatamıyorum ki.

Kanka Bot
30-11-05, 13:27
Adimla nasil berabersem
hacet yok hatirlatmasina seni hatiralarin
bir dakika bile cikmiyorsun aklimdan
kosar gibi yuruyusun
karanlikta bir isik gibi aydinlik gulusun
hacet yok hatirlatmasina seni hatiralarin
uzak uzak yildizlarla cevrilmis kainatin
karanlik bosluklarinda akip giderken zaman

adimla nasil berabersem oylece beraberiz
seninle her saat seninle her dakika seninle her saniye
gonlumuz mutluluga inanmis olmanin gururuyla rahat
koltugumuzun altinda birer dinamit gibi kellemiz
ve sonra her zaman her olumuyle
ayni sartlar altinda kismet olmiyan
gercekleri gormenin aydinligi alinlarimizda

hacet yok hatirlatmasina seni hatiralarin
sen bana kalbim kadar elim kadar yakinsin.

Kanka Bot
30-11-05, 13:27
Adını Sevgi Koydum
adını sevgi koydum bu yalancı baharın
bu yalancı gülün adı da aynı
yağmurlar dokunuyor ya saçlarıma yalan
hani üşüdüm dedim ya yalan
ne ellerin dokusun elime
ne gözlerin gözlerime
adını sevgi koydum bu yalancı baharın
boş ver yalan olsa da yaşayalım işte..



Adsız Çiçek
Dağlar göğe değer mi
Deniz sesimi duyarmı sizce
Gökyüzü konuşurmu benimle
Dinlermi anlatsam seni
Bıkmadan usanmadan anlatsam
Hüzünlüyüm duyuyormusun hüzünlüyüm
Adsız çiçek koydum adını
Yıldızlara erişemeyen,
Rüzgarda dans etmeye korkan adsız bir çiçeksin
İşte o sensin...

Kanka Bot
30-11-05, 13:28
Affet Aşkım
Biliyor musun;
Bu sabah ellisinde
Bir adam
Olarak gözümü açtım…
Sanki sabahı ilk görüyor
Ve bir yerlerde
Seni arıyordum.
Nedense sensizliğim
İçimde çığ gibi büyüyor.
Oysa dün gece
Seni içmiştim…
Boynum büküktü sanki,
Ellerim titriyor,
Gözümde iki damla yaş
Seni anlatıyordu.
Affet Aşkım…
Büyüsü bozulmamış
Deli sevdalarım tuttu gene.
Yıktım hatıraları bir bir
Çamlıca mehtaplarında.
İçim burkuk aşkım
Yüreğim sanki
Yangınlarda.
Şu göğsüm yırtılsa;
İçine seni koysalar tümden.
Affet Aşkım…
Zamanı paramparça ettim
Uzlaşmayan delikanlılığımda.
Oysa firarlarım vardı
Zamandan ve senden.
Neden bir yanım yıkılmış
Diğer yanım hala direniyor.
Neydi sebepsiz rüzgarlara
Atılımım…
Aradığım neydi?
Bilirsin sevda dedin mi
Celcus gibi olurum.
İçimde binlercesi
Sevda anlatılarının…
Affet Aşkım…
Ben sensizliğin deli boranı
Ben bir deli sevdanın
Yanlız çobanı…
İçim üşüyor aşkım
Sarsana yüreğimi,
Ve atsana içindeki gülleri,
Birbir yaprakları düşsün
O sen gibi yüreğime…
Affet Aşkım…
Bilmem kaç yıl sakladım
Sevmeyi haykırışı
Ve bilmem kaç yıl sustum.
Şimdi azgın sular gibi
Kabına sığmaz ,
Suyu abu hayat gibi
Koşuyorum sana.
Açsana kolarını,
Sarsılsın yüreciğin
Titremelere ulaşsın bedenin.
Sadece birkaç adım ötende
SEVDAN geliyor…

Kanka Bot
30-11-05, 13:30
Affetmem Seni
Yıllardır neredeydin,
aramadın bir kere.
Affetmem seni asla,
Hiç yalvarma boş yere.

Gecelere sığındım,
ben yalnız kaldığımda.
Hayalin yanımdaydı,
sense başka kollarda.

Çık git benim dünyamdan,
bırak kendi halime.
Ben sensiz de mutluyum,
geçmişte ki mazimle.

Kanka Bot
30-11-05, 13:44
Ağaç Gözlüm


Duaların sana diz çökmüşse
Umudum sana andiçmişse
Bitmeyen şiirimsin artık
Ağaç gözlüm
Yüreğime kilit attım seni
Çıkma düşüncemden
Gözlerin ya beni öldürecek
Yada ne zaman güldürecek
Bu ağaç benim
Bugün bir yağmur geçti buradan
Sevda yüklü
Ağaç gözlümü ben sularken

Kanka Bot
05-12-05, 16:11
Yoksun... belki hiç olmadın...
belki ben seni düşüncelerimde yarattım...
belki ben sen yüreğimde yarattım...
belki ben seni sevdam için yarattım...
Varlığına alışamamıştım ki yaşadığım yokluğuna alışayım...
Yokluğunda bulmamıştım ki ben seni varlığında unutayım...
Bir nefeslik sigara gibiydi yaşanmışlıklar... Sigara gibiydin, her nefeste bitiyor ve bittikçe içime işliyordun... işlendikçe nakışın ipliği bu kadar kaliteli seçmenin anlamı ne diye düşünüyordum? Ben seçiyordum, ben işliyordum ve ben ikilemde kalıyordum. Seni ben yarattıysam neden seni ben ortadan kaldırmak istiyordum? Yarattığım, uğruna çaba verdiğim bir şeyi neden ortadan kaldırmak istiyordum ki!!! Ortadan kalkmamak için mi? Korku mu yoksa hissettiğim, tükenme korkusumu? Beni tüketebilir miydin? Bunu sen mi yapardın yoksa seni yaratan ben mi?

Bu kadar soru yüklüysem sana karşı, o zaman nasıl yok olabilirsin?
Bu kadar açmazdayken sana karşı, o zaman nasıl var oldun?
Ben sigara içmeyi öğrenemedim, bu yaşıma kadar...
Ben insan sevmeyi öğrendim , bu yaşıma kadar...
Ben sigara içemedim...
Ben aşık olamadım....
Ben kendi hodbinliğimde sevgiyi yaşadım... ben yarattım, ben tükettim...

ben......

ben......

ben......

Ben tükeniyorum.......

Kanka Bot
05-12-05, 16:12
Batış

Güneştir düşen turuncusunda menekşeler sunarım
Gece artık hiç dönülmeyecek yerlerdeki o sevgiliye
Çocuklara kekik toplıyan o sevgiliye
Bir kekik uzatan çocuk anne deyince
Deniz dibinden çatı çeken
Çocuk üstüne arkadaş üstüne

Güneştir düşen yeşilinde bir yüz döner
Değişmiyen o gençliğiyle sevgili
Ölümden sonraki kurtulma gibi
Döner döner de gelir karşıma
Deniz dibinden cıkan ahtapot ölüleri
Eski utanmaları çeker su yüzüne

Güneştir kırmızı ve ben en çömezi bir rengin
Altın hatıralar hükümetinin
Bitmeyen sultanı o sevgiliye adanmış
Soy utanc soy anış soy sevgi
Gel artmaz azalmaz ey sevgi

Kanka Bot
05-12-05, 16:34
Bu kadar çok sevmek benim neyime
Yıllırdır sevdidme ne oldu
Bir defa daha, sevsemde! ne olacak
Benim Neyimeymiş
Bu kadar çok sevmek, Beni hiç anlamadın
Hele hele sana olan sevgimi

Kendimi bensana emant ettim
Suçumu bağışla birtanem
Kimse anlamıyor derdimden
Senin hasretini duyduğum derinden.

Bir kere olsun Halimi sormadın benim
Gecler boyu hep ben ağladım
Hep ben üzüldüm BU sevda' da
Kör Olsun Kör Olsun Bu sevdanın Gözü Kör Olsun

Kanka Bot
05-12-05, 16:35
Herşey aklıma gelirdide
Ayrılacağmız gelmezdi
Ölümün kapıyı çalacağını bilemezdim
Ayrılığın çalacağını bilemezdim

Gözlerinin güldüğünü biliyordum
Bir gün ağlayacağını Bilemezdim
Her yanım mutluluk doluydu
Gecelerimin hüzünlü olduğunu düşünmemiştin.

Gecelerimin kahredeceğini
Bilemezdim
Ağlamayı bitirirken ben
Hıçkırığa boğulacağımı Bilemezdim

SON SÖZÜM

Bebeğim Derdin. Gülüm Derdin
Aşkı, Bitanem Derdim
En çokta sevgilim derdin
ŞİMDİ İSE
VİCDANSIZ DERİM

Kanka Bot
05-12-05, 16:36
Sevipte sevilmemek ne kadar zoruma gidiyor
Bu gece ben de ağlıyorum özlediğim aşkım için
Özlemek ne kadar zor, bunu öğrenmek için
Bir bana birde sevenlere sor..

Sevipte ayrı olduğun aşkıma
Sevipte sevilmeyenler için
Bu gece şarkı söylüyorum

Sen benim sevgimi, iç ama hiç anlamadın.
Anlamak İstemedin
Bundan sonra hiç hiç anlamı yok. anlamsız
Anlamakta istemezsin.
Sen sevmek nedir, Aşk nedir ? Hiç bilmezsin
Aşk insanlara neler yaptırır bilemezsin....
GÜLÜM

Kanka Bot
05-12-05, 16:37
Yapma Dur Gitme
Beni Terk ETme

Ziyan Olur sonra
Aşkıma bana sana

Gidiyorum artık
Peşimden gelme
İstememiştim bende
Ah üzülme

Son defa ellerim eline kaçtı
Bu sen defa gözlerim gözlerine baktı
Ah bittim ben tanrım
Yüreğim yandı
Kalbime hançer vurup gitti.

Sus konuşma dinlemem artık
Ben sevgimi yitirdim artık
Kıydılar bize bizim sevgimize
Ağlama ne olur yanlız sen artık

Kanka Bot
05-12-05, 16:37
KİMSE SEN DEĞİLMİŞ

Kimseye söyleme kimseye
Aşkımızı kimseye söyleme
Gel giyemem ki sana
Yediremem ki gururuma
Elveda derken susmasaydın

Geç anladım değerini
Ellerini belemdiki değerini
Yüzüm yok gelmeye sana
Bilirim geri gelmezsin
Kimse sen değilmiş
Olamazmışta

Her sabah Bir gül bırakıp gittin ya baş ucuma
Hasret kaldım sevgilim
Bir gül Yaprağına.

Yapma bunu bana
Yürek dayanmazki sana
O an gelirsem aklına
Boğulurum Hıçkırıklara

Kanka Bot
05-12-05, 16:38
Sevmiştim seni söyle
Beni niye aldattın niye
Madem sevmiyordun niye gururumla oynadın
Söyleyecek sözün yoksa geçtik.
Daha fazla gururumla oynama
oyuncak değilim birtanem
Geçti gitti gözüm görmesin senin gibi birini

Bende sevmiştim seni ama
Sevgimi hiç anlatamadım
İhanet etmiş sanmıştım aşkıma
ama çok geç anlamışım
Ayrılsak bile bitanem yine de seni severim
Başkasını sevmem imkansız

Ben
Senin gibi bende çok sevmiştim
Bana yaptıklarına karşılık nasıl dönerim
sana nasıl birtanem

Kanka Bot
05-12-05, 16:39
SENİ SÖYLÜYOR

senden başkasını anlayamıyorum
gönlüme anlatamıyorum
ama seni kimseyle karşılaştıramıyorum,
aynı kefeye koyamıyorum
seni kıskanıyorum,
seni çok ama çok seviyorum
sığmıyor senin sevgin dağlara,
taşlara ve de dünyalara
ufukta güneşi, semada ayı görsem seni sanıyorum,
sen diye bakıyorum
dedim ya seni çok ama çok seviyorum
ve de kıskanıyorum
tutuşuyor sinemin en değerli düşleri,
niçin diye sorsam, yüreğime
seni söylüyor, seni mırıldanıyor ve de seni kıskanıyor
sönmez, bir alevi kim söndürebilir ki, kim su serpebilir ki
seni söylüyor yüreğim, seni tarif ediyor ve de seni gösteriyor
taş yüreği kim ufalayabilir ki, kim savurabilir ki
seni söylüyor yüreğim, seni ama seni söylüyor
sunsa da efkârlı düşlerim senin en güzel anılarını,
fayda etmiyor, gönlüm seni ama seni istiyor
sinem seni saklamak,
seninle avunmak, sana âşık olmak,
seni kıskanmak istiyor
en güzel, en değerli, en yaşatılır,
sevgi ve de mutluluk olsa gerek
seni tablo gibi yaşatmak, sanal olsa da,
sen olmayınca teselliye çare belki
ama seni sevmek, sevginle avunmak, yanında olmak,
sonsuz zamanla seninle olmak
en güzel, en kayda değer, en muhteşem, yarası aşkın,
merhemi varlığın olsa gerek…

Kanka Bot
05-12-05, 16:39
KOPAMAM SENDEN

Sanki Dağlar yıkıldı
Üstüme çöktü dünya
O an ölmek istediğim
Sevmiyorum dedin ya
Oysa nasıl sevmiştim
Nasılda bağlanmıştım
Şu kısacık ömrümü
ömrüne adamıştım
Unut demek çok kolay
Gel de bana sor birde
Sanki sevdam kazınarak
yazılmış yüreğime
Gitme Gİtme
Ayrılma Benden
Gitme Gitme
KOPAMAM SENDEN

Kanka Bot
05-12-05, 16:40
Ayrılık diye bir şey yok.
Bu bizim yalanımız.
Sevmek var aslında, özlemek var, beklemek var.
Şimdi neredesin? Ne yapıyorsun?



Özleme bir diyeceğim yok.
O kömür kırıntıları arasında parlayan bir cam parçası.
O nefes alışı sevgimizin, kavuşmalarımızın anlamı.
O tek güzel yönü bekleyişlerimizin.



Verdiğin bütün acılara dayanıyorsam;
Seni özlediğim içindir.
Beklemenin korkunç zehri öldürmüyorsa beni;
Seni özlediğim içindir.
Yaşıyorsam; içimde umut varsa,
Yine seni özlediğim içindir.



Beni kör kuyularda merdivensiz bıraktın,
Denizler ortasında bak yelkensiz bıraktın,
Öylesine yıktın ki bütün inançlarımı;
Beni bensiz bıraktın; beni sensiz bıraktın.



Kucağımda bir yığın
Meyvası ayrılığın,
Ben yine geleceğim
Benim küçük meleğim.



Bırakma beni sevdiğim
Gidişine dayanamam
Hasret gözyaşlarımla
Kendimi avutamam



Ben senin en çok gözlerini sevdim
Kâh çocukça mavi, kâh inadına yeşil
Aydınlıklar, esenlikler, mutluluklar
Hiç biri gözlerin kadar anlamlı değil



Ben seni sevdim mi? Sevdim, kime ne
Tuttum, ta içime oturttum seni
Aldım, okşadım saçlarını, öptüm
İçtim yudum yudum güzelliğini



Ölme diyorsan; gitme kal öyleyse
Sarıl sımsıkı, tenim ol, beni bırakma
Hadi gel, tut ellerimi, benimle yan
Benimle meydan oku her çaresizliğe



Ne güzel ellerin var incecik
Ne güzel saçların var sapsarı
Anlasana o yalansız gözleri
Düşündükçe baştanbaşa özlem kesiliyorum



Bu engeller bana göre değil oysa
Ben bu dağları aşarım
Geçerim bu denizleri, korkma
İşte düştüm yollara
Dur, bekle beni, geliyorum



Bütün sevgililer, dostlar gitti
Bir sen kaldın kadınım beni terketmeyen
Batan gemilerin kaptanları gibi
Denizlerin ortasında ölümü bekleyen.



Özledim sesini ne olur konuş
Bir gül açtır zamanların ötesinden
Karanlıklar içindeyim, kapkarayım bugün gel
Gök mavisinden, deniz mavisinden
Bana bir şarkı söyle



İste ayrılık bu; hiç beklemediğimiz...
O ikiz kardeşi ölümün.
Anlıyorum bir daha görüşemeyeceğiz
Sakın ağlama ve bir şey söyleme bana
İnsan ayrılırken bile büyük olmalı.



Seni alıp uzaklara giden otobüs
Benim üzerimden geçer hışımla
Devrilir, bakakalırım ardından
Bir sel gibi akan gözyaşımda...



Artık ne yapsam boş, teselliler faydasız
Karanlık gitgide en derinlere çeker beni
Çaresiz, bütün sokaklarında bu şehrin
Böyle perişan beklerim dönmeni

Kanka Bot
05-12-05, 16:41
Sensizliğin İlk Sabahı

Bu sabah hüzünlüyüm, dokunsalar ağlarım..
Kalbim acılarla dolu, yokluğunun ilk sabahında..
Unutmuşum saatleri, zamanlar durmuş senin için..
Gidişine sabahlar bile isyan etti....
Sensiz güneşler bile doğmuyor, gözlerimde..
Zaman acımasız, zaman hain....
Bir sözünle güneşler batırmışsın, sabahlarımda..
Atmış gitmişsin beni bir köşeye..
Yokluğun bana doyar, ben yokluğuna susamışım..
Aklıma geldiğinde yudum yudum tükenirim..
Yokluğunun ilk sabahında...
Bir gün gelir bende çekip giderim sevginden..
Ama ozamana kadar bin kere ölürüm..
Bin kere dar ağacına asarım duygularımı..
Ama yinede fayda vermez, isyan ederim kaderime..
Dudaklarım boykot etmiş adını , zamansız..
Matemini dalga dalga yazarım gecelerime..
Gözlerim seni ağlar, ellerim seni yazar..
Ben çeker giderim hayatından, sen kalırsın o şehirde..
O şehirde insanlar çabuk unutulur, çabuk biter sevgiler..
İçeceğim yokluğuna , bu gece nöbet nöbet..
Lanet olsun bu karşılıksız sevdalarıma..
Lanet olsun beni hiç sevmemişliğine....
Benim olmayacağını bilerek yazacağım..
Ve benim hiç olmadığına içeceğim..
Vaad edeceğim bir şey yok sana benden başka..
Ama sen beni anlamadın istemedin asla...
Uzaklarda ışık var ama senin ışığına benzemez..
Öyle bir ateş yaktın ki bende yazmakla bitmez..
Sen beni aramazsın, özlemezsin biliyorum..
Ben seni esen yellerden bile soruyorum...
Öyle bir şarkı olsa ki seni anlatmasa..
Öyle bir şiir olsa ki seni yazmasa..
Öyle bir gün olsa ki senle doğmasa..
Çeylan gözlüm, yokluğunun ilk sabahında..
Sana hasretim sarılmasa

Kanka Bot
05-12-05, 16:41
çok sewdim bir zamanlar

--------------------------------------------------------------------------------

Cok sevdim bir zamanlar, seviyorum yine de
Alıp başımı gitmeyi yollar boyunca
Seyretmek bir bozkır akşamını camından bir otobüsün
Masal şehirlerini geçerken hızla

Çok sevdim bir zamanlar, seviyorum yine de
Ürpertili, sımsıcak tenini kadınların
Salmak serin sulara gövdemi
Düşüp gitmek ardına şiirin ve aşkın

Çok sevdim bir zamanlar, seviyorum yine de
Varolduğumu düşünmeyi, ürpererek..
Karanlık bir odada küçük bir çocuk gibi
Yağmurdan ve yalnızlıktan ürperek

Çok sevdim bir zamanlar, seviyorum yine de
Düşüncemi geniş ve sonsuz olanla birleştirmeyi
Hırçın ve ele geçmezce atılgan
Uysal ve usulcacık benim olan şeyi...

Çok sevdim bir zamanlar, seviyorum yine de
Ve hep seveceğim beynim ve tenim varoldukça bu dünyada
Pırıl pırıl olani, her zaman bir güz diriliğinde
Değişmez ve değişken olanı sonsuzca...

Kanka Bot
05-12-05, 16:42
Uykuların kaçar geceleri, bir türlü sabah olmayı bilmez.
Dikilir gözlerin tavanda bir noktaya,
Deli eden bir uğultudur başlar kulaklarında
Ne çarşaf halden anlar ne yastık.
Girmez pencerelerden beklediğin o aydınlık.
Onun unutamadığın hayali,
Sigaradan derin bir nefes çekmişçesine dolar içine.
Kapanır yatağına çaresizliğine ağlarsın.
Sevmek ne imiş bir gün anlarsın.

Bir gün anlarsın aslında her şeyin boş olduğunu.
Şerefin, faziletin, iyiliğin, güzelliğin.
Gün gelir de sesini bir kerecik duyabilmek için,
Vurursun başını soğuk taş duvarlara.
Büyür gitgide incinmişliğin kırılmışlığın.
Duyarsın,
Ta derinden acısını, çaresiz kalmışlığın.
Sevmek ne imiş bir gün anlarsın.

Bir gün anlarsın ne işe yaradığını ellerinin.
Niçin yaratıldığını.
Bu iğrenç dünyaya neden geldiğini.
Uzun uzun seyredersin aynalarda güzelliğini.
Boşuna geçip giden günlerine yanarsın.
Dolar gözlerin, için burkulur.
Sevmek ne imiş bir gün anlarsın.

Bir gün anlarsın tadını sevilen dudakların.
Sevilen gözlerin erişilmezliğini.
O hiç beklenmeyen saat geldi mi?
Düşer saçların önüne, ama bembeyaz.
Uzanır, gökyüzüne ellerin.
Ama çaresiz,
Ama yorgun,
Ama bitkin.
Bir zaman geçmiş günlerin hayaline dalarsın.
Sonra dizilir birbiri ardına gerçekler, acı.
Sevmek ne imiş bir gün anlarsın.

Bir gün anlarsın hayal kurmayı;
Beklemeyi, ümit etmeyi.
Bir kirli gömlek gibi çıkarıp atasın gelir
Bütün vücudunu saran o korkunç geceyi.
Lanet edersin yaşadığına...
Maziden ne kalmışsa yırtar atarsın.
O zaman bir çiçek büyür kabrimde, kendiliğinden.
Seni sevdiğimi işte o gün anlarsın.

Kanka Bot
05-12-05, 16:46
Aşkımdan armağan her satır sana
Maziyi yeniden yaşatsın sana
Nasıl sevdiğimi anlatsın sana
Sana bir sitem var her bir sözümde..



Bu gece dokunsalar ağlayacağım
Bu gece bağrıma taş basacağım
Bu gece sen konuş ben susacağım
Bu gece gidiyorsun çıldıracağım



Bu nasıl ayrılık, bu nasıl veda
Gözleri kal diyor dudakları git
Bakışın anahtar gözlerin kilit
Ellerin aç diyor dudakların git



Ayrılık dönüşü olmayan nehir
Yalnızlık yıkılmış bomboş bir şehir
Kaç sevda kül oldu böyle kimbilir
Gözyaşın kal diyor dudakların git



Gidersem bir daha dönmeyeceğim
Kalırsam kalbime yenilmeyeceğim
Çözemedim seni çıldıracağım
Gözlerin kal diyor dudakların git




Duvardan insin mi resimlerimiz
Yabancı olsun mu isimlerimiz
Ya o deli dolu gecelerimiz
Anılar kal diyor dudakların git





Ömrümün en güzel senelerini
Alıpta gittiniz bu şehir ve sen
Gönlümün en masum ümitlerini
Çalıpta gittiniz bu şehir ve sen




Döktüğüm yaşlara aldırmadınız
Giden gençliğime acımadınız
Düştüğüm yerlerden kaldırmadınız
Beni iyi tanır bu kaldırımlar
Bu kuytu köşeler bu taş sokaklar
Sizlerden bir ömür alacağım var




Unuttun mu diye sorma
Unutamam ceren gözlüm
Sitem edip gönül kırma
Dayanamam ceren gözlüm




Sen ufkuma doğan güneş
Sen gönlüme düşen ateş
Burcum bile burcuna eş
Bahtımdaki uğurumsun
Gönlümdeki gururumsun
Sen yarınım..umudumsun.




Seni yazdım hayatıma
Gönlümün her sayfasına
İnan senden başkasına
Sarılamam dayanamam



Islanırsa eğer gözün
Yüreğime çöker hüzün
Ne olursun gülsün yüzün
Sen gözümde tüten duman
Sen vardığım en son liman
Sen Tanrı'mdan bir armağan
Sini unutmam ceren gözlüm



Aldattılar
Ümitlerimi, hayallerimi
Özlemleri, düşlerimi
Parça parça
Kopardılar! ..
Sonra unutulduğuma inandım
Sevdiğimden ayırdılar.



Kendilerini hep "çok" bizi hep "yok" saydılar.
Ve sonra kuyruklu bir yıldız gibi kaydılar, kayboldular..



Kimbilir ne kadar güzelsin bugün
Benden uzaklarda doğum gününde
Hatırla ne kadar mutluyduk canım
Seninle geçen yıl doğum gününde



Kim derdi sonu bu öyle bir aşkın
Belki kurumuştur çoktan gözyaşın
Kutlu olsun sana bu yeni yaşın
Bana da sensizlik doğum gününde

Kanka Bot
05-12-05, 16:46
Benim için bir mum yaktın mı bilmem
Camlardan yollara baktın mı bilmem
Ah burada olsa dedin mi bilmem
Yoksa unuttun mu doğum gününde



Kimbilir kiminle kesildi pasta
Bir dilim düşmez mi bu eski dosta
Sen sevinç içinde ben ise yasta
Senden uzaklarda doğum gününde




Elbette kuş olup gelmek isterdim
Ben de yanağından öpmek isterdim
Seni bir kez daha görmek isterdim
Alkışlar içinde doğum gününde




Aylar var görmeyeli
Değmez elime eli
Uzakta bir sevgili
Bir o ağlar bir de ben




Çatlamış sabır taşım
Bir alev her gözyaşım
Ah benim dertli başım
Bir o döner bir de ben
Bu aşkın tek gerçeği
Asla yok geleceği
Yüreğim kan çiçeği
Bir o kanar bir de ben.



Al götür eskici kalbimi benim
Neyim var neyim yok sorma bir daha
Gözümde yaşlardır birtek servetim
Acıyıp yüzüme bakma bir daha!



Baharda gelmedin yazda gelseydin
Ah benim hazanım eylül bakışlım
Nasıl sevdiğimi sen de bilseydin
Ah benim hazanım eylül bakışlım



Kaç gece terk ettim kaç sabah koştum
Seninle doluydum sensiz bomboştum
Geç olsa da aşkı sende bulmuştum
Kaderimi baştan çizemez miydin
Bu kördüğümü sen çözemez miydin
Daha önceleri gelemez miydin
Ah benim hazanım eylül bakışlım..



Kalbim sarıl diyor aklımsa bırak
Gönlüm hep seninle ellerim uzak
Sen yolun başında ben de son durak




Benim bu sevdada ne işim vardı
Kalbimi eline vermeyecektim
Yansam da ölsem de aşkınla senin
Seni seviyorum demeyecektim
Yoluna ömrümü sermeyecektim



Ne verdin sen bana hasretten başka
Yanında çektiğim gurbetten başka
Kim olsa yanardı böyle bir aşka
Gölgeni dünyama yasaklasaydım
Keşke bu sevgiyi hep saklasaydım
Kalbimi elimle bıçaklasaydım
İnan böyle acı çekmeyecektim



Yağmurlar yağmaya görsün
Meyhanelerde cümbüş
Sen orada kimleri görürsün
Ben gibi sevdaya tutulmuş



Senden uzakta seni yaşadım
Maziye yeniden daldım bu gece
Acı bir pişmanlık sardı içimi
İçmeden bir başka oldum bu gece



Seni düşündükçe başka kollarda
Kadehim kırıldı avuçlarımda
Sana dur demeyen gururumu da
Ayaklar altına aldım işte yine ben



Bensiz ne haldesin şimdi kimbilir
Sen yoksun bu hayat nasıl çekilir
Gözümde canlanır anılar bir bir
Resmini bin defa öperim yetmez



Denize dökülen bir ırmak gibi
Öyle ak içime öylesine dol
Yarına açılan bir yaprak gibi
Unuttur mazimi geleceğim ol

Kanka Bot
05-12-05, 16:48
Hasretin yerini müjdeler alsın
Bırakta mutluluk kapımı çalsın
Bütün acılarım dünlerde kalsın
Unuttur maziyi unuttur gülüm

Yorgunum yıllardır hep beklemekten
Yorgunum gönlüme sabır ekmekten
Kurtar artık beni hasret çekmekten
Bir ömür boyunca seveceğim ol.


Madem ki içinde o ateş söndü
Bir daha yakmadan gidebilirsin
Aklımda kalmasın bu son bakışlar
Yıllardır verdiğin kederi görme
Üstüme yıktığın kaderi görme
Ömrümden çaldığın günleri görme
Beni de görmeden gidebilirsin


Demek ben suçluyum bir tek sen haklı
Ben zalim bir düşman sense zavallı
En güzeli alıp beni asmalı
Beni affetmedin affetmiyceksin


Zorlama kendini veda etmeye
Zorlama gözünden yaşlar dökmeye
Mecbur değilsin birşey demeye
Hiç bir şey demeden gidebilirsin..


Seninde gözlerin ıslanır bir gün
Hele bir ümidin kırılsın da gör
Ne yaşama arzun ne aşkın kalır
Kurduğun hayaller yıkılsın da gör


Dumansız bir yangın başlar
Amansız bir deprem kopar
Yıkılır kalırsın bir dağ olsan da
Hele bir sevdiğin terketsin de gör
Bu koca dünyayı yakasın gelir
Eski resimleri yırtasın gelir
Bütün aynaları kırasın gelir
Sırtına bir hançer vurulsun da gör


Adımın önünde adın yazılı
Resmimin yanında resmin basılı
Sabrım sabıkalı, sevdam azılı
Hasretin kanıma girdi girecek


Hangi mahkum çekmiş böyle işkence
Asmalı mı dersin bu kalbi sence
Ne gündüzüm gündüz ne gecem gece
Sensizlik kanıma girdi girecek


Aldığım her nefes sana yazılı
Korkarım ki sensiz ömrüm sayılı
Yüreğim tutuklu gönlüm cezalı
Hasretin kanıma girdi girecek.



Sevmeyi bilemedin
Sevilmeye hakkın yok
Gün sayıp beklemedin
Özlenmeye hakkın yok!
Sevdamla coşmadın ki
Dağ deniz aşmadın ki
Umutla koşmadın ki
Kavuşmaya hakkın yok!


Aşk nedir bilmedin ki
Sevildin sevmedin ki
Mutluluk vermedin ki
Mutluluğa hakkın yok!
Hani bazı günler küsmüyor musun
İçimden dünyayı yıkmak geliyor
Duvarlar misali susmuyor musun
İçimden dünyayı yakmak geliyor


Dünyalar bir yanda aşkım bir yanda
Zaman kısalıyor senin yanında
Geç kaldım gidelim dediğin anda
İçimden saati kırmak geliyor

Unutulmaz anları vardır hayatın
Islak kirpiklere takılıp kalan
Zamana meydan okuyan
Biz de öylesine yaşadık seninle
Öylesine sevdik


Kahır dolu rüzgarlar esiyor içimde
Yıkılıp kalıyorum bu sağır akşamlarda
Beni sensizliğe nikahladılar
Yenildim duygularıma
Yenildim gururuma ağlayamadım
Şimdi sanadır bu ağlayışım

Kanka Bot
05-12-05, 16:49
Gözümde dağlar gibi büyüyor hasretin
Gelip gelip özlemin doluyor içime
Yokluğunda şair kesildi gönlüm



Oysa nelere katlandı bu gönül
Ne acılarla halay çekti bu yürek
Ne ihanetlere gülüp-geçti bu gözler
Bir yokluğuna alışamadım
Bir de sensiz bu akşamlara
Unutamam demiştin giderken bana
Ben de unutamadım



Biliyorum şimdi saçlarını yaban eller okşuyor
Gözlerine başka gözler gülüyor
Gözlerin ki gördüğüm gözlerin en güzeliydi
Varsın adı hasret olsun artık bu sevdanın
Varsın sonu ayrılık olsun bu romanın
Bitmedi bitmeyecek bu şarkım
Nerede olursan ol
Kiminle olursan ol



Yanındayken bile özlerdim seni
Şimdi içimde bir başka yangın
Şimdi gözlerimde en ıslak bakışın
Ölmek kaderde var biliyorum
Herşeyin sonu yakın



Ama sen de bil ki
Yağmurlarca sevdim seni
Yağmurlarca sana yandım
Hatırla derya gözlüm
HATIRLA AŞKIM..



Seninle zamanların en ölmezini yaşamıştık
En büyük çemberini çizmiştik mutluluğun
En geniş açılarına aşkı taşımıştık beraberce
Hatırlar mısın?



Yağmurlar yağdırmıştık en kurak mevsimlerde
Boy boy umutlar yeşertmiştik içimizde
O ne özlemlerdi gizlediğimiz
Ey sevgili nerdesin?



Sen bensiz ben sensiz az mı ağladık
Az mı kaçtık gölgesinden ayrılığın?
Tanrıya kaç geceler avuç açtık
Hatırlar mısın?



Bulut gibi gözlerin
Ha yağdı ha yağacak
Kurşun gibi sözlerin
Ha vurdu ha vuracak
Öyle gelme üstüme
Dağlar çökmüş içime
Baksana şu kalbime
Ha durdu ha duracak



En iyi dostumdur yabancım değil
Bu yalnızlık benim ikiz kardeşim
En acı gerçeğim yalancım değil
Bu ayrılık benim ikiz kardeşim...



Yüreğinin çöllerine,
Nehir oldum inanmadın.
Saçlarının tellerine,
Esir oldum inanmadın.
İnanmadın ne yapayım,
Sensizlikmiş senden payım.
Sevdim seni inanmadın.



Sen kavgamın tek galibi,
Sen gönlümün tek sahibi.
Sana uysal çocuk gibi,
Teslim oldum inanmadın.
İnanmadın ne yapayım,
Sensizlikmiş senden payım.
Sevdim seni inanmadın.



Yere serdim onurumu,
Hiçe saydım gururumu.
Kucakladım umudumu,
Koştum sana inanmadın.
Yasak koydum şu gönlüme,
Ne geçti ki ah elime.
Bağlanmak mı ne kelime,
Öldüm sana inanmadın.



Artık gidebilirsin gideceğin yere
Sana kal diyemem
son ümit senden olsun
Senden olsun son pişmanlık
Bil ki hayır diyemem..



Her masal gibi bitti bugün
O kısacık mutluluğumuz
Belki yalandı
Belki yalan gibi bir şey
Seninle mesut oluşumuz



Şimdi ellerini görüyorum boşlukta çaresiz
Gözlerini görüyorum en acı hüzünlerle dolu
Oysa
Ne kadar yalvarsan da
Ne kadar ağlasan da
Artık evet diyemem
İnsanlar kendi çizer kaderlerini
Seni affedemem...

Kanka Bot
05-12-05, 16:50
İkimizde yağmur bulutu gözler
Ne yazık aşkımız ipin ucunda
Dilinizde yürek yangını sözler
Ne yazık sabrımız ipin ucunda



Ayrılık çanları çaldı çalacak
Bu aşkın saati durdu duracak
Seninle bağımız koptu kopacak
Ne yazık sabrımız ipin ucunda



Dağ gibi umutlar hayaller bitti
O çılgın arzular geceler bitti
O tatlı heyecan o hasret bitti
Ne yazık sevdamız ne çabuk bitti



Ne sen değiş artık ne söylenip dur
Bu tatsız kavgalar bitsin ne olur
Bende bu mutsuzluk sende bu gurur
İnata, kaprise, naza gerek yok
Acı bir siteme söze gerek yok
İnan ki bu sona çok geç kaldık çok



Seninle olmaktı bütün dileğim
Anlamadın beni nazlı bebeğim
Ah benim taş kalplim kapris çiçeğim
Bu aşkın kalbimde kalsa da izi
Yarına götürmek yok sevgimizi
Ayrılık pusuda bekliyor bizi
Ne yazık sevdamız ipin ucunda...



Gittiğin yerlerden dönmedin geri
Yollara rest çektim isyanlardayım
Kırıldı sonunda sabrımın teli
Yıllara rest çektim isyanlardayım



Beklenen yarınlar kaybolmuş dünden
Ümitler selamı kesmişler benden
Nasılsa hayır yok gelecek günden
Kadere rest çektim isyanlardayım
Bu benim talihim sözüm yok sana
Payımı aldım ben sevdadan yana
Hasretinden başka ne verdin bana



Günler sensiz geçmiyor mu
İşte beni çıldırtan bu
Yüzün bensiz gülmüyor mu
İşte beni ağlatan bu!



Dört bir yanım taş bir duvar
Ne merhamet ne vefa var
Üstelik de sen yoksun yar
Vursalar da akmaz kanım
Hasret dolu her bir yanım
Bu sensizlik yok mu canım
İşte beni öldüren bu!



Sensiz bomboş koca şehir
Günüm zindan gecem zehir
Kimi görsem akıl verir
Nazarında yokum gibi
Dağılmışım bir kum gibi
Günden güne bir mum gibi
Eriyorum anla bunu..



Yolumuz bu kadarmış be kahve gözlüm
Artık
Tersine akan bir nehir gibi
Yıkılmış bir şehir gibi
Suya yazılmış bir şiir gibi
Adımı unut
Yalnızlığın boşluğunda
Sensizliğin sonrasında
Bil ki
Beş para etmiyor umut



Yalan yanlış
Kırık dökük yaşadık biz bu aşkı
Erken emekli olduk biz bu sevdadan
Biliyorsun
Hep direkten döndü umutlarımız
Hep kendi kalemize attık gollerimizi
Ne acemi bahçıvanmışız meğer ikimiz
Açmadan soldurduk güllerimizi



Bir değirmen taşı gibi ezip gittin umutlarımı
Şimdi yüreğim mutsuzluğun hedef tahtası
Sokaklara sığmıyor bu dev yalnızlığım
Bu cumartesiler;
Çığlık çığlığa şiirlerim seni istiyor bana inat
Gel gör ki;
Son kurşunu yemiş bu sevdaya
Yetmiyor son pişmanlıklar



Bir isyan faslıdır şimdi bu suskunluğum
Hovardaca harcanan mevsimlere
Bu kaçışlara - bu gelgitlere
Ömrümüze kesilmiş biletlere
İsyanımdır bu gülüşüm



Kendime bile geçmiyor artık sözüm
işte bir kürek mahkumu
İşte bir yürek mahkumu
Kapında yine
Bitmedi bu kara sevda
Bitmiyor be kahve gözlüm!..



Yıllardır içimde bir çocuk ağlar
İşte hep bu yüzden ıslak gözlerim
Sen de çekip gitme dayanamam yar
Öyle taş değilim sandığın kadar
Benim de içimde yıkılır dağlar

Kanka Bot
05-12-05, 16:51
Git

Demek gidiyorsun...
Ben bunu hakketmedim!
Ne varsa aşka ve cesarete dair
Sırtlayıp o büyük yangınınla gidiyorsun demek!!
Git........
Oysa
Sen öğretmen çıktığın yıl
Vurup alnıma kavgayı
Simsiyah bir süt gibi yaprak dökmüştü dar ağacı
Akşamlarım olmuştu ve kuduz gecelerim
Göz yaşlarım ağlarken
Bir uzun yolculuk düşmüştü peşime
O gün bugündür tetikte bir ömrün son kurşunusun
Hiç aklıma gelmezdi gülüm
Buda bana ders olsun!!!!
Demek gidiyorsun...
Böyle olsun istemezdim oysa!!
Hazin vedaların bu baş dönmesi
Cellat kırmızısı bir hüsrandı yollarda.
Sen öğretmen çıktığın yıl
Çırılçılgın bir ağaca soyunmuştu vişneler
Eyvahhhhh.......
Esmer bir ağıdı bileylemişsem
Cinnetin ucunu yakmışsam bir kez
Cehennemin nizamiye kapısındaysam
Ateşten bir nehre dönen bu isyan
Hep o gül yangınına kanat çırpar
Ve en korsan şarkılar yüzünü şarapla yıkar.
Gidiyorsun demek...
Ben bunu hakketmedim!!
Ne varsa aşka ve cesarete dair
Sırtlayıp o büyük yangınınla git.
Hadi durma,gençliğimin vebalini,
Ve sevgisiz hayatımızın bedelini ödemeden git..
Bu şiiri sana armağan ettim
Yanına almayı unutma sakın
Issız gecelerde okur ağlarsın
Kimseler görmese de kanarsın gülüm
Neler çektiğimi o gün anlarsın!!!
Sonbahar yağmuruyla ıslandım sokaklarda
Ağladım ikimize senden çoook uzaklarda.
Şimdi hüzün makamında bütün şarkılar
Bu yorgun ses,bu kör lamba,bu ateşi sönmüş soba
Tanığıdır yalnızlığın, pişmanlığın tanığıdır.
Çünkü, çünkü benim kitabımda, aşk bir defa yaşanır..
Demek gidiyorsun...
Git..........................
Bir yanda ölümün alnındaki ter
Bir yanda suya düşen sardunya
Ve sabahın saçlarındaki kırağı kadar ışıyorsun
Hadi durma,
Sırtlayıp o büyük yangının vebalini
Ve sevgisiz bir hayatın bedelini ödemeden git.
Bilirsin, gecenin en karanlık olduğu an
Sabahın en yaklaştığı zamandır
Ve hiç bir şey hakkında bildiğimiz her şey
Aslında YALANDIR....
Demiştim ya...
Sen öğretmen çıktığın yıl
Vurup alnıma kavgayı
Simsiyah bir süt gibi yaprak dökmüştü dar ağacı,
Hüzün sarısı yapraklarını
Akşamlarım olmuştu, kuduz gecelerim
Göz yaşlarım ağlamıştı
Bir uzun yolculuk düşmüştü peşime
Çırılçılgın bir ağaca soyunmuştu vişneler.
Demek gidiyorsun...
Git...
Bu şiiri sana armağan ettim
Yanına almayı unutma
Belki soban sönmüş, kitabın bitmiş, dizlerinde battaniye
Yalnızlığın iç çekişini duyarsın
Paketteki son sigaran
Ve titrek bir mum alevi hüznüyle geçmişe dalarsın
Kimseler görmese de kanarsın gülüm.
SENDE YANARSIN ??????

Kanka Bot
05-12-05, 16:52
Yaşadıklarımdan Öğrendiğim

Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:
Yaşadın mı, yoğunluğuna yaşayacaksın bir şeyi
Sevgilin bitkin kalmalı öpülmekten
Sen bitkin düşmelisin koklamaktan bir çiçeği

İnsan saatlerce bakabilir gökyüzüne
Denize saatlerce bakabilir, bir kuşa, bir çocuğa
Yaşamak yeryüzünde, onunla karışmaktır
Kopmaz kökler salmaktır oraya

Kucakladın mı sımsıkı kucaklayacaksın arkadaşını
Kavgaya tüm kaslarınla, gövdenle, tutkunla gireceksin
Ve uzandın mı bir kez sımsıcak kumlara
Bir kum tanesi gibi, bir yaprak gibi, bir taş gibi dinleneceksin

İnsan bütün güzel müzikleri dinlemeli alabildiğine
Hem de tüm benliği seslerle, ezgilerle dolarcasına
İnsan balıklama dalmalı içine hayatın
Bir kayadan zümrüt bir denize dalarcasına

Uzak ülkeler çekmeli seni, tanımadığın insanlar
Bütün kitapları okumak, bütün hayatları tanımak arzusuyla yanmalısın
Değişmemelisin hiç bir şeyle bir bardak su içmenin mutluluğunu
Fakat ne kadar sevinç varsa yaşamak özlemiyle dolmalısın

Ve kederi de yaşamalısın, namusluca, bütün benliğinle
Çünkü acılar da, sevinçler gibi olgunlaştırır insanı
Kanın karışmalı hayatın büyük dolaşımına
Dolaşmalı damarlarında hayatın sonsuz taze kanı

Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:
Yaşadın mı büyük yaşayacaksın, ırmaklara, göğe, bütün evrene karışırcasına
Çünkü ömür dediğimiz şey, hayata sunulmuş bir armağandır
Ve hayat, sunulmuş bir armağandır insana

Kanka Bot
05-12-05, 16:53
..Ve sen serçem,
Hazzın yorgunluğuyla
Bıraktın kendini kollarıma,
Avuçlarımda hissettim minicik kalbinin
Sevgi dolu çırpınışlarını...
Okşadım, okşadım, okşadım seni
Ve sen miniciğim her dokunuşumda
Biraz daha sokuldun kucağıma
Biraz daha yakın oldun yüreğime
Her minik çırpınışta
Biraz daha sevdim seni
Her çırpınışında...
Başını kaldırıp gökyüzüne baktın kucağımda
Belli ki yeniden özgürlüğe kanat açmak istiyordun
"Eğer gideceksen beni de al yanına
Seninle uçmak en derin mavilerde,
Seninle özgürlüğe teslim olmak istiyorum,
Ama kanatsız uçulmaz biliyorum" diyordum...
"Bir çift kanat bir çift yürekle bütündür.
Bir çift kanat yüreklerimiz için hükümdür"diyordun.
Ve bir çift kanatla uçuyordu şimdi yürekler
O kanatlar ki,
Yüreğimizde ki gerçek sevgiyi simgeler...
Yorgunluğumuzu unutmuştuk bile
Uzun süre böyle uçtuk birlikte,
Uçtuk, uçtuk, uçtuk....
Ve nihayet,
unutulmuş yüreklerle buluştuk.
Zaten o günden sonra bizi
Yalnızca sevmeyi bilenler görebildi...
Biz buluttuk, biz yürektik, biz umuttuk
Biz sevgiden başka bütün duyguları unuttuk
Ve her zaman sevmeye mecburduk...
Biz var ya biz, sonunda sevgi olduk!

Kanka Bot
05-12-05, 16:54
Insan Telefon Defterini Temize Çekerken Bazi Isimleri Eski Defterinde Birakir

.
Onlar artik birdaha asla aranmayacaktir.Garip bir hüznü barindiran bu
silik isimlere bakilir bakilir.Kimi okuldan sinif arkadasinizdir, kimi
çok çabuk unutuverdiginiz bir sevgili, kimi bir cafede aylarca herseyi
ama herseyi paylastiginiz birisi; yada istifa ettiginiz bir yerden bir
arkadasiniz! Soyadlari sorulmamis birsürü hatirlanmayan isimde vardir
defterde; ve süphesiz üstünde isim olmayan telefon numaralari korkunç
bir operasyonla onlarca hayat, onlarca güzellik bir çirpida ortadan
kaldirilir.

INSAN TELEFON DEFTERINI TEMIZE ÇEKERKEN BAZI ISIMLER ÜZERINDE DURUR.

Onca zaman sonra birkez arasaniz, sesini duysaniz... Ona edilebilecek
bir çift sözünüz yoktur! Birlikte gittiginiz filmler, meyhaneler, evler
birbirinizi yillar sonra özlemenizi saglayacak sevgiyi asilamamistir
size.Yalnizca bir isImdir simdi o.Temize çekerken atlarsiniz
hemen.Derhal çevirirsiniz sayfayi telasla, alalacele.Oh, isim geçmiste
kalmistir.

INSAN TELEFON DEFTERINI TEMIZE ÇEKERKEN HAYATINIDA SORGULAR!

Hangisi ihanet etmistir, hangisi yalvarmistir kendisini birakmamaniz
için; hangisinin birsüre sonra arkanizdan konustugunu duymussunuzdur;
hangisi sizi en güzel öpmüstür; hangisi rüyalariniza girmistir, hangisinin
ayak parmaklari ilginizi çekmistir, hangisine hediye alirken zorlanmissinizdir, hangisiyle en hararetli tartismalara girip kavga etmissinizdir, hangisi için
sabahlara kadar içip içip aglamissinizdir? ! ...

Dogrular, yanlislar, hatalar, tutkular!

Birlikte EDIP CANSEVER okudugunuz o insanlar, solmuslardir.

INSAN TELEFON DEFTERINI TEMIZE ÇEKERKEN YALNIZLIGINIDA KANITLAR.

Bütün bu insanlar simdi nerede, ne yapmaktadirlar? Saat elbette
dört'tür! Paradoks, labirent, koni, tüm bilimsel ifadeler ve mentalite tersine
dönmüstür. Ters dönmüsüzdür. Bu tekbasinalik ve bu isim katliami
aslinda size ters gelir... Çalan telefona bakarsiniz.Acaba? Acaba telefon
defterini temize çeken bir arkadasinizin son anda kurtarma çabasi midir?

Bir iki kirik sözcük, yarim yamalak bir bulusma, belki...

Bilemezsiniz...

Kanka Bot
05-12-05, 16:54
Keşiş'in eteğinde yaşadım keşiş gibi,
Bir lokma, bir hırkaya hu! diyen derviş gibi,
Ara sıra destanlar yazarım bir iş gibi,

Bu âleme maksatsız seyr için gelmiş gibi,
Harcadım hayatımı beş paralık fiş gibi.

Bu hayat pokerinde bize ancak pas düştü,
Elime per gelmedi, ellere ful-as düştü,
Şimdi artık mahvolan ömrüm için yas düştü,

Yoksulluk, kimsesizlik çöktü kara kış gibi,
Harcadım hayatımı beş paralık fiş gibi.

Bu oyunda ben neyim? Tam mahvolmuş bir adam,
Kiminde kare-vale, kiminde var kare-dam,
Bir blöfle rest dedim, yıkıldı başıma dam,

Umutlarım önümde devrildi kiriş gibi,
Harcadım hayatımı beş paralık fiş gibi.

Ne kazançlar ummuştum girerken bu oyuna,
Üstün eller vurdular, hiç durmadan boyuna,
Şimdi tamam benzedim kurbanlık bir koyuna,

Herkes tapınıyorken kendine fetiş gibi,
Harcadım hayatımı beş paralık fiş gibi.

Hep zarara uğradım, oynadımsa kaç seans,
Ben pot dedim, başkası yaptı beş misli rölâns,
Kör olsun, uğramadı bir kerecik kahpe şans,

Bütün meziyetlerim battı bana şiş gibi,
Harcadım hayatımı beş paralık fiş gibi.

Saadet uma uma geçti ömrün yarısı,
Bilmem niçin düşmüyor başımıza darısı,
Balarısı olmadım, oldum eşek arısı,
Herkes çalım satarken canlı bir afiş gibi,
Ben kendimi harcadım, beş paralık fiş gibi...

Kanka Bot
05-12-05, 16:55
BENİM YOLUM

Başındayız biliyorum,sonu da yok bu yolculuğun.
Nöbet sırası bizdeymiş gibi geldi bana.
Çünkü gördüm ki en çorak toprakta biten
ayrıkotu bile bir şeyler aktarmakta kuşağına...
´´Dane´´vermeden gitmek bize yakışmaz,
haksızlık olurdu ustalara...
Boşuna mı çekilmişti bunca emek,bunca hasret?
´´Danelerden biri´´ysek eğer,kendi çapımızda bir tomurcuk dabiz vermeliydik...
Öykülerimizi anlatırken
sizi sıkmadan mesajlar iletmeliydik satır aralarında.
Çünkü ´´gökten düşen elma´´ kalmadı.
Hepsini bölüştüler çoktan...

Yaşadığımız hiç bir olay yeni değil.
Nedenleri,sonuçlarından daha eski.
O gün anlattıklarımızı
duymazlıktan,görmezlikten gelenler,
sorumluluklarını çoktan unuttular.
Onlar şimdi şikayetçi.
Benim yolum 80 kuşağından bir kesit aslında.
Yolun,sadece adı benim.
Hepimiz aynı yoldaydık oysa...

Kanka Bot
06-12-05, 00:00
NE COKTULAR, NE KADAR ÇOCUKTULAR

Hiç göze gelmediler
Gözdesi de olmadılar kimsenin
Kimse farkına varmadı yalansız gözlerinin
Göz oldu mu yüreklerinin
Hiç anlamadılar
Oysa ne çoktular ne kadar çocuktular

Çözülemedi bakışlarındaki tarifsiz sevdalar
Kim dedi sevgimi
Büyüyünceye kadar cevapsızdılar
Oysa ne çoktular ne kadar çocuktular

Sarıydılar yada soluk benizli
Çoğunlukla karaya yakın bir esmer
Ve onlar genellikle burunlarını hiç silmezler
Derin iç çekişleri bundandır
Dünyanın kahrından değil
Çünkü umurlarında değil
Onların farkında olmayanlar
Oysa ne çoktular ne kadar çocuktular
Onlar çok ve çocuklar
Büyüyecek adam olacaklar
Önceleri öğretmen,ebe
Sonra doktor olmak isteyecekler
Bildiklerinden değil
En yakınlarında onları gördüler,
Hep onlar olmak istediler
Çalınmış geleceklerinden habersiz
Yarım yamalak düşlerde eridiler
Oysa ne çoktular ne kadar çocuktular

O güzelim yürekleri
Delikanlılık edebiyatıyla körelttiler
Okumanın erdeminden
İnsan gibi yaşamanın bilimden geçtiğinden
Haberleri olsun istemediler
Ne kadar parlarsa parlasın
Hep suskun kaldı o gözler
Oysa ne çoktular ne kadar çocuktular

Ahmed Ariften bu yana
Yolunu gözleyenlerin adı değişti
Hepsi o kadar
Kuşpalazı,boğmaca,karaçiçek,sıtma
Belki azaldı ama
Yeni nedenleriyle yürek enfaktı
Kanser filan hala kapıda
Çaresizlik dağlar aşırmakta
Yer yurt terk edildi
Gurbet artık sıla
Çalansa bildik değil başka bir hava
Kırıldılar farkında olmasanız da
Oysa ne çoktular ne kadar çocuktular

Onlar çok ve çocuklar
Gözlerinden dillerine dökülürse
Bir gün sorular
Sürdürebilecek miyiz aynı yalanı
Yoksa yine susturacak mıyız onları
Küçüldü dünya
Çoğu gitti azı kaldı
Geçici demişlerdi körlüğümüze
Biraz fazla uzadı
Oysa ne çoktular ne kadar çocuktular
Onlar çok ve çocuklar
Sesiz de kalsalar bizi bağışlamayacaklar
Mazeretlerimize inanmayacaklar
Yaşamımızda görünmedikleri her karenin
Hesabını soracaklar
Hazırlıklı olmak gerek
Çünkü onlar şimdilik
Çok ve çocuklar

Kanka Bot
06-12-05, 00:00
Mavi, Maviydi Gökyüzü
.
Mavi, maviydi gökyüzü
Bulutlar beyaz, beyazdi
Boslugu ve üzüntüsü
Içinde ne garip yazdi...

Garip, güzel, sonra mahzu
Isikla yagmur beraber,
Bir türkü ki gamli, uzun,
Ve sen gülünce açan güller.

Beyaz, beyazdi bulutlar
Gölgeler bugulu, derin;
Ah o hiç dinmeyen rüzgâr
Ve uykusu çiçeklerin.

Mor aydinlikta bir çinar
Veya kestane dibinde;
Mahmur süzülen bakislar
Ikindi saatlerinde...

Birden gülümseyen yüzün
Sabahlarin aynasinda
Ve beni çildirtan hüzün
Iki bakis arasinda.

kim bilir simdi nerdesin
senindir yine aksamlar
merdivende ayak sesin
rihtim tasinda gölgen var

Kanka Bot
06-12-05, 00:01
MONA ROZA

Mona Roza, siyah güller, ak güller

Geyvenin gülleri ve beyaz yatak

Kanadı kırık kuş merhamet ister

Ah, senin yüzünden kana batacak

Mona Roza siyah güller, ak güller

Ulur aya karşı kirli çakallar

Ürkek ürkek bakar tavşanlar dağa

Mona Roza, bugün bende bir hal var

Yağmur iri iri düşer toprağa

Ulur aya karşı kirli çakallar



Açma pencereni perdeleri çek

Mona Roza seni görmemeliyim

Bir bakışın ölmem için yetecek

Anla Mona Roza, ben bir deliyim

Açma pencereni perdeleri çek...

Zeytin ağaçları söğüt gölgesi

Bende çıkar güneş aydınlığa

Bir nişan yüzüğü, bir kapı sesi

Seni hatırlatıyor her zaman bana

Zeytin ağaçları, söğüt gölgesi



Zambaklar en ıssız yerlerde açar

Ve vardır her vahşi çiçekte gurur

Bir mumun ardında bekleyen rüzgar

Işıksız ruhumu sallar da durur

Zambaklar en ıssız yerlerde açar



Ellerin ellerin ve parmakların

Bir nar çiçeğini eziyor gibi

Ellerinden belli olur bir kadın

Denizin dibinde geziyor gibi

Ellerin ellerin ve parmakların

Zaman ne de çabuk geçiyor Mona

Saat onikidir söndü lambalar

Uyu da turnalar girsin rüyana

Bakma tuhaf tuhaf göğe bu kadar

Zaman ne de çabuk geçiyor Mona



Akşamları gelir incir kuşları

Konar bahçenin incirlerine

Kiminin rengi ak, kimisi sarı

Ahhh! beni vursalar bir kuş yerine

Akşamları gelir incir kuşları



Ki ben Mona Roza bulurum seni

İncir kuşlarının bakışlarında

Hayatla doldurur bu boş yelkeni

O masum bakışlar su kenarında

Ki ben Mona Roza bulurum seni

Kırgın kırgın bakma yüzüme Roza

Henüz dinlemedin benden türküler

Benim aşkım sığmaz öyle her saza

En güzel şarkıyı bir kurşun söyler

Kırgın kırgın bakma yüzüme Roza



Artık inan bana muhacir kızı

Dinle ve kabul et itirafımı

Bir soğuk, bir garip, bir mavi sızı

Alev alev sardı her tarafımı

Artık inan bana muhacir kızı



Yağmurlardan sonra büyürmüş başak

Meyvalar sabırla olgunlaşırmış

Birgün gözlerimin ta içine bak

Anlarsın ölüler niçin yaşarmış

Yağmurlardan sonra büyürmüş başak

Altın bilezikler o kokulu ten

Cevap versin bu kanlı kuş tüyüne

Bir tüy ki can verir bir gülümsesen

Bir tüy ki kapalı gece güne

Altın bilezikler o kokulu ten



Mona Roza siyah güller, ak güller

Geyve'nin gülleri ve beyaz yatak

Kanadı kırık kuş merhamet ister

Aaahhh! senin yüzünden kana batacak!

Mona Roza siyah güller, ak güller...

Kanka Bot
06-12-05, 00:03
Kaldırımlar


Bana düşmez can vermek yumuşak bir kucakta,
Ben bu kaldırımların emzirdiği çocuğum...
Aman sabah olmasın bu karanlık sokakta,
Bu karanlık sokakta bitmesin yolculuğum.

Ben gideyim yol gitsin, ben gideyim yol gitsin,
İki yanımdan aksın bir sel gibi fenerler...
Tak tak ayaksesimi aç köpekler işitsin.
Yolumun zafer takı gölgeden taş kemerler.

Ne sabahı göreyim, ne sabah görüneyim!
Gündüzler size kalsın verin karanlıkları.
Islak bir yorgan gibi sımsıkı bürüneyim.
Örtün üstüme örtün, serin karanlıkları.

Uzanıverse gövdem taşlara boydan boya,
Alsa buz gibi taşlar alnımdan bu ateşi.
Dalıp sokaklar kadar esrarlı bir uykuya.
Ölse kaldırımların kara sevdalı eşi

Kanka Bot
06-12-05, 00:11
Ne yapsam rüzgar saçlarımı karıştırıyor
Alnıma çizgiler koyuyor her yaşanmışlık
İtirazsız titriyor bedenim gecenin karanlığında
Uykularım kör kuyularda sancılı
Sığmıyor hiçbir yere yüreğim
Hayat sarhoş yıkılıyor üstüme
Pusatsız, yalın yürüyüşüme
Hain bir bıçak gibi saplanıyor yiten gün yüzü
Uzak bir ihtimal gülüşüm
Anlamsız kelimeler çöplüğüne dönüyor yüzüm
Bir çare geçmiş zamanlardan geleceğe
Vurgun yemiş kahpe bakışlar arasında
Oyasız, işlenmemiş sade bir mendile kanar burnum
Nankör bıçaklara inat suskundur yürüyüşüm
Ne yapsam rüzgar saçlarımı karıştırıyor

El vermiyor ihanete güneşin umudu
Kör düğümlere bağlandı gözlerimin maviliği
Sıksam, yumruklarım yere düşer
Mahşere döner sokaklar
Belirsiz soygun yerine döner yurdum
İsyan günlüğüme suskunluğu derkenar etti bakışlar
Ne yapsam rüzgar saçlarımı karıştırıyor

Bir yıldız akar bin yıldızlı geceden saçlarıma
Kötümser bir matematik işlemi gibi bakışlarım kaba
İyileşmiş sanrıların doruğunda
Bombalanmış yapıtların arasında can verir papatya
İhanet yalnızlığını kuşanmış, küstah
Çapaksız bir bakışım olsun isterim
Eylemsizlik bildirgesi sunsun tüm günahlar
Gürlesin bulutların nemi humuslu toprağa
İsimsiz babaların irinleri kirletmeden uyansın sabah
Ne yapsam rüzgar saçlarımı karıştırıyor

Her yalnızlık farklı bir düş olarak çıkar karşıma
Sokaklara iner sesim korkusuz ve gümrah
Ne yapsam rüzgar saçlarımı karıştırıyor
Telaş vakti sunulan kavgaları sunalara verdim / göç vaktidir
Ey baharın kapısı olan çiçekler
Taze bir ölüyü kokunuzla diriltin bu sabah

Kanka Bot
06-12-05, 00:15
Hayal Bekçisi
.
beklenmedik bir firtinaydi gelisin...
uyandirdin sessizligimi aysiz gecelerde
yarali bir deniz gibi hiçkirdigini
bir fanus altinda sikisip kaldigini..
askla kenetlenen kalplerimizin..
me'yus oldugunu,bunaldigini
biliyorum,hayal bekçisiyim..
mehtabi arayan karanliklarda
yagmur yakismiyorsa..
güvercin gözlerine yakismiyorsa yagmur
nasil açabilirim bulutlara derdimi
nasil geçebilirim mayinli köprülerden..
sellere karisan ayaklarimla
yigilip kaliyor en güzel umutlarim
vurgun yemis denizciler misali
gögsümün katranli sahillerinde
zifiri saçlariyla
infazima agit yakan menziller
en salgin boslugumu akitiyor üstüme...
ben mehtabi arayan bir hayal bekçisiyim
ben sevda sokaginin yoksul çiçekçisiyim
ben kor merdivenlere göklerle tirmanirim
kizgin günes altinda yemyesil islanirim..
ben mehtabi arayan bir hayal bekçisiyim..
ben korsan bir geminin mahzun kürekçisiyim..
ben yaklasan saati beklerim odalarda
ihtilaller yaparim gözlerine dalar da.....

Kanka Bot
06-12-05, 00:31
Gitmen bir şey değil
Git istersen
Gel-git istersen tekrar tekrar
Aşındır aşındırabildiğin kadar
Yüreğimin kıyılarını.

Gitmen bir şey değil
Üzmez bu beni çok fazla
Sen giderken
Yağmur vardı
Çamur oldu tümden
Sana aldığım pantolon
Üzüntüm ondan.

Ne sanıyorsun ki beni
Yıkılacağımı mı sandın ardından
Yok öyle yağma
Yıkılır mı öyle
Her sallantıda delikanlı adam.
Üzülüyorsam
Bir tek nedeni var
Yağmur vardı ya
Hani bir de şiddetliydi ya
Çamur oldu
Sana aldığım pantolon.

Yok öyle
Ben bir kadının ardından
Ağlayacak adam değilim
Belki biraz üzülürüm doğru
Canım da sıkılabilir
Gözümden birkaç damla yaş da
Gelebilir hani
Ama ben delikanlı adam
Yürekli şair
Bir kadının ardından
Ağlayacak adam değilim.
Bilmiyorsun
Bütün mesele pantolon
Ve pantalonun çamur olması.


Biliyorum
Ağladığımı da söyleyecekler sana
Kuşlar ya da kuşlara takılı mikrofonlar
İstihbarat örgütleri de olabilir belki
Zira dava büyük dava
Bir kalp olayı bu, boş değil
Gökyüzünde bir tek bulut olmadığına bakma
Yağmur yağıyordu işte kardeşim yağmur
Yalan mı söylüyoruz yani şimdi
Bütün bu ıslaklık
Bütün bu toprak kokusu
Gözyaşlarıyla olur mu
Hem olsa bile,
Bütün mesele pantolon.

Kanka Bot
06-12-05, 00:33
Hiç beklemediğim bir anda geldin
Ben beklemiyordum
Rica etsem beş dakika sen bekler misin
Sevdiğimi özledim
Onu görüp geleceğim
Müsaade eder misin
Acele işin yoksa otur şöyle bir soluklan
Uzak yoldan geldin yorulmuşsundur
Acıktın mı aş vereyim
Efendim aç değil misin.
Su vereyim bir soluklan
Anlamıyorum neden istemiyorsun
Neyse sen beş dakika izin ver
İnan hemen döneceğim
Hem buraya hem geldiğim yere.

Bir şey sorabilir miyim
Bu kadar işi kısacık zamanda nasıl yapıyorsun
Hiç itiraz eden olmuyor mu
Elbette oluyor ama dedin
Aması ne
Peki hiç kaçmaya çalışan yok mu
Var hem de çok öyle mi
Ama
Aması ne
Neden anlatmıyorsun

Neyse bir beş dakika istemiştim
Olmaz mı
Ama neden
Bari
Bari bir telefon açsaydım
Bir sesini duysaydım gitmeden
Haber verseydim
Söylemezsem kızar
Sonra beni bekler
Ama gelemem
Boşuna beklemesin
Bari bunu söyleyeyim
Kötü haber tez duyulur ancak
Ancak öyle kötü bir haber değil ki bu
Off ne yapayım şimdi ben
Aklım durdu
Beş dakika sonrada kalbim duracak.

İyi ama bensiz ne yapar
Düşünemiyorum
Yemekten kesilir
Uykuları uğramaz
Ayakta kabuslar görür
Her baktığı yerde beni görür
Beni görür her baktığı yerde

Korkuyorum
Gitmekten değil
Ardımdan gelmesinden korkuyorum
Gelmesin o kalsın
Daha ne günler bekliyor onu
Ben gidiyorum
Dur bari not yazayım ardımdan gelmesin

Bir elveda diyemedim
Gidiyorum diyemedim
Oysa bunu çok isterdi
Gideceksen eğer bir gün
Önce bana söyle derdi
Söyleyemedim
Duyamadım sesini
Son defa seni seviyorum diyemedim
Beş dakika tanımadın
Açtırmadın telefon
Bir not bile yazdırmadın
Bari
Bari bırak da onun kollarında öleyim…

Kanka Bot
06-12-05, 00:36
Ben, seni; adını bilmeden sevdim. Ve, “var”lığınla gülüşünü...
Ben seni, yaşını bilmeden, gözünü-kaşını bilmeden sevdim.
Ve, “yar”lığa süzülüşünü.

Ben seni, sesini duymadan sevdim...
Ve duymadan nefesini.
Ben seni adını bilmeden sevdim...
Ama; sevdim!..

Üşüyüşünü sevdim...
Üşüyüşünü sevdim onüçüncü ayın ilk günü;
“Gel, ısıt” deyişini!..
Bekleyişini sevdim beşinci mevsimin gün bitimlerinde, bilerek gelmeyeceğimi...
Akşam alacalarının gönlüne yürüyüşünü sevdim...
Ve, kıpırtısız, karanlığa gömülüşünü sevdim.
Bir de;
“Gel, ışıt” deyişini!..

Ben seni, adını bilmeden sevdim.
İhtiyacım... Cevabım...
İsimler koydum sana; bahar yelim, çiçek tarlam... Gökkuşağım, ışığım... Kuşkanadım, pembe rüyam, çiy tanem...
Seni, adını bilmeden sevince öğrendim; seni sevmek için gerekmiyordu ismini bilmem...
...Sevdim işte!

Ben, seni; yaşını bilmeden sevdim... Yani bilmeden sevdim deden yaşında mıyım, torununla akran mı!
Ben seni, gözünü-kaşını bilmeden sevdim.
Ben seni, sesini duymadan sevdim.

Ve hatta öğrenmeye korkarken, bilmeye kıyamazken seni...
...seni sevdim.
Seni sevdim.

İçime salıncaklar kurdum gönlümün ipleriyle...
Oturdun, sallayamadım; dokunurum diye korkumdan!
Dolaştın boynuma bir sarmaşık gibi; okşayamadım.
...Koklayamadım!
Dalgalarını taramamış olan parmaklarım yabancı saçlarına...
Ve hâlâ bilmiyorum, gözlerin ne renk?.. Hangi yıldızlar mahpus içinde?

Ve ben sana hâlâ seni sevdiğimi söyleyemedim!..
Ama ben seni; adını bilmeden, yaşını bilmeden... Yüzünü bilmeden, sesini bilmeden...
...seni bilmeden sevdim.
Seni, “bilmeden” sevdim!
Senin olmadığın ve benim olmadığım bir sokaktaki köşebaşında çarpıştı duygularımız!
Döküldü içindekiler ve döküldü içimdekiler...
Sen yoktun orda ve ben de yoktum;
Ama sevda vardı!

Ve, ben; seni adını bilmeden sevdim

Kanka Bot
06-12-05, 00:37
Bir çocuk gibiydim sen varken
Bir şekerle bile sevinen
Ayakları yerden kesilen
Hüznünü neşesinin perdelediği
Avuntusu vuslat
Tek arzusu sevdasına kavuşmak olan
Gökyüzünü pembe
Bulutları yeşil
Güneşi mor gören
Ve masmavi bir sevdası olan
Bir çocuk.
Şimdi o çocuk kırgın
Üzgün
Kimsesiz
Neşesi perdeleyemiyor artık hüznünü
Avuntusundan vazgeçmiş
Tek arzusunu yitirmiş...
Gözünde herşey gri..
Gökyüzü, bulutlar, kuşlar, ağaçlar, çiçekler...
Herşey ama herşey gri..
Sevdası bile gri..
Sensin bunun sebebi..
Umursamaz tavırların
Sevdayı hiçe sayışın
Kendini beğenmiş ukalalığın
Bir çocuk için çok fazla bunlar çok..
Güle güle gri sevdam...
Sevdim seni bir zamanlar
Ama ne zamandı o zamanlar...
Bilmiyorum...
Unuttum
Çocukluk işte....



Yine ve yine
Yalnızlığımlayım



Ben bir Şizofrenim...

Ömrüm boyunca yitik bir umudun peşinden koştum.
Ruhumda bölünmeler yaşadım.
Bu bölünmeler canımı yaktı...
Direndim...
Aldığım her darbede ruhumdaki yaralar açıldı.
Daha bir yittim bu karmaşada.
Bazen kendimi tanıyamaz oldum.
Bu bendeki ben, eski ruhum bölünmezken ki ben mi, yoksa henüz oluşumunu tamamlayamamış olan, bir yanı hep eksik kalacak olan ben mi?
İlk bölünmem..
Aldığım ilk darbe ile oldu.
İçimden, intikam hırsıyla dolu, acımasız, ruhunu bilinçsizce hırpalayan, karşısındakine acı çektirmekten hem korkan, hem de, bir o kadar isteyen bir ben çıktı o günlerde ortaya.
Saldırılarının hedefi olmayan, önüne çıkanı yakıp geçen bir ben..
Sonra herşeyden korkan, bir çocuk gibi duygusal olan, heryerde aşkı, kaybettiği sevgiyi arayan, bir yanı hep eksik kalacak olan benle çatışmaya girdi yeni benliğim.
Bazı zamanlarda yeni benliğimi bastırıyor, bazı zamanlarda da ortaya çıkarmakta bir mahsur görmüyordum.
Her darbede daha bir yitiyordum, her darbede daha bir kanıyordu ruhum...
Seneler bu içimdeki benlik savaşıyla geldi....geçti....
Ve bir gün...
Hiç aklımın ucuna bile gelmezken...
Sen çıktın karşıma...
Daha içimdeki savaşım bitmeden, ruhumdaki yaraları iyileştiremeden, sen girdin bütün benliğinle hayatıma..
Seni sevmekten korktum önceleri..
Sana acı çektirmekten korktum..
Senin de bana acı çektirmenden korktuğum gibi...
Önceleri artık ben olmayan ben, baskın çıkmaya çalıştı...
“İşte sana bir fırsat” dedi, “Ezilmişliğini, tüm hırsını alabileceğin biri”...
Çocuk olan yanım çığlık çığlığa bağırdı “Hayııırrrrr”
“Yap şunu” dedi şizofren ruhum. “Yap ki tüm üzüntülerin, yitikliğin, çektiğin acılar artık son bulsun, artık ezilen taraf sen olma, ez onu”
“Yapamam” dedim...”Yapamam”
Sende kendimi görmüştüm..
Sende sevdamı görmüştüm..
Seni ben sevmiştim..
Yapamazdım...
Yapmadım...



Sen...
Beni severken...
Ben yalnızlığıma mahkumdum...

Ruhumun acılar içinde beni yiyip bitirmesine izin verdim.
Ama seni incitmedim sevgili...
Öyle bir an geldi ki, iki benliğim de seni çok sevdi...
Seni şizofren aşkımla da sevdim..
Seni çocuk yanımla da sevdim...
Sen artık benim vazgeçilmez bir parçamdın..
İçimdeki bölünmeler sanki durmuştu.
İki benliğim sayende tek olmuştu.
Taaa ki sen beni sebepsiz sebeplerle incitip, tekrar ruhumdaki yarayı kanatıncaya kadar.
Açığa çıkan öfkemi, kinimi kontrol edemiyordum artık..
Neden hep bendim ezilen taraf?
Neden kendimi korumaktan bu kadar acizdim?
Neden olmaz zamanlarda bu kadar korkaktım?
Neden olmaz yerlerde bu kadar cesurdum?
Nedenlerim çok, cevaplarım yoktu.
Ya da cevapsız kalmak işime geliyordu...bilmiyorum.
Hayatımdan çıkman gerekiyordu onca söylediğin laftan sonra...
Ama....sen de gidemedin...
Gitseydin oysa, belki de bu acılar büyümeyecekti.
Sadece öfkemle kalacaktım, yalnızlığımla kalacaktım..
Sen inatla tekrar tekrar girmeyi denedin hayatıma..
Ben karmaşamla daha bir karmaştım bu yaptığınla..
Seni tekrar almalı mıydım hayatıma, yoksa seni öldürmeli miydim hiç acımadan?
Seni ne tekrar alabildim hayatıma, ne de öldürebildim sevgili.
Yanımda olmadığın zamanlarda ruhumun bahçelerinde gezindiğini hissedebiliyordum.
Acaba sen de beni hissediyor muydun?
Keşke bilebilseydim bunu..
İçten içe sendeki beni kıskanıyordum, çünkü nasıl biriyim sende bilmiyordum.
Senin gözünle göremiyordum ki kendimi.
Bana göre ben, tuhaf kişiliğe sahip tuhaf biriydim...
Bendeki sen daha farklıydı. Sen benim için bir idoldün. İçimdeki mabedimde taptığım bir ilah..
Sen benim ışık kaynağımdın, karanlıklarda bana yol gösteren.
Sen yüreğimdeki sestin, bütün sesleri susturan.
Sen benim yıldızımdın, her gece gökyüzünde parlayan.
Sen benim sevdamdın, başka kimselerde olmayan..
Senle ilgili sayfalarca yazabilirim, çünkü bendeki sen çok farklıydı benden...
Kimi zamanlar hasret kokan saçlarının özlemiyle yanan ben, kimi zaman da saçlarındaki kan kokusuyla kendime gelirdim. Acaba seni öldürüyor muydum farkında olmadan? Kimbilir, belki de....
Aslında mutlu olmalısın benden kurtulduğuna...
Ki sen beni benden daha iyi çözmüştün oysa..
Yine de kurtaramadım ruhunu, benim ruhumun bahçelerinden...
Ben kovsam da gitmedin..
Keşke gitseydin...Gidebilseydin...
Ben ölüyorum sevgili...
Benden gitmedikçe, ruhumu terk etmedikçe çektiğim acılar beni öldürüyor..
Sen olmazken geceleri, seni yaşatıyorum gözlerimde.
Çok da zor olmuyor bu, çünkü hala benimlesin..
Hissin ötesinde bir şey bu.
Gözlerimdeki seni dudaklarımla boyuyor kalbimle can veriyorum, karşıma koyuyorum sonra.. Tüm içtenliğimle seni seyrediyorum, hasretle ve özlemle...
Dokunmaya korkuyorum ama, çünkü biliyorum ki kaybolacaksın, biliyorum ki bu bir hayal ve ben o hayal kaybolmasın diye saatlerce hiç kımıldamadan kalıyorum...
Öylece...
Ürkekçe...
Şizofrence...
Ellerim sana dokunmak için beni reddediyorlar, engel olamıyorum onlara, uzanıveriyorlar hayalimdeki sana...işte o anda...kayboluyorsun...hayal olduğunu biliyordum oysa...yine de kalbimden ılık bir kan damlıyor...sensizliğin acısını döküyorum gözlerimden...
Sen benden gitmedikçe acılarım bitmeyecek sevgili...
Seni tüm doyumsuzluğuyla istiyor şizofren yanım...
Seni tüm ürkekliğiyle reddediyor çocuk olan yanım...
Seni incitmemeliyim sevgili...
Git...
Beni benimle bırak
Ve git...
Yok yok hayır gitme...
Beni böyle yalnızlığımla bir başıma bırakma, sana ihtiyacım var..
Ruhumdaki yaralarımı iyileştirmeme yardım et....
Yok hayır, gitmelisin...
Hem de bir an önce...
Ardına bile bakmadan...
Hiçbir şey düşünmeden..
Çabukça gitmelisin...
Sen durdukça ölüyorum ben sevgili...
Hadi git...
Git..

Kanka Bot
06-12-05, 00:39
Seni Yağmurdan Sonra Seveceğim
Şimdi git..
Say ki, seninle içinden sevda geçen bir türkü söylemedik..
Say ki, gece mektuplarını, en güzel aşk şiirlerini beraber ezberlemedik..
Say ki, sevda trenini kaçırdığım durakta bir süre beraber beklemedik..
Sen git..
Ben gelemem bu yürekle..
Ya da kal..
Eylül yağmurlarını bekle..

Seni yağmurdan sonra seveceğim..
Saçlarıma ak düşmemiş halimle..
Sen yaşlardayken..
Onsekizimde, yirmimde..
Seni yağmurdan sonra seveceğim..
Kaldırımların ıslak ve temiz haliyle..
Yaşlı yüzüm delikanlı yüreğimle..
Seni yağmurdan sonra seveceğim..
Aşksız geçen onca yılı yakacağım..
Sevda alevinde kendi ellerimle...

Şimdi git..
Say ki, seninle sahildeki çardakta hiç dondurma yemedik..
Say ki, oturup konuştuğun yaşlı ve yabancı bir adamdı..
Ve sevdadan hiç söz etmedik..
Say ki, hiç gülmedik..
Aynı şeyleri sevmedik..
Ve yağmurdan sonra beraber yürümedik..
Seni yağmurdan sonra seveceğim..
Kimse bilmeyecek, herkesten gizleyeceğim..
Yağmurdan sonraki toprak kokusu olacak havada..
Seninle gökkuşağının altından geçeceğim..
Seni yağmurdan sonra seveceğim..
Ve seni sevdiğimi kimseye söylemeyeceğim..
Belki bu dünya gözüyle gördüğüm son yağmur olacak..
Islak kaldırımlarda sırılsıklam yürüyeceğim..
Ben seni yağmurdan sonra seveceğim..
Ve bir gün ölürsem yeşil gözlerinde öleceğim.....

Kanka Bot
06-12-05, 00:40
Gitme
Gitme!
Figan düşer denizlere sular çekilir
yağmur yağmaz vahalardan kirpiklerime
bir rüzgar hıçkırır tenhada, bir dal kırılır
boynunu büker sabah kervanları, kelebekler ölür.

Gitme!
Bir yıldız küser göğüne, içini çeker bir çocuk
şaşırır yönünü rüzgarlar
bütün pınarların suyu çekilir
solar nazlı çiçekleri kalbimin, üzülürüm.

Gitme!
Öksüz kalır içimdeki imge dağları
saçlarını öpen seher yeli, çoban yıldızı
bir daha turnalar geçmez, bülbüller ötmez
çiçekler açmaz bahçemde ah, gülüm!

Gitme!
Acılara mahkum olur yüreğim
ardında fırtınalar kalır, ayrılıklar, anılar, yanlızlıklar
boynu bükük aşklar, gözü yaşlı şarkılar
alışamam yokluğuna, yokluğun ölüm.

Gitme!
İçimdeki bütün vagonlar devrilir
bir kar yağar istasyonlara, üşürüm.

Gitme!
Kal, menevşeler açsın dağlarda
sevince dönüşsün gökyüzü
iki çığlık arasında bırakma beni ah gülüm
yokluğuna alışamam, yokluğun ölüm.

Gitme!
Bütün ormanlar ateşe verilir
kuşlar da gider, bu kent de
ölürüm.

Kanka Bot
06-12-05, 00:41
Küfrüm Edebimi Aştı Bu Gece
Sen benim gözümde bir hiçsin artık,
Nefretim aşkımı aştı bu gece
Bugün ki sözlerin söz müydü artık
Son sözün sabrımı aştı bu gece


Kolayca bitsin bu diyemedin de
Salladın savurdun basiretsizce
Hiç mi ders almadın onca gezdik de
Yağmurun rahmeti aştı bu gece

Yürümeyen neydi,ilişkimiz mi?
Günüm bomboş deyişimiz mi?
Sensiz yaşayamam çelişkimiz mi?
Yalanın doğrunu aştı bu gece

Evlenmek hayali kapımda idi
Giriş kat evimin boyası yeni
Mobilyan,takımın, alınmış idi
Vuslatım tadını aştı bu gece

Yemedim yedirdim ne varsa sana
Üç kuruşum olsa verirdim daha
Memurdum yoksuldum hatırlasana
Hafızam haddini aştı bu gece

Ayakların donmuş,üşümüştün de
Gece yatamamış üzülmüştüm de
Bir ay oruç tutup yememiştim de
O çizmen boyunu aştı bu gece

Yapılan söylenmez, gelmezmiş dile
Allahtan beklenir kul bilmese de
Kızgınlığım buna, sebep ise de
Sabrım miadını aştı bu gece

Onca gez toz benle,seviyorum de
Sonra git nişanlan bir de ona de
Şerefsizlik değil, nedir bu söyle
Küfrüm edebimi aştı bu gece

Sana son bir sözüm, nasihatım var
Aldığım ahlakla bir terbiyem var
Senin doğuran ana deyip geçmek var
Saygım adabımı tuttu bu gece
Gönlümün romanı bitti bu gece
Hangisine yansam şimdi gün gece
Ömrümden beş yıl gitti bu gece

Kanka Bot
06-12-05, 00:42
Seni Hep Sevdim
Hep seni sevdim
Yaz kendini anlatırken yaprak yaprak
Günler ne çabuk akıp geçti sevgilim
Yüzyıllar geçti sanki aradan
Yollar yollar boyunca yan yana
Hangi yokuşu çıktıysam seninle
Kuşlar uçuştular saçlarından

Hep seni sevdim, silinmez izi
Sevimli şaşkınlıklarımın o yazdan

Kır kahveleri kuş sürüleri sonra
Konuşmadan oturduğumuz masa iskemle
Demli çay, demli çayın buğusu
O yaz daha mutluydu seninle

Senin mavi miydi ya kalbinin sesi
Bir saat gibi işlerken kendiliğinden
Yine buluştu gözlerimiz sevgiler üreten
O yaz seni ne çok sevdiğimi
Öğrendim bir akarsuyun sessizliğinden

Bulutlardan bulutlara çıkardım o yaz
Çiçekler suladım her günbatımı
Çocuklarla konuştum hüznü unutturan
Yalansız hilesiz sevdim seni
Çiçekler çocuklar ezgiler içinde

Kanka Bot
06-12-05, 00:43
Sevgilimsin
Sevgilimsin, kim olduğunu düşünmeye vaktin yok, yapacak işleri düşünmekten
Kalabalığın içinde kalabalıktan biri
Gecenin içinde bir yıldız, yitip gitmiş çocukluk gibi
Sevgilimsin, ak dişlerini öpüyorum, aralarında bir mısra gizli
Dün geceki tamamlanmamış sevişmeden



Sevgilimsin, boğuk aşkım, kanayan gençliğim
Uçuruyorum seni çocukluğuna doğru
Kanatların yoruluyor, ter içinde kalıyorsun
Gece yanıbaşımda bağırarak uyanıyorsun
Her sabah el sallıyorum metalle karışmana

Sevgilimsin, arasına bir kâğıt koyup erteliyoruz aşkı
Otobüslerde ve trenlerde kaçamak yaşanan
Ve bedenlerimiz kana kana kanayamadan yan yana

Kanka Bot
06-12-05, 00:44
Doğmamış Çocuğa Mektup
Hayat dağ gibi inan ki
Doğar doğmaz bunalırsın
Yaşamak kolay mı sanki
Kuruda, yaşta kalırsın
Yalnızlık var, üzülmek var
Çaresizlik, ezilmek var


Zaman bir çesmedir; bahar
Süzülür, kışta kalırsın
Karanlıktır sağın, solun
Zayıfsan, bükülür kolun
Bazen düze çıkar yolun
Bazen yokuşta kalırsın
Gülersin mutluymuş gibi
Hakikati bulmuş gibi
Hep zavallı bir kuş gibi
Büzülür, taşta kalırsın
Aldanırsın insanlara
Dalarsın derin sulara
Yenilirsin korkulara
Siste, ateşte kalırsın
Ömrün düzeni bozulur
Dostların hepsi kaybolur
Aynalara düşman olur
Devr-i geçmis'te kalırsın
Hiç eksilmez âh ü zârin
Seninledir intizârın
Serüven biter, mezarın
Kazılır; düşte kalırsın
Kaderin önünde değil
Doğmamak elinde değil
Gözlerinin yaşını sil
Hayattan zevk de alırsın

Kanka Bot
06-12-05, 00:45
Hiç
Mevsimleri mi kaçırdım ben
Yoksa mevsimler mi kaçtı benden
Ben mi yabancıyım
Sen mi tanıdık değilsin
Üşüyorum
İçimde
Bir buz mevsimi boy veriyor


Son şarkı susuyor birden
Gece yırtılıyor
Sen değilsin gelen
Biliyorum
Orda duruyorsun
Harflerini çalmışlar sözcüklerden
Klavyeden tuşlarını
Susuyorsun
Yüreğimi tutuyorsun ellerinde
Durmadan sıkıyorsun
Uzak bir yıldızdan
Soğuk bir alev yükseliyor
Gelip bedenimi vuruyor birden
Gece yırtılıyor aniden
Gelen sen değilsin
Biliyorum
Bir aysberk yükseliyor
Yüreğimden
Tepeden tırnağa
Buz kesiyorum
Sana gözlerimi veriyorum
Almıyorsun
Bir yağmur yağıyor
Denize
Güller soluyor
Görmüyorsun
Gölgeni bulup bulup kaybediyorum
Yeniden
Uzansam tutacağım ellerinden
Biliyorum
Son mısralar savruluyor şiirlerimden
Tüm düşlerimi terkediyorum
Birden sabah geliyor
Sen gidiyorsun
Hiç gelmeden

Kanka Bot
06-12-05, 00:46
Vazgeçtim
Kaç gece yatağımda uykusuz,
Bir oyana bir bu yana dönüp durdum.
Görmek için düşümde hayalimde,
Duymak için sesini.
Kaç kere ellerim uzandı telefona.
Aşkı oyun bilirdin sen,aklıma geldi.
VAZGEÇTİM

Gezip durdum perişan halde,
Kah sahillerde,kah cadde boylarında.
Hayal kurup sen diye,
Ağaçlara dağlara taşlara sarıldım.
Elleri güldürecektim halime,
İhanetin aklıma geldi.
VAZGEÇTİM

Kahırdan başka ne vardı sanki verdiğin,
Acılardan zevk alır hale getirmiştin.
Yine de görmek için seni,
Şeytana uyup,bir daha bozacaktım yeminimi.
Vedalaşmadan gidişin aklıma geldi.
VAZGEÇTİM

Açıp ellerimi yalvardım Tanrıya,
Bir defacık tutmak için ellerini,
Koklamak için saçlarını.
Adaklar adayacaktım evliyalara,
Umursuzluğun aklıma geldi.
VAZGEÇTİM

Paylaştığımızı sandığım güzel günlerin hatrına,
Suçlu benmiş gibi,
Af dileyecektim gözlerine bakıp.
Her türlü cezana razı olacaktım.
Boynumu büküp,bi daha gelecektim kapına.
Başkasını sevdiğin aklıma geldi.
VAZGEÇTİM

Kanka Bot
06-12-05, 00:47
Sen Gelince Aklıma
Unutmadım sevgilim,ne yaptıysam unutamadım
Yalanım yok sevemedim senden sonra kimseyi
Vermedim yüreğimi,aldanmadım
Ağlamadım her gidenin ardından,
Gözlerimi yatırıp da uzaklara beklemedim
Tutkuyu bilmedim,kapılmayı
Özlemlerim oldu,yenilmedim.
O hain sancı hiç kıvrandırmadı
Senden sonra sevdiğimi söylemedim kimseye ve sevilmedim
Şimdi eskilerden kalma bir şarkısını dilime doladım
Hüzün çiçeğimizi soldurandı unutamadığımız,unutamadığımız...

Sen gelince aklıma ağlamak varya
Yaz günü Şubatı yaşamak varya
Aktıkça biriktin,duygularımda
Aktıkça biriktin,yanaklarımda
Sen gelince aklıma gizli gizli ağlarım
Şarkılara dert yanarım
Sen gelince aklıma içlenir kahrederim,
Vurulurum kanarım
Dedimya,yalanım yok
Sevemedim senden sonra
Düşünmedim senden başka kimseyi
Dizlerinde uyumadım,sığınmadım çocuk gibi
Göğsünde ağlamadım
Aşk'a aşık olmadım yeniden
Aynalarda düzeltmedim saçlarımı
Dudaklarımı boyamadım
O kırmızı elbisemi hiç giymedim senden sonra
Ve hiç güzel bulmadım kendimi
Hatırlarmısın en çok gülüşümü severdin
Ne çok güldürürdün beni
Senden sonra hiç gülmedim
Senden sonra sofralar hazırlamadım mum çiçekli
Sahanda yumurtayı ağzıma bile sürmedim
Önlü arkalı bir kasete çektiğimiz o şarkıyı
Hiç dinlemedim,dinleyemdim
Sakladım mektuplarını ve resimlerini yakmadım
ve kaçkereler kaçkereler çevirip de konuşmaya cesaret edemediğim
o telefon numarasını hiç unutmadım...
İlk vurgunum,son göz ağrım
Dinmedi içimde sızım,bu kaçıncı gece yanlızım
Şimdi kim şiirler okur sabahlara dek
Ellerim hangi elleri tutar riyasız
Kime baksam seni görüyorum
Sen gelince aklıma ağlamak var ya
Aktıkça biriktin duygularımda
Yıllarca gelişini bekledim,bana dönüşünü
Hiçbirşey dindirmedi hasretini
Yoluğunu silmedi en acı ölümler bile
Ben hep seni hatırladım
Yeni doğmuş bir bebeğin ilk çığlığında
Geç kalınmış sevdaların akşamlarında
ve sen vardın bir zamanlar ölesiye sevenlerin ayrılığında
Sen gelince aklıma ağlamak varya
Beklemek,can çekişen bir türküdür artık dilimde yürekler parçalayan
Umut,soğuk duvarların ardında kaldı
Sen gelmez oldun,sen gelince aklıma ağlamak varya
Böyle sevmek olmaz olsun,olmaz olsun...

Kanka Bot
06-12-05, 00:48
Seni Seviyorum
Ne güzel şey; SENİ SEVİYORUM demek
Sevdiğini söyleyebilmek ne güzel...
Her baharda, gece-gündüz
Her saniye
SENİ SEVİYORUM!
SENİ SEVİYORUM!
SEVİYORUM SENİ!
Diyebilmek ne güzel...

Çünküsü yok, nedeni yok sevmenin
Zamanı hiç yok,
Dakikalar zaman üstü...
Utangaç bir gecenin kucağında
Yağmurlar vuruyor pencereme,
Aşkın vuruyor kalbimin kıyılarına
Gecenin bu çıldırtan yalnızlığında
Aşkın ayak seslerini duyuyorum yüreğimde
Ve hasretini içimde,
SENİ SEVİYORUM!

Sesini duymak istiyorum uyumadan önce
Sabahlara kadar konuşmak,
Hiç kapatmamak telefonu...
Aynı düşlere uyumak sonra
Ve uyanmak aynı güneşe
SENİ SEVİYORUM!

Daha bir güzelleştim son günlerde,
Gözlerimin içi parlıyor,
Kabına sığdıramıyorum aşkı.
Gülmek geliyor içimden,
Sokaklarda koşar adım yürümek,
Tanıdık, tanımadık herkese selam vermek,
Merhaba ülkemin güzel insanları,
Hepinize, hepinize merhaba
SİZİ de SEVİYORUM!

Yağmuru, denizi, kokusunu toprağımın
Gök mavisinde güvercinleri, martıları.
Dağ eteklerinde gelincikleri seviyorum ateş kırmızısı
Bindallılarıyla köy kızlarını
Ve elleri hamur kokan anaları
Hepsini sende seviyorum
SENİ SEVİYORUM!

Senin sevdiğin gibi topluyorum saçlarımı,
Siyah kazağımı daha çok yakıştırıyorum kendime
Ve daha çok seviyorum limonlu çayı...
Senin sevdiğin her şeyi seviyorum
Türkülerini memleketin,
feneri, kara kartalı senin için,
Davamızı ve şiiri sende seviyorum.
SENİ SEVİYORUM!

İyi ki doğdun iyi ki varsın.
Doğum günün kutlu olsun!
SENİ ÇOK SEVİYORUM!
SENİ ÇOK SEVİYORUM!
Yaşamaksa seni sevmek,
Ben hiç ölmedim...
SENİ SEVİYORUM!

Kanka Bot
06-12-05, 00:49
Yenik Serçe (Adı Nevin)
O kanadı kırık bir kuştu
Beyaza vurulmuştu
Kimseler görmedi başka renk sevdiğini
Kimseler görmedi kirlendiğini

"Kendini martılarla bir tutma" derdim.
"Senin kanatların yok
Düşersin,yorulursun"
Beni böyle bırakıp gitme ne olursun

O kanadı kırık bir kuştu
Gülümserken vurulmuştu
Kimseler görmedi öpüştüğünü
Kimseler görmedi kirlendiğini

Adı Nevin şarap içer
Yağmur giyerdi geceleyin
Adı Nevin şarap içer
Hüzün kokardı geceleyin

O şehrin tüm sokakları dar yapılmıştı
Biz yanyana yürümeyelim diye
İnsanları dar yapılmıştı
ama biz yürürdür yanyana
Yana yana yürürdük...

Adı Nevin şarap içer
Yağmur giyerdi geceleyin
Adı Nevin şarap içer
Hüzün kokardı geceleyin
Adı Nevin şarap içer
Ve ağlardı geceleyin...

Kanka Bot
06-12-05, 00:51
Zor Günler
Benden önce söylenmiş sözlerin haklılığına kızdığım oldu zamanında.
Ama inandığım da. Ömrümde her şarkı başka bir kapı açtı.
Bu şarkının ardında sen, bu kapının ardındaysa benden önce söylenmiş sözler vardı.

Seçtiğimiz hayatlar mı bunlar?
Seçtiklerimiz mi bunca yokluk, bunca kırıklık, bunca acı?
Seçtiklerimiz evet.
Hayat bu sevgilim, çoktan seçmeli, senin aşkınsa bir dönem ödevi.

Bir şarkı tuttum sevgilim, bir kapı açtım ikimize.
İkimiz çokmuşuz meğer bu resme.
Kapatmadan bu kapıyı yine de
Bu yaralar, bereler sanadır, bileler

Çok canım yanıyordu gördüklerimden ve göreceklerimden.
Benim kanayan dizlerim yoktu hayatta bir tek.
Benim de kanattıklarım vardı elbet.
Ezdiğim kumlar ve geçtiğim yollar hala gölgemi taşıyorlar.
Hani demiştim ya; ne ayrılıklar, ne aşklar, ne başlangıçlar diye
Yani demem o ki, çok zor günler geçirdim vaktiyle.

Bu şarkı sadece benimdi sevgilim ve ben büyük bahçeler istemiştim ikimize.
Yazmışsın ya; Onu sevebileceğimi düşünmüştüm diye.
İşte o günden beri, belki de bu yüzden sadece,
bu yaralar, bereler sanaydı, bileler, göreler aşkımı, şahidim gök kubbe.

Kanka Bot
06-12-05, 00:52
Yalnız Bir Opera
ölü bir yılan gibi yatıyordu aramızda
yorgun, kirli ve umutsuz geçmişim
oysa bilmediğin bir şey vardı sevgilim
Ben sende bütün aşklarımı temize çektim


imrendiğin, öfkelendiğin
kızdığın ya da kıskandığın diyelim
yani yaşamışlık sandığın
Geçmişim
dile dökülmeyenin tenhalığında
kaçırılan bakışlarda
gündeliğin başıboş ayrıntılarında
zaman zaman geri tepip duruyordu. Ve elbet üzerinde durulmuyordu.
Sense kendini hala hayatımdaki herhangi biri sanıyordun, biraz daha
fazla sevdiğim, biraz daha önem verdiğim.

Başlangıçta doğruydu belki. Sıradan bir serüven, ratsgele bir ilişki
gibi başlayıp, gün günden hayatıma yayılan, büyüyüp kök salan ,
benliğimi kavrayıp, varlığımı ele geçiren bir aşka bedellendin.
Ve hala bilmiyordun sevgilim
Ben sende bütün aşklarımı temize çektim
Anladığındaysa yapacak tek şey kalmıştı sana
Bütün kazananlar gibi
Terk ettin


Yaz başıydı gittiğinde. Ardından, senin için üç lirik parça
yazmaya karar vermiştim. Kimsesiz bir yazdı. Yoktun. Kimsesizdim.
Çıkılmış bir yolun ilk durağında bir mevsim bekledim durdum.
Çünkü ben aşkın bütün çağlarından geliyordum.


Sanırım lirik sözcüğü en çok yüzüne yakışıyordu
yüzündeki kuşkun kedere, gür kirpiklerinin altından
kısık lambalar gibi ışıyan gözlerine
çerçevesine sığmayan
munis, sokulgan, hüzünlü resimlerine
lirik sözcüğü en çok yüzüne yakışıyordu


Yaz başıydı gittiğinde. Sersemletici bir rüzgar gibi geçmişti
Mayıs. Seni bir şiire düşündükçe kanat gibi, tüy gibi, dokunmak gibi
uçucu ve yumuşak şeyler geliyordu aklıma.
Önceki şiirlerimde hiç kullanmadığım bu sözcük
usulca düşüyordu bir kağıt aklığına, belki de
ilk kez giriyordu yazdıklarıma, hayatıma.
Yaz başıydı gittiğinde. Bir aşkın ilk günleriydi daha. Aşk mıydı,
değil miydi? Bunu o günler kim bilebilirdi? 'Eylül'de aynı yerde ve
aynı insan olmamı isteyen' notunu buldum kapımda. Altına saat: 16.00
diye yazmıştın, ve saat 16.04'tü onu bulduğumda.

Daha o gün anlamalıydım bu ilişkinin yazgısını
Takvim tutmazlığını
Aramızda bir düşman gibi duran
Zaman'ı
Daha o gün anlamalıydım
Benim sana erken
Senin bana geç kaldığını


Gittin. Koca bir yaz girdi aramıza. Yaz ve getirdikleri.
Döndüğünde eksik, noksan bir şeyler başlamıştı.
Sanki yaz, birbirimizi görmediğimiz o üç ay,
alıp götürmüştü bir şeyleri hayatımızdan, olmamıştı, eksik kalmıştı.
Kırılmış bir şeyi onarır gibi başladık yarım kalmış
arkadaşlığımıza. Adımlarımız tutuk, yüreğimiz çekingen,
körler gibi tutunuyor, dilsizler gibi bakışıyorduk.
Sanki ufacık birşey olsa birbirimizden kaçacaktık.

Fotoromansız, trüksüz, hilesiz, klişesiz bir beraberlikti bizimki.
Zamanla gözlerimiz açıldı, dilimiz çözüldü güvenle ilerledik birbirimize.

Gittin.şimdi bir mevsim değil, koca bir hayat girdi aramıza.
Biliyorum ne sen dönebilirsin artık, ne de ben kapıyı açabilirim sana.


Şimdi biz neyiz biliyor musun?
Akıp giden zamana göz kırpan yorgun yıldızlar gibiyiz.
Birbirine uzanamayan
Boşlukta iki yalnız yıldız gibi
Acı çekiyor ve kendimize gömülüyoruz
Bir zaman sonra batık bir aşktan geriye kalan iki enkaz olacağız yalnızca
Kendi denizlerimizde sessiz sedasız boğulacağız
Ne kalacak bizden?
bir mektup, bir kart, birkaç satır ve benim su kırık dökük şiirim
Sessizce alacak yerini nesnelerin dünyasında
Ne kalacak geriye savrulmuş günlerimizden
Bizden diyorum, ikimizden
Ne kalacak?

Şimdi biz neyiz biliyor musun?
Yıkıntılar arasında yakınlarını arayan öksüz savaş çocukları
gibiyiz. Umut ve korkunun hiçbir anlam taşımadığı bir dünyada bir
şey bulduğunda neyi, ne yapacağını bilemeyen çocuklar gibi.
Artık hiçbir duygusunu anlamayan çocuklar gibi
Ve elbet biz de bu aşkla büyüyecek
Her şeyi bir başka aşka erteleyeceğiz

kış başlıyor sevgilim
hoşnutsuzluğumun kışı başlıyor
bir yaz daha geçti hiçbir şey anlamadan
oysa yapacak ne çok şey vardı
ve ne kadar az zaman
kış başlıyor sevgilim
iyi bak kendine
gözlerindeki usul şefkati
teslim etme kimseye, hiçbir şeye
upuzun bir kış başlıyor sevgilim
ayrılığımızın kışı başlıyor
Giriyoruz kara ve soğuk bir mevsime.


Kitaplara sarılmak, dostlarla konuşmak, yazıya oturup sonu
gelmeyen cümleler kurmak, camdan dışarı bakıp puslu şarkılar mırıldanmak...

Böyle zamanlarda her şey birbirinin yerini alır
çünkü her şey bir o kadar anlamsızdır
içinizdeki ıssızlığı doldurmaz hiçbir oyun
para etmez kendinizi avutmak için bulduğunuz numaralar
Bir aşkı yaşatan ayrıntıları nereye saklayacağınızı bilemezsiniz
çıplak bir yara gibi sızlar paylaştığınız anlar, eşyalar
gözünüzün önünde durur birlikte yarattığınız alışkanlıklar
korkarsınız sözcüklerden, sessizlikten de; bakamazsınız aynalara,
çağrışımlarla ödeşemezsiniz
dışarıda hayat düşmandır size
içeride odalara sığamazken siz, kendiniz
Bir ayrılığın ilk günleridir daha
Her şey asılı kalmıştır bitkisel bir yalnızlıkla

Gün boyu hiçbir şey yapmadan oturup
kulak verdiğiniz saatin tiktakları
kaplar tekin olmayan göğünüzü
geçici bir dinginlik, düzmece bir erinç
suyu boşalmış bir havuz, fişten çekilmiş bir alet kadar tehlikesiz
bakınıp dururken duvarlara
boş bir çuval gibi, çalmayan bir org gibi, plastik bir çiçek,
unutulmuş bir oyuncak, eski bir çerçeve gibi, hani, unutsam
eşyanın gürültüsünü, nesnelerin dünyasında kendime bir yer
bulsam, dediğimiz zamanlar gibi
kendimizin içinden yeni bir kendimiz çıkarmaya zorlandığımız anlar
gibi
yeni bir iklime, yeni bir kente, bir tutukluluk haline, bir trafik
kazasına, başımıza gelmiş bir felakete, işkenceye çekilmeye, ameliyata
alınmaya
kendimizi hazırlar gibi
yani dayanmak ve katlanmak için silkelerken bütün benliğimizi
ama öyle sessiz baktığımız duvarlar gibi olmaya çalışırken,
ve kazanmış görünürken derinliğimizi
Ne zaman ki, yeniden canlanır bağışlamasız belleğimizde
bir anın, yalnızca bir anın bütün bir hayatı kapladığı anlar
o tiktaklar kadar önemsiz kalır şimdi
hayatımıza verdiğimiz bütün anlamlar


denemeseniz de, bilirsiniz
hiç yakın olmamışsınızdır intihara bu kadar


Bana Zamandan söz ediyorlar
Gelip size Zamandan söz ederler
Yaraları nasıl sardığından, ya da her şeye nasıl iyi geldiğinden.
Zamanla ilgili bütün atasözleri gündeme gelir yeniden.
Hepsini bilirsiniz zaten, bir ise yaramadığını bildiğiniz gibi.
Dahası onlar da bilirler. Ama yine de güç verir bazı sözler, sözcükler,
öyle düşünürler.
Bittiğine kendini inandırmak, ayrılığın gerçeğine katlanmak,
sırtınızdaki hançeri çıkartmak, yüreğinizin unuttuğunuz yerleriyle yeniden
karşılaşmak kolay değildir elbet. Kolay değildir bunlarla baş etmek,
uğruna içinizi öldürmek. Zaman alır.
Zaman
Alır sizden bunların yükünü
O boşluk dolar elbet, yaralar kabuk bağlar, sızılar diner, acılar
dibe çöker. Hayatta sevinilecek şeyler yeniden fark edilir. Bir
yerlerden
bulunup yeni mutluluklar edinilir.
O boşluk doldu sanırsınız
Oysa o boşluğu dolduran eksilmenizdir

gün gelir bir gün
başka bir mevsim, başka bir takvim, başka bir ilişkide
o eski ağrı
ansızın geri teper.
Dilerim geri teper. Yoksa gerçekten
Bitmişsinizdir.

Zamanla yerleşir yaşadıkların, yeniden konumlanır, çoğalır, anlamları
önemi kavranır. Bir zamanlar anlamadan yaşadığın şey, çok sonra değerini
kazanır. Yokluğu derin ve sürekli bir sızı halini alır.

Oysa yapacak hiçbir şey kalmamıştır artık
Mutluluk geçip gitmiştir yanınızdan
Herşeye iyi gelen Zaman sizi kanatır


ölmüş saadeti karşılaştır yaşayan mutsuzlukla
günlerin dökümünü yap
benim senden, senin benden habersiz alıp verdiklerini
kim bilebilir ikimizden başka?
sözcüklerin ve sessizliklerin yeri iyi ayarlanmış
bir ilişkiyi, duyguların birliğini, bir aşkı beraberlik haline getiren
kendiliğindenliği
yani günlerimiz aydınlıkken kaçırdığımız her şeyi
bir düşün
emek ve aşkla güzelleştirilmiş bir dünya
şimdi ağır ağır batıyor ve yokluğa karışıyor orada
ölmüş saadeti karşılaştır yaşayan mutsuzlukla
Bunlar da bir ise yaramadıysa
Demek yangında kurtarılacak hiçbir şey kalmamış aramızda


Bu şiire başladığımda nerde,
şimdi nerdeyim?
solgun yollardan geçtim. Bakışımlı mevsimlerden
ikindi yağmurlarını bekleyen
yaz sonu hüzünlerinden
gün günden puslu pencerelere benzeyen gözlerim
geçti her çağın bitki örtüsünden
oysa şimdi içimin yıkanmış taşlığından
bakarken dünyaya
yangınlarda bayındır kentler gibiyim:
çiçek adlarını ezberlemekten geldim
eski şarkıları, sarhoşların ve suçluların
unuttuklarını hatırlamaktan
uzak uzak yolları tarif etmekten
haydutluktan ve melankoliden
giderken ya da dönerken atlanan eşiklerden
Duyarlığın gece mekteplerinden geldim
Bütünlemeli çocuklarla geçti
gençliğimin rüzgara verdiğim yılları
dokunmaların ve içdökmelerin vaktinden geldim.

Bu şiire başladığımda nerde,
şimdi nerdeyim?
yaram vardı. bir de sözcükler
sonra vaat edilmiş topraklar gibi
sayfalar ve günler
ışık istiyordu yalnızlığım
Kötülükler imparatorluğunda bir tek şiir yazmayı biliyordum
İlerledikçe... Kaybolup gittin bu şiirin derinliklerinde
Aşk ve Acı usul usul eriyen bir kandil gibi söndü
daha şiir bitmeden. Karardı dizeler.
Aşk... Bitti. Soldu şiir.
Büyük bir şaşkınlık kaldı o fırtınalı günlerden


Daha önce de başka şiirlerde konaklamıştım
Ağır sınavlar vermiştim değişen ruh iklimlerinde
Aşk yalnız bir operadır, biliyordum: Operada bir gece
uyudum, hiç uyanmadım.
barbarların seyrettiği trapezlerden geçtim
her adımda boynumdan bir fular düşüyordu
el kadar gökyüzü mendil kadar ufuk
birlikte çıkılan yolların yazgısıdır:
eksiliyorduk
mataramda tuzlu suyla, oteller kentinden geldim
her otelde biraz eksilip, biraz artarak
yani çoğalarak
tahvil ve senetlerini intiharla değiştirenlerin
birahaneler ve bankalar üzerine kurulu hayatlarında
ağır ve acı tanıklıklardan
geçerek geldim. Terli ve kirliydim.
Sonra tımarhanelerde tımar edilen ruhum
maskeler ve çiçekler biriktiriyordu
linç edilerek öldürülenlerin hayat hikayelerini de...
korsan yazıları, kara şiirleri, gizli kitapları
ve açık hayatları seviyordu.
Buraya gelirken
uzun uzak yollar için her menzilde at değiştirdim
atlarla birlikte terledim yolları ve geceleri
ödünç almadım hiç kimseden hiçbir şeyi
çıplak ve sahici yaşayıp çıplak ve sahici ölmek için
panayır yerleri... panayır yerleri...
ölü kelebekler... ölü kelebekler...
sonra dünyanın bütün sinemalarında bütün filmleri seyrettim.
Adım onların adının yanına yazılmasın diye
acı çekecek yerlerimi yok etmeden
acıyla baş etmeyi öğrendim.
Yoksa bu kadar konuşabilir miydim?

ipek yollarında kuzey yıldızı
aşkın kuzey yıldızı
sanırsın durduğun yerde
ya da yol üstündedir
oysa çocukluktan kalma gökyüzünde hileli zar
ölü yanardağlar, ölü yıldızlar
ve toy yaşın bilmediği hesap: ışık hızı

AŞKIN BİR YOLU VARDIR
HER YAŞTA BAŞKA TÜRLÜ GEÇİLEN
AŞKIN BİR YOLU VARDIR
HER YAŞTA BİRAZ GEÇİKİLEN
gökyüzünde yalnız bir yıldız arar gözler
gözlerim
aşkın kuzey yıldızıdır bu
yazları daha iyi görülen
Ben, öteki, bir diğeri ona doğru ilerler
ilerlerim
zamanla anlarsın bu bir yanılsama
ölü şairlerin imgelerinden kalma
Sen de değilsin. O da değil
Kuzey yıldızı daha uzakta
yeniden yollara düşerler
düşerim
bir şiir yaşatır her şeyi yaşamın anlamı solduğunda
ben yoluma devam ederim. Bitmemiş bir şiirin ortasında
Darmadağınık imgeler, sözcükler ve kafiyeler
yaşamsa yerli yerinde
yerli yerinde her şey

şimdi her şey doludizgin ve çoğul
şimdi her şey kesintisiz ve sürekli bir devrim gibi
şimdi her şey yeniden
yüreğim, o eski aşk kalesi
yepyeni bir mazi yarattı sözüklerin gücünden


Dönüp ardıma bakıyorum
Yoksun sen
Ey sanat! Her şeyi hayata dönüştüren

Kanka Bot
06-12-05, 00:54
Yerin seni çektiği kadar ağırsın
Kanatların çırpındığı kadar hafif..
Kalbinin attığı kadar canlısın
Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç...
Sevdiklerin kadar iyisin
Nefret ettiklerin kadar kötü..
Ne renk olursa olsun kaşın gözün
Karşındakinin gördüğüdür rengin..
Yaşadıklarını kâr sayma:
Yaşadığın kadar yakınsın sonuna;

Ne kadar yaşarsan yaşa,
Sevdiğin kadardır ömrün..
Gülebildiğin kadar mutlusun
Üzülme bil ki ağladığın kadar güleceksin
Sakın bitti sanma her şeyi,

Sevdiğin kadar sevileceksin.
Güneşin doğuşundadır doğanın sana verdiği değer
Ve karşındakine değer verdiğin kadar insansın
Bir gün yalan söyleyeceksen eğer
Bırak karşındaki sana güvendiği kadar inansın.
Ay ışığındadır sevgiliye duyulan hasret
Ve sevgiline hasret kaldığın kadar ona yakınsın
Unutma yağmurun yağdığı kadar ıslaksın
Güneşin seni ısıttığı kadar sıcak.
Kendini yalnız hissettiğin kadar yalnızsın
Ve güçlü hissettiğin kadar güçlü.
Kendini güzel hissettiğin kadar güzelsin..

İşte budur hayat!
İşte budur yaşamak, bunu hatırladığın kadar yaşarsın
Bunu unuttuğunda aldığın her nefes kadar üşürsün
Ve karşındakini unuttuğun kadar çabuk unutulursun
Çiçek sulandığı kadar güzeldir
Kuşlar ötebildiği kadar sevimli
Bebek ağladığı kadar bebektir
Ve her şeyi öğrendiğin kadar bilirsin bunu da öğren,
Sevdiğin kadar sevilirsin...

işte bu..

Kanka Bot
06-12-05, 00:55
Şimdi sen kalkıp gidiyorsun.Git
Gözlerin durur mu onlarda gidiyorlar.Gitsinler
Oysa ben senin gözlerinsiz edemem bilirsin
Oysa Allah bilir bugün iyi uyanmıştık
sevgideydi ilk açılışı gözlerimizin sırf onaydı
Bir kuş konmuş parmaklarıma uzun uzun ötmüştü
bir sevişmek gelmişti bir daha gitmemişti
Yoktu dünlerde evvelsi günlerdeki yoksulluğumuz
Sanki ihç olmamıştı

Oysa kalbim şuracıkta çarpıyordu
Şurada senin gözlerindeki bakımsız mavi,güzel laflı İstanbullular
Şurda etin çoğalıyordu dokundukça lafların dünyaların

Öyle düzeltici öyle yerine getiriciydiki sevmek
Ki Karaköy köprüsüne yağmur yağarken
Bıraksalar gökyüzü kendini ikiye bölecekti
Çünkü iki kişiydik


Oysa bir bardak su yetiyordu saçlarını ıslatmaya
bir dilim ekmeğin bir iki zeytinin başınaydı doymamız
Seni bir kere öpsem ikinin hatırı kalıyordu
İki kere öpeyim desem üçün boynu bükük.

Kanka Bot
06-12-05, 01:04
ölü bir yılan gibi yatıyordu aramızda
yorgun, kirli ve umutsuz geçmişim
oysa bilmediğin bir şey vardı sevgilim
Ben sende bütün aşklarımı temize çektim

imrendiğin, öfkelendiğin
kızdığın ya da kıskandığın diyelim
yani yaşamışlık sandığın
Geçmişim
dile dökülmeyenin tenhalığında
kaçırılan bakışlarda
gündeliğin başıboş ayrıntılarında
zaman zaman geri tepip duruyordu. Ve elbet üzerinde durulmuyordu.
Sense kendini hala hayatımdaki herhangi biri sanıyordun, biraz daha
fazla sevdiğim, biraz daha önem verdiğim.

Başlangıçta doğruydu belki. Sıradan bir serüven, rastgele bir ilişki
gibi başlayıp, gün günden hayatıma yayılan, büyüyüp kök salan ,
benliğimi kavrayıp, varlığımı ele geçiren bir aşka bedellendin.
Ve hala bilmiyordun sevgilim
Ben sende bütün aşklarımı temize çektim
Anladığındaysa yapacak tek şey kalmıştı sana
Bütün kazananlar gibi
Terk ettin


Yaz başıydı gittiğinde. Ardından, senin için üç lirik parça
yazmaya karar vermiştim. Kimsesiz bir yazdı. Yoktun. Kimsesizdim.
Çıkılmış bir yolun ilk durağında bir mevsim bekledim durdum.
Çünkü ben aşkın bütün çağlarından geliyordum.


Sanırım lirik sözcüğü en çok yüzüne yakışıyordu
yüzündeki kuşkun kedere, gür kirpiklerinin altından
kısık lambalar gibi ışıyan gözlerine
çerçevesine sığmayan
munis, sokulgan, hüzünlü resimlerine
lirik sözcüğü en çok yüzüne yakışıyordu


Yaz başıydı gittiğinde. Sersemletici bir rüzgar gibi geçmişti
Mayıs. Seni bir şiire düşündükçe kanat gibi, tüy gibi, dokunmak gibi
uçucu ve yumuşak şeyler geliyordu aklıma. Önceki şiirlerimde hiç kullanmadığım bu sözcük usulca düşüyordu bir kağıt aklığına, belki de
ilk kez giriyordu yazdıklarıma, hayatıma.
Yaz başıydı gittiğinde. Bir aşkın ilk günleriydi daha. Aşk mıydı,
değil miydi? Bunu o günler kim bilebilirdi? "Eylül'de aynı yerde ve
aynı insan olmamı isteyen" notunu buldum kapımda. Altına saat: 16.00
diye yazmıştın, ve saat 16.04'tü onu bulduğumda.

Daha o gün anlamalıydım bu ilişkinin yazgısını
Takvim tutmazlığını
Aramızda bir düşman gibi duran
Zaman'ı
Daha o gün anlamalıydım
Benim sana erken
Senin bana geç kaldığını


Gittin. Koca bir yaz girdi aramıza. Yaz ve getirdikleri.
Döndüğünde eksik, noksan bir şeyler başlamıştı. Sanki yaz, birbirimizi görmediğimiz o üç ay, alıp götürmüştü bir şeyleri hayatımızdan, olmamıştı, eksik
kalmıştı.
Kırılmış bir şeyi onarır gibi başladık yarım kalmış
arkadaşlığımıza. Adımlarımız tutuk, yüreğimiz çekingen, körler gibi tutunuyor, dilsizler gibi bakışıyorduk.
Sanki ufacık birşey olsa birbirimizden kaçacaktık.

Fotoromansız, trüksüz, hilesiz, klişesiz bir beraberlikti bizimki.
Zamanla gözlerimiz açıldı, dilimiz çözüldü güvenle ilerledik birbirimize.

Gittin.şimdi bir mevsim değil, koca bir hayat girdi aramıza. Biliyorum ne sen dönebilirsin artık, ne de ben kapıyı açabilirim sana.


Şimdi biz neyiz biliyor musun?
Akıp giden zamana göz kırpan yorgun yıldızlar gibiyiz.
Birbirine uzanamayan
Boşlukta iki yalnız yıldız gibi
Acı çekiyor ve kendimize gömülüyoruz
Bir zaman sonra batık bir aşktan geriye kalan iki enkaz olacağız yalnızca
Kendi denizlerimizde sessiz sedasız boğulacağız
Ne kalacak bizden?
bir mektup, bir kart, birkaç satır ve benim su kırık dökük şiirim
Sessizce alacak yerini nesnelerin dünyasında
Ne kalacak geriye savrulmuş günlerimizden
Bizden diyorum, ikimizden
Ne kalacak?

Şimdi biz neyiz biliyor musun?
Yıkıntılar arasında yakınlarını arayan öksüz savaş çocukları
gibiyiz. Umut ve korkunun hiçbir anlam taşımadığı bir dünyada bir
şey bulduğunda neyi, ne yapacağını bilemeyen çocuklar gibi.
Artık hiçbir duygusunu anlamayan çocuklar gibi
Ve elbet biz de bu aşkla büyüyecek
Her şeyi bir başka aşka erteleyeceğiz

kış başlıyor sevgilim
hoşnutsuzluğumun kışı başlıyor
bir yaz daha geçti hiçbir şey anlamadan
oysa yapacak ne çok şey vardı
ve ne kadar az zaman
kış başlıyor sevgilim
iyi bak kendine
gözlerindeki usul şefkati
teslim etme kimseye, hiçbir şeye
upuzun bir kış başlıyor sevgilim
ayrılığımızın kışı başlıyor
Giriyoruz kara ve soğuk bir mevsime.


Kitaplara sarılmak, dostlarla konuşmak, yazıya oturup sonu
gelmeyen cümleler kurmak, camdan dışarı bakıp puslu şarkılar mırıldanmak...

Böyle zamanlarda her şey birbirinin yerini alır
çünkü her şey bir o kadar anlamsızdır
içinizdeki ıssızlığı doldurmaz hiçbir oyun
para etmez kendinizi avutmak için bulduğunuz numaralar
Bir aşkı yaşatan ayrıntıları nereye saklayacağınızı bilemezsiniz
çıplak bir yara gibi sızlar paylaştığınız anlar, eşyalar
gözünüzün önünde durur birlikte yarattığınız alışkanlıklar
korkarsınız sözcüklerden, sessizlikten de; bakamazsınız aynalara,
çağrışımlarla ödeşemezsiniz
dışarıda hayat düşmandır size
içeride odalara sığamazken siz, kendiniz
Bir ayrılığın ilk günleridir daha
Her şey asılı kalmıştır bitkisel bir yalnızlıkla

Gün boyu hiçbir şey yapmadan oturup
kulak verdiğiniz saatin tiktakları
kaplar tekin olmayan göğünüzü
geçici bir dinginlik, düzmece bir erinç
suyu boşalmış bir havuz, fişten çekilmiş bir alet kadar tehlikesiz
bakınıp dururken duvarlara
boş bir çuval gibi, çalmayan bir org gibi, plastik bir çiçek, unutulmuş bir oyuncak, eski bir çerçeve gibi, hani, unutsam eşyanın gürültüsünü, nesnelerin dünyasında kendime bir yer bulsam, dediğimiz zamanlar gibi
kendimizin içinden yeni bir kendimiz çıkarmaya zorlandığımız anlar
gibi
yeni bir iklime, yeni bir kente, bir tutukluluk haline, bir trafik
kazasına, başımıza gelmiş bir felakete, işkenceye çekilmeye, ameliyata
alınmaya
kendimizi hazırlar gibi
yani dayanmak ve katlanmak için silkelerken bütün benliğimizi
ama öyle sessiz baktığımız duvarlar gibi olmaya çalışırken,
ve kazanmış görünürken derinliğimizi
Ne zaman ki, yeniden canlanır bağışlamasız belleğimizde
bir anın, yalnızca bir anın bütün bir hayatı kapladığı anlar
o tiktaklar kadar önemsiz kalır şimdi
hayatımıza verdiğimiz bütün anlamlar


denemeseniz de, bilirsiniz
hiç yakın olmamışsınızdır intihara bu kadar


Bana Zamandan söz ediyorlar
Gelip size Zamandan söz ederler
Yaraları nasıl sardığından, ya da her şeye nasıl iyi geldiğinden. Zamanla ilgili bütün atasözleri gündeme gelir yeniden. Hepsini bilirsiniz zaten, bir ise yaramadığını bildiğiniz gibi. Dahası onlar da bilirler. Ama yine de güç verir bazı sözler, sözcükler,
öyle düşünürler.
Bittiğine kendini inandırmak, ayrılığın gerçeğine katlanmak, sırtınızdaki hançeri çıkartmak, yüreğinizin unuttuğunuz yerleriyle yeniden
karşılaşmak kolay değildir elbet. Kolay değildir bunlarla baş etmek,
uğruna içinizi öldürmek. Zaman alır.
Zaman
Alır sizden bunların yükünü
O boşluk dolar elbet, yaralar kabuk bağlar, sızılar diner, acılar
dibe çöker. Hayatta sevinilecek şeyler yeniden fark edilir. Bir
yerlerden
bulunup yeni mutluluklar edinilir.
O boşluk doldu sanırsınız
Oysa o boşluğu dolduran eksilmenizdir

gün gelir bir gün
başka bir mevsim, başka bir takvim, başka bir ilişkide
o eski ağrı
ansızın geri teper.
Dilerim geri teper. Yoksa gerçekten
Bitmişsinizdir.

Zamanla yerleşir yaşadıkların, yeniden konumlanır, çoğalır, anlamları
önemi kavranır. Bir zamanlar anlamadan yaşadığın şey, çok sonra değerini
kazanır. Yokluğu derin ve sürekli bir sızı halini alır.

Oysa yapacak hiçbir şey kalmamıştır artık
Mutluluk geçip gitmiştir yanınızdan
Herşeye iyi gelen Zaman sizi kanatır


ölmüş saadeti karşılaştır yaşayan mutsuzlukla
günlerin dökümünü yap
benim senden, senin benden habersiz alıp verdiklerini
kim bilebilir ikimizden başka?
sözcüklerin ve sessizliklerin yeri iyi ayarlanmış
bir ilişkiyi, duyguların birliğini, bir aşkı beraberlik haline getiren
kendiliğindenliği
yani günlerimiz aydınlıkken kaçırdığımız her şeyi
bir düşün
emek ve aşkla güzelleştirilmiş bir dünya
şimdi ağır ağır batıyor ve yokluğa karışıyor orada
ölmüş saadeti karşılaştır yaşayan mutsuzlukla
Bunlar da bir ise yaramadıysa
Demek yangında kurtarılacak hiçbir şey kalmamış aramızda


Bu şiire başladığımda nerde,
şimdi nerdeyim?
solgun yollardan geçtim. Bakışımlı mevsimlerden
ikindi yağmurlarını bekleyen
yaz sonu hüzünlerinden
gün günden puslu pencerelere benzeyen gözlerim
geçti her çağın bitki örtüsünden
oysa şimdi içimin yıkanmış taşlığından
bakarken dünyaya
yangınlarda bayındır kentler gibiyim:
çiçek adlarını ezberlemekten geldim
eski şarkıları, sarhoşların ve suçluların
unuttuklarını hatırlamaktan
uzak uzak yolları tarif etmekten
haydutluktan ve melankoliden
giderken ya da dönerken atlanan eşiklerden
Duyarlığın gece mekteplerinden geldim
Bütünlemeli çocuklarla geçti
gençliğimin rüzgara verdiğim yılları
dokunmaların ve içdökmelerin vaktinden geldim.

Bu şiire başladığımda nerde,
şimdi nerdeyim?
yaram vardı. bir de sözcükler
sonra vaat edilmiş topraklar gibi
sayfalar ve günler
ışık istiyordu yalnızlığım
Kötülükler imparatorluğunda bir tek şiir yazmayı biliyordum
İlerledikçe... Kaybolup gittin bu şiirin derinliklerinde
Aşk ve Acı usul usul eriyen bir kandil gibi söndü
daha şiir bitmeden. Karardı dizeler.
Aşk... Bitti. Soldu şiir.
Büyük bir şaşkınlık kaldı o fırtınalı günlerden


Daha önce de başka şiirlerde konaklamıştım
Ağır sınavlar vermiştim değişen ruh iklimlerinde
Aşk yalnız bir operadır, biliyordum: Operada bir gece
uyudum, hiç uyanmadım.
barbarların seyrettiği trapezlerden geçtim
her adımda boynumdan bir fular düşüyordu
el kadar gökyüzü mendil kadar ufuk
birlikte çıkılan yolların yazgısıdır:
eksiliyorduk
mataramda tuzlu suyla, oteller kentinden geldim
her otelde biraz eksilip, biraz artarak
yani çoğalarak
tahvil ve senetlerini intiharla değiştirenlerin
birahaneler ve bankalar üzerine kurulu hayatlarında
ağır ve acı tanıklıklardan
geçerek geldim. Terli ve kirliydim.
Sonra tımarhanelerde tımar edilen ruhum
maskeler ve çiçekler biriktiriyordu
linç edilerek öldürülenlerin hayat hikayelerini de...
korsan yazıları, kara şiirleri, gizli kitapları
ve açık hayatları seviyordu.
Buraya gelirken
uzun uzak yollar için her menzilde at değiştirdim
atlarla birlikte terledim yolları ve geceleri
ödünç almadım hiç kimseden hiçbir şeyi
çıplak ve sahici yaşayıp çıplak ve sahici ölmek için
panayır yerleri... panayır yerleri...
ölü kelebekler... ölü kelebekler...
sonra dünyanın bütün sinemalarında bütün filmleri seyrettim.
Adım onların adının yanına yazılmasın diye
acı çekecek yerlerimi yok etmeden
acıyla baş etmeyi öğrendim.
Yoksa bu kadar konuşabilir miydim?

ipek yollarında kuzey yıldızı
aşkın kuzey yıldızı
sanırsın durduğun yerde
ya da yol üstündedir
oysa çocukluktan kalma gökyüzünde hileli zar
ölü yanardağlar, ölü yıldızlar
ve toy yaşın bilmediği hesap: ışık hızı

AŞKIN BİR YOLU VARDIR
HER YAŞTA BAŞKA TÜRLÜ GEÇİLEN
AŞKIN BİR YOLU VARDIR
HER YAŞTA BİRAZ GECİKİLEN
gökyüzünde yalnız bir yıldız arar gözler
gözlerim
aşkın kuzey yıldızıdır bu
yazları daha iyi görülen
Ben, öteki, bir diğeri ona doğru ilerler
ilerlerim
zamanla anlarsın bu bir yanılsama
ölü şairlerin imgelerinden kalma
Sen de değilsin. O da değil
Kuzey yıldızı daha uzakta
yeniden yollara düşerler
düşerim
bir şiir yaşatır her şeyi yaşamın anlamı solduğunda
ben yoluma devam ederim. Bitmemiş bir şiirin ortasında
Darmadağınık imgeler, sözcükler ve kafiyeler
yaşamsa yerli yerinde
yerli yerinde her şey

şimdi her şey doludizgin ve çoğul
şimdi her şey kesintisiz ve sürekli bir devrim gibi
şimdi her şey yeniden
yüreğim, o eski aşk kalesi
yepyeni bir mazi yarattı sözcüklerin gücünden


Dönüp ardıma bakıyorum
Yoksun sen
Ey sanat! Her şeyi hayata dönüştüren

Kanka Bot
06-12-05, 01:05
Sen hiç sabahın altısında sevdin mi?..
Bir kaç saat önce soytarılık yaparken; eğlenceden, neşeden edindiğin maskeyi, aylar sonra göz yaşlarınla düşürdün mü?..
Utandın mı kendinden?
Meteoroloji illa ki kar beklerken doğan günde, hiç durmaksızın yağan yağmurdan çekindin mi?..
Ve merak ettin mi, nereye gidiyor bunca göz yaşı, bunca yağmur?..
Yaşanılan ne varsa sıraya giriyordu sanki...
Söküp atsam...
Her neredeyse deşip çıkarsam...
Yoook... Yoook kalsın orda!..
Unutmadan bu telaşı...
Yağan yağmuru...
Birikmiş anıları...
Eve koşmalı...
Sen hiç sabahın altısında kaleme kağıda sarılıp yazdın mı?..
Uykunun en sıcak yerindeyken bir çoğu, belgeledin mi yalnızlığını...
Yürümek geçti mi aklından İstiklal Caddesi boyunca?..
Yağmur olmak istedin mi?..
Kimse duymayacak nasıl olsa...
Bağıra bağıra ağlamak düştü mü usuna?..
Sen hiç sevdandan tiksindin mi?..
Hayasızca umutlandğın için...
Bittiğini kabullenemediğin için...
Ve lanet ettin mi böylesine bir bahta?..
Sen hiç şükretmenin keyfini ıska geçtin mi?..
Uykuların zehir zıkkım oldu mu?..
Sen hiç.............
Hiç!

Kanka Bot
06-12-05, 01:06
Sevgi ekersen yüreklere,
Sevgi biçersin derdim.
Yıllardır sevgi ekmeyi,
Görev edinmiştim.
Ne yazık ki gerçeği,
Kırk yaşımda öğrendim.

Sevgi emek ister,
Sevgi yürek ister,derken ben,
Yüreğin de,emeğin de boşa olduğunu bilememişim.

Yalanmış tüm sevda sözcükleri,
Yalanmış aşk gülücükleri,
Öyle bir an gelir ki,
Bir kalemde silinir,
Atılır çöpe hepsi.

Ne verdiğin emekler,
Ne de kurulan hayaller geleceğe,
Kırkından sonra kendine,
Acısı kalır,geriye kalan yaşamında çekmeye..

Kaldıramıyorum,taşıyamıyorum yaşamın yükünü.
Ayrılık acısıdır,
Yakar yüreğimi,büker boynumu,
İpler senin elinde,kurarsın tekrar yaşamını.

Ne söylesen boş,
Biliyorum artık dibe vurmaya mahkum olduğumu,
Kahretsin unutamıyorum hala sevda sözcüklerini,
Yolun açık olsun,kimse üzmesin seni..

Kanka Bot
06-12-05, 01:07
Benİ Aramaya Çikarsa DÜŞlerİn
HÜznÜn Ruhuna ÇİzdİĞİ Resİmlerdeyİm
Cansiz Bİr Gecenİn KaranliĞinda DeĞİl
YÜreĞİnde Kanayan Kesİmlerdeyİm

Aklina DÜŞerİm Hanİ Olurda
GÜzellİklerİn GÖrÜnmeyen YÜzÜnde Ara
Sevgİnİn Menfaate DÖnmedİĞİ Yer
Bİr GÖnÜl Yarasinin İzİnde Ara

YikilmiŞ Umutlarin Enkazindan GeÇ
ÖksÜz Bİr ÇocuĞun GÖzÜnde Ara
AĞitlarin TÜttÜĞÜ Evlere UĞra
Bİr Ananin BoŞ KalmiŞ Dİzİnde Ara

Benİ Yildizlarda Arama BoŞa
YÜreĞİnİ Yasa BoĞan Sizilardayim
Dertlerİmle Bulursun Benİ BaŞbaŞa
Senİn Gİbİ Karayazilardayim

Sahte Sevgİlerİ Tanimaz Kalbİm
Benİ Seven GÖnÜllerİn OcaĞinda Ara
Menfaatle Bakmasini Bİlmez GÖzlerİm
Benİ GerÇek Dostluklarin KucaĞinda Ara

Kanka Bot
06-12-05, 01:08
Beni bir dağ başında böyle yapayalnız kodular,
rüzgarlara, kuşlara, bulutlara yakın,
senin etinden, tırnağından ayrı,
senin kokundan uzak.



Şu anda hiç bir şey mümkün değil.
Şu anda her şeyden ayrı, her şeyden uzak
ve her şeyden mahrumum ben.
Şu anda sadece yalnızlık ve kahır.



Sen benim gökyüzümdün, denizim, toprağımdın,
Şimdi bir hatıra olamazsın belirsiz, uzak
Biliyorsun bazı şeyler vardır elimizde olmayan
İşte öyle imkansız birşey seni unutmak.



Zannetme ki herşey bitti sevdiğim;
Birgün yeşerecek şu sararmış yapraklar.
Ve bundan sonra kim severse dünyada;
Seni ve beni hatırlayacaklar



İnan ki! Kırılmış bir ayna gibi
Paramparça, kırık dökük aşkımız
Çaresizliğin, ümitsizliğin türküsü
Türkülerin en içlisi, en hüzünlüsü
Büyük aşkımız



Unut benden kalan ne varsa
Unutmak tesellidir yalnızlığın
Güneşi bir kadeh şarap gibi içip
Delicesine sarhoş olmak
En güzel tarafı imkansızlığın



Hep böyle çocuksu mu bakar senin gözlerin?
Hep böyle içinde uzak bir ışık mı yanar?
Bakışlarında beni dinlendiren bir şey var;
Kıyısındaymış gibi en sakin denizlerin...



Ne olurdu saadetlerin en büyüğü
İşte ellerimde al, diyebilseydim
Anlardın ve hiç gitmezdin, değil mi
Bir gün olduğun gibi kal diyebilseydim.



Ne zaman seni düşünsem yaşamak güzel
Bir bahar bahçesi olur güz bahçeleri
En karanlıklarda bile uzanır bir el
Kendiliğinden açar sabaha perdeleri



Sen bastığın yerde çiçeklerin büyüdüğü
Her zaman en güzel, her yerde eşsiz
Sen yaprak, sen köpük, sen kuş tüyü
Sen sevgi nehirlerimin aktığı büyük deniz



Kazımak ulu ağaç gövdelerine adımızı
Yazmak her şeyi bir bir kumların üstüne
O her işkenceye mahkum olmuşluğumuz
O çok sevmek, daha çok sevmek günden güne.



Şarkısız ve sensiz kaldığım nice akşamlar
Gözlerin geçer aklımdan özlemler içinde
Gözlerin bir çigan müziği güzelliğinde
Kirpiklerinde keman, bebeklerinde gitar...



Bir daha dünyaya gelsem
Yine seni severdim
Beni üzesin diye
Beni deli divane edesin diye



Seni görmediğim günler
Karanlıktayım, katran gecelerdeyim
Cehennem misali bir yerdeyim
Bir demir nasıl paslanır, bir elma nasıl çürürse
İşte öyleyim...



Gözleri namuslu namuslu parlar insanların
Gökyüzü inadına mavi
Yaşamak inadına güzel
Bu şehirde sen varsan...



Bütün kadehlerimi hep sana adıyorum
Hep senin için bu bir bir boşalan şişeler
Umutsuzluğum, sarhoşluğum senin eserin
Senin yüzünden bu delicesine içmeler

Kanka Bot
12-12-05, 13:23
YOLUMUZ İNSANA

Demem şu ki sevgilim
Bir yerinde yaşamın
Birileri
Bittiğini anlatıyorsa durmadan sevdaların
Ve az biraz,
Tutunduğumuz yerinden
Basıyorsa yüreğimize
Direnmek gerek
Direnmek gerek ki hem de nasıl
Hani diyor ya Usta;
“o iyi insanlar,o güzel atlara binip gittiler”
gitmemişler...
gittilerse de dönmüşler
sevdaları zulalarında
konuşacakları günü beklemektedirler

Kanka Bot
12-12-05, 13:23
NE COKTULAR, NE KADAR ÇOCUKTULAR

Hiç göze gelmediler
Gözdesi de olmadılar kimsenin
Kimse farkına varmadı yalansız gözlerinin
Göz oldu mu yüreklerinin
Hiç anlamadılar
Oysa ne çoktular ne kadar çocuktular

Çözülemedi bakışlarındaki tarifsiz sevdalar
Kim dedi sevgimi
Büyüyünceye kadar cevapsızdılar
Oysa ne çoktular ne kadar çocuktular

Sarıydılar yada soluk benizli
Çoğunlukla karaya yakın bir esmer
Ve onlar genellikle burunlarını hiç silmezler
Derin iç çekişleri bundandır
Dünyanın kahrından değil
Çünkü umurlarında değil
Onların farkında olmayanlar
Oysa ne çoktular ne kadar çocuktular
Onlar çok ve çocuklar
Büyüyecek adam olacaklar
Önceleri öğretmen,ebe
Sonra doktor olmak isteyecekler
Bildiklerinden değil
En yakınlarında onları gördüler,
Hep onlar olmak istediler
Çalınmış geleceklerinden habersiz
Yarım yamalak düşlerde eridiler
Oysa ne çoktular ne kadar çocuktular

O güzelim yürekleri
Delikanlılık edebiyatıyla körelttiler
Okumanın erdeminden
İnsan gibi yaşamanın bilimden geçtiğinden
Haberleri olsun istemediler
Ne kadar parlarsa parlasın
Hep suskun kaldı o gözler
Oysa ne çoktular ne kadar çocuktular

Ahmed Ariften bu yana
Yolunu gözleyenlerin adı değişti
Hepsi o kadar
Kuşpalazı,boğmaca,karaçiçek,sıtma
Belki azaldı ama
Yeni nedenleriyle yürek enfaktı
Kanser filan hala kapıda
Çaresizlik dağlar aşırmakta
Yer yurt terk edildi
Gurbet artık sıla
Çalansa bildik değil başka bir hava
Kırıldılar farkında olmasanız da
Oysa ne çoktular ne kadar çocuktular

Onlar çok ve çocuklar
Gözlerinden dillerine dökülürse
Bir gün sorular
Sürdürebilecek miyiz aynı yalanı
Yoksa yine susturacak mıyız onları
Küçüldü dünya
Çoğu gitti azı kaldı
Geçici demişlerdi körlüğümüze
Biraz fazla uzadı
Oysa ne çoktular ne kadar çocuktular
Onlar çok ve çocuklar
Sesiz de kalsalar bizi bağışlamayacaklar
Mazeretlerimize inanmayacaklar
Yaşamımızda görünmedikleri her karenin
Hesabını soracaklar
Hazırlıklı olmak gerek
Çünkü onlar şimdilik
Çok ve çocuklar

Kanka Bot
12-12-05, 13:24
Mavi, Maviydi Gökyüzü
.
Mavi, maviydi gökyüzü
Bulutlar beyaz, beyazdi
Boslugu ve üzüntüsü
Içinde ne garip yazdi...

Garip, güzel, sonra mahzu
Isikla yagmur beraber,
Bir türkü ki gamli, uzun,
Ve sen gülünce açan güller.

Beyaz, beyazdi bulutlar
Gölgeler bugulu, derin;
Ah o hiç dinmeyen rüzgâr
Ve uykusu çiçeklerin.

Mor aydinlikta bir çinar
Veya kestane dibinde;
Mahmur süzülen bakislar
Ikindi saatlerinde...

Birden gülümseyen yüzün
Sabahlarin aynasinda
Ve beni çildirtan hüzün
Iki bakis arasinda.

kim bilir simdi nerdesin
senindir yine aksamlar
merdivende ayak sesin
rihtim tasinda gölgen var
.
Ahmet Hamdi Tanpinar




ÇARESİZ

Seni görmediğim günler bir çakır diken büyüyor göz

bebeklerimde

Bir çocuk ağlaması başlıyor, kulaklarımda uzun uzun

Ellerim bir yerlere yapışıyor, kurtaramıyorum

Ya ayaklarım, o benim zavallı ayaklarım

Öyle şaşkın, öyle kararsız, öyle çaresiz ki

Seni görmediğim günler

Karanlıktayım, katran gecelerdeyim

Cehennem misali bir yerdeyim

Bir demir nasıl paslanır, bir elma nasıl çürürse

İşte öyleyim...

Ümit Yaşar OĞUZCAN

Kanka Bot
12-12-05, 13:25
MONA ROZA

Mona Roza, siyah güller, ak güller

Geyvenin gülleri ve beyaz yatak

Kanadı kırık kuş merhamet ister

Ah, senin yüzünden kana batacak

Mona Roza siyah güller, ak güller

Ulur aya karşı kirli çakallar

Ürkek ürkek bakar tavşanlar dağa

Mona Roza, bugün bende bir hal var

Yağmur iri iri düşer toprağa

Ulur aya karşı kirli çakallar



Açma pencereni perdeleri çek

Mona Roza seni görmemeliyim

Bir bakışın ölmem için yetecek

Anla Mona Roza, ben bir deliyim

Açma pencereni perdeleri çek...

Zeytin ağaçları söğüt gölgesi

Bende çıkar güneş aydınlığa

Bir nişan yüzüğü, bir kapı sesi

Seni hatırlatıyor her zaman bana

Zeytin ağaçları, söğüt gölgesi



Zambaklar en ıssız yerlerde açar

Ve vardır her vahşi çiçekte gurur

Bir mumun ardında bekleyen rüzgar

Işıksız ruhumu sallar da durur

Zambaklar en ıssız yerlerde açar



Ellerin ellerin ve parmakların

Bir nar çiçeğini eziyor gibi

Ellerinden belli olur bir kadın

Denizin dibinde geziyor gibi

Ellerin ellerin ve parmakların

Zaman ne de çabuk geçiyor Mona

Saat onikidir söndü lambalar

Uyu da turnalar girsin rüyana

Bakma tuhaf tuhaf göğe bu kadar

Zaman ne de çabuk geçiyor Mona



Akşamları gelir incir kuşları

Konar bahçenin incirlerine

Kiminin rengi ak, kimisi sarı

Ahhh! beni vursalar bir kuş yerine

Akşamları gelir incir kuşları



Ki ben Mona Roza bulurum seni

İncir kuşlarının bakışlarında

Hayatla doldurur bu boş yelkeni

O masum bakışlar su kenarında

Ki ben Mona Roza bulurum seni

Kırgın kırgın bakma yüzüme Roza

Henüz dinlemedin benden türküler

Benim aşkım sığmaz öyle her saza

En güzel şarkıyı bir kurşun söyler

Kırgın kırgın bakma yüzüme Roza



Artık inan bana muhacir kızı

Dinle ve kabul et itirafımı

Bir soğuk, bir garip, bir mavi sızı

Alev alev sardı her tarafımı

Artık inan bana muhacir kızı



Yağmurlardan sonra büyürmüş başak

Meyvalar sabırla olgunlaşırmış

Birgün gözlerimin ta içine bak

Anlarsın ölüler niçin yaşarmış

Yağmurlardan sonra büyürmüş başak

Altın bilezikler o kokulu ten

Cevap versin bu kanlı kuş tüyüne

Bir tüy ki can verir bir gülümsesen

Bir tüy ki kapalı gece güne

Altın bilezikler o kokulu ten



Mona Roza siyah güller, ak güller

Geyve'nin gülleri ve beyaz yatak

Kanadı kırık kuş merhamet ister

Aaahhh! senin yüzünden kana batacak!

Mona Roza siyah güller, ak güller...

Kanka Bot
12-12-05, 13:28
Uyanış</B>

Ne yapsam rüzgar saçlarımı karıştırıyor
Alnıma çizgiler koyuyor her yaşanmışlık
İtirazsız titriyor bedenim gecenin karanlığında
Uykularım kör kuyularda sancılı
Sığmıyor hiçbir yere yüreğim
Hayat sarhoş yıkılıyor üstüme
Pusatsız, yalın yürüyüşüme
Hain bir bıçak gibi saplanıyor yiten gün yüzü
Uzak bir ihtimal gülüşüm
Anlamsız kelimeler çöplüğüne dönüyor yüzüm
Bir çare geçmiş zamanlardan geleceğe
Vurgun yemiş kahpe bakışlar arasında
Oyasız, işlenmemiş sade bir mendile kanar burnum
Nankör bıçaklara inat suskundur yürüyüşüm
Ne yapsam rüzgar saçlarımı karıştırıyor

El vermiyor ihanete güneşin umudu
Kör düğümlere bağlandı gözlerimin maviliği
Sıksam, yumruklarım yere düşer
Mahşere döner sokaklar
Belirsiz soygun yerine döner yurdum
İsyan günlüğüme suskunluğu derkenar etti bakışlar
Ne yapsam rüzgar saçlarımı karıştırıyor

Bir yıldız akar bin yıldızlı geceden saçlarıma
Kötümser bir matematik işlemi gibi bakışlarım kaba
İyileşmiş sanrıların doruğunda
Bombalanmış yapıtların arasında can verir papatya
İhanet yalnızlığını kuşanmış, küstah
Çapaksız bir bakışım olsun isterim
Eylemsizlik bildirgesi sunsun tüm günahlar
Gürlesin bulutların nemi humuslu toprağa
İsimsiz babaların irinleri kirletmeden uyansın sabah
Ne yapsam rüzgar saçlarımı karıştırıyor

Her yalnızlık farklı bir düş olarak çıkar karşıma
Sokaklara iner sesim korkusuz ve gümrah
Ne yapsam rüzgar saçlarımı karıştırıyor
Telaş vakti sunulan kavgaları sunalara verdim / göç vaktidir
Ey baharın kapısı olan çiçekler
Taze bir ölüyü kokunuzla diriltin bu sabah

Kanka Bot
12-12-05, 13:29
Hayal Bekçisi
.
beklenmedik bir firtinaydi gelisin...
uyandirdin sessizligimi aysiz gecelerde
yarali bir deniz gibi hiçkirdigini
bir fanus altinda sikisip kaldigini..
askla kenetlenen kalplerimizin..
me'yus oldugunu,bunaldigini
biliyorum,hayal bekçisiyim..
mehtabi arayan karanliklarda
yagmur yakismiyorsa..
güvercin gözlerine yakismiyorsa yagmur
nasil açabilirim bulutlara derdimi
nasil geçebilirim mayinli köprülerden..
sellere karisan ayaklarimla
yigilip kaliyor en güzel umutlarim
vurgun yemis denizciler misali
gögsümün katranli sahillerinde
zifiri saçlariyla
infazima agit yakan menziller
en salgin boslugumu akitiyor üstüme...
ben mehtabi arayan bir hayal bekçisiyim
ben sevda sokaginin yoksul çiçekçisiyim
ben kor merdivenlere göklerle tirmanirim
kizgin günes altinda yemyesil islanirim..
ben mehtabi arayan bir hayal bekçisiyim..
ben korsan bir geminin mahzun kürekçisiyim..
ben yaklasan saati beklerim odalarda
ihtilaller yaparim gözlerine dalar da.....