PDA

View Full Version : Çilingiroğlu'nun İlk Eşi Konuştu!/15KASIM



Curcuna
15-11-05, 12:54
http://resim.kanka.net/images/8056490.jpg (http://resim.kanka.net/)
HÜLYA AVŞAR İLE YOLLARINI AYIRAN VE UZUN SÜREDİR GÜNDEMDEN DÜŞMEYEN KAYA ÇİLİNGİROĞLU’NUN İLK EŞİ AYŞEM SARAÇOĞLU, ÇARPICI AÇIKLAMALARDA BULUNDU!
İki ünlü evlenince geride kalan hayatları değil, o gün ne yaptıklarına yoğunlaşır insanlar. Boşanmayla gündeme gelen iki ünlüden birinin ilk eşi Ayşem Saraçoğlu, 15 yıl önce biten evliliği için gayet saygılı cümleler kuruyor. Beymen Brasserie'de işletme müdürü ve oğluna, işine, hayata odaklanmış çok başarılı bir işkadını.

- Evli misiniz?
Hayır değilim.

- Soyadınız Çilingiroğlu mu?
Hayır. Bu soruya cevap vermeyeceğim ama.

- Soyadınız nedir peki?
Saraçoğlu.

- Kaya Çilingiroğlu'nun ilk eşi olduğunuz, hatta yaşınız çok küçükken evlendiğiniz doğru mu?
Evet doğru.

- Kaya bey ve Hülya Avşar ilişkisiyle ilgili fikrinizi sormak niyetinde değiliz ama geçmişte yaşamış olduğunuz evliliği bile bile sormamak da olmaz takdir edersiniz ki...
Evet ama bu 15 sene evvel yaşanmış bir evlilik ve benim özelim. Şu anda Kaya bu kadar gündemdeyken ve başında bunca şey varken hem de üzerinden bu kadar yıl geçtikten sonra eski evliliğimle ilgili konuşmak bana yakışmaz. Özel hayatım bana kalsın.

- Kaya Çilingiroğlu'nun Hülya Avşar'dan önce biriyle evlendiğine dair hiç fikrimiz yoktu. İnanın ki çoğunluk Hülya Avşar'ı ilk eşi zannediyor...
Çok da önemli değil, bir şey kaçırmış değiller.

- Çocuğunuz Kaya Bey'den değil ama değil mi?
Yok. İkinci eşimden.

- Bekâr ve çalışan bir anne olmak zor mu?
Bekâr bir babaya ne kadar zorsa bekâr bir anneye de o kadar zor. Ben artık adam kadın diye fark ettiğini düşünmüyorum. Günümüzde aradaki eşitliğin sağlandığını düşünüyorum. Geçmişte çalışan kadın sayısı da azdı zaten. O zaman daha zordu tabii. Artık ayaklarının üzerinde durabilen kadın olmak kabul görüyor.

- Çalışan annenin çocuğu olmak nasıl sizce?
Ben daha çabuk hayatı farketmiş, daha çabuk ayağı yere basan bireyler olmuş olduklarını düşünüyorum. Kendi çocuğumda da bunu gözlemliyorum. Anneye veya aileye son derece bağımlı olanların aksine çok daha aktif, özgür, yaratıcı ruhlu ve sorumluluklarının bilincinde olmalarına neden oluyor. Yeni jenarasyonun gücünü de orada görüyorum. Kendilerini yetiştirmeleri gerektiğinin bilincine daha küçücük yaşta varıyorlar çünkü aile bireylerinde onu görüyorlar.

- Bir ilişkiniz var mı şu anda?
İstanbul gibi bir şehirde yoğun iş hayatınızla birlikte düzgün bir ilişkiyi yürütmeniz de zor. Yani hem çok çalışacaksınız hem de doğru adamı tanıyacaksınız. Buna zaman yok ki... Sabah evden çıkıyorsunuz; iş hayatının sizden beklentileri yüksek, sizin kendinizden beklentileriniz yüksek... Bu yoğunluk içinde özel hayata ayıracak vakit kalmıyor açıkçası.

- Yaşlanınca ne olacak peki, artık bu yoğun iş hayatı da olmayacak, bir aşk aramayacak mısınız?
Valla biz de arkadaşlarımızla bu konuyu sık sık konuşuyoruz. "Herhalde beraber oturup birbirimize bakacağız" diyoruz. O eski aile hayatlarını beklemenin de çok mümkün olduğunu sanmıyorum. Oğlum da yetişkin olduğunda kendi kanatlarıyla uçacak ve yaşlandığım zaman bana bakmasını bekleyemem, bu büyük haksızlık olur.

- Aile bağlarına ihtiyaç duymamaya mı başlıyor insan?
Valla aile hayatımda oğluma verilmesi gereken tüm değer yargılarını vermeye çalışıyorum ama dediğim gibi onu bir kafese kapatıp "hayır sen kendi hayatını yaşama, dur benimle beraber" demem. O da kendi hayatını yaşayacak. Hayat onu nereye götürecekse o da oraya gidecek.

- Ne iş yapıyorsunuz?
Nişantaşı Beymen Brasserie'nin işletme müdürüyüm.

- İşletme müdürü nelerden sorumludur?
Buradaki her şeyden ben sorumluyum. Personelden mali işlere, mutfaktan menülere kadar. Tabii ki müşteri memnuniyetinden de.

- Daha önce ne yapıyordunuz?
1986'dan beri iş hayatının içindeyim. Önce reklamcılıkla başladım, sonra otelcilik, yiyecek içecek, restoran işine girdim.

- Nişantaşı müşterisini memnun etmek zor olsa gerek?
Nişantaşı, özellikle de Abdi İpekçi Caddesi, Londra ve Paris'in ünlü caddeleriyle eşdeğer durumda. Buranın müşterisinin sosyo kültürel ve demokratik yapısı daha yüksek. Tabii bu insanlar buraya geldiklerinde en iyiyi bulmak istiyor. Çok iyi yemek, çok iyi servis, çok iyi ambians bekliyorlar.

- Ambiansın içinde insanların kendilerini gösterme ve görünme isteklerinin giderilmesi de var herhalde...
Dünyanın neresinde olursa olsun ambians çok önemli. Tabii ki insanlar görmek de görünmek de istiyor.

- "Elit" dediğimiz kesime hizmet veriyorsunuz. Sürekli tartışılan "bu ülkede elit yok, paralı ve görgüsüz var" konusunda ne düşünüyorsunuz. Sürekli de bu insanlarla iç içe olduğunuzu düşünürsek...
Ben buna katılmıyorum. Bence bu iki söylem de son derece ekstrem. İstanbul çok hızlı değişen ve gelişen bir şehir. Bu hızda değişimi yakalamak zor. Bu sınıflandırmalardan hem hoşlanmıyor hem de katılmıyorum.

- Müşterinin kolayı var mıdır?
Hayır. İnsana insanla hizmet veriyoruz. O günkü ruh haliniz veya havanın üzerinizdeki etkisi bile müşteriyle anlaşamamak ya da iletişimde kopukluk yaratabilir. Her müşteriye özen göstermek gerek.

- Siz zor bir müşteri misiniz?
Kesinlikle hayır. Gittiğim restoranlarda serviste bir aksama görünce nedenini aşağı yukarı tahmin edebiliyorum. O yüzden de bırakın zor müşteri olmayı yerimden kalkıp yardım etmek istediğim bile olur. Gece hayatını, yemeyi içmeyi de 20 yıldır çok sevdiğim için haliyle iyi de bir müşteriyim.