PDA

View Full Version : // Ali GENÇAY //



Sayfalar : [1] 2

Serzeniş
23-04-08, 22:51
Acem Kızı

ellerim yanıyor
ve çehremde alev selleri
gökyüzüne uzanan ruhum
hiç bu kadar çoşmamıştı
şuan olmalıydın kollarımda
görmeliydin
ve duymalıydın
yüreğimin tamtamlarını
kaç gece soyundum yalnızlığıma
kaç gece aldım seni kollarıma
zaman benim esirim
ben senin
zümrütler topladım yıldızlardan
elifler söktüm Kur'an dan
anlamlar yükledim huruf_u mukadda lara
anlayamadım
anlamadılar
al be acem kızı
al ki anlamsızlığım olma
yaklaş bana yaklaş ki
ıraklığım olma
yok ki yaşanan
olmasa da sen yok olma

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 22:51
Acı

acı
I-

topuklarım acıyor
yitip giden adımlar ve kaldırımlar
biliyormusun
gece yine Istanbul'dum
daracık sokaklardaydım
Galata 'da sirtaki selseri
Haliç de safahat izleri
köhnelere sinmiş yalnızlıklar
bir kaç göz perde arkalarında
uyumuştu Istanbul'da yaşayanlar
uyanıktı Isatanbul'u yaşayanlar
gündüzüm yok senle
gecem de yaşananlar
hengamesi çoktur büyüğün
büyüklüğün emaresi yalnızlıkları hüzün
bahar mevsimi nasıl kokar
kaldırımlar bilirmisin
ıslandığın da yağmurla


II-
köklerim acıyor
oysa ben bir başak tarlasıyım
köklerim Anadolu bağrında
rüzgarlarla seviştim nisan da
bulutların artığı yağmurlar la
toprak kokuyor yalnızlıklarım
biliyormusun
bu gece Anadolu'ydum
hiç olmadığım kadarıyla
elimde eskiden kalma
kartpostallarda Istanbul
renk kattım sadece bu
kağıt kalınlığında yaşanmamışlığa

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 22:51
Adımlar/I

Her şey senle başladı
Adım, adım adımlandı
Seninle bitiği yerde
Ve her an aynı zamanı çağırdı
Mecalin tükendiği
Nefesin tıkandığı andı
Unutmadım, unutamam
Bahara benzeyen ferahlığını
Tek düzeler içindeki
Alelacele seni yudumlayışlarımı

Birden bir ıslık peydahlandı
İncecik dudaklarıma
Kan oturur göz kapaklarıma
Avuçlarımın terini
Sürdüğüm şehrin duvarlarına
İlanlar yapışmış
‘işte fırsat’
kalın punto tellallığında
Kaçırdım fırsatımı
Yok bilirim bir şans daha
Etten mahşer meydan
Uğuldayan seslerde yok haz
Nerdesin, kim var karşında

Yelelidir kadana atları
Arkasında top arabaları
Adım atsam askerlik gelir aklıma
Sol, sağ, kıta dur
Durdum hayatın tam ortasında
Ucundan sökülmeye başlamış hırkam
Bu uygun adım sevda yürüyüşü
Belimi kırsa bıkmam
Aha da sevda sana
Dillendim çocukça bilirim
Bu yolun sonu sana varsa
Yarın bayram olsa

Kalemim kırıldığında
Kim vardı deseler yanında
Sen de yoktum ama
Okudum ne yazmışsa
Deseler ki sen miydin sevda
İnkar et yalanla
Asarlar benim yerime yoksa
Uzun yola çıktı görmedim
Dudakları laldı duymadım
Meğer benmişim azığında
Çık yüreğin kaldırıyorsa
Haykır avazın çıkıyorsa
Onun mabedi, mezarı sevdasıydı
Asın beni de, gömün
Onun yanına

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 22:51
Adımlar/II

Yalan, yalan üstüne
Yalan dolan üstüne
Öyle bir yaştayım ki
Kanmadım desem
Yalan olur, yalan üstüne

Düşüncelerdeyim
Saçlarım kadar dik
Üşümelerdeyim
Zemheriyi delikanlılık uğruna
Biz bitirdik
Üzerime düşme sevgilim
Titremelerim yokluğuna alışık
Bir yanımda bahar
Bir yanım kışlık
Uğruna ölmek mi
İyi ki ölmedim aşk için
Bu değil karşılık
İki ileri bir geri
Adımlarım ve ben
Karma karışık
Dudaklarımda yemin
Artık yok sövmelerde yakışık
Ölünce dürülür defter
Aşk, aşık
Günah sevaba karışık

Beyaz mı tenin
Yırtılmış sayfamdan
Yoksa buğday kavruğu mu
Burnuma kokan
Yüzüne vuran mor ışık
Sarılık mı bende ki hastalık
Vazgeçtim tüm inatlarımdan
Destur yok artık
Unuttum adım neydi
Adım bende unutkanlık

Uyumalı mı insanlar
Dünya denilen düzlük
Metrekaresi bir dolarlık mahşer
Savrulur tohumları şehvetin
İhanete gebe, her ekildiği yer
Hayat toz pembe sevgilim
Parmağıyla rahmini deşer
Ölüm, küf kokulu sevgilim
Kucağını açmış beni bekler
Benden ne bir çiçek
Ne de ışık saçan mücevher
Çırılçıplak bir ten
Yedi metre kefen ister
İnan sevgilim
Bakışlarından daha derin
İki metre gömüleceğim yer

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 22:51
Adımlar/III

Öyle bir yerdeyim ki
Gülümsese güneş
Şımarıp, eriyeceğim
Kırışınca kağıdım
Dudak büzüp ağlayacak gibiyim
Ferini kaybetmiş bakışlarım
Öyle diyorlar
Oysa ben eskisinden daha,
Çok daha iyi görüyorum
Sakallarıma tembellik bulaşmış
Melankolikmişim
Bilmiyorlar bu mevsim
Dokunur yüreğime

Bir yanda güneş var
Bir yanda kar
Neresindeyim hayatın
Hangi yönümü sever gibiyim
Koltuk altlarıma sürdüğüm koku
Neden gidiyorlar benden
Neden bu korku
Uzun ince kaldırım çizgileri
Sanki sarhoş gibiyim
Tutturamıyorum adımlarımı
Her çarptığım omuzun
Sövgüleri benim
Diyemediğim her özürde
Yüreğimden can veriyorum

Her sorulan soruda
Bir şey gizleyen biriyim
Dudaklarımda mırıldanma
Anladıkları gibiyim
Kim çıksa karşıma
Kış güneşi, aldanıyorum
Buz tutuyor kollarım
Dokunmayın kırılacak gibiyim
Bilmiyorlar bu adımlar
Çoğaltıyor yalnızlığımı
Yoruyor özlemimi

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 22:51
Ağır Roman

Üşüyorum,
Gıcırdıyor titremekten somya
Uyusam, uyutmaz rüya
Yanıyor gece, yanıyor yıldızlar
Yalnızlık üzerimde kalın yorgan
Terlemez ki bedenim
Sen olmazsan
Sanki kösele, sanki rugan

Yüreğimde arşınlanmış sevdalar
Her biri ağır roman
Anlatsam yırtılacak sayfalar
Okusam dudaklarımda kan
Hani biri tutmuştu elimden
Terdi avuçlarımdan akan
Hani biri de öpmüştü
Kırmızısıydı dudaklarımda kalan
Ağladı biri,
Aktı gözlerinden dünyam
Bitti roman

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 22:52
Akla Zarar

gidenlere kalanlar
türküler yaktılar
kalanlar yol bekleyip
gidenler dönüp bakmadılar
uzakta çok uzakta
gölgeler düşer ufka
sen misin diye
çok bekledim sabahlara kadar

güller mi önce soldu
henüz mevsimindi bahar
soluklaştı yüzün
gözlerimde nem mi var
kirpiklerimden sızıyor
ayrılık gibi zamansız
erken yağan yağmurlar

kurutulmuş hatıraların arasına
ikimizden bir şarkı sar
topla içine attığın çığlıkları
geceye sal
rüzgara tutunup anılar
destursuz/fütursuz
kapıma dayanacaklar

ay mı geceye küskün
yoksa bulut mu var
engel koyup bakışlarıma
önümü kapadılar
bilmem parmak hesabını
sayamadım zaten
uykulu geçen kaç gecem var

soğuktur ayrılık
derinlere dalmak kadar
tatmak ölümü ecelden önce
vermek hesabı mahşerden evvel
bunun adı yalnızlık
sensizlik akla zarar

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 22:52
Al Yüreğimi

Hangi buluta dokunsam
Sana dönüşüyor gökyüzü
Omuzlarına dökülen saçların
Poyraz okşuyor her telini
Süzülüyor endamın, kıskanıyorum
Ebemkuşağı sarıyor belini

Yelesi rüzgârdan doruk renkli at
Binmişsin, uçuyorsun kuşlara inat
Yüzünde güneşten gülümseme
Ne zaman değse yüzüme
Eriyor içimde buzdan hayat

Düşte sevmekten yoruldum seni
Rüzgârla sevişmek üşüttü bedenimi
Al, gel bana topla tüm keş kelerini
Vereyim sevgimi, tek kalbimi

Sandıklara kilitlemişsin eskilerini
Aç, bak, naftalin yakacak ciğerlerini
Kirli diye değiştireceksen yüreğini
Uzattım avuçlarımı, ver sana aitliğimi

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 22:52
Alacakaranlık

sıyrıl güneş bulutlardan
sıkıldım artık alacakaranlıklardan
ellerimi sıkan kelepçe ve prangalardan
siyaha aşığım ben
ya git yada gel
sıkıldım artık alacakaranlıklardan
bilirmisin sen siyaha çalan
beni benden alan
bilirmisin sen şafak vakti
nedir bende kalan
ya git ya gel
sıkıldım artık alacakaranlıklardan
aşkın rengi olmaz yalan
ya siyahtır yok olan
ya beyazdır var olan
siyahı severim ben
ya git ya gel
sıkıldım artık alacakaranlıklardan

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 22:52
Alın Beni

güneşin gözlerine mil çekilmiş
maviye hapis edilmiş deniz
bulutların saçlarını tarar rüzgar
mor bir geceye soyunuyor gün
uzaklardan gelir martı çığlıkları
alışığım gözlerinde batırmaya güneşi
ellerim aşina saçlarında gezmeye
korkarım,aldanırım
alın beni
gece koynuma girmeden

esvabını çıkardım hasretin
elleri saçlarımı okşadı
uyku kaçtı kafesinden
gözlerimde cin fenerleri
ürperdi tenim
üşüştü ayazlar üzerime
ateş oldu nefesi
eritti buzdan hevesleri
kor oldu yanıyor
alın beni
gece kanıma girmeden

kapımı çalacak rüzgar
elinde hüzünden meyler
kuruyacak boğazım
gözlerime inecek hasretin
kırıp yıldızdan kadehleri
dikeceğim şişeyi başıma
senle sarhoş olacağım
korkuyorum unuturum seni
alın beni
gece bir kadehe satılmadan

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 22:52
Anladım! !

Soyundu hasretim, dokunamazlığıma
Avuçlarımda kor ateş
Yanmaktayım!
Aşk bir kez daha vur hadi
Uzağı yakın eder yolar!
İsyanım zamana
Iraklık neymiş, adını koymaktayım

Dikilirim karşına
Dudaklarımda bıçak kesmiş suskunluğum
Gözlerimde muhteşem hayal
Sana aşkımı anlatmaktayım
Nafile!
Kayalara vuran dalgalar!
Sizi şimdi daha iyi anlamaktayım

Yüreğim!
Seni bitmişliklerle bitap bulmadım
Avuçlarımda sönük yıldızlar hiç saymadım
Kuşlar terk eder elbet yurdu bilirim
Sen terk edemediğimsin
Anladım!

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 22:53
Annem'e

kesilen göbeğin acısı bende
güz kokusu sinmiş göğüslerine
iki ekim sabahı
bin dokuz yüz yetmiş iki de
kayboldum avuçlarında
tuttuğunda ellerimi
nöbette kulakların
uykusuz gecelerinde
söyle annem nerde
şimdi göğsün nerde

hani nerde
kızgınlığın, eşek sıpan
ilk mayıs dokuzu
kucaklayıp çiçeği verdiğimde ellerine
titrek ellerin, yaş gözlerinde
aslan oğlum
koca seneler devirdim bak anne
yaş otuz ikilerde
sıcak nefesin halen bedenimde
nice sevgililer değdi de tenime
nice kadınlara yar dedim de
söyle annem nerde
şimdi nefesin nerde

dut ağacına yaslandım
sen varsın
kurduğun beşik izlerinde
bir burukluk var
mis kokulu fesleğenlerinde
dudaklarımda ilk anne
ıslanmıştı gözlerin inceden inceye
''kurban olurum sana ben'' demiştin de
ah annem
ben koca adam olmuştum gözünde
söyle annem nerde
şimdi kokun nerde

zamanı geri çevirmek zor
bilirimde
hadi al koynuna yine beni
okşa saçlarımı ninnilerle
gittiğin yerler çok mu uzak anne
söyle ora nerde! !
ayaklarım çırılçıplak yırtıldı patiklerimde
yeminler olsun uçarak gelirim
yeter ki gel de
söyle annem nerde
şimdi sıcaklığın nerde

yok annem merak etme sen
özlemindir kanayan kalemimde
deli oğlun bilir
sen gelmesen de
beklerim zamanı
sensiz geçmese de
söyle anne mutlu musun
vaat edilen cennetlerde
biz mutluyuz
senle geçen günlerde
seni seviyorum anne
binlerce mayıs dokuzu geçse de

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 22:53
Aptal Islatan

uyandı
ıslaktı sabah
yüzünü yağmurla yıkadı
gök gürlemişti
bönlündü uyku
bembeyaz bulutlar
tenini okşamıştı
o ağlamıştı
yağmur sağanak
gözyaşları damla
birer,birer
ne fark eder
yağmura karıştı

herkes adımlarını
hızlandırdı
kaçtı
o kaçmadı
yağmurdu
ne fark eder
zaten adı
aptal ıslatandı

çocuk seslendi
amca! !
yağmur
gülümsedi
güzel isim dedi
çocuk bilmezdi
o! !
yağmuru
çok sevmişti
aptalca ıslanacak kadar
özlemişti

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 22:53
Arap Saçı

arap saçı
zor çözmek
dolaşıyor ellerim
kurudu boğazım
lal oldu dillerim
gözlerime bak
söyle! !
yalan mıydı
Leyla denen efsane
yoksa ağır mıydı
dağları delen darbe
aşk kor ateş
yanıyorum
hevesler
tutuşuyorum

şehir
labirent
bul beni
dönüp ardımı kaçtım
adımladım
her kaldırımı
her soteyi
serme keş arzular
bir,bir devrilir
yudumlanır
birkaç dilim elmayla
kan kırmızı şaraplar
gözler
beni yargılar
fahişeler
soyar beni
lime lime, etlerim
kopar


sokağın
çıkmazındayım
devrilmiş çöp tenekeleri
köhne bina
üst kat
çatırdayan aşkın
duyulmayan sesleri
konuşamıyor adam
sarhoş belli
kadın
gevrek bir edayla
üflüyor
yeni sürülmüş ojeli ellerini
iğreniyorum
hayat arap saçı
ne ki anlamı çözemiyorum
sevgilim seni
hayattan öte seviyorum

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 22:54
Arz_ Hal

Ne zamandır dokunamadım saçlarına
Ellerimde zehir uyuşuğu
Özledim;
Gözlerinde ki sarhoşluğu

Acı,özlem,keder adam etmedi beni
Katığımda baldıran,ibriğimde katran
İçiyorum;
Gözlerini boyadığım siyahı

Düşlerimin savrulduğu sokaklar
Hevesler lav olmuş,yapılır pazarlıklar
Anlamışlığım;
Ateş kuruyu da,yaşı da yakar

Tadım yok sevgilim
Dem tutamıyorum hiçbir şarkıda
Tat vermiyor nağmeler
Eyvahım;
Bitecek sensiz nefesler

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 22:54
Asude

(menenjitle boğuşan ve halen yaşam savaşı veren Asude'ye hitaben)

küçücük ellerine umut sıkıştır
kaldır göz kapaklarını
ölüme inat kelebekler uçuştur
Asude’m
hadi aç gözlerini

vurduğumda yaşını yaşıma
inan hiç çıkar şu kısa zamanda
gülücükler at
ellerini ver bana
tuk sıkı,sıkı bırakma
haklısın anlamadım dünyayı
sen vazgeçme
belki de anlamsızlığımdadır anlam,
hadi aç gözlerini akıt zehrini bana
ben kadar bari yaşa
Asude’m
hadi aç gözlerini

yaşam
balonun patlaması kadar gerçek
oyuncak bebeğin ağlaması kadar sahte
yaşa,hisset,gül ve ağla
dünya yalan olsa da
meleklere bakma sen
Onlar hep bebekleri kıskandılar
Asude’m
Hadi aç gözlerini

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 22:54
Aşk

Şarkıda dize oldun,makamlarla bestelendin
Düştün sazın teline,gam telinde demlendin

Dudaklardan döküldün,incilerle belendin
Aşk seni ne etmeli,zevktin derde belendin

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 22:55
Aşk Diyarına

Soyunmalıyım gecenin ayazında
Yada yanmalıyım yıldızların narına
Şarkılar dizmeliyim,donmuş dudaklarıma
Olurda düşersem yol ortasında
Kuşlar girin kollarıma
İki yanımda kırlangıç kanatlar
Uçurun beni aşkın diyarına

Saçları rüzgar sevgili
Esirgeme ellerini,çal lirini
Duymalıyım kulaklarımda o eşsiz ezgi
Yaklaştıkça cennetine
Sabırsızım
Kuşlar,bırakın ellerimi
Bırakın beni aşkın diyarına

Tenimi okşayan ılık rüzgar
Değme bana,tenimi yalnızca yar okşar
İçimde delice koşmak
Parelenmeli,uçsuz bucaksız uzaklar
İhanet etmemeli yüreğime ayaklar
Miskler,karanfiller,leylaklar
Kesmeyin önümü
Burnuma yalnızca sevda kokar

Uyku!
Git gözlerimden
Sabaha az var
Korkarım,güneş benden önce doğar
Korkarım, önce gözlerinde o parlar

Kaybolmayın!
Yoksa kaybolurum yıldızlar
Geri gelin kuşlar
Tutun kollarımdan
Anladım
Aşkın diyarına daha çok var

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 22:55
Aşk_ı Bahar

Ruhumu emziren kadın
Göğsünde aşk, gözlerinde nar
Öpsem dudaklarından
Dökülür ölüme efsunlar

Geldin!
Eteklerinde rüzgâr
Eridi buzdan çehrem
Gitti!
Beynimden zonklamalar

Çiğdemler açmış tenin
Kokunda bahar
Çise serpilmiş sesine
Konuşmazsan!
Yağmaz yağmurlar

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 22:55
Aşk_ı Karar

İnseler gökten melekler, huriler
Önümde bir, bir sıraya dizilseler
Bilirim ki birbirinden güzeldirler
Yinede seni benden edemezler

Kokularında açsa bahar, çiçekler
Saçlarında bad_ı saba, estirseler
En güzel nağmelerle seslenseler
Yinede seni benden edemezler

Eteklerinden yıldızlar serpseler
Gökyüzünü ayaklarıma serseler
Sunsalar en şuhundan geceler
Yinede seni benden edemezler

Dilleri dudu, bülbül, ötüşseler
Tenleriyle bedenime değseler
Cennetten mutluluk vaat etseler
Yinede seni benden edemezler

Dudaklarına gülücükler dizseler
En can alıcı bakışlar sergileseler
Tutup elimden zorla çekiştirseler
Yinede seni benden edemezler

Ağlasalar, feryadı figan etseler
Yalvarsalar, el açıp dua etseler
Alsalar canımı, bedel isteseler
Yinede seni benden edemezler

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 22:55
Aşk_ı Şizofreni

Ruganlarımı parlattığımda
Ayaklarımda görmek hoşuma gidiyor güneşi
Bazen de bulutlu gök yüzü gibi
Tozları serpiştiririm üzerine
Kimseler görmesin güneşimi
Herkes bana bakıyor sanırım
Ne garip değimli
Farkında olunmak ve bazen olunmamayı istememek
Sevdim!
Seni görmek hoşuma gidiyor yüreğimde
Bazen de çıldırıyorum
O onun yüreğinde denildiğinde
Estirip lodosları,karayelleri
Saklıyordum sinsice seni

Değişiyordu çehrem gökyüzü her değiştiğinde
Değişiyordu elbisem kirlenmese de
Menekşe dikmişler şehrin göbeğine
Bunlar delimi ne
Nasıl dayanır ayaza incecik bedeniyle
Tın ediyor kafan,elbette
Neyi isterlerse onu büyütüyor insanlar yüreğinde

Dudaklarını gülücük çizmiş adam
Burnunda yuvarlak top
Gözüne girecek nerdeyse
Gülüyor çocuklar
Gülüyorum bende
Acı!
Çizgilerle gizlenmez ki
Elbette
Gülmek için bahane
Güldürmekse mecburiyet sanki

İki aşık
Sıkıca tutmuş elinden sevgili
İşte aşk,işte sevgi
Oturmuşlar banka
Arkalarında tunçtan kahraman
Heykeller sevemez ki
Tepelerinde şahlanmış atı,ezilecekler
Görüyorum,görüyor herkes
Aşk,kahramanlık kadar heybetli

Uzun zaman oldu üzerimi değişmeyeli
Kokun sinmiş
Kaybolmamalı aşkın parmak izleri
Acaba diyorum
Çizsem göğsüme kocaman kalp resmi
Sever misin yine beni

Dokunmasın sana kelimeler
Ağlama sakın
Kalemimden düşen kurşuniler
Okşasın gözlerini
Bulaşsın parmaklarına
Sevdanın rengi
Gülücükler düşür yüzüne
Delirtme
Sevdiğime pişman etme beni

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 22:56
Aşka Dair

ne varsa sevdaya dair
al benden
ne varsa özlemlere dair
al benden
adını koyamadığım onca senelerimi
al ki;
kala kala sen kalayım
yalnızca sen...

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 22:56
Aynadayım

I-
askıdan aynam düştü yere
kırıldı dağılmadı
baka kaldım öylece
her parçada ayrı çehre
benden binlerce
ben! !

II-
kendim
bildiklerim
ürperdim
nihayetim
kırılmayan aynadaki
ben! !
benim işte
hepsinin bir araya geldiğinde
tekim işte

III-
acılar
sevinçler
gam
hüznün
keder
huysuz
sevecen
hepsi ben

III-
acıyı
bal diye yerim
tatlıda
buruşur dişlerim
işte!
çelişki
olmak yada olmamak
bütün meselem

IIII-
ne garip değil mi
her çehrede
ortak
tek
sen! !

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 22:56
Ayrılık Şiirinin Hikayesi

aşk masalı dinledim, muhabbette birinden
gözleri sırılsıklam, ağladı kederinden
dilinde şarkı Ümit Yaşar şiirinden
unutma beni, beni unutma dizelerinden
kendi için ağlamaktan güzel
başkasının ağlayışına ortak olmak derdinden
gözleri elaymış, hareli
çıkartıp cüzdanından resmi
okşadı saçlarından,gözlerinden

toparladı kendini
sildi gözlerini kirli mendil ilen
anladım ki çok ağlamış yüreğinden
Rabbim nelere kadirsin
neler çeker insanlar aşk elinden
bir, bir anlattı
elleri elinde gezdiği yerlerden
bakışlarında kaybolduğu günlerden
ve hiç unutmadığı
‘sensizlik ölüm bana’ yeminlerinden
sigarasından bir nefes daha çekip derinden
baktı gözlerime yalvarır gibi
ne yapmalıyım derce sinden
tutuldu dilim, lal oldu
kendi derdimi unuttum onun derdinden

diline doladı şarkı
‘haydi abbas vakit tamam’
kalktık tek yürek iki beden
kaybolduk, zifir geceden
budur ayrılık bilirim
kesişen sokakların köşesinden
işte ayrıldık, o bir yana
ben uzaklaştım ötekinden

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 22:56
azad ediyorum

son sıcakları mevsimin
hunharca esen bir yel
savrulan sarı yapraklar
kah savrulur
kah sürünür
bu son sevdası gönlümün
hunharca geçen bunca yıllar
kah sever kah ayrılır
son mısrası bu ilhamımın
hunharca yazan kalem
kah titrer
kah kırılır
azad ediyorum düşlerimi
savrulduğu yerde
azad ediyorum kalbimi
tükendiği yerde
azad ediyorum kalemimi
kırıldığı yerde
a.gencay

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 22:56
Babam

kuşları çok uzaklara süren mevsim,ekim
soğuk günde doğmuşum,sıcağına hasretim

Toprağı ayazlanmış, boynu bükük karanfilin
Son darbesini indirmiş ayaz,yavru serçenin

Avuçlarını ovan adam,senide harcadı zaman
Yoksun şimdi,en heybetli duruşuyla,babam

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 22:56
Bahane

Kokun kır çiçekleri
Eylül sarı saçların
Karanfil dudakların
Özlemeler seni
Bahar
Bahanem olmalı

Gün kundağından çıkmadan gecenin
Ruhumum bedenden çıkmalı
Ecel
Bahanem olmalı

Alnıma düşmeli hazan sağanakları
Islandığında gözlerim
Ağlamadım ben
yağmurlar
Bahanem olmalı

Ağırlaşmalı elbiseler
Sırılsıklam tüm beden
Yokluğunda donuyorum
Üşümelere
Bahanem olmalı

Yangınlara verilmeli eller
Acıdan titrer durur
Söz dinlemezler
Ateş
Bahanem olmalı

Bak! !
Kaçamıyorum senden
Yüreğime mıhlandın
Çarmıhtayım
İsa
Bahanem olmalı

Lanet olsun! !
Seni yazmamalı şairler
Okumamalı şarkılar
Yetmiyor bana
Duymak istemiyorum
Sağırlık
Bahanem olmalı

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 22:57
bana

aşkın resmini çizeyim
rengini sen ver bana
uzaklara gideyim
ellerini ver bana
sana söyleyeceklerim var
kulaklarını ver bana
kuruyan dudaklarım var
dudaklarını ver bana
yıldızlar fal tutsun
hayallerini ver bana
gezeyim düşlerinde bir peri ol
sihrini ver bana
halen bilmiyorum nerde olduğunu
gelmek için sana
yollarını ver bana
bir bahçe kurayım
çiçeklerini ver bana
kokunu içime çekeyim
nefesini ver bana
öle yorgun ki tenim
öle halsiz
duanı ver bana
beni sende buldum
seni ver bana
...
a.gençay 7.4.03

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 22:57
Bedbaht

Saat sabah, daha er vakit uzuyor gölgem
Bu muyum ben, bu kadar mı cüssem
Başım ne kadar uzak ayaklarımdan eyvah!
Yetişir mi başım başıma yüzükoyun düşsem

Avuntum yok, yalanlar kadar yalanım
Riyalar kadar ince gölgem kadar kabayım
Şafak atıyor şimdi var gör sabahlarımı
Dün bana candım, bugün el kadar yabanım

Saçlarımın arasından sızıyor güneş
Gölgemde saçlarım, bozkır çalılarına eş
Bir bozlak tutturup yaksam diplerinden
Geride bırakacağım ceset, oda kokmuş leş

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 22:57
Bekleyeceğim

gün kısa,ömür ulaşmaz vuslata,zaman yok,yok söz diyeceğim
yol uzun biliyorum,ömür yetmez adımlara,yine de gideceğim

sabahım var,kumrularım,simitçilerim,fesleğenlerim
çıkarıp güneşi, kapkara gecenin kınından,giyineceğim

kahpe yaşam da,zulama kahramanlar doldurup,bileneceğim
ramağında pusuların,bir ışık,bir ak sakallıya kulak vereceğim

parmaklar beni gösterir,’’işte o ‘’ gözler de ibret,göreceğim
alnımı yere düşürmeden ‘’işte o benim’’ ben de ibret,diyeceğim

ne varsa yalanlar,yaşadığım sevdalar,aşklar,hepsini bir bir sileceğim
yaşama sevdalandım,ne aşk,ne meşk tek bir hece,kapkara bir geceyim

hadi gücün yeterse ve gözün keserse,dön yolumdan ben dönmeyeceğim
bak gözlerime korkma gecenin siyahından,gece,gündüz hep seni bekleyeceğim

olur da dönüşün olmaz yakarsın gemileri,ışığı,ak sakallıyı sana vereceğim
zulamdan çıkarıp tüm kahramanları,bana gelen yolda emrine amade edeceğim

belki bir düş,bir masal,efsane,bilmiyorum nerde,ne edeceğim
gün kısa,ömür ulaşmazsa vuslata,zaman çok,çok diyeceğim

gecem var, kuma kuşlarım,baykuşlarım,meyim,yudum yudum içeceğim
yarimsin sevdalımsın,sen bende bir ömür,vebalimsin,gelmesen de seveceğim

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 22:57
Belki

Tutarsın köşe başlarını
Yağmur toplarsın,açar avuçlarını
Islanır kirli saçlar,
Hüzün,uzamış sakallarından sızar
O an terk eder seni kalabalıklar
Yalnız,tunçtan heykeller gibi
Dikilip göbeğine şehrin
Başlar ruhunu istilalar

İnsanlar ve yağmur ve damlalar
Düşerler,kalkarlar,kaçışırlar
Kafasına poşet geçirmiş dilenciler
Kaçışanlardan bir şeyler umarlar
Gözlerin kararır,kararır bulutlar
Islanır için,üşür umutlar
Islak dudaklarında ses ıslanır
Üşür en ateşli şarkılar

Belkiler yağmur olur düşer dudaklarına
Belkiler umut olur yatar uykularına
Kim bilir belkiler zaman olur
Terk etmiş aşklar
Birikirler avuçlarında
Terk etmez seni yalnızlıklar
Kim bilir ele verir kirli saçlar
Ele verir hüzün sızan sakallar
Tutuşturulur avucuna umutlar
Bakmadan gözlerine
Kim bilir gelir,der belki
Seni seviyorum serseri

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 22:57
Bella Dona

İlk kez duydum adını
Gitar eşliğinde şarkılarda
Adım,adım dolaştım
Gezdim uzak diyarlarda
Sevdalar aynıydı
Diller ecnebi olsa da
Kiminde Amour,kiminde Dear
Ben adını koydum
Güzel kadın
Bella Dona

Bella Dona
Bir kez olsun bak bana
Yeşermeliyim toprak gözlerinde
Dokunmalıyım saçlarına
Boyanmalı sevdam aşkın kızıllığına

Bella Dona
Bir kez olsun bak bana
Sana şiirler okuyayım
Her mısrası mono roza
Türküler söyleyeyim
Her tele vuruşunda mızrap
Dönüşmelisin mihribana
Mevsimim geçti soldu gonca güller
Karanfiller derdim sana
Gözlerinde ki alevi saklama
Zemheri olup üşütme beni
Sürmeler çek gözlerine
Gece olup sarıl bana
Yoruldum,yok dizlerimde derman
Kapama kapılarını
Sana geldim
Bella Dona

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 22:58
Ben Geldim

Ben geldim
Eteklerimde buz pürçekleri
Sırtımda zemheri
İnatçı kardelenler sizden aldım cesareti
Yıktım buzdan lahit’imi
Güneş vurdu çehreme
Binlerce elmas döküldü tenime
Elmaslardan daha değerli sevginle
Ben geldim

Sıyrıl rüyalarımdan
Bir avuç suyum,ıslat yüzünü
Yine giy mor sabahımı
Ben çıkardım
Hatıra denen hasretleri
Bilsen ne kadar özledim seni
Ben geldim

Ruhumu eritip kadehe koysalar
Dudaklarda parça,parça yudumlasalar
Bitiremediler,bitiremezler seni
Ay peşime düştü
Yıldızlar kirpiklerini kırpmaktan vazgeçmedi
Çıkardım,giydim günleri
Değişmedi hiç içimdeki
Ben çalmadan aç kapını
Hadi!
Ver güneşi bile eriten gülümsemeni
Ben geldim

Acı,
Hüzün,
Kin,
Terk ettim
Terk etmeyen kederi
Terk ettim ayrılık denen mevsimini
Kucağımda kısık sevda gülüşleri
Utangaç kır çiçekleri
Ben geldim

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 22:58
Bencileyin

Baktığım diyarlar topuklarımdan uzak
Adımlarımı saymaktan korkmuyorum
Divitime damlattığım ter derya olacak
Atıp üzerimden her şeyi, soyunuyorum

Affedin beni varım ayışığı, dilberdudak
Sizden değil geçmişimden vazgeçiyorum
Bilmem kimler ardımda sövüp duracak
Kulağıma mutluluk bulutları tıkıyorum

Boğuyor beni, kuru soğuk/kurak sıcak
Alışığım ağlamaya yağmuru seviyorum
Kimselerin bilemediği düşleri kurarak
Kaygılı/Yorumsuz hayatımı seçiyorum

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 22:58
Benim Gibi

Çam iğneleri dökülmüş balkonunda
Kurulmuş bağdaşın
Gözlerinde gecenin izleri
Ne derin çekersin kız
Sigara dumanını da ta içeri
Sert bakışlarında, hırçınlıklarında
Dünyaya baş kaldıran hoyratlığın
Çapraz bağladığın kollarında
Ne inlersin kız
Sessiz çığlıklarla benim gibi

Daha dün değimliydi
Hatırlamıyorum yoksa geçen sene mi
At kuyruğu bağlamıştı anan saçlarını
Kolunda bir dolu kitap
Okul yolunda adımlayıp şehri
Geceye sığınırdın yıldız gibi
Ağlamaz bu taş kalp diyenlere inat
Ne gizlersin kız
Ağladın değil mi

Titrek ellerinde dökülen şiir mi
Yoksa kimsenin bilmediği sevgiliye
Mahrem dil dökmeler mi
Kimi sevdinse
Dün vardı da bugün gitmedi mi
Neden erindin kız
Güneşte vurmuş buz saçakları gibi

Tut dersin, uzat ellerini
Bilmem senin delice sevmelerini
Gel desem gelir misin
Arkamdan gelen gölgem gibi
Yada git desem
Gider misin
Onun gibi
Ne düşünürsün kız
Benim gibi

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 22:58
Berduş/Gece

İşte bir kez daha dalıyorum
Şehrin bilinmeyen köhnelerine
Gündüz daralan kaldırımlar
Nasıl da büyüyor gece
Uzatmış nasırlı ayaklarını
Şarap çekmiş pis sakallı adam
Tanımış gibi bakıyor gözlerime
Dönüyorum ardımı
Ellerim cebimde
Aynı kulübedeyim
Bilmem niye
Jetonları tüketmişim
Hem sesi kulağımda inliyor
_Arama beni bir daha, diye

Sağı, solu tekmeliyorum
Taşı, şişeyi ne gelirse önüme
Kaldırımlar büyüdükçe
Ben küçülüyorum
İçimde aynı ses
_Bitti işte
Bitti de, bu sıkıntı ne diye

Işıklar yanıp sönüyor
Sanki şehir yıkılıyor tepeme
Kulaklarım uğulduyor
Ses bekliyorum, biri dese
_Abi gel içeri
Sineceğim, sıvışıp tenhadan
Yıkılacağım bir köşeye

Herkes beni tanıyor da
Bendeki bu yabanlık niye
Şarkılar söyleniyor, bol neşe
Yaklaşıyor kadın
Üzerinde en ucuz parfüm
Berbat, ağır koku
Öpücük resimli penye
_Şair bize birkaç mısra söyle
Kaldırıp başımı bakıyorum
Bırak beni yalnız diyemem de
Dilime düşüyor
Kimine göre şiir
Uyduruk kimine göre

_Dindiremez içimdeki hüznü,
Hiçbir neşe
_Sen bana bakıp aldırma,
Şarkını söyle
_Olur da ansızın düşerse,
Başım öne
_Kaldır yüzümü bak gözlerime,
Gülümse

Gücüme gidiyor
Başkalarındaki gülüş, işve
Sanki bana gülüyorlar
Bendeki şizofrenlik işte
Hesap istiyorum papyon yakalıdan
Sıyrılıp karşısındaki adamın bakışlarından
Göz kırpıp öpücük yolluyor fahişe
Arkama bakmadan terk ediyorum
İçimde anlamadığım endişe

Hava aydınlanıyor
Baston süren aksakallı
Kaçırmış namazı telaş içinde
Selam veriyor sinirlice
Kapıyorum sıkıca ağzımı
Sallanıyor başım
Korkum baston yememek
Nefesim ona değince
Anlıyor halimden mırıldanıyor
_Zıkkım iç berduş
Zıkkımsa aşk
İçtim zaten yeterince

Ayaklarıma takılmadan bedenler
Gitmeliyim bir an önce
Yine bir kez daha
Çıkıyorum hayatından
Ben, şehir ve hüzün
Yine buluşacağız
Gece bize gelince

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 22:58
Beyhude

Tutunsam kirpiklerine
Bakışların kırılır mı?
Dokunsam gülüşlerine
Dudakların utangaçlıkla burulur mu?

Uykuyu döşüme yığdım
Sancı kıvrandırır, beyhude
Acı bana değmez fikrimde sen
Yüzün kırışsa
Kaçışır düşler önümden

İncesin ve korumasız
Kokuyorum gözlerinden aşkı çalacaklar
Bilmezler ki benim hırsız
Bilseler asacaklar

İkiye bölünür gece
Çoğu zifir, azı karanlık
İkiye bölünür hece
Lam elif, ye

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 22:58
Bil(mey) eceksin

‘Kadınlar hep dener;
ve nedense erkekler hep kaybeder.’

hiç yıldızlarla dans ettin mi
ya tutup ayın saçlarından
bembeyaz dudaklarından öptün mü
kırık düşler toplayıp avucunda
gecede siyahla oynaştın mı
o zaman ne bilirsin
sana ihanetimi

tenime bulaşan mavinin;
bir gecede
mürekkebimde siyahın;
tek bir hecede
tükendiğini ben gördüm
o zaman ne bilirsin
senli düşlerime ihanetimi

bahardan güzel gözlerin olduğunu
dinledin mi benden
boş bir kağıda aşkı yazdım
okudun mu sessizce/derinden
ne bileceksin boğulduğum rüyaları
gece çalınca yatağımdan seni
yalnızlık alınca koynuna beni
ve ayın dudaklarında soluksuzluğumu
sen bilmezsin bana uzaklığını
bilmeyeceksin
bendeki sonsuzluğunu

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 22:59
Bile/bile

korkuyorum/korkmuyor musun
gecenin karanlığında
biri çıksa ansızın
alacak sana verdiğim kelimeleri
yada kesecek
ışığı yakıp
tüm tılsımı diye
söz geçmiyor kalbime
acayip bir endişe
güm/güm /güm
ne var Allah aşkına
seni her vuruşunda
ben öldüm mü
seviyorum diye, diye
ne bu telaş katma velveleye

oysa bir kat daha seviyorum
karda yuvarlanan topaklar gibi
her an çığ oluyor içim
sen oluyorsun
zaman ilerledikçe
ve gece tüm,
tüm siyahıyla
üzerime yürüdükçe
ben biraz daha üşüyorum artık
sensizlik zemheriyse
saçlarıma düşen kırçlar
bahara uyanacak bir mevsimin
bana sabret demeleri mi
kalbim yerinden fırlayacak
heyecanlandım bak işte
güm/güm/güm
seni her fısıldadığımda
aha da
azalıyor ömrüm

sana aşığım ya
titrek ellerim var
sesimde çatallaşma
uzun süre bekledim
seni seviyorum
demek için
belki bir kaç mevsimdi uzaklığın
belki de iki adım ötemde
unutmadığım sesin var
rüzgarın sesinde
ağaçlar çiçek açacak saçına ellediğimde
ve incecik parmakların gibi
yeni ışkınlar salacak kiraz ağaçları
üşüyorum güneşimi verin dediğinde
kalbim ellerinde
kulağına götür
dilim katılaştı suskunlukta
ama duyarsın
kulağındaki sesimi
seni çok seviyorum

parmak uçlarıma iniyor
özleminin acısı
dokunamıyorum hiçbir şeye
yazmak istiyorum
tutamıyorum kalemi
seslensem avazım çıkacak
uyanacak dünya
üzerime yürüyecek
bağırttırma beni
duy işte
seni seviyorum

inanmadım ben kimseye
aşkı yalan saydılar
duymadım kimseden
kulağımda şarkılar
uyumadın biliyorum
kulağın kapıda
bak pencerenden
anahtarı olmayan bir kapının önündeyim
sen aç ben içeri gireyim
sen okşa
ben üşümeyeyim
sen gül bende güleyim
hem bak
dudaklarımı okumaktan vazgeç
sessizliğini sevmiyorum
sevmiyorum uzaklığı
sevmiyorum işte
oysa uzakta bile
çok seviyorum seni
eriyorum
bile/bile
biliyorum/biliyor musun

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 22:59
Bilseydim

ne anlatayım ki;
bir yanımı gece sarmış
bir yanımda çetrefilli hayat
duvarlara seni yazdığımdan beri
aşk benden kaçıyor,ben polisten
ne bilirdim
bilseydim kırmızının o iki kelimede tükeneceğini
hiç söylemezdim seni sevdiğimi
ve bilseydim kırılan şarap şişesinin elimi keseceğini
hiç içmezdim gözlerinden sevgiyi
yokuşlar düz,düzler uçurum bana
bulutlardan topladığım pamuk şekerleri
hayallerle şişirdiğim tavşan kulaklı balonlar
bir de sevdim deyip şişlendiğim bar güzeli
topuklarımda çelikten ökçeler
bileklerimde deriden bileklikler
saçlarımda briyantin ışıltıları
değişmeyen tek şey
parmaklarımdaki kırmızı boya lekeleri
bilseydim kırmızının o iki kelimede tükeneceğini
hiç söyler miydim seni sevdiğimi
ah güzel sevdiğim
ben seni sevdiğimden beri
zaman yedi bitirdi beni
şimdi iki kızım var bir de karım
ağır aksak tökezleyen dostluklarım
yalandan paralarım,yılandan sarılacaklarım
bilseydim öpmek gözlerinden ayırtacak bizi
dudaklarıma mıh çakar asla öpmezdim seni

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 22:59
Bir Gün Sonram

bir kez daha aştı güneş tepemden
biraz daha yaşlandım, derinden
göz kapaklarıma çizdiğim şafak
atmak üzere gün dönmeden
kırık bacağıyla bir sandalye
çıkardığım urbaları kaldıramaz halde

şimdi yine yalnızlığa soyunacağım
yine üşüyeceğim yokluğunla
ezbere bildiğim tüm şarkıları
dolayacağım dilime
bak yine hüzün buldu beni
oysa ne kadar yakışırdı
gülünce dudakların, açan karanfille

yırtıyorum sayfayı orta yerinden
kırıyorum kalemimi belinden
oysa acı çekiyorum kime ne
yıldızları saydım onlarda bitti
şimdi saçlarında sıra yastığıma dökülen
sen geldiğinde aynı yerde
gittiğinden beri silkelemedim bile

üşüyorum sevgilim
bacaklarımda sıtmadan beter titreme
en son paramla aldığım güzüne
yakacak pabucum kalmadı
sığındım kedi gibi yanmasa da ta dibine
uyuyacağım gözlerimde ağır gece
uyanacağım güneş tenime değince
üşüyorum sevgilim
yüreğimde hayaller sensizce
yıkılıyor hayat yerle bir, zelzele

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:00
Bir Kadın

I-
yar! !
otur yanıma
yaslan omzuma
başımda sevdan var
bak gözlerime
sen bendesin
yar! !

II-
hadi! !
diyeceğim
nereye deme
hesabın olmasın
sensiz hesabım olmaz
yar! !
al
almayı bil
veremediğimde
ağlama
yar! !

III-
ben
bir kadın düşledim
hayatı benle tatmalı
ölüme benle gelmeli
karanfil koyacağım adını
onda olmadığımda solmalı
solgunluğu
beni daha çok
yaşatmalı
ben
bir kadın düşledim
ellerinde
hayat olmalı
dokunduğunda tenime
bedenim olmalı
acısı acım
nefesi soluğum olmalı

IIII-
Ben
bir kadın düşledim
ben olmalı
o sen ol
yar! !

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:00
Bitti İşte

‘’ daha yirmi beşinde uzun zaman önce
uyuşturucu denen illete tutulan ve dün
incecik iple hayatı bitiren Nahit’in adına,,

Geldi,gitmek için
Sevdi,bitmek için
Uzun yollarında hayatın
Ökçeler eskitti,erişmek için
Çiçekler toplar bahçıvanlar
Bilirler solar hayatın baharında
Ölüme davetiye sunanlar
Şimdi tahta tabutta

Yok ki elleri hayatın
Neresinden tutacak pervasızlığın
Yüzyıllar devrildi ardı ardına
Nerde insafı,zamanı harcayanların
Kırılır kolları yaşamın

Gözlerine yas çizmiş insanlar
Ellerini önlerine bağlamışlar
Başı yukarda dimdik ihtiyarın
Sanırlar cesaret anlamı bu bakışların
Korkuyor adam,ürküyor zamandan
Acaba sırada kim var

Uzun,soğuk mermer teneşir dedikleri
Son durak,bitirdi hayalleri
Anlamsız bakışlar gözlerde
Kimine göre birkaç soluk,nefes
Nefes nefese koşulan heves
Bitirdi,bitti işte

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:00
Bu Hüzün Benim

Bugün ayın kaçı
Kaçıncı on dördü
Seni benden başka kim gördü
Arsız tohumlar ektin fikrime
Kirli sakallarıma hüzün çöktü

Benden kim aldı götürdü seni
Biri tuttu da elini
İçimi ondan mı acı bürüdü
Kapkara zift bulaştı ökçelerime
Yollar adım, adım bölündü
Her adıma bir lanet
Her adıma sövgü düştü

Buz kesti gece
Dilimde nağme üşüdü
Soluğum asıldı havaya
Parçalandı, saçıma aklar düştü
Kaçtı elimden gençliğim
Bakışlara ölüm sızdı
Konuşsam fırtına
Sussam kuraklık
Gülsem kavurucu sıcak
Yumsam gözlerimi zifiri karanlık
Ağlasam yağmurlar sağanak
Katıp önüne, tufan olup yıkacak
Yalnızlığımdan köpekler bile korkacak

Boğuyor sokaklar beni
Ürküyor küfür sönmüş lambalı odada
Eşiğimde inleyerek kıvrılışım köpek gibi
Sen bana bakma
O yüzden hep severim
Hüzün denen değişmez mahfuz kader

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:00
Bu İşin İçinde Tek Bir Aşk Var

Sen uyu
Geceyi sis kaplar
Sen uyan
Güneşte kıskanç çığlıklar
Olurda ölürsen diye
Sensizliğe ağlardım
Gözümde sessiz yaşlar
Nerdesin şimdi
Yine eylül, hazanım
Yine dökülüyor yapraklar

Boş sigara kutusu
Ve geceden artıklar
Birde gök yüzünde yıldız
Hüznüm çırılçıplak
Üşüsem beni kim kucaklar
Yada ölmek istesem, nerde
Nerde yüreğimi gömecek mezar

Yatağıma düşen kor
Uykuda biriktirdiğim düşler
Alev olur gecemi yakar
Uyumak istesem uyutmuyor
Böğrümde yarının sensizlik acısı var
Aç koynunu anne
Öğüt ver bana baba
Bulunmazsa amansız hastalığa çare
Aşk için yanıp kül olmak var

Yarısı kırılmış kalemim
Yazısı silinmiş kitaplar
Henüz geceyi yeni yarıladım
Daha gün bitmeden
Ne tez yarın başlar
Yine yeniden sevmek mi
Affet sevdiğim
Göğsümde gizli tek yürek
Bu işin içinde tek bir aşk var

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:00
Bu Şiir De Senin

Sen beni değil
Beni sevmeyi sevdin
Sevmek adına ne varsa
Çizdiğin resme bakıp
Onun adını verdin
Sen beni değil
Beni sevmeyi sevdin

Geçip aynanın karşına
Saçlarına dokundun
Sen senin gibi
Dokunmaları sevdin
Gözlerini kıstığında
Bin bir edayla cilveleştin
Sesimin kulağındaki aksını sevdin
En güzel aşk sözlerinin
İçini titretmesini
Suskun gecenin geç saatlerinde
Islanan gözlerini
Sen beni değil
Benim seni sevmenin sendeki
Hallerini sevdin

Birileri bana benzerdi
Sen o birilerini de sevdin
Onları bilmemi istedin
Sen benim seni
Kıskanmalarımı sevdin
Sen beni değil
Benim seni sevmemi sevdin

O iki kelimenin
Dudağındaki iz düşümünü sevdin
Sen seni anlatan şiirlerimde
Ve mısralarımda devleşen
Seni sevdin
Sen benim acı çekmemi
Hüznün bendeki yanını sevdin
Benim için ağlayan var
Demelerini sevdin
Sen beni değil
Benim seni sevmelerimi sevdin

Ben seni sevdim
Kendimi zaten hiç sevmedim
Senli düşleri sevdim
Sensiz hiç hayal bile etmedim
Beni ben eden istemelerini sevdim
Verdiğin kadarını almayı
Azınla çok olmayı sevdim

Sen benim seni sevmemi
Ben seni sevdim

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:00
Bu Yalnızlık Benim

Ne yapsam, ne etsem gece üstüme geliyor
Gökte yıldız, yerde nem
Bir de gam böğrümü deliyor
Uzun tiktakları var saatin
Her dakika bir ömür deviriyor
Yoksun işte
Dilime sövgüler düşüyor
Seni sevdiğimden beri
Zaman hiç sensiz geçmek bilmiyor

Sigaradan sararmış bıyıkları var bekçilerin
Birde demirden, parlayan kelepçeleri
Kırsam diyorum sokak lambalarını
İçimi karatıyor her biri
Düşer mi peşime düdük sesleri
Seni sevdiğimden beri
Başımdan bela hiç eksilmiyor

Bu şarkı çalarsa sabaha kadar
‘Bu yalnızlık benim ilişmeyin,
Damağımda acayip gidişiyor
Bilmem ki ben adam gibi içmeyi
Ne zaman içsem
Yakamdan aşağı kan rengi şarap sızıyor
Bilmem ki ben gecede geceyle sevişmeyi
Dudaklarım soğuktan morarıyor
Karnımda sıkıca bağlanmış uçkur izleri
Eşkıyalarda karnına taş basıyor
Bilmezsin sevdanın açlıktan beter derdi
Sen bilmezsin gece ne canlar alıyor
Seni sevdiğimden beri
Hiç uykuyla geçirmedim geceleri

Kapıda itler hırlaşıyor
Bu olsa kancık bela dedikleri
Beynimde kırklarca tilki dolaşıyor
Avucumda yârin kesik perçemi
Bu yalnızlık benim canımı yakıyor
Anamın ah oğlum deyişleri
Seni sevdiğimden beri
Yalnızlık hiç terk etmiyor beni

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:00
Buzdağı

ağırım
buzdağları gibi
denizin
koca kalıp parçasıyım
korkuyorum
çocuk gibi
her çarpan gemiyle
gömüp sevgileri
en derin maviye
acılar çekeceğim
suçlu gibi

güneş! !
özledim seni
yola çıktım
yüreğimde binlerce
kardelen çiçeği
nereye mi
bilmiyorum
deniz! !
akıntına bıraktım kendimi
al götür
erit beni

gökyüzü
kıskandırıyor
yıldızların beni
binlerce ışıltı
bende ki
yalnızlığın
bir yanım buz
bir yanım
sıcağın hasreti
kökü ciğerlerime inmiş
ağaçlar istiyorum
üzerinde meyveleri
ve binlerce
kuş istiyorum
seslerinde
bahar müjdesi

oysa ben
buzdağıyım
hayallerimden başka neyim
güneşten
yüreğime ışık düşse
eririm
açar art arda
gölge çiçekleri
çığlıklarım var
kimse duymaz
ellerimi acıtan
buzdan prangalar
ne heybetliyim
değil mi
bir yanım göğü deler
bir yanım denizi böler
yakışmıyor bana
bu ağlamalar

oysa ben
buzdağıyım
gamım
hüznüm
yalnızlığım
buzdan bedenim
kimse bilmez
içimde ki
yangınlara verilmiş
yüreği

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:01
Camdaki Kadın

Islak sokaklar
İstanbul’u izledi kadın
Buğulu camdan sızdı damlalar
Üşüdü kadın

Yüzünü aydınlattı ışık
Gözleri kamaştı
Sendeledi
Dayandığı camdı
Eridi elinin değdiği yerler
Kırılsa kan akacaktı
Göğsünde daralan acı
Ağladı kadın

Önünde koca şehir
Ardında uykuda hayat
Korktu, uyku kaçtı
Düşündüğü yarındı
Mırıldandı
‘Yaşamak zor zanaat’
Pustu kadın

Seslendi o ses
Gel hadi
Kaldırıp bileklerini
Gülümsedi kadın
Çekti perdeyi
Kayboldu kadın

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:01
Canım Çok Sıkılıyor

Canım çok sıkılıyor
Hayat bir nefeslik derler ya
Sigaradan sıklaşan nefesim
Dudaklarımda kaçıncı hayatı deviriyor
Tırnaklarımda yemekle bitmiyor

Canım çok sıkılıyor
Ucunu yakıp havaya saldığım
Kız kaçıranlar
Enek yuvarladığım sokaklar
Sopa yediğim kavgalar
Kızlara duyduğum utangaçlıklar
Aklıma geliyor
ilk aşkım mı
O unutulmuyor
Okusa karım bunu
Kıskançlık krizleri tutumu
Eve gidesim gelmiyor

Canım çok sıkılıyor
Babam aklımdan çıkmıyor
Dudaklarına düşmeyen bıyıkları
Türkülere sığmayan anlamı
Unuttuklarım hep aklıma geliyor
Kimi hangi yol ayrımında bıraktığım
Hangi kavgada sıvışıp kaçtığım
Ve nerde, ne zamanım
Hep birbirine karışıyor
Neden hayat güzellikleri
Hep arkada bırakıyor
Deliyim, deli toynağım
Ağlıyorum yakışmıyor
Yazıyorum anlaşılmıyor
Ah bir bilsen
Canım çok sıkılıyor

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:02
Cendere

demir havanda ruhumu eziyorum
süzülen hislerin şırasından
yudum,yudum acı içiyorum
geceler geliyor üzerime
ben sessiz çığlıklar atıyorum
ruhum dolaşmış ruhuna
kördüğüm,arapsaçı çözemiyorum
saçlarından tutum gecenin
kör makas alıp
henüz doğamamış düşleri
göbek bağından kesiyorum
kah ağlıyor
kah kahkahalar atıyorum
üzerine çizdiğim resmi
hayvani iştahla yutuyor duvar
tespih ipine dizilmiş gibi yıldızlar
her tanesinde sabır çekiyorum
yinede bitmiyor gece

söyle
kaç kişi kaldık şunun şurasında
ruhunu sorguya çeken
kaç kişi kaldık sevgiliden öte
onsuzluğu seçen
işte ruhun cenderesi sana
kazanılan,kaybedilenden öte
işte ezilen ruhtan sızan

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:03
Çav Bella

Pahalı şarap kokan geceleri terk edeli
Sigaradan sararmış bıyıklarım var
Diğerleri duymasın diye sesini
Ayağımda bitpazarından aldığım
Kara lastik ayakkabılar
Bu kaçıncı geçişim aynı sokaktan
Değişmeyen tek şey
Çılgın bir geceye çağıran yosmalar

Kimse ayak basmasın diye
Duvar gediğine soktuğum
Arapça yazılı mukaddes/kâğıtlar
Ne garip sardığım tütün kâğıdındalar
Yaksam, bir nefes çeksem
Tutuşacak elifler, lamlar
Günahtan daha günahkâr sığındığım
Yalanlar/yalanlar/yalanlar

İsa, Musa ve Muhammed aşkına
Bekâret hırsızı ucube şehirde
Düşecek kuyu yok artık
Doğacak Yusuf’lar adına
Kan rengi şarap lekeli urbam
Ardımda bıraktığım yalan
Biliyorum ağlamıştır babam
Neyin peşinde bu kadar insan
Namus belasına daha ne kadar yatılacak
Yatmazsam namussuz muyum ulan!
Yine sövdüm, kahretsin
Affet beni anam

Kırptığım sakallar batıyor koynuma
Ellerimde yorgunluk emaresi
Gözbebeklerimde büyüme
Nabızım üç buçuk mu ne
Teşhisim belliymiş, sorun doktoruma
Oysa hafızam yerinde
Yitirdiğim gecelerde unuttuğum çakmaklar
Nerden de düştü aklıma
Kimdi o kadınlar
Neden ateşimi aldılar
Hayret halen arayıp soruyorlar
Bilmem ki bende ne unuttular

Odun ateşinden sıçradı cınga
Düştü tenime, fırladım acınla
Ateşe verildi ruhumu sakladığım orman
Avuçlarımda isyan lekeleri
Ele verdi dilimdeki pelteksi aksan
Beni artık buralarda arama
Görürsen gazetelerde
Adım yazılmış büyük puntolarla
Kirli sakallı eşkıya
Parmaklarımda bazılarınca anlamsız işaret
O sana
Çav bella

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:03
Çıldırmalı

Tut ki yıkılır dünyam
deniz gözlerimde tutsak sevgili
ya sevmeli insan
yada çıldırmalı
sevdanın anlamsız yok oluşlarına
elleri yüreğinde bir sevda yaşamak öldürür ruhu
ya sevmeli insan
yada çıldırmalı
sevdanın bir mum gibi eriyişine
sevda yüklenmeli umarsız ve çıkarsıca yüreğine
ya sevmeli insan
ya çıldırmalı
sevdanın bir deniz feneri gibi yanıp sönmelerine
eller gül toplamalı dikenli bağlardan
kanayan ten olmamalı yüreğin yerine
ya sevmeli insan
ya çıldırmalı
denizin medcezirlerine
gökyüzünü arşınlamalıyım uzaklıklar adına
ya da yer yüzünü gezmeliyim mecnun bıraktığı yerden
ya sevmeli insan
ya da çıldırmalı
dudak da kaybolan sevda sözcüklerine

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:03
Çise

sabahın demindeyim
üzerimde sabah ciseltisi
aç perdeni bak nerdeyim
üşüdü ellerim,bedenim
hayat bir nefes cigaraydı ya
bitirdim bak biti paketim
zaman eriyip gitti beynimde
bitti..
halen bitiremedim bitikleri
kuytu buldum kendime
sızdım inceden inceye
sanırsın çiğ tanesi
çömeldim köşe başına
dizlerimi böğrüme çektim
dilimde sevda dizeleri
hadi aç pencereni
gözlerin kilitlendi
kulağın pencerde
uyku tutmadı değilmi
önce saçlarıma düştün
sonra süzüldün yüreğime
şimdi düşünmeden söyle bana
ne anlatır sana gül
olmazsa çiğ taneleri
ondandır çok sevişim
her dem karanfili

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:03
Çocukça

Düşler kurar
Avuçlarında rengarenk enekler
Kısacık kesilmiş saçlar
Okşasam, tersleyecek
Dökülecek dilinden eşek oğlu eşekler

Topacını çalmışlar
Ağlamış salya sümük
Şeker çuvalı bezinden donu
Ağında koca bir delik
Eğilse dalga geçiyorlar
Şeyine bakın büzük

Ayağında lastik çedik
Terlemiş vıcık, vıcık vıcıklar
Kötü bir topun peşinde aldırmaz
Bir o yana, bir bu yana atlar

Düşmüş dizinde kaysaklı yara
Umurunda değil ki dünya
Yarada sinek yakalıyor kerata
Aldırmıyor yaşa, çamura
Kıçında en güzel elbise
Fazla sürmez birkaç saate paçavra

Ah dünya!
Çocukluk işte olmaz umurda
Hele bir büyü sen
Uğrar düşler dumura
Birde bakmışsın
Sıkışmış çocukluğun
Küçücük fotoğrafa

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:03
Çok Zor

Kaç benden, kaç
Daha çok unut(tur) mak adına
Ama unutma ki;
Unutulmuyor

Gemiler geçiyor önümden
Gemiler binlerce tonluk demirden
Kuduruyor kabarıyor deniz
Köpük kusuyor
Zaman sonra iz kalmıyor

Islığımla uyanık tutuyorum yalnızlığımı
Çimdiklediğim yerlerim mor.
Geceler devriliyor üstümden
Geceleri ki deli eden zifirden
Bu sensizlik beni deli ediyor

Üşüdüğümde nefesim ısıtıyor ellerimi
Yastığımla başım arasında kalıyor fotoğrafın
Unutmadım gözlerinin rengini
Lakin kırışan resminde
Gözlerine saatlerce baksam da
Kendimi görmek artık çok zor

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:03
Çoşku

Türküler esmer der
Yar, sana kim benzer
Kıskanma beni
Ozan kara gözlere neler söyler
Sazda tel tir, tir titrer
Mızraptayım, dinle orda yüreğimi
Ezgiler mi ağlattı
Sızan gökyüzünü nemi değil mi
Sen dik tut başını
Sakın dökme yüzünü
Zemheri olur donar nefesim
Susar
Güneşim
Üşüyorum, ısıt beni

Düşlerim benden yar ister
Ne diyeyim
Çizsem sayfalara resmini
Biliyorum benzemeyecek
Yine sileceğim
Gözlerini kara çizsem
Geceyi kaybedeceğim
Kaşlarını yaya benzetsem
Ok olur kirpiklerin
Sineme yaralar dizeceğim
Yarim
Sevgilim, sar beni

Halen gölgede çiçeklerim
Yolunu şaşırmış gemim
Denizler acemiliğim
Bir koksa burnuma bahar
Fırtınalara atlar gelirim
Rüzgar olur dokunurum saçlarına
Değer tenine ellerim
Bak ölüyorum
Yeniden dirileceğim
Ecelim
Özledim, al beni

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:04
Deli Aşk

bazen düşler kurup uzanıyorum ellerine
bazen sesi sana benziyor diye
hiç tanımadığım bir telefonu arıyorum sen diye
bazen savrulan yaprağın peşine düşüp kayboluyorum
saçları sana benziyor diye dokunuyor
ve fırça yiyorum deliliğime
çok görme
aşk deli ediyor beni

avuçlarıma aldığım uç,uç böcekleri
papatyadan yaptığım taçlar
yalın ayak adımladığım kaldırımlar
bir elmayla yetirilen şaraplar
karton aleviyle ısıttığım hayaller
garipseme
aşk deli ediyor beni

bazen uyuyorum ayakta
bazen de uyanığım yatağımda
tırnaklarımın sesi ele veriyor beni
yinede beceremiyorum yazmayı
unuttum zaten ismin neydi
gülme sakın
aşk deli ediyor beni

bulutlar uçuruyorum nefesimle
kuşlar çağırıyorum ıslığımla
hele birde kokladığım kaktüsler
ele veriyor burnuma batan iğneler
parmaklarımda ucu olmayan eldivenlerim
başımda kulaklarımı kapamayan kepim
kızarıyor burnum
soğuğa soyunurum deli gibi
sakın acıma bana
aşk deli ediyor beni

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:04
Delice

gece yine sen vardın düşümde
ellerimi yakan hasretinde
kaç kez uyandım yine
seni istedim delice
ateş ellerimden sardı bedenime
bir düş kuruyorum seninle
ıslak dudakların
dokunduğumda yanan bedenin
sıklaşan nefesin
seni istedim delice

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:04
Demeler/I

Uyma dedim uydun el sözüne
El bakmış ne bulmuş gözünde
Dermanım, ferim tükendiğinde
Olaydın da yar, sen olaydın

Bülbüller ötüşür her seherde
Güle ayaz vurmuş zemheride
Hasretin oku bağrı deldiğinde
Olaydın da yar, sen olaydın

Eskiler fikrime ansız düşende
Seni diyen her şiir her türküde
Sazın pençesinde, bam telinde
Olaydın da yar, sen olaydın

Kapıma dayanır ecel benimde
Ali’yim nefes bitip tükendiğinde
Gün gelir otlar biter üstümde
Olaydın da mezara taş olaydın

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:04
Demiştim Sana

Demiştim sana
Güneş tepemizi delecek
Yarın geç olacak diye
Balkona diktiğin karanfil
Yağmazsa filizlenmeyecek
Hem eylülden sonra zemheri
Demiştim sana
Sen bahar gibisin sevgili
Demiştim
Üşüyüp gideceğini

Uzak durma öyle
Nefes sıkışsın göğsümüzde
Demiştim sana
Sessizce özleyeceğimi
Saçlarını okşayıp resimlerinde
Sihir, iksir gibi gözlerinin
Peşinden sürükleneceğimi
Demiştim sana
Ayrılık ölüm getirir
Dayanılmazdır diye
Demiştim değil mi?
Seni çok sevdiğimi

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:05
Deniz ve Karadul

yazmazsam
bana darılırlar
ne zaman
oturup denizin kenarına
elime kalemi alsam
kağıda serilir acılar
yazılır karadullar

çığlıkları duyuldu martıların
gök mavi,deniz mavi
uçuştular
kanat,kanat
mavi sonsuzluklar
suya indi sandal
küf kokan ağlar
eğildi kadın
alnında öpüldü
deniz kıskandı
kadın anladı
içi yandı
usulca mırıldandı
-sakın beni onsuz koma
kürek çekildi
kayboldu uzaklaştı
deniz çalkalandı
gün devrildi karanlık sardı
gelen olmadı
yutkundu kadın
ağladı
o günden sonra
karalar bağladı

yıllar yılları kovaladı
dayanamadı
kadının suya değdi ayakları
deniz dalgalandı
suya tükürüyor balıkçı
dilinde
-lanet karı
kadın
çıkarıp başından siyah şalı
dövüyor dalgaları
köpürüyor deniz
dalgalar
dövüyor kayaları
kadın haykırdı
-sen aldın onu
avuçları kanadı damladı
içti deniz
canavarlaştı
korktu balıkçı
anasına sözü vardı
giydirmeyecek di siyahları
esti fırtına
mavi griye çaldı
gün karardı
kadın açıp kollarını
seslendi
-dayanamıyorum artık gel beni de al
karalar kadını da aldı
bitmedi acı
yeniden canlandı
kara şalı balıkçının anası taktı

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:05
Direniş

Ellerimle sundum şehre yalnızlığı
Yüreğime indirdiğim acı
İndi gözlerimin akına kan,kıp kırmızı
İşte dediler,işte hain
Kaçtım,tabanlarımda ölüm
Burnu hız malılar,tırnakları uzunlar
Düştü peşime katilim arsızlar
Her nefesimde paralandı hayat
Ele vermezdi beni hiçbir şey
Tek ispiyoncum,terim acı çemen kokar

Papatyalar dermiş insanlar
Yolmak için saçlarını sıraya koyulmuşlar
Titriyor genç kız,korkusunda aşk var
Yılanmış elleriyle saçlarını okşar nine
Korkma her yürek bir gün aşka kıyar
Perçemime gizlediğim gözlerim
Dudağımda tarantula ısırığı
Yağmur yağsa diyorum içimden
Islansa toprak,ıslanmaz en kirli yerlerim
Öpemem ölürsün,dudaklarımda zehirin var

Geceleri neonlar sarar caddeleri
Şehir görülmemiş bir uykuda
Rüzgar şehvetle okşuyor beton duvarları
Ateş çiçeği düşmüş yarık arasına
Baş kaldırıyor bir tek o,rüzgara

Adamlar tutmuşlar tahta atın bacaklarını
Ölü taşıyorlar ölüm diyarına
Gözlerde birkaç damla yaş
Oysa giden kurumuş yağmurlar altında
Duruyor adımlarım
Kilitleniyorum yine köşe başında
Ayalarım güneşe dönüyor
Dilimde elif be den kalma birkaç dua
Korkuyorum toprak çok soğuksa

İğrendiriyor şehrin kükürt kokan havası
Bacalar tiryaki kesilmiş sömürüyorlar efkarı
Yaşamak zor zanaat efendim
Yaşıyorum anahtarı kaybedilmiş yalnızlığı

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:05
Diriliş Risalesi

Artık tenimde üşüme yok
Ve bitmişlikler üzerine
Hayal kurmak yok
Umut, gözler ileride
Bakmak yok, geriye

Dizleri karnında
Seccadesinde yeniden doğan adam
İki elin, avuçları yerde
Gemileri yakmış kumandanın
Arkasında bıraktığı zaman
Zaman ki her ezan vakti bölünür beşe
Saate bakmak yok
Alev aldığında güneş şehrin pencerelerinde
Ve günah yok artık geceye

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:05
Doymayacağım Sana

Yar uyumak istiyorum kollarında
Gün tepeden aşmadan doymalıyım sana
Bir gün/bir saat/bir dakika
Gündüzler kahır, geceler asır bana
Bir ömür/bir nefes/bir anda olsa
Biliyorum doyamayacağım sana

Söz üstüne söz yok(sa da)
En güzel yazılmış/söylenmiş olsa da
Kim beni anlatır, ne anlatır
Kurumuş mürekkep saman kağıdında
Hangisi yeter yaşamışlığıma
Kim söyler seni/beni/ aşkı şarkılarda
Doğru ya kim doymuş ki aşka
Biliyorum doyamayacağım sana

Dağlar/yollar uzaklık, ıraklıksa
Özlemin adına ne yanı başında
Yar uyumak istiyorum kollarında
Sensiz geçmez ki zaman
Bir ömür/bir nefes/bir anda olsa
Olmalısın yanımda
Biliyorum doymayacağım sana

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:06
Duygularım

kısık sesle çalan radyodan yükselen bir ezgidir
duygularım makamsız
kulaklarımı fısıldayan rüzgara vermektir
duygularım anlamsız
gözlerimi saran pastel bir sonbahardır
duygularım katıksız
kızıl bir akşam batan güneştir
duygularım apansız..

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:06
Dün Yine

dün yine
yeniden
aşık oldum
aya
öle mağrurdu ki
ve yalnız

dün yine
yeniden
aşık oldum
yıldıza
öle parlaktı ki
ve yaldız

dün yine
yeniden
aşık oldum
sana
öle güzeldin ki
mağrur
yalnız
yaldız

dün yine
yeniden
aşık oldum
aşka
öle bir büyüktü ki
ay
yıldız
sen gibi

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:06
Dünyam

I-
An gelir delinir gök kubbem
Kezzap olur gecemde yağmurlar
Şiirlerle yıkanır caddeler, sokaklar
Yakarım düşümdeki şehri
Gülüşümde mayhoş ızdırap
Gözlerime bak sevgili
Daldığın sevda binlerce fersah

An gelir yıkılır insan
Yıkıntılar arasında sessiz feryat
Sıkışır iç çekmeler hayat
En güzeller bitmiş
Kalan en berbat

II-
Üzerime çocukluğumu ört
Üşüyorum anne
Sana yalan söyledim
Elerim kan
Kendimi öldüren benimdim
Yaşım otuz dört

Büyüyorum anne
Ufaktım, hayallerim kocaman
Minik yüreğimde dünyam
Yalan söyledin anne
Senin küçüğündüm
Bak işte bitiyor rüyam

Sabah beri içtiğim kaçıncı demli çay
Var yakılan sigarayı sen say
An gelip de ağlarsam anne
Sinende okşa başımı
Hiç tutmadığım öğütleri say

III-
Neden azalır insan
Azalan ömür, bir an
An gelir gün doğar sevgilim
Silinir şafağa dizdiğim karam
Ummadığın anda değişir sesim
Çarpar yüreğine sevdam
Seni sevmek
Sensiz büyüyen dünyam

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:06
Düş Panayırı

ben bir şaklabanım
içim de en şaşalı panayırım
çocuklar kaçın…
zehirden kağıt helvalarım
karıncadan atlarım
dönenmeden duran dolaplarım
sahte tüm kahkahalar
yalan
gülüşleri insanların

‘’At,, dedi çingene,
sırtardı altından dişiyle
düştü elimden çember,
düştü tüm iğrençliğiyle
gözler bende beklediler
hüsran,kayıp
tüm ütülmüşlükleriyle

girin,korkunun yalan olduğu tünele
gülün,alçıdan yapılmış iskeletlere
ve ağlayın,palyaçonun tüm şebekliklerine

aynalar
aynaya düştü yansımalar
neşelendi yamul tunca insanlar
asıl olan oydu
o insanlara kendilerini sundu
ateş kusan adamlar
ip üstünde cambazlar
kaçın, ezecek sizi tahta bacaklılar

çocuk...
inanmadın değil mi
bu bendeki düşte sarhoşluk
belkide bir gecelik uykusuzluk
hadi uyandır beni düşümden
yıkılsın bu panayır
yıkılsın tüm sahte varoluş

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:06
Ecelim

ezgiyim,kırık sazda, gam telinde bir ezgiyim
bakın bana,dinleyin,ben bir anlık sezgiyim
tutuşan ellerim,kanayan dilim
ne yana vursam,parçalanır yüreğim

mecnunum,Acem ilinde,korkutun dilindeyim
hani nerde Leyla’m,nerde Şirin’im
Nemrut’tan ateşim,Erciyes’ten zemherim
hani nerde kardelenim,gölge çiçeğim

İsa’yım,karalar çalın bana,çarmıha gerilmeliyim
çiviler çakın ellerime, alnıma,boynu yana düşürmemeliyim
dikenli telden taç giydirin,kandan göz yaşları Meryem’in
acım yok,yok sitemim,siz öldürmeden ben ölmeliyim

hüzünüm,geceyim,kan kırmızı mağrur karanfilim
şimdi senden daha yakın ecel bana,ey sevgilim! !
mumyaladım ruhumu,melekleri beklemeliyim
ateşle gel,çarmıha ger,ölümü korkusuz bekleyenim

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:06
Efkar

Gecenin bana ne zoru var
Beni bu kinimle kim tutar
Göğü kaplasa da yıldızlar
Bulut çıkar tılsımını bozar

Yürek aşk elinden tarumar
Beden hasret narına yanar
Soyundum da gelen mi var
Bir gecelik aşk beni boğar

Kuşanmış dört yanım, dar
Sigaradan tüten sarı efkar
Kah gülmüşüm neye yarar
Parmaklarımdan acı sızar

Cebimdeki yuvarlak taşlar
Aklım çocukluğuma uyar
Kuşlar sapanımdan kaçar
Allahsız bana da ölüm var

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:07
Efkar_ı Kalem

I-
Beyaza kara yazdım şair oldum

Ruhun ızdırabını dizdim dizelere
Geceleri efkarını içtim meylerle
Bir gün olsun düşmeden derde
Hiç yaşamadım sevdayı ezbere

II-
Tele mızrap vurdum ozan oldum

Gurbeti mesken tuttum türkülerde
Od olup yandım,eridim efsanelerde
Yarına çıkmam deyip inlesem de
Her sabah doğdum güneşin ellerine

III-
Aşka düştüm benden aşikar oldum

Senden öte sevdalıyım sevgiliye
Kırılırsa bir gün kalemim elimde
Tükenirse mürekkebim hecemde
Bil ki ölür,teslim olurum eceline

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:07
Elif

karanfil!
açama mevsimin gelmedi mi
elif!
ne kadar incesin
ve ne kadar gizemli

uzun geceleri var hasretinin
taranmaz saçları,doğmamış güneşin
aşk yine düştü girdaba
ızdıranın dermanı yok mu acaba

toprak kokar gözler
yürek yakın olmayanı özler
perdeye iner kara
beyaza ekilir gamlı dizeler
ben sevda ektim
sen aşkı biçecek misin

kurban olduğum yar
özleminle bir adam yaşar
karanfil elbet birgün solar
sökülür elif,kesilir dualar
ya ben ölmezsem
sen ölecek misin

karanfil!
buruşuk tenli sevdiğim
elif!
yine ne kadar insesin
korkuyorum,üşüyeceksin

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:07
Ellerim

baldıran acısı bu sızlıyor
ellerim
bak yine kısa saçlarım. okşuyor
ellerim
apansız dudaklarıma gidiyor
ellerim
aşkın acısını yaşanayan
ellerim
bak gör titrek
ellerim
gecenin bir yarısı neden yanar ki
ellerim
tenim, bedenim, ruhum
ellerim

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:07
Ellerimi Bırakmayacaktın

çıkmıyor hiç aklımdan
göz kapaklarını inceden süzüşün
dudakların, ıslak öpüşün
günün ardından kovaladığım
geceye sakladığım düşün
uyuyamıyorum
bıçak girmiş gibi yüreğime
kıvranıyorum
diyemiyorum kimseye seni
uçuk bir ezgi
seni fısıldıyor şarkılar
her şeyde sen
her yerde sen
nerdesin, bir bilsem

çok bastırsam kağıda
sanki incinecek bir yerin
yada silsem
silecek gözlerinden aşkı
kıyamıyorum seni yazmaya
çıkmıyor aklımdan
ıslanmış gözlerin
dilime mühür vuruyor yaşamak
bileklerimde prangalar
ve sevdiğimi söylemek yasak
yasaklanmış mesai içinde
sevgilinin adını anmak

acısını yudumlamadan
tadı olmazmış aşkın
dudaklarım kavruldu
bir yudum daha içsem
içsem sevda zehrinden
bedenimde dolaşan kan
gülümsüyor dudağım
uğruna yok olmak
ne büyük şan
unutamıyor aklım
her şeyi terk etsen de
işte o an
ellerimi bırakmayacaktın

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:07
Emanet

yıldızları söktüm semadan
dualar topladım kutsal kitaplardan
ağaçlardan dilekler topladım,çaputtan
yalvarmanın acısını getirdim sana
düşer de kırılır
kollarımdan almalısın kutsalımı
al! kırılmadan sevdamı
taşıyamıyorum emanetini

görmeliyim gözlerinde ışığı
ne olur sarıl bana,nefesin sinemi yakmalı
geldim yanımda
bir tek hasretim eksik
ne olur öp beni,kuru dudaklarım ıslanmalı
seni öyle sevdim ki
olurda susarsam anla beni
dilime oturur sözcükler
tıkanır nefesler

kızmadım inan
gitmeliydin o an
sevemedin değil beni
ne olur sarıl bana,üşürüm yak aşk ateşini

ayaklarım kayar sensizlikle
sırattayım
incecik ip üzerindeyim
tut ellerimden
düşmeden emanetimi vermeliyim

dağıldı hüzün bulutları
dindi sevda yağmurları
derdindeyim
düşerim yollarına
kaybolmadan emanetimi vermeliyim

aç kollarını ben geldim
gözlerindeyim
yar sinemi,hançerle
emanetin olan yüreği getirdim

binlerce çiçek kollarımda
bir elimde ay
avucumda yıldızlar
şarkılardan söktüğüm nakaratlar
emanetin olan aşkını getirdim

baktığım her yerde sen
tuttuğum fallarda sen
esirinim,sahibim sen
azat eder beni
bir bakış,bir söz senden
ne olur konuş benimle
çıldırmam çok yakın

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:07
Eskici

sesle yankılandı sokaklar
terini koluna sildi ihtiyar
eskimiş el arabası
bir sağa bir sola kaçar
kuru avazıyla çığırdı
‘’eski alırım,,

eski ayları koymuş tartıya
yıldızlar kırpacak hesabınca
torbasında yeni baskı liralar
kaldırdı başını
yüksekti yeni binalar
seslendi yeni gelin
‘’eskilerimi al,,

sigaradan sararmış bıyık
güneşten gözleri kırpık
içinde sessiz eyvahlar
deli kız neyin var
eskiyen demir mi?
yenilenecek senin mi?
koma beni işim var
‘’eskiler alırım,,

benim değil
ayağıma takılanlar
kaplar,kaçaklar,maşrapalar
her birinde ayrı yaşananlar
hayatı yenisiyle sevenim
ben yeniyim
eskiyense yıllar
al hepsini
benim değil bu kalanlar
‘’eskilerimi al,,

yüklendi dört teker
yoruldu beden
sıklaştı nefesler
bir sigara yakımı kaldırımda
gelinin sevincini görenler
seslendi yüksekler
bizimde
‘’eskilerimizi al,,

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:08
Eşkiya

Ruhumu eşkıyalar başmış,pusuda çok bekleyenlerim
Hadi şimdi uyu nöbetlerimde,kahpedir şer gecelerim

As çaprazına mavzerini,bir atımlık barutu ikiye bölelim
Söndür ateşi, zifiri karanlık da iki eşkıya,ayı ateşe verelim

Sen sevdalarını anlat, ben sana yıldızları sayı vereyim
Eşkıyalarda ağlar, ağla,ben sana yağmurla gelenim

Şafak rengi düşsün gözlerine,güneşe nöbeti devredeyim
Gideceksen durma git, her gece ayı ateşe verip bekleyeceğim

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:08
Eyle

kipriklerin ok eyle,
gel sineme darp eyle,
karanfil tak saçına,
aşkımı memnun eyle.

siyahı da ver bana,
gökyüzüne leyl eyle,
bak gözlerime bir de,
gönlü tar-u mâr eyle.

yer ile yeksân oldum,
tut elim afâk eyle,
al aklımı başımdan,
mecnun gibi del eyle.

ırak duramam senden,
al götür beni benden,
ister içinde bırak,
ol kapında kul eyle.

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:08
Eylül

I-
Eylül
Hissetim seni
Dokundun saçlarıma
Okşarım rüzgardan tenini
Yanarım ben
Sen! !
Es deli,deli

II-
Ne güzel kokar
Eylülde güz gülleri
Ve ne kadar anlamlı
Karanfilin buruş,buruş
Dürümleri
Soyunurum sana
Sen! !
Yağmurlarınla ıslat beni
Üşürüm ben
Güneşine at
Yak beni

III-
Mevsim
Sıyrıldın yazdan
Yanan bedenler
Özledi seni
Beklerim
Bedenimi sarıya boyayan kaderi
Bağbozumu bu
Topla kederden yemişlerini
Ez! !
Kuytularında beklet
İçmeliyim yıllanmış
Hüzün meyini

IIII-
Eylül
Yaşıyorum seni
Sarhoşluğum
Beni senden etmedi ki
Şuh bir kadın ol
Gir koynuma
Avut beni
Çok özledim seni

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:09
Eylüle İsyan

I-
Neden diyorum, neden
Dünler naftalin kokar burnuma
Yitirilmiş eskiler mi yakar genzimi
Yoksa unutulan neşeler mi düşer kursağıma
Mazimde terkedilmiş sandallar
Kaburgasında çatırdayan sabırsızlık
Yorulmadı dalgalara dövülmekten
Gövdesinde ‘sevdam’ yazar
Bilirim bu beklemeler haksızlık

II-
Eylül mü bu
Beni benden alan
Hazan mı bana
Kaç var doğum sancına
Doğar mı sarı saçlı kız
İçimde isyan/arsız/sabırsız
Sen doğur güneşi gelsin bahar
Bana bakma sen, aldırma

Bir, bir tüketmişim yeminleri
Durumum rüsva/rezil
Sökülmüş kaburgamdan sanki kalbim
Heyecanım dağıtılmış, sebil
Sende gidersen eylül gibi
Ben öldüm, bil

III-
Karınca yüreğim, kararınca
Ölümüne vurulmuş dağlar sırtıma
Ya aşk neyler adama, neyler bana
Ayrılık bu, bakmak çok uzaklara
İnat değimli, ölmemeliyim
Kırparsam gözlerimi, sakın bağışlama

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:10
Eylülün Katili Kim

İnkarım varlığına değil, uzaksın
Değerime yaban
Çıkmazlarımda tuzaksın
Eylülün katili kim
Anlamıyorum doymadan
Nasıl biter mevsim
Sarı saçlarına
Papatyadan tokalar takmadan

Dilimde aşkın pelteksi tadı
Unutulur tüm dokunuşlar
Belki de unutulur adı
Unutmadım seni, adın;
Son/bahardı
Bu yıl yağmurlar erken yağdı

Yağmur bekleyen havayı koklar
Derdi babaannem
Ağlamak isteyen, ağlar
Benimki benim bahanem
Şiirlerde yazılır alt alta
Mısralar/mısralar/mısralar
Mevsimler bir birini kovalar
Dileğim üç mevsim uyumak
Kazan defterimde boş hanem
Yazmazsam bana kim darılacak
Geçen eylül öldü babaannem

Terk etmek var, gitmek hizana
Ve tutulmak sırılsıklam hazana
Yaprağına başımı koyup
Uyumak bebek hırıltısıyla
Uyandığımda üzerimde yapraklar
Emmeli miyim parmağımı
Ne yandan eser rüzgar bilmeli miyim
Hem eylülün katili kim

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:10
Felluce Çocuklarına

bak yine sabaha uyandın
hani o topladığın
hayellerle yoğurduğun
düşlerle devşirdiğin
yıldızlar varya
çıkar onları cebinden
ve dağıt felluce çocuklarına
hani bir zaman oyuncak bombalar vardı
çocuklar ona kandı
kollar bacakları tahtalandı
afganistan dı figandı
zulum oyuncaklara sığmadı
çocuk baba kucağında ölüme yakalandı
hadi uyan! !
çocuklar çoktan uyandı

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:10
Fer yal

Ey öpülesi
Ey yaşanası
Ey beyaza karalar çizen kadın! !

ruhum
dile gelse
ancağımsın
koştum yoların da
ayaklarım takılır
kaldırım fahişelerine
çok düştüm yüzü koyun
tenime oturan kanımsın
sen!
kaldıranımsın

Ey ışık
Ey fer yal
Ey karayı beyaza boyayan kadın! !

geceler
bin kez devrilse üzerime
aydınlığımsın
kapadım gözlerimi
fikrin büyür düşlerim de
çok uykusuz kaldım
gözler kan revan için de
sen!
uslanmazımsın

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:10
Feryat

Nerdesin ey! derya bakışlım
Göz bebeklerinle denizi boyardım
Tuz sür dudaklarına, gel öpmeye
Yokluğunda çürüyen yanlarım
Yoksa azacak yaralarım
Islak saçlarını dök göğsüme
Yüreğimdeki ateşle ölüm saçarım

Nerdesin ey! zülfüne çaput bağladığım
Dua edip, adak adadığım
Gökte kırlangıç çığlığı var
Yağacak siyatiğimden anladım
Yağmazsa, dert satarım
Sataşır hayata oyun bozanlık yaparım

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:11
Figan

Yırtık resimden uzanan el
Sorma cevapsız sorgu,sual
Ruhumu inleten garip hayal
Çık içimden,kalmadı mecal

Önünde sürüklendiğim yel
Yok ki tutunacağım bir dal
Tutulmuş dilim,kalemim lal
Aşk tek hece,yaşamak masal

Hüzün,siyah giy geceme gel
Düş kadehime beni efkara sal
Hele birde al sazı hüzzam çal
Unuttur bana maziyi bende kal

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:11
fikrin

dün gece yine
gözlerimi tavana diktim
elimde sigaram
dilimde Ahmet kaya'dan kalma
bir kaç mısra
bil ki senin fikrin
yüreğimde...

''akşam olur ay gecede
çiğdem çiçek şenlenir
vallah düşünmesem seni
derdime dert eklenir, ,

dalıp gidiyorsam,
ellerim buz kesiyorsa,
gözlerimi dikmişsem kirişlere,
yağmura rağmen dudaklarım kuruyorsa,
ansızın ellerim saçlarımdaysa,
bil ki senin fikrin
yüreğimde...

şimdi perdemi sıyırıp
ay ışığını izliyorum geceye inat
öle ışıtıyor ki yeryüzünü
hani diyorum ki
kalabalığa inat
bil ki sensin tek
yüreğimde...

seni özlememek mümkün mü
gelmeyeceğini bilerek
yolarına bakmamak mümkün mü
gözleri kapayıp hayelere dalmak
göz kapaklarını kaldırmak mümkün mü
özlem
hasret
hayal
bil ki senin fikrin
yüreğimde... aligencay 25/03/2003

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:11
Garbin Memed

yıllardan arta kalan
dilde kahır
bir de garibin memed di
siyatikli bacak
tahtalı diğeri
titrek elinde tütün tabakası
üzeri Çin'ce işlemeli
çok kez dolamış kağıdı tütünü
ellerinden belli
sararan bıyıklarda kaç kez söylemişti
o uçuk bir ezgiyi
anladı bakışlarımdan merakı sezdi
kenarından kaldırıp sekiz köşe kasketi
dedi;
''yanaş hele berime gel,gel bi,,
o koca taştan adam
dillendi
kelimeleri divana serildi
Kore'de vermiş bacağının birini
kabartıp göğsünü
duman dolu ağzıyla
dedi;
''vallah birini daha veririm vatan için ne ki,,
siyatik kilitlemiş diğerini
tütüne de orda alışmış
gakoş onbaşıya sövüp durdu
tabaka ölünce ondan kalmış
iki yıl dolmamış askerliği
tahtalınmış bacağı
sonra
baba ocağı
anası karışlar vermiş
babası öküzler devirmiş
harman vakti evlenmiş
ne bilsin
yeni gelin
dememişler alınca ederini
koca tutmuş zemheride ete köyün gencini
bir kez daha vurmuş kaderi
ısırdı bıyıklarını dikti gözlerini
dedi;
''kahpenin dölü kırdı belimi,,
çınlamış telgrafın telleri
beş,on gün sonra
gelmiş emmi oğlunun bayraklı kefeni
ağıtlar
yitikler
köy mahşer yeri
koca kış geçmiş
bahara bağlamış kader
kapkara
tezek kokulu geceleri
babası
amucaları
demişler
koma başları yerde bebeleri
almış yengesini nikahına
bir kez bile dokunmadan geceleri
ne baba demiş
nede emmi bebeleri
hep davar gütmüş
gündüzleri
geceleri
tabakalar yetmez olmuş
bir,bir
art arda yakmış
yanmış ciğeri
adını garibin memed
koymuş diğerleri
ne ana kalmış
ne baba
ne de yadigar yengesi
bebeler adam olmuş
biri maliyede defterdar
diğeri
deniz teğmeni
çıkardı tahta bacağını
yılları gibi yanan ateşe atı verdi
kuşağından çıkarıp tabakasını
tütünü ateşe verdi
mendiline sardığı madalyayı çıkardı
dedi;
'' al bunu al kurban olurum
herkese söyledim deli dediler
ne ola da cesedim sancakla geleydi,,
içim yandı
kalktım divandan
izin istendi
ne bitmez geceydi
sabahın kuşluk vakti
sala verildi
ölen garbin memed di
gün yarılamadan
gömüldü kahır dolu
bedeni

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:11
Garip Bir Şair

ben garip bir şairim;
yağız atlar kalem olup,
koşuyor mısralarımda.
kelimelerim şimşek olup,
çakar tepemde.
sevda türküleri söyler,
bam telin de gamlanırım.
ben garip bir şairim;
sevdayı hüzne bular,
pişiririm yalnızlıkla.
işte benim mısralarım,
işte benim sevdam.
ben gamlı garip bir şairim;
hayatı yorumlarken mısralarımda,
kalememi kırarım,
ağır ceza reisi edasıyla.
idamımı sunuyorum,
her kırılan kalem de.
yağlı imlek boynuma
ben garip bir şairim;
yalnızlığı seviyorum,
severken de acı çekiyorum.
sonra yine,
yeniden doğuyorum.
yalnızlıkla...
kin kusuyor mısralarım.
yazarken sevdayı,
kalemimi kırıp idamımı istiyorum.
a.gençay

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:11
Gece

Uzun saçları vardı gecenin siyahın karası gözleri
Korkardım okşamaya sanırdım eriyecek gizemi

Oysa eriyen gece değil tenimdi de bilmeyendim
Sızdın tül perdemin arsından mehtabım sendin

Kirpiklerin ne kadar uzun tut kuyruğundan yıldızı
Kaşlarında kaç kamer batar on dördü ayın kaçı

Külkedisi gezinir bal kabağından araba fareden atlar
Gecemde masallarım gecemde camdan ayakkabılar

Korkuluk ateş saçar gözlerinden titrer dudaklarım
Oysa yanan odamın gece lambasıdır ben korkarım

Kocaman elleri var ağacın ardına gizlenmiş ayın
Yırtar durur duvarlarımı saklanırım ben korkarım

Uyan anne gök kızdı insanlara bağırıyor naralarla
Yarılacak gök,ağlayacak bulut acırım yağmurlara

Sevgilim soyun geceme seni özledim deli gibiyim
Dokunduğun yerler buz keser üşürüm yine isterim

İnsanlar kaçın geceden gömün başlarınızı yastığa
Düşler yılanlara dönüşür alır öcünü yaşananlarda

Gece bakışlı adamın saçlarımı siyaha boyayacağım
Elimde asam yıldızları döküp gerdanına takacağım

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:11
Gece Eylül Sen Ve Ben

Kim bilir beklide
O yüzden seviyorum geceyi
Emdirip gözlerime güzelliğini
Giydiriyorum en güzel elbiselerini
Salındırıyorum endamını
Kollarım belinin kemendi
Kusuruma bakma
O kadar güzelsin ki
Gündüzler alıyor seni benden
Göndermiyorum
Üzerine kilitliyorum geceyi

Kim bilir beklide
O yüzden seviyorum eylülü
Sarı saçlı, hüzünlü, ağlamaklı mevsimi
Tenime değen rüzgarın
Sana benzeyen ellerini
Yokluğunda sararıp kuruyan hasreti
Kusuruma bakma
O kadar güzelsin ki
Mevsimler hep sana benziyor
Eylül daha çok yakışıyor
Beceremiyorum
Seni dörde bölmeyi

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:12
Gece,Rüzgar,Deniz Ve Ben

Bak!
Yalnız kaldık
Gece,sen ve ben
Bulutta çok,yıldızları sayacaktık
Sen mızmızlandın
Ayaklarını avuçlarına alıp
Çekip yorganı üzerine,saklandın
Ben uyuyamadım
Gece ve ben
O gece binlerce yıldızlar saydık

Gece bana masallar anlattı
Biliyorum duydun sende
Zaten biz onlara sana anlattık
Zaman ilerledi
Saatleri harcadık
Yağmur başladı
Bizse yağmurdan önce ıslandık
Gece ve ben
O gece sağanaklarla ağladık

Deniz kıskandı bizi
Kudurdu,köpürdü
Onu da yanımıza aldık
Yakamozlar ikram etti bize
İçtik,içtik sallandık
Gece denize sarıldı
Ben geceye yaslandım
Seni seyre daldık

Rüzgar çığlıklar attı
Avazına dayanamayıp
Onu da kareye aldık
Esti,esti biz sallandık
Dağıldı bulutlar
Yıldızları topladık
Uyandırmadan seni
Saçlarına taktık

Güneş kıskandı bizi
Kızardı,bozardı
İnadına ufku kararttık
Gece,deniz,rüzgar ve ben
Sımsıkı sarıldık
Gece gitti
Deniz duruldu
Rüzgar dindi
Sen uyanınca mutlu ol diye
Saçına güneşten taç taktık

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:12
Geceler

Son kez olsun bak geceye
Uzayan geceleri giy üzerine
Avuçlarına aldığın yıldızlar
Bir,bir düşer siyahın içine

Üşürsün,sızlanırsın sessizce
Ellerini sıkıca göm böğrüne
Yalnızlığı kimseler duymaz
Çığlıklarını fırlat sessizliğine

Uykun dilenecek gözlerinde
Yalvart yakart öldürürcesine
Korkarım uyur da biri girer
Bize ait en güzel düşlerimize

Geceler alır sevdayı sinesine
Geceler satar sevdayı nicesine
Geceler gizler sevdayı zifirde
Geceler öldürür beni sen diye

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:12
Gecenin İzi

Gece dediğin nedir sevgili
Kapanmadı daha ayın açık gözleri
Gördüğüm duvara asılı iki resim
Biri ben, diğerini kimse bilmemeli
Birde tavanda acemi boyanmış
Tatlı kireç, fırça izleri

Dolunayın uzun, ince parmakları var
Deler geçer içimdeki sevişmeleri
Senin gördüğün ihanet değil
Mor, gecenin boynumdaki izleri
İçimde öyle bir his var ki
Korkuyorum uzatsa biri elini
Tutup gideceğim sevgili
Yalnızlığın işveleri kandıracak beni

Gece dediğin hasret be sevgili
Hele birde tenime düşen zemheri
Gülerim hep sana, sen bilmezsin
Görmezsin bedenimdeki titremeleri
Romanlardan çalmışlar aşkı
Uymaz bana önceki asrın kostümleri
Gecede düşlerim beyaz perde
Belki daha yazılmadı aşkın böylesi

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:12
Gecenin Sonunda

Her şeyine rest çektim aha/da
Elimde bir deste iskambil kızı
Hangi kartı çevirsem ardında
Not düştüğüm aynı istek şarkı

Fırlattım zarı, aklımda düşeş
İnanma sen aşkta kazanılmaz
Kumar bu ölüm kadar kalleş
Ütsem de nafile, kar sayılmaz

Babamdan kalan köstekli saat
Ütüldüm, neyim varsa alsınlar
Ondan acı unuttuğum nasihat
Gülenler şimdi bana ağlasınlar

Çıktım sigara dumanlı odadan
Sırtta garsondan emanet ceket
Kovuldum yalan dünyamdan
İçinde ben yürüyen canlı ceset

Dönüp bakmam arkada ne var
Benle yürüyen gölge yanımda
Korkularım peşimden kovalar
Belki ölürüm gecenin sonunda

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:12
Geceye

Ey gece
Ne güzel gözlerin var
Sende siyah yaşam da
Ruhumda neden elem var

Raksa çıkmış yıldızlar
Kimisi göz kırpar
Kiminin peşinden sanki kovalayan
Nefes nefese arzular
Mıhlıyım sandalyeme
Boğazıma yağlı urgan yutkunuşlar
Koynumda karadan kaçıp
Yüreğime sığınan beyaz sevdalar

Yalnızlığın ıslıktaki rengi nedir
Yada neden baykuş sesinde gam var
Ve neden yaşarken gecede
Ansızın kayar yıldızlar
Neden bu intihar
Sorularım geceyi boğar
Sende çözemediklerim var
Bir çözersem
Dökülecek hece, hece ahlar

Soyundum
Sırtıma vurulu umutlar
Ellerimde kir
Ayaklarımdaki nasır
Adımlanmış acılar
Yaşam bitkinlik tenimde
Ruhumda doğmamış fecirler var

Ey gece
Ne kadar acımasızsın
Sende siyah ölümmüş
Ne yazar
İçimde çok atacak şafaklar var

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:12
Geceye Düet

Adam;
Şimdi sevmediğin şehirde
Gökte kırlangıç çığlıkları
Sokakta kaybolan çocuk hıçkırıkları
Oysa özledin biliyorum
Yüzüne düşen
Tane, tane dökülen yaz yağmurları
Kulağında ağustos böceği vızıltıları
Unuttun mu?
Senin adın bahardı

Kadın;
Kayboldum karanlıklarda
Işığını ver bana
Ama yok diyorsun
Çünkü sen
Gecende sadece siyahı saklıyorsun

Adam;
O kadar uzak ki bulunduğun yer
O kadar içimdesin ki
Ruhuma fer
Gece beni aldı koynuna sevgili
Siyahta verdim ışığımı uzaklara
Ki sen gör diye
Oysa güneş ışığını yayıp tenine
Görmedin sen
Unuttun mu
Ben beklediğindim

Kadın;
Beklediğim bir düş sadece
Belki siyah belki siyahtan da gece
Uzak dediğin yer yüreğinde
Belki yayılmış çoktan tenine
Kapasam gözlerimi siyahlar tutuşacak
Verdiğin ışıklar içinde

Adam;
Sana verdiğim ışık, nurundu
Ellerim değil ruhum dokundu
İçimde devasa gece
Siyahsa tenimde dinlence
Düşlerim, düşünmesem seni
Çok büyük işkence
Kapama gözlerini ne olur
Korkuyorum ışığım sönecek
Sana bakmak hayat bence

Kadın;
Var mıdır verdiğin düşlerin rengi
Gözlerin yeşil mi, senin verdiğin renk mi?
Alma benden verdiklerini
Korkuyorum kapamaya gözlerimi
Elimdeki çizgilerde yazıyor ismin
Biliyorum
Adın heceydi

Adam;
O kadar kısa ki
Yazıldığı gibi okundu hep
Hiç bir dudak
Bu kadar güzel dillenmedi
Yoksa sen
Gözlerindeki baharda
Kokladığım gül müydün
Unuttun mu?
Adım geceydi

Kadın;
Sustu..

Adam;
Yüzünü semaya çevirdin
Oysa içinde cennetin İrem’din
Hayatın özüne indin
İndinde neden gizlendin
Siyahın gizemini dizdim geceye
Yıldızlardan yol gösterdim
Zaman yılları aldı benden
Sen nerdeydin
Geldinse, neden seni getirmedin
Unuttun mu?
Geceyi sen diye sevendim

Kadın;
Güneşi terk ettim
Çünkü
Yalancı Picasso çizmiş
Geceyi sahibinden aldım
Yüreğiyle boyamış
Siyah olsa bile

Adam;
Ne bu ürkek dudaklarının hali
Sen neydin
Ateş miydin?
Dokunduğun yandı da sebep miydin?
Geceyi sana kim verdi
Neden terk ettin
Ya yüreğin
Kendini hiç mi sevmedin
Rüzgârlar okşadığında saçlarını
Söyle bana bahar gözlüm
Fal bakılan çiçek miydin?
Neden kendine yalan söyledin
Unuttun mu?
Aynaya baktın
Sen bendin

Kadın;
Geldim
Sen görmedin
Dönüp aynaya
Kendini seyretmedin
Unuttun mu?
Ben sendim

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:12
Geç Kaldın

Okunmaz
Buruşmuş kağıtlar
Okunmadı yazılanlar
Sevdayı yazdılar
Yol uzun muydu
kaç ışık yılı
Işığını zamana inat
Semaya düşürdü yıldızlar
Parladılar
Geç kaldın

Mürekkep bulaşığı parmaklar
Divitden damlayan acılar
Kirletiyor geceyi
Yüksek bacalı
Ruhların ezildiği fabrikalar
En güzel kağıda
Yazılıyor
Noktalı,virgüllü imlalılar
Yıldız kayıyor
Zaman yarılıyor
Bir yanımda olanlar
Diğer yanım
Yaşanmayanlar
Geç kaldın

Islak parmak uçlarıyla
Söndürüldü mum ateşi
Paydos borusu çaldı
Vardiya bitti
Yıkadı ellerini işçiler
Gökyüzü nefeslendi
Mürekkep tükendi
Bitmedi yazılacaklar
Güneş
Dikti yarılan zamanı
Sardı hasret her yanı
Yol uzun muydu
kaç ışık yılı
Işığını zamana inat
Semadan söktü yıldızlar
Şimdi yoklar
Geç kaldın

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:13
Gel

gel
gel hadi kapa bohçanı ibiklerinden
bak dökülen yaş değil kan kirpiklerimden
eskiyi yeniyi geleceği geçmişi say eskittiklerinden

gel
gel hadi kollarıma bırak eğreltilerini
sabahın güneşini gecenin incelerini
siyahın karasını ver bana ver zifirlerini

gel
gel hadi dök kurularını
baharın yeşilliğine bürün çıkar kışlıklarını
karanfillerinle gel ver bana kan kırmızılıklarını
hadi gel be sevgili bekletme
yaşatma ayrılıklarını

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:13
Gelme

İstemem gelme
Seni zamandan öte sevdim
Bana tarih verme
Asırları önüne serdim

Yitikti sevda sende
Bitirdin beni de
Yeniden doğdum
Çocuk oldum
Eneklerimi çaldılar
Koptu uçurmamın ipi
Güvercinlerimi kaçırdılar
Ne bilirim kimler okşar
Kim bilir nerde
Hangi ellerde

Azalan ömürden bir gün
Bekli de bir an
Geceye büründüm
Korkma önünde durmam
Bak gecelerde bitti
Ben azaldım
Sendin çoğalan
Çok geldi de
Yeter mi dedim

Yazma diyorsun
Ben her anı kelimelere böldüm
Yoksa seni nasıl beklerdim
Kara yazdım,gece oldu
Ak yazdım,güneş doğdu
Sayfa biti yıllar oldu
Yazma diyorsun
Korkma henüz bir asır oldu

Hadi gel
Saçlarımdan yıldızları ayıkla
Tak gerdanına
Yok!
Dokunma vazgeçtim
Bunları ben istedim
Sen!
Belki de hiç istemedin

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:13
Gideceksen

Bir gün sabrın tükendiğinde
Ya öldür beni
Ya da gel kapıma güldür
Yüreğin sızladığında bir gün
Dök gözlerinden kederini
Avuçlarında acını biriktir
Dudaklarıma içir
Bir gün!
Dayanamayıp çekip kapıyı çıkarsan
Öldür geçmişini
Ya da yak gecelerimi bitir

Uzun iç çekişlere sığmaz kahır
Geceler kara kaplı defter
Yazmazsan olamaz, yazsan izi kalır
Olurda bir gün gidersen
Aynaya as yüzünü
O da bana hatıra kalır
Dayanamaz kırarsan aynayı
Bil ki yüzüme ölüm asılır

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:13
Giderim

Beklide son gülüşüm bu sana
İyi bak gözlerime, dudaklarıma
Yüzüme astığın yağmurlarla
Arkamı döner giderim

Eskiyen yanlarıma vurduğum yama
Hatıralardan, senlilerden kalma
Dudağıma düşen acı mısralarla
Şiirler okur giderim

Satılır duygular pazarlarda
Şehvet şimdi parmak uçlarında
Dokunmak haram olur sana
Hatırını yıkar giderim

Eylül, her sonbaharda
Dökülür yapraklar koynuma
Belki edersin diye mezarımda dua
Ecelime koşar giderim

Sen, sevdamı yabana atma
Gururunu her duyguya satma
Namluyu dayar iki kaş arasına
Ölümüne sıkar giderim

Bulurlar beni yol ortasında
Koyarlar demir parmaklıklara
Kalın yağlı ilmek boynumda
Cellada gülümser giderim

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:14
Gitmeliyiz

Güneş tepeden aşmadan
Kırlangıçlar yağmur getirmeden
Son balıkçı teknelerin dönmeden
İçimdeki adam uyanmadan
Sol yanımda koca kılıç yarası
Sağ yanımda anamın küflenmiş muskası
Göğsümün tam ortasında sevda nişanı
Gözlerime gece girmeden gitmeliyiz

Kırılmış sazın en gevrek telleri
Terk etmiş kuşlar yüksek tepeleri
Ay tepemize çökmeden gitmeliyiz
Yıldızlar her biri şarapnel çekirdeği
Son şarkısı söylemeden ölüm meleği
Ver elini güneş saçlı sevgili
Gözlerinde edalı ela güzelliği
Parmaklarında karanfil kadifeliği
Dudağımıza sövgüler düşmeden gitmeliyiz

Sakın dönüp bakma ardına
Dişlerinde kan, en vahşi anılar
Korkuyu sarmadan yüreğimizi
Kapanırda hava, griye çalarsa bulutlar
Yıldızımızı kaybetmeden gitmeliyiz
Sıkıca tut ellerimi, yum gözlerini
Parmaklarınıza sızı inmeden
Uçsuz bucaksız diyarlarda
Bilinmez bir yolda adımlar kaybolursa
Ne var orda, nasıl umutlar
Sakın sorma, sorgusuz sualsiz gitmeliyiz

Neden kaçarız, peşimizde canavar mı korkular
Eski anı değil, yırtılmış yapraklar
Yeniden doğmak adına gitmeliyiz
Aşkın kitabını yazmış aldatanlar
Sevdayı söylemiş sahte ozanlar
Hiç konuşmadan, yazmadan
Sevda yüklenip, sırtımızda umutlar
Tut elimi gitmeliyiz

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:14
Gitti

Okudu şiirini
Gitti
Bileklerinden sızdı kan
Eğildi başı,utandı
Utancı,yaşanmışlığından
Gözleri kan kırmızı
Korku,ölüm sancısı

Gözlerinde yaş
Gitti
Ellerinde yetişemediğim telaş
Sevdim demiş,yalan
Yalan hayattan ona tek kalan
Yalnızlık dediğin
Gövde üstün baş

Çekti restini
Gitti
Cesaret deliğindendi
Oysa yalan,korkunun eseri
Tuttu ellerimden,sımsıkı
Bakma gözlerime ben ağlayamam
Baktı,acısını gözlerime verdi
Gitti

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:14
Gittin Sevgili

Gittin
lila giydi gece
Siyahtı gözleri
Buzdan da soğuk elleri
Dönüp sokağın köşesinden
Gittin,sevgili

Uzun olacaktı dönüşün
Say diye verdiğin
Cebime doldurduğum inciler
Döküldüler birer,birer
Bitti beklemeler
Gittin,sevgili

Öyle güçlüydün ki
Ve öyle mağrur
Kırıkları battı kalbinin
Kanadı seni tutan eller
Şehir geldi üzerime
Usulca yaklaştı yanıma
Ağır kokulu fahişeler
Gecenin içinde ben
Şehrin içinde ben
Benim içinde sen
Uzun bilmece
Gittin,sevgili

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:14
Gölge Çiçeği

perdeni kıvırıp bak
bembeyaz karlarla karşında
ali dağı...
bu sendeki yanı gecenin

bu gece ayaz var
ay dolunay
bu gece bir gariplik var
yıldızlar
sanki parlaklığın da gözlerin var
uzanıp tutacağım
bu gece bende bir gariplik var
bozulmasın isitiyorum tılsımım
sen bende olduğun da
zaten bende hep bir gariplik var
ellerim değmeden sevmek seni
burnumda kokunu duymadan koklamak
güneşi değdirmeden tenine
yaşatmak yüreğimde
beni sana adamak gibi
bende bir garip senlik var
çıkartıp esbablarımı seni giyinmek gibi

korktuğunu biliyorum
acı rüzgar vurmuş gibi tenine
titriyorsun tüm bedeninle
ruhunu ayaza verip
gözyaşlarını donduyorsun
ve soluyorsun
bu gece bende bir gariplik var
neden biliyormusun
bende kimsede olmayan
yüreğimin ta kuytularında
kimsenin bilmediği
bilmesini istemediğim
gölgelerde
çiçeğim var
bu da gecenin bendeki yanı....

a.gencay

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:14
Gölge Oyunu

aşk hınç mı ki yaşana
aşk oyun mu ki alkışlana

perdeye yansıdı aşk
günler doğarken zamanın rahminde
uzun çubuklar,oynatıyorum elimde
geceleri siyaha ben boyadım
gölgeye sevdalandım
bırak kendini ellerime
yaşatırım seni mum alevinde
naftalinledim,sardım,sarmaladım
yenilmedim hasretli gündüzlere
zamana yenik düşmedi perde
nefesleri tutup izlenen sen
sigara molasında ağlayan ben
kim oynattı seni
kim yaşattı ellerin de

ışık ölüm gibi düştü perdeye
söyle bana oyunu bozan kim
kim! !
bozan tüm tılsımı perde de
daha sana doymadan
göz yaşlarım tuzlanmadan
yıktı perdeyi eyledi viran
keman sesi de sustu
çalmaz sustu ziller de
yak ışıkları kapa perdeyi
bitsin gölge oyunu
kırılır çubuklar ellerimde
üşüşsün kahramanlar,üşüşsün üzerime
gölgede sevda kadar
güzeldir ölümde

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:14
Gölgeler/I

Gölgeler, küf kokan sensizlikler
Düşsen dilimden
Bilirim ki aşk öldü diyecekler
Aç koynunu ölüm,
Beni senden başka kim bekler
Uyutmayın beni
Gece ihanet besler

Acı kalbimin ortasına sinmiş
Yıldızlara kurulmuş darağacı
Düğümlenmiş ilmekler
Çözsem bir, bir
Göz yaşlarım yağmur gibi dinmeyecekler
Ana beni uyandır
Uykudan hayırlı secdeler
Tek, tek çekilmekle bitmez
Sabır dolu tespih gibi günler

Başıma dikilsin
Beyaz buz gibi mermer
Adımın altına düşsün
Rahmetten kelimeler
Uçun kuşlar
Burada mevsim soğuk eser
Uzat elini huzur
Şans dediğin süslenmiş kader
Atılsın yazı turam
Bilirim şansım bu benim
Yıldızlar gibi hep uzaklara düşecekler

Sevdaya yanmış yürek
Ah edip inler
Ayrılık yarın değil
Şimdi beni bekler
Çizdi kalem, karalandı defter
Bu yürek ne kadar sevdi
Bilmezsin/Bilmeyecekler

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:14
Gönlüm Ege'de Kaldı

Karşıyaka
ışıkların okşar körfezi
bağlamış sıkı,sıkı ellerini
gündüzden kalma
patlamış balon ipleri
birkaç midyeci var
çekmişler pizleri
dillerinde
en ağır hasret türküleri
son vapur
saat
gece yarısı çeyreği
iki sevgili
bir sarhoş
diğeri cilveli
halatçı seslendi
kaptan! !
çek el frenini

nerde
İzmir’in kavakları
şimdi
rüzgar okşuyor palmiyeleri
çöpçüler süpürüyor
çıtlatılmış çiğdemleri
süpürüyor geceyi
yıllar oldu
sahilde gezmeyeli
ıslanıyor ellerim
tutmuştu
terlemişti
sevgili değil
denizin nemi

sevgili
saçların güneşe eş di
gözlerin yeşildi
yıllar önceydi
yaşım gençti
limon sürerdim saçlarıma
limandan aldığım
kaçak İtalyan parfümü
kokardım
yıllar önceydi
aşk içime işledi
lodos esti
dağıldı saçlarım
soğuk kanıma işledi
terk ettim
sevgiliyi
Ege’yi

ışıklar
serilmiş tenine
ay yok
yakamoz yok
deniz bu kadar
ben olma
aşk
değmiş tenime
yar yok
saran yok
yakışmıyor sana
acı çekiyorum
kahrım yıllara
gönlüm Ege’de
kaldı

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:15
Görülmez Kafes

I-
Bir ses, bir soluk, bir nefes
İçimdeki istemeler
Ölümcül hastalık, heves
Dokunsa yanar eller
Gözümdeki siyaha baksa herkes
Tutuşur, alev alır geceler
Duyun! Aşk tutsaklık
Aşk görülmez kafes

II-
Neden beni en iyi tanır
Öpmediğim, soyunmadığım tenler
İnsan bu kadar mı hayıflanır
Bu kadar basit mi zevkler

Kalemimde pişmanlık, itiraf
Yazmalıyım, utanmalı kelimeler
Bana ait olmayanı yaşamak tuhaf
Tükenmeli artık, bitmeli inlemeler

III-
Derindeyim, nicelerdeyim
Çıkmaz ciğerimden sözcüklerle acı
Ben kimim, neden gecelerdeyim
Bilinirde söylenmez mi derdin ilacı

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:15
Gül Kurusu

sevdanın kuruduğu an
o kalın kaplı kitabın arasına sıkıştığın andı
yüzyıllar boyu yaşanmış bir sevda masalı
bir kucak gül goncası
ellerimden sızan kanda buldum seni
sıkı sıkıya tuttuğum
gözlerinde kaybolduğum andı
sevdanın filizlendiği an
ne çabuk geçti değilmi mevsimin
güz gülleri gibi
bir zamanlar goncaydın
şimdi
gül kurusu

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:17
hani

hani bir yanım siyahtı ya
hani beyaz onu tamamlardı ya
hani derin derin nefes alışlar vardı ya
hani dalıp gitmeler
hani suskunluk da duymalar
hani elif vardı ya
hani be si benimdim
hani korkuları vardı çocukça
hani hayalleri tavana asılmış
hani uykusuz geçen o güzel geceler
hani zümrütdü o
hani denizde acemi balık
hani nerde o sarı odalar
hani nerdesin...

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:17
Hatıra

çatlamıştı avuçları
ihtiyarın
savurdu rüzgar
savurdu kupkuru toprağı
dizleri üzerine çöktü
içi kan ağladı
alnını semaya yaydı
yalvardı
birkaç damlaydı
gözler ıslandı
gök dayanamadı
ağladı
ekildi ekinler
harman gelince
biçilecekler

uzakta çocukların
incecik avazları
salıncak kurulmuş
esner cevizin dalları
balkonda komşu kızı
yalandan süpürür
yaprakları
bir eda
bin bir cilve
sanır çağıracaklar
kaçacak hazır bohçası
bilmez ki
izler
evin koca karısı
terlik fırladı
eşek sıpaları
kaçıştılar
kalan
uyuz it yavruları

kınalı eller
kirli dolu leğenler
keşik kapacak
er gidenler
pınar başı kalabalık
fısıldaşırlar
dilde kısır gelinler
hoo ho
sığırcı başı
çekilin kıyıya
sarı öküz susadı

askerden yeni gelmiş
terlemiş bıyıkları
sırtında tırpan
biçecek uzayanları
anası bağırır
oğul al azığını
ana gelirim ben
okunmadan öğlen ezanı
cebinde deden çaldığı
tütün koçanı
sanır kimse bilmez
anlarlar
sararmış parmakları

düğün var
yakın kınaları
lokum dağılır
çağırın kızları
süslenir elbiseler
beğenecek
köyün delikanlıları

sarı Emine’yi
dün gömdük
dağıtıldı çamaşırları
zulasından çıktı
beyaz sabun
yeşil tülbent
kefen parası
kalaylı bakır hamam tası
odası boşatıldı
söküldü somyası
olacak yeni geline
yatak odası

zaman akıyor
su gibi
yıllar bitiyor
ömür gibi
geriye kalan
deli ozanın
kopuk telli curası

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:17
Hatırlayacakmısın?

Aynı gülmüyor,
alaycı gülümseme dudağın
İçimden gelmiyor;
Gülmezsem!
ağlayacak mısın
Ben ölüme, sen bana gül
Artık senden öte dünyalarım
Ölürsem!
hatırlayacak mısın

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:17
hayallerim

yaşanacakları art arda koysam
yaşadıklarımla karşılasam
sonra derin bir iç çekip
sigara dumanına yazsam
bir de asıp suçlarımı
kodes yerine kalbime gömsem
tek isteğim
duyulmak ağzımı açmadan
haykırmadan
ellerim kaleme varmadan
yazsa tüm şairler mısralarımı
acı çekmeden yaşasa sevdamı aşıklar
bir dağ gibi
büyütsem yükseklerde umutları
sonra
sen bir ürkek ceylan olsan
durup öylece
dinlesen beni
yıldız kayarken eteklerime
seni saklasam sinemde
bir karanfil açsa
koklasam koklasam
sabaha ermese gece
ceylan ürkmeden yaşasa sevdamı
işte bu hayallerim
dağ şair
sinesi mısra
hayali ceylan
ve karanfil
...
a.gençay 7.4.03

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:17
Her Gece

Dokun hadi yüzüne
Parmaklarını ıslatacak göz yaşların
Sordun mu? hiç kendine
Neden ağlar ki insan?
Yitip giden nedir?
Ve neden sever ki insan?
Her sevdanın sonunda ayrılık
Kader! !
Bu ne biçim bilmece

Dün gördüm o sokakta seni
Giymiştin gül kurusu elbiseni
Gülümsemen hiç değişmemiş
Yine saklıyorsun gamzelerini
Saçlarına beyaz inmiş
O da yılların sana yüklediği

Ne kadar oldu?
Dudak büküyorsun
Görüşmeyeli çok oldu biliyorsun
Yıllar takvim yapraklarını kemirdi
Taş plak o şarkıyı söylenmekten hiç vazgeçmedi
“yeter ki gel bana,senede bir gün”
İşte seni sevmenin
Bende ki bedeli

Kızıla çalan bir akşam
Yıldızlar dizilecek geceye
Yokluğunun verdiği acı
Bir de döşüme giren ağır sancı
Yoksun! !
Yalnızlık ağır işkence

Yine sabah olacak
Ve yine gece
Bitmez bu döngü
Bitmez bu çile
Bilmiyor ki şakılar
Senede bir gün değil
Sen! !
Beklenensin her gece

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:18
Hergele

cama dayamış kulağını dede
hazırlıyor sigarasını vakitten önce
nemlenmiş tütün,
sarılmaz ki şimdi bu meret te
ezan okunacak nerdeyse
kulak kesmiş hevesli sabiler
kurumuş dudaklar
sabrın son deminde
ayak diriyor
bitmez ki şimdi bu vakit te

ellerini böğrüne dayamış babaanne
yaslanmış kapıya,bir ayağı eşikte
gözlüğünün bir camı kalın
nefes keser her gölgede
mırıldanır dudakları
-nerde kaldı bu gene
dede seslenir içerden
-kocakarı sen gel,gelir o hergele

küçük kız bekler havlu elinde
işten gelmiştir baba,yorgun
abdestini alır şahadetlerle
duymaz annesi seslense de
çıkacak,kurulayıp ellerini
okşayacak sacını şefkatle
o akşamın gururu
küçük kızın gözlerinde

kokar susamlı pide
dayanamaz çocuk ısırır
anne kızar, dede de gülümseme
son otobüste geçmiştir
gelmez bizim hergele
çekiştirir kız eteğini
-hadi babaanne içeri gel hele
ortaya serilmiş sofra
dede baş köşede
kalabalıklar,sığılmaz siniye
dede,nene,dört çocuk baba ile anne
yer kalmaz hergeleye

kulağı ağır ihtiyarın
çıt istemez,kızar herkese
nene yılların verdiği cüretle
-ey ha gudurdun sende
gümler kapı girer içeri aceleyle
dede bismillah der bardak elde
oğlu seslenir
-baba dur! top değil,bizim hergele
duymaz kulakları,yudumlar suyu
herkeste gülümseme
elinde çörek delikanlının
belli ki bekledi keşikte
vakit doldu patlar top
açılır oruç ezanın sesiyle

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:18
herşeye inat

güneşe bakıyorum gözlerimi kırpmadan
ayaklarım çıplak yürüyorum
buz kesmiş kaldırımlarda
hiç bir korku yüklenmeden
geceye dalıyorum
bir çocuk ürpertisiyle
şarkılar söylüyorum
adımlarımı
sertçe vuruyorum taşlara
acıyı hissedercesine
sokak lambalarını sayıyorum
uyumak istercesine
ay gök yüzünü arşınlamış
kaçarcasına
bense onu bekliyorum
dönecekmişçesine
sonra biri sesleniyor ardımdan
dönüp bakamıyorum
duruyorum
işte o an
topuklarım kanıyor
sokak lambaları sönüyor
şarkının sonu aklıma gelmiyor
sonra dönüp bakıyorum
tüm korkularımı
silkinip bırakıyorum kaldırımlara
loş bir sokakta elinde bir karanfil
kokusu burnumda
yaklaşmak istediğim kadar yakınsın
uzansa da ellerim
dokunamıyorum yakınlığına
ah diyorum
neden döndüm
neden karardı sokak lambaları
neden acıyor topuklarım
koşmak isterken çakılmak kaldırıma
görmek isterken sitemim lambalara
sonra ellerini uzatıyorsun bana
dokunuyorsun imkansızcasına
sıcaklığın avuçlarımda
sonra gözlerin karanlığa inat
sabahım oluyorsun geceye inat
seni seviyorum diyorsun yalnızlığa inat
sen osun işte
adımlanan
kanayan
sönen
her şeye
inat
... a.gençay 7.4.03

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:18
Hoşça Kal

Hoşça kal;

Toplanmış odan
Ve her köşesinde hatıran
Avizede asılı kalmış gülüşler
Tozu alınmış dokunuşlar
Kalmamış aşktan izler
Gidiyorsun
Oysa ne çok seviyorum seni

Hoşça kal….

Neydi bu aşk
Nerde başladı, nerde bitti
Kim ne yaşadı bilinmeyecek
Zaman birkaç geceydi
Uyunmayacak
Artık bölünmeyecek
İçimdeki sızı hiç dinmeyecek
Gidiyorsun
Oysa ne çok seviyorum seni

Hoşça kal….

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:18
Hüzün Çiçeği

yıldızlardan mı çaldın yalnızlığını
bak kanayan hançerin halen böğrümde
ah be hüzün çiçeği
geceleri bir yıla sığdırıyorum da
halen sığmıyorsun bir geceye
dilimden yar düşmez
gözüme yıldızlar dizilse de
bir sabah penceren de bad-ı saba
savur saçlarını ruzgarlarla gel
avuçlarım açık damla damla ol
nisan yağmurlarıyla gel
gölgelerde büyüttüm seni
geceden sıyrıldın
al güneşi arkana yangınlarla gel
hadi hüzün çiçeği
tak kanatlarını kelebek olda gel
kanayan yareme merhem ol
lokman ol devalarla gel
uykusuzluğumsun
geceyi yorgan misali çek üzerime
yıldızlarla gel

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:18
Hüzünbaz

Hüznü yazan
şiirlerde iç çekensin
kalemin yivini
derin aç
aç ki
oluk,oluk boşalsın
kan kırmızı
mısralar
dizelerin

beyaza düşen kara
yüreğin düştü hara
ellerini titreten sevda
ulaşmaz ırak yara
bulunmaz ki çara

geceleri düş avlayan
derin uykulara yatan
yar diye sarıldıkların
döndüler yüzünü
öpmek için sana
gör ne kadar
yabancı
yalanlar

leyle düşen Leyla
gözlerin kor,ela
tenin yanar nara
yad el değdi canana
bulunmaz ki çara

odanda ağır koku
sönmüş idaren
uykunun yuvarladığın
son sigara
yandı parmakların
uyandın
avucunda
karanfillerin

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:18
Hüzzam Tadında

hüznümün doruğa ulaştığı
yalnızlık duygularımın depreştiği
ve dilimin lanet kustuğu
günün daha ışıma noktasındayım
şehrin ışıkları var uzaklarda
her kıpraşan ışık huzmesinde
bir ritim var hüzzam tadında
aydınlanmasın diye gecem
gözlerimi kapatıyorum
nafile..
güneş sokak lambaları ile anlaşmada
biri yumuyor gözlerini
diğeri uyuyor ona
ve o lanetli şehrime
gün doğuyor
sıyrılıp
kara gecenin içinden
yeni den kutsuyor
sanki yeni doğan sabicesine
hüzün bulutları sarıyor etrafını
sonra sıyrılıp kurtuluyor
kuşatmayı yaracasına
inat mı bu..
hayır diyor kalbim düşün!
eğer ki..
hüznün yaşatsaydı geceyi
ya da lanetin ile yıksaydın şehri
yaşanır mıydı hayat tekrar
hüzzam tadın da...?

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:19
I/ Ölüm

Düş ol,düş gecelere,divitim yetmez hecelere
Dinle ölümü, dinle benden,çare yok ki ecele

Ruhun azat artık bedenden,uzanacaksın teneşire
Onlarca çehre son elveda,helal olsun.. helal et sen de

Tabut,tahta at dedikleri, su misali akar ellerde
Ağır aksak, dua,ilahilerle gideceksin makbere

Bilirsin bu yolu, istesen de değmez ayakların yere
Uzayacak yolun,insanlar koşar adım gitmek istese de

Kadınların çığlıkları gelir,çocuklarda merak içinde
Ahranlar eyvah diyecekler, şimdi sıra,keşik bizde

Yarım bıraktıklarınla, heveslerinle,gideceksin ölüme
Şimdi düşün bunları,uyan uykudan kan ter içinde

Yaşam bir deniz, derinden daha derince
Yaşa hayatını,bir kez olsun yüreğince

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:19
I/Diyemiyorum

Çıkıyor ansız karşıma
Çıplak kelimelerim gizleniyorum
Zorluyorum parmaklarımı
Yazılacak çok biliyorum
Düşen bir kaç kelime
Hepsi aşk!
Ötesi yok
Tek hamle kalemden kağıda
Beyazda siyah uzun çizik
Başlangıcı da aşk!
Sonu da yok biliyorum
Gizleniyorum harfler arasına
Nasılsın diyor
Adettendir ya,iyiyim diyorum
Noktalar koyup susuyorum
Uzun,uzun dalıyorum
Soluk alıp yeniden yazıyorum
Yine çok mu içiyorsun sigarayı
Senin kadar diyor
Kızacağım az iç diye
Kızamıyorum
Gülüyorum
Uzun zaman oldu
Özledim,diyemiyorum
Neler yapıyorsun diyor
Zor bir soru tek bir cevap
Halen yazıyorum
özledim diyemiyorum
Aşk bu neye sığar bilmiyorum
Sevdin mi diyor
Çok diyorum
Anlıyor
Mutlu musun onla diyor
Çok diyorum
Yine özledim diyemiyorum
Dalıyor gözleri görüyorum
Ağlıyor hissediyorum
Islanıyor kelimeleri
Ben siliyorum
Ya sen diyorum
Sevdin mi
Parmaklarını dudağına değdir diyor
Ürperiyorum
Sızlıyor dudaklarım dokunamıyorum
İşte o kadar sevdim diyor
Kahretsin yine özledim diyemiyorum
İnkar edemiyorum
Siyah çiziğin halen neresindeyim bilmiyorum
Duymayacak biliyorum
Dokunup kelimelerine öpüyorum
Dudaklarım kanıyor
Seni çok özledim diyor
Yağmur olup yağıyor
Rüzgar olup esiyor
Alev olup yanıyorum
Lanet olsun
Yine ben özledim diyemiyorum

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:19
I/Düşler

düşler bıraktım geçtiğim yollara
sonra dönüp topladım
korkmuştum
Hani! !
kaybolmak var ya
attığım adımları sayısı aklımda
ama sayamadım düşmelerimi
onlar da geçilmişti elbet zabıta


I-
daracık sokak,kırık cumba
hüzzam çalıyordu
kırık telli utla
öyle hoştu ki sesi
sessizlik ölüyordu,
yüreğimde canlanan umutla
ayaklarım yürümekte,başım yukarda
bozuldu sessizlik yuvarlananla
merak sardı yüreğini
uzundu.uzandı cumbadan saçları
gözlerinde derya
evet! !
hatırlıyorum,unutmadım
korkmuştu çocukça

günler sonra rastladım
üzerine sevdalar kazınmış bankta
denizi izliyordu
değmedim yalnızlığına
uzun,uzun izledik
o denizi,ben gözlerini
martılar eşlik ediyordu zamana
uzandı eli yana
dayandı kalktı asasına
kalkışıyla! !
martılar çığlık atı,deniz kabardı
içim yandı,anladım
karanlık vardı gözlerinde kapkara
kahroldu yüreğim
sızdı yaşlar gözlerimden damla,damla
bir an durdu baktı bana
sakladım göz yaşlarımı
tek bir söz dudaklarında
sakın gözlerime geceymiş gibi
bakma! !

uyandım düşümden
uyandım kahırla

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:19
I/İsyan

sabahın köründeyim
yar!
yine senin derdindeyim
kulağımı tırmalıyor sessizlik
vuruyorum topuklarımı
eziyorum tabanımla korkularımı
uzaktan gelen incecik ışık
dudaklarımın arasına sıkıştırdığım ıslık
avutmuyor yalnızlığımı

sabahın köründeyim
yar!
yine senin derdindeyim
usanmışlığın
üç,beş nöbetlerindeyim
nefesimi donduruyor ayaz
nemden kırç tuttu tüfeğim
zemherindeyim
birazdan bir sigara yakıp
çıkarıp postalları
geceyi devredeceğim
vukuat yok! !
kayda geçirilmeyeceğim

sabahın köründeyim
yar!
yine senin derdindeyim
kısımdan aşırdığım saman kağıda
yazıyorum seni
yarı açık göz kapaklarım
sızlıyor ellerim özlemin şiddetinden
ha bire ucunu kırıyorum kalemin
her cümlede tıkanıyor,üşüyorum
sigaram,tütünüm de bitti

sabahın köründeyim
yar!
yine senin derdindeyim
yıkıldı benliğim
terk ettim sevda kulelerini
terk etmedi sevdan beni
bitti nöbetim
tükendi sigaram
yazmıyor kalemim
bir ses ver bana,bir ışık
korkuyorum!
vurup geceyi alnının çatından
öldüreceğim
kayda geçirileceğim

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:19
I/Renklerin Senfonisi

Bulut kaplamış hüzün dağını
Griye çalıyor bulutlar
Beyaz fırçandan tepeme akar
Kar mı getirecek ne!
Hoyratça vurma fırçayı
Her yanımı fırtına sarar
Donar kalırım tuvalinde

Ne renk yapraklarının rengi
Neye boyayacaksın çiçeğini
Karanfili severim kırmızı olsun
Çisede düşür üzerine mağrur olsun
Dallar anımsatmalı incecik belini
Kökleri yüreğime girmeli

Aşkı çiz,beyaza siyahla
İstersen öylesine karala
Bulurum kendimi alaca karanlıklarda
Gölgeler düşür üzerime
Yüzümde belli belirsiz gülümseme
Ağlasam da görmemelisin
Akmamalı boya bilinmemeli

Kızıl,saçların
Tenin toprak
Dudakların uçuk pembe
Gözlerin,bilmiyorum
Halen merak bende
okşarsam seni acele eder de
Parmaklarıma bulaşır hasretin
Öperim de
Gizleyemem dudaklarımda uçuk pembeyi

Özlemi çiz,mavi olsun
Okyanuslar gibi derin,sonsuz olsun
Yakınlığında,açık mavi sığlığın olsun
Uzaklığında,ufuk denizle buluşsun
Kapıma geldiğinde
Derinlerden martı çığlıkları duyulsun

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:19
I/Resim

Göze batıyor
duvarda üç beş delik
sevda zamanından kalma
bir kaç resim
bir kaç çerçevelik
biri daha asılmadan düşmüş
diğeri pencereden esen yele yenik düşmüş
hani!
duvarda göze çarpan
koca bir parçayı alıp koparan
işte o resim!
işte o delik!
anlatılmaz,değil bir kaç mısra
bir kaç kelimelik
uzun,uzun da bakılmıştır üstelik
ne bir sigara yakımı
ne de bir kadeh
bir yudum,bir içimlik
asamam!
asmayın!
duvara resimleri
acı verir her bakışımda
delinir yüreğim her çivide
kanatır bağrım her delik

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:20
I/Sesleniş

Yürüyorum
Bilmiyorum nereye gideceğim
Susuyorum
Oysa ne kadar çok diyeceğim
Korkuyorum
Karanlıklar sizi vurup devireceğim
Özlüyorum
Göz yaşlarım sizi dizmeyeceğim
Diyemiyorum
Bir daha da asla! ,diyemeyeceğim
Biliyorum
Yine de
Ve yine
Yazıyorum
Heceler bitse de bitiremeyeceğim



I-
Yürüyorum adımları saymadan
Nice mevsimler geçti usanmadan

Hazanı bu ömrümün,son yıllar
Kızıl saçlım,sevgilim,sonbahar

Ellerimi ovuşturuyorum,çok soğuk
Buz kesip donuyor senli her soluk

Titreyen dudaklarımda ince,derin sızı
Yalnızlık acı da,daha acısı avutulmazı

II-
Susuyorum,tıkanır gırtlağıma dizili kelimeler
Cazgırlar çığrışır,devrilir yere yağlı bedenler

Dilenciler seni dilenir,kent devrilir caddelere
Buzdan beton kuleler,duvarlar yıkılır üzerime


Kokuna hasret kaldığım yarim,karanfilim
Sessizliğimle dinler misin? çok diyeceğim

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:20
I/Sevgili

Gölgeler uzadı gün tependen gitmeli
Nefesin tıkandı yüreğin dar bildin mi
İstemelerin kıvranışları sardı bedenini
Titriyorum yangın ol bana ey sevgili

Kadın açtı sinesini kar beyazdı nicesi
Er burdu bıyıklarını gözlerinde incisi
Gece bu kara örtü neleri gizlemedi ki
Göremiyorum ışık ol bana ey sevgili

Kokusunu duydu yarin çözüldü dizleri
Dokundu tenine elleri ateşten de ateşli
Arzu,vahşi atlar gibi vurulmaz ki gemi
Yanıyorum rüzgar ol bana es ey sevgili

Uzanıp tutamıyorsun ıraklıklar bitmeli
Koşuyorsun yetişilmiyor uzak değil mi
Cam ardı bu görürsün dokunamazsın ki
Yoruluyorum derman ol bana ey sevgili

Acı mı,dert mi yoksa zevk mi bilinmez ki
Seviyorsun adı aşk buna başka ne denir ki
Yürek yangını kelimeler daha ne söyler ki
Yazamıyorum hecelerim ol bana ey sevgili

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:20
I/yargı (Üstad'a)

Demir parmaklı pencerem,ayım mehtabım tüm gecem
Girin odama,kuşatın beni,yalnızlığım ve sen,arsız düşüncem

Düşlerim, pervasızlarım uykuda masal sevdalarım
Hadi uyandır beni,kaldır hasret sana uykularım

Acı çekiyorum inceden ince,dudaklarım da birkaç dize
Yumruklarım sıkılıyor,ben dur yapma dedikçe

Binlerce cüce ellerinde elmalar,zehirden zehirce
Kapayın beni cam fanuslara,üzerimi örtüm ip ince

Kurun dar ağaçlarını,kapamasın yüzünü cellatlar
Önce vurun kitaba,sonra yağlansın kalın urganlar

Dik yakalı bağırır,’’sussun herkes,, maddeler sayılır
Isırılır dudaklar, suçlar,günahlar, bir bir sıralanır
Birkaç göz görüyorum,dost, yaren, korkular salona yayılır
Gülümserim ölüme,bakın bana çehremde binlerce karanfil sayılır

Dürülür defter,iki kolumda jandarma haklarım sayılır
Ayağa kalksın herkes,savcılar,hakimler adam mı gayırır

Bak yine döndüm hücreme,ranzam kalır,kitaplarım alınır
Çekiç testere sesleri duyuyorum,dışarıda dar ağacım çakılır

Onlar ölüm marşı çalar, sabahın ezanı tüm zindana yayılır
Bir idamlık Ali vardı,giydirilir mintanı şafak vakti asılır

Ondan geriye boynu bükük karanfil,bir seccade hasır
Yırtık bir fotoğraf,dik saçlı,deli bakışlı o da bir nefeslik fasıldır

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:20
II-ben/sen

hangi sevgiyi örnek verseler yüreğime
gülüp geçtim o da ne ki diye
ve hangi acıyı duysam,okusam
bir damla göz yaşı dökmeden güldüm kaderime
yudumlanan aşk değilmiş mey yerine
ve satır satır dökülenmiş dizlere
ne yaşanmış nede tadılmış delice
bir sabah uyandığında düşlerinden
ne kadar yalnızsın göreceksin
ve bir gün batımında bir demet karanfili
el kadar vazoda suya vereceksin
al koynuna eski sevdaları
yıldızları say uyu hadi
ve sen bir kan kırmızı laleyi
yapraklarında yolacaksın fallar gibi
ne çare anlamayacaksın
bir alev topu saracak bedenini
papatya falları hep yalan söyler ki
güz kokusunu sürünüp üzerine
hazan sarısına boyayacaksın kederleri
bir kaç mısra dolanacak diline
şairlere soracaksın aşk ben mi yoksa bedende mi
hadi şimdi tut ellerimi
bırakma sevgililerin dediği gibi
göz kapaklarına çizdiğin resmi sil artık
ben gitmedim ki
sen beni bilirsin
güneşi sever mum alevinde yaşarım,
ışığa aşık kelebekler gibi

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:20
II/Acı

üzerime çökün karanlıklar,aşk sizden büyük bilirdim
zifirisini sevdiğim kuytular,kara sevdayı zevk bilirdim

I-
bak bana
ben karaçalıyım
dokun! !
bende kalsın sancıların
geceyi ben diye giyinen kadın
haydi giyin acılarımı
dikenlerim kanatır damarlarını
kanın olsun canım
karanlıklar! !
siz ağlayın

II-
yaşam! !
zar oyununu
iyi tut atacağını
sen şeş
ben beşindeyim
açılır kapılar
sen şah
ben matımdayım

III-
gitme vakti geceye
öpme(sen) dudaklarımdan
alnında duam ıslaklığım
sen! !
yılların hesabını tutan
ben! !
bir kaç saate yenik düşenim
biliyorsan hesabını
tut ellerimden
yıllara meydan okuyan
yüreğim! !
gündüzüm sırtlanların
gece koynuma düşensin
okunu sapla yüreğime
zehir tüm bedenimde
kıvranıyorum
sen! !
gidişlerimde gelmelerim
kaldır eteklerini
kanıma değmemelisin

IIII-
tabanlarım kanıyor
karalarda kan kırmızı mı?
sessiz çığlıklarım
kulaklarda acı duyulur mu?

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:21
II/Aci

Ellerim titriyor
Gözlerimde hain bakışlar
Yaşıyorum payıma düşeni
Yüreğimde haykırışlar

Göğsümde koşuşan atlar
Şimşekler gökte değil
Beynimde patlar
Adamlığın a’sını öğrenemezsem
Alfabede ki sessiz, hain k’lar
Bir kaçı adamlıktan çıkıp
Köşe başında alnımdan vuracaklar

Yalnızlığımda, yalnız adamlar
Her biri iri cellâtlar
Dışı sevda kaplı kadehte
Acımı sunacaklar
Hani nerde ışık
Nerde avuntular
Bir düşsem yolda
Üzerime yığılacak yarasalar

Uykuda mıyım?
Uyanık mı sokaklar
Konuşsam susacak
Sussam, sövüp sayacaklar
Pusmuş çocuk gibi
Korkularımdan kaçacaklar
İşte bu desem kâbusum
Gülüp kahkahalar atacaklar

Gözlerimde krater sancısı
Gözyaşlarım lav, akacak
Korkuyorum
Kavrulup yanacak hayatlar
Yanmazsa arsız günahlar
Soruyorum
Duyun sesimi
Acıyı ölüm mü paklar

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:21
II/Aşk

Sen bir hayal kurdun
İçine beni,seni koydun
Ben bir dilek tuttum
İçine seni,aşkı koydum

Aşk!
Mevsim,mevsim vurur beni
Yaprak döker ağaçlar
Ve serçeler dam arasına kaçışırlar
Rüzgarın çıldırtan uğultusu
Okşar kanatları,öldüren dokunuşu
Kanadımda yok
Nereye saklansam ki
Sen okşamazsan
Ölürüm belki

Yüzüne güneş vurur
Saklandığın pencere arkasında
Yine kısık çalar radyo
Fallar tutarsın şarkılarda
Nihavent çalarsa
Gülümseme dudaklarında
Hüzzam çalarsa
Yağmur yağmalı dışarıda
Sen ağlama!
Donarda göz yaşların
Tutunamam kayarım,umutlarımda

Sen bir masal yazdın
İçine beni,seni koydun
Ben bir şiir yazdım
İçine seni,aşkı koydum

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:21
II/Aşk_ı Karar

Yine beyazlar giydim bugün
İşliğim beyaz, uçkur kördüğüm
Kimseler bilmez, sensin ömrüm
Kumaşta değil, yürekte söküğüm

Yine beyazlar giydim bugün
Soluklarıma attığım kördüğüm
Olmazsa nefessizlikten ölümüm
Gitme, sensizlik ecel öpücüğüm

Yine beyazlar giydim bugün
Acımdan daha siyah gökyüzüm
Yağsa yağmur, ben ağlasam
Hazandan da büyük hüznüm

Yine beyazlar giydim bugün
Elimde kırık telli bağlamam
Sana hasret, en güzel türküm
Kavuşamazsam, bil ki ölürüm

Yine beyazlar giydim bugün
İnatla hasretin üstüne yürürüm
Eğer bir gün düşerde yıkılırsam
İşliğimle, yârin kokusuyla gömün

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:21
II/Aynadayım

I-
aynadayım
karşımda
bana bakan
ben
konuşmak istiyorum
korkuyorum
beni
yerden yere vuracak
ben

II-
sorma! !
cevaplıyorum
başkalarının gözünde iyi birisiyim
savunuyorum
sonumun ne olduğunu bilir gibi
titrek bir ses
fısıldarcasına
sevmeyi bilen sevdikçe verenim
belki de
beceremedim
sevdalar karşısında cesur olmayı
ayrılamadan önce kavuşmayı
umarsızca sevmeyi

III-
alaycı gülüş var
aynada ki bende
sonra apansız
değişiyor çehre
yargılıyor beni
içimdeki ben
sanık değil
katilsin
sen

IIII-
denizler kadar derin
geniş gönlün
yola düştün
sevdalar yüklendin
hırçınlaştın
dalgalarla köpürdün
ayrılık kokusu estirdin
başlattın isyanını
derdindeyken sevdanın
mihmandarını öldürdün
sen! !
isyanına yenik düştün

IIIII-
titriyorum karşında
kırıldı kalemim
kırıldı ayna
orta yerinden
asıldım
kısa zamanda
dirileceğim
sevdanla

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:21
II/Beyhude

Yarısındayım karanlığın
Seni daha az yazamıyorum
Yırtıp sayfalarını kitabın
Zifir sarıp içiyorum
Damağımda katran
Nefesim sen kokacak biliyorum
Beyhude!
Bile, bile ecelime yürüyorum

Döküldü avucuma lam elifler
Gücüm yetmez
Ne etsem de birleşmezler
Boğazım düğümleniyor
Uyku ölüyor döşümde
Sen gülüyorsun
Üzerime üşüşüyor düşler

Pervazımı gagalıyor serçeler
Güneş perdemi delmekte
Tamama erdi gece, beyhude
Geriye kalan
Minberden yükselen yasinler

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:21
II/Diyemiyorum

Zamanı takvime astım
Her gün yırtılan yaprak
Alışkanlık oldu artık
Doğan her çocuğa isim takmak
Erkekse hüzün,kızsa hazanım
Yine aylardan kasım

Yine kar yağıyor
Taşıyamıyor ağaçlar
Kırılacak sanki dalları
Ardımda bıraktığım izler
Korkuyorum her adımım ele verir
Peşime düşürür acıları
Saklanıyorum güya
İs çektim,gözlerimin altında karalar
Ağlayacağım,ağlayamıyorum akacaklar

Sesini duysam
Dinecek kulağımdaki uğultular
Dilime düşürdüğüm iki kelime
Biliyorum diyemeyeceğim
Suskunluk dilimde buzdan kalıplar
Yine özledim diyemiyorum
Korkuyorum donacak umutlar

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:21
II/Düşler

gecenin yarısı
tüm ışıklar sönmüş
kırık camlı haneler
rüzgar! !
vurup kapıyı içeri girer
ayaz yırtar göğsü
donar bir iç çekimi nefes
ısıt beni üşüyorum
bir sigara yakımı,kibritin ucunda ki ateş
siyah geceye,gece bana eş
dudaklarım titrek
korkuyorum,cesurluk nağmelerde ki mırıltım
ağlıyorum,saçlarım ıslak
haneler yalnızlığımda ki tek sığıntım
ayaklarıma takılır
geceden kalma düş dolu bomboş şişeler
ve yalnızlığım
ve gece
ve yüreğimi kanatan düşler

gece sonsuz yokuş
sessizlik arsızlığım,sensizlik yok oluş
girme düşlerime sevgilim
gece siyaha,ben geceye doydum
sakın! !
gözlerime geceymiş gibi bakma
kahrolurum…

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:22
II/Eylül

Kıvrıldım yatağıma
Koynumda yalnızlık
Eylül, en sevdiğim mevsim
Sensizlik en büyük bahtsızlık

Yağmur üşütür uykularını
Hazan, garip sarılık
Gözlerinden bahar silinir
Teninde ayı kıskandıran beyazlık

Nefesim buğulanır odada
Cama düşen çiseler
Parmağın çizdiği resim tanıdık
Sızar ruhuma bir, bir
Senli en güzel hayaller
Ne zaman bitecek bu ayrılık

Rüzgâr kırık camda ıslık
Eylül ve ben
Birde titreyen mum, alaca karanlık
Kulaklar nağmelere kısık
Gözler karanlığa alışık
Yoksun, bu haksızlık

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:22
II/gece

ince saz taksimi ney sesi
cümbüşler de hüznün bestesi

her vuruluşunda tefe kıvrılan beden
her kıvrılışında bir nefes döner raks eden

içerisi loş birkaç masa var gerisi boş
kalabalığı sevmem ki zaten bırak kalsın daha hoş

yalnızım bir paket sigaram yalnızlığım
en kuytusu alacakaranlığın en azım

saki dönüp durdu taktığı komik papyondu
zaten boşalmadı hiç kadehim ruhum sarhoştu

ışıklar yandı sustu kalabalık sazın sesi kesildi
kulaklardı ayık olan belli ki beklenen geldi

yeniden coştu sazlar coştu bedenler coştu bekleyenler
ben ve o ihtiyar bizde sessizlik bizdik hüznü masaya serenler

''şef,, dendi istendi peçeteler sunuldu üzerine istekler
kadehler vuruldu vuruldukça kırıldı sunulan şerefler

artık zamanı geldi ruhum bir çarmıha gerildi
toplandı düşler hesap istendi son sigaram ateşlendi

ağır aksak çıkıldı merdivenler ihtiyar seslendi
bitmemiş kadehimi ve hüzünlerimi yalnızlığımı istedi

ayazdı buzdu geceydi gam bir heceydi
bilinmez ki bu bendeki yalnızlık kaç geceydi

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:22
II/Gel

Gel
Geceye demlediğim çayın tut demini
Gör düşlerde ne kadar sevmişim seni
Gezin odalarımda gör çizdiğim duvara asılı resimlerini

Dinle
Dudaklarımdan dökülen nefretimi
Dişlerimi gıcırdatan öfkemi
Dokunma soldurursun adın koyduğum karanfili

Kal
Kimdi düş denen kuyuma taş atan
Kaçırdı perimi sevgilimi
Kaç! ! düş sarısı gecenin önünden boğma hayallerimi

Soyun
Sayıkladığım aşk üşüyor
Sevabımı al zebanilere ver ateşini
Sal kendini anlamsızlara bilirim heveslerini

Git
Geldiğin gibi
Götür boşalan kadehlerini
Gömüldüm ben kefenimde sevda lekeleri

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:22
II/Gölge Çiçeği

Hani sen
Gölgelerden çıktığında
Erirdin güneşin dirilten ışığıyla
Dokunamazdım kuytularına
Sessizliğini yaşamak ne kadar soğuk
Seslensem
Çığlar çığlıklaşır
Yok olup gidersin
O da korku bana

Karla kaplandı hüzün dağı
Kardelenleri hasretle koklanma zamanı
Gözlerimi karartan beyaz
İstemem!
Soldurmasın seni güneş
Okşasın tenini sevdiğin ayaz

Dik yamaçlarımın gölge çiçeği
Kimse bilmemeli seni
Uzanır koparırlar
Yıkarım başlarına en yüceleri
Sus!
İstersen hiç konuşma
Kulağıma fısıldayan rüzgarlarla
Duyarım seni

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:22
II/Hatıra

Bahçede yıkık duvar
Kurumuş ardıç ağacı
Taşlara yapışmış yosunlar
Sümüklü ebe kulakları
Anlamıyorum duramazken ben
Nasılda kaymıyor ayakları

Cevizin kokusu geliyor
Uyusam diyorum altında
Düşer mi kafama bal kabakları
Çıkarsam ayakkabılarımı
Yürüsem çimlerde aldırmadan
Dalayacak biliyorum ısırgan otları

Başımda dönüp duran karga
Korkma dokunmam yavruna
Ne oluyor, ne bu figan
Peynirini mi çaldılar
Yeter artık dönüp durma
Pisleyeceksin urbama

Saçları süpürgeden korkuluk
Üzerinde apoleti sökülmüş üniforma
Kafasında lazımlık
Gözlerinde derin karanlık
Korktum, kaçacak uykuları

Toprağa karışmış resmin
gözlerin halen ela
Ne kadar güzelsin
Öpsem gözlerinden
Bulaşır mı toprak dudaklarıma
Vazgeçtim el alem deldi demesin

Taşın üzerinde bakır maşrapa
Belli ki kuşlara su konulmuş
Devrilmiş olmuş hedef avcıya
Doldurmaz değil bir matara su
Gök delinip yağmurlar yağsa da

Gelincikler açmış
Sarmaşıklar dolanmış ağaçlara
Ellerimde titrek korku
Açsam mı acaba
Derin kazımıştım adını koca çınara
Boşa mı teptim bu yolu
Ya! Yoksa

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:22
II/İsyan

Çiçekler dikilmeli avuçlara kökü damarlarda
Düşmemeli yaprak hoyrat rüzgarın kollarına

Çocuklar godi yürütmeli yağmur umutlarına
Tandır yanmalı buğdayın kokusu burnumda

Dürmüş bohçayı kınalı elleri umudu yarınlarda
Bindi atına ya nasip gözlerinde yaş,uğurlar ola

Ey sevdaya sevdalanan,sen sevginin koynunda
Sevda satırlara dizildi,sevgili kalemimin ucunda

Ne kadar kaçarsın,kaçışların ne kadar uzaklara
Gölgen uzayıp kısalsa da kaçtığın hemen ardında

Hayat bu hatalarıyla yaşanmalı aşk,yalan olsa da
Zaman bu bitirilmeli anlar tekrarı yaşanmasa da

Kırmam kalemi ölmesin sevgili sevdamın koynunda
Susarım,kan damlar dudaklarımdan ısırmalarımda

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:22
II/İtiraf

Uyku yok,rüyalar beyaz perde
Kalem kırık şiirin tükendiği yerde
Gece yargılara mekan,mahkeme
Günahlar serilir sıra,sıra önüme

Ben değildim,diyemiyorum
Bendim,şıpsevdilik de var serde
Dikenli gül_i zara girdiğim gece
Nasıl dokunmam gülü sevdimse

İki koluma girdi iki melek
Biri gözleri ateş diğeri topraktan
Soldular güller,mevsim hazan
Buldular zebaniler,kanımdan

Başım dağlar taşlar kadar ağır
Nedenler içimde devasa kahır
Duymuyorum,kulaklarım sağır
İçimde ki adam itiraflar haykırır

Tutsan bir kez buz ellerimden
Baksan ateş sarmış gözlerime
İçimde depremler,afet,zelzele
Yalanlarım yıkılırlar üzerime

Kadife tenlim, kırmızı karanfilim
Kokunla nefeslenir,tadında demim
Kupkuru dudaklarım,öpmeliyim
Sen olmazsan,geberip gideceğim

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:23
II/Resim

belli ki;
şarkı söylüyor kadın
çok eski bir zaman
solmuş resmin siyahı,beyazı
çevrildiğinde arkası
zor okunan ecnebice el yazı
“Since 1901,İstanbul and madam”

ince dudakları var,bukleli saçları
gözlerinde ışık
sıkıca tutmuş avucunda leylakları
bende ekliyorum tarihe
aylardan bahar ayı
bir eliyle eşlik etmiş şarkısına
eteği uzun da olsa utangaç oturması
perdesi açık
haliç dolmuş odasına
duyulur gibi Beyoğlu’nun tramvay çanı

sehpada iki kadeh var
biri yarım diğerinin duruyor dudak payı
şişeye bakılırsa Fransız şarabı
düşünüyorum;
sevilmiş kadın gülümsüyor dudakları
bu görüntü kaçmaz
adam patlatıyor flaşı
kaçıramamış şişede ki parlamayı

sandalye üzerinde üniforma
kapamış fırfırlar yıldızlarını
rengi beyaz,demek ki; bahriye subayı
güzel kadını ölümsüzleştirmiş
yıllarca kendine saklamıştı
bir anda çekildi
bir asır saklandı
geriye kalan o yalı
bir de o resim
çerçevesi gümüş kakmalı

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:23
II/Sesleniş

III-
Korkuyorum geceler inadına üzerime gelirler
Gölgelerden çıkan korkular,önümü kestiler

Gülleri devşirdi mevsim,çoktan sustu bülbüller
Gözlerimi kapadığım düşler,çocukça ürküttüler

Adımlarımın sesi,sessiz geceyi önüme serdiler
Takip etti beni gölgem,peşime düştü bendekiler

Çıkardım kınından cesareti,mermiden kelimeler
Vurdum karanlıkları,yıldızlar yoluma serildiler

IIII-
Özlüyorum,yalnızlıklarımda hani nerde sevgililer
Islanandı gözlerim yağmurdan mı? ,hiç bilmediler

Sızdı yanaklarımdan yaş,damla,damla içime işlediler
Şenlik var gecede yıldız dizdiler,özlemi bitiremediler

IIII-
Geceden kaçıyor insanlar kucaklarında pembe düşler
Biliyorum gece onları,onlar geceyi uykuda bitirecekler

Diyemiyorum,bilirim desem de bitmez ki diyecekler
Yazıyorum,sözden daha cesur,daha yalın kelimeler

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:23
II/Sevgili

düşler yoğur bana,bir tutam hüzün katmalısın
gecenin en kuytusundan,yıldızlar çalmalısın

karanfil açsın dudakların,sen miskler kokmalısın
savur saçlarını,sallan dur, ruzgarı kıskandırmalısın

yaşamaksa yaşarım seni,cana can katmalısın
ölümse ölmeliyim, son nefeste,son olmalısın

yeniden doğmalıyım,başlangıcım olmalısın
her güne başlarken,güneşi sen doğurmalısın

bak bana bende yokum,canansın
yat uykularıma,sen rüyamsın

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:23
II/Sorgu

güller gördüm tek mevsim açan
bülbüller gördüm güle aşık olan

I-
gül!
gül hadi
güle bilirsen
akşamın griye çalar
hüznün koynundasın
açtığın dallar,dar ağacın
saçlarını yolmandan rüzgar
yağmurlar yağdırmalısın
kokun özlenmişliğin adı
aşk zamanı kokmalısın
sana aşığım
sende aşk ne zaman
anlatmalısın

II-
ayaz vurmuş geceye
ölüm mü?
günleri kovalayan
gece!
kim seni siyaha boyayan
göremiyorum gözlerini
nedir sende yok olan
siyahtır gecede karardıkça kararan
aşksa geceyi yaşatan
yoksa korkuyor musun?
aşkı yaşamaktan


III-
yıldızlar dizilin
firar var
gece koynunda neden acı saklar
ağla!
ağla hadi
gözlerini ıslatmadan yağmurlar
hazan düşmüş her yana
söyle bana
neydi aşkı solduran
neden!
Eskidikçe eksilir zaman
ve neden!
sevdikce azalır insan

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:23
II/Yalnızlık Senfonisi

Bugün çok ince içim,üşüyorum
Elimde yolduğum papatya
Her düşen yaprakta,ben ölüyorum
Dişimi,gıcırdatan yalnızlık
Dört duvara hasreti çiziyorum
Gece,gelme üzerime,ürküyorum
Yıldızımı kaybettim,ağlıyorum

Rüzgar kaldırıp perdeyi giriyor içeri
Dokunmuyor tenime,seviniyorum
Sen geldin sanıyorum
Fırlayıp düşlerimden
Hüsranı kucaklıyorum
Kilitleniyor parmaklarım
Yumruğumu sıkıyorum
Sırtarıyor sanki ayna bana
Beni aynada parçalara bölüyorum

Bitti idaremin gazı
Karanlık,gelme üzerime boğuluyorum
Bir nefes,bir soluk
Son kibritimi de çakıyor
Karanlık seni yakıyorum

Ter kokuyor çarşafım,yorganım,yastığım
Çetin düşlere yatıyorum
Kapanıyor gözlerim
Doluşuyor beynime binlerce yalan
Seni yalandan kurtarmaya çalışıyorum
Annemin sesi geliyor kulağıma
Oğlum dön hakkımı helal etmiyorum
Babam yüzünü çeviriyor
Lanet olsun kaçıyor uykum
Seni yine kurtaramıyorum

Nikotin vuruyor ellerime
Ateşim de yok,titriyorum
Dolaşıyorum odalarda
Sensizliği yalanlıyorum
Tekerlemeler düşürdüm dilime
Çocuk gibi söyleniyorum
Armut!
Yeter artık çık diyorum

Tabanlarımı kesiyor aynanın kırıkları
Ayaklarımın altında binlerce ben
Acılara yürüyorum
Kırmızıdan kırmızı kan
Eğilip yerden karanfiller topluyorum
Ben acıyı senle buldum
Yalnızlığımın adı sensin
Ne kadar büyük sevdam
Dört duvar odamda kayboluyorum

Şafak söküyor
Kucağımda kanımdan karanfiller
Kapına geliyorum
Uzan,dokun bana ellerini özledim
Söyle hadi şarkımızı,sesini özledim
Fısılda kulağıma,sevilmeyi özledim
Girip koynuna uyumak istiyorum

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:23
II/Yar

Gözlerinde acı mı var, ruhun darın içinde yar! !
Tut bak ellerimi, yüreğim ellerine neler sunar

Sararmışsın,kavrulmuş tenin kupkuru yar! !
Korkuyorum öpemem mor dudakların kanar

Saçına taktığın karanfil ne kadar soluk yar! !
Al perçemini gözlerinden yalnızlık sana ağlar

Vurup kapıyı çekip gittim,anla beni anla yar! !
Dokunamazdım gecelerine,gündüzlerim zarar

Her adımım geriydi,her uzaklığım sende yar! !
Bekledim her köşeyi anladım ki yollar sana çıkar

Uykusuna yattığım düşlerimin sebebisin yar! !
Kaç dilber soyundu düşlerime kim yaramı sarar

Hangi yıldı,sene kaç bilmem,güzün sevdim yar! !
Sımsıkı sarıldım ıhlamurun gövdesinde adın yazar

Bak döndüm kapın ne zamandır bana mı açık yar! !
Bu adam sen çok sevdi,serseri gönül sen diye yaşar

Ne olur kaldır kafanı bir kez bak gözlerime yar! !
Öleceğim kahrımdan geldim kucağımda papatyalar

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:24
II/Zaman

Kırdım saatin zembereğini,
Zamana uyup bana isyan ediyor,
Akrep,yelkovan isyankar,
Dur dediğim yerde durmuyor

Zaman…
En güzel anda bir kez dur,
Dur Allah aşkına
Yırtıyorsun sayfamı,
Yavaş yavaş,boydan boya
Bir yarısında ben,
Diğer yarısında o,
Hak mı bu yaşanılana

Zaman…
Durduracağım seni
İzin yok ayrılığa
Yok artık tahammülüm
Yok razılığım,
yok oluşlara….

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:24
II/Zaman/Senin Şiirin

I-
Ya öpemezsem seni
Ya bu bir düşse

II-
Güven/Huzur sendeyim
Sendeyim, sarhoşlatan/sendeleten fikrinle
Dokunmaktan nasır tuttu parmaklarımın ucu
Soluklaşan resmine/sen diye
Dudaklarımda ten rengi mürekkep
Yastığımı sana boyayan uyku
Yazmalıyım sen kokan geceleri
Bitmeli sensiz/soğuk/derin uyku
Bu aşk yaşamalı
Yaşamalıyım bu ruhu
Uyanmalıyım/sen diye

III-
Alaca karanlıkta gözlerinin akı
Uzaklarda karı nurlaştıran sokak lambası
Yürümek istiyorum gecenin üstünde
Sesini duymalıyım/nefes alışlarını
Dokunmadan peri güzelliğine
Üşümeli dudaklarım/buz kesen teninde
Bu aşk yaşamalı
Yaşamalıyım bu ruhu
Sonu varsa da ölümlülerin
Durursa da saat sensizliğin çeyreğinde
Ölmeliyim son nefesimde/sen diye

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:24
III/Acı

I-
Kadın! !
Parmağıyla rahmini kanattı
Suç onun değildi
Kahpe zamandı
Çocuk! !
Bebeğinin koparıp kafasını
Kırdı kollarını
Saçlarını yaktı
Ne bilsin
Gördüğüydü
Acımasızdı
insanlardı

II-
Şiire
Yansıdı acı
Kelimeler irin olup aktı
Çekildi köşesine
Binlerce kez daha yazdı
Utanıyordu
Gözlerden saklandı
Kalem kanadı

III-
Kadın! !
Uzatacaktı kanlı parmağını
Gösterdi acıyı yazanı
Çocuk! !
Fırlattı bebeğin başını
Kırdı kollarımı
Saçlarım yandı
Kalemimden kan
Damla,damla
damladı

IIII-
Acı! !
Hiç bu kadar utanarak
Yazılmadı
Utanılan
Benzerliğiydi
İnsanlardı

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:24
III/Düşler

yeni uyandım kan ter içinde
gel otur yanıma
düşümü anlatmalıyım,dinle;

gözlerim kapandı
kara kapıdan girdim içeri
uçsuz bucaksız tarlada buldum kendimi
korktum geri döndüm
kapanmıştı dünyanın kapıları
karşıladı beni
peri kılığına girmiş korkuluklar
dişlerinden kan sızan bal kabaklar
ucu ucuna eklenen şeytan merdivenleri
gördüm! !
onlara tırmanan insanları
kenarında durduğum uçurumlar
ayaklarımın altından kayanları
bana doğrulan namlular
ucundan,dibine dökülür kurşunlar
korkumdan sıktım yumruklarım
kaçtım! !
koşmaktan kırıldı bacaklarım
ben uzaklaştıkça yaklaştı canavarlar

somya da bağdaş kurmuş babam
elini öpmek için uzandığımda
paçamdan yapışıp gitme! diyen anam
babamın yerin dibine sokan bakışları
okşadığında saçlarımı anam
başıma değer bulutlar

gölde yüzen akbabalar
takım elbiseli yamyamlar
kulağımda zonklayan tamtamlar
kapatıldığım camdan tabutlar
beni omzunda taşıyanlar
mahşer,kalabalık
uzanan kollar
ve uyandım
uyandırdı beni
üzerime atılan topraklar
dişilerimde ki gıcırtılar

şimdi tut ellerimi
korkuyorum düşlerden
ama sakın! !
gözlerime geceymiş gibi bakma

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:24
III/Gece

Şenlik var gecede
Ağustos
Böcekler
Ateşe bulanmış yanar etten fenerler
Ay perdesini sıyırmış
Kan
Ter
Orak kokar
Harmanda rençperler

Kıvrık perdem
Geceyi bitirmekteyim
Siyahın beyazla cilvesindeyim
Uyanmak üzere serçeler
Geceyi delen ışık
Bağrımı delmekte hasretin
Batmak ta
Elmastan hançer

Selviler
Arşı deler
Başta ne yeller eser
Yarim
Uyan!
Türküler söyle bana
Hasret beni benden eder
At beni uykunun kollarına
Düşler beni bekler

Geceyle geleyim
Sabahla gideyim
Aşk diye öleceğim
Özledim
Sen diye gebereceğim

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:24
III/İsyan

I-

Çocukluk aklımla öldürdüğüm serçeler
Sapanımdan çıkan taş,elin camını deler
Kaybettiğim paralar,hesabını veremem
Ben harcadım yalan,yalanlar içimi yer

Beden içinde hayatın,ruhum derbeder
Kalemim acı yazar,vicdanım isyan eder
Islanır kelimeler,ateş kor olmuş hecem
Ağlamış geçmişim,geleceğim belki güler

Kimden kaçar kendine ihanet edenler
Kime sığınır,her yanda berduş fikirler
Bakışların gizlediği uzun saç,perçem
Ya eserse rüzgar sürülür kat,kat jöleler

Aynalar,aynalardakiler kime benzer
Gök küser geceye,siyahı başına çeker
Sevgilim,eyvahım kara gözlü gecem
Yalnızlık yıldızlara eşse,bana ne düşer

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:25
III/Resim

bembeyazdı saçları
briyantinle geriye taralı
oturmuş koltuğuna
göbeği ikiye katlı
kulakları arkasından bağladığı
kemik çerçeveli gözlüğü,kalın camlı
inceliyordu eskilerden kalmışları
okşadı simsiyah saçlarını çocuğun
meraklı gözlerle
baktığı fotoğraftaki tüm yüzlerde
Mithat beyi aradı

takıldı sayfada ihtiyar
burnun ucunda gözlük
ha düştü,ha düşecek
iyice gözüne yaklaştırdı
bakışları buğulandı
çocuk sordu kim bunlar?
önce derin bir çekti
anlattı;

aylardan nisan
gelinlik giymiş kiraz ağaçları
giyilmiş mintan
pantolonu omuzdan askılı
güzeldi kız
saçları ortadan ayrı
sırtını vermiş ağaca
sevgilinin başı göğsüne yaslı
gözler kilitlenmiş uzaklara
son gündü
doldu askerlik pusulası
yürekte ayrılık acısı
ihtiyar suskunlaştı
sordu çocuk,ya! sonra;

koltuk gıcırdadı
yavaşça kapadı kapağanı albümün
pencereye yaklaştı
görsün istemedi,ağlayacaktı
titrek sesle anlatmaya başladı tekrar
uğurladık davullarla zurnalarla
son kez eller sallandı
uzun zaman sonra
askerliğinin on dördüncü ayı
izine yollandı
istasyona geldiğinde
onu aradı gözleri
yoktu!
oysa mektupta yazmıştı
onu karşılayan çocukluk arkadaşı Mithat’tı
dayanamadı sordu
nerde,neden gelmedi
yutkundu Mithat gözleri yere baktı
uzun zaman önce
göğsünü öksürük sardı
ince hastalıkmış
doktorlar çaresiz kaldı
çok istedi son kez görmeyi seni
sana haber etmememiz için yalvardı
ecel onu bizden zamansız aldı
dizleri üzerine düştü
inanamadı,inanmadı
yıkılmıştı,perişandı
uzun sürmedi ecel onu da aldı
işte dedi ihtiyar
onlardan geriye sadece bu kaldı

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:25
III/Sen

istemek kulağımda sesini
yağmuru beklemek gibi
geceye adamak gelişlerini
ansız ve zamansız gibi

yatırıp kulaklara nameleri
türkülerle istemek seni
her okşadığında mızrap teli
sazın teline sevdalanmak gibi

elime alıp kağıt, kalemi
beyazın siyaha hasretini
yazmak senle cümlelerimi
bitirmek her kafiyemi

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:25
III/Sevgili

‘’Karalar giymiş kadın, karalar beyazdan daha zalım
Düşür döşünden sancılarını,gün olur beyazlar yazın,,

bir yaz mevsimi, göğün en mavisini verdim sana
tuttuğumda ellerinden, kalp bıraktın avuçlarıma
ben beni demedim seni dinledim, her atışın da
kan kırmızı karanfilleri derdim,soyundum yalnızlığına

deniz oldun, balık oldum,daldım soğuklarına
her köhnesinde kuytularının, korktum çocukluklarla
her sığlığında, bakındım, sana dokundum rüzgarla

uzaklardansın,uzaksın, uzaklar anlamsızlıklarım da
kaç adımlıktır yolların, kaç dağ aşılır göçmen kuşlarla
kaç kanat çırpımı sana gelmek, kanadı kırık turnalarla

Ege’nin tüm kahramanlarını, verin bana
Akdeniz’in tüm korsanlarını,salın bana
Truva olur sızarım sokaklarına

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:25
III/Zaman

Kızıyorum zamana
Tüm şarkılar benden önce söylemiş seni
Yinede dudağıma düşürüp en senli ezgileri
İçiyorum kelimelerden hasretini

Şairler kaleme almış,
Yazmışlar en güzel dizeleri
Keşke diyorum onlardan önce yazsaydım seni

Zaman hep erken kalkıyor benden
Yüzünü yıkıyor güneş ışıklarıyla
Bad_ı saba okşuyor saçlarını
Yine geç kalıyorum
Birileri anlatıyor,eyvahlar kopuyor içimde
Yine pişmanlıklar,sövüyorum zamana
Acı biberler sürüyorum dudaklarıma
Uslanıyorum,uslanmıyor yine zaman
Vuruyor yine hep arkamdan

Tek geceleri yakalıyorum seni
Yastığım mekan, ölüyor gecede zaman
Düşler başkaldırıyor gelmişe,geçmişe
Düşlerde bitiyor,gece yeniliyor
Kaybeden ben,sövüyorum yine
Acı biber kesmiyor bu seferde
Görüyorsun işte,zaman yeniyor hep beni

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:25
IIII/Acı

Saydım saçımda aklarımı
Görmezsin aynada saklı bakışlarımı
Direniyor, kıvranıyorum
Vuruyor sancı şakaklarımı

Arkadan düğmeli gömleğim
Kolları önden bağlı
Ah bir çözseler delirmeyeceğim
Delilik beynimde değil yüreğimde saklı

Yırtıyor göğsümü aldığım nefes
Kaburgalarımda çatırtı
Girmesin gecelerime uyku denen heves
Mıhladım göz kapaklarımı

Yalan her şey
Gerçek bakışlarda saklı
Süslenmiş kelimeler, cümleler
Yok ki dilin kemiği, kalemin aklı

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:25
IIII/Düşlerin sonu (çıldırış)

hadi
tut acılarımı,tuta bilirsen
karaçalı,deve dikeni
batar bedenine
kanar ellerin
tütünlere bele,dola tül bendine
yanar yüreğin
at zemherine

hadi
bak gözlerime,baka bilirsen
karayı giyindiler gece gibi
altın vuruşun damarlarıma
kıvranıyorum acılarımla
ramak kaldı
çıldırmak üzereyim

hadi
bağla deli gömleğimi
sarı odalara kapa beni
delirdim say
varsa çomağın sakla
yoksa! !
dokunma bana
ve
sakın acıma

hadi
cesaretin varsa
son kez bak gözlerime
yıldızlar biriktirdim sana
sök bakışlarımdan
tak gerdanına

ama sakın! !
gözlerimden geceyi çalma

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:25
IIII/Gece

I-
Günleri sundu tanrı
Geceleriyle
Var gör sen
Zamanı sırtına saranları
Uyuma! !
Unutma gece düşlerini satanları
Ben alamam
Değeri kat,kat azalanları

II-
Sevmedin değil mi?
Yüreğine düşen kor değil
Ateşi körüklenen şehvetindi
Sevme! !
Aşk ateşi yok eder gecelerini
Yaşamayı becermezsin ki
Gündüzlerin geceye gizlediği gizemi
Sen! !
Nerden bilesin ki

III-
Oysa ben
Hiç becermedim sevmemeyi
Her gece sakladığım düşleri
Çıkardım yüreğimden
Bir,bir sıraladım dizeleri
Görme! !
Zaten gözlerin
Beni hiç süzmedi ki

IIII-
Al işte! !
Simsiyah pelerin giydi gece
Ne kadar gizemli
Kareleri çapraz bilmece
Çözme! !
Bilinmemeli bende ki
Yukardan aşağı
Kaç hece

IIIII –
Gidiyorum
Kal şehvetinle
Seni senle bilenlerle
İnan! !
Dönüp bakmam gözlerine
Düşme peşime kayıp olursun
Karanlıklar içinde
Yine de kıyamam
Dayanamam hasretine

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:26
IIII/Isyan

ruhuma üflenen ateş
almazsam, yüreğimde ayaz keseceksin
alsam yokluğunla eriteceksin
seni seçtim ben yarim sensin
zoruma gidiyor hayat
yüreğimde sen, yatağımda yabancı ten

göz kapaklarım hiç kapanmıyor
uykularım kaçıyor arasından
tenimde acı bir titreme
baksa biri gözlerim suçlusun dercesine
suçluyum evet hayat denen sahnede
rolümü oynadım en artistçe
oysa ben seçmedim
yar sen nerdesin
yüreğimde sen, yatağımda yabancı ten

çaresizim yar anla beni
senden gayrisi haram bana
geceler boyu düşlediğim rüya
bitmesin, gün doğmasın sabaha
istemiyor ne mal ne mülk
istediğim sen, gayrisi el bana
sen sevdim ben
yarim sensin
yüreğimde sen, yatağımda yabancı ten

istersen aç yüreğimi bak
ölürsem mezarım dar bana
tutsan ellerimden yar
çeksen alsan beni hayattan
kul köle olurum sana
gücüm yetmiyor yar
acizliğimle sevmek ağır bu cana
sevdiğim sensin gayrisi haram bana
yüreğimdeki yar
yatağım derya olsa dar bana

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:27
IIII/İsyan

II-
Eşkıyalara terk ettim isyankar ruhu
Elimde kalan,yaşamışlığın güruhu
Kırlangıçlar korktu kaçıyor semadan
Hazanı çağırmadım,sevmem füturu

Zamanda içinde birikir acı denen tortu
Takılır boğazına,yutulmaz bir damla su
Yaşamak inada bindi,boş karavanam
Düş şafak defterimden her nefesi,soluğu

Boş masam,ıslak kağıt kalemim kuru
Yazarsam delinir mi teni,korkum bu
Sebebim gece,eyvahım kara sevdam
Cezam kimseyi sevmemek bana hak bu

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:27
IIII/Sen

Vur! !
Yumruğunu bağrına
Acın gizlendi kaburgana
Derin içler çek,ağla
Çığlıklar fırlat boş odana
Feryadın değer
Belki arş_ı alaya

Farelerin kemirdiği yastığın
Güvelenmiş mintanların
Kenarı kopmuş fotoğrafların
Palazlanmış sevdaların
Sıkış sen de
zamanın arasına

Bak dünyandasın
Kendi krallığın,halkın
Soytarıların
İpekten kumaşların
Kaftanlar giyin kuşan
Aynalardan daha çıplaksın
Uyanıp, uyanıp yattığın
Uykularındasın

Sevdanı anlat ozanlara
Onlarda anlatsın
Gezip tozanlara
Gün olur dinlersin masalını
İnanmazsın yaşanılanlara
Ben miyim?
Ne kadar garip
Uymaz bunlar bana

Evet sensin
Zamanın ardından kalan
Bir boşluksun
Yolma saçlarını
Saldırma hiç boşuna
Saltanatın yıkıldı
Çırılçıplak
Mahluksun

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:27
IIII/Sevgili

Mavisinde dans edelim sevdanın,makam raks vursun
Derinlerine dalalım aşkın,ten kavrulsun zevke dursun

Gök kubbe yarılsın sevdiğim sevişmeliyim mevsiminde
Boşalmalı sağanaklar,tenim yeşermeli aşk çiçekleriyle

Bırak uzak olsun kahırlar kadehler,meyler devrilsin
Yumma gözlerini gece yıldızlarıyla masamıza dizilsin

Üşüyor musun? neden titrer dudakların,ürperir sesin
Hadi yaklaş bana sevdamın ateşiyle yüreğin alevlensin

Vuslatı hiç düşünme geçmişten alsın gelecekten çalsın
Şarkını söyle sazendeler,sazlar şaşkınlıktan apışıp kalsın

Kıvrak bedeniyle zaman eşlik etsin cümbüşe oyalansın
Bakma saatine gitme yok varlığınla ruhumu okşayansın

Demedim ne kadar çok sevdiğimi sen bunu duymayansın
Kaldır kadehi sana sunulmayan aşk dudakta yağmalansın

Bitirelim geceyi ele,ele ağır aksak sokaklar adımlansın
Şafağı sökelim seninle gece bizden köşe bucak saklansın

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:27
IIIII/Acı

Bakın!
Bana bakın
Yaktım gözlerimdeki narı
Yüreğimde yaşamın efkarı
Tenimde çıldırtan kaşıntı
Nafile yedim, bitirdim tırnaklarımı
Alan var mı satıyorum
Paha biçemediğim anıları

Çıkarıp pahalı ayakkabılarımı
Yalın ayak yarıyorum şehri
Yarıyorum!
Ucuz pazarlıklar kaldırımlarını
Sürüye dalan kurt gibi
Etleri beton, şaraptan kanları
Parçalayacağım sevdiğim insanları

Acı!
Acı üstüne acı
Tüm nağmeler kulağımda
En ağlamaklı arabesk tadı
Baba kızına sövüyor
Ana rahmini deşiyor
Küçüğüm ben, küçücük
Yok ki çocukların günahı

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:27
IIIIII/Acı

Almış başını gitmiş yıllar
Ardında bıraktığı beli bükük duygular
Gözlerimde uçurulmuş umutlar
Masamda okunmamış mektuplar
Tenimde buruşukluk
Yüreğimde gam var

Bilmiyorum, sormayın hesabını
Hayatın kalmadı bende anlamı
Sevda, aşk dese de şarkılar
Raks eder bedenim
Ruhumda hep figan var

Heceler, kelimeler, anlamlar
Beynimde susmayan adamlar
Yargılıyorlar hislerimi
Geniş kırmızı yakalılar
Mıhlanmış damağıma dilim
Dudaklarımda prangalar
Ne olur susun diyeceklerim var
Bir, bir ölüyor içimde itiraflar

Terk edin beni, gidin acılar
Korkuyorum!
Karnımda intihar sancısı var
Doğmadan güneş
Ağlıyor yitmişliğime yıldızlar
Sanki olmasam ben
Gülecek insanlar
Ölüm korkmuyorum senden
Çürüyecek benden öte ruhum var

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:27
Istanbul'a

gün doğarken
bir sızı var yüreğinde istanbul'un
pare pare har yanı
heryanı kızıl ateş kan kırmızı
bir kadın gibi sevdiğim
o yedi tepeli heybetli şehir
acı çekiyor görüyorum
hissediyorum seni
ey sevdiğim şehir
ey ıstanbul

ellerimi uzattım ama dokunamadım sana
kandillerle aydınlanmış gecenden
sıyrıldın uyandın kanla kızılla
ey sevdiğim şehir
ey ıstanbul

yüreğine ektiğim sevda tahumlarım var
her tepene gömdüğüm masallarım
sevdiğim var
sen yıkılma sen ayakta dur
ey kadın gibi sevdiğim ıstanbul
sana ihtiyacım var.....

20.11.2003 a.gencay

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:27
Istanbul Gibi

her karakışını gögüslerim,her dem ayazını çekerim,her sokağında adım adım büyütürüm sevdanı.Eyüp'te köşe başında,elimde izmarite dayanmış sigaram ve o koca şehir Istanbul.Yaşarsın beni yaşatırsın kendini.Adımlarla bölünür,köşebaşlarında birleşirsin..

benim gibi..


Ne yalan söleyeyim sevdiğim kadın sana benzer hayellerimde,ama O kime benzer bilmiyorum aynadaki haliyle.Gözlerinin ışıl ışıl olduğunu biliyorum.Her dal her dam arasından sıyrılıp süzülen ışık dolu pencereler gibi.Saçlarının; Sarayburnun'da esen bir yel, tenin kokusu seni yarıp geçen deniz gibi.sesinin; bazen elleri ovuşturarak beklenen 8:15 vapuru yada ekmeği havada kapan birkaç kanat martı çığlığı.herşeyde sen varsın Istanbul'un her kaldırımında adımlanır,her köşe başında düşlenir gibi..

senin gibi..

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:28
İçimdeki Sen

seveceğim seni
bir kez bile söylemeceyim sevdiğimi
ateşler yakıp sahilde
içime çekmeyeceğim isli nefesini
sabah balıkçılar uyandıracak beni
birde polis sirenleri
korkma ele vermeyeceğim seni
uzanıp boylu boyunca
tenimde deniz kokusu
parmaklarının arasında saçından bir kaç tel
söylemeyeceğim gecemi
sonra terk edip en sevdiğim şehri
yakmayacağım senli geceleri
dilimi sıkıştırıp dişlerimin arasına
asla söylemeyeceğim seni çok sevdiğimi

küçük bir boyacı çocuğu
boyayacak iskarpinlerimi
gözlerime dalıp, isteyecek bendeki seni
okşayıp başını, anlatmayacağım ona sevgiyi
cebimde senden kalan bozukluklar
kaldırımı yakacak parlak ruganlar
ökçelerimdeki ses
ele verecek sensizliğimi
elinde kan kırmızı kınalar
yalvaracak sakız çiğneyen falcılar
uzaklaşıp kıyından
asla fallarda beklemeyeceğim seni

iyice yıkamamışım saçlarımı
omzumda yığınlarca kepek
gözler garipseyecek
adama bak, kar yağmış omuzlarına yaz vakti
soracaklar nerelisin sen hemşeri
bilmeyecekler senin yaşadığın şehri
kimse bilmeyecek sen bile
söylemeyeceğim seni sevdiğimi
yavaş, yavaş terk edecek sevdiklerim
kesilecek ısırmaktan kangrene çevirmiş dilim
işte söyledim sana
asla söyleyemeyeceğim seni
İstanbul kadar sevdiğimi

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:28
İhtiyar

Kakülü alnında,altından taç perçemin
Nasıra verilmiş kocatan kahır senelerin
Yok şimdi ince parmaklı kınalı ellerin

Yıldız doğmuş ay gecede şenliklerin
Sırtlanlara verilmiş miskler kokan bedenin
Yok şimdi zifirin karası şehvet gecelerin

Karanfillerin, saksıda mor menekşelerin
Çorağa verilmiş bağ bozumu güz güllerin
Yok şimdi kan kırmızı baldan tatlı buselerin

Oynamıştı bahçende sabi, sübyan bebelerin
Ölüme verilmiş yalnızlığın, sessiz gecelerin
Yok şimdi açılmamış sinen, gonca göğüslerin

Odan dört duvarın kapalı pencerelerin
Işık huzmesi arama, kaybolan gölgelerin
Yok şimdi ışığında uçuşan pervanelerin

Bir nefes, seneler süren saatlerin
kulağın kapıda yok mu? gelecek demelerin
Yok şimdi bekleme ölümden başka gelenlerin

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:28
İkiye Bir

iki adam
bir silah
iki el
bir tetik
rulet döner
lahavle
gözlerde
hayat
iki film
bir matinelik
ölüm
bir an
iki hecelik
iki hırs
bir öç
hayat
seten taşı
döner
iki ten
bir göç

kurumalı
terledi avuçlar
yada
tetiğe bas
son bulmalı
kıvranışlar

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:28
İmkansızım

Aşk çoktan bitmişti
İsa çarmıha gerildiğinde
Ağzımın içinde sakladığım vesveseler
Açsam dudaklarımı isyanım filizlendiğinde
İnanılmayacak bilirim
Mucize gerekmez, tanrısaldır sevmeler
Halen inatta aşk diye beynimin içinde
Kelimeler/kelimeler/kelimeler

Kaybolmak var yazdığım her hecede
Her mısra bitimi sil baştan yaşamak
Korkutuyor beni yeniden sevmeler
Korkutuyor artık şiir yazmak
Doktor tavsiyesi; yorulmuşum
Yasakmış bana aşık olmak
Bunu hiç hak etmedim deyip
Sövmeler/sövmeler/sövmeler

Güvercinler uçuşur boşluğumda
Kanat seslerinde ürkek/korkak uğultu
Tumanına işenmiş çocukluğum
Saç diplerime işlemiş jöle kokusu
Beğenir mi beni tarlada çalışan kızlar
Beğenir biliyorum fahişeler
Beğenmeseler ne yazar
Demeler/demeler/demeler

Hatırımda kalan türküler dilimde
‘Elif dedim be dedim, yar ben sana ne dedim’
Ne dedim ki ben, ne deyim
Divitime zaten yetmez mürekkebim
Hem ben ismini yeni ezberledim
Gülüm dedim, ondan mıdır güle benzedin
Bir de öpmüştüm gözlerinden
Kahretsin! ondan mıdır gidişin
Öldürecek bir gün beni bu
Gitmeler/gitmeler/gitmeler

Anam çift ütü vuruyor pantolonlarıma
Gömlek yakalarımda çıkmamış kir
Dün okuduğum kitaptan
Dünyamı yerler bir eden fikir
‘Herkes kendi için sever’
Bu ben değilim, bu değil içimde aşk
Dilimde sesiz /tefsiz zikir
Dökülür eteğimden bir, bir
Öfkeler/öfkeler/öfkeler

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:28
İnadına Yaşamak

Şehirler kuruldu dağlara
İsyan ediyorum
Bir yerlerinden çürüyor dünya
Kokusunu duyuyorum
Hani yıkılacak ya çatısı güya
Ellerim başımın üzerinde geziyorum

Annemin ördüğü hırka
Cebi yok, korkuyorum
Hani alsam dilenciden dua
Avuçlarımda kayacak tutamıyorum
Babamın ter kokusu burnumda
Öyle özledim ki, ağlıyorum
Bir el başımı okşasa
Gözlerim kapalı sarılıyorum

Uçkurlar çözüldü bu mu reva
Ten mi, sevdamı çözemiyorum
Bir aşığın gözlerine baktığımda
Ne garip, kimseyi göremiyorum

Yalanlar sıra, sıra
Neye inanacağım bilemiyorum
En güzel yerinde bitiyor rüya
Gecem, koca dünyam, kayboluyorum

Kanadı kırık kuşum niyetlensem uçmaya
Boyumdan büyük uçurum düşüyorum
Adımlasam, yıkılacak dağlar taşlar
Gözlerimi kapasam yalandan
Kulağımda ölümüme ıslık çalan rüzgar
Yinede uçmak,yinede uyumak
Yinede sevmek istiyorum
Ölümden korkmuyorum

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:28
İnat

Ardında bıraktığın rüzgarın esiriyim
Savurdukça beni,sanırısın sarhoşlar prensiyim
Öyküler anlatma bana,dinlemeyeceğim
Beyazlar giymem!
Beklenen prens ben değilim

Üzerime çekip,yırtık sevda urbamı
Kapı,kapı aşk mı dilenmeliyim
Cep delik,cepken delik
Bütünüm yok,bozukluklarımı düşürmemeliyim

Karanlıktı,bahçene girdim
Derdim,karanfilleri ezmemeliyim
Kan kokmuş her yan
Kırmızılıklar bulaşır ellerime
Bileklerini kesen ben değilim

İnat uğruna sattın hevesini
Neyin kaldı
İsteme!
Zaten kendime yetmeyenim
Gelme üzerime
Güçlükle biriktirdiklerimi vermeyeceğim

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:28
İnsan

I-
Kanadı yaran
Zaman! !
lime,lime etini koparan
Eşref_i mahluk
İnsan! !
sensin
Yüreğinin derdine
Derman olan

II-
Neden
Kendinden kaçar insan
Telaş niye
Hayattır yağmalanan
Tendeki acı niye
Nen kaldı
Kırık vazon
Sırı dökülmüş aynan
Karanfil ağlar
Su diye
Esiyken ayna değil
Sen! !
Aynaya
Sitem niye

III-
Yalan! !
Birazda sen oyalan
Çocuk emzirdi bebeğini
Ninelere ninniler söylendi
İnsanlar! !
Riyanın esiri
Boyanan dudaklar
Sil gözlerinden nemi
Akmasın rimeli
Yüzüne
Çiz gülen resmi
İçin,için ağlayan adam
Acın hiç dinmedi
Değil mi?

III-
Kahkahalar! !
Yırtar geceyi
Satılır hevesler
Okşanır tenler
Okşa! !
sen de şişeleri
Kırsanda çıkmaz
Alaattin'in cini
Yanılma! !
Gece karasından
Siyah ayrılmaz ki

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:29
İntikam

Usul, usul yaklaştı adam
Elindeki silahı patlattı adam
Kırıldı ayna, sızdı kan
Bakıp kanlı gözleriyle
Koşarak uzaklaştı adam

Uyuştu parmaklar
Durdu, hiç durmayan
Bu nasıl kin
Bu nasıl intikam
Aynada kendini vurdu adam
Hayat gözler önünde
Koca ömür san ki;
Bir saniyelik zaman

Neye yarar intikam
Neden vurur kendini adam
Bilmez ki terk etmez onu
Beyninde ki o zan

Yaptın, kim hesap soracak olan
Hataydı, nerde mahvolan
Kendine zulmeden adam
Bitsin bu intikam

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:29
İstanbul'da Bir Hazan Mevsimi

Sen bakardın kabarırdı deniz
Sallanırdı tekneler
Teknelerde bakıl ekmek dumanı
Sen susardın içim acırdı
Yoksun işte sustu vapurlar
İçimi deliyor martı çığlıkları
Hani hayal kurardık
Yedi tepeli şehirde
Adalılar bizden bıkardı
Anadolu hisarıydım ben
Sen Rumeli hisarı
Dudağımda hüzünlü gülüş kaldı

Surda gedik açılmış
Gedikte yakılmış lastik isi
İçilen şaraplar kırılmış
Evsizlerde unutmuşlar bizi
Unutmamış Konstantin
Selamlıyor serviler
Ayakta Karaca Ahmet
Beni görünce geçmişi
Seni sevmek
Öyle büyük bir vakardı

Her mevsim değişirdi saçların
Yazın ekin tarlaları gibi sarı
Sende sevdim en çok kızılı
Kıştı, saçlarını rüzgar okşar
İstanbul kızıla bulanırdı
Şarkılar söylerdim boğaza karşı
Oltama redif takar
Ben şiir yakalardım
Aşk beni tutardı

Bak pencerenden
Tepeden sararmış at kestanesi
Önce en körpeleri
Sonra kocamış kalın yaprakları
Peşinden sürükledin giderken
Kadıköy’ü, Üsküdar’ı
Yağmuru ve martıları
Çağıran sendin hazanı
Giderken çağırdın değil mi?
Son mevsimi, sonbaharı

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:29
istanbul

İstanbul’u hiç yaşamadım
hele İstanbul’da hiç..
sevdayı yedi tepesine yaydım
yalnızlığımı kız kulesine

'istanbul'da sonbahar
kız kulesi ve adalar,
bu benim
benim bu
yaşananlar

gönlümü yediye böldüm
hertepesine beni gömdüm
haliç'de kızıl bir akşam
Yedikule zindanı göğsüm

Istanbul’u hiç yaşamadım
hele ıstanbul’da hiç..
sevdayı yedi tepesine yaydım
yalnızlığımı kız kulesine a.gençay

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:29
İste

I-

İste benden
Yangınlarımı
Tanı ateşi hapsedeni
Yanarımda
Ateşim avutamaz üşümelerini

II-
İste benden
Mavilerini
Kırmızılarını
Pembelerini
Yıka yüzünü
Akıt tüm boyalarını
Aynaya ver güzelliğini
Ver ki kırılsın
Sana benden çok bakan
Aynanın şehveti

III-

İste benden
Geyve‘nin güllerini
Mono rosa şiirlerini
Ihlamurlar açarken geleceğim
Al mendile sar
Telli turnayla haber sal
iste
Özlemlerini

IIII-

İste benden
Bende ki seni
İste ki
Azat et esirini

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:29
İsyan

Tırmandım ulaşılmaz fikrine yel,fırtına,ayaz kesti
Seni sevdim niceleri bir yeldi,tenimi okşadı geçti

Zamanın rençperiyim an,dakika,saat bir gecelikti
Sırtlandım sevdanı,zaman arsız nehir,akıp geçti

Kuzgunlar,akbabalar ve insanlar,vahşiden daha vahşi
Ne zaman yumsam gözümü üşüştüler ruhuma her biri

Değmesin bana kimse ben kimseye yar demedim ki
Girmesinler gecelerime geceleri yanarım,kor ne ki

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:29
İşte Benim

Siyah ceketim
Beyaz gömleğim
Gri pantolonumda
Gözyaşı lekelerim
Islak kaldırımlarım
Memeleri sismiş kancık kedilerim
Gömleğimi delen acı yelim
Çöpten nimet, kimsesizlerim
Yüreğim deki senim
Küçük şehrim
Uzun gecelerim
İşte benim

Sigarımdaki zifirim
Nefesimdeki çaresizliğim
Ökçemdeki demir, sesim
Korkak cesaretim
Yalnızlık sessiz ezgim
Marpucumda gümüşten zevkim
Zar sesinde kaybetmişliğim
Yastığımda yıllanmış kirim
Çarmıha gerilmiş yüreğim
İşte benim

Odam, keskin köşelerim
Saklayamadığım endişelerim
Perdemi kaldıran rüzgâr
Davetsiz misafirim
Cellâdım, son isteğim
Elinde ölümüme ferman
Cevapsız, ecel terim
İşte benim

Asık suratlı aynam
Bakışlarım tutsak
Ölümcül hastalık içimdeki hevesim
Benden büyük yalan mı var
Hala kendimi affetmedim
Dokunsalar!
Yanar ellerim
Baksalar!
Gözlerimle geceyi ateşe veririm
Deliyim, divaneyim
Belki de serseriyim
İşte benim

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:30
İşte Sana Sevda

Hangi yürek iflah oldu ki aşkta
Aşkı masal,sevdayı oyun sayanlar
Bendenler görmediğiniz ateşle yanmakta

Üflenecek bir gün sura
Kurulacak,ince,kılıçtan keskin sırat
Eyvah,işte o zaman yanar benden nara

Bırak acılarını avuçlarıma
Beyazlarını kapatmak için boyadığın kızılları
Ufka sal, dağıt gitsin rüzgara

Gökyüzü boyanır mehtaba
Ufka dalarsın,gözlerinde hasret
Düşler sarar bedenini,işte sana sevda

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:30
İtiraf

Kıvrılan yollar,kısalır zaman
Koşun ilerde hayat,güllük gülistan
Yağmur düşer damla,damla
Her damlasında yedi renk hülya
Düşün,yaşayandan damlar kan
Fışkırır hayat,çatlamış tohumdan
Hayat perişan,hayatlar ziyan
Yüreklere duvarlar örülür
Görünmez duygulardan
Nemden yıkılır duvar
Yiğit geberir gamından

Avuçlarım terliyor
Zemheride yanmak garip
Kardelenler fışkırır buzdan
Okşasam gülü,ellerim kan revan
Kadife tenlim,karanfilim
Kokunda nefes alırım,tadında demim
Sokul koynuma,ayaz vurmasın seni
Rüzgar şarkı söyleyip kandırmasın seni
Düş dudaklarıma sabah çisem
Dudaklarında hayat,yoksa ölüp gideceğim

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:30
İzin Verdim

Sen beni sevmeden önce
Ben seni sevmiştim
Saçların aynıydı
Sönmemişti ışık gözlerinde
Sen beni sevmeden önce
Yakalanmamak adına yalanıma
Beni sevmene izin verdim

Yakalanmamak adına günaha
Ayaklarımın sesi değil ki
Öksürüklerle gizlediğim
Kimseye diyemediklerim
Var biliyorum, ve korkum
Artık uzun gecelerin ardından
Güneşi beklemeden uyanıyorum
Şafaktan önce dokunmak için sana
Uyumana izin verdim


Artık bilmecenin anahtar harflerindeyim
A çıktı adımın başı olsun
Ş çıktı o da senin adın olsun
K çıktı kavuşmak olsun
Ben aşkı buldum
Aşkı bulmana izin verdim ki
Aşk senin olsun

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:30
K 'larda

Kanayan eşmelerden içtim aşk şarabını
Kelimelerimin cesurluğu sarhoşluğumda
Kaçıncı cesaretim bu,kaçıncı intiharım
Kaçma benden güneşi alacağım kollarıma

Kudurmuşluğun adı mikrobik kalın kitaplarda
Kaçmak istiyorum tabanımı delen acılarla
Kaçıncı isyanım bu,kaçıncı firarım içtimalarda
Korkma benden beyazlar saçamam saçlarına

Kuytusuna büründüğüm alacakaranlıklarda
Koca,devasa canavar yarattım korkularımla
Kaçıncı uçuklayışı bu,kaçıncı sızı dudaklarımda
Kaçır beni korkuyorum çöl kurusu yokluklarında

Kahırların dizildiği tane,tane hüzün sofrasında
Kursağım düğümleniyor kaskatı sevdalarında
Kaçıncı düğümlenişi bu,kaçıncı yutkunuşlarda
Kahrolası boğazım yapma bunu açım ben sevdaya

Kuru yaprak düş! kaderin bu mevsim sonbaharda
Kıyamam çıplaklığına adımızın kazındığı ağaçlarda
Kaçıncı sonbahar bu,kaçıncı baltalanışı acımasızca
Köklerini sal bana tutunacağım,uyanacağım baharda

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:30
Kadınım

’Kadınım,ateşim,narım, efkarım,,

Gece gel gündüz gel,dize ol bana hece hece gel
Çıkar rediflerini üzerinden,kafiye ol öyle gel

Son kurşunum kalemimde,kağıda dizil de gel
Perçem perçem saçların,gözüne sürme çek de öyle gel

‘’kadınım,ruhum,varım,eyvahım,,

Kapa gözlerini,unut bütün söylenenleri,katıksız gel
Damarım da kansın,ruhuma cansın, ecel olda gel

Korkular büyüt gecende, şimşek,gök gürültüsü,çocuk olda gel
Bak bir yaşam sana,sus konuşma,ahraz ol lal olda öyle gel

‘’kadınım,hevesim,nefesim,sebebim,,

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:30
Kahır; Hep Kahır

Ne diye seslenmeliyim sana
Bahar mı desem
Sana eylül mü yakışır
Kaçışır kuşlar bahçelerden
O güzelim bahçeler sararır
Kıskanır cümle alem
Kıskanır seni benden
Güz dokunur saçlarına
Korkarım, gözlerinde yeşil azalır

Ne diye çağırmalıyım seni
Efkar mı desem
Aşk mı mesela
Kaldıramazsın acısını
Gün gelir değerim azalır
Yutkunamazsın bahtını
Aydınlık geceni efkar sarartır
Korktuğundur kaybetmek
Yalnızlık ağırdır
Korkarım, yüreğinde şevk azalır

Ne demeliyim sana
Gel mi desem
Kal mı acaba
Serpilir gamdan kelimeler
Dudağımda kahır
Kan sızar kağıdıma
Özlemek aşkın adıdır
Gel diyor içimdeki ses
Ellerin dudaklarımı kapatır
Korkarım, adım vefasız kalır

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:30
Kalanlara

uzaklara düşer yıldızlar
bu şehirden çok uzaklara
yoksa kaybolmazlar ufukta
gelmeden gitmez insan
neden bu gitmelerde ki yalanlar
hem sen geldin mi ki
yıldızlar kayar uzaklara
oysa ben yabancıyım hala
senli tuzaklara
o yüzden her yanımda ağların izleri
yakalanmışım acıya
ölürüm belki
bir sonra ki yıldız kayışında
yağarım
gittiğin şehrin damına

bu şehirde güneş
sıyrılıp yüksek binalar arsından
tepeden deler adamı
adamlar ki
hep sarhoş
adamlar ki, bakışları boş
kadınlar tanırım
etekleri pürçekli
kadınlar dişlerinde ihtiraslı izler
neden bakıyorlar ki bana
güneş tepeden deler
kalan benim
neden hep kaybeder kalanlar
neyim vardı da
neyi kaybettim, senden başka

uzun zamanlarım var
sigara, izmarit arsası
dudağım yanmadan
aklıma gelmez saatimi sana kurmak
saçlarım, sakalarım var
eşkıyalardan daha uzun
ve sen, sen varsın gözlerimde
kapadığımda siyah
açtığımda pranga
kısa zamanlarım var
ölümü bekler gibi kısa
artık beklemelerim

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:30
Karşıyaka

Uzun bir vapur kuyruğunda kaybettim ümidimi.Önce yağmur yağdı ıslandı saçlarım.Sonra güneş vurdu kurudu umutlarım

Şehrin diğer yakasındaydın sen. Omuzlarına kepek dökülmüş bir adam, ardımda uykusunu atamamış nefesi kokan bir kadındı kuyruk.Olduğum yere yağmur düşüyordu senin üzerinde güneş.Tabanlarım su çekiyor avucumda sıktıkça iz bırakan üç, beş bozukluk.

Üşüdükçe yaklaşıyordu insanlar.Yaklaştıkça garip bir çokluk.Sanki hep bir ağızdan kulakları tırmalayan şarkılar söylerdiler.Yağmurun yıkadığı şarkılar.Martılar seni tarafına uçardı.İşte ayrım orda başladı.Sen karşı geçe de otururdun, ben… ben oturmazdım.

Kısacık bir yaşam kavgasında kaybettim seni.Zaman sabrımı aldı, sonra sen, sen yenildin zamana…..

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:31
Katliam (osetya)

Korktu çocuk küçücük elleriyle gizledi yüzünü
Sessizce sızdı yaşlar ağlamaktan gözleri büyüdü

Uzattı ellerini değmedi gece ne kadar büyüktü
Umutlar saman alevi ne zaman yandı ve söndü

Düştü ateş yanı başına her yan aleve büründü
Bilmediğiydi ölüm,vahşet büyüklerle büyüdü

Birinin isteği özgürlük diğerleri üzerine yürüdü
Yıkıldı yuva hırslarıyla her yanı feryat bürüdü

Gazetelere yansıyan katilin hayasız pis gülüşü
Kucağında bir ten,bebek ölümün soğuk yüzü

Yazıklar olsun hepinize kinim daha da büyüdü
Yıkılsın düzeniniz zaten yalandı şimdi görüldü

Dokunun onlara, göreceksiniz ne kadar yalanlar
Gülüşler sahte,sahte kahkaha hepsi canavarlar

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:31
Kavgam (Kin)

Her bakış dokunuyor
Her çıtırtıda yıkılıyor dünyam
Kaçmak istiyorum
Daha diyeceklerim var, kaçamam

Yalnızlık, yalnızlığımda çıplak yalanlar
Her biri hançer, öç alacaklar
Seslensem, çıksam pencereme
İnsanlar benden vebalı gibi kaçacaklar

Gözlerim kan, kandan çanaklar
Varlığım, neşem çocuklar
Baksalar gözlerime
Korkuyorum canavar sanacaklar

İnsanlar, yüzlerinde sahte gülüş
İnsanlar, ardını koklayamadığım kavunlar
Önümü dönsem ikram, muhabbet, cümbüş
Arkamı dönsem bilirim satacaklar

Her söz vuruyor
Her sessizlikte çıldırıyor dünyam
Ölmek istiyorum
Ölemem, henüz bitmedi kavgam

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:31
Kavgam (Sensizlik)

Kalksam ayağa, başımda esen asi gençlik
Otursam, altımda devran binlerce senelik

Acı ve keder bir ömür, mutluluk gündelik
Öldürdüğüm zaman, her geceye bir çentik

Anamın muskası mı göğsümde şerre üzerlik
Nafile, duyduklarımdan yüreğim delik deşik

Terk etmez keşkeler, her sorgum teneşirlik
Uykulara dizili düşler, anlık gülümsemelik

Buzdan ellerim, sanırım sonum kangrenlik
Kes sevdamı şah damarından, aşk bitmişlik

Acıyarak bakma bana, bende yaşam yitik!
Gecelere verdim sırlarımı, katilim sensizlik

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:31
Kavgam(Korku)

Ayın beyaz yüzünü çaldılar
Göğümde tılsımı sökülmüş yıldızlar
Umut, elde avuçta kalanlar
Eyvah! İçim yanıyor
Ruhumun asi gücünü kıracaklar
Korku mu bu, neye yarar
İçimdeki sesi, çığlığı kim duyar
Kim hesapsızca kapımı aralar
Gelmezsen gece beni boğar

Sırtlanlarım var, ulurlar
Yalnızlıkta her biri bir canavar
Kuma kuşlarım var, ağlarlar
Her biri gamında ah ile zar
Ben ağlarsam, hepsi susacaklar
Ağlayamazsam gece beni boğar

Sebebim, sevdam yüreğimde sen
Korkumda sensizlik var
Sana erişmek en büyük kavgam
Işığım, nurum yanmazsan
Kapkara gece beni boğar

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:31
Kayıp

Kalemim mi vurdu seni
Yoksa jurnal mi yedim savaşımda
Oysa boşaltmıştım şarjörümü
Sevdanın giriş kapısında
Günaydınına çizdim her gülüşümü
Biliyorum kuş olsam da konamam
Beklemenin pervazlarına

Akşamlarına doğdu hüznüm
İyice bak yüzüme
Göreceğin derin muamma
Nereye düşse yıldız
Oradan başlasam hayata
Ve ne yana esse rüzgar
Savruluşum, sana

Uykular!
Bölünür gecenin tam ortasında
Hadi bir türkü tuttur
Ağlayayım dudaklarında
Hani saçların güneşe benzerdi
Kanmam asla ayın ışığına

Leylimi çaldılar
Güpegündüz kaldım tek başıma
En sevdiğim vakit akşam
Hüzünlendim aşkın çıkmazında
Kendimi vurdum
Aşkın sızar yaramda

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:31
Keşke

Seni söylüyor şarkılar
Ben geceyi dinliyorum
Hüzün dağlara vuruyor
Gözlerim seninle kapanıyor
Yıldızlar bürünüyorum

Yalnızlığım
Gündüzden güç bela kaçırdığım yalnızlığım
Bir de sen,olmazsa olmazlığım
Ayaz sürmüşsün dudaklarına
Dağ çiçeklerinden kokun
Saçlarını boyadığın akşam
Yıldız kayıp çizecek güzel yüzünü
En büyük korkum

Uzunca uzattı ayağını gece
Uyku dizildi gözlere
Karnında horultu kara canavarın
Uyuyamıyorum
Sensizlik nice kahpe düşlere gebe
Önce peri girecek içeriye
Üzerinde beyaz elbise
Sudan şeffaf,inceden ince
Dokunamaz parmaklarım
İhanet edercesine
Sonra eskiler dizilecek perdeye
Her birinde ilk heyecanın verdiği titreme
Korkuyorum
Çalacaklar beni bir buseyle

Daraltıyor göğsümü
Ne yandan gelecek
Ne diyecek bana keş kelerin sorgusu
Keşke uyumasaydım
Keşke uymasaydım
Öldürür beni
Bu ihanet sorgusu

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:32
Kırık Tarak

kadın
saçlarını açtı
tarak düşledi
altındandı
oysa nineden
yadigardı
kemikti
kırıktı dişleri
eksik gedik
aldırmadı
kalaylı
bakır tas
su çalkalandı
tarak ıslandı
saçlar yaldızlandı
aynada
mazi canlandı
saçlarından
sıyırdı tülbent
sıyrılan
eski zamandı
dokundu saçlarına
ağladı
yaşlar
tasa damladı
titredi
kırıldı kolu
kanadı
hiç bir kadın
onun kadar
güzel olamazdı
bir diş daha
kırıldı
azaldı
azalan
zamandı

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:32
Kibirim

Sevgili, sensiz karandan daha kara geceler
İsterim ki sen gel, siyahıma düşmesin lekeler

Aşkın, kalemimden düşen en şehvetli heceler
Soyunsam sen diye, yanar yabancı bendenler

Fikrin, beynimde dolaşan zaptsız düşünceler
Açsam ağzımı birkaç ipsiz, ipe götürecekler

Sevda, sen yaşanmazsan onlar ne bilecekler
Garip belki de yaşananlara gülüp geçecekler

Yüksekler, ayaklarımın altında küçük tümsekler
Başımı dik tutsam, bilirim ne kibirli diyecekler

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:32
Kim Bilir

Kim bilir
serseri ten kimlerle sevişir
ve gece gündüzü nerde yakalar
kim bilir
yalnızlıkla sorgulamadın mı kendini
bire sevgilinin gözlerine baktığında
hangi kadınlar nerelerine değişmiş
kim bilir
anlarsın
tenin yanar
ruhun kıskaçtadır
ellerin terler
gözlerin kararır
dilin tökezler
boğazın düğümlenir
gecelerin
uzunluğunu bilirim
yıllara eş
bir yanımda
yana sobanın
kızgın ateşi
içimde yanan
yüreğimin koru
zamanı saatine bakarak
söyleyenlere göre
bir kaç zamandır gece
bana mı
bana sorma
geceleri
yeniden doğar
ölürüm ben
bir ömür gibi
dar ağacı kurarım
karanfil bahçesinin tam ortasına
ortasına otururum
zaman
gece
ben
yaşanır yaşarsam
bakma sevdiğim
gözlerime
yüreğime dokun dinle beni
sen anlarsın beni....

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:32
Kime/ne

I-
Kelimelerimde
Küskünlüğün çocuksu tadı
Yıkılır art arda tüm heyecan
Öyle bir anda vurur ki bu acı
Savunur kendini bana/nelerle insan

Tavşan dağa küsmüş, bana/ne
Ne dağdan bir tane
Ne de tavşan derman dağın derdine
Küssem bu koca şehre
Kime/ne

II-
Nefesleri yalan insanlar
Ve onları saklayan şehir
Kuşatılmış yalnızlıklar
Özgür arsızlık, kırılmış zincir
Korku panzehirsiz zehir

Selamsız yürüdüğüm kaldırımlar
Her bakış manasız, yabancı
Sıklaşan adımlarda uğultular
Ayak izlerimde derin manalar
Beklemeyin daha ölmedim
Tepemde dönüp duran ak/babalar

III-
Uyandır beni, sevgili
Giderken kendine iyi bak demiştin
Geldiğinde uyandır
Dudaklarım büzük
Omzumda silkiniş/küslük
Okşarsın başımı belki diye
Uykularım birkaç düşlük
Küsmedim gidişine
Kime/ne

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:32
Korku

Kat,kat giydiğim pişmanlıklar
Tutunduğum dalı kırıp
Sonsuzluğa düşüyorum
Dibine daldığım cehennem
Yanıyor taştan yakıtlar
Bende titreme
Üşüyorum

Kuşlar uçuşuyor tepemde
Garip,adlarını bilmiyorum
Gagalarında kan,kanatları kılıçtan
Çiçek atıyorlar,kan kırmızı
Çiçekler gülümsüyor bana
Bende sızı,inceden ince
Ağlıyorum

Havada ağır intihar kokusu
Hüzün,damarıma giriyor
Beynimde yapma demenin uğultusu
Rüyalar giriyor kanıma,uyanıyorum
Bende ne yapacağını bilmeme duygusu
Bilmediğim sona yürüyor
Korkuyorum

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:32
Kuşluk Vakti

Anne
Ört üzerimi
ninniler söyle
okşa saçlarımı
uyanmamalıyım

sabah
düşler toplayan
bırak
daha uyanamadım
kumruları sayıyor
ihtiyar kadın
kuzgun
çık aradan
bahsi kazanacak
gıcırdayan sandalyede
sallanan
bıyık altından sırtaran adam

dönüp duruyorum
yatağım
dünyam
üşüyor bir yanım
açık kalmış pencerem
kuşluk vakti doluyor odama
okunan ezan
utanıp da gizlendim
müstehcen rüyam
üstüm yorgan

çanlar çalıyor
sıvışıyor yanımdan
yılan kadın
şah meran
ne çabuk
hiç çıkmadı ki üzerimden
urbam
beyim uyan
doldu zaman
süpürülecek düşlerden kalan

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:32
Kutsallarım

kutsallarım vardı
mucizelerim
yenik mısır tarlası efsanelerim
şimdi uzanıp teneşire
ebabiller düşlüyorum
yaşam boyunca hışır bir öç
neden yaşanır ki
ve neresinde bu yanılgı
hayat bir seten taşı
döner hep aynı
öğütür hep aynı
hadi dur de gücün yeterse
dünyayı boynuzunda taşıyan öküze
hadi çağır ebabil kuşlarını
kanatlar kaç çırpımlık bilmem

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:33
Lanet

Yalnızdım
Yalnızlığı ben seçmedim
Acılıydım
Acıya gel demedim
Gecelere sevdalandım
Gündüzlerde ben bende değildim
Yarelendim
Derdime derman lokman demedim
Sevdim
Yeminler olsun çok sevdim
Damarıma girdi zehrin
Parelendim
Hiç vazgeçmedim

Sustum
Sesi gelir beni bulur diye sustum
Öksüz,yetim gibi
Korkularla pustum
Okşadı başımı yad eller
Heveslenmedim
Sensizlik de yalnızlık tek dostum

Lanet edildim
Haram meyveyi yemiş gibi
Diyarımdan öte sürüklendim
İhaneti ben etmiş gibi
Lanetlendim

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:33
Leb_i Ceyda

Ufkumda kızaran hasret, mehtabın
Tutsam, tutunsam perçemine
Yanar mı gözlerim, yakar mı günahın

Acı sinmiş bedenime, senin ızdırabın
Alsam, saklasam seni göğsüme
Yok mu derdime çaren, yok mu ilacın

Değse dudaklar, öpse leb_i ceydanın
Yansam, su serpse ateşime
Biter içimdeki özlem, söner yangının

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:33
Leyl(a) Hikayesi

Mısır sümeğine tavuk teleği taktığımdan beri
Rüzgârın peşinde hayallerim
İçime doğan aşk güneşi
Eriştirdi ekinlerimi harman vakti
Yüzüme vuran rüzgâr
Dokundu saçlarıma sevda gibi
Dudaklarım sızladı
Avuçladım ab_ı leylayı
Ellerimi yaktı ateşi
Ve bedenimi saran urbalar gibi
Kuşattı leyl içimdeki her şeyi

Asi ırmaklara atıldım
Midesindeyim hayatın Yunus misali
Takıldı sevdanın ağına
Deryalara erişmeden düşlerim
Ufaladı yıllar koca dağları, tepeleri
Savurdu rüzgâr kumdan taneleri
Çöle çevirdi
Yalın ayak gezdiğim şehri
Kuşattım aşkı
Kuşatıldım mecnun misali

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:33
Mahkumun Son Mektubu

MAHKUM MEKTUBU OKUNMUŞTUR.
26.06.2006

Bugün;
Gelmeyişinin bilmem kaçını günü
Ne mektup var
Ne iki satır
Sigara getirmez oldu gardiyan
Ne de karışmasın diye
Enelediğin fanilayı, donu
İçimde çığırtkan his
Beynimi kurcalayan ses
Öldü mü yoksa!
Git başımdan iblis
Bu ne biçim soru

İç içe girmiş ranzada çentikler
Hangisi şafak
Çizgilerin hangisi
Geldiğin günleri belirtirler
Kusura bakma sevdiceğim
Burada günler karışıyor
Bayram mı seyran mı
Bayrak asılmış havalandırmaya
Bilmem neyin
Kaçıncı yıl dönümü
Sadece uzaktan tütün fabrikasının
Vardiya sireni duyuluyor

Revirdeyim
Umumi kontrolde
Ellerimde maraz buldular
Tırnaklarımı yokluyor doktor
Ona göre kangren
Kimse bilmez
Ruhumu tenimden evvel karantinaya aldılar
Bende alaycı gülümseme
Oysa kurşun kalemin tozu
Kesici alet bulundurmak yasak
Benim suçum ne
Geçmek bilmeyen gecelerde
Göz bebeklerimi büyüten karanlık
Burnuma değen küf kokusu
Ne yapmalıyım
Seni yazmakla tükeniyor zaten
Kalemimin ucu

Konuşuyorlar baş ucumda
Duyuyorum herkesi
Beş vakit namazlı gardiyan Mehmet
Dudaklarında dua
Kulağımda uğultusu
Ben öldüm mü yoksa
Saçmalık!
O zaman neden acıtıyor tenimi
Pire, tahta kurusu
Ölüden kan çekilirmiş
Aha da sıktım
Karınları kanımla dolu

Üşümüşüm görmüşler
Tüylerim diken, diken
Meğer ben ölmüşüm
Daha genç iken
Sarıp sarmalanmış döşeğim
Emanete geçilmiş defterim
Boncuktan yaptığım kuş
Ruhumla uçup gitti penceremden
Kimsede kalmasın diye hakkım
Helallik alınmış milletten
Ruhuma El Fatiha
Asılmadan öldüm
Yok hayata dair bir sitem
Yok bende son arzu
Affet!
Sen bilmeden öldüm
Artık mekan fark etmez
Zindandan iyidir
Olsa da kireç kuyusu

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:33
Mahpus

Üzerine acılar giyen adam
Hüznü ömre yayar zaman

Beyazı siyaha benzetir kir
Günler mahpus, azat fikir

Kalk borusu çaldı hizaya gir
Çekilir tespih, dilinde zikir

Pencerede parmaklık, demir
Heveslere vurulmaz ki zincir

Özgürlük dediğin bedene esir
Aşkı bilmeyen esareti ne bilir

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:33
Mai Geceler

Son gördüğünde
Kar suyuyla yüzümü yıkıyordum
Ellerimde kopardığım kardelen kanı
Gözlerimin altına çizdiğin is
Ele veriyordu sabırsızlığımı
Beyazın bende bıraktığı korku
Kinini gizlendiğin garip his
Geceden mi? Kırık hayallerim
O gece pencerede ağlayan sendin
Bendim ayın başında dikilen
Bendim güneşe kement atan
En karalardan sana ışık getiren

Ağaran güne uyandım
Minarede uykudan hayırlı çağrı
Yarım kalan düşleri dizdim gerdanına
Göz bebeklerimde gittikçe büyüyen acı
Gökyüzünde nuru dökülmüş bir hayatın
Filizlenen yaşam çağrısı

Uykun ölüm mü?
Gece boyu sönmedi odanın lambası
Korkuyor musun? korkma!
Sabrını öldürene ceza yok
Yok huzur sevene yaşam boyu
Korkma yinede aşk öldürmez insanı
Hem gece yeni başlıyor
Bozdum saatim zembereğini
Sessizliği delen tik taklar yok
Yok artık saat başı radyoda haberler
Yok arzuyla sıralanan istekler
Kimse bilmez, bilinmez
Güneş sabah ne yandan doğar
Ne yandan gelir, gelecekler
Çıplak ayaklarla ezilen acılar
Kanar yersiz umutlar
Ağlar gülmesi beklenen bulutlar
Güler yağmuru bekleyen çiçekler

O kadar acı ki
En yakınında uzak olmak
O kadar ağır ki
Seninken elin olmak
İstemiyorum nefesimi, soluğumu
Sensiz harcamak

Uzansam, tutsam saçlarından
Çeksem nefesini göğsüme
Yakalasam kaderini
En can alıcı yerinden
Divitime yetmeyen mürekkep
Donmadan yazsam
Yazsam, damarlarımdaki kandan
Sevdam..

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:34
Makber

Ben yazmadım alnıma bu kaderi
Tut elimi çocuk gibi, al götür beni
Unutmalıyım kim nerde ne demiş
Kim çalmış en sevdiğim hayalleri

Yanağımda buruşuk yastık izleri
Koynumda sensizlik, aşk zikirleri
Ansız, anmasız basar karabasan
Yakar ciğerimi, tıkar nefeslerimi

Sen ay yüzlü, toprak tenli sevgili
Aşk gömülü, yüreğindir makberi
Ardımdan ağlarlar belki kalanlar
Bilmezler sensin ruhumun cenneti

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:34
Maniler/I

ağlamak yakışmaz herife
söz dinletemedim yüreğe
yarim tutmasa ellerimden
erir ruhum günden güne

evvel ki yıl, giden sene
harman vakti bitti çetene
güllerde tomurcuklandı
hadi yar bekletme gelsene

ardından su dök gidene
ağlar gözler dene, dene
yaratana ettiğin dualar
rabbim yari göndersene

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:34
Martı

kızıla boyanan haliç akşamı
kıyıya vuran dalga furyası
birde deli,dedi çığlıklarıyla
martılar...

-hadi dedi şahan
omzuna attığı kalın paltosuyla
kalktı çömeldiği yerden ihtişamıyla
gözlerinde hüznün akşam kızıllığı
suya değmek ister gibiydi martıların ayakları
ne kadar da derin baktı anlamışlığıyla
bense halen şarabın sarhoşluğuyla
parmaklarımı ovuyorum
-kaldır kafanı diyor
kaldırıyorum tüm hüzünlerin ağırlığıyla
-bak dedi
gözlerim kaydı parmaklarının uzandığı martıya
gömülmüştü başı bedenine,kanatlarına
diğerleri dönüp duruyordu başında
-hastamı acaba dedi
cıkk dedim dudaklarımın açılışıyla
-gülümsedi
elini omzuma attı
kalktım yerimden ey vallahıyla
yuvarlandı şişeler sessizliği yırttı
kanatlar kalktı martı canlandı
dönüp duranlar durdular şaşırırcasına
-anladın mı? dedi
ve devam etti beni anlatırcasına
hüzün vurdu onu gamlanırcasına
oysa uçmak vardı ruhunda yaşamak adına
hüznün sığmaz kanatlar arasına
beklediğin bir ses bir dokunuşsa
sakın bekleme yaşa yokluğunda
- eyvallah dedi
dağıldı martılar onun yok oluşuyla
ve ben benle kaldım sarhoşluğumla
ve martım uçtu ayakların değdi suya
kısık bir sesle çığlıklandı haliç
gecenin sonunda
.....

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:34
Mavi Delilik

Benden daha mı yakın
Başkasından kelimeler
Umuda yelken takıp yüzdürdüğün
Hayalden denizler
Rüzgar mı verir saçlarına
Başkasından nefesler
Bilmezsin sen kendini
Ruhunda mavi delilik
Oysa denize bakmak yorar
Yorar gözlerine çalan maviler

Öyle bir yerdesin ki
Ne savaş nede dostane gülümsemeler
Kapanır üzerine kapılar
Soğuk oda, hüzünlü nağmeler
Sırtına karanlıktan uzanan el
Tenine dokunan soğuk
Dışarıda alev almış bedenler
Ne kadar güzel
Ve nedenli acı
Görülürde bilinmez tadı
Zeytin ağacında mor yemişler

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:34
Mayamalağın Kızı

çarık ayağında sırtında abası
yehdiydi anne kucağında
Yemende kalınca babası
yokluktan kurumuş göğüsleri
çatlamış topraklar neyler anası
sahanda çok su az çavdar maması
ağlamaktan gözleri görmez olmuş
her gıcırdayışında hayatın kapısı
‘’Oğlum,, der dururmuş büyük anası
Abdullah da ibişin abdulmuş adı
seferberlik duyurulmuş
Garbdan alınmış Osmanlı tuğrası
On beşli türküsüyle uğurlanmış
Sulsusokağı çınlatan at nalları
Yemen’e çıkmış pusulası
daha giymeden kalpağı
baba evinde matem havası
demek ondandı ağabeyime bakıp bakıp
‘’babamın adı ağzımın tadı,,
onda buldu onda yaşadı hep babası
hafiften sendeleyerek yürürmüş
köyün kadınları maymalak demişler
daha ondokuzundaymış anası
mart dokuzu çıkmış
avradı ölen davulcu dünürcü gelmiş
yeniden kınalanmış ayası
yıllar yılları kovalamış
yemen türküsü tellenmiş
ne haber gelmiş nede babası
yehdi büyümüş gelinlik olmuş
evermişler alınmadan başlık parası
yiğidi olmuş heykel ali damadı
oda kınalanmış yüreğinde baba acısı
on çocuk doğurmuş
yedisi ölmüş üçü başının kadası
ölenler abdulmuş
kalanlar Ömer’i Minüres’i Fatımas’ı
yiğidini vermiş cigaraya
mart dokuzu zemheri ayazı
torunlar bir kucak dolusu çiçek tarlası
ömür bu seten taşı
zamanı dolan gider bibim gibi
dikilir mezar taşı

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:34
Med Cezir

çekildiğimde;
topla düş beyazı kabuklarımı
ellerin değsin tenime
çıplak ayaklarınla bas bedenime
saçların dökülsün yüzüme
yakamozdan arta kalan köpüklerimle
avuçlarına al beni sancılı bekleyişinle
geldiğime;
ayakların suya değmeli
ben ısınmalıyım senin ateşinle
tanrılardan kalma afrodit güzelliğinle
beklemelisin beni tüm dişiliğinle
saçların savrulmalı
kıskandırırcasına seher yeliyle
bekle beni
gittiğim gibi geleceğim
med cezirlerle

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:35
Mektup Yaz Bana

Mektup yaz bana
İstersen yarim ile başlama
Ahvalimi sor
Hasretle saçlarımı okşa
Sıkıca sarıl
Sevdan ateş, kor
Üşüyorum sensiz buralarda

Öpsen ya
Ayrılığa nispet gözlerimi
Dök işte tüm işvelerini
Bakışlarının süzdüğü yerleri
Özlediğin uykusuz geceleri
Sırma saçlarını, zülfünü
Baharı uyandıran nefesini
Gözlerine çektiğin sürmeleri
Dudu dilini, hoş sesini
Yediğini, içtiğini
Sendeki beni anlat bana

Kırdımsa kalbini bağışla
Hasret koyuyor adama
Hele birde
Helallik almadan ölmek var ya
O daha çok kor bana
Aklıma bile getirmezdim sensizliği
Ne olur sevdiğim
Kağıda kalemi fazla bastırma
İçim acır sonra

Mahkum değilim
Üstüme kapılar kapana
Sürgün değilim
Yollar kardan kapana
Bir adım atsam dışarıda hayat
Bir adım gerisi …
Neyse bunları kafana takma
Senden haber sal bana

Günler gelip geçerde
Geçmez iki mektup arası
Bir saat olsa da
Ölene dek değişmeyecek sevdan
Ölüm bin yıl sonra olsa da

Mektup yaz bana
Sonuna sevgimle kal
Yazmasan da

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:35
Meneviş Akşamlar

Meneviş kaplı akşamlar
Köpürür içimde mürekkepten deryalar
Dökülür dilimden bana yakışmayan yalanlar
Çıkarıp barabellumu zulamdan
Mıhlıyorum yalnızlığı alnından

Olmadı deyip karaladığım redifler
Yakışmadı deyip sildiğim imgeler
Düşüyor elimden birer,birer heceler
Kalemim kırılır da,kalırım yarıda
Dokunamıyorum incecik beline,saçlarına
Karışmasın diye sitemler ismini yazdığım harflere
Döktüğüm tebeşir tozu sarıyor boğazıma
Gözlerimi yakıyor odanın yetmiş beşlik ampulü
Yazılan her satırın hatırına
Bir kez bile damlatmadan mürekkebimi
Güneşle söndürüyorum lambamı
Uyumadan uyanıyorum sabahıma

Düşünmenin yok edişi
Özlemin tüm bedenimle direnişi
Bir kez bile sendelemeden
İçiyorum bakır maşrapadan aşk denen meyi
Yine yazıyorum seni

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:35
Meselem

bir yokluk varlık meselesi
benimkisi..
anlatılanar da varım ben
ama yaşananlarda yokum
kahramanlar tanıdık bana
hele o beysokağı
salkım salkım asmaları
yeni gelinin ürkek nalin sesleri
sonra 76 model opeli olan
maltepe tüttüren
arada birde ben den otlanan
hayaloğlu şiirlerinden fırlamış
rıza....
kelimeler dans eder kaleminde
bir bir dökülrüler üzüm taneleri gibi
hele birde ahh ulan rıza deyişi
yaşamıştır inanarırım
yazdığı herşeyi
ve yaşatmıştır inanırım
şiirlerinde
seni beni herşeyi
ahh ulan rıza
şimdi canım çekti maltepeyi
nerdesin be gözüm gel tütütürelim
cigaranın ucunda dünyayı
karında mudubet değil ki
ah ulan rıza özledim seni

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:35
Mevsim

Karaçalı
Devedikeni
Kanayan eller
Lal olmuş diller
Sen düşler eskiten! !
Sorduğun zaman
Çok değil iki hece
Altı üstü
Dört mevsim
Yıllar! !

I- Bahar

Çiçekler giyinmelisin
Açmalı
Elbisende
Gül_i zarlar
Saçlarında
Yalancı papatyalar
Yağmurlar yağacak
Islanacak saçların
Yeşerecek yüreğinde çimenler
Kumrular yatacak yumurtaya
Çıkacak
Çirken ördekten kuğular
Uçurmalısın
Uğurlarla böceklerini
Onlar gelir sana
Kucağında
El değmemiş
Baharlar

II- Yaz

Anlatmayacağım
Birkaç hece
Sıcağı hiç sevmedim
Güneşin öcü
Kavrulan tenler
Kaçışan bedenler
Bunaldım! !
hasretim
Özlemim
Diğer mevsimler

III- Sonbahar

İşte benim
Sıyrıldım yangınlardan
Sarılarla
Ben geldim
Hasat zamanım
Ektiğimi biçmeliyim
Atayım kendimi hıyabanlara
Adım,adım yaklaşmalıyım
Sana! !
Ayaklarıma takılan gazeller
Dilimde hüzzamlarla
Geceleri ayrı güzeldir
Ayın şavkını kızıl
Sanırsın
Yangınlarda
Ayrılıklar mevsimi
Sonbahar
Sen doğmalarımdan önceki
En güzel ölümümsün

IIII- Kış

Örtün! !
Üzerimi yanıyorum
Avut beni kar
Ben siyahların adamıyım
Önce saçlarıma düşsün
Beyazlar
Donmalı en ayazında
En büyük sevdalar
Açacak biliyorum
Bağrımın tam ortasından
Kardelenler arsızca
Gömüm beni
Kefenim kardan
Lahitimi dikin
Buzdan
Yeniden dirileceğim
Fışkıracağım
Topraktan

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:35
Muamma

bana ait olmayan zamanda buldum seni
ellinde gergef,işlerdin hayallerle sevgini
sessizce izledim ince parmakların maharetini
dokunamadım bitirmelisin ruhun istediklerini

bana ait olmayan zamanda buldum seni
dudaklarından hoş gülücükler düşerdi
sessizce izledim incecik dudak mimiklerini
konuşmadım,çok güzeldi gülüşlerin anla beni

bana ait olmayan zamanda buldum seni
gözlerinde nem,akıtmıştı sürmeni
sessizce ağladın,izledim yanağına sızan çiseleri
okşayamadım saçlarını,ağlamalıydın anla beni

bana ait olmayan zamanda buldum seni
uyumuştun,teninde peri güzelliği
sessizce izledim seni,girdim düşünden içeri
uyandırmadım,yaşadım seni anla beni

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:35
Nasıl Severim Seni Ben

uzun yürüyüşün ardında ayaklarıma duran yorgunluk
hayatın üzerime bıraktığı tortu
gözlerimi kapıyor uykusuzluk
oysa ben güneşe sevdalı
geceye aşık iken
yıldızların tepemde kayışını izlemeden
ve güneşin göz bebeklerimi küçültmesindeki muhteşemliğini
hiçe sayarak
nasıl severim seni ben
ve nasıl isyan etmem yaşadığım günlere hissetmeden

imlasız uzun cümleler kurmaya çalışıyorum
nefesim yetmeden
ve yanlışlar üzerine yazılan sevda destanının
en ince ayrıntılarına beni yerleştiriyorum
kimse bilmeden
alnında boynuzu olan atım var
ve üzerimde gül yapraklarımdan zırhım
Bağdat’tan dönmeyen hatalarım
gülümsesem kış bastıracak
ağlasam kuraklık olacak
nasıl severim seni ben
üzerime sensiz günler devrilmeden

koca memeli kadın oluyor ince dalan yosmalar
ve ben şehrin en işlek caddesinde
kaçak sigara satan kıza aşık oluyorum
güya herkesin bildiğini fark etmeden
şakaklarımda beynimi yoran ağrı
cebimde kırılmış sigara eğilip bükülmekten
yine sinirlendim ben
bir deniz bulsam da tükürsem
ay suya düşmeden
sonra sığınsam isyana
nasıl severim seni ben
sövmelerime karşı
rüzgarın içinden gelen sesini dinlemeden

içimi acıtan çok şey var
toplamalıyım bir, bir dilenmeden
yalnızlığıma inat etrafımda binlerce ben
hangisi kalleş hangisi dost
neyin peşindeyim bilmeden
tükettiğim gururum geri gelmez
annem hakkını helal etmeden
nasıl severim seni ben
kendimi affetmeden

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:35
Ne

ateş,
kan,
kırmızı, şarkılar ne kadar anlatır ki sevdanızı
soğuk,
buz,
diş gıcırdatıcı, ölüm ne kadar avutur ki yalnızlıklarınızı
kadın,
şuh,
baştan çıkartıcı, şehvet ne kadar dindirir ki arzularınızı

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:36
Ne Bilirdim

Üşümüştü ellerin,yüreğin
Isıtmak istedim
Ne bilirdim
Çözülecek buzların
Göz yaşlarınla ıslanacaktı ellerim

Ben yazdım,sen oku istedim
Ne bilirdim
Kayacaktı gözlerin
Geceyi ikiye bölecektin
Seni kaybedecektim

Uzaktan öylece seni izledim
Sigaradan derin bir nefes çektin
Kelimelerimde kayıp olu verdin
Ne bilirdim
Kaybettim!
Halen peşindeyim

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:36
Nerdesin

Dudaklarım uyuştu gene
Sanki dudağımda ıslak lebin
Saçlarımda dolaşan hoşluk
Asırlardır dokunmadığım ellerin
Uçsuz bucaksız ovalara yayılır
Boynumda sıcak nefesin
Gülüp gülüşüyorsun
Dilinde çılgın kelimelerin
Neden/peki neden
Boşlukta asılı kalır hasretin
Sızlıyor biliyorum için
Nerdesin

Şarkılarda rast geliyor kulaklarım
Kalemden dirilen şiirlerin
Her imgede yine sen
Takılıyor bakışlarım
Beynimde delice fikrin
Tut diyor saçlarından
Çek içine hayatın
Bakamadığım gözlerin
Tüylerim diken, diken
Üşüyor biliyorum ellerin
Nerdesin

Kapın çalacak gideceksin
Kim bilir beklide öleceksin
Ardında sıcak döşeğin
Sallayacağım usulca elimi
Sen ağlayacaksın
Aklımda çılgınca fikir
Tut bakışlarından
Çek içine gözbebeklerinin
Çatlayacak kılcal damarları
Akacak kan ılık, serin
Nerde gözlerin
Dudağımı mıhlayan hasretin
Acıyor biliyorum yüreğin
Nerdesin

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:36
Nerdeydin Sen!

meğer ne özlemişin seni
dudağındaki uçuk gülümsemeyi
kulağımdan kısık gülüşlerin
seher yelinde hiç dinmedi
nerdeydin sen

güneşten mi aldın saçlarını
tenin kurak çöllerden mi
siyah yakışmış gecelerine
dudağında kan kırmızı karanfil
neden hep gülmedin gözlerime
meğer ne özlemişim seni
nerdeydin sen

kaç medeniyet yıktım
savaş verdim senin için
kaç kez tufanlarla yıkıldı beden
terk ettim, terk edilmeyenleri
yel değirmeni devirdim delice
meğer ne özlemişim seni
nerdeydin sen

yatağımdan fırladım her gece
aç kaldım cennet bahçelerinde
binlerce huri değdi gözüme
öpmedim, öpmemde
meğer ne özlemişim seni
nerdeydin sen

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:36
Neyleyim

Sen ışığımsın, etrafında pervaneyim
Ben bende değilim, deli divaneyim
Yar aşkınla kor oldum yanıyorum
Sensiz sevdayı ne edeyim, neyleyim

Leyla’m, gönlü mecnun eyleyenim
Divane oldum çöllerde, peşindeyim
Aşkınla abdal oldum dolanıyorum
Sensiz leyli neyleyim, nere gideyim

Aslı’m, Kere’m misali ateşlerdeyim
Oduna düştüm, güllerden desteyim
Yandım, bittim sen diye ölüyorum
Sensiz ferahta ne edeyim, neyleyim

Şirin’im, Ferhat olup dağı deleyim
Kurudu dudaklarım, hasletindeyim
Ben ellerimle, kendimi gömüyorum
Sensiz hayatta ne edeyim, neyleyim

Yarınımsın, vuslatı beklemekteyim
El açıp yaratandan dilenmekteyim
Duyulmaz, sesiz çığlıklar atıyorum
Sensizse yarınım, bugünü neyleyim

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:36
Niteleme

Havaya fırlattığım nefesim
Heyhat!
Bin parça yürek, tek parça bedenim

Gülüyor sanki halsizler halime
Berbat!
Ağlamak yakışmaz benim gözlerime

Sevdayı yazmak güçmüş
Üstat!
Severse yürek, yar uğruna ölürmüş

Hazandı yaprak döktüm
Hayat!
Ben kökümü kendi elimle söktüm

Aşk kulağımda fısıltı, masal
Feryat!
Boğazıma düğümlen puslu hayal

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:36
O'nun Ardından

(trafik canavarına kurban verdiğimiz yiğit Serdar'ın anısına)

gittin..
ağıtlar yaktı ardından yiğitler,
ardından yandı gönüller,
git be.. yiğidim
kucak açan karatoprak senindir
yakılan ağıtlar, yanan gönüller
şimdi serindir.

akşam oldu şehrinde
bakarken ufka, dalarım hayallere
hep sen gelirsin aklıma
yiğidim yaşarsın kızıllarda,
git be..yiğidim
yıkıntılar benimdir.

ve gece oldu köyünde
odaların ışıkları bir bir söndü
analar uyudu
sabiler göğüslerinde
gittin be..yiğidim
analar dağladı gögüslerini
sabiler büyüdü
şimdi meydan namerdindir.

bende gelecegim
hayellerimi bir bir asıp
kahpe hayatın dar ağacına
çıkacağım dumanlı dağlara
sesleneceğim
gel be..yiğidim
yalnızlık şimdi benimdir...

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:37
O Şehri Anlat Bana

O şehri anlat bana
Güzel kadın gibi sevdiğim şehrin
Görünmeyen en mahrem yerlerini
Nasırlı ellerle yükselen ezan, çan seslerlini
Bilmediğim şiirlerini oku
Hahamdan dinlediğin boğuk sesli
Musevi ilahilerini, Cizvit zikirlerini
Dört mevsim devrilen sokaklarında
Anlat yalın ayak gezinmelerimizi
Hatırla çırpınan dalgalara verdiğimiz
Boğaz yırtan simit kırıntısı hayallerimizi

O şehri anlat bana
Benim bilmediğim kuytu köşelerini
Güvercin pislenmiş şadırvan tahtalarında
Uğultularla ağıtlara bürünmüş ötmelerini
Avluya bırakılmış üç beş günlük bebeğin
Çok özlediği annesinin göğüslerini
Ya ben çok özledim desem senle yi
Ben öldüm sen yoktun, görmedin
Sensizlik makberine gömülmelerimi

O şehri anlat bana
Benim bilmediğim gizlendiğin yerleri
Dudakların morarmış denizi içmekten
Tuzla dolmuş ciğerin delinir içini çekmekten
Nefeslenmek için açtığında pencereni
Güneşin ışıkları içeri doluşur
Bir de kötülükten kaçan iyilik melekleri
Benden şiir istersin
O kadar zor ki anlatmak seni
Uyurken göğsüne gizlersin
Korkarsın, yokluğum derler geceleri
Bu yalan!
Söküyorum dilimden yanlış kelimeleri
Terk etmedim hiç gecelerini

O şehri anlat bana
Anlat ki bilinmeli
Ondan çok sevdiğim seni

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:37
Okunmamış Mektup

Koltukların üzerine atılmış
Rengi solmuş patiska
En köhneye asılmış
Sırı dökülmüş ayna
Eşyalar kaçarcasına toplanmış
Ağır esans kokuyor oda
Kulpundan kırık maşrapa
Küf düşmüş yarım bırakılmış şaraba

Gıcırtıyla açıldı kapı
Uçuştu masa üzerinden
Yıların şahidi kâğıtlar, sapsarı
Ayakucuma düştü biri
Uçmuş mürekkebi silik yazı
Okudum bir hazin aşkı
Sonuna yazılmış bir şiir
Silinmiş yok sevgilinin adı

Sevgilim …………
Bir gün elbet bende öleceğim
Beklide ölmeden burayı terk edeceğim
Beklide hiç doğmayacak güneşim
Sen okumadan silinecek mürekkebim
Senden bana kalan bir tutam perçem
Ölürsem onunla gömüleceğim

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:37
Öç Alır Gibi

Omuzları içine çekmiş kafasını, kendi kendine konuşuyor.Kazıdığı bıyıkların her gün yeniden takılıyor yün kazağına, hiç sevmediği tekerrür bu.İkide bir çekiştiriyor boğazını basıyor küfrü anasını, avradını….

Ne yana dönse oyanda düşünceleri.İçindeki sesi duymamak için avaz, avaz şarkılar söylese de bastıramıyor içindeki iniltileri.Sağ elinin uzun iki parmağı yangın yeri, sigara kokuyor titremeleri.

Çok vermiş hiç istememiş, zaten bilmez istemeyi utangaç çocuk gibi.Bugün ayın kaçı.. duyuluyor dudaklarındaki bilmedikleri.Hangi yalanı kaç kez söyledi bilinmez ki, kim içindeki serseri.Zaman oluyor sallıyor başını sıtma tutmuş hasta gibi.Zaman oluyor susuyor anamın değişiyle ‘hasta tavuk’ gibi.

Avuçları arasında sıkıca tuttuğu kağıt, kulağının arkasında ucu dişiyle açılmış kalem.Ara sıra karalıyor hınç alır gibi.Sonra duruyor sallıyor başını bir ileri bir geri.
Her seferinde yeniden mırıldanıyor baştan aşağı.Havaya savruluyor kelimeler rüzgarla savrulan uğultu gibi….

Sen,
Sen benim neyimsin
Sabah saçlarıma düşen çisem misin
Bölük pörçük düşlerimde
Fırlayıp döşeğimden
Silemediğim kan terim misin

Ne zamandın sen
Hangi mevsimsin
Sen benim neyimsin
Tutamadığım yeminlerim misin
Neydi bu
Ben Yusuf’umda
Sen o kör kuyu
İçinden çıkamayacak kadar derin misin

Ölüyor içimdeki gençliğim
Her köşe cıvıl, cıvıl iken
Bende ki bitmişlik misin
Sen benim neyimsin
Yaşama sevincimdin
Azar, azar öldüren ecelim misin

Kaldırıyor dudağının bir kenarını gülümsüyor sanki öcünü almış gibi.Alıp avuçlarının arasına buruşturup, sıkıyor.Kaldırıp kolunu fırlatmak isterken duruyor.Kaşları ortadan iniyor aşağı ağlar gibi.Sıktığı yumruğu dişlerine gidiyor.Ne yapıyorsun deyip kendini cezalandırır gibi…

Dizleri üzerine açıyor sayfayı.Düzeltiyor kırışıkları.İki yana büküyor kafasını, sen bana bakma der gibi.Kapayıp karanlığına gözlerini.İyice zifir ediyor geceyi.Ölmek istiyor daha anasının karnında doğmadan ölen sabi gibi.

Lanet olsun…‘Bir kez doğdum, ölmek yasak’ evet artık ölmek yasak.Hışımla kalkıyor çömeldiği yerden sanki öç almaya gider gibi…….

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:37
Ölmekteyim

Kayboluyor izlerim
Boran,fırtına
Açıktayım
Bedeni nereye gizlerim
Donuyor çehrem
Yüzümde anlamsız gülümsemem
Alnımın çatına vurduğun ayaz
Daha da keskin
İçimde ki hasretin
Zamanı astım sarkacından
Çırpınan yüreğim
Çekildi kanım
Bembeyaz kesildim
Sanırsın ten ölü
Ölüden de sakin

Uzat ellerini
Üşümemeliyim
Kan kıran parmaklarım
Uyursam öleceğim
Konuş benimle
Konuşmasan
Rüzgar! !
Sesiyle delireceğim
Bilirim zeytin karası gözlerin
Ayırma gözlerimden
Beyazın köründeyim
‘’dönülmez akşamın ufkundayım
vakit çok geç,,
Ölmekteyim

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:37
Ölüm

ölümden hiç korkmadım
bir mezar taşına bakıldığın da
anılmak korkum
ne kadar ürpertici de olsa nefesi
kazançlarım var yaşamışlığımda
unutulmak korkum
sessizce yol alan bir gemide
gördüm sallanmayan mendilleri
gidenler oldu geri dönmedi de
geri dönmem bende
alışır yürek bir başka nefeste
ölümden hiç korkmadım
mezar taşlarına adımı yazdım
büyük harflerle
...

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:37
Ölümdür Yalnızlık

Sızlayan yürekte gördüm ölümü
Siz, yalnızlık diye böğürenler
Duyun beni
Çıkarıp gelmişi, geçmişi
Üşümek mi istiyor ruhunuz
Ölmek istiyorsunuz
Ben yalnızım!
Hadi öldürün beni

Üşüyorum
Sessizliğin tavşan kanı deminde
Ne garip umutlanmak
Kendi ayak sesinle
Size yemin ısınmıyor insan
Tek kalan kibritin alevinde
Üşüyorum
Yalnızlığın bendeki esirliğinde

Küçük çocuğun gözlerinde yaşam
Devleşmiş hayalleriyle
Büyük bedende yalnızlık
İşte ben!
Yitirilmiş günlerin inlemeleriyle
Şimdi şarkılarla sarhoş olma vakti
Ya da küfür etmek meziyetse
Dilim döndüğünce
Satmışım anasını
Ne kalmış elimde
Siz yalnızlık diye böğürenler
Ben yalnızım!
Hadi öldürün beni

Aşk sevgili ister, şiir aşk
Yalnızlık ölümü ister
Gün gelip sessizlik zifirleştiğinde
İşte yalnızım ben
Katran karası gecemde
Hadi öldürün beni
Sizde yalnızlık dirilmeden önce

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:38
Ötelerden

Ötelerden, yar ötelerden
Saçına çiğdem takar
Kokusu gelir ötelerden
Hasret tenime yağar
Uzansam toprağına
Filizlenir aşk böğrümden

Kollarım açık bekler
Şafaklar düşüp günlerden
Kekeler dilim, tekler
Heyecan söküp hecelerden
Sessizliğe kulak keser
Sesin gelir ötelerden

Çimene boyadığım gözler
Islanır çiselerden
Çatlamış tohum, biter
Fışkırır yüreğimden
Kahkahalar atar yer, gök
Gülüşün gelir ötelerden

Güneş doğar erir karlar
Nehir olup akar tepelerden
Peşine nisan takmış
Gelir yar ötelerden

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:38
Öylece Kal Gözlerimde

ellerin ellerimde
cana hasret girmesin gel
gözlerin gözlerimde
geceye ayaz girmesin gel
öylece kal gözlerimde
bırakamam seni ben
mıhlıyım ruhumda sen
koşarım,
sen bir adım gelsen

gece çöktü üzerime
çığlıklar atsam delinse gök kubbe
yıldızlardan ışık düşse önüme
sokak lambasında uçuşurken yarasalar
sapana taş koyan ben miydim
uğursuzluğuna lanet edip
ışığı ben söndürmedim
neydim ben, neyi kaybettim
neyim vardı neye minnet ettim

gecenin ayazındayım
saçlarımda bir tutam kırağı
içimi yakıyor sigaranın zifti
bak geceye, rujlu dudağı
öpecek, lekeleyecek gömleği
yok ihanetin cevabı

az kaldı bir nefes daha çekeyim
yanacak parmak aram, yansın
bitecek gece, paket bitecek
biliyorum acıyı bitiremeyeceğim
sakalımda sevda türküleri
bıyığımda ki sarı, sevgili hasreti
sırtımda günün kamburu
yüreğimde yalnızlık buruğu
bak gece beni çağırıyor
avucunda senin yüreğin
çocuk aklım kanıyor
gidiyorum sevgili
affet beni……….

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:38
Özledim

sıyırın perdeyi,
gözlerim karanlığa aşina
güneşi özledim
saat; sabahın altısı
sokağı süpürüyor rüzgar
yırtıyor sessizliği
susun! !
kulaklarımda fırtına
burnumda kokusu
yağmuru özledim

gözler! !
dokunmayın bana
düştüğünüz yer yasak
çiğnemeyin beni,ezmeyin
her kırpışınız tuzak
kurtulurum nazarınızdan
toprağa düşer de filizlenirim

gizleme yüzünü
hasretin peşinde paralanır yüreğim
düşerim de çöllere
mecnun olur harelenir yüreğim
gülün etrafı diken olur
okşarım,kana boyanır ellerim
bülbülüm
mızraba düşer aşk,nağmelerde
tel vurur ellerim

gün kara giyer,gece olur
kaparım da yıldız dolar gözlerim
atla,yağmur bulutlarıyla gel
gece kınından çıkar yarın olur
yarınlar da çoğalır,yıl olur
ben! !
yine seni özledim

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:38
Özlem

Zaman düştü suya
Güneş döktü saçlarını
Kızıla boyandı derya
Kavruldum susuzlukla
Affet dokundum sana
Susadım neyleyim
Özledim neyleyim
Dokunur muydum yoksa

Kıvrak bedenli zaman
Raks eder of,of aman
Kurulur zemberek
Olmasın saat başları
Vurur beni yelkovan
Bendim akrebi kıran
Sıkıldım neyleyim
Özledim neyleyim
Durdurur muydum yoksa

Hasret yükleme bana
Hele ki hiç aşkı suçlama
Yaşam,kansız kavga
Özlem,kan sızmayan yara
Naralar fırlattım efkara
Ağladım neyleyim
Özledim neyleyim
Duyurur muydum yoksa

Hüzün,sevdiğim rüya
Baht,siyahtan kara
Karanfiller derdim yara
Meyler içtim efkara
Sarhoşluk sere bela
Sallandım bir ora,bir bura
Delendim neyleyim
Özledim neyleyim
Dayanır mıydım yoksa

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:38
Püşmanlıklar Dehlizinden

Saldırgan köpek gibi
Salyalarında kan, iğrençlik
Yeni doğmuş bebek gibi
Yok kimsede meleklik

Tutun ellerimden
Size insanlık vereyim
Susun dinleyin
Kabulsüz doğrular diyeyim

Olmaz O’nun yolunda eğri
Adamlar, kadınlar
Her biri birbirinden çengi
Kulaklarında annelerinden ninni
Sallanırlar bir ileri
Onlarca geri

Ucuz intikamlar, ucuz düşünceleri
Satarlar gözleriyle başka bedenleri
Düşmüş on beşlik kız sokağa
Küfürler biri bin para
Tükürükler sanki mavzer
Kurşun ne ki

Yapmayın Allah aşkına
Bu değil inancın gereği
Aptalsa yürek
O yüreğe su serpmek gerek
Tövbeyle kırılır yanlışlar zinciri

Çekilin, çekilin önümden
Yanlışsa baş koyduğum
Bu benim eserim
Benim bu ben
Gün olur biter
Yada yeniden doğarsınız
Pişmanlıklar dehlizinden

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:38
Ressam

Bir resim çiz bana, bir adam,birde kadın
Adamı siyaha boya,kırmızı giysin kadın
Elin de karanfil adamın,mahcup bakışlı kadın
Yağmur yağsın resim de ve ağlasın kadın

Çiz bana dağlar çiz,uzaklar olsun ufuk dan yakın
Güneşi çiz, aydınlansın diğer yarısı dünyanın
Ve geceyi çiz bana,yalnızlığı yaşansın yıldızların
Hüznü de çiz ,ama sakın sorma rengi ne? ayrılıkların

Bak ellerine,tuvalde ki renk değil,senin kanın
Daha ne kadar,yağacak bu hasret yağmurların
Ve daha ne kadar,ağlayacak mahcup bakışlı kadın
Harcadın değimli? ,tüm renklerini bir bir,tel tel fırçanın

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:39
Rubai / I

Men âlemi cihanda yekpare senem
Beden ataşa atılsa evvela sen derem
Kimse görmez yaş dökülür lebimden
Aguşumu dolduran dertlere gülerem

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:39
Ruhumu Emziren Kadın

Ruhumu emziren kadın
Tut ellerimi
Bugün yarından yakın
Geç buldum seni
Şimdi;
Eken mi gitmek maksadın

Daha erken, vakit varken
Geceyi yakalım
Yağmurlar yağarken
Üşüyor/titriyor ellerin
Sanki;
Var gizlin saklın
Dudaklarından düşecek
Kırılacak vuslatın
Gözlerin kapıda
Erken mi gitmek maksadın

Yıldızlar takayım saçına
Teninde güller açsın
Gözlerin alev saçsın
Geceyi sevdiren sen
At siyahı üzerinden
Halen üstünü çıkarmadın
Erken mi gitmek maksadın

Şarkılar söyle
Efkarım buz olsun dağılsın
Yanaş ta yakınıma
Hasretin parçalansın
Gitmek mi maksadın
Durma git
Bana benden yakınsın
Değerse tenime başka ten
Kavrulsun/yansın…

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:39
Ruhumun Çıkmazlarında

alıp başımı, çekip gitsem diyorum
adımlarımda sessiz kavga
iki adım atsam ileri
bir adım geri
sana!

cebimde kırık ayna
çıkarsam ara sıra
peşimde misin merakı
çaktırmadan baksam ardıma

umutlar tükendiğinde
çıkmaza girdiğinde şarkılar
isyanım birikir dudaklara
yabancı tüm yüzler
yad el değdiğinde tene
iğrenir ruh tüm benliğiyle
kavuşmaz gece sabaha

üşüsem
örtsem üzerimi anılarla
uyusam günün en ortasında
perdemi çekip güneşe
gece olur musun bana

kayboluyorum ruhumun varoşlarında
biri seslense adamım!
bu yol çıkmaz ha!
olsun kaybolmalıyım
her çıkmazımda
yine buluyorum kendimi kapında

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:39
Sabahım

simitçi! !
bağırma
uykum dağılıyor
sen kaldırma
günahı sana çıkıyor
kalmak zorundayım
gün beni çağıyor
bir bardak çay
avuçlarımı yakıyor
eylül sabahı
gözlerime güneş doğuyor
İçimi ısıtıyor
ellerimi yıkadığım su
yüzümde çise
belkiler umut
kavuşma arzusu

bismillah! !
adımım eşikte
gıcırdayan kapı
kulağımda uğultusu
bırak beni anne
dilinde ölüm
ne oluyor
korkmuyorum
ne korkusu

ders zili
çocuklar koşuşuyor
geç kağıdı alma korku
hepsi bu
kendinden büyük çantalar
bükülüyor bendenler
sırtlar
ezildikçe tükeniyor adımlar
gülümsedim
nerde hani çantam
oysa sırtımda dünyam
ezilen sevdam

önden binilir! !
bindim
aç nefesleri gizlemiş
ucuz kokular
hınç ha hınç
etten yığınlar
arkadan inilir! !
İndim
avuçlarımda
bozukluklar

işte
anlattım
sorduğun sabahımı
işte
yoruldum taşımaktan
dünyadan büyük
sırtlandığım
sevdanı

Ali Gençay

Serzeniş
23-04-08, 23:39
Saçında Aklar

Sever misin bilmem ama
Ben isterdim saçlarımda beyazlar
Geceyi sevdim
Sen sevmezsin bilirim
İsterdim toplamak saçlarında yıldızlar

Dudağını boyadığın kırmızılar
Bulaşmadan beyaz mintanıma
Devrildi geceler bir,bir zindanıma
Uyandığımda dudağımda uçuklar
Korkular nereden geldi
Neden uykumda beni buldular

Ağlayamadığım acılar
Gülmekse dudak kıvrımı kadar kolay
Yaka cebimde deri kaplı defter
Yırtılmış bazı sayfalar
Unuttum,neden yırtıldılar
Şimdi merak ediyorum
Unutmak mı
Yırtıp atmak mı daha kolay

Ölüm kapısını çaldı hayatın
Gidecekler beş kuruşsuz yola koyuldular
Ne garip daha dün buradaydılar
Şimdi yoklar!
Soğuk bir yel esti,hazanda ıslandılar
Kar serpiştirir,elifler tozalar
Bastığımda toprağa,kütürder beynim
Ayaklarımın altındalar

Gidenler gider,tutulmaz canlar
Sevmeyeceksin biliyorum
Yılların getirdiği saçta aklar
Hala hatırlamadığın
Neden dediğin yırtık sayfalar
Yinede severdim seni
Düşse de saçına kırlar

Ali Gençay