Y@R@M@SsS
04-09-07, 01:28
http://img101.imageshack.us/img101/9246/27154083ye5.jpg
Geleceğin ışıltısını reddetmiyor ama geçmişten de vazgeçemiyoruz. En azından bu kış geçmişin tasarımcılara daha çok ilham verdiği kesin. Bu renkli yolculuk 1940'lardan 70'lere kadar uzanıyor.
Ajda Pekkan, yaz konserlerindeki "disko" konseptiyle, modadaki gelecek trendine "postvintage" bir yorum getirdi. Kumaşları ve detayları gelecek kokan sahne kostümlerinde kesimler ve aksesuvarlar vintage bir ruh taşıyordu.
Bu görsellik hoşumuza gidiyor. Tabii, hoşumuza giden tek bu değil; Ajda Pekkan'ın Türkiye'nin en şık kadınlarından biri olmasının yanı sıra, adını her telaffuz edişimizde aklımıza nostaljik parçaların değil, yenilikçi bir sound'la hareketlendirilmiş notaların takılması...
Peki, geçtiğimiz aylarda dilimize doladığımız modayı da etkisine alan futurizme ne olacak?
2007-08 sonbahar-kışında tasarımcılar, geçmişin tozlu sandıklarını açıyor (her zaman olduğu gibi!) ve belirgin, "abartılı" bir uslüpla belli dönemlere göndermeler yapıyorlar. John Galliano'nun retro kadınları, bu sıra dışı yaratıcılığı anlatmak için yeterli. Tasarımcı, 20'li yılların vintage ruhundan esinlenilerek yarattığı koleksiyonunda, ipekler, taftalar, katlı dikişler ve kabarık formları bir araya getirerek, canlı renklerle yorumlanmış. Sonuç mu: Retro bir cazibe!
Seçim yapmak zor
Antonio Marras ise hemen hemen birçok tasarımcı gibi, silüetler üzerinde duruyor. Bedene oturan gömleklerle, mini ceketler, kabarık eteklere eşlik ediyor. Genç ve çocuksu bir kadın anlatılıyor. Elbette geçmişin gölgesinde, ama yaratıcılığın esaretinde!
Genel olarak baktığımızda, kadınlar sonbahar-kış aylarında kendilerinden beklenenin çok üzerinde bir yaratıcılık sergilemek zorundalar. Gerçek bir görsellik ortaya koymaya zorlansalar da eminiz ki bu onların hoşuna gidecek, renk konusunda gri, siyah ve vizon tonlarının ağırlığı, kırmızı, çivit mavisi, kirli sarı, turuncu ve zaman zaman yeşilin gövde gösterilerine engel olamıyor.
İpeklerin dantel ve kadifelerle kullanıldığı sezonda, tüvidler, trikolar, geceleri tafta kadınların iç dünyasını en iyi anlatacak şekilde kurgulanmış.
1920'lerden başlayarak 1970'lere kadar uzanan bu görsellikte küçük el çantaları, eldivenler, bere, şapka ve atkılar elbette önemli bir rol oynuyor. Ama ondan da önemlisi, tasarımcıların yaratıcılıklarını ortaya koydukları detaylardaki kurgu.
Bir araya gelmesi mümkün olmayan kumaş ve detayları, grafiksel ve kimi zaman şiirsel bir anlatımla ortaya koymuşlar. Kimi zaman yalın, kimi zamansa Balenciaga gibi tasarım kokan avangarde formlar var anlattıklarında. Bu da tek bir parçayla bile harikalar yaratabileceğiniz anlamına geliyor. Biraraya gelen renk ve dokulardaki karmaşa da sezonun geçmiş tutkusunun bir sonucu, bu dönemlerde yapılan yolculuklarda ışıltı yok; daha çok kumaşlar ve formlarla yaratılan bir nostalji var. Vintage ve retro'nun getirdiği lüks anlaşı, bizleri seçim yapmakta zorlayacak!
Geleceğin ışıltısını reddetmiyor ama geçmişten de vazgeçemiyoruz. En azından bu kış geçmişin tasarımcılara daha çok ilham verdiği kesin. Bu renkli yolculuk 1940'lardan 70'lere kadar uzanıyor.
Ajda Pekkan, yaz konserlerindeki "disko" konseptiyle, modadaki gelecek trendine "postvintage" bir yorum getirdi. Kumaşları ve detayları gelecek kokan sahne kostümlerinde kesimler ve aksesuvarlar vintage bir ruh taşıyordu.
Bu görsellik hoşumuza gidiyor. Tabii, hoşumuza giden tek bu değil; Ajda Pekkan'ın Türkiye'nin en şık kadınlarından biri olmasının yanı sıra, adını her telaffuz edişimizde aklımıza nostaljik parçaların değil, yenilikçi bir sound'la hareketlendirilmiş notaların takılması...
Peki, geçtiğimiz aylarda dilimize doladığımız modayı da etkisine alan futurizme ne olacak?
2007-08 sonbahar-kışında tasarımcılar, geçmişin tozlu sandıklarını açıyor (her zaman olduğu gibi!) ve belirgin, "abartılı" bir uslüpla belli dönemlere göndermeler yapıyorlar. John Galliano'nun retro kadınları, bu sıra dışı yaratıcılığı anlatmak için yeterli. Tasarımcı, 20'li yılların vintage ruhundan esinlenilerek yarattığı koleksiyonunda, ipekler, taftalar, katlı dikişler ve kabarık formları bir araya getirerek, canlı renklerle yorumlanmış. Sonuç mu: Retro bir cazibe!
Seçim yapmak zor
Antonio Marras ise hemen hemen birçok tasarımcı gibi, silüetler üzerinde duruyor. Bedene oturan gömleklerle, mini ceketler, kabarık eteklere eşlik ediyor. Genç ve çocuksu bir kadın anlatılıyor. Elbette geçmişin gölgesinde, ama yaratıcılığın esaretinde!
Genel olarak baktığımızda, kadınlar sonbahar-kış aylarında kendilerinden beklenenin çok üzerinde bir yaratıcılık sergilemek zorundalar. Gerçek bir görsellik ortaya koymaya zorlansalar da eminiz ki bu onların hoşuna gidecek, renk konusunda gri, siyah ve vizon tonlarının ağırlığı, kırmızı, çivit mavisi, kirli sarı, turuncu ve zaman zaman yeşilin gövde gösterilerine engel olamıyor.
İpeklerin dantel ve kadifelerle kullanıldığı sezonda, tüvidler, trikolar, geceleri tafta kadınların iç dünyasını en iyi anlatacak şekilde kurgulanmış.
1920'lerden başlayarak 1970'lere kadar uzanan bu görsellikte küçük el çantaları, eldivenler, bere, şapka ve atkılar elbette önemli bir rol oynuyor. Ama ondan da önemlisi, tasarımcıların yaratıcılıklarını ortaya koydukları detaylardaki kurgu.
Bir araya gelmesi mümkün olmayan kumaş ve detayları, grafiksel ve kimi zaman şiirsel bir anlatımla ortaya koymuşlar. Kimi zaman yalın, kimi zamansa Balenciaga gibi tasarım kokan avangarde formlar var anlattıklarında. Bu da tek bir parçayla bile harikalar yaratabileceğiniz anlamına geliyor. Biraraya gelen renk ve dokulardaki karmaşa da sezonun geçmiş tutkusunun bir sonucu, bu dönemlerde yapılan yolculuklarda ışıltı yok; daha çok kumaşlar ve formlarla yaratılan bir nostalji var. Vintage ve retro'nun getirdiği lüks anlaşı, bizleri seçim yapmakta zorlayacak!